İlişkilerde Bağlanma Stilleri

bağlanma stilleri güvenli bağlanma kaygılı bağlanma kaçıngan bağlanma
(E-Kitap – 149 sayfa – PDF/EPUB)

Kitabı Türkiye’den almak için tıklayınız.
(Alım güvenilir Shopier ödeme sisteminden olup sizin ödeme bilgileriniz bize gelmiyor.)

Şu ana kadar ilişkilerde hep başarısız mı oldunuz?
İlişkileriniz hep aynı noktada mı tıkanıyor?
Başlangıçta her şey iyiyken, bir süre sonra neden bozuluyor?
Neden hep yanlış insanları seçtiğinizi hissediyorsunuz? Ya da bu sefer farklı deyip hep aynı tip insanları?
İlişkiler sizin için neden bu kadar yorucu ve karmaşık?

Ya da,

Kadınlarla tanışıyorsunuz ama bir türlü ilerlemiyor mu?
Flört aşamasında her şey varken, bağ bir noktada kopuyor mu?
Yakınlaşma ihtimali ortaya çıktığında içinizde bir şey mi geri çekiliyor?
“Bir şeyler eksik ama ne?” duygusuyla mı yaşıyorsunuz?

Peki ya,

  • Mesajlara geç cevap gelince içinizi bir huzursuzluk mu kaplıyor?
    Sevilmek için fazla mı çabaladığınızı hissediyorsunuz?
    İlişkide daha çok seven, daha çok isteyen taraf hep siz misiniz?
    Terk edilme ihtimali zihninizi ele mi geçiriyor?
    “Ya giderse?” korkusu yüzünden kendinizden mi ödün veriyorsunuz?

    Ya da,

    Yakınlaşma arttıkça geri çekilme isteği mi duyuyorsunuz?
    “Henüz hazır değilim” cümlesi size tanıdık mı geliyor?
    Ciddi ilişki fikri ortaya çıktığında boğulmuş gibi mi hissediyorsunuz?Bağımsızlık adına duygusal mesafe mi koyuyorsunuz?
    İlişkiler size özgürlüğünüzü elinizden alacakmış gibi mi geliyor?

Her türlü ilişki probleminizin altında, yıllar önce öğrendiğiniz ve sizi sürekli olarak tetikte tutan güvensiz bir bağlanma stilinin olabileceğini biliyor muydunuz?

Bu kitapta, bu bağlanma stillerini yalnızca tanımlamakla yetinmeyip, onların nasıl oluştuğunu, yetişkin ilişkilerinde nasıl tezahür ettiğini ve nasıl dönüştürülebileceğini ele aldım. Güvenli, kaygılı, kaçıngan ve korkulu bağlanma stillerini; soyut kişilik etiketleri olarak değil, erken dönem deneyimlerin sinir sistemi üzerinde bıraktığı izlerin doğal sonuçları olarak inceledim.

Bağlanma teorisinin temelleri, John Bowlby’nin klinik gözlemleri ve Mary Ainsworth’un deneysel çalışmalarıyla atılmıştır. Daha sonraki yıllarda nörobilim alanında yapılan araştırmalar, bu teorik çerçevenin biyolojik karşılıklarını da ortaya koymuştur. Beyin görüntüleme çalışmaları, hormon ölçümleri ve sinir sistemi regülasyonu üzerine yapılan araştırmalar, bağlanmanın yalnızca psikolojik bir kavram olmadığını; fizyolojik ve nörokimyasal bir temele sahip olduğunu göstermektedir.

Bu kitap, söz konusu bilimsel birikimi merkeze alırken, onu gündelik ilişki deneyimleriyle ilişkilendirmeyi amaçlıyor. Romantik ilişkilerde yaşanan tekrar eden döngüleri, yoğun kaygıyı, yakınlıktan kaçınmayı, terk edilme korkusunu, mesafe ihtiyacını ve duygusal kopukluğu; bu çerçevede ele aldım. Amacım, okuyucuya kendisine bir etiket yapıştırması için yeni kavramlar sunmak değil, yaşadığı deneyimleri daha net bir şekilde anlamasını sağlamak.

Özellikle vurgulanması gereken noktalardan biri şu: Bağlanma stili, karakter kusuru değil. Güçsüzlük, irade eksikliği ya da bilinçli tercih sonucu oluşan bir şey değil. Bağlanma stilleri, erken dönem bakım ilişkilerinde öğrenilen ve zamanla otomatikleşen sinir sistemi tepkileri. Bu nedenle, “neden böyleyim?” sorusu yerine “bu nasıl öğrenildi?” sorusu çok daha işlevsel.

Kitabın önemli bir bölümünü, bağlanma stillerinin romantik ilişkilerde nasıl etkileşime girdiğine ayırdım. Aynı zamanda bağlanma problemlerinin nasıl çalışıldığını da ele aldım.

Güvensiz bağlanma stillerinden güvenli bağlanmaya geçişin mümkün olduğu, hem klinik hem de nörobilimsel verilerle desteklenmekte. Nöroplastisite kavramı, bu noktada merkezi bir rol oynuyor. Beynin, tekrarlanan deneyimler yoluyla kendini yeniden düzenleme kapasitesi, bağlanma örüntülerinin değişebilir olduğunu gösteriyor.

Bilgilendirme amaçlı olan bu kitap, terapi yerine geçmez. Amacım, kendi bağlanma dinamiklerinizi fark edebilmeniz, otomatik tepkileri ayırt edebilmeniz ve daha güvenli ilişki örüntüleri geliştirebilmeniz için gerekli kavramsal altyapıyı sunmak. Aynı zamanda da bu amaçla kullanabileceğiniz pratik teknikleri öğretmek.

Son olarak şunu belirtmek gerekir: Bazı bölümler, kendinizle ilgili hoşunuza gitmeyen yönlerle yüzleşmenizi gerektirebilir. Fakat bağlanma ile ilgili gerçek dönüşüm, ancak bu tür bir açıklık ve dürüstlükle mümkün.

İyi okumalar.

Mahmut Abi

İçindekiler

Bağlanma Stilleri 9
Giriş 9
Klasik bağlanma teorisi deneyi 10
Bağlanma teorisi ve yakın / samimi ilişkiler 11
Bağlanma stilleri 14
Kaçınma / kaçınganlık ekseni 16
Kaygı ekseni 16
Güvenli bağlanma stili 18
Kaygılı bağlanma stili 18
Kayıtsız kaçıngan bağlanma stili 19
Korkulu kaçıngan bağlanma stili 20
Bağlanma stilleri ve ilişki problemleri 20
Bağlanma stilleri ve romantik ilişkiler 22
Giriş 22
Bağlanma stillerinin temelleri 23
Kaçıngan Bağlanma ve ilişkiler 26
Kaçıngan bağlanan kişinin aradığı hayali idealizasyon 29
Kaçıngan bağlanma ve anlaşmazlıklar 31
Kaçıngan Bağlanan insanın çocukluğu 32
Kaçıngan bağlanma, seks ve oyuncu aşk (ludus) 33
Kaygılı bağlanma ve ilişkiler 35
Kaygılı bağlanma ve duygu durumu bozuklukları 37
Zihin Kuramı (Theory of Mind) 39
Güvenli Bağlanma Stili 42
Bağlanma stilinizi nasıl düzeltirsiniz? 46
Kaygılı bağlanan – kaçıngan bağlanan ilişkisi 47
Güvensiz bağlanma stilinden güvenli bağlanma stiline nasıl geçersiniz? 51
Kaygılı bağlanma stilini iyileştirmek 51
Protesto Davranışı 54
Kaygılı bağlanma ve maskülenitenin çelişmesi 56
Kaçıngan bağlanma ve ilişkiler 57
Kaçıngan bağlanma stilini iyileştirmek 59
Sağlıklı bağlanan insanlardan alınacak dersler 60
Mentalizasyon 60
Öznelerarasılık 61
Kaygılı bağlanma stili ve hiç ilişkinizin olmaması 62
Kaygılı bağlanan insanlar bukalemun gibidir. 64
İçsel algınızı değiştirmek 66
Erkekler için Kaygılı Bağlanma Stilini Düzeltme Rehberi 69
Kaygılı bağlanmanın özündeki düşünce / inanç 69
Kaygılı bağlanmanın çocukluktaki temelleri 69
Kaygılı bağlanmaya neden olan deneyimler 70
Tutarsız anne – baba tepkileri 71
Aşırı müdahaleci ya da korumacı ebeveyn 72
Duygusal bağımlılığı teşvik eden anne – baba 73
İhmalkar ya da ulaşılmaz ebeveynler 74
İstismarcı, travma ve travma sonrası stres bozukluğu yaratan ebeveynler 75
Kaygılı Bağlanmadan Güvenli Bağlanmaya Geçiş 75
Kaygıyı düzenlemek için kullanabileceğiniz nefes teknikleri 77
Fizyolojik iç çekiş: Kaygıyı azaltmanın en hızlı yolu 77
Kaygı zincirinden çıkmak için 60 saniyede 3 + 3 nefes tekniği 78
Kaygıyı azaltmak için kan şekerini yakmak 79
Maruz Kalma Terapisi 80
Dürtü sörfü (urge surfing) ile duygusal güç kazanma 81
Mesafe ve ilişki dışı duygusal düzenleme ile kaygılı bağlanmadan kurtulma 85
Birinci adım: Negatif hislerinizi kabul edin ama kaynağını bulmaya çalışmayın. 87
İkinci adım: Partnerinize yapışmak yerine, ondan bir iki adım uzağa çıkın. 89
Üçüncü adım: Sağlıklı bir ilişkinin sürekli yakın olmak değil, uzaklaşmak da olduğunu kabul edin. 91
Dördüncü adım: Duygularınızı dolambaçsız bir şekilde konuşun. 92
Beşinci adım: Sizi sakin bir duruma getirecek anlaşmaları bulun. 93
Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı olarak kaygılı bağlanma 96
Giriş 96
Kaygılı bağlanan erkek, cinsel/duygusal çekimi nasıl sabote eder? 99
Gizli Sözleşmeler 101
Gizli sözleşmeler 101
Geleneksel terapinin kaygılı bağlanan erkeği daha kötü yapması 107
Terapi ve olumlama işe yaramıyorsa ne işe yarar? 109
Erkek depresyonu kadın depresyonundan çok farklı 111
4 Adımlık Güvenli Bağlanma Planı 112
Birinci adım, ihtiyaçlarınızı direkt olarak dile getirin. 112
İkinci adımda, maskülenitenizi terk edip durmayı bırakın. 113
Üçüncü adım, bir alanda yetkinlik inşa edin. 114
Dördüncü adımda, sizi korkutan şeyleri yapın. 114
Erkeklerde Anne Sorunları (Mommy Issues) 116
Anne sorunları (mommy issues) ve bağlanmanın bilimi 118
Anne sorunları yaratan 4 anne tipi 120
#1 Duygusal ihtiyaçlarını oğlu üzerinden karşılayan anne 121
#2 Soğuk, duygusal olarak mesafeli anne 123
#3 Sürekli eleştiren, mükemmeliyetçi anne 125
#4 Bir sıcak bir soğuk, istikrarsız anne 127
Anne sorunları neden baba sorunlarından (daddy issues) daha derin 128
Anne sorunlarını çözmek ve güvenli bağlanmak için 4 adımlık program 130
Özet ve sonuç 136
Erkekler için Kaçıngan Bağlanma Stili Rehberi 138
Kaçıngan Bağlanma Çeşitleri 139
Kaçıngan bağlanmanın sebepleri 140
Kaçıngan bağlanan biriyseniz ne yapabilirsiniz? 144
Sıkılma, isteksizlik sandığınız şeyin korku olduğunun farkına varmak 144
Kaçmayın, maruz kalın 145
24 Saat Kuralı 146
Maruz Kalma Terapisi

Tanımadığınız kadınlarla nasıl konuşulur? Kadınlarla nasıl mesajlaşılır?

Bu yazıda tanımadığınız kadınlarla nasıl konuşulur konusunu ele alıyoruz. Burada yazdıklarımız kadınlarla nasıl mesajlaşılır konusu için de geçerli.

Erkeklerin kadınlarla konuşma denemelerinde yaptıkları en büyük hatalardan birisi, soru ardına soru sorup durmaları. “Nasılsın?”, “adın ne?”, “ne içiyorsun?”, “nerelisin?”, “buraya sık gelir misin?” “hangi bölümde okuyorsun?”, “burayı beğendin mi?”, “müziği beğendin mi?” diye ardı ardına sorular sıralıyorlar.

Bir kadınla konuşurken soru ardına soru sıralamanın problemlerinden birisi, erkekle kadın arasında iki taraflı bir diyalog yaratmaması. Bu tip bir konuşma genellikle tek taraflı sorgulama yaratıyor. Kadın “bu adam neden bana soru ardına soru soruyor?” diye düşünüyor ve size karşı temkinli ve mesafeli olmaya başlayabiliyor.

Böyle bir konuşmanın problemlerinden bir diğeri ise, erkeğin kadınlarla konuşmayı bilmediğini göstermesi. Erkek burada soru ardına soru sorarak, bir şekilde ikili bir diyalog başlayacağını, kadının birden bire ısınıp uzun uzun konuşmaya başlayacağını umuyor. Ama genellikle umduğunun aksine, kadının kalkanları kalkıyor ve konuşma tıkanıyor.

Bir kadına soru soramazsınız demiyorum ama bir kadınla konuşmanın ve o kadını konuşmanın içine çekmenin, size karşı bir çekim hissetmesinin çalışır yolu, sorudan önce bir şeyler ifade etmeniz.

Bir sorudan önce ifade kullanmanın nasıl yapılacağı hakkında size bazı örnekler vereceğim. Ama şunu da söyleyeyim ki bir kadına sorduğunuz her sorunun önünde bir ifade olmak zorunda değil. Bu biraz da kadının size karşı ne kadar çekim duyduğuna bağlı. Çünkü bir kadın size karşı görece yüksek çekim duyuyorsa, siz ona basit bir soru sorsanız bile, o size cevabında birçok şey söylemeye çalışır ve sonrasında size sorular sorar. Ama kadının size olan ilgisi yüksek değilse, konuşmanın akması için size yardım etmez. Daha çok önce size karşı bir şeyler hissedip hissedemeyeceğini, sizin onda bir çekim yaratıp yaratamayacağınızı görmek ister.

Göz önünde bulundurmanız gereken bir başka gerçek de, bazı kadınların daha nazik, bazı kadınların ise daha kaba oldukları ya da en azından nazik olmadıkları. Bu durum siyah – beyaz değil yani bir kadın nazik – kaba ekseninde herhangi bir seviyede olabilir, ya naziktir ya da kabadır diyemezsiniz. Ama kibar bir kadına denk gelirseniz, bu kadın sizi çekici bulmasa bile, konuşmanın akmasına yardımcı olur. Soru ardına soru sorsanız bile o soruları cevaplayabilir, konuşmaya katkıda bulunabilir.  Buradan çıkarmanız gereken sonuç, bir kadının konuşmanın akması konusunda size yardımcı olması, konuşmaya katılması, gülümsemesi ve sıcak olması, otomatik olarak o kadının size karşı çekim hissettiği anlamına gelmez.

Şimdi örneklere geçelim. Bir barda olduğunuzu ve bir kızla konuşma başlattığınızı düşünün. Basir bir “merhaba, nasılsın?” dediniz ya da başka şekilde açılış yaptınız ve kendinizi tanıttınız. Peki bundan sonra ne söyleyeceksiniz, nasıl konuşacaksınız? O konuşmayı nasıl devam ettireceksiniz?

Eğer kadına soru ardına soru sorarsanız, muhtemelen size karşı kapanmaya başlar. Ama soru önüne bir ifade koyarsanız, size dair biraz bilgi alır ve sizin bir kişiliğinizin olduğunu görür. Sizle ilgili ilginç şeyler olduğunu görür, sizin nasıl hissettiğinizi ya da düşündüğünüzü anlar. Bu durumda da sorunun cevabından sonra size bir şeyler söyleyerek ya da sorarak, konuşmaya katılma ihtimali artar.

Bu nedenle açılıştan sonra “bu akşamki müzik hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorup, cevabını aldıktan sonra, sonraki soruya geçmeyin. Önce sizin bu konuda ne hissettiğinizi gösteren bir ifade kullanın. “Bu akşamki müziğe bayıldım, bar da çok güzel. Ya sen? Bu akşamki müzik hakkında ne düşünüyorsun?”

Bunu yaptığınızda öncelikle kadın, kendi fikrinizi belirtecek kadar kendinize güvendiğinizi hisseder. Onun “ben müziği sevmedim, barı hiç sevmedim?” deme potansiyelinden korkmadığınızı görür. Birçok erkek, böyle ifadeler kullanırlarsa, kadının bu ifadeye ters bir şey söyleyeceğinden ve kadınla şansını kaybedeceğinden korkar. Ama kadının erkeğe duyduğu çekim bu şekilde çalışmaz.

Peki kadın gerçekten de “ben burayı sevmedim, aslına bakarsan başka yere gitmeyi planlıyoruz” derse, ne yapacaksınız? Bir çuval inciri berbat mı ettiniz?

Birçok erkek burada u dönüşü yapar, kıvırmaya çalışır. “Ya aslında evet, bar da müzik de o kadar iyi değil” anlamına gelecek şeyler söylemeye çalışır. Aslında uyumsuz olmadıklarını, onunla ne kadar uyumlu olduklarını göstermeye çalışır.

Bunu yapmanıza gerek yok, bunu yapmamalısınız. Bu, bir kadınla etkileşimdeyken kesinlikle yapmamanız gereken onay arayışıdır. Bir kadın onun onayını almak için kıvırmanızı, onu kopyalamaya çalışmanızı oldukça itici bulur. Sizin tam tersini yaparak, ifadenizi değiştirmemeniz ama daha da önemlisi, bu tür fikir ayrılıklarını fazla ciddiye almamanız gerekli. Yani orada ayaküstü, kadınla bar – müzik güzel ya da değil tartışmasına da girmeyin. Bu da, onu ikna etmeye yani başka bir şekilde onayını almaya çalıştığınızı gösterir.

Bunun yerine eğlenceli bir şekilde ve gülümseyerek “gerçekten mi? Barla ilgili neyi beğenmedin?” diye sorabilirsiniz. Bu, sizin kendinize olan güveninizi devam ettirdiğinizi gösterir ve aynı zamanda onu ikna etmeye çalışmadığınızı görür. Aslında onunla eğlenceli ve ciddi olmadığı belli olan bir tartışmaya da girebilirsiniz ama önemli olan, “ben bir şey dedim, o tersini söyledi, uyuşmuyoruz, benden hoşlanmayacak” diye panik ve kaygıya kapılmamanız.

Aslına bakarsanız, bu tür ufak çatışmalar oldukça iyi birer fırsatlar. Kadınların size karşı çekim duymasına en çok katkıda bulunan şeylerden birisi, bu tür uyumsuzluk durumlarını, konuşmada ortaya çıkabilecek fikir ayrılıklarını erkek adam gibi paniğe ve kaygıya kapılmadan yönetebildiğinizi görmeleridir. Bir diğeri de, sürekli olarak onunla uyumlu olmaya, onunla %100 aynı fikirde olmaya çalışmadığınızı görmektir. Bu, sırf çekim yaratayım diye yapay uyumsuzluklar yaratın demek değil, birbirini tanımayan iki insan arasında doğal olan uyumsuzluğu erkek gibi yönetin yeter. Bu şekilde davranmanız, kadının size olan saygısını arttırır, sizin ilginç ve kişilikli biri olduğunuzu düşünmesini sağlar.

 

Burada cesareti yüksek ve kendine güvenen bir erkek, kıza oyuncu bir şekilde sataşabilir de. Bu, abartılmadan yapıldığında, pozitif cinsel gerilim yaratmak için en hızlı yöntemlerden birisi. Örneğin burada, “oyunbozanlık yapıyorsun ama?” diyerek gülümsemek mesela. Ya da “nesi var ya buranın? Söyle not alayım da istek kutusuna ben kendi ellerimle atayım” gibi.

Bir kadın uyumsuz olduğunuz yerlerde kendisine oyuncu bir şekilde meydan okuduğunuzda, burada sergilediğiniz güven ve cesarete saygı duyar. Daha önce defalarca gördüğü, kendi onayını almaya çalışan efendi erkeklerden farklı biri olduğunuzu görür.

Efendi erkek/iyi çocuk genellikle “hımm, evet belki de o kadar güzel bir yer değil”, “evet aslında biraz dar bir yer ve sandalyeler pek rahat değiller”, “ya evet aslında müziğin sesi yüksek değil mi?” gibi şeyler söyleyerek kıvırmaya çalışır. Onunla aynı fikirede olduğunu gösteren bir şey söylemeye çalışır. Bu panik, kaygı, özgüvensizlik hali ise kadının ona saygı duymamasına neden olur.

Kadınlara oyuncu, eğlenceli ve hafif bir şekilde meydan okuyan, kadının üzerine bir miktar kendini onaylatma ihtiyacı yükleyen erkek çekicidir. Bu erkek bu tür meydan okumalar yapmasa bile, kendi duruşunu, kadının onayını almaya çalışmak için bozmaz. Kadınla bazı konularda aynı fikirde olmadıkları için, kadınla aralarında bir şey olamayacak diye düşünmez.

Başka bir örnek vereyim. Birçok erkek bir kadınla konuşmaya başladığında şu şekilde sorular sorar:

“Ne içiyorsun?”

“Buraya sık gelir misin?”

“Eğleniyor musun ya da kız bir grup arkadaşı ile beraberse, kızlar eğleniyor musunuz?”

Burada dikkat ederseniz bu adam kadının dünyasına girmeye çalışıyor, onun dünyasında kendisini rahatsız, istenmeyen biri gibi hissediyor. Bu nedenle soru sormaya devam ederse, kadının dünyasına kabul edilebileceğini, kadının kendisine açılacağını umuyor.

Erkek “evet bugün arkadaşlarla biraz eğlenmek için dışarı çıktık. Ya sen? Seni buraya getiren nedir?” gibi bir şey söylediğinde, erkek sosyal durumun içinde daha rahat hissettiğini gösterir, dışarıdan kadının kabul etmesi için beklemediğini gösterir. Oraya ait olduğunu, “kızlar ne haber, ne içiyorsunuz?” demekle yetinen erkek gibi dışarıdan içeriye girmeye çalışan bir erkek olmadığını gösterir. Erkek burada kendi başına ya da arkadaşları ile zaten iyi vakit geçirdiğini bildirir. Fakat burada abartmamak, olayı şova dönüştürmemek lazım. Mesela şöyle ifadelerden kaçının: “Arkadaşlarla dışarı çıktık, harika vakit geçiriyoruz. Gel sen de partiye katıl, ama bakalım bize katılmayı hak edecek kadar eğlenceli misin?”

Bir başka dikkat etmeniz gereken şey de, ifadeler kullandıktan sonra soru sormaktır. Örneğin sürekli olarak “Ben bugün şunu içiyorum” gibi soru ile devam etmeyen şeyler söylemeyin. Neden? Çünkü karşılaştığınız bazı kadınlar kaygılı veya utangaç olacaklar. Bazı erkekler maalesef bu gerçeği bilmezler ve tüm kadınların kendilerine güvenli olduklarını, kaygılı veya utangaç olmazlar sanarlar. Ama bazı kadınlarla konuşmaya başladığınızda, bu kadınlar bir şeyler söyleyemeyecek kadar kaygılı ya da utangaç olabilirler. Bu nedenle sadece bir şeyler ifade etmekle yetinmeyin. Sorduğunuz soru, böyle bir kadının konuşmaya devam etmesine yardımcı olur.

Bu şekilde davranmanın bir artısı da, bu şekilde davranmanın çekici olması. Bu şekilde kendinizle ilgili bir ifadeden sonra soru sormanız, kendine güvenli bir davranıştır. Eğer pozitif cinsel gerilim kullanırsanız, bu da kendine güvenli bir davranıştır, orada onunla konuşmaktan kaygı duymadığınızı ifade eder. Pozitif cinsel gerilim ya da eğlenen ustalık, kadına, onunla dalga geçmeden oyuncu bir şekilde sataşmaktır ve kendine güven, rahatlık sinyaller.

Örneğin üniversitede hoşunuza giden bir kadın ile tanışmak istiyorsunuz ve bir üniversite etkinliğinde kadınla konuşmaya başladınız. Kızla bir muhabbetiniz yok ama mühendislik okuduğunu biliyorsunuz. Yine soru ardına soru sormak yerine, kendinizle ilgili bir bilgi verip soru sorun.

“Hangi bölümdesin?” diye sormak yerine “ben işletmedeyim. Sen hangi bölümdesin?” diye sormak daha doğru. Ama daha iyisi, olaya pozitif cinsel gerilim eklemektir.

Burada örneğin tahmin oyunu oynayabilirsiniz. Diyelim ki kız uykusuz görünüyor. “Ben işletmedeyim. Sen … dur tahmin edeyim … sende mühendis tipi var? Mühendislik misin?” Bunu ciddi ciddi değil, şakacı bir yolla yapın. Kız “evet nereden bildin” gibi bir şey söyleyerek karşılar. Bu durumda gözlerini göstererek “uykusuz her gece, yorgun ölesiye” şarkısını mırıldanın.

Ya da kız psikoloji okuyor diyelim (uykusuz değil). “Ben işletmedeyim. Sen … dur tahmin edeyim … kesinlikle mühendislik değil. Mühendislik olsa burada olmazdın” diyebilirsiniz.

Bu tür bir muhabbet, yani sizin bir insan olarak belli özelliklerinizi ifade etmeniz, sonra soru sorup fikir bildirmeniz, sonra belki bir daha soru sormanız, sürekli soru sorup konuşmanın bir yere gitmesini uman çaylak erkeklerden ayrışmanızı sağlar.

Bazı durumlarda ard arda soru sormanız sizi arıza bir tip bile yapabilir. Örneğin iş yerinde bir kızla konuşuyorsunuz ve kızı tanımasanız da az çok gördüğünüz bir kız. İnsan kaynakları departmanında çalıştığını biliyorsunuz. Ard arda soru sormaya başladığınızı düşünün:

“Selam, ben Mahmut. Ne haber?”

“Hangi bölümde çalışıyorsun?”

“Kaçıncı katta?”

“Hilmi Bey’in ekibi mi?”

Kadın, bu adam bu kadar detayı neden soruyor, amacı ne diye düşünmeye başlayabilir. Çünkü öyle bir amacınız olmasa bile sanki birazdan adresine kadar sorup kızın stalker belalısı olacak bir adam gibi soru soruyorsunuz. Bunun yerine kendinizle ilgili bir ifade, soru, bir fikir – gözlem, sonra soru şeklinde gitmeniz, daha doğal ve kadının daha rahat hissedeceği bir konuşma tarzı.

Örneğin,

“Selam, ben Mahmut ne haber?”

“2 aydır bu şirketteyim, ilk şirket aktivitem. Bu aktiviteler eğlenceliymiş. Ya sen? Ne zamandır buradasın?”

“Ben satıştayım, sen hangi departmandasın?”

“Kadınlar matinesi (şirket içinde oraya verilen ve bilinen ad). Gerçekten öyle mi birgün gelip görmek istiyorum 🙂”

Bir süre konuştuktan sonra, kızla ilgili garip kaçmayacak bir şeyi bildiğinizi de belirtebilirsiniz.

“Ben doğa yürüyüşleri yapmayı seviyorum. İş arkadaşım Aslı bana şirkette ara ara doğa yürüyüşü organize ettiğiniz söylemişti. Benim gelecek ay bir organizasyon planlıyorum, şirketten gelmek isteyen olursa nasıl ayarlarız?”

Son olarak konuşmada kullanabileceğiniz bir başka yöntem de, ilk buluşmada ne konuşulur yazısında bahsettiğimiz bilgi tohumları.

Üniversitede etkinlikte bir kızla konuşuyorsunuz ve ona hangi bölümde okuduğunu sordunuz. Soru – cevap gitmediğinizde ve kız da sizinle konuşmaya devam etmek istiyorsa, cevaplarına ekstra bilgi koyar:

“Ben buraya ilk defa geliyorum. Sen?”

“Ben de. Zaten okula yeni başladım.”

Burada okula yeni başladığı bilgisi, ekstra bilgi, yani bilgi tohumu. Sizinle konuşmayı devam ettirmek istemeyen kız, ekstra bilgi verip konuşmayı uzatmaktan kaçınır. Burada ise okula yeni başlamış olması, konuşmayı uzatmanız için size verilen bilgi tohumu.

“Hadi ya, ben 3. Sınıfım. Okula nereden geldin, İstanbullu musun?”

Ya da “Ben 3. Sınıfım. Okulu, ortamı nasıl buldun?”

“X’den geldim.”

“X’e geçen yıl gitmiştim, çok sevdim.”

“Bence çok sıkıcı bir yer.”

“O zaman X’e 3 gün Y’ye 5 gün ayırarak iyi etmişim desene.”

Bu son cevabınızda da birdenbire çark etmiyorsunuz, kızla “ama çok güzeldi” diye tartışmaya girmiyorsunuz (ki “o kadar acımasız olma ya” diye şakasına tartışmaya girmek de yöntem).

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Tavsiye edeceğim diğer yazılar:

Seni seviyorum ama sana aşık değilim – Vaka çalışması

Merhaba, sitenizi yeni keşfettim, keşke daha önce keşfetseydim.

Kız arkadaşım (27) ve ben (28) 2 yılı aşkın süredir beraberiz. Haziran gibi evlilik konuşmaya başladık ama son 2 aydır bir sürü kavgamız oldu, ikimiz de mutlu değiliz.

Kavga sebeplerimizden birisi, artık sevgiliden çok arkadaş gibi hissetmem. Buluşuyoruz, görüşüyoruz, mesajlaşıyoruz ve telefonda konuşuyoruz ama aramızdaki cinsellik neredeyse bitti. Artık bana hiç sarılmıyor ve ben ona sarıldığımda rahatsız hissediyor gibi. Tüm ilişki ataklarımı, çeşitli bahanelerle geçiştiriyor. Tamam, ikimiz de çok yoğun çalışıyoruz ve stresliyiz ama, aylardır seks yapmadık! Bu normal mi?

Normal değil. Yani, bir iki hafta seks yapmasanız belki bir ay seks yapmasanız olabilir ama aylardır seks yapmamanız normal değil. Bir kere, bir kadın da normalde seks isterler ve sen uzak dursan 2-3 hafta geçmeden üstüne atlar.

Şimdi sebep muhtemelen bu değil ama senin artık seks dilenme seviyesine gelen atakların da işleri kötüleştirir. Bunları kesmen lazım.

9 Kasım’da işler çığrından çıktı. Ona artık sevgili gibi değil de arkadaş gibi olduğumuzu söyledim. Hiçbir şey demedi. Bunun üzerine “beni seviyor musun?”dedim.

Bu soruyu sormayın. Bu soru, ilişkide kadının sorabileceği, erkek sordu mu erkeği kadın rolüne sokan bir soru. Ne olduğunu görüyorsun, cevap belli değil mi? Sorunun cevabının “hayır” olduğunu anlayıp ona göre bir şeyler yapman lazım.

Bana “seni seviyorum ama sana aşık değilim” dedi!

“Seni seviyorum ama sana aşık değilim” ya da “seni seviyorum ama kafam karışık” kelimeleri, hemen her zaman “seni insan olarak seviyorum ama cinsel ve romantik partner olarak sevmiyorum” demek. Kısacası, “seni sevmiyorum” demek. İngilizce’de de buna benzer bir kalıp var: “I love you but I am not in love with you”.

Ona onu sevdiğimi, bu kötü dönemi beraber aşabileceğimizi söyledim.

Partnerin sana “seni sevmiyorum” dedikten sonra “seni seviyorum” demen çok itici ve zayıf bir hareket olmuş. Kız çıkışa giderken “bunu aşabiliriz” demen de itici ve zayıf bir hareket. Kız (en azından şu an) bir şey halletmek istemiyor. Sana seni sevmediğini ve bitişe yöneldiğini söylüyor. Bunu kabul etmek zor ama bu konuşmaya gelmeden önce, yaşadıklarınıza bakıp kendini bu konuşmaya hazırlamalıydın. Zira refleksif tepki “hayır seni seviyorum gitme” olsa da, bu tepki senin amaçladığın sonuca ulaşma ihtimalini zayıflatan bir tepki. Ne kadar zor ve ters görünürse görünsün, “ben de beni sevmeyen biriyle zorla devam edemem ama fikrin değişirse haber ver” deyip orada ayrılmanız en iyisi. Bunu diyemiyorsan en azından sessiz kalsan daha iyi.

Biraz daha muhabbet ettikten sonra bugün “devam etmeyelim” yarın konuşuruz dedim.

Bu doğru bir hareket. Duygularının soğuması için hiç çekinmeden sonra konuşuruza getirmen aslında en iyisi.

Ertesi gün telefonda konuştuk. Ona son aylarda yaşadığımız son dönem yüzünden 2.5 senelik ilişkiyi bitirmenin saçma olduğunu, iletişim sorunlarını çözebileceğimizi, duygularının tekrar canlanabileceğini söyledim.

Maalesef karizma karizma yapmaya çalışsan da “seni seviyorum Gönül, lütfen beni terk etme” diye yalvarmış oluyorsun 🙁

Benim eski sevgili neden terk etti diye bir yazım var. Orada şunu demiştim:

“Eski sevgiliniz sizden ayrıldı zira artık size karşı eskisi kadar çekim hissetmiyor. … Bir insanın size olan cinsel / duygusal çekimi azaldıysa, bu azalmaya sebep olan şeyi düzeltmeniz, çekimin eski seviyesine çıkmasını sağlamaz.”

Burada kız henüz ayrılmamış ama doğru hareket, onu kendi haline bırakmak ve bu iş bitti varsayıp arkanı dönüp gitmek. Çünkü karşındaki insan seni terk ederse bir kayıp yaşayacağını hissetmeli.

Bir saat kadar konuştuk ve onu ilişkimiz için çabalamaya ikna ettim.

Bu genellikle istediğinin tam tersi etki yapar. Kız şu an seni istemiyor. Aslında yapman gereken seni özlemesi ve yokluğunu hissetmesi için ona fırsat vermekti.

Sonraki bir hafta çok çabaladım, iletişimi pozitif tutmaya çalıştım, onu iyi bir yemeğe götürdüm, çiçek gönderdim, vs. 

Bu aşamada kıza verebileceğin en iyi hediye, senin yokluğun olurdu aslında, ölü bitki değil.

Arkadaşlarım bana bunun düzelmesinin zaman alacağını söylediler o nedenle kız arkadaşım hala mesafeli olsa da umutluydum. Fakat bu “haftasonu, olmuyor, yapamıyorum” dedi ve terk etti.

Maalesef beklenen son. Geçen hafta sonuna kadar kızın sana ilgi seviyesi on üzerinden 5 seviyesine inmiş. Altına inseydi terk ederdi. Fakat bir hafta içinde on üzerinden beşin altına inmiş.

Bu kızı çok seviyorum ve evlenmek istiyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.

Ayrılık konuşmasına ne cevap verdin yazmamışsın ama şu an ne kadar zor ve sana mantıksız gelse de, kıza sensizliği vermen lazım. Kızla iletişimi tamamen kes, kızı stalklama ve zor olacak ama kendi hayatına odaklanmaya bak.

Bir insan için karşısındakinin onu ne kadar sevdiği ve onunla evlenmek isteyip istemediğinden çok, o insanın kendisine ne hissettirdiği önemlidir. Senin eski kız arkadaşın sana karşı bir şey hissetmediği için, senin onu ne kadar çok sevdiğinin şu an bir önemi yok maalesef.

Son aylarda kız senden soğudukça sen kıza batmaya başlamışsın. Muhtemelen kavgalar o nedenle çıkmaya başladı. Zaten felaket tellalı olarak cinselliğin bitmesi ya da bitme noktasına gelmesi olayı da var.

Şu an yapman gereken şey, seni sevmediğini söyleyen birine arkanı dönüp gitmek. Her ne kadar mantığına ters gelse de, böyle yapman yeniden birlikte olma şansınızı arttıracaktır.

Bizim burada no contact kuralı diye bir şey var. Onu oku ya da dinle. O kurala göre hareket et.

Sevgilinizden “seni seviyorum ama aşık değilim” benzeri bir şey duyduğunuzda, kendinizi geri çekin. Kız size “seni sevmiyorum” dedi ve siz, sizi sevmeyen birini ikna etmeye çalışacak, onun peşinde koşacak kadar değersiz değilsiniz. Kaldı ki olay, “ya abi değersizleştim ve ikna için çabaladım ve oldu” şeklinde de devam etmiyor. Genellikle ikna için çabalamayıp bu işin bitişe gittiğini kabul etmeniz, kızı ikna etmek yerine kendinizi ayrılığa hazırlamanız, ayrılığı sakin ve köprüleri yakmayacak şekilde karşılamanız, eğer devam etmek istiyorsanız yapabileceğiniz en doğru hareket. Maalesef çoğu durumda olduğu gibi burada da doğru olanı yapmak zor, yanlış olanı yapmak çok kolay.

Birçok erkek “seni seviyorum ama aşık değilim” lafının “seni sevmiyorum” anlamına geldiğini bilmediğinden, “ama bak hala  sevgi var, seviyor ama işte biraz zamana ya da çabaya ihtiyacı var” diye düşünüyor. Oysa bu laf, “seni aşık olarak sevmiyorum ve terk edeceğim ama sen iyi bir insansın, değer verdiğim bir insansın bunu da bil” demek sadece. Kadınlar sadece “seni sevmiyorum” deseler çok kötü olacağını düşünerek söylüyorlar. Aslında bence baştan sağlam bir “seni sevmiyorum” tokatı vursa daha iyi ama işte kadın psikolojisi bu. Kadıncadan biraz anlamak lazım.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kadınları nasıl etkileriz? – Kadınları etkileme yolları

“Cinsel çekim bir tercih değildir.”

Giriş

Cinsel arzunuz, temel içgüdülerinize sıkı sıkıya bağlı, büyük oranda otomatik ve düşünceye, tercihe pek yer bırakmayan bir his. Tabii ki beyninizin gelişmiş, düşünceye, planlamaya ve temel dürtüleri kendi geleceğiniz için dizginlemeye dayalı bölümlerini kullanarak, bu hissi kontrol etmeniz mümkün ve birçok durumda da kontrol etmeniz gerekli. Ama birçok durumda kontrol etmeniz gereken bu hissin ortaya çıkması, yemek yemeye ihtiyacınız varken (ve hatta çoğu durumda yemek yeme ihtiyacınız bile yokken), yüksek kalorili bir yiyecek gördüğünüzde, ağzınızın suyunun akması ve o yiyeceğe ulaşıp yeme dürtüsü kadar otomatik.

Peki bir erkek, bir kadında bu temel içgüdüyü nasıl uyandırabilir? Bir kadını nasıl etkilersiniz? Kadınları etkilemenin yolları nelerdir?

Kadınları etkileyen özellikler, erkekleri etkileyen özelliklerden farklıdır.

Bu konuda ilk anlamanız gereken şey, kadınların cinsel olarak etkilenme mekanizmasının, erkeklerin cinsel olarak etkilenme mekanizmasından çok farklı olduğu. Bir erkek bir kadına baktığında, o kadın güzel ise, anında cinsel çekim duyabilir, onunla hemen seks yapmak ya da sevgili olmak isteyebilir.

Modern bir toplumda yaşamamıza rağmen, erkek temel içgüdüsü, fiziksel olarak çekici, yetişkin bir vücuda sahip, çocuk yapma yaşlarında, sağlıklı bir kadını hamile bırakmak. İnsanın üreme ve çocuk yetiştirme süreci oldukça özel olduğu için, bir kadını hemen hamile bırakma dürtüsü, çalışan tek dürtü değil tabii ki. İnsan çocuğu çok uzun yıllar boyunca bakım gerektirdiği için, eş bağı dürtüsü de çok güçlü. Eş bağı dürtüsü nedeniyle, bir kadını tanıma, onunla iyi bir ilişki yaşama, sarılma, beraber bir şeyler yapma arzuları da güçlü ama cinsel dürtü hem daha önce ve daha güçlü çalışan bir dürtü.

Kadınların temel cinsel dürtüsü ise, erkekler kadar görsel değil. Erkeklerin özellikle anlık yeşeren cinsel isteği hemen hemen %100 görsel ama kadınların ilk yükselen cinsel dürtüsü sadece, erkeğin sağlıklı, çocuk yapacak yaşta ve iyi görünümlü olmasına bağlı değil.

Kadın için daha önemli olan şeyler, erkeğin sosyal olarak diğer insanlarla ile nasıl geçindiği, sosyal olarak istenen mi yoksa dışlanan mı biri olduğu, kendine güvenen biri mi yoksa güvensizliklerle mi dolu olduğu, hayatta başarı potansiyelinin olup olmaması, duygusal olarak güçlü, zor zamanlarda bel bağlanabilecek biri olup olmaması, zor zamanları kendi başına aşabilecek biri mi yoksa kadına bel bağlamaya, ondan annesiymiş gibi sürekli olarak duygusal destek aramaya meyilli mi olduğu gibi faktörlere bağlı. Bir kadının bu özellikleri tartması için de, erkekle konuşması gerekli.

Yani bir kadını etkilemeniz ya da tam tersine itmeniz, onun temel içgüdülerini ateşlemeniz ya da söndürmeniz, onunla konuşurken söylediklerinize ve yaptıklarınıza, daha çok yaptıklarınıza yani vücut dilinize ve ses tonunuza bağlı.

Örneğin bir kadınla konuşurken kendinizden şüphe duyuyorsanız, güvensizlik hissediyorsanız, onun cinsel dürtülerini tetiklemeniz çok zor. Böyle bir konuşma, kadının sizi bel bağlanamayacak, güçsüz ve yük olarak görmesini sağlar. Siz hayatın başka alanlarında kendine güvenli bir erkek olabilirsiniz, başarılı olabilirsiniz, yakışıklı ve uzun boylu olabilirsiniz ama kadının temel dürtüleri, bunları görmezden gelir, sadece konuşma esnasında aldığı sinyallere göre değerlendirme yapar. Düşünceye, analitiğe ve dürtü kontrolüne dayalı beyin bölümleri sizi iyi bir tercih, harika biri olarak görebilir ama kadının temel içgüdülerini ciddi oranda söndürürseniz, bu beyin bölümlerinin değerlendirmeleri çöpe gider.

Aynı şey erkekler için de geçerli. Bir kadın ne kadar iyi, sevecen, sevgililik ve annelik için uygun olsa da, eğer erkek için yeterince güzel değilse, üst beyniniz “bu kız iyi, bir şans ver” demeye çalışsa bile, sıklıkla temel içgüdünüz galip gelir.

Tem tersi de geçerli. Bir erkek kötü bir partner, çirkin olabilir. Ama kendine güvenen, duygusal olarak güçlü, sosyal olarak tercih edilen, başarı potansiyeli yüksek biri ise, temel içgüdüler galip gelebilir. Bir kadın bildiğin pavyon gülü olabilir, kafadan kontak olabilir, arkanı dönsen başkasının kucağına atlayan biri olabilir ama eğer güzel bir kadınsa, temel içgüdüleri yine de ateşler. Dayılara tarla sattırır, ergenlerin ekran başında kimyasını bozar, yetişkin bir erkeği herkes yapma sakın derken cehennem gibi bir ilişkide mahveder.

Evet, bir kadının sizden etkilenmesini sağlayan temel içgüdü, otomatik ve düşünceye bağlı değil. Tercihe de bağlı değil. Tabii ki, bir kadının temel içgüdüsü sizi istiyor diye o kadın sizin kucağınıza atlamaz. Çoğu insan, dürtülerini kendi yararlarına kontrol edebilir ama eğer bir kadının sizden etkilenmesini istiyorsanız, kontrol etmeye çalışmak için çabalamak zorunda kalacağı bu içgüdüyü yaratmanız gerekli.

Bu temel içgüdü ise evrensel olarak, kendine güvenli, duygusal olarak güçlü, sosyal ve esprili (zeka, sosyal zeka göstergesi), maskülen (güçlü, cesur, yetkin ve onurlu) olmak ile ateşlenir. Yani kadınları etkilemenin yolları bunlardır.

Bir erkek bu özellikleri kadınla konuşurken gösterir. Bir erkek bir kadına bakıp, onunla hemen yatmak isteyebilir ama bir kadın bir erkeğe baktığında, erkek görsel olarak çekici özellikler yansıtıyorsa, öncelikle onunla konuşmak ister. Evet, bazı kadınlar sadece tipe bakarak erkekle seks yapmak isterler. Ama bu kadınlar azınlıktır.

Kadın erkekle konuşurken, kadının bilinç altı şunları değerlendirir:

Bu adam kendine güvenen biri mi yoksa güvensiz biri mi?

Eğlenceli, esprili mi yoksa sıkıcı biri mi?

Gerektiğinde kollarına sığınabileceğim, duygusal olarak güçlü biri mi yoksa zor zamanlarda duygusal olarak yük olacak biri mi?

Duygusal olarak benden güçlü mü yoksa ben ondan daha mı güçlüyüm?

Burada doğru özellikleri sergilerseniz, temel içgüdüyü ateşleyebilirsiniz. Bir anda çikolatalı pastaya, baklavaya dönüşebilirsiniz. Tekrar ediyorum, siz çikolatalı pastasınız diye kadın sizi yiyecek diye bir şey yok. Toktur (ilişki içindedir) yemez, çilekli pasta tercih ediyordur (tipi değilsinizdir) yemez, diyettedir (kendini kocasına saklıyordur) yemez. Ama sizi yemesi için o temel arzunun orada olması, sizin bozulmuş yemek değil baklava olmanız lazım. Siz bozuk yemekseniz, en aç, en iradesiz kadın bile sizi yemek istemez.

Bir kadın, esprili, karizmatik, maskülen bir erkek ile etkileşime girdiğinde, açken çikolatalı pasta görmüş gibi dopamin salgılar. Dopamin, insanın dopamin salgılatan şeyden zevk almasını, onu yeniden istemesini ve onu yeniden yapmak için motive olmasını sağlayan bir hormon. Kadın sizinle konuşurken dopamin salgıladığında, sizinle konuşmaktan zevk alır, sizinle yeniden etkileşime girme arzusu duyar ve sizinle yeniden etkileşime girme eğiliminde davranır (örneğin size telefon numarasını verir).

Etkileşim devam ettiğinde, kadın beyni oksitosin de salgılamaya başlar ki bu da kadının erkeğin yanında güvende hissetmesine, erkeğe yakın hissetmesine neden olur.

Cinsel çekimi kontrol edip etmemek bir tercih olabilir ama cinsel çekimin kendisi bir tercih değildir. Kadın ya da erkek, bu insana cinsel çekim duysam mı, duymasam mı diye düşünmez. Cinsel çekimi, kendinizi analizler yapıp ikna ederek ortaya çıkaramazsınız.

Eğer bir kadını nasıl etkilerim diye düşünen, kadınları etkilemenin yollarını arayan bir erkekseniz, birden fazla sayıda kadınla seks istiyor olsanız da, ilişki istiyor olsanız da, yapmanız gereken şey, bu cinsel çekimi yaratacak şekilde hareket etmek, duygusal güce, sosyalleşmeye, espri yeteneğinize, kendine güveninize çeki düzen vermek.

Kadınları etkilediği sanılan ama asıl çekimi yaratmayan şeyler

Çoğu erkek daha fazla kendine güvenen, duygusal olarak güçlü, gerçekten maskülen olmak (kaslı ve poz kesen bir erkek değilde güçlü, cesur, yetkin ve onurlu olmaktan bahsediyorum) yerine “önce arkadaş olalım, ona duygusal tampon olayım, bilgisayarından virüs ayıklayayım, musluklarını tamir edeyim, ona hediyeler alayım, benim değerimi anlar” stratejisi uyguluyor. Bu efendi adam pozları bir işe yaramadığında ya da bu pozlarla ilişkiye girseler bile ilişki travması yaşadıklarında, en kaslı gymcel ben olayım, en yüksek değerli olayım, kızlar bana gelecek deliliğine yelken açıyorlar. Bu stratejiden ve zararlarından burada sıklıkla bahsettik. Yüksek değerli erkek ol sana gelecekler, biz buna hipergami diyoruz bro, gymcel yazılarına bakabilirsiniz.

Çoğu erkeğin kullandığı, “önce arkadaş olalım, değerimi anlasın” yöntemi, kadında cinsel dürtü yaratmaktan çok, onun onayını alma mekanizması içeriyor. Kadının onayını arayan bir erkek ise, güçlü ve kendine güvenen erkeğin tam tersi maalesef. Bundan Size acımasız görünse de, bunu yapmazsanız kadınlara çekici gelmezsiniz yazısında bahsettik. Ona çiçekler, çikolatalar alarak, sürekli jestler yaparak ve iltifatlar düzerek, Efendi Erkeğin Toksik Kırılganlığı kitabında bahsedilen birinci gizli sözleşmeyi çalıştırmaya uğraşıyorlar. Yani, “ben insanlar için, onlar bana sormadan bir şeyler yapıp durursam, onlar da ben söylemeden, benim istediğim şeyleri yaparlar” mantığı ile hareket ediyorlar.

Bu tür bir yaklaşım pek çalışmaz. Çalışsa bile, ilişkiyi devam ettirmek için sürekli olarak sormadan vermek zorunda kalırsınız, söyleseniz de pek bir şey alamazsınız.

Aslında yapmanız gereken, önce çekimi arttırmak ki bunu nasıl yapacağınıza geleceğiz, sonra da sonra daha fazla yakınlık, iyi vakit geçirme gibi şeylere odaklanmak.

Bir başka grup erkek de, haftada 5 gün spor salonuna gidip kas yaparak daha fazla fiziksel çekiciliğe sahip olmaya, yıllarını harcayarak büyük bir finansal birikime ve çok iyi bir kariyere sahip olmaya çalışıyor. Bunun sonucunda da birgün, kadınların kendisine akacağını umuyor.

Bir erkeğin daha iyi bir fiziğe, daha fazla finansal birikime ve iyi bir kariyere sahip olması çok iyi bir şey. Ama bir kadını etkilemek için mükemmel bir kariyere, finansal birikime ve harika bir vücuda ihtiyacınız yok. Bunlara aşırı derecede önem veren, hatta bunlara tapan kadınlar var ama bu kadınlar azınlıklar. Asıl ihtiyacınız olan şey, kendine güvenli, maskülen, eğlenceli, duygusal olarak dengeli bir erkek olarak ve bunu vücut dilinizden yansıtarak konuşmak.

Ne yani, daha fazla kas, daha fazla para, daha statülü bir iş, çok çekici değil mi? Bunlar çekiciliğinize pozitif etki eden şeyler ama yeterli değiller. Mükemmel bir vücut, çok para, statü, sizin kendine güvenli olmanıza katkı sağlayabilir ama özgüvensizliklerinizi dolaysız bir şekilde düzeltmezseniz, özgüvenli olmanızı sağlamaz. Daha fazla esprili ve ince zeka sahibi biri olmanızı sağlamazlar. Tam tersine, bunlara çok vakit ayırırken, sosyal zekanızı geliştirecek etkileşimlerden mahrum kalırsanız, sizin daha itici biri olmanıza neden olabilirler.

Bir erkeğin çekici olmak için yapabileceği şeyler

Şimdi dilerseniz, gerçekten etkileyici olmanızı sağlayacak şeylere gelelim. Bunlarla ilgili burada ayrıntılı yazılarımız var. O nedenle ben size kısa başlıkları vereceğim ve bu yazılara link göndereceğim.

Hoşlandığınız bir kadınla iletişime girdiğinizde, kadının onayını aramaya çalışmayı bırakın. Çoğu erkeğin, hoşlanmadığı kızlarla rahat davranırken, hoşlandığı kızla konuşurken embesil olmasının nedeni bu. Hoşlanmadığı kızlarla rahat çünkü onların onayını aramıyor.

Bunun tam tersine, umursamaz olun. Umursamaz olmak, tanıştığınız kadını umursamamak değil. Ona, “sen kimsin?” tavrında davranmak hiç değil. Umursamaz olmak demek, tanıştığınız ve hoşunuza giden kadınla “olursa güzel olur, olmazsa bir ara başkası ile nasıl olsa olur” zihin yapısında kalmak demektir.

Pozitif cinsel gerilim, kadınları etkilemenin en güçlü yollarından biridir. Pozitif cinsel gerilim nasıl yaratılır öğrenin, bu kabiliyeti öldüren özelliklerinizden kurtulun.

Duygusal güç ya da duygusal bağımsızlığınızı geliştirin. Duygusal güç, bir erkeğin sahip olabileceği en büyük güçtür.

Sosyalleşin. Hem daha az sıkıcı biri olursunuz hem de kadınlarla iletişim pratiği yaparsınız. Özellikle yeni kadınların girip çıktığı etkinliklere, sosyal ortamlara girin. Kankalarınızla kafede oturmak ya da dayılarla dağlarda avcılık yapmak da sosyalleşmek ve yapmak istiyorsanız yapabileceğiniz şeyler. Ama bir taşla iki kuş vurmak için, içinden tanımadığınız kadınların geçtiği sosyal ortamlar edinin. Yakın kız arkadaşlarınızla, kuzenlerinizle, işteki kadın arkadaşlarınızla esprili muhabbet sizi, hoşunuza giden bir kadınla etkileşime hazırlamaz. Ama tanımadığınız kadınlarla etkileşim, onlara yürümeseniz bile, sizi hoşunuza giden bir kadınla etkileşime hazırlar.

Birçok erkek, balık tutmak istiyor. Ama en yakın su kütlesinden binlerce kilometre uzakta yaşıyor. Balık tutmak için, bu konuda tecrübe için, nehir kenarına gitmeniz lazım.

Pratik yapın. Hergün bir kadına yürümeniz gerekmez ama istikrarlı bir şekilde, düzenli bir şekilde yürümeniz gerekir. Birçok erkeğin hatası, yalnızlıktan bunalınca piyasaya çıkıp hızlıca tükenmek ve yine aylarca kabuğuna çekilmek. Bu şekilde bir kazanım elde edemezsiniz. Dur kalk, dur kalk ile bir ilerleme sağlayamazsınız.

Henüz özdeğersizliklerinden kurtulamamış biriyseniz, bunların vücut dilinize nasıl yansıdığına dikkat edin ve bu yansımaların farkında olun. Farkında olun ve engellemeye çalışın. Aslına bakarsanız, bu yansımaları yani davranışları engellemeniz bile, fizyoloji ve duygu örtüşmesi prensibi sayesinde, daha rahat ve kendine güvenli biri olmanıza büyük katkı sağlar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Pozitif cinsel gerilim konusu yine yeniden

Bir kadınla olan buluşmalarınızın duygusal ve cinsel bir yakınlığa gitmesi için gerekli en önemli şeylerden birisi, aranızda bir pozitif cinsel gerilimin oluşması. Bu pozitif cinsel gerilimi yaratma süreci ise genellikle erkeğin aktif olarak yönettiği ve kadının da istekli olması gereken bir süreç. Yani eğer siz bu adımları atmazsanız, çoğu kadın bu adımları sizin yerinize atmaz ya da başlatmaz. Ama çoğu kadın, bu adımları atmaya sizi teşvik eder ya da sizin bu adımlarınızı engeller.

Günümüzde maalesef çoğu erkek, kızı ürkütme ve kötü çocuk görünme korkusu ile sıfır pozitif cinsel gerilim yaratıyor ve her ne kadar altın günü tayfası teyzelerin takdirini kazanan birer efendi çocuk olsalar da kızlarla aralarında pek bir şey olmuyor. Ya da daha da beteri, kadınlar konusunda yaşadıkları hüsranın negatif enerjisini masaya getiriyorlar ve negatif cinsel gerilim yaratıyorlar, saldıray / abazan, kaba, düşük sınıf bir konuma düşüyor.

Pozitif cinsel gerilim bir erkeği maskülen, seksi ve elde edilmesi görece zor biri yapar ya da en azından öyle gösterir. Kadınlarda cinsel ve duygusal arzuyu ateşler, aranızdaki süreci daha heyecan verici yapar. Aranızdaki iletişimin bir duygusal bağa dönüşmesine yardımcı olur. Pozitif cinsel gerilim, bir kadınla iletişiminizin cinsel yakınlığa dönüşmesi için gerekli olan, “paylaşılan ortak duyguyu” yaratır.

Paylaşılan ortak duyguyu bir deneyle açıklayayım. Araştırmacılar, ilk defa buluşacak olan çiftlerin bir kısmını taş bir köprüde, bir kısmını da asma, sallanan bir köprüde buluşmaya yönlendirmişler. Taş köprü stabil, herhangi bir heyecan ya da korku yaratmıyor. Asma köprü ise, sallandığı için heyecan ve korku yaratıyor. Araştırma sonucunda, asma köprüde buluşan çiftlerin ikinci buluşmaya gitme oranlarının, taş köprüde buluşanlara göre çok daha yüksek olduğunu bulmuşlar.

Bu duyguyu, kızı bir aktiviyeye götürerek de sağlayabilirsiniz ama standart bir kahve ya da yemek buluşmasında, konuşma ile yapmanız gerekir. Fakat konuşma ile pozitif cinsel gerilim, cinsel içerikli şaka ve yorumlarla yapılmaz tabii ki. Pozitif cinsel gerilim, doğru tip espri anlayışı ile yaratılır.

Doğru tip espri anlayışı genellikle, doğru yer ve zamanda, şaka yollu sataşmadır. Şaka yollu sataşma, sizin bir kadına şaka yollu sataşma cesaretinizin olduğunu, onun güzelliği ya da kendi arzularınızın etkisi ile kaygıya ve korkuya savrulan, onay arayışına giren muhtaç bir erkek olmadığınızı gösterir. Daha da önemlisi, sizin kendi zihninizi bu tür zayıf modlardan uzak tutar.

Şaka yollu sataşma cesareti, aynı zamanda sizin bir kadınla buluşmasına aşırı yatırım yapmak zorunda olmayan yani kadınlar tarafından tercih edilen bir erkek olduğunuzu ima eder. Aslına bakarsanız, bu tip bir pozitif cinsel gerilim, sizin elinize kadın eli değmemiş olmasına rağmen, yeterince çekici ve kadınlar konusunda bolluk içinde biri olduğunuza işaret ederek, tecrübesizliğinizi örtebilir.

Doğru tip espri anlayışının çekiciliğinin önemli bir kısmı cesaret ise, önemli bir diğer kısmı da zeka gösterisidir. Kadınlar, erkeklerde zekayı çok çekici bulurlar ama kadın erkek ilişkilerinde zekanın espri yeteneği ve anlayışı ile sinyallenmesi çekicidir. Yani sizin roket mühendisi olmanız, kafadan 10 rakamlı sayıları çarpabilmeniz ya da masaya yüksek IQ test sonucunu koymanız cinsel çekim yaratmaz, espri anlayışınız yaratır. Birçok zeki erkeğin, asosyallik veya sosyal kaygı nedeniyle, espri yapabilecek biri iken esprili olamaması büyük tahlihsizlik aslında.

Doğru espri anlayışı da, birçok insani yetenek gibi, pratik ile geliştirilebilecek bir şey. Bir insan 180 IQ’ya sahip diye yıllarca eğitim alıp, pratik yapmadan soyut matematik profesörü olamadığı gibi, yıllarca pratik etmeden doğru espri anlayışını geliştiremez. (Tabii doğru espri anlayışı soyut matematik olmadığı için, yıllarca derken 1-2 yıldan bahsediyoruz, 10-15 seneden değil).

Doğru espri anlayışının en önemli şeklinin, kadınlara şaka yollu sataşmak olduğunu söylemiştik. Burada dikkat etmeniz gereken şey, bu sataşmanın kaba, medeniyetsiz, acımasız ve aşağılayıcı şekilde olmaması. Yaptığınız espride bunlardan biri varsa, yaratacağınız şey negatif aseksüel gerilim olur.

Eğer espri yapacağım diye kadını kaba ve acımasız bir şekilde alaya alırsanız, bu komik olmaz ve sizi oldukça kendine güvensiz biri olarak gösterir. Yanlış espri anlayışı sizin ERKEK ADAM olduğunuzu değil tam bir kaybeden olduğunuzu gösterir.

Mesela şu gerçek online örneğe bakalım. Kızın profilinde şu yazıyor:

Eğer sadece seks arıyorsanız aradığınız ben değilim. Önce arkadaş olalım beyler!!! Adem, Havva’n burada …)

Burada kadın bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor. Hem Fuckboy arkadaşlara gelmeyin diyor, hem de fuckboy görünmeyeyim, zararsız görüneyim diye yırtınan efendi adamların daha bir efendi olarak kendilerini elemelerini sağlıyor.

Diyalog şu:

Erkek : Selam. Demek cennetten atılma sebebim sensin. Ama sen şimdi tabii tüm suçu yılana atacaksın …

(Yarım saat kadar sonra)

Kadın: Hahahahahaaaa … Evet o benim.

Erkek : Bana cennette bir yaşama mal oldun kadın … O zaman bana bir buluşma borçlusun. Kahve mi, bira mı?

Kadın: Bira ?

Bakın burada beta tuzağına düşmeden esprili bir şekilde buluşma (arkadaşça olmayan, date olan) konusuna giriliyor.

Bir başka örnek.

Kız: Evli falan değilsin İnşallah?
Erkek: Aman diyim, daha iki muhabbet ettik hemen evlilik lafı açtın! Benim önce seni tanımam lazım ?
Kız: Ben evlenmek için ciddi birini arıyorum.
Erkek: Hımm, o zaman gizli aşık kadrosu boş mu? Ben oraya başvurayım. Umarım CVimde göreceğin tecrübe ve yetenekler yüz yüze bir mülakat yapmamızı sağlar.

Burada kadının olayı fazlaca arkadaşlığa çekmesine izin vermiyorsunuz, baştan fazlaca ilişki moduna çekmesine izin vermiyorsunuz. Bunu da kabalık yapmadan, espri ile yapıyorsunuz.

Birçok erkek burada kızın arkadaşlık, ciddi ilişki isteğine bakarak, efendi erkek moduna girer ve sıkıcılaşır. Yine birçok erkek, “ben sekiz istiyom, sekiz olmadan beni kullanacaksın, beta öder yapacaksın” modunda negatif gerilim yaratır. Ya da fazlaca saldıray olur, hızlıca cinselliğe gitmeye çalışır.

Şaka yollu sataşmanın en kolay şekli, kadının söylediklerinden eğlenceli – ukala cevaplar üretmektir. Tabii bunu yapabilmeniz için öncelikle kadını dinliyor olmanız lazım. Birçok erkek gibi ne söylesem de etkilesem diye, iletişimi dinleyemiyor durumda olmamanız lazım.

Örneğin kızla yeni tanıştınız ve kız size “spor salonuna gideceğim” dedi. “Benim gözüme güzel görünmek için çalışmaya şimdiden başladın ha?” demek, şaka yollu sataşmadır. “Bu çok güzel, sporu sakın aksatma” diye ekleyebilirsiniz.

Kadın size “aman Allahım çok ukalasın” gibi bir şey söylerse özür dilemeyin. Çünkü kadınlar bunu genellikle sizin gerçekten dominant bir erkek olup olmadığınızı, en küçük karşı çıkmasında hemen geri vitese takıp takmayacağınızı test etmek için yaparlar.

Bunun yerine ona “İltifatın için teşekkür ederim” diyebilirsiniz.

Şimdi tam bu noktada belirtmemiz gereken bir şey var. Espri, esprili şekilde sataşma, kaba ve aşağılayıcı olmasanız bile risklidir. Espri risktir, arkadaşı oynamak risk içermez. Bu nedenle de birçok erkek esprili şekilde sataşamaz zira bu riski göze alamaz. Ama risksiz diye oynadıkları arkadaş oyunu da kendilerini bir yere çıkarmaz.

Hayatınızın tamamını bu tür bir espri anlayışı ile doldurmanız çok önemli. James Bond’u düşünün. James Bond, durum ne kadar zor olursa olsun her zaman söyleyecek eğlenceli – ukala bir şey bulur. Her zaman kontrolü elinde tutan ve kendine güvenen bir erkektir. James Bond’un daha yeni tanıştığı bir kadınla nasıl konuştuğunu, kinaye ve ince zeka kullandığını hatırlayın.

Bu tip bir espri anlayışı kadınla (ve aslında herhangi bir kişi ile) aranızdaki iletişimin eğlenceli olmasını sağlar, tuzu biberi olur ve her şey için strese girmenin ne kadar anlamsız olduğunu anlamanızı sağlar. Bu ise sizi daha da seksi yapar.

Bir başka deyişler, bu tip bir espri anlayışı sizin ERKEK ADAM olmanıza yardımcı olur. Pozitif cinsel gerilim yaratan doğru espri anlayışını pratik ettikçe, kendine güvenen duruşunuzun sonucu olarak, bu kabiliyet sizde doğal hale gelecektir.

FAKAT, önemli bir uyarı yapmam gerekiyor.

Pozitif cinsel gerilim yaratmak üzere kullandığınız şaka yollu sataşma, doğru espri anlayışı, çorbanın tuzu, biberidir. Birçok erkeğin bu kavramı öğrendiği zaman yaptığı en önemli hata, tuzluğu ve biberliği açıp, içinde ne varsa çorbaya dökmektir.

erkekadam.org sitesinde, YouTube kanalında ve Patreon’da yorumlamam için gönderilen mesajlaşma ya da sözlü diyalog metinlerinde en çok gördüğüm hata, doğru espri anlayışının bokunun çıkarılması.

Kadın efendi erkek olduğumu görmez, beni onaylamaz korkusu ile sıfıra yakın espri ve sataşma ile, etkileşimi mülakata çeviren ve sıkıcı olan bir adam ne kadar kaybederse, işi tamamen espriye ve eğlenen ustalığa vuran adam da o kadar kaybeder.

Bunun matematik bir formülü yok ama bir kadınla iletişiminizde, doğru espri anlayışını, sataşmayı yani eğlenen ustalığı, %30 seviyesinde tutun. Eğer bu seviyeyi fazla geçerseniz, karizma ve çekici değil, sulu ve cıvık olursunuz. Kadın sizden birkaç nedenle, tüm bu nedenler ayrı ayrı çok kötü iken hep bir arada çalıştığından, hızlıca soğur:

Birincisi, dediğim gibi karizma değil, cıvık görünürsünüz. Yetişkin bir erkek gibi değil, oğlan çocuğu gibi görünürsünüz.

İkincisi, kadını ciddiye almıyor gibi görünürsünüz. Kısa süreli ilişki arayan kadınların bile çoğu sizden diğer iki nedenle soğur ama o piyasada belki belki iş yaparsınız. Ciddi ilişki konusunda ise bu hata her zaman ayağınıza sıkar.

Üçüncüsü ve bence en önemlisi, yarı yarıya ya da daha fazla espri, eğlenen ustalık, sizin kadını eğlendirerek onun onayı peşinde koşmanız, kadınla olmak için aşırı kasmanız demek. Bu da sizin değersiz ve ancak soytarılık ile bir şeyler başarmaya çalışan biri olduğunuzu gösterir.

Dördüncüsü, espri yapacağım diye kasarken, kızın konuşma yemlerini kaçırırsınız ve oldukça sığ, bir bağ yaratmayan, akılda kalmayan ya da çok kötü bir şekilde kalan yazışmalara ya da buluşmalara imza atarsınız.

Beşincisi, espri risktir ve ne kadar çok espri yaparsanız, yanlış bir şey söyleme ihtimalini o kadar arttırırsınız. Efendi erkek, iyi çocuk, bu riski göze alamadığından espri yapamaz, aptal olduğundan değil. Ama eğer espriyi abartırsanız, gereksiz risk alırsınız.

Maalesef ben birçok etkileşimde bırakın %50-%60 gibi ciddi itici olabilecek bir oranı, neredeyse %100 espri kasmayı görüyorum. Kız bir şey söylüyor, adam “eki eki” diye espri. Kız başka şey söylüyor yine espri. Kız 10 mesaj atsın, 10 mesaj espri kasıyor. Buluşmada kız ne söylerse, espri kasıyor. Sonra da en çok karşılaşılan ve sorulan soru: “bu kız bana niye görüldü attı, engel attı?” ya da “neden ikinci buluşma olmadı?”

Az önce dediğim gibi, efendi adamın espriden korkan (kıza espri yaparsam, şaka yollu sataşırsam beni onaylamaz, bana kızar, beni kaka çocuk sanar) diyaloğu, sıkıcıdır, içinde tuz ve baharat olmayan çorba gibidir. Doğru espri anlayışı, tuz ve baharattır. Çorbanın özü hala kızla birbirinizi tanımak ve bir bağ kurmak ama tuz ve baharat şart, bunu çorbaya atın diyoruz. Ama nedense bazı arkadaşlar, tuzluğun ve biberliğin kapağını çıkarıp, tüm tuzu ve biberi çorbaya döküyorlar!

Örneğin sitede bazı yerlerde, kadının size sorduğu her soruya mulakat yapar gibi cevap vermeyin, arada bir tahmin oyunu oynayın tavsiyesi veriyoruz ki bu da pozitif cinsel gerilim yaratacak, doğru espri anlayışının bir parçası. Ama bu tavsiye nedense “kadının hiçbir sorusuna direkt cevap vermeyin, bir soruya bile direkt cevap veren beta olsun, kurt kapsın” gibi algılanıyor ve kadının her sorusuna “tahmin et” diye yanıt veren facia mesajlaşmalar görüyorum ? Bu da mesela, tuzluğun kapağını söküp, içindeki tüm tuzu çorbaya boşaltmak gibi bir şey.

Bir başka örnek de neg. Neg, PUA camiasında Mystery tarafından yaratılmış bir terim ve dolaylı olarak kadınların içindeki güvensizliğine hafifçe dokunarak özgüvenlerini sarsmak için tasarlanan iltifata denir. Neg kız ukala tavırlar içindeyse ve genellikle erkek yalakalığından başka bir şey görmeyen 8/10 ve üstü kızlara uygulanır ve hakaret içermez.

Ama bazı mesajlaşma ve buluşma konuşmalarında, neg’in bokunun çıktığını görebiliyorsunuz. “O kocaman kolye o kıyafete gitmemiş” diyebilecek iken “o kocaman kolye, kocaman vücudunla çok uyumlu” derseniz, hakaret etmiş ve tokadı da hak etmiş oluyorsunuz.

Son olarak pozitif cinsel gerilim, doğru espri anlayışından başka şeylerle de yaratılabilir. Mesela ikinizin de zevk aldığı bir deneyim. Yani kızı latin dansına götürürseniz ve kız dans edemezse kendisini kötü hisseder. Kızı bowlinge götürüp, hiç oynayamadığını görünce maçı eğitime çevirmek pozitif cinsel gerilim yaratır, kızı ezici bir şekilde yenmek ise embesilliktir.

Gülümseme, doğru miktarda göz teması, hafif dokunuşlar da pozitif cinsel gerilime giden ama abartıldığında sizi embesil ile sapık uçlarında birine çevirecek şeyler. Dediğim gibi, pozitif cinsel gerilim yaratan şeyler, miktarına göre lezzet ya da zehir olabilir.

Bitirmeden şunu da ekleyeyim. Pozitif cinsel gerilim bir kimya yaratma mucizesi değil. Bazı kadınlar hatta çoğu kadın, pozitif cinsel gerilim yaratsanız bile sizden hoşlanmayacaktır. Yani siz esprili olabilirsiniz, gülümseyebilirsiniz, doğru dozajda pozitif cinsel gerilim katabilirsiniz ama, kadın eğer size karşı “hayırcı” ise, onda kimya yaratamazsınız. Pozitif cinsel gerilim ile evet diyebilecek kadınların topuk topuk kaçmasını engellersiniz, %100 olmasa da, “belkici, olabilirci”kadınların evetçi olmasını sağlayabilirsiniz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Çevremde çok kadın var diye göstermeye çalışmak

Kadınlarla tanışma konusunda tavsiye veren kanallarda 30 yılı aşkın süredir kavramlaştırılan bir olay var, “önseçilim” yani preselection. Sosyal kanıtın bir çeşidi olan preselection basitçe, bir erkeğin çevresinde onu seven ve sayan insanların, özellikle kadınların olduğunun, karşı cins tarafından görülmesi demek.

Birçok kadınlarla tanışma / başarı konulu kanal, kısa süreli ilişkiye odaklandığı için, önseçilimin dengede yapılması gerektiğinden bahsetmiyor. Bu nedenle de uzun yıllardır, önseçilimin bokunu çıkardıkları için büyük sorunlar yaşayan erkeklerle karşılaşıyorum.

Kadınlar için ideal erkek tipi, başka kadınların arzuladığı ama başka kadınlara değil sadece kendisine bakan erkek tipidir. Rollo Tomassi’nin deyişi ile “aldatmak istese aldatma potansiyeli olan ama aldatmayan” erkek tipi. Özellikle barda sarhoş ve zaten kısa vuruşmaya gelmiş ya da toksik ya da özdeğeri çok düşük kadınlarla kısa süren ilişkilerden fazlasını istiyorsanız, önseçilimi, güven (comfort) ile dengelemeniz lazım.

Peki bunu nasıl dengelersiniz? Nasıl dengeleyemezsiniz kısmını konuşursak bu soruya da kolayca cevap verebiliriz zira şimdi anlatacağım birkaç hatayı yapmazsanız ve sosyal bir insansanız genellikle dengelersiniz. Aslına bakarsanız şimdi bahsedeceğim hata, bir erkeğin kısa süreli ilişki ihtimallerini bile negatif etkileyen bir hata.

Birçok erkek, sürekli olarak ilişki materyali olmayan, güvenilmez kadınlarla birlikte olduklarını söyleyerek beni arıyorlar. Bu adamların kadınlara ulaşımı var ama uzun süreli ilişkiye giremiyorlar, uzun süreli ilişki yürütemeyecekleri kadınlarla beraber olup kısa sürede ayrılıyorlar.

Bu erkeklerin kafaları pek çalışmayan kesimi (ya zeka eksikliğinden ya da öz eleştiri yapma becerisini yok eden bir narsizmden dolayı), “karı milleti bozdu hacı, düzgün kadın çok az” diyerekten işi “çözüyorlar”. Gerçi bu engin “bilgeliğin” çözümü yok yani karı milleti bozdu ise ve düzgün kadın çok az ise, o kadınlar da kendisi gibi dejenere bir adama bakmayacağından, bu bilgeliğin paralel evreninde, düzgün bir ilişki şansı sıfır.

Bu erkeklerin çoğunluğu ise, burada kendilerinin yaptığı birkaç hata olduğunu seziyorlar. Benim en sık gördüğüm iki hatadan biri, pozitif cinsel gerilimin bokunu çıkarmak ve ikincisi sosyal medyada “benim çevremde çok kız var” diye reklam yapmaya çalışmak. Bu partilerde kendini kızlarla çevrelediği fotoğraflar paylaşmak şeklinde olabiliyor, aslında 3-4 tane koysa faydalı olacak latin dansı videolarından düzinelerce koymak şeklinde olabiliyor ya da en kepazesi, arkadaşı olduğu vücut dillerinden akan kız arkadaşları ile fotoğraflar şeklinde olabiliyor.

Birçok genç erkek bunları alfa hareketler sanıyor ama öncelikle bunlar “fazla çabalamak” olarak algılanan hareketler yani olmayanı varmış gibi göstermeye çalışmak gibi algılanıyor. Ama bir yandan da bu tür aşırı önseçilim pozları, çoğu kadının bir erkeği elemesine neden oluyorlar.

Bunu yapmayın arkadaşlar. Alternatiflerinizin olduğu, kadınlarla az çok başarılı olduğunuz, sizin davranışlarınızdan akar, başka kadınları kadının gözüne sokmanızdan değil. Kadınların gözüne başka kadınları soktuğunuzda, çoğu kadın sizi kısa süreli bile olsa istemez. Özellikle de bunu online yapıyorsunuz.

Klasik önseçilim gerçek hayatta yapılır, yani kadın sizi gerçek hayatta sosyal ortam içerisinde görür. Klasik ön seçilim bu gerçek sosyal hayatta insanların ve özellikle kadınların size kaçamak bakışlar atması, sizinle konuşurken saygılı olması ve sizinle konuşmaya istekli olması şeklinde yansıtılır. Sosyal medyadan paylaştığınız “parti hayvanıyım”, “güllerle çevriliyim çok gül koklarım”, “her petekten bal alırım, uslanmam ben deli gönül” pozları bence karizmadan çok gülünç duruyorlar ama size gerçekten zarar veriyorlar.

Önseçilim insani bir temel dürtünün sonucu. Acıktınız, önünüzde tanımadığınız 3 restoran var. İkisi dolu, biri neredeyse boş. Boş olanda istediğiniz yemek olsa bile “iyi de bu saatte diğer restoranlar dolu iken bu neden boş?” sorusu belirir ve yüksek ihtimalle o restoranı tercih etmezsiniz. Önseçilim de böyle bir şey, “tercih ediliyorsa bir cevher var” ya da “tercih edilmiyorsa vardır bir nedeni” temelli bir mekanizma. Ama ön seçilimi, gerçek dünyada kadınların sizinle iletişime istekli olması, bakış atmaları şeklinde değil de, sosyal medyadan hava atmak şeklinde yapmaya çalışırsanız, “güvenilmez” imajını abartırsınız ve “tercih edilir – güvenilir” dengesini bozarsınız.

“Tercih edilen erkek – güvenilir erkek” dengesinin, güvenilir tarafını abartıp tercih edilen tarafını görmezden geldiğinizde, teyzelerin kızlarına almak için sözde yarıştıkları ama müzmin abazan yaşayan biri olursunuz ki bunun zararları erkek camiasında çok konuşulur. Ama bu dengeyi tersine bozmanın zararları da büyük ve nedense pek konuşulmuyor.

Hayatınızda hiç kadın olmadıysa ya da pek kadın olmadıysa, önseçilimi bir miktar abartmanız faydalı olabilir ama aynı şekilde çok kadın olduysa, sayıyı daha az göstermeniz de yararınıza. Direkt konuşmanız gerekmiyor, ben bana “sen çok kadınla olmuşsundur” gibi bir şey ima edildiğinde, “ben mühendisim, kaç kadınla beraber olmuş olabilirim” derdim. Böyle üstü kapalı bir kalıp bulun ve kullanın. Tecrübe normalde davranışlarınızdan akar ve bunu sözel ve davranışsal olarak azaltmak özellikle uzun süreli ilişkiler için size fayda sağlar.

Son olarak şunu söyleyeyim, kız arkadaş ya da eş olarak hiç ilişkisi olmamış kız arıyorsanız ve bir yandan da “her kadına çekici gelir” diye önseçilim ayağına ne kadar çapkın ve tercih edilir olduğunuzu gösterip duruyorsanız, istediğiniz kızın size bakma ihtimalini sıfırlıyorsunuz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Hayata atılamama – Puer Aeternus – Yetişkin olmanın çok zor görünmesi

Bu konuda Dr.K’nın yaptığı detaylı yayını Patreon’a koydum: Puer aeternus – Ebedi oğlan çocuğu

Önemli noktalar

  • The Puer Aeternus (ebedi çocuk), büyüyemeyen, yetişkin olamayan genç erkek veya kadınları tanımlayan, modern Amerikan literatüründe Peter Pan sendromu denilen problemin ismi.
  • Beyin, kolay dopamin uyarımları tarafından tetikleniyor ve bu da kişinin zevki erteleme ve çok çalışma ihtimalini azaltıyor.
  • Bebek patlaması (baby boomer) neslinin çocuk yetiştirme şekli geri tepiyor: çocuklarımıza, hoşlarına gidecek işler söyledik ama bunu yapabilmek çok zor olabilir.

Çoğunuzun bildiği gibi Carl Jung, yirminci yüzyılın başlarında Sigmund Freud’un kanatları altında çalışan ama daha sonra çeşitli nedenlerle ondan koparak, Jungcu psikoloji adı verilen kendi psikoloji ekolünü yaratan bir psikologdu.

Jung, kişilik gelişimi ve arketip denilen, evrensel gibi görünen, mitolojik ve psikolojik yapılarla ilgileniyordu. İçe dönük – dışa dönük terimlerini Jung popüler hale getirdi. Gölge, Jung’un ortaya attığı ve daha önce duymuş olabileceğiniz terimlerden birisi.

Puer Aeternus ise, yetişkin olamayan kadın ya da erkek demek. Modern Amerikan literatüründe, Peter Pan sendromu dediğimiz şey, bu arketipin bir şekli. Puer Aeternus yani ebedi çocuk, yetişkin yaşamının gereklerini anlar ama bunlar onun için çok fazladır. Puer Aeternus sadece ebedi gençlik ile alakalı değil. Aynı zamanda kapana kısılma korkusu ile, her anlamlı yetişkin hayatında bulunan kuralların ve sorumlulukların korkusu ile alakalı.

Gelişim sürecine tüm insanlık katılır. Örneğin, anaokuluna başladığınızda, anaokulu sınıfına gitmek için servis otobüsüne binmeye başlarsınız. O yaşlarda anne ve babanıza çok bağlı olsanız bile, o sınıfa gitmenin bir yolunu bulmanız gerekir. Belki sınıfa gitmemek için ağlar ve annenize yapışırsınız ama zamanla kendinizi ana sınıfında veya ilk okulda bulursunuz ve orada arkadaşlar edinir, evden okula giderken sorun çıkarmayı bırakırsınız.

Anne ve babadan koparak okula gitmek, büyük bir gelişimsel başarı, çocukluğun normali olan bağlantılardan koparak ilerlemek anlamına gelir. İnsan hayatı, bunun gibi birçok gelişimsel an içerir. Bunlardan biri de yetişkin olma çağrısıdır.

Yetişkin olma çağrısı

Hayatımızın ilk 20 yılında, hemen her şey az ya da çok bizim önümüze serilidir. Eğer şanslı isek bir ya da iki ebeveynimiz bu süreçte yanımızdadır ve arkamızda bize destek olan bir komünite vardır.

Hayatın bu ilk 20 senesinde, ne yapmamız gerektiği bize söylenir, bizim için organize edilir. Okula gitmemiz, iyi notlar almamız, evde akıllı uslu davranmamız söylenir. Arkadaşlar edinmemiz, hızlı araba kullanmak gibi riskli davranışlardan, uyuşturuculardan, yıkıcı ilişkilerden uzak durmamız söylenir. Yatağa belli saatlerde girmemiz, uyanmamız ve gün içinde bunları tekrarlamamız söylenir.

Artık çocuk işçiliği yasak olduğu için, çocukluk döneminde para kazanmamız gerekmez, bir barınak bulmamız, yiyecek bulmamız gerekmez. Bunlar bize sağlanır ve yetişkinlik uzak gelecekte olan, birgün bir şekilde ulaşacağımız bir fikir olarak orada durur.

Derinlerde ise, bir kaygı vardır. Tüm gelişme anları, öncesinde bir miktar kaygı barındırır. Büyümek, evden ayrılmak isteriz ama aynı zamanda çocukluğun sağladığı tüm konforu bırakmaktan da korkarız. Bu korku kısmen bilinç seviyesindedir ama çoğu bilinç altındadır.

Genç bir insanı yıkabilecek birçok dikkat dağıtıcı var.

Örneğin yıkıcı ilişkiler. Birçok genç insan, buna hazır olmadan, draması oldukça zaman alıcı ve dikkat dağıtıcı olan ilişkilere girer. Böyle bol dramalı, bir fırtına bir sessizlik ilişki içindeyken, okula ve diğer sorumluluklara nasıl dikkat verebilirsiniz ki?

Bir diğer yıkıcı şey de uyuşturucu maddeler ve alkol. Birçok genç insan, aslında motivasyon açısından gerekli olan kaygıdan kaçmak için bu yıkıcı maddelere başvuruyor. Bu kaçış sonra daha fazla kaygı yaratıyor ve daha fazla kaygı da daha fazla uyuşturucuya ve kaçışa neden oluyor.

Son 20 yılda, gençler için yıkıcı olan dikkat dağıtıcılar listesine sosyal medya ve bilgisayar oyunları da eklendi. Dünya her geçen gün, genç insanların dopamin salgılamalarını, o bağımlılık yapıcı heyecan hissini tetikleyecek daha fazla yöntem icat ediyor. Birçok genç gecenin 2’sinde arkadaşlarına mesaj atıyor, sosyal medya kullanıyor veya oyun oynuyor ve bunu birçok gece tekrarlıyor.

Bütün bunlar, kovid karantinaları ve her geçen gün daha kullanışlı olan cep telefonları ile daha beter hale geldiler.

Dersleriniz için çok çalışmak, bir yetenek geliştirmek, bir alanda ustalaşmak, müzik ya da spor gibi alanlarda yükseklere çıkmak, istikrarlı bir çizelge ile adanmayı gerektirir. Fakat beyin kolay dopamin kaynakları ile daha fazla uyarıldıkça, bir insanın bir işe adanmak için zevki erteleme ve çok çalışma ihtimali, bir işi başarmakla zevk deneyimleme ihtimali azalır.

Bunlara bir de dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, duygu durumu bozukluğu ya da sadece yönetici işlev problemlerini ekleyin, yetişkinliğe çağrı çok daha zor bir hal alır.

Puer aeternus, gün geçtikçe büyüyen bir problem gibi görünüyor.

Değişen iş yaşamı

Başka bir problem daha var. İş yaşamı, tartışmaya gerek olmayacak şekilde, daha karmaşık bir hal aldı. Hayat boyu kolayca elinizde tutabileceğiniz 9 – 5 işler her geçen gün daha da azalıyorlar, basit stajyerlik bile eskisi gibi değil. Üniversite diploması artık bir iş garantisi sağlamıyor. Yani insanları kendilerini madde, bilgisayar oyunu, ilişki dramaları ile uyuşturdukları ya da sadece büyümenin zorluklarından kaçtıkları için kim suçlayabilir ki?

Covid-19 eve kapamaları ile bazı aileler bağlarını güçlendirdiler ve bu ailelerin çocukları online eğitimin nimetlerinden faydalandılar, izolasyona rağmen insanlardan kopmamanın bir yolunu buldular. Ama kapamala bir yandan da henüz yeni yeni duymaya başladığımız, hayatlarında bir yön bulamayan, öfke ve şüphe ile dolu, düşük özgüvene sahip, tükenmiş hisseden ve sorumluluk almaktan kaçan birçok genç insan ortaya çıktı.

Başka bir açıdan bakarsanız, bebek patlaması (baby boomer) neslinin çocuk yetiştirme stili geri tepiyor. Çocuklarımıza, hoşlarına gidecek işler bulmalarını söyledik ama bunu yapmak gerçekten çok zor ve bu, ulaşılması imkansız bir hedefe benziyor. Bu nedenle de birçok insan boşa uğraşacağıma gider kendimi uyuştururum, bilgisayar oyunu oynarım, ilişki dramalarına ve başka kaçış davranışlarına dalarım diyor. Benden beklenen şeyler çok fazla diye düşünüyor.

Bu modern puer aeternus ve gerçekten de çok acı verici bir şey.

Rekalibrasyon ihtiyacı

Artık rekalibrasyon, yeniden ayarlanma zamanı geldi. Hayatta olmak harika bir şey. Genç olmak harika bir şey. Ve büyümenin zorluğunun etrafından dolanmaya çalışmak yerine, her zor şeyde olduğu gibi içinden geçmeliyiz.

Muhtemelen genç insanlara çok fazla söz verdik. Bu konuda yeniden ayarlama yapma zamanı geldi.

Puer aeternus sınırlanmak, kendini tutmak, kurallarla bağlı olmak istememek demek. Özgür olmak istemek demek. Ama puer aeternus, insanı gerçekten özgür kılacak bir şeyler inşaa etmeden, bunun için gerekli irade ve adanmışlık olmadan özgür olmak istiyor.

Ebedi çocuk olarak kalmak, size mutluluk getirmiyor ve getirmeyecek. Büyümek diğer büyüme aşamaları gibi, birçok nedenden dolayı zor olabilir. Ama yetişkinlik, kendi özgürlüklerini de beraberinde getiriyor. Fakat büyümek, yetişkin biri olmak, kendiliğinden olacak bir şey değil.

İçinde puer aeternus bulunan her insan, aynaya bakmalı ve gördüğü insanı sevme tercihini yapmalı. O özel insanı, içinde büyüklük barındıran insanı sevme tercihini yapmalı. Çok iyi okullarda okumanız gerekmiyor. Dahi olmanız ya da çok varlıklı olmanız gerekmiyor. Sadece kendinizin iyi bir versiyonu olun. İçinizde bu yeri bulun ve ileriye doğru hareket edin. Bunu yapmakta çok büyük bir güç var.

Bkz. Jordan Peterson Türkçe – Peter Pan Sendromu, büyümek istemeyen erkekler

Bu tür konulara Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları Kitap Setinde ve bu kitaplardan derlenen Patreon daha iyi bir yaşam için yayın serisinde ayrıntılı değiniyoruz.

Kaynak: Failure to Launch: The Puer Aeternus

İlk buluşmadan çok fazla shit test atan kız – Vaka çalışması

Mahmut Abi merhaba. Kızla ilk kez buluştuk ve bana çok fazla test attı. Bir de çok hazırlıksız anda yakalıyor ve test atıyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum bazen. Bunun için ne yapmak lazım?

Her shit teste cevap vereceksiniz, geçeceksiniz, geçmek için ter dökeceksiniz diye bir şey yok. Shit testten muhteşem prensesin gözüne girmeye çalışan sefil adam tadında “bir kısmından kaldım bir kısmından geçtim, prenses benim başımı okşar mı abi” diye bahsetmeyin. Yaptığınız kıza yaranmaya çalışmak, kızın onayını kazanmak için ter dökmek oluyor.

Bir kısmından kaldım ama geçtiklerim de var.

Bazılarınız kadının gözüne girip ona yaranmaktan başka bir şeye odaklanamıyor, erkek adamın da kızı değerlendirdiğini ve eksi not verebileceğini anlamıyor. Siz oraya premses beni onaylarsa ben dünden razıyım ucuzluğu ile giderseniz, sizi alan az olur.

Eski erkek arkadaş muhabbetini açtı. Bu konuyu konuşmayalım ilk buluşmada hoşuma gitmiyor bu mevzuyu konuşmak dedim. Kız da konuyu değiştirdi.

İlk buluşmada bu konuya giren kızı gözünüzde küçültün. Yukarı çıkmak için çaba harcasın.

Sonra bir ara bana eski sevgilin bu şehirden miydi İstanbul’dan mıydı diye sordu biraz düşünmem lazım deyip gülümsedim. Ha aynı anda sevgili oluyorsun yani kızlarla dedi. Yok o kadar da değil dedim. Israr etti baya. En son İstanbul’dan birisiydi dedim ben de. Burda kaldık herhalde testten ama dediğim gibi ne söyleyeceğimi bilemiyorum o an ve kız çok ısrarcı aq.

Çok garip de bir test atma şekli var. Sevgilin var mı şu anda dedi. Olsa niye senle buluşayım ki dedim. Ay olarak benden büyük çıktı benim sözüm geçer o zaman dedi yok öyle bir şey dedim. Ben arkadaşlarımla da böyle kahve içmeye çıkıyorum buluşmaya yani sen ne düşünüyorsun ikimiz için dedi. Ben de arkadaşça mı çıktık diyorsun yani benim yeterince arkadaşım var hiç almayayım dedim. Keyifli vakit geçirmek ve birbirimizi tanımak için burdayız diye ekledim. Kız da ben de öyle düşünüyorum sen ne dersen okey tarzı bir şey dedi. İstanbul’da da buluşuruz istersen dedi. Arkadaşlık diye sayıklamayacaksan olabilir deyip güldüm. Şakalar filan da yaptım yani ters değildim. Söylediklerime vs güldü.

Bu olayları bu şekilde kadına yaranmak, soytarılık olarak kurmayın. İyi vakit geçirme üzerine kurun ki, sen pek iyi vakit geçirmiyorsun.

Sohbette de ilgiliydi. Ama bazı testleri fazla ciddiye almışım herhalde. En son kalkalım işin varsa dedi. Birazdan kalkarız dedim. Kahvesini bitirince kalktık. Çıkınca da niye hemen kalktık ki ben nezaketen sormuştum dedi. Öyle söyleyince senin işin var zannettim ben de dedim. Kız bir tık karın ağrısı olabilir mi abi?

Bir tık mı?

Çok fazla test atıyor çünkü.

İyi vakit geçirmenize engel oluyor, sana iyi vakit geçirtirmiyor. Ben olsam bu kızı bir daha aramam ya da listede en sona atarım.

Buraya yazmadıklarım da var daha. Ne yapmak lazım böyle bir kıza?

Bitse de gitsek modunda buluşmayı kısa tutup tüymek lazım.

Daha ilk buluşmada bu kadar test atması pek hayra alamet değil gibi.

Senin buna rağmen tamamen kendini kıza ispatlamaya odaklanman hayra alamet değil. Bir buluşmada kız ne kadar güzel olursa olsun anlaşması zor, sürekli olarak iletişimi sabote eden biri ise, ondan soğuyabiliyorsan erkek adamsın, yetişkin bir erkeksin. Bunlara rağmen soğuma hissi gelmiyorsa, henüz olmamışsın demek.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Bu vaka çalışmasını Patreon’da ücretsiz üye olarak dinleyebilirsiniz.

Bir duygusal yatırım şelalesi olarak “papatya falı” bakmak

Hoşlanılan kızın davranışlarından papatya falı bakmak, özellikle arkadaş çevresinden, sınıftan ya da iş yerinden bir kızdan hoşlanan ve bu kızla ilişki isteyen erkeklerin çok düştüğü bir durum. Papatya falının bu tür bir dinamikte daha yoğun olmasının nedeni, hoşlanılan kızın zaten arkadaş, sınıf arkadaşı ya da iş arkadaşı olarak yakın ve sıcak davranmasının yanında, bu tür bir ortamda hızlı ve daha direkt ilerlemek zor olduğundan, işin olumlu ya da olumsuz nihayetine varmasının haftalar ve bazen aylar sürebilmesi.

Bu süre içerisinde kızın davranışlarının hoşlanma mı, arkadaşça bir ilgi mi olduğunun analizini yapmaya çalışan erkek, kendini papatya falı bakarken buluyor.

“Aysel bana diğerlerinden daha fazla yakın. Seviyor.”

“Aysel bana diğerlerinden daha yakın ama Aysel bana kanka dedi. Sevmiyor.”

“Kanka dedi ama dün omzuma dokundu. Seviyor.”

“Dün omzuma dokundu ama bu sabah Ahmet’in de omzuna dokundu. Sevmiyor.”

“Bu sabah Ahmet’in omzuna dokundu ama senin omzuna 3 saniye 9 salise dokundu. Ahmet’in omzuna 2 saniye 5 salise dokundu. Seviyor.”

“Benim omzuma daha uzun süre dokundu ama iş dışında hiç mesaj atmıyor. Sevmiyor.”

“İş dışında hiç mesaj atmıyor ama sigara içerken hep benim yanıma geliyor. Seviyor.”

“Sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor …”

Yaklaşık 2 yıl kadar önce duygusal yatırım yayını yapmıştım ve bu yayın Erkek Adam Youtube kanalının en popüler yayınlarından biri oldu. Orada duygusal yatırım kavramından bahsetmiştim ki, eğer bu yayını henüz izlemediyseniz izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.Bu arada konuyla alakalı olarak, henüz okumadıysanız, bu kızın amacı ne yazısını da okuyun.

Burada, oradaki duygusal yatırım tanımını tekrarlayayım:

“Romantik olarak ilgilendiğiniz kişiye duygusal yatırım yapmak demek, o kişinin sizin düşünce ve duygularınızı meşgul etmesi demek. Ondan hoşlanmak ya da onu sevmek demek değil.”

“Bir ilişkinin en başından en sonuna kadar, erkeğin duygusal yatırımı, kadının duygusal yatırımından bir tık altta olmalıdır (çok az olmalıdır ya da hiç olmamalıdır değil).”

(Bu arada kadınlar için parantez açayım: Sizin duygusal yatırımınız bir erkekten bir iki tık yukarıda olabilir ama çok yukarıda olursa siz de kaybedersiniz.)

Yakınınızda olan bir kızın davranışlarından papatya falı baktığınızda, o kız sizin düşüncelerinizi ve duygularınızı, olması gerekenden çok fazla oranda işgal ediyor. Bu durumda da, eğer kız başından size çok fazla duygusal yatırım yapmış değilse, daha baş başa buluşmadan, kızdan çok daha fazla duygusal yatırım yapmış oluyorsunuz. Bu da, o kızla olma ihtimalini azalttığı gibi, kendi aşırı ilginizi kıza yansıtarak yani onun davranışlarında bulmaya çalışıp, gerçekliği eğip bükme pahasına “bularak”, size ilgisi arkadaştan öteye olmayan bir kızla ilgili hayal dünyasında debelenmenize, hayalleriniz yıkıldığında ise aylarca kendinize gelememenize neden olabilir. Yani papatya falı, hem olabilecek işin olmamasını sağlamanıza, hem de olmayan şeyi var gibi görerek gündüz düşlerinde uçmanız, sonra soğuk gerçeğe uyanınca çok yüksekten yere çakılmanıza neden olabilir.

İş yerindeki bazı kadınların size sıcak davranması ve hatta diğer erkeklerden daha sıcak davranması, bunu romantik ilgi sanarak fazla uçan birçok erkeğin acı yoldan öğrendiği gibi, kadının sizinle arkadaşlıktan öte bir şey istediği anlamına gelmez. Bu nedenle kadın size ne kadar yakın olursa olsun, davranışlarından papatya falı yapmayı bırakmanız lazım. Papatya falı ile romantik ilgiden emin olamazsınız, ne kadar yaparsanız yapın da olamayacaksınız.

Peki ne yapacaksınız? Ben iş arkadaşına, sınıf arkadaşına ya da yakın arkadaş grubundaki kızlara yürünmesini tavsiye etmiyorum ama bu konuda çoğu erkek beni dinlemediği için yapmanız gereken şeyi söyleyeyim.

İlk yapmanız gereken şey, kızın yaptıklarından anlam çıkarmayı bırakmak olmalı. “Şunu yaptı benden hoşlanıyor mu?” soru kafanızda belirdiğinde, analiz sürecine girmek yerine, ayna karşısına geçin ve kendinize şunu söyleyin: “Bu davranıştan benden hoşlanıp hoşlanmadığını anlayamam.”

İkinci yapmanız gereken şey, hoşlandığınız kızla iş, sınıf veya arkadaş grubu içinde bir iki tık daha yakın olmak. Burada diğerleri ile hiçbir şey paylaşmamanız ve hatta diğerleri sizin arkadaştan fazla olduğunuzu söylediklerinde inkar etmeniz gerekiyor. Çoğu erkek büyük bir hata yapıyor ve iş arkadaşlarına bu konuyu açıyor ya da itiraf ediyor. Eğer herhangi bir aşamada bunu yaparsanız, arkadaşlarınız, tüm iyi niyetleri ile ya da bazıları kötü niyetle, bu işin olmaması için ellerinden geleni yaparlar.

Eğer kız size daha yakınsa zaten birinci aşamayı geçmişsiniz demektir.

Üçüncü aşamada, kızla dışarıda buluşmaya başlayın ve dışarıda flört edin. İş yerinde, arkadaş grubu içinde flört etmeyin. Baş başa buluşmalara geliyorsa ve sizden hoşlanıyorsa, o iş olur zaten. Bu tür bir flörtün farkı, dışarıdan bir kadınla olana göre yavaş olmadısıdır. Yani fiziksele gidiş bir iki tık daha yavaştır.

Bunun friendzone olacağını iddia edecek insanlar çıkacaktır. Bu evet arkadaş olarak başlamak demek ama unutmayın, siz zaten arkadaş olarak başladınız. Burada eğer işi 3-4 haftanın üstüne uzatmazsanız ve reddedildiğinizde şapkanızı alıp gitmeyi bilirseniz (reddedildiğiniz aşamadan sonra sizin diğerlerinden daha sıkı olan “arkadaşlığınız” bitti, eskisi gibi devam ederseniz o zaman gerçekten friendzone olursunuz).

Bu baş başa buluşmalar ve eğer kız daha fazla başlatıyorsa özel mesajlaşmalar haricinde yok kız omzuna dokunmuş, sürekli bakmış, arkadaş grubunda hep yanına oturmuş, imalı instagram storyleri atmış, hiçbir önemi yok. Bunlardan papatya falı bakmayın.

Analiz felci genellikle, bir değişkenin değerini bulmak için, diğer değişkenlerinin değerini gerçek dünyada aksiyon alarak bulmanız gereken bir denklemi, aksiyon almadan yani diğer değişken değerlerini bilmeden kafanızda çözmeye çalışmaktan olur.  X + Y + Z = 1. X’in değerini merak ediyorsunuz. Y ve Z’yi aksiyon alıp bulmadan kafada X nedir diye çözmeye çalışmak, analiz felcidir.

Örneğin, evin anahtarını arabada mı unuttum, kapının üstünde mi yoksa kahvaltı yaptığım dükkanda mı denklemini (Kapı + Araba + Kafe = 1), bütün gün araba ve kafede unutup unutmadığınızı hafızanızı zorlayarak bulmaya çalışabilirsiniz ya da arabaya ve kafeye gidip kontrol ederek de bulabilirsiniz. Böylece 5 dakikada arabaya inip orada bulacağınız anahtar kapının üstünde mi diye bütün gün stres olmazsınız, kafa patlatmazsınız.

Romantik ilişkilerde de, kızın sizden hoşlanıp hoşlanmadığını, gerçek dünyada baş başa buluşmaların nereye gittiğine bakmadan bulmaya çalıştığınızda, analiz felcine girersiniz ve papatya falı bakarsınız. Bazıları bu nedenle gidip burç okur, fal baktırır, arkadaşların ağzını arar, vs. Ama bütün bu süreç sizi karşınızdakine, aranızdaki ilişkinin olduğu aşama için çok abartı olacak şekilde aşık eder. Benjamin Franklin yasasını unutmayın:

“A kişisi B kişisi için ne kadar çok şey yaparsa, A kişisi B kişisine o kadar çok aşık olur, tersi olmaz.”

Peki ya iş, sınıf veya arkadaş dinamikleri yüzünden kızı baş başa dışarı çağıramıyorsanız veya çağırsanız bile yürüyemiyorsunuz. O zaman o kızı radarınızdan çıkaracaksınız. Bu kolay olmayabilir ama bu zor şeyi yapmazsanız, çok daha zor problemlerle, çok daha uzun süre boğuşmanız gerekebilir.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Kadınlar nasıl bu kadar hızlı unutabiliyorlar?

Abi bir sorum var. Arkadaşım bunu bir çok erkeğin yaşadığını söyledi. Bu fenomeni sendende dinlemek istiyorum. Kızlar bir erkeği bırakırken terkederken erkek onlar için bir anda yabancı biri oluyor bu fenomeni bilirsin.

Bu fenomeni bilirim ama bu kadınlara özgü bir fenomen değil. Terk eden erkekler de bunu yapıyorlar. Beni kadınlar da arıyorlar, ayda 5-6 kadınla konuşuyorum. Kadınların çoğu terk eden eski sevgili konusu ile ilgili arıyorlar ve aynı şeyi terk edildiklerinde onlar da yaşıyorlar. Siz tabii kendiniz terk ettiğinizde çok acı çekmediğinizden ve karşı tarafın acısını o kadar sallamadığınızdan ya da belki bir kızı terk etme tecrübeniz olmadığından, bunu bilmiyorsunuz.

Bak burada sadece erkeğe öfkeli olmaktan soğumaktan bahsetmiyorum. Hani yabancı olmaktan.

Yabancı olmak değil o. Artık o kadar da sevmemek. Sevginin tersi öfke değildir, öfke karşı tarafa karşı hala yoğun duygu gerektirir. Sevginin tersi umursamamaktır, bir bağ – yakınlık hissi olmamasıdır. O da yabancı olmaktır işte.

Haftalarca aylarca güldüğün sarıldığın seviştiğin vakit geçirdiğin kız bir anda senle öyle bir konuşmaya başlıyor ki sanki sokaktan geçerken yol soran rastgele birisin. 

Şimdi haftalarca dediğin şeyin hiçbir hükmü yok zaten, insan haftalarca beraber olduğu birini kolayca unutabilir. Ama ilişki bittiğinde ne olacağını bekliyorsunuz, salya sümük aşk şarkısı klibi senaryosu mu?

Bu arada o bir anda olmaz. Bir süreç içinde olur ama bazen bir anda görünür olur ya da siz acemi olduğunuzdan göremezsiniz. 5 yaş daha büyük olsanız görebileceğiniz işaretleri, kendinizi fazla kaptırdığınızdan göremezsiniz. “Haftalarca …” gibi garip bir şey söylemenden zaten, senin kısa sürede kendini fazla kaptıran biri olduğun sonucunu çıkarıyorum.

O mesela daha çok koyuyor hani sana öfkeli olsa tanımazlıktan gelmesinden daha az acır mesela.

Tekrar edelim: Sevginin tersi öfke değildir, öfke karşı tarafa karşı hala yoğun duygu gerektirir. Sevginin tersi umursamamaktır, bir bağ – yakınlık hissi olmamasıdır.

Karşınızdakinin sizi sevmediğini görmek, öfke de olsa yoğun bir duygu hissettiğini görmekten daha çok acıtabilir ama aslına bakarsan böylesi daha iyi. Senin ümit kırıntısı arayan tarafına kırıntı atsa, başında çok acı çekmeyeceksin ama toplamda daha çok acı çekeceksin.

Hani böyle film sahnelerinde görürsün filmde sevdikleri bir insan kötücül bir varlık tarafından ele geçirilir aynen öyle oluyorlar çeşitli derecelerde. Kadınlar bunu nasıl ve neden yapıyor?

Belki öyle belki değil ama sen bu “erkekler idealist, kadınlar fırsatçı sever” gibi boş laflardan etkilendin sanırım. Bunu terk edenler yapıyorlar, sevgi hissetmedikleri için yapabiliyorlar ve yapıyorlar. “Abi erkeklerden bana ne, ben kadınlarla oluyorum ondan kadınlar diyorum” diyeceksen tamam ama bence sen bunu kadınların erkeklerden üstün olduğu bir şey sanıyorsun. Öyle bir şey yok. Hatta tam tersi çok yakın zamana kadar, erkekler daha “acımasız” / kaçıngandı ama son bir iki nesildir, kaygılı bağlanan / efendi erkekler, kadınlardan çok daha fazla kaygılı bağlanıyorlar. Kadınlar da bunun etkisi ile belki daha kaçıngan/acımasızlar ama erkeğine göre değişir. Siz “norm” bile olsanız – ki değilsiniz – gerçek ve doğal erkek psikolojisini temsil etmiyorsunuz.

Bir de tabii şunu da eklemeden geçemeyeceğim, kendini ilişkiye çok kaptıran insan, bunu muhtaçlığından yapar, çok sevdiğinden ya da sevgi insanı olduğundan değil. Ve böyle bir adam, erkek adamdan çok daha kolay terk edilir zira pek çekiciliği yoktur.

Şimdi alt tarafı bir kadın tarafından (yılların sevgilisi de değil, haftalarca ya da aylarca görüştüğün kadın tarafından) terk edilmeyi tanımlama şeklin, senin ilişkilerde çok daha düşen ve çok muhtaç olup çok yaralanan bir insan olduğuna işaret.

1 günde nasıl daha önce hiçbir şey olmamış gibi davranıp bu kadar kolay unutabiliyorlar?

Erkek itici davranışları ile kolay unutulabilir hale geliyor ve dediğim gibi o iş genelde bir günde olmasa bile çok kısa süre içerisinde görünür olabiliyor.

Ayrıca bu çok korkunç bir durum değil mi sence ? En yakınındaki pamuk prenses gibi kız bir anda kötü kalpli cadıya dönüşüyor bununla nasıl baş edicez asla azıcık bile güvenemezsin ki hiçbir kıza?

Birincisi bu, çok korkuncu bırak, erkeğin başına gelebilecekler listesinde korkunç kategorisine bile girmez. Bu sadece, ilişkisine aşırı kapılan, kaygılı bağlanan, efendi adamın toksik kırılganlığına sahip bir erkek için korkunç bir şey. Daha önce de verdiğim örneği vereceğim. Sen yılların hareketsizliği ile kasları erimiş bir adamsan, 50 kilo bench press bile senin için korkunç bir ağırlıktır. Aynı ağırlık, normal kaslara sahip adam için çocuk oyuncağıdır. Ağırlıktan şikayet edeceğine, kaslarını geliştir.

En yakınındaki pamuk prenses gibi kız bir anda kötü kalpli cadıya dönüşüyor

Yıllardır psikolojiye meraklıyım ama psikolog değilim. Psikolog arkadaşlar daha iyi yorumlayacaklardır ama senin bu olayı masal / fantezi öğeleri ile tanımlaman tesadüfi değil. Masal aleminde yaşıyorsun.

Bununla baş etmek için güçleneceksin. Ayrılık acıdır, hiç acı çekmeyeceksiniz diye bir şey yok. Ama erkek adam için aynı avı, senin “nasıl baş edeceğiz”, “çok korkunç” dediğin gibi değildir.

Azıcık bile güvenemezsin ki kızlara? Sanırım yaşın çok genç ve bir kıza neden güvenmen gerekiyor? Her yüzüne gülen kızla “happily ever after” masalına girdiğin için olmasın? Senin kelimelerin yanlış bu arada. Sen bir kadına %100 güvenmeye ihtiyaç duyuyorsun, kadınların annen olmasını bekliyorsun. Oysa buna kendi yetişkin olamamış ruhsal durumunun ihtiyacı var. Konduğunuz dallara (kızlara) değil, kendi kanatlarınıza güveneceksiniz ama onun için güçlü kanatlar lazım. Güçlü kanatların oldu mu, bu soruyu sormayacaksın.

Sizin bünyeniz zayıf, güçlenince bunlar korkunç olmayacaklar. Bir de tabii alt tarafı sevgilinizi hayatınızın merkezi, anlamı, happily ever after prensesi yapmayın, böyle şeyleri korkunçlu yaşamazsınız. Sevmeyin demiyorum, bazı mallar sevmeyin anlıyorlar çünkü. Ama bunu hayatınızın en önemli şeyi yapmayın, kendinizi hedonist aşk kaptırmacasına bırakmayın.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.