Vaka Çalışması – Neden boşandım / Boşanan adam

90ların son yılında, daha 18 yaşında bir yeni erişkin olarak o dönemde kızlarla neyi yanlış yapıyorum diye kafa patlatırken elime bir kadın psikolog tarafından yazılmış, ilişkilerle ilgili bir kitap geçti. Tam hatırlamıyorum ama ismi “Sesimi Duyuyor musun?” gibi birşeydi. Bir kadından ilişki tavsiyesi kitabı okuyarak çok avantajlı bir konuma geçeceğini düşünen ben, heyecanla kitabı okumuş ve ondan sonraki 1 yılda kadın – erkek ilişkilerinde daha da dibe vurmuştum 😀 Kitap duygularınla barışık olmak, açık iletişim, ona küçük süprizler yapın tadında bir saçmalıktı.

Ulan psikolog hatun tavsiyesi bulmuşum neden dibe vurdum diye araştırırken (neden acaba?) o zaman yeni bir şey olan internette erkekadam.com çıktı karşıma. Bu site, feminizme karşı hiçbir erkek hareketinin olmadığı o karanlık dönemde bir ışık idi.

O zaman bende bilgisayar yok. Bilgisayar laboratuvarında günlerce bu siteyi okumuştum. Bu adamlar sayesinde kadın doğasını biraz anlamıştım ve bence bu site olmasa daha yeni başladığım üniversiteyi muhtemelen bakir bitirirdim.

Keşke o zaman arşiv alsaymışım. Site bugün ortada yok ve arşivini de bulamadım. Ama sitenin efsane yazarı boşanan adamın şu yazısını buldum. Çok sağlam bir yazı, bugün kırmızı hap gibi ismini koyamadan, formüle edemeden ne kadar çok kırmızı hap kavramı gösteriyor! Yine de öğreti ortada olmadığı için, üstad Boşanan Adam bile bazı şeyleri göremiyor ya da yanlış tanımlıyor. Örneğin “iyi bir insan” olduğu için acı çektiğini sanıyor “kötü olunca” değere bindiğini düşünüyor. Oysa bir mavi haplı beta olarak “kendini feda ederek femineni ne pahasına olursa mutlu etmeyi” iyilik sanıyor ve “kendi ihtiyaçlarını düşünmeyi” kötülük olarak algılıyor. Kadının neden o çekilmez dırdırcı yaratığa dönüştüğünü analiz etmiyor. Ve neden kadının tekrar canlandığının adını koyamıyor : Korku oyunu (Dread Game). Neyse bir ara bu yazının analizini de yapmak lazım.

Fakat şunu söyleyeyim; neredeyse 20 sene sonra yine okuyunca şunu anlıyorum ki eğer bir erkek yılların betalığı ile artık sınıra kadar acı çekerse, kırmızı hap kendi başına erkekte ortaya çıkıyor zaten. Hatta aslına bakarsanız, kırmızı hap öğretisi olmazsa bu öfke olarak çıkıp orada kalıyor. Oysa bugün kırmızı hap bu öfkeyi dindiriyor. Eğer o dönemde kırmızı hap olsa, bu adam muhtemelen özeleştiri yapıp yuvasını yıkmayacaktı. Bugün neyse ki internet ve bunun gibi siteler var ki, bir erkek sadece birkaç sene acı çekip işin aslını öğrenebiliyor ya da sadece öfke aşamasında takılmıyor.

Neden boşandım / Boşanan adam

Evliliğimiz boyunca karım Julide beni başta cinsel olmak üzere pek çok konuda inim inim inletmişti. Dayanabilmek için elimden ne gelirse yapmıştım. Her şeyden önce kendimi “iyi bir insan” olarak algılıyordum.

Bayağı erkeklerin tarzı “kötülüklerden” karıma yapabilmem söz konusu bile değildi. Ancak ne kadar gayret göstersem karımın içindeki mutsuzluk tabakası bağışıklık kazanan bir bakteri duvarı gibi aynı oranda kalınlaşıyordu. Yani bu mücadelede hep benden bir adım öndeydi. Evde kavga, gürültü, sinir krizleri, bayılmalar ve kıskançlıklar da gırla gidiyordu. Üniversitede tanışıp, sevişerek evlendiğim genç kız yerini hızla bir felakete terk ediyordu.

Evlendikten kısa bir süre sonra cinsel yaşantımız seyrelmeye başladı. Daha otuzuna basmamıştım ve haftada bir defa sevişmek normal sayılıyordu. “Canım her evlilikte böyle olur, ilk günlerin heyecanının tutmak kolay mı?” türünden yaklaşımlara diyecek birşey bulamıyordum.

Aradan birkaç yıl daha geçip de o günleri bile arar hale gelince nerdeyse tüm dünyamın karardığını görüyor ama hiçbir şey yapamıyordum. Modern ve iyi bir erkek olarak yapabileceklerimiz son derece sınırlıydı ya da bizi birileri fena halde böyle olması gerektiğine inandırmışlardı.

Cinsel dürtülerimi bastırabilmek için ağır sporlara ve ağır çalışmalara yöneldim. Evet, çok zaman insan bütün  enerjisini ve hırsını bu şekilde yok edebilirse belli bir huzura kavuşuyormuş. Ama işte tam “rahatladım” derken ofisteki genç bir kadının evrak verirken geliveren teninin kokusu, iskambil kağıdından dev bir şato yapar gibi kurduğunuz iç dengenizi bir anda yıkıveriyordu. Bunlar çok masum durumlardı. Hergün sekiz, haftada kırk saati omuz omuza çalışarak geçirdiğimiz hanımlardan samimi olarak ilgi gösterenler de çıkıyordu. Ama “Ah, o iyi adam olma” zorunluluğu yok mu? İşte hep oraya takılıp kalıyordum.

Bu arada karımı daha çekici görebilmek için yaptığım her hareket geri püskürtülüyordu. Yurt dışına yaptığım yolculuklardan aldığım iç çamaşırları orjinal etiketleriyle dolapta beklerken, karım her akşam rengi kaçmış aynı eski eşofman altı ve üstten ikinci düğmesi kopuk ince yün hırkasıyla yatağa girmekte ısrar ediyordu. “Çok üşüyormuş!” Ayrıca karımın incecik beli yerini yaygın bir kalçanın üzerine kalıplaşmış iri bir göbeğe, dik göğüsleri de yerlerini şimdi burada tanımlamak istemediğim başka birşeylere bırakmıştı. Arada sırada zamanın ne zalim olduğundan söz ettiğini duyup ifrit oluyordum. “Parmağını bile kıpırdatmazsan zaman sana ne yapacaktı ki?” Kendini bir mirasyedinin sorumsuzluğuna bırakmış, zararını çekmek de bana kalmıştı.

Yaşamımın en büyük hatasını yapmamın da üzerinden tam tamına on dört yıl geçtikten sonra kırk yaş bunalımının da yardımı ile gece boyu düşünmeye başladım. Artık sevişmelerimiz aydan aya bile değildi ve ben de on sekizindeki kadar (maalesef) istek doluydum. Ayrıca yatakta yaşadıklarımızın kalitesi ise sayısından da beterdi. İki ay bekledikten sonra karşıma çıkanla sertleşmediğim bile oluyordu.

Sonunda iki konuda kesin karara vardım. Birincisi bir sevgili bulacaktım, ikincisi de karımı tüm eksikleriyle sevecektim. Tipik bir körün gözlerini, bir sakatın bacaklarını seveceğiniz gibi. Ondan ayrılmayı, aradaki bir çocuktan ve şu anda hatırlayamadığım bir dolu başka nedenden istemiyordum. Karımın bu saatten sonra düzeleceğine ise zerre kadar ihtimal vermiyordum.

Ama o tamamen düzeldi ve bende ondan bu nedenle boşandım …

Ayşe ile aynı iş yerinde üç yıl kadar birlikte çalışmıştık. Orta boylu, hafif topluca, uzaktan bakıldığında kesinlikle güzel bulunmayacak bir hatundu. Benden bir yaş büyük olması dışında başından da iki evlilik geçmişti. Ancak inanılmaz bir yaşam enerjisine sahipti. Akmerkez’de onunla karşılaştığımda ofiste yaptığımız süper tatlı geyikler aklıma gelmişti. Hemen yukarıdaki kafeterya bölümüne çıkmış bir kahve içme bahanesiyle iki saate yakın kaynatıvermiştik.

Kararımı verdiğimde bulacağım sevgiliyi genç, ince, uzun, dik göğüslü bir manken tiplemesi gibi hayal etmiştim ve Ayşe dört özelliğin dördünde de bunun tam aksiydi ama ertesi gece onun yatağında bunların ne kadar da anlamsız şeyler olduklarını düşünüyordum. İlk soyunurken hiç de güzel görünmeyen o bedenden öylesine güçlü bir istek ve ateş çıkmıştı ki bir ara nefesim kesilmişti. Mecazi olarak söylemiyorum.

Gerçekten bir an nefes alamayıp ve öleceğimi sanmıştım. Bir erkeğin bu kadar şiddetli orgazm yaşayabileceği en ucuz porno romanlarında bile yazmıyordu. Bu da yetmezmiş gibi üç saat sonra bir ikincisi daha başıma gelecekti.

Çok gırgır bir fıkra duymuştum. Kadınlar manastırında genç bir rahibe koşa koşa baş rahibeye çıkar ve hıçkırıklar içinde en büyük günahı işlediğini söyler ve günahlarının affolması için bir yol göstermesini ister. Baş rahibe kızın yüzüne şöyle bir bakıp bir limon almasını, sonrada ikiye kesip bir yarısını yemesini salık verir. Genç kız sevinçle “o zaman günahlarım affolacak mı?” diye sorar. Baş rahibe acı acı gülümseyerek “Günahların affolmayacak ama yüzündeki bu salakça mutlu gülümseme silinecek ve diğer rahibeler durumu anlamayacak” der.

Gün ağarmadan ve yarım limonu yemeden eve gittiğimde Julide her zamanki yatak kostümleri ile horluyordu. Açıkçası ilk hafta bendeki değişikliği fark etmedi. Ancak bir süre sonra uyanmaya başlamıştı … Müthiş şaşırdığını hatırlıyorum. Nasıl oluyordu da dünyanın en efendi adamı böyle birşey yapıyordu. Bir süre cidden bocaladı ve sonunda karşı saldırıya geçmeye karar verip, eskiden beri uzmanlaştığı kıskançlık krizlerinden birini yapmaya kalktı. Bu durumda anteni kopmuş bir cep telefonundan daha kapalı olurdu. Konuşmanın faydasız olduğunu bildiğim için eskisi gibi ellerinden tutup onu yumuşatacağıma masanın üzerindeki ağır Murano kesme kristal kül tablasını alıp karşıdaki vitrinli dolaba fırlattım. İnanılmaz bir şangırtı koptu. Julide taş kesilmiş kalmıştı.

Aslında anasının bağırtılarına oldukça alışık olan Yeşim de odasından fırlayıp gelmişti. Çıt çıkmıyordu. “Bana kahve yap” dedim. “Orta şekerli Türk kahvesi olsun”. Gidip koltuğa oturdum ve dışarıyı seyretmeye başladım. Biraz sonra titreyen elleri ile kahveyi getirdi. Hayatımda ilk kez gerçekten “erkek” olduğumu hissediyordum. Ve son derece mutluydum. Arkamdan gelmeye başlayan minik şangırtılardan ve sessiz hıçkırıklardan cam parçacıklarının toplanmaya başladığını anlıyordum. Keyifle kahvemi höpürdettim.

Ayşe oldukça başarılı bir iş kadınıydı. Toplantılarıydı, seyahatleriydi derken haftada iki üç kezden fazla beraber olamıyorduk. Bu da benim son derece işime geliyordu. Bir yandan Julide’ye acıyordum ve her ne kadar bu duruma düşmemizde yüzde doksan onu sorumlu tusam da içim biraz eziliyordu. Cinsellik bu kadının içinde yoktu. Allah vermediyse onun ne kabahati olabilirdi ki. Julide ile beden evliliğimiz zaten yıllar önce tükendiğine göre, belki şimdi aynı çocuğu paylaşan iki eski dost olarak güzel şeyler yapabilirdik.

Ayrıca ben onun başka konularda başarılı olması için elimden geleni ortaya koymakta kararlıydım. Çok hoş bir döneme girmiştim. Cinselliği inanılmaz keyifli bir şekilde yaşıyordum. Evde hır gür çıkmıyordu. Kör bir göz gibi Julide’ye bakan camsız büfe sanki her türlü kavgayı önleyen bir tılsım görevi üstlenmişti.

Bir gece Julide yaralı bir çocuk gibi yatakta sokuldu. Onun bu haline dayanamamıştım. Eski üniversite günlerindeki gibi birlikte olduk. Ne iri göbeğine, ne yaygın kalçasına ne de sarkık göğüslerine baktım. Bir insanın cinsel sıcaklık istemesinin ne kadar doğal birşey olduğunu biliyordum. Kızımın annesi bunu benden talep ediyorsa almaya da hakkı olmalıydı. Benden bağımsız olarak bedenim de böyle düşünüyordu.

Daha sonra evde başka garip olaylar başladı. Sürekli birlikte olduğu kız arkadaşları sanırım ciddi bir taktik savaşı içine sokmuşlardı. Koca, her türlü istilacı güce karşı, tüm silahlarla savunulmalıydı. Julide on yıldır tüm ısrarlarıma karşın gitmeyi reddettiği jimnastik salonuna yazıldı.

Moron gibi yediği tatlı ve çikolatalar alınmaz oldu onun yerine ne kadar sebze meyve varsa dolabı doldurdu. Mahallenin dandirik kadın berberi yerine ciddi bir güzellik salonuna taşınılmaya başlandı.

Beli gittikçe inceliyor, gelişen omuz kasları göğüslerini çok daha diri taşıyordu. Kafkanın Metamorfoz’unu okumuş muydunuz? Sanki bu sefer onun tersi yaşanıyordu : bir hamam böceğinden harika bir insan çıkıyordu. Bu arada son bir değişiklik daha meydana gelmişti. Julide yatakta dişi panter kesilmişti. Her akşam üstümden inmiyordu. Yorgun olmam falan bahane değildi. Sanki bedenimle ayrı bir anlaşması vardı, onlar ikisi olayı koparırken ben içerden dehşet içinde olanı biteni izliyordum.

Bu arada Ayşe’ye gidişlerimde de herhangi bir azalma olmuyordu. Onun hem sohbetini hem de yatağını özlüyordum. Ancak yirmilik bir delikanlıyı bile kanırtacak bu durumunda sonsuza kadar sürmesi biraz zor olacağa benziyordu. İyi bir tedbir olarak aklıma Taocu seks geldi. Bilirsiniz bu öğretide erkekler boşalmazlar ve istedikleri kadar cinsel eylemde bulunabilirler. İkisi de yemedi. Her sevişmenin muhakkak sular sellerle “tapulanması” gerekiyordu. Sanki ruhumun anahtarı bu sularda gizliymiş gibi ikisi de boşalmamı istiyordu, hatta şart koşuyordu.

Birgün içimde birşey aniden “cırt!” diye yırtıldı. Julide’den inanılmaz nefret etmeye başladım.

Yaşantımın en mutlu olması gereken on küsür yılını kezzaba çevirmişti ve bütün bunlar ben “iyi bir insan” olduğum için başıma gelmişti. Ne zaman ki kötü olmuştum, bir anda her servis önüme sunulmuştu. İlgi, sevgi, seks, bakımlı ve güzel bir vücut, huzurlu bir yuva, ancak ben daha kötü bir adam olduktan sonra bana verilmişti.

Onca yıl sonra özverilere lanet ediyordum. Julide’nin ondan bana sağladıklarının yarısını alabilmek için yıllarca yalvarmıştım ama ağrıyan başlar, sinir krizleri, üşüyen, yağlı ve isteksiz bir vücuttan başkasına ulaşamamıştım.

Julide o akşam da şehvetle üstüme çıktı. Bedenime lanet ediyordum. Gene sertleşecek, gene yüreğimin istemediği bir sürü saçmalık yaşayacağım derken garip birşey oldu : Bu kez bedenim benden yana durdu. En azından teorik olarak erkekler her kadınla yatabilirler. Doğa onları böyle bir özellikle donatmış. Erkeğin vücudunun bir kadını sürekli reddetmesi ise çok ender olabilen bir durumdur ve bence kadına yapılabilecek en ağır hakerettir. Julide bildiği tüm hünerleri gösteriyordu ama “tık!” yoktu. Bense “Aslan evladım benim” diye içimden şarkılar söylüyor, methiyeler düzüyordum.

O geceden sonra bir daha Julide ile sertleşmedi. Kısa bir süre sonraysa içimdeki duygular dayanılmaz bir hale geldiğinden henüz dostça kalabileceğimiz bir aşamada evliliği bitirdik.

İşte, uzun yılların sadık, evli adamı böyle Boşanan Adam oldu …….

Feminizmin evlenilecek kadın düşmanlığı

Madem Mahmut abi evlenilecek kadınların özelliklerini anlattı, ben de size bu tarz kadınların niye feministler tarafından sevilmediğini anlatayım. Hem de ekşi sözlük üzerindeki ibretlik bir entry ve tartışma üzerinden.

Sözlükte “gokkusagindaki ruh” nickli kadın yazar, çalışmayı bıraktıktan sonra evliğinde mutluluğu nasıl yakaladığını şöyle anlatmış:

calistigim zamanlar esimle aramizda tartismalar olurdu. bunlar genelde utusuz gomlekleri, yikanamamis camasirlari, yine dunden kalan yemekler vb. konularda olurdu. esim asla ev isi ve yemek yapmazdi. ben de ondan sonra eve geldigim halde bunlarla ugrastigim, o uyurken utu ve temizlik yaptigim icin gergin ve kizgin olurdum. gel zaman git zaman ev kredimiz bitip maddi olarak duzluge cikinca cocuk planlari devreye girdi ve bebegim icin isten ayrildim zira aldigim maas cocuk bakicisi masrafini ancak karsiliyordu. esim de benim maasimin yaklasik 4 katini aldigi icin isten benim ayrilmam ve cocuga bakmam finansal acidan daha dogruydu.

simdi gercekten hersey cok yolunda. utulu gomlegi gectim, utulu donlar, her aksam iki cesit yemek, salatasina kadar hersey ve mutlu bir cocuk var… ve her aksam eve yorgun argin ve gergin gelmedigim icin ayiptir soylemesi gelsin cowgirller gitsin blowjoblar … yorgun kadin (ve erkek) maalesef cinsel hayatina herkes gibi ozen gosteremez. en azindan ben o kadar yorgunlugun uzerine uyumayi tercih ederdim.

isi birakmam maddi olarak olmasa da manevi olarak evimizdeki huzuru fazlasiyla arttirdi. ha ama benim gelirim yuksek degildi. maasim 5-6 bin olsaydi 2 bin bakiciya verip uzerine hala para kalsaydi bu karari bu kadar kolay alamazdim herhalde.

edit: 3 dil biliyorum universite mezunuyum ve cocugumun en iyi okullarda okumasini istiyorum. bunu eve 500 tl fazla girip, bakici kadinlarin elinde buyuyup, anne babasini mutsuz gorerek basaramaz. daha 2 yasinda bile degil ingilizce kelime dagarcigi turkcesi kadar. her gun ozenle ogretiyorum herseyi ilmek ilmek. oyun gruplarina katiliyoruz, muzeleri, cocuk parklarini geziyoruz. haftada bir kelime turkce ve ingilizce harici baska dillerden bir sozcuk ogreniyoruz. bu hafta “hola” ogrendik mesela. ona gonlunce vakit harciyorum. ben eminim ki cok basarili ve guclu bir kadin olacak.

Hanımefendi gayet mantıklı bir açıklamayla dışarıdaki iş yükü bittiği için ev işlerini daha kolay yaptığını, çocuğuyla daha iyi ilgilendiğini ve onun da eğitimine katkı sağladığını, ve cinsel hayatlarının da gözle görülür ölçüde iyileştiğini söylemiş. Kısacası anne mutlu, baba mutlu, çocuk mutlu. Buraya kadar bir sorun görebiliyor musunuz? Ben de göremiyorum. Hatta şu tarz bir evlilik eminim genç arkadaşlarımızın da, ileride evlenmeyi düşünen benim de hayalim.

Ama bunu gören feminikler boş durur mu? Kadının ne erkekten para dilenmesi kalmış, ne ataerkil düzene boyun eğmesi, ne de geri kafalılığı … ilgili yazının devamında hakaretler gırla (üçüncü sayfa sonunda başlıyor). Hepsini buraya tek tek yazmam imkansız, ancak özet geçersem klasik  feminik utandırma taktikleri ile kadını yerden yere vurmuşlar.

Peki bu evlenilecek kadının harika bir örneği olan ablanın evine ve kocasına olan bu bağlılığı ve bu hayat enerjisi feminikleri niye kızdırıyor? Bana kalırsa iki temel sebep var:

  1. Alfa dul sendromu. Belirli bir yaşa kadar erkeklerle gününü gün edip daha sonra evlenecek erkek bulamayan, alfa erkek eşiği yüksek olduğu için bulduğunu da beğenemeyen hatunlar evliliğe bok atar. Bunun sebebi, kadınların her zaman yaptığı gibi hatayı kendinde aramadan birilerine bok atma yani evde kalma sebeplerini rasyonalize etme çabası. “Ben evlenilecek kadın olamadım” demek yerine “evlenip kocasına yemek yapan kadınlar köledir” diyerek üstlerindeki sorumluluğu kaldırmış oluyorlar.
  2. Ego yatırımı. Bir düşünceye ne kadar uzun süre inanırsanız o düşüncenin aksi ispatlandığı zaman karşı çıkışınız o kadar sert olur. Mesela kırmızı hapla tanışan meriçlerin can siperane bir şekilde yaptıklarını savunması gibi. Mesela Orta Çağ kilisesinin dünya dönüyor denince bunu diyen bilim insanlarını aforoz etmesi gibi. Çünkü onlar bu düşünceye yatırım yapmışlardı, aksini öyle hemen kolayca kabul etmek yıllarca inandırdıkları egolarına bir darbe olacaktı.
  3. İşte bu ablamıza karşı feminiklerin saldırıları da ego yatırımının birer örneği. Okumuş ama ev hanımı olarak hayatına devam kadınların mutsuz olacağına dair feminik propagandaya kendilerini öyle kaptırmışlar ki bunun aksi tek bir örnek bile saldırıya geçmelerine neden oluyor. İşin komiği, kadın altını çizerek mutlu olduğunu söylediği halde devamında gelen entryler “hayır sen mutsuzsun! mutlu olamazsın! kocan seni kandırıyor! aslında sen zincire bağlı çalıştırılan kölesin!” diye ağzından salyalarak saçarak bu durumu inkar etmeye çalışıyor. Kadının nasıl hissettiğini kadından iyi biliyorlar amk, komediye gel. Götü boklu bir aile şirketinde 2000 tl için eşek gibi çalışmak özgürlük; ama evde kocana ve çocuklarına yemek yapmak, hem kendinin hem onun yüklerini hafifletmek kölelik.

Her daim kadınların özgürlüğünü ve tercih haklarını savunduğunu söyleyen feminikler, “kendi özgür iradesiyle” işini bırakıp ev hanımlığa geçen bir kadına fütursuzca saldırıyor. Çünkü feminizme göre özgürlük ancak erkeklere hayatı zindan edip, ardından 40lı yaşlarda 32832 tane kediyle aynı evde yaşayarak elde edilebilir. Mutluluk gibi tanımı çok geniş bir kavramın kocaya iki kap yemek yapmakla biteceğini iddia eden bir güruh var karşınızda. O yüzden size daha ikinci buluşmada “kadın erkek eşitliğine inanıyorum” (hukuki eşitliği kastetmiyorum tabi ev işlerini paylaşma anlamında eşitlik), “ev işi yapmam”, “ay çocuk ayak bağı” ne diyen kızlardan ayaklarınızı götünüze vura vura kaçın, o kadar diyorum.

Hatta iyi gelirli bir kariyeri olup da 29-30 yaşına geldiğinde hala evlenmemiş bir hatun da bunun lacivertidir, onlardan da kaçın. Ben kaçtım, hiç pişman olduğumu hatırlamıyorum.

Ha az kalsın unutuyordum, bu ablamız gibi geleneksel kadın erkek rollerinden gocunmayan bir hatun bulursanız evlilik vaktiniz geldi demektir.

 

Kendi gözlemim … Biraz yaşanmışlıkla gelen tecrübe. Genç arkadaşlarıma tavsiye

Arkadaşlar bir zamanlar alfa bir erkek olmak için özellikle çabalıyordum. Ama ölümcül derecede önemli bir detayı atladığımı fark ettim. Gerçekten alfa karaktere sahip olmak ile alfa gibi davranmak arasında dağlar kadar fark var. Ve bu bizim kendimizi kandırmamızdan ileriye geçmeyen bir yanılgıdan ibaret. Ve bu siteye spam kategorisine düşen TCMA okuyup gaza gelen o kadar çok ergen var ki beni en çok güldüren konulardan bir tanesi de budur. Sizi manipüle edip, NLP tekniklerini kullanarak, bir sabah uyandığınızda altın vuruşu yapıp alfa olacağını zanneden genç nesillerle doldurdu bu ortamları bu adam. Lütfen rica ediyorum sizden bu tür saçmalıklara kendiniz kaptırıp da sağda solda kendinizi küçük düşürmekten vazgeçin. Alfa olmak çok değişken bir kavram bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Kadınlarla olan ilişkisi ise çoğunlukla umursamaz, muhtaç olmayan ve bolluk mentalitesine sahip olmaktan geçiyor. Ama bakın şu detay çok önemli bu 3 özelliğe gerçekten sahip değilseniz, o zaman ben böyle davrandım ama yine kızlar benimle ilgilenmiyor diye psikolojinizi bozmanız olasıdır. Çünkü bu özelliklere sahip olmadığınız için moraliniz bozuluyor. Sadece taklitten ibaret, inanın ortamlarda çok kolay fark ediliyorsunuz. Sadece alfa gibi davranmaya çalışan ezik bir beta olarak algılanıyorsunuz.

Size en büyük önerim alfa karakter özelliklerini taklit etmekten vazgeçip gerçekten o karakterin verdiği özellikleri kendinize katmayı amaçlayın. Redpill öğretilerine değinecek olursak; burada paylaşılanları kendinize yararlı bir bilgi olarak almanızdır. Ama kafaya takmamanızdır.
Kendimden örnek vermem gerekirse eskiden bırakın sokakta kadınlarla tanışıp konuşmayı, sigaramı yakmak için yabancı bir erkekten bile çakmak istemeye utanırdım. Ama zamanla kendime kattığım, alfa karakter özellikleri olan cesaret ve özgüven oldu. İnanın bana bir kadını elde edebilmenin en etkin yolu gerekli özgüvene ve cesarete sahip olmaktan geçiyor. Tabii ki diğer konular da önemsiz demek değil bu. Pastanın tamamı cesaret ve özgüven ise geriye kalan detaylar çilek ve kremadan ibaret.

Epavar Man

Evlenilmeyecek kadın özellikleri

Başlığı Evlenilmeyecek kadın özellikleri diye attık ama bu yazıda hem evlenilmeyecek kadın özelliklerini, hem de evlenilecek kadın özelliklerini verdik. Üstüne bir de uyarı işaretlerini listeledik.

Bu işaretleri uzun süreli ilişki için de kullanabilirsiniz.

Şunu unutmayın ki sadece bir iki kırmızı alarm (kötü işaretler) bir kadını her zaman illa evlenilmez diye diskalifiye etmeyebilir. Aynı şekilde sırf bir iki tane yeşil ışık (iyi şeyler) var olması bir kadını evlilik için ideal yapmaz.

Uyarı işaretleri ile kırmızı alarmların farkına da dikkat etmeniz gerekir. Örneğin kadının bir baba figürü olmadan büyümemiş olması ya da ihmalkar / kötü bir baba figürüne sahip olması bir uyarı işaretidir, kırmızı alarm değil. Bu kadınla ilgili kırmızı alarm var mı diye daha aktif bir dikkat göstermeniz için bir sebeptir ama kendi başına kadını illa uzun süreli ilişki için seçilmez yapmaz. Kimse ebeveynlerini seçemez bu nedenle neden kontrol dışı bir faktör kırmızı alarm olsun ki? Kendileri de kötü eş / ebeveyn olan insanların önemli kısmının ebeveynleri de kötü ama ebeveynleri kötü olan insanların çoğu kötü eş ya da ebeveyn olmuyor.

Önemli Not

Yıkıcı bulduğunuz bir kırmızı alarma sahip birini düzeltmeye çalışmayın. Eğer “kanadı kırık kuşları” düzeltme, onların problemlerini onlar için çözme ihtiyacı hissediyorsanız (size zarar vermesine rağmen), sizin codependency / dependency kişilik bozukluğunuz olabilir. Bu hastalıkta sizin kendi öz – değerin karşınızdakine bağlıdır ve bu insanın tüm problemlerini tolere etmeniz ise kendinizi kurtarıcı hissederek tatmin olmanızdandır.

Kırmızı Alarmlar

Bir kadın, aşağıdaki kırmızı alarmların bazıları tek başına ya da bazılarından birkaçından fazlasına sahipse uzun süreli ilişki için uygun değildir :

Alkol / Uyuşturucu Bağımlılığı – “Ben sosyal içiciyim” gibi şeylere kanmayın. Yeni annesini kaybetmiş bir kadının bir süre alkolü fazla almasından bahsetmiyoruz. Uyuşturucu ise aman aman. Tek başına kırmızı alarm.

Vücudunda büyük dövme olması, ciddi dövmeli olması ve anormal piercing – Kadınlar son yıllarda erkek olmaya özendiler ve özendikleri de daha 30 yıl öncesinin kriminal erkekleri gibi dövme yapmak oldu. Bu o kadar moda ki artık vücudunda bir iki küçük dövme uyarı işareti bile değil ama tabii ciddi büyüklükte, fazlaca dövme ciddi bir kırmızı alarm. Bana sorsanız tek başına bir kızı uzun süreli ilişki materyali yapmamaya yeter. Piercing de aynı. Özellikle de son zamanlarda meşhur olan burna öküz haklası, dilde piercing … Vajina ve meme uçlarında piercing varsa topuk topuk kaçın …

Aşırı alışveriş, yüksek kredi kartı borçları ve yeterince para olmadığından çalışmayan kartlar – Bu kız çok zengin bir adamın çocuğu değilse kırmızı alarm. Böyle bir kadın evlilikte sizi mahvetmeye hazır saatli bir bombadır. Uzak durun.

Daha çok erkek arkadaşlarının olması – Özellikle sizinle değil de bu adamlarla daha fazla zaman harcıyorsa. Tamam bu herifler uydu erkek ve zararsız ama kadının bunca uydu biriktirme ve erkek arkadaşı varken de bırakamama huyu kırmızı alarm.

Oğlan gibi kısa saç, tamamen neon renkli saçlar – Evet, kırmızı alarm. İlgi budalalığının günümüzdeki en görünür dışa vurumlarından biri bu. Uzak durun. Bence tek başına yeterli, siz kıyamıyorsanız bir tane daha kırmızı alarm arayabilirsiniz. Eminim bulacaksınız.

Kriminal geçmiş – Kadın tabii her zaman “kader kurbanıyım” diyecektir ama kriminal geçmiş gerçekten büyük kırmızı alarm.

Geçmişte çok yanlış tercihler yaptım ama artık doğruyu seninle buldum – Bunun alfa öder, beta öder denkleminde size biçilmiş beta sağlayıcı rolü olduğunu hemen kavrayamıyorsanız, blogu baştan bir daha okuyun. Şansınıza kadınlar artık hipergamiden o kadar utanmıyor ki (çevrede aç ve sefil beta çok) bunu açık açık söylüyorlar her yerde :

“Steven bana çiçek alan ve benim için kapı açan ilk erkek. Beni gerçekten bir buluşmaya götürdü ki bu onca netflix izleyip keyif yapmaktan sonra çok ferahlatıcı bir deneyim. O gerçekten çok kibar, saygılı ve iyi kalpli biri. Onca kötü ilişkiden sonra sonunda iyi biri karşıma çıktı.”
Vaka Çalışması – Bir ilgi budalası ile evlenmek

Bir yerde Rollo Tomassi, kırmızı hapa en çok neden olan faktörün uluorta hipergami olduğunu söylemişti.

Açık seçik manipulasyon yapmak – Önünüzde başkalarını manipule edenler, yarın sizi de edecektir. Uzak durun. Sizi manipule etmeye çalışıyorsa zaten hemen kapıya yönelin.

Bekar Anneler – Bekar anne kelimesini kocası ölmüş, ya da kendi tercih etmediği kötü bir adamla boşanmış kadınlar için değil de daha çok gençken alfa siker deyip kötü çocuklardan biri ile takılıp çocuk  yapmış ve sonra bu kötü çocuk topuklayınca kendine iyi baba, efendi çocuk arayan spesifik bir kadın tipinden bahsediyorum. Genelde bu öküz / hayvan / iğrenç adamın kendisine nasıl eziyet ettiği ile ilgili hikayeler dinlersiniz. Bu hikayeler genelde yalandır ve sizin Kurtarıcı Erkek Moduna geçmeniz için uydurulmuş manipulasyonlardır. Bu kadınlar kimseyi dinlemeden yanlış tercih yapmışlardır.

Eğer kurtacı moduna hemen geçmeye meyilli bir ezik ONEitis betası değilseniz, yukarıda bahsettiğim kadını, suçu günahı olmayan bir bekar anneden çok rahat ayırt edersiniz. Emin olamıyorsanız, dedektif burada çok işinize yarayacaktır. Ya da kendi dedektifliğiniz. Eğer kadının birden fazla çocuğunun babaları farklı ise 100 metreyi 10 saniyede koşun.

Bu yukarıdaki kadın tipi düşünürseniz alfa siker beta öder idealidir. 20lerinde sikiş, alfanın birinden iyi genleri al sonra da bir betaya kendinin ve veledinin bakımını yükle.

Alfa Dul – Kırmızı hapa gelen genç erkeklerin korkulu rüyası, kh dünyasının melek yüzlü şeytanı, baş öcüsü 🙂 Narsisizm ve gençliğinde önüne gelenle yatmanın birleşimi ile, artık hiçbir erkeği kendisi için yeterince iyi sayamayacak zavallı ruh.

Gençken her haltı yiyip 30unda evlenmek isteyen kızAlfa dul ve bu, tek başına kırmızı alarmlar. Hani Nükleer Saldırıdan önce çalan cinsten.

Ciddi Ruh hastalığı, Narsist (TDKye göre bu doğru) ve özellikle Borderline kişilik bozukluğu – Empati yoksunluğu, manipulasyon ve inanılmaz bir öfke patlaması, ruh hali dalgalanması ile kendini gösterir. Bunu düzeltemezsiniz, ancak beraber acı çekersiniz.

Bu kadınlar tabii imzayı basana kadar empatiyi taklit edebilir. Örneğin kedilere – köpeklere, kuşlara – çiçeklere, buzağılara – ineklere empati gösterir gibi yapabilirler. Size empati gösterip göstermediği iyi bir ölçüdür. Empati eksikliği tek başına kırmızı alarmdır.

Genel olarak ruh sağlığı bozuk kadın ile evlilik kabusa davetiyedir. Ruh hastalıklarının belli başlılarını ve nasıl belirtiler verdiklerini okuyup öğrenin.

Aşırı kıskançlık – İmza yokken size kıskançlıkla hayatı dar eden kadın, imza varken hayatı cehenneme çevirecektir.

Size vurması – Şaka yollu vurmadan bahsetmiyorum. Bir ilişki kavgası esnasında size vurması, tekme atması. Kesinlikle uzak durun. Hatun 50 kere vursa size işlemez muhtemelen ama yarın karınız olarak size vurduğunda parmağını incitse, aile içi şiddetten başı belaya girecek olan sizsiniz. Çağırdığı polise parmağımı kırdı diye anlatacak. Ne karı olur, ne de kız arkadaş.

Aldatma geçmişi – Mesela bir önceki erkek arkadaşını sizinle aldattı ise, sizi de başkasıyla aldatmayacağını düşünmeniz saflık olur.

Taciz İftirası Geçmişi : Aman ha! Bir kere taciz iftirası atan kadın, istediği bir şeyi elde etmek ya da sıkışınca paçayı kurtarmak için bir daha iftira atacaktır. Başınıza böyle bir bela almayın.

Aktivist Feminist : Bugün sorsan çoğu kadın feministim der ama burada bahsettiğimiz aktivist, “evliliğinizin de ailenizin de amına koyacağız” tadında pankart taşıyan ya da bu pankartlarla dolu gösterilere katılan tipte feministlerden bahsediyoruz.

Uyarı İşaretleri

Uyarı işaretleri negatif değillerdir ama sizin başka problemleri gözlemlemek için daha dikkatli olmanıza işaret ederler.

  • İhmal eden / Şiddet uygulayan ebeveyn
  • Çocuklukta cinsel tacize uğramış olması
  • Depresyon dışında psikiyatriste gitmesi
  • Tembellik ve bir işte dikiş tutturamamak
  • Sorumsuzluk
  • Yemek pişirmeyi bilmiyor olması (eğer sonradan uzun süreli ilişkide öğrenmeye de niyeti yoksa kırmızı alarm seviyesine çıkarabilirsiniz)

Yeşil Işıklar

  • Sorumluluk sahibi
  • Tutumlu
  • Empatik
  • Çalışkan ve iş ahlakı olan
  • Düzenli spor yapmak
  • Durduk yere size ufak güzellikler yapması (yatak da dahil)
  • Hafif tutucu, geleneksel ve geleneksel kadın – erkek rollerine saygı duyan
  • Cömert
  • Disiplin sahibi, hareketlerini kontrol etmeye dikkat eden
  • Pozitif ve iyimser
  • Çabuk sinirlenmeyen, olgun
  • Feminen

Son Olarak Evlenmeden önce yapmanız  / yapmamanız gerekenler :

1 – En az 18 ay birbirinizi tanımadan evlenmeyin. Araştırmalara göre ikili ilişkilerde cicim ayı denilen dönem 18 ayı bulabiliyor. Bu cicim aylarında ise birinin gerçekten kim olduğunu görmek çok zor.

2 – 33 yaşından önce evlenmemeye çalışın.

Kurtarıcı Planı

Kurtarıcı Planı – beta erkeğin çözülen problemler karşılığında yakınlık (çoğunlukla seks) beklentisi

Bu öğrenilmiş davranıştır ve erkeğin bir probleme en rasyonel çözümü bulmak için kullandığı tümdengelim yöntemini kullanma dürtüsünden kaynaklanır. Burda gerçekten de çizgisel bir mantık vardır; sekse ihtiyacım var + kadınlarda seks var + kadınlardan seks sağlamak için gerekli şartların ne olduğunu bulmalıyım + söylenen şartlara uyacağım ya da şartları yerine getireceğim = kadınlar bunun karşılığında bana seks verecek. Bunun en iyi ihtimalle çok basite indirgenmiş bir mantık olduğunu söylemeye gerek yok. Fakat erkeklerin kadınların da kendileri gibi dile getirilen arzulara uyma konusunda rasyonel davranacaklarını varsaymak gibi bir problemi var. Erkek camiası bunun birçok nedenden dolayı böyle olmadığını söyleyecek erkeklerle dolu ama acı olan şu ki birçok erkek kadınların aralarında ima yolu ile “imzalandığınını” düşündükleri “anlaşmaya” sadık kalmalarını bekliyor.

Kurtarıcı Planının (ya da diğer bilinen adı ile Captain Save a Ho’nun – Kaptan Bir Orospu Kurtar) temel kusuru şu : bu aslında pazarlıkla alınmış yakınlık, ve pazarlıkla alınmış yakınlık asla gerçek yakınlık değildir. Bir kadının araba lastiğini değiştirebilirsiniz, finansal olarak ona yardımcı olabilirsiniz, ona güzel bir lazanya yedirebilirsiniz, ağlayacağı mükemmel bir omuz olabilirsiniz, onun çocuklarına iyi bakabilirsiniz ve onun yakınmalarını saatlerce dinleyebilirsiniz. Ama o yine gidip serseri, motorsikletçi erkek arkadaşı ile sikişecektir zira kadının o adam ile yakınlığı gerçektir, pazarlıkla alınmamıştır ve herhangi bir zorunluluk nedeniyle değildir. Kadın o adamla seks yapmak ister, o adama seks borçlu değildir.

AFC‘nin (beta erkek) anlamadığı şey şudur : sizin kadına verebileceğiniz tüm o finansal, duygusal, güvenilir destek hiçbir zaman ham, dizginlenemez, kimyasal arzunun yerine geçemez. Bazı en sorumsuz, en güvenilmez, en yoksulluk sınırının altında serseriler, Kurtarıcı Planından müzdrip ödev aşkı ile dolu AFClerden daha fazla seks yapar, zira mecburiyet yoktur.

Karşılıklılık

Doğada, karşılıklılık kuralı ve adil ticaret gayet açık seçik birşey. Birçok yüksek seviye sosyal hayvanın kaynak takasını, içgüdüsel bir şekilde anlama kabiliyeti vardır. Aslında çiftler arası bağın, aile yapısının ve sosyal çokluğun üzerinde durduğu temel ayaklardan biri bu paylaşılan karşılıklılık anlaşmasıdır. İnsan evrimi sürecinde bu psikolojik devreye sahip olduğumuzu düşünebiliriz, bu nedenle de erkeğin karşılıklılığı istediğini almak için en kısa yol olduğunu düşünmesini anlayabiliriz.

Burda problem kadınların bu içgüdüsel psikolojiyi sosyal bağlamda lehlerine kullanmayı öğrenmiş olmaları ve sosyal yapı içinde erkekten karşılığında birşey vermeden kaynak almayı akıllıca yapabilmeleridir. Böylece kadınlar, erkeğin doğada standart olan kullanılıp atılabilirliğine paralel sosyal norm geliştirdiler. Bu sosyal norm içinde kadınların dikkat ve samimiyetleri, erkeklerin hiçbir şekilde hakedemeyecekleri kadar değerli kaynaklardır. Birçok kere yemeğe ve sinemaya gitmelerinin karşılığında bir kadının bir adamla yatmaya borçlu olduğu fikrinden kadınların iğrenmesi, bu sosyal gelenek temellidir. (*)

Koruyucu Dinamiği

Bu tartışmanın karşısında ise Koruyucu Dinamiği vardır. Koruyucu Dinamiği, bir erkeğin doğasında bulunan eş koruma dürtüsüdür. Evrim sürecinde bu tür psiko – biyolojik davranışların, türün devamını sağlama konusunda avantaj sağladığı ispatlanmıştır. Çevremizden gelen uyarıcılara göre eğişik hormon salgılamaları bizde değişik davranış ve duygu reaksiyonları yaratıyor. Kadınlar örneğin çocuklarını korumak ve beslemek için gerekli duygular için çok fazla miktarda oksitosin ve östrojen salgılarken (ilginçtir ki bunlar kadın orgazmı sonrasında da salınıyor), erkekler için de aynısı geçerli. Damarlarında bir kadına göre 17 kat testosteron dolaşan ve genelde fiziksel olarak daha güçlü olan erkeğin kendine has kimyasal kokteyli ve uyarıldığında patlayacak bir koruma içgüdüsü var.

Karmaşa, AFC’nin bu doğal Koruyucu Dinamiğini Kurtarıcı Planı ile karıştırmasından çıkıyor. Kurtarıcı Dinamiği nedeniyle ortaya çıkan biyokimyasal reaksiyonlar, AFC’nin Kurtarıcı Planını güçlendiriyor ve bunu onun kişiliğinin bir parçası yapıyor. Bu da beyaz şövalye şemasının köküdür, koruma karşılığı seks beklentisi. Ve kadınlar bunu akıllıca, neredeyse bilinç altı seviyesinde kullanırlar; kendilerine fayda sağlayacak ama karşısındaki erkeğe bir karşılık vermeyecek şekilde.

(*) – Çevirenin Notu : İngilizceden çevirirken anlam ne olursa olsun kayıyor. Rollo’nun burada demek istediği kadının, erkeğin bu tür ödemeleri seks için yaptığını bilmesine rağmen kullanması ama erkeğin birliktelik iması karşısında ise sanki hiç farkında değilmiş gibi iğrenmesinden bahsediyor.

Çeviri : Savior Schema

Sorularınız varsa site yorumlarında sorabilirsiniz ya da bana özel olarak ulaşabilirsiniz. İlişkiler konusundaki ilişkiler setimizi de tavsiye ederim.

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.

Saha Raporu: Bir çuval inciri berbat etmek

Sene 2013. Meriçliğin ve betalığın doruğuna çıktığım, sonrasında ise reddedilmekle kalmayıp sosyal ortamda diğer kızların da maskarası olduğum bir ilişki girişimden yeni çıkmıştım. Zaten o güne kadar da kavga dövüş ilişkimi sürdürdüğüm bir sevgilim olmuştu, ondan sonra da karşılaştığım ve oneitis haline getirdiğim kız ise resmen beni rezil ederek reddetmişti. Ruhsal olarak bitik durumdaydım, sadece dışarıya çaktırmıyordum. İşime ruh gibi gidip geldim, batsın bu dünya modundaydım.

“Yeter artık bu böyle gidemez, ben nerede yanlış yapıyorum” deyip sözlük ve İngilizce forumlar sayesinde PUA bloglarıyla tanıştım. Ve gördüm ki benim durumumda milyonlarca erkek varmış hem Türkiye’de hem de dünyada. Tabii o zaman Red Pill falan tanımıyorum ama bir ay gibi kısıtlı bir zamanda okuduklarım perspektifimin olumlu yönde kaymasına acayip etki etmişti. Kızlarla nerelerde yanlış yaptığımı tespit ettim ve gündüz oyunu kafama yattığım için bunu denemeye karar verdim. Ancak ufak bir şehirde yaşadığımdan (daha önceki rezaletimden ötürü) hiçbir ortak arkadaşım olmayan ve sosyal ortamımı etkileyemeyecek hatunlara yürümeye başladım. İşte anlatacağım hikâye de başarısız ama ilerideki başarılarımın temelini oluşturacak bir hikâye. Hatta ilk deneyimlerimden biri diyebilirim, ondan felaketle bitti ya zaten ☺

Bir gün uçakta yanıma esmer bir hatun oturdu. Esmer pek sevmem aslında ama bu yüzü ve vücudu bakımında HB8 diyeceğim bir kızdı. Zaten daha deneme aşamasında olduğum için hemen planı devreye sokayım dedim. Yurtdışı seferi olduğundan yolculuğumun uzunluğuna güvenip harekete geçmek için kendime biraz zaman verdim. Normalde bunu yapmamak lazım, çünkü sen cesur olacaksan o doğru an asla gelmez. Ama ben 3 saatlik yolculukta nasıl olsa malzeme çıkar pusuya yattım, kıza ilgimi asla belli etmiyorum. Hatunda da Türk kızındaki klasik resting bitch face mevcut. ☺

İnişe yarım saat kala tuvalete gittim geldim, orta koltukta oturduğumdan yerime geçmek için kızın koridor tarafındaki koltuğundan kalkıp bana yol vermesi lazım. Ama kızda tık yok, beni görmedi bile. İşte beklediğim fırsat geldi deyip eğildim ve kızın yüzüne imalı bir şekilde bakmaya başladım. Kız aniden yol vermediğinin farkına vardı ve “ay pardon ya kusura bakmayın” deyip hemen kalktı. Yerime oturup yüzümde hafif dalga geçer bir gülümsemeyle dönüp “korktun galiba?” dedim. Kız hemen gülümseyerek ya dalmışım falan deyip durumu toparlamaya çalıştı. İlk buzu rahatça kırmıştım.

Tabi kız konuştu diye mal bulmuş mağribi gibi atlamayacaksın, kelimeleri idareli kullanmak lazım. Biraz daha vakit geçtikten sonra inerken yanımızdaki Fransız kadınla fransızca konuştuğunu görünce hemen kimmiş neciymiş öğrenmek için “aa Fransızcayı nerden öğrendin” falan deyip adını gittiği okulu da öğrendim ve uçaktan indik.

Burada kritik nokta kızla ilk konuşmayı fazla uzatmamak, mümkünse 10-15 dk. Ben hemen pasaport ve valize onun önünde gittim ki kız bu da karşılık alınca yapıştı deyip yokluk zihniyetiyle yaftalamasın. Daha sonra danışmada bir şey soruyormuş gibi yapıp oyalanarak onun gelmesini bekleyeceğim tabii ☺ bunlar hep tabi kızın bana yazıyor algısını yönetmek için. Beklediğim gibi de oldu, çünkü ben danışmada metroyla ilgili bilgi alırken o da valizini almış gözleri beni arıyordu. Bunu görünce elimle gel gel deyip çağırdım. Gelince tabi “ben olmasam kayboluyorsun ya iyi ki denk gelmişim uçakta sana” deyip takılmayı da ihmal etmedim, tabi kız yine güldü hiç bozulma yok.

Fakat bi yandan içimde de inanılmaz bir heyecan var, eski ben olsam meriç gibi kıçını yalayacağım kızla dalga geçmek takdir edersiniz ki yeni haplanmış erkek için resmen devrim. Yine de sonuna kadar heyecanı koruyup kapıdan ayrılırken numarayı istemeyi düşünüyordum ki,

Kız numaramı istedi!

Yaşadığım şoku anlatamam. Eskiden olsa hayatta bakmaz diyeceğim, zaten benim de reddeder deyip konuşmaya cesaret edemeyeceğim kız kendi ağzıyla numaramı istiyordu. İçimden vay amk bu işler bu kadar kolay mıymış deyip geçmiş günlerime bi anlığına da olsam üzüldüm. Numarayı versem de arayıp aramayacağı belli olmadığı için “sen numaranı ver ben seni ararım” dedim. Numarasını verdi ve oradan uzaklaştık.

Şimdi diyebilirsiniz ki nerede incir berbat olacak? Normalde PUA ve Red Pill camiası, numarası alınan kıza ilk mesajı atmak için en az 2-3 gün beklenmesi gerektiği konusunda hemfikirken ve ben de bunu bilirken iki saat sonra kıza whatsapp üstünden “bu benim numaram, kaydet istersen” diye yazdım, üstüne de şu gün buluşalım mı diye sordum. Üstüne bir mallık daha yapıp niye cevap vermedin diye sıvadım. Tabi kız kendisiyle tanıştıktan 2-3 saat sonra buluşma daveti yapan bir adamın yokluk zihniyeti farkedip dönmek bile istemedi. Son ana kadar harika getirdiğim yürümeyi tek bir hamleyle batırmış oldum.

Çıkarılacak dersler:

1. Her ortamda tetikte olun, algılarınızı burada olmaz deyip kapatmayın. Gündüz oyunu oynuyorum diye illa kız tavlamak amacıyla dışarı çıkmanıza gerek yok, bu amaçla gitmediğiniz yerlerde de (havaalanı, market, konser vs.) hatunlara yürümek için acayip fırsatlar çıkacak. Hatta bu tarz ortamlarda bar vb. gibi yerlere göre rekabet daha az olduğu için kızlar olayın doğallığına kapılıp diyaloğa daha açık olacaktır.

2. Mizahın gücüne inanın. “Kız çok güzel, dalga geçersem bozulur konuşmaz” deyip dilinizi tutmayın. Zaten kız kendisini gücendirmeyi göze alarak dalga geçen erkekleri daha özgüvenli bulacaktır, bu onun dış görünüşünden etkilenmediğinizin kanıtı. Tabi dalga geçerken dozu iyi ayarlamak lazım. Direkt hakaret olmamalı.

3. Bu dalga geçme olayı aynı zamanda kıza kendini açıklama ihtiyacı hissettiriyor ki bu güzel hatunların hiç yaşamadığı bir şey. Zira güzellikleri yüzünden her hareketlerinin tolere edilmesine o kadar alışmışlar ki kendilerine hareketinden ötürü garip bakan birini gördüklerinde afallayıp aksini ispatlamaya çalışıyorlar. Muhabbet ortamını körükleyen ve kızın size kendini beğendirmeye çalışmasına yol açan bir durum.

4. Kıyafetiniz her daim iyi olsun, her yere sanki az sonra bakanlar kurulu önünde sunuma çıkacakmış gibi giyinerek gidin. Bunun çok faydası oluyor, hatta kıza karşı buzun yüzde 70’i tipten ziyade iyi giyimle kırılır. Nerden başlarım diyorsanız erkek modası takip edin, tabi efemine tiplerin olduklarını değil. Hiçbir şey bilmiyorsanız koyu renk takım elbise giyin amk modası geçmez ☺

5. Numara aldıktan sonra ilk mesajı atmak ve buluşmaya davet etmek için mutlaka 3-4 gün bekleyin. Ben bunu acı bir tecrübeyle öğrendim. Anında iletişime geçmek yokluk zihniyetinin en büyük kanıtı. Unutmayın, bu süre içerisinde kızla iletişim kurmadan kaybedeceğiniz hiçbir şey yok ama ağzınızı açtığınız anda benim gibi olayı mahvedebilirsiniz.

6. Cevap gelmezse veya bu shit testin kralıdır, benim gibi ikinci mesajı atıp da iyice batmayın. Politikanız mesajı at ve unut olmalı, cevap vermek onun sorunu. İkinci ihtimal de buluşmaya gelemem deyip alternatif sunmaması. Burada da sen bilirsin deyip birkaç gün sonra tekrar denemek lazım.

7. Kıza yürüme olayı bir bütündür, maalesef tek bir hayatı bile affetmiyor. En azından başlarda hatayı sıfıra indirmek lazım. Çünkü ilk izlenimi nasıl verirseniz ilişki de öyle devam eder. Oyunun adımlarını kendinize uyarlayıp standart bir taktik planı geliştirmek bu yüzden önemli.

14 – 18 yaş arası gençlere tavsiyeler

Lise çağında kırmızı hapla tanışan erkeklere tavsiye yazmam istendi. Daha önce bir yorumu cevaplarken konuya girmiştim ama şimdi daha geniş kapsamlı bir yazı yazmanın zamanı geldi. Aslına bakarsanız bu sitedeki çoğu tavsiye sizin için de geçerli. Fakat bu yazı ile beraber sadece size hitap eden ve kırmızı hapı daha sade dille anlatan birşeyler yazarak devam edeceğim.

Alışkanlıklar

Öncelikle alkolden, sigaradan, uyuşturucudan, pornodan ve video oyunlarından uzak durun. Bu sonuncusu zor olabilir ve kararında video oyununun stres atan birşey olduğunu biliyorum. Ama 4,000 saat Dota tecrübem var adamlarından olmayın (4,000 saat uçuşu olan adam birçok havayolu şirketinde Airbus A320 kaptan pilotu olabilir, 4,000 saat video oyunu ile çöpe atılmayacak kadar değerli birşey).

Spor

Ağırlık kaldırın ama balon gibi şişmeyin. Yirmilerinizin başında soldaki adam gibi değil, sağdaki adam gibi olmayı hedefleyin :

Soldaki fotodaki adam kaslarını her ağırlık setini 8 – 15 kere yaparak kas yığmış. Şöyle anlatayım. Kasların görünüşünü etkileyen 2 tip kas gelişimi var. Bunlardan birincisi, her sette 8 – 15 tekrar yaparak kasları büyütmektir. İkincisi de, her sette 3-5 tekrar yaparak kasları sertleştirmektir. Bu iki tip egzersizi de yapmalısınız. Örneğin önce kaslanmak için yüksek tekrar sayılı şekilde çalışıp sonra bu kaslara şekil vermek için düşük tekrarlı setlere girmeniz lazım. Sadece yüksek tekrar ile soldaki adama dönersiniz.

Ağırlık kaldırarak, özellikle 20 yaşına kadar kemik yapınız gelişmeye devam edeceği için testosteronun etkisi ile köşeli çene gibi 20’lerinde kızları deli edecek fiziksel özellikler kazanabilirsiniz. Herkesin anatomisi ve bu tür şeylerden faydalanma oranı farklı ama çoğunlukla çalışır bir yöntemdir bu.

Gym ile beraber gitmez ama iyi bir dövüş sanatı öğrenin. Ama çıkıp serserilik etmemek için işin içine bu sanatların felsefesini de katın. Sokakta iyi bir boksörü kolay kolay hiçbir Uzakdoğu dövüş sanatçısı deviremez, boks yapmanızı şiddetle tavsiye ederim. Bunun harici muay thai, jiu jitsu ve hatta bulabiliyorsanız Mixed Martial Arts yapın. Bir kavga çıkarsa ve gerekirse kendinizi savunacak güç ve yeteneğe sahip olmalısınız. Ve bu güç ve yeteneği bilip, yanınızda sizinle beraber kaçacak hıza sahip olmayanız gereken biri olmadığı sürece kavga gördünüz mü kaçacak bilgeliğe de. İyi dövüş sanatı alntrenmanı yapan biri çok hızlı koşar, kaçarsanız çok büyük ihtimalle yakalanmazsınız. Ama şunu da söyleyeyim, bu tür kavga arayan adamlar, dövüşebilen erkeğin vücut dilini ve kas kitlesini okumayı ve onlardan uzak durmayı bilirler.  Örneğin okuldaki zorbaların sizi aslında yine yere yapıştıracak güce sahip olmalarına rağmen sizden uzak durmaya başlayacaklarını farkedeceksiniz.

Sizin yaşınızda kızlar (yaklaşık 16 – 24 arası) kızlar görsel çekiciliğe çok daha fazla önem verirler. Çirkin bile olsanız eğer spor ile ciddi uğraşırsanız, birçok yakışıklı patatesten daha avantajlı olabilirsiniz.

Meslek

Eğer üniversiteye gidecekseniz sınava iyi çalışın ve kazanabileceğiniz en iyi üniversiteyi kazanın. Eğer çok ciddi bir tutkusu olan azınlıktan değilseniz, iyi para kazandıracak, az çok sevebileceğiniz bir mesleğe yönelin. Kızların veya başka şeylerin önüne geçmesine izin vermeyin.

İyi bir üniversite okumak için elinizden geleni yapın ama eğer üniversiteye gitmeyecekseniz ya da gidemeyecekseniz de bir işte ustalaşmaya bakın. Bir zanaatte ustalaşmak, üniversiteye gitmeyecekseniz hayata atılmanın en iyi yollarından biri gibi görünüyor. Şu an maalesef toplumda bir “üniversite balonu” var, eskiden liseden düz girilebilecek işlere bile aslında hiç gerek olmamasına rağmen üniversite diploması istiyorlar. Herkes çöpten de olsa üniversite diploması peşine düşünce, bazı zanaatlarda açık olmaya başladı. Bu zanaatlar nedir diye araştırıp onlara yönelebilirsiniz. Örnek olarak veriyorum, örneğin bazı Asya ülkelerinde vinç operatörü açığı olduğundan, vinç operatörü, üniversite diplomalı mühendisten daha fazla kazanabiliyor.

Meslek seçerken arz – talep olayına da dikkat edin. Bir mesleği yapmak isteyen insan sayısı ne kadar çoğalırsa, o mesleğin ekonomik değeri düşer. Örneğin ihtiyaçtan daha fazla insan öğretmen olmak için okuyorsa, öğretmenliğin meslek olarak size getirisi düşer. Seçeceğiniz meslekte buna dikkat edin.

Türkiye, maalesef hiç kimsenin gerçekten çok çalışarak bir yere gelebileceğine inanmadığı bir ülke. Herkes maaşından, işinden, okulundan şikayetçi ama kimseni de çok çalışıp daha iyi bir yere gelinebileceği inancı yok. Bu ülke için kötü birşey ama eğer siz çok çalışmayı göze alıyorsanız bu sizin için bir avantaj. Yani tepeye çıkmak için Güney Kore’deki gibi herkesin çok çalıştığı bir ülkedeki gibi kasmaya ihtiyacınız yok.

Eğer KH size ağır geliyor ve kadın – erkek ilişkileri sizin sınava ya da mesleki eğitiminize negatif etkisi olduğunu düşünüyorsanız, monk mode’a girmekten çekinmeyin. Zaten eğer küçük bir yerde yaşıyorsanız (ben öyle idim), seks yaşamı zor.  Koklaşmayı da bir iki sene erteleyin, zararı yok.

Disiplin

Disiplinli olun.

Müzik

Bir müzik aleti çalmayı öğrenin. Eğer mümkünse bu, bir grupta çalabileceğiniz bir alet olsun. Elektro gitar, bas gitar veya bateri. Bildiğim kadarı ile bas gitar çalan açığı var mesela ama ben elektro gitarı tavsiye ederim. Müzik aleti çalmak, insanın ruhunu ve sosyal hayatını çok güzelleştiren birşey. Hem de eğer dediğim gibi böyle arada amatör olarak gruplarda çalabileceğiniz birşey olursa, 20lerinizde kafanıza gökten hatun yağar.

İngilizce

Çok şey söyledim ama İngilizce öğrenin. Muslukçu olacaksanız da İngilizce öğrenin, bilgisayar mühendisi olacaksanız da İngilizce öğrenin. Hem üniversite sınavı, hem spor hem de İngilizce size program olarak ağır gelebilir ama en azından öğrenmeye başlayın. İyi seviye İngilizce bilmek için 1,000 saat çalışmış olmak gerekiyor. Günde 1 saat çalışarak 3 yılda öğrenirsiniz, 2 saat çalışarak 1.5 yılda.

Türkiye, dünya nüfusunun yüzde 1’i. Sadece Türkçe ile hep bu yüzde 1’in içinde kalacaksınız. İngilizce ise sizi Dünyanın nüfus olarak yüzde 30’una ama ekonomi ve kültür olarak yüzde 80’ine açacak. Önünüze birçok fırsatlar çıkaracak. Örneğin İngilizce bilirseniz, sadece YouTube’dan iyi seviyede bilgisayar programlama öğrenmeniz mümkün.

Kadın – Erkek İlişkileri

AMAN HA HİÇBİR KIZI HAMİLE BIRAKMAYIN. Yazık edersiniz gençliğinize. Kondom şart. Aşağıdaki bölümü bir daha okuyun :

Tomassi’nin 5 Numaralı Demirden Kanunu
Doğum kontrolünü ASLA bir kadının eline bırakma.
Kadınların kullanabileceği 41 çeşit doğum kontrol yöntemi varken erkeklerin kullanabileceği sadece 2 yöntem var : vazektomi ve prezervatif – sizin kadının tercihine karşı elinizdeki tek silah, pratik olarak prezervatif.
Bir kadının bir erkeği hayat boyu kendine bağlaması ile aranızdaki tek engel ince latex zar. Her zaman korunun. Karısı ve kız arkadaşı doğum kontrol hapı kullandığı için korunmasız rahat rahat seks yapan ve sonra da bir şekilde hap çalışmadığı için çift çubuğu eline alan o kadar çok erkek var ki! Burada çalışmayan tek şey doğum kontrolünü partnerlerinin insiyatifine bırakan bu arkadaşların kafası.

İyi çocuk olmayınSadece kendiniz olmayın, gerekiyorsa değişin. Özellikle ama özellikle Sözlerinin Erleri yazısındaki gibi bir babanız varsa, “aşağılık herifin teki olan” babanızın tam tersi olma azmi ile annenizin avucunda feminen propogandanın oyuncağı olmayın. Babanız nasıl olursa olsun zaten size “oturarak işeyen”, daha “iyi”, kadınlar tarafından daha kabul gören (!?!?) erkek olmanız prpopogandası pompalanacak. Babanız hayvan herifin teki diye, bu propogandaya çok daha açık hale gelmeyin.

Yeri gelmişken söyleyeyim, annenizle aranıza mesafe koyun. Annenize sırtınızı dönün ve o da kadın diye düşman kesilin gibi bir gerizekalılıktan bahsetmiyorum. Annenize iyi niyetli ama bu iyi niyetinin size artık bu yaşta pek yararı olmayan biri gibi davranın. Annenizin oğluşu olmayın, herşeyi arkanızdan annenize toplatmayın. Daha bağımsız olun. Akdeniz ülkesi erkeğisiniz. Bizim gibi ülkelerde annelerin oğulları üzerindeki etkisi olması gerekenden çok fazla. Zaten baba denilen adamın erkek çocuğuna rol modeli olmak gibi bir derdi yok. Kendinizi daha bağımsız hale getirin ve annenizin kanatları altından en kısa zamanda çıkın. Evi terk edin demiyorum, aman ha. Sadece, daha erkek şeyler yapmaya kalktığınızda (boks, sabah 6’da kalkıp spor yapmak, spor salonuna gitmek, gerekirse kavgadan kaçmamak, vs …), anneniz “aman oğlum üşüme, aman oğlum yorulma, aman oğlum bla bla …” diye girecek olaya. Bu tür “aman oğlum gel şurda dizimin dibinde  tavşan ol, sana zarar gelmesin” tarzı şeyleri dinlemeyin.

18 yaş altı, feminen propogandanın kafanıza ONEitis‘i aşıladığı yaşlar. Kızlara ilgi duymaya başladığınızda, gidip bu konuda tavsiye arayacaksınız ve toplum, medya ve kültür ise size feminen propoganda aşılayacak. Hatta muhtemelen bu propoganda daha taze aşılanmış ve siz de bunun yüzünden yandığınız için burayı okuyorsunuz. Öncelikle aşk hiyerarşisi yazısında yazdığımız aşk uçurumunun farkında olun :

Erkek doğasının aptallığı, kadının anaç içgüdülerinin özüyle ilgili sadakatin, romantik aşk için de ulaşılır olduğuna dair inançtır. Erkek budala bir şekilde, annesi kendisini nasıl sevdi ise idealleştirdiği kızarkadaşının da kendisini öyle seveceğine inanır. Kadınların çocuklarını nasıl sevdiklerini gözlemleyerek kadınların büyük bir sevgi kapasitesine sahip olduğunu çıkarır. Bu doğrudur, kadınların büyük bir sevgi kapasitesi vardır. Ama maalesef bu büyük sevgi sadece çocuklarına reserve edilmiştir ve erkeklerinin ulaşımına açık değildir. Bu nedenle erkeğin kadın aşkı konusundaki ideali gerçekçi değildir.

Sizin yaşınız öyle tek bir kıza aşık olup da yarı romantik bunalımlarla geçireceğiniz bir yaş değil. Bu gerçi her yaşta aptalca da, özellikle sizinki gibi yaşlarda olan herşey gelip geçici olduğu için daha bir aptalca.

Siz aslında 20lik abilerinizden daha şanslısınız. Siz Alfanın Kökeni yazısında bahsedilen beyin yıkamaya abileriniz kadar uzun maruz kalmadınız. İkincisi de orda ve doğal yetenek mitindeki gibi bir erken başlama avantajınız var. Şöyle söyleyeyim. Diyelim 15 yaşındasınız. Her ay sadece 1 kıza yürüyerek oyununuzu geliştirmeye başlasanız, 22 yaşına gelmeden 84 kez oyununuz geliştirme fırsatınız olur. 22 yaşında kh ile tanışmış bir erkek daha yeni başlarken (ki size bu yaş büyük görünse de çok genç aslında) siz muhtemelen artık ustalaşmış olursunuz.

Bu siteyi biraz okudu iseniz, bizim ilişkilerde başarı tavsiyelerini “demir tavında dövülür” atasözündeki taktikle verdiğimizi anlamışsınızdır. Yani, demiri ateşe atmadan demire şekil veremezsin. Bunun sadece okuyarak ilişkiler nirvanasına erilen bir metodu olsa idi onu burda bedava değil best seller olacak bir kitapta yazardım ama öyle bir yöntem yok.

Alfanın Kökeni

Rational okuru Jeremiah oldukça sık sorulan bir soruyla gelmiş:

“Rollo. Benim sorum şu : alfa özelliklerinin genetik mi yoksa öğrenilmiş mi olduğunu düşünüyorsun? Modern erkeklerin yüzde kaçı sence alfa özellikleri gösteriyor ve bu erkeklerin yüzde kaçı bu özelliklere hep sahipti ve yüzde kaçı sonradan öğrendi? Feminizm tüm erkekleri ilk süt dişleri çıktıktan itibaren yatırmış sikiyorken hala “doğal” alfaların olduğuna inanmak çok zor.

Daha önce de belirttiğim gibi alfa “özü” öyle çoğu erkeğin kendi anlayışına göre kavradığı gibi öznel bir kavram değil. Bu mütevazi blog yazarına göre “alfa” bir zihin yapısı, demografi değil. Erkek camiası belki sonsuza kadar alfayı alfa yapan özellikler nedir diye tartışacak ama bana göre çoğunlukla, alfa zihin yapısının etkisi üzerinde hemen herkes hemfikir.

Bunu aklımızda tutalım ama bana göre bir erkek alfa mı doğar yoksa alfa zihin yapısına sonradan mı şekillenir sorusu oldukça güzel bir soru.

Aslında bu, psikolojinin birçok düşünce akımına sokuşturduğu klasik “doğuştan mı, öğrenilmiş mi?” sorusu.  Bir özellik kalıtsal, biyolojik, çevresel etkilerle mi şekillenir yoksa öğrenilmiş, sosyal doktrin ile empoze edilmiş ya da kültürün dayattığı birşey midir? Ve tabii aynı şekilde klasik bir başka çekişme de bazı insanların herşeyin sadece bir taraftan etkilendiğini söylemesi, her özelliğin az ya da çok iki taraftan da etkilenmesine rağmen.

Tomassi okulu psikoloji sağlam bir şekilde davranışçılık üzerine otursa da, dışsal etkenlerin içsel eğilimleri sonradan modifiye edebileceğini göz önüne almak önemli.

Bunları göz önünde bulundurarak Alfanın kökeni hakkında benim perspektifim şu :biyoloji Alfa’nın başlangıç noktasını belirliyor, bu noktadan sonra ona ne olacağını ise erkeğin çevresi belirliyor. Daha iyi bir kelime bulamadığım için “alfa enerjisi” diyeceğim, çeşitli derecelerde ve biyolojik olarak erkeğin başlangıç paketinde belirlenen birşey; buradan itibaren, sosyal geri besleme ile bu enerji erkeğin yetiştirilişi sırasında ya rafine edilip geliştiriliyor ya da erkeğin sosyal çevresi tarafından kısıtlanıp bastırılıyor.

Ben sanat okulunda iken üzerimde en çok etkisi olan öğretmenlerimden biri bana şöyle demişti : “iki tip sanatçı vardır : doğuştan gelen bir içsel sanatçı ruhu ile ödüllendirilenler ve bu doğuştan gelen sanatçılığa sahip olmayan ama sanat için büyük bir tutku besleyerek sanatlarında iyi olanlar. Gerçek üstadlar, doğal yetenek ile tutkudan gelen itkiyi birleştirebilen insanlardır.” Bütün yaratıcılık gerektiren çalışmalarında bu modeli referans aldım ama bu modelin sanat dışına da uygulanabileceğini düşünüyorum.

Kendini Yetiştirmiş Alfa

Roosh’un Doğal Yetenek Miti yazısında, “Alfalığı Öğrenme Teorisi” konusunda mükemmel bir analiz var. Burada anlatılmak istenen, Alfa davranışlarının ve sonuçta kadınlarla başarıya etkisinin, deneye yanıla öğrenilen bir davranışlar kümesi olduğu.

Doğal yeteneğin ne olduğu konusunda beni hemfikir olmaya zorlarsanız, doğal yetenek bir seks dahisidir derim – herhangi bir oyun eğitimi olmamasına rağmen diğer erkeklerden çok daha fazla sayıda kadınla beraber olabilen biridir. 12 DVDlik setleri ya da bir düzine erkekle beraber PUA seminerlerini izlememiş bir erkek. Bu erkeğe bakıp, “bu adam otomatik olarak hatun götürüyor, adam hatun götürmek için doğmuş!”

Ama durum böyle değil. Bu işin kitabını okumamış olması onun oyununu çok sayıda kadın üzerinde deneyerek sizin gibi deneye yanıla öğrenmediği anlamına gelmez. Bu onun avranışlarının farkında olmadan ve davranışlarını özellikle ayarlamadan hareket ve taktiklerini adım adım geliştirmediği anlamına gelmez. O da sizin gibi denedi ve yanıldı, neyin çalışıp neyin çalışmadığını anlamak için o da sizin gibi yürümelerinin sonuçlarını değerlendirdi.

“Doğal yetenek” yürüme verilerini Excel’e girecek kadar takıntı yapmamış olabilir, ama o da ne yaptığının bilincinde idi. O da çekiciliğin ardındaki mekanizmayı anlayan ve bunu isteğine göre açıp kapayabilen biri. O da kadınlardan pozitif tepki alan espri anlayışını ve hikaye anlatma sanatını öğrendi. Onunla ilgili en son söyleyebileceğiniz şey, onun dünyaya otomatik olarak kadın sikme yeteneği ile doğduğu.

Roosh’un burada araştırdığı şey temel davranışsal psikoloji terimi – makro-psikolojik dinamiklerden mikro-psikolojik şemalar, maksatlı ya da bilinçaltında, çıkarımsal deneme yanılma yönetimi ile geliştirilir. Farkında olsanız da olmasanız da,  herkesin belli ölçüde bir Oyunu vardır. Bildiğiniz her erkeğin, kendisine bir kadınla cinsel ilişkiye gitmeye yardımcı olduğuna inandığı davranışsal ve zihinsel tavırları vardır. En kötü mavi haplı betanın bile bir kadınla nasıl birlikte olabilineceğine dair bir fikri vardır.

Bu Oyun protatipi, sizin anaokulunda karşı cinsle ilk etkileşime girdiğiniz 5 yaşınızdan, kırmızı hapı keşfettiğiniz güne kadar sürekli deneme – yanılma yönetimi halindeydi. Ve siz resmi Oyunu adapte ettikten sonra öğrendiğiniz yeni bilgilerle eski davranışlarınızı ve zihinsel yapınızı modifiye etmeye devam edeceksiniz. Aslına bakarsanız, PUA camiası, erkek camiası (manosphere)  ve onların türlü türlü permitasyonları en ham halleri ile bu davranış modifikasyonu için deneme – yanılma deneyi ve bilgi geribeslemesi temelli bir meta – çabadır.

Bazıları için bu öğrenme süreci diğerlerine göre daha kolaydır. Yine Roosh’dan :

Onun sizin aklınızı başınızdan alma sebebi genetik değil, sizden çok önce olaya başlamış olması. Özel bazı nedenlerle seks oyunu dünyasına sizden yıllar önce atlamış olması; etrafının kikirdeyen öğrenci kızlarla çevrili olduğu bir zamanda başladığı için şanslı olması. Siz daha ilk yürümenizi yaparken o çoktan yüzlerce kadın üzerinde oyununu pratik etmişti.

Bu yazdıklarıyla davranışsal bakış açısından hemfikir olsam da, bu nokta benim Roosh’un teorisinden ayrılmaya başladığım yer. Alfa bir erkeğin Alfa statüsüne gelişiminde, herşeyi tamamen öğrenilmiş davranışa indirgeyemeyeceğimiz kadar çok biyolojik ve çevresel belirleyici var. En basit ve gözlemlenebilir şey, genetik olarak daha yakışıklı ve fiziksel olarak daha arzulanır bir erkeğin Alfa Oyunu geliştirme fırsatları, olarak daha az yakışıklı ve seksi bir erkeğin eline geçen fırsatlardan istatistiki olarak çok daha fazla olacaktır. Teoride, avantajlı fiziksel özelliklere sahip bir erkek , davranışları gözden geçirip çıkarım yapmaya “daha erken başlamış” olacaktır zira bu erkek, onun fiziksel özelliklerine doğal olarak çekilen kadınlar tarafından daha sık cesaretlendirilecektir.

Ne yazık ki tüm bunlar, davranış geliştirme sürecinin izole bir ortamda geliştiğini varsayıyor. Erkeğin Alfa statüsü davranışları gelişimini destekleyen ya da köstekleyen (kelimenin gerçek anlamı ile) bir dünya dolusu çevresel faktör ve değişken var. Roosh buna değinmiş:

Bu noktada şunu söyleyebilirsiniz, “ama böyle doğuştan yetenekler var. Mozart mesela!”

Çağdaşları ile karşılaştırırsak, Mozart’ın olağanüstü şeyler başarmış biri olduğunu kimse inkar edemez. Ama onun gelişim sürecinin de zamanı için oldukça olağanüstü olduğu unutulur. Mozart, müzik eğitimine 4 yaşından önce başlamıştı, aynı zamanda yetenekli bir besteci olan babası, ünlü bir müzik öğretmeni idi ve keman kullanımı hakkında ilk kitaplardan birini yazmıştı. Dünyaca ünlü diğer besteciler gibi Mozart’da uzman olarak doğmamıştı, uzmana dönüşmüştü.

Bu örnekte doğal ve doğuştan yetenek yok değil ama çevrenin bir insanın davranışsal gelişimini ve sonunda kişiliğini geliştirecek ya da kısıtlayacak şekilde bir rol oynadığını göstermesi açısından iyi bir örnek. Mozart örneğinde bir başarı öyküsü görüyoruz (bir sanat üstadı); doğal bir yeteneğin dış faktörlerce desteklenerek cesaretlendirildiği ve tam potansiyeline ulaştığı bir örnek. Mozart doğal yetenek ve ideal çevre konusunda doğru karışım idi ve bu da ona “erken başlama” avantajını verdi.

Jeremiah, “feminizm tüm erkekleri ilk süt dişleri çıktıktan itibaren yatırmış sikiyorken hala “doğal” alfaların olduğuna inanmak çok zor” diye ağlıyor ve tabii ki bu da Alfa statüsü geliştirmeyi köstekleyen, negatif bir çevreye örnek. Örnek çok ama davranış psikolojisi açısından feminizasyonu, feminen buyruğa daha iyi uymaları için erkeklerin doğal dürtü ve eğilimlerinin planlı uygulanan davranış modifikasyonları ile törpülenmesi olarak görebiliriz. Erkekler, herşeyi kapsayan fem – merkezli gerçeklikte sosyalleştikçe, “doğal alfayı” aykırılık olarak görmeye başlarız.  İçinde bulunduğumuz meta-çevreye rağmen bu adamlar, içsel bir yetenek ya da dışsal bir gelişim ile bir şekilde kendilerini Alfa haline geliştirmeyi başarmışlardır.

Doğal Alfa

Corey Worthington’u Alfalığın zirvesine örnek gösterdiğimde birçok kişi benim kredibilitemi sorgulamıştı. Alfanın “erkeklerin bilge lideri” anlamına gelmesi gerektiğini düşünen erkekler, anlaşılır şekilde, Corey’in umursamaz Alfa kasıntılarından rencide olmuştu. Başında da belirttiğim gibi “Alfa Özellikleri” tartışmasının biteceği yok ama hem erkek camiasında hem de psikolojide, muhtemelen testosteron ile ateşlenen ve kendini insan erkeklerinde gösteren bir Alfa dürtüsü mevcut.

Kimsenin 5 yaşında sağlıklı bir oğlan çocuğuna nasıl Alfa davranmasını öğretmesine gerek yok, o bunu kendi başına kavrayabilir. Çeşitli durumlarda bu minik Alfalar çevrelerini keşfetmeye, risk almaya, neyin çalışıp neyin çalışmadığını denemeye, sonuçları kendisine zarar verecek ya da kendisini yok edecek olsa da çalıştığını düşündüğü şeyleri uygulamaya isteklidirler. Bu kendisini tek teker bisiklet sürme denemeleri ya da babasının bilgisayarını kurcalama olarak gösterebilir, ama bu ham ve rasyonel olmayan özgüven, Alfa kasıntıları, çeşitli derecelerde de olsa erkek olmanın kendine has bir durumudur.

Yetişkinlerin yapabilme kapasitesi olan soyut düşünce ile engellenmemiş bir oğlan çocuğu (bu kapasite 3 yaşından 21 yaşına kadar gelişir) Alfadır ve hep öyle olacaktır. O, kimseyi takmayan bir Alfadır ve onun içindeki Alfayı dize getirip onu acınası bir betaya çevirmek ve varlığını garanti altına almak için feminen buyruk, bir dünya sosyal koşullamanın bastırmasına ihtiyaç duyar. Tam da bu nedenle dünyanın Alpha Buda /Corey Worthingtonlarının ham, sorumsuz, bastırılamaz, vurdum duymaz Alfa enerjisi bizi bu kadar rencide eder.

Tüm Oyun teorisi, PUA teknikleri, hatta feminene hizmet eden “Adam Ol” çığlıkları ya da erkeğin Alfa erkek davranışını ve kafa yapısını taklit etmesini teşvik eden diğer şeyler, aslında altan alta bir erkeği, 5 yaşındayken sahip olduğu Alfa enerjisine geri döndürmek amacındadır.

Çeviri : The Origin of Alpha

Kadının kendisi shit testtir (Woman itself is a shit test)

Bunu sanırım Twitter’da görmüştüm. Söylenen en doğru sözlerden biriydi. Tamamen bilinçdışı, içgüdüsel gelişen bir durum. Dolayısıyla bunda kadının bir kabahati yok. Önemli olan, bu testleri her zaman başarıyla geçebilmek. Testlerin sonu yok. 90 Yaşına da gelsen karın sana bir yerden gol atmaya çalışacak. Amaç, gol yememek. Yediysen de atarak durumu eşitlemek.

Shit test, ilişki dinamiğinin vazgeçilmezlerinden. İlişkinin başlamasından tutun da sağlıklı bir şekilde devam etmesine kadar bu testlerde başarılı olmanın önemi çok fazla. Ne yazık ki çok az erkek bunun bilincinde. Genelde erkekler, kadınların suyuna giderek ilişkiyi kurtaracaklarını düşünseler de bu durum uzun vadede vahim sonuçlar doğuruyor. Erkeğin verdiği her taviz, ilerde daha büyük tavizleri beraberinde getiriyor ve bir süre sonra ipler kopuyor. Çerçeve teorisini hatırlayın. Frame’inizi sarsacak şeyler yaptığınızda kadınların gözünde saygınızı, sonra da sevginizi kaybedersiniz. Kadının sizi sokmaya çalıştığı şekli kabul ettiğinizde başlarda her şey tıkırında gibi gözükse de sonrasında dozu artmış dırdırla ve shit testle karşılaşacaksınız. Kolay yolu seçip taviz verdiğinizde ise duymanız oldukça muhtemel olan sözleri size söyleyeyim: ara mı versek? , ben yapamıyorum, sorun sende değil bende, seni seviyorum ama seninle yapamıyorum bla bla bla … Türkçe meali: Sen testte başarısız oldun ve beni hak etmediğini anladım. Senden çok daha değerli biriyle birlikteyim. Senle vakit kaybetmişim.

Aldığım mesajların çoğunda söylenen şuydu: İyi başlıyorum ama devamını getiremiyorum. Bunun 2 sebebi var, delikanlı :

  1. Frame teorisini sarsarak ilişkiyi en başında dinamitliyorsun. Dolayısıyla shit testlerde başarısız oluyorsun.
  2. Alfa dulla ya da cinsel pazar değeri ( sexual market value) senden yüksek bir hatunla birliktesin. Yani Ferrari’ye 10 liralık benzin atmaya çalışıyorsun.

Bunların dışında zaten gereken şeyleri yapıyorsan başarısız olma ihtimalin %1. Kadına kendini sevdirmeyi becerdiysen o kadın, çölleri aşıp sana gelir ama kadında bir etki oluşturamadıysan önüne dünyaları sersen seninle ıslanmayacaktır.

Meriçle gerçek erkeği birbirinden ayıran en önemli şeylerden biri de fırtınalı denizde nasıl hareket edileceğini bilmesidir. Meriçler, dümenine geçtiği her gemiyi risk almamak için kıyıya yakın sürmeye çalışırlar. Halbuki fırtınalı havada gemiyi kıyıya yakın sürmek gemiyi karaya oturtur. Erkek adam risk alır, korkmaz. Hata yapar, ders alır. Meriçler hata yapmaktan kurtulamazlar. Red Pill‘i en iyi şekilde öğrenmek için okuma yapmak değil, pratikte harekete geçip denemeler yapmak gerekir.

Shit testin canlı bir örneği: Ekşi linki ölmüş maalesef.

Sözkonusu entrye cevap vermedim tabi ki. Cevap alamayınca entrye not kısmını ekleyip aslında dalga geçtiğini söylemiş. Ekşi Sözlük’te bu tip entryleri sıkça görürsünüz. Kadın olduğunu açıkça belli eden yazarların adeta ” bakalım bana mesaj atacak mı? ” kafasında yazdığı entryler vardır. Meriçler tabi ki bu entryleri gördüklerinde mesaja abanırlar hatta çoğu iltifatla karışık yalakalık yapar ve sonunda 3’ün 1’ini alırlar.