İlişkilerde saygı nasıl geliştirilir?

Giriş

İlişkilerde saygı ile ilgili birçok soru alıyorum. 

Bir ilişkide saygıyı ne oluşturur? 

Bir kadın birlikte olduğu erkeğe neden saygı duyar ve bu saygı zaman içinde neden azalabilir? 

Sevgilim karım bana saygı duymuyor, bu konuda ne yapabilirim?

Pek çok erkek, bu soruların cevabını partnerini mümkün olduğunca mutlu etmekte arar. Kadının istediği restorana gider, izlemek istediği programı izler, yapmak istediği planlara uyar ve tartışma çıkmaması için çoğu konuda geri adım atar. Kendi ihtiyaçlarını dile getirmemeyi anlayışlı olmak, sürekli fedakârlık yapmayı ise iyi bir partner olmanın gereği zanneder.

Fakat burada önemli bir sorun var: Bir erkeğin partnerini memnun etmek amacıyla sürekli kendisinden vazgeçmesi, zaman içinde beklediğinin tam tersi bir sonuç yaratabilir. Erkek bu davranışlarıyla sevgiyi, huzuru ve saygıyı artırmaya çalışırken kendi kimliğini ilişkinin içinden yavaş yavaş silebilir.

Bir süre sonra kadın karşısındaki erkeğin gerçekte ne istediğini, hangi konularda hassas olduğunu, nelere inanıp neyi kabul etmeyeceğini bilemez hâle gelir. Çünkü erkek, partnerinin en küçük hoşnutsuzluğunda bile kendi görüşünü değiştirir, hayır demek istediği yerde evet der hatta haklı olduğu durumlarda dahi tartışma sona ersin diye özür diler ya da soğukluk ortadan kalksın diye ilk adımı atar.

Burada kadının erkeğe olan saygısını yok eden şey, anlayış ve uzlaşma sandığı şeyin “duygusal boyun eğme” olmasıdır. Oysa saygı, insanın sürekli olarak karşısındakinin istediği şekle girmesinden değil; bağlantıyı korurken kendi kimliğine de sahip çıkabilmesinden doğar.

Duygusal Boyun Eğme Nedir?

Duygusal boyun eğme, kişinin kendi isteklerini, ihtiyaçlarını, görüşlerini ve sınırlarını karşı tarafın duygularını yönetebilmek için terk etmesidir. Başka bir ifadeyle kişinin, partnerinin üzülmesini, öfkelenmesini veya hayal kırıklığı yaşamasını engellemek amacıyla kendi gerçekliğinden vazgeçmesidir.

Bu davranış farklı biçimlerde ortaya çıkabilir. Erkek “hayır” demek istediği hâlde “evet” diyebilir. Partnerinin yüzünde hafif bir hoşnutsuzluk gördüğü anda görüşünü değiştirebilir. Gerçekte yanlış bir şey yapmadığı hâlde ortam sakinleşsin diye özür dileyebilir. Karşı taraf hatalı olsa da soğukluk ve belirsizlik ortadan kalksın diye ilk adımı atabilir. Arkadaşlarıyla ve ailesiyle görüşmekten, hobilerinden veya kişisel hedeflerinden partneri rahatsız olmasın diye vazgeçebilir.

İlişkilerde zaman zaman fedakârlık yapmak, partnerin tercihine uymak ve ortak bir çözüm için geri adım atmak normaldir. Sorun, bunun ilişkinin devamı için ilişkinin temel çalışma biçimine dönüşmesidir.

Sağlıklı uzlaşmada iki farklı insan ve iki farklı ihtiyaç vardır. Taraflar birbirini dinler ve ortak bir karar verir. Duygusal boyun eğmede ise taraflardan biri kendi ihtiyacını daha en baştan masadan kaldırır. Böylece görünüşte kavga çıkmaz; fakat bedeli kişinin kendi kimliğini kaybetmesi olur.

“İyi Çocuk”/”Efendi Adam” Davranışının Çocukluktaki Kaynağı

Siteyi bir süredir takip ediyorsanız, burada  bahsettiğimiz özelliklerin, iyi çocuk / efendi adam / kaygılı bağlanma stili ile örtüştüğünü fark etmişsinizdir.

İnsanları sürekli memnun etmeye çalışan erkeklerin önemli bir bölümü bu davranışı yetişkinlikte bilinçli olarak seçmezler. Bu kişiler, çocukluk döneminde çevrelerindeki insanların, özellikle de ebeveynlerinin duygularına uyum sağlamanın güvende kalmanın bir yolu olduğunu öğrenmiş olabilirler.

Öfkeli, eleştirel, değişken, ihmal edici veya aşırı kontrolcü ebeveynlerle büyüyen bir çocuk, ortamı sürekli gözlemlemeye başlar. Annesinin veya babasının yüzündeki en küçük değişikliği fark eder. Nasıl davranırsa sorun çıkmayacağını, ne söylerse kabul göreceğini ve hangi ihtiyaçlarını bastırması gerektiğini öğrenir.

Psikolojide bazen “yatıştırma tepkisi” olarak tanımlanan bu davranış, çocuğun kendisini korumak amacıyla çevresindekileri memnun etmeye çalışmasıdır. Çocuk için anlaşılabilir ve hatta gerekli olan bu hayatta kalma stratejisi, yetişkinlikte romantik ilişkilere taşındığında ciddi problemlere yol açabilir.

Erkek artık partnerinin karşısında yetişkin bir birey gibi durmak yerine, sevgi ve güvenlik elde etmek için onun duygularını takip eden bir çocuk gibi davranmaya başlar. Kendi kendisine sürekli olarak şu soruları sorar:

“Nasıl davranırsam bana kızmaz, benden soğumaz, bana gücenmez?”

Oysa sağlıklı bir yetişkin ilişkisindeki temel sorular bunlar değildir. Asıl soru şudur:

“Ben ne istiyorum, neye inanıyorum ve bunu karşımdaki insanı ezmeden nasıl ifade edebilirim?”

Bukalemun Kimliği ve İlişkide Kendini Kaybetmek

Duygusal olarak boyun eğmeye meyilli, aşırı uyumlu insanlar zaman içinde “bukalemun kimliği” geliştirebilirler. Bukalemun çevresine göre renk değiştirdiği gibi, kişi de birlikte olduğu insana göre karakter değiştirmeye başlar.

Böyle bir insan partneri neyi seviyorsa onu sever, ne düşünüyorsa ona katılır ve nasıl bir erkek istiyorsa öyle görünmeye çalışır. Buradaki amaç çoğu zaman bilinçli bir manipülasyon değildir. Kişi yalnızca kabul edilmek, sevilmek ve terk edilmemek istemektedir.

Fakat bunun sonucunda ilişkinin içinde birbirinden ayrı iki yetişkin kalmaz. Taraflardan biri diğerinin uzantısına dönüşür. Erkeğin düşünceleri, planları ve hatta ruh hâli giderek partnerinin düşünce ve duygularına bağlanır.

Bu durum yalnızca saygıyı değil, romantik çekimi de zayıflatabilir. Çünkü uzun vadeli arzu, birbirine bağlı ama birbirinden farklı iki insanın varlığını gerektirir. İki tarafın da kendine ait düşünceleri, hedefleri, ilgi alanları ve kişisel dünyası olmalıdır.

Yakınlık, iki kişinin tek bir insana dönüşmesi değildir. Sağlıklı yakınlık, iki ayrı insanın farklılıklarına rağmen birbirine bağlı kalabilmesidir.

Peki başlıktaki soruya dönersek, ilişkide kadının saygısını nasıl kazanırsınız? İlişkiler konusunda biraz tecrübeniz varsa, bu sorunun cevabının, kadının saygısını kazanmaya çalışmak olmadığını, kadının saygısını kazanmaya çalışmanın, kadının size olan saygısını azaltacağını ya da daha da azaltacağını biliyor olmalısınız.

Şimdi gelin gerçekten nasıl saygı kazanabileceğinizi konuşalım.

Saygının Başlangıç Noktası Özsaygıdır

Başkalarının bize nasıl davranacağını tamamen kontrol edemeyiz. Ancak kendimize nasıl davrandığımızı kontrol edebiliriz ve kendimize olan davranış şeklimiz, çevremizdeki insanlara güçlü mesajlar verir.

Bir insan kendi zamanına, sözüne, hedeflerine ve sınırlarına değer vermiyorsa yalnızca konuşarak başkalarından saygı görmesi zordur. İnsanlar, karşındaki kişinin kendisine verdiği değeri davranışları üzerinden okumaya eğilimlidir.

Örneğin bir erkek her sabah erken kalkıp spor yapacağını söylüyor ama her defasında vazgeçiyorsa, yalnızca bir egzersiz programını aksatmıyor demektir. Aynı zamanda kendi sözüne güvenemeyeceğini hem kendisine hem de çevresine göstermektedir.

Para biriktirmek istediğini söyleyip kontrolsüz harcamaya devam etmesi, sağlığına dikkat edeceğini söyleyip bütün sorumluluğu başkalarına yüklemesi veya ilişkide kabul etmeyeceğini söylediği davranışlara sürekli izin vermesi de aynı etkiyi yaratır.

Özsaygı, insanın kendisini kusursuz görmesi değildir. Kişinin verdiği sözleri mümkün olduğunca tutması, hatalarının sorumluluğunu alması ve kendi değerleriyle ve sınırları ile tutarlı yaşamaya çalışmasıdır.

Bir erkeğin partnerinden saygı beklemeden önce kendisine şu soruyu sorması gerekir:

“Ben şu anda kendi gözümde saygı duyacağım bir insan gibi davranıyor muyum?”

Saygının ön koşullarından birisi, özsaygı ile de alakalı olacak şekilde güçtür. Kadınlar bir erkek ancak güçlü ise ona saygı duyarlar. Fakat güç konusunda erkeklerin yaptığı önemli hatalar var. Bunlardan en önemlisi ve yaygını, birçok erkeğin saygıyı, saldırgan bir güç ve duygusuz davranarak kazanmaya çalışması.

Gerçek Güç Baskıcılık veya Duygusuzluk Değildir

Evet, ilişkilerde güçten söz edildiğinde kavram kolayca yanlış anlaşılabilir. Güçlü olmak; saldırgan davranmak, kadına hükmetmek, her kararı tek başına almak veya partnerinin ihtiyaçlarını önemsiz görmek değildir.

Benzer şekilde duygularını tamamen kapatmak, sürekli sert görünmek ve hiçbir şeyden etkilenmiyormuş gibi davranmak da güç değildir. Bunlar çoğu zaman kişinin incinebilir tarafını saklamak amacıyla taktığı bir maskedir.

Gerçek güç, erkeğin hem partneriyle bağlantıda kalabilmesi hem de kendisini terk etmemesidir. Partnerinin duygularını görebilir, onun hayal kırıklığını anlayabilir ve buna rağmen kendi kararını koruyabilir.

Örneğin şöyle diyebilir:

“Bu planı ne kadar istediğini ve hayal kırıklığına uğradığını anlıyorum. Fakat Cumartesi günü için cevabım yine de hayır. Senin ne istediğin benim için önemli ama bu kez kendi planımı uygulamam gerekiyor.”

Bu yaklaşımda soğukluk yoktur. Partner cezalandırılmamakta, küçümsenmemekte veya terk edilmemektedir. Fakat erkek de karşı tarafın üzülmesine dayanamadığı için kendi kararından vazgeçmemektedir.

Burada sevgi, sıcaklık ve omurga aynı anda bulunmaktadır.

Partnerinizin Hayal Kırıklığına Dayanabilmek

İnsanları memnun etmeye alışmış bir erkek için partnerinin üzülmesi son derece tehdit edici olabilir. Kadının mutsuzluğu, erkeğin zihninde ilişkinin tehlikeye girdiği anlamına gelebilir. Bu nedenle erkek, partnerinin yaşadığı her olumsuz duyguyu hemen ortadan kaldırmaya çalışır.

Oysa her insanın üzülmeye, kızmaya veya hayal kırıklığına uğramaya hakkı vardır. Sağlıklı bir ilişkide taraflar birbirlerinin bütün olumsuz duygularını engellemek zorunda değildir.

Erkek hafta boyunca partneriyle zaman geçirmiş ve hafta sonunda arkadaşlarıyla buluşmak istemiş olabilir. Partneri o günü birlikte geçirmek istediği için hayal kırıklığına uğrayabilir. Bu durumda erkeğin iki seçeneği varmış gibi düşünülür: Ya partnerini seçerek kendisinden vazgeçecek ya da kendi planını seçerek partnerini önemsememiş olacaktır.

Gerçekte üçüncü bir seçenek vardır. Erkek partnerinin duygusunu anlayabilir, sevgisini ifade edebilir ve yine de arkadaşlarıyla buluşabilir. Partnerinin hayal kırıklığına uğraması, erkeğin mutlaka yanlış yaptığı anlamına gelmez.

Bazen bir insanın size saygı duyabilmesi için onu hayal kırıklığına uğratma riskini göze almanız gerekir. Çünkü sınırlar ancak karşı taraf hoşnut olmadığında da korunabiliyorsa gerçek sınırlardır.

Fakat şunu da eklemem gerekiyor ki, kendinizle ilgili, partnerinizi içermeyen her aktiviteye gücenen veya  üzülen bir partner, bu gibi durumlarda sürekli olarak onu önemsemediğinizi söylüyor ya da ima ediyorsa, burada manipülatif ve toksik bir partneriniz olabilir ve üçüncü seçenek de bu tür insanlarda işe yaramaz. Böyle biriyleyseniz, yapmanız gereken ilişkide saygı kazanmak değil ilişkiyi bitirmektir.

İlişkinin Ebeveyn-Çocuk Dinamiğine Dönüşmesi

Duygusal boyun eğme zamanla ilişkiyi iki yetişkinin birlikteliğinden çıkarıp ebeveyn-çocuk ilişkisine dönüştürebilir.

Erkek sürekli olarak partnerinden onay beklediğinde, kendi kararlarını alamadığında ve sorumluluklarını ona yüklediğinde kadın eş olmaktan çıkarak bir yönetici veya anne rolüne geçebilir. Erkeğin planlarını düzenlemek, sorumluluklarını hatırlatmak ve duygusal krizlerini yönetmek zorunda kalabilir.

Bu dinamikte romantik çekimin zayıflaması şaşırtıcı değildir. Çünkü bir insanın aynı kişiye hem ebeveynlik yapması hem de onu eşit bir romantik partner olarak görmesi oldukça zordur.

Bu nedenle erkeğin kendi sorumluluklarını üstlenmesi, ne istediğini bilmesi ve kararlarının sonuçlarını taşıması gerekir. Her davranışı için izin beklemek yerine partnerine bilgi vermeli, onun görüşünü dinlemeli ve sonunda yetişkin bir insan olarak karar verebilmelidir.

İlişkilerde sınır koymayı bilmeyen, sürekli fedakarlık yapan ve bu nedenle de travmatik deneyimler yaşayan erkekler, sınır koyma ve fedakarlık konusunda çözümü, aşırı uçlara kaymakta arayabilirler. Bu nedenle de dengeyi anlamak önemlidir.

Sınır Koymak ile Bencil Olmak Arasındaki Denge

Kendi ihtiyaçlarına sahip çıkmak, yalnızca kendi istediğini yapmak anlamına gelmez. “Ben böyle istiyorum” diyerek partnerin ihtiyaçlarını sürekli görmezden gelmek güç değil, bencilliktir.

İlişkiler uzlaşma, fedakârlık ve karşılıklı anlayış gerektirir. Bazen partnerinizin istediği bir etkinliğe yalnızca onun için katılabilirsiniz. Bazen kendi planınızı erteleyebilir veya ortak bir karar için tercihinizden vazgeçebilirsiniz. Bazen partneriniz ile hiç canınız istemediği halde mesajlaşabilirsiniz ve hatta yorgun olsanız bile seks yapabilirsiniz.

Buradaki önemli ayrım, fedakârlığın bilinçli bir seçim mi yoksa terk edilme korkusundan doğan otomatik bir teslimiyet mi olduğudur.

Kişi sevdiği için gönüllü olarak uzlaşabilir. Ancak her anlaşmazlıkta kendi ihtiyacını yok sayıyorsa bu artık uzlaşma değil, kendini terk etmektir.

Sağlıklı denge, “Benim istediğim olacak” ile “Sen ne istersen o olsun” uçlarının arasında bulunur. İki taraf da konuşabilmeli, gerektiğinde geri adım atabilmeli ve önemli sınırlarını koruyabilmelidir.

Kendini Terk Etmek Yakınlık Değildir

Birçok erkek kendisinden vazgeçmeyi sevgi, bağlılık veya yakınlık zannedebilir. Partneri üzülmesin diye susmayı, kendi ihtiyaçlarını bastırmayı ve bütün enerjisini onun mutluluğuna adamayı sevginin kanıtı olarak görebilir.

Fakat kendini terk etmek gerçek yakınlık üretemez. Çünkü partneriniz sizin gerçek düşüncelerinizle, ihtiyaçlarınızla ve kişiliğinizle karşılaşmıyorsa gerçekte kiminle yakınlık kurmaktadır?

Sürekli uyum sağlayan kişi, partnerinin karşısına gerçek benliğiyle değil, kabul görmek için oluşturduğu bir karakterle çıkar. Bu durum bir süre huzurlu görünebilir; fakat zamanla güvensizlik, kırgınlık ve saygı kaybı yaratır.

Gerçek yakınlık, bir insanın kendisini açıkça ortaya koyabilmesini gerektirir. “Bunu istiyorum”, “Buna ihtiyacım var”, “Bu davranış benim için kabul edilebilir değil” ve “Bu konuda sana katılmıyorum” diyebilmek yakınlığın karşıtı değildir. Bunlar dürüst bir ilişkinin temelidir.

Değişmek İlişkiyi Her Zaman Kurtarmaz

Erkeğin daha tutarlı davranması, sınırlarını koruması ve özsaygısını geliştirmesi ilişkinin mutlaka düzeleceğini garanti etmez.

Kadının geçmiş ilişkilerinden, ailesinden veya mevcut ilişkide daha önce yaşananlardan kaynaklanan çözümlenmemiş kırgınlıkları olabilir. Erkek bugün değişmeye başlasa bile geçmişte verdiği zararların etkisi hemen ortadan kalkmayabilir. Kadının da kendi yaralarıyla yüzleşmesi, sorumluluk alması ve güveni yeniden kurmaya istekli olması gerekir.

Erkeğin değişimi ilişkiye iyileşme fırsatı sunabilir. Ancak bazen bu değişim, ilişkinin artık sürdürülemeyeceğini de ortaya çıkarabilir. Taraflardan biri diğerine hiçbir koşulda saygı duyamıyor veya onun sınırlarını kabul etmek istemiyorsa ilişkinin sona ermesi daha sağlıklı olabilir.

Özsaygının amacı her ne pahasına olursa olsun ilişkiyi kurtarmak değildir. Amaç, kişinin kendisini kaybetmeden sevgi verebildiği ve sevgi alabildiği bir ilişki kurabilmesidir.

Sonuç: Saygıyı Talep Etmek Yerine Saygı Duyulacak Bir Hayat Kurmak

Bir kadının saygısını kazanmak için sürekli daha fazla şey yapmak, daha çok fedakârlıkta bulunmak veya onun bütün isteklerini karşılamak çoğu zaman beklenen sonucu yaratmaz. Çünkü saygı, başkasının onayını elde etmek amacıyla yapılan performanstan değil, insanın kendi karakteriyle kurduğu ilişkiden doğar.

Kendi sözünü tutan, sorumluluk alan, ne istediğini bilen ve bunu açıkça ifade edebilen bir erkek hem kendisine hem de partnerine daha sağlam bir zemin sunar. Gerektiğinde hayır diyebilir; fakat bunu sevgisini geri çekmeden yapar. Partnerinin duygularını anlayabilir; fakat o duyguları yönetebilmek için kendi kimliğini yok etmez.

Gerçek güç, duygusuz veya baskıcı olmak değildir. Gerçek güç, sevdiğiniz insan üzgün olduğunda bile onunla bağlantıda kalırken kendi merkezinizi koruyabilmektir.

Bu nedenle temel soru, “Bir kadının bana saygı duymasını nasıl sağlayabilirim?” olmamalıdır. Çünkü başka bir insanın duygularını ve kararlarını bütünüyle kontrol edemezsiniz.

Sorulması gereken asıl soru şudur:

“Ben kendi gözümde saygı duyacağım bir erkek, eş, partner ve baba gibi davranıyor muyum?”

İnsan, önce kendi sözünün arkasında durmayı, ihtiyaçlarını tanımayı ve değerleriyle uyumlu yaşamayı öğrenmelidir. Bunu partnerinden övgü almak veya ilişkiyi kaybetmemek için değil, olmak istediği insan hâline gelmek için yapmalıdır.

Saygıyı zorla elde edemezsiniz. Fakat kendinize saygı duyacağınız bir hayat kurarak karşılıklı saygının gelişebileceği koşulları yaratabilirsiniz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kadınlarla (Oyun da) 10/10 Başarı Mümkün mü? | Erkeğin Hipergamisi

Merhaba millet, Ben Mr Deer. Daha önceki yazılarımdan ve videolarımdan beni bir çoğunuz tanıyorsunuz. Bu video da, bir çok insanın sayısız kere sorduğu ”her yürüdüğüm kızın numarasını alacak seviyeye gelebilir miyim?” sorusuna cevap arıyoruz. Bir bakıma da ”abi bir kız var” soruları da aynı kapıya çıkıyor, her yürüdüğümüz kızı elde etmek güzel bir hayal ama bir ”hayal”. Bu sorunun net ama tatmin etmeyen bir cevabı var, -hayır, her yürüdüğün kızı elde edemezsin. Fazla kısa ve tatmin etmediğini biliyorum.

Bazı durumlarda bu mümkün olabilir ama bu durumda da erkek ya kendi değerinin farkında olmuyor ya da düşük değerli kızlarla birlikte olmak daha kolay geliyor. Bu söylediklerim kulağa biraz karmaşık geliyor olabilir. Erkek değerini sonradan öğrenir ya da hipergami sinin farkına zamanla varır diyerek açıklayabilirim. Ülkemizde bir çok erkek kendi değerinin farkında olmadığı için düşük değerli kadınların ayak paspası olmakta, bu durumu yaşamamak için seviyemizi bilmeli ve kendi seviyemizde kadınlara yürümeliyiz. Çok daha fazlası videoda sizleri bekliyor dostlarım, İyi Seyirler!

Saha Raporu – Biraderim olur musun?

Uzun zamandır hiç Türkçe konuşabildiğim bir saha raporum olmamıştı, biraz da komik bir olay olduğundan yazayım dedim.

Saat öğlen 2 sıralarında 1km yakınlarında bir hatunla eşleştim Tinder‘dan Cumartesi günü. Profilinde 2 tane resim var, hafif çekik gözlü ama belli Çin’li ya da Uzak Doğulu değil. Profil açıklamasında sadece “Türk ya da Arap’larla ilgileniyorum” yazıyor dedim dur bakalım ne çıkacak.

Ufak bir konuşmadan sonra anladım ki hatun Kırgız ve 5 sene kadar Türkiye’de yaşamış, baya iyi Türkçe biliyor. Korona yüzünden burada mahsur kalmış, benim evime 200m mesafede bir otelde kalıyor. 8-10 mesaj sonrasında:

    – Akşam işin var mı?

    – Yok, hayır.

   – Tamam artık var, 8’de benimle şurada buluş.

    – Hahahah tamam.

Tabi burda kızın pek İngilizce bilmemesinin, Türkçe konuşabilmesinin falan çok çok ciddi bir avantaj sağladığı kesin.

Buluşma saati geldi, bir baktım hatun benden rahat 4cm falan uzun (179cm), şişman değil ama hafif yapılı bir hali var. Vücut gayet iyi, ama ben hatunun yanında biraz ufak kaldım resmen.

Yakınlarda bir bara gittik, sohbet falan çok iyi, Türkçe konuşmayı özlemişiz ikimiz de. Önce emin olamadım hatun benden hoşlandı mı diye ama dışarı çıktığımızda hafif hafif “yanlışlıkla” çarpıp koluma dokunmalarından anladım, niyeti belli. Bir sigara arasında yine, gelip omuzlarımızı ölçtü ve “sen kısaymışsın yaa” dedi, hiç bozuntuya vermeden gülüp elimi beline attım, baktım yanaştı iyice, dedim tamam gidişat iyi. 4’er birayı gömdükten sonra dışarı çıktığımızda zaten kendi gelip elimi tutmaya başlamıştı.

Ev ile otel çok yakın ve önce benim evin önünden geçiyoruz. Bu arada hatun biraz sarhoş olmuş mekandan çıkınca farkettim ama kaldığı otelin resepsiyonu da belli bir saatte kapandığından geri dönme şansım yok. Biz el ele bizim eve dönerken bu başladı saçmalamaya:

    – Bak senin evine gidiyoruz ama sen benim biraderimsin başka birşey olmaz..

Döndüm alaycı bir tavırla

    – Lan böyle el ele tutuşan bilader mi olur amına koyayım, ibnemiyiz biz. Gel sen bakarız geceyi hangi sıfatla bitireceğimize…

Hatun baya afalladı bu cevap üzerine, bir iki defa daha denedi şansını ama baktı benden geri vites yok geldi eve. Bu sırada beklemediğim birşey başıma geldi, hatun gitti kusmaya başladı, 4 bira yaramıyormuş pek. Üstünü değiştirmesi için birşeyler verdim, 5 dakika önce birader diyen hatun salonda gözümün önünde soyundu, üstünü değiştirdi sonra da gitti benim yatağa yattı.

Prensip meselesidir, çok sarhoş hatuna dokunulmaz, şansıma küseyim dedim yattım uyudum bende. Gece 4 gibi su içmeye kalktım, baktım bu da uyanmış. Bir şansımı deniyeyim dedim, sonuç olumlu oldu. Sabah bir tur daha derken oglene dogru çıktı oteline gitti.

Bazen son dakika direnci çok garip şekillerde insanın karşısına çıkabiliyor. İlk defa evime gelen bir hatun bana “birader” demeye kalktı ama biraz sakin kalarak sorun çözülmüş oldu. Tabi burda ikinci hasssas nokta, hatun çok sarhoşken hamle yapmamak oldu. Orada hamle yapmaya kalksam sapık muamelesi yeme ihtimalim çok çok yüksekti. Özellikle alkol içeren buluşmalarda, biraz daha sakin ve düşünerek karar vermek çok önemli.

Tinder Rehberi

Kırmızı Hap Sohbetleri – Mesaj oyunu

Öğrenen Adam : Ya Mahmut Hoca?

Mahmut Hoca : Söyle ya seydi.

Öğrenen Adam : Şu sana söylediğim kız var ya. İnternetten tanışıp buluştuğum ve el ele tutuşup yiyiştiğim. Ya mesela en son dün öğlen konuştuk. Aramadı ya da mesaj atmadı. Canım sıkıldı bu duruma.

Mahmut Hoca : Bunlar işte hep duygusal yatırım çekirge. Kızın aramasını beklemek, buna canını sıkmak falan.  O 5 saat konuşmaların acısı çıkıyor işte. Yerken iyi de işte çıkışı da var bunun 🙂

Öğrenen Adam : Normali nasıl olmalıydı?

Mahmut Hoca : Bu kadar erken aşamada kıza ya ilk mesajı sen atarsın ya da kız arayana kadar kızı unutur hayatına devam edersin. Örneğin ilk mesajı sen atarsan – ki erkek olarak atabilirsin – cevap verene kadar kızı unutursun.

Unutmaya çalışırsın değil, unutursun. Ben zamanında kendini hatırlatmadığı için çok kızın varlığını unuttum 🙂 Sonra kız pat diye mesaj atınca hatırlamak için özel çaba harcıyorsun.

Öğrenen Adam : Sabah gunaydın mesaji, öğleden sonra ve akşam arama vs olmalı mı?

Mahmut Hoca :

Ben de bunu anlamıyorum. Nedir bu sizin neslin sürekli mesajlaşma olayı. Açıkçası bir ilişkide frame kızda mı erkek te mi bir numaralı göstergelerden biri de bu.

Öğrenen Adam : İletişim sıklığı ve süresi ne olmalı ya da ne olunca aha kız elden gidiyor diye düşünmeliyim? Ben onun aramasını mı bekleyeyim?

Mahmut Hoca : Bilmem. Ama sık sık 24 saat konuşmasanız normal. Sonuçta işiniz gücünüz var. Günlerce aramasan sıkıntı olur tabii de.

Bu arada : aha kız elden gidiyor diye düşünmeliyim? mi dedin?

Öğrenen Adam : Evet 🙁

Mahmut Hoca : Genç adam sen çok fazla kız ödül bakışından düşünüyorsun.

Öğrenen Adam : Nasil yani?

Mahmut Hoca : Sen kızdan sık olmamakla beraber ilk aramayı yap, sonrasında aha kız beni kaybediyor diye düşün. Eğer düşüneceksen. Bu hatunlar arada tabak çevirirken seni unutuyor ve sonra pat diye seni arıyorlar. Sen de başka hatunlayken bunun ismine bön bön bakar kalırsın, Aslı kimdi lan diye.

Öğrenen Adam : Tabak cevirsem mi cevirmesem mi onu bile bilmiyorum …

Mahmut Hoca : İster çevir ister çevirme ama neden sen kızı kaçırıyorsun da o seni kaçırmıyor?

Öğrenen Adam : Hocam bir de ben sanırım bir mallık yaptım. Dün kızla ilk buluşmanın gecesi hatuna “seni özlemek” diye bir şiir yolladım.

Mahmut Hoca :

Öğrenen Adam : Dogru diyorsun, afc mentalitesi … Hata mıydı?

Mahmut Hoca : Allahım sana geliyorum …

 Öğrenen Adam : Evet, kızın avcundaki adam pozisyonuna girmiş gibi oldum.

 Mahmut Hoca : Hocam hayatında başka alternatifleri olan adam daha ilk buluşmadan sonra aşk şiiri atar mı yahu?

Öğrenen Adam : Yok, onda sen benim icin tek ve ozel degilsin imajini olusturdum.

Mahmut Hoca : Yok ya. Hiç göstermiyorsun Maşallah. Tüm hayalgücü, tüm rekabet stresi hepsi kalktı.

Öğrenen Adam : Serefsizim benim aklıma gelmisti 🙂

Mahmut Hoca : Aşk şiiri atmışsın ne özel değilsini Allah aşkına. Anlamamış olabilir o, kapısına şöyle git de tek ve özel değilsini tam anlasın :))

Mahmut Hoca : Sende ciddi bir oyun eksiği var. Sana Corey Abiyi tavsiye ederim.  Tam olarak kırmızı hap diyemezsin ama mühendis olmasının da etkisi ile her şeyi adım adım anlatan güzel bir kitap bu. Sana yararı olacaktır. Ya da yine tam kırmızı haplı olmasa da oldukça zihin açıcı Michael W abiyi.

Öğrenen Adam : Valla döner ismarlamissin gibi sevindim.  Cami yaptirsan bu kadar sevap islemezsin bak. Pook‘a basladim bu arada. O bitsin bunlara bakacağım.

Mahmut Hoca : Derler ya “KH teori Oyun pratiktir ve biri diğeri olmadan yarımdır” diye. Sende oyun kötü. Ben senin yaşındayken sadece oyun vardı. Sadece oyun ile hiçbir ilişki tuzağını göremiyorsun. Ama sadece KH ile de kadın – erkek ilişkilerinde ilerleyemiyorsun.

Öğrenen Adam : Oyunu ogrenmenin en iyi yolu tabak cevirmek ve deneyerek tecrube etmek di mi?

Mahmut Hoca : Evet ama bu kitaplar yıllarını alacak bir süreci aylara kısaltabilirler.

Öğrenen Adam :Peki abi kız sevgilin olduğunda iletişim sıklığı ne olacak? Mesela kim yazacak once ya da sıklıkla yazacak?

Mahmut Hoca : Mesajlaşma kadın alanı. Kadından daha sık mesaj atma yeter. Bir de sürekli mesajlaşmaya diren. O kadar boş olmaman lazım. Kızla 3 öğün mesajlaşıyorsan orda derdin çok mesajlaşmaktan çok o kadar boş olman.

Arada sık sık bütün gün mesajlaşmamak normal. Maalesef günümüzde erkekler kadınlaştığı için bunu anormal sanan, “abi kız 12 saattir mesaj almadı acaba beni sevmiyor mu” diye gelip soran çocuklar var. Şaşırarak okuyorum. Normali o zaten.

Öğrenen Adam : En son dün bu saatlerde mesaj atmisim. Simdi ariyim mi yoksa onun aramasiii mi bekliyim?

Mahmut Hoca :

Öğrenen Adam : Pardon aramistim.

Mahmut Hoca : Bu sorunla kız muhabbeti çeviriyoruz farkında mısın? Börek ve çay var mı?

Öğrenen Adam : Kısır olur mu abi? :))

Mahmut Hoca : Olur bir de tvde Müge Anlı varsa süper.

Birader öncelikle bu sorular çok yanlış. Bunların hepsi aşırı duygusal yatırım. İstendiğini varsayacaksın. Sen mesaj at mesela. Ama mesela attın mesajı o cevap verene kadar atma ki bu bir daha mesajlaşmaman demek olabilir. Mesela şimdi mesaj attın diyelim. Kız dönene kadar kızı unut.

Öğrenen Adam :Abi peki kızı ne zaman nextleyeceğimi nasıl anlayacağım?

Aslına bakarsan oyunu olan bir erkekte olay şöyle işliyor. Diyelim şimdi ben senin gibi yalnızım. 3 tabağım olurdu. Bu üç tabaktan ikisi nazlı biri ise aktif olurdu. Aktif olanla yazışırken bu kızlar sırayla kendiliklerinden düşerdi. Ben düşeni “ha lan bu kız düşmüş” diye farkedince yerine tabak koyardım.

Öğrenen Adam : Abi hani sevgili olunca tabaklar dusuyordu?

Mahmut Hoca : O ayrı.  Belli bir günde 3 tabağın olur ama sürekli biri düşer biri yerine konur. Senin nextleme eşiğini nasıl anlayacağım maalesef klasik mavi hap sorusu. Senin oyunun beta.  Beta oyunu oynuyorsun. Bak sana beta demiyorum. Öylesin ya da değilsin ama oyunun beta oyunu.

Öğrenen Adam : Yani hem boyle surekli ilgi bekleyen arayan beta olmak istemiyorum hem de aranmamamin sebebini ogrenmek istiyorum. Yoksa uzuluyor degilim. Nextleyip nextlememe konusunda net degilim.

Mahmut Hoca : “Aranmamamin sebebini ogrenmek istiyorum” – Nope. Bu yanlış. O kızın problemi senin değil. Senin gibi bir ödülü aramayıp kaçıran kızın neden aramadığı ödül çocuk senin mi derdin kızın mı?

Ben bir kız bana mesaj atmazsa ilk mesajı atarım. Ve hemen o mesajdan sonra kızı cidden harbi unuturum. Açıp sürekli görüldü attı mı falan diye kontrol etmem. Düşünmem. Stratejiyi cevap verince düşünürüm. Genelde örneğin kız 5 saat sonra mesaj attı ise ben de 5 saat bekler atarım. Ama 5 gün sonra attı ise 1 – 2 gün bekler atarım.

Öğrenen Adam : Ama abi kaç erkeğin 3 tabağı olabilir? Realist olalım, ya hiç tabak yoksa?

Mahmut Hoca : Hah çekirge! İyiki bu soruyu sordun. Şimdi sana bu muhabbetlerimizden alacağın en faydalı bilgilerden birini vereceğim.

Her erkeğin hayatında hemen bir haftada 3 tabak olabilir.

Öğrenen Adam : Nasıl abi? Haftada 2 kız?

Mahmut Hoca : 2 kız demedim, tabak dedim. Her erkeğin hayatında biri olsun ya da olmasın, 3 adet tabağı olmalı :
1 – İşi / dersleri
2 – Ailesi / arkadaşları
3 – Hobisi

Bunlara gymi de ekleyebilirsin. İşin sırrı şu. Evli ve uzun süreli ilişki yaşamış hemen her erkek takdir eder ki bu bu 3 uğraş kadının neredeyse kendisine rakip gibi algıladığı, erkeği uzaklaştırmaya çalıştığı ve neredeyse korku oyunu yaratacak birer kadınmış gibi gördüğü şeylerdir. Bu kadın – erkek ilişkisi dinamiğini lehinize kullanın.

Gidip tabak olarak kız bulmanız en sağlamı ve bunu ihmal etmeyin. Ama bu olana kadar bu 3 tabağa kendinizi verirseniz kız tabakların yerine geçerler. Özellikle siz bu üçüyle iken sanki başka bir kadınlaymış gibi onlara odaklanabilirsen.

Öğrenen Adam : Hiç bu açıdan bakmamıştım. Özellikle kadınların bu üçüne karşı davranışları gerçekten de dediğin gibi.

Mahmut Hoca :Kullan bunu. Hayatındaki tek kadın varsa (bence kız arkadaşın olana kadar ya sıfır ya da birden fazla olması lazım ama hadi bir kız var olsun) ona olan zamanını ve dikkatini bu 3ü ile eşit dağıt. İlgi yönetimi yani.

Evet, hayır, belki …

Birçok erkek manosphere’i mucize hapı ararken buluyor : aslında aradıkları, reddedilme sorununa çözüm. Reddedilme problemi, “bir erkeğin cinsel olarak başarılı olabilmesi için, reddedilme riskini göze alması ve reddedilme ile karşılaşması gereklidir” şeklinde özetlenebilir. Gerçek şu ki, çok azımız reddedilmekten hoşlanırız. Reddedilmek demek, yüzünüze bakılıp size “değersiz” bulunduğunuzun söylenmesi demektir. Eskiden bazı şarlatan PUAların sattığı şey de buna ilaç idi “3000 Dolar öderseniz ve benim seminerime katılırsanız, reddedilme riskini sonsuza kadar yok edeceksiniz”. Reddedilme ihtimali ile kanı donarak taş kesilen erkekler için çok ağız sulandırıcı bir ürün bu.

Fakat bu PUAları da negatif şekilde etkiledi. Bir ürün belli bir piyasaya göre geliştirilir ve bu örnekte pazar reddedilmenin düşüncesi ile bile taş kesilen ve sıklıkla oneitis hastalığına yakalanan erkeklerdi. Manosphere’in oluşma döneminde en çok gördüğüm soru “abi şimdi bir kız var …” ile başlar ve “bu kızı nasıl elde ederim (kız arkadaşım yaparım)” ile biterdi. Bu temelde “bir şirket var, bu şirketi nasıl müşterim yaparım” sorusu ile aynı. Bunun için öncelikle bu şirketin hayatını iyileştirecek bir ürüne ihtiyacımız var ve sonra da şirketin bu ürünün farkına varmasını sağlamalısınız. Sonra da bu ürünü onlara satmaya çalışmalısınız.

Bu taktikleri uygulamak her zaman başarı ile sonuçlanmayabilir ama umulan odur ki bu süreçte akıllı biri çıkıp da şu soruyu sorar : “abi biz ürünümüzün halihazırdaki halini almaya hazır başka müşteriler bulmak yerine neden ürünü sadece belli bir müşteriye göre geliştiriyoruz?”

Evet, Hayır, Belki …

Yıllar boyunca birçok şirket seminerine, çalıştayına ve eğitimine katıldım. Ama (ilişkilere) en çok uyarlanabilir olanı, kariyerimin başarında katıldığım ve satış odaklı olan bir tanesi idi. Bu satış çalıştayında eğitmen, 3 tip potansiyel müşteri tarif etti.

A) EVET!

B) Belki.

C) Anlat bana ….  ama hayır.

Müşteri A ile satış için çok uğraşmanıza gerek yoktur. Tek yapmanız gereken siparişi alıp, siparişi işlerken sıçmamanızdır. Bu insanlar ürünüze bayılmaktadır, şirketiniz hakkında çok güzel şeyler duymuşlardır, ürününüzü alma arzusu tarafından tamamen bastırılmış ve sayıca çok az çekinceleri vardır. Aslına bakarsanız bu tip müşterilere ürününüzü kötüleseniz bile, ürününüzün yanında yer alıp onu size karşı savunma eğilimindedirler. Ürününüze duygusal yatırım yapmışlardır, kafalarında zaten satın almışlardır ve zaten neden sıçmak için ısrar edesiniz ki?

Müşteri B ise potansiyel müşteridir ve ürününüze ihtiyaç duysa da henüz 100% ikna olmamıştır. Bunlar bir miktar satış, bilgi edinme ve ilgilenme süreci isterler. Eğer satış kanalınıza gelenleri elemede çalışır bir mekanizmanız varsa bunlar müşteri portföyünüzün çoğunluğunu oluştururlar. Bu müşterilere satış, belli bir yetenek ve tecrübe gerektirir. Bazıları sıkı bir markaj ister, bazılarına daha yumuşak yaklaşmak lazımdır ve yanlış hesaplamanız satışı yapamamanıza neden olabilir. Sadece güven ve rahatlığın inşaa edilmesine ihtiyaç duyan bir müşteriye sert bir satış süreci ile girerseniz, müşteri kaçabilir. “Neden hala düşünüyorsun, bu şahane bir ürün hemen şimdi almalısın” diye bastırılmasını bekleyene önceden güven ve rahatlık vermeye çalışırsan, müşteri bunu ürüne olan güveninizde zayıflık olarak algılayıp kaçabilir.

Ve son olarak da Müşteri C vardır. Bunlar ürününüzü hiçbir zaman almayacaktır ama bir satışçının kendilerine odaklanmasından gelen ilgiden zevk alırlar. Direk hayır demek yerine, zamanınızı boşa harcamanıza neden olacak şekilde etraflarında dönmenizi sağlarlar. İlginiz ile kendilerini önemli hissederler, egolarını tatmin ederler ama sizden hiçbir zaman ürün satın almayacaklardır. Bunlar karar verici gibi davranılmayı seven ama karar veremeyen kişiler olabilirler, eleştiri duygusu yüksek kişiler olabilirler ya da çoktan başka ürün almış olabilirler. Yani bu müşteri size C tipi iken başka ürüne A tipi ya da B tipidir. Bunun haricinde, aslında hiçbir ürünü almaya niyeti olmayan ama birine hayır demekten nefret eden karakterde biri olabilir.

Bu aşamada, 90ların sonunda ve 2000lerin başında (PUA) çalıştaylarına katılan erkeklerin çoğunun C tipi müşteriyi A tipi müşteriye çevirmenin sihirli yolunu arayan kişiler olduğunu anlamışsınızdır. Bunu tweetlediğimde biri bana erkeklere tüm kadınların B tipi müşteri olduğunun anlatıldığını, A ve C tipi müşterilerden asla bahsedilmediğini söylemişti. Bu aslında bir noktaya kadar anlaşılırdır, zira tüm kadınları B tipi olarak gösterirseniz, yani her erkeğin her kadınla şansı olduğunu ve şanslarının kendilerinin performansına bağlı olduğuna inandırırsanız, bu erkeklerin üretkenliğini arttırırsınız. Bu aynı zamanda neden bu kadar çok erkeğin bu tuzağa düştüğünü de açıklar.

Satış mesleğinde müşterileri bu şekilde kategorize etmenin sebebi, komisyon ile çalışan bir satışçının, A ve B tipi müşteriler aramaya ve satış kapamaya harcayabilecekleri zamanı, C tipi müşteriler ile heba etmesini önlemektir. Zira tersi, çok kötü satış rakamlarına neden olabilir. Bir satışçı olarak B’yi A’ya çevirmek için harcayacağınız zamanda, 3 – 4 tane A tipi müşteri bulabilirsiniz. Ya da C tipi müşteriyi B tipine çevirmek için boşa harcayacağınız zamanda birkaç B tipine satış yaparsınız ya da 10 – 20 tane A tipine satış yapabilirsiniz. Bir satışçı için başarılı zaman yönetiminin anahtarı, C tipi müşterileri en kısa sürede tanımlamaktır.

Dahası, kişi bu konuda biraz düşünerek her erkek için, her kategorideki kadın nüfusunun farklı oranlarda olduğunu söyleyebilir. “Alfa erkek” olarak tanımlayabileceğiniz biri için kadınların çoğu A kategorisinde iken, az bir kısmı B kategorisinde ve çok azı ise C kategorisinde olabilir. Ortalama beta için ise oranlar her kategoride 33% ya da çok daha kötü olabilir.

Evetçi Hatunlar, Hayırcı Hatunlar ve Belkici Hatunlar

PUAların “Hayırcı Hatunları” Evetçi veya Belkici Hatunlara çevirmeye odaklanması kendileri için mantıklıdır. Zira potansiyel PUA müşterilerinin çoğu bu duruma saplanmış vaziyettedir ve bu nedenle de PUAların ürünü pazarlarına göre şekillenmiştir. Yüksek değerli ve bu nedenle de sürekli “Evetçi Hatunlara” rastlayan erkekler, oyunu öğrenme ihtiyacı hissetmezler. Yatırımları konusunda bilinçli erkekler de, belli bir “Hayırcı Hatunu” saplantı haline getirip onu “Evetçi Hatuna” çevirme yolları aramaya çok daha az meyilli olacaklardır. Ama birçok erkek için temel problem, oyunu özellikle bir hayırcı hatunu evetçi hatuna çevirmek için öğrenmeleridir ve bu nedenle de zamanlarının çoğunu satış kapamaktan çok satış sürecinde harcamalarıdır.

Bu, çok fazla sayıda son dakika direnci ya da benzeri olaylarla karşılaşma nedeninizdir. C tipi müşterilerle çalışan her satışçı bilir ki, bunlar resmen ömür törpüsüdür. Bunlara satış için, kontrattaki maddelerin pazarlığı için haftalarınızı ve aylarınızı harcarsınız, avukatlar arasında dökümanlar ufak değişikliklerle defalarca gider gelir, ve tam kontratı imzalama aşamasında satın almama kararı çıkar. Ya da eğer imza atsalar bile, anlaşma şartlarını, ürün özelliklerini, satılan ürün paketini ve zaman çizelgesini değiştirmek için sürekli ensenizdedirler. Bunları hayırcı hatunlarla da sürekli deneyimlersiniz. Satış hiçbir zaman bitmez ve sadece konuşmayı devam ettirmek bile Herkülvari bir çaba gerektirir. Hayırcı bir kızla uğraşmanın en iyi yolu, C tipi müşteri adayı ile uğraşmanın aynısıdır. Onları açık bir karar vermeye zorlarsınız ve tepkilerine göre devam edersiniz. Hızlıca sonuca koşarsınız, ellerini hızlıca oynamaya zorlarsınız, ve bir kez hayır cevabını alınca da onları tamamen unutup önünüze bakarsınız. Bu, boşa harcadığınız çabayı en aza indirir.

Belli bir film türüne olan alerjime rağmen, “filmin %90ı boyunca hayırcı bir kız için ölüp biten ama sonunda bütün o zaman boyunca yanıbaşında bir evetçi kız olduğunu farkeden erkek tipi” beni her zaman eğlendirmiştir. Zira bu, belli bir erkek tipinde çok yaygın bir olgudur. Kadın dünyasında para birimi ilgidir, ve kız ile erkek arasında çok ciddi bir CPD uçurumu ya da çok kötü bir arka plan olmadığı sürece, hayırcı bir kız, hiçbir  zaman birlikte olmayacağı bir erkeğin ilgisinin tadına varmaya mutlu mesut devam edecektir. Hayırcı kızı belkici kızdan ayırmanın yolu genelde şöyledir : belkici kız konuşmayı onun için ilginç tuttuğunuz sürece muhabbete yatırım yapar. Hayırcı kızla muhabbeti ise sonuna kadar sizin sürdürmeniz lazımdır. Yani muhabbet rahatsız edici derecede tek taraflıdır.

Evetçi kızları, hayırcı kızlardan ayırmak daha kolaydır. Konuşmanın durduğu yerde bile muhabbeti devam ettirmek için aktif çaba gösterirler. Evetçi kızlarla hata payınız da daha fazladır. Hayırcı bir kızla muhabbet, iki yanında büyük bıçakların salındığı bir ipte dengede yürümek gibi ise, evetçi kızla muhabbet sakin bir şehirlerarası yolda araba sürmek gibidir. Kız konuşmaya yatırım yapacak, çoğu zaman pozitif tepkiler verecek ve eğer siz muhabbeti sürdürmekte zorlansanız bile sizi açmak için konular bulacaktır.

Belkici kızları hayırcılardan ayırmak biraz daha zordur zira diğer ikisine göre daha fazla bocalamaya meyillilerdir. Size bir mavi boncuk gösterip bir saklarlar, birgün soğuk, ertesi gün canayakındırlar. Bu durumda kıza eşiği aşırmak ve bir karara itmek daha nazik bir süreçtir. Zira eğer hayırcı bir kızla uğraşıyorsanız, kendinizi çok zaman harcamadan en kısa sürede azad etmek daha mantıklıdır. Ama aslında belkici olan bir hatunla uğraşıyorsanız, kızın evete mi hayıra mı meyilli olduğunu anlamaya biraz vakit ayırmanız daha faydalıdır.

Özet ve Sonuç

Eğer yolu kırmızı hapa çıkan erkeklerin en çok bocaladığı alanları sorarsanız, hayırcı bir kıza olan saplantıyı ve reddedilme korkusunu en tepede sayarım. Çoğu erkek, hayırcı bir kıza devasa zaman yatırmayı, dışarı çıkıp yeni adaylar aramaya tercih eder. Bu aynı zamanda mavi hap fantazisinin satış mottosudur ve Beta Erkek üretiminin arkasındaki stratejidir. Zira hayırcı kızlar birgün (yaşlanıp üstünde 30 yaş yazan) duvara tosladığında, bu sağlayıcı betalar onları pazardan çekip alacaktır. Sonuçta beta erkek, unicornuna kavuşacaktır.

Ama satışta çalışmış herhangi birinin size söyleyebileceği gibi, müşteri kovalamak, aslında sizi kovalayan müşterilerle satış kapamanıza engeldir. Daha başından ürününüzü almaya niyeti olan bir müşteri ile satış kapamak çok daha kolaydır zira bunların ikinci bir kere düşünme ihtimali azdır ve kontrat imzalamaya geldiğinizde onları yeniden satışa ikna etmek için çaba harcamanız gerekmez.

Çeviri : Yes, No, Maybe …

Kırmızı hap mantığı: Tehlikeli huylar – Bölüm 2

Kırmızı hap mantığı: Tehlikeli huylar – Bölüm 1‘in devamı.

Özet ve Sonuç

Hayat boyu, her insan hedeflerine ulaşabilmelerini sınırlayan huy ve inançlar edinecektir. Bunların çoğu, zihinsel yazılımımızdaki bazı açıklar nedeniyle, bilinçsiz olarak yapılır.

Hayatınız, iyi huylarınız ile kötü huylarınızın toplamının net değeridir. Yıllar önce, Olimpik halter takımına girmek için çalışan bir adamın yaşamı okuduğumu hatırlıyorum. Adam bu sırada şişmanlamış zira çok sıkı bir antrenman yapmasına rağmen, kendisini antrenmandan sonra cheeseburger, kızarmış patates ve kola ile ödüllendirme huyu edinmiş. Kötü antrenman pratiğini iyi bir diyet ile kompanse edebilirsiniz ama kötü bir diyetin sonuçlarını antrenman ile yokedemezsiniz.

“Mavi hap anlatısı” o kadar içselleşmiş inançlar üzerine kuruludur ki, bir erkek kırmızı hap yolculuğu boyunca bunlar üzerinde çalışıp bunları reddetmelidir. Örneğin, “kadınlar erkeklerin nasıl göründüğünü hiç önemsemezler” inancına sahip bir erkek, obez, pis ve herhangi bir giyim stiline sahip olmayışına çok rahat bahane bulabilir ve hala HB10 ruh ikizinin birgün kendisini bulacağına inanmaya devam edebilir. Bunun tersine “tüm kadınlar erkeklerin nasıl göründüğünü çok önemserler” inancına sahip biri ise kendi kişiliğini ve entellektüel gelişimini tamamen boşvererek 100% nasıl göründüğüne odaklanabilir.

Kişisel gelişim çoğunlukla uzun bir yolculuktur ve bu yolda ilerleme, yola baş koyan erkeğin istediğinden çok daha yavaştır. Bu yoldan dönmemek için, süreci sekteye uğratabilecek inançları ortaya çıkarıp, süreci destekleyecek fedakarlıkları destekleyecek inançları güçlendirmeniz lazımdır.

Hayatımın birkaç alanında neredeyse sürekli olarak kendimi geliştiriyorum ve bu konuda en çok karşılaşılan güçlüklerden biri de Red Pill Reddit’te “(endişe trolü) concern trolling” denilen şey. Yani size yakın birinin metod ve motivasyonlarınızı, “senin için endişeleniyorum” bahanesi ile sorgulaması. Geçmişte “vur ensesine al lokmasını” olan birinin kendi sınır çizgilerini dayatmaya başlaması, hayır demeyi öğrenmesi, her yaptığını hayatındaki herkese açıklamak zorunda olmadığını öğrenmesi, genellikle çevresindekilerin onun artık “kendisi gibi olmadığı” bahanesi ile saldırıyla karşılanır.  Zira bu kişinin kendini geliştirme süreci, onu kullanan insanları negatif etkileyecektir. Geçmişte şişman olan erkekler, zayıflama süreci boyunca, endişeli kişilerden “bu yaptığın sağlıklı mı?”, “kendine zarar vermeyesin” ya da hala 20% üstünde yağa sahipken “yeterince zayıfladın” gibi şeyler duyacaklardır. İroni şudur ki bu kişiler erkek kendisini fast fooda ve msır şurubuna boğarken hiç endişe belirtmemişlerdir.

Rational Male erkeklere kendi zihinsel odakları haline gelmelerini söylemekle gurur duyar ama erkeğin kontrol kaynağının dışardan olması gerektiği üzerine kurulu inanç, huy ve davranışları varken bu çok zordur. Dışsaldan içsel kontrol kaynağına geçişte, kişi egosunun ve IDin gücünü arttırırken, süper-egonun gücünü sınırlamalıdır.

Mavi hap anlatısının muhtemelen en sinsi yanı, sosyal olarak desteklenen ve belirtilen davranışların, sonuçları önceden görülür şekilde etkileyeceği anlatısıdır. Kısaca, mavi hap anlatısını takip ederek alacağınız ödül, sosyal makine içinde ne kadar iyi işleyen bir vida olmanıza bağlıdır. Mavi haplı erkek, kadınla konuşurken güçlü bir cinsel çerçevesi olmasının kötü olduğuna inanır. Sosyal baskıya rağmen kendi inanç ve değerlerinde diretmenin kötü olduğuna inanır. Cinsel ilgisini saklamanın ve toplumun öğretisi ile bağdaşmayan kendi değer ve inançlarını feda etmenin iyi olduğuna inanır.

Bu durumda, basit bir etki – tepki ilişkisi anlatının bir parçasıdır. “Toplumun senden istediğini yaparsan ödüllendirileceksin”. Ama insan durup da sosyal sözleşmeyi biraz analiz ederse, bunun tarihte büyük çoğunluk için doğru olduğunu ama son yıllarda tamamen değiştiğini görecektir. 1940 veya 50lerde yaşayan erkekler, zanaat öğren – iş bul – çok çalış – evlen ve Amerikan Rüyasını yaşa sosyal planını takip edip de ödüllendirilse de, bu senaryo günümüzde tamamen ölüdür fakat yine de “doğru yaşam tarzı” olarak büyük bir şevkle erkeklere pazarlanmaktadır.(*)

Manipülasyon yöntemleri genellikle korku, buyruk, utandırma ve suçluluk duygusu üzerine kuruludur. Bu nedenle kendi ahlak anlayışınızı geliştirmeniz hayatidir. Eğer hala sizi geride bırakan ahlak anlayışı ile yaşıyorsanız, kötü yazılım parçasının beyninize ulaşması için kolay bir giriş noktası var. Kendi ahlak kodunuzu geliştirerek, bir nevi kendi anti-virüs yazılımınıza sahip oluyorsunuz. Bu ahlak kodu da aynı zamanda çerçeveniz için bir çapa noktasıdır ve dışardan gelen saldırılara karşı firewall görevi yapar.

(*) Çevirenin Notu :

“Yanlış olan, kadınları evliliği bozduğu için utandıran geleneksel baskılar tamamen kalkmış iken, bir erkeği sosyal ve kültürel baskı ile, utandırarak, ‘bağlanmaktan korkmakla’ suçlayarak ya da ‘Peter Pan Kompleksi’ gibi uyduruk şeylerle evlenmeye zorlamaktır. Boşanmaların yüzde 90’ı kadınlar tarafından başlatılmasına rağmen. Dahası, bir kadın bağlılığı yokettiğinde, çocuklar büyük zarar görürler ve kadın şimdi ve gelecekte terk ettiği erkekten para talep eder. Evlenmeyi reddeden bir erkek ne masum küçüklere zarar veriyor ne de yıllarca bir kadına para ödemek zorunda kalıyor. Bu absürt çifte standardın, topluma gözle görünmeyen ama büyük zararları var.”

Erkek Düşmanlığı Balonu (The Misandry Bubble) – Bölüm 1 – Kültürel Kriz

Çeviri : Red Pill Logic: Dangerous Habits

Kırmızı hap mantığı: Tehlikeli huylar – Bölüm 1

Geçen hafta, yeni başladığı düşük karbonhidratlı diete sadık kalmada problem yaşayan bir adamla muhabbet ettim. Stres olduğunda bu stresi, diet kriptoniti olan yemeklerle yatıştırdığını anlattı, yani bol yağlı ve işlenmiş karbonhidratlı yiyeceklerle. Konuşmamız devam ettikçe, bu huyunun nereden geldiğini bulmak için Sokratik metodu kullanarak beyninin içine daldım.

Bu, kendisini geliştirmeye odaklanmış her erkeğin arada bir yapması gereken bir şey. Oturup, hedeflerinize ters ya da verimsiz olduğunu düşündüğünüz huylarınızı masaya yatırıp, bunların neden kaynaklandığını bulmaya çalışın. Scott Adams’ın dediği gibi, bizler biyolojik bilgisayarlarız ve işletim sistemimizin nasıl çalıştığı üzerine büyük etki eden küçük kod parçalarını sıklıkla içselleştiririz.

Kendimi geliştirmeyi ilk denediğimde, fena sıçmıştım ve bu çoğunlukla alışkanlık olan davranışlarım yüzündendi. Bu nedenle, kendimi kendime “psikoanaliz” yaparken ve bu davranışların kaynaklarını belirlemeye çalışırken buldum.  Dahası, bu davranışlarımın nereden geldiğini bulup, hedeflerime ters başka davranışları da içselleştirmeyi önlemeye çalıştım.

Çocukluğunuzda aldığınız görünürde zararsız mesajlar, sizinle hayat boyu kalabilirler ve on yıllarca davranışlarınızı pozitif ya da negatif şekilde etkileyebilirler. Bazıları savunma mekanizmalarının yararsız bir şekilde kullanımını öğrenirler, bazıları kendi kendilerini sabote ederler, banal bir yaşamı kabul ederler ve kendi rahat alanlarından öteye geçmek için kendilerine bir kere bile meydan okumazlar.

Alışkanlıklar nereden geliyorlar?

Doğduğumuz andan itibaren, alilemiz, arkadaş grubumuz ve diğer birçok etken tarafından sosyalleştiriliriz. Klasik “TV tarafından yetiştirilen çocuk” örneğin, çoğunlukla uyumlu bir mesaj vermek için hazırlanan kurmaca bir çevre tarafından sosyalleştirilir. İnsanlar diğer insanları taklit ederek, diğer insanların değerlerini ve kafa yapılarını içselleştirerek ve diğer insanlardan gördükleri tepkilerle öğrenirler.

4 yaşındaki size olan bir şey, bilinçaltınızda halen varolup sizin 20, 30 veya 40 yıl sonraki halinizi etkileyebilir ve bazen daha da uzun süre etkisini sürdürebilir. Freud süper-egodan, bu tip içselleştirilmiş çocukluk olaylarından ve mesajlarından bahsediyordu. Bunlar içsel kural-koruyucunuza entegre olup, sizin dengeli bir ego ve ID kazanmanız için gerekli gelişmeyi engelleyebilirler.

Her birine örnek vermek için, kendisine değersiz olduğu söylenen biri, çoğunlukla buna önceden tahmin edilebilecek 2 şekilde tepki gösterir, ya üstünlük kompleksi ya da aşağılık kompleksi geliştirir. Bu nedenle de ya bir narsisist ya da bir bağımlı olarak büyür. İlkinde egosu tarafından yönetilmektedir, ikincisinde de süper-egosu.

Yemek yemeyi kendini yatıştırmak için huy edinmiş kişi, bunu muhtemelen çevresindeki birinden ya da bir akrabasından görüp öğrennmiştir. Bir kişi “tüm ailem şişman, bu bizim genlerimizde var” diyebilir ama bu yarı doğrudur. Zira bu yemeği hayatla başa çıkabilme mekanizması olarak kullanma huyu edinmiş bir aile de olabilir. Burada hem egoyu, hem de süper-egoyu bastıran bir ID vardır.

Oyuna Etkisi

Oyun ve baştan çıkarmaya baktığımızda, burada da içselleşmiş huy ve anlatımlarla uğraşıyoruz. Mavi hap çerçevesini benimsemiş bir erkek, “mavi hap oyunu” diye etiketleyebileceğimiz huylar geliştirir. Burada huyları, süper-egosunun çocuklukta içselleştirdiği anlatılardan kaynaklanır.

Bunlar, “sadece kendin ol” ve “ruh ikizi miti” gibi ‘gerçekleri’ de kapsar. “Eğer kıza yürümen başarısız oldu ise, kızın doğru kız olmaması” defolu mantığı, iki cinsiyetin de aynı şekilde çalıştığını ve düşündüğünü sanan eşitlikçi miti, ve bir çoğu. İçseleştirdiği bu mit ve yanlış inanışlar, davranışlarının temelini oluşturur. Ve defalarca tekrarlanan davranışlar da huy halini alır.

Bu nedenle, mavi haplı erkek manosphere’e geldiğinde, bu bloga ya da başka bologa veya redpill reddit’e gelsin farketmez, içselleştirdiği ve hayatı boyunca sahip olduğundan bihaber olduğu bazı ‘gerçekleri’ kafasından atması gereklidir. Bu, birçok açıdan travmatik bir olaydır ve erkek çoğunlukla acının 5 aşamasından geçmek zorunda kalır. Aynı zamanda da, davranışlarının doğallaşması için yeni huyları içselleştirmesi gerekir.

Erken PUA dönemi “2 – 3 tane açılış öğrenin ve bunları kullanarak 100 kere yürüyün” tavsiyesinin nedenlerinden biri budur. Zaman içinde bu, erkeğin doğal tepkisi haline gelecektir ve aynı zamanda onun yürüme korkusunu aşmasına yardımcı olacaktır. Temelde bu, mavi haplı erkekler için bilişsel davranış terapisidir. Ama bu noktaya gelebilmek için, erkeğin kendisini bağlayan huyları ve içselleştirdiği inançları belirlemesi gerekir.

Huyların Sokratik Metodu

Sokratik metodu bilmeyenler için anlatalım. Sokratik metod, kritik düşünceyi ve  altta yatan varsayım ve fikirleri ortaya çıkarmak için müşterek diyalog içeren, sorular sorma üzerine kurulu epistemolojik yöntemdir. Klasik metotta, sorular, sorgulanan hipotezleri zayıflatmak için içsel tanım ve çelişkileri ortaya çıkaran hipotezler ortaya koyar.

“Rich Dad, Poor Dad” yazarı Robert Kiyosaki, zengin baba ile fakir baba arasındaki algı farkını zıtlaştırarak, iş paraya ve varlığa gelince perspektiflerin ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Eğer kişi varlıklı birinin ya kötü biri olduğuna ya da servetini ahlaksızlık ve yolsuzlukla yaptığına inanırsa, bunun doğal sonucu olarak kişi servet edinirse, kendisini ahlaksız biri olarak yargılamalıdır. Bu genelde, para konusunda insanın kendi ayağına sıktığı davranışlara neden olur ve kişinin finansal olarak amaçladığı hedeflere ulaşmasını engeller.

Aynı şekilde, kişinin cinsel ilişkiler alanında içselleştirdiği inançlar, bu alanda kişinin kendi ayağına sıkıp geride kalmasına neden olabilir. Bunun klasik örneği, kendi niyetini saklayıp kadının kendisinin ne kadar “harika bir erkek” olduğunu yavaşça keşfetmesini sağlayarak ve bu sırada da hiç harekete geçmeyerek (açıkça yürümeyerek), kadın onun üzerinden reddedilme yükünü alacağına ve kendisinin ruh ikizi olduğunu anlayacağına inanan uydu erkektir.

Eğer erkek, kadınlarla oldukça başarılı olan “Piçin”, bu başarısını ahlaksızca davranmasına (ve kötü çocuk olmasına) borçlu olduğuna inanırsa, bunun doğal sonucu olarak da “iyi” bir çocuk olmak için, “Piç”in cinsel başarı için kullandığı tüm davranışları reddetmelidir. Eğer ilişkilerde “Piç” ya da “kötü çocuk” olarak anılan kişiyi, para konusundaki “zengin baba”ya benzetirsek, erkek ahlaklı olmak için, başarıya gidecek tüm değerleri, kafa yapısını ve davranışları yoketmelidir.  Yani temelde, “piçin karşıtına” dönüşen erkek, baştan çıkarmanın tam tersi şekilde davranmayı içselleştirir.

Bu içselleşmiş inanç genellikle erkeğin annesi, kız kardeşi veya diğer kadın kadın akrabaları ile başlar ve alfa erkek modelinin yokluğunda, amaç erkeği gelecekteki “gelin” için uygun bir “beta öder” olarak yetiştirmektir. Bu kadınlar erkeği, kadınların ve kendilerinin istediğini söylediği erkeğe çevirecek şekilde yetiştireceklerdir,  davranışlarıyla aslen istedikleri görülen erkek tipinde yetiştirmeyeceklerdir.

Eğer kişi Sokratik yöntemi kullanarak bu huyuna saldırmak isterse, “kadın erkek ilişkileri hakkında neye inanıyorum?” sorusu ile başlamalıdır. Bu şekilde ortaya çıkan listeyi eline alan erkek, bütün bu inançları gözden geçirerek kurtulması gereken inanç, huy ve özelliklerini içeren ikinci bir liste hazırlamalıdır (*)

Çevirenin Notu :  Kadınlar piçlere ve kendilerine kötü davranan erkeklere verirler diye bir inancınız varsa, o çocukların gerçekten o kadar da piç ve kötü mü olduğunu, yoksa sizin ‘kadın’ çıkarını değil de kendi çıkarını merkeze alan erkeğe (kendi çıkarınızı kadın çıkarı için feda etmenizi sağlamak için) kötü demeyi mi içselleştirdiğinizi ciddi ciddi sorgulayın. Bir ipucu vereyim : mavi taraftan kırmızı tarafa geçen birçok erkek, aslında o çocukların yaptıklarının çoğunun kötülük olmadığını, kadını üzmek gibi bir özel çabalarının olmadığını, sadece kadına değil kendine öncelik verdiklerini ve erkeğin önceliği olmaya çalışan kadının kendi kendine üzüldüğünü görürler. Ahlaklı ve iyi çocukların ise sinsi ve içten pazarlıklı olduklarını ve bunu Nietzche’nin köle ahlakındaki mekanizma gibi, ahlak maskesi ile (beceremediğin şeyi yapamıyorum dememek ama o şeyi yapmak ahlaksızlık demek) kapattıklarını görürler. Para kazanmaya imkanı olan ama bunu yapacak çabayı gösteremeyen memur zihniyetli orta sınıfın (gerçekten fakir olan insanlardan çok daha fazla oranda), zenginleri ahlaksız ve havadan para kazanan kötü insanlar olarak görmesi gibi.

Devamı Kırmızı hap mantığı: Tehlikeli huylar – Bölüm 2

Çeviri : Red Pill Logic: Dangerous Habits

Kadınlar neden uydu erkek yaparlar?

Uydu erkeğin, önüne gelene veren ortalık kevaşesinin erkek versiyonu olduğunu daha önce yazmıştık. Kadın – erkek ilişkilerinde erkeklerin genel geçer akçesi sekstir, kadınların ise ilgi. Kadınlar seks kapısının bekçisidir ve ilgi / ilişki almadan seksi yapmama üzerine bir stratejileri vardır. Erkekler, en azından maskülen erkekler ise, ilişki kapısının bekçisidir ve seks almadan ilgi / ilişkitye girmeme stratejileri vardır.

Bu stratejiyi kadın tarafında delen kadın tipi fuckbuddydir. Diğer kadın tipi de fahişelerdir. Bunlar seksi ilişkisiz piyasaya sürerek seksin değerini düşürürler. Neyse ki (!) günümüz feminen erkekleri fahişe gibi kaka şeylere katiyen bulaşmadığından ve üstüne en basit oyundan mahrum olduklarından, seksin değeri oldukça yüksektir.

Erkek stratejisine ihanet eden tip ise uydu erkektir. Seks yapmadan ilgi verir. (Biliyorum, her durumda kadın seks yapmadan ama en azından öpüşme ve yiyişme bile olmaması durumundan bahsediyoruz). Bunlar, ilişki / ilginin değerini düşürürler. Biraz da bu nedenle ki, 20li yaşlarında kadınlar ilgi / ilişki vermeye hevesli erkekleri tamamen görmezden gerebiliyorlar. Sosyal medyada yayınladığımız her selfieden sonra bir düzine kadın kapınıza dayanıp bacaklarını açsa idi, biz de ne kadar güzel ve kaliteli olursa olsun, karşılığında ilişki vermemiz gereken kadınlara dönüp bakmazdık.

Bu durumda kadınların uydu erkek biriktirme hevesi, bedava ilgi sağma imkanı olarak görülebilir. Bu doğru olsa da, kadınların bu uydu erkekleri mümkün mertebe sosyal medyada sergileme sebepleri sadece bu değil.

Uydu erkekliğin ızdırabının gözlere yansıması (günde 3 kere o memeler fantazili mastürbasyon destekli)

Uydu erkek, aynı zamanda belli bir güzelliğin üstündeki genç kadınların birbirlerine hava atma aracı. Bir nevi av ganimeti. Erkeklerin paralel bir evrende bir düzine fuckbuddy yapıp bunları sergilemesi gibi. O evrende bunun sebebinin, diğer erkeklere başarı havasını atmak olacağını az çok kestirebiliriz. Çok rekabetçi bir ortamda, örneğin kıran kırana rekabet eden satışçı erkeklerin ortamında, bonusun toplam alacağın paradan çok yan masada oturan orospu çocuğunu yenmek anlamına geldiği gibi.

Arada sosyal medyada, kadınlar arasında bu dinamiği tamamen es geçen adamlar var. Hatun uydusunu sırf diğer kızlara hava atmak için sosyal medyaya koyuyor. Zavallı uydu günlerce “acaba Melis neden benimle fotosunu koydu?” diye hayal dünyasına dalıyor. Halbuki o fotoda olmasının tek nedeni kadınlar arası hava atma dinamiği.  Bir nevi av ganimeti dedik. Hani şu avlandıktan sonra kafası doldurulup duvarda sergilenen cinsten.

Bir nevi av ganimeti. Erkeklerin paralel bir evrende bir düzine fuckbuddy yapıp bunları sergilemesi gibi. Bizim evrende eli yüzü düzgün her erkeğe sorgusuz veren kadınlar az olduğundan, erkeklerin götü böyle kalkık değil. Eğer eli yüzü düzgün her kadına sorgusuz ilgi veren erkekler olmasa, kadınların da götlerinin kalkmayacağını anlamak için uzay mühendisi olmaya gerek yok.

Saha raporu – 35 lik beta dan kırmızı hap öncesi saha raporu

Babamın hastalığı nedeniyle omega olarak geçen 3 yıldan sonra tanıştığım ve FB yapmak niyetinde olduğum HB3 lük, ama kariyer ve komikliği sayesinde HB4 olarak algılanabilecek 38 yaşında hatunun HB 5,5-6 olan ama kariyer, entelektüel seviye, araba vs ile HB6-6,5 sayılabilecek beni yaklaşık 1 yılda kapı paspasına çevirmesinin sırrını paylaşayım.

Ne zamandır hayatımda kimse yok ve yine yalnız korkusuyla kıza yapışın.

Shit test diye bir şeyden haberiniz olmadığı için kıza her shit testinde ‘’bir erkeğe böyle şeyler söylenir mi, evde kalmana şaşmamalı’’ diye saldırın, hatta 3 ay sonra bile aynı saçmalamalarını gündeme getirip kavga çıkarın.

Korunmadan birlikte olun. Çocuk sevdiğinizi aile kurmak istediğinizi sürekli tekrarlayın.

Hiçbir kızı aldatmadığınızı tekrarlayın.

Arada ağlayın ki ne kadar duygusal, hassas bir insan olduğunuzu görsün.

Arkadaşlarıyla tatile gittiğinde yada akşamları sizsiz dışarı çıktığında mızmızlanın, evde oturup onu bekleyin. Sizin bütün akşam ve tatillerinize kendini de dahil etmesini severek kabul edin.

Kızın evine yerleşin ve akabinde gelen seksteki %90 azalma için mızmızlanıp, kıza doktora gitmesini söyleyin, kendinizi porno ile tatmin edin.

Yemek, bulaşık, süpürge yapın.

Yanında yaşamanıza rağmen her sabah işe gelince günaydın diye mesaj atın ve mesajlara geç cevap veriyor ya da siz yazmayınca yazmıyor diye mızmızlanın.

İşteki, ailedeki, arkadaşa çevrenizdeki tüm sorunları anlatın.

Kız üzülmesin diye kendi kız tanıdıklarınızla akşamları dışarı çıkmayın ve bunu kıza söyleyin. Sonra kızın hayatının içinde yaşamaya başlayın.

Hipergamiden haberiniz olmadığı için sizden HB ölçeğinde 3 puan düşük olan, doğurganlığının sonuna gelmiş bu hatunun nasıl hala köpeğiniz olmadığına ve kendisinin size köpek gibi davrandığına şaşırıp durun.

Daha yapılacak ve yaptığım çok şeyler var fakat bunlar fazlasıyla yeterli sanırım.

Bu ilişkide her ne kadar betanın dibine vurmuş olsam da kız çirkin ve evde kalmış olduğu için benden ayrılamadı. Sadece bana it gibi davrandı ben de bir yerden sonra kıza hödüklüklerine dayanamadığımı söyleyip terkettim.

Ayrılıktan sonra ‘’erkek arkadaşını saygısız kız’’ diye Google da aratınca bu siteyi buldum ve aydınlanma yaşadım.

Ama arada hala özlüyorum biricik çiçeğimi, meğer önceki tüm kız arkadaşlarıma sadece kadın oldukları için kızmışım 🙂

Korkmayın geri dönmüyorum, 2-3 farklı kadınla görüşüyorum ve site rehberini takip etmeye çalışıyorum.

Konuk Yazar : 35lik beta

Vaka Çalışması – Çok merak ettiğim 3 konu

Talisca rumuzlu okuyucu sormuş :

Selam abi. Benim olayım şu: İflah olmaz bir betayım. Artı olarak etkisi giderek azalsa da bir Oneitisim. Ama yine de zihniyetimi değiştirmek için inanılmaz çaba sarf ediyorum. Spor+red pill+kişisel gelişim vs. Yani gidişat iyi.

Merak ettiğim konulara gelince. Neredeyse bağımlı hâline geldiğim ve libidom ne zaman artsa aramaya mecbur hissettiğim eski bir sevgilim var. Her seferinde yüzeysel kalan yiyişmelerden ve tam ilişkiye girememekten belki de. (Nextleyemediğimi ve diğer hatalarımı biliyorum. Dur, vurma 🙂 Bu kıza bir betanın yapabileceği her şeyi yaptım. Sonuç olarak “bu çocuk benim gibi bir eziği bile kaybetmekten korkan bir aciz” diye düşünüp beni şutladı. (Tabii ben bunları yeni fark ediyorum).

Arada dediğim gibi bazen görüşüyoruz. Alfa diyebileceğim bir arkadaş var ve ne zaman bu kızla yeniden görüştüğümü söylesem beni itin götüne sokuyor. Ben ona “ama ben o kıza çakamadım, içimde kaldı, görevimi tamamlayamadım, bu erkek için başarısızlık değil mi?” diyorum. O, “hayır bu bir kadın düşüncesidir.” diyor.

Ek olarak, eski kız arkadaşımla yeniden olur mu diye konuştuğumuzda her seferinde “biz seninle mükemmel uyumluyuz mantık olarak (gerçekten mantık olarak çok uyumluyuz) ama ben sadece sana değil, hiç kimseye karşı bir şey hissedemiyorum. Boş bir kutu gibiyim. Hatta şu an görüştüğüm biri var, onu da hiç sevmiyorum” diyor. Ve bu tekerlemeyi yıllardır söylüyor. Bu kız 30 yaşında, hâlâ bekar ve kadrolu öğretmen. Artı, aslında fiziksel olarak çirkin ama çok tutkulu sevişeceğe benziyor. Beni çeken de bu galiba. Bilinçaltım da sürekli “sen bu kıza bi şekilde çakarsan oksitosinin etkisiyle sana yapışır” diyor.

Sonuç olarak sorularım:

1) Bir kızla seks yapamamak, yarım kalmışlık duygusu kadınlara has bir eksiklik duygusu mudur? Öyleyse neden? Bu bir başarısızlık, eksiklik değil midir? Ve benim, o eksiğimi kapatarak kendimi tam bir erkek gibi hissetme isteğim normal değil midir?

2) Ben bu kızla bir şekilde seks yaparsam oksitosin gerçekten de onu bana bağlamaz mı?

3) Bir kızın yaklaşık 5 yıldır “ben kimseye karşı hiçbir şey hissedemiyorum” demesi normal midir? Bu kız aslında ne demek istemektedir?

Sana denilmesi gerekeni alfa arkadaşın demiş zaten.

Arada dediğim gibi bazen görüşüyoruz. Alfa diyebileceğim bir arkadaş var ve ne zaman bu kızla yeniden görüştüğümü söylesem beni itin götüne sokuyor. Ben ona “ama ben o kıza çakamadım, içimde kaldı, görevimi tamamlayamadım, bu erkek için başarısızlık değil mi?” diyorum. O, “hayır bu bir kadın düşüncesidir.” diyor.

Adam haklı. Kız gibi düşünüyorsun. Ağzından çıkan her kelime, daha maskülin olmamak için bahane.Eski hatuna takılıp kalmayı, erkek olmaktan daha kolay bulan erkeklerin bu takılmaya iki bahanesi vardır : (1) intikam ve (2) kendini ispat. Aynı bok. İkisi de kıza muazzam duygusal yatırım ve tabii betalıkta dibe oynama ile sonuçlanır. Arkadaşın çok haklı. Feminen bir düşünce bu.

Öncelikle bu kızla tüm irtibatı tamamen kesip kesinlikle görüşmeyeceksin. Görüşürsen sen bilirsin. Nextleyemiyorum diye kendini kandırma. Görmesen bal gibi nextlersin. Hem bu kızı elde edemezsin (pardon, kız duvara toslayacağını anlayınca sen kenarda beklediğin için birden farkına varabilir, yani tehlikeli bir pozisyondasın)  hem de başka kızı elde edemezsin. Böyle yaşlanırsın. Seçim senin.

Bir kızla seks yapamamak, yarım kalmışlık duygusu kadınlara has bir eksiklik duygusu mudur?

Hayır. Bu kendisini kimseyi tavlayamayacak biri olarak gören, reddedilme korkusundan ölesiye korkan insan psikolojisidir. Kadında şirin gözükebilir belki ama erkekte iğrenç durur. Biyolojisi daldan dala atlama üzerine kurulu bir erkeğin kadınsı bir seks ve bağlanma göstermesi için maskülinitesini sağlam bastırması lazım. Kızların bazıları böyle olsa da çoğu bu kadar bile feminen değildir.

Bu bir başarısızlık, eksiklik değil midir?

Bu soruları resmen troll gibi soruyorsun. ONEitis yazısını iyi okumamışsın. Başkasının aldığı Şahin marka otoyu adam sana satmıyor, sen de alamıyorsun diye kendini başarısız sanıyorsun. İlla o Şahin’e bineceğim zira o benim için Ferrari. Yoksa yaya kalırım daha iyi. Şimdi çıkıp da “bu başarısızlık değil mi” diye sorman komik. Alternatifin pazarlığı öğrenip piyasada son model Toyota bulmak ve o başarı değil ama bu adamın Şahin’ine sahip olmak başarı.

Ve benim, o eksiğimi kapatarak kendimi tam bir erkek gibi hissetme isteğim normal değil midir?

Yukarıdaki örnekten anlayacağın gibi bir ruh hastalığından bahsediyoruz. Şahin’i Ferrari sanan, dünyada başka araba yok diyen adama deli denir, erkek değil.

Bir kızın yaklaşık 5 yıldır “ben kimseye karşı hiçbir şey hissedemiyorum” demesi …

Türkçe meali : Bu kız yaklaşık 5 yıldır “ben SANA KARŞI HİÇBİR ŞEY HİSSETMİYORUM” diyor.

normal midir?

Normal mi? Evet normal. Sana niye direk söylesin. Hatun 30una gelmiş. Adamın biri kenarda yedek lastik olmaya dünden hazır. Ben olsam ben de tutardım, sen olsan sen de tutardın.

Bu kız aslında ne demek istemektedir?

Tekrar ediyorum :

“ben SANA KARŞI HİÇBİR ŞEY HİSSETMİYORUM” Kapiş?

Bonus 1 : Senden hoşlanıyorum ama ilişkiye hazır değilim.

Bonus 2 : Karmaşık Sinyaller

Kusura bakma, senin topa tutulman lazım demiştim 😀 Umarım alınmazsın. Uyarmadı deme. Bu kız bir iki yıla senin değerinin farkına varıp seni kapatabilir.  Evlenir, çocuk yaparsınız. Erkek olarak sonunda kızı kapmış, başarmış olursun. Çocuk doğduktan sonra da şu adama dönersin.

Şimdi diğer arkadaşlara atış serbest.