İlgi Yönetimi 2

Bir önceki yazıda ilgi yönetimi konusuna girdim ve ilginin ne zaman verilip ne zaman verilmeyeceğini ayarlama konusuna değindim. Bugün ise yönettiğiniz bu ilgiyi nasıl değerli kılacağınıza, ilgi yönetimi konusundaki modern zaman problemlerine ve bunları nasıl aşabileceğinize değineceğim.

Fakat şu da var. Bir şeyin çokluğu onu değersiz yapar. Günümüzde bu hem bir problem hem de bir nimet.

Bir erkek ilgisini çok fazla miktarda kadınına verirse, ilgisinin değeri düşer. Fazla basılan paranın değerinin düşmesi gibi. Aynı şekilde erkeğin ilgisi her zaman ve her koşulda fazla fazla ulaşılır ise, o erkeğin ilgisinin değeri düşer. İlginizin değerli olması için, ilişkinizin hayatınızın merkezi değil, bir alanı olması lazım. Dikkatinizin ve ilginizin işiniz, arkadaşlarınız, ilgi alanlarınız, ilişkiniz, vs. arasında dağılması lazım. Eşit miktarda olmak zorunda değil ama toplam ilginizin çoğu hiçbir zaman partnerinizde olmamalı.

Yalnız ilginizin kısıtlı olmasının onun değerini arttırmasının da bir sınırı var. Bir seviyenin altına düşerseniz ve orada çok kalırsanız, yani partnerinizi sürekli ihmal eder ya da ona mesafeli olursanız, ilginizinin değeri azalmaya başlar. Yani bu konuda belli bir denge noktasında durmanız çok önemli.

Bu denge noktasını bulmak aslında erkeğin doğal olarak yapabileceği bir şey ama birçok erkek maalesef “o denge noktasını nasıl bulacağım” diyor. Genel kural ilginizin kadının bir iki tık altında olması yani bu bir iki tık altında seviyesi ile onun ilgisi yüksekse yükselir, düşükse düşer. Örneğin kadının ilgisi genelde hormonal dalgalanmaları ile azalır ve artar. Azaldığı yerde kendi işinize daha çok bakarsınız yani siz de azaltırsınız. Arttığı yerde kendi işinize daha az bakarsınız. Fakat bu bir tık altı olayının istisnaları var mesela kadın hastayken 3-4 gün onunla çok fazla ilgilenmeniz gerekir, bazen işiniz çok yoğundur 3-4 gün hiç ilgi göstermezsiniz.  Belli bir süre içinde ortalamadan bahsediyoruz.

Yalnız kadınlar arzu duydukları erkeğin tüm ilgisini ve zamanını isteyebilirler. Buna da karşı koymanız önemli zira bu kadının içgüdüsel ve bilinç altında yaptığı bir testtir. Erkeğin bunu ayarlaması aslında çok zor değil. İşinizden, sporunuzdan, sosyal hayatınızdan çok geri kalmaya başladınız mı anlayın ki fazla ilgi veriyorsunuz. Temel ölçüt bu.

Sizin ilginizi değerli yapan en önemli şeylerden biri de, sizin dikkatinizle ne yaptığınız. Bütün gün oyun oynayan, porno izleyen, aylaklık yapan adamın ilgisi değersizdir zira o ilgisini zaten değerli bir şeyden arttırmaz ve ikincisi kendisi değersizdir.

İlginizi değerli yapmak istiyorsanız öncelikle zamanınızı, emeğinizi ve dikkatinizi değerli bir amaca yöneltin. Kendi zamanınıza ve dikkatinize önce siz değer verin. Henüz yüksek değerli bir erkek olmasanız bile o yolda yürüyen ve potansiyeli olan bir erkek olun. Kendi kafanızda en azından. Disiplinli bir şekilde yaptığınız şeyler olsun.

Dikkat edin bunların kadınlarla ya da kadınların sizin ilginize olan tepkisi ile zerre alakası yok. Tamamen sizin kendinize bağlı ve kırmızı hapta sık sık söylediğimiz gibi buraya kadınlar yüzünden gelseniz de temelde probleminiz emeğinize ve zamanınıza saygısızlığınız, kendi zamanınızı ve emeğinizi değersiz görmeniz ve sonuc olarak da kendinizi değersiz görmeniz.

Vereceği ilginin ve ilişkinin kadınların gözünde değeri olmayan adamlara bakın. Hemen hepsi zaten kendi zamanına ve dikkatine değer vermeyen, disiplinsiz, tembel ve zamanlarını boşa harcayan adamlar. Buraya kendi zaman ve emeklerine yani kendilerine değer vermemeye devam ederek kadınların kendilerine değer vermesini sağlayacak mucizeler aramaya geliyorlar.

Kadınları suçlamak kolay, “ben kendime değer vermiyorum ama olsun asıl mesele bu orospuların bana değer vermemesi “ gibi aptalca bir anlamı olmasına rağmen. “Birader kadınlar sana ve dikkatine değer vermiyor tamam da bunun nedeni senin kendine ve dikkatine değer vermemen olabilir mi” diyor. Bu mesajı kabul etmek ciddi anlamda kişisel sorumluluk ister, sonrasında harekete geçmek ise disiplin, sabır ve çalışkanlık. Keşke mucize hap olsaydı gençler. Satar milyarder olurdum.

Neyse, konuya donelim. İlginizi bir kez bu şekilde değerli kıldıktan sonra zaten otomatik olarak kısıtlayacaksınız ama ek olarak da kısıtlamanızı, her durumda ve sürekli kadına yöneltmemenizi tavsiye edeceğim. Öncelikle amacınız ve hedefiniz için çalışmaktan arta kalan ilginin odağında kadın olmamalı. Bu kalan ilginizi arkadaşlarınız, hobileriniz ve kadınınız paylaşmalı. Haftada bir kere de olsa erkek arkadaşlarınız ile çıkıp erkek erkeğe yaptığınız aktiviteler olmalı. Bilgisayar başında olmayan bir hobiniz olmalı.

Dikkat edin, kadına ilgisizlik kasın demiyorum. Öncelikle siz ilgisiz imajı çizmek için ilginizi piyasadan kasarak çekebilirsiniz ama eğer ilginizi değerli yapacak bir misyonunuz yoksa hem bu ilgi çekme esnasında kendi kendinizi yersiniz hem de zaten değerli olmayan bir ilginin kadının gözünde de değeri yoktur. Ha çekmişsiniz, ha vermişsiniz.

İlgi kısıtlamaya kasmak  yerine ilginizi hedefiniz, hobileriniz, arkadaşlarınız ve kadınınız arasında paylaştırırsanız, hedefiniz harici ilginin çoğunu kadınınız bile alsa o ilgi kısıtlıdır ve değerlidir. Bu şekilde kasmadan ilginiz kısıtlanmış ve değerlenmiş olur.

Ve son olarak da ilginize para gibi davranın. Biriktirin, boşa harcamayın. Sağlam bir amaca, hobilere, arkadaşlara vs … harcadığınızdan artanı da bilinçli harcayın. Instagram popolarına like, bir yere gitmeyecek ve nextlemeniz gereken hatunlara zaman olarak harcamayın. Kavgalara, karşılıklı mesajlaşmalara harcamayın. Hoşunuza giden davranışları ödüllendirmeye, sizin zamanınıza değer veren kadınlar, vs … için harcayın.

 

İlgi Yönetimi

Evet arkadaşlar, bugün konumuz ilgi yönetimi daha doğrusu ilişkilerde ilgi yönetimi.

Gün içinde dikkatimizi vermemiz gereken çok fazla şey ve insan var. Bu insanlardan biri de beraber olduğumuz kadın. Ve maalesef birçok erkek, kadınına ilgi gösterme konusunda uçlarda yaşıyor. Ya, kadınını hayatının merkezine koyarak çok fazla ilgi gösteriyor ya da kadınını cepte görerek çok az ilgi gösteriyor. Oysa bir kadınla ilişkinizde dengede olmalısınız. Ne hayatınızın merkezine koyup çok fazla ilgi göstermelisiniz ne de cebinizde görüp çok az ilgi göstermelisiniz.

Yine maalesef birçok erkek kadını kendisine ilgiliyken, iyi davranırken çok az ilgi gösteriyor ve kadını kendisine ilgisizken ya da kötü davranırken çok fazla ilgi gösteriyor. Bu ilgi kavga ya da saatlerce negatif yüklü bir şekilde mesajlaşmak şeklinde de olabiliyor. Oysa yapmanız gereken bunun tam tersi yani ilgiyi ve iyi davranışları abartmadan ilgi ile ödüllendirirken, ilgisizlik ve kötü davranışlarda ilginizi çekmeniz gerekir.

Şimdi devam etmeden ilgi vermek ve ilgi çekmek ne demek onu açıklığa kavuşturalım. Birçok erkek özellikle ilgi çekme olayını çok yanlış anlıyor. İlgi çekmeyi soğuk davranmak, düz trip atmak sanıyor ve sonunda da karın ağrısı bir kadın gibi trip atıyorlar.

Daha fazla ilgi vermek arkadaşlar, daha fazla ilgilenmek, dikkatini vermek, dinlemek, aramak, konuşmak, dokunmak, sarılmak gibi şeyler. Gün içinde çeşitli alanlara dağılmış ilgi ve dikkatinizin daha çoğunu sevgilinizle ya da partnerinizle paylaşmak demek. İlgi çekmek ya da daha az ilgi vermek de, bunları daha az yapıp, hayatınızın daha farklı alanlarına odaklanmak demek. Daha çok sevmek – daha az sevmek, daha sıcak ve daha soğuk olmak değil. Yani ilginizi çektiğiniz bir zaman diliminde işinize veya spora daha fazla zaman ayırıp, partnerinize daha az zaman ayırırken, beraberken partnerinize sevecen ve sıcak davranabilirsiniz.

Şimdi ilgi yönetimini anlatmak kolay, yapmak zor. Zira ilgi yönetimi, birçok erkeğin duygularının zorladığı davranışlara karşı koymayı ya da onların tersini yapmayı gerektiriyor. Maalesef davranışlarımızın ne olacağını belirlerken sadece rasyonel düşünce değil, duygular ve duygusal ihtiyaçlar da önemli rol alıyorlar ve duygularınızı yönetmeyi öğrenmediyseniz, biliyorum ama yapamıyorum oluyorsunuz. Gerçi birçok erkek bunları bilmiyor ama bilip de yapamayanların temel derdi, duygularını yönetecek gücü kazanmaya emek harcamamaları.

Birçok erkek, kadını ilgisizleştiğinde, negatif düşüncelere yatkınlığından dolayı kaygıya kaplıyor. Çok da önemli olmayan ve hatta ilişkiyle alakalı olmayan bir ilgisizlikte (örneğin kadının zihnini meşgul eden bir iş durumu olduğunda), kaygıya kapılıp çok fazla ilgi göstermeye başlayabiliyor. Burada özellikle kaygılı bağlanma eğilimleri varsa, kişinin kendisini tutması oldukça zor oluyor.

Partneriniz yani sevgiliniz ya da eşiniz size ilgi gösterirken de, bu sefer pozitif duygulara fazla kapılıp, karşınızdaki insanın da duygusal ve ruhsal ihtiyaçları olduğunu, ilişkide sadece kendi ihtiyaçlarınızı değil, partnerinizin ihtiyaçlarını da karşılamak gibi bir ödeviniz olduğunu tamamen görmezden gelebiliyorsunuz. Partneriniz bunun sonucunda hır çıkarmaya ya da soğumaya başladığında da, az önce bahsettiğimiz kaygı tarafına geçip aşırı ilgi gösterebiliyorsunuz. Bu aşırı ilgi sadece “affet beni Gönülll” ya da “Tülay evine dön” şeklinde olmak zorunda değil. Kavgalar ve uzun tartışmalar şeklinde de olabilir.

Doğru ilgi yönetiminde ise ilişkinin normal akışında, işiniz ve ilgi alanlarınız içinde partnerinize zaman ayırmayı ve ona ilgi göstermeyi unutmamalısınız. Ayrıca sizin için yaptığı şeyleri de ilgi ile ödüllendirmelisiniz. Örneğin akşam size gelirken sizin için sevdiğiniz bir yemeği alıp getirdiyse, siz de bir akşam onu yemeğe çıkarın. Ya da çiçek alacaksanız ilgisi iyiyken, beklemediği bir anda alın. Çoğu erkek çiçeği, partneri kendisine kızdığında, soğuduğunda ya da sıklıkla kötü davrandığında alır! Resmen sevgilisine, çiçek almak için trip atması gerektiğini öğretir ?

Partnerinizin size soğuk davranmasını, yanlış yapmasını, çatışma çıkarmasını ise ilgi ile ödüllendirmeyin, ilginizi geri çekin. Örneğin sizi çekmek istediği kavgaya girmeyin. Ya sakin konuşun ya da olmuyorsa sakinleşince konuşuruz diyerek ortamdan çıkın.

İlgi yönetimi ile bir süre sonra karşınızdaki insanın daha fazla oranda istediğiniz şekilde davranmasını sağlayabilirsiniz. Erkek adam sitesinde bu konuyla ilgili yazdığımda birçok insan “ne ya Pavlov’un köpekleri” mi bu diye çıkışmıştı. Ne alakaysa.

Pavlov’un köpekleri olayı yani klasik koşullanma, istemsizdir (ağzından salya akması gibi). Burada bahsettiğimiz şey edimsel koşullanma (operant conditioning) ve bilinçlidir. Edimsel koşullanma ödül ve ceza mekanizmalarıyla istenilen davranışın öğretilme metodudur.

Ama bu olaya sadece ödül – ceza – koşullama olarak bakmak bence yanlış. Bu olay daha çok pozitif ilişki bağını ilgi ile besleme ve negatif ilişki kopukluklarını ilgi ile beslememe olarak görülmeli.

Bir sonraki bölümde yönettiğiniz bu ilgiyi nasıl değerli kılacağınıza, ilgi yönetimi konusundaki modern zaman problemlerine ve bunları nasıl aşabileceğinize değineceğim.

Tekrar ediyorum,  ilgiyi çekeyim derken trip atmayın.

Not 2: Bu yazıyı okuyan bir arkadaş yorumlarda “Pavlov’un köpekleri” gibi demiş. Değil. Pavlov’un köpekleri olayı yani klasik koşullanma, istemsizdir (ağzından salya akması gibi). Burada bahsettiğimiz şey edimsel koşullanma (operant conditioning) ve bilinçlidir. Edimsel koşullanma ödül ve ceza mekanizmalarıyla istenilen davranışın öğretilme metodudur.

İlk buluşmayı ayarlama ile ilgili birkaç tavsiye

15karakteryetmi (anladık yetmiyormuş :)) rumuzlu okuyucu sormuş :

Selamlar,

İki adet sorum olacak biri kısa ötekisi uzun olacak şekilde.

1) Kadınlarla tartışırken özellikle yaptığım bir hamle var. Sessiz kalmak. Aslında her insanla tartışırken işe yaradığını düşünüyorum ama kadınlara karşı etkili bir silah. Karşımdaki kadın bağırıp çağırarak içinde ne varsa boşaltıyor ve sonra kendimden emin bir şekilde doğru argümanlarla onun yanlışını tane tane anlatınca kedi gibi oluyor. Soru ise şu; bu tarz bir davranışın kırmızı hap mentalitesi ile sizce yorumu nasıldır?

2) Bir daha içinde bulunmayacağım ortamlarda tanışıp, telefon numarasını aldığım kadınları görüşmeye davet ettiğimde uzun uzun mazeretler (veya gerçek yoğunlukları) belirterek nazikçe geri çeviriyorlar.

Kendileri ile tanıştığım günkü sohbetlerimde gayet pozitif reaksiyonlar aldığımdan dolayı telefon numaralarını istiyorum ve veriyorlar.

Mesajlaşmayı kullanmamaya çalışıyorum, dolayısıyla davetlerimi arayarak yaparım ve daha önce pek karşılaşmadığım şöyle diyaloglar yaşamaya başladım.

(hal hatır muhabbetinden sonra)
– çok güzel bir mekana gittim geçenlerde. seni de akşam yemeğine götüreyim oraya. perşembe akşamı kaçta çıkıyorsun işten?
– davetin için çok teşekkür ederim ama son zamanlarda çok yoğun bir iş temposundan çıktım. kısa bir süre sonra da sınavım var, ona da hazırlanıyorum bir yandan. perşembe akşamı da aile ziyareti var, biraz dinlendikten sonra ders çalışacağım, ardından da ziyarete gideceğim.

Bu şekilde cevap veren kadınların önceliği olmadığımı dolayısıyla da bana alternatif bir tarih sunmadıklarından dolayı next mi yapmalıyım?

Yoksa, ailesine ve kendi gelişimine değer veren bir kadın olduğunu, next yapmadan önce farklı bir tarihte tekrar bir davette bulunmalı mıyım?

Teker teker alalım, bazı temel bilgileri ara ara tekrarlamakta yarar var :

1) Kadınlarla tartışırken özellikle yaptığım bir hamle var. Sessiz kalmak. Aslında her insanla tartışırken işe yaradığını düşünüyorum ama kadınlara karşı etkili bir silah. Karşımdaki kadın bağırıp çağırarak içinde ne varsa boşaltıyor ve sonra kendimden emin bir şekilde doğru argümanlarla onun yanlışını tane tane anlatınca kedi gibi oluyor.

Kadınla tartışmazsın, hatun duygusal patlamasını yaşarken sessizce dinlersin ya da anahtarını alır gidersin ve hatun sakinleşince söyleyeceğini söylersin ya da gereksiz ise bir şey söylemezsin. Kırmızı haplı bir davranış. Duygularına yenilip karşılıklı bağırışma ise mavi haplıdır.

2) Bir daha içinde bulunmayacağım ortamlarda tanışıp, telefon numarasını aldığım kadınları görüşmeye davet ettiğimde uzun uzun mazeretler (veya gerçek yoğunlukları) belirterek nazikçe geri çeviriyorlar.

Kendileri ile tanıştığım günkü sohbetlerimde gayet pozitif reaksiyonlar aldığımdan dolayı telefon numaralarını istiyorum ve veriyorlar.

Bundan 10 yıl önce telefon numarası almak işin 50%si idi. Şimdi ise pek bir anlamı yok. Çoğu hatun nezaketinden konuşuyor ama telefon verirken aslında telefon vermeyip yüzyüze reddetmek yerine sonra reddetmeyi düşünüyor. Günümüz ilişkilerinin gerçeği. Ortam bu diye kabul edip avlanacaksınız. Hatta şunu söyleyeyim 10 sene önce ortalama bir erkek bugünkü kadar telefon alamazdı. Ama günümüz erkeği daha yetenekli olduğundan değil, telefon vermenin öneminin sıfırlanmasından.

– çok güzel bir mekana gittim geçenlerde. seni de akşam yemeğine götüreyim oraya. perşembe akşamı kaçta çıkıyorsun işten?

İlk buluşmada yapmaman gerekenler listesinin en tepesinden 2 hatan var :

1 – Akşam yemeği : İlk buluşmada bir kızı asla yemeğe götürmeyin. Asla. Sex and the City dizisinde Carrie Bradshaw karısı “kötü ilk buluşma yoktur, iyi ilk buluşma veya bedava akşam yemeği vardır” diye muştuladığından beridir akşam yemeği bedavacı kızların aptal erkek yolma yöntemi oldu. Yani geldi mi neden geldiğini bilemezsin? Oysa bir kahve içip oradan bir iki şey içmeye gelen kızın aptal silkelemek için gelmediği daha barizdir.

Ama akşam yemeğinin asıl problemi şudur : senin kıza “bak yanlış anlama ben sağlayıcı betayım, hani alfa falan sandıysan yanılıyor olabilirsin” demen gibi bir şey bu. Kız ne yapsın? Hayatına giren erkeklerden maskülen alfa olanları hafif bir iki içki / kahve içmeye çağırmış, bunlar dışındaki beta sürüsü ise yemeklere çağırmış. Nasıl bir eşleştirme yapacakları aşikar.

2 – perşembe akşamı kaçta çıkıyorsun işten?

Yarı dominant. Yeri söylemişsin, günü söylemişsin, saati neden soruyorsun? Neden olduğunu ben sana söyleyeyim. Çünkü kızı yeterince geç bir saatte çağırıp (830 mesela) sonra ordan yatağa geçme ihtimalini düşündüğünü belirtmeye cesaretin olmadığı için. Tavşanlık – saldıraylık dengesinde saldıray görünmemek için tavşan görünme riskini göze alıyorsun. Dezavantaj, kızın bilinçaltına uslu çocuk mesajı atıyorsun.

Bu şekilde cevap veren kadınların önceliği olmadığımı dolayısıyla da bana alternatif bir tarih sunmadıklarından dolayı next mi yapmalıyım?

Hayır. Muhtemelen önceliği değilsin ama bu aşamada kızın gerçekten bahsettiği bahanelerle gelmeme ihtimali yeterince yüksek. Tavsiyem, bir kızı iki kere dışarı davet etmek ve eğer ikisinde de reddediyor fakat alternatif sunmuyorsa nextlemektir. İki davet ve sıfır alternatif önerisinden sonra gerçekten bir bahanesi olma ihtimali güvenli bir şekilde ihmal edebileceğiniz kadar azdır.

Hadi bu aşağıdakiler de benden bonus :

1 – İlk buluşmada iki aşamalı geçiş yapın. İlkin ucuz bir yerde, mesela Starbucks’ta veya simitçide buluşun. Sizinle beraber olma ihtimalini düşünen hatun bunlara hayır demez. Burada birbirinizi beğenirseniz daha pahalı içkilerin olacağı mekana geçin, beğenmezseniz kız bir bahane bulur. Bulmazsa siz bir bahane bulup sıvışabilirsiniz.

2 – İlk buluşmayı evinize yakın ayarlayın. İlk buluşmada bir iki öpücükten sonra yatakta son dakika direnci yaratmaya en müsait olay, trafikte 45 dakika taksi ya da araba seyahati ile o buluşmanın ateşinin sönmesidir. Evinizin sokağındaki pastane de olmasın yalnız, o da kızda tam tersi yönden son dakika direnci yaratabilir.

3 – Asla çok içmeyin, çok içirmeyin. Sarhoş bir kadını evinize götürmeyin, sarhoş kadının evine gitmeyin. Güvenli bir şekilde eve gitmesini sağlamak isterseniz okey ama çok sarhoş ise o gece orada biter.

4 – Evde ise eğer içiyorsanız bir iki içkiniz ve yedekte prezervatifiniz olsun.

Saha raporu – Biten uzak mesafe ilişkisinin ardından

Dün hayatımdaki ilk uzak mesafeli ilişkiyi sonlandırdım. Bence sonlandırmakta biraz geç kaldım ama zararın neresinden dönersem kardır diyorum. Bu ilişkinin içindeyken kırmızı hap öğretilerine genel hatlarıyla hâkim olduğum için daha sağlıklı gözlem yapabildiğimi düşünüyorum.

Kızı özetlemem gerekirse tam olarak benim kontrolümde olan, hatta neredeyse bir dediğimi iki etmeyen, kavgasız gürültüsüz ve progresif diyebileceğimiz (dil öğrenmek için türlü yollar deneyen, yanıma gelmek için uçak bileti alması gerekiyordu, bunun için garsonluk yapan, derslerine düzenli çalışan ve sağda solda sürtmeyen) bir kızdı. Hatta tanıştırdığım arkadaşlarım bana sürekli “bu kıza ne yaptın? Ne desen yapacakmış gibi duruyor” tarzı cümleler kuruyorlardı. 3. şahıslardan da bu tarz yorumlar alınca benim de içim iyice rahat ediyordu.(Sanırım ben de burada kendime bir konfor alanı oluşturdum. Güzel bir yüzü ve fiziği, uysal ve feminen tavırları olan ve gece hayatı olmayan Avrupalı bir kızla birliktelikten başka nasıl bir birliktelik isteyebilirdim ki, değil mi?) Aramızda mesafeler varken de sürekli mesaj atıyor, ben sormadan günlerini raporluyor ve en kötü üç günde bir arıyordu.

Şimdi buraya kadar herhangi bir problem yoktu anlayacağınız üzere. Problemler biz eylül sonu tatile gitmeden önce takındığı soğuk tavırlarla başladı. Bu soğukluğunu zaten bir hafta sonra görüşeceğimiz için görmezden geldim ve ciddiye almadım. Tatile gittiğimizde(herkes kendi parasını kendisi ödüyor bu arada, beni yolduğu falan da yoktu) ilk iki gün soğuk davrandıktan sonra benim de çok ilgilenmemem ve düzgün davranmadığı takdirde böyle devam edeceğini söylemem (burada konuşmak bir hata olabilir) neticesinde tekrar eski hale gelmesi; hatta daha da fazla bağlılık göstermesi kafamı iyice kurcalamıştı. Tatilden dönüşte daha da sık araması, sürekli mesaj atması (burada 3e 2’den 5’e 2’ye çıktı ilgi boyutu) derken takribi 10 gün önce son görüşmemizi yaptık. İlginç bir şekilde o günden sonra hiçbir şey olmasa bile bir şeylerin ters gittiğini hissettim ama pek de kurcalamadım, yine tribal bir döneme girmiştir dedim.

Sonrasında bir kere aradım ve geri dönüş olmayınca ertesi gün sıkıntının ne olduğunu sordum ve klasik bir “her şey yolunda, sadece biraz tuhaf hissediyorum” temalı bir cevap aldım. Verdiği cevaptan her şeyin sıkıntıda olduğu açıktı. Cevap vermeyip birkaç gün bekledim ve dün başka bir durumu anlattığım bir mesaj attım ve gerekirse ilişkiyi bitirmek için pozisyon aldım.”Ok” mesajı aldıktan sonra “söyle bakalım sorun ne” dedim. Cevap vermediğini görünce hiçbir şey demeden instagramdan silip engelledim. Hayatımda olmak istemiyorduysa yardımcı olayım dedim bir nevi.

Kırmızı hapı okuyan ve yer yer özümseyebildiğini düşünen biri olarak bir de özeleştiri yapmamda fayda var diye düşünüyorum.

Öncelikle kırmızı hapın düzenli ilişkiye karşı olduğuna inanmıyorum. Kırmızı hapın bize “bak kardeşim, yaşadığın dünya böyle, aklını başına al ve kendini hayatının merkezine koyarak yükselmeye bak. Kadınlar da doğaları gereği böyle canlılar, bunları göz önünde bulundur. Ve herkesin(sadece kadınların değil) ne dediğine değil ne yaptığına bak.” Dediğini düşünüyorum.

Gördüğüm kadarıyla benim hatam sahip olduğum havayı ve gizemi kaybetmeye başlamam ve ilişkinin kontrolüm dışına çıkmaya başladığını görüp panik olmam (aramızda fiziki bir mesafe varken kontrol etmem zaten çok zordu). Bir kere sıkıntı çıkması tamamdı, çözüp olumlu geri dönüşü sağlamıştım. İkincisiyse bunun kronikleştiğini işaret ediyordu ve artık yavaş yavaş rütbesini düşürmesine vesile olmuştu ancak bir yandan da “siktir et git üstüne ve kurtul” kafasındaydım. Bu düşünce yapısı içinde olmak da hatalıydı sanırım. Ama olan oldu, ben de kendime birisinin bu derece saygısız davranmasını karşılıksız bırakamazdım ve verebileceğim en iyi karşılığı vererek hayatımdan çıkardım.

Ayrıca önümüzdeki ay ziyaretime gelmek için biletini almıştı. Durumu düzeltmek için bekleyebilirdim, zira yanımda olduğu zamanki rahatlığını ve mutluluğunu görebiliyordum. (Bununla alakalı gözlemimi daha kısa bir yazıda anlatacağım) Ancak bir durum iki kere gerçekleştiyse bunun düzelmesi için her seferinde çaba harcamayı, ya da böyle bir durumda olmayı, kendimden yemek olarak gördüm ve bitirdim. Bu süreçte kendimi yer yer kötü hissettim ama asla melankoliye kapılıp kendimi dışarıya kapatmak, işlerimi ertelemek/yarım yamalak yapmak ya da sporu aksatmak gibi bana zararı olacak saçma sapan şeyler yapmadım. Kırmızı hapın aynı zamanda bizi “kötü hissetmemeye” programlamadığını, tersine bizim de duygularımız olduğunu, onlarla barışık olmamız ve kaçmamamız gerektiğini ama bu duyguların geçici olduğunu, asla onların akışında gitmememiz gerektiğini ve kontrolü katiyen bırakmamız gerektiğini söylediğini düşünüyorum.

Yaşadığım olay ve sahip olduğum gözlem kabaca bu şekilde. Tabii ki olaya birinci dereceden şahit olmadığınız için detaylı bir yorum yapamayacaksınız ama ufak detaylar dışında bütün ilişkiler birbirine benzer sonuçta.

Hikâyemden diğer arkadaşların da faydalanabileceğini ve faydalı yorumlar yapabileceğinizi düşündüğüm için size göndermeyi düşündüm. Yorumlarınızı takip edeceğim.

Görüşmek üzere.

Konuk yazar : Sontecrübemüzerine

Bir boşanma macerası daha

Selamlar.

Ben Murat. Yaş 32 oldu. 28 yaşında evlendim geçen yıl başlayan çekişmeli boşanma sürecim hâlâ devam ediyor. Hatalarımdan başkaları ibret alır belki diye paylaşmak istedim. Biraz öncesini de anlatacağım, bazı yerlerde bana katılmayabilirsiniz, herkesin hayata bakış açısı ve beklentisi farklıdır.

Yaş 28, memuriyet sebebiyle İstanbul da yaşıyorum o zamanlar, bir yıllık sevgilimi terk edeli bir iki ay olmuş. Kısaca değinmek gerekirse çok iyi biriydi, hasta olduğumda günlerce bana bakardı, gerçekten harika bir anne olur diye geçerdi içimden. Bana atkı örer, ben haksız bile olsam alttan alırdı. Yakından tanıdıkça benim tahammül edemeyeceğim huylarını öğrendim. Mesela otobüste giderken kendisini taciz eden bir adama karşı sessiz kalacak kadar pısırık olması veya bir film artistinden aldığı imzalı fotoğrafı baş ucundan ayırmaması gibi şeyler gözümden düşürmüştü.

Neyse o aralar küçükken tanıdığım ve yengemin akrabası olan, İngilizce dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisi bir kızdan bahsettiler. Meğerse çocukluk aşkıymışım, benim haberim yok. Üniversitede tanıdıklardan sordum biraz, kız o güne kadar kimseyle çıkmamış, hem babaannesine de bakmak için o şehre taşınmış.

Onunla bir kahve içtik, çok utangaç ama çocukluk aşkı hâlâ devam ediyor gibiydi, uzaktan uzaktan izlermiş beni. Biraz ısınamadım, annem de karşı çıkınca bu işte hayır olmaz dedim.

Ailem ve çevrem evlen artık deyip duruyordu. Si siz olun otomatikman evleneceem ben moduna girmeyin.

Sonra annem bizim memlekette birinin kızını duymuş da bana haber etti. Pat diye telefonda konuşuyor buldum kendimi, talihsizlik kızın annesi açmıştı telefonu, onlarda izin vermiş oldu kızın benle görüşmesine. Kızla tanıştım 19 yaşında, lise terk, bayan kuaförü. Karşılıklı fotoğraflar atıldı. Kız açık ara diğerlerinden güzeldi. Memlekete gidince buluştuk. Efendim burada aklımın beş karış havada olduğunu söylemeliyim o zamanlar. Şu yaşımla arada dağlar kadar fark var.

Velhasıl kelam 6 ay sonra nişan yaptık. Sonra ben bu kızı bırakacak oldum çünkü fena tartışıyorduk, ailem mani oldu. Üç ay sonra da evlendik. Doğu görevim için şarka geldik ve evi orda kurduk. Bizim evimiz sırtımızda tayinci adamız, çok eşya almayalım dedik. Çok eşya almadık ama kadın kısmının mobilyaya, perdeye, halıya taptığını canlı canlı izledim.

Bir buçuk sene sonra kızım oldu. Kızımı çok seviyorum. Onu görmeye gidiyorum, beraber vakit geçiriyoruz. Bir hafta önce yanına gittim, beraber denize gittik.

Eşimden bahsedecek olursam sadece şunları diyeyim, burdaki tek arkadaşım bir gün sinemaya gidelim diye dışarı çağırdı beni, gittik. Beni evde yalnız bırakıyor diye annesini aramış, kaynana beni aradı, olay büyüdü. Ulan tek arkadaşım var ve yılda bir gün dışarı çıkmışız. Ha bir de yalan olmasın yüzmeye havuza gittik. Burda da aynısı oldu.

Çoğu memleket kadının da bu sorun var galiba, eşinin hobi veya uğraşlarına saygı göstermemek.

Kendisini açık lise sınavına götürdüm, bahçede beklerken telefonun ses kaydını açıp çantasını yanımıza koymuş, annemle beni dinlemek için sonra o ses kaydını annesine göndermiş.

Çok değil iki üç konu vardı problem olan. Çok konuştum, anlattım, hayatımda kimseye anlatmadigim kadar. Hiç bir faydası olmadı.

Düşünürken bile afakanlar basıyor şimdi. Kısaca önce saygı gitti. Diğerleri de kartopu gibi devam etti.

Bu süreçte benim rizam olmadan beş kez babasının evine gitti. ilk ikisi kızım doğmadan. Dördüncüsü tam 3 ay sürdü. Son bir ümit gidip aldım kızımla kendini. Daha da kötü oldu. Sen gelip bizi aldın diyordu, ben minnet etmişim gibi davranmaya başladı. Artık ayrılık çerez muhabbetine döndü ailede.

Bir gün kahvaltıda sakince anlaşmalı ayrılalım dedi. Beraber aile mahkemesine gittik, küçük bi telefon konuşması yaptı. Annesi ile konuşmuş. Bana gelip bağırarak -sen beni gerizekali mi sanıyorsun, kendime 1500, kızıma 1000 lira toplam 2500 tl ayda nafaka istiyorum dedi. Ben de sakince hayır dedim.

Meğer son gitmesinde ailecek boşanma avukatına gitmişler. Avukat da şiddet, ilgisizlik ve evden koyma yazarız hem tazminat hem nafaka alırız demiş. Düzgün olanlari tenzih ediyorum ama çoğu avukat şeref yoksunu.

Adliyeden çıktık, eve geldik. Yukarda hazırlamış olduğu bavullarını indirdi, beni otogara götür gidiyorum dedi. Kızımı bırak git diyemedim kızım çok küçüktü. Baktım taksi çağırıyor. Aldım arabayla babasının evine götürdüm beş saatte. Yolda cirkeflik diz boyu.

Hemen dava açtılar bana. Yalandan iki de şahit bulmuşlar dayak izi gördük diye.

Adi postacı kapıya not bırakmadan dava dosyasını muhtara teslim etmiş. Benim haberim yok. İki hafta olan cevap hakkını kaçırdım. Mahkeme tedbir kararı vermiş, çocuğun geçici velayeti anneye ve ayda 800 tl tazminat. Gerçi cevap hakkını kaçırmasam yine aynı olurdu herhalde. Adalet felan hikaye bunlar.

Aradan geçti üç ay. Sonra nolduysa benim hatun deli gibi pişman oldu. Devamlı aramalar mesaj atmalar. Affet pişman oldumlar ama iş işten geçmişti.

Ben de karşı dava açtım. Avukat mesajları dosyaya ekledi, karşı taraf sizinle barışmak istediğinde, tekrar bir araya gelmek istediğinde bu demek oluyor ki her ne olmuşsa olsun (ağır vakalar hariç) sizi temize çıkarıyor, kusursuz kılıyor hakimin gözünde dedi avukat. Tabi bu nafaka vermemeye yetmez belki tazminattan kurtarır.

Tahmini son iki dava kaldı. Ayda bir kızımı görmeye gidiyorum. Eşimin eski iş yerinde çalışmaya başladığını tespit ettim. Sorduğumda haftasonu yardıma gidiyorum dedi.

Şimdi 32 yaşındayım. 28 yaşında ki kendimle aramda çok fark var ve hayret ediyorum kendime. göre göre bu kuyuya nasıl atladım diye.

Tanıştığımda iyiydi evlenince böyle kötü oldu diye bir şey yok. Herkes tanışınca kendini dünya tatlisi göstermeye çalışıyor ve onun bekar halini görüyorsunuz sadece. O yüzden bazı şeylere karar vermek için en az üç ay tartın. Herşeyden önce kendinizi tanıyın ve sevin. Olaylara baktığınızda önce kendinizin mutluluğunu ve tatminini düşünün. Çok canım cicim olmadan önce. Her derdinizi anlatmayin. Hayata nasıl bakıyor anlayın. Kesinlikle arkadaşlarına bakın, çevresine sorun. Herkes melek gibi anlatabilir. Ailesine iyi bakın. Annesine, babasına, kardeşine nasıl hitap ettiğine bakın. Kırmızı cizgilerinizi soyleyin ve mutlaka istişare edeceğiniz bir buyugunuz olsun, dayı olur vs. Kadının yaradılışının sizden farklı olduğunu unutmayın.

Konuk Yazar : Murat

Daddy issues’u olan bir kızın 5 işareti

Daddy issues bir erkeğin en iyi dostu da olabilir en kötü dostu da… Bir yandan, babasıyla berbat ilişkileri olmuş bir kız, uysal, mütevazi, kısa süre sonra evinize gelip sert seks yapabileceğiniz ve sizin için kurabiye yapan bir kız anlamına gelirken, diğer yandan kendinizi berbat bir durumda arabanızı yeniden boyarken, arayan numaraları engellerken ya da kelepçeyle evden çıkarılırken bulmak üzere olduğunuz anlamına gelebilir.
Hatunun Freudiyen prenses kompleksi olan , baba yoksunluğu sebebiyle bunun yerini dolduracak kişiyi arayan biri olup olmadığını şeffaf bir şekilde anlamanız için daddy issuesu olan kadınları nasıl tanıyabileceğinizi bilmeniz gerekiyor.

Dady Issuesun 5 İşareti

1- Aşırı Derecede Kaşardır Veya Saklı Cinsel Fantezilerin Kadınıdır:

İnce örtülü seks fantezisi, rehberiniz olsun. Bir dereceye kadar tüm kızların sert seks sevmesi sır değildir ama daddy issues vakası size tüm seviyelerde tur attırabilir. Sizden şaşırtıcı derecede acılı ve domine edici fanteziler isteyebilir. Yaşlı adamlara bir çift Lululemon gibi yapışırlar. 1. Seviye ilgi orospuluğu yapabilirler. Bu sadece hergün Facebook profil resimlerini değiştirdikleri anlamına gelmez, alışveriş manyağı bir kız haline gelmeleri ya da orta sınıf bir aileden çıkıp porno filmlerde rol almaları anlamına gelebilir.

2- Kendine bir şekilde zarar verir:

Kendine zarar verme, çeşitli şekillerde derin ruhsal sorunlara işaret eder. Her yerin dövmeyle kaplı olması, piercingler, kadınlık belirtilerinin zarar görmesi ( örneğin saçı kazıtmak) gibi belirtiler, bir kadının baba figürüyle sağlıklı ilişkileri olmadığını gösterir. Kesme tabi ki kendine zarar vermenin bir göstergesidir. Tırnak yeme takıntısı da yine sıklıkla bunların eş zamanlı semptomudur.

3- Sahte, Abartılı bir Özgüveni vardır:

Her daddy issues kendinden nefret etmeyle sonuçlanmaz. Aslında bazıları aşırı bir benlik algısına yol açar. Aşırı babalık, hayatın ilk 18 yılında bir kızı her gün “prenses” olarak adlandırılmak gibi şeyler bir kadının kendini kandırmasını ve keşfedilmenin eşiğinde olduğunu düşünmesini sağlayabilir. Yemek yapamadığı için övünür, size jestiniz için teşekkür etmeyi beceremez ya da geç kaldığı için sizden özür dilemez çünkü bu tip davranışların iyi olmadığı, babasının küçük kızına asla öğretilmemiştir.

4- Kendinden Emin, Maskülen Bir Adam Tarafından Gözü Korkutulur:

Hiçbir şey, erkeklerle ilgili sorunları olan bir kadın için erkek gibi davranan bir erkekten daha fazla kaygı uyandıramaz. Bu yüzden günümüzün Tumblr tarzı feministlerinin, babalarından normal kadınlara nazaran daha fazla zarar gördüklerine eminim. Mantıksız bir erkek korkusu olan kızlar, herhangi bir erkeği küçük düşürücü şekilde etiketlerler. Bir kadının sıklıkla erkeğe fiziksel zarar vermeye yeltenmesi o kadının babasına olan derinlerde kalmış öfkesini gösterir.

5- Vücut Görüntüsü Sorunu Ya Da Yeme Bozukluğu Vardır:

Sözüm ona, ne hakkında konuştuğunu bilen insanlar genellikle yeme bozukluklarına, ” her şey kontrolle ilgili” derler. Yani, hayatlarının kontrolünü kaybettiklerini hisseden kızlar, kontrol ettiklerini düşündükleri şeyin kontrolüne( yediklere şeye) saplantılı olurlar. Öyleyse bu kızları sürekli yeme bozukluğu kliniğine iten kim? Onların zorba babaları! Yeme bozukluğu olan kızların %90’ından daha azının daddy issuesu belgelenseydi şok olurdum.

Daddy issuesu olan bir kız, seks hayatınızın 3. demir yoludur. Tehlikeliyken, tünellerinizin sağlamlığını bozar. Devam edin ama dikkatli olun.

Kaynak: 5 signs a girl has daddy issues

Çeviri: SVBG

İlişki Sihirbazı – Kadınlarla Başarının Sırları

Erkeğin duygularını saklaması

Maybe one day’in şu yorumu dikkatimi çekti ve çok yaygın olduğunu düşündüğüm bu mavi haplı düşünce ile ilgili birkaç şey söylemek istiyorum :

Tristan bro dediğine katılıyorum. Maalesef en basit olarak bir derdini anlatmaya bile hakkın yok eğer erkeksen senden Allah gibi olmanı bekliyorlar. Hanfendi sana sorununu anlatacak hatta erkek olarak onu cozmeni bekleyecek ama senin en ufak derdin onu ilgilendirmeyecek bence çok adil bir şey değil ki dertli bir insan olduğumu zannetmeyin bu konuda çok rahatım ama gerçekten oyunda erkeğin dezavantajına yürüyen oldukça şey var. Duygusal güç şu bu eyvallah ama insan robot olamaz illa düşecek kalkacak ve düştüğünde karının hipergami insafına kalacaksın ki nesil ilerledikçe kadınların fedakarlık ve tahammül özelliği azalıyor. Mgtowculara hak veriyorum yani. Sonuç olarak oyun ciddi anlamda bizim aleyhimize şeylerle dolu ama hakem hatasını bahane etmek yerine 3 puan almaya bakalım. En azından onları 30 yaşında duvar bekliyor bizde ise 30da olay yeni başlıyor. Sabır ve çalışmak gerek.

Maalesef en basit olarak bir derdini anlatmaya bile hakkın yok eğer erkeksen senden Allah gibi olmanı bekliyorlar.

Kimse sizden Allah gibi olmanızı falan beklemiyor. Erkekseniz derdinizi içinize ya da erkek arkadaşlarınıza dökeceksiniz. Bu kadar basit ve on binlerce yıldır böyle olan bir kanun bu. Yer çekimi gibi. Kabul edin bunu artık. Dedenizi gelip dertlerini anneannenizle paylaşırken düşünebiliyor musunuz? Ben düşünemiyorum şahsen. Büyüyün artık 20 yaşını geçmiş adamlarsınız. Bir erkek derdini kadınıyla paylaşamaz. NOKTA.

İlla düşecek kalkacaksınız ve düştüğünüzde babalarınızın ve dedelerinizin yaptığı gibi kadına renk vermeyip ihtiyacınız varsa meyhanede içip erkek arkadaşlarınızla salya sümük ağlayacaksınız. Ya da illa bir kadınla konuşmaya ihtiyacınız varsa pavyona gideceksiniz ve orada derdinizi ablamıza dökeceksiniz.

Allah aşkına biraz aklınız kullanın ve erkeğin kadınıyla derdini paylaşmamasının doğal olmadığını, kadınıyla derdini paylaşmamasının gereksiz kasmak olduğunu söyleyen embesillere de kanmayın. 200,000 yıldır her nesil erkeğin yaptığı şey doğal değil, 70lerin kafalarını LSD sikmiş çiçek böcek çocuklarının feminist dolmaları doğal!

Sizin içinizde kadınınızla derdinizi paylaşma ihtiyacınız “hassaslığım gücümdür” propogandasının uzantısı ve bu propogandanın temel amacı erkeğin herşeyi kadına anlatmasını sağlayarak kadın tarafından manipülasyonunu kolaylaştırmak. Ama işte binlerce yıllık eşleşme mekanizmasının üstünü yazamıyorsun. Kadının ilişkide eline koz olarak verilmek üzere erkeklerin duygusallaştırılmazı, kadının içinde tiksinti yaratıp kadının ilişkisini mahvetmesine neden oluyor.

Haldun Abi sağolsun en erkenden öğrendiğim ve çok faydasını gördüğüm bir kuraldır bu. Çoğunluk gibi kız arkadaş bulur bulmaz yakın arkadaşlarınızı ihmal eden bir kazma değilseniz derdinizi paylaşacak bir erkek grubunuz zaten vardır ve bunlarla en az iki haftada bir yanınızda tek kadın olmadan buluşuyorsunuzdur. Eğer hiç kadın olmadan buluşabildiğiniz bir erkek grubunuz yoksa veya varsa bile bunlarla ilişki başladığından beridir buluşamıyorsanuz taşaklarınızı da bir zahmet kadınınıza verin çantasında saklasın.

Maybe One Day bu yazıyı senin şahsına yazmıyorum, yazdıklarından esinlendim sadece.

Mavi hap travması

Yukarıdaki ekran görüntüsündeki mesajlaşma şöyle : Mavi Haplı Çocuk (MHÇ) – Yıktın Gittin İnsafsız (!) (YGİ)

MHÇ : Deniyorum ama daha da kötüye gidiyorum. Ne yaparsam yapayım seni unutamıyorum. Dün çaresizlikten resmen odamda 1 saat ağladım. Senin hayatımda olmana gerçekten ihtiyacım var ve ilişkimizi mahvettiğimi bilmek beni öldürüyor. Senin bunu yapamayacağını bilmeme rağmen herşeyin normale dönmesi için sonuna kadar çabalamak istiyorum. Ama tamamen darmadağın oldum ve bütün bu süreçte çok yalnız hissediyorum.

Seninle konuşmaya ve senin yanımda olmana ihtiyacım var. Seni nasıl da bu kadar çabuk kaybettiğimi anlayamıyorum.

YGİ : Bu ilişkiyi mahveden sadece sen değilsin. Bu ilişki iki taraflı idi bu nedenle kendini suçlamanı istemiyorum. Herşeyin bir sebebi var ve ikimizde bu ilişkiden çok şey öğrendik. Öğrendiklerimiz bugün olduğumuz kişileri şekillendirdi. Hayat çılgın şekillerde işliyor ve bugün imkansız görünse de zamanla bunu aşacağını ve unutmanın daha kolay olacağını biliyorum. Herşey yoluna girmeden önce işler çok kötüye gider.

MHÇ : Ama beni hayatından nasıl bu kadar hızlı söküp atabilirsin! İlişkimiz için çabalamak ve ilişkimizin çalışması için fırsat istiyorum zira ilişkimizin nasıl olabileceğini biliyorum. Neden çabalamak istemiyorsun? Sana şu an çok ihtiyacım var zira şu an o kadar depresyonda ve yalnız hissediyorum ki!  Seni yeniden hayatımda görmek için yapabileceğin birşey yok mu çok merak ediyorum.

Biliyorum benimle olmak ya da beni görüp görmemek senin zerre umrunda değil. Ama “seni özledim” ve “seni seviyorum”dan beni tamamen mahvetmeye bu kadar hızlı nasıl evrildin anlayamıyorum.

Bunların hiçbirini duymak istemediğini biliyorum ve seni rahatsız ettiğim için çok üzgünüm. Ama seni düşünmeden yapamıyorum, özellikle şu anda. Daha önce hiç böyle hissetmemiştim ve hayatımda hiç bu kadar kötü hissetmemiştim.

YGİ : Bildiğim tek şey bu ayrılığın senin için iyi olduğu. Daha önce dediğim gibi – bunu duymanın acı verdiğini biliyorum ve bunu söylemek bana acı veriyor – ama konuşmaya devam edersek, bu ayrılığın acı tarafı devam edecek. Başka hiçbir şeyin olmadığını söyleyemezsin zira her zaman senin yanında olan harika arkadaşların ve bir ailen var. Böyle birden bırakmakla sana acı verdiğimi biliyorum ama bence en iyisi bu ve tüm arkadaşların ve ailen bana hak verecektir.

MHÇ :Ama bu neden iyi olsun? Neden beraberce çabalayıp ilişkinin çalışmasını sağlamayalım?

YGİ :Çünkü ben bu aşamayı çoktan geçtim. Üzgünüm Jake.

MHÇ : Denemedin bile! Sadece vazgeçtin, ama ben vazgeçemem. Sabrina inan bana başka kimsem yok! Arkadaşlarımı kaybediyor görünüyorum ve insanlar konuşmak istemiyor / ben onlarla konuşmak istemiyorum. Ailemle de bu konuda konuşamıyorum zira şu an ilişkimiz hakkında ne düşündüğü umrumda bile değil.

Sabrina vazgeçemem, üzgünüm ama seni bırakamam.

Bana en çok sorulan sorulardan biri şu :

“Bir erkeği fişten nasıl çekerim? Kadın erkek ilişkileri dinamiği hakkındaki tüm bu kırmızı hap farkındalığı benim hayatımı iyiye doğru radikal bir şekilde değiştirdi! Arkadaşlarımın, erkek kardeşlerimin, babamın bu farkındalığın kadınlarla ilişkiler konusunda kendilerine nasıl fayda sağlayacağını bilmelerini istiyorum.

Bu bilgiler ÇOK ÖNEMLİ!  Ama en yakın arkadaşlarımda ve ailemde bile büyük bir dirençle karşılaştım. Ne yapabilirim? Bu adamlara kitabını vermek ve kitabı mantık çerçevesinde tartışmak istiyorum. Bu bilgiyi tavsiye ettiğin gibi diğerlerine vermek istiyorum ama onlar sanki gerçeği görmek istemiyorlar. Bu konu hakkında konuşmak bile istemiyorlar. Kendilerini sürekli olarak hayalkırıklığına uğratan boktan yolda ısrar ediyorlar ve kadınlarla mavi hap perspektifinden etkileşime geçmeye devam ediyorlar. Rollo, biraderime nasıl yardım edebilirim?

Bir zamanlar SoSuave Forumunun moderatörlerinden biri iken bu soruyu tartışırdık. Arkadaşınızın ya da erkek kardeşinizin eğer gözlerini açıp kadın – erkek ilişkilerinde küçük yaşlardan beridir kabul ettiği koşullanmalar nedeniyle nasıl kapana kısıldığını bir görebilse hayatının ne kadar güzelleşebileceğini bilmek yıldırıcı. İnanın bana, bu konuda hala hüsrana uğruyorum. Yukarıdaki çocuk gibi birçok erkeğin mavi hap izin vermediği için daha değişik düşünemediğinden bunalımın ve intiharın eşiğinde olmasını görüyorum.

Bu ciddi bir konu. Mavi hap koşullanması ve bir erkeğin bu koşullanmadan kurtulma kapasitesi gerçekten ölüm kalım meselesi. Kırmızı Hap farkındalığı olan bir erkek olduğunuzu ve en yakın arkadaşınızın ya da kardeşinizin Eski Kitaba olan ego yatırımı başka türlüsüne izin vermediği için ilişki çılgınlığına gömüldüğünü düşünün. Kadın erkek ilişkilerinin nasıl olması gerektiği ile ilgili düşüncelerini sorgulayacaklarına boyunlarına ip geçirmeyi tercih ediyorlar.

O benim herşeyim

Yazının ilerleyen bölümlerinde bu soruna tekrar geleceğiz ama şimdi bir okuyucunun beni Twitter’da haberdar ettiği bu mesajlaşmaya bakmak istiyorum. Çözünürlük için özür dilerim. Bu tweet ben yorum yazdıktan sonra silindi ve benim elimde de sadece ekran görüntüsü var. Burada aşırı yatırım yapmış bir mavi haplı çocuk ile herşeyi yaptığı kadın çocuğun hayatından çıkıp gitmesini istediğinde içine düştüğü düşünce yapısını görüyorsunuz. Burada çok şey oluyor ve bu yazıda bunları değerlendirmek istedim. Belli bir süre Kırmızı Hap farkındalığına sahip olduğunuzda Mavi Hap koşullanmasının içine düşen erkeğim düşünce süreci ile karşılaşmak kafanızı karıştırabilir. Kırmızı Hap Gözlüğü hem ödüldür hem de lanet. Bu gözlük ile fişten çekilmiş erkek, mavi haplının yaşadıklarına yabancı hissedebilir ve mavi haplının kadın – erkek ilişki dinamiği ile ilgili körlüğü nedeniyle affallayabilir.

“Bu çocuk bu kızın kendisinden neden kurtulmak istediğini gerçekten de göremiyor mu?” Kırmızı Hap bakış açısından bu çocuğun ne yaptığının zerre farkında olmamasından dolayı gerizekalı olduğunu düşünebiliriz. Olan biteni o kadar apaçıkken görememesi çocukta bir sorun olduğunun göstergesi değil mi? Fakat çoğunlukla bu çocuklarla ilgili tek problem Mavi Hap koşullanmalarının içine düştükleri durumu eski kitabın çerçevesinin sınırlarından algılamalarına neden olması. “Kaliteli kadın”ın da anlayıp kendileri gibi oynayacağını sandıkları ve dinsel bir şevkle takip ettikleri kuralların sınırlaması. Bunu şimdilik bir kenara bırakalım.

Deniyorum ama daha da kötüye gidiyorum. Ne yaparsam yapayım seni unutamıyorum. Dün çaresizlikten resmen odamda 1 saat ağladım. Senin hayatımda olmana gerçekten ihtiyacım var ve ilişkimizi mahvettiğimi bilmek beni öldürüyor …

Bu çocuğun (yazdıkları gerçekten de bir ergen olduğu izlenimini veriyor) yazdıkları tamamen kendi kendini suçlama ile dolu. Bu Mavi Hapın içgüdüsel bir parçasıdır – her ayrılık erkeğin kendi suçudur. Eski kız arkadaşın ayrılıkta kendi hatalarını da itiraf etmesine rağmen çocuk bunu tamamen görmezden gelecek. Bir ilişki, evlilik her zaman erkeğin yeterince yatırım yapmaması nedeni ile biter. Kadın aldatsa bile Mavi Hap mantığı kadının gözünün dışarda olmasının faturasını erkeğe kesecektir. Bunun sözünün eri zihin yapısının ve “ilişki büyük çaba ister ve bu çabayı kadının yakınlığını haketmek için sürekli erkek göstermelidir” temalı “Oprah evlilik danışmanlığı onaylı” nosyonunun içsel bir parçası olduğunu da belirteyim.

Sonuç olarak, Mavi Hap kafası otomatik olarak kendini suçlu bulacak ve bir şekilde kendi yüzünden “bozulan” ilişkiyi tamir etmek için yeni bir programın pazarlığına oturmaya çalışacaktır. Mavi Hap ile koşullanmış erkekler hala erkektir ve bu nedenle de erkeklerin fabrika ayarı olan tümdengelime meyillidirler. Yani Mavi Hap dünyasında ilişkiyi tekrar eski haline getirmek için çözümler aramak mantıklıdır. Mavi Hap zihin yapısı böyle çalışır : Herkesin uyduğu ya da uymak zorunda olduğu bir grup (Eski Kitap) kuralı vardır ve kadın – erkek aynı olduğu için kadının arzusu ve yakınlığının pazarlık edilebilir birşey olduğunu düşünür.

Hatasının farkındadır ve bunu düzelteceğine emindir. Ama dünya böyle çalışmaz. Gerçekte, bu hata kabulünün kendisi kadının terketme kararını güçlendirir. Hipergaminin kökleri şüphe üzerindedir ama bu erkeğin hipergamik bilinçaltının şüphelendiği gibi hiçbir opsiyonu olmayan bir Beta olduğu artık kesinleşmiştir.

Ama beni hayatından nasıl bu kadar hızlı söküp atabilirsin? İlişkimiz için çabalamak ve ilişkimizin çalışması için fırsat istiyorum zira ilişkimizin nasıl olabileceğini biliyorum.

Bu mesajlaşmadaki en yapışkan ve muhtaç duygusal boklardan uzak durmaya çalışıyorum. Mavi haplı erkekler ilişkinin en güzel zamanlarında bile kendilerini duygulara gömerler ama bir ayrılık ile karşı karşıya kaldıklarında kendilerine öğretilen “hassaslık güçtür” saçmalıkları onların ayaklarına tamamen pranga vurur. Bu duygusallığın kendilerini terk eden kadını nasıl tiksindirdiğinden bahsetmeye gerek bile yok.

Burada büyük bir yatırım yaptıkları kadının kendilerini terk edip gitmesi ile karşılaşan standart Mavi Hap şaşkınlığını görüyoruz. Kadını görev aşkı ile zihinsel merkezine koymuş olduğuna göre, kadın da aynı kurallar kitabına göre oynamıyor mu? Yukarıdaki alıntıda Savaş Gelinleri yazısını linkledim zira çoğu kadının erkeği hızlıca geride bırakabilmesinin mekanizması odur. Kadınların önceden yüklü gelen zihinsel yazılımının bir parçasıdır bu.

Bunun ardından oğlumuz Mavi Haplı bir şekilde ilişki yatırımını öne sürüyor ve ilişkiyi onarmak için gerekli çabaya hazır olduğunu anlatıyor. Ayrılıkta “ilişkiyi onarmak için çalışma” olayı ters teper özellikle de erkek eşitlik dolmalarını fazlaca yutmuş biri ise. “Açık iletişim her sağlıklı ilişkinin anahtarıdır” masalı öğretilen oğlumuz kendisine eşit ruh ikizinin ilişkiyi onarmak için çalışmak istememesi karşısında afallar. İşler iyiye giderken bu “ilişki için çabalama” olayı kadının istediğini alması açısından yararına çalışır ama kadın  (genellikle kendini daha iyi hipergamik opsiyonlara açmak için) Mavi Haplıyı terk etmek istediğinde bu “çabalama” isteği ayak bağıdır. Ama neden ilişkiyi onarmak için çabalamak istemiyor?

Ayrılık esnasında kaderini belirleyen bunlar olmasına rağmen Mavi Hap koşullanması o kadar derindir ki içinde bulunduğu durumu yazdığından daha farklı yorumlayabilecek kabiliyeti yoktur.

MHÇ : Hayatımda yaptığım herşey ilişkimizi daha iyi yapmak içindi. Ve burada Kingston’da, uğruna kalkıp buraya taşındığım kişi olmadan yaşamak beni öldürüyor. İyi bir ilişkimiz olmasını garantilemek için atılabilecek her adımı attım.  Kalbinde benimle konuşmaya ve beni duymaya istekli bir parça yok mu?

MHÇ : Hayatımı mahvettin ve bana herşeyi düzeltmek için bir şans bile vermiyorsun. Hiçbir şeyim kalmadı. Ailem ve arkadaşlarımla ilgili söylediklerin umrumda değil zira onlarla hiçbir şey konuşmak istemiyorum. Hiçbir şeyim yok burada. Berbat bir iş ve her tarafı bana seni hatırlattığı için içinde barınamayacağım bir şehirden başka. Geçirdiğimiz güzel zamanları takdir edemem, beraber geçirebileceğimiz güzel zamanları takdir etme ihtiyacım varken. En iyi arkadaşımla daha çok zaman geçirmeye ihtiyacım var. Eğer bunu yapamazsam hayatımla ne yapacağımı bilmiyorum. Aramızdaki ilişki nerede kötü gitti anlayamıyorum.

Ah evet, oğlumuz daha da sıçıyor. Bu çocuk çoğu Mavi Haplı erkeğin kendilerini ego – yatırımları ile tanımlarken yaptıklarını söylediğim şeyi yapmış. Mavi Hap bu erkeklerin kendi hayallerini gerçekleştirme kapasitelerini öldürmekle kalmaz, herhangi  bir hayal ve hırs sahibi olmalarını bile engeller. Elimizde hayalleri “mükemmel erkek arkadaş” olma etrafında dönen bir çocuk var. Bu olsun diye gerçekten herşeyi yapabilecek ve bırakabilecek biri. “İyi bir ilişki” en büyük amacı ve kadın kendi rolünü oynamadığında – “çalışması için herşeyi yapma” kurallarını – tepki genelde kendinde hata bulmaktır. Zira ruh ikizinde hata bulmak bütün Mavi Hap makinesini sorgulamak demektir.

Fakat hatun hala oynamamaktadır. Bu durumda 3 seçenek var : Birinci ve en çok kullanılan seçenek bir şeyleri feci şekilde sıçtığını düşünmektir. İkincisi, aynı kurallarla oynamadığı için kadında bir sorun olduğunu düşünmektir. Ve son seçenek ise kendi Mavi Haplı ego – yatırımının kurallar hakkındaki görüşünün yanlış olduğunu düşünmektir. Son seçenek en zor olanıdır ve bir erkek çok az ihtimalle bu seçeneğe gider.

Kılıçların çekilmesi

Çoğunlukla bu aşamada kadın kendisine “ilişkiyi onarmak için çabalama” baskısı yapan eski Beta erkek arkadaşına karşı savunmaya geçer. Mavi Haplı erkek herşeyi kitabına göre yapmış olmasına rağmen bu çabasının ona ilişki yatırımı olarak dönmemesinden dolayı şaşkındır. Ne yanlış yapmışsa o yatırımın bunu ödemesi gereklidir. Bunları bırakın, açık iletişim ve pazarlık onun da katılması gereken bir oyun değil midir?

Sorun şu ki yatırımı onu, kadının artık onunla tek bir dakika bile çöpe atmasına tahammülü olmayan hipergamiden korumamaktadır. Oğlumuz bunun farkında değildir ve davasını sonuna savunmaktadır ama bu çabası ise kadının savunma kalkanlarını kaldırır.

En tatlı, en anne eli ile seçilmiş kızın bile egosu hipergami ile direkt bağlantılıdır. Hipergami optimizasyonu onun hayatta onun en temel Darwinist dürtüsüdür. Bu optimizasyondan ödün vermesi fikri bile kadında ölüm – kalım meselesi ciddiyetinde karşı atağı harekete geçirir. Bir zamanlar sosyal kontrol mekanizmalarının kadının hipergami optimizasyonunun en kötü taraflarını dengelesi beklenirdi. Görücü usulü evlilik, sosyal ve dinsel kurallar, mahalle baskısı, vs … bu hayatta kalma içgüdüsünü kontrol etmek için varoldular ve erkeklere hipergami üzerinde kurumsal bir kontrol mekanizması sundular.

Bugün, cinsel devrim sonrası distopyada, kadının hipergami optimizasyonundan ödün vermesinin kişisel ya da sosyal olarak beklendiğini ima etmek bile azgın bir tepki ile karşılanır. Cinsel pazar değerlerinin kullanım gününün geçtiği zaman “Mr. Yeterince İyi” ile hayatını birleştirme ihtimalinin bile kadınların tüylerini diken diken etmesinin nedeni budur. Bu sanki onların bilinçaltına hayatları boyunca biraz daha bekleseler daha iyi olabilecek çocuklar kadar iyi olmayan çocuklar yetiştireceklerini fısıldamak gibi birşey. Hipergami gelecekte bulabileceği bir erkek için kadının hayatıyla kumar oynar ve evet bildiğin hayatta kalma dürtüsüdür.

Bütün bunlar “aşağı bir erkeğe” bir kez hayat boyu yatırım için değersiz olduğu anlaşıldıktan sonra duyulan düşmanlık olarak ortaya çıkar. Temelde bu kadına bu erkeğe yapacağı yatırımın yanlış olduğunu ve hemen erkekten kurtulması gerektiğini söyler. Erkeğin Mavi Hap paradigmasında oynamak artık kadın için çekilmez olduğunda bu vahşi tepki tüm gücüyle ortaya çıkar. Kadın elemanın bandajını birden çekip çıkarmadan önce onu yumuşak bir şekilde bırakmayı denediğini kendi egosuna anlatma ihtiyacı duyar. Bu aşamada erkek “deli”, “muhtaç” ve “anne problemi” bulunan ve “kendine güvensiz” biridir. Bu bahaneler ile kadın zaten  erkeğin Mavi Hap bağlılığı yüzünden olan şeylerle ilgili suçluluk duygusunu üzerinden atar.

Erkek Mavi Haplı ama Kafayı Yemiş.

Eminim ki bu yazıyı okuyan kadın ve erkek bir kısım okuyucu, bu çocuğun gerçekten sorunlu biri olduğunu düşünecektir. Belki çocuk gerçekten de bir süre tutunmayı başaran bir insel ve muhtaçlıkları yüzeye çıktığında kadın akıllıca davranarak çocuğu terk etti. Bu bariz birşey gibi görünse de her Mavi Hap koşullu erkeğin bu çocuk olduğunu iddia edeceğim. Hayat boyu maruz kaldığı bu koşullama erkeğin içsel idealizmi üzerine oynar ve tam olarak burada sergilenen düşünce sürecini tetikler. Kadınlar sizin koşullanmış zihinsel odağınız olduğunda, hayatınızı ilişki devam etsin diye yeniden düzenlemek doğal süreçtir. Bir kadın olmadan yaşayamayacağınıza inanmanız sizin sıfırlanmanızı daha da kolaylaştıracaktır.

Son olarak da bu erkeğin – ya da böyle birşey başına gelmeden fişten çekmeye çalıştığınız arkadaşınızın – ayrım noktasına geldik : terk edilme ile yüzleşip ya kendi Mavi Hap gözlüklerine daha da sarılacak ya da oyununu üzerine kurduğu kuralların geçerliliğini sorgulamaya başlayacak.Kırmızı Hapa bir erkeği en çok getiren neden bu tip bir tecrübedir. Ne yazık ki, uyuyan bir erkeği uyandırmak sarsıcı bir deneyim gerektirir ama kadın – erkek ilişkilerine bakışa meydan okunması birçok erkeğin mavi hapla çelişen fikirlere gözlerini açmasının tek yoludur.

Bana “Rollo arkadaşım, kardeşim, babam çok kötü bir yıkıma doğru ilerliyor ona fişten çekilmeleri gerektiğini nasıl gösterebilirim?” Söylemem gerekir ki doğru zamanı beklemelisiniz. Bazı erkekler daha önce izledikleri yolun hiçbir sonuca ulaşmaması ve şartların zorlaması üzerine kırmızı hapa gelirler ve Kırmızı Hap farkındalığı kazanırlar. Ama çoğu erkek Betadır ve çoğu derin koşullanma ile dolu yaşamlarında kendilerini bu çocuğun yerinde bulurlar. Bunların çoğu onların yanlış yetiştirilişlerini yüzlerine vurduğunuzda size şiddetle karşı koyarlar.

Bu adamları kendi hallerine bırakmak bazen en kolayıdır ama ya bu adam sizin hayatı boyunca ayak paspası olsa da en küçük fırsatta bile beyaz şövalye kesilen erkek kardeşiniz ise? Verebileceğim en iyi tavsiye doğru zamanı beklemeniz. Çoğu insan en zayıf anlarında bu erkeklere Kırmızı Hap aşılamanızın onu manipüle etmeniz anlamına geldiğini söyleyecektir ama bir kişiyi fişten çekmek için genellikle bu kişinin Mavi Hap tarafından darmadağın edilmiş olması gereklidir.

Böyle bir erkeğe karşı her zaman dürüst, açık ve affedici olmanızı tavsiye edeceğim.Bu adam muhtemelen geçmişte beyaz şövalyeliğine laf ettiğinizde sizi sorunlu ve kadın düşmanı ilan etmişti. Onu eğitebileceğinizi “sandığınız” için sizinle dalga geçmişti. Kırmızı Hap öğretecekseniz geçmişte olan bu şeyleri unutmanız lazım. “Ben sana demiştim” demek yerine adamı kendi haline bıraksanız daha iyi. Bırakın  o size gelip teşekkür ederek “sen beni uyarmıştın” desin.

****

Burada bir paragraf açıp bu bokun bir Mavi Haplıyı benim “başarı pornosu” dediğim bir grup satış taktiğine karşı savunmasız nasıl da savunmasız bıraktığına dikkat çekmek istiyorum. Mavi hap idealizmini anlamış olmanın arıza sonuçlarından biri de bu arzuyu sömürmek için mor haplı yaşam koçluğu satmaktır. RSD’nin (Real Social Dynamics) yeni ürünü olan “get me a girlfriend game” (bana kız arkadaş bul oyunu) programı buna bir örnek. Bence bu program direkt olarak mavi haplı “herşeyi olması gerektiği gibi yapmak” idealizmine oynuyor.

“Yaşam koçları” bu muhtaçlığı, kırmızı hap farkındalığı içinde mavi hap güvenliğine tutunmaya çalışan mavi hap rüyaları için mükemmel bir satış segmenti olarak görüyor. Hem kırmızı hap farkındalığınız olacak hem de bunlarla tüm mavi haplı hayallerinizi (kendinizi kurtarmak için cehennem azabından geçtiğiniz hayalleri) gerçekleştireceksiniz – ne kadar mucizevi değil mi? Bu tür hileler siz bu programları almaya niyetli olduğunuz sürece sizin hayatınızı bombok etmeye hazırlar.

Çeviri : Blue Pill Trauma

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.

Saha Raporu- Tinder Buluşması

Erkek Adam kitapları serisinden Erkekler İçin Tinder Rehberi kitabı için tıklayınız.

Birkaç hafta önce Erkekadam.org ’ta edindiğim bilgiler ışığında ve kendi çapıma güvenerek Tinder eşleşmeleri ve set açmaya odaklandım. İlk bir haftalık süreç hızlı ve etkileyici geçti. Kırmızı Hap’ın 6. Ayında kendimi bu denli güçlü ve çekici hissedeceğimi düşünmezdim. Bir noktaya değinmeden edemeyeceğim, Kırmızı Hap size her kadını kaldırmanız konusunda yardım edecek bir öğreti değil ve hatta birazdan okuyacağınız tecrübeler doğrultusunda Kırmızı Hap size seçici olmayı öğretir, o halde başımdan gelen olaylar silsilesine geçelim.

Bir, iki gün önce Tinder’da bir match yakaladım ve içinde bulunduğum karmaşaya ve eğlence isteğine iyi gelebileceğini düşünerek, oyunu oynamaya başladım. Oyunu bilelim ya da bilmeyelim her Türk erkeğinin bana kalırsa büyük Shit Testlerinden biri olan ‘Geç cevap verenin, zor kız olduğu’ kanısı ile pek de istemeyeceğim bir açılış yaptım fakat hem kendimi hem de öğrendiklerimi sınamak istiyordum. 1 Saat süren cevaplama süresine 12 saat ile karşılık verdim, 20 dakika’ya düşen bekleme süresine 2 saat ile cevap verdim ve dün gece kızımız tam olarak istediğim kıvama geldi. Karşılıklı CV’ler değiştirildi, öğrenilmesi gerektiğine inanılan bilgiler edinildi. Telefon başında olsak dahi birkaç küçük (Ben her ne kadar küçük desem de, özellikle Discord grubundakiler neglerimi ağır buluyor (Bir kıza selülitlerin var demek büyük bir neg sanırım eheh : ) ) ve ardından buluşmak için yola çıkıldı, henüz buluşmadan yarım saat önce bir Drama Queen ile karşı karşıya kaldığımı idrak ettim fakat sabrımı sınamak konusunda takıntılıydım. Küçük detaylar halledildi ve tam olarak istediğim yerde buluşma gerçekleşti, buraya dek her şey güzeldi fakat plansız, programsız işe atıldığımı ve bu konuda yaptığım hatayı da belirtmem gerek. Buluşma yeri, hatunun adaptasyon süreci tamam fakat kendimi ve hatunu ikna edebileceğim sabit bir planım yok. Siz, siz olun kesinlikle plansız bir işe kalkışmayın.

Buluşmaya yanağa öpücük ile başladık, kızımız biraz çekingen davransa da genel olarak iyiydi, diş ağrısını bahane ederek soğuk bir şeyler içmek istediğini söyledi. Burada kendi çapımda bir neg attım, diş ağrısına buz basmak iyi gelir diyorlar dedim. Kendileri müstesna bir hemşire, saygın bir hastanede çalışan bir hemşirenin diş ağrısına soğuk bir şeyin iyi geleceğini düşünmesi, tamamen cehalet olsa gerek. Her neyse, eğitim seviyesinden bana ne istediğim şey oyunu oynamak ve ne kadar birikime sahip olduğumu görmekti. Açık konuşmak gerekirse, % 30 – % 70 kuralını birkaç kez bozsam da karşımda sürekli mızmızlanan ve çocuk gibi “Oraya değil buraya gidelim, aslında şurada iyi bir cafe var, şunlardan mı içsek” gibi beni hem maddi hem manevi test eden bir hatunla karşı karşıyaydım.

Bir kafeye oturduk ve 13.50 TL olan Portakal suyunu gördükten sonra, kızı huzursuz edecek birkaç davranışta bulundum. Çünkü kızımız bir Drama Queen ve ben, bana sürekli ajitasyon kasacak bir hatuna para harcamak istemediğime kendimi ikna ettim. Servis’in kötü olduğu konusunda hemfikir olduk ve cebimden kuruş çıkmadan kalktık, ilerleyen birkaç on dakikanın ardından yağmur bastırdı ve belediye otobüsüne atlayıp büyük bir AVM’ye gittik yol boyunca birkaç ILG ve küçük çaplı bir French Kiss aldım, fakat şuna emin olabilirsiniz bu hayatımda aldığım en kötü öpücüktü. HB 6,5 bir hatunun hiç öpüşmemiş olması ihtimaline inanmak istemiyorum. Hele kendi adıma çok iyi öpüştüğümü düşünüyorsam, bu kabul edilemez. AVM’ye geldik ve burada hatunun değerimin altında olduğunu ve ona hiçbir yatırım yapmayacağını küçük bir ima ile yüzüne vurdum ‘Buraya dek plan benim yönlendirmemle ilerliyordu, fakat bizi buraya getirdiğine göre içeceğimiz kahveleri de karşılayacağını umuyorum’ dedim. Çünkü o kızın bir an evvel siktir olup gitmesini istiyordum. (Beyler, ben Kırmızı Hap’ı götünden fitil olarak almış gözüküyor olabilirim fakat bunun adı tamamen seçicilik, benimle ya da sizinle sevişmek istemeyen yüzlerce kızı hatırlayın ve perspektifinizi değiştirin eheheh : ) )

En nihayetinde bir sigara içme bahanesi ile dışarıda bir yere oturduk ve bu esnada birkaç shit test aldım. ‘Bakayım şu biçimsiz dövmeye, sen sanki biraz kilolu musun?, Dişlerin ayrık mı senin? Saçların yağmurda bozulursa karizmatik gözükmeyeceksin gibi. İnanır mısınız, shit testlere bu kadar hayranlık duyan bir adam olarak her birini Rafael Nadal’ın set karşılamalarına benzer hareketlerle savuşturduğumu hatırlamıyorum. Özellikle Dişlerin ayrık mı senin? Sorusuna verdiğim; ” Evet, hatta tam şu aralıkta iki kişilik bir yatak var ve seni oraya atacağım eheheh” Dedikten sonra kızımızın yüzünde ki o ‘Evet, sen beni çatır çatır…’ çirkinleşmeyeceğim, tamam.

Velhasıl kızımız kahvenin 20, suyun 10 lira olduğu bir mekan seçti ve oraya gitmek konusunda ısrarcı oldu, bu esnada ben ne mi yapıyordum? Discord grubuna oradan ayrılacağımı ve seçici olmaları gerektiğini söylüyordum. En son kızı bir test ettim ve dedim ki, aslında böyle basit bir buluşmadansa, bir şişe şarap alıp sana gelebilirdim. Karşılığında, ” hayır, asla” Gibi bir cevap aldım. Eheheh, az evvel bana sırnaşan hatun, şimdi bembeyaz olmuştu çünkü istediği tamamen drama yaratmak, cebimdeki parayı son kuruşa kadar yemek ve benimle ondan sonra sevişmekti. Sevişmek konusunda eminim zira hatunun kalçalarına dokunduğumda gayet hoş bir tepki aldım. Velhasılı hatunu bir süre boş boş dolandırdıktan sonra o muhteşem sözleri duydum; Ben eve gitmek istiyorum. Sakince ” İyi fikir, benimde arkadaşlarıma sözüm var” dedim ve herhangi bir kapanış yapmadan, topuklarım götüme vurarak uzaklaştım.

Öncelikle Türkiye standartlarında Tinder kullanımı gereksiz ve kadınların egosuna hitap eden bir uygulama, bu konuda bir anlaşalım. Evet, olayın başında 9 date’in 6’sının yatakta bitmiş olması sizi yanıltmasın, ayrıca bir buluşmaya olayın sonu nerede bitecek olursa olsun, benim gibi plansız ve programsız gitmemeye özen gösterin bu her ne kadar benim iplememe seviyemle alakalı olsa dahi, vakit kaybeder ve diğer hedeflerden uzaklaşırsınız. Burada kızımıza tü, kaka demiyorum, elbette Drama Queen ya da değil, her kadının kendisine sağlanmasını istediği güvenceler olabilir, olacaktır da fakat önce bunları hak etmesi gerekiyor.

Ne kadar süredir buradasınız ya da ne kadar tecrübeniz var bilmiyorum fakat seçici olmak her zaman iyidir, Kırmızı Hap bana o ve benzeri hatunlarla tüm günümü öldürüp gece sıradan bir seks yapmamayı öğretti. Kırmızı Hap 1.72’lik sütun gibi hatunları, size yaratabileceği sıkıntı ve tabak olarak değerlendirmeme perspektifini kazandırır, Kırmızı hap hayat kurtarır.

– Eliot-

Tinder Rehberi

Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak

Eğer aktif bir cinsel hayatınız varsa, cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda dikkatli olmanız lazım. Bu tehlike konusunda çoğu erkek her konuda olduğu gibi uç noktalarda. Bir grupta ohk sosyal gelenekleri  ya da yanlış bilgilendirme neticesinde aşırı korkanlar var, diğer uçta ise “bana bir şey olmaz” diye her müsabakaya kondom olmadan çıkanlar var. Bunun ikisi de aşırı. Ama eğer aktif cinsel hayatınız varsa cinsel yoldan bulaşan hastalıklar konusunda taviz vermeyeceğiniz bazı kurallarınız olmalı. Ben bir abiniz olarak size en önemlilerini sıraladım. Okuyun, cenge çıkmadan önce bir daha okuyun.

1 – Kondom şart : Cinsel partnerinizi yeni tanıyorsanız, asla kondomsuz yatmayın. Eğer kadınla düzenli ilişkiye giriyor olsanız bile kadının cinsel olarak aşırı ve çok partnerli aktif olmadığına emin olana kadar prezervatifsiz seks yapmayın.

2 – Zührevi hastalıklar sadece fahişelerden bulaşmaz : Bunu asla unutmayın. Kadını yeni tanıyorsanız prezervatif takacaksınız. Bu konuda taviz vermeyin. Bu konuda karar sizde olsun. Ben şahsen genç kadınların daha yeni tanıştığı adamla prezervatifsiz seks yapmaya hazır olmalarına dehşetle bakıyorum. Bundan daha önce bahsetmiştim :

Evde kondom yok (evet biliyorum büyük aptallık). Kondom yoksa bu abi seks yapmaz. Ben seks yapmamak için kasarken hatunun gece bu seks yapılacak ultimatomu (hatunların kondomsuz yatabilitesi beni hep dehşete düşürmüştür, hala da düşürüyor). Gecenin bir yarısı kıçım 4 ata ata iki apartman ötede tanıdık gençlerden kondom almaya gidiş …

Sanırım yeni nesil HIV belası eskisi gibi 100% ölüm demek olmadığından olayın tehlikesini yeterince anlayamıyor. Prezervatif şartı koymayan kızla prezervatif olmadan kesinlikle yatmayın. Hatun için iş biraz çikolotayı poşetiyle yemeye benzer ama sizin sağlığınız onun zevkinden daha önemli.

Tekrar ediyorum, cinsel yolla bulaşan hastalıkları sadece fahişelerden kapmazsınız. Onlarla özellikle de yabancıları ile kesinlikle prezervatif kullanın ama kadınla yeni tanıştığınızda mutlaka prezervatif kullanın.

Tüm HIV bulaşmalarının % 80-85’i korunmasız cinsel ilişki yoluyla olmaktadır.

3 – Prezervatifinizi kendiniz alın : Özellikle fahişelerdeki prezervatifler çok dandik. Kendi prezervatifinizi kendiniz alın.

4 – Prezervatifi doğru takmayı öğrenin.

5 – Prezervatifi ince almayın. Daha fazla hissetmeniz için satılan ince prezervatifleri uzun süreli ilişkinize saklayın.

6 – Oral seks vermeyin. Oral seks ile HIV bulaşma ihtimali çok çok düşük ama başka hastalıklar var. O nedenle şahsen başlarda oral sekste bile prezervatif takmanızı tavsiye ederim. Eğer kadın fahişe ise kesinlikle şapkayı takın.

7 – Prezervatifsiz seks yapmaya evet diyen fahişeyle yatmayın. Aynı şekilde anal seks yapan fahişelerden de uzak durun. Bunun için hatuna “prezervatifsiz olur değil mi” dersiniz, evet derse o kadınla olmayın.

8 – Anal seks yapmayın ya da o kadar fazla yapmayın. HIV’nin anal seksle bulaşması 10 kat daha büyük ihtimal.

9 – Aktif bir cinsel hayatınız varsa 6 ayda bir HIV testinin de dahil olduğu cinsel yolla bulaşan hastalıklar testi yaptırın. HIV, eğer erken yakalanırsa artık hayat boyu ilaç alınarak AIDS olmadan (*) yaşanabiliyor ama eğer HIV taşıyıcısı olarak kalırsanız ve AIDS başlarsa ordan kurtulma şansınız daha düşük.

10 – Olurda tanımadığınız biri ile seks yaptıktan 4 – 6 hafta içinde inanılmaz bir grip ile yatağa düşerseniz bir test yaptırın. İhtimal az olsa da HIV’nin ARS denilen ilk hastalığı olabilir. Bu ARS meredini öğrenen gençlerin 99%si kızla yattıktan sonra burnu tıkansa 5 tane HIV testi yaptırıyor ama ARS gribin anası gibi bir şey. Öyle nezle oldum gibi birşey değil.

11 – En çok görülen cinsel hastalıklar; bel soğukluğu (gonore), HIV/AIDS virüsü, hepatit B, hepatit C, sifiliz (frengi), genital siğil, genital uçuk (genital herpes).

12 – Herpes, sifiliz ve HPV kondom taksanız da bulaşabilir.

13 – Yurt dışında bazı ülkelerde seks yapacaksanız o ülkenin riskini araştırın. Örneğin Kamboçya’da paralı askerlerin 23%si HIV taşıyıcısıdır (tabii bu tüm fahişeleri kapsıyor, eğer heteroseksüelseniz kadın fahişelerde oran daha az) o nedenle yolunuz düşerse fahişelerden uzak durun.

14 – Seks ile alkolü karıştırmayın. Seks yapma ihtimaliniz varsa çok alkol almayın (en iyisi hiç almayın). Cesaretlenmek için alacağınız alkol size sabah uyandığınızda pişman olacağınız şeyler yaptırır.

15 – Pre-exposure prophylaxis (PrEP): Namı diğer Truvada. Cinsel aktiviteniz zengin ve çok partnerli ise bu ilacı hergün alırsanız HIV riski 92% azalıyor.  Ama bir süre düzenli kullanmanız lazım.

16 – Post Exposure Prophylaxis (PEP) : Çok riskli bir cinsel ilişki yaşayıp da sonra paniğe kalılırsanız PEP var. Sanırım cinsel ilişkiden sonraki 72 saat içinde başlamanız lazım. Bir ay günde bir hap alıyorsunuz. HIV riskini 92% azaltıyor. Türkiye’de nerede var bilmem.

(*) – HIV ile AIDS arasındaki fark şu : HIV virüsün ismi. Bunu kapan insan kaptığından 4 – 6 hafta sonra ciddi bir şekilde hastalanıyor ama vücut bunu yeniyor. Daha sonra virüs vücutta aktif olarak insanın T hücrelerini (bağışıklık sistemi elemanı) öldürerek ortalama 10 sene içinde bu hücrelerin sayısını artık en basit hastalıklarla savaşamayacak seviyeye indiriyor. Bu aşama ise AIDS. Akut Bağışıklık Azlığı Sendromu. Adamı AIDSten öldüren ise diğer virüsler, HIV değil.

Şimdi böyle yazından sonra korkup zamazingonuzu çiş hariç dışarı çıkarmamaya karar verebilirsiniz. Öyle de olmayın. HIV heteroseksüel ilişkilerde çok kolay bulaşan bir hastalık değil. Taşıyıcı kadınla korumasız vajinal sekste bulaşma ihtimali, eğer ikinizde de başka bir zührevi hastalık yoksa 1’e 900, eğer varsa 1’e 29 gibi birşey. Anal sekste ise bu 1’e 99’a ve 1’e 10’a kadar düşüyor (o nedenle homoseksüel erkekler daha büyük risk altında). Türkiye’deki paralı asker harici kadın nüfusunda HIV çok az görülüyor. O kadar dert etmeyin ama bir kez bulaşırsa hayat boyu yük olacağından mutlaka korunun.

Aktif cinsel hayatın tehlikeleri var. Bunları bilin ve elinizden geldiğince korunun. Eğer bu hastalıkların olabileceği riskini göze alamıyorsanız, tek eşliliğe yönelin. Riski ne abartın ne de riski tamamen göz ardı edin.