Kırmızı Hap Sohbetleri – İlk buluşmada kızı eve çağıran erkek

Öğrenen adam bu bölümde Mahmut Hoca’dan hızlı çıkıyor 🙂

Öğrenen Adam : İzmirdeyim. Hatta hatunla buluşmaya gidiyorum su an.

Mahmut Hoca : Bu sefer hangi uzak diyardan? 🙂

Öğrenen Adam : İzmir’den. ama benim kino olayini cozmem lazim yoksa eve atamam. gerci kendisi kahve icelim dedi 🙂

Mahmut Hoca : kahveden sonra nereye goturuyorsun? Ambiyansi iyi mi? yerin evin bos mu? Evde sarap?

Öğrenen Adam : sonra ev, ev bos, alkol almiyorum. ama bildigim iyi bir köfteci var bana gecip siparis verriz dicem. ev bos olmasa bulusmazdim :p

Mahmut Hoca : ya abiciğim kahveden eve zor atarsın. Önce ambiyansı güzel bir yere git. Atamazsın demiyorum ama zor.

Öğrenen Adam : ben o havayi hissettim ama bilmiyorum. resmen heycan yaptim amk.

Mahmut Hoca :Evet hedefte amk var 😀

Öğrenen Adam : Off abi kız çok güzel var ya …

Mahmut Hoca : X. Onun güzelliğini görmezden gel – Amcığın 16 Buyruğu

Bir süre geçer …

Öğrenen Adam : abi TV showlardan falan konustuk. ortak izlemek istedigimiz TV show cikti. baska mekana da gidemiyoruz. bana gel bende var beraber izlemeye başlayalım dicem. desem mi?

Mahmut Hoca : kıza eşiği aşırtmadıysan deme. aşırttıysan de.

Öğrenen Adam : mutlu mesut gorunuyor ya.

Mahmut Hoca : başka mekanı ayarlamazsan gidemezsin tabii.

Öğrenen Adam : icki icmiyor.

Mahmut Hoca : hahaha.

Öğrenen Adam : muhafazkar degil canim 🙂

Mahmut Hoca : ben hep öptükten sarıldıktan sonra eve gidelim derim bilemeyeceğim. ya da eve yakın canım kahve çeker. muhafazkar degil ama içki yok. püüü.

Öğrenen Adam : eve çağırasım var.

Mahmut Hoca : ben olsam canım o TV showu çekti evde download ama daha izlemedim derdim. bir ara beraber izleyelim der tepkisine bakardım.

Bir süre daha geçer …

Öğrenen Adam : hatunla evdeyiz.

Bir gün geçer …

Öğrenen Adam : Oh yeah bu iş oldu 😀

Mahmut Hoca : Gördüğün gibi ilk gecede oluyormuş. Kahveden direkt iyiymiş yalnız.

Öğrenen Adam : abi naber? superdi ya.

başlarda isteksiz gibiydi, ben bu iş olmayacak sandim. sonra ben hic bozuntuya vwermedim. bi an yakinlastik, opustukflaan sonrasi tavsanlar gibi…

Mahmut Hoca : İyi iş çıkardın çekirge. Ama kız dediğin milf 75 değildi umarım 😀

Öğrenen Adam :Yok abi 93li.

Mahmut Hoca : Aferin çekirge.

Öğrenen Adam : ya bizim bu sevismedigimiz zamanlarda durmadan opusup yigismemiz normal mi? ben yanasmazsam kiz geliyor, o gelemzse ben opmeye basliyorum.

Mahmut Hoca : kendini kaptırıp 3 güne seni sevmek aşkların en güzeli böcüklüğüne girme de … azmışsınız. sonra kıçını dönüp yatarsın.

Öğrenen Adam : ya ben orda da biraz amatorluk yaptim. kiza sen benim hatunumsun dedim sevistikten sonra. optum, kokladim falan. kiz zaten paralize oldu. durmadan cok tatlisin, cok iyisin vs vs. bundan sonra ben varim dedim. sevgilimsin falan dedim.

Mahmut Hoca :Ulan aferin dedik kursağımızda bıraktın 😀 sen var ya sen kimseye mavi haplı meriç falan deme.

Öğrenen Adam : yav yine zıçtik mi? simdilik iyi gidiyoruz ama.

Mahmut Hoca : istikrarlı bir şekilde böyle yaparsan 3 aya falan sıçarsın merak etme. şimdilik iyi gidiyoruz diyor ya 😀 Kaç saat oldu ki kötü gidecek 😀

Öğrenen Adam : kiz kedi yavrusu gibi sokulup benim hayatimda 2 kisi oldu. hic dogru duzgun bi iliski yasamadim vs dedi. aşirı ilgiliydi bana. ben de sevgili iliskisi dusunuyordum bir hatunla, karsima sen ciktin dedim.

Mahmut Hoca : Ağlıyacağım lan … aggghhhh.

Öğrenen Adam : e ama duzenli bir iliski istiyordum?

Mahmut Hoca : Ya 3 4 ay koklaşıp ağzını açmasan bari.

Öğrenen Adam : dur ben buldum nerde sictigimi. belki hatun, iliski materyali degil..nerden biliyorsun? 1 gunde nasil karar verdin diyeceksin

Mahmut Hoca : düzenli bir ilişki istemek problem değil. problem senin seninle beraber olan ilk kıza ilk gecede atlaman.

Öğrenen Adam : abi kiz cok hoslandigini hem sozleriyle hem hareketleriyle belli etti. seks yaptik deli gibi ve sonrasinda bir daha goruscekmiyiz falan dedi.

Mahmut Hoca : daha kötüsü sen kafa olarak hemen o bir önceki kızdaki gibi kapılıp aşk böcüğü olma kafasındasın.

abi kiz cok hoslandigini hem sozleriyle hem hareketleriyle belli etti. seks yaptik deli gibi ve sonrasinda bir daha goruscekmiyiz falan dedi.

Eee? Tek kriter bu mu yani? Kız seni istiyorsa bitti. Senin bir kriterin yok. Sana he desin yeter?

Öğrenen Adam : ben de biz baya uyumluyuz, kafa dengisin. birlikte bir cok sey yapariz dedim.

Mahmut Hoca : kısmetse olur … ne diyeyim başka çekirge 🙁 ne dediğinden çok senin kafa yapın tehlikeli.

Öğrenen Adam : sen ne disinuyosun dedim. ben de istiyorum ama istekli gorunmemeye calisiyorum seni urkutmemek icin dedi. yani beni siktin, hemen nikahina alacaksin moduna girmemden tirsmis.

Mahmut Hoca : sen kıza aslında ne kadar efendi çocuk olduğunu 2 güne gösterirsin merak etme :((

Öğrenen Adam : ben o kafayı aştım aslında. o onceki aşk bocugu kafasina hayatta girmem. onun sebebi surekli iletisimdi. hani senin, en kisa yoldan oneitise girme yolu dedigin.  bir ton shit testten gectim, her seferinde benim dedigim oldu. hani senin yazinda dedigin gibi ne oneitis olacak kadar efendi, ne de sikip atacak kadar alfa…

Mahmut Hoca : sen olayı pek anlamıyorsun maalesef.

Öğrenen Adam : yani kizi urkutmemek icin efendi adam kafasina girme diyorsun. bundan tam olarak kasit nedir?

Mahmut Hoca : ben cicim aylarının tadını kaçırmayayım. sen nasıl olsa geleceksin sonra.

Öğrenen Adam : insallah tesekkur etmeye gelirim 🙂

Mahmut Hoca : Umarım.

Öğrenen Adam : kiza iliskiyi cok cabuk mu sundum?

Mahmut Hoca : “yani kizi urkutmemek icin efendi adam kafasina girme diyorsun” dedin ya. Frekansımız tutmuyor bir türlü. Sen kadın merkezli düşünmemeyi beceremedin bir türlü. o nedenle benim tavsiyemin bir yararı yok. sen nasıl olsa uygulamayacaksın.

Öğrenen Adam : olmaz olur mu abi ya, dinliyorum.

Mahmut Hoca : yok dinleyemiyorsun. kız tavlama mekaniğini dinliyorsun sadece. gerisi için pişmen lazım. bence cicim aylarının tadına bak ve umarım kendini çok kaptırmadan yavaştan alırsın.

Öğrenen Adam : hatam ne?

Mahmut Hoca : hep aynı. kadın merkezli olmadan düşünemiyorsun, yokluk zihniyetine göre davranıyorsun, ilişkiye dünden razı erkek modundasın ki seninle ilişkinin bir değeri olmuyor.

Öğrenen Adam : tam dusundugum sey, hemen iliskiyi veren ve degersizlik algisi yaratan kisi.

Mahmut Hoca : bak işte bak bu görüyor musun? aklın fikrin imajı çizmekte. derdin bu. algısı yaratmak diyorsun.bunca zamandır konuşuyoruz ama sen bu konuda hiç ilerlemedin. sıfır. aklın fikrin kadına nasıl görüneceğinde. ben sıkıldım bunu dile getirmekten. senin elinde yeterince tavsiye var. ne yaparsın bilmem ama bir şekilde içselleştir.

Öğrenen Adam : ödül olma fikri, bana tam anlamıyla sirayet etmemis? kanıtlama ve imaj yaratma çabası evet, benim zayıf yönlerimden biri. biraz daha açık olsana. benim nasil dusunmem gerekirdi? carpe diem deyip bir sey dusunmyerke anin tadini cikarmam mi?

Mahmut Hoca : benim bu konuda muhabbet etme motivasyonum yok. aynı şey etrafında dönüp duruyoruz. nasıl düşünmen gerektiğini çok tartıştık. sana tavsiyem artık pratiğine odaklan.

Öğrenen Adam : bol tecrube… daha da bol tecrube. bakıs acisi en iyi bu sekilde degisir. galiba konusarak olmayacak evet ama tecrubelerimi yazıp akıl alcam.

Mahmut Hoca : senin muhabbet motivasyonun pek farkında değilsin ama aynen böyle mavi masallarda kalıp kadında algı yaratma taktiği. ilişki kapısını koruyup kibarca ağırdan almak yerine yattığın ilk kıza bedavadan peşkeş çekmişsin ama derdin değerli algısı yaratmak. olayda merkeze kendini koymayı öğrenmen lazım.yoksa bu kızla 1 ay koklaşınca kendini kaptırırsın. benden söylemesi. radarları da açık tut.

Öğrenen Adam : ya ama benim de duzenli iliskiye ihtiyacim yok mu? bana seksi sunmuş işte, ben de ilgimi sundum.

Mahmut Hoca : sen muhtaçsın. Muhtaç olmak ile ihtiyaç duymak aynı şey değil.

Öğrenen Adam : nasıl değil? simdi ic sesim diyordu ki hic sevgili mevgili muhabbetine girme. op, kokla, sevis. sonra yeniden bulus, keyfini cikar, duruma gore sevgili.

Mahmut Hoca : bak uzun süreli ilişki mi istiyorsun? iste dert değil. hatta hedefi bilmek iyi.

Ama ilişki istiyorsan ilişki materyali hatun lazım. bu öyle mi? bilmiyorsun. seks hariç masaya bir şey koydu mu henüz? Yok. Koyacak belki ama çok erken.

Öğrenen Adam : tamam kadinmerkezli dusundum farkindayim. iliski materyali gibi gorunuyor. utangac, anac, dusunceli, feminen.

Mahmut Hoca : 3 – 4 ay geçmeden bilemezsin. dikkat et kızın maskülen bir erkekten beklentisi de o. sen ne disinuyosun dedim. ben de istiyorum ama istekli gorunmemeye calisiyorum seni urkutmemek icin dedi dedin. kız erkek adamın ne olduğunu biliyor zaten. ona göre hareket edecek. ama sen çok aşaüılamayı sevdiğin “meriç” gibi davranıp erkek adam olmayabileceğini gösterdin.

Öğrenen Adam : bunu, duzenli iliski istiyorum diyerek mi yaptim?

Mahmut Hoca : gerçek bir erkeği kadın yavaş yavaş ürkütmeden ilişkiye çekmesi gerektiğini bilir. senin kızın dediği gibi: sen ne disinuyosun dedim. ben de istiyorum ama istekli gorunmemeye calisiyorum seni urkutmemek icin dedi

Öğrenen Adam : yani bu bizim amacimiz olmamali.

Mahmut Hoca :erkek adamın ilişkiye çekilmesi lazım. meriç ise dünden razı. sen hangisisin? zaten senin bu meriç dediğin adamlara öfken de bundan. Sana ayna tutuyorlar. O aynada kendini görmezsen öfkelenmezsin. içindeki mavi haplı capcanlı.

Öğrenen Adam : kadin bizi ikna etmek icin caba harcayarak, caba sarf ederek almali. tipki bizim seksi almamiz icin caba sarf etmemiz gibi?

Mahmut Hoca : Cevabı şurada : “sen ne disinuyosun dedim. ben de istiyorum ama istekli gorunmemeye calisiyorum seni urkutmemek icin dedi”

Öğrenen Adam : yani?

Mahmut Hoca : bunu düşün.

Öğrenen Adam : benim ustte yazdigim degil mi? senin beni sekse ikna etmek icin sarf ettigin cabayi benim de iliski icin sarf etmem lazim.

Mahmut Hoca : bir kere kırmızı hapı sindirmek istiyorsan bu şeylerin öznesi kadın değil “ben” olmalı. kadın bizi ikna etmek için bla bla değil. Ben onun ilişki için ne yapacağına bakacağım ve masaya seks hariç koyduğu ekstra çabaya göre bu iş gelişecek. erkek adam olsaydın kızın dediği gibi ilk geceden ürkerdin. ama kıza sıradan bir beta olduğun konusunda garanti verdin. o da sana ürkmüştüm ama ürkmeme gerek yokmuş dedi.

sorman gereken şu : ben beta mıyım mavi haplı mıyım olay bu değil. olay ben neden hemen atlayıp efendi çocuk garantisi verme ihtiyacı hissediyorum. kendini merkeze koyup düşün. cinsel kimyanın etkisi ile 3 5 ay bunların zararı hissedilmez ama sonra patlama ihtimali yüksek.

Öğrenen Adam : ben bunu demistim? yani efendi gorunmek= kizi ve iliskiyi garantilemek. yanlis olan bu. bundan kurtulmak lazim. kiz basta, bu beta degil, bunu iliskiyi ortaya koyup urkutmemem lazim demis ama sonra heaa gerek yokmus demis,evet dogru olabilir.

Mahmut Hoca : kız demedi yahu. sen dedin. kızcağız seni takip ediyor.

Öğrenen Adam : 3- 4 ay seks kimyasi yuzunden anlasilmamis da olabilir ama sunu iyi idrak etmek lazim. alfa kafasi bize cok uzak. biz efendi cocuklar olarak, şovalye ruhuyla buyuduk.

Mahmut Hoca : biz dediğin siz kimlersiniz?

Öğrenen Adam : biz, erkekler. genel anlamda.

Mahmut Hoca : yoo her erkek böyle değil. ve sen yaş olarak buna da sığınamazsın artık. alfa kafası sana çok uzaksa neyin muhabbetini ediyoruz? zira alfa kafası dediğin şeye uzak zihniyet sende zaten otomatik analize gerek yok.

Öğrenen Adam : tamam yas olarak buyugum de yillarca beta kafasiyla yasamisim. bu dogrultuda dusunmusum, her neyse peki benim, hatunun elini tutmak istemem, ona sarilmak istemem falan benim beta zihniyetimi mi yansitiyor? bunlari yapmak istiyorum.

Mahmut Hoca : Herneyse değil ama … her neyse. Dediğim gibi sen kafanı değiştirme ile değil kafanı değiştirmeden sonuç elde etmeyle uğraşıyorsun. Hatunun elini tutmak, sarılmak vs … bunları gecelik veya tabak kızlarla bile istersin. Sorun bu değil. Sorun senin yokluk zihniyeti ile seninle yatan ilk kızla hemen ilişki ponçikliği düşünmeye başlaman. Ağzını açıp aylarca ilişki demeden de yapardın bunu. İstediklerin değil motivasyonun problem. O nedenle de bir kız yokken öfkeli ve kadınlar şöyle böyle modundasın, kız varken ponçikleşeceksin. Sonra o kız seni bırakınca yeniden kadınlar şöyle böyle.

Kısacası senin böyle hemen ilişki moduna girme nedenin elele, kucak kucağa ilişki isteğin değil … sen erkek olarak yeterli olmadığını düşünüyorsun ve hemen ilişki ile ödeme yapmazsan kaybedeceğinden korkuyorsun. Motivasyonun bu. Yoksa el ele, dudak dudağa istemek betalık mı şeysi bahane.

Sen el ele, dudak dudağa ol, tadını çıkar ama bir yandan da yapman gereken dur bir iki ay bak bakalım masaya seks hariç ne koyuyor diye takip etmek, yatırıma değer bir kız mı, akıl sağlığı yerinde mi, daha da önemlisi aramızda sorun çıkınca nasıl hallediyor – beni mi suçluyor, sorumluluk alıyor mu – diye bakmak.

Senin sorunun şu ki senin kafanda bir erkek ilişki öncelikli kafayla bir aya kalmaz aşk böcüğüne dönüşür ve bunları yapmaz bile.

Öğrenen Adam : bunlar o kadar dogru ki. bakış açisı iste. hemen iliskiye atlamak yanlis. belki de psikopat ya da saglikli olsa bile sadece seks veriyor.

Mahmut Hoca : Yoksa öp kokla ne olacak. Benim 3 tabağım varken hepsini el ele öpe koklaya seviyordum. Bu tabak çevirmeyi 1F tarzı kafasına vurup siker kapıya koyarım sanıyorsun sanırım.

Bir de Allah aşkına seks veriyor lafını dağarcığından çıkar.

Öğrenen Adam : hayir hayir allahtan o aşamayi gectim. iki tabakla opusme, koklasma yapmam ama. bana etik.gelmiyor.

Mahmut Hoca : Mavi haplı aptallığından sünepe davranmaz, korkusundan davranır. Bunu unutma.

Öğrenen Adam : bende bu korku var. inkar etmiyorum. bunu da yakin zamanda ascam.

Mahmut Hoca :Bunu aşacağım diyerek aşamazsın. Korkmana rağmen doğru olanı yaparak aşarsın. Bu kızla ne olur bilemem. Ama 3 – 4 ay değerlendirip fazlaca kapılmadan ve değerlendirmen sonucu eğer kız iyi çıkmazsa yalnız kalmayı göze alıp bırakacak cesaretin var mı?

Öğrenen Adam : yalniz kalmaya cesaretim var mi? bunu 4-5 ay once sorsan hayir derdim ama simdi var. hem de edebiyat yapmadan, nazikce durumu izah edip ayrilirdim. eskiden olsa ben sana sunu yaptim vs vs edebiyatina girerdim.

ama sanki hemen iliski sunmazsam degersiz sayilip terk edilecekmisim gibi.

Mahmut Hoca : Evet mavi hap kafası bu işte. gerçi maskülen ve erkek olarak yeterli değilsen elin mahkum. Ya ilişkiyle, ya parayla ama bir şeyle farkı vermen lazım. O yüzden zaten görünmek imajı çizmek yerine kafanı değiştirmen, kendine değer katman lazım.

Kırmızı Hap Sohbetleri – Buluşmada ekilmek

Öğrenen Adam : bi kizla bulustuk. kahve ictik. sonra spora gidecekim. kiz gel benle konferans dinle dedi. sporum var ama sen benim kisa film gosterimime gel dedim. tamam dedi. gecen cuma davet etmistim. ne geldi ne de gelemedigi icin ozur diledi. ben de direkt nextledim. ona niye gelmedin demek bile bir ilgidir diye dusundum.

Mahmut Hoca : Kızlar çok ekiyor artık. Oyunun gerçeği bu.

Öğrenen Adam : yani nezaket kurallarını aşan bir şey. tamam bana yalvar, af dile demiyorum ama ben gelemiyorum bugun kusura bakma der insan.

Mahmut Hoca : Neden nezaketsiz? Gelmediği için neden özür dilesin? Dilememesi sana ilgisiz demek, kaba değil. 2ncisi senin oyunun kötü. Bir kızla buluştuğun gece yatağa gidecek yolun boş olacak. Sen kendin spor günü buluşup bu iş olmaz demişsin ve kötü oyun kurmuşsun. Zaten beklentin yok gibi. Oysa hatunu o gece sikebilirdin.

Öğrenen Adam : İlk gece işi sekse dökmek bana hard mode geliyor biliyor musun? (*) Ama gitsem çerçevesine girecektim hatunun?

Mahmut Hoca : En azından olacakmış gibi davran. Ya tabii spor varken gitmezsin ama senin hatan spor gününe ayarlaman. Sanki ilk gece sikeceksin gibi. Kızı kahveden biraya oradan yatağa. Oyun böyle kurulur. Olur olmaz o ayrı.

Öğrenen Adam : en fazla 1 saat kalabilirim dedi hatun. ben de zaten spora kaccam, dedim. bir tanisma olur diye dusundum ama hatun cagirdi iste.

Mahmut Hoca : sen orda vermişsin çerçeveyi zaten. şu hayatımda hatunun çağırdığına gittiğim hiç olmadı.

Öğrenen Adam : su da var, bu hatunlari ilk geceden yataga atmak isteyen bir suru kotu ornek var.

Mahmut Hoca : Hayır tam tersi çoğu senin gibi iyi çocuk emin ol.

Öğrenen Adam : hatun çagirmadi abi. ben onu mekana cagirdim. ben 1 saat kalabilirim dedi. saati, yeri ben belirledim.

Mahmut Hoca : Günü?

Öğrenen Adam : hatun, 1 saat kalabilirim deyip sonrasında beni konferansa çağırdi ama gitmedim. gunu de ben belirledim.

Mahmut Hoca : “zaten 1 saat kalırım” diyen hatuna gidilmez.

Öğrenen Adam : Pazarlık gibi değil mi?

Mahmut Hoca : evet beni öpemezsin bile diyor. sen de kabul etmeyeceksin.

Öğrenen Adam : benim bir de taciz mevzusu canımı sıkıyor. o kadar kotu lanse edilmiş ki kizi opmek falan, sanki tacizci gibi hissediyorum kendimi.

Mahmut Hoca : işte feminen buyruğun son darbesini de yemişsin. ey değerli görmediğimiz erkekler, kendi kendinizi oyundan çekin.

Öğrenen Adam : peki, kizla samimi oldun. o hvayi yakaladin. kizin elini bir bahaneyle tuttun ama kiz cekti elini? bu bana oldu mesela.

Mahmut Hoca : sonra biraz ara verip başka bir kino yaparsın. olmazsa bir dahaki buluşma. ama kino olarak el tutmasan daha iyi. ha pardon sen fal bakma gibi el tutma diyorsun.

Öğrenen Adam : yoo fal gibi degil. yavastan eline bakarken tutma vs …baska bir kinodan kasit mesela saciyla oynama ya da sarilma mi?

Mahmut Hoca : o şekilde elini tutmaya çalışman tamamen gereksiz ve aşırı. sevgili misin ki 1 saat gördüğün kızın elini tutuyorsun? sende hala “ben ilişki materyali iyi çocuğum diye göstermezsem olmaz” kalıtısı var. kino dokunmaktır tutmak değil. sarılmada da her zaman kız sarılmalı senin telkinknle.

Öğrenen Adam : aha işte bir şey daha öğrendim. ben yuzugun guzelmis, bakiyim diyerek elini tutmustum kizin. demek aşırıymış.

Mahmut Hoca : evet oradan kalıcı olarak el tutmaya geçmen aşırı ve gereksiz.

Öğrenen Adam : peki işi sekse goturme evresinde nasil ve ne kadar dokucam?

Mahmut Hoca : onun bilimsel bir ölçüsü yok maalesef. ama kendimi iyi ve ilişki materyali olarak pazarlamazsam kaybederim korkusu olmazsa erkek içgüdüsel yapar bunu. belli bir aşamadan sonra azdırıcı ama ilk başta zor. genel kural şu : bir kadınla yatağa gitmek için 7 ya da 10 saatin var. bunu iyi kullan. senin gibi 5 saatchat yapan mesela kötü kullanır.

Öğrenen Adam : yav ama kiz bunu gormezse seks istemez gibime geliyor. sacma ama oyle. kiz sevgili olma materyali olmayan bir adama niye versin?

Mahmut Hoca : mavi hap işte. kızıyorsun deyince ama sen mavi haplısın. entellektüel olarak kırmızı hapa bulaştın ama davranışlarını yöneten kod mavi.

sana şimdi başka bir KH bilgisi : kız seni ilişki materyali görürse yatağı geciktirir. tam tersi yatmaz. kırmızı hapla fişten çekildin mi doğal devrelerin neyi ne zaman yapacağını biliyor zaten. mavi haplı bunları yaparsan kızlar sana gelmez diye beyni yıkanmış ve korkmuş olduğundan doğal devreleri bastırır.

Öğrenen Adam : oha cok ilginc. iliski materyali gorurse utanacagi icin mi yatmaz? yani ilerde ben sana ilk geceden verdim dememek icin.

Mahmut Hoca :sana yollu görünmemek için. zira sözde iyi çocuk çok yargılayıcıdır.

Öğrenen Adam : e ama ben kirmizi hapliysam benle sevistikten sonra gidecek mi?

Mahmut Hoca : belki belki de değil. ama kırmızı haplı adam kıza eğlenceli ve yargısız bir gece sunduğundan orospu kalkanı kalkmaz. kızın seni ilişki materyali görmesi yanlış tanım aslında.

Öğrenen Adam : sağlayıcı gormesi. aslinda biz kadinin arzusuna hitap etmeye calisiyoruz.

Mahmut Hoca :Hayır tam tersi hoşlanmaya oynuyorsunuz. arzuya değil. bak saf vur kaç alfaya da her kadın vermez. dengeyi kuracaksın. erkek olmaktan korkmayacaksın.

Öğrenen Adam : tarz meselesi sanirim. bazi kadinlar o arzuyu bastirirlar. geleneksel tiptekiler ornegin.

Mahmut Hoca : bazı kadınlarla da olmasın ne olacak? kırmızı hapta her kadına hitap etmek diye bir şey yok.

Öğrenen Adam : abi ama şu var, bulusuyosun, 100 tl’ye yakin para gidiyor ama aksam seks olmuyor. bu can sıkıcı degil mi?

Mahmut Hoca : 100 lira harcıyorsan en azından iyi vakit geçirirsin. seks 100 tlden pahalı bir şey.

Öğrenen Adam : pek hic bulusmanin ortasinda hareketlerine irite olup gittigin oldu mu? olmustur.

Mahmut Hoca :oldu sitede bir saha raporu olması lazım. ama genelde kahve esnasında beğenmediğim halde bile 1 saat otururum en azından.

Öğrenen Adam : süreç şoyle mi? kahve- yemek- icki- seks?

Mahmut Hoca : genelde ama yemek ayaküstü. restoran değil.

Öğrenen Adam : peki ilk gecede isi bitirmek ciddi ustalik ve tecrube isteyen bir sey mi?

Mahmut Hoca : kafaya da bağlı.

Öğrenen Adam : o kafa yapisi bizim hatunlarin %10’unda vardir?

Mahmut Hoca : kadının değil senin kafa yapına. ortalama erkek kadını yönlendiremez ama bir yandan da kafası yargıcıdır. sen kadını yargılayan bir adamsın kız seninle seks yapmayacaktır. kızla bir akış tutturuyorsun ve içindeki 5 yaşındaki haşarı oğlan ortaya çıkıyor ve kızı eğlenceli ve hafif bir geceye çekiyor. temel bir eşik aşırtma ile kız orda. zaten böyle erkek sayılı. çoğu erkek aşırı alıngan ve katı. aklından senin daha önce yazıya dökülen kafa yapında sürekli bir beğenilir miyim tedirginliği. o kadar negatif ile nasıl pozitif maskülenite ve cinsel gerilim yaratacaksın? gerçi aynı gerginlik bizim kızlarda da var. açması daha zor.

Öğrenen Adam : bizimkilerde direkt.tecavuze ugrar miyim, bu da yoksa abaza mi kafasi var.

Mahmut Hoca : valla işte onu pek görmedim ben. tam tersi kızların rahatlığına şaşıyorum. ilk gecede bana gelen ya da beni evine alan hep aşırı cesaret.

Öğrenen Adam : bir de 20 lerin baslarindakiler daha kucuk olduklarindan ilk gecede zor. ama mesela 23- 30 arasi kolay.

Mahmut Hoca : asıl 20 – 25 yaşın çivisi çıkık.

(*) Bunu diyen adam inanmasa da gecenin sonunu hazırlayarak bir ay geçmeden başka bir kızla buluşup ilk gecede işi bitirdi 😀 Bu da bir sonraki yazının konusu olsun.

Jordan Peterson Türkçe – Ataerkil Toplum Üzerine (Türkçe altyazılı)

Jordan Peterson’un bir röportajından :

Basın Mensubu : Benim anlayışıma göre ataerkillik toplumda erkek egemenliğinin hakim olmasıdır.

Jordan Peterson : İyi, ben ataerkillikten bunu anlamıyorum.

Basın Mensubu : Siz ne anlıyorsunuz peki?

Jordan Peterson : Erkek egemenliği toplumun hangi alanlarında hakim?

Basın Mensubu : Zenginliğin büyük bir çoğunluğu erkeklere ait … … sermayenin büyük bir çoğunluğu erkeklere ait … kadınlar daha çok ödeneksiz iş yapıyor.

Jordan Peterson : Erkeklerin çok küçük bir kısmından bahsediyorsun.

Kişilik bozukluğu olan insanların çoğu erkek.

Hapisteki çoğu insan erkek.

Sokakta yaşayan insanların çoğu erkek.

Şiddet suçlarından mağdur olanların çoğu erkek.

İntihar eden insanların çoğu erkek.

Savaşlarda ölen insanların çoğu erkek.

Okulda başarısız olanların çoğu erkek.

Yani hakimiyet nerede tam olarak?

Çok başarılı olan küçük bir grubu ele alıp … Batı toplumunun yapısını temsil ediyorlarmış gibi göstermeye çalışıyorsunuz. Bunda en ufak doğruluğu yok.

Basın Mensubu : Ama tecavüz kurbanı olanların çoğunun kadın olduğunu söyleyebiliriz. İki cinsin de başına çok kötü şeyler gelebiliyor.

Jordan Peterson :Bu konuda haklısın. Ama söylediğin şey erkek hakimiyetindeki bir ataerkilliğe kanıt oluşturmuyor. Sadece her iki cinsin de başına kötü şeyler geldiği anlamına geliyor ki bu zaten hepimizin malumatı.

Basın Mensubu : Ama mesela erkeklere tecavüz eden kadın yok neredeyse.

Cinsel şiddet anlamında da bir asimetri görülüyor burada.

Jordan Peterson : Evet asimetri var… Asimetri birçok alanda var.

Ama bu Batı kültüründe erkek hakimiyetindeki bir ataerkilliğin var olduğu anlamına gelmiyor. Asimetri olmasının sizin asıl argümanınızla alakası yok.

İnsanların direkt kabullendiği bir klişe bu.

Batı toplumları erkek hakimiyetindeki ataerkilliklerdir.

Hayır, değildir. Yanılıyorsunuz.

Belli dereceye kadar ataerkil bir yapıya sahip olsa bile… …bu yapının asıl kaynağı güç değildir.

Yeterliliktir (Yetkinlik diye çevirmeliydi).

Toplumumuzun ayakta kalabilmesinin sebebi budur.

İnsanlar arasındaki temel ilişkinin güce bağlı hale gelmesine neden olan sosyal yapının zorbalığa evrilmesidir.

Bizdeki güç değil ama.

Bir tesisatçı çağıracak olsanız – ki bu büyük ihtimal bir erkek olacaktır – Seni bu seçimi yapmaya zorlayan zorba tesisatçı birliği falan yok. Toplumumuzda giriştiğin bütün etkileşimlerde bu böyledir.

Sana türlü hizmetler sunan ve genellikle orta sınıftan gelen insanlarla muhattap oluyorsun. Sen de en iyi hizmeti verebilecek kişiyi seçmeyi istiyorsun. Ve bunu bulabiliyorsun.

Bu herhangi bir zorbalığın hakimiyeti altında gerçekleşecek şey değil.

Tekrar söylüyorum kültürümüz; Batı kültürü kesinlikle mükemmel olmamasına ve içerisinde zorba elementler barındırmasına rağmen…

…günümüze kadar görülmüş en hoşgörülü ve günümüzün en hoşgörülü toplumudur.

Bu ataerkillik yorumunun ne kadar tehlikeli ve zarar verici olduğunu göremiyorsunuz sanırım.

Kadın ve erkek tarih boyunca işbirliği içerisinde olmuştur.

Böylece kronik açlık, erken ölüm, hastalık…

…ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan çocuk yetiştirme zorluğuyla başa çıkabilmişlerdir.

Durum böyleyken geçmişe dönüp “erkekler gaddar ataerkillikleriyle gücü ele alıp kadınlara zulüm çektirdi” demek…

…tarihin rezalet bir şekilde yanlış okunmasıdır.

Bu, genç kadınlara öğretilecek en kötü şey ve genç erkeklerin üzerine yıkılan korkunç bir anlayıştır.

Jordan Peterson Türkçe Kitap

Jordan Peterson – Karanlık Taraf (Jung’un Gölge Kavramı)

Jordan Peterson’un ders verirken karanlık taraf ile ilgili konuştuğu kısım (Türkçe alt yazılı).

Tecrübenin değeri, kabaca; onun sayesinde, dünyaya bakış açında ve hayatta ki rolünde nasıl bir değişim türettiğindir. Yani, değerli bir bilgidir.

Berbat bir hikaye anlatabilirler ve bu değerli olabilir. Çünkü; dünyaya nasıl bakmaman gerektiğini gösterebilir. Bakış açınızı ve rolünüzü.

Olumlu bir hikaye de yararlı olabilir. Bu nedenle; korkunç, psikopat insanların hikayelerini izleriz. Onlar gibi olmamayı öğrenme ümidiyle.

Gerçi bunda, başka avantajlar da var. Kötülük (*)  yapamayacak birisinin, kötülük yapabilecek birisinden daha iyi olduğunu söyleyebilirsiniz. Ve ben bunun -Jung’cı düşünceye göre de bu böyledir- yanlış ve tehlikeli bir düşünce olduğunu söylerim.

Çünkü; kötülük yapabilecek birisi değilseniz, yapabilecek herkesin kesin kurbanı haline gelirsiniz.

Yani insanların, kötü insanların hikayelerini izlemenin sebeplerinden biri de bir taraflarının, içlerinde ki canavarla birleşmek istemesidir.

Onlara karakter ve öz saygı veren bu canavardır. Çünkü zarar verebilir hale gelmeden önce kendine saygı duymak imkansızdır. Güçlenir ve bir şekilde tehlikeli olduğunu görürsen yada cidden tehlikeli, kendine saygı duymaya başlayabilirsin. Başkaları da bunu yapar.

Demek istediğim; ”kötü olmak, olmamaktan daha iyidir” değil. Demek istediğim; kötülük yetisine sahip olup, kötü olmamak, kötülük yetisine sahip olmamaktan daha iyidir.

Çünkü birisinde; zayıf ve naifsin. Ama diğerinde; tehlikelisin ama bu kontrolün altında.

Bilirsiniz, bir çok savunma sanatı bunu felsefesi haline getirmiştir.

”Seni dövüşmen için eğitmiyoruz seni gözünü açman ve huzurlu olman için eğitiyoruz ama kavga etmek zorunda kalırsan…

Ayrıca dövüşme konusunda kendine güvenin varsa bu kavgaya girme ihtimalini düşürür. Çünkü birisi seni zorladığında kendinden emin bir şekilde tepki verebilirsiniz. Zorbalara karşı hep işe yarar. Genelde, yeterli derecede özgüven göstererek -ki bu üstünlük göstermeye eşdeğerdir- zorbayı vazgeçirebilirsiniz.

Yani, içinizde ki canavarla geliştirdiğiniz gücünüz; huzurunuz için en iyi garantidir. Jung’ın, insanların gölgeleriyle birleşmeleri gerektiğine inanmasının bir sebebi de bu. Ve ”Bunu yapmaya çalışmak korkunçtur. Çünkü; insanın farkına varmak istemediği tarafı olan gölgesi, cehenneme kadar uzanır.” der.

Demek istediği kendi gölgeni analiz ederek, başkalarının ve kendinin neden, 20. yüzyılın karakterini oluşturan berbat vahşetleri yapabileceklerini anlayabilecek olman. Ve bu anlayışa sahip olmadan, onu kontrol altında tutamazsın.

Mesela Nazi Almanyasını yada Stalin kontrolünde ki Sovyetler Birliğini araştırıp kendinize ”Bunlar nasıl insanlardı?” sorusunu sorarsanız. Kurbanlardan bahsetmiyorum, suçlulardan bahsediyorum. Cevap, senin gibi oldukları olur ve bunu bilmiyorsan, nedeni; kendin de dahil olmak üzere, insanlık hakkında hiçbir şey bilmemendir (**). Durum buysa; neden senin gibi olduklarını öğrenmen gerekir. Ve inanın, bu eğlenceli bir şey değil.

Bu, insanlarda travmaya neden olabilecek bir şey ve bu nedenle yapmıyorlar. Aydınlanmaya giden yolun, nadiren yürünmesinin bir sebebi de budur. Bu yol sadece, huzurunu takip edip seni mutlu yapan şeyleri yapmaktan ibaret olsaydı, dünyada ki herkes bilgeliğin kusursuz örneği olurdu ama durum bu değil.

Durum; karşılaşmayı isteyeceğin son şeyle karşılaşmak. Bu herkesde var.

Şovalyelerin kutsal kaseyi aradıkları bir Kral Arthur hikayesi var. Bu kase ya son akşam yemeğinde kullandığı kase yada çarmıha gerildiğinde kanının içine döküldüğü kase.

Hikayeler değişiklik gösteriyor ama kase basitçe, anka kuşu gibi, değişimi sembolize eden kutsal bir obje. Bir fikir.

Eşit oldukları için yuvarlak masada oturan Arthur’un şovalyeleri, en değerli objeyi bulmaya çalıştılar.

En değerli şeyi bulmak için nereye bakarsın?

Şövalyelerin her biri kaleyi çevreleyen ormana gittiler ve kendilerine en karanlık görünen noktadan ormana girdiler.

Bu iyi bir ders.

Çünkü bilgeliğe ve tamamen aynı şey olan kişisel değişime giden yol kesinlikle yürümek istemeyeceğin yol.

Bunun nedeni oldukça teknik. Bu da Jung’cı bir varsayım.

İçimizde gelişmemiş bir sürü şey var ve bunun nedeni onlara bakmaktan kaçınmamız. Çünkü onları görmek istemiyoruz. Ve geliştirmekten kaçındığın kısımlar var çünkü o kısımları geliştirmek zor.

Yani istediğin şeyin, bakmak istemediğin yerde olması, gerekiyor.

Çünkü oraya sakladın.

Bu durumun herkes için farklı olmasının sebebi de bu.

Senin aydınlanma ve dehşet alanın, başkasınınkiyle aynı olmayacak. İkisinin de aydınlanma ve dehşet alanı olması dışında. Yani, bir analitik seviyede eşitlerken, diğerinde farklılar.

Herneyse. Kurguya ve işlevine dönecek olursak gerçeği damıtır ve karma karakterler oluştururlar ve ne kadar karışık olurlarsa o kadar, mitolojik karakterlere benzerler. Bunun sonucunda, daha evrensel olurlar ve daha çok dini ilahlara benzemeye başlarlar ama bunun sonucunda kişisel tecrübeden uzaklaşmaya başlarlar. Bu nedenle edebiyatta, karakterini normal bir insandan fazlası ama bir tanrıdan daha azı yapabileceğin dar bir alan var. Seksenlerde süpermenin başına gelenler gibi.

İki tanrısal, iki de dünyalı ebeveyni vardı ve Harry Potter gibi kimsesizdi.

Oldukça yaygın bir tema. Süpermen ilk başta sadece, binaların üstünden zıplayabiliyordu belki bir lokomotifi durdurabilirdi ama 80’lere doğru gezegenlerle hokkabazlık yapmaya, hidrojen bombaları yutmaya başladı.

Herşeyi yapabilirdi. İlginçliğini kaybettiği için insanlar çizgiromanı almayı bıraktı.

Korkunç bir şey olur ve süpermen düzeltir.

Başka bir şey olur ve süpermen düzeltir.

Bu sıkıcı.

Öyle bir arketipe döndü ki, basitçe her şeye kadir tanrı gibiydi.

Ve bu hiç eğlenceli değil. Tanrı kazanır, sonra tekrar kazanır…

Bu nedenle onu kriptonitle zayıflatmaları gerekti. Yeşil kriptonit onu hastalandırdı.

Sanırım kırmızısı onu mutasyona uğratmıştı.

Pek iyi hatırlamıyorum. Her neyse.

Anlatılacak bir konu olsun diye karakterine zayıflıklar getirdiler.

Ve bu üzerine düşünülmesi gereken bir şey.

Bunda derin bir varoluşsal ders var.

Varoluşun sınırlı, hatalı ve narin.

Ufak bir lambanın içinde ki dahi olan cin gibisin.

Sınırsız potansiyelin var ama ufacık bir yaşam alanına sıkışmış halde.

Alaaddin’de cini oynarken Robin Williams’ın dediği gibi.

Ama sınırlarınız olması gerçeği; hayatınızın anlamının o sınırları aşmak olduğu anlamına geliyor

ve eğer sınırların olmasaydı bir konu olmayacaktı. Belki hayat da olmayacaktı.

Yani, belki de kusurlu ve yetersiz olduğumuz gerçeğini kabullenip, bunu varoluşun bir gerekliliği olarak görmemiz gerektiğinin bir nedeni de bu.

En azından mantıklı bir fikir.

(*) Kötü : Bu konuşmada ”kötü” olarak çevirdiğim her yerde ”cruel” kelimesi kullanılıyor. Kelimenin tam çevirisi ”zalim, gaddar veya yırtıcı” olmasına rağmen burada kötülük yapabilmekten bahsedildiği için kötülüğü kullandım.

(**) Jordan Peterson bunu şöyle açıklıyor : İnsanlar Nazi Toplama kampları ile ilgili filmler izlediklerinde o ortamda olsalar Oskar Schindler gibi davranacaklarına inanmaya meyillidir ama hayatlarını oracıkta alabilecek şeytana karşı durabilen böyle kahramanlar binde birdir. Çoğu öyle bir ortamda, Zimbardo Deneyinin de gösterdiği gibi, o kamplardaki acımasız gardiyanlara dönüleceklerdir. Öyle bir durumda zorba gardiyana dönüşmemek için gölgenle çok daha önceden karşılaşıp onun farkındalığı ile aydınlanmış biri olman gerekir.

Jordan Peterson Türkçe Kitap

Jordan Peterson Türkçe – Kendini Düzelt (Türk alt yazılı)

LibertarianTurk Youtube kanalı, Jordan Peterson’un PragerU için hazırladığı güzel videoyu Türkçe’ye çevirmiş (alt yazıları cc ile açabilirsiniz). Yazının metni, videonun altında.

Kendi sorunların için başkalarını sorumlu tutmak zaman kaybı. Bunu yaptığında, hiç bir şey öğrenmezsin. Büyüyüp, olgunlaşamazsın. Bu sebeple, hayatını güzelleştiremezsin.

Profesör ve psikolog olarak geçirdiğim 30 yılda öğrendim ki, hayata ve gerçekleşen kötülüklere cevap olarak 2 temel yaklaşım var : Birincisi dünyayı suçlu bulanlar. İkinci gruptakiler ise kendileri nasıl değişiklik yapabileceklerini soranlar.

Boşanmak üzere olan bir çift düşünün. Üzgünler ve sinirliler. Mutsuz, tatsız koca, karısının yaptığı kötülükleri ve neden onunla yaşayamayacağının sebeplerini düşünüyor. Sinirli ve hayal kırıklığına uğramış karısıda, kocasının nasıl onu hayal kırıklığına uğrattığını düşünüyor. İkisinin de diğeri için gerekli, uzun bir değişim listesi var.

Onların barışma ihtimali çok düşük. Neden?

Çünkü diğer insanlar sorun değil. Sorun sensin.

Diğer insanları değiştiremezsin ama kendini değiştirebilirsin. Ama bu çok zor. Değişmek için cesaret ve disiplin gerek. Başkalarını, kendi sorunların için, sorumlu tutmak daha kolay ve tatmin edici.

Ufak bir dükkan’ın camını kırarak ’adaletsiz’ kapitalist sisteme ’mesaj’ gönderen genç protestocuyu düşünün. Gerçek sorunlarıyla hiç bir alakası olmayan bir kişiye zarar vermek dışında ne yaptı?

Bunun sonucu olarak hissedeceği suçluluk, şüphe ve utancı, kendi aklında bastıracak. Kendi fikirlerinin değişmemesi için. Be bu baskı, kendi sinirini ve yalnızlığını korumaktan başka bir şey yapmayacak.

Şair T. S. Eliot’ın yarattığı Cocktail Party tiyatro oyununda, karakterlerin biri hayatında zor bir dönem yaşıyor.

Kendi psikiyatristine mutsuzluğunu anlatıyor.

Ona, kendi mutsuzluğunun sorumluğunun sebebinin kendisinde yer aldığını umduğunu söylüyor.

Şok olan psikiyatrist nedenini soruyor.

Karakter de diyor ki: “eğer sorumlusu kendisiyse, değişiklikler yapabilir. Ama eğer sorumlu dünyaysa, o zaman kurtuluş yok”.

Kendisi dışında her şeyi değiştiremez. Ama kendisini değiştirebilir. Tabii ki, korkunç durumlara düsmüş insanlar var. Ama çoğumuz bu durumda değiliz.

Çoğumuzun hayatımızı olumlu bir şekilde değiştirmeye şansımız var. Ama nasıl?

Küçük başlayın. Kendinize bir kaç şey sorun: Size sunulan fırsatları tam olarak avantajına kullanıyor musun?

Okulda veya işte, tam kapasiten ile çalışıyor musun? Yani, sen kendi hayatını düzelttin mi?

Eğer cevap hayır ise bunu dene: yanlış olduğunu bildiğin şeyi yapmayı bırak. Bugün bırak.

Yaptığın yanlış mı diye soru sorup vakit kaybetme.

Gereksiz sorgulama cevap almadan, kafa karıştırabilir ve hareket etmeni engelleyebilir.

Bir şeyin, nedenini bilmeden doğru mu yanlış mı olduğunu bilebilirsin.

Dikkat etmeye başla. Yapman gerekenleri sonraya bırakıyor musun,

geç kalıyor musun, elinde olmayan parayı harcıyor musun, çok fazla içiyor musun?

Bu, sana zorla dayatılan ahlakı kabul etmen değil. Kendi bilincin ile kendi diyalogun.

Kendi açından yaptığın yanlış ne? Hemen şimdi doğru yola koyabileceğin ne var?

İşe vaktinde git. İnsanların lafını kesmeyi bırak. Kardeşlerin, annen ve babanla barış.

Elindeki fırsatları tam kullan. Eğer bunları yaparsan hayatın güzelleşir. Daha huzurlu, üretken ve çekici olursun.

Günler veya haftalar veya aylar sonra aklın huzurlu olur. Hayatın daha az trajik olur. Daha güvende hissedersin.

Doğruyla yanlışı daha iyi ayırt edersin. Geleceğin daha parlak olur. Kendi kendini sabotaj etmeyi durdurursun.

Kendine, ailene ve topluma zarar getireceğine, positif ve güvenilir bir güç getirirsin.

Hayatın hala zor olur. Hala acı çekersin. Hayatta olmanın bedeli bu.

Belki, bu yükü kaldıracak kadar güçlenirsin. Daha olgun ve bir sebep ile hareket edersin.

Dünyayı düzeltmenin yolu dünyayı düzeltmek değil.

Böyle bir görevi gerçekleştirebileceğini zannetmek için bir sebep yok.

Ama kendini düzeltebilirsin.

Bunu yaparak hiç kimseye zarar veremezsin.

Ve böylece, dünyayı daha iyi bir hale getirebilirsin.

Jordan Peterson Türkçe Kitap

Zamanında olmadıktan sonra olmuyor

Ödeyeceğin bedeli seç yazısında Heaven rumuzlu okur şöyle bir şey yazmış :

Yalnız şöyle de bir durum var ki abi, bazı şeyler zamanında olmadıktan sonra olmuyor. Hani bu hatunculuk işlerine 10 yaşlarında başlamış adamla, 25 yaşında başlamış adam nasıl aynı olamayacaksa; hayatta bedellerini erkenden seçip ödemeye başlamış adamla, bazı şeyler geçip gittikten sonra bir yola girmeye çalışan adamın da asla aynı olamayacağını düşünüyorum. Bu sebeple de abi, kırmızı hap felsefesinde bir paradoks olduğunu düşünmeye başladım. Benim gözlemlerime göre erkeklerin çoğu, bu felsefe ile karşılaştığında iş zaten işten geçmiş oluyor. İş yapanlar, erkek gibi erkek olabilenler ise, atı çocuk yaşta aldığı için Üsküdar’ı da çoktan geçenler oluyor.

Bu arabesk kafa Türkiye’de çok yaygın aslına bakarsanız İngilizce’de duyduğumu hatırlamadığım bir kafa.

X yaşında başlayan ile Y yaşında başlayan aynı olmayacaktı.

Bu laf dünyanın en beyinsiz laflarından biri bence. Ayrıca da inanılmaz boş. Erkeklerin 90%ının hiç bir işe hiçbir yaşta başlamadığı ve tam tersi enerjilerinin başarısız olmaya harcadıkları bu dünyada, senden 15 yıl önce başlayan tepe binde birde olsun, 10 yıl önce başlayan %1de olsun sen de 10%’da ol ne olacak? Bu kadar başlamayan varken başlayan herkese az çok ekmek var, sabırla devam edene iyi ekmek var.

Bu akılsız laf genelde başlamamaya bahane arayanların kafasında zaten. İstersen 40ında başla, yine tepe 10%ye girersin. Bu soya oğlanlarının, koltuk patateslerinin, ayakta uyuyanların dünyasında tepeye çıkma çıtası yüksek değil.

Ha tepeye 10%ye çıkıp hala tepe binde bire bakıp içlenen adam duble akılsızdır. Bu cebinde 200 milyon olup da Bill Gates kadar zengin olamadım diye hayıflanmaya benzer. Zaten bu kafa da cebinde 200 lira olup da onu arttırmak için adım atmayacakların olacağını sandığı şeydir.

Benim gözlemlerime göre erkeklerin çoğu, bu felsefe ile karşılaştığında iş zaten işten geçmiş oluyor. İş yapanlar, erkek gibi erkek olabilenler ise, atı çocuk yaşta aldığı için Üsküdar’ı da çoktan geçenler oluyor.

Kırmızı hap forumlarında KH ile 50 yaşında boşandıktan sonra karşılaşıp tabak çevirip hayatına bakanlar var, sen iş işten geçti sanmaya devam et.

Bu kafa, insanı olduğu yerde tutma programının bir parçası. Sen istatistiki olarak bunu takip edeceksin ve hayat boyu potansiyelinin altında kalacaksın. Muhtemelen olacak bu. Buraları okuyan çoğu erkek de aynı şekilde.

Siz bilirsiniz. Hayat sizin, siz hayatınızı daha iyiye götürmeye değmez kafasında iseniz, ne benim ne de bir başkasının sizin o yönden döndürmeye çaba harcamasına değmez. Bir insan bugün 2,000 TL kazanıyorsa ve bu adama 10,000 TL kazanmanın yollarını gösterdiğinde bu adam “aman babasının cebine 50,000 TL koyduğu adamla asla boy ölçüşemem neye yarar” diyorsa, 8 bin TL fark hayatında fark yaratmaz sanıyorsa, o insana yardım edilemez, etmeye çalışmaya değmez. Her şeyden önce bu kafada olmayan azınlığa el atmak daha verimli ve onlara zaten yetecek zaman yok.

Şu X yaşında başlayan ile Y yaşında başlayan aynı olmayacaktır kafasındaki adamlara acıyorum ama dediğim gibi vakit yok. Kafalarındaki bilgisizliğe dayalı bu aptallıktan kurtulmak kendi görevleri. Bilgisizlik diyorum zira hayata önde başlayanların ne kadar az olduklarının farkında değildir. Örneğin Türkiye’de erkeklerin sadece binde 17’si dolar milyoneri ama “zengin olacan hacı” diyen adamlarla azıcık konuşsan Türkiye’de zengin erkeklerden kendilerine kız kalmayacağını sandıklarını anlarsın. Bu da aynı hesap.

Bu şekilde konuşanlarda yengeç zihniyeti de aşırı şekilde mevcuttur. Yorumlarda muhtemelen örneği görülecektir.

Sevgilisinin giyimine karışan erkek

Okur Simone sormuş :

hocam kıskançlık konusunda ne düşünüyorsunuz? dozu nasıl ayarlamalı? giydiği kıyafetlere falan karışmak hakkında görüşlerinizi merak ediyorum.

Çok sorulan bir soru bu. Bunu sıklıkla “abi kız arkadaşım bana giyimime karışamazsın dedi neyleyim?” gibi ileri evrelerde soranlar da var.

Bu soruyu soran adamlarla biraz konuşursanız, %90’ında sorunun aslında çok daha derinlere ve öncelere gittiğini görürsünüz. Eğer şimdi bahsedeceğim daha önemli hatayı yapmasalardı, %90’ının bu soruyu sormak zorunda kalmayacağını anlarsınız.

Çoğu erkek, ilişki içinde olmayı hayatının en önemli amacı yapmış olmasına rağmen, ya da aslında muhtemelen bu nedenden dolayı, ilişkiye gireceği kadını seçmeyi yeteri kadar ciddiye almıyor. Aslına bakarsanız çoğu erkek için ilişki kriteri, “yeterince güzel bir kadın bana ilgi gösterdi, ben kimim ki daha fazlasını sorgulamaya hakkım olsun” diye özetlenebilecek basit bir şey.

Bu sitede sıklıkla dile getirdiğim ve en “akıl almayan” ve muhalefetle karşı konulan şeylerden biri de, bir kızla ilişkinin ilk 3 – 4 ayının onu değerlendirme ayları olması gerekliliği. İlk 3 – 4 ayda bu kız benim düşünce ve değerlerimle paralel mi, ilişki materyali mi diye değerlendirme sürecinde olmanız, gereğinden fazla yatırım yapmamanız ve eğer kız testi geçemez ise bırakmaya hazır olmanız lazım. Günümüz feminize edilmiş dünyasında bu lafı duyan çoğu erkeğin kafasında “yeterince güzel bir kız bana ilgi göstermiş, ben ne kadar “şanslı” olduğuma şükrediyorum sen bana kızı test et diyorsun moruk” lafı beliriyor. Yokluktan ilişkiye sarılmak sizin tercihiniz ama sonra gelip de yakınmayın. Sizin beğendiğiniz ve sizi beğenen hatunun sizinle uyumlu olma ihtimali, olmama ihtimalinden daha düşük iken test etmeden atladığınız, hemen sevgilim hayatım moduna girdiğiniz, “şanslı” olduğunuz ilişkide size bol şans.

Her neyse, bu meşhur giydiğine karışma haltının başınıza gelme sebebi de çoğunlukla bu probleme bağlı. Bazı çok kıskanç (ki kendine güvensizlik göstergesidir) adamları bir kenara bırakırsak her erkeğin  tolere edebildiği bir giyim tarzı vardır. Ben mesela kafa olarak muhafazakarlıktan çok uzağım ve kız arkadaşlarım da hep öyle oldu ama benim kız arkadaşımda normal karşıladığım giyimi başkası çok açık bulabilir. Ama bu kız arkadaşım dediğiniz kız ilk 3 – 4 ay farklı giyinip sonra açılıp saçılmıyor. Eğer 3 – 4 aylık değerlendirme sürecinde kızın giyimi sizi rahatsız ediyorsa ve bu sürecin test olduğunu göz ardı etmezseniz bundan olmaz deyip bırakacaktınız. Fakat siz muhtemelen, cicim aylarında söylemeye cesaret edemediniz ve artık bu giyimi ciddi problem yaratmaya başladı.

Bu konuda iki aşırı uç var. Biri aşırı tutucu, kızcağız omzunu açsa “dışarı sinyal veriyor” diye kafayı yiyen uç. Diğeri de “ya rahatım boşver ne giyerse giysin” diyen uç. Ben bu konuda ortanın birçoğuna göre rahat tarafındayım. Yalnız şu gerçeği unutmam, siz de unutmayın, giyim  bir kadının dışarıya “uygunluk” sinyali vermek için kullanabileceği bir araçtır. Bu, kadın her giydiğiyle sinyal verir anlamına gelmez ama böyle bir sinyal vardır. Bu konuda makul olan nedir sorusuna kolay bir cevap yok gibi ama bence bunun cevabı şu :

Kızın kız arkadaşınız olmadan önce ve ilk 3 – 4 ayda baz giyinimi sizi rahatsız etmiyorsa, o giyimden rahatsız edici şekilde açılması muhtemelen sinyaldir.

Yanlış anlamayın, bazı bariz sinyaller vardır tabii. Kukunun altında 1 cm kıç yanağı gösteren şort, iki memenin ortasına inen dekolte, yoga pant ile ya da sütyensiz dışarı çıkmak, vs … Ama bunlar haricinde eğer ilk 3 – 4 ayı değerlendirme ayları sayarsanız ve kızın giyimi sizi rahatsız ediyorsa, kıza karışmanıza gerek yok. Kızı bırakıp gidin. Zaten bu soruları soran adamların çoğunun kız arkadaşım dediği 1 – 2 aydır beraber oldukları kız.

Burada çerçeve kavramını bir daha hatırlatalım. Sizin ilk 3 – 4 ayda kızı test ederken baktığınız şeylerden biri de kızın sorunsuzca sizin çerçevenize girip girmediği. Bazı erkekler maskülen – alfa davranışı kızı zorla kendi çerçevesine sokmaya çalışmak sanıyor. Eğer maskülen ve yüksek değer gösteren bir erkekseniz elbette ki bir kız sizin çerçevenize girmeye, soya oğlan çocuğunun çerçevesine girmekten çok daha fazla istekli olacaktır ama bir kızın sizin çerçevenizi reddetmesine verilecek alfa tepki, kızı bırakıp ağı başka sulara atmaktır.

Türk Kızı

Bu soruları soran arkadaşlarla ilgili merak ettiğim bir konu var : Türkiye’de giyimine karışmanız gereken kızı nereden buluyorsunuz? Türk kızı ya da aslında dünya kızları çoğunlukla “erkek arkadaşım olsun da isterse beni kısıtlasın” (bunun da bokunun çıkabileceği bir nokta var elbet) modunda insanlar. Tekrar soruyorum siz bu kızları nereden buluyorsunuz?

20 yıldır ilişkiler dünyasındayım, bunun ilk yarısını da mavi mavi masmavi bir kafayla geçirdim ve 20 senede sevgilim diyebileceğim 10dan fazla hatun olmuştur. Bunlardan giyimimini bana göre düzeltmeyeni olmadı. Bu kızların hepsi de kafa ve aile olarak muhafazakarlıktan uzak kızlardı (bazıları yabancı idi). Türk kadını sana sevgili olarak ilgili ise zaten çaktırmamaya çalışarak senin tolerans seviyesini kendisi bulur.

Örneğin üniversitede o zamanki kız arkadaşım ile dışarı çıkacağımız birgün onu okuduğu İstanbul üniversitesi civarında yurdundan aldım. Kızcağız aşağı indiğinde elinde bir şal vardı. “Mahmut omuzlarım çok açıksa bu şalı takayım mı?” diye sordu ben de gerek yok deyince geri odasına bırakmıştı. Bu kızlayken gayet betaydım ama en azından bazı kriterlerim vardı. Şimdiki kız arkadaşım giyim konusunda ağzımı açmamama rağmen başlarda giyeceği şeyleri bana soruyordu. Mesela üniversitenin ilk yılında benden hoşlanan güzel bir kız vardı bölümde, giyimi çok açık diye istememiştim. Vs … vs … Ki tekrar ediyorum, kafa olarak liberal bir adamım.

Gerçekten bazı yorumları okurken “siz bu kızları nereden buluyorsunuz?” lafı çok aklımdan geçiyor. İnstagramda 1000 takipçinin altında takipçisi olmayan kırmızı alarm manyağı hatunlara mı yürüyorsunuz?

Bana karışamazsın

Bu ilk 3 – 4 aylık test süresi mantığını takip edip gerekirse kızı bırakacak güce sahipseniz 90% bu sorunla karşılaşmazsınız. Ama tabii sonradan açılıp saçılan ve karıştığınızda size kafa tutan kıza karşı ne yapacaksınız?

Öncelikle ultimatom vermeyin. Bunu sürekli tekrarlamak gerekiyor ama ultimatom vermeyin derken ağzınızı açmayın demiyorum. Öncelikle kızın normalde bir bakışınızla bunu anlaması lazım (bu dediğim size yabancı ise, hayatınızda kızın sizin gözlerinizdeki ifadeye bakıp kendini düzelttiği böyle normal bir ilişki yaşayamamış iseniz sizin çok daha temel bir probleminiz var). Eğer bu olmuyorsa, kızı bir kere “bu giyimin çok açık” diye uyarın. Ultimatom, bir daha böyle giyinirsen şu şu olur diye tehdit etmektir. Eğer bir daha öyle giyinirse ne yapacaksanız, onu bir daha öyle giyinirse YAPIN! Söylemeyin, tehdit etmeyin. Çoğunuz zaten tehdit ediyorsunuz ama bir daha olursa yapamayıp küçük düşüyorsunuz. Ne yapalım diye bana sormayın, bir daha böyle giyinirsen şunu yaparım diye aklınızdan geçen şeyi söylemeyin yapın.

Bu tavsiyeyi pasif – agresif tepki olarak algılayıp uygulayanınız çıkacaktır. Yani kıza ultimatom vermeyip bütün gün başka hırlıklar çıkarıp kızın anlamasını bekleyen olacaktır. Bundan bahsetmiyoruz. Mesela kızı almaya gittiniz, kız çok açık giyinmiş olarak geldi. Bakışınızdan da çakmadı. Kıza “bu kıyafet çok açık” dediniz. Kız kendiliğinden çıkıp üstünü değiştirmedi. Ağzınızı kapatıp bütün gece somurtmanızı ve trip atmanızı tavsiye etmiyorum. “Üzgünüm, bu kıyafetle çıkacaksan beraber çıkmıyoruz” diye kızı orada kibarca bırakıp gitmenizden bahsediyorum. Eğer kızla evinden uzakta buluştuysanız, kız geri dönüp üstünü değiştiremez tabii. O zaman da kafanıza takmayıp geceyi normal geçireceksiniz, yapacak bir şey yok ama bir daha olursa o otobüs durağında bırakıp gidin.

Bu süreçte kızın ağzından “bana karışamazsın” lafını duyarsanız, rahat olun. Kız haklı, ona karışamazsınız. İstediğini giyer, istediğini yapar. Kızı terk edeceksiniz o nedenle de rahat olun. “Haklısın sana karışamam” deyin (içinizden ya da kıza) ve düşünün, bu lafı duyduğunuz hatun ile beraber devam etseniz ne olacak?

Bu shit test mi diye soran var? Shit test ama tehlikeli bir shit test, yani kadının erkeği artık çok daha az önemsediği için kaybetmeyi pek önemsemeden yüksek perdeden yaptığı shit testlerden.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Ödeyeceğin bedeli seç

Allah’ın Aslanı rumuzlu okuyucu sormuş :

Selam Mahmut abi, uygun yazinin bu oldugunu düsündüm.

Gecici olarak günde 8 saat calismaya basladim ve vaktin cok kisitli oldugunu daha iyi farkettim. Acikcasi isten sonra kalan az vakti insan ister istemez iyi degerlendirmeye sartliyor vakit az oldugundan. Yalniz su var, ömür boyu günde 8 saat calisacagimi düsününce iliskiler konusunda ugras vermenin, spora gidip vakit ayirmanin degecek bir sey oldugu konusunda süpheye düsüyorum. Spor günde en fazla 1.5 saatini alabilir diyebilirsin ama o 1.5 saat bile cok degerli oluyor kisitli sürenin icinde. Isten yorgun argin geldikten sonra ayaklarimi uzatip birami yudumlarken keyif yapmak varken neden spor salonunda demirlerin icinde mücadele etmeliyim? Sunu sordum diye senden firca da yiyebilirim ama bilemiyorum. Belki mgtow olanlar hakli …

Bu ciddi bir konu ve çok sık içine düşülen bir yanılgı. Forumlarda görüyorsunuz, kadın – erkek ilişkileri ile ilgili ne tartışılırsa tartışılsın, daha 3 – 5 yorum geçmeden biri çıkıp “ya hacı kadınlardan uzak durun, derdiniz tasanız olmaz” diyor. Bazı açılardan doğru gibi görünen bir önerme bu. Mesela çalışma olayını düşünelim.

Gerçekten MGTOW yaşarsanız kendinize bakmak için çok çalışmanıza gerek yok. O zaman neden olmasın?

Çoğunuzun anlamadığı nokta, hangi yolu seçerseniz seçin bir bedel ödeyecek olduğunuz. MGTOW seçseniz de bedel ödeyeceksiniz, evlenseniz de. Spor salonuna gitmeyi seçseniz de bedel ödeyeceksiniz, biranızı yudumlayıp yan gelip yatmayı seçseniz de.

Bana bazen kırmızı hap – mavi hap kavramları, aslında bedensel ve duygusal olarak yetişkin erkek ile oğlan çocuğu ayrımına bizim bulduğumuz cafcaflı tanımlar gibi görünüyorlar. Yetişkin bir erkek olarak hayatta ne yöne giderseniz gidin bir bedel ödeyeceğinizi bilmeniz lazım. Bedel ödememeyi, fedakarlık yapmamayı seçemeyeceğinizi, sadece ödeyeceğiniz bedeli ve yapacağınız fedakarlığı seçme lüksünüz olduğunuz bilmeniz lazım. Evet tekrar ediyorum bunu kafanıza sokun :

Gitmeyi seçeceğiniz her yönün gerektirdiği bir bedel ve fedakarlık var. Fedakarlık yapmamayı seçemezsiniz, sadece gideceğiniz yönü ve yapacağınız fedakarlığı seçebilirsiniz.

MGTOW olurum hacı, karı – kız yok rahat rahat yaşarım diyenler – ki genellikle bu konuda konuşacak zerre tecrübesi ve bilgisi olmayan 25 yaş altı oğlan çocuklarıdır kendileri -o yolun da bir bedeli olmadığını sanıyorlar. O bedeli bilseler çoğu göze bile alamaz. Bir laf vardır : herkes aslan olmak ister ta ki iş aslanın aslan olmak için yaptığı şeyleri yapmak zorunda kalana kadar!

İlişkilerden ve kadınlardan uzak durmanın yanlızlık, biyolojik üreme dürtülerine sürekli karşı gelmek zorunda olmak, hayatın en temel ihtiyaç ve güzel zevklerinden biri olan sekstten mahrum kalmak, vs … gibi bedelleri var. Kadın – erkek birbirlerinden farklı ama birbirleri ile uyum içinde olurlarsa oldukça doyurucu bir yaşam kurabilecek varlıklar, bu ihtimali çöpe atmak var. Bakın ben arkadaş çevremde çocuk yapmaktan ve evlilikten en uzak adamdım ve çocuğum olduktan sonra bile söyleyebilirim, çocuksuz da olabilirdim. Ama çocuk hayata büyük renk katabiliyor, bundan mahrum kalmak var.

Spor evet bedel ister ama koltuk patatesi olarak yaşamanın da sana kalp damar hastalıkları gibi bir ton bedeli var. Bugün toplum oldukça stabil diye bu lüksü sürdürebileceğini sanarsın ama yarın dünya tepek taklak olduğunda ilk sen gidersin mesela. Ben biraz kafa olarak buna müsaitim ama her uygarlığın yıkıldığı kıyamet filmi izlediğimde aklıma gelir : lan şimdi burada ne kadar şeker hastası varsa ilaç bulamadığında komaya girip ölecek!

Mavi haplıyken kırmızı hap gören çoğu erkeğin MGTOW ile flört etme nedenlerinden biri de bence budur. Fişe takılı oğlanın mavi haplı aşk, oneitis, bekleyeyim gelecek, vs … peri masallarına bakarsanız, hepsi bedelsiz (performans yükü olmadan elde edilen idealize aşk) pembe düşler. Bu çocukların yetişkinliğe adım atmak yerine bedelsiz yollar araması ve bedelsiz sandıkları MGTOWa yönelmeleri şaşırtıcı değil.

Kısacası, seçtiğiniz yolda bedel / fedakarlık göremiyorsanız, henüz seçim yapacak olgunluğa sahip olmayan saf birisiniz demektir. Her yolun artıları ve eksileri vardır. Seçtiğiniz yolun da arkanızda bıraktığınız yolun da hem getirilerini hem de götürülerini tartın. Bundan sonra MGTOW da seçseniz  evlilik de seçseniz, gözü kapalı seçim yapan ve hayal dünyasında yaşayan oğlan çocuklarına göre daha iyi bir hayat yaşarsınız.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Sevgili varken tabak çevirmeye kalkmak

Kyder rumuzlu okuyucu şunu göndermiş :

Mamut abi başıma çok trajikomik bir olay geldi anlatayım da herkez önlemini alsın.

Benim normalde bir kız arkadaşım vardı fakat tabak tabaktır diyerek konserde gördüğüm güzel bir kıza set açtım. Başarılı da oldum. Numara aldım, kızı omuzuma bindirdim. Her şey efsane gidiyordu. 2 gün sonra öğlen kızı aradım kız açmadı. Akşam kız whatsapdan yazdı ki ben açamadım dersteydim falan dedi. Meşguliyetten 2-3saat sonra kıza cevap verdim her şey güzel konuştuk güldük eğlendik. Hatta date bile ayarladık.

Bu olaylardan 45dk sonra sevgilimden mesaj geldi. Bana anlatmak istediğin bir şey var mı diye?Ben ne olduğunu anlayamadım ama kız bir şekilde öğrenmişti. Bana whatsaptan konserdeki kızla olan fotoğrafı(çekildiğinden haberim bile yok) ve kızla olan konuşmalarımın ekran görüntülerini attı.Sonra bir arkadaş vasıtasıyla öğrendik ki konserdeki kız benle olan konuşmalarını ve fotoğrafı bir wp gurubuna atmış “Ben bu çocukla konuşuyorum nasıl çocuk kızlar?” babında ordan da benim manitanın(artık eski manitanın) arkadaşın arkadaşı mı ne görmüş. O da beni biliyormuş.Vesselam bu bizim kıza ulaşmış.Konserdeki kız da gitti eldeki manita da.Bir topla iki gol yedik…

Anladım ki eğer sıçtıysak durumu kurtaymaya çalışmak yerine evet böyle oldu diyerek en azından konserdeki kızı kurtarabiliriz.

Bazı tedirginliklerim var mahmut abi şimdi hangi kıza yürüsem bir şekilde bu olayı öğrenecekmiş gibi geliyor.Kız whatsap gurupları gözümü korkutuyor.

Bu yazının başlığı, arkadaşın bana attığı e-postanın başlığı değil. Arkadaş tabakların çatışması demiş ama o yanlış bir başlık. Burada tabaklar yok, kız arkadaş ve tabak var. Arkadaş bizim Tabak çevirme ile ilgili yanlış anlamalar okumamış anlaşılan ki soruyor :

Tabak çevirmek ve aldatmak

“Abi tabak çevirme yazılarını okudum ve tavsiyene uyacağım. Kız arkadaşıma yakalanmadan nasıl tabak çeviririm biraz tüyo versene …” Ya da “abi tavsiyen güzel de şimdi kız arkadaşım var vicdanen ona bunu yapamıyorum. Bana bir yol göster”.

Ben bütün o yazıları çevirdiğim için her kelimesini okudum. Rollo Tomassi ve bu sitede biz tabak çevirin derken kız arkadaşınızı ya da karınızı aldatın tavsiyesi vermiyoruz. Tabak çevirmek, uzun süreli ilişkiye alternatiftir, paralelinde yapılacak bir şey değildir. Ha hiç mi şeytana uymadık. Uyduk bazen ama bu aktif arayarak yaptığımız ya da övündüğümüz hele hele tavsiye edeceğimiz bir şey değil.

Eğer ilişkiden memnun değilseniz, ilişkiyi bitirin ve tabak çevirin. Paralelinde çevirmeyin. Bunun tek istisnası, karısı kendisi ile seks yapmayan amcalardır. Onlar çevirmeyip ne yapsın?

Bazı tedirginliklerim var mahmut abi şimdi hangi kıza yürüsem bir şekilde bu olayı öğrenecekmiş gibi geliyor. Kız whatsap gurupları gözümü korkutuyor.

Olur tabii kız arkadaşım dediğin kızı aldatıyorsun. Eğer sadece tabak çevirsen tedirgin olmazdın zira kimseye bir bağ sözün yok. Bu arada tabak çevirmeyi kız arkadaşına / karısına korku oyunu olarak kullanmaya kalkacak arkadaşlar, çoğunlukla burada olduğu gibi terk edilirsiniz.

No More Mr. Nice Guy yazarı Dr. Robert Glover ile yayın çevirisi

Richard Cooper’ın Dr. Shawn Smith ile hazırladığı Before The Train Wreck serisine bu hafta No More Mr. Nice Guy kitabının yazarı Dr. Robert Glover katıldı.

Dr. Robert Glover : İlişki (dating) insanoğlunun DNA’sında olmayan bir şey. Çıkmak, flört etmek hatta uzun süreli tek eşli ilişki bile DNA’mızda yok. Romantik ilişki Batı toplumunda son birkaç yüzyıldır varolan bir şey. Doğu kültüründe bu yok, hala görücü usulü evlilik var.

Olay şu ki genç erkekler olarak bize nasıl ilişki yaşayacağımız öğretilmiyor. Bunu bize babalarımız öğretmiyor o zaman kimden öğreneceğiz? Ama kendi kimliğimizi kız arkadaşımız olup olmadığına bağlıyoruz. Ve birden bire Dünya üzerindeki tüm kadınlar  – en azından çekici bulduğumuz kadınlar – bizim sevilebilir bir kişi olup olmadığımıza karar veren kişiler haline geldi. “Eğer kız arkadaşımız yoksa o kadar da sevilebilecek biri değiliz demek ki.” Eğer kız arkadaşımız varsa, onun kötü davranışlarına katlanmalıyız zira onu kaybedersek bu bizim sevilemez biri olduğumuzu ispatlar.

Burada tarumar olmuş bir işletim sistemimiz var ve ben normal bir insan mıyım sorusuna tamamen benim bir kadını hayatıma çekip çekememem üzerinden karar veriyor. Dışarı çıkıp tanımadığımız kadınları etkilemek bizim DNA’mızda olmadığı ve bize de bunu yapmayı öğreten kimse olmadığı için temel olarak içinde kazanan olamayacağımız bir paradigma yaratıyoruz.

“Eğer kız arkadaşım yoksa sevilebilir biri değilim ama sevilebilir biri değilsem nasıl kız arkadaş edineceğim?” Bu döngü insanı dibe çeken bir sarmal haline gelebilir.

Richard Cooper : Bir erkek bu problemden nasıl kaçınabilir? Rollo’nun dediği gibi kendilerini zihin merkezlerine koyarak mı?

Dr. Robert Glover : Bunu “ben ben ben” diye içselleştiremezsin. Danışmanlık yaptığım ve kadınlarla bağlantı problemi olan birçok erkeğin en büyük problemlerinden biri sürekli kendi kafalarının içinde olmaları. Sürekli “aptal gibi mi görüneceğim, aptalca bir şey yapar mıyım, bunu yanlış yapıyor muyum, reddedilecek miyim, benden hoşlandı mı, …” diye düşünüyorlar.

Shawn bu konuda ek şeyler söyleyebilir ama bu erkeklere terapi yardımcı olabilir. Bir yöntem bu. Olduğumuz gibi kabul gördüğümüz gruplar bulmak ve buralarda onaylanmak olabilir. Biliyorsunuz “ben normalim” demek ve onay için kadınlara ihtiyaç duymamak. Hepimiz biliyoruz ki kadının hakkımızdaki düşüncesi kendi ruh haline göre değişir ve özdeğer için değişken ruh halinde birinin onayına ihtiyaç duymak gerçekten çok sallantılı bir hayat demek.

Dr. Shawn Smith : Richard, ikimizin sıklıkla karşılaştığı şeylerden biri de problemleri ile ilgili bizi arayan erkeklere “tamam da senin hayatında misyonun, hedefin ne?” diye sorduğumuzda, bu kadına olan ilgisi nedeniyle hedefinden şaştığını ve hedefini artık göremediğini görüyoruz. Özdeğeri bu şekilde dışarıya havale etmek hayatını raydan çıkarmanın en hızlı yollarından biri.

Soru : No More Mr. Nice Guy kitabındaki “gizli sözleşmeler” kavramından bahseder misiniz?

Dr. Robert Glover : Birçok kişi bana No. More Mr. Nice Guy kitabındaki en önemli derslerden birinin gizli sözleşmeler (covert contract) olduğunu söyledi. İyi çocuklar temel olarak 3 adet gizli sözleşmeye göre hareket ederler. Gizli derken hem iyi çocuğun kendisi bilinçli olarak farkında değildir hem de iyi çocuğun etrafındakilerin bu sözleşmelerle ilgili en ufak fikri yoktur. Yani ailesi, kız arkadaşı, iş arkadaşları, vs … bu sözleşmelerin varlığından haberdar değillerdir.

Gizli sözleşmelerin 3’ü de “eğer … öyleyse …” şeklindedirler. Hepsi karşılık bekleyerek ver şeklindedir.

1. Gizli sözleşme : Eğer iyi çocuk olursam benden hoşlanır(lar) ve beni sever(ler). Birçok erkek için bu sonunda (kadınla) yatarım şeklindedir. Eğer iyi çocuk olursam hoşlandığım kadın benim iyi çocuk olduğumun farkına varır ve benden hoşlanır ve sonunda benimle seks yapar.

2. Gizli sözleşme : Eğer onlar sormadan ben diğerlerinin ihtiyaçlarını karşılarsam, ben sormadan onlar da benim ihtiyaçlarımı karşılarlar.

3. Gizli sözleşme :Eğer herşeyi doğru yaparsam problemsiz ve tasasız bir hayatım olur.

Hayatı bu gizli sözleşmelere göre yaşamanın getirdiği bazı problemler var tabii. Birincisi böyle yaşamak oldukça çocukça ve disney masalı tarzı düşünmek demek. Ama bir diğer problem de kimse bu sözleşmelerin farkında değil! Bu nedenle diğer insanlar “sözleşmenin” kendi taraflarını ihlal ettiklerinde ki iyi çocuk bunu bilir ve sürekli “ben şunu yaptım, bunu yaptım” diye bir liste ve skor paneli tutar ve “ama bu takdir edilmedi, şunun karşılığı verilmedi, vs …” diye not alır durur. Bu nedenle de iyi çocuk yaptıkları ile almaya hak kazandığı ama alamadığı herşeyle ilgili zamanla dünyaya ve Tanrıya kin beslemeye başlar ve öfkeli hale gelir.

Problem şu ki bütün bunlar masallarda yaşamakla alakalı. Biliyoruz ki gerçek hayatta istediğiniz kadar düzgün biri olun herkes sizden hoşlanmayacaktır. Ve tabii ki herkes sizinle yatmak istemeyecektir. İnsanlar için bir şeyler yapıp onların da aynı şekilde karşılıksız bir şeyler yapacağını beklemek çocukçadır. Zira yetişkin demek zaten kendi ihtiyaçlarının karşılanması, isteklerinin yerine getirilmesi ve davranışları konusunda 100% sorumluluk alan kişi demektir. Yani bir yetişkin olarak ihtiyaçlarımın nasıl karşılanacağını bulmak ve çevremi ihtiyaçlarımı karşılayacak insanlarla doldurmak benim kendi sorumluluğum. Ve son olarak da her şeyi kitabına göre yaptım diye dertsiz tasasız bir hayat beklemek gerçek hayatta karşılığı olmayan bir şey. Problemsiz bir cennette yaşamıyoruz, kaotik ve kontrolümüz dışında olayların  olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Sonuç olarak bütün bunlar iyi çocuğu çocukça hayallere saplanmış kalmış, hayal kırıklığı içinde, öfke ve kinle dolu biri yapar. Bu da onların kafalarını allak bullak eder zira iyi çocuk olarak hiçbir zaman öfkelenmeyeceklerini düşünürler ama birçok iyi çocuk sürekli bir öfke içinde yaşar. Zira kimse gizli sözleşmelere uymamaktadır.

Dr. Shawn Smith : Robert sence birçok erkek nasıl oluyor da bu tip gizli sözleşmelere göre yaşar hale geliyor? Yani belli bir olgunlaşma aşamasını geçemeden çocukça bir masal dünyasına saplanıp kalıyorlar?

Dr. Robert Glover : Bence bunun iki nedeni var. Birincisi muhtemelen çocuk yaşlarda ebeveynlerimizle başlıyor. Anne ve babalara suçu yüklemeye çalışmıyorum ama aile terapisi yaparken anne ve babalara sık sık “ebeveyn olarak hedefleriniz neler” diye sorardım. “Çocuğunuzu yetiştirirken hedefiniz ve amacınız nedir?”. Ve çoğu anne – babanın bu konuda hiçbir fikri yok. Temel olarak çocukları kendilerini çıldırtmasın yeter modundalar. Ama ebeveynlere şunu söylüyordum : sizin işiniz, çocuğunuzla beraber çalışarak onun birkaç aylık olduğu yaştan yetişkinliğine kadar onu tam fonksiyonlu, sorumluluk alan ve mutlu bir yetişkin olarak yetiştirmek. Para yönetiminde arabanın deposunu doldurmaya, hazzı ertelemekten işleri yapıp bitirmeye kadar bir sürü şey öğrenmeliler. Kendilerini disiplin altına almayı öğrenmeliler. Ve çocukluğumuzda bunlar bize öğretilmez ise ve öğretecek mentörlerimiz, kabilemiz, koçumuz ya da askeri birliğimiz yoksa  … bu konuda çok kullandığım tabirle anaokulu seviyesinde takılıp kalırız.

Ot çekeriz, TV izleriz, internette geziniriz, bilgisayar oyunu oynarız, porno izler mastürbasyon yaparız ve sonra neden kız arkadaşımız yok ya da işler istediğimiz gibi gitmiyor şaşar dururuz. Zira onları yetişkin yapacak hiçbir şey yoktur ve … bu konuda erkekleri suçlamıyorum. Bir kabilemiz yok, erkekliğe geçiş ritüelimiz yok, babalarımız oğullarının maskülen bir yetişkin olarak yetiştirilmesini sallamıyorlar.

Richard Cooper : Kadınlar da erkekler gibi gizli sözleşmeler yaparlar mı?

Dr. Robert Glover : İnsanlar bana sıklıkla “iyi kızlar” diye bir şey var mı diye soruyorlar. Ya da kadınlar için bir kitap yazacak mısınız diye soruyorlar. Kadınların karşılıklı bağımlılığı konusunda tonlarca kitap var ama ben kitabı yazdığımda erkekler için tek bir kitap yoktu.

Muhtemelen çoğumuz gizli sözleşmeleri küçük birer erkek çocuk iken kadınlardan öğrendik. Çoğumuz bu şekilde yaşamayı muhtemelen kadınlardan öğrendi.

Çoğu iyi çocuk hala anaokulunda yaşıyor. Çoğu erkeğin hayatını düşünürseniz, en erken yaşlarda annemizin etkisi büyük sonra anaokulunda kadın öğretmenler ve sonra ilkokulda yine kadın öğretmenler, vs … Çoğumuz direkt ve açık olmak, sorumluluk almak gibi şeyleri öğretecek güçlü ve maskülen bir etki göremeyiz.   O kadar fazla oranda feminen bir kültürde yaşıyoruz ki – ben buna “anaokulu” diyorum – ve kadın onayı peşinde koşuyoruz ki oğlan çocukları erkek olamıyorlar. Ve nereye baksan bunu görebiliyorsun. Ortalık pasif ve kadın kıçı yalayan erkek dolu. Eğer bir kadınlaysalar ipler o kadının elinde. Zira kimse bu çocuklar maskülen bir yetişkin olarak yetiştirme işini üstlenmiyor.

Dr. Shawn Smith :Evet ve ofisimde her gördüğümde beni şaşkına uğratan şey de kadın bir aşamada bu adamdan tiksinmeye başlıyor. Başlangıçta çok çekici bir erkek gibi görünse de işler ilerledikçe kadın mutsuz oluyor.

Dr. Robert Glover :Evet ve çiftlerle çalışırken sıklıkla gördüğüm bir çaresizlik durumu bu. Kadın “aslında çok iyi biri, herkesin her işine koşar ama ona ulaşamıyorum, bana doğruyu söylemiyor, ne düşündüğünü, ne hissettiğini ve ne istediğini söylemez, pasif – agresif, her şey patlama noktasına gelene kadar içinde kalır ve patladığında da işleri düzeltmek için yalvarır, vs ….” Ve kadın “tüm kararları vermekten, ipleri tutmaktan ve ona sırtımı yaslayamamaktan yoruldum” der.

Erkek hala anaokulunda kadın onayı peşinde takılıyorsa sürekli memnun etme peşindedir ve çoğu kadın küçük oğlan çocukları ile birlikte olmak istemezler. Kendi enerji ve güçleri ile başedebilecek ve “arada” kararları verebilecek bir yetişkinle birlikte olmak isterler.

Richard Cooper :Peki şunu sorayım : iyi çocuk / efendi adam mı yoksa götün teki piç mi? Hangisi daha iyi, erkekler hangisine yakın olmalı?

Dr. Robert Glover : Hahahaha. Aslına bakarsan ben “efendi adam mı piç mi” paradigmasından farklı bir paradigma önereceğim. Bunu yeni kitabımda da yazdım. İnsanoğlu doğası gereği olaylara siyah – beyaz bakan bir varlık. “Biri çıkıp da erkeklere iyi çocuk olmamalarını öğreten bir kitap yazdı ise onlara götün teki olmalarını öğretiyordur.” Temel aksiyomum şu : Çoğu iyi çocuk aslında götün teki piçe (asshole jerk) bir tepki olarak iyi çocuk olmuşlardır. Ben bunu korku ve kaygıya karşı “savaş – dona kal – kaç reaksiyonu” çerçevesine sokuyorum. Göt herif piç savaşçıdır, fiziksel olarak egemen, sözel olarak zorbadır. Çoğu iyi çocuğa küçüklüklerinde anneleri ve diğer kadınlar tarafından “aman o adam gibi olma sakın” diye öğretilir. İyi ol, efendi ol denir. İyi çocuk ise bu götün teki piçe reaksiyon olarak diğer aşırı uca gider ve kendi korku ve kaygıları ile başa çıkmayı “dona kalma – kaçma” şeklinde yönetir. Silik bir profil çizer, çatışmadan kaçınır, vs … Götün teki piç de ayak paspası iyi çocuk da aslında korku ve kaygılarını yönetmeye çalışıyorlar …

Bir erkek çıkıp “ben iyi çocuk olmak istemiyorum ama götün teki piç de olmak istemiyorum, ve mutlu bir orta nokta bulmaya çalışıyorum” dediğinde benim cevabım şu : bu iki ekstrenm işlev bozukluğu arasındaki denge noktası nerede bilmiyorum!

Yani mutlu bir orta yol aramıyoruz ama bunun yerine paradigmayı yeniden tanımlamaya çalışıyoruz. Erkekler kaygı ve korkularını dışlarında olan şeyleri yönetmeye çalışarak değil içlerinde yatıştırmayı öğrenmeleri paradigması. “Ben ne istiyorum, istediğimi nasıl elde ederim” gibi sorular sormaya ve kendi kendini onaylayan ve özdeğeri dışarda aramak yerine içinde arayan biri olma paradigması.

Yani ağlak bir kapı paspası olmaktan götün teki piç olmaya evrilmiyoruz. Onun yerine seviye atlıyoruz ve yetişkin biri olma ile ilgili yetenekler ediniyoruz.

Dr. Shawn Smith : Sağlıklı bir kadın genellikle kendi değerlerini takip eden, kararlarını hatun veya başka biri hakkında ne düşünüyora göre değil kendi değerleri ve misyonu çerçevesinde veren bir erkeği tercih eder. Hayatta bir şey başarmaya ve evrene bir çentik atmaya çalışan bir erkeği. Bu iyi çocuk veya piç olmakla değil mantıklı ve rasyonel kararlar verebilmekle alakalı.