2. discord faciasının ardından …

Geçenlerde discord grubu ile ilgili şunu yazmıştım :

Hele şu ilk discord grubunda şahit olduğum çoğunluk yok mu! Arada iki üç olgun ses ama çoğunluk az çok kızlara ve kızlarla başarılı betalara kıskançlık kusmaya gelmiş omega gamma adamlar. Ona buna beta alfa rütbesi, sen betasın ben alfayım vs … Ezeceksin, köpek edeceksin, üstünlüğünü göstereceksin, köpek çekeceksin vs … vs … He ya emin olsunlar ezerler.

MIT son discord faciasını şöyle özetlemiş (ikinci gruba bir kere bile girmedim) :

Mahmut abi tam da bu discord grubunda yasanilanlardan dolayi sizden bir ricada bulunacaktim isterseniz bu yorumu ayri bir yaziya tasiyip cevaplandirirsiniz isterseniz de burada(yazi olmasi cidden cok daha iyi olur). Ben discord grubunun adminlerindenim. Sitenin de müdavimlerindenim haliyle (daha once nerdeyse hic yorum atmiyordum cunku gerek gormuyordum zaten yeterince izahat var diye). Muhtemelen de o “gruptaki birkac olgun ses” diye bahsettiklerinizden de biriyim. Sitenin takipci kitlesinin bircogu discord grubumuza girdigi icin okuyucu kitlesi hakkinda ister istermez bilgi sahibi olduk. Anlatacagim olaylarin baslangici sizin alfaligin ne olduguna dair cevirdiginiz yazilar ile basladi. Bastan kendimi soyle izah edeyim anlattiklariniz yanlis degil ama yanlis anlasiliyor. Yani efendi olmak/iyi olmak demek sunepe ezik cesaretsiz hayata karsi durus sahibi olamamis bir kisilik olmak gibi algilaniyor. Zaten bu algi sizin Dark triad dosyasini acmanizla da doruklara ulasti. Bircoklarinin kafa yapisi pozitif maskulenitenin muphem ve ornegine somut olarak da pek rastlanilmaz bir kavram oldugu (olmayacagini soyleyenler bile gordum), hatta alfa denilebilecek tiplerin de ancak “Dark Triad” kafa yapisindan olabilecegi gibi sacma sapan yerlere kaydi. Birakin ergenleri 20lerinde akli basinda sandiklarimiz bile bu tip hareketler sergilemeye basladilar. Birbirlerine “abilik” taslamalar, 8-10 yas buyuklere bile sokak arkadasi gibi hitap etmeler, “baskasinin cercevesine girmemek”(!) icin {hata yapti mi alttan alirsa veya biri ikaz etti mi hatasini kabullenirse hazretler baskasinin cercevesine girmis oluyorlarmis} normal bir sohbette bile harakete varabilecek sozler sarf etmeler/asla hatalarini kabullenmemeler {kafalarindaki alfa erkekler(!) hata da yapsa kabullenmezmis, yani sicarsa temizlemez sivarmis}, birisi yardimci olmaya kalksa benim senin aklina mi ihtiyacim var git isine ayaklari ve benzeri bircok sacmalikla karsilasmaya basladik. Tum bunlarin yegane sebebi kendilerince mucizevi çare, en kestirme yol olarak gordukleri dark triad denilecek bir kişiliğe bürünmek. Bu sayede mıknatıs gibi kızları çekeceklermiş, acımayıp ezeceklermiş, köpek edeceklermiş, aldatacak hatta yeri gelecek baslarindan def edecek ama o derece alfa olacaklarmis ki kiz yine köpek gibi ayaklarina gelecekmis filan ahahah. Abi vallahi en ufak abartı yok bu anlattıklarımda. Nolur rica ediyorum şuna dair özel bir yazı yazın. Farklı farklı yazılarda ve yorumlarda cevaplar verdiniz bu kafalarla sağlam alay ettiniz ama parçaları birleştirip de ders çıkartabilecek tipler değiller. Lutfen buna dair özel bir seri yapın. Bu elemanlar dark triad olacağım ayağına “asshole” olmak yolunda ilerliyorlar. Hatta bircoklarinda ne yabanci dil ogrenme gayreti gordum ne fitness yapma gayreti ne de kitap okuma aliskanligi kazanmak gayreti. Sadece game taktikleri almak istiyorlar.(Yani vucut yapmis statu kazanmis ahlak seviyesi yuksek maskulen biri olmak degil de sadece game ile kiz avlamak. Statu ve tip ve derece saglamsa oyun o derece basit oynanir diye bir turlu kafalarina sokamadik. Yani iyi game yetenegi varsa cristiano ronaldo ile denk hatunlar kaldirabilirlermis ? ) Gerçekten ben usandım ve bu yuzden discord grubunda nadiren aktif olmaya basladim. Isin sonu “ne diye durmadan mahmut abiden alinti yapiyorsun o peygamber mi” laflarina filan vardi. Yani hoslarina gitmezse siz de solda sıfırmışsınız :). Mazuratim bunlardan ibaret beni cok iyi anladiginizdan eminim. Simdiden teşekkür ediyorum ve daha çok kişisel gelişim çevirileri beklediğimizi belirtmek istiyorum.

Saygılarımla …

Ben dark triaddan zerre hazzetmeyen biriyim ve sitede 550den fazla yazım var ama bu konuda tek yazı yazmadım. Hank Moody ve SVBG bulaşmasalar iyi ederledi.Dark Triad sevmememin sebebi sadece ahlaki değil aynı zamanda dark triad erkeği alt rütbeye düşüren bir şey.

Şevket’e katılıyorum :

O dark triad çevirileri benim fikrime göre gereksizdi. Dark Triad mıdır ne boktur, kerameti kendinden menkul bu lavukları burada analiz etmenin mantığı neydi? Ortaya “dark triad olucem ben” diyen ergenler türedi.

Dark triad güç değil güçsüzlüktür. Seni erdemli alfaların hapishanelerinde fare gibi yaşamaya yöneltecek bir psikolojisinin nesi beğenilir anlamam. Benim gençliğimde bize ezik sünepeler diye bakan birkaç dark triad tanıyordum. Biri 32 yaşında uyuşturucu artı alkolden ölüp kemiklerine kadar çürüyeli çok oldu, biri hapiste çürüyor diğeri ne yapar bilmem ama sefil bir işte çalışmıyor olsa kesin bilirdim.

Şunu hatırlatayım :

Rollo’ya katılmakla beraber bir şey eklemek istiyorum. Erkeğin kendisini tamamen Alfa siker tarafına odaklaması, erkek için, yaşınız ilerledikçe anlayacağınız bazı sebeplerden tehlikeli. Örneğin “kadının kafasına yumruğu vurup sikecen, işin bitince hemen kapıya koyacan ve arkanı dönüp yatacan dostum” tadında yazan bir sürü kırmızı hap yazarı var piyasada. Bunların bazıları ileri gidip “sabıkan olacak, tehlikeli olacan hacı, gökten başına am yağar” bile diyebiliyorlar. Evet,  şu yazıdaki Corey oğlumuz gibi saf alfa siker modunda takılırsanız gökten başınıza am yağabilir ama bu moda kapılıp da 30larında ser sefil ya da en azından evine yeterince ekmek götüremeyecek bir işte, hayatın başka zevklerini yaşayamayacak gelir grubunda kendini bulan adamlar biliyorum. Tehlikeli, heyecanlı, dolu dolu yaşayacağım derken 20lerinde geberip giden ya da sabıka kazanıp hiçbir eli yüzü düzgün işi olamayan adamları saymıyorum bile.

Corey’e bakınca hemen iki şey aklınızdan geçiyor : Birincisi, bu çocuğa am yağıyordur. İkincisi ise, bu çocuk büyüyünce kendinin bile işine yaramayacak bir adam olacak. Evet, Corey tarzı alfalıkla bolca kadın sikmek zevkli bir olay ama kırmızı hap bu değil. Dahası, kırmızı hapı böyle yaşamak sizi başka ve çok güzel zevklerden de mahrum bırakabilir. Örneğin baba olmak, çocuklarına iyi bir hayat sağlayabilen ve iyi örnek olabilen bir baba olmak. Ya da erkeklerin saygı duyduğu, erdemli bir alfa olup, gecenin ışıklarını lüks bir penthouse apartman dairesinin balkonundan içki içerek izlemek. Yarın dünyanın öbür ucuna uçup, tropik bir adada güzel bir villada yıldızları izlemek. Ne bileyim, bol kaynağı olan, kendi hayatını egemenliği altına almış, erdemli bir erkek olmak işte.

Not : Ben baltamı her zaman yanıma almadığım ya da kız arkadaşımı saçından çekerek değil elinden tutarak eve götürdüğüm için bunlar bana da muhallebi çocuğu derler. İlginçtir ben ara ara discord tarzı yazıları silsem de oradaki omega – gamma yoğunluğu yorumlarda yok. Oraya doluşup yorumlardan neden uzak duruyorlar merak ediyorum.

Şevketin dediği doğru sanırım :

“Discord’taki yoğunluk neden yorumlarda yok”
Çünkü omega-gamma zihniyetli yorumlar yapan ergenleri burda fena haşlıyorsun, çocuklar da gidip bu tür forumlarda saçmalamalarını sergiliyor.

“Siteden attım” dediğin Forever Alpha denen çocuk, kaç defa Discord’dan atılmasına rağmen farklı rumuzlarla tekrar geldi. Adminlere özel mesajdan yalvarıyordu, “benim tek rahatladığım yer burası” felan filan diye. Gerçekten sorunlu, rahatsız kişilikler bunlar.

Doğrudur. Ben yinede çoğunluk olmaktan ziyade sesleri çok çıkan ve bu nedenle diğerlerini sistemden hızlıca uzaklaştıran insanlar olduklarını düşünüyorum. Yani ilk discord grubunda yüzlerce kişi vardı ama bütün muhabbeti ve özellikle de bu tip dark triad hastalıklı muhabbetlerini iki üç düzine adam çeviriyordu.

O dark triadçı, kafaya vurup sikip atmalı, köpek etmeli arkadaşların da kendilerini orta vadede ortalama bir mavi haplıdan daha aşağı seviyeye çekecek saçmalıkları bırakıp kırmızı hap dengesine gelmelerini umuyorum.

Sekse ihtiyacınız var

1985 yılında milli olduğumda, tuvalete gittim, aleti temizledim ve aşağıya inip 7-11’dan bir big gulp aldım. Ne Disney şarkıları şakımak için omzuma mavi kuşlar indi ne de beni ışıklarla yıkamak üzere bulutları yaran bir huzme belirdi. “Çok kötüydü be, kendime saygım kalmadı, bir daha asla yapmayacağım … ühü ühü” de dedim. Seks yapmak çok güzeldi. Trafik ışıkları hala çalışıyordu, otobüs seferleri devam ediyordu ve yemekler hala lezzetli idi.

O günden sonra 40’ın üzerinde kadınla yattım. İlk kez seks yaptığımda 17 yaşındaydım ve son 17 yıldır karımla haftada ortalamada 2 – 3 kez seks yapıyorum (adet gördüğü dönemde de bir oral seks). Seks hayatın çok güzel bir yanı, bazen unutulmazdı, bazen de sadece ihtiyaç karşılamak için yaptığım bir şeydi, ama hiçbir zaman kozmik öneme sahip epik bir deneyim olmadı. Seks insanı bedenen, zihinsel ve ruhani olarak sağlıklı tutan ve en iyi şekilde dengeli bir hayatın önemli bir parçası diyebileceğiniz bir şey. İnsanlar ezoterik önemini idrak edene kadarki zamanda insanlar kendilerini bildi bileli seks yapıyorlardı.

Tom Leykis’in henüz radyoda iken erkek için seksin nasıl bir şey olduğunu anlattığı bir programını izlediğimi hatırlıyorum. Seks işeme ihtiyacı gibidir demişti – eninde sonunda bir yolunu bulup işemen gerekir. Çoğu erkek imkanı varsa temiz ve güzel kokan bir tuvalette sakin sakin ihtiyacını gidermek ister. Ama sıkıştı mı yol kenarında durup da işer ya da berbat bir benzin istasyonu tuvaletinde de. Eninde sonunda işer ama.

Bugünün yazısını yazmama ilham veren şey hristiyan – manosphere blogcularından birinin yakın tarihli bir yazısını okumam. Yazısının ana fikri tekeşli ilişki için bir kadın bulmak, evlenmek, onunla seks yapmak ve beraber çocuk büyütmek.

Bu çoğu beta erkek için bile yapılamayacak bir şey değil. Şu bir gerçek ki bu devirde bir erkeğin tekeşlilik düşünmesi ciddi miktarda kendini kandırma ve / veya inanç gerekiriyor ve kırmızı hap farkındalığı da bu inancı zorlaştırıyor ama istatistiki olarak hala erkeklerin büyük çoğunluğu belli bir yaştan sonra tekeşli ilişkiye giriyor.

Ama bu yazar, dini inançları ve kafasındaki ideal bakire geline ulaşabilemeyecek olmasını düşünmesinden kaynaklanan bir seksizliğe mahkum olduğunu düşünüyor.

Şimdi, daha derine dalmadan önce, bu adamın inançlarının iyiliği veya sınırları konusunda bir tartışmaya girmeyeceğim. Bu yazıya başlamadan önce sadece elemanın hikayesine değinerek bile ahlakçı direğe toslayacağımın farkına vardım. Ama bu yazıda erkeğin (ve bağlantılı olarak kadının) seks ihtiyacına odaklanacağım. Bunu aklınızda tutmaya çalışın.

Koca Kafalar ve Küçük Kafalar

Mavi haplı erkeklerin kırmızı hapı hafife alırken en çok değindikleri şeylerden biri de seks konusundaki bu sahte ve bezgin ilgisizlik:

Tüm bu kırmızı hap ve PUA boku seks ile kafayı bozmuş adamlar için. Kızları yatağa atmak için deli gibi uğraşırken büyük resmi göremiyorlar. Biliyorsunuz sekse ihtiyacınız yok, seks yapmıyorsunuz diye ölmezsiniz.

Bu sözde ilgisizlik çoğu zaman beta oyununa ilişik feminenleşmiş, koşullanmış bir tepkidir. Ana fikir mavi haplının çevresine “ben seks dürtülerini aşmış bir adamım” sinyali vererek kızların bunu duyması (ya da internette okuması) ve kendisinin sikiyle düşünmemesinin nasıl da bulunmaz bir şey olduğunu anlamasıdır. Erkeklerin tümdengelimci mantığı açısından feminenleşmiş erkeğin böyle düşünmesi anlaşılmaz değildir – kadınlar ona sürekli olarak sadece seks düşünen erkeklerden hoşlanmadıklarını söyleyip durur ve o da arzu duyduğu kadınlarla özdeşleşerek “diğer erkeklerden farklılaşmaya” çalışır.

Bu özdeşleşme fikrini satın alan çocuklar genellikle, seksi önemsemeyerek bağlantı kurmaya çalıştıkları kadınlar tarafından sekssiz bırakılırlar. Çünkü en temel seviyede kadınlar kendileri ile birlikte olmak için kendilerini cinsellikten arındıran erkeklerce psikolojik seviyede aşağılanmış hissederler. Kadınlar sözel olarak ne kadar aksini söyleseler de, kendilerini sikmek istediklerini dolaylı sosyal ipuçları ile utanmadan gösteren erkeklerce tahrik edilirler ve egoları tatmin edilir.

“Sekse ihtiyacınız yok” bahanesinin arkasındaki beta oyunudur bu, ama bu mantık sadece bundan ibaret değildir. Teknik olarak beta mantığı doğrudur; eğer seks yapmazsanız, fiziksel olarak, ölmezsiniz. Kendinizi tatmin etmek için mastürbasyon yapabilirsiniz ya da eğer fiziksel bir engeliniz varsa sekssiz bir şekilde varolabilirsiniz ve elinizden geldiğince üretken ve tatminkar bir hayat yaşayabilirsiniz. Eğer neyi kaçırdığınızın farkında değilseniz ve seks yerine koyduğunuz şey işinizi görüyor ise, ne fark eder ki, değil mi? Burada mantık şudur : eğer yemek, su ve hava değilse varolmak için ihtiyacın olmayan bir şeydir.

Mutlakçı bir perspektiften bu mantık bir erkeğin seks yapamamasına bahane olan, tartışma götürmez pozisyonlardan biridir – “kimsenin gerçekten sekse ihtiyacı yoktur, ve eğer ihtiyacın olduğunu düşünüyorsan sekse kafayı takmışsındır ve “küçük kafa” senin düşünme kabiliyetini ele geçirmiştir”. Bu mantık çizgisine göre, giyim ve barınma gibi temel ihtiyaçlar da yaşamak için gereksiz ihtiyaçlar kategorisine sokulabilir ama olay hedonist bir şekilde tadı çıkarılabilecek seks olduğu için, bu konunun özel bir yeri vardır.

Buradaki sağlıksız kopukluk şudur ki insanların sekse ihtiyacı vardır. Seks aktivitesinin (ya da eğer eldeki buysa mastürbasyonun) aşk, duygular, bağlılık, vs … gibi diğer özelliklerini de buna bağlayabiliriz ama temel seviyede vücudunuzun bir şekilde cinsel boşalmaya ihtiyacı vardır. Evet bu ihtiyacı iradenizle bastırabilirsiniz, oruç tutarken ya da açlık grevi yaparken açlığınızı bastırabileceğiniz gibi, ama o irade durumunda bile ipleri elinde tutan ihtiyaçtır. Bir kere açlık, nefes alma ve susuzluk tatmin edildiğinde, insanlar (ve birçok başka tür) için seks, motivasyonu sağlayan en büyük güdüleyicidir. Toplum seks tarafından yönlendirilir, kültür bunun etrafında döner ve kişisel başarılar ve hatta akılalmaz vahşetler bile cinsel ihtiyaçları karşılama güdüsünden kaynaklanır.

Sigmunf Freud “tüm enerjiler cinseldir” diyerek tatmin olmamış cinsel dürtülerimizi başka uğraşlara kanalize ettiğimizi anlatmıştır. En fazla lipido yaratıcısı şey olan testosteron ile dolu cinsiyet olarak erkekler, enerjilerini kanalize etmek için kadınlara göre çok daha fazla oranda dış maceralara ihtiyaç duyarlar. Tarihi olarak erkeklerin temel imparatorluk inşaa edici, fethedici, yaratıcı ve yıkıcı, iyisiyle kötüsüyle insanlığı en çok oranda ileri götüren cinsiyet olması şaşırtıcı mı?

Hayat Deneyimi

Eğer başta bahsettiğim yazarın inançları ve kötü koşullar nedeniyle hayatı boyunca hiç seks yapmadığını okuduğumda ona acıdığımı söylersem kendimi iyi ifade edememiş olurum.  Bu erkekler için çok derin bir üzüntü duyuyorum, bir uzvunu kaybetmiş ya da fiziksel ya da mental olarak engelli şekilde yaşamak zorunda olan birini gördüğünüzde duyduğumuz derin üzüntü gibi. Biri size tatmin edici bir hayat yaşamak için sekse ihtiyacı olmadığını söylediğinde bunun kibir olduğunu düşüneceğinizden eminim. Elleri ayakları olmadan ya da ciddi bir engel ile hayatını dolu dolu yaşayan ve bakıp “tüm engellere rağmen başkaları için kolay olan kaliteli bir hayata sahip” dediğimiz birçok insan olduğu da doğru. Bir maraton koşmak gerçekten takdir edilecek bir başarıdır ama engelli biri olarak bunu başarmak insan iradesinin büyük bir zaferidir.

Bazen sekssiz yaşam inanç gereğidir ama çoğu erkek için bir tercih değildir ve basitçe şartların dayattığı bir şeydir. 30larının sonunda ve hala bakir bir erkekten her yardım isteği aldığımda ciddi şekilde kederleniyorum. Seks sağlıklı insan deneyiminin bir parçası; ona bir anlam yükleseniz de, onun sadece evlilik ve tek eşlilik ile meşru olduğunu düşünseniz de ya da birçok kadınla yatıyorsanız da, aynı fonksiyona sahiptir.

Günümüz sosyal ikliminde uygun bir kadın bulup evlenemediği için hayalkırıklığı yaşayan bloggerın yazısını okuduğumda da böyle hissettim. Bu yazı böyle adamları beklentilerini değiştirmeye ikna etmek için yazılmadı; inançları ve mantığı ile bağlantı kuramıyorum (her zaman seksten zevk aldım ve bu zevkten de hiç suçluluk duymadım) ama bir kadınla yakınlaşmak ve cinsellik yaşamak için duyduğu derin isteği anlayabiliyorum. İnançları nedeniyle sağlıklı bir insan deneyimi ona yasak ama bu onun arzularını yok etmiyor.

Sekse ihtiyacı var.

Çeviri : You need sex

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.

Baban kim? Küresel biyolojik baba olmama oranları

Başkasının çocuğunu bilmeden yetiştirecek şekilde boynuzlanmak erkeklerin karşılaşabileceği evrimsel olarak en önemli tehlikelerden biri, özellikle de insanların çift – ebeveynli bir türe ait olduğu (çocuklar her iki ebeveynden de oldukça büyük miktarda yatırım istediği) düşünülürse. Cinsel davranışlardaki cinsiyete bağlı çeşitli farklılıklar çocuğun kendine ait olması konusundaki belirsizliğe bağlanabilir, öyle ki başkasının çocuğunu yetiştirecek şekilde boynuzlanmanın dünyada ne oranda olduğu sorusu, sorulması uygun bir soru. DNA test teknolojisindeki görece yeni ilerlemeler sayesinde, bugün bir çocuğun ana – babasına ait olup olmadığını kesinlikle bilebiliyoruz ve değişik bağlamlarda aldatma oranlarını etkileyen bazı faktörleri ölçebiliyoruz. Bu arada DNA testi, bazıları tek eşliliğin ideal örnekleri sayılan birçok türün cinsel davranışları konusunda bilimadamlarının bilgilerini gözden geçirmelerine neden oldu!

Kermyt G. Anderson Current Anthropology dergisinde yayınladığı makalede babalık konusunda eminlik ve gerçek baba olmama oranları arasındaki bağlantıya baktı. Başka deyişle, babalık konusunda daha az emin olan babalar gerçekten de daha yüksek oranlarda aldatılmışlar mı? Örneğin bir nedenle babalık testi yapmaya giden erkekler tipik olarak daha yüksek derecede babalık şüphesi duyarlar, özellikle de örneğin bilimsel araştırmalara katılan ve bu konuyu düşünmeyen erkek nüfusuna göre. Kültürel olarak en çok kullanılan babalık dolandırıcılığı oranı 10%. Bu olağanüstü bir rakam. Her 10 çocuktan birinin, aslında babası olmayan ama kendisini babası sanan bir erkek tarafından yetiştirildiğini ima ediyor.

Dr. Anderson çok geniş bir ülke grubu üzerinde yapılmış 67 adet yayınlanmış kaynaktan babalık dolandırıcılığı oranlarını bir araya getirmiş. Bir sonraki aşamayı okumadan önce babalık konusunda yüksek şüphesi olan adamların gerçek baba olmama oranı ile bu konuda emin adamların baba olma oranı sizce nedir bir düşünün.

.

.

.

.

.

İşte gerçek oranlar

.

.

.

.

 

 

Evet artık sayıları biliyorsunuz. Bu iki erkek grubu için değişik bölgelerdeki oranların yaklaşık olarak aynı olduğuna dikkat edin. Kısaca özetlersek : eğer DNA babalık testi yapmışsanız, çocuğun sizden olmama ihtimali üçte bir. Ama karınızın sizi aldatmadığından eminseniz, babalık dolandırıcılığına kurban olma ihtimaliniz çok düşük (ama hala ihmal edilemeyecek kadar yüksek).

Gad Saad

Çeviri : Who’s Your Daddy? Global Nonpaternity Rates.

Rollo Tomassi vs Jordan Peterson

Manosphere’in klasik Jordan Peterson mı Rollo Tomassi’mi tartışması yine çıktı. Birkaç şey yazayım. Daha önce genel olarak düşüncelerim konusunda Jordan Peterson ve kırmızı hap yazısına bakabilirsiniz. Şu yorum beni bunu yazmaya itti :

Katılıyorum. JP erkeği birey olarak değil toplumun ve sistemin bir dişlisi olarak ele alıyor.

Jordan Peterson gibi birey kavramını bu kadar öne çıkaran bir adama bireyi sistemin dişlisi olarak algılıyor diyorsan ya adamı takip etmiyorsun ya da takip edip anlamamışsın! JP’yi eleştirin ama bu eleştiri saçma. Jordan Peterson bireyi sistemin dişlisi sayan totaliter ideolojilere karşı olduğundan bu kadar sevilmeyen biri. JP’nin dediği bireyin dişli olması değil, bireyi genele bağlayan arketip temellerin olması ve bu temellerin hayatta anlam araması.

JP birey için bu anlamın önemini vurguluyor, Rollo anlamı o kadar önemseyen biri değil ve zaten o konuda söylediği çok şey yok. Aralarındaki temel fark bu. Rollo mesela JP’nin “sorumluluk” alın lafını birçok yerde “kadının sorumluluğunu” alın diyor gibi anlatıyor ama Rollo’yu dinleyince anlıyorsun JP’yi takip etmiyor pek. JP asla spesifik olarak şu sorumluluğu, hele hele kadın sorumluluğunu alın demiyor. Rollo’nun dikkat etmediği şey, JP’nin kadın – erkek ilişkileri hakkında çok az konuştuğu ve söyledikleri şeylerin bu bağlamda sınırlı olmadığı.

Rollo’nun “JP kadın – erkek ilişkilerinde mavi haplı” eleştirisi doğru, bu konuda JP çelişkili. Bakın bu çelişkiyi en iyi ortaya çıkaran kişi bir düşünür değil Joe Rogan oldu. Bir podcastte “siz monogamiyi savunuyorsunuz yani toplumca dayatılan tek eşliliği ama bu çok çelişkili zira siz totalitere karşı bireyselliği savunurken iş ilişkilere geldiğinde totaliter iyidir diyorsunuz” dedi JP öyle kaldı! Gördüğüm en zekice ve dürüst sıkıştırmaydı. Joe Rogan sonra “yani her yerde serbest piyasayı savunuyorsunuz ama iş ilişkilere gelince komunizm. Neden en iyisi en çoğunu almasın?” dedi ve JP tam doyurucu bir cevap veremedi. Bu mesela benim de hala düşüncelerimi oturtamadığım bir nokta.

Fakat Rollo’nun ve genel olarak kırmızı hap camiasının pek farketmediği ve uzunca süredir de yazmakta olduğum ama yayınlamadığım bir şey var : mem. Kırmızı hap yazarları insan davranışlarında insanın biyolojik gen aktarımı temelli dürtülerini, yani Dawkins’in Gen Bencildir adlı mutlaka okumanızı tavsiye edeceğim kitabında bahsettiği mekanizmayı göz önüne alıyorlar. Oysa insan bireylerini kendi kendilerini nesillerden nesillere aktarsın diye vektör olarak kullanan genden başka bir birim daha var : mem. Mem ya da Même, Richard Dawkins’in ortaya attığı kültürel iletim birimi. Dawkins’e göre nesiller değiştikçe, kültürel ve sosyal içerik bir sonraki nesle memler tarafından aktarılmaktadır. Bu tıpkı biyolojik içeriğin DNA tarafından aktarılması gibidir. Fakat memler, DNA gibi mikroskop altında görülebilen somut bilgi kodları değil, daha çok soyuttur. Bu bakımdan sosyolojik gen denebilir.

Kırmızı hap ile ilgili biri ile ingilizce bu konuyu tartıştığımda bana “hayatın kendisi yeterlidir ve anlama gerek yoktur” demişti. Bu bir bakış açısı eyvallah da bilimsel değil. Beyinde bilinci oluşturan temel birimler memler ve bunlara sahip olunması, bunların korunması ve aktarımı insanda güçlü bir dürtü. Vatan bir memdir mesela, insana sadece biyolojik ve genler aşısından baktığında anlayamayacağın şeyler yaptırır. Gencecik bir çocuğun daha genlerini geleceğe aktarmadığı bir yaşta tüm dürtülerine ve korkularına rağmen gece yarısı ülke sınırında aslında başka şekilde asla ayak basmayacağı bir yerde ölmesini genetikle açıklayamazsın ama memetikle açıklarsın ki böyle bir dal var.

“İnsanların ideolojileri yoktur, ideolojilerin insanları vardır”. İdeolojiler kendilerini aktarmak için insanları genler gibi vektör olarak kullanır. Şimdi siz vatandır, dindir kavramıyla dalga geçebilirsiniz ve kendinizi mem üstü sanabilirsiniz, ama bunlar olmasa da başka memlere ihtiyacınız var. İnsanların belli bir mem (anlam) grubu etrafında toplanmaması ise ateistlerin sandığı gibi özgürlüğe değil cehenneme götürür. Nietzsche “tanrı öldü” derken bunu sevinçle değil dehşetle söylemiştir. Tanrı öldükten sonraki on yıllarda insanların birbirlerini vahşice katledeceğini tahmin edip 20. yüzyıldaki nazi ve komunist vahşetleri öngörmüştür.

Hayatta anlama ihtiyacınız var arkadaşlar. Hayat sadece kızlara yürümekten, çalışmaktan veya sosyalleşmekten ibaret değil. Hayat ölümlerle, ızdırapla ve hiç beklemeden üzerine çökebilecek acılarla dolu. Sadece vücut geliştirerek, kendinizi zihin merkezi yaparak, para kazanarak, kızlarla ve genel olarak başarılı olarak ancak hayatta başınıza hiçbir trajedi gelmediği zaman kaya gibi sağlam yaşarsınız ama hayatınızda bir anlam yoksa, manevi olarak güçlü değilseniz acı dolu bir trajedi gelir sizi dümdüz eder bir daha ayağa kalkamazsınız.

Bu konuda uzun uzun yazmazsan anlaşılması zor ama kısaca şunu söyleyeyim arkadaşlar iki şeye ihtiyacınız var : bir ideolojilerin kullan at vektörleri değil birey olmak ama aynı zamanda hayatınızda bir anlam tutmak. Bu ikisi olmadan doyumlu bir hayat yaşamanız zor.

Rollo mu Jordan Peterson mu kasmayın. İkisi de birbirinin aşırılıklarına panzehir insanlar. Odanızı da toplayın, kendinizi zihin merkezinizde de tutun. Ama en önemlisi kimseyi ya da hiçbir şeyi ak  – kara diye etiketleyip körü körüne takip etmeyin ya da gözardı etmeyin. Buna kırmızı hap da dahil.

Mem temelli uzun bir kırmızı hap eleştirisi yazacağım bir ara.

Jordan Peterson Türkçe Kitap

Olmayan kırmızı hap mucizesi

Öğrenen adam : cpd’si yuksek bir adamin bi hatunla date’e cikma ya da seks yapma sansi kactir?

Mahmut Hoca : Çok iyi ise 20 25% ama gerçekçi olursak en iyisinin bile 12%.

Öğrenen adam: Oha, çok düşük değil mi?

Mahmut Hoca : 20% çok fazla, 12% daha gerçekçi.

Ö.A : Ben 70 – 80% sanıyordum!

M.H: O nasıl bir hayat olurdu birader? Hemen her yürüdüğün yatakta!

Ö.A: Abi yani merak ediyorum, soyle kasli, uzun boylu, altinda arabasi olan adamlarin random bi hatunda sansi %20 mi yani?

M.H : 20% çok çok yüksek bir rakam. 5 kadında bir. Haftada 1 kadına yürüsen neredeyse bir yenisi yatakta, 10 kadına yürüsen 2 …

Ö.A : Anliyorum. Yani ben kirmizi hapin mucizeler yaratmasini bekliyormusum. Insan dogasi cok tuhaf. Erkekler olmadan yasayamayan bir cins, erkekleri %20 oraninda talep ediyor. O da en iyileri

Ben bazilarinin neredeyse hic reddedilmedigini dusunuyordum.

M.H : Belki Leonardo Di Caprio tarzı tepe binde bir öyledir. 10 üzerinden 10 adamlar.

Ö.A : Ama bi sebebi olmali bu kadar reddedilmenin … Simdi daha iyi anliyorum adamlarin niye oneitis’e sıkı sıkıya bagli kaldiklarini …

M.H : Düşünsene ortalama bir erkek ilk pua oyununa başladığında yatak yürüme oranı 1%dir. Ben hatırlıyorum böyle arka arka reddedildiğim dönemi … 100 kıza yürüsen, 30u senle konuşur. 10 tanesi tel verir. 3 – 5 ile buluşursun. 1 tanesi yatak … Tom Torero’ya göre uzman PUAda bu oran 3%!

Reddedilme olayını ben şöyle çözmüştüm. Dedim ki kendime : “Bak oğlum Mahmut. 10 tane kızla konuştun mu bunlardan biri ile yatacaksın. Diğer 9u ise bu kıza yürürken geçmen gereken yolun engebeleri …

Bir kız seni 1000 sebeple reddeder. Kişisel algılayamazsın.

1 – Sen bir sebeple yürümeyi bok edersin. Ben hala sıklıkla ederim.

2 – Biyolojiniz uymuyordur zira cinsel seçilim algoritmaları feromen seviyesinde seçim yapar. Bahsetmiştim, eğer bağışıklık sistemi genleriniz fazla birbirine yakınsa sen kıza kötü kokarsın.

3 – Kızın erkek arkadaşı vardır, sevdiği vardır, vs …

4 – Tipini beğenmez. Ben 1.78im hatun 188 ister, kelsindir kel istemez, kızdan çok büyüksündür yüzüne bakmaz, bazı kızlar kendileri yaşıtlarına bakmaz sen kızla aynı yaştasındır.

vs … vs …”

Tinderda ben 100 kız sağa atsam boost ile 20 kızla eşleşiyordum. Bunlardan üçü ya da beşi ile buluşup biriyle yataktayım. 10 kızdan biri yatakta ise çok tercih edilen bir adamsın demektir. Kırmızı hapın alfa erkek tanımını bir yazıda yazdım :

Alfa erkek hedefindeki kadını üstün maskülenitesi ile mutlaka ıslatıp tavlayan erkek değildir. Bu fantazidir. Alfa erkek, maskülenitesinin tepesinde oyununu iyi oynayan, onun maskülenitesinden etkilenen kızlara yatırım yapıp, tepki vermeyen hatunları hemen bırakan adamdır.

O yüzden ergenler alfa oldum tüm kızlar hasta falan yazınca adamlara acıyorsun.

Ama şu var. Kızlar maskülen ve duygusal olarak güçlü erkekleri, hanzoluk etmediklerini varsayarsak, maskülen olmayan erkeklere göre daha kibar reddederler.

Ö.A : Abi bu cok buyuk bir zaman ve enerji demek. Ve aldigin sey seks …

Nasıl? Yukarıdaki örnekte Tinder’da boost ile yüz kadını 20 dakikada sağa atarsın. 20 kadına 10 dakikada mesaj atarsın zaten 10u sana dönmez. Diğer 10unun beşi ile kız başına 5 dk muhabbet gitmez. Onlara da kız başı 3 dk desen 15 dk. 5 kızla muhabbet et toplam 30 dk.

3 kızla 3 gece buluş ve yatak … Koltuğundan 1.5 saate 3 buluşma ayarla. Git eğlen, muhabbet et sonra oluyor işte.

Sokakta da aynı. Ben 20lerimde iken sokakta gündüz oyunu ya da hayat oyunu oynamak ya da gerçek hayat tinderı yapmak  için vakit harcarken aynı vakitte akranlarım Marsa uydu göndermeye çalışmıyorlardı. Ya bir tane hatunu memnun etmeye ya da Half Life2 ‘de leş koleksiyonu yapmaya çalışıyorlardı. Yani aldığın seks de seks zevkli bir şey.  Değil mi? Bence harcadığın zamana değer. Tabii hayat boyu öyle yaşayamazsın ama en azından bir süre.

1 tane kızı bir hafta düşünmek, 5 kere buluşmak ve öpücük almak … bak işte o meyvesine göre çok zaman alan bir şey.

Saha Raporu – Ayarsız ve yanlış next

Marthez şöyle bir soru – yorum yazmış :

Mahmut Abi sana bir sey danismak istiyorum.Hatunlara karsı tahamül seviyem cok düstü.Buraya ters dusen bir hareketlerini gordugum zaman direk nextliyorum.En az 3 tabak yapiyorum burda yazdigin gibi ama bolluk mentalitesinden mi kaynaklaniyor bu sorun bilemiyorum.Dun aksam basima bir olay geldi ve aklima direk bu dusunce geldi sana yazip bilgi almak istedim.Olayı özetlemem gerekir ise ; Dun instagramdan bir kiza acilis yaptim.3 5 dakika icerisinde samimi bir cevap verdi ve konusmamiz basladi.Kısa bir tanısma faslımız olduktan sonra lafı bulusmaya getirip , “Cuma işin yoksa aksam 8 gibi bir yerlerde bir seyler icelim” dedim.
Mesajlara 3 5 dakika araliginda cevap verirken bulusma teklifi mesajima tam 22 23 saat sonra cevap verdi.Bu sure zarfinda instagramda aktif olup hikaye falan attı kisaca siklemedi .Daha oncede yazdigin gibi “3 saatten fazla eline telefon almadiklari olmaz” lafını hatirladim ve gördügü halde cevap yazmadigi icin direk takipten cikardim.

Aradan 1 saat gecti baska bir is ile ugrasirken “Olabilir aslında :)” gibi bir cevap geldi.(iş işten gecmisti oysa çoktan silinmişti)

Tam 22 23 saat sonra. Cevap yazmadim tabiki.Sonra kendiside takipten cıkarmıs beni , benim cıkarttigimi daha sonra anladı sanırım.Velhasıl benim sorum : Bir mesaja bu kadar gec cevap vermek next sebebi midir ?(3 saat kurali geciyor ve hikaye atiyor birde instagramda kısaca gordugu halde yazmıyor)

Boş beleş yere mi nextliyorum acaba(?)diye dusunmeden edemedim.Ama burada ogrendigim seyler ile celişen hareketler yapiyorlar ve hic dusunmeden nextliyorum bende.Bazen dogru bildigim seyleri acaba yanlıs mı yapıyorum diye dusunuyorum.Nextledikten sonra diger tabaklara geciyorum.Yanlıs mı yapıyorum dogru mu yapıyorum yoksa hatunlar mi ayarsız anlayamadım.Bir falsom var ise aydinlatirsan memnun kalırım.

Saygılar.

Next, algoritma olarak çok açık olsa da nedense doğru kullanan çok az.Bir kadına 2 kere yürürsün / denersin ve sonra NEXTlersin. Bunu burada çok yazdık. Her ortamda geçerlidir. Kampüste bir kız mı gördün? Bana bakıyor mu, acaba kesiyor mu, kafasına 40 derece eğip dilini damağına koyup 2 saniye 33 salise baktı Mahmut Abi acaba çocuklarımın anası mı olmak istiyor demeyeceksin. Bunu sana hiçbir hap söyleyemez. Yürüyeceksin. İlk konuşmanda soğuk mu? Bir iki gün sonra yine yürüyeceksin. Sonra da next. Tinder ya da instagramdasın ve buluşma teklif ettin. Bir nedenle kabul etmedi mi? 2 – 3 gün sonra bir daha teklif edersin (ilki hiç olmamış gibi) sonra next.

Ota boka next acemiliktir ama daha önemlisi kadınlarla başarısız erkeklerin, beleşten bir şey başarıyormuş hazzı yaşamak için kullanıp durduğu bir tekniktir. Seninkisi muhtemelen acemilik ama ince zekanızı kullanıp kuralları duruma göre ayarlamanz lazım.

Next zaman kaybetmemek için yapılır kızı cezalandırmak ve kendini tatmin etmek için değil. Daha yeni mesajla yürüdüğün kadının cesur çıkış yaptığın noktalarda saatlerce cevap vermemesi normaldir. Şimdi şurayı kafanıza yazın :

Kız bunu bilinçli yapmıyor ya da saygısızlığından yapmıyor. Biraz kırmızı hap teorisi düşünürseniz bu çok etkili bir shit test. Sen, instagramdan zıp çıkan ve daha 90%lık oğlan çocuğu sürüsünden misin, yoksa erkek adam mısın belli olmayan sen, bu tür bir cevapsızlık stresine dayanamayacak zayıf bir erkek misin yoksa gerçek bir erkek misin test ediyor. Çok etkili bir testtir.Çoğu erkek geçemez ve bu erkeklerin böyle basitçe elenmesi de kızın yararınadır:

  • Mavi haplı erkek dayanamayarak kesin “cevabın ne” yazıp kendini ele verir.
  • Düşük rütbeli abazan mavi haplı daha kötüsü “neden cevap yazmıyorsun” diye ağlayıp rezil olarak kendini belli eder.
  • Kırmızı hap okumuş ama duygusal gücü mavi hap seviyesinde olan erkek ise senin yaptığını yapar sonra da marifetmiş gibi şunu der :

Cevap yazmadim tabiki.

Aferin, iyi bok yemişsin. Bunu kırmızı hapın bir parçası sanıp övünerek yazacak çok arkadaş var bu siteyi okuyan. Oysa bana dediğin “ben acemiyim, belki oğlan çocuğuyum ve hatta duygusal olarak zayıfım tabii ki”. Kıza dediğin de bu.

Bir mesaja bu kadar gec cevap vermek next sebebi midir ?

Ben 3 gün ya da 1 hafta sonra döneni de gördüm. Ve bunlardan gayet iş çıkar. Neden nextleyesin ki? Bir kere yukarıdaki gibi NEXTi doğru uygulamıyorsun.

İkincisi, kırmızı haplı isen mesajdan sonra kız kendini hatırlatana kadar yatırımın sıfır olacağından next pratik değil. Neden kırmızı haplı isen dedim zira sen henüz pişmediğinden kızı zahmet edip silecek kadar düşünmüşsün. Belki defalarca girip mesaj gelmiş mi diye baktın. Bu durumda next pratik ama kafa yanlış. Kırmızı haplı olsam sıfır zaman ve enerji harcıyorum neden köşede durmasın. Sonra aklıma gelirse bir daha dener ve silerim dersin. Ben olsam aylarca tutmam ama bunun nedeni takipçi avcısı hatunların takipçi sayısını şişirmemek.

Yine pratik zekasını çöpe atmış ve pratik yerine mor öfke / duygusal yaklaşan biri çıkıp “ben kızın önceliği değilsem nextlerim 23 saat sonra yazmış ama bir numara ben olmalıyım” diye abuklayıp asabımı bozacak diye yazayım. Instagramdan zıp çıkmışsın ve daha buluşmamışsınız bile nasıl 1 numara olacaksın kafasız (sana demiyorum bunu yazacak kalasa diyorum).

Neyse olayda dersini kendin almışsın. Kız geri olumlu dönmüş ama sen acemiliğinden ya da öfkeli zayıflığından kızı silmişsin. Böyle nextleyerek hata yapıyorsun. Hele de tabakları sanal çevirip fiziksele geçmede takılan biri isen. Ama aslında tabaklarla beraber olanbiri isen de yapma zira kız HB seviyesinde ne kadar yukarda ise bu oğlan çocuğu ile erkek adamı ayırma taktiğini o kadar uzun süreli kullanır.

Kendini kadınlara göre ayarlamak

Heaven (K) rumuzlu okur şöyle yazmış daha doğrusu arabesk bir türkü okumuş:

Ben artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyorum abi.

Kendimizi geliştirirsek, konum sahibi adam olsak kızlar serseri sever. Serseri takılsak, makam mevkili, konumlu adam severler.

Desek ki hayatımızın kadınını alıp evleneceğiz, o mesele zaten yokmuş. Ya da siz öyle söylüyorsunuz en azından. ( Geleneksel/dini örnekler dışında, ben de size katılıyorum.)

Sert olsak, küfür etsek senin dediğin gibi daha centilmen isterlerler. Centilmen olsak yanlarında ana avrat sövecek belalı adam isterler.

Bol bol kitap okuyup kendimizi geliştirsek (ki bunu yapıyorum) , dümdüz fikri olmayan adam isterler. Fikri olmayan düz adam olsak zaten ne kız gelir, ne hayat başarısı.

….

Kendinizi kızlara göre ayarlamaya kalkarsanız ortada palyaçoya dönersin. Özellikle de hangi hiyerarşiyi seçip hangisinde yükseleceğiniz kararını kadınlara ya da genel olarak başkalarına göre vermeye kalkarsanız  vay halinize.

Kendimizi geliştirirsek, konum sahibi adam olsak kızlar serseri sever.

Hayır, bazı kızlar serseri sever ve onların radarından çıkıp man in suit seven kızların radarına girersin.

Serseri takılsak, makam mevkili, konumlu adam severler.

Hayır, bazı kızlar konumlu adam sever ve onların radarından çıkıp serseri seven kızların radarına girersin.

Her kıza hitap etmeye çalışan erkek hiçbir kıza hitap etmez.

Dünya erkek nüfusunun binde biri olan azınlık tepe erkekler hariç hiçbir erkek, tepe 20%de olsa bile, tüm kadınlara hitap etmez. Bunu da dert etmez. Bunu dert eden oneitis mentalitesidir. Ya birtanesi kartanesi benim olacağım şeyi sevmezse korkusudur. Sen takım elbiseli ve ayda 40,000 lira para kazanan bir direktörsen emin ol birçok dövmeli serseri rock star seven hatun suratına bakmaz. Ama tam tersi serseri rock star adamın da suratına bakmayacak bir sürü hatun vardır.

Tüm hatunları baştan çıkarabilecek erkek olmak, gerçeklikten kopuk mavi haplı fantazisidir. Bunu en uyuyan mavi haplı da fantazilerinde canlandırır, kırmızı hapı okumuş ama sindirememiş mavi haplı da.

Heaven (K)nın bahsettiği ruh hali çerçevesiz olmaktır, kendini kendi zihinsel merkezine koyamamaktır. En temel maskülenite özelliğine sahip olamamaktır. Bu ruh halinde iken kadınlar da dahil hiçbir şeyde başarılı olamamak çok da öngörülemeyen bir sonuç değil.

Bornova evimiz devamında şöyle demiş :

Ben bu “Serseri Adam & Makam mevki sahibi adam” konusunu şöyle ele alıyorum , kızlar bu serseri adam kategorisindeki erkekleri “vayyy be ne kadar serseri keşke beni sikse” diye algılamıyorlar. Sadece sünepe gibi yaşayan risk almaktan korkan garantici beta erkeklere nazaran daha TUTTUĞUNU KOPARAN bir erkek olduğunu düşünüyorlar…

Jordan Peterson ve Kırmızı Hap yazısında değinmiştim. Eski sistemde beta öder kısmı alfa tohum kısmı kadar bulunmaz ve arzulanan bir şey idi. Bugün ise sosyal devlet, kadının iş yaşamına katılımı vs … gibi şeylerle önemi azaldı. Ama yok olmadı. Jordan Peterson gibi düşünürlerin iş kadın – erkek ilişkilerine gelince yaptıkları en büyük hata alfa siker beta öder denkleminin (*) alfa siker kısmını bilmemek (Jordan Peterson hayatına giren ilk kadınla evlenmiş ve hala onunla evli biri o nedenle kadın – erkek ilişkileri dinamiği tecrübesi çok çok az) :

Hipergami sadece en iyi sosyal kaynaklara / statüye sahip erkekler için geçerlidir : Bu tek – taraflı pespektifin Jordan Peterson tarafından yayıldığını görüyorum. Fikir şu : kadının doğal olarak iyiliği için olduğundan, kadınlar sadece kendilerine ve çocuklarına uzun vadede en iyi imkan ve korumayı sağlayan, en iyi baba materyali erkekleri arzulayacaklardır. Bu fikir, hipergami denkleminin alfa siker yarısını görmezden gelen miyop bir bakış açısıdır. Bu, kadınları öven bir bakış açısıdır. Hipergami tanımını, kadınların içsel iyiliği ile sınırlayan erkekler aynı zamanda alfa denilince sadece sosyal, iş ve toplum hayatının lideri erkekleri düşünürler. Bu birçok açıdan yanlış ama eninde sonunda kendileri gibilerinden daha seksi bir erkek olamayacağını anlayan kadınlar tarafından (tabii ki kaliteli kadınlar tarafından) ödüllendirileceğine inanan erkekler için erdem tatmini sağlayan bir düşüncedir. Bu yanlış inancın bekleyen betalar arasında çok yaygın olduğunu belirteyim.

Rollo’nun sıklıkla tekrar ettiği tavsiyesi gidip göt serserinin teki olmayın ama o adamın özünü alın. Peki o adamın özü nedir? Kendi zihin odağında kendisinin olması. Göt olması, burada bazı erkeklerden duyduğum gülünç ve ne anlama geldiği belirsiz “karılara köpek çekmesi” çekici olmasının nedeni değildir sadece kadın için çekici olan o özündeki kendine odaklılığı ve efendi çocuklar gibi topluma secde edip bastırmadığı maskülenitesi için katlanılan bir şeydir. Rollo’nun dediği bu esansa odaklanın. Bunu bir yorum içinde şöyle yazmıştım :

“Sen kendini kendi zihin merkezine koyan biri isen istediğin kadar kibar ol iyi çocuk olamazsın. Sen kendini kendi zihin merkezine koymaktan aciz biri isen istediğin kadar götlük yap, özünde iyi çocuk olarak kalırsın”.

Tepesine tırmanmayı arzu ettiğiniz hiyerarşiyi bulun. İnsan olarak en büyük avantajımız bu zaten, kurt, aslan, sırtlan, maymun vs … tüm hayvan sürülerinde tek bir hiyerarşi vardır. İnsan topluluklarında ise sürüsüne bereket. Aşçı, muslukçu, matematikçi, ayakkabıcı, iş adamı, futbolcu, vs … bir sürü. İçinde yükselmek için zekanızın ve yeteneğinizin elverdiği ve mümkünse size zevk veren hiyerarşide, kadınlar ne ister diye düşünmeden yükselmeye bakın. Evet, bir hiyerarşiyi seçmeniz sizin birçok havuza ulaşmanızın kapısını kapatacak ama orada yükselerek elde edeceğiniz havuz, hiçbir şeyde yükselmeden bekleyen ya da her hiyerarşide yükselmeye çalışan adamdan çok daha büyük olacaktır.

“Her alanda C– ama bir alanda A++olan adam, her alanda B olan adamdan daha çok kadına ulaşır.”

(*) Bu denklemi ciddi ciddi beta dünyada sikemez, alfa asla ödemez anlayan var. Beta da siker, alfa da öder. Ama alfa temel olarak tohumları ve cinsel arzulanırlığı için beta ise ödeyebilme kapasitesi için seçilir.

Düğüne ve yüzüğe yapılan masraf arttıkça boşanma oranı artıyor

Kırmızı hapın teorisinin tahmin tahmin ettiği bir olguyu araştırmacılar okur Alakurtun dikkatimi çektiği şu araştırma ile doğrulamışlar. Düğüne ve yüzüğe yapılan masraf arttıkça boşanma ihtimali de artıyor :

Araştırmaya göre en dikkat çekici bulgulardan biri, yüzüğe harcanan paranın ve masraflı bir düğünün evliliğin süresini olumsuz yönde etkilediği.

Yüzüklerle ilgili olarak yapılan araştırmanın sonuçlarına göre yüzüğe ne kadar para harcanırsa boşanma ihtimalinin de o kadar artması söz konusu. Özellikle rakam 2 bin dolar (güncel kurla yaklaşık 10 bin TL) ve üzerine çıktığına.

Yüzüğe 2 bin ila 4 bin dolar arası harcama yapan erkek deneklerin boşanma eğiliminin 500 – 2 bin dolar arası harcayanlara göre %30 daha fazla olduğu gözlemlendi.

Öncelikle araştırmanın aslına bakmadım ve gelir düzeyi düşük kesimin aynı zamanda tutucu olmasının boşanma oranını düşürmesinin dikkate alındığını varsasyıyorum (sonuçta araştırmayı yapan ciddi bir abiye benziyor).

Düğünde masraf genellikle kadın tarafının arttırdığı bir olay zira zaten düğün denilen şey modern dünyada gelinin merkezinde olduğu bir şov haline geldi. Erkek Düşmanlığı Balonu yazısından :

Bir kere evliliğin kendisi sadece yakın akraba ve arkadaşların katıldığı resmi bir merasim olmaktan çıkıp kadının zevki için talihsiz erkek tarafından finanse edilen bir gösterişli tüketim fantasizine dönüşmüş vaziyette. Evlilik yüzüğünün kendisi sülale içinde nesilden nesile aktarılan bir aile yadigarı iken bugün gelin bir kataloğa bakıp, erkeğin iki aylık maaşını bırakarak alması beklenen bir şey. Kadının bir şekilde evliliğe ikna edilmesi için şımartılması gerektiği varsayımının kendisi, biyolojik gerçekliklerden kaynaklanan yüzyılların geleneğinin tam karşıtı ve Amerikan erkeklerinin nasıl birer zayıf sünepeye dönüştüklerinin kanıtı.

Bu kültürel ahmaklığın yanında kadının evlendiği erkeğin cinsel hiyerarşideki seviyesi de önemli : kadın genellikle evleneceği erkek ona erkek olarak ne kadar yetersiz ise o açığın o kadar masraf ile kapanmasını isteyecektir. Özellikle de CPDsi düşmekte olan kadın, çocuk kuduzuna yakalanıp can havliyle sarıldığı bekleyen betadan açığı pahalı bir yüzük ve düğün ile kapamasını davet edecektir.

Daha önemli neden ise mavi haplı erkeğin kendi karakter özellikleri. Bu erkekler için zaten gerçeklik kadın merkezlidir ve düğünün ve yüzüğün pahalısı kadının hakkıdır. Gidip maaşının 3 – 4 katı yüzük almak dünyanın gerçeğidir. Yine mavi haplının yıllarca bekleyip sonunda kaptığı kadına hayır deme cesareti yoktur. Bu tür kadın isteklerine içi içini yese ve derinlere hapsettiği erkekliği isyan etse de teker teker boyun eğer. Aslına bakarsanız ilerde boşanmasının nedeni de tamamen bu erkeklik yoksunu sünepeliğidir. Kadın ilk ya da ikinci çocuğunu doğurduktan sonra artık bu sünepeye ihtiyacı yoktur. Zaten imza atıldığı gün devlet erkeği kendisine nafaka ödemeye mahkum etmişken hele hiç ihtiyacı yoktur. (Çocukların vardır ama modern toplumun en önemli özelliği zaten çocukları önemsememesidir).

Bir üçüncü ve gözden kaçmaması gereken neden de kadının karakteridir. Siz dünyanın en kırmızı haplı adamı olabilirsiniz, kadın size erkek olarak tapabilir ama feminizm rüzgarına kapılmış ve sırf kadın olduğu için her bir şeye hakkı olduğunu sanan bir kadın olabilir. İlgi budalası olabilir, hesap kitap bilmeyen bir savurgan olabilir. Aranızdaki ilişki başlangıçta ne olursa olsun siz bu tip hatunlardan da uzak durmaya bakın.

Bu bilgiyi evlenmeden kadını test etmek ve henüz daha imza atılmamışken kendinizi kurtarmak için kullanabilirsiniz. Siz kadına yetiyor musunuz yoksa yetmediği yeri ödemeniz mi lazım anlayabilirsiniz :

Pahalı tek taş yüzük almayın. Mümkünse tek taş yüzük almayın ama alacaksanız da, maaşınız üst sınır olsun. Alacaksanız kötü bir şey de almayın zira bu yüzük olayı kadınların kendi aralarındaki hiyerarşide bir seviye işaretidir, karınızı diğer kadınların insafsızlığına da bırakmayın. Eğer kadın çok pahalı yüzük konusunda ısrarcıysa kırmızı alarm.

Düğüne aşırı masraf yapmayın. Düğünün masrafını düğünde takılan takılarla ödeyin. Takıların bazı değerlileri kadına kalsın tabii ama büyük bölümünü düğün masrafına harcayın. Bunlara karşı çıkan kadınla evlilik ise başınıza almamanız gereken bir risktir.

Yukarıdaki şeyler genelde kendi anne babanızın bile katılabileceği toplum baskısı olarak gelir. O baskıya karşı koyacak bir olgunluğa ulaşmadan evlenmeyin. 30-32 yaşına kadar yani. Bunun bir diğer yararı da ev gibi varlıklarınızı evlenmeden önce alabilmeniz ve bu varlıkları evlilik sözleşmesi ile boşanmadan koruyabilmeniz.

Evleneceğiniz kadınla aranızda en az 4 idealinde 6 – 10 yaş olsun. Bu hem onun sizi birlikteliğin reisi olarak görmesini, hem de sizin o evin reisi rolünü oynamanızı kolaylaştırır. Ayrıca klasik bekleyen beta senaryosuna da düşmezsiniz.

New York Times evlilik sözleri serisinde çıkan bu twit şöyle diyor : “Gelin, koridorun sonundaki tatlı ve istikrarlı iş arkadaşınının hiç farkına varmadı – 32 yaşına bastığı güne kadar”. Bu “Sex and The City” kızın 32 yaşında asıl farkına vardığı, hızla yaklaşmakta olduğu ve bir betayı kalamazsa, yalnız ve çocuksuz çarpacağı duvar.

Özellikle zengin arkadaşlara tavsiyem paraları yetse bile masrafta görece cimri davranmanız. Zira siz tam bir hazine avcısı hedefisiniz.

Süresiz nafakanın ve kadının beyanı ile çocuklarınızı göremez olacağınız yasaların olduğu bu devirde eğer evlenecekseniz önden dikkatli seçim yapmanız lazım.

80/20 kuralı ve alışveriş / validasyon seksi

Red Man Group Episode 43’de Rollo Tomassi 80/20 kuralının ve hipergaminin çokça yanlış anlaşılan bir tarafına değiniyor :

80 – 20 kuralının nasıl çalıştığını tartışıyorduk. Biliyorsunuz, erkeklerin 80%i betadır ve 20%si de kadınların gerçekten seks yapmak istediği erkeklerdir. Ama burada sık rastlanan bir yanlış anlama var. Yani 80% betaların seks yapamayacakları ve nesillerinin tükeneceği ve sonunda sadece alfa erkeklerin kalacağı gibi bir yanlış anlama. Bunu ilerde tartışmalıyız. Birçok erkeğin burada anlamadığı şey, hipergaminin dümdüz bir şey olmadığı . Sanki kadınlar sadece tepe 20%yi seçiyorlar ve kalanlar sanki hiç seks yapamaz gibi anlaşılıyor. Hayır, böyle olmuyor.

Olan şu : erkeklerin de çoklu üreme stratejisi var. Düşük cinsel pazar değerine sahip erkekler babalık yatırımına ve bir partnere daha fazla zaman ve enerji yatırmaya odaklanırlar. Eğer tepe 20% içinde bir erkek isen tohumları daha fazla yaymaya odaklanmaya meyillisindir. Zira daha fazla kadına erişimin olacaktır. Bu konuda yazmayı düşünüyorum ve belki de bunu bir programda konuşuruz. 80 – 20 kuralının kendisi bile dümdüz değil. Zira birçok erkek bunu “aman Allahım 80% içindeyim o zaman hiçbir zaman seks yapamayacağım” diye algılıyor. Hayır, siz de seks yapacaksınız ama kadınların sizi ne olarak gördüğü konusunda dikkatli olmanız lazım. Kadınlar sizi daha çok kullanışlı göreceklerdir.

Erkeklerin gözden kaçırdığı şey, kadınların tepe 20%yi arzulamalarının, onların o tepe 20%yi elde edebilecekleri anlamına gelmediği.  Kadınların kendi çekiciliklerine göre gerçekçi bir hedef tutturmaları lazım. Eğer ilerde bu konuda bir program yaparsak adını “mecburi tek eşlilik” koyalım.

Erkeklerin HB8 ve üstünü arzulamalarına rağmen çoğunun bu kadınlara erişiminin olmayacağı gibi. Erkeklerin en güzel kadınları arzulaması, o seviye altındaki kadınları sekssiz bırakmıyor. Aynı durum kadınlar açısından da geçerli.

Kadınlar erkeklerin tepe 80%sini arzular lafı aslında boş bir laf. Erkekler 22 yaşında iç çamaşırı mankeni gibi hatunları arzular demek gibi bir şey. Erkek için söyleyince “ee?” diyebiliyoruz ama kadını kafada büyütme eğilimi olan erkekler kadın için versiyonunu “kadınlar erkeklerin tepe 80%si ile yatar gerisine vermez” diye algılıyor. Bu nedenle de “abi bu adam beta neden kız arkadaşı var” gibi saçma sorular sorabiliyorlar.

Bir kere erkeklerin tepesindeki adamlar neden kendi klasmanlarının altında kadınlara baksınlar. Yani 10 üzerinden 9 bir erkek neden HB7 bir hatunla birlikte olsun? Ya da HB6. Bu adam kadınların 70%si için ulaşılır değil ki!

Ama abi ulaşabilseler bizi pas geçerler, bu da bir gerçek şimdi!

Evet, sen de yarın Victoria’s Secret mankeni bir hatuna ulaşsan Türkiye sınırları içindeki tüm kızları pas geçeceğin gibi. Kadın – erkek ilişkilerinin nasıl çalıştığına hoş geldiniz! Bu birliktelik denen şeyin yarısı sadakat yarısı da kapasite meselesi.

Ama abi sosyal medya yüzünden bu hatunlar kendilerini 2 puan yukarıda sanıyorlar!!

Evet ve çoğunlukla doğru. Çoğunlukla diyorum zira bu ibre kaymasının bir buluşmada sizin aleyhinize işlemesi için, sizin de kendi ezikliğinizle bu ilüzyonu beslemeniz lazım. Öncelikle kızlar bilinç altında ve bilince çok yakın bir yerde asıl cinsel pazar değerlerinin stresli bir şekilde bilincindeler. Ama sünepe erkeklere karşı daha yüksekmiş gibi oynamayı biliyorlar ve çoğu erkek de bunu kader kabul ettiği için oyunu oynayabiliyorlar. Bunu yemeyen ve öyleymiş gibi davranmalarını hafif bir gülümseme ile izleyen bir erkeğin karşısında 5 saniyede ibre yerine kayar.

Evet, çoğu kadın, çoğu erkek gibi gerçekçi bir arzu – elde edilebilirlik dengesi kurması lazım. Bu nedenle 80% dediğiniz adamlar da sekse ulaşabilir. Fakat Rollo’nun sıklıkla bahsettiği gibi ulaşabildikleri seks, tepe 20%nin ulaşabildiğinden farklıdır.

Kadınlar iki tür seks yaparlar : alışveriş ve validasyon seksi. Alışveriş seksini genelde betalara verirler. Bir beta erkek, kadını birlikteliğe çekmek için eksta çaba harcamalıdır ve bu çaba karşılığında sekse ulaşır.

Buna Türkçe kırmızı hap camiasında sıklıkla sadaka seksi diyorlar ama ben bu tanıma tamamen karşıyım. Sadaka acıdığından ve karşılıksız verilir. Sadaka seksini betaları aşağılamak için söyleyenler, farkında olmadan kadınlara haketmedikleri bir yüceltme / kredi veriyorlar. Sadaka falan yok ortada. Kadın o seksi karşılığında bir şey almak için yapıyor ve alıyor. Sanki karşılıksız veren bir azizeymiş gibi sadaka demenin bir manası yok. Olay alışveriş seksi.

Çoğu erkek alışveriş seksi harici seks bilmez. O nedenle de kadını elde tutmak için sürekli bir şey yapması gerektiğini ve bunun bir nevi kader olduğunu düşünür. Örneğin kadının kocasını elinde tutmak için ayda 2 – 3 kere yaptığı seks alışveriş seksidir. Birçok evli çiftin standart seksidir ya da ilk 3 yıldan sonra içine düştükleri sekstir.

Validasyon seksi ise kadının karşılığında ilişki veya ilişki içinde ise bir şey beklemeden yaptığı ve kadına “maskülen bir erkek beni seçti ve benimle birlikte oldu / ben maskülen bir erkeği elde edebilecek çekicilikte bir kadınım” hissi veren sekstir. Farkı inanılmazdır.  Kırmızı hap ile kendini geliştiren erkeklerin bildiği bir farktır bu. Şimdiki kız arkadaş sen telekonferansta iken kendiliğinden yaramazca masanın altına girip oral seks yapmaya başladığında, daha 3 sene önceki kız arkadaşının lütfederek yaptığı oral seks aklına gelir ve aradaki farkı anlarsın.

Validasyon seksi illa tek gecelik ilişkilerde olmaz. Evli iken ayıkan ve kırmızı hapı karısı üzerinde uygulayan bir erkek bile sonradan 10 yıllık karısı ile ulaşabilir. Kriter çok basittir aslında : senin erkekliğin, masküleniten yeterli ise validasyon seksi alırsın. Eğer yeterince maskülen bir erkek değilsen ya seks alamazsın ya da alışveriş seksi alırsın. Yani ya sen yeterli olacaksın ya da yetmediğin kısmını ödeyeceksin. Acımasız ama adil maalesef.

Aslına bakarsanız alışveriş seksi de zevksiz bir şey değil ve kadının da zevk alabildiği bir şey. Fakat günümüzde feminizm yüzünden kadınlar erkek için hiçbir şey yapmamaları gerektiğini öğrendiklerinden bu tür seks bir anda aşağılanır bir hale büründü.

Gamma ve Omega Erkeği

Erkek cinsel hiyerarşisinde çoğunlukla alfa ve betalardan konuşuyoruz. Öncelikle hatırlatalım, alfa ve beta bir demografiye değil davranışa sıfattır. Ama bu açıdan bakınca bu ikili sıfatlar yeterli değil zira bunlardan bir miktar daha çeşitli davranışlar var.

Erkeklerin yaklaşık 20%sinin alfa (5%si gerçek alfa ve 15%si daha düşük rütbeli alfa) olarak kabul edilir ama son yılların kırmızı hap tecrübesi bize bu oranın toplamda 10%a kadar düştüğünü gösteriyor. Yine erkeklerin yüzde 80’i beta olarak kabul edilir ama muhtemelen günümüzde sadece 60%ı böyle. Bu durumda da geriye 30%luk bir grup kalıyor. Bunlara gamma ve omega erkekler diyoruz. Maalesef bu iki grubun payı her geçen gün artıyor ve ben de buraya sıklıkla uğradıklarını görüyorum. Bu nedenle de bu grupları tanımlayacağım. Pandoranın kutusundan uzun süre uzak durdum zira zaten azıcık gazlasan herşeyi bırakıp kendi hayal dünyasına yerleşmeye istekli bir yığın var ve eminim bu yazı onlar üzerinde olumsuz etki edecek.

Önce omegayı tartışalım zira sayıca azlar (de ki erkeklerin 5%si) ve bugün temel olarak gamma erkekleri ele alacağız. Omega gerçek anlamda şanssız erkektir. Bu erkekler hiçbir zaman oyunun içinde olmamış kaybedenlerdir. Bir parti olduğunda çağırmak kimsenin aklına gelmeyen erkekler omega erkeklerdir. Genellikle rahatsız edici, itici ve kadın erkek ilişkilerinden tamamen bihaber olan omega erkekler, kadınlardan eline bir kadın geçirse boğacak sınırda nefret ederler. Bildiğin inseller ve en düşük rütbeli MGTOWlar bu gruba girerler.

Gelelim omeganın bir üstünde, erkek nüfusunun 25%inin içinde bulunduğu ve oranı kaygı verici derecede artmakta olan gammalara.

Gamma aslında negatif anlamda hiyerarşi dışıdır. Gamma erkekler genel olarak zeki olsalar da itici ve sıklıkla da kadınlara görünmez erkeklerdir. Mütemadiyen kadınlardan nefret eden omegaların aksine gamma erkekler tüm kadınlardan nefret etmek ile kadınları baş tacı yapmak arasında gidip gelirler. Kendisi ile ilgilenen tek bir kadın bile yok iken nefret kusan gamma erkek, ortalama veya üstü bir kadın kendi varlığını farkettiği ve direkt başını çevirmediği zaman o kadının hayalleri ile dolup kadını baş tacı yapma dönemine girerler.

Kendilerine zarar verecek derecede içe dönük gamma erkek, stalker, psikopat-kıskanç eski erkek arkadaş ve salya sümük aşk türküsü tüketicilerinin önemli bir kısmını oluştururlar. Eğer yolları yanlışlıkla bir partiye ya da bara düşerse, onları karanlık bir köşede oradaki herkesi ve herkesin davranışlarını hunharca eleştirirken … genelde kendi kendilerine konuşarak eleştirirken … bulabilirsiniz.

Ortalama bir gamma erkek cinsel hiyerarşideki yerinin farkında değildir ya da bunu kabul etmeyi reddeder. Önemli miktarda gamma erkek, kendi kafasında keşfedilmemiş alfa olduğunu, aslında çekici olduğunu düşünür. Bunların kendilerine özgü bir  biriciklikleri vardır ama sorun kimsenin sadece kendilerine bariz bu özelliğin farkında olmamasıdır. Bu bile tek başına gamma erkeği öfke dolu yapar.

Alfa ve betalar bir arada çalışan ve yaşayan erkek gruplarında bir işbirliği bağı kurabilirler. Bir grup alfa ve beta erkek bir sorunla karşılaştıklarında (mesela bir proje) birbirlerini ezmek yerine işbirliği yapmayı tercih ederler. Örneğin şurada olduğu gibi :

İki grupta da başlangıçta insanlar yerel hiyerarşiyi anlayana kadar bir miktar karmaşa oldu. Erkekler genellikle neyin gerekli olduğunu düşündülerse onu yaptılar – ortamda emir veren bir lider yoktu. Kimi avlanmaya çıktı, kimi yiyecek toplamaya giderken kimi balığa çıktı. Bir elemana kumda oturmaktan gına geldi bank yapmaya başladı. Diğerleri zamanla büyüyen bir klübe yaptılar. Bir diğer eleman her gece yemek yaptı. Birkaç gün içinde, muntazam bir medeniyet çıktı ortaya, hergün bir öncekine göre biraz daha varlıklı bir medeniyet.

Gamma erkek, bu işbirliği bağını sürekli sabote etmeye çalışan rahatsız edici kişiliktir. Alfanın sağlam çerçevesi, sosyal dominant davranışları, bir işte yetkinliği, duygusal gücü ve çerçevesini diğer insanların gönüllü olarak takip edecekleri şekilde pazarlayabilmesi nedeniyle lider ve kadınlarca arzu edilir olduğuna kafası basmayan gamma, bu elemanlarla güç savaşına girer. Kendi kafalarında “atanamamış alfa” olduklarından, betaların onları takip etmemesi gammaları deli eder. Eğer bir erkek takımını savaşa gönderseniz ve içlerinde bir gamma varsa, bu gammalar hiyerarşideki yerlerini kabul etmemek için tüm takımın hayatını kaybetmesine neden olacak şeyler yaparlar. O nedenle de evrimsel olarak erkek takımları gamma erkekleri dışlamaya programlanmışlardır.

(Buraya gelip de ara ara arkadaş grubumda nasıl baskın olacağım, kendimi dayatıyorum ama tepeye çıkacağıma dışlanıyorum diye ağlayan elemanlar neden böyleler biraz anladınız sanırım.)

Sigma kavramını duymuş olabilirsiniz. Sigma, alfa erkek ile eşit statüde ama hiyerarşide yer almayı reddeden adamlardır. Filmlerde sıklıkla kahramanlardan biri ya da baş rol oyuncusu olan sigma erkek, dünya yıkılsa kendi işine bakmak isteyen ama şartlar kendini hiyerarşiye çekti ise hemen alfa seviyesinde hiyerarşiye eklemlenebilen adamlardır. Star Wars Han Solo, Dolar Üçlemesindeki Client Eastwood’un canlandırdığı “The Man with No Name” ve X-Men Volverine gibi.

Gamma’nın sigmadan farkı hiyerarşi içine girip yükselme isteğinin yanında, bunu hiyerarşiye değer katarak değil, hile ve dolaplarla birilerini yıkmak, birilerine zarar verip aşağı çekmek üzerinden yapmaya çalışmasıdır. Sigmayı hiyerarşiye sok, makineye anında eklemlenir. Gammayı hiyerarşiye sok, makine dağılır.

Gamma erkek, bir yandan da hiyerarşide yukarı çıkmalarını sağlayacak kısa yollar, gizli teknikler ve mucize haplar arayışındadırlar. Zaten özel insanlar iken neden kendin geliştirmek, sabırla çalışmak ve acı çekmek zorunda kalsınlar ki? Maalesef PUA ya da kırmızı hap camiası tam da bu nedenle oldukça fazla sayıda gammayı kendine çeker. Özellikle PUA olayı “gizli yetenekler” olarak pazarlandığından oraya akarlar ama kırmızı hap camiasında da bir mucize hap ısrarı ile gösterdikleri varlık önemlidir. Sen saatlerce sağlam çerçeve yaz, ortalama gamma gelir “abe tamam da sen bana nasıl çerçevem sağlam imajı çizeceğim onu öğret” diye sorar. Bir hap yutup uykuya dalmak ve hiyerarşinin en tepesinde uyanmak isterler.

PUA camiasına yönelen gammalar maalesef genel zihinsel mastürbasyon yapılarından dolayı orada da pek tutunamazlar. Bunlar her yazıyı iştahla ve hatta 10 kere okurlar ama çıkıp dişe dokunur sayıda yürüme yapamazlar. Neden?

Zira gammanın zayıf tarafı gerçekliktir. Gamma hiyerarşide oldukça aşağıda olduğunu ve yukarı çıkmak istiyorsa önünde uzun ve acılı bir çalışma sürecinin olduğunu kabul edemez. Kendi kafasında zaten o mucize hapı bir yutsa tepeye ışınlanacak “neredeyse alfa”dır. Betalar gibi çalışmak zorunda olması haksızlıktır. Ama gerçeklik açıkça kendilerine öyle olmadıklarını söyleyecektir. Bu nedenle gamma kendi etrafında bir kendini kandırma balonu yaratır. Bu balon genelde video oyunları, porno, bol bol o karşı ofisteki HB8 hayali ve mastürbasyon desteklidir.

(Gammaların fiziksel dünyadaki rekabetçi oyunların hiçbirinde bulunmamalarına rağmen video oyunlarında çok ileri seviye olabilmelerinin nedeni, burada kimse görmeden istedikleri kadar deneyip yenilerek öğrenebilmeleridir. Aynı başarıyı, gerçek dünyada reddedilmeyi ve yenilmeyi kaldıramadıklarından gerçek oyunlarda beceremezler. Gamma herkesin görebileceği şekilde reddedilmeyi veya yenilmeyi göze alamaz. Fakat maalesef insanın kişiliğini çelikleştiren bu sosyal önünde yenilme korkusu olduğundan, sanal dünyadaki zaferleri gerçek hayatlarına zerre katkıda bulunmaz).

İyice karamsarlarştık değil mi? Öncelikle tekrar edeyim, gamma erkek dediğimiz, gamma davranışları baskın erkektir. Ve bunlardan önemli oranda kurtulabilir.

Gammanın ilk yapması gereken  azar azar gerçeklikle arasına ördüğü duvarı kaldırmak (pornodan, aşırı mastürbasyondan ve video oyunlarından uzak durmak ve gerçek dünyada yenilebileceği ve yenebileceği bir uğraş edinmek) ve mucize hapı aramayı bırakıp egosunu yenerek kırmızı hapın pratiğini uygulamaktır. Sonrasında ise hiyerarşiye değer katarak eklemlenmeye çalışmalı ve bu eklemlenmenin beta seviyesinden olacağını, gamma seviyesinde alfa seviyesine sıçramayamayacağını kabul etmelidir.

(Gerçi gamma sigma seviyesine giderek bu süreci bypass edebilir ama gerekli disiplinli çalışmayı ve acı çekmeyi bypass edemez).

Gammanın gerçeklerden kaçmayı bırakması ve kendisini reddedilebileceği veya yenilebileceği durumlara maruz bırakıp bununla başa çıkmayı öğrenmesi gereklidir. Örneğin hayatında bir kere bile cinsel deneyimi olmamış ama kendisini cinsel hiyerarşide alfa sanan gammanın bunu gerçekliğin testine tutması, dışarı çıkıp kadınlara yürümesi gereklidir.

Bu acılı bir süreç. Ama değişim acılıdır ve kırmızı hap da size mucize hap vaadetmiyor. Arada bir bana “abi burada bunları yazıyorsun ama kızlar da okuyor, onlar şimdi bu taktikleri öğrenip karşı taktik geliştiremez mi”. İyi de evladım, burada kendinizi olduğunuzdan iyi gösterecek taktikleri tavsiye etmiyoruz ki. Gerçekten adeleli, çerçeveli ve başarılı olduğunuzda, buna bir kadın nasıl ve neden karşı taktik geliştirsin? Kadınlar üzümünü yer bağını ve o bağın nasıl yetiştiğini sormazlar. Kırmızı hap ya da doğuştan, üzüm aynı üzüm.