Ben sizin bölüp yönettiğiniz erkeklerden değilim

Seyahatin son günü işlerim erken bitti ve ben de eve kafa dinlemeye gittim. Evin hemen karşısındaki süpermarkette alışveriş yaparken bir yandan da telefonda tabaklarımdan biriyle muhabbet ediyordum.

Hatun akşamı nasıl gecireceğimi sorunca ben de kaldığım dairede jakuzi olduğunu, biraz jakuzide takilip  sonra film falan izlerim diye anlatıyordum. Tabii arada dönünce neler yapacağımızla ilgili müstehcen konuşmalar dönüyordu.

Marketten çıkıp telefonu kapattığımda arkamdan biri “hey baksana”  diye seslendi. Arkamı döndüğümde hoş bir hatun gördüm (hava soğuk olduğundan bayağı bir kalın giyinmişti, sadece yüzü ve yeşil gözleri görünüyordu). İki yanında da birer çocuk ellerinden tutmuşlardı. Bayağı bir hiddetli tonla “ortalıkta çocuklar var, aileler var.. böyle konuşmaları evinde yapsana sen.” diye bağırdı. İki saniyelik bir şoktan sonra.. ” pardon kulaklıktan konustugumdan ses tonumu ayarlayamadım herhalde.” dedim ama icimdeki piç durur mu, “çocuklarınızın size benzemediğini farkettiniz mi” dedim. Hakikaten de benzemiyorlardı. “Sanane bundan diye bağırdı” hatun kafayı yemiş gibiydi. Çocuklardan biri korkmuş olacak ki ağlamaya başladı. O ağlayınca digeri de başladı. Ortalık ana baba günü oldu.. Ne yapacağımı bilemedim bir an. Sonra 35 yaşlarında başka bir hatun koşar adım geldi ellerinde posetlerle. “Ne oluyor burda” diyince çocuklar kızın elini bırakıp “anne” diyerek koşup kadını bacaklarına sarıldılar. Kadın çocukları sakinleştirirken ben de kızın yanına gittim ve amacımın onu kırmak olmadığını, sadece ortamı yumuşatmak için şaka yaptığımı söyledim. Sonra çocuklara da marketten aldığım çikolatalardan verdim. Ve barış sağlandı.

Poşetlerini taşımaya yardım etmeyi teklif edince “seve seve” kabul ettiler.  Zaten aynı sitede yan blokta yaşıyorlardı. Bizim şirret hatun çocukların teyzeleriymiş meğer. O da kısa bir süreliğine buradaymış ve sehri de hiç bilmiyormuş. Kız önden yeğenleriyle yürüyor bende elimde poşetler ablasıyla muhabbet ediyordum. Ablası bana aslında iyi bir kız olduğunu, evde annesiyle problem yaşadığı için bir süreliğine uzaklaşmak için buraya kaçtığını söyledi. Bana kıza kendimi affettirmemin yollarıyla ilgili taktik veriyordu. ” ona gece dışarı çıkmayı teklif et. Gelirkende bir buket çiçek al vs.” Sanki ben suçluymuşum gibi bir hava yaratıyordu. Bende “kusura bakmayın ama kızkardeşinizin kafası bozuk ve bana patladı. Poşetlerinizi nezaketen de değil ,yanınızda  çocuklar olduğu için taşıyorum. Aslında o bana özür borçlu, sokağın ortasında bana bağırıp hakaret etti” dedim. Hatta abartıp eğer özür dilemek isterse 1. Blok 116 numaralı dairede olduğunu ekledim.

Yukarı cıktığımızda asansörden iner inmez hatun üzerindeki montu çıkardı. Keşke ben o ani görmeseydim. Dar bir eşofman takımı giymişti. Hatun sanki ömrünü gym de squad yaparak geçirmişti. Neyse Allah sahibine bağışlasın dedim içimden ve poşetleri eve bırakıp eve döndüm.

Pizza siparişi verip müziği açıp jakuzide uzandım biraz. 15-20 dk sonra kapı çaldı, bende pizzacıdırr  diye düşünerek havlumu sarıp ıslak ıslak kapıyı açtım. Dışarı bile bakmadan “bekle  1dk.” diyerek içeri para almaya döndüm. Elimde parayla geri döndüğümde birde ne göreyim. Hatun elinde 1 tabak yemekle kapıda. Ben şoktayım, hatun gülüyordu. “Sana kabalık ettim, kendimi affettirmek içinde sana yemek getirdim” deyip tabağı uzattı. Ben de “kusura bakma pizzacı sandığım için böyle çıktım” dedim. Ve içeri davet ettim.

Hatuna yer gösterdikten sonra giyinip yanına geçtim. Biraz tanışma kaynaşmadan sonra, “telefonda konuşurken jakuziden sonra film izleyeceğini söylemiştin. Plânların değişmemiştir umarım” dedi. Ben davayı çakınca hemen icimdeki piç devreye girdi ve “evet ama daha jakuzi seansı bitmedi ki” dedim. Bunun üzerine hatun ablasını arayıp benimle beraber dışarı çıkacağını, gecikeceğini söyledi ve gelip “hadi o zaman önce jakuzi seansını bitirelim deyip elini uzattı. Ben ayağa kalkınca eşofmanının fermuarını indirip arkasını döndü ve çıkardı. Sutyenin icadından haberi yoktu galiba. Oturma odasıyla banyo arasındaki 5-6 metrede küçük bir striptiz gösterisi yapıp sadece stringi kalana kadar soyundu ve banyo kapısında bana doğru domalıp onu da çıkardı. Ben olduğum yerde kalakaldım. Hatun içeriden bana “seni bekliyorum, daha film izleyeceğiz.” Diye seslenince kendime geldim. Suyun içinde ayakta karnı hafif six pack li 2 numara göğüsleri ve inanılmaz poposuyla 24 yasinda esmer bomba etrafinda dönüp bana malvarlığını sergiliyordu. Afalladığımı belli etmemek için  biraz ağırdan almaya başladım ve “seni öyle kolay affetmem sana bir ceza vermem lazım dedim” kız sudan çıkıp yanıma geldi. Aletimden tutup çekerek içeri geri yöneldi ve “benim G noktam bogazıma yakın biryerlerde. Hadi gidip bulalım.” Diyerek beni yatağa götürdü. Pozisyon ve performans detayı vermeyeceğim artık.  Zira Selah’ında dediği gibi site Erotik hikayeler sitesine dönüşmemeli. Yanlız bu sefer birşey öğrendim.. bilmiyorum hepsi yapabiliyormu ama hatun benim boşalma süremi kendi isteğine göre kontrol edebiliyordu. İnanılmazdı.

Kıssadan hisse :

1) Kadınlar güzelliklerini hiçe sayıp onları normal bir birey gibi benimsediginizde ve ağlayıp sızlamalarinin size etki etmediğini anladıklarında  otoritenizi kabul edip süt dökmüş kediye dönüyorlar. Çünkü aslında size verebilecekleri sadece seks ve bunu maksimum derecede efektif kullanmalarının tek yolu güzelliklerini sergileyip kapris yapmak. Silahlarını ellerinden alın. Farkı göreceksiniz.

2) Kadınlar ortadaki her hatadan bir kar elde etmeye çalışırlar. Suç kendilerinde bile olsa ağlamaya başlayıp sizden şevkat bekliyor olcaklar.
Bu shit testi aşmanızın  yolu, onlara karşı bir duvar gibi durup ağlama sizlamalarina aldırmamak olacaktır. Çünkü aslında suçun kendilerinde olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu tavrinizla onların shit testine karşılık bir shit test atıyorsunuz. Bu sefer hatunlar bir seçim yapmak zorunda kalıyorlar, Ve emin olun secim yapmaya başladıkları vakit gücünüzün altında ezilecekler.  Ezilmeyenlerlede fazla uğraşmaya gerek yok, NEXT)

Redpill kanatlandırır.

Konuk Yazar : Ed

Beta Tuzağı (Beta bait)

Daha önce shit test nedir yazımızda ve devamında birçok yazı ve yorumumuzda shit testten bahsetmiştik. Bu yazımızda ise beta bait (beta tuzağı) adı verilen başka bir tür testten bahsedeceğiz. Beta tuzağı, adından da anlaşılacağı gibi bir betanın düşeceği ve genellikle shit test gibi direk erkeğe yöneltilmek yerine alakasız bir açıklama, ifade olarak direk erkeğin suratına değil ortaya atılan testlerdir.

En yaygın beta tuzakları şunlardır.

İltifat avı – Bunun çok çeşitli versiyonları vardır. Sosyal medya ile bu beta tuzağının en yaygın hali hayatımıza girdi, kadının seksi ya da güzel göründüğü bir fotosunu paylaşması. Bu fotonun altında hemen “çok güzelsin”, “çok can yakıcı”, “bu ne güzellik”, “Allah seni özen bezene yaratmış” gibi beta erkek yorumları dolar. Kadın burada özellikle yorum yazın dememiştir genelde. Tabii bu tür yorumları sadece erkekler yapmaz ama erkekler açısından bu bir beta tuzağıdır. Bu tür iltifatlar yağdıran erkekler kadının bilinç altında beta olarak etiketlenir. Arada tek tük de olsa fotodaki komik bireyle ilgili ince zekalı ve alaycı şeyler yazan erkekler ise bu tuzağı lehlerine kullanabilirler.

“Ben şişmanladım ama” = beta tuzağı. Beta erkek burada anında kızın gay erkek arkadaşı moduna girerek “hayır canım, çok fitsin” tadında birşeyler saçmalar. “Onayla – abart” (agree – amplify) gibi bir shit test savar daha faydalıdır. “Evet ya, spora başla şimdi yoksa daha da şişersin Allah Korusun” gibi

2 – Çok erkenden seks konusuna girmek. Kadınlar bunu bilinçsizce yaparlar ve bir erkeğin buna hemen atlayacak kadar aç olup olmamasını test ederler. Kadını seks eşiğinden aşırmak yazımızda belirtmiştik, seksi olabildiğince erkenden masaya koymak lazım ama arada kimya gelişmeden bu işe girişmek oldukça tehlikeli. Eğer bunu kız yapıyor ise de hemen atlamayın. Şakacı bir şekilde “ama dur ben daha manastırdan yeni çıktım, yavaşla biraz” gibi bir şekilde savuşturulması elzemdir.

3 – Kötü erkek arkadaş senaryosu. Bu, adından da anlaşılacağı gibi kız arkadaşınızın yapacağı bir şey. Kızın sizin kötü / yetersiz / ilgisiz bir erkek arkadaş olduğunuza dair dırdırı şeklinde başlar ve devam eder. Burada aslında kız sizin kötü değil beta olduğunuzu düşünmektedir. Bu drama şovu kadının sizden sıkılması ve ayrılmak istemesi ile içine dolan suçluluk duygusuna karşı bir kalkandır aynı zamanda. Ortalama beta hatunu memnun etmek için ekstra çaba harcamaya başlayarak tuzağa düşer ki bu da kızın erkeği daha da küçümsemesine neden olur. Buna en iyi ilaç şikayeti es geçmek ve kızda kaybetme korkusu yaratacak moda geçmektir. Bu yoksa, terk edilmek yakındır.

4 – Onayla beni betacığım. Bu beta tuzağında kız, feminen çerçeveden mantıklı görünen birşey söyleyerek erkekten onay bekler. Erkek onayladı mı, feminen çerçeveye girmiş olur. Örneğin, kızın “seni tanımam lazım, birbirimizi tanımadan seks yapmam mümkün değil” gibi bir laf etmesi. Ortalama beta (erkeklerin çoğu) burada hemen feminen çerçeveye girerek “seni anlıyorum, sana saygı duyuyorum” moduna geçerek tuzağa
düşer. Burada klasik shit test aşma yöntemleri kullanmanız faydalıdır. Yani örneğin “hadi ya, kaç kere buluşursak birbirimizi seks yapacak kadar tanırız sence” diye gülümseyerek sormak daha iyidir (kız rakam verirse “iyi ben onun yarısına kendimi tanıtırım” dersiniz.

5 – Destekle beni betacığım. Burda kızın mesajlaşma ile destek beklemesi söz konusudur. Yeni yazışmaya başladığınız kız birden hastayım dedi. Burada kız cidden hasta diyelim. Beta çoğunluk burada hemen “ay kıyamam, acil şifalar, iyi bak kendine” ve hatta “birşeye ihtiyacın var mı” moduna girerek bunu bir kıç yalamaya ve beta tuzağına çevirirler. Sade bir geçmiş olsun daha mantıklıdır.

 

 

Otuzluk bir abladan genç kızlara öğütler

Ekşi Sözlük’te otuzluk ablalarından genç sözlük kızlarına öğütler başlığında bir entry :

eğer ileride çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız, hayatınızı belli noktalarda planlamak zorundasınız. hamilelik bazıları için çok kolay geçse de bazı kadınlar için oldukça zorlu bir süreç. bu tamamen şans. ilk 3 ayında içtiği sudan bile midesi bulanıp kusan da oluyor, ilk 3 ayı sorunsuz geçirse de vücudu hamileliğin yükünü kaldıramayıp yüksek tansiyondan sık sık hastanede yatmak zorunda kalan da oluyor. tamamen sorunsuz hamilelikler de var. bir de hamilelik stresli bir iş. yaşınız geçtikçe yumurta kaliteniz düşeceği için düşük yapma riskiniz, ya da sağlık problemleri olan bir çocuk doğurma riskiniz artacak. 35 yaş ve üzerinde hamile kalanlar çok daha endişeli bir hamilelik önemi geçiriyor. bu nedenle zamanın önemini bilmeniz lazım. hatta bence lisedeyseniz meslek seçiminizi yaparken çok dikkatli olun. seçtiğiniz meslek ileride kendi işinizi kurmaya müsait olsun. ya da çalışma koşulları iyi olsun ve hamilelik veya çocuğa bakım döneminde işsiz kalma riskiniz olmasın. örneğin doktorluk gibi bir mesleğiniz varsa sosyal haklarınızdan ne devlet, ne özel şirket çalar. kendi işinize sahipseniz çocuğunuza daha kolay bakarsınız, çocuğunuz ile daha çok vakit geçirebilirsiniz. özel şirkette çalışan ve 2. çocuğunu düşünebilen bir kadın arkadaşım yok.

gençlik döneminde sevgililerinizi çok iyi değerlendirin. 2 tane çok güzel, yetenekli ve iyi huylu arkadaşım vardı. ikisinin de çok iyi, yakışıklı erkek arkadaşları oldu. saçma sapan sebepler ile ilişkileri bitti. ikisi de 35 yaşına geldi şimdi biri kelli göbekli bir adam ile, diğeri de eski erkek arkadaşlarına göre baya ezik duran bir erkek ile nişanlı. karşınıza çıkan herkesin ufak tefek kusurları olacaktır ama inanın yaşınız ilerledikçe aşık olmanız iyice zorlaşacak. ve maalesef türk erkeklerinin kadınlar konusunda yaş takıntısı var. 35 yaşındaki erkek de 25-28 yaşlarında bir kadın arıyor. siz 35 iken size 40-45 yaş grubu erkekler kalacak. aksi için çok şansa ihtiyacınız var. 28 yaşınıza kadar aşkı bulma şansınız daha yüksek. her ne kadar çoğu kişi 30’dan önce evlenmeyin dese bile şunu kabul etmeliyiz ki seks erkekler için oldukça ulaşılabilir oldu. erkeklerin şu an tek evlenme motivasyonu çocuk sahibi olmak. çocuk sahibi olmak istemeyen evliliği aklından bile geçirmiyor zaten. çocuk düşünenler ise 30 yaş üstü kadınları riskli görüyor. istisnalar olsa da genel maalesef böyle düşünüyor.

Abla genel olarak fena yazmamış. Benim de yazı listemde buna benzer bir şey var ama daha çok “kadınlar için kırmızı hap” tadında. Yazıda hamstering de yok değil. Birkaç konuyu yorumlamak lazım :

eğer ileride çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız, hayatınızı belli noktalarda planlamak zorundasınız.

Jordan Peterson’un bu konudaki 30 yaşındaki kadın ya da modern kadının karmaşık yaşamı videosunu tavsiye ederim.

gençlik döneminde sevgililerinizi çok iyi değerlendirin. 2 tane çok güzel, yetenekli ve iyi huylu arkadaşım vardı. ikisinin de çok iyi, yakışıklı erkek arkadaşları oldu. saçma sapan sebepler ile ilişkileri bitti. ikisi de 35 yaşına geldi şimdi biri kelli göbekli bir adam ile, diğeri de eski erkek arkadaşlarına göre baya ezik duran bir erkek ile nişanlı.

Burada tipik bir alfa siker beta öder durumu da olabilir, ama kadınların feminist yalanların balonu ile daha çok vaktim var diye düşünerek, yüksek CPD‘nin de etkisi ile, gençken eldekinin kıymetini bilmeme durumu da çok yaygındır. Yazarın bu kadınları konu etmesinden, edilgen bir şekilde terk edilmediklerini varsayıyorum tabii.

Erkekler de aynı şekilde kıymet bilmez davranmıyor mu? Davranıyor ama erkeklerin gerçekten zamanı var.

Bu arada ablanın hikayesinde “kelli göbekli” ve “ezik” diye tanımlayıp geçtiği bekleyen betalara da dikkat çekeyim. Ablanın arkadaşları da bu sperm donörü (yine de bir babalık testi tavsiye edilebilir) beta sağlayıcılar hakkında için için daha değişik hissetmiyorlardır. Çocuk yapmanın aciliyeti geçsin bir, bu ablalar bu abilere hayat cehennem edecekler. Bu adamlar olmayın diye düzinelerce yazı yazdık. Kıçınızı kaldırıp kendinizi geliştirmezseniz olacağınız tip bu. Yalnız kalın daha iyi. MGTOW olun daha iyi.

karşınıza çıkan herkesin ufak tefek kusurları olacaktır ama inanın yaşınız ilerledikçe aşık olmanız iyice zorlaşacak.

Yaş ilerledikçe tabii ki aşk gibi masallara inanma kabiliyeti azalır ama burda asıl mekanizma “aşık olunmanın iyice zorlaşması”. Kadın CPDsi düşüşte olacağından. Abla kadın olduğundan bunu açıkça söyleyemez tabii.

ve maalesef türk erkeklerinin kadınlar konusunda yaş takıntısı var.35 yaşındaki erkek de 25-28 yaşlarında bir kadın arıyor. siz 35 iken size 40-45 yaş grubu erkekler kalacak.

Kıvır hamster kıvır. Biyolojinin zorunluluğunu sanki erkeklerin takıntısı imiş gibi yaz. 35 yaşında bir erkek tabii ki daha genç bir kadın isteyecek. Hem doğurganlığı yüksek hem de hemen şimdi çocuk yapma stresi yok. Bir kadının balayından hemen IKEA bebek odası reyonuna atlama aciliyetini niye paylaşsın. Erkeklerin kadınlara böyle bir borcu yok. Ve neden başından kendini sıfır ya da en fazla bir çocuğa mahkum etsin? 40 – 45 yaş bandı bile muhtemelen 28 – 32 yaşlara bakıyordur. Abla iyimser yazmış.

her ne kadar çoğu kişi 30’dan önce evlenmeyin dese bile şunu kabul etmeliyiz ki seks erkekler için oldukça ulaşılabilir oldu.

Kadınlar için oldukça zararlı bir yalan bu. 30undan önce evlenen kadını ayıplama noktasına gidiyor. Kadınlar için ideal evlilik yaşı 27dir.

Evet seksin pazar değeri çok düştü. Bu bireysel olarak bazı erkekler için iyi ama kadınlar için iyi değil. Fakat burada da erkekleri değil bir zahmet feminist teyzelerinin sonuçlarını pek düşünmeden açtıkları pandora kutusunu, cinsel devrimi suçlayın.

erkeklerin şu an tek evlenme motivasyonu çocuk sahibi olmak. çocuk sahibi olmak istemeyen evliliği aklından bile geçirmiyor zaten.

Doğru. Eğer erkeklerin çoğu böyle düşünüyorsa durum sandığımız kadar vahim değil. Yani yaşlı yalnız adam miti o kadar güçlü değil belki.

çocuk düşünenler ise 30 yaş üstü kadınları riskli görüyor. istisnalar olsa da genel maalesef böyle düşünüyor.

Doğanın kanunu bu. Biyoloji 101. Ama abla bunu erkeklerin düşünce yapısına yerleşik bir sosyal yapı gibi anlatıyor. “Erkekler riskli görüyor” diyor. Erkekler riskli görmüyor, olay gerçekten riskli. Erkekler bu gerçeği görüyor, “maalesef” kadınların hayal dünyasını paylaşmıyor ya da kendisinin istemediği sürece paylaşmayacağı riski sırf sizin çıkarınıza diye üstüne almak istemiyorlar. İyi de ediyorlar.

Asyalı kızlar – Kısım 2

Daha önceki Asyalı Kızlar – Kısım 1 yazımızda belirtmiştik, Asyalı kızların karakter özelliklerini yazarak devam edeceğiz. Ama önceden şu uyarıyı verelim : iki birey arasındaki fark veya benzerlik her zaman iki grubun arasındaki fark ve benzerlikten daha farklı olabilir. Yani bizim yazacaklarımız genel ortalamalar, işler tek tek kızlar için daha farklı olabilir.

Asyalı kadınların en önemli özelliği, Türk ve Avrupalı kadınlara göre daha feminen olmaları. Tavırları, konuşmaları, sevişmeleri daha kadınsı. Erkeğin daha dominant olmasına hem daha yatkınlar hem de istekli. Uzakdoğu’da çalışan Batı Avrupalı erkeklerin hatta biz Türklerin bile Asyalı kızları orada çalışan Avrupalı kızlara tercih etme sebebimiz budur. Tabii Batılı kızlara sorsan “Asyalı kızlar daha kolay” diye kendilerini kandırırlar ama tabii ki durum tam olarak bu değil. Bir süre Asyalı kızlarla haşırneşir olunca Avrupalı kadınlar, genelde tavırları nedeniyle, kadınmış gibi gelmiyor. Geçenlerde birine bunu anlatmaya çalıştım kibarca : bir kadın nasıl efemine erkeği itici buluyorsa (o erkek ne kadar kaslı ve yakışıklı olursa olsun), bir erkek de maskülin kadınları itici buluyor, istediği kadar güzel olsun. Batılı kadınlar maskülin olmasalar bile erkek gibi yaşamaya kalkınca (partilerde iç/sıç, önüne gelenle yat), erkeklere öyle görünüyorlar. Türk kadınları parti kızı ve önüne gelenle yatma konusunda ne mutlu ki Avrupalı kızlarla aynı seviyede değiller ama hal ve tavırlardan feminenin silinmesi olayı memlekette de var maalesef. Asyalı bir kadın ise, alfalığı korursanız, geyşaya dönüşebiliyor. Hele hele ilişkinin başlarında.

Filipinler. Yaş 20.

Asyalı kadınların diğer en önemli özelliği, kendilerine aşırı bakmaları. Asya’daki güzellik kasıntısı aslında birçoğunu rahatsız edecek seviyede ama kadınlar sırf daha güzel görünmek ve yavaş yaşlanmak için (1) direk güneşten sanki vampire gibi kaçıyorlar (daha bebeklikten bir Asyalı kızın annesi güneşli havada şemsiye açar ve kız büyüyünce buna devam eder), (2) şişmanlıktan deli gibi korkarlar, (3) çok azı sigara içer, (4) çok az içki içerler, (5) spor yapmaya dikkat ederler ve (6) uykuya aşırı önem verirler. Sonuçta da Türkiye’de 40 yaşında sandığın 29 yaşındaki kız kadar, Asya’da 29 yaşında sandığım 40 yaşında kadınla karşılaşırsın. Yaşlanmayı bir 10 – 15 sene yavaşlatmak mümkün ve Asyalılar bu konuda uzmanlar.

Endonezya. Yaş 23

Asyalı kadınların karakteristiği değil belki ama Asyalı kızların bize göre bir avantajı ise orada herhangi kötü bir imajımızın olmaması. O nedenle Batı Avrupadaki gibi cinsel oyunlara baştan yenik başlamıyorsun. Hatta daha önceki yazıda bahsettiğim gibi beyaz adam olmanın ekmeği ile oyuna baştan galip başlıyorsun. Ben Amerika deneyimlemedim ama Batı Avrupa ve Asya’da Oyun oynamış biri olarak diyebilirim ki, fark inanılmaz.
Ama tam da bu statü olayı nedeniyle birçok Avrupalı, Asyalı kızları hipergamiden muaf sanıyor. Tamam, Asya toplumları tutucu olduğu için hipergami dolu dizgin değil ama bu abiler kendilerini kandırıyorlar. Mitch’in Mor Hapı yazısındaki abinin Doğu Avrupalı kadınlarla ilgili yanılsaması gibi. Yani hatun o İngiliz pasaportu için sadık bir melek olduğunda, orada olayın hipergaminin kendi olduğunun farkında değil. Biz Türklerin pasaportu böyle revaçta olmadığı için, bizim bu tür dertlerimiz yok ?

Singapur (Çinli). Yaş 24.

Ve gelelim aklınızdan geçen kırmızı noktalı, klasik karakteristiklere. Evet, Asyalı kadınlar darlar. Bunun sebebi bence Asyalı erkeklerin penis boyutları. Siz eğer ortanın bir tık üstü bir alete sahipseniz, Asya’da “çok büyük” muamelesi göreceksiniz ki, hoşa da gitmeyen birşey değil.

Kızların boy ortalaması kısa. Eğer kısa boylu bir erkekseniz, Asya’da öyle hissetmeyeceksiniz. Kısa boylu bir Asyalı kızın, aynı boyda bir Türk kızı gibi 1.80 aramasını da pek görmeyeceksiniz.

Evet, Japonlar ve Çinlilerin önemli bir kısmı seks yaparken eskiden izediğiniz porno filmlerde (bu siteyi okuyup da hala porno izlemiyorsunuz değil mi) gibi miyavlayarak inliyor.

Ve evet, geleneksel toplumda etek traşını sadece fahişeler yapar hurafesi olduğundan, hala çalı gibi etek traşı ile karşılaşmak mümkün.

Bir akşam sizin için, ama sırf sizin için, vaktim olursa Bangkok’un Red Light Districtlerinden birinde go-go bara gidip, bu konudaki bilgilerimi tazeleyerek size bir de o konuda yazı yazacağım. Hatun almam ama. Tinder çıktığından beridir o işe bulaşmıyorum zira gerek yok. Bu akşam, 200 metre ötedeki otelde kalan ve tatil için Bangkokta olan 29 yaşında bir Filipinli ile buluşacağım, bakalım ne çıkacak. Tinder’ın Bangkok’ta nasıl çalıştığı ile ilgili bir video vardı Ekşide. Olay öyle ama o eleman çok sallapati sallıyordu, öyle en az bir düzine de aman diyeyim kadın görünümlü “memeli erkek” ile eşleşirsin burda 😀

Asyalı kızlar – Kısım 1

Gençliğimin baharında, iş için Uzak Doğu’da (Bangkok ağırlıklı) yaşamam gereken birkaç yılım olmuştu. İlk geldiğimde sadece 1 sene kalacağımı sandığımdan buraların sonuna kadar tadına varma aşkı ile çok hedonist bir ilk 6 ay geçirmiştim ve tüm maaşımı kadınlara ve gezip tozmaya gömmüştüm (iyi de etmişim amk). Uzun zamandan sonra yeniden Bangkok’ta olduğum için, Asyalı kadınlarla ilgili yazı yazmanın zamanı geldi.

Bizim memlekette güzellik kavramı genelde Avrupalı (Doğu Avrupalı) kadın standardını merkez aldığından, Asyalı kadınlar, güzel kadın deyince ilk akla gelenler değil. Yani Türkiye’de kaç kişi imkanın olsa Ukrayna’ya yerleşsem bir iki yıl değil de imkanım olsa Güney Kore’ye yerleşşem bir iki yıl der ki. Oysa, Uzak Doğu’da yaşamak, kadın konusunda da oldukça avantajlı birşey.

Uzakdoğu’daki kadınların en önemli farkı, kendilerine inanılmaz bakmaları. Ed ne der buna bilmem ama Avrupalı kadınlar (Doğu Avrupalılar da dahil) içki, sigara, gece hayatı, beslenme, uykusuzluk ve güneş faktörü ile 32 yaşını geçtiğinde hemen hemen tüm 20li yaş güzelliğini kaybediyorlar. İstisnalar var ama genelde durum bu. Asyalı kadınlar ise içkiden, sigaradan, aşırı yemekten, gece hayatından ve özellikle de güneşten uzak durduklarından, güzelliklerini 40larına kadar muhafaza ediyorlar. Asya işimden sonra bir süre Belçika’da yaşamıştım ve Belçika’da kadınlar 29 yaşından 40 yaşına atlıyorlar gibi gelmişti bana. Zira 30 yaşında ortalama bir Belçikalı kadın, en fazla 40 yaşında bir Asyalı kadın kadar genç görünür. Aşağıdaki karikatür meşhurdur ve inanılmaz ama birçok Asyalı kadın için süreç böyledir.

Asyalı genç kadınların yüzde 90’ı (hatta belki daha fazlası), ya neredeyse sadece Asyalı erkekleri çekici buluyorlar ya da yabancı erkeklerin kafalarını çelmesi kolay değil. Bir de utangaçlar zaten. Ama işte geldik o yüzde 10luk kesime. O kesim Asyayı bir erkek için cennet haline getiriyor. Bu kadınların gözünde, sırf beyaz adam statü demek. İkincisi, yabancı olarak zaten cebimizde daha fazla para var, yani daha fazla imkan demek. Fakat maalesef bu kızlara yetecek kadar beyaz adam yok Asya’da. Bu nedenle eğer ciddi bir probleminiz yoksa, Uzak Doğu oldukça rahat bir cinsel hayatın kapılarını açıyor. Asya’da, Türkiye’deki Batı Avrupalıların yaşadığı renkli cinsel hayatı yaşamanız mümkün (biraz yakışıklı bir Batı Avrupalı erkeğin Türkiye’deki kızlardan gördüğü ilgiyi ve devşirdiği seksi az çok gözlemlemiş iseniz ne dediğimi anlarsınız).

Uzak Doğu’da, Avrupa’daki Türk imajı yok, bu da lehinize işliyor. Beyaz adamsınız, o kadar. Suriye savaşından önce kimse Türkiye’nin Ortadoğu’da olduğunu bile bilmezdi, futbolu Avrupa Kupalarında oynadığımız için Türkiye’yi Avrupa’da sanarlardı. Suriye ile sınırımız olduğunu öğrenince şaşıran çok Asyalı arkadaşım oldu.

Bir de sadece beyaz adamlarla beraber olan bir azınlık var ki, onlar zaten hayatı daha güzel yapıyorlar. Bu kızlar genelde akıllarından geçmez iken bir beyaz erkek ile çıkmış ve bir daha geriye dönmeyen kızlar. Bu kızların beyaz erkeklerden vazgeçmemesinin bir sürü nedeni var ama şu meşhur penis boyu da önemli bir faktör.

Neyse, Uzak Doğu’daki ilk 3 ayımda, bu dinamiği çözmüştüm (gerçi bu dinamik bir grup yabancı erkeğin teorisi ama bence gayet pratik bir teori :)). Bir grup kadın arasından bu azınlığı belirle ve git konuş. Bu çok zor değil. Diğerleri yüzüne bakmazken utangaç utangaç sana bakan hatunlar oluyor bunlar. Gidip konuşmanın önündeki en tek engel dil. Özellikle Vietnam bu konuda çok acı çekilebilecek ülke. Uzakdoğu’nun en güzel kadınları burada ve özellikle Saigon’da (Ho Chi Mihn City’nin merkezi) day game oldukça kolay olabilirdi, kızlar İngilizce bilseler. Bütün çabaya rağmen konuşamama acı veriyor, özellikle de gerçek bir HB8 ve ilgisi yüksek bir Asyalı ile sırf bu yüzden bir yere gidememek (Vietnam’da bir Vietnamlı kadının, otelde yabancı bir erkekle kalması yasak, o nedenle kadınları otele gitmeye ikna etmek bir dert).

Vietnam. Yaş 27.

Tayland bu konuda en çivisi çıkık yer. Paralı seksten (seks turizminden) bahsetmiyorum. O zaten kendi başına bir fenomen ama benim bahsettiğim standart yazarak tavladığınız hatunlar. En güzel kadınlar burada değil belki ama herşeyin rahat olduğu bir yer (otele gitmek falan) ve kızlar diğer Asya ülkelerine göre çok daha rahatlar. Seks turizmi için orda olan adamlar yüzünden bazı bölgelerde kadınlar oldukça defansta olabilir ama genel olarak yukarıda belirttiğim azınlığa oynarsanız, işiniz çok zor değil. Bangkok’ta özellikle klüpler çok güzel ve çok renkli bir gece hayatı var. Tek sorun kısa süreli sponsor arayan “kızlar”, her ne kadar bunlar kendilerini fahişe saymasalar da fahişeler ve paraya değil size verecek hatunlardan ayırması zor bunları.

Çinli – Taylandlı melezi. Yaş 19.

Seks konusunda aşabilinecek bir başka ülke de Filipinler. Benim Filipinli deneyimim, Yılmaz Bektaş’ın Filipinlerin Dünya Güzeli Ruffa Gutierrez ile evli olduğu (acayip görkemli bir düğünle evlenmiş) ve yerel medyada çokça yer aldığı dönemin hemen ardına denk geldi. Bu abinin yarattığı Türk imajının çok ekmeğini yedim (abi sonrasından da Porto Riko’lu 2006 Kainat Güzeli Zuleyka Rivera Mendoza ile çıkıyordu ama ondan sonra ne yaptı etti bilmem).  Filipinli bir kıza gidip konuşmanın başında bir yerde Türk olduğunu belirtmek yetiyordu zira hemen ardından gelen “Aaa, Yılmaz Bektaş’ı tanıyor musun?” sorusu ile muhabbete giriyordun. Yılmaz Bektaş’ı ilkin tanımıyordum (sanırım Türkiye’de yaşamıyor) ama abi sayesinde Güneydoğu Asya’nın hemen her başkentinde bir Filipinli ile yattım (konuşacak konu olduğu için seçici olarak mümkünse onlara yazdığımdan). Ama bu faktör bile olmazsa, Manila her ne kadar bir gezip görme özelliği olmasa da, renkli bir yatak hayatı sunuyor.

 

Filipinli. Yaş 27.

Sona ise Jakarta’yı sakladım. Ekşide biri kızlar bıyıklı falan yazmış. Kızlara nerde yazmış bilmem ama kızlar bıyıklı falan değil. Yani vardır öyleleri ama ben Ekşi yazarı ile aynı mekanlarda avlanmamışım demek. Jakarta da, Türkiye gibi. Güzel de var, çirkin de.

Neyse, Jakarta’da kadınlar görece rahat, Türk erkeğine daha sıcak. Şehir alışması zor bir yer ve ben de 5 – 6 günden fazla kalmadım hiç ama burada sadece sokakta sana el sallayan ve gülen (evet el sallayan ve gülen, gülümseyen değil) kızlardan güzellerine yanaşsanız yeter. Burada yerleşik Batılı erkeklerin yaşadığı hayatı ise hala kırk yılda bir yolum düştüğünde, “ha siktir bu ne lan” diye şaşırarak gözlemliyorum.

Hong Kong (Çinli). Yaş 20

Asyalı kızlar – Kısım 2‘de, Asyalı kadınların karakter özelliklerinden bahsedeceğim. Vakit bulursam bir de artık pek bulaşmadığım Tayland bar kızları ile ilgili yazarım. Kıssadan hisse ise arkadaşlar şu : İNGİLİZCE ÖĞRENİN.

Algılanan statü ve cinsel pazar değeri

Statünün, paranın ve karizmanın nasıl algılandığının, erkeğin cinsel pazar değeri üzerindeki etkisini gösteren bir deney var aşağıda. 37 yaşındaki Peter’ın önce doğal hali kadınlara gösteriliyor ve sonra da bir stilist tarafından daha nüfuslu biri gibi giyindiği zamanki hali.

Türkçe altyazılı.

 

Burdan hemen klasik “kadınlar paraya gelir abi” çıkarımı yapacaklara (ki belgeselde de bu ima var), sayılara dikkat etmelerini öneririm. Adamın ilk halinden, ikinci haline geçişinde kadınların tahmin ettiği gelir seviyesi artışı sadece yüzde 25. Ama adamın ortalama çekiciliğindeki artış yüzde 70!

Kadınlar paraya gelir sığlığı ile ilgili Skeptico Parayla her kadının elde edilebilmesi adlı güzel bir yazı yazmış. Hala okumadıysanız (neden?) gidin okuyun. Kadınları etkilemek için elbet bir asgari gelirinin olması lazım ama benim kişisel görüşüm Peter’ın giyimi, daha bakımlı ve karizma olmasının kadınların gözünde Peter’ı çekici bulmalarına etkisi (cinsel pazar değerindeki artış) paradan ziyade (sadece yüzde 25 artıyor), statü. Bence zıplayan çekiciliğin sebebi bu.

Saha Raporu – 50 öpücük bir la pompa

Hatunla internette tanıştık. Kısa bir yazışmadan sonra bir yerlerde ikimiz de müsait olunca buluşmak üzere anlaştık. Normalde 30 yaş üstü hatunlarla pek takılmam ama bana spor olarak direk dansı tercih ettiğini söyleyince ilgimi çekti ve numaralarımızı aldık.

Aradan 20-25 gün geçmişti ve bir anda aklıma geldi ve yazdım.  Hatun yakında olduğunu ve kısa da olsa goruşebilecegimizi söyledi. 15 dakika sonra anlaştığımız yere geldim. Karşımda dudakları hafif silikonlu, sarışın bir bomba vardı. Hiç istifimi bozmadan selamlaştık ve içeri geçtik.

Hemen alfa erkek pozunu alıp hatunun yanına oturdum. Birkaç dakikaya kalmaz ellerim omuzlarında idi. Güzelliğini çok övüyordu, belli ki uyduları çok iltifat ediyordu. Ben ise hergün gördüğüm birşey bu havasında takılmaya devam ettim. Çok güzel yemek yaptığımı ve onun içinde özel birşeyler hazırlayabileceğimi söyledim. Eğer  beğenirse karşılığında özel bir dans istediğimi söyledim. Evine bırakırken dudaklarının tadına baktım.
Anlaştığımız gün öncesi bana beni hiç tanımadığını ve bende kalamayacağını söyledi. Ama ikna ettim bu akşam görüşelim dedi. Ben de bu akşam başka planlarım var deyip reddettim. Gece bana gece klubünde olduğunu ve istersem gelip biraz takıldıktan sonra bana gidebileceğimizi söyledi  bende bunda bir “beta oder”  durumu gördüğüm için whatsapp mesajını okuyup cevap vermedim. Ertesi gün goruşmemize 2 saat kala türlü bahaneler uydurup bana gelmeyi reddetti. Ben de ona açıkça “yeterince kadınım var, senin olgun bir kadın olduğunu ve daha derin bir ilişki kurabiliriz diye düşünmüştüm ” dedim. O da hadi sinemaya gidelim dedi. Yine tavrımı koydum, “senin istediğin seyleri yapmak zorunda değilim. Eğer gerçek bir erkekle olmak istiyorsan kuralları ben koyarım” dedim. Hatun mesajlarımı çok uzun aralıklarla okuyor ve okuduktan sonrada biraz daha bekleyip cevap veriyordu. Son mesajımın üzerinden 1 saat geçmişti artık başka alternatiflerle plan kurmaya baslamışken bana sex shop ürünü omuz askılarını aşağı indirdiği bir hizmetçi kıyafetiyle fotoğraf gönderip ona yakışıp yakışmadığını sordu ve ekledi “çok rahat bir elbise, tenime değmesinden çok haz aldığım bir kumaşı var”. Ben de “eh işte fena değil” diye cevap verdim. Zoruna gitmiş olacak ki üzgün  smile lar atmaya başladı ve “demek beğenmedin” dedi. Ben de ” bana tam boy fotoğraf gönder, bu şekilde gözüm yanlış yerlere kayıyor” dedim ve en sevdiğim şeytan smilemi gönderdim. Oda “evet galiba elbiseyi gölgeledim”dedi. Daha sonra telefonda biraz konuştuk. Ben çerçevemi ona kabul ettirmeye kararlıydım. Bu tür hatunlar için burada Türklerin yarattığı bir deyim var: “yedir-içir dobriy vecer (iyi aksamlar) . Ceza oyununu seçtim.  Bana “kızgınlığın geçti mi?” Diye sorunca ben de ” sana ceza kestim, ödersen affederim. Cezan bana 50 öpücük.. ” hoşuna gitti. “Nereyi öpecegimi kendim mi seçeceğim?” Diye sordu ve ekledi “eğer 50 defa seni farklı yerlerinden öpersem bu gece sinemada bitmez”. Ama şartımı kabul etti.

Arabaya biner binmez dudağına öpücüğü kondurup.”kaldı 49″ dedim ve bütün film boyunca saydım. Film çıkışı bana gidiyoruz diye emri-vaki yaptım. Yine biraz mırıldadı ama ben yolu kendi evime doğru cevirdim. Kararlılığımı görünce itirazı kesti. Ve şart saymaya başladı. Ben de sadece bakıp sinsice bir gülüş attim :).

Eve varınca hemen dudaklarına yapıştım ve kucaklayıp yatağa görürdüm. Hatun tam bir porno yıldızı gibiydi. Dik, sert ve iri göğüsler(silikon sandım ama doğal olduğunu söyledi ve ameliyat izi yoktu ) incecik bir bel. Yuvarlak ve sert bir popo. Direk dansı yaptığı için geniş ve güçlü omuzlar ve harita gibi bir sırt. Sert ve uzun bir la pompa sırasında şarıl şarıl orgazm oldu. Pozisyon değiştirmek istediğini söyleyip ayağa kalktı ve ellerini duvara koyup arkasını döndü. Bende kalkıp poposuna bir şaplak attım ve “şimdilik bu sana yeter. Söz dinlemeyi öğrendiğinde seni ödüllendirecegim” dedim ve banyoya gittim. Şimdi iş seyahatindeyim ve hatun bana evdeki bütün fantazi koleksiyonunu tek tek fotoğraflayıp heyecanla bekliyor.

Yeni tabagima hoşgeldin diyin 🙂

Konuk Yazar : Ed

Saha Raporu – Son dakika direncini geri çekilerek aşmak

Mine (gerçek ismi değil) ile Tinder’da tanıştık. Hatunla eşleştikten sonra iyi bir mesaj oyunu ile hemen buluşmaya kadar verdik. Kız şu “çok konuşuyorum değil mi … kusura bakma” deyip yine de çok konuşan kızlardan. Tinder yaşı 32 olmasına ragmen, tipik bir şekilde 4 yaş daha büyüktü. Ama evlenmemiş, çocuk yapmamış ve iyi spor yapmış olduğu için vücudu iyi idi. Bunu sadece fotolarından değil, mesajlaşma sırasında bana gönderdiği güya çıplak fotoğraflardan (yüzü kapanıyordu ve kapanması gereken yerleri de havluyla kapatıyordu) görebiliyordum.

Neyse, kızla buluştuk. Gerçekten de fotoğraflardaki gibi idi. Önce bir restoranda buluşup biftek yedik ve yanında bir şişe şarap içtik. Hatun pahalı bir yeri çok övdü ben de o zaman sen ödersin diye takılayım derken oraya gittik ve restoranı gerçekten de o ödedi. Yemek sırasında, daha önceki mesajlaşmanın samimi ve cinsel tonundan aldığım cesaretle, genelde yatağa giden ilk adımım olan yanağa öpücük oyununa başladım. Restoranda öpmedi ama sonra gidip bir barda iki şişe daha şarap açılmaya başladı (adam başı 1.5 şişe şarap içtik). Önce yanağa öpücüğü aldım ve sonra “en az 10 kere buluşmadan yatağa girmeyeceğiz” uyarısı ile dudağa. Gece saat 12 civarı ise sarhoş kafayla evine yanlız gitme bahanesi ile onu taksiye koyup evine götürdüm. Evde bana ayılma kahvesi yapmaya hazırlanırken arkasından kavrayıp kendime çevirerek kucakladım ve hatunu koltuğa attım.

Tek parça elbisesinin altında tanga giydiğini farkedince sevişme ihtimali yüksek psikolojisi ile benimle buluşmaya geldiğini anladım. Fakat tam o tangayı çıkaracak iken Son Dakika Direnci geldi. İki ileri bir geri rahatlatmaya çalışıyorum bir yandan da sızmasa bari diye düşünüyorum zira bıraksan duvarlara tırmanacağım. Fakat hatun yaklaşık yarım saat süren tüm ileri ataklarımı sinirlenmeden ve şakacı bir şekilde püskürttü ve o kilodu bana çıkarttırmadı. “6 kere buluşacaktık önce” (ben şaka yollu onu yarıya indiririm diye pazarlık ederken 6’ya anlaşmıştık(!)) diyor başka birşey demiyordu. Orda bıraksa sarılıp sızacağım ama gecenin bir vakti super shit testi salladı : çok sarhoşuz, sen burada koltukta uyu, ben içeri geçiyorum yatmaya deyiverdi. Hatunu daha zorlamanın verimli olması mümkün görünmüyordu, fakat orada efendi çocuk olarak kanepede yatmak da shit testi geçememek demekti.

Eski efendi çocuk benliğim belki sabaha ya da 3 vakte kadar verir diyerek o koltukta sızardı ama shit testi öyle geçemezsin. Tam bu aşamada uslu uslu koltukta yatmak ve gece belki gelir verir diye beklemek bir erkeği opsiyonsuz gösterir.

Ayağa kalktım, kapıya yöneldim. Koltukta dikilip şaşkın bir şekilde bana baktı. “O zaman ben gider evimde yatarım” dedim. “Burada yat işte sabah kahvaltı yaparız” deyince de “burda kalıp da seninle yatmazsam bu toplar patlar burda, koltuğun rezil olur” diye takıldım. Kalkıp yanıma gelip sarıldı ve “sabah gelir misin peki?” diye sordu. “Sabah ola hayrola” dedim ama gülümseyerek göz kırpmayı da ihmal etmedim. Sağlam öpüşmeli bir iki ısrardan sonra ben “yatmayacaksak kalmıyorum” diye diretince (tüm bu gidiyorum ben sürecinde gülümsedim ve hep şaka yollu söyledim zira kızın koltukta yat önerisine sinirlenmek çok ciddi bir shit test yenilgisi) pes etti ve kapıyı açtı. Ben de çıktım, hatunu son bir öptüm ve bir an önce gitmek (!) üzere asansör çağırdım.

Hatunun dairesinin kapısından asansörün önü görünmüyordu. Asansörü çağırdım, içine girip aşağı düğmesine bastım ve hemen dışarı çıkıp kapının kapanmasını izledim. Tabii ki böyle birşey olacağından emin değilim fakat kız arkamdan koşar mı diye bir umut ve biraz da içgüdü işte. Gerçekten de asansör kapısı açılıp – kapanınca kızın kapısı hışımla açıldı ve hatun arkamdan yetişmek üzere asansöre fırladı.

Beni asansöre binmemiş görünce de o kafayla bir gören olursa diye düşünmeden boynuma atladı ve ben de onu kucaklayıp kapamayı bile unuttuğu kapıdan içeri soktum, kapıyı ayaklarımla itekleyerek kapatıp, hatunu yatağına attım (evet filmlerdeki gibi oldu ve bir hafta “ama Mahmut tıpkı filmlerdeki gibiydi” deyip durdu zaten). Azgınlık tepede fakat alkol de tepede, tamamı misyoner, ortalama bir zevkte tek bir atıştan sonra sızdım. Öğlen uyandığımızda hatun tamamen feminen fakat vahşi bir kediye dönüştü, hayatımın en iyi oral sekslerinden birini aldığım gibi, bir de üstüne beni tepeden tırnağa yıkadı (ayak yıkamanın modern versiyonu sanırım bu ilk defa başıma gelmiyor, sebebi ne acep :D)

Kıssadan hisse
Çekmek (elinden almak), oyunun önemli bir parçası ve doğru zamanda kullanıldığında güçlü bir silah. Bu durumda bence tek silah. Tecrübem bana doğru zamanda kendini çekmenin ciddi bir “benim hayatımda bolluk var mesajı verdiğini” ve kadında “şimdi olmazsa bu adamı başkası kapar” korkusu yarattığını öğretti. Burada iki sonuç olabilir ki ikisi de sizin için iyi:

  1. Hiçbirimiz superman değiliz, her kendinizi çektiğinizde kadın koşarak kucağınıza atlar diye bir kural yok. Bazen öylece evinize gider yatarsınız, bir daha da hatunu görme fırsatınız olmaz. Ama bu tür bir geri çekilmenin, eğer kadın size koşmazsa bile psikolojiniz üzerinde çok olumlu bir etkisi olur. Sabah kalktığınızda “vay lan, o koltukta uslu uslu belki sevişiriz diye bekleyeceğime, kalktım evime gittim yalnız yattım” der kendinizi pohpohlarsınız. Ben şahsen böyle birşeyi her yaptığımda kendimi Clint Eastwood gibi karizmatik hissediyorum bir iki gün.
  2. Eğer kadın size geri koşarsa, sizin çekicilik seviyeniz onun gözünde 10 ile çarpılır ve ondan sonraki seksin kalitesi ise … yok böyle birşey.

Hatunla sonra bir hafta birlikte olduk. Ben aslında daha haftalarca beraber olabilirdim ama işin yoğun olduğu bir dönemdi. O haftadan sonra 3 hafta kızı arayamadım. Sonrasında mesajlarıma cevap bile vermedi. Bu da benim öküzlüğümdür, siz böyle yapmayın (kızı hayatınızdan çıkarmak istemiyorsanız).

Saha Raporu – Lezzetli börekler

Ecnebilerin day game (gündüz oyunu) dedikleri birşey var, kenarda yazıyorum yazıyorum ama daha yayınlayamadım. Yıllar önce onu ciddi oynadığım bir dönem olmuştu. Ama arada direk yaklaşmalar da olsa da daha ziyade, bakış avı şeklinde oynuyordum. Yani porno, bilgisayar oyunu, televizyon gibi şeylerle vakit öldüreceğime sürekli dışarda dolaşıyor ve uygun tanışma fırsatları (bana sinyal verenler arasından) avlıyordum.

Day game aslında oran olarak dönüşü en düşük oyun tipi. İyiyseniz bile, 30 yaklaşmadan 3’ü sonradan buluşmaya ve bunlardan biri de yatağa dönüşüyor. Kötüyseniz bu oran 50 – 10 – 1 gibi bir şey de olabilir. Fakat sayı olarak dönüşü yüksek olabilecek bir oyundur zira günde 3 yaklaşma yaparsanız (*), 10 günde bir yeni bir kızla ilişki şansınız oluyor anlamına da gelir. Tabii böyle bol zaman kimsede yok. O nedenle günde 3 kıza yürüseniz ama haftada bunu 2 gün yapsanız, buradan size 5 – 10 haftada bir ekmek çıkar. Ve bol bol da absürt olay.

Absürt olay dedim de. Bunlardan birini anlatayım.

Yine bu av zihniyeti ile yaşadığım günlerde, elektrik faturası elde birşey yapmaya gitmiştim. Şimdi neden elde fatura kuyruğa girdim hatırlamıyorum. Köşede küçük bir börekçi var, orada kahvaltı ediyorum. Radarlar açık. Çok güzel bir kız geçti ve belli belirsiz bir bakış attı. 10 – 15 saniye ne yapsam diye düşünürken birden bir ışık yandı kafamda “oğlum hatun kesin elde fatura kuyruğa gidiyor, kalk arkasında sıraya gir!”. Yepyeni çayı ve böreği masada bırakıp ardından koştum.

Cidden de kız kuyruğa girdi ve ben de hemen arkasında yer alabildim. Bir iki dakika sonra arkasına bakıp göz göze gelince gülümsedi ve ben de bir fırsatla konuşmaya başladım hatunla. İlk ne dedim hatırlamıyorum, ama basit birşey olmalı. Neyse bir saat kuyrukta muhabbetten sonra onun sırası gelince “işin bitince beklesene, köşede bir çaycı var orda konuşmaya devam ederiz” dedim. “Peki” dedi ve işi bittikten sonra da uslu uslu beni bekledi.

Çaycıya yürürken “acıktım ben börek de yiyelim” dedim. “Benim evim hemen şu köşede, gelsene bana evde çay da var börek de var” deyiverdi. O ana kadar gündüz oyunundan(**) kaldırdığım hatun olmuştu ama ilk tanışmadan 2 saat sonra köşedeki restoranın tuvaletinde sikiş tadında kapanışlar şehir efsanesi. En az 3 buluşma tadında geçiyor hayat. Beni yıllar sonra Erkek Adam sitesinde gençlere böbürlenerek anlatacağım duşa sokucu bir anının heyecanı sardı tabii 🙂 Takıldım hatunun peşine, gittik apartmanına. Çıktık kapısına.

Kapıyı açtı ve kapı arkamızdan kapanır kapanmaz boynuma atladı. Onu kaç saattir ara ara kestiğim diri kalçalarından kaldırıp bir o duvara bir karşı duvara dayarken dudaklarımız şehvetle … diye hayal ederken hatunun anahtar çıkarmayıp zile basması ile uyandım. Ha siktir lan “börek” derken “böbrek” mi gidecek derken kapıyı bir teyze açtı. Burayı hızlı alayım. Teyze “anneciğim” idi. Ben ise “anneciğim bak Mahmut ile elektrik kuyruğunda tanıştık, çok iyi biri (aaaagggghhhh) Mahmut”. O lafı duyunca “pardon teyzeciğim, dayım doğum yaptı,  ziyaretine gidecektim ama tamamen aklımdan çıkmış” der sıvışırdım ama kahvaltılık böreği masada bırakmışım bu amın ardına takılacağım diye, açlıktan geberiyorum. Anne elinden çıkmış bedava börek, güzel de görünüyor. Böreğe gömüldüm, gayet de lezzetliydi. Kahve yapıp falıma bile baktılar utanmadan. Neyse teyzeciğimin elini öpüp kıza araşırız dedikten sonra (nah arar bu iyi çocuk seni) bu absürt gündüz oyunu yenilgisinden (gerçi börekler güzeldi) kendimi azat ettim.

İnsanın HB7.5 bir dilberi elektrik kuyruğundan çaycıya çekmesi gözünü kör ediyor. Muhtemelen başında samimi bir cinsel ilgi vardı ama ben bunu o dönem baskın oyunum olan temel beta oyunu ile darmadağın ettim :

  • Kendimle ilgili herşeyi ilk 1 saatte kıza açmak ve tüm gizemi öldürmek – yapıldı. Bu normalde kendi başına yeter ama ucundan kırmızı hap değmiş biri olduğumdan muhtemelen sokaktaki beta gibi itici olmadı (ve kız arada sıvışmadı)
  • Kızın ah ne ilginç, hadi anlatsana diye gazlamalarına kanıp konuşmanın yüzde 70ini yapmak ve sinema bilgimle onu etkilemeye çalışmak (kendinin çekici olduğuna inanmayan birinin bunu sıklıkla başka meziyetleri göze sokarak kapamaya çalışma arzusu) – yapıldı
  • Konuşmaya cinsel bir tansiyon eklememek (dikkat edin ekleyememek değil, bunu denememek) – o zamanlar kız çok güzelse çok başıma gelen bir halttı, o da yapıldı.
  • Vücut dilini salmak – Yapıldı

Aslında ilgi başında vardı ama yukarıdakiler hergün karşılaştığı sıradan bir beta olduğumu gösterdikten sonra kayboldu. Bugünkü tecrübem olsa (a) yukarıdakileri yapmazdım ve (b) bir şekilde kadının ilgisi sönerse bunu anlar, kız ne kadar güzel olursa olsun NEXT eylerim (bolluk zihniyeti)

Kızı NEXT edemememin nedeni, bolluk zihniyeti olmadığından bana ilgi gösteren her kadını çölde su bulmuş gibi karşılamam ve ilginin seviyesini tartmadan sonuna kadar zorlamam idi. Bunu tabii böyle olduğu gibi kabullenmiyorsun, “kız güzel, fırsat elimde, sonuna kadar zorlarım” diyerek rasyonelleştiriyorsun.

Sonunda bu tür bir yenilgi – kapanış kaçınılmaz. Neyse bu durumda NEXT eylemem iyi idi zira börekler lezzetliydi.

(*) Bir günde 3 – 4 yaklaşmadan fazlasını tavsiye etmem. Çoğu day game ustası gidin salın kendinizi, yazın da yazın diyor ama benim şahsi fikrim ordan ekmek zor çıkar. Zira o şekilde ne spesifik yakşalmalara gerektirdiği ciddiyeti gösterebiliyorsun ne de yaklaşmanı gözlenmeyip, öz değerlendirme yaparak artılarını / eksilerini analiz edecek vaktin oluyor.

(**) O zaman buna oyun deniliyor muydu emin değilim. Neil Strauss The Game kitabını yayınlamıştı ama benim o dönem okuduğum elemanlar buna oyun demiyordu. Yaklaşma diyorlardı basitçe.

Ölümcül ONEitis belirtisi – Bir kızla ilgili kısa öykü yazarak tavsiye istemek

Bize mail atan herkese tek tek yazıyorum ama bunu bir yazı olarak yazma zamanı geldi. Zaten bugün biri TheRedPill redditte de yazmış.

Daha önce Bir Sonraki yazımızda belirtmiştik, e-posta adresimize çok sayıda tavsiye e-postası alıyoruz. Orda da temel problemi belirtmiştik ama bugün TheRedPill’de yazıyı görünce bir kez daha tekrarlamak istedim :

Bunlarda konu ne olursa olsun, ortak problemi görmek hiç zor değil : paragraflarca yazı sadece bir kız ile ilgili! Bu kız eski kız arkadaş ya da hedefte olan ve iş atıp – iş atmadığı anlaşılamayan bir hatun kişi. Maillerde bu kız ile maili atan erkek arasındaki iletişimin ayrıntıları ve nerede hata yaptıklarına dair sorular var ama hatanın kendisi zaten bu tek kadına bu kadar saplanmak. Bu o kadar yaygın ki bir tavsiye isteği aldığımızda genelde uzun olan bu mailde ilk yaptığımız detayları okumaktan ziyade yazan kaç kadından bahsediyor oluyor. Tahmin edebileceğiniz gibi bu sayı her zaman “bir”. O özel kadın tabii ki.

Maillerin pratik olarak hali hep şöyle :

Hey Erkek Adam, yazıları beğenerek okuyorum. Bir kızla / tabakla ilgili tavsiyelerine ihtiyacım olacak. Ben bu ONEitis hastalığından kurtuldum (ya da bu anlamda bir ön garanti) ama bak şu konuya bir el atıver.

Buradan itibaren ise bu tabakla ilgili aşağı kaydıra kaydıra bana karpal tünel sendromu kazandırmaya aday paragraflarca yazı.

Bu paragrafları üşenmeyip okuyorum ama arada başka bir aday kız var mı umuduyla (şimdiye kadar rastlanmadı). Ayrıntılar, kız şunu dedi, ben şunu dedimler, vs … önemli değil. Burada sorun bariz : ONEitis. Hem de ileri seviye.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir (evet tabak mabak değildir). Kafanızda ONEitis olan bir kadınla, eğer kız halihazırda sizinle yatmıyor ise, başarı şansınız yok denecek kadar azdır, onun ne dediği, ne demediği, sizin ne yaptığınız ya da ne yapmadığınız hiç önemli değildir. Eğer halihazırda sizin kız arkadaşınız ise de boynuz is coming. Zira ONEitis hastalığından müzdarip iseniz, kontrol sizde değildir, kızdadır. Kadınlar kontrolü kendilerine bırakan erkeği küçümserler ve bu güç dengesinde iken sizin burdan iş çıkarmak ya da ilişkiyi elinizde tutmak için yapabileceğiniz birşey olamaz.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir. Kontrol sizde değil kızdadır. Kız sizi kontrol etmektedir. Bu kadar basit, kabul edin bunu. Kontrolü elinde olan hiçbir erkek bir kadınla ilgili kısa öykü kategorisinde yazı yazamaz. Kontrol kızda iken de bizim size tavsiye yazmamızın, hatta aranızda ne oldu okumamızın yararı da yok.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir. Dediğiniz herşey, yaptığınız her hareket, onun etrafında dönmektedir ve onun çıkarları için sizin kendinizi feda etmeniz, onu tepede bir kaideye tanrıça heykeli gibi oturturken, önünde diz çökmenizdir. Bu durumda kendi çıkarınıza olan herşey size vicdan azabı çektirir, kendi kafanızda sizi “cennetten düşmüş bir meleğe zarar veren bir iblis” konumuna getirir.

Bu nedenle, eğer elinize klavye alıp bir hatunla ilgili tavsiye için bize e-posta yazdığınızda, sayfayı aşağı kaydırmamız gerekecek ufak çaplı bir öykü yazdıysanız, gönder tuşuna basmadan önce bir düşünün.

Bir kadınla ilgili başka bir erkeğe danışırken paragraflarca yazabiliyorsanız bu kadın en güçlüsünden ONEitisdir. Bu kadının kafanızdaki yeri, siz ne kadar itiraf edemeseniz de aşağıdaki gibidir. Kızın önündeki duruşunuz, ses tonunuz, vücut diliniz ve hatta feromonlarınız buna göre olacaktır ve kadının bilinç altının bunu kavramaması mümkün değil.

ONEitis öyle güçlü bir kapı bekçisidir ki, şunu aşarsanız, Matrix’ten yüzde 60 çıkarsınız. Abartmıyorum. Bütün sorunlarınızın kaynağı bu, sizinle yanılıp şaşırıp yakın ilişkiye geçen her hatuna çölde su muamelesi yapmanız.

Peki abi iyi, güzel diyorsun da, bu ONEitis’ten nasıl kurtulacağız? Bundan üç şekilde kurtulabilirsiniz ancak :

1 – ONEitis ardı ONEitis gider, her birinden tokadı yer akıllanmazsınız ve birgün bir ONEitis öyle bir tokat koyar ki, hayatınız kayar ve kurtulursunuz. Ama bu ağır durum size pahalıya patlayabilir ki bazı erkekler bu olayı beklediği için hayatlarını kaybediyorlar (daha da kötüsü zavallı kadına da zarar verebiliyorlar).

2 – Bir dahaki sefere ONEitisiniz olduğunda, onu sırf bu nedenle terk edin. Evet, bir kadını sırf siz onu ONEitis mertebesine çıkardınız diye terk edin. O içinizde size resmen işkence eden “ama ya bu farklıysa, ya bu özelse, ya bu kız gelecekte çocuklarımın anası ise, ya hayatımın kadını buysa, vs …” kısım var ya, “kız öyle pat diye sırf ONEitis diye bırakılır mı” diyen. İşte o kısım sizin dostunuz değil. Matrix’in pili olun diye kafanıza yerleştirilmiş kapı bekçisi program o, her “önce ben sonra başkası” diye çekip gitmek istediğinizde arı kovanı gibi kafanızı siken. Ona iyi bakın. O sizin dostunuz değil. Sizin çıkışınızın önündeki ilk ve en güçlü bekçi o. Onu küçümseyemezsiniz, muhtemelen 5,000 yaşında bir sosyal program o. O kadar antik,  o kadar köklü. Onu yenmenin benim bildiğim tek yolu, ONEitis’i bırakıp gitmek. Kafanızın içinde önce kadını düşünen programa rağmen, kadını bıraktığınızda; belki de gelecekteki çocuklarınızın anası olacak kadına sırtınızı dönüp gittiğinizde, o program çok ciddi sarsılıyor ve bir süre sonra da yıkılıyor.

3. Dışarı çıkıp oyun oynayın ve 4 – 5 hatunla yatın. Bakın bakalım o hatun ONEitis olarak kalıyor mu?

Yani, bize o maili atmayın. Tavsiyemiz belli. ONEitis olmuş kızı, hele hele hayatınızda daha önce hiçbir kadından vazgeçmedi iseniz, orada bırakın. Bu, sizin içinizdeki betaya öldürücü darbeyi vurmak için ayağınıza gelmiş inanılmaz bir fırsat. Elinizin tersi ile itmeyin.

Soru : Ama abi kızı bırakmasak da, onu ONEitis yapmayı bıraksak?

Cevap : Bir kızı ONEitis yapmayı bırakmanın bizim bildiğimiz tek etkili yolu, o kızı bırakmaktır. Öbür türlüsü muhtemelen hatunu ONEitis tutma bahanesi. Biz kaç aydır birçok arkadaşla ONEitisleri ile gelişmeyi izliyoruz. Senaryo hep aynı. İlk mektupta kısa öykü yarışmasına aday bir yazı = ONEitis. Bırak o kızı tabak çevir ya da başkasına bak diye cevabımız. Sonrasında kız adamı terk edene kadar adamın bize “ama abi bak şöyle de oldu …” maili ve bizim ısrarla “bırak o kızı” cevabımız.

Soru : Ama abi ben bu ONEitis ile evliyim!

Cevap : Sen göndere bas bahtsız kardeşim, senin durum farklı.