Gecenin üçü. Uyanıksınız. Göğsünüzde bir sıkışma hissediyorsunuz. Zihniniz durmuyor. Her kavgayı, her mesajı, her “ya şöyle olsaydı” düşüncesini zihninizde döndürüp duruyorsunuz. Sabah kalktığınızda her şeyin farklı olacağı konusunda kendinize söz veriyorsunuz. Ama ertesi gece, yine aynı durumda oluyorsunuz. Bu durum size tanıdık geldi mi?
Ben buna “gecenin üçü testi” diyorum. Merak etmeyin, kafayı yediğiniz için bu durumda değilsiniz. Bu durumda olma sebebiniz, travma bağı (trauma bonding)(*).
Eğer bir erkekseniz, size adam ol, kendine çeki düzen ver ve arkanı dön git tavsiyeleri veriliyor. “Dışarıda bir sürü kız var” deniyor. Ama bu zihinsel girdaba kapılmış biriyseniz, bunun o kadar da kolay olmadığını biliyorsunuz. Bu durum, irade gücü ya da kafanızı dağıtma ile alakalı değil. Bu durum, beyninizdeki ödül yollarının rehin alınmasıyla ilgili. Yani yapmanız gereken şey, sinir sisteminizi yeniden kablolamayı öğrenmek.
Bu bölümde, “gecenin üçü testi” dediğim durumun ne olduğunu ve bunun neden, devam eden travma bağının en açık belirtilerinden biri olduğunu anlatacağım. Ayrıca bu acılı zihin fırtınasını durdurmak ve zihninizin kontrolünü yeniden elinize almak için kullanabileceğiniz, 5 güçlü teknikten bahsedeceğim.
Gerçek bir hikaye ile başlayalım. Hikaye, Bob’un hikayesi. Bob, hayatı yolunda giden bir erkekti ve sonra yeni bir ilişkiye girdi. İlk başlarda dünyanın zirvesinde gibiydi. İşi harika gidiyordu, spor salonunu aksatmıyordu. Kendine güven ve enerji ile dolup taşan biriydi.
Ama ilişki ilerledikçe, hayatına kaos sızmaya başladı. Drama, eleştiriler, birdenbire yok olan yakınlık, değersizleştirme başladı. Bob, işte duraksamaya ve gerilemeye başladı. Verimsiz çalışıyor, bütün gün daha çok boş boş ekrana bakıyordu. Zihninde fırtınalar koparken, teslim tarihlerini kaçırmaya, bitmemiş projelerin iş yükü altında ezilmeye, tüm çalışma azmini kaybetmeye başladı.
E-postalara bakmak yerine, masasında oturup kız arkadaşı ile eski mesajlaşmalarını okuyup duruyordu. Arkadaşları, onun sürekli kız arkadaşı hakkında konuşmaya, kız arkadaşı ile tüm etkileşimini analiz etmeye, aynı hikayeleri defalarca anlatmaya başladığını fark ettiler. Bazı arkadaşları sabırlıydı ama diğerleri kendine çeki düzen vermesini ve bu kızı bırakmasını söylüyorlardı. Bazıları ise onun kötü enerjisi ile baş edemediklerinden, ondan uzaklaşmaya başladılar. Bir zamanlar arkadaşlarına ilham kaynağı olan Bob, artık ne yaşadığını anlamak için sürekli olarak aynı girdabın içinde dönen birine dönüşmüştü.
Eskiden zevk aldığı hobileri, hafta sonları, arkadaş ve aile buluşmaları, artık Bob’a anlamsız görünmeye başlamıştı. Hiçbir şey, onun ilgisi ile karşılaştırılamaz, hiçbir şey, onun kendisini reddetmesinin acısı ile yarışamazdı.
İlişkinin sonuna vardığında, Bob artık kendisini tanıyamıyordu. Güçlü değildi, motive değildi, eski enerjisinden artık eser yoktu. Artık bomboş, takıntılı biriydi. Tüm benliği rehin alınmış gibiydi. Ama en kötüsü, gecelerdi.
Her gece 3 gibi, her şey ona tren gibi çarpıyordu. Tüm tartışmaları kafasında döndürüyor, sosyal medyaya, eski fotoğraf ve mesajlara bakıp duruyordu. Kendisini hiçbir zaman tatmin etmeyecek cevapları arayıp duruyordu. Eski kız arkadaşının sosyal medyasına, mesaj uygulamasına bakmayacağı, onu kafasında çevirip durmayı bırakacağı konusunda kendisine sözler veriyordu ama haftalar hatta aylar geçmesine rağmen, hiçbir şey değişmiyordu. Pardon, aslında bir şeyler değişiyordu. İşler daha da kötüye gidiyordu. Bob artık, eskiden olduğu adamın gölgesine dönüşmüştü. İşkence görüyor, aklını kaçırıyor gibi hissediyordu.
Benim “gecenin üçü testi” dediğim şey tam olarak da bu. O, gecelerinize sahip oluyor ve sinir sisteminizi elinde tutmaya devam ediyorsa, siz alelade bir kalbi kırık değilsiniz. Hayır, siz travma bağı geliştirmiş birisiniz.
Gecenin üçünde içine düştüğünüz bu girdap, aslında sinir sisteminizin, olmayan bir tutarlılığı ve “kapanışı” dayatmaya çalışmasından kaynaklanıyor. Gecenin bir yarısı dünya sessizleştiğinde, dikkat dağıtıcılar ortadan kalktığında, savunma kalkanlarınız iniyor ve bilinçaltı zihniniz deli gibi çalışmaya başlıyor. Kaosun kaydını yeniden oynatıyor, bilmeceyi çaresiz bir şekilde çözmeye çalışıyor.
Siz bu durumda, onun iki versiyonu arasında sıkışıp kalıyorsunuz. Sizi capcanlı, sevilen, arzulanan bir erkeğe, neredeyse kahramana dönüştüren kadın bir tarafta, sizi sürekli eleştiren, aklınızla oynayan, kendi ruh sağlığınız hakkında şüpheye düşüren kadın bir tarafta oluyor. Bu, bilişsel çelişki (cognitive dissonance) ve çok zalim bir durum.
Siz her zaman onun iyi versiyonuna inanmayı tercih ediyorsunuz. Onun iyi versiyonunun gerçek ve aslında tek versiyonu olduğuna inanmayı, aranızdaki bağı güçlendirmeyi tercih ediyorsunuz. Beraber yaşadığınız zirvelerin peşinde koşarken, o berbat dipleri görmezden geliyorsunuz. Bu da sizi, tüm bunlar sadece sizin zihninizde olsalarda, bir çeşit umut döngüsüne hapsediyor.
Gerçek şu ki zihniniz, çözülmemiş bilmecelere dayanamaz. Çözülmemiş bilmeceyi çözmeniz için, sizi sürekli olarak ve zorla, o negatif düşünce döngüsünün (ruminasyonun) içine çekiyor. Sorun şu ki, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, bu bilmeceyi çözemeyeceksiniz. Bu bilmecenin bir çözümü yok.
Yeniden huzur bulmanızın tek yolu, onu çözmeye çalışmayı bırakıp, sinir sisteminizi yeniden kablolamak. Çünkü gerçekte olan şey, sizin ödül devrelerinizin, dopamin yollarınızın rehin alınmış olması. Siz artık o zirvelerde ateşlenmeye, berbat diplerde debelenirken rahatlama arzusu ile yanıp tutuşmaya ve kaosa bağımlı olmaya programlamlandınız.
O sizi her idealize ettiğinde, sizi ilgiye boğduğunda, sizin seçilmiş kişi olduğunuzu söylediğinde, beyninizde dopamin şelale oldu. Ama size her duvar ördüğünde, sizi sessizlik ile cezalandırdığında ya da size öfke ile saldırdığında, vücudunuzda stres hormonları ile doldu, kortizol ve adrenalin şelale oldu.
Sonra özür dileyerek, kırılgan davranarak, sizi ilgiye boğarak geri geldiğinde, geçici bir rahatlama yaşadınız. Ve sonra bu döngü yine tekrarlandı ve yine tekrarlandı.
Yaşadığınız istismar döngüsünün farkına varmak yerine, sinir sisteminiz bu döngüye bağımlı hale geldi. Bu zirvelere ve diplere, ne zaman geleceği belli olmayan ve sadece onun size verebileceği ödüllere ve rahatlamalara büyük bir arzu duymaya başladı. “Gecenin üçü testi”, sinir sisteminizin ona olan bağımlılığınızın ne durumda olduğunu gösteren bir belirti.
Yapmanız gereken şey, çözüm aramak yerine, şu adımları atmak.
Birinci adımda, gecenin üçünde uyandığınızda (ya da gecenin bir yarısı uyuyamadığınızda), burnunuzdan iki hızlı nefes alın ve ağzınızdan derin bir nefes verin. Bunu beş kez ya da gerektiği kadar yapın çünkü kalp atış hızınızı düşürmenin ve sinir sisteminizi yatıştırmanın, bilimsel kanıt temelli ve en hızlı yolu bu.
İkinci adımda, beyninizde onu döndürüp durmak yerine, 100’den geriye 7’şer eksilterek sayarak, negatif düşünce döngüsünü kesin.
Üçüncü adım, ayak tabanlarınızı sağlam bir şekilde yere basın, derin bir nefes alın ve kendinize “güvendeyim” deyin.
Dördüncü adım, bir deftere, bir iki düşünceyi çabucak yazın. Birkaç satır yeterli. “Özgürüm”, “daha iyisini hak ediyorum”, “bu ilişki bitti” gibi. Sonra da defteri kapatın.
Beşinci adımda, yatağınıza yakın bir yerde bir kitap bulundurun. Çok heyecan içeren bir şey olmasın. Uykudan gözleriniz ağırlaşana kadar kitap okuyun. Ya da kısa bir yönlendirmeli meditasyon yapın. Bu iki seçenek de, sizin zihninizi sakinleştirirken, bedeninize uykuya sürüklenmeyi öğretir.
Gecenin üçü testi, sinir sisteminizin hala kaosu, çelişkileri anlamaya çalıştığına işaret. Bu zihinsel girdaba girmeyi her reddettiğinizde, zihinsel girdaba girmeye karşı koyduğunuzda, beyninizi yeniden kablolayacaksınız. Bunun sonunda da, onun sizi artık kontrol edemediğini göreceksiniz.
(*) Travma bağı, bir kişinin kendisine duygusal, psikolojik veya bazen fiziksel zarar veren bir kişiye olağanüstü güçlü bir bağ geliştirmesidir. Bu bağ, normal sağlıklı sevgi bağı değildir; acı, korku, suçluluk ve arada verilen küçük sevgi/şefkat kırıntılarının karışımından oluşur.
Travma bağına neden olan toksik ilişkide genellikle döngü vardır:
Aşırı ilgi / sevgi (idealize etme, “sen bensiz yaşayamazsın” duygusu)
Kötü muamele / eleştiri / soğukluk / terk tehdidi
Kişinin korku, suçluluk, yalnız kalma paniği hissetmesi
Failin tekrar şefkat göstermesi / özür dilemesi / “bir daha olmayacak” demesi
Beynin, bu azıcık sevgi kırıntılarını ödül gibi algılaması
Bu döngü tekrarlandıkça, tıpkı kumarda sürekli kaybedip ara ara kazanmanın bağımlılık yapması gibi, beyin bağımlılık geliştirir.
Travma bağı = Kırıntı sevgi + yoğun acı + kopamama hali. Bu, “aşk” değil, beyinde oluşan bağımlılık döngüsüdür.
Toksik ilişkiler rehberine de bakmayı unutmayın.
Çeviri: The 3 AM Test: Why You Can’t Stop Thinking About Her

