Saha raporu – Olmuyor, yapamıyorum – Mahmutun buna bir şey yapması lazım

Kerem yazmış daha doğrusu yardım çığlığı atmış:

Mahmut Bey;
Tüm samimiyetimle söylüyorum ki.. OLMUYOR YAPAMIYORUM!
1 yıldır erkekadam sitesini yalayıp yuttum.. Teorik olarak aslında çoğu şeyi anladım ama olmuyor…
Arabam var… 5 Bin TL maaş var. Kamuda Mühendisim. boy: 175 Kilo:71 fitim.. Tek başıma eve de çıktım.. (bunlar varsa olmalı demiyorum ama bunlar önemsiz de değil o manada ifade ettim.)

Objektif unsurları hemen hemen hepsini yerine getirdim ama iş buluşmaya gelince boş!
En son dün iki kızla AYRI AYRI buluştum. (Çelişki gibi gelecek ama ikisini de asla kendime yakıştırmıyorum!)

İkisinde de konuşmaların yüzde 70 ini ben yaptım onlar benden daha rahattı ve kaçınılmaz son:
Birinden buluşmadan sonra telefon istedim hazır değilim dedi bitirdim. (Aslında o bitirmiş oldu.)

Diğeri mesaj atsam Lütuf olarak cevap yazıyor pek takmıyor Onu da siktir ettim.

Bu kadar okuyup, spora gidip, iyi giyinip GÖTÜ BOKLU KIZLAR TARAFINDAN RDDEDİLMEK itiraf ediyorum aşırı bir şekilde ZORUMA GİDİYOR

VE ARTIK ASLA KIZLAR KONUSUNDA BAŞARILI OLAMAYACAĞI HİSSİNE CİDDİ BİR ŞEKİLDE KAPILIYORUM.

YARDIMCI OLURSANIZ ÇOK SEVİNİRİM.

Dışarı çıkıp adım atmadan ağlayanlar baydı ama dışarı çıkıp çabalayan adama yazdığı absürt de olsa vakit ayırırım.

Şimdi Kerem Bey, 1 yıldır erkekadam sitesini yalayıp yuttuğunu sanabilirsin ama kendi kontrolün içinde olan şeyleri doğru yapıp sonra buraya gelmen lazımdı. Kendini zerre analiz etmeden yardım istiyorsun. Ama ben sana analiz edeceğim. Fakat dediğim gibi bunu senin yapman lazımdı!

<em>İkisinde de konuşmaların yüzde 70 ini ben yaptım onlar benden daha rahattı ve kaçınılmaz son</em>

Nein nein nein! Kadın gibi sussa da kafa dinlesek bir yaratık nasıl oluyor da 30% konuşuyor? En fazla 50% – 50% olabilir. Sen sorarsın o nezaketen de olsa cevap verir. Eğer kız arıza ise ve sorularına bile cevap vermiyorsa (sorular kızı stalk edecekmişsin gibi yer bilgileri olmamalı) sen de konuşmayacaksın. Sessizliği bozmak zorunda değişlsin, sessiz kalmaktan korkma.  Sessizliği bozma dürtün mavi hap, maalesef yalayıp yutmamışsın henüz. Kızın ne yaptığını kontrol edemezsin ama kendi davranışların 100% kendi elinde. Önce kendi tarafını doğru yap.

Sorular öyle havadan sudan olmamalı. Sorular onunla ilgili olmalı. Ya aslında bu zor değil zira kadınlar kendilerinden konuşmaya bayılırlar, susturman zor hatun kısmını. Emin ol, beta davranışlardan kurtuldun mu, hatun senden elektrük alamasa da çok konuşur. Hele de senin bir daha görüşmeseniz onu yarın unutacak bir adam olduğunu vücut dilinden anladıktan sonra.

Kız 10 dk içinde muhabbete girmiyorsa oradan sonra sen de aç telefonunu ve youtube’dan sessizde haftanın maç özetlerini izle. Ben olsam öyle yapardım mesela kız eğer arıza sessiz ise ama bu utangaçlığından değilse. Farkı anlarsın merak etme. Ama sen kendi mavi haplılığınla sessizliği bölme dürtüne yenilmesen çoğu kız böler.

Birinden buluşmadan sonra telefon istedim hazır değilim dedi bitirdim. (Aslında o bitirmiş oldu.)

Diğeri mesaj atsam Lütuf olarak cevap yazıyor pek takmıyor Onu da siktir ettim.

Nein nein nein! Gündüz oyununda ya da buluşmada konuşamadığınız, bağlantı kuramadığınız ya da kurdurmayan kadından telefon istemeyin diye ağlayacağız neredeyse! Sırf bu yüzden sokak saha raporlarını incelemeyi bıraktım. Hatun sizin taşaklarınıza tekme atsın daha iyi! Ben olsam ikisinden de telefon istemem. Bak kızlar seni beğenir beğenmez onun bir kısmı kızın elinde ama senin davranışların tamamen senin elinde. Sen kırmızı hapı özümsemiş olsan o telefonları istemezdin. Kız senin onun telefonunu aramanı sağlayacak ve senin zamanını hakedecek bir şey yapmamış. Nasıl ödülsün ki bir de telefon istiyorsun. Kendini zorla vermeye çalışan bir ödül!

VE ARTIK ASLA KIZLAR KONUSUNDA BAŞARILI OLAMAYACAĞI HİSSİNE CİDDİ BİR ŞEKİLDE KAPILIYORUM.

Bana zaten hep bu hisse sahipmişsin gibi geldi. Dedim ya, kendi analizin aşırı yüzeysel.

Bugüne kadar kaç kızla buluştun, ne tür sorular soruyorsun, neden sessizliği bozma ihtiyacı hissediyorsun (özellikle soruları zaten soran sensen), o masada nasıl oturuyorsun, neden rahat değilsin (yanlış bir şey söylesen seni masaya yapıştıracak Tekwando şampiyonu hatunlarla mı buluşuyorsun, yoksa kızdan korkma), neden kendi tarafını doğru oynamıyorsun, neden aç gibi muhabbeti illa devam ettireceğim, illa telefon alacağım diye kasıyorsun?

Kırmızı hapı yalayıp yutmuş olsan hikayen şöyle bir şey olurdu : “Abi kızla buluştuk, 5 – 10 dk muhabbet edeyim dedim ama olmadı, sonra ben sessizliği bozmam gerekliliği dürtüsüne yenilmedim ve soru sormayı bıraktım. Böyle 10 dk sessizlik oldu. Ben de açtım telefonumda haftanın en iyi 10 golünü izlemeye başladım.

a) Kız o arada bir şeyler geveledi ve kalktı gitti.

b) Baktım kız kalkmıyor, konuşmuyor da. İzin isteyip kalktım, hesabı ödedim ve çıktım gittim.

Hocam eğer sen kendi tarafını iyi oynarsan kız seni beğenmese bile en azından bir muhabbet olur. Senin anlattığından anlaşılan sen alt tarafı tanıyıp etmediğin bir kadın önünde fazla ezilip büzülüyorsun. Kendi tarafını mekanik olarak bile iyi oynamıyorsun.

Kaç kızla buluştun bilmem, muhtemelen bir düzine bile değildir, ama daha kendi oyununu oynayamazken 1000 kızla buluşsan iş çıkmaz.

Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı

Bugün farkına vardım. Eski PUAlardan (evlendi sanırım) Mark Manson’un “The Subtle Art of Not Giving a F*ck” (Sikine Takmamanın İnce Sanatı) daha edepli bir isimle Türkçe’ye çevrilmiş : Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı. Ben bu kitabı İngilizcesinden okudum o nedenle Türkçe çevirisi nasıl bilemeyeceğim ama mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Mark Manson’un kitabı sıradan bir self – helf kitabı sanılabilir ama Napoleon Hill’den beridir (Secret akımı diyorum ben buna) devam eden Polyanacılık tadındaki self – help akımından farklı olarak bizim burda Jordan Peterson’ın Mutluluk ve Hayatın gerçeği videosundaki gibi daha ayakları yere basan bir düşünce sahip. Ayrıca yine Jordan Peterson’un üstünde çok durduğu sorumluluk kavramı üzerinde inşaa edilmiş bir kitap. Kitabın tanıtımı, kitabın iyi bir özetini sunmuş.

“Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.”

…

“Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir.

…

Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz.

…

Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak.

…

Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir.

…

Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

 

Fotoğraflarındaki gibi değilsin shit testleri

Birgün shit test ansiklopedisi yazıp tanesini 10,000 TLye satana kadar her shit testi yazabilme lüksümüz yok. Zaten shit testleri aşmak için gerekli olan şey her türlüsünü bilmek değil genel mantığını bilmektir.

Fakat Kerem’in şu sorusunu yazıyla yanıtlayacağım zira burada genel olarak defalarca işlediğimiz bir zihin yapısı problemi var :

Selam Mahmut Bey;
Buluştuğum bir sürü kızdan şunu duydum:
“Fotolardaki kadar havalı değilsin” bunu söylerken bu durumdan hoşnutmuş gibi söylüyorlar ama…
Havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından adım gibi eminim.
Nasıl daha havalı biri olabilirim? Ve nasıl daha az “makul ” bir erkek olabilirim?

Kerem Bey, bu bir shit test. Kız gerçekten hayal kırıklığı da yaşamış olabilir ama sen kızla buluşuyorsan çerçeveni sağlam tutacaksın ve “kızın hayal kırıklığı varsa bile kızın problemi” deyip takmayacaksın. Yani sen shit test sayacaksın.

Senin mesajindan tahminim bunun shit test olduğunun bile farkında değilsin (kendi zihin merkezinde kizlar var ve hala havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından gibi abuk subuk seyler soyluyorsun) ve bu nedenle de cuvallamişsındır.

“Sen fotoğraflarındaki gibi X değilsin” özellikle sosyal medyadan ya da Tinder‘dan tanıştığınız kızlardan çok duyacağınız bir şey.

“Sen fotograflarındaki kadar havalı değilsin” diye duysam mesela “sen de fotoğraflarındaki kadar güzel değilsin” diye gelişine çakarım, hiç acımam.

“Ya sen amcaymışsın ya” diyene “bana amca diyorsan göster bakalım kimliğini sen reşit misin …. ufaklık” diye yapıştıracaksın.

Kendini kadınların dediklerine göre ayarlama. “Sen fotoğraflarındaki gibi uzun değilmişsin” dese gelip buraya nasıl uzarım diye mi soracaksın? Kız kısaysa “bu boyla basketçi mi arıyorsun” diye güleceksin ya da kız uzunsa “he ya, tam kolunun altına alıp sarmalığım” diyeceksin.

Şimdi sen bu shit testleri aşıyor musun bilmem. Eğer bunlara eğlenen ustalıkla karşılık vermiyorsan, kızın dediğinde gerçek payı var. Alt tarafı kızın birine cevap yapıştıramayacak kadar heyecanlanıp, Prensesin huzurunda tedirgin, ürkek, kapalı, vs … davranıyor olabilirsin. Eğer kızla buluştuğunda heyecanlanıyorsan, ya da bu tür shit test cevaplarının kızı kaçıracağını düşünüp korkuyorsan, kızı tepeye, kendini aşağı koyuyorsundur. O nedenle de vücudun bir asilzade huzurundaki toprak kölesi davranışını belirtiyordur.

Havalı ne demek hiçbir fikrim yok. Maskülen ama centilmen davranıp gerisini boşvereceksin. Shit testlere böyle gelişine vurabilirsen zaten daha az makul olursun.

Bana bak güzelim, henüz farketmedin ama, ben alfa bir erkekim

“Ültimatom, zayıflık / çaresizlik bildirimidir.” – Rollo Tomassi

Dominant ve maskülen olmak konusunda erkeklerin yaptığı en talihsiz hatalardan biri, bir kadın kafalarındaki kaf dağındaki alfa erkek imajına ters bir hareket yaptığında ya da kendilerinin ne kadar ERKEK olduğu anlaşılmadığında hatuna ültimatom vermeleridir.

Aşağıdaki yorumu yazan arkadaş, çok sık yapılan bu hatayı yapmış. Bu sitedeki birçok saha raporunda ya da yorumlarda “abi bir kız var …” etkileşimlerinde bulunan bir hata. O nedenle bu tecrübesiz arkadaşı parmakla göstermek ya da yermek için değil örnek olsun diye paylaşıyorum. Çok yapılan ve yapıldığında bir çuval inciri berbat etme oranı 99% olan bir hatadır bu :

Mahmut Abi selamlar,
İnstada dışarı çağırdığım bi hatunla diyaloğu paylaşmak istiyorum seninle, doğru ya da yanlış yaptığım yerleri yorumlarsan sevinirim, bi acemi olarak hatalarımı görmüş olurum.
+ben
-Kız

+selam
-Selamm
+nasılsın
-İyiyim teşekkür ederim sen nasılsın
+İyiyim
+çarşamba günü napiyosun
+x’te saat 5 gibi bi şeyler içelim
-Olabilir o gün bir planım yok
+Anlaştık
+Numaranı ver haberleşiriz
-burdan haberleşiriz ya yazdığında görürüm o gün
+dinle, işler kötü gittiğinde ağlayacak küçük bi çocuk değilim
+o gün sana WhatsApptan yalnızca bir mesaj yazarım, gelmek istersen vakit geçirmek istersen cevap verirsin
+diğer durumda ben yoluma bakarım, hepsi bu
-diğer durumda dediğin ne bekliyorsun ki ben arkadaşça oturup bi kahve içeriz diye düşünmüştüm, sadece numaramı sosyal medyadan tanıdığım birine vermek istemiyorum

…

Ültimatomu tekrarlayalım :

+dinle, işler kötü gittiğinde ağlayacak küçük bi çocuk değilim
+o gün sana WhatsApptan yalnızca bir mesaj yazarım, gelmek istersen vakit geçirmek istersen cevap verirsin
+diğer durumda ben yoluma bakarım, hepsi bu …

Errrrrrrrrkkkkeeeeke bak beah! Ama sonuna O KADAR eklemeyi unutmuş! Burada erkek telefon numarası alamadığında Büyüklük Yanılsaması yazısındaki, kendi ayağına sıkmasına neden olacak aşırılığa kaçıyor :

eğer bir kadın 100% senin istediğin gibi davranmadı ise bunun nedeni yeterince alfa olmamandır” pozisyonudur. Bu yaklaşımı benimseyen erkekler, tüm dünyanın kendi kontrolleri altında olduğu gibi yanlış bir fikre kapılırlar. Her ne kadar bu yaklaşım diğerine göre tercih edilir olsa da, bu yaklaşım da erkeği başarısızlığa iter zira sadece her şeye kadir bir varlık bu çeşit bir iradeye sahip olabilir. Eğer hayatınız üzerinde 100%e yakın bir kontrol istiyorsanız, tamamen yalnız yaşamanız lazım. Başka birileri hayatınıza girdiği an, beraber varolmanız için kendi iradenizden ve onların iradesinden ödün verme başlar.

Bu durumda genellikle erkek, kendi dominant ve maskülen kişiliğini anlamamış olan kadına sözel olarak ültimatom atar ki arkadaşımız hemen bunu yapmış.

Sorun şu ki bir erkeğin bunu yapmak zorunda hissetmesi, genellikle söze döktüğü şeylere sahip olmamasından kaynaklanır. “Bak güzelim, ben senin bildiğin erkeklerden değilim” demenin 10,000 çeşidinin de anlamı aynıdır : sen tam olarak kızın bildiği erkeklerdensin.

Oysa temel kırmızı haplı oyun tekniklerini ucundan bilen biri için burada bir shit test var ve shit test en iyi eğlenen ustalık, onayla – abart gibi taktiklerle karşılanır. Shit test görünce anında ciddileşen ya da ültimatom veren erkek, kadının beyninin evrimsel olarak en bilge ve güçlü derinliklerine “ben (duygusal olarak zayıf) / tecrübesiz bir erkeğim” diye bağırır.

-burdan haberleşiriz ya yazdığında görürüm o gün

Telefon alamamanız shit test ya da kız için o aşamada birinci tercih olmayabileceğinizin göstergesi. Muhtemelen her ikisi de. Kız arkadaşınızın ya da yüzyüze buluştuğunuz hatunun birinci tercihi olmamanız ayrı konu ama Instagramda yeni yürümeye başladığınız kadının birinci tercihi olmamanızda bozulup dağılacak bir şey yok. Siz bunu ne kadar cool olduğunuzu göstereceğiniz bir shit test olarak algılayıp ona göre cevaplayacaksınız :

-burdan haberleşiriz ya yazdığında görürüm o gün
-Telefonundan yerini tespit edip birgün önceden pencerenin altında gitar serenatı yapamayacağım yani 😀

Aklıma ilk gelen şey bu … Daha dobra da olabilir ama bu şekilde dolaylı olarak arkadaşça duygularınız olmadığını da vurgularsınız.

Aslına bakarsanız, sosyal medyada yeni yeni yürüdüğünüz hatun telefonunu vermiyorsa shit test topuna bile girmeyebilirsiniz. Yani buradan haberleşiriz dediğinde shit testi görmezden gelip mesajlaşmaya devam edebilirsiniz (tamam demeyin, tamam ile onun çerçeveye girersiniz).

…

Ültimatomlar özellikle sevgili ya da evlilik hallerinde erkeğin karizmasına zarar verici şeylerdir. Bu konuda sevgilim bana karşı saygısız yazısındaki örneği verebiliriz :

Saygı, bir erkeğin kazandığı birşeydir, sorarak aldığı ya da kızı “ya saygı ya ben” diye seçime zorlayarak elde ettiği birşey değildir. Bu nedenle de kıza bunu sözel olarak sorarsanız, kızın size saygısı daha da azalır. Aslına bakarsanız kız belki de size saygısını kaybettiğinin farkında bile değildir ve bunu konu ederek kızın bilinçaltında giden bir olayı ona da farkettirip daha da hızlandırabilirsiniz.

Peki abi ne yapacağız?

Öncelikle bu durumu konu etmiyoruz. Dedik ya, saygısızlığını söze vurup, bunu onaylayıp onun sizin kadın saygısı dilenen bir erkek olarak saygıyı haketmediğinizi düşünmesini sağlamak yapılacak şey değil.

Buradaki “ya saygı göster ya ben” bir ültimatomdur. Söze dökülmüş dilenmedir. Bu tür ültimatomları genelde bilinçsizce veriririz ve böyle bir ültimatom kadın tarafından her zaman zayıflık olarak algılanır. Zira öyledir. Kendinizi ültimatom verirken yakalarsanız, bu size kendi zayıflığınızı – üzerinde çalışmanız gereken şeyi – gösterir.

Kıssadan hisse : “Ben senin bildiğin erkeklerden değilim” ya da “alfayım ben saksı değilim” ültimatomları, sizin bildiğimiz erkeklerden ya da saksı olduğunuzu gösterir 🙂

Şimdi son olarak da şunu yazmam lazım zira buraya gelen birçok erkeğin kafası radikal uçlarda çalışıyor. Ultimatom yok dedik ya, bu yazıyı okuduktan sonra canı bir şeye sıkılsa ağzını açmayacak bir sürü erkek var. Rahatsız olduğunuz bir şeyi belirtmek ültimatom değildir (ilk başta eğlenen ustalık daha iyi bir cevap olsa da), eğer bunu yapmayı bırakırsan şunu yaparım diye tehdit etmek ültimatomdur. Kıza haddini bildirmeniz gerekirse bildirin ama tehdit etmeyin. Tehdit diye söyleyeceğiniz şeyi sonra aynı şeyi yapmaya devam ederse yapın. Söylemeyin.

BONUS : Doğrular

1 – Instagramdan yürümeyi buluşmaya getirmiş.

2 – Çoğu erkeğin çuvalladığı buluşma ayarlamayı tam dengesinde yapmış.

çarşamba günü napiyosun
+x’te saat 5 gibi bi şeyler içelim

Ne kıza “ne zaman müsait olursun, nereye gitmek istersin” diye sormuş ne de “Çarşamba, 5te Yedi kule zindanlarına geleceksin kadın” diye kabalaşmış. Günü, saati ve yeri söyleyip sormuş. Bir şeyler içelim mi de dese bu dominant (egemen – lider) olmaktır.

 

 

Mavi haplıya sıkıcılık görünen sikicilik

Okur Rene şöyle bir yorum bırakmış :

Altta verdiğim yazı hakkında bir yazı yazılabilir. Maskülenlik ve sıkıcılık arasında ki fark nasıl ayarlanır?
O çizginin neresinde olmamız gerekli?

Yazıdan kısa bir alıntı bırakıyorum.

“Şimdi kafamda 2 düşünce var. Ya bize erkeksi gelen hareketler kadınlara erkeksi gelmiyo. Ya da kadınların maskülenite dışında ilgisini çeken başka şeyler var.

http://baycentilmen.com/kadinlar/günümüz-erkeksiliğinin-sıkıcılığı/”

Rene burada klasik mavi haplı zihniyeti ile kırmızı hap yazan bir siteye gelip mavi haplı bir ideale (kadınlara göre kendimizi nasıl ayarlayacağımız) çözüm arıyor.

Bir yazıyı okumadan yorum yapmayı entellektüel tembellik sayarım ama linkteki yazının sadece başını okudum ve bana yetti (abi tam okusaydın, adam kinaye yapmış diyorsanız bir bakarım)

Bu adamın erkeksi olmadığını düşünen yoktur herhalde. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Gel gelelim bugüne kadar bir çok kadınla iletişim kurmama rağmen hiçbir zaman bir kadının Jason Statham’a olan hayranlığını dile getirdiğini duymadım. Sanırım bir kere duymuştum. O da 30 lu yaşlarda evli bir kadındı.

Tek paragraftaki faüllere bakalım.

1) Kadınların söylediklerine bakarak kadınları anlamaya çalışan ve daha da kötüsü başka erkeklere tavsiye veren mavi haplı. Buraya kadarı mor bile değil. Bunları dinleyecek genç adamlara da Allah yardım etsin.

2) Verdiği örnek Jason Motherfucking Statham. Daha önce yazmıştık.

50 yaşına geldiğinizde şu aşağıdaki abi gibi mi olmak istemez misiniz? Maskülen sikici pardon sıkıcı abimizi yeni yetme veya 20lik ilgi orospuları değil de duvar sonrası hatunlar beğeniyormuş. Bu abinin sıkıcı olmadığına eminim de kendinden 20 yaş hatunlara çekici gelen bir başka tarafını söyleyeyim : kadınların ne dediğine bakıp da kendi maskülenitesini onlara göre ayarlamamak, ilişkileri beta ip cambazlığı sanmamak.

Bonus : Çocukluğumuzun ve ilk gençliğimizin maskülen apex alfa idolü, gençliğinde Monicca Belluci’yi götüren Vincent Cassel ve 21 yaşındaki karısı. Cassel’i sevgilisi ile evlendiği için mavi hap tarafına doğru buluyorum ama adam sikici maskülenitenin yeryüzü sembollerinden biri. Alfa oğlu alfa. Onu da ben hiçbir zaman kadınların ağzından düşmeyen biri gibi duymadım ama kim takar!

O nedenler Mr. Rene, linkini verdiğin yazarın dediği gibi peacocking (tavus kuşu) yapabilirsin ki eski bir PUA tekniğidir. Ama takım elbiseli, sade görünümlü alfalara teenage kızlar gibi sıkıcı dersen resmin önemli bir kısmını kaçırırsın.

O çizginin neresinde olmamız gerekli?

-mamız gerekir soruları buraya çok geliyor. Soran saf saf cevap bekliyor ama sorun bu dengeyi ayarlayamaması değil zihniyet. Sizin probleminiz, kadınları zihin merkezinize alıp onların beğenisine göre hareket etmek. Kadınların beğeneceği bir figüre bürünmekte bir yanlış yok, yanlış kadınları zihin merkezinize almanız ve sonra da sihirli bir denge formülü aramanız.

Stilin Olsun

Dünyada erkek nüfusunun milyonda biri kadar bir apex alfa var. Bunlar hemen her kadına hitap eder. Bu yazıyı yazan da okuyan da onlardan biri değil. Geri kalanımız ise bir grup kadına hitap ederken bir grup kadına zerre hitap etmeyiz. Bazı kızlar dövmeli, bar grubu solisti tipli adamlara erirken takım elbiseli finansçı adamların yüzüne bakmaz. Bazı kızlar da iş kıyafetli ve kariyerli adamları çok seksi bulurken, dövmeli – bar grubu solistini kendi liginde bile saymaz.

HER KADINA HİTAP EDEMEZSİNİZ. Her kadına hitap etme arzusu mavi haplı oneitis hastalığının uzantısıdır. Oneitisinizin istediği erkek gibi olamama ve onun tarafından reddedilme korkusudur. Oysa kırmızı haplı bir erkek için oneitis yoktur, HAVUZ vardır. Sizi beğenecek kadınlar havuzu. Bu havuz çok geniştir ama her kadın içinde değildir. Tek bir kadını ONEITIS yapmayacak adam için havuzun geniş olması önemlidir, spesifik bazı kadınların bu havuza girip girmemesi değil. Şöyle düşünün. 1 milyon dolarınız olması mı önemli, Benjamin Dede’nin en yakışıklı olduğu serideki 1000 dolara sahip olup olmamanız mı?

 

 

 

Red Man Group Episode 27 Notları – Tabak çevirmek ve dini inanç

Red Man Group Episode 27 – The Curse of The Thirsty Beta podcastına bağlanan birinin tabak çevirmek ve dini inançla ilgili sorusu ve Rollo Tomassi’nin yanıtı :

Sorum Rollo’ya. Geçen yayında bir erkek 30 yaşına kadar bir kadına tekeşli ilişki sözü vermemeli demiştin … Burada bir problemimiz var … Senin dediğine katılmıyor değilim ama ben istisnai bir durumdayım. Zira Hristiyan’ım ve evlilik dışında seks yapmak ahlaki olarak bana yasak. 22 yaşındayım ve kızların bana geldiğini ve istesem yapabileceğimi görüyorum ama … sorunum şu ki hem senin 30 yaşına kadar tek eşliliğe açık olma tavsiyeni dinlediğim hem de Hristiyan olarak tabak çevirmediğim için … senin bekleyen betalarından ne farkım kalıyor?

Rollo : Öncelikle sen kırmızı hapın farkındasın ve bu da seni bekleyen betalardan ayırıyor. Zira o erkeklerin çoğu kendilerine biçilen rol hakkında zerre fikre sahip değiller. Bana sorduğun soruyu aslında sürekli alıyorum. Şu an din ve kırmızı hap ilişkisi hakkındaki kitabımı yazıyorum. Kitabın önemli bir kısmı Hristiyanlık hakkında. Aslında kırmızı hapın dinsel tarafları ile ilgili de bir program yapmak istiyorum.

Eğer sen inançlarına uygun yaşayacaksan ve evlenene kadar seks yapmayacaksan … senin konuşmandan anladığım kadarıyla işlerin yolunda ve 22 yaşından bakıp “8 yıl daha seks yapmayacak mıyım” diyorsun. Beta olduğundan değil. Evet, eğer 30una kadar evlenmeyecek ve inançlarına göre yaşayacaksan, burada asıl mesele 8 yıl daha seks yapmayacak mısın?

Sen nasıl beta değilsin? Benim kitaplarımı okuduğun ve bu programı dinlediğin için. Kitapların hastalığa toptan çare olduğunu iddia etmeyeceğim ama senin bağlı olduğun kiliseyi bilmesem de birçok kilisenin günümüzde feminize olduğunu söyleyebilirim. Modern dating sitesinden John’un dediği gibi kiliseler beta çiftliğine döndü. Bugünün kilise kültürü erkeği daha beta yapma üzerine ve kadının pit stop ekibindeki yerine alıştırma üzerine.  Erkeğin çelişkisi de bu. Kendime öncelik vermem lazım ama dinin başkalarına öncelik vermemi söylüyor.

30una kadar tabak çevirin deme sebebim daha fazla hayat tecrübesi edinmeniz ve kadın – erkek ilişkilerinde daha fazla deneyim kazanmanız için. İnsanlar tabak çevirin derken “birçok kadını sikin” tavsiyesi verdiğimi düşünüyor. Hayır, bunu demiyorum. Demeye çalıştığım, bağlılık yok kafa yapısı geliştirmeniz ve eğer senin için seks mümkün değilse bile yine de aynı anda 3 ya da 4 kadınla çıkmanı tavsiye edeceğim. Hangisinde neyi sevdiğini, neyi sevmediğini deneyimle zira bu kadınlar hakkında hayat dersi almaktır.  Böylece sonunda bir kadınla tek eşli ilişkiye girdiğinde en azından “kadınlarla deneyimim oldu ve kadınlarda neyi sevip sevmediğimi tecrübe ile biliyorum” dersin. En azından bu ilişkiye dini inanç yüzünden itilip zorlanmadım dersin. Zira benden beklenen beni sevdiğini söyleyen ilk kızı almam değil mi?

Bir erkeğin kendini inşaa etmesi ve insanları doğru değerlendirecek tecrübeyi kazanması zaman alır. Kendilerini finansal olarak yukarı çıkarmaları ve eğitimlerini tamamlamaları zaman alır. Bir erkeğin kadının uzun süreli hayat arkadaşında aradığı kriterleri kazanması çok zaman alır. Bir de bunun arzu tarafı var yani gyme gitmen, sağlığına dikkat etmen, kendine bakman da lazım. Yani erkeğin erkek olması zaman alan bir şey.

Diyebilirsin ki “kendimi o kadar geliştirip istediğimi elde edeceğim ama o yine hipergami yüzünden benden daha iyisini arayacak, yok öyle yağma”. Fakat olay öyle düz mantık değil örneğin iş dine gelince bazen öyle değil. Sanırım bu kadar bekledikten sonra aynı dini inançlara sahip bir kadınla evleneceksin.

 

Talat Bulut’un kendisini taciz ettiğini söyleyen kız babasına taciz iftirası atmış

Yasak Elma dizisinin sezon finalinden 1 hafta önce dizi setinde çalışmaya başlayan 19 yaşındaki kostüm sorumlusu Özge Şimşek işi gereği kıravatını düzeltmek istediği 62 yaşındaki Talat Bulut’un kendisini arka odaya çağırarak dudağından öptüğünü belirtmiş ve olay medyada büyük yankı bulmuştu. Bazı yapımcı ve yönetmenler şöyle bir bildiriye imza atmıştı :

Yasak Elma adlı televizyon dizisinin başrol oyuncusu Talat Bulut’un, sette bir kostüm asistanını taciz ettiğini, kostüm asistanı genç kadının süreci yargıya yansıtma kararıyla birlikte öğrendik. Bizler, Türkiye toplumunda taciz ve istismar vakalarını ifşa etmenin kadınlar için ne kadar zor olduğunu biliyoruz, kadının beyanı esastır ilkesine inanıyoruz.

” … yargıya taşınmakta olan bu taciz vakasında, kostüm asistanı arkadaşımızın yanında olduğumuzu, bundan sonra filmlerimizde adı tacize karışmış isimlere yer vermeyeceğimizi kamuoyu önünde açıklıyoruz.”

Hatun 6 gün sonra mahkemeye başvurmuştu. Mahkeme taciz iddiasıyla ilgili Talat Bulut hakkında delil yetersizliğinden takipsizlik kararı vermişti. Daha sonra Ö. Ş.’nin avukatı Sibel Önder’in karara yaptığı itiraz başvurusu da reddedilmişti.

Medyatava’dan Birsen Altuntaş’ın haberine göre; Bsette taciz skandalıyla gündeme gelen 1998 doğumlu hatun 5 yıl önce de benzer bir mahkeme süreci yaşamış. Hem de nasıl bir süreç :

Boşanmış bir ailenin çocuğu olan Ö.Ş. adına Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılmış şok bir davanın belgeleri ortaya çıktı. Genç kostümcünün 2013 yılında İstanbul’dan gidip yanında kalmaya başladığı babası Ö.Ş.’nin istismarına uğradığını iddia ettiği ve baba hakkında “Çocuğun nitelikli istismarı, hakaret, tehdit, cebir ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” iddialarıyla dava açıldığı ortaya çıktı. Ancak tekrar İstanbul’a annesinin yanına döndükten sonra babası hakkında açılan dava kapsamında Ö.Ş.’yle ilgili Adli Tıp Kurumu Kartal Şube Müdürlüğü’nde 05.09.2013 tarihli hazırlanan raporda ise hiçbir istismar bulgusuna rastlanmadığı belirlenmiş. Daha sonra şikayetini geri alan Ö.Ş. psikolog gözetiminde verdiği ifadede ise babasıyla ilgili anlattığı olayların aslında hiç yaşanmadığını, kendisini zorla okula gönderdiği için babasının yanında kalmak istemediğini ve bu nedenle yalan söylediğini ifade etmiş. Mahkemeye sunulan psikolog raporunda ise şu sözlere yer verilmiş:

“Olayın bu denli büyüyeceğini düşünmeden hareket etmiştir. Kendisinin kollarında bıçak izleri vardır. Bunları o dönem kendisinin yaptığını söylemiştir.”

Kadının beyanı esastır, hukuki olarak kadının beyan etmesi, yargı sürecinin başlaması için yeterlidir anlamında olsa da, günümüzün ilgi orospusu ünlüleri ve sosyal medya linç ekibi sayesinde, kötü niyetli kadınlar tarafından bir silah olarak kullanılabiliyor. Kadının beyanı esastır olayını kadın derse erkek hapse girer anlayan insanların karşı ucunda, bunu linç için yeterli neden gören radikaller var.

Yukarıdaki bildiriyi yayınlayan linç ekibi ve #MeToo gibi ilgi orospuluğu yapma fırsatını hunharca kullanarak beyanatta bulunan ünlüler şimdi ne diyor acaba?

1 – Bu arada bu hatun gibi kadınlar, gerçekten tacize veya tecavüze uğrayan hatunlara hakarettir, onların gerçekten varolan maduriyetlerini kendi çıkarları ve ilgi çekme ihtiyaçları için kullanan hastalıklı insanlardır. İftiradan ceza almalıdırlar. Ben Talat Bulut yerinde olsam hem bu kıza hem de o dönemde gevrek gevrek konuşan bir iki gereksiz ünlüye dava açardım …

2 – Bunlar yüzünden kadınlarla çalışmak tercih edilmez bir şey olmaya başladı. Birçok üst düzey yönetici, bir kadınla yanlız kalmamak için kadın çalışanlarına ustalık yapmaktan çekiniyor ve onları mümkün olduğunca kendilerinden uzak tutuyor. Muhtemelen işe alırken de feminist HR’a çaktırmadan elden geldiğince erkek eleman alıyorlardır. Kısacası, kadın çalışanların işlerinde yükselme olasılığını azaltıyorlar.

3 – Geçmişinde böyle iftiralar olan bir hatuna 100 metreden fazla yaklaşmayın.

Eylemler ve sonuçları

Çocukken annem bana hep şöyle söylerdi : “her hareketin bir sonucu vardır”. Bu kimsenin aksini iddia edeceği bir söz değil ve bence bugünlerde herkesin farkında olması gereken bir kavram.

Eğer kazandığından daha fazla harcarsan kısa zamanda iflas edersin.

Eğer ihtiyacın olandan daha fazla yemek tüketirsen, kısa zamanda şişmanlarsın.

Basit, birinci derece etki – tepki zinciri, bir çıktının olma ihtimalini etkiler. Eğer X’i yaparsanız, Y olma ihtimalini arttırır veya azaltırsınız. Örneğin polisler bu nedenle “yüksek risk” ya da “düşük risk” grubu kurbanlardan bahsederler. Davranışlarınız, sizin bir suçun kurbanı olma şansınızı arttırır ya da azaltır.

İkinci derece sonuçlara örnek olarak da, 20lerinde hiçbir alt yapı yatırımı yapmayan (ne bir iş, ne bir eğitim, ne bir girişim, ne bir yetenek , vs …) adamın 30larında başarılı olma ihtimalini çok düşük bir seviyeye getirmesidir.

Hayatınızın sizin tercih ve hareketlerinizin bir toplamı olduğunu anlamanız, oldukça güçlü bir bilinçtir zira sizin hem tercihleriniz hem de hareketleriniz üzerinde etkiniz vardır ve bunları kontrol ederek istediğiniz sonucu alma ihtimalinizi arttırırsınız. Bunu da tercih ve davranışlarınızı, olasılığını arttırmak istediğiniz çıktıya göre ayarlayarak yaparsınız.  Eğer sağlam ve yüksek maaşlı bir iş istiyorsanız, mühendislik diploması alın. Eğer sürekli çakırkeyif kızlarla çevrili olmak isterseniz, parti planlama, organizasyon, barmen ya da bar fedaisi gibi işlere girin.

Fakat, hangi tercihi yaparsanız yapın, bir dizi sonuçla karşılaşacaksınız. Bar fedaisi olarak hatun götürme şansınız fazlası ile artarken, mühendisliği seçerseniz suratınızın kırık bir bira şişesi ile dağılması ihtimali azalacaktır.

Hemen şimdi değişmek …

Yeni bir alışkanlığı veya perspektifi edinmeye çalışan insanlarla ilgili en hayran verici (!) şeylerden biri de olayın bokunu çıkarmaları, aşırıya kaçmalarıdır.

Daha önce hiç ağırlık kaldırmamış bir erkek, hızlıca sonuç almak için haftada 6 gün, günde 2 saat ağırlık çalışmaya kalkar ve sonunda bir tarafını incitir. Oysa yavaş yavaş arttırarak başlamanız ve sabırlı olmanız lazım.

Daha önce aşırı şeker bağımlılığı olan ve fast food ağırlıklı beslenen adam, birden bire hergün su, tavuk ve haşlanmış brokoli yemeye kalkar.

Bu aşırılık, yapmak istediğiniz şeyi başaramamanızı garantiler.

 

Değişimin kalıcı hale gelme şansına sahip olması için, hayatınızı yavaş yavaş ilave edilmesi gereklidir. Bunu yapsanız bile çeşitli nedenlerle ayağınız kayacak ve eski alışkanlıklarınıza döneceksiniz.

Hayatın akışına dalarsınız, kötü bir gün geçirirsiniz, biri sizi yanlış yönlendirir, vs … Kimse mükemmel değildir.

Uzun vadede bir şeye 100% uyum imkansızdır. Bir şeye 90% uygun davranmak kısa vadede oldukça yönetilebilirdir ama uzun vadede mümkün değildir. Uzun vadede bir şeye 80% uyumluluk yönetilebilir ve gerçekçidir.

Peki insanlar neden bu tür aşırılıklara kaçarlar?

Nedeni basit : zira HEMEN ŞİMDİ ÇOK BÜYÜK SONUÇLAR istiyorlar! Ama yılların ihmal edilmişliğini 2 – 3 hafta abanarak telafi edemezsiniz.

İyi haber şu ki çoğumuzun aslında öyle bir acelesi yoktur ve hergün azar azar yükselerek ilerlemek en büyük değişime neden olan yöntemdir.

Çeviri : Black Label Logic

Jordan Peterson Türkçe – Kestirme olanı değil, anlamlı olanı yap

Jordan Peterson Türkçe alt yazılı bu videoda, 12 Rules For Life adlı kitabındaki “Kestirme olanı değil, anlamlı olanı yap” kuralını açıklıyor.


– Anlamlı olanın peşinde koşun, kestirme olanın değil. Kitapta diyorsunuz ki “kestirme / (belki doğru olmayan fakat) elverişli olanı yapmakta zerre inanç, cesaret ve fedakarlık yoktur”.

Hayallerinin peşinde koşmayan ve kariyerlerine mahkum olmuş izleyicilerimize ne dersiniz? Sebebi de anlamlı bir şey peşinde koşmanın riskini almaktan çok korkmaları …

– İlk söyleyeceğim şey şu : risk alıp anlamlı olanı yapmak tabii ki sizi korkutmalı. Ama eğer sizi zavallı durumuna düşürüyorsa, bulunduğunuz yerde kalmak sizi daha fazla korkutmalı.

İlk yapmanız gereken şey, şu fikirden kurtulmak : sürekli bir güvenlik içinde olabilirim fikri. Kabul edip adapta olma yeteneğiniz var, sürekli güvenli bir alan yok. Çocuklardaki olayla aynı.Orada öylece oturup perişan olarak bir bedel ödüyorsunuz.”Tamam, bildiğim şeytan bilmediğim şeytandan iyidir” diyebilirsiniz. Bundan bu kadar emin olmayın. Zaman akıp gidiyor. Eğer bugün işinizde acı çekiyorsanız ve bir şey yapmazsanız, 5 sene içinde daha fazla acı çekeceksiniz ve çok daha yaşlı olacaksınız.

– Ama anlamlı olanı izlemek lüks değil mi? İzleyicilerimizin ipotekleri, çocukları, ödemeleri ve borçları var. Bunu yapmak lüks zira bunun için kaynaklarımız yok.

– Ben sizi mutlu eden şeyin peşinden koşun demiyorum. Sizi mutlu eden şeyin peşinde koşmak lükstür. Anlamlı bulduğunuz şeyi izlemek ise sizin ahlaki sorumluluğunuzdur. Bu, kolay bir şey olduğu anlamına gelmez. Fedakarlık yapmayı gerektirebilir.

Diyelim ki, işinizi değiştirmek istiyorsunuz. Aileniz ve çocuklarınız var. Ev ipoteğiniz ve sorumluluklarınız var. O sorumlulukları zaten siz kendiniz aldınız, öylece çekip gidemezsiniz. “İşimi sevmiyorum, istifa ediyorum” diyemezsiniz. Bu strateji falan değil.

Ama yapabileceğiniz şey, “bu iş benim ruhumu öldürüyor tamam, bu konuda ne yapabilirim. Başka iş aramalıyım. Kimse beni işe almak istemiyor”. Hımm, tamam … Belki daha fazla eğitime ihtiyacınız var. Belki CVnizi güncellemeniz gerekli. Belki iş görüşmesi yapma korkunuzu yenmeniz lazım. Belki sosyal yeteneklerinizi keskinleştirmeniz lazım. Bu şeyler hakkında stratejik düşünmeniz lazım.

Eğer kariyer değiştirecekseniz bunu zeki ve sorumluluk sahibi bir insan gibi yapmalısınız. Bunu doğru düzgün yapmak size birkaç yıllık bir çabaya malolabilir.

– Anlamlı olanı yapın derken, kabiliyetinizin olması önemli değil mi?

– Bence bir değer ve inanç sisteminizin ve ahlakınızın olması daha önemli. Future Authoring adlı bir programım var. Bu, insanların hayatlarına dair bir vizyon geliştirmesine yardım eden ve strateji geliştirmelerini sağlayan bir program. Şu fikre – aslında kitaptaki (12 Rules For Life) fikirlere- dayanıyor … ya da hemen hemen aynı çizgide … İlk yapmanız gereken, kendinizi, önemsediğiniz biri gibi kafanızda canlandırmak ki bu 2. kural aslında.

Sonra da şuna karar vermelisiniz : “Eğer istediğiniz ve ihtiyaç duyduğunuz şeye sahip olabilecekseniz, bu nedir?” Nasıl arkadaşlarınız olmalı … Aile ilişkileriniz nasıl olmalı … Çocuklarınızla nasıl bir ilişkiniz olmalı … Kendinizi nasıl eğiteceksiniz. Bunları düşünmeniz lazım.

Eğer o yeteneğiniz olsa idi hayatınız nasıl düzenlenirdi, düşünmeniz lazım. Sonra da bunu hedefleyebilirsiniz. Komik olan şu ki böyle bir hedef oluşturur ve onu hedeflerseniz ona doğru ilerlemeye başlayacaksınız. Hedef değişecek çünkü yolu yürürken yeni şeyler öğreneceksiniz.A ma klinik ve danışmanlık yaparken yüzlerce kişi ile çalıştım ve kim bir hedef oluşturup ona yöneldi ise işler istese de istemese de daha iyiye gidiyor.

Yani lüks değil. Evet zor bir şey.  Ahlaki bir yükümlülük ve mutluluk değil. Peşinde koşulan mutluluk değil.

– Yani, anlamlı olanın peşinden gitmek, ahlaki bir sorumluluk.

– Kesinlikle.

Jordan Peterson Türkçe Kitap