Pook’un Kitabı – 15 Ders – İkinci Ders

Pook’un Kitabı – Giriş ve 15 Ders

Önceki Bölüm : Pook’un Kitabı – Birinci Ders

Kadın ardında bir erkek ile eve girdi. Erkek, birazdan olacağını düşündüğü “yakınlaşma” yüzünden kulaklarında gülümsüyordu. Ama eyvah, kadın birden erkekler hakkında atıp tutmaya başladı.

“Eski erkek arkadaşım piçin tekiydi”, diye başladı. “Neden erkekler bana kötü davranıyorlar?”

Erkek bunun üzerine Bay Duyarlı’ya dönüştü. “Sakin ol” diye mırıldandı. “Onlar senin ne kadar mükemmel bir kız olduğunu bilmiyorlar! Sen her açıdan güzelsin, sevimlisin, büyüleyicisin ve başdöndürücüsün. Ama bu geri zekalılar bunu göremiyorlar.”

Kız “sen çok iyisin! Ne kadar iyi bir arkadaşsın!” diye devam etti. “Sana erkeklerle olan diğer problemlerimi de anlatmama izin ver …”

Ve erkek, biraz önce olabilecek “yakın aksiyon” ile heyecan içinde olan erkek, şiddetli bir hayalkırıklığı ve içinde yankılanan boş bir his ile evden çıktı. “Arkadaşlık sayesinde, aşkın eninde sonunda ortaya çıkacağını düşünmüştüm. Ne kadar da yanılmışım! Kız seni arkadaş olarak görürse, en fazla arkadaş olabiliyorsun.”

Erkek eve girerken, kapının üzerinde bir yazı olduğunu farketmişti. O zaman, o yazıyı okumayı düşünemeyecek kadar heyecanlı idi. Şimdi evden çıkarken, yazıyı okudu.

Arkadaşlık – Girerken sahip olduğun tüm umudu kapıda bırak!

“Ama neden Pook? Arkadaşlık neden umutsuz olsun!? Ben arkadaşım olan kıza aşık olabiliyorum, onlar da aynısını yapmıyorlar mı?”

Pook bunun üzerine bir kadın çağırdı. Kadın bir ateş topunun içinde belirdi (muhtemelen tüm kadınların ait olduğu yerden geliyordu …).

“Ey kadın, söyle bana! Neden arkadaşın olan erkeklerin peşinden koşmuyorsun?”

Kadın birinin kendisine böyle bir soru sorabilmiş olmasına şaşırmış gibi baktı. “Çünkü, onlar sadece arkadaşım olduğundan.”

“Ama onlar sana aşık olmuyorlar mı?”

“Evet oluyorlar. Arkadaşım olan erkekler bana sık sık aşık oluyorlar.”

“Doğruyu konuş madam, sen ve arkadaşın olan erkekler birlikte ne yaparsınız?”

“Hıım, takılırız. Bol bol konuşuruz.”

“Konuşmak? Ne hakkında konuşursunuz?”

“Her şey. Aklımıza gelen her şey hakkında.”

“Ve onlar sana aşık oluyorlar.”

“Evet.”

“Tamam” dedi Pook. “Artık aradığımız cevabı bulduk. Şimdi gidebilirsin.” Ve kadın geldiği gibi bir ateş topunun içinde gözden kayboldu.

“Ne cevabı?”

“Nedeni, erkek ve kadın cinsiyetinin farklı olması. Söyle bana genç adam, erkek arkadaşlarınla birlikte iken neler yaparsınız?”

Genç adam düşündü. “Basketbol oynarız. Şehirde arabayla gezeriz. Video oyunu oynarız. …”

“Sen ve erkek arkadaşlarınız oturup duygularınızdan ve hayatınızın nasıl gittiğinden konuşur musunuz?”

Genç adam sinirlenmişti. “TABİİ Kİ HAYIR!”

“İşte cevap bu. Erkekler sırf konuşmak için bir araya gelmezler. Biz bir şeyler yapmak için bir araya geliriz. Kadın arkadaşlarımızla birlikte iken, çok daha fazla çene çalarız. Biz konuşma, duygularımızı ve deneyimlerimizi paylaşma gibi şeyleri romantik olarak ilgilendiğimiz kadına sakladığımız için, kadın arkadaşlarımız ileyken aklımız karışır. Bu nedenle de onlarla romantik olarak ilgilenmeye başlarız.”

“Ama Pook, ya kadınlar?”

Pook tepelerinden geçen telefon hatlarını işaret etti. Hatların arasında elektrik arkları akıyor ve parlıyordu.

“Telefon hatları! Yanıyorlar!”

“Kadınlar bir araya geldiklerinde ne yaparlar?”

Genç adam ateşler çakan telefon hatlarına baktı. “Konuşurlar!”

“Ne hakkında?”

Kıvılcımlar üzerine yağarken genç adam biraz düşündü. “Her şey hakkında!”

“Kadınlar genellikle bir araya gelip sadece bir şey yapmaya alışık değillerdir. Bu nedenle arkadaşları olan erkeklerle bir araya geldiklerinde, onların da kafası biraz karışır.”

“Anlıyorum …”

“Bu nedenle arkadaş olalım yolunu unut. İlgini çeken bir kadın gördüğünde, ona romantik ilgi ile yaklaş. Eğer seni arkadaş olarak görürse, her zaman arkadaşı olarak kalırsın.”

Sonraki Bölüm : Üçüncü Ders

Pook’un Kitabının Tamamı (PDF 385 Sayfa)

 

Pook’un Kitabı – Giriş ve 15 Ders

SoSuave forumuna Pook tarafından yazılan ve Gubby tarafından derlenen yazılar

Pook’un Kitabının Tamamı (PDF 385 Sayfa)

Derleyenin Notu

Bu yazıları sizin okumanız için derledikten sonra bir feragatname yazmam gerekiyor.

Ben “Pook müridi” değilim. Herkes gibi Pook’un da kusurları var. Aslında, buraya aldığım yazıların bir kısmına katılmıyorum. Ama bunları yine de okumak istedim zira bu yazılarda bir farklı bir bakış açısı var ve belki bir gün daha bilge ya da Pookçu olduğumda fikirlerimi değiştireceğim.

Pook basit baştan çıkarma sanatının ötesine giderek adına HAYAT denilen bize büyük resmi gösteriyor. ÖZGÜRLÜĞÜ gösteriyor.

Pook, tanıtım olarak en başa koyduğum yazıda, Pook karşıtı bazı sorunlar hakkında konuşuyor. Bence bir kişi bir grup içinde çok büyük bir şöhrete sahip olduğunda, o gruptan biri çıkıp onu kendilerinden daha iyi olma KİBİRİNİ gösterdiği için eleştirecektir. Bu çok şaşırtıcı değil.

Herneyse, eğer bu kitabı okuyorsanız, zokayı yutmuşsunuzdur. Zırlamayı bırakın. Biliyorsunuz, hepimiz Pook’u çok seviyoruz.

Bir de, kendi kitabını derle piç herif.

 Giriş – Bir Pook, Sadece Pooktur!

https://www.sosuave.net/forum/showthread.php?t=13101&page=3

SoSuave forumunda bulunmamın tek amacı, kendime yardım etmek. “Otorite” ya da “şöhret” olma konusuna zerre ilgim yok. Tek amacım kendi kusurlarımı düzeltmek ve hayatı keşfetmek. DJ Bible[1], forumun işleyişi ya da forumun yöneticileri gibi şeyler de umrumda değiller.

Bir forum yazısı yazdığıma, temelde kendimle konuşuyorum. Yazı yazmanın bana yardım ettiğimi keşfettim. Zaten yazıların “İpuçları” kısmında çıkmasının nedeni de bu. Eğer bu yazdıklarımı tartışmak istese idim, onları “Tartışmalar” kısmına yazardım. Birçok kişi aradaki farkı anlamıyor. Yazılarımın altında atıp tutuyorlar ve neden cevap verdiğimi anlamıyorlar. Hiçbir şeyi tartışmaya gerek yok. Yazılar genellikle çok uzun oluyorlar zira ben zaten soruları yazıların içine koyuyorum.

Son zamanlarda şöyle bir akım başladı : insanları yazıları görmüyorlar, tek gördükleri “Pook”. Bu nedenle ne zaman bir “Pook” yazısı yayınlansa, insanlar “pook tuzağı” kurmaya başlıyorlar (Ice-Pick tarafından yaratılan bir terim). Bunun güzel bir örneği, “Alışkanlık herşeydir” başlığı. Benim hayatımda daha bir berraklık yaratan basit bir mesaj, anlamsız cevapların altında boğuldu.

Benim buradaki misyonum Pook’u düzeltmek. Aslına bakarsanız bundan başka hiçbir şeyle ilgilenmiyorum. Bir şey bana yardımcı oluyor ise bunu masaya koyuyorum çünkü bazılarınızın da aynı problemleri olabilir. Eğer yazı size Latince gibi geliyorsa, yazıyı umursamayın. Hepimiz kendimizi düzeltmek için buradayız. Zira odak kendi üzerimizde.

Benim düşünceme göre kendi Büyük Değişimim problemin kadınlarda değil bende olduğunun farkına vardığımda meydana geldi. Bu nedenle “kadınlara odaklan / kadınları kontrol etmek / taktikler” gibi yazılara verip veriştiriyorum (ya da daha doğrusu onlar bana verip veriştiriyorlar). Sizin problemlerinizin çözümü kadınlarda değil ama kendinizde. Ama problemin kendinizde olduğunu anlamak ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK gerektirir. İyi Çocuk ise her zaman haklıdır ve DÜNYA / KADINLAR kötüdür. Ama olay tam tersidir. İyi çocuk yanılıyor ve KADINLAR haklılar.

3-4 yıldır bu forumdayım. Geçmiş yazılarıma baktığımda, A’nın nasıl B’ye, B’nin de C’ye çıktığını, vs. görebiliyorum. Örneğin, “O Çaresizliği Öldür” yazısı (benim için) “hileler” ve “taktikler” kapısını bir daha açılmamak üzere kapattı. Peki bunlar yerine yapılacak başka neler vardı? Bu yazının ardından cinselliği, cinsel birleşmeden ayıran “Erkek Ol” yazısı geldi. Bu yazı da benim için tüm o saha (yatak) raporlarının kapısını çarparak kapadı. Günümüzde cinselliği sadece seks ile ilgili şeylerle tanımlıyoruz ama gerçekte cinsellik cinsel birleşmenin ötesinde bir şey.

Bu nedenle, kadın ve erkek bir değil ikidir. Herkes cinsiyetsiz olabilir. Be cinsiyetsiz olmak bir erdem, maskülen olmak ahlak bozukluğu değildir.

Günümüzde kim “kadın” ve “erkek” (cinsiyetleri) cinselleştirilmiş formda aslında yoklar diyor? Evet, cinsiyet teorisyenleri!

Cinsiyet teorisyenleri maskülenitenin ve feminenliğin sosyal dayatmalar olduklarını iddia ediyorlar. Bir başka deyişle, bunların yapay olduğunu söylüyorlar. Bu teorisyenlerin, problemin asıl kaynağı olduğunu ilk başta farketmemiştim ama sonra cinsellik anlamında dünyamızda bir şeylerin ters olduğunun farkına varmaya başladım. Görünüşe göre İyi Çocuk doğuştan olmuyordu, “fabrikada” üretiliyordu. Bu nedenle “Erkek Ol!” dedim. Cinselliğin “sadece cinsel birleşmeden” bağımsız olmasını istiyorum yoksa dünya cinsiyetsiz ve can sıkıcı bir yer haline gelir.

“Erkekliğe Doğru” yazısında bu düşünceye daha fazla eğildim. Bir grup erkeğe, bir erkek ne yapar da bu yaptığına ERKEK deriz diye sordum. Tekrar tekrar verdikleri tek cevap “kadınlarla seks” idi. Ben kadınlarla seks yapmanın büyük bir taraftarıyım ama bu, cinselliğin kovulduğunu ve sadece yatak odasına indirgendiğini gösteriyor. Cinselliğin yasa dışı sayılacağı ve sadece cinsel birleşme şeklinde olanına izin verileceği Yeni Bağnazlık Çağı’na girmekte olduğumuzu düşünüyorum. Bir kadının feminen, bir erkeğin de maskülen olması fikri bazılarını çileden çıkarıyor (insanlara nasıl davranmaları gerektiğini söylemeye hakları olduğunu düşünüyorlar!).

Maskülen biri, inek bir cinsiyetsize göre hayattan çok daha fazla zevk alır. Şimdi size iyi bir gözlem söyleyeyim. Eğer cinsellik, (yasaklanması imkansız) cinsel birleşme hariç her alanda yasaklanırsa, bunun sonucu ne olur? Toplum daha cinsiyetsiz hale gelir. Bunun sonucunda da cinsel birleşme her geçen gün daha fazla abartılır ve anıtsallaştırılır.

Büyükanneniz haklı idi, cinsel birleşme hiç olmadığı kadar çok “göze sokuluyor” (eğer insan cinselliğinin bir yanını yasa dışı yaparsanız, diğer tarafına odaklanırız. Cinsellik bir yere akmalıdır). [Ayrıca, Pleasentville[2]’ın insan ırkının seksi 60lara kadar keşfetmediği benzetmesi yanlış. Muhtemelen 50’lerde ve 40’larda bugüne göre çok daha fazla seks yapılıyordu. BEBEK PATLAMASI (BABY BOOM) nereden geldi sanıyorsunuz? ]

Bizler, gökkubbe ile dünya arasında sürünen kurtçuklarız. “Erkekliğe Doğru” yazısı insanın “gökkubbe” ile bağlantısını ayrıntılı yazdım. “Piçin Sırrı” yazısında ise erkeğin “Yerle” arasındaki bağı. Kişisel olarak ben “Erkekliğe Doğru” yazısının “Piçin Sırrı” yazısından daha iyi olduğunu düşünüyorum. Zira günümüzde herkes dünyevi olana odaklanıyor ve manevi gökkubbe ile aramızdaki bağa hiçbir zaman değinmiyor. Herkes dünyevi olana meyilli.

Hepimiz, sentuarlarız[3] ve bu dünyada yolculuğumuzda hayvanın üstünde yol alıyoruz. Hem hayvanı hem de “zihni/ruhu” anlamalıyız. Manevi olan ile aramızdaki bağı söküp atarak maymunlardan, kurtlardan, köpeklerden veya Norveç sıçanlarından farkımızın kalmamasının bize ne yararı olabilir ki?

“Piçin Sırrı II” yazısı, ahlak olarak cinselliğin “dünyevi bağlantısına” odaklanırken, “Cesur Yeni Dünya” ise ahlak olarak cinselliğin “manevi bağına” odaklanıyor. Her ikisi de ele alınmalı.

“Feminizm’in Yargılanması” gibi yazılar ise bu yeni bağnazların, bu feministlerin cinselliğe yaptıklarına karşı saldırılardır.

“Kadınları elde etme” ve “kadınları anlama” gibi şeyleri çözmeye çalışmaktan vazgeçtim zira bu uğraşlar beni her seferinde erkeği tanımlama noktasına getirdi. Gündüzü gece olmadan tanımlayamayacağınız gibi, kadınları da erkekleri tanımlamadan tanımlayamazsınız. Bu nedenle odağım CİNSELLİK konusuna kaydı, yani her iki cinsiyet ve onlar üzerinde hüküm süren kurallara odaklandım. Bana nasıl yardımcı olacaklarını görmek üzere, Doğa’nın sırlarını bulup ortaya çıkarmak istiyorum. Büyücü gibi görünmek istemiyorum ve beni böyle gören insanları da küçümsüyorum.

——————-

İnsanların neden hala “Pook” hakkında kişi olarak konuştukları anlayamıyorum. Sanki kim “Pook”un en iyi psikoanalizini yapacak diye bir yarışma var. Ben bu yarışmaya davetli değilim ve ne zaman benim ne olduğumu anlatsam, insanlar bana inanmıyorlar (!).

Yazılarımla size nasıl düşündüğümü tam olarak anlatıyorum. Ama bu yeterli değil. Pook ya şudur ya da bu.

Bu başlığı düşünün. Burada yazıyorum zira Pook’un kim olduğu hakkında konuşup duruyorlar ve Pook’un psikoanalizini yapıyorlar, vs. Bu beni çok kızdırıyor zira ben Pook’un kim olduğunu biliyorum ve bunu gerçekten bilen tek kişi benim. Ve hızlı baştan çıkarıcılar[4] peşimi bırakmıyorlar. “’Erkek Ol’ demek yetmez, bize pratik tavsiyeler lazım!” Bütün bunlar olurken, genel olarak dünyevi ile ilgili olan “Piçin Sırrı” yazısı hala bilgisayarımdaydı. Sonunda bunlarla uğraşmaktan yoruldum ve yazıyı yayınladım.

Ve herkes çenesini kapadı. Neden? Zira kendilerini anlamak yerine, “Pook’u anlamaya” çalışıyorlardı. “Pook şöyledir … Pook böyledir ….” Pook, Pooktur. Bundan daha fazlasını söylemeye ne gerek var?

PowerEgo’nun yeni yaptığı şeyi örnek vereyim. Pook’u işkolik (ah o terim) olmakla suçladı ve benim herkesin işkolik olmasını talep ettiğimi iddia etti. Sırf konuşmaya devam etsin diye onunla konuşmaya devam ettim zira “Gençlik Pınarı” yazısının bilgisayarımda durmakta olduğunu biliyordum. Onunla uğraşmaktan yorulduğumda, “Gençlik Pınar” yazısını yayınladım ve iş bitti.

Başka bir forumda geçen şu alıntıya bakın :

Pook’un şimdiki açmazının temelinde kadınları, onları yanında bulundurmaya değmeyecek kadar aşağı yaratıklar olarak görmeye gidecek kadar insandan saymaması var. Bunun SoSuave forumunda kimseyi rahatsız etmemesi şaşırtıcı değil zira “oyuncu” olmaya giden tüm yöntemlerin temelinde bu var. Bu tutumun “maskülenite” olduğunu düşünen herkesin eline birer sözlük alması lazım. Bir kadının zeki olması onu otomatik olarak maskülen yapmaz. Bu ikisi birbirinden tamamen farklı şeyler. Aynı şekilde cahillik ve ruh hastalığı seviyesinde aptallık maskülen falan değildir. Pook sözde entellektüel bir mastürbasyon yolunu seçtiği ve sürekli fikir çaldığı klasiklere ve Doğa’ya sırtını döndü.

Bu insanlar, Pook’u entellektüel olmakla suçluyorlar! (Bu arada klasiklerden nasıl çalabilirsin ki! Hiçbirinin telif hakkı yok. Ben zaten daha klasikler ve onların cinsellik hakkında sunduğu bilgilere değinmeye başlamadım!)

Ve bazı insanlar da entellektüelleri tokatladığım için bugünlerde bana kızgınlar!

Hangisi beyler? Entellektüel miyim, değil miyim?

Tahayyül edebileceğiniz gibi, bu Moliere’in kaleminden çıkabilecek değerde bir komedi.

Son zamanlara birileri çıkıp “Pook kadın düşmanı! Kadınlardan nefret ediyor!” demeye başladı.

Oysa içinde gencin “şeytan kadınlar! Şeytan kadınlar!” diye bağırdığı ve kadınları kötü insanlar olarak resmettiği ve benim de gence yanılıyor olduğunu ve kadınların sandığının tam tersi olduğunu anlattığım yazılarım var.

Pook’un psikoanalizini yapmaya yönelik tüm bu çabalar nafile. Pook hakkında endişelenmeyi bırakın ve kendiniz hakkında endişelenmeye bakın. Eğer Pook’un dedikleri hoşunuza gitmiyorsa, onu dinlemeyin.

“Pook kocaman bir egoist!” Oysa gelişimin sadece alçak gönüllülük ile geldiğini söyleyen yazılarım var. Zira bir insan herşeyi biliyor ise, yeni hiçbir şey yazmayacaktır.

Gökkubbenin altında aklınıza gilebilecek her şey ile yaftalandım ve suçlandım. Komik olan şu ki kendim hakkında doğruları söylediğim, “Feminizm Yargılanıyor” yazısı gibi yazılarda bile yalan söylemekle suçlandım! Hayır, ben ne olduğumu söylüyorsam oyum.

Dipnotlar :

[1] Don Juan Bible (Don Juan İncili), SoSuave forumundan rafine edilmiş ve baştan çıkarma (seduction) ile ilgili temel bilgiler içeren derleme. https://www.sosuave.com/bible/bible.htm

[2] Türkçe adıyla “Yaşamın Renkleri”, 1998 ABD yapımı komedi-drama-fantezi filmi.

[3] Yunan Mitolojisindeki yarı insan – yarı at yaratık

[4] Speed Seduction. Ross Jeffries (asıl adı Paul Ross) tarafından geliştirilen PUA tekniği / programı.

Pook Erkek’in Acı Çeken Çaylağa Tavsiyesi

https://www.sosuave.net/forum/showthread.php?t=18291

Anti-Dump’ın[1] çok hoşuma giden bir metaforu var :

“Bir kuş kadar özgür olmalısınız, oradan oraya kanat çırpıp, şakıyan ve hayatın tadını çıkaran bir kuş. Kadınlar bu kuş ile sikişmek ve onu kafese koymak isterler (kafes = bağlılık / ilişki).

Kuşun kendisi kafesin içine uçmak istediğinde, bu kuşun bir problem olduğunu düşünmez misiniz? Sonuçta kim, kafesin içinde olmak İSTEYEN bir kuşu ister ki? Hayır, kadınlar ÖZGÜR, VAHŞİ ve GÜZEL kuşları isterler. Kadınlar İYİ BİR AV isterler. İyi av, kafesin içine uçmaya can atmaz. Kafesin içine uçmak isteyen kuşlar, yaralı ve muhtaç kuşlardır.

Kadınlar anlaşılmaz değillerdir, olay bizim ne yapmamız GEREKTİĞİ yerine ne yapmak İSTEDİĞİMİZE odaklanmamız ve duygularımızın gözlerimizi perdelemesidir. Kadınların ayaklarını yıkamak ve onların heykellerini dikmek istiyoruz. Ama yapmamız gereken kadınlardan saygı beklemek ve onları sadece iyi davrandıklarında ödüllendirmektir. Gerçek tutku sadece erkek istediği zaman, aniden kadını bırakmaya hazır olduğunda oluşur. Sonuçta eğer siz daha birinci kahve buluşmasında “seni seviyorum” derseniz, tutku buhar olur uçar. Çünkü bunu söyleyerek bir yere gitmeyeceğinizi gösterirsiniz.

Çiçekler ve hediyeler ÖDÜL olarak kullanılmalıdır, kadının sevgisini SATIN ALMAK için değil.

Eğer bir kadın sizi umursamaz ise, siz de ona umursamazlık ile meydan okuyun.

Bir kadın size saygısızlık ederse, onu ona olan zamanınızı ve yakınlığınızı geri çekerek cezalandırın.

Bir kadın size sizin istediğiniz şekilde saygı ve ilgi gösteriyorsa, onu ödüllendirin.

Bana göre sahip olabileceğiniz kadar kadını size getirecek ve ilişkilerinizi parlak ve ateşli tutacak olan düşünce yapısı şudur: arzu duymayın.

Tabii ki, tamamen arzusuz olmak imkânsız. Bir erkekle muhabbet açıp konuşabiliyorsunuz değil mi? Aynısını kadınlarla da yapabilmeniz lazım. Sizi bundan alıkoyan iki şey var : (1) kadınları anlamamak ve (2) arzunuzun sizi tedirgin ve gergin yapmasıdır.

Bu sitedeki ve mesaj forumundaki [2] tüm mükemmel makaleler sayesinde 1 numaralı problemi kolayca aşabilirsiniz. 2 numaralı problemi aşmak ise biraz daha zor. Bazıları bu konuda doğal yetenektir (Peak[3]). Diğerleri ise, arzunun tüm kusurları gözardı etmelerine ve mantıksız davranmalarına neden olduğunu anlayana kadar ard arda yanarlar, yere çakılırlar, reddedilirler ve korkunç ilişkiler yaşarlar (Anti-Dump).

Aslında kendinizle övünmelisiniz zira ÇOĞU erkek romantizm konusunda USTA olduğunu düşünür (herkes, her şey hakkında haklı olduğunu düşünür). Buraya gelerek, DON JUAN[4] olma yoluna girdiniz bile. Yakında, kadınlar sizin varlığınızda tutku ile titreyecekler. Kendinizi eğitmek konusunda ciddi iseniz, bu site sizin hayatınızı değiştirecek.

Benim hayatımı değiştirdi.

Dipnot :

[1] SoSuave forumundaki PUA muhabbetinden kırmızı hapa evrilecek olan öğretinin çıkmasında Pook kadar etkili bir başka yazar.

[2] SoSuave.net

[3] SoSuave forumundaki meşhur yazarlardan biri.

[4] SoSuave forumunda, kadınları etkileme ve elde etme konusunda uzman olma mertebesi.

Onbeş Ders

https://www.sosuave.net/forum/threads/fifteen-lessons.59150/

Genç adam oturup hayatının bir sonraki safhası hakkında düşündü. “Artık bir kız arkadaş edinmenin zamanı geldi” dedi. Hayatının bu yeni yönü hem heyecan verici hem de korkutucu idi. “Ama başarı birçok yenilgi olmadan gelmeyecek” diye düşündü. “Keşke önümdeki acı verici denemelerden kaçınmanın bir yolu olsa idi”.

Ve birden, mucizevi bir şekilde Pook belirdi!

Genç adam, Pook’un önünde birden belirdiği herkes gibi, şaşkınlıktan dilini yutmuştu. Ama karşısındaki, konuşkan Pook idi. “Sana yol göstereceğim” dedi. Sürekli kalp kırıklıkları, yalnızlık ve hiçbir şey kontrolünde değilmiş hissine gerek yok. Beni takip et. Ben sana öğrenilmesi gereken birçok dersi öğreteceğim”.

Genç adam “ama Pook” diye haykırdı. “Kendimi başlangıçtaki hataların içine bıraksam daha iyi olmaz mı? Hata yapa yapa ilerlemek başarıya giden en iyi yol değil mi?”

“Hayır. Dersini alman için kalbinin kırılmasına gerek yok. Başarılı evlilikler, başarısız evlilik deneyiminin ardından mı geliyor? Tabii ki hayır. Ön …”

“Öngörü nazikçe öğretir; hata ise vahşice”

Bunun üzerine, genç adam sordu : “Peki, ilk ders nedir?”

Pook, “beni takip et ve gör” diye cevap verdi.

Genç adam Pook’u yakınlardaki bir üniversitenin kampüsüne kadar takip etti. “Dikkatle izle. İlk ders geliyor.”

Pook’un Kitabının Tamamı (PDF 385 Sayfa)

Sor sor ki öğrenesin #1

Bana yani Güzin pardon Mahmut Abiye, bu yazı altında istediğinizi sorabilirsiniz. Istediğinizi derken Dolar ne olur, Fenerin dertleri nasıl çözülür gibi sorular sormayın tabii. Site teması ile ilgili sorular sorun.

Sorularınızdan beğendiklerimi yorumlardan yazıya çıkaracağım.

NOT : Yazı sorulara kapanmıştır. Henüz yanıtlanmamışlar yavaş yavaş yanıtlanacak.

Buluşmaya arkadaş gibi gelirim diyen kız

Özgür’ün şu saha raporu standart bir shit teste dikkat çekiyor :

Ben: ee mark zuckerbergi daha fazla zengin etmek yerine bir kafeye geçip milli ekonomiye can getirsek ya
Kiz: Olabilir ?
B:Tamam yarın aksam 17:00, xxx’de bir seyler icer ordan sahile ineriz.
K: Tamam olabilir Özgür. Ama arkadașça bir buluşmadan daha çok mutlu olurum.

Burda bazı acemi arkadașlar hemen “Friendzone mu girecez lan. Delikanli adamim ulan ben!!!” gibi bi kafa yapisiyla kizi direkt nextleyebilir, daha kötüsü ultimatom verebilir. Bunu yapmayin. Arkadaș kartı her zaman friendzone yediginizi garantilemez. Bazen (burda oldugu gibi) bariz bir shit testtir. Eğlenin
B: Hayir hayır arkadașça olmaz.
K: anlamadim. Neden olmasın?
B:Peki o zaman plani degistirmem gerekiyor. Yarin 5 gibi cikariz. Emreyle İboyu da cagiririz sahilde 101 atariz. Biralari ben getiririm okey gittigimiz yerde var. Sanada tuzlu fistik getirmek kaliyor. Yarim kilo kadar getir ibo ayısı yiyor zaten hepsini.

Evet bu bir shit test. Birçok genç bu lafı duyduğunda mavi hap algoritması devreye girer ve kızı rahatlatmak, korkutmamak adına teste arkadaşı oynayan tavşancığa dönüşerek karşılık verir ve shit testi geçemez. Fakat kırmızı hap okumuş ama sindirememiş birçok genç de bu testten “aman beni uydu erkek yapacak”, “aman beni friendzone’a atacak” paranoyası ile geçemez. Olmayan alfalıklarına zarar gelecek korkusu ile abazan ama gururlu bir hareketle kızı hemen NEXTlerler.

Yapmayın.

Kız sizin niyetinizi biliyor. Her kız bilir zaten de burada kız bunu dolaylı olarak dile getiriyor. Ve yine de buluşmaya geliyor. Oysa sizinle birlikte olma ihtimalini değerlendirmeyen hatun o buluşmaya gelmez zaten. Shit test yazısından hatırlarsanız, kız sizinle ilgilenmiyorsa shit test atıp size eziyet etmez zaten.

Burada onayla abart işe yarar. Özgür’ün yaptığını yapmaya bile gerek yok. “Ooo arkadaş ne demek, sırlarımızı paylaştığımız en yakın arkadaş olacağız” gibi dalga geçebilirsiniz.

Bu shit testin birkaç versiyonu var. Örneğin Tinder‘da hatunlar sıklıkla “burada ne arıyorsun” diye sorarlar. Bu durumda da verilecek yanlış cevap “seviyeli bir ilişki arıyorum” gibi bir şey söylemektir. Tamam belki arıyorsun ve tikiş tokuş mekanında belki bulursun da sonuçta tikiş tokuş mekanındasın! “Tabii ki kanka / BFF – Best Friend Forever arıyorum” gibi bir şey deyip dalga geçmek daha mantıklıdır.
Aklıma gelen bir diğer versiyonu da en az 10 kere buluşmadan yatmayız versiyonu. Şu saha raporunda bir örneği vardı :
Restoranda öpmedi ama sonra gidip bir barda iki şişe daha şarap açılmaya başladı (adam başı 1.5 şişe şarap içtik). Önce yanağa öpücüğü aldım ve sonra “en az 10 kere buluşmadan yatağa girmeyeceğiz” uyarısı ile dudağa. Gece saat 12 civarı ise sarhoş kafayla evine yanlız gitme bahanesi ile onu taksiye koyup evine götürdüm. Evde bana ayılma kahvesi yapmaya hazırlanırken arkasından kavrayıp kendime çevirerek kucakladım ve hatunu koltuğa attım.
Tek parça elbisesinin altında tanga giydiğini farkedince sevişme ihtimali yüksek psikolojisi ile benimle buluşmaya geldiğini anladım. Fakat tam o tangayı çıkaracak iken Son Dakika Direnci geldi. İki ileri bir geri rahatlatmaya çalışıyorum bir yandan da sızmasa bari diye düşünüyorum zira bıraksan duvarlara tırmanacağım. Fakat hatun yaklaşık yarım saat süren tüm ileri ataklarımı sinirlenmeden ve şakacı bir şekilde püskürttü ve o kilodu bana çıkarttırmadı. “6 kere buluşacaktık önce” (ben şaka yollu onu yarıya indiririm diye pazarlık ederken 6’ya anlaşmıştık(!)) diyor başka birşey demiyordu.
Saha raporunda örnek bir son dakika direnci var ama sonuca bakarsanız o gece seks idi. Burada oyuna devam ederseniz çoğunlukla o gece ya da ikincisinde yatarsınız. Dikkat edin, hatun açık açık seninle yatmayı düşünüyorum diyor : (15 kere buluştuktan sonra) seninle yatmayı düşünüyorum.

Tinder Rehberi

Üniversiteye yeni başlayanlara Tavsiyeler

Benden üniversiteye yeni başlayanlara tavsiye vermem istenmişti. Bunu yazmışım ama yayınlamamışım. Şimdi Mr. Dee’nin videosunu görünce aklıma geldi. Yayınlayayım.

Birincisi arkadaşlar, üniversiteyi 4 senede bitirin. Uzatmayın. Üniversiteyi uzatan çok adam tanıdım ama hayırlı bir iş için uzatan (kendi şirketi vardı) tek bir örnek biliyorum.

İkincisi, üniversitede kazanabileceğiniz en değerli şeylerden biri iş çevresi – sosyal ağ. Arkadaşlıktan bahsetmiyorum, o da lazım ama bir çeşit ağ kurmalısınız. Bunu da örneğin iyi hocalarınızla beraber proje yaparak, kulüp faaliyetlerine katılarak ya da okul dışında aktivitelerle sağlayabilirsiniz.

İyi hocaların ağlarını küçümsemeyin. Ben üniversiteden mezun olalı 16 sene oldu, hayatımın önemli bir kısmı yurt dışında geçti ve hala her sene en az iki üç kere bir hocam beni arar ve bir öğrencisiyle buluşup akıl vermemi, iş için yardım etmemi, vs. … ister. “Mahmut İstanbul’a gelince şu çocukla bir konuşabilir misin, kendisi Asya’ya gidiyor …”, “Mahmut şu ülkede iken şu çocuğu arar mısın yeni mezun bir yol göster”, vs. Düşünün ki bu adamların bu şekilde yüzlerce öğrencisi var ve ben ne en parlağıyım ne en tepedeki (birçok sınıf arkadaşım CXO seviyesindeler) ne de en çok gidilmek istenen ülkelerdeyim.

Bu ağ olayı Türkiye’nin büyük üniversitelerinin sağlayacağı değerlerin en önemlilerinden biri. Staj ise böyle bir ağa ulaşmanızın bir başka yolu. Tek bir bağlantı sizin hayatınızı değiştirir. Özellikle de şu videoda Jordan Peterson’un bahsettiği şekilde sorumluluk alarak üzerinize yüklenen küçük işleri iyi yapmak için çabalarsanız. Daha önce anlatmıştım. Beraber çalıştığım ve oldukça takdirini topladığım yabancı müdürümün ikimiz de işten ayrıldıktan ve o Avrupa’ya gittikten 2 sene sonra bile bir iş olunca beni düşündüğünü, aradığını ve böylece yurt dışında çalışmaya başladığımı anlatmıştım. 20li yaşlar, Bangkok, ekstra faydaları ile 5,000 USD maaş (kafanızda canlanması açısından 25 – 26 yaşında Türkiyede 5000 USD aldığınızı düşünün).

Alkolden özellikle de fazla alkolden uzak durun. Alkol erkeklerin 10%unu bok çukuruna atıp yok eder. Özellikle üniversite dönemindeki o “büyük” dertler nedeniyle alkole boğulup çok zaman kaybeden adamlar gördüm. Tabii uyuşturucudan da uzak durun. Üniversiteler alkol ve uyuşturucu yuvası olduğundan bunları demiyorum. Değiller ama ailenizden ayrı ve gençsiniz, ve dışarda bunları kullanmayı marifet sanan çok insan var.

İngilizce öğrenin. İngilizceyi iyi öğrenin. Eğer yapabiliyorsanız ikinci bir dil daha öğrenin. Rusça olur, Almanca olur, Arapça olur, olur da olur. İkinci bir dil öğrenin.

Not ortalamanızı yüksek tutmaya bakın. İlk bulacağınız işlerde size artı puan getirecektir. 4 üzerinden 4 olmak zorunda değil ama 3.5 gibi tutmaya çalışın.

Üniversitede bir gym var mı bakın ve varsa düzenli gidin. Ben üniversitede iken gyme falan param yoktu ama üniversitenin gym bedava idi ve hep onu kullandım. Liseden sonra özel bir gyme ilk kez maaş kazanmaya başladığımda gidebildim ama üniversitenin gym yeterli idi ve ciddi anlamda da boştu.

Biliyoruz ki çoğunuz için üniversite demek, kadın – erkek ilişkilerinde ilk dişe dokunur deneyim demek. Bunun buhranları olacak, özellikle de hormonların ipleri elinde tuttuğu 18 – 22 yaş arasında. Bu buhranların veya hatun aktivitelerinin notlarınıza, derslerinize ve diğer faaliyetlerinize etki etmesine izin vermeyin. Tam tersi canınızın sıkıntısını, hayal kırıklıklarını, öfkeyi derslere asılarak yakın.

Ve şimdi size vereceğim en önemli tavsiyeye geldik. Üniversiteye hayatınızın 4 senesi boyunca çalışacağınız bir iş olarak bakın. Onu ciddiye alın. Hakkını verin. Özellikle devlet üniversitelerinde okuyanlarınız için söylüyorum, orada sadece anne ve babanızın emeğiyle değil çocuklarını üniversiteye göndermeyi hayal bile edemeyecek vatandaşların da katkıda bulunduğu vergiler sayesinde okuyorsunuz. Ben de devlet üniversitesinde okudum ve şimdi keşke olaya böyle bakıyor olsaydım diyorum. Yaşıtınız gençlerin sadece 11%inin devam edebildiği bir kuruma gidiyorsunuz ve bu da bir ayrıcalık.

İlgisi Yetersiz Kız

Bazen bazı kelimeleri kullanırken, aslında anlatmak istediğinizin çok yanlış anlaşıldığını farkedemiyorsunuz. Karşınızdakinin zihin yapısı, aynı kelimeleri tamamen farklı anlamasına neden olabiliyor.

Örneğin “bir kadının ilgisi yetersiz … bırak gitsin (next)” derken kastettiğim şey ile anlaşılan şeyin farklı olduğunu yeni farkettim. Youtube’da bir videonun altındaki soru – cevaba bakın :

Varnalı Pua : Buluşmaya gelmeyen kıza cevap olarak ne yazılmalı? Buluşmada 2 normal 1 flörtöz kuralındaki flörtöz kısmında neler denilebilir?

Mahmut Abi: Kızın ne yazdığına bakar. Eğer bir şey yazmadıysa NEXTlersin. Eğer bahanesi sudansa veya saygısızsa yine bir şey yazmadan nextlersin. Kız eğer makula benzer bir neden belirtiyorsa (belki yalan ama en azından aranızdaki etkileşime saygısı var gibi davranıyor) dert değil ben de zaten bir arkadaşı gördüm ona takıldım gibi bir şey söyler savuşturursun. Nextlemek ya da bir daha denemek sana kalmış. 2 kere eken kızı nextle.

Varnalı Pua : Gelebileceğimi pek düşünmüyorumu nasıl yorumlarsın Mahmut abi? Buna ne denmeli birde ikinci buluşma kaç gün aradan sonra teklif edilmeli.

Mahmut Abi: “Gelebileceğimi pek düşünmüyorum” eğer seninle buluşmayı düşünmüyorum anlamında ise yani “bir planım var o nedenle o gün gelebileceğimi düşünmüyorum” şeklinde bahaneli değilse ikinci buluşmayı teklif etmeye gerek yok. NEXT! Kız seninle ilgilense şansını azaltmamak için bir bahane koyardı, seninle buluşup buluşmamak umrumda değil ve kesine yakın reddetmiş.

Eğer şansını devam ettirmek için bahane üstüne bunu söylüyorsa “yarın bir planım var gelebileceğimi pek düşünmüyorum” diyorsa bir hafta sonra yine teklif et. Yine gelemiyorsa şansını kaybetti.

Burada temel probleminiz zihin yapınız. Kız sizinle şansını arttırmak için hiçbir şey yapmıyorsa illa peşinden koşup kendinizi kıza ucuzundan peşkeş çekmeye çalışmayın. Bu kendinizi kendi kafanızda çok ucuz / değersiz gördüğünüze işaret ki sizin bilinçaltınız bunu söylerken size kimse değer vermez. Kendinizi az ya da çok bir ödül olarak görmeniz lazım. O zaman kime ne zaman ne kadar teklif edeceğinizi otomatik ayarlarsınız.

Siz ödülsünüz derken kız değersiz demek istemiyorum. Ama bu etkileşimden bir ilişki çıkacaksa o size ne kadar ödülse siz de ona o kadar ödülsünüz. Hatta kadınların verdiği bazı şeyleri piyasadan alabilecekken erkeklerinki satılmadığı için siz bir miktar daha fazla ödülsünüz.

Varnalı Pua : Mahmut abi şunu belirtmedim kıza ilk önce şu zamanda film var ona gidelim dedim o da gideriz dedi fakat o tarihten önce farklı bir yerde buluşma teklifime (Tel nosunu aldığım günün hemen ertesine) bu cevabı bahane belirtmeyerek verdi.

Mahmut Abi : Sana ilgisi az. Diğer kızlara bak. Çok istiyorsan bir kez daha teklif et ama pek bir dönüş bekleme.

Varnalı Pua : ilgisi az ise ilkini niye kabul etti?

Mahmut Abi :

Gördüğüm kadarıyla henüz kabul ettiği bir buluşma falan olmamış. İlkinde zaten reddetmiş, ikincisinde gideriz demiş ama yer – gün – saat teklif veya kabul yok. Bir kız için bu kadar akıl yürütmeye değmez. Çok istiyorsan yer – gün – saatli filme çağır, geliyorsa git. Gelmiyorsa nextle. Bir kıza bu kadar kafa yorma.

Kızın neyi neden yaptığı onun problemi. Akıl yürütme ile olmaz. Yer – gün – saat vererek davetine tepkisine göre varsayım yapacaksın. Hepsi bu. Bir kız 2 teklifte bir yere gelmiyorsa ilgisi yetersiz deyip nextleyeceksin.

Sanırım sen ilgisi yetersiz kelimelerini kızı merkeze alıp anlıyorsun. İlgisi, kendine değer biçen bir erkeğin ilgisine değecek seviyede görünmüyor diyorum. Kız seni istiyor mu acaba şeklinde ilgiden bahsetmiyorum. NEXT ile bazen aslında size ilgisi olan kız, ilgisini zamanında, yeterince gösteremediği için sizi kaybeder şeklinde bakmanız lazım. Ben 100% elinin altındayım yeterki biraz da olsa ilgisi olsun şeklinde değil.

Kızın yanlış adımlar atması, zamanında adım atmaması, vs … ile aslında istese de şansını kaybedeceği adamlar olun.

Evet, “ilgisi yetersiz … next” (1) kendisini merkeze koyan, (2) satışı oldu kabul eden ve (3) “ben ödülüm” zihin yapısındaki biri için “ilgisi benim ilgimi hakedecek kadar yeterli değil o zaman ben de dikkatimi, ilgimi daha hakedenini aramaya yöneltirim” diye algılanır. Eğer kızı merkeze koyar ve kendinizi ödül saymazsanız “beni (yeterince) istemiyor o zaman ben de mecburen next” olarak algılarsınız.

Tekrar ediyorum : Kızın yanlış adımlar atması, zamanında adım atmaması, vs … ile aslında istese de şansını kaybedeceği adamlar olun.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Erkek adam’ın kerameti

Biliyorum cok uzun zaman oldu,  Mahmut Abi ara ara insanlar seni soruyor diyor. Kusura bakmayın hayat baya yoğundu bir süredir. Şu 1 yılda başıma gelenleri halen daha uzunca bir saha raporu ile anlatmayı planlıyorum ama ona bu akşam enerjim yok.

Sitede ayda 1-2 kere sorun yaşanmakta bu ara, onun için de kusura bakmayın ana sebebi benim. Siteyi bir süre önce başka bir sunucuya taşımamız gerekiyordu ama vakitsizlikten yapamadık.

Şimdi gelelim ben neden böyle bir başlık attım diye. Duydum ki site göçtü diye Mahmut Abi’yi maile boğuyormuşsunuz. Ya hani burası bir sosyal platform olsa herkes birşeyler paylaşıyor olsa bir nebze anlayacağım da, biz bu siteyi size gerçek hayatta kadınlarla olan ilişkilerinize destek olsun diye açtık. 1 gün okuyamadığınızda çıkın sokağa pratik yapın lan teknik bilgi bir bokunuza yaramaz uygulamazsanız.

Özellikle Z kuşağında (1998 ve sonrası doğumlu arkadaşlar, evet siz) internetten birşeyler aratıp bulup okuyunca tüm dertlerinin çözüleceği gibi bir anlayış var. Kusura bakmayın ama NAH çözülür. Bu sitede yazılanların hiçbiri gidip 20-30 kadın tarafından ağzının tadıyla reddedilmeden hiçbir boka yaramaz.

Erkeklerin ancak ve ancak %20’si gerçek anlamda kırmızı hap’ı kabullenebilir ve uygulayabilir derken götümüzden mi uyguluyoruz? Bu siteyi bulup okudunuz diye hayatınızda değişecek tek şey mavi haplı yerine siyah haplı olup kadınlardan nefret etmek olacak eğer kıçınızı sıkıp uygulamaya dökmezseniz. Şu siteye takılan adamların %90’ıö kaldır kıçını haftada 3 kere hiç sektirmeden spor salonuna git desem ikinci hafta bırakır.

Lafı açılmışken gelelim son dönemde Mahmut Abi’nin dediğine göre burada kadınlardan nefret eden siyah hap tayfasına. Arkadaşlar siz kafanızdaki pembe dünyadan çıkamayıp, kadınların kafanızdaki pembe dünyaya uymadığını anlayınca onlardan nefret etmeyi seçmiş özünde hala mavi haplı olan kardeşlerimizsiniz. Şu sitede her zaman şunu yazmaya çalıştım (tamam lan biliyorum 1 yıldır yazmadım) kırmızı hap kadınları anlamaya yarar. Burada yazılanlar kadınlardan nefret etmek için değil onları anlayıp onlarla birlikte olabilmek için var.

Yakında temelli döneceğim. Ben hapı alıp benimsedikten sonra gidip gerçek hayatta ciddi anlamda test etme şansı yakaladım. Nacizane Mahmut Abi kadar olmasa da, anlatacağım, paylaşacağım çok şey birikti. Ama döndüğümde burada kadın düşmanı tayfanın ağzına vurmak için de güzelcene bir kürek edindim kendime, hazır olun.

Kadını el üstünde tutmak

Twitter ve İnstagram gibi sosyal medya hesaplarında, takipçi çekmeye yönelik tartışma yaratmak amacıyla dolaşımda olan bir sürü kopyala – yapıştır mesaj var. Mesela “erkek dediğinin götünün altında arabası, kafasının üstünde evi, on yüzbin lira maaşı olacak …” mesajları gibi.

Bunların çoğunu yorumlamam isteniyor ama ben bunları pek ciddiye almıyorum. Yine de ısrarla yorumlamam için bana mesajlanan birini geçenlerde twitter’da yorumladım. Burada biraz daha açayım. Mesaj şu :

genelde özgüvenli ve basarili erkekler hayatlarinda olan kadinlari el üstünde tutarlar, hakettigi gibi davranirlar ve bunu soylemekten de cekinmezler. kadini ezmeye calismak sadece ve sadece asagilik kompleksli ezik erkeklerin yaptigi bi seydir.

Tek tek gidelim :

genelde özgüvenli ve basarili erkekler hayatlarinda olan kadinlari el üstünde tutarlar

El üstünde tutmak “çok sevgi ve saygı göstmek” demek. Doğrudur ama burada önemli bir ayrıntı var : özgüvenli ve başarılı erkeklerin sırrı kendilerini daha çok sevmeleri ve saymalarıdır. Kişi kendini daha çok sevip saydıktan sonra kadınını istediği kadar sevip sayabilir.

Hayatı boyunca el üstünde tutmayı, kendinden önceye koymak olarak uygulayan ve sonra burada yazılanlar gibi şeylerle karşılaşan birçok erkek, yılların aptallığına panzehiri hayatlarındaki kadına çok kötü davranmak sanıyorlar. Oysa piçin sırrı “kötü davranması” değil kendine öncelik vermesidir.

Kötü davranmak kısmını tırnak içine aldım çünkü aslında fişe takılı yaşayan, kadın merkezli ortalama erkek için kadına ve onun ihtiyaçlarına öncelik vermeyen her davranış “kötüdür” zaten. Yoksa aslında kötü davranmaların çoğu kötülük de değil.

Kendiniz daha çok sevip saydıktan sonra kadınınızı istediği kadar sevip sayın. Bu bencillik değil. Bencillik kendini sevip başkasını zerre kadar sevmemektir.

hakettigi gibi davranirlar ve bunu soylemekten de cekinmezler

Evet ama sırf kadın ve sevgili diye el üstünde tutulmayı hakettiğinden değil kendi çabası ile sevgi ve saygıyı hakettiğinden. Ve eğer hatun sevgi ve saygıyı haketmiyorsa da hakettiği gibi hayatlarından çıkarırlar.

Saf olmayalım, birçok kadın bunu paylaşırken Tanrı vergisi bir iyisini haketme mantığı ile paylaşıyorlar ama onların niye paylaştığı önemli değil. Siz eğer yüksek değerli bir erkekseniz, size kimse ne olursa olsun beni el üstünde tut diye dayatamaz.

kadini ezmeye calismak sadece ve sadece asagilik kompleksli ezik erkeklerin yaptigi bi seydir.

Buna da katılıyorum. Başarılı erkek kendi değerini yükselterek hipergami açısından yüksekte durur, değersiz erkek ise kendi yükseleceğine kadını aşağı çekmeye çalışır. Kendi değerinizi olabileceğinizin en iyisi olarak yükseltin, kendinizi ön plana koyun, kadınınıza hakettiği gibi davranın yeter. Buradan çok daha sağlıklı ilişki ve pozitif cinsellik yaratırsınız.

Peki abiciğim kadını ezerim, sikerim atarım zararı ne?

Bunun etik olmaması bir yana asıl zararını İllimitable Man vakasında anlattım. Bu kafada birçok adamla karşılaştım ve temel problemleri sarkacın bu kadar aşırı uca salınması ile oluşan enerjinin, eninde sonunda sarkacı öbür uca taşımamasının mümkün olmaması. Stabil bir ruh hali değil. Dün “sikecen atacan” hacı diye dolaşanların “onu çok seviyorummmm” diye ağlaması ve sonra daha da bir kinlenip “kafasına vurup sikecen” tarafına savrulması çok ama çok yaygın bir şey.

SAHA RAPORU – Kalçada ki eski erkek arkadaş.

-Çekicilik Bir tercih değildir.
Neil Strauss
-Çirkin erkek yoktur.Özgüvensiz erkek vardır.
SECRET

Yaklaşık 5 ay önce yaşanmıştır ve daygame raporu değildir. Öğlen saat 2  civarı öğrenci evimde oturmuş, bilgisayarda oyun oynuyordum(ara da sıra da açar 1 el 2 Dota oynarım)En üst katta oturduğunu söyleyen bir kız kapıyı çaldı.İlk defa görüyordum.Gözleri ağlamaktan hafif şişmiş(o halde bile çok güzeldi mk.)Muhabbet kuşunun öldüğünü bütün kapıları çaldığını ama kimsenin açmadığını anlattı kısık bir sesle,Ölü kuşa dokunamadığını söyledi, benden rica etti.Sen kafesten alır mısın diyerek.Ben de tamam dedim asansöre bindik. Kafesi kapının önüne getirdi ölü kuşu aldım.
BEN:Tamam ben bunu atarım
Kız:Hayır ya lütfen gömelim dedi. tekrar başladı aq ağlamaya
BEN:Tamam, ben bunu eve götüreyim. benim biraz işim var, yarım saat sonra ben seni çağırırım, gömeriz.(bi sal beni amk oyun gidiyor eheh)
Kız:Benim derse gitmem lazım 1 2 saat sonra dönerim öyle gömsek olur mu?
Ben:Olur.geldiğinde kapıyı çal evde değilsem,döndüğümde ben seni çağırırım bahçeye gömeriz.(Burada işsiz bir şekilde bütün gün ev de oturan biri gibi bir imaj çizmek istemedim)
olur dedi. ben de kuşu aldım evime getirdim bir peçeteye sardım oyunuma devam ettim.Tabi bu kızdan aynı zaman da çok etkilenmiştim, gerçekten çok güzeldi.Neyse dışarı çıkmıştım,saat 5 buçuk civarı geldim kızın kapısını çaldım.asansöre bindik Garip bir seslik eşliğinde benim kata doğru iniyoruz.
Ben: biraz daha iyi misin sabah çok kötü görünüyordun gibi bir şey söyledim tam hatırlayamıyorum
Kız: evet iyiyim

Garip bi sessizlik var ortada. kız kuşa çok üzülmüş belli.Ben de böyle durumlarda ne yapacağımı hiç bilemiyorum amk.Salak salak konulardan konuşup kıza itici gelmekten de korktum. öyle sustuk asansör de.Sonra, benim evden ölü kuşu aldık,apartmanın küçük bir bahçesi var, orayı kazdık, gömdük.Gömerken;
Ben:Benim de küçükken kuşum vardı.15 yıl yaşadı hatta benden yaşça büyüktü falan bunları anlatıyorum.
Kız:Benim de eskiden kedim vardı evden kaçmıştı o kaçınca kuş aldım bunu bu da 6 hafta da öldü falan diye anlatıyor birşeyler.

işimiz bittikten sonra apartman kapısından girerken bana gel sana bir kahve yapayım biraz daha kendine gelirsin,laflarız moralin düzelir.Gibi şeyler söyledim.Kız önce olur dedi. 5 6 adım yürüyüp asansöre binerken fikrini değiştirdi.Yaa ben arkadaşlarımla görüşcem sonra görüşsek olur mu dedi.Ben de Tamam görüşürüz diyerek evime girdim.
Bu nokta da belirtmek istediğim önemli noktalar;hiç bir şekilde muhtaçlık belirten bir davranış sergilememek lazım.” Yaa ben arkadaşlarımla görüşcem sonra görüşsek “diyerek fikrini değiştirmesi bir reddediliş.Bu cümleyi duyduktan sonra ona söyleyeceğiniz her hangi bir şey(bakın daha kızın adını bile bilmiyorum).
-Bu arada adın neydi diye sormadım.
-Kızın numarasını istemedim.(Zaten istediğimde kapısını çalabilirim. böyle de bir şey var)
-önce olur dediğine güvenerek, gel diyerek ısrarcı da davranmadım.
Bu davranış biçimleri “arkadaşlarımla görüşcem sonra görüşsek” diyen bir kıza söylendiğinde, bu ara da adın neydi gibi basit bir soru yöneltmek bile, sizi kızın gözünde ona muhtaç duruma bile düşürebilir.Yani oyun başlamadan biter.

Bir sonra ki gün;Kızın kapısına gideceğim o şart zaten,şansımı denemeden kaybetmek istemiyorum.Amacım;Kapıyı çalıp benim 1 saat işim var döndüğüm de birlikte kahve içelim. demek.Kapıya yaklaşıp kapıyı çaldığımda kızın felaket bir şekilde ağladığını fark ettim.
Kız:Kapıyı açmadan önce Delikten baktı sanırım.ben olduğumu fark edince kapıyı açmasam ayıp olur mu dedi.bir yandan ağlıyor.
Ben:Hayır.Şu an bu kapıyı açıyorsun..emrivaki,sert bir sestonu ile(bu detayları verme sebebim;Gerçekten önemli.Bir şeyi söyleme şekliniz ne söylediğinizden daha önemlidir)
Kız:tamam biraz bekle ama olur mu diyerek 2 3 dakka sonra yüzünü falan yıkamış, saçı başı dağınık,dokunsan ağlayacak bir halde kapıyı açtı
Ben:Hemen üstüne bir şey alıyorsun ve benimle aşağı geliyorsun dedim.
Kız:Tamam dedi, benim eve indik.
Ben:ne oldu neden bu kadar ağlıyorsun?(Bir yakınını kaybetti zannettim gerçekten çok şiddetli ağlıyordu)
Kız:boşver ya ben arada canım sıkılınca ağlarım böyle dedi
Ben:Aynen aynen.. ben de her canım sıkıldığında ağlıyorum.Hatta arkadaşlarla buluşuyoruz canımız sıkılınca 3 5 kişi toplanıp ağlıyoruz.
Kız:Burada 5 dakka önce ağlayan kız kahkaha attı
Ben:Annemler geçen altın günü için toplandı bir baktım.Bütün teyzeler ağlıyor.Bitanesi bir yandan gözünü siliyor bir yandan okul ne zaman bitiyor diye soruyor falan diyorum.(Abarttıkça abartıyorum yani)

15 20 dakika sıradan sohbetler espriler falan.Önemli bir şey yok, shittest olduğunu düşündüğüm bir şey de yok.eğlenceli bir sohbet geçiyor.Sadece tanıştık, isimlerimizi öğrendik.Bir ara yemek muhabbeti geçti.Evde yemek yaptığımdan söz ettim,o hiç beceremezmiş,çok güzel yaparım falan bir gün sana da yapayım dedim. 1 gün sonrasına sözleşmiş olduk.Akşam arkadaşlarıyla görüşecekmiş eve gidip hazırlanayım diyerek kalktı.Ben de telefonu uzattım numarasını yazması için numarasını yazdı ve gitti.Yarım saat sonra arkadaşlarının yanına gitmeden(makyaj yapmış, süslenmiş falan,afet olmuş amk) kapıyı çaldı ben gidiyorum,senin numaran ben de yok ama falan dedi.tamam ben sana mesaj atarım kaydedersin dedim ve gitti.

Burada sanki numaramı istemesinin sebebi; arkadaşlarının yanındayken benimle mesajlaşabilmek olduğunu falan düşündüm.Ben epavarman diye mesaj attım cevap gelmedi.O gece hiç konuşmadık.Bir sonra ki gün aradım.Saat 6 gibi müsaitim, kaçta geleceksin ona göre yemek yapacağım ve eğer içiyorsa şarap alacağımı söyledim.Olur saat 6 benim için de iyi diyerek sözleştik.

saat 6 olduğunda tekrar aradım.5 10 dakika içerisinde geldi.Duş almış,Makyaj yapmış,4 kat aşağıda ki eve gitmek için baya bir hazırlanmış.süslenmiş yani,Ben tabi mesajı aldım.Fuck close çanları çalıyordu benim için 🙂
yemek yedikten, biraz şarap içtikten sonra,çok sıradan muhabbetler var o yüzden atlıyorum.Çoğunlukta olarak o anlatıyordu ben dinliyordum.bu ara da yan yana oturuyoruz.Duygusal bir anısını anlattı.Ben de fırsat bu fırsat. sen çok iyi bir insansın tarzı sarıldım. 5 10 dakika sonra sessizlik oldu.Biraz dudağına eğildim ve öptüm. hiç bir şekilde SDM ile karşılaşmadım.O gece fuckclose oldu.Kızın sol kalçasında iç çamaşırının örttüğü yerde Nal gibi HARUN yazıyor, bir insan neden böyle bir şey yapar ki amk.Bir insan götüne neden eski sevgilisinin adını yazdırır.Duygusal,şefkatli,güzel,tam harika sevgili adayımın, götünde Harun yazıyor vay amk yaa.Harun hakkında konuştuk biraz.”neden böyle bir dövme yaptırdın ve neden götünde” kendime hakim olamadım sordum tabi. fuck tan sonra ki betalıklarımdan bahsedeyim biraz da.harun dövmesine aldırmadan artık sevgilimsin moduna girdim.(kafamı sikeyim), kızın güzelliğinden betalaştım biraz da, tamam falan dedi, o gece birlikte uyuduk.Yarın sabah olduğunda her şey çok farklıydı.Kız kendi evine gittikten sonra, mesajlarıma çok geç dönüyordu, bazılarına görüldü atıyordu.1 2 gün böyle geçtikten sonra ben de NEXTledim, bir daha görüşmedik.Ben de aramadım, o da beni armadı.Bir daha hiç konuşmadık.Biraz sexten sonra betalaşmış olsam da. oyun; daygame de,nightgame de ,günlük yaşantıda da aynı dinamiklere dayanıyor.
Bu Raporda shittest ile karşılaşmadım.Ya da farkına varmadım…

Saha Raporu – Putin’e Selam Olsun…


Merhaba Mahmut Abi ve Değerli Blog sakinleri, Ben Mr. Deer. Önceki yazılarımdan beni fazlası ile tanıyorsunuz. Bu aralar İstanbul’ da bir düzen kurmaya çalışıyorum ve ilk yazımda da bahsettiğim gibi eğitim (danışmanlık ve grup dersleri) konusuna ağırlık vermeye başladım. Bir süredir YouTube kanalımda sesli saha raporları ve podcastler de yayınlıyorum. Bu yazının konusu yakın zamanda twitter hesabımdan atmış olduğum ‘’ Putin’e selam olsun. Bu ara halkı ile yakın temastayım ‘’ başlıklı resimli Tweet  ile alakalı. Resim Marmaris’ te çalıştığım otelin bana tahsis etmiş olduğu evde bir Rus hatunla birlikte takılmamın sonrasında çekildi. Olayın garip tarafı ne hatun İngilizceyi doru düzgün biliyor, ne ben 2-3 kelimeden fazla Rusça biliyorum. Ee diyeceksin nasıl konuştun da ayarttın hatunu işte tuhaf olanda o, pek konuşmadık.

 

‘’Kadının kocası genelde bir tür yedektir. Hiçbir zaman doğru erkek değildir.”

~ Sigmund Freud ~

 

Saha Raporu; Putin’e Selam Olsun

Uzatmadan olaya gireyim artık. Daha animasyonda 5. Günüm (hem otelde, hem meslekte) çoktan full charge pratiğim sayesinde neredeyse tüm FMB çalışanları ile samimiyet kurmuştum. Öğlen yemeğinde bir garson arkadaşım bana gelip misafir bir hatunun küpelerimi beğendiğini falan söyledi. Hatun buna mı söylemiş bu mu duymuş neymiş neyse çok umursamadım. Dedim akşam yemeğinde göster ayarı vereyim eheheheheh. Akşam yemeğini misafir (para veren adam müşteridir aq) ile birlikte yememiz gerekiyor. Akşam restorana gittiğimde sordum gösterdi. Masa da yaşlı bir teyze ve küçük bir çocukta vardı. Yemeğimi aldım masalarına gelip ‘’Can I sit’’ dedim.  Hatun önce bir iki saniye buga girdi beni karşısında görünce ‘’yes yes’’ dedi ama nasıl bir istekli söylüyor o an fark ettim kadın benden hoşlanmış. Masadakilere kendimi tanıttım ve tanıştım. Hatuna nereli olduğunu ne iş yaptığını falan sordum. Daha bir iki kelime konuştum hemen instagram hesabımı istedi. Konuşurken Hatun beni anlamakta zorlanıyordu dedim ‘’do you have translate application’’. Google çeviriyi açtı ne iş yaptığını anlattı ben nereli olduğumdan ve burada yeni olduğumdan falan bahsettim. 10-15 dakikalık kısa bir sıradan misafirlerle ettiğim sohbet geçti aramızda sonra ben hızlıca yemeğimi bitirip kalktım. Sahnede dans ederken falan sürekli gözü üstümdeydi gece boyunca, arada kısa bakışlar atıyordum sahneden hatuna. Akşam saat 11′ de mesai bitti otelden çıkarken hatuna mesaj attım;

D: Ben

H: Hedef

D: Otelden ayrılmam gerekiyor saatim doldu.

H: Üzgünüm, ben seni görmek istiyorum.

D: Gece için bir planın var mı.

H: Hayır.

D: Sahile gel.

H: Tamam.

Ve hatun geldi. Dedim merkezdeki sahile gidelim. Olur dedi. Tuttum elinden atladık dolmuşa ücreti ödemek istedi karışmadım. Yolda resim falan çekmek istedi. Sokuldu kolumun altından sarıldı falan. Yolda dedim sahil yerine bana geçelim mi önce bir 10-15 saniye düşündü sonra tamam dedi. Eve geçerken biraları da o aldı. Eve geçtik önden ben girdim hatuna kapıda durmasını söyledim beraber kaldığım iki arkadaşımı balkonda buldum ve hatun geldi odaya gelmeyin dedim sonra hatunu içeri aldım. Eve girerken tedirgindi odaya soktum rahat hissetmediğini ve sahile gitmemizi istedi. Sakin olmasını söyledim ve biraları açıp sohbet ederken ufak ufak öpmelerle başlayıp devamında muhteşem bir ön sevişme yaşadık. Elimi donuna attığımda hiçbir engel ile karşı karşıya kalmadım garip gelmişti SDD den eser yoktu. Seks sırasında neredeyse ikimizde bir birimizin dediği kelimeleri anlamıyorduk ama sağlam bir uyum yakaladık. Arada sadece ‘’change position’’ diyordum ayağa kalkıyordu kukla gibi isteğim şekle giriyordu. Saat gece iki gibi yatakta uzanırken bana iyi bir anne olduğu için artık gitmesi gerektiğini ve kendisini taksiye bırakma mı istedi. O an akşam yemeğinde masadaki veledin hatunun çocuğu olduğunu anladım.

 

Hatunu taksiye bıraktım ve şoföre de nerede indireceğini söyleyip eve döndüm. Ev arkadaşlarım döndüğümde beni bu kadar az sürede otelden hatun çıkardığımla alakalı tebrik ettiler. Nereden bilsinler benim Mr.Deer olduğumu, zaten hem evde hem işte etliye sütlüye karışmıyorum sessiz takılıyordum. Sabah hatun gece ile alakalı teşekkür ve günaydın mesajı atmış hiç umursamadım. Otelde hiç yanaşmadım adeta iki yabancı gibiydik. Sadece arada bakış atıyordum.  Öğlen mesajlaştık kendisinden giderken bana herhangi bir hatıra eşya bırakmasını söyledim. Hatunun son günüydü gece uçağı vardı dönüyordu. İş çıkışı yine aldım eve geçerken yine dolmuş ücretlerini ve biraları kendisi ödedi. Dolmuşta bana seni seviyorum, ilk görüşte aşık oldum, Rostov ’a  gel bende kal falan diyor ben sadece gülüyorum kafamı çevirip dışarıyı izliyorum. Bizim otelden bir garson instagram dan buna yazmış onu söyledi yine aynı tepkiyi verdim. Bizim animasyon şefi ekipten bir kızı benim hatuna yollayıp instagramını istemiş, erkek arkadaşım var demiş (benden bahsediyor) sadece güldüm. Belli etmesem bile o an içimde garip bir sinir duygusu hissettim iki nedenden dolayı. Birincisi Şefin mesai saatleri içinde ekip den birini böyle bir şey için yollamış olması, ikincisi çok daha garipti hatuna karşı cinsel çekim dışında herhangi bir şey hissetmeme rağmen o an bir kıskançlık ve koruma iç güdüsü hissettim. Bu düşünceler birkaç dakika sonra dolmuştan indiğimde tamamen aklımdan gitmişlerdi zaten hayat normale dönmüştü. İnstagram dan yazan garson umurumda olmayıp da neden şef söz konusu olunca bu garip duyguların açığa çıktığı konusunu biraz düşününce fark ettim. Birincisi şef benden daha fazla yetkiye sahip ve benden fazla yabancı dil bilgisi var orada ‘’alfa özelliklere’’ sahip lider o. İkincisi garsona kıyasla ben daha eğlenceli ve daha göz önünde bir mesleğe sahiptim. Hatuna hiçbir şey hissetmiyor bile olsam ister istemez evrimsel psikolojik, genlerimde ki kodlar fuckboddy hatunumu birkaç dakikalığına da olsa koruma iç güdümü harekete geçirmişti. Hatun gecenin sonunda boynundaki taşlı kolyeyi çıkardı bileklik gibi taktı bileğime.

Sanırım bir ‘’Alfa siker Beta öder’’  durumu söz konusuydu. Bu hatunun o kadar seçeneği varken bana ilgi duymasının nedeni görülen üzere sözlü oyunumdan dolayı değildi. Birçok insanın görmezden geldiği benim ‘’Sessiz Oyun’’ olarak nitelendirdiğim konu.

Peki Sessiz Oyun ne; senin dışarıya verdiğin sessiz mesajlar çerçeve, beden dili, kılık kıyafet, aksesuarlar, vücut ölçülerin, yüksek enerji ve güler yüz vs yani senin fiziksel yanın.

 

‘’Konuşursam beni sadece İngilizce bilenler anlayacak ama sessiz bir filmi herkes anlayabilir ve dünya Amerika’dan ibaret değil.’’

~ Charlie Chaplin ~

 

Bozuk beden diline örnek olarak kambur yürümek, adım atarken ayaklarının karşıyı göstermemesi, dik duruş sağlamaya çalışırken horoz gibi yürümek (belin içe doğru kıvrılması), topluluk içerisinde otururken veya ayaktayken ellerini oraya buraya koymaya çalışmak, masaya eğilerek oturmak, konuşurken sesli konuşmaktan çekinip hem sessiz konuşup hem karşıdaki insanın dibine girmek ya da ayakta konuşurken ilgi almaya çabalarcasına direk karşı karşıya durmaya çalışmak vb. Ben özellikle beden dilinde kendime fazlasıyla güvenirim üzerinde çok çalışmamın sonuçlarını iyi aldım, ister karşımda milyonluk şirket sahibi misafirler ister otelin sahibi ister animasyon ekibimizin bağlı olduğu şirketin sahibi otursun yine de arkama yaslanıp onun beni rahat duyabileceği şiddette bazen de biraz daha yüksek sesli konuşurum. Bu yüksek ses konusu bazen karşımdaki insanalar için sorun yaratabiliyor açıkçası ayak üstü yolda durdurduğum hatunlar ile konuşurken birkaç kere biraz sessiz olur musun tanıştığımızı insanların duymasını istemiyorum diyorlar ya da mekânda otururken de etraftakilerin ne konuştuğumuzu duymalarından çekiniyor yanımdakiler. Bu tutumumun düşüncesizlik olduğunu düşünenler olabilir belki ama hem insanların o anda podcastimde bahsettiğim gibi kendi işleri ile uğraştığının farkındayım ve ağzımdan çıkan her kelimenin sorumluluğunu ne olursa alabilmemi sağlayan ‘’Duygusal Güç’’ mekanizmam beni rahatlatıyor. Eskiden sesimin çok çıkıyor olmasından dolayı birisi uyarınca utanırdım ama artık eğer karşımadaki bir kadınsa daha çok yaklaş o zaman sessiz olmam için derim ve göz kırparım ya da erkekse ne var aq kimin umurundayız şu an rahat ol derim. Ben masada arkama yaslanıyorum konuştuğum kişi eğer kucağımda değilse beni nasıl anlasın işte o masaya eğilme iç güdüsü bu yüzden beliriyor. Eskiden insanlarla iletişimim zayıftı özellikle benden yaşça büyük insanlar ile konuşurken gerilirdim. Sonra iletişim konusunda nerede yanlış olduğumu düşünürken konuşurken gözlerimi kaçırdığım için sohbetten zevk almadığımı, insanları dinlemediğimi, hızlıca kendi fikirlerimi söylemeye çalıştığımı ve bildim bir konu anlatılırken hemen atlayıp bende bunu biliyorum deyip karşımdakini dinlemeyi bıraktığımı fark ettim. Özellikle bu sonuncu bir bozuk değer ve çok fazla insan buna sahip, bu alışkanlığı değiştirmeye çalışırken benden yaşça fazlası ile küçük insanlardan tutun da okuma yazması olmayan insanların bile çok iyi bildiğimi sandığım konularda bana farklı işe yarar bakış açıları katabileceklerini fark ettim. Özellikle kadınlar ile başarılı olmak için susabilmenin ne kadar etkili bir faktör olduğunu öğrenmek beni şaşırtmıştı.

Kılık kıyafet konusunda da illede tavus kuşu giyinin demiyorum ama kendi zevkinizi yansıtan şeyleri giyin özellikle gençler için söylüyorum. Önemli olan giydiğin şeyleri kendin isteyerek giymek, içine sinmese sırf ciddi gözükeceğim diye babasının damatlığını giyen ne 18 likler gördüm elde tespih falan. İçine sinmeyen, üzerine tam oturmayan bir şeyler giydiğin zaman sürekli kafanda insanların senin kıyafetlerin hakkında ne düşündüğünü düşünüp durursun, birisi şakadan da olsa kıyafetlerine bir şey dese hemen kafana takılır günün mahvolur. Bununla bağlantılı olarak sosyal ortamlarda rahat hissetmezsin sürekli duruşunu kontrol edersin sanki İngiliz kraliçesi var karşında artık şu insanları fazla umursamayı bırakın. Kendi işinize bakın emin olun o sizin kıyafetlerinizle alay edenlerin hepsi kendilerini rahat hissetmek için sizinle uğraşıyorlar. Kendinize gülün evet yanlış duymadınız kendinize gülün hatta hatunlardan reddettiğinde kahkaha atın kendinize. Günde 5 dakika ayırıp dik duruş egzersizleri yapmazsan o bel ağrıların geçmeyecek ilerde daha büyük sıkıntıların olacak başlarda belki garip gelecek ama emin ol bedeninin içerisinde daha rahat hissedeceksin, daha rahat gülümseyeceksin. Bu söylediklerim çok zor şeyler değil ama ertelemeye çok meraklıyız oturup sorunlarımızdan şikayet etmeye bayılıyoruz ama iş sorumluluk almaya gelince öylece erteliyoruz.

 

“Hatuna kraliçeymiş gibi davranırsan sana saray soytarısıymışsın gibi davranır. Hatuna cariyeymiş gibi davranırsan sana kralmışsın gibi davranır.”

~ Eski bir PUA atasözü ~

 

Gelelim aksesuar konusuna kadınlarla oyunda ille de şart diyemem ama dikkat çekmek iyidir bu da o kıyafetlerin önce içine sinsin sözümle bağlantılı çünkü günümüzde ki, insanların birçoğu başkalarının kendileri hakkında ne düşündüğünü o kadar çok kafasına takmış durumdaki aksesuar takmaktan korkuyorlar kendilerine yakışmayacağını, abartı olacağını veya erkeklerde özellikle kadınsı damgası yemekten korkuyor. Ben çoğu zaman annemin bilekliklerini takarım ve onların bende nasıl durduğuna dair kadınlardan bilgi alarak set açarım çoğu zaman kadınların bu bilekliklerin başka erkeklerde feminen görünebilir ama sende maskülen durmuş dediğine şahit oldum çünkü giydiğim her kıyafeti, taktığım her aksesuarı kendim için takıyorum ve mantalitemde ne giyersem giyeyim ne takarsam takayım bana yakışır düşüncesi kemikleşmiş durumda (bunun diğer bir adı Duygusal Güç). Ne giydiğim önemli değil bazen saçlarım dağınıkken veya üzerimde alakasız şeyler bile varken set açtım sonuçlar şaşırtıcıydı. Örneğin iki buçuk sene önce falan göğsümün sağ alt tarafındaki dövmemi ilk yaptırdığımda hava çok sıcak, hava alsın ve krem sürmesi kolay olması için tişörtümün yan tarafına bir karışlık bir delik açmıştım ve o gün ünide arkadaşlarımın fakültesinde ki konferansa katılmıştım. Fakültede terasta çüklü bir arkadaşım ile sigara içerken yanımızda bunun yanaştığı ama friendzone düşürüldüğü Hb 6 lık bir hatun vardı. Kız moda takıntılı bir hatundu benim ceket altından tişörtü fark etti markasını falan sordu bende hatırlamadığımı bir arkadaşımın hediye ettiğini falan söylemiştim, kendim kestim diyemedim ama etraftaki insanlar çok beğenmişti bende ceketi çıkarmıştım bir anda ortamda gözde olmuştum ve tahmin edileceği üzere kızlada 2 gün sonra arabada işi hallettim. Bu olay mantalitemin tohumlarını atmıştı. Tabi o zamanlar yeni yeni mevzulara giriyordum hayatımda Redpill de yoktu. Vücut ölçüleri ayrıntısı giymiş olduğun kıyafetleri üzerinde düzgünce taşıyabiliyor olman için gerekli yoksa bir deri kemik veya şişman isen kıyafetler üzerinde garip durabilir. Yanı sıra kası olmasa bile en azında fit olmak dışarıya sağlıklı gen mesajını veriyor. Bu bahsettiğim mesajlar bilinçsizce açığa çıkar ve bilinçsizce anlaşılır. Teorik olarak bu anlattığım şeyleri birçok kişi bilmesine rağmen pratiğe dökemiyorlar çünkü ya sabırlı değiller ya da kafalarını meşgul eden şeyler yüzünden özellikle dik durmayı unutuyorlar. Kafan doluyken beden dilini kontrol etmek zordur iyi bilirim. Benim bunarı sürekli hale getirmiş olma sebebim sabırla sürekli sürekli kendimi kontrol ederek düzeltmiş olmam. Birçok insan sabır konusunda eleniyor benim omuzlarımı dik tutma alışkanlığını edinmem 6 ayımı, beden dilimi oturtmam yaklaşık 2 yılımı aldı. Bu süreler insandan insana değişir.

‘’Nasıl yaşamam gerektiğini anlamaya başladığımda, Nasıl ölmekte olduğumu gördüm.’’

~ Leonardo Da Vinci ~

 

 

Rus Hatuna geri dönersek sürekli mesajlaşıyoruz hala seni seviyorum, gel benimle yaşa tek yaşamaktan sıkıldım, seni özledim falan diyor ama hiç umurumda değil, bundan bir sene önce olsa çoktan hayallere kapılırdım. Aklımda kış tatili var o ayrı. Burada çerçeve devreye giriyor kendi hayatımdaki hedefleri ve işleri erteleyip öylece hatuna gidemem. Şunun farkındayım hatun 30 yaşında ve hiç uğraşmadan sürekli cinsel arzularını bastıracak dinamik bir genç erkeği elinin altında tutmak istiyor. Bana Rusya da ‘’girl is girl’’ diye bir sözden bahsetmişti yani kadın kadındır, hepsi aynıdır gibi bir şey. Daha önce o taş gibi Rus kadınlarının boş egolu olmadıklarını duymuştum.  Belli ki Rusya da genç ve dinamik erkek bulamamış beni transfer etmeye çalışıyor. Kendisini ve çocuğunu koruyacak bir erkek istemesi içgüdüsel bir şey zaten. İlk görüşte aşk diyor yer miyim la ben senin bu kafesleme çabalarını şunu bir kez daha tecrübe ettim ne Türk’ ü, ne İngiliz’ i, ne Rus’ u hepsi teoride aynı. Sevişmenin ardından gerçekten bana karşı daha samimi duygular besliyor olabilir yalnız bu sürekli mesaj ve resim atacağım anlamına gelmiyor. Bu meşguliyet durumu sadece kadınlara karşı değil hayatımda ki çüklü çüksüz tüm insanlar için gerekli sürekli kendimi daha fazla daha fazla gelişmek için zorluyorum ve bu yüzden somut bir meşgul olma durumu söz konusu ve bazen ailem bile mesaj attığı zaman hemen cevap veremiyorum. Benimde zamanında yaptığım en büyük hatalardan birisi sürekli kafamda teoride mükemmellik derecisinde fikirler ve planlar üretmem ama pratiğe dönüştürmememdi veya bir şeyleri göstermelik yapmamdı. Farkında mısınız birçok şeyi resmen yapmak için yapıyoruz.

 

Son bir buçuk senedir kendimi duygusal olarak zayıf ve yorulmuş hissettiğim zamanlarda rahatlamak için günlük tutar gibi telefonumun ses kaydını açar koltukta yuvarlanarak kendi kendime konuşurdum kafamdaki tüm her şeyi ortaya döker kendimle yüzleşirdim. Çünkü bir çoğumuz şu hatayı zamanında ya yaptık ya da yapıyoruz sürekli kendimizi anlatacak birilerini arıyoruz, arkadaşlarımızı psikolog gibi görüyoruz ve enerji vampirliği yapıyoruz. Bunun sonucunda hem insanların gözünde duygusal olarak zayıf ağlak biri oluyoruz ve hem de zayıf yönlerimizi ortaya döktüğümüz için her türlü psikolojik saldırıya ve şantaja açık oluyoruz, bu şartlar altında sosyal saygı yok olup gidiyor.  O ses kayıtlarına baktığım zaman aslında temel sorunum ya bir şeyleri sırf yapmak için yapıyormuşum veya kafamdaki planları işleme koymak yerine sürekli daha da çok geliştirmeye çalışıyormuşum ‘’mükemmellik’’ algısı. Sırf yapıyormuş gibi yapmanın kötü olan tarafı; aslında evet eylem yerine getiriliyor yani kazanç var ama başka taraftan ya kayıp veriyorsun ya boşa eylemi gerçekleştiriyorsun. Örneğin akıntıya karşı kürek çekmek deyimini ele alalım, akıntıya karşı kürek çekersin ama maksimum kazanç yerinde sayarsın geriye gitmezsin yanı sıra enerji kaybı verirsin.

Mesela çok sık gördüğüm hatalardan biri adam spor yapıyor ama şekeri, abur cuburu, alkolü, sigarayı ve benzeri zararlı maddeleri bırakmıyor. Çerçeveye sahip çık diyoruz haklısın diyor hatun mesaj attım mı anında dibinde bitiyor. Ödül sensin diyoruz tamam diyor anladım diyor, hatunun teki ile resim çekiniyor ama hatun suratını kapatmış bunu sosyal medya da paylaşıyor neden çünkü kafasında hala çüksüz biri ile resim çekilmenin ödül olduğunu düşünüyor ama itiraf etmiyor bahane uyduruyor, ben onu kardeşim gibi görüyorum diyor. Eskilerin bir lafı vardır ‘’kardeş ayağı göt ayağı’’ diye hepimiz iyi biliyoruz kardeşim dediğiniz kızlar dönüp dudağınıza yapışsa sen ne yapıyorsun değil, nasıl yapıyorsun diyeceğinizi.

 

‘’Hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.’’

~ Sigmund Freud ~

 

Yazılarımda birçok kez beni bu işlere sokan akıl hocam Chianski den ve sözlerinden bahsetmiştim bu; kızlarla arkadaş olma konusunda da bana şunları söylemişti. Erkek ile kadın yakın arkadaş olamaz çünkü bir süre sonra aradan cinsiyetler kalkar ve özellikle kadın erkeğe bacım gözüyle bakar, erkekse eğilse kalksa da bir frikik verse diye bakar. Kadın ile erkek arasında yakın arkadaşlık değil yalnızca cinsel çekilim olur. Ya sevişirsin ya sevişmezsin. Birçok kez açtığım dolaylı setlerde hatunlar ‘’kanka’’ dedikleri erkekleri aslında bacıları gibi gördüklerini söylemişlerdi. Şahsen bir kadın beni kadın gibi görsün istemem ve çoğu kez kızların kanka ayağına erkekleri sadece kullandığını ve ücretsiz ilgi bankası gözü ile baktığına şahit oldum. Örnek olarak daha önce paylaştığım ‘’Hatalarla geliş ve geliştir’’ adlı yazıda Eskişehir’ deki yaşamış olduğum ibretlik olayları örnek verebilirim orada da bu tarz bir kızdan bahsetmiştim. Şuna da değinmeliyim çevrende hiç kız olmamalı demiyorum illaki iş arkadaşın, sınıf arkadaşın, sosyal ortamındaki arkadaşların kız olabilir ama onlar erkek olduğunu bilmeli. Benimde çevremde ara ara konuştuğum sohbet ettiğim kızlar var ama hepsi erkek olduğumun farkında illa sikecen diye bir şey yok ama bir erkekle nasıl konuşuyorsam onlarla da aynı konuşuyorum, arsız-komik şakalar yapıyor cinsel içerikli şakalaşmalar yapıyorum ve emin olun sinirlenmek görüşmeyi kesmek yerine daha fazla benimle vakit geçirmeye çalışıyorlar yani üzgünüm bir çoğunuzun yaptığını; kızlara sözde centilmen davranışlar sergileme, boş iltifat etme gibi şeyler yapmıyorum. Birçok erkeğin centilmen ve kibar görünerek aslında ‘’meriç’’ (gizli amcı) olduğunu kadınlar bile fark ediyor artık. Her dalda oku diyoruz sadece daygame ile alakalı kitapları ve makaleleri okuyor. Soruyorum teorin ne durumda adam diyor çok okudum, diyorum ne okudun bana daygame ile alakalı siteleri gösteriyor. Her şeyi kadınlar için yapar olduğunuzu kabullenmiyorsunuz sonra olmuyor yapamıyorum diye mesaj atıyorsunuz bunalıma giriyorsunuz, oyuna-redpille-bizlere düşman oluyorsunuz. Sorun ne ailen de, ne bizde, ne arkadaşlarında, ne de başka birilerinde sorun sende ilerlemek istiyorsan önce kendi önünden çekil. Bu ara çok moda oldu karı kız konusunda başarısız olan bize sallıyor, saha tecrübesi olmayan adam bize laf sallıyor, adam beni tanımıyor mesaj atıyor mesajın girişinde hocam diyor sonunda bana ayar vermeye kalkıyor tepki verince beni eleştiri çekemez biri olmakla suçluyor sığır.

 

‘’Hiç kimse başarı merdivenini elleri cebinde tırmanmamıştır.’’

~ Konfüçyüs ~

 

Bir konu hakkında düşünmekle ne kadar vakit harcanırsa o kadar yetersiz/başarısız olunur. Kafanı ne kadar hatunlarla yorarsan o kadar çok başarısız olursun, sürekli saha raporu okuyarak, videolar izleyerek daygame öğrenilmez gelişilmez, götünü kaldırıp sokağa çıkmalısın. Ne kadar çok diyet ve spor programları araştırılırsa ya o kadar fazla ertelenir ya da o kadar fazla gelişime engel konulur. Engel konulmaktan kastım spor yaparken sürekli spor programı değiştirmekten bahsediyorum ondan bundan duyma işlerle sürekli daha fazla verimi almaya çalışarak sürekli yeni rutinler denemek boşa kasları yormaya sebebiyet verir. Sürekli diyet değişimi kas kaybından tutunda birçok rahatsızlığa sebebiyet verebilir. Kısaca sabit rutinler sıkıcıdır ama sabit ve disiplinli olunmadan sadece başarı ertelenir ve boşa enerji/zaman kaybı yaşanır. Son zamanlarda çok kullandığım bir cümle ‘’istiyorsan yapabilirsin ama önce iste’’. Sanırım yine yazı biraz uzun oldu umarım okurken sıkılmamışınızdır, umuyorum bu yazılar birilerine bir şey katıyorduk bir başka yazıda görüşmek üzere ‘’KENDİNİZE İYİ DAVRANIN DOSTLARIM’’. Bu yazı burada biter.

THE END