Etiket: Sosyal Medya
Sosyal medyanın zararları
Facebook’un ilk çalışanlarından birisi, Facebook’un kullanıcılarını programladığını ve toplum dokusunu mahvettiğini itiraf ederek bombayı patlattı :
“Çok suçluluk duyuyorum. Şu an bu öyle bir noktada ki biz toplumun çalışır dokusunu paramparça eden araçlar yarattık. Bugün bulunduğumuz yer bu. Davranışlarınız, siz farkında değilsiniz ama, programlanıyorlar. Bu bilmeden ve kasıtsız yapıldı ama şimdi siz ne kadar şeyden vazgeçeceğinize karar vermelisiniz.”
Sosyal medya bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandı. Sigara, alkol ve kumar ile aynı çeşit dopamin salgılatıyor.
“Biliyoruz ki sosyal medya ve telefonlarımızla uğraşmak dopamin denilen bir kimyasal salgılatıyor. Bu nedenle bir mesaj aldığınızda, iyi hissediyorsunuz.
Biliyorsunuz hepimiz bazen kötü ve yalnız hissederiz. Sonra 10 arkadaşa 10 mesaj atarız: “slm, slm, slm, slm, slm, …” Neden? Çünkü bir cevap aldığınızda iyi hissediyorsunuz.
Bu nedenle like’ları sayıyoruz, geri gidip 10 kere Instagramım yavaş mı büyüyor … bir şey mi yanlış yaptım, beni artık beğenmiyorlar mı … gençler için takipten /arkadaşlıktan çıkarılma travma yaratan bir şey.
Mesaj aldınız mı dopamin shot alıyorsunuz ve bu nedenle de iyi hissediyorsunuz. Bunu seviyoruz ve sürekli sosyal medyaya gidiyoruz.
Dopamin sigara içtiğimizde, alkol aldığımızda ve kumar oynadığımızda iyi hissettiren kimyasal ile aynı. Başka deyişle SOSYAL MEDYA ÇOK ÇOK BAĞIMLILIK YARATICI.”

O kadar bağımlıyız ki bazen beynimiz bizi dopamin popması kapıda diye kandırıyor. Öyle olmamasına rağmen. Hayalet titreşim sendromundan bahsediyorum. İnsanların öyle olmamasına rağmen telefonlarının titreştiğini sanması. Psikologlar bu sahte aramaların sadece kafanızda olduğunu söylüyorlar. Sürekli telefonla konuşanlar veya telefonu mesaj ve tweet için sıkça kullananlarda bu sahte arama hissi daha fazla görülüyor.
Bir dahaki sefer kalabalık bir caddede araba sürerken pencereden dışarı bakın. Kaç tane gencin kafalarının telefonlarına gömülü olduğunu görün. Potansiyel bir tehlike ya da engel olan, ilginç ve gözleme değer şeylerim olduğu ortamlarda bile kafalarını telefondan kaldıramıyorlar. Bu bağımlılık temel hayatta kalma mekanizmalarını devre dışı bırakıyor : açık alanda çevrenin farkında olma. İşte bu kadar bağımlılar.
Millenial nesil sosyal medya bağımlılığına daha yatkın çünkü ebeveynleri ve okulları tarafından sürekli ve muhtaç bir onaylanma ihtiyacıyla dolduruldular. Bu “ben ben ben” nesli gelmiş geçmiş en düşük özsaygılı nesil. Sürekli “ben varım” güvencesine ihtiyaç duyan bir nesil. Bu ihtiyacı doyuran ne : sosyal medya.
Millenial neslin hayatla başaçıkabilme mekanizmaları o kadar çok erozyona uğradı ki, dizginsiz bir narsisizm, stres boşaltmanın bir formu haline geldi. Bu narsisizmleri en çok nerede ödüllendiriliyor? Doğru tahmin ettiniz : sosyal medyada.
Like, share ve retweetler, bir bebek için emzik ne ise bir milenial için de o. Sosyal medya, kelime anlamı ile beynimizi bebekleştiriyor. Bizi bebekliğimize geri döndürüyor. Bebekliğin bir başka özelliği de ne : kısa dikkat aralığı.
Akıllı telefonlar yüzünden insanların dikkat aralığı süs balıklarından daha kısa. Dikkat aralığı sosyal medya tarafından katledildi. Sürekli bir dikkat dağınıklığı ve bozulması halinde yaşıyoruz. Sürekli yeni bilgi akışı beyinlerimizin o bilgiyi işleyip uzun dönemli hafızamıza göndermesini engelliyor. Hafızanızın eskiden olduğuna göre neden daha kötü olduğunu hiç merak ettiniz mi? Dikkatiniz sürekli yeni akışı ile bozulursa herhangi bir konuya dikkat edecek ilgiyi oluşturamazsınız. Yani herşey sadece yüzeysel enstantane fotoğraf olur.
Beynimiz, değişen çevreye fiziksel olarak adapte oluyor. Buna nöroplastisite denir. Sosyal medya ve genel olarak internet beynimizi, sadece yüzeysel düşünecek şekilde yeniden kabloladı. Aynı zamanda çalışmalar gösteriyor ki ne kadar dikkatiniz dağılmış ise empati hissetmeniz o kadar zorlaıyor. Empati, sosyal medyanın bir başka kurbanı.
Araştırmalara göre Facebook kullanmak sizi depresif yapıyor. Sosyal medya depresyon da yaratıyor çünkü insanlar diğer insanların “inanılmaz ilgi çekici” hayatlarının, özenle düzenlenmiş bölümleri görüyorlar sadece. Ve bunu kendilerininki ile karşılaştırıp yetersiz ve yalnız hissediyorlar.Buna milenyal neslin sosyal medyayı streslerini azaltmak için kullanmalarına rağmen daha fazla strese girmelerinin ironisini ekleyin.
Avustralya’da yapılan bir araştırma gösteriyor ki Facebook’u bırakmak kortizol seviyelerinde azalma sağlıyor. Queensland Üniversitesinde yapılan araştırma, Facebook’u sadece 5 gün bırakmak bile kortizol seviyelerinde görülür düşüş şağlıyor.
Sosyal medya beyne kısa devre yaptırıyor ve yeni yeni farketmeye başladık ki bunun zihinsel sonuçları var. Bu sonuçlardan biri de sürekli arka planı tamamen işgal eden ve uğuldayan bir anksiyete. Üniversitelerde akıl sağlığı çalışanlarına sorarsanız size söyleyecekler. Öğrenciler arasında yaygın sosyal medya ve akıllı telefon kullanımında artış ile beraber anksiyete bozukluğu patlaması geldi. Sürekli arka plan ansiyete uğultusuna maruz kalan öğrenciler duygusal olarak o kadar kırılganlar ki, en ufak şeyden tahrik olup patlayabiliyorlar.
Sosyal medyanın yararları? Güya artık herkesin bir sesi var. Prensipte bu bilginin demokratikleşmesine neden olsa da pratikte milyarlarca mankafanın yedikleri yemeklerin fotoğraf paylaşmasına ve “yanlış” fikirlere sahip kişilere alçakça hakaretler etmesine neden oluyor. Bunlar, manyak cadı avcısı linç sürüsünden farksızlar. Sırf nahoş birşey söyledi diye insanların kariyer ve itibarlarını mahvediyorlar.
Artık hepimiz bağımlıyız. Davranışlarımız bizi kalıcı şekilde modifiye etmeden önce biz davranışlarımızı modifiye etmeliyiz. Bu elektronik gettodan kaçmamız lazım.
Şimdi şu anda hepimizin yapabileceği birkaç şey :
- Telefonunuzdaki tüm önemsiz notifikasyonları kapatın.
- Mesajlarınızı ve maillerinizi günde en fazla 5 kere kontrol etme alışkanlığı edinin. Mümkünse daha az.
- Interneti, ananız – babanız nasıl kullanıyorsa öyle kullanın. Internete yapmak istediğiniz şey için girin ve işiniz bitince çıkın. Binlerce farklı şeyle dikkatinizi dağıtmayın.
- Web’de gezinmeyin. Disiplinli olmaya çalışın.
- Kendi zamanınızın değerine saygı gösterin.
- Telefonunuzu yatağınızın yanında şarj etmeyin.
- Kalkar kalkmaz tüm hesaplarınızdaki tüm mesajları kontrol etme baskısına karşı koyun.
- Her fırsatta telefonunuzu, olduğunuz odadan başka bir oda da bırakın.
- Eğer kariyeriniz için gerçekten önemli değilse, sosyal medyadan tamamen çıkın.Kamuya mal olmuş bir figür olmanın yararlarını görmüyorsanız, kamuya mal olmuş biri olmayın.
Bu değişiklikleri hayata geçirirseniz, daha mutlu, daha verimli ve daha ilginç bir insan olacaksınız. Sosyal medyanın neden olduğu aksiyetenin ve depresyonun arka plan uğultusundan kurtulacaksınız.
Çeviri : Kaynak videosu alt yazı ile gelecek.
Sosyal Medya, Selfie ve Solipsizm Üçgeni
Özellikle Instagram çıktığından beri insanlar kendileri için değil sosyal medyada reklam yapmak için yaşamaya başladılar. Bunun kuşkusuz getirileri de var fakat götürüleri daha fazla. En başta kadınları en zayıf yerinden vuran, solipsist doğalarını okşayan, ilgi ve sevgi eksikliğini gidermesine yarayan bu sosyal medya işi, sekse ulaşımı kolaylaştırdı fakat bu sefer de kadınların kalitesi düştü. Ailesi tarafından yıllardır hipergamisini dizginleyip hanımefendi, aile kızı, ideal eş olması telkin edilen kadınlar, günümüzde henüz 20’li yaşlarda çift haneli partner sayısını gören, tek eşli olamayan alfa dullara dönüştü. Abarttığımı düşünebilirsiniz fakat tek bir kelimesi bile abartı değil. Kuşak güzellemesi yapıp bizim kuşak şöyle iyiydi, böyle iyiydi demeyeceğim ama özellikle 3. dalga feminizmin körüklemesiyle özgürlük ortamı bulan kadınlar bir de sosyal medyanın erkek erişimini ucuzlatması ve maksimize hale getirmesiyle iyice civataları gevşettiler. Zaten kadın doğasının en irite edici özelliği olan kendini özel sanma, dallanıp budaklandı ve günümüz kadını, solipsizmin zirvesine ulaştı.
Badim Dies Irae bu durumu bir fotoğrafla çok güzel özetlemişti. Söz konusu fotoğrafta bir kadınla erkek doğa harikası bir yerde oturuyorlar. Kadın kendini, erkekse doğanın güzelliğini fotoğraflıyor. Selfie denen şey de aynı evrimsel mirastan kaynaklanıyor işte. Kadının ben merkezci, sorumsuz doğasından…
Yaşanan durum ne olursa olsun kendini olayların merkezine koyan ve her zaman ayrıcalık bekleyen kadını kutsayıp kadına prenses muamelesi yapılmasını meşru kılan bu sistemde işler böyle yürüyor. Sosyal medya yaratıcıları da bunun farkında. Yani sırf kadın olduğu için takipçi sayısı beş yüzleri hatta binleri bulan kadınlar var ve bu kadınların hiçbir özelliği yok. Götünü devirip survivor izleyen, pop müzik dinleyen, kendini beyazlar içinde nikah masasında hayal eden, en az bir yabancı dizi takip eden sıradan hatunlar bunlar. Belki fakülte kantininde ya da durakta görseniz dönüp bakmayacağınız kızlar yani. Ben bu anlamda instagram’dan tiksiniyorum çünkü bana yalan söylüyor. Tıpkı salak aşk şarkıları, romantik komedi filmeri gibi… Evet, bu yüzden Ekşi Sözlük de dahil, badilerim hariç kimseye mesaj atmıyorum çünkü internette bir kadınla tanışmak için ilk adımı atmanın erkeği ister istemez talepkar beta konumuna düşüreceğini biliyorum.

Kıssadan hisse, eğer ” ben Instagram’dan memnunum, kullanmaya devam edeceğim. ” diyorsan şunu kesinlikle bilmen gerekiyor: Dm’den yürüdüğün ya da fotoğrafını beğendiğin o hatun, kafanda canlandırdığın gibi bir hatun değil. Dahası, hatun 6/10 iken internet aleminin, erkekleri cesur kılması ve internetten yürümenin dayanılmaz hafifliği sebebiyle kadına ilgi normalden çok daha fazla olacağı için kadın kendini 8/10 olarak konumlandırmış durumda. Gerçekte böyle mi? Hayır. Bu yüzden de sıradan erkeklerden sıyrılıp öne çıkmak gerçek hayattaki oyundan daha zor. Tıpkı Tinder‘daki gibi. Hatun senin duruşunu, konuşmanı, beden dilini, fikirlerini, tavrını bilmiyor. Önünde sadece birkaç fotoğraf var ve ona göre seni değerlendiriyor. Ortanın üzere bir tipin yoksa ya da zengin değilsen match olmuyor. Bu bana bir nevi haksızlık gibi geliyor. Şekli şemali yerinde olup da soy boy olan bir sürü eleman var ve ben normalde bunlara karşı yarışı kazanacağım yerde kaybediyorum.
İüde Tacizciye Yer Yok vakası
Ekşideki iühf feministlerinin hukuk öğrencisini linç etmesi başlığında işlenen Siyabend Şimşek vakasını gördünüz mü? Bir grup feminist sokak ortasında tacizci diye bağırıp, küfrederek bir adamı dövüyor. Adam gerçi istese hepsini birden döver ama akıllıca davranıp elini kaldırmıyor.
Videolar, tacize uğradığını iddia eden Seda adlı kızın twitter hesabında. Olay ise Batı’da hızla yayılan, “sıkışınca ya da sonradan pişman olursan yattığın adamı tacizcilikle suçla” vakasına benziyor.
Bu olayların Türkiye’ye bir 10 sene daha gelmeyeceğini düşünüyorum ama ara ara görüyoruz. ABD’de çok yaygın bu. Kız adamla yatıyor ve sabah pişman oluyor, ya da adam kızı sadece tek gecelik görüyor. Hatun yeterince öküz ise, ki çoğu erkek ve kadın görmek istemese de kadın nüfusundaki öküz oranı erkek nüfusundaki öküz oranından az değildir, kendini iyi hissetmek veya öc almak için “taciizz” diye bağırıyor. Olaydaki samimiyetsizliği ise iddia edilen taciz ile taciz iddiası arasındaki süreden görebiliyorsunuz.
Gerçekten tacize uğrayan kadınlara büyük bir hakaret olan bu sahte taciz iddiaları ABD kampüslerinde, kadınların cinsel hayatın egemeni olmaları için kullanılıyor. Amaç şu : cinsel ilişkiye değer olmayan betalar korkup asla kadınlara bulaşmasın ve cinsel ilişkiye değer alfalar da eğer kadının istediğini yapmazsa cezalandırılsın.
Bu iddialar gerçek mi bilmiyorum. Bildiğim tek şey, bir grup it sürüsünün bir adamı sokak ortasında dövdüğü ve tacize uğradığını söyleyen kadının herhangi bir delilinin olmaması. Tacizin delilinin olması zor ama durumdan hemen vazife çıkaran feminazilerin kadın diyorsa doğrudur çemkirmelerine rağmen iddianın kadının yediği haltların ortaya çıkmasından sonra gelmesi, polise değil de feminazi çeteye gitmesi, vs … hatun açısından pek iç açıcı değil.
Siyabend Şimşek’in twitter hesabında anlattığına göre :
Hakkımda #İüdeTacizciyeYerYok başlığında yazılanlar ve başlatılan fiziki ve sözlü lince ilişkin cevabımdır. Öncelikle Seda Yelkenci isimli şahsın cinsel saldırı girişimi iftirasına cevap vermek istiyorum.
— Siyabend Şimşek (@siyabendan) April 21, 2018
Hakkımda #İüdeTacizciyeYerYok başlığında yazılanlar ve başlatılan fiziki ve sözlü lince ilişkin cevabımdır. Öncelikle Seda Yelkenci isimli şahsın cinsel saldırı girişimi iftirasına cevap vermek istiyorum.
13 Kasım akşamı ve gecesi benim evimde içtik. Kendisini hiçbir şekilde bir şeye zorlamadım.
Bu olayın sonrasında o sırada yakın arkadaşım olan Cem Koro ile ciddileşen bir ilişkilerinin olduğundan bahsetti. Sabah beraber uyuduğumuz yataktan kalkıp Cem ile kahvaltı yapmaya gitti. Doğal olarak Seda’ya karşı bir hissiyatım olmasa da arkadaşım olan şahıs için kötü hissettim.
Aradan bir buçuk sene geçtiği için görsel bir kayıt sunamıyorum ancak Seda 14 Kasım öğle saatlerinde evime tekrar gelip şarj aletini aldı. Sonrasında da okulda benimle konuşmak için yanıma geldi. Cem’le konuştuğunu ve “aramızda o gece bir şey yaşanmadığını” söylediğini benim de bunu onaylamam halinde bir sorun kalmayacağını söyledi. Seda’ya bahsetmesem de doğruyu söylemeye karar verdim. Cem Koro’yla buluşmaya karar verdik. Üslubundan da anlaşıldığı üzere Seda kendisine tamamen yazdığım şekilde aktarmış olayı. Gayet dostça bir üslupla yazmış.
Cem Koro’yla konuştuğum süreçte ve öncesinde Seda Yelkenci de benimle iletişim halinde ve Cem’le ne konuştuğumuza ilişkin benden haber bekliyordu.
Cem Koro’yla konuştuğum süreçte ve öncesinde Seda Yelkenci de benimle iletişim halinde ve Cem’le ne konuştuğumuza ilişkin benden haber bekliyordu. Zira Cem’le ne konuştuğumuzu öğrenmek ve kendi aralarında konuştukları zaman yalanını ortaya çıkartacak herhangi bir pot kırmamak istiyordu. Kendisine Cem’in isteği üzerine cevap vermedim ve sonrasında hiçbir iletişimim olmadı. Konuşmaların dakikaları da dediğimi kanıtlıyor.
Sonradan öğrendim ki Cem’e bir şey yaşamadığımızı, benim onu zorladığımı ama kendisinin istemediğini sonrasında ayrı odalarda uyuduğumuzu anlatmış. Sonrasında ikisiyle de ilişkim kesildi ve beni konuşalım diye çağırıp saldırdıkları ana kadar Seda’yı görmedim.
Paylaştığım WhatsApp görüntülerinden de anlaşılacağı üzere Seda Yelkenci’ye cinsel saldırı girişiminde bulunmadım. Bu iftiranın aslı astarı olsa Cem’le gerçeği konuşmak yerine Seda isimli şahsın “aramızda hiçbir şey yaşanmadı” yalanına ortak olmayı tercih ederdim.
Ben hayatım boyunca bir kadına hiçbir şekilde fiziksel şiddet uygulamadım veya fiziksel olarak bir şey yapmaya zorlamadım. Bana saldırdıkları durumda dahi herhangi bir şekilde karşılık vermedim. Eğer Seda’nın elinde benim attığım şeyleri yanlışlayan en ufak şey varsa paylaşabilir.
Diğer türlü böylesine bir iftirayla bir insanın hayatını alt üst etmek, rezil etmek ve intihara zorlamak gibi bir alçaklığın ilgili şahsın ruh hastalığıyla ile bile açıklanabilecek bir tarafı yok.
Benim birileriyle konuşmuş olmam, içki içmem ya da içmeyi teklif etmem onları taciz ettiğime ya da edeceğime dair bir delil teşkil etmiyor. Eğer hayır denildiği noktada ısrar ettiğimi, üstelediğimi gösterecek herhangi bir delilleri varsa bunu da açıklasın linçsever ruh hastaları.
Kendini bir erkeğe, sevgilisine “temize çıkarmak” için kadın mücadelesini böylesine düşkünce kullanan bir şahsın durumu sadece ruh hastalığı ile de açıklanamaz. Cem’le konuşmamda Seda’yla aramızda bir şey yaşanmadığını söylemiş olsam bugün bu iftira söz konusu bile olmayacaktı.
Konu hakkında yazacağım diye başladım ama twitter’da konuyu birçok kadın daha iyi anlatmış :
#İüdeTacizciyeYerYok sevişip sevişip işinize gelmeyince adamı tacizci ilan etmek mi kadınlık mücadelesi?
— nur (@shmmoneyyy) April 21, 2018
Adamla beraber oluyorsun, sevgilini aldatıyorsun. Sonra işine gelmeyince yattığın adamı tacizci ilan ediyorsun. Sana tek bir soru soruyorum.
Kadınlık mücadelen sahiden bu mu?
İnsanların taciz hassasiyetini kullanan bu kadınlardan utanıyorum. İğreniyorum. #İüdeTacizciyeYerYok— AH BE MEDİHA ^^ (@medihakimki) April 21, 2018
Oynadığın oyunun bir insanın hayatına mâl olacağını hiç mi akıl edemedin? Yazık ya! İftiralarının bedelini, mahkemelerde sürünerek ödemeni umuyorum. Linç ettirerek, sokak ortasında adam döverek, hedef göstererek olmuyor bu işler. Biraz haysiyet gerek! #İüdeTacizciyeYerYok
— AH BE MEDİHA ^^ (@medihakimki) April 21, 2018
Bu kadar basit mi gerçekten? Tacize uğradıysan elinde delillerinle polise gidersin, gereğini yaparsın. 3-5 kız toplayıp videoyla tepki toplamaya çalışmak nedir? Feminist müsveddeleri kadınlığımdan utanıyorum şöyle saçmalıklar görünce! İşiniz gücünüz olay #iüdetacizciyeyeryok
— Aslı Üstün (@asliustun_) April 21, 2018
Aklıma takılmadı da değil. Bu Cem Koro denilen çocuk bu dolmaları yeyip ne olursa olsun sevdiceğine destek mi oluyor yoksa kızı terk etti mi?
Kadınlar sosyal medyayı sevilmek için kullanıyorlar
Akıllı telefonlar popülerlik kazanmaya başladıkladığında bu durumun kadınları nasıl daha az sevebilir hale dönüştürdüğünü yazmıştım. Akıllı telefonlar kadınları öylesine nefes kesici inişli çıkışlı bir ilgi ve anlık onaylama durumuna soktu ki, sadece bir erkeğin sevgisi çok sıkıcı gelmeye başladı. Şimdi kadınlar, ilk başta sevebilme yeteneklerini ellerinden alan yöntemleri “sosyal medyayı” kullanarak sevgilerini geri almayı deniyorlar.

Instagramdan bir resim paylaşan, Facebook’tan durum güncellemesi yapan veya gününün nasıl geçtiği hakkında twit atan kız basit bir şekilde internetteki insanlardan sevgi almayı deniyordur. Gerçekten sevgi eksikliği çekmediğin bir an değilse yabancılarla foto paylaşmanın bir mantığı yoktur ki kadınların bunu en çok yalnız başlarınayken yaparlar. Kadın anlık bir boşluk hissi veya ilgi eksikliği hissettiği zaman bir selfie paylaşır ve sonrasında gelen beğeni ve yorumlardan ortaya çıkan dopaminin yatıştırıcı etkisiyle rahatlar.
Ne yazık ki bu durum kız için gerçek sevgiyi bulmasında bir işe yaramayacak. Kız otistik silikon vadisi teknolojistlerinin ona attığı depresyona sebep olan geri bildirim döngülerinin hepsini yuttuğundan dolayı sevebilme mekanizmasına çoktan hasar vermiştir ve bu kız sevgiyi aslında hiç umrunda olmadığı bu insanlardan parça parça, byte byte geri almayı denemektedir. Kızın durumu şuna benziyor: Bir balyoz kullanarak bacağını kırıyorsun ve aynı balyozu kırık bacağına vurarak kemikleri yerine yerleştirmeye çalışıyorsun. Ve sonunda doktor hayatını kurtarmak için bacağını kesmek zorunda kalıyor.
Kadın için tek olası tedavi sosyal medyadan tamamen geri çekilmektir. Kadın internette asla kişisel bir şey paylaşmamalı ve diğer insanları yorum yapmaksızın takip etmelidir. Kadın dopaminini tavan yaptırabilecek olan potansiyel bir cevabın veya karşılığın beklentisinde olmamalı. Sağlıklı bir erkek partner arayışıyla birleştirildiğinde kadın tekrar sevebilir fakat biz bu durumun modern bir kadın için fazla bir istek olduğunun farkındayızdır. Senin ortalama kadının sosyal medya hesaplarını asla bırakmayacak ve diğer kadınların yabancılardan milyonlarca beğeni alırken kendisinin hiç almadığını görecektir fakat bunun aksini yaparsa kadının tek bir erkeğin sevgisine razı olma olasılığı sıfır olacaktır. Sonrasında kadın bacağının kesildiği gibi sevgisi de aynı şekilde kesilecektir.

Çok sayıda erkeğin de sosyala medyayı sevilmiş hissetmek için kullandığı ortaya çıktı. Eğer paylaşım yaptığın şeyin amacı ilgi çekmek, övgüler almak ve anlık onaylanmaysa gerçek hayatta ciddi bir sevgi açlığı çekiyorsundur. Paylaşımın hakkındaki tek karşılık senin hakkında bir tartışma olduğunda bil ki internet senin sevgilin haline dönüşmüştür. Bu durum kendi instagram hesabımı yönetmemde yetersiz olmamın sebeplerinden biridir. Kendi resmimi paylamamdaki tek karşılık resmimim beğenilmesi veya bunun üzerine yarumlar yapılması sevgi açlığını gösteren bir davranıştır. Fakat ben hala bir insanım ve sevgi eksikliği hissettiği zamanlar yaşıyorum. Ben hala gerçek hayatta sevebilirim ama bu sevgiyi almak için interneti kullanmam bu yeteneğime sadece zarar verecek. İşin garibi çok sayıda sürtükle yatmamın hergün selfie paylaşma alışkanlığından daha az zararlı olmasıdır.
Eğer tanıştığın bir kadının gelecekte senin sevginle tatmin olup olamayacağı hakkında bir tahmin yapmak istersen kadının akıllı telefon kullanma eğilimlerine bakman yeterli. Kadınlar bu duruma daha mı bağlı oluyorlar yoksa daha mı az ? Sen cevabı çoktan biliyorsun: kadınlar sosyal medyayı azaltmak için kesinlikle hiçbir emare göstermiyorlar ve aksine bu kullanımlarını ikiye katladılar ki sosyal medya arkadaşlıklarını gerçek hayat arkadaşlıklarına tercih ediyorlar.
Bir kaç yüz teknolojistin ütopya yaratmak istemelerinden dolayı bütün bir erkek nesli kadınlarla kötüleşen ilişkilere katlanmak zorundalar. Bunun yerine bu teknolojistler öyle bir cehennem yarattılarki biz sadece elimizde minik bir bilgisayar varken kendimizi bir nebze insan gibi hissedebiliyoruz.
Çeviri : Women Use Social Networking To Feel Loved
Çeviren : Icarus Everyman
Ağlayan kadın – Kahraman otelci Youtuberlara karşı
Elle Darby, balık dudaklı, tanesi 5,000 Dolara satılan iyi kalite seks doll mu gerçek insan kadını mı anlamak için bir 5 – 10 saniye bakmanız gereken plastik kadın modeli sosyal medya ünlüsü Youtuber hatunlardan biri. Bu YouTuber ve kendisi gibi kuru kalabalık 80,000 takipçisi ile Dublin’de bir otel sahibi arasındaki savaşı buraya taşımak istiyorum. Zira feminen ağlak bebekliğine iyi bir örnek. Ve bu saldırı geri teptiği için de eğlenceli bir olay.
Efendim, bu Youtuber, Dublin’deki The White Moose Cafe otelinin sahibine bir mail atıyor ve diyor ki : “Erkek arkadaşımla Dublin’e geleceğim. Otel bakıyordum ve sizin oteli gördüm. İkimiz bedava 5 gece kalabilirsek karşılığınızda oteliniz ile ilgili Youtube kanalımda video yaparım. 100,000 takipçim var.”

Bunda bence bir sorun yok. İsteyenin bir yüzü kara.
Otel sahibi ise bu maili, balık dudaklının ismini kapayarak yayınlıyor ve bedava kalma karşılığında iyi izlemin yazma olayını eleştiriyor. Özel bir maili yayınlamaması lazım diyebilirsiniz ama sonuçta kadını ifşa etmeden, muhtemelen sıklıkla aldığı bu bedava kalayım sana iyi yorumlar yazayım teklifini eleştiriyor. Sonuçta dediği şu ve bence haklı : “Bu YouTuberlar bedava kaldıkları için bir otel ile ilgili beğeni yazısı yazıyorlar. Bunların yorumlarına nasıl güvenebilirsiniz ki?”
Bundan sonrasında ise 80,000 takipçisi ve kendisi de genç ve güzel olduğu için her bir boka “hakkı” olan kızımızın, çağın kültürel silahı “kurbanı oynamak” (victimization) ile otele saldırması şeklinde gelişiyor. Yeri gelmişken bu 80,000 takipçinin çoğunun kızımız gibi boş millenial olduğunu tahmin etmek zor değil. Hani şu 300,000 Dolar öğrenim kredisi çekerek Lezbiyen Dansları gibi dandirik bir alanda lisans alıp sonra da Starbuck’ta barista olarak bu krediyi geri ödeyen, bildiğin çulsuz ama en elit (!) ABD gençliği.
İçinde bol bol ağladığı bir video yayınlayarak o maili kendisinin yazdığını ve bunun kendisini çok aşağıladığını belirtiyor. Videonun başlığı “teşhir edildim” ama kendi kendisini teşhir ediyor. Otel sahibinin gönderdiği ekran görüntüsünde kendisinin ismi yok. Tabii ki bol bol ağlıyor. Bedava çikolata istemiş ve sonrasında kahraman bakkalın olmaz demesi üzerine ağlayan velet gibi ağlıyor. “Ağlama Melis” tayfasının en derin ergen duygusallığına oynayan bu gözyaşları karşılık buluyor ve Youtuber’ın kuru kalabalığı otele saldırıyor. Efendim sen nasıl böyle yaparsın, Dublin’e gelince sende kalmayacam, kimse kalmayacak, batacaksın, bik bik bik. Bir de üstüne otel değerlendirme sitelerine girip hiç kalmadıkları otele negatif review bırakıyorlar.
Otel sahibi Paul Stenson kendi kendisini ifşaa etmiş bu Youtuber ve kuru kalabalık 20lik ergen ordusuna karşı ise o bekledikleri pişmanlık dolu özür mesajını değil, şu aşağıdaki “siktirin gidin” mesajını yayınlıyor. Adam kısaca diyor ki “bütün blog yazarlarına yasak koyduk. Otelimize gelirseniz, attırılacaksınız”. Otelci, kızı kendi mesajında hiçbir şekilde teşhir etmemesine rağmen kızın kendi kendini teşhir ettiğini de belirtiyor.

Jordan Peterson’un dediği gibi. Bu insanlardan özür dilemek büyük hata. Zira bu insanlar özürü suçluluk itirafı olarak anlıyorlar.
Otelcinin karşı atağı ise büyük bir destek görüyor ve binlerce kişi, otelcinin arkasında yer alarak balık dudaklı ve çetesini yeriyor. Kısaca hatun kendi hırçınlığından prim yapayım derken hem otelin reklamını yapıyor hem de kendini rezil ediyor.
Beyaz şövalyeler, ağlayan kadın = haklı kadındır gibi otomatik bir reflekse sahip zavallılar. Kadınların zaten kızkardeşlik dürtüsü var, aralarından birinin bir erkekle problemi olsun, hemen haklı mı haksız mı anlamadan arkasında olma dürtüsü var. Fakat, ağlayan kadın genellikle bunu silah olarak kullanan kadındır. Ağlamasının sebebi, haksızlığa uğramasından ziyade nedense kendi hakkı olduğuna emin olduğu birşeyin kendisine verilmemesi ya da birinin kendisine sıradan bir ölümlü olduğunu hatırlatmasıdır.
Otel lüks ve pahalı ama eğer yolum Dublin’e düşerse ilk tercihim The White Moose Cafe olacak.
Facebook 1995 ve sonrası doğanlar için sosyal bir felaket
New York University’e bağlı Stern School of Business’da sosyal psikoloji profesörü olan Jonathan Haidt’in Jordan Peterson ile yaptığı “The Perilous State of the University” adlı söyleşisinden. Bu bölümde Haidt, 1995 sonrasında doğanlar üzerinde, özellikle de kızlar üzerinde, Facebook’un ciddi psikolojik felaket olduğundan bahsediyor.
Mesajlaşmanın aksine bir kişinin bir mesajı yüzlerce hatta binlerce kişiye göndermesi ve bu mesajın / fotonun yorum ve Like alması üzerine kurulu sosyal medya platformlarının oluşturduğu linç tehlikesi, özellikle ergenlikte yeme ve imaj sorunlarına daha yatkın olan kızları kötü etkiliyor.
Bir diğer problem de kızların saldırganlık / kavga şeklinin sosyal medya platformları tarafından aşırılaştırılması. Yapılan araştırmalar hem kızların hem de oğlanların eşit ölçüde saldırganlık gösterdiğini ortaya koyuyor. Oğlanlar aralarındaki anlaşmazlıkları fiziksel kavga (ya da çoğunlukla fiziksel kavga tehditi) ile çözerken, kızlar bunu birbirlerinin itibarlarına saldırarak yapıyorlar. Bu nedenle sosyal medya erkeklerin kavga etme şeklini değiştirmez iken, kızlarınkini, linç potansiyeli yüksek bir topluluğun gözünün önüne çıkarıyor.
Sosyal medya platformlarının yapısı, linç kültürünü besler nitelikte olduğundan, bir tek mesaj veya foto bile bir linç sürüsü tarafından saldırı bahanesi olarak kullanılarak, bunu sosyal medyaya gönderen kişiyi depresyon tehlikesi altında bırakıyor.
Erkek Adam Twitter hesabı
Gençler, genç kalanlar twitter hesabı açtık. Bizi bu hesaptan takip edebilirsiniz.
Daha önce e-mail ile takip et koymaya çalıştık ama becerememiştik. Buradan her yeni yazıya link tweetlemeyi de düşünüyoruz. Böylece yeni kırmızı hap yazılarından haberiniz olabilir, hapınızın günlük dozunu kaçırmadan alabilirsiniz.
Prenses Sendromu
Giderek artan sayıda kadın tarafından sergilenmeye başlayan prenses sendromu, sosyal medya sebebiyle daha görünür hale geldi ve kadınları pençesine almaya başlayan narsisizm ve son zamanlarda bolca pompalanan 3. dalga feminizmin “girl power” propogandası ile salgın hastalık halinde ilerliyor. Buna bir de her sene artan sayıda piyasaya sürülen “kızım, prensesim benim”, “kızım, ilk aşkı olduğum canım”(*) salya-sümük duygu böceği beta baba sürüsünün bitmek – tükenmez prenses yetiştirme gayretini ekleyin, durumun daha da kötüleşeceğinden emin olabilirsiniz (büyük konuşmayayım, kız babası olunca bu meriçleri anlarım demiştim ama oldum ve bunların anlaşılacak bir tarafı olmadığını gördüm. Neyse bu başka bir yazının konusu).
Sosyal medya, birçok kadının kendi cinsel pazar değerini gülünç duruma düşecek kadar abarttığını gözümüze vurup duruyor. Yanlış anlamayın, bir kadının iyi vücutlu, yakışıklı, eğlenceli, romantik falan bir erkek aramasında bir problem yok, ya da bu tür özellikteki erkekleri sadece CPDsi çok yüksek kadınlar arama hakkına sahiptir de demiyoruz. Fakat ortalamanın derece derece altında hatunların 22 yaşında bir modelin çekiciliğine sahipmiş gibi hareket etmesi de şimdi pek sağlıklı bir ruh haline işaret etmiyor. Yine tekrarlayalım, kimseyi aşağılamak niyetinde değiliz ama gelin eğri oturup doğru konuşalım hanımlar, eğer beyaz atlı yakışıklı prensten aşağısı olmaz diyorsanız, sizin de biraz Pamuk Prenses’ten aşağısı olmamanız gerekmiyor mu?
Aynaya bakmadan süper model sevgili arayan erkek yok mu? Var tabii ama bu tip gülünç narsisizm daha çok kadınlar tarafından sergileniyor. “1.60 boyuyla 1.80in altında adamla çıkmam” tipi bir yaklaşım mesela kadınlar tarafından açıkça ve çokça dile getirirken biz erkekler genelde bunun tam karşılığı olan “kilolu kadınla çıkmam” yaklaşımını bu kadar hevesle dillendirmiyoruz. Geçenlerde televizyonda bir kadın izledim, “ben 10’um erkeğim 12 olmak zorunda” diyordu ama kimse de çıkıp ablaya o kiloyla neyin 10 (maksimum 6.5 bir hatun ve eğer kiloyu takıyorsanız iyi bir 5) demiyordu. Zaten sorun da bu. Kadınlar birbirlerini şöyle harikasın, böyle şahanesin, “Biricik’ciğim çok çok güzelsin” falan diye sosyal medyada aralıksız gazlarken, meriç çoğunlukta gerçeği söylersem ya vermezlerse diye olumlu kafa sallamaktan başka bir iş yapmadığından, bu ablalara “bir dakika ya” diyen kimse yok.

Prenses sendromu yaşayan kadınlardan uzak durun. Mesela Tinder‘da rastladınız mı fotodakinin inanılmaz güzel olmasının bile engel olamadığı bir sola at refleksi geliştirin. Hani şu burnunda inek halkası olan, ya da kısa mavi saçlı hatunları görür görmez geliştirmeniz gereken refleksten. Eğer kız arkadaşınız bu sendromdan müzdarip ise, arşivimize bakın, ve hatundan en kısa sürede kurtulun.
Bu konuya sonra bir yazıda girerim dedim ama dayanamayacağım : kız babası iseniz kızınızı prenses sendromu ile yetiştirmeyin. Sizin sizden başka çok az kimse için çok önemli olan çocuğunuzu, kendinden başka kimsenin yaşamadığı “Egom Krallığı”nın prensesi yetiştirirseniz, kızınızın ilerde mutsuz olmasında büyük pay sahibi olursunuz. Demedi demeyin.

Ali rumuzlu okur demiş ki :
Bir kızla etkileştiğinizde kızın size karşı kendini bir halt sanmasının 3 nedeni var :
Eğer 1 ve 2 olmasa bile 3 yüzünden başınız dertte olabilir. Örneğin değer olarak düşük veya hiyerarşide dipte bir adama karşı en düzgün kız bile kendini “bir halt” sanar. Hipergami gereği. Doğal bu. Sizin nesil için de böyle, 1018 yılında yaşayan nesil için de.
Problem şu ki çoğunuz 3üncüyü değiştirmek gibi zor bir işe girişip onda ısrar etmek yerine daha kolay olan yolu seçiyorsunuz : 1 ve 2den şikayet etmek. Devir zaten mağduru oynama devri. Bakın 1 ve 2 çok ciddi problemler ama eğer 3 için en az 1 sene çabalamadı iseniz sizin bu konuda şikayet etmeye hakkınız yok. Zira 1 ve 2, 3te yığılı erkeklerin eseri.
Hiyerarşi ile değeri ayrı kullandım zira 18 yaşında bir erkek hiyerarşinin herhangi bir yerinde değildir. Ama değersiz değildir, değeri potansiyelinden, maskülenitesinden ve fiziksel özelliklerinden gelir. 35 yaşında bir erkek ise maskülenite ve fiziğin yanında hiyerarşide gerçek bir yerde olmak zorundadır.
Sizce bu işin çözümü nedir? Bunlarla nasıl baş edeceğiz?
Öncelikle kendi odanızı toplayacaksınız yani kendi değerinizi arttıracaksınız. Günde en az bir posta pornoda “first person shooter” olan elemanın (espriyi anladınız mı?) derdi “ciğeri 5 para etmez kızlar bile ciddi ciddi kendini bir halt” sanması değildir. Tüm kadın popülasyonu için değersiz olmasıdır. Aynı şekilde “abi konsantre olup ders çalışamıyorum” diye ağlayan adamın derdi de kızlar değil. Bu adamlar kendi hayatlarına ve zamanlarına sıfır değer veren erkekler. Kendi hayatına ve zamanına değer vermeyen adama bir kadın neden değer versin.
Önce kendi kişisel değerini arttıracaksın. AMA bunu kendin için yapacaksın, bir kız için değil. Burası önemli. Bunu daha çok kadın için yapabilirsin zira “ben bundan zevk alıyorum” diye yani kendin için yapacaksın. Ama Nalan’ı elde etmek, Zehra’yı “o kaybettiğin adama bak istedim” diye üzmek için değil.
Kendi çöpünü toplayıp merdiveni tırmanmaya başlamayan adama taktik vermek zaman kaybı. Bunu daha önce yazdık, kağıttan kaplan olmayın. Gerçek bir kaplan olun :
İkincisi de tabii ki başkasının avının kıçını kaldırmayın. Kendini geliştirmek zaman ister ki bu yıllar sürebilir. Ama oneitisi bırakmak, yörüngeden inmek ve ilginizi dikkatli dağıtmak hemen yapılabilecek şeyler. Paralel bir evrende hatunların kendilerine göz kırpan adama bacaklarını açtığını düşünün. Erkeklerin en boktanı bile kendini bir halt sanardı. Durum bunun tersi. Böyle düşünürseniz az çok ne yapacağınızı da anlarsınız.
Son olarak da, instagram ile ya da ciğeri beş para etmezlerle başa çıkmanın yolu, onları yok saymaktır.Bakın mavi haplı iken yüzüne bakmadığım bazı kızların sonradan geçmiş fotolara bakınca aslında oldukça güzel olduklarını ama kolumda gezdirmek için göz kamaştıran bir tanrıça arayışım yüzünden (ezik onay ihtiyacı) onları tamamen görmezden geldiğimi görüyorum. Sizin de en az böyle bir tane kız vardır çevrenizde. Onları nasıl görmezden geliyorsanız instagram güzeli tipli hatunları da yok sayın.
Kırmızı haplı bir erkek olun ve instagram güzeli tipli hatunlara yapmanız gerektiği gibi tepeden bakın. Bugün squad poposu fotoğrafı koyan, Yakuza tetikçisi gibi dövmeli, iyi kalite şişme bebek mi gerçek mi anlamak için 2 dk bakmanız gereken, şımarık, kişiliksiz kızlara tepeden bakma kabiliyetinizi kızların güzelliği ile ateşlenen açlığınızca boğulmasına izin vermeyin.
Türkiye’de çok dangalak bir laf vardır : “Abi yeme bizi, böyle diyorsun da verse sikmez misin?” Bunda anlaşılmayacak ne var bilmiyorum ama “evet, verse sikmem”. NOKTA.
NOT : Burayı takip edip de son bir ay içerisinde Instagramdan bir kız selfiesine like atan adam varsa burada “ben eşeğim” yazıp yorum bıraksın.