Modern teknolojinin kölesi olduğunuzun 20 işareti

Hiç durup da sizden bağımsız bir güç tarafından kontrol edilip edilmediğinizi düşündünüz mü? Dünya hiç aynı anda hem boş, hem gerçek dışı hem de kızgın hissettiriyor mu? Belki bu sorular aklınıza bile gelmedi çünkü sözde bize yardım ettiği söylenen teknolojik gelişmeler tarafından
çoktan ‘tüketildiniz’. Her hâlükârda, işte modern teknolojinin kölesi olduğunuzun muhtemel işaretleri:

1.Bir anı yaşamaktansa onu kaydetmek daha çok ilginizi çekiyor

İnsanlar hayatı hala gerçek anlamıyla yaşıyorlar mı? Öyle görünüyor ki günümüzde herkes yaşadıkları anların tadını gerçekten çıkarmaktansa, ne gördükleriyle ve nerede olduklarıyla ilgili gösteriş yapmayı tercih ediyor. Günümüz sosyal medyası, insanları tam anlamıyla ‘Fotoğraf yoksa yaşanmadı’ tarzı bir anlayışa itiyor.

2.İnternette takıldığınızda sıklıkla zamanınızın kontrolünü kaybediyorsunuz

Ne sıklıkla en sevdiğiniz internet sitesinden başınızı kaldırdığınızda ekran karşısında saatlerce boş boş oturduğunuzu fark ediyorsunuz? Yapacak daha iyi işleriniz vardı ama siz zamanınızı bomboş Youtube videolarına ve aptalca clickbait makalelere harcadınız. Bunu bir daha yapmayacağınıza dair kendinize söz verin ve şunu bir kontrol edin.

3.Dijital bir bağlantı olmadığında kaygılı hissediyorsunuz

Hiç yeni bir şey olmamasına rağmen e-postalarınızı, mesajlarınızı, güncellemeleri ve haberleri sık sık kontrol ediyor musunuz? Günümüzde insanlar ellerindeki o telefonlara o kadar bağımlılar ki nomofobi artık hayatımızın içerisinde.

 4.Sanal dünyada, gerçek hayatta harcadığınızdan daha fazla vakit harcıyorsunuz

Ortalama bir Amerika’lı günün 7 saatten fazlasını ekran başında geçiriyor. Ve biliyorsunuz ki gerçek dünyanın, sanal dünyaya kıyasla çok daha sıkıcı olduğunu düşünmeye başladığınızda dibe batarsınız. Doğada vakit geçiren ve fiziksel aktivitelere bayılan ben bile çalışmak için bilgisayar başında tonla zaman harcamak zorundayım.

 5.Yeterince güneş ışığı almıyorsunuz

Dünyadaki bir çok insan yeterince güneş ışığı almamaları yüzünden D Vitamini eksikliği çekiyor ve teknoloji işleri daha iyi hale de getirmiyor. Sürekli ‘fişe takılı’ halde yaşayan insanların, içlerinde en ufak bir canlılık belirtisi kalmamış gibi görünmeleri şaşırtıcı mı?

 6.Uykuya dalmakta zorluk çekiyorsunuz

Kendilerini gün içerisinde güneş ışığından mahrum bırakan insanlar aynı zamanda geceleri uykuya ihtiyacı olduğu vakit gözlerini sanal ışıklara boğuyorlar. Uyumadan önce telefonda vakit geçirmek, beyninizdeki melatonin üretimini bozarak uyku düzeninizi altüst edecektir.

 7.Elinizde telefonla yürüyorsunuz veya araba sürüyorsunuz

Yürürken kafasını telefonuna gömdüğü için kaç tane insanla az kalsın çarpışacağımı hatırlamıyorum bile. Ayrıca çoğu insanın araba sürerken yazışmayı, bunu güvenli bir şekilde yapabilecek kadar zeki (yani yetenekli) olduklarını söyleyerek rasyonalize etmelerini çok çirkin buluyorum.

 8. Zeka oyunlarının sizi daha zeki yaptığını düşünüyorsunuz

Hep insanların telefonlarından oynadıkları bu ‘beyin jimnastiği’ oyunlarının aptalca ve saçma olduğunu düşünmüşümdür. Son çalışmalar  düşüncelerimi doğrular nitelikte.

 9.İnsanlarla az etkileşim kurmanız yüzünden sosyal yetenekleriniz berbat

Ergenliğimde utangaç ve garip biriydim çünkü zamanımın neredeyse tamamını sosyalleşmek yerine televizyon izlemek, internette gezinmek ve video oyunlarıyla  harcıyordum. Ortalama sosyal yeteneklere sahip normal bir insan olmak için neredeyse on yıl boyunca çok büyük bir mücadele verdim.

Bugün birçok Y kuşağı bunlar yüzünden resmen boş ve amaçsız birer enkaz gibi. Hatta zamanında mesajlaşmaya çok alıştıkları için çalan bir telefona cevap vermekten korkan birkaç gençle bile tanışmıştım.

 10.Gerçek bir kadın yerine porno ve sanal kız arkadaşları tercih ediyorsunuz

İnternet pornosu halihazırda tüm dünyaya veba gibi yayıldı ve bir çok erkeğin hayatını mahvediyor, ama artık bir de ‘Sanal Sevgili’ diye bir şey olduğunu biliyor muydunuz? Şu an Japonya’da çok popüler ve yakında Batı’da zaten devam eden işlevsiz cinsel ilişkilerle beraber bu sanal hatunların kullanımı da yükselişe geçecek. Bir de üstüne seks robotları da yaygınlaştığında bir çok erkek muhtemelen bu robotların seks kölesi haline gelecek.

11.Son çıkan ürünler hakkında bir takıntınız var

En son çıkan teknolojik ürünlerin özelliklerini kontrol etmek için saatler harcıyorsunuz, yeni modelin eski modelden 0,8mm daha ince olması veya gözle görmesi imkansız olsa da daha fazla piksele sahip olmasını çok fazla önemsiyorsunuz. Bir sonraki amiral gemisi telefonu almak için geceden sıraya giriyorsunuz çünkü şu anki telefonunuzu alalı 11 ay oldu bile! Ve bu telefona para saydıktan sonra kendin gibi diğer aptallarla telefonlar üzerine tartışıp kendini onlara çemkiriyorsun çünkü senin oyuncağın seni daha üstün yapıyor.

Evet ya. O kaybedenlere günlerini göster.

12.Kendinizi resmen bir ‘teknoloji tarikatının’ içerisine sürüklenirken buldunuz

Bir süredir eski model akıllı telefonumdan kurtulup kapaklı bir telefona geçmek istiyordum ki hayatımı biraz olsun basitleştirebileyim. Ama gördüm ki bunu yapmak imkansız çünkü çevremdeki herkes iş ve arkadaşlık ilişkilerinde iletişim için üçüncü parti uygulamalar kullanıyor. Akıllı telefon kullanmaktan nefret etsem de bunu yapmaya bir nevi zorlanıyorum.

Artık kredi kartı ve epostalar olmadan yaşamak neredeyse imkansız. Merak ediyorum, acaba bu telefon ve RFID için ne zaman geçerli olacak?*

(*Çevirenin Notu: Makale 2016 yılına ait, yani çoktan geçerli oldu bile.)

 13.Vücut duruşunuz ve sağlığınız bozuluyor

Teknoloji, modern insanları çok büyük sağlık sorunlarına  neden olan sedanter bir yaşam tarzına itti. İnsanların bir ekrana bakmak için sürekli eğildiği günümüz dünyasında baş önde postürü salgın gibi yayılmış durumda. Ve bu sadece kullandığımız elektronik cihazların neden açtığı bir sorun. Daha tükettiğimiz her şeyin içerisinde bulunan işlenmiş gıdalar, kimyasal maddeler ve hormonlar gibi şeyleri saymadım bile.

 14.Bilişsel kapasiteniz azaldı

Hiç eskisinden daha çabuk sıkıldığınızı, konsantre olmakta ve bir şeyleri hatırlamakta eskisinden daha kötü olduğunuzu düşündünüz mü? Eskiden insanlar koskoca şiirleri ve hikayeleri aklında tutabilirken günümüzde çoğu genç kendi telefon numarasını bile hatırlamakta zorluk çekiyor.

Ayrıca günümüzde insanlar görece uzun bir yazı gördüğünde yazıyı okumak yerine yorumlara ‘özet geç’ yazmaya daha eğilimli gibi görünüyorlar.

15.Aynı anda birden çok iş yapmanın sizi üretken ve daha zeki yaptığını düşünüyorsunuz

Hayır yapmıyor. Yaptığı tek şey beyninizi bulamaç haline getirip üretkenliğinizi düşürmek.

16.Bir şeyler satın alırken sıklıkla kart kullanıyorsunuz ve mobil ödeme sisteminin yaygınlaşmasını dört gözle bekliyorsunuz

Nakitin olmadığı bir dünya pek de iyi bir yer değil.

 17.Bir makinenin seni yönetmesine izin veriyorsun

Kullandığın teknoloji sana yol mu gösteriyor yoksa seni kontrol mü ediyor? Her geçen gün ikisi arasındaki sınır daha da bulanıklaşıyor ama insanlar bunların sağladığı ‘fayda’ ve rahatlığa o kadar bağımlılar ki pek umursamıyorlar.

18.Gizliliğin hakkında hiçbir endişen yok

Tarihin hiçbir döneminde devletler ve şirketler bizim hakkımızda bu kadar fazla bilgi toplamamıştı. Günümüz bilgi toplama ve gözetleme dünyası Stasi’nin ıslak rüyasının resmen gerçekleşmiş hali.

Terörist saldırısından ölme ihtimali yıldırım çarpmasından ölme ihtimalinden düşük olmasına rağmen, insanlar devletlerin korku tacirliğine boyun eğdiler ve mahremiyetlerinden isteyerek vazgeçtiler. Her hareketiniz, yaptığınız her arama, satın aldığınız her şey ve attığınız her mesaj kaydedilip depolanıyor. Terörle savaşın esas kazananı Big Brother.

19.Devletin oyuncakları seninkilerden daha iyi

Bizim gibi köylüler kendimizi savunmak için bıçak ve tabanca gibi şeylere bile zar zor sahip olabiliyorken, devletler bizi yönetmek için her türlü son model silah teknolojisine sahipler. Ve öyle görünüyor ki bu saatten sonra yeni robot teknolojileri sayesinde yüce devlet büyüklerimizin, postallarıyla üzerimizden geçmeleri için başka adamlara ihtiyacı yok.

20.Teknolojinin tamamiyle sorunsuz ve mükemmel olduğunu düşünüyorsunuz

Yukarıda saydığım tüm maddelere rağmen illa ki çıkıp her türlü teknolojik yeniliğin iyi bir şey olduğunu söyleyen tonla gözü kör insan çıkacak. Tek ihtiyacınız olan şeyin, teknolojiyi ‘makul’ şekilde kullanmak olduğunu söyleyecekler. Peki ‘makul’ seviyenin ne olduğuna kim karar veriyor? Nasıl hesaplıyorsunuz bu seviyeyi? Giderek artan oranda teknolojiye bağımlı olan bir dünyada nasıl ‘makul’ seviyede kalacaksınız? Unutmayın, bugünün ‘makul’ kullanımı yüz yıl önce aşırı diye nitelendiriliyordu.

Bunların haricinde teknolojiyle ilgili bir çok sorun daha olsa da mevzunun ya siyah ya beyaz diye düşünülüp ya teknoloji çok iyi bir şeydir ya da çok kötü bir şeydir tarzı sonuçlara varılmasını istemem. Ve kesinlikle teknolojiden tamamen kurtulup taş devrine dönmemiz gerektiğini söylemiyorum (en azından şimdilik). Yapmamız gereken şey teknolojinin günlük hayatımız üzerindeki etkilerinin daha fazla farkında olmak yoksa sonumuz kaynar sudaki kurbağalar gibi olacak. Günün birinde, uyandığınızda teknoloji tarafından yiyip bitirildiğinizi ve bundan bir kaçış yolu olmadığını anlamak emin olun istemezsiniz.

Çeviri: 20 signs you’re slave to modern technology

Çeviren: Thomas Aquinas

Öfke yemi (outrage bait)

Erkek adam sosyal medya hesaplarına birçok takipçi mesaj atıyor ve bu mesajların önemli bir kısmı öfke yemi (outrage bait) sayılabilecek paylaşımlarla ilgili:

“1.90 olmayan, 20 bin kazanmayan, ateş osurmayan kendine erkek demesin bir zahmet.”

“Hamile kalıp terk edilirseniz size direkt nikah basıp çocuğunuza kendisi babasıymış gibi babalık yapacak bir en yakın arkadaş edinmiş olun.”

“Bu dünyaya bir toksik maskülen birey daha getirmek istemiyorum. O nedenle ya kız olur ya da kürtaj.”

“İlim Adamı Cermet Meyhan, cavid19 hastalarını toplama kamplarına atalım dedi.”

vs … vs …

Arkadaşlar, bunlar öfke yemi. Öfke yemi, sosyal medya şirketlerinin, reklamcıların, geleneksel basının ve giderek artan oranda bireylerin sosyal medya hesaplarında aksiyon yaratmak için kullandıkları bir strateji. Bu insanlar ve şirketler, öfke çekeceğini bildikleri sosyal medya materyalleri yaratıyorlar ve bunlar ile tıklama, paylaşım ve hesap etkileşimi çekmeye çalışıyorlar.

Sosyal medya tamamen tıklama, yorum, paylaşım ve beğeni ile ilgili. Sosyal medyada girilen bir postanın görünürlüğü, bunların artışı ile doğru orantılı. Zira sosyal medya algoritmaları, insanları sosyal medya platformuna çekmek, orada tutmak ve böylece mümkün olduğu kadar çok reklam göstermek için, çok etkileşimli entarileri öne çıkarıyor.

Fakat insanlar tıklama yemi (click bait) stratejilerine karşı bağışıklık geliştiriyorlar ya da sosyal medya belli bir stratejiyi takip eden girişlerle o kadar kirleniyor ki, bu strateji firmalara zarar vermeye başlıyor zira kullanıcılar bunlardan bıktığı için sosyal medya sitelerinden soğuyabiliyorlar. Örneğin yakın zamana kadar “Bob bokunda boncuk buldu ama sonra olanları asla tahmin edemezsiniz …” tadında yemlerle doluydu. Bunlar merak yemi (curiosity bait)  idi ve ortamı o kadar kirlettiler ki 2016 yılı civarında Facebook’un bunlara karşı savaş açması ile ortadan kaybolmaya başladılar.

Bu tarihten sonra ise firmaların geliştirdiği yeni yöntem öfke yemi oldu.  Öfke yemi de “bak sen şu utanmazlara, ne saçmalıyorlar”, “abi çok öfkelendim, bunlar iyice azıttı” diye binlerce kez paylaşılıyor ve daha çok reaksiyon = daha fazla etkileşim = daha fazla tıklama = daha fazla reklam geliri. Bu yöntemi bireyler de hesaplarına ilgi çekmek için kullanmaya başladılar. Yukarıdaki örneklerin çoğu da zaten bireylerin yaptığı şeyler.

Bizim hesaplara hergün “Eüzibillah Din elden gitti ağam, kızlar azdı” tandanslı mesajlar atan arkadaşların çoğunun sinirlendiğini görüyorum. Mesela hatunların en çok öfke yemi yarattığı giriş olan “1.90 olmayan, 20 bin kazanmayan, ateş osurmayan kendine erkek demesin bir zahmet.” gibi bir şeyi gönderip, “abi şuna bak ya, çıldıracağım” gibi şeyler söylüyorlar. Halbuki, bu hatun öfke yemi atıyor. Maalesef birçok erkek de yiyor.

Şimdi ben de twitter’da öfke yemi kassam “Sport Illustrated modeli gibi olmayan, erkeği eve geldiğinde çayını hazır tutmayan, eğilip ayaklarını yıkamayan kendine kadınım demesin”, “Erkeğinin getirdiği ikinci sevgili ile arkadaş olamayan sevgiliyi terk edin” yazabilirim. Bununla iyi etkileşim de çekebilirim ama sizce burada aradığım kadın ile ilgili kriterleri mi yazıyorum? Tabii ki hayır ve hemen hepiniz bunun farkına varabilirsiniz. Peki birçok arkadaş, BMW ile gezen 1.90, atletik erkek nüfusunun %50 değil %0.5 bile olmadığı barizken kızların bunları yazmasına “ha tabii güzelim, hayaller Beverly Hills, gerçekler Seyrantepe” diyemiyorlar? Bunun nedeni kısmen kadınları ve kapasitelerini kafalarında büyütmekten olabilir. Yani kadınları saf, duru kraliçeler olarak büyütmekten, şeytani kraliçeler olarak büyütmeye evriliyorlar ama ikisinde de kadınları kapasitelerinin çok üstünde büyütüyorlar.

Yanlış anlamayın, böyle şeyleri bizimle paylaşmaya devam edin. Zira biz bunların altına bir iki şey yazıp gelen etkileşimden nemalanıyoruz. Ama bu tip girişleri zerre ciddiye almıyoruz. Siz de ciddiye almayın, öfkelenmeyin, çıldırmayın. Ben bireysel olarak sosyal medya kullanmıyorum ama kullansam da bunların altına öfke ile bir şeyler yazmazdım. Size de aynı şeyi tavsiye ederim.

Sosyal medya ve özellikle Twitter, algoritma olarak negatif duyguları körükleme üzerine kurulu. 1980’lerde Twitter olsaydı muhtemelen Sovyetler yarın kafamızda nükleer bomba patlatacak korkusu ile yaşardık ve bu korku o günlerde vardı ama herhalde sosyal medya olsaydı insanların hayatını 1000 kat etkilerdi. Korkarım 2020’ye kadar çöküşte olan geleneksel medya da korku yemini keşfetti ve bunun büyük bir yığın üzerinde çok iyi çalıştığını gördü. Bundan sonra her şeyi olduğunun 100 katı yoğunlukta yaşayacağız gibi görünüyor. Fakat siz kendiniz için bir iyilik yapın. Ya sosyal medyadan uzak durun ya da sosyal medyada durduğunuz süreyi azaltın. Ama sizde korku, öfke, kaygı, vs. oluşturan girişlerin tuzak olduğunun, yem olduğunun ve sizi manipüle etmek için yaratıldıklarının bilincinde olun.

Karantina için Öneriler | Disiplinli Olmak

Merhaba millet. Ben Mr. Deer. Bu sefer konumuz karantina da disiplin. Pandemi sürecinde evde çok fazla vakit geçiriyoruz ve sosyal enerjimiz bir hayli düştü. Yalnız hissediyoruz, kayıplar veriyoruz, partnerlerimizden ve arkadaşlarımızdan uzağız. Bu süreçte disiplinli olmanın ne kadar zor olduğunun farkındayım ve sizlere disiplininizi koruyabilmeniz için bazı önerilerden bulunacağım. Bunlar uygulaması nispeten kolay ama hayatınızı yüksek ölçüde olumlu etkileyecek öneriler. Umarım bu süreci bir gün geride bırakıp Sokakta, AVM de, Gece kulüplerinde,  Barlarda yeni insanlarla tanışmaya devam edebiliriz. Sağlıklı ve disiplinli günler diliyorum dostlarım hepimize, İYİ SEYİRLER!

Diğer postlarım ve yazılarım için tıklayınız.

Dopamin Detoksu / Orucu

Dopamin doğanın tüm hayvanlara doğru yolda olduklarını bilmeleri ve onları doğru yolda tutmak için geliştirdiği bir hormon. Birçok insan dopamini bir işi başarınca salgılanan bir hormon olarak biliyor ve evet dopamin bu durumlarda da salgılanıyor. Ama dopamin hormunu asıl hedefe giden her köşe taşına ulaştığınızda veya kendinizi o hedefe doğru yürüyor hissettiğinizde salgılanıyor.

Sosyal medyanın hayatımızın merkezine bu kadar yerleşmesinin sebebi, dopamin sistemini, insanları sosyal medyaya bağlamak için kullanması. Bu hiç de tesadüf eseri olan bir şey değil. Daha fazla reklam görmeniz için mümkün olduğunca sosyal medyada kalmanızı sağlayan algoritmaların ve mekanizmaların tamamı bu tür nöropsikoloji çalışmalarının sonucunda tasarlanıyor.

Bir insan sosyal medyada bir paylaşım yapıp like aldığında, beyni dopamin salgılıyor. Aslına bakarsanız sosyal medya ya da mesaj uygulamalarının notifikasyonları da size dopamin sağlıyor. Burada mekanizma B.F. Skinner tarafından 1930’larda tanımlanan değişken ödül çizelgeleri (variable reward schedules). Ödül rastgele / şansa bağlı bir şekilde verildiğinde (kumarhanelerdeki slot makinelerinde ya da sosyal medyada olduğu gibi) ve ödülü kontrol etmek kolay bir iş ise, dopamini tetikleyen davranış alışkanlık haline geliyor.

Peki kolay yoldan dopamin almanın zararı ne? Zararı sizi dopamine karşı hissizleştirmek ve hemen her zaman çok daha fazla gerçek ödüle sahip, daha zor ama daha az dopamin salgılatan kaynakların artık bir gereğinin kalmaması.

Dopamin bahsettiğimiz gibi şu an harcadığınız emeğin, hedefinize ulaşmanıza katkıda bulunduğunu düşündüğünüzde salgıladığınız bir kimyasal. Üniversite sınavına çalışırken hergün planladığınız gibi 5 saat ders çalışmak dopamin (dopamin) salgılatacaktır. Bu salgılama ise size o yolda yürümek için gerekli “zihinsel enerjiyi” veren şey. İçsel ödül mekanizması.

Peki siz bu ödülü bir telefon ekranını sıklıkla kontrol ederek alıyorsanız, düzenli ders çalışıp başarılı olmak gibi zor bir şeyden dopamin kazanmanıza ne gerek var ki?

Beyindeki dopamin seviyesinin sert bir şekilde yükselmesi ya da uzun süre yüksek kalması zaman içinde beyninizdeki dopamin alıcılarını azaltabilir. Ne kadar az alıcınız varsa, hayatınız için önemli hedeflerin peşinde koşmanın vereceği dopamini o kadar az hissedersiniz ve sosyal medya gibi uyaranlara daha bağımlı hale gelirsiniz.

Peki bunu tersine çevirebilir misiniz? Evet. Eğer aşırı şeker içeren besinlerden bir ay uzak durursanız, bir avuç çilek size en sevdiğiniz dondurma kadar zevk verecektir. Aynı şekilde sosyal medyadan uzak durursanız, planladığınız gibi 2 saat ders çalışmak size binlerce like almışsınız gibi zevk verecektir.

Bu nedenle dopamin detoksu yapmalısınız. Aslında dopamin detoksu yanıltıcı bir isim zira aslında dopamin değil, aşırı dopamin salgılatan, faydasız ve bağımlılık yaratıcı aktivitelerden uzak durup kendinizi gerçek hedeflerin yolunda yürümekten gelen dopamine mecbur bırakıyorsunuz.

Bunun için yapmanız gereken ilk şey sizde yaptıktan sonra stres yaratan, dengenizi bozan ve bağımlılık yapan şeyleri sıralamanız. Günümüzde bu gruba giren en yaygın şeyler şunlar:

  1. Duygusal yemek yeme alışkanlığı.
  2. Sosyal medya
  3. Bilgisayar oyunları
  4. Alışveriş
  5. Heyecan peşinde koşma
  6. Kumar
  7. Uyuşturucu
  8. Porno ve mastürbasyon

Dopamin orucu, dopamin salgılamamak için rahibe dönmek değil (arada onu yapmanın yararı da var(*)) bu şeylerden uzak durmakla alakalı. Bu konuda yapabileceğiniz şeyler şunlar:

Hergün saat 09:00’dan ya da en geç 10’dan sonra telefonunuzdan uzak durun. Cep telefonunuzu yatağınızın yanına koymayın.

Günlük sosyal medya kullanımınızı bir saatin altında tutun.

Her hafta en az bir gün sosyal medyadan tamamen uzak durun. Bunu zamanla arttırın ve haftada en az üç gün sosyal medyadan uzak durun.

En az bir sosyal medya platformundan tamamen çıkın. Bu konuda en gereksiz ve zararlı algoritmalara sahip olan twitter’dan tamamen çıkmanızı şiddetle tavsiye edeceğim. Tüm sosyal medya platformlarında olmayın. Instagramdaysanız Facebook’ta, Facebook’taysanız Instagramda olmayın.

Tüm sosyal medya uygulamalarının notifikasyonlarını kapatın. Mesajlaşma uygulamaları için de aynı şeyi tavsiye edeceğim. İş yerindeyken sosyal medyanızı kontrol etmeyin.

Pornoyu tamamen bırakın. Porno özellikle günümüzde özellikle erkekler için alkol kadar yıkıcı bir bağımlılığa döndü. Bir daha hiç porno izlemeyin. Mastürbasyonu ise haftada 2’ye indirin. Yılda bir veya iki ay da tamamen mastürbasyon orucu tutun.

Ayda bir veya iki gün, tüm sosyal medya, internet, mastürbasyon, abur cubur, alışveriş, vs. gibi şeylerden tamamen uzak durun. Bu günlerde telefonunuzu da sadece aramaya açık tutun ve internetini kapatın.

Bu dediklerimi yapamam diyorsanız tebrikler, siz çoktan bağımlı olmuşsunuz. Sosyal medyadan ciddi para kazanmıyor ama ondan iki gün uzak duramam diyorsanız, siz sosyal medya bağımlısısınız.

Yukarıdakiler sizin ödül ihtiyacınızı karşılamayı bıraktığında, boşluğu spor yapmakla, ders çalışmakla,işinize / ek işinize konsantre olmakla, yeni alışkanlıklar edinmekle doldurun. Karbonhidratları pastadan, dondurmadan, şekerlemeden almayı bırakıp meyveden sebzeden almaya başlamanız gibi dopamin tetiklemelerini sosyal medyadan, pornodan, abur cuburdan almayıp kendiniz için bir şey yapmaya başlayın.

Gençliğinizde dopamini sanal ateşleyicilere bırakıp bu nedenle hedefleriniz için çalışmayı ne kadar ihmal ederseniz, ilerde o kadar doyumsuz, yetersiz ve mutsuz bir hayata sahip olacağınızı unutmayın.

(*) – Yılda bir veya iki kere bir veya iki haftalık %100 rahip modu işinize yarayabilir. Mesela bir haftalığına dağcılık yapmak, tatile giderken interneti ve telefonu geride bırakmak, vs.

Ayrıca Andrew Huberman Notları – Nöroplastiste ve dopamin sistemi ile beyni yeniden kablolama ve Pornoyu Bırakmanın Çok Kolay Yolu kitaplarına da bakabilirsiniz.

Beni engelledi, ne yapmalıyım?

Flört ettiğim kişi/eski sevgilim/sevgilim beni engelledi, ne yapmalıyım?

Ayrıntıya girmeden önce kısa cevabı hemen vereyim:

Sizi engelledi ise bu engeli aşmaya çalışmayın!

Bu kişi sizi bir iki kanaldan engellediyse sizi ENGELLEMİŞTİR! Başka kanallar açık olsa bile. “Whatsapp’da instadan engelliyim ama Facebook açık oradan yazayım” demek, kapıyı pencereyi kilitledi ama bacadan gireyim demek gibidir.

Sizi engelleyen birine ulaşmaya çalışmayın! Özellikle sanal ulaşım yollarından tamamen engellendiyseniz, malum kişi ile konuşmak için evine ya da iş yerine gitmeyin!

Durumunuzu anlıyorum. Başınıza böyle bir şey geldiğinde duygularınızın esiri olursunuz ve hemen bir şey yapmanız gerektiği konusunda aşırı bir kaygı tüm benliğinizi sarar. Malum kişiyi tamamen kaybettiğiniz ve eğer şimdi bir şey yapmazsanız onun sizden sonsuza kadar uzaklaşacağı fikri zihninizi esir alır. Hemen bir şey yapma ihtiyacı hissedersiniz. Onunla hemen şimdi konuşmanız gerektiğini düşünürsünüz. Ve eğer onunla sosyal medyadan ya da telefonla konuşamıyorsanız aklınıza onun evine veya iş yerine gitmek gelebilir.

Fakat eğer bu düşüncelere yenilip malum kişinin kapısında biterseniz, onun size karşı öfke ve hatta tiksinti duymasına neden olabilirsiniz. Bazı durumlarda sizi polis çağırmakla tehdit edebilir hatta size karşı şiddete başvurabilir.

Neden?

Her şeyden önce sizi engelleyene ulaşmaya çalışırsanız, bu sizi insanların peşinde koşan ezik bir kaybeden gibi gösterecek. Karşınızdaki size beni rahat bırak deyip azıcık nefes bile alamıyor. Karşınızdaki kim olursa olsun sizi böyle ezik biri olarak görmesini istemezsiniz. Karşınızdaki kim olursa olsun sizin kendini kontrol edemeyen, zayıf ve başkalarına saygısı olamayacak kadar kendisine saygısı olmayan biri olarak görmesini istemezsiniz. AMA DAHA ÖNEMLİSİ siz kendinizi böyle kontrolsüz, zayıf ve ve başkalarına saygısı olamayacak kadar kendisine saygısı olmayan biri olarak görmek istemezsiniz.

Malum kişi sizi engellediğinde bu engelin etrafından dolaşmak için e-posta göndermek, el yazısı mektup yazmak, araya birini koyup ona ulaşmaya çalışmak veya fiziksel olarak onunla konuşmaya çalışmak kesinlikle yapmamanız gereken şeyler. Zira sizi engellemesinin amacı, sizin onunla irtibata geçmenizi engellemek. Sizi engellemesi, “bana ulaşma seninle görüşmek istemiyorum” demek. Bu engeli aşmak malum kişinin size olan saygısını daha da azaltacak. Ayrıca böyle ezik ve muhtaç davranmak sizi daha da itici yapacağı için malum kişinin içinde hala bir miktar ilgi varsa bile bu ilgi de ciddi oranda azalacak.

Neden engellendiniz?

Çoğu insan fazla peşinden koştuğu, hayırdan anlamadığı, karşısındakini bunalttığı için engellenir.  Bu durumda engeli aşmaya çalışmanın ne kadar aptalca olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Delilik, aynı şeyi yapıp durmaya devam edip farklı sonuçlar beklemektir. – Albert Einstein

Engellenme nedeniniz malum kişinin acı çekmesi de olabilir. Mesela eski sevgilinizdir ve ayrılık acısı çekiyordur.

“Eğer durum buysa, bunu düzeltmek kolay. Ona ulaşayım ve acısını hafifleteyim.”

HAYIR!

Eğer sosyal medyada veya mesajlaşma uygulamasında sizi çevrimiçi görmek onun canını acıtıyorsa, artık sizin hayatınızda olmadığınız gerçeği de onun canını acıtacak. Sizi engellemek bu acıyı dindirmeyecek. Ve eğer siz engellendiğinizin farkına varsanız bile ona ulaşmazsanız, ayrılık acısını daha da şiddetli hissetmeye başlayacak. Ayrılığın bedelini daha da şiddetli hissetmeye başlayacak. Bu nedenle ONA ULAŞMAYA KALKMAYIN! Ona ayrılık acısını yaşama fırsatını verin. Bu sizin için iyi bir şey.

Malum kişi sizi ona başka yollardan ulaşmanız için engellemiş olabilir, sizin üzülmemeniz için sizi engellemiş olabilir, size ders vermeye çalışıyor olabilir, vs. vs.

Aslına bakarsanız engelin nedeni sizin için bir iki istisnai durum hariç önemli değil. Siz, sizi engelleyene ulaşmayın.

Engellemelerin Birçoğu Geçicidir.

Eğer siz engeli aşmaya çalışmazsanız, engel sıklıkla geçici bir şeydir. Malum kişi engeli aşırı tepki verdiğini ya da fazla ileri gittiğini düşünerek geri kaldırabilir. Bir hareketinizi daha sonra yeniden düşünüp ondan pişman olabilirsiniz. Özellikle karşınızdaki kişiyi yanlış değerlendirdiğinizi düşünürseniz. Eğer malum kişi sizi engellediğinde ona ulaşmak için harekete geçmezseniz, ona istediği uzaklaşmayı verirseniz, bu durumda ona ve kendinize gerçeklikle bağı sağlam ve duygusal olarak güçlü biri olduğunuzu gösterirsiniz.

Gerçeklikle bağı kopuk ve duygusal olarak zayıf bir insan, engelleme ile karşılaşsa bile, genellikle kapıyı yumruklamaya ve beni içeri al diye yalvarmaya devam eder. Karşısındaki “şu an seninle konuşmak istemiyorum” dese de “hayır, beni içeri alacaksın” diye bağırır ve kapıyı yumruklamaya devam eder. Böyle davranmak çok itici ve zayıflık göstergesi. Aynı zamanda gerçekten de rahatsız edici.

Sırf bu ısrarcılık, hayırdan anlamama, engellensen bile kapıyı yumruklama yüzünden, karşınıdaki sizi geri dönüşsüz silebilir. Kim gerçeklikten kopuk ve yapışkan birini hayatında ister ki? Kim gerçeklikten kopuk ve yapışkan biri olmak ister ki?

Yapışkan, kendini zorla kabul ettirmeye çalışan insan zayıf ve iticidir. Mesafesini koruyan, karşısındakine yapışmayan ve onun sınırlarını ihlal etmeye gerek kalmayacak şekilde kendine güvenen ve istenmediği halde başkasının peşinde koşmak zorunda hissetmeyen insan ise çekicidir.

Eğer engellendiğinizde engel kalkana kadar malum kişiye ulaşmazsanız bu sizin olgunluğunuzu ve kendine güveninizi yansıtır. Engeli aşmaya çalışmazsanız, ondan uzak durabilmeyi başarırsanız, onun saygısını ve ilgisini çekersiniz. Kendi özsaygınızı güçlendirirsiniz. Bu da sizi daha çekici biri yapar.

Siz bu olaya böyle bakmamış olabilirsiniz ama filmlerden öğrendiğiniz şekilde yapışmak tacizcilik  ve yapışkanlık olarak görünür. Filmlerde romantik bir şey gibi yutturulmaya çalışılsa da acınası bir şeydir. Kendinizi zorla kabul ettirmeye çalışmak, zorla konuşmaya çalışmak, kapılar yüzünüze kapanınca bacadan girmeye çalışmak çok itici bir şey.

Duygularınızın ve muhtaçlığınızın üzerine çıkıp mantığınızı kullanabilmeniz ve kısa süreli korku ve güvensizliklerinizin esiri olmak yerine uzun vadeli düşünüp hareket etmeniz sizin lehinize harikalar yaratabilir.

Engelleyen Eski Sevgiliye Ulaşmanın Tek Bahanesi

Engeli aşmanızı gerektirecek tek bir bahane var : Eğer malum kişi sizi yapmadığınız bir şey için engellediyse, ona ulaşıp olayı anlatabilirsiniz. Örneğin malum kişi sizin onu aldattığınızı sanıyor ama siz böyle bir şey yapmadınız. Ya da başka bir iftiraya maruz kaldınız. Ya da dediğiniz bir şeyi tamamen yanlış anladı. Bu durumda ona başka yollardan ulaşıp olayın aslını açıklamalısınız. Fakat bu durumda bile engellenir engellenmez ona ulaşmaya çalışmayın. Ona birkaç gün süre verin ve sinirinin soğumasını bekleyin.

Engel Sizin İçin Bir Testtir

Malum kişi sizi engellerse, olaya şöyle bakmanızı tavsiye edeceğim. Bu sizin için bir test. Bu test sizin aslında olgun, kendine güvenen, kendine saygısı olan, duygularını kontrol edebilen ve kendi hayatına devam edebilen güçlü bir insan olduğunuzu gösterme fırsatı. Malum kişiye gösterme fırsatı tamam AMA ASIL KENDİNİZE GÖSTERME FIRSATI!

DAHA DA İYİSİ, zihin ve duygular davranışları takip edeceği için, eğer engeli aşmaya çalışmazsanız bu test sizin daha olgun, daha kendine güvenen, daha kendine saygısı olan, daha duygularını kontrol edebilen ve kendi hayatına devam edebilen daha güçlü bir insan olmanızı sağlayacak!

Yani engel sizin kendinize ve dünyaya çekici ve arzu edilir bir insanın özelliklerine sahip olduğunuzu göstermeniz için bir test ve arzu edilir bir insanın özelliklerine sahip olmanız için bir egzersiz.

Karşınızdaki sizi test etmek için sizi engelliyor demiyorum. Muhtemelen böyle bir şey aklından bile geçmiyor. Aslına bakarsanız eğer bilinçli bir şekilde sizi engelleyerek test etmeye çalışıyorsa bu gerçekten hastalıklı bir şey ve onu neden istediğinizi ciddi ciddi düşünüp onu bırakmanın daha iyi bir fikir olabileceğini değerlendirmenizi tavsiye ederim.

Ama siz engellendiğiniz süreçte ona ulaşmaya çalışmaz ve kendi hayatınıza bakarsanız, malum kişi geriye dönüp baktığında sizin kendinizi ispatladığınızı görecek. Bu ise size olan saygısını arttıracak ama daha önemlisi sizi daha çekici ve arzu edilir bulacaktır. Bu sıklıkla, malum kişinin sizi araması ile sonuçlanır.

Bu konuda daha genel bilgi için Eski Sevgili Nasıl Geri Döner – İletişimi Kes Kuralı kitabına bakabilirsiniz. Sorularınız varsa site yorumlarında sorabilirsiniz ya da bana özel olarak ulaşabilirsiniz. İlişkiler konusundaki ilişkiler setimizi de tavsiye ederim.

Terk eden eski sevgiliyi sizin engellemeniz gereken durumlar için: terk eden eski sevgiliyi engellemek

Kadını el üstünde tutmak

Twitter ve İnstagram gibi sosyal medya hesaplarında, takipçi çekmeye yönelik tartışma yaratmak amacıyla dolaşımda olan bir sürü kopyala – yapıştır mesaj var. Mesela “erkek dediğinin götünün altında arabası, kafasının üstünde evi, on yüzbin lira maaşı olacak …” mesajları gibi.

Bunların çoğunu yorumlamam isteniyor ama ben bunları pek ciddiye almıyorum. Yine de ısrarla yorumlamam için bana mesajlanan birini geçenlerde twitter’da yorumladım. Burada biraz daha açayım. Mesaj şu :

genelde özgüvenli ve basarili erkekler hayatlarinda olan kadinlari el üstünde tutarlar, hakettigi gibi davranirlar ve bunu soylemekten de cekinmezler. kadini ezmeye calismak sadece ve sadece asagilik kompleksli ezik erkeklerin yaptigi bi seydir.

Tek tek gidelim :

genelde özgüvenli ve basarili erkekler hayatlarinda olan kadinlari el üstünde tutarlar …

El üstünde tutmak “çok sevgi ve saygı göstmek” demek. Doğrudur ama burada önemli bir ayrıntı var : özgüvenli ve başarılı erkeklerin sırrı kendilerini daha çok sevmeleri ve saymalarıdır. Kişi kendini daha çok sevip saydıktan sonra kadınını istediği kadar sevip sayabilir.

Hayatı boyunca el üstünde tutmayı, kendinden önceye koymak olarak uygulayan ve sonra burada yazılanlar gibi şeylerle karşılaşan birçok erkek, yılların aptallığına panzehiri hayatlarındaki kadına çok kötü davranmak sanıyorlar. Oysa piçin sırrı “kötü davranması” değil kendine öncelik vermesidir.

Kötü davranmak kısmını tırnak içine aldım çünkü aslında fişe takılı yaşayan, kadın merkezli ortalama erkek için kadına ve onun ihtiyaçlarına öncelik vermeyen her davranış “kötüdür” zaten. Yoksa aslında kötü davranmaların çoğu kötülük de değil.

Kendiniz daha çok sevip saydıktan sonra kadınınızı istediği kadar sevip sayın. Bu bencillik değil. Bencillik kendini sevip başkasını zerre kadar sevmemektir.

hakettigi gibi davranirlar ve bunu soylemekten de cekinmezler

Evet ama sırf kadın ve sevgili diye el üstünde tutulmayı hakettiğinden değil kendi çabası ile sevgi ve saygıyı hakettiğinden. Ve eğer hatun sevgi ve saygıyı haketmiyorsa da hakettiği gibi hayatlarından çıkarırlar.

Saf olmayalım, birçok kadın bunu paylaşırken Tanrı vergisi bir iyisini haketme mantığı ile paylaşıyorlar ama onların niye paylaştığı önemli değil. Siz eğer yüksek değerli bir erkekseniz, size kimse ne olursa olsun beni el üstünde tut diye dayatamaz.

kadini ezmeye calismak sadece ve sadece asagilik kompleksli ezik erkeklerin yaptigi bi seydir.

Buna da katılıyorum. Başarılı erkek kendi değerini yükselterek hipergami açısından yüksekte durur, değersiz erkek ise kendi yükseleceğine kadını aşağı çekmeye çalışır. Kendi değerinizi olabileceğinizin en iyisi olarak yükseltin, kendinizi ön plana koyun, kadınınıza hakettiği gibi davranın yeter. Buradan çok daha sağlıklı ilişki ve pozitif cinsellik yaratırsınız.

Peki abiciğim kadını ezerim, sikerim atarım zararı ne?

Bunun etik olmaması bir yana asıl zararını İllimitable Man vakasında anlattım. Bu kafada birçok adamla karşılaştım ve temel problemleri sarkacın bu kadar aşırı uca salınması ile oluşan enerjinin, eninde sonunda sarkacı öbür uca taşımamasının mümkün olmaması. Stabil bir ruh hali değil. Dün “sikecen atacan” hacı diye dolaşanların “onu çok seviyorummmm” diye ağlaması ve sonra daha da bir kinlenip “kafasına vurup sikecen” tarafına savrulması çok ama çok yaygın bir şey.

Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı

Bugün farkına vardım. Eski PUAlardan (evlendi sanırım) Mark Manson’un “The Subtle Art of Not Giving a F*ck” (Sikine Takmamanın İnce Sanatı) daha edepli bir isimle Türkçe’ye çevrilmiş : Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı. Ben bu kitabı İngilizcesinden okudum o nedenle Türkçe çevirisi nasıl bilemeyeceğim ama mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Mark Manson’un kitabı sıradan bir self – helf kitabı sanılabilir ama Napoleon Hill’den beridir (Secret akımı diyorum ben buna) devam eden Polyanacılık tadındaki self – help akımından farklı olarak bizim burda Jordan Peterson’ın Mutluluk ve Hayatın gerçeği videosundaki gibi daha ayakları yere basan bir düşünce sahip. Ayrıca yine Jordan Peterson’un üstünde çok durduğu sorumluluk kavramı üzerinde inşaa edilmiş bir kitap. Kitabın tanıtımı, kitabın iyi bir özetini sunmuş.

“Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.”

…

“Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir.

…

Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz.

…

Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak.

…

Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir.

…

Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

 

Fotoğraflarındaki gibi değilsin shit testleri

Birgün shit test ansiklopedisi yazıp tanesini 10,000 TLye satana kadar her shit testi yazabilme lüksümüz yok. Zaten shit testleri aşmak için gerekli olan şey her türlüsünü bilmek değil genel mantığını bilmektir.

Fakat Kerem’in şu sorusunu yazıyla yanıtlayacağım zira burada genel olarak defalarca işlediğimiz bir zihin yapısı problemi var :

Selam Mahmut Bey;
Buluştuğum bir sürü kızdan şunu duydum:
“Fotolardaki kadar havalı değilsin” bunu söylerken bu durumdan hoşnutmuş gibi söylüyorlar ama…
Havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından adım gibi eminim.
Nasıl daha havalı biri olabilirim? Ve nasıl daha az “makul ” bir erkek olabilirim?

Kerem Bey, bu bir shit test. Kız gerçekten hayal kırıklığı da yaşamış olabilir ama sen kızla buluşuyorsan çerçeveni sağlam tutacaksın ve “kızın hayal kırıklığı varsa bile kızın problemi” deyip takmayacaksın. Yani sen shit test sayacaksın.

Senin mesajindan tahminim bunun shit test olduğunun bile farkında değilsin (kendi zihin merkezinde kizlar var ve hala havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından gibi abuk subuk seyler soyluyorsun) ve bu nedenle de cuvallamişsındır.

“Sen fotoğraflarındaki gibi X değilsin” özellikle sosyal medyadan ya da Tinder‘dan tanıştığınız kızlardan çok duyacağınız bir şey.

“Sen fotograflarındaki kadar havalı değilsin” diye duysam mesela “sen de fotoğraflarındaki kadar güzel değilsin” diye gelişine çakarım, hiç acımam.

“Ya sen amcaymışsın ya” diyene “bana amca diyorsan göster bakalım kimliğini sen reşit misin …. ufaklık” diye yapıştıracaksın.

Kendini kadınların dediklerine göre ayarlama. “Sen fotoğraflarındaki gibi uzun değilmişsin” dese gelip buraya nasıl uzarım diye mi soracaksın? Kız kısaysa “bu boyla basketçi mi arıyorsun” diye güleceksin ya da kız uzunsa “he ya, tam kolunun altına alıp sarmalığım” diyeceksin.

Şimdi sen bu shit testleri aşıyor musun bilmem. Eğer bunlara eğlenen ustalıkla karşılık vermiyorsan, kızın dediğinde gerçek payı var. Alt tarafı kızın birine cevap yapıştıramayacak kadar heyecanlanıp, Prensesin huzurunda tedirgin, ürkek, kapalı, vs … davranıyor olabilirsin. Eğer kızla buluştuğunda heyecanlanıyorsan, ya da bu tür shit test cevaplarının kızı kaçıracağını düşünüp korkuyorsan, kızı tepeye, kendini aşağı koyuyorsundur. O nedenle de vücudun bir asilzade huzurundaki toprak kölesi davranışını belirtiyordur.

Havalı ne demek hiçbir fikrim yok. Maskülen ama centilmen davranıp gerisini boşvereceksin. Shit testlere böyle gelişine vurabilirsen zaten daha az makul olursun.

Beta vücut dili – Instagram erkek arkadaşları ve anasının kuzusu oğluşlar

Instagram, bir erkeğin dikkatle ve kırmızı hap farkındalığı ile bulunması gereken bir ortam. Kim ne derse desin bu uygulamanın ana kullanım amacı kadınların ilgi çekme ihtiyacını karşılamak. Bu ortamda selfie ya da bir erkekle fotoğraf koyan kadın o erkeği, erkek sevgilisi bile olsa, fotoğraf aksesuarı olarak kullanıyor. Uydu erkeklerin de instagramda “Melis benimle fotoğrafını koymuş, bana önem veriyor …” dedikleri fotoğrafların amacının ne olduğunu daha önce yazmıştık.

Bu yazıda çiftlerin vücut dilindeki beta alametleri konusuna tekrar gireceğim. Rollo Tomassi son aylarda bu konuda birçok örnek fotoğraf ve video paylaştı ve geçen gün Man Effect’te Timothy Wegner ile bu konuda bir podcast yaptı.

Yukarıdaki foto, Rollo Tomassi’nin Beta Tells (beta alametleri) yazısından. Erkek kadına doğrı eğilmiş ve kadın ondan demir korkuluğun fiziksel olarak izin verdiği son noktaya kadar geriye kaçmış. Vücut dili erkeğe oldukça kapalı.

Kadınlar söz konusu olduğunda söylenen değil yapılan mesajdır. Bunu bir kez öğrenen erkeğin taktığı kırmızı hap gözlükleri ile hayata baktığınızda, birçok çiftin ilişkisindeki statüsünü vücut dilinden anlayabilirsiniz. Kadınlar erkeklere göre çok daha fazla oranda vücut dili ve hareketlerle “konuşurlar” ve bir erkek kadının bu “konuşmasını” duymuyor ise kadın bilinç altında o erkeği tecrübesiz = kadınlar tarafından tercih edilmeyen diye yaftalar.

Instagram erkek arkadaşları

“Eğer kız arkadaşınız size sıklıkla fotoğrafını çektirip Instagram’a koyuyor ise o durumda bir aksesuar olduğunuzu unutmayın.  Kadınlar neden Instagram’a fotoğraflarını koyuyorlar : ilgi çekmek için. Bir kadın Instagram için fotoğraf / selfie çekiyorsa ve siz de o fotoğrafın içinde iseniz siz o fotoğrafta aksesuarsınız. Giydiği bir kolye kadar aksesuarsınız.”

Aşağıdaki foto bir ara çok moda olan ve bir erkeğin en kepaze şekilde aksesuar olduğu instagram foto akımından.

“Kadın erkeğin önünde giderken onu elinden tutup sürüklüyor. Kadınlar bunu neden yapıyorlar? Kendilerinin reklamını yapmak için.  Bu fotoğraflarla ilgili yorumumu eleştiren erkekler “abartma ama sadece öylesine sıradan bir fotoydu” diyorlar.  Evet işte tam da sıradan olması problem. ”

 

Aşağıdaki foto, “instagram aksesuarı erkek arkadaşa” bir başka güzel örnek. Hatunun duruşuna dikkat edin. Eleman orda yokmuş gibi. Fotoğraf “çift fotoğrafı” diye etiketlenmiş ama hatun eleman orda yokmuş gibi poz veriyor. Gerçekten de elemanı bu fotoğraftan çıkarsanız, hatunun verdiği poz hiç garip kaçmaz. Ama eleman hatunun içine düşmüş, fotodan hatunu çıkaramazsınız. Aksesuar derken Rollo bunu kastediyor.

“Bu tür erkek kızın içine düşmüş ama kız erkek yokmuş gibi başka yöne bakıyor fotoğraflarındaki mesaj nedir? Mesaj şu : ‘ben hala uygunum ve mümkünse başkasını arıyorum. Bu elemanın beta olduğunun farkındayım ve bu elemandan uzaklaşmak istiyorum'”.

“Aşağıdaki foto sahiplenici eş korumacı bir pozisyon. ‘Bu piliç benim’ diyor. Bunun kendi başına hatalı bir şey olduğunu söylemiyorum. Kadının elinin erkeğin saran kolunda olması ise kadının bundan hoşlandığına işaret ediyor. Hatuna eğilmesi ve fazla duygusal pozu faüllü ama hadi tamam diyelim.

Antonie Bordain‘in böyle birçok fotosu var ve orada Bordain hatunu sarmalamış ve hatuna eğilmişken Asia Argento ise adamdan uzağa eğilmiş ve ‘yardım edin, beni alın buradan’ duruşunda.”

Anneciğimi çok seviyorum pozu

Aşağıdaki son zamanlarda klasikleşen bir poz.

“Adını hatırlayamıyorum ama bu adam ünlü biri. Elemanın parası var ve her şeye sahip. Bu foto bir fotoğraf serisinden. Hepsinde eleman böyle hatuna eğilmiş ve öpmeye çalışıyor. Ve hatunun suratına bakın. Hatun elemanın karısı. Sanırım eleman şarkıcı. Her neyse.

Elemanın sarışın güzeli bir karısı var. Elemandan genç gibi duruyor. Kadın kesinlikle henüz parti yıllarını geride bırakmamış bir kadın gibi duruyor. Fakat oldukça zengin olan bu adama yamanmış. Fakat kadının eline bakın. Bu fotoğraf yukarıda kadını kolları arasına almış adamın fotoğrafından çok farklı.  Orada eş koruma (mate guarding) var ama buradaki eleman tamamen “anneciğimi çok seviyorum” pozunda.

“Ben bu poza “anneciğimi çok seviyorum” pozu diyorum. Eleman öpücüğe abanmışken kadının nasıl giyindiğine, dışarıya (kameraya) nasıl baktığına ve gülüşüne dikkat edin. Kocasına değil ‘sana’ bakıyor. Bu bir reklam pozisyonu.”

“Bu tür fotoğraflar hep gündelik instagram fotolarında ortaya çıkıyor. Biliyoruz ki instagram fotoları kadınların dışarıdan ilgi toplama aracı. İlgi, kadınların dünyasının akçesidir.  Kadın bir erkekle beraber olduğunda, o erkek ya kadının arkadaşlarının kıskandığı ve kadının gözünün içine baktığı bir adam olur ya da aksesuar. Bu fotoğraftaki eleman kesinlikle aksesuar. Bu kadın böyle bir elemanla ünlü veya zengin olmasa idi asla beraber olmazdı.”

Fotoğrafta kadının elinin adamı nasıl kendisinden uzak tutmaya çalıştığına dikkat edin.

Aşağıda çiftin bir başka fotoğrafı var.

“Sanki adamı o fotoğrafa fotoşop ile koymuşlar. Sanki dalga geçmek için fotoğrafa fotoşop ile eklenmiş. Fakat maalesef fotoğraf gerçek. Elemanın bu kadınla her fotoğrafı böyle.

Kadının dışarı anons ettiği şey şu : ‘Ben sırf pratik olduğu için bu adamlayım’. Hatun eleman yokmuş gibi dışarı bakarak ‘umarım birileri bu fotoğrafı görür zira ben hala uygunum’ diyor. Kadın ‘ben hala uygunum’ bakışı atarken eleman ‘anneciğim seni çok çok seviyorum’ pozunda.

Çok trajik ama bugünlerde bu pozu çok görüyorum. Eleman muhtemelen beta kafa yapısını taşıma lüksü olacak kadar zengin.”

Aşağıdaki fotoğrafta ise dünyanın en soylu mavi haplısı Prens Herry var. Herry tipik bir mavi haplı.  Alfa mı beta mı tartışılır. Çocukken acayip ana kuzusu idi, babası dünyanın en beta soylularından biri ama kendisi 20lerinde gayet alfa takılan bir abi idi. Her neyse.

Yukarıdaki gibi berbat olmasa da Prens Harry’nin buradaki pozundaki hatuna eğilişi onu da neredeyse “anneciğimi çok seviyorum” pozuna sokmuş.  Kötü çocukların kucağında hopladıktan ve duvara tosladıktan sonra kendinden genç bir prensi kafalayan feminist ablanın yüzüğü dünyaya gösterişi de dikkate değer. Kendi hayatını yaşamış çoğunluk gibi sıradan bir bekleyen beta ya da kedilerle dolu bir evde sonlanmadım sevinci.

Aşağıdaki oğlan ise “anneciğim seni çok seviyorum” pozunu anahtarlık yapıp kıza hediye vermiş.  Trajik.

“Hatun dışarı bakıyor ve ‘bu elemanın beta olduğunu biliyorum ve bundan daha iyisini arıyorum. Bu elemanla birlikteyim ama hala uygunum’ sinyali gönderiyor. Eleman bunu kıza hediye yapıp vermiş. Kız ne zaman kız arkadaşlarıyla dışarı çıksa elemanı hatırlamak zorunda. Trajik olan şu ki eleman bunun tatlı bir şey olduğunu düşünüyor. Ama değil. Bu kıza sürekli yapışkan, duygusal ve fazlaca bağlı bir erkekle olduğunu hatırlatıyor.”

“Eleman bunu kıza bir çeşit bölgesini işaretleme jesti olarak vermiş. Kız dışardayken ona evde erkek arkadaşı olduğunu hatırlatacağı kadar diğer erkeklere bu kadının bir erkek arkadaşı olduğunu gösteriyor. Burada büyük bir kendine güvensizlik ve süper beta bir davranış var. ”

Ama trajedi istiyorsanız, olay bu aşağıdakidir. Fotoda yazan şu :

“Ben kelime anlamıyla bu adamı yıllarca peşimde koşturdum … ve nihayet kaçmaktan yorgunum. Hayatıma yeniden hep olması gerektiği gibi başlamaya hazırım. Seni seviyorum.”

Elimizde yine “anneciğim seni çok seviyorum” fotosu var. Yine adamı fotoğraftan at, kızın pozu zerre sırıtmaz zira adam orada yok gibi poz vermiş. Suratında yine yukarıdaki kadınların suratındaki ifade var.

Burada yakında duvara çarpacağını anlamış, Rollo’nun uyanış aşaması dediği aşamaya gelmiş bir kadın var. Bekleyen betasını kullanmak üzere yörüngeden indirmiş. Eleman hatunun kucakta hoplamalı parti yılları bitene kadar bekleyecek kadar aptal.  Hatunun suratında Prens Herry’nin gelini Megan gibi “parti yıllarımda hayatımı yaşadım ama sonunda da cezasını çekmeyeceğim” mutluluğu var.

Erkeğin eş kollama sarılışı yukarıdaki oğlandan farklı. Orada kız vücut dili ile bunu onaylıyordu (elini erkeğin koluna koyarak) ama burada erkek 100% aksesuar. Fotoşopla at kimse farketmez.

Açlık tavanda …

Sosyal medya kullanmıyorum. Hiç bulaşmadım. Fotolarda güzel olup, buluşunca patatese çıkan kızları antalıyordu arkadaşlarım,duyuyordum. Geçenler de böyle bir olay başıma geldi. (tezgaha geldik amk).

Kızın melek gibi yüzü var. Yaşı benden epeyce küçük. Kumral, renkli göz, hafif balık et falan filan. Kızla buluştuk. bir de ne göreyim.. (bu kısım küçümsemek için değil bir yere bağlıcam).

1,50 boy, 70 kilo

Kollar, sırt, omuz, göğsüne kadar kıl …

Bel- kalça oranı sıfır, bildiğin top gibi bir şey.  At yere yuvarlansın …

Ben de 1 yılı geçti düzenli spor yapıyorum, besleniyorum. 1.78 boyum var . Abartmak istemiyorum da makina gibiyim amk. Neyse kankalar kız bana diyor ki;
” ya makyaj da yapmadım ama” (yapsan ne olur amk) ,
” yani sende çok uzun değilmişsin”
” ben böyle mutluyum kilo vermeyi düşünmüyorum” ( öyle bi konu açılmadı bile)
” kellik de yaşlı gösteriyor yeaa” ( ben bilmiyom sanki)

Kızda öyle bir ego var ki şaşırıp kaldım. ” AMIM VAR BENİM” modundaydı resmen. Buluşmadan önce Facebook resimlerine bakmıştım arkadaşın üyeliğinden. Alttaki yorumlar ; “aşık olduğum kız” , ” canım çok tatlısın” , ” bakmalara doymadım” ” orası şurası değil mi yeaa” bunları yazanlar da ayrı dünyadan değil.

 

Bakın sağınıza solunuza o eşekler ile dolu her yer. şikayet ediyoruz ama sorumlusu biziz bu durumum. Diyeceğim o ki; bizler şanssız bir nesil değiliz (aslında kendimi bu gruba sokmak da istemiyorum) siz MALSINIZ . Yapmayın oğlum tapmayın bunlara. ” BEN DEĞERLİYİM” yazısı vardı, aratın okuyun..

BİR KIZI GÖRDÜĞÜNÜZDE BUNU KİM SİKİYOR DEMEYİN. KIZLARIN SİZİ GÖRDÜĞÜNDE BU ADAM KİMİ SİKİYOR DEMESİ İÇİN ÇABA GÖSTERİN. AĞIRLIK KALDIRIN. İYİ/TEMİZ GİYİNMEYE ÇALIŞIN. HER ZAMAN KENDİNİZE YATIRIM YAPIN.

Konuk Yazar : İlteriş