Giriş
Bir hata yaptığınız zaman, anında “her zaman her şeyi yanlış yapıyorum” ya da “herkes benim beceriksizin teki olduğumu düşünecek” gibi şeyler düşünüyor musunuz? Şimdi, bu hatayı yakın bir arkadaşınızın yaptığını hayal edin. Ona da aynı şeyleri söylüyor musunuz? Muhtemelen hayır. Ona “herkes hata yapar, bunu düzeltebileceğine eminim” gibi şeyler söylüyorsunuz. Peki kendinizle bu şekilde konuşmak neden daha zor?
Bir önceki bölümde, zihnin ruminasyon ve felaket senaryosu döngülerine, enerjinizi sömüren ve kaygı seviyenizi arttıran zihinsel zaman yolculuklarına hapsolmasını konuşmuştuk. Bu bölümde, içsel sesinizin kalitesi, ne zaman sizi sabote eder bir hal aldığı ve bu sesi nasıl daha destekleyici olacak şekilde değiştirebileceğimiz hakkında konuşacağız. Çünkü içsel sesiniz sadece bir yorumcu değil. Aynı zamanda beyninizi ve zor durumlarla başa çıkma kabiliyetinizi şekillendiren bir güç.
Acımasız içsel ses – içsel eleştirmen
Bir şeye odaklanmadığınız zaman, beyniniz varsayılan mod ağını (default mode network) aktif hale getiriyor. Burası, zihninizin gezinip durduğu ve kendinize yönelttiğiniz “benim sorunum ne?” gibi düşüncelerin yaşadığı yer. Aynı çeşit içsel konuşmayı her tekrarladığınızda, beyniniz bu düşünce kalıbı ile ilgili nöron devrelerini güçlendiriyor. Bu, aynı yolda defalarca yürümek gibi bir şey. Bir yolda ne kadar çok yürürseniz, o yolda yürümeniz ve sonuçta vardığınız yerin size yararlı mı, zararlı mı fark etmeksizin gideceğiniz yeri bulmanız o kadar kolaylaşıyor.
Öncelikle şunu bilmeniz gerekiyor: içsel negatif sesler çoğunlukla size ait değiller. Bunlar içselleştirdiğiniz, ebeveynlerinizden, öğretmenlerinizden ve sizin hayatınıza etki eden başka kişilerden aldığınız mesajlar. Ama bunları o kadar çok tekrarladınız ki, otomatik hale geldiler ve artık size sanki “gerçeklikmiş” gibi geliyorlar.
İçsel eleştirmeniniz çok güçlüymüş gibi hissediyorsunuz çünkü olumsuz özellik yanlılığı (negativity bias) denilen bir şeyi kullanıyor. Evrimsel olarak bir fırsatı kaçırmanın hayal kırıklığı yaratmasına nazaran, tehdidi kaçırmanın ölüm – kalım meselesi olabileceği için beyniniz, negatif bilgiye daha fazla dikkat veriyor. Bu nedenle eleştirel düşünceler, destekleyici düşüncelere göre doğal olarak daha acil ve önemliler.
Yani acımasız içsel sesiniz, çoğu zaman beyninizin sizi tehlikelerden koruma çabasından başka bir şey değil. Beyniniz “başkası yapmadan önce sana eksiklerini, arızalarını benim göstermem daha iyi” diyor. Ama bu sıklıkla geri tepen bir mekanizma çünkü kendinizi acımasızca eleştirdiğinizde, beyniniz bunu tehdit ile eşleştiriyor ve sisteminizi kortizol gibi stres hormonları ile dolduruyor. Bu da daha berrak bir şekilde düşünmenizi, duygusal kontrolünüzü elinizde bulundurmanızı ve olaylardan ders çıkarmanızı zorlaştırıyor.
Bir yandan da piyasada, acımasız içsel sesin motivasyonu iyileştirdiğini düşünen saçma bir inanış var. “Kendime karşı acımasız olursam, gelecek sefere daha da çok çaba harcayabilirim” düşüncesi. Ama araştırmalar istikrarlı bir şekilde, gerçeğin bunun tam tersi olduğunu gösteriyor. Kendinize karşı acımasız eleştirileriniz, motivasyonunuzu arttırırken, işleri erteleme eğiliminizi güçlendiriyor ve işler zorlaştığında pes etme ihtimalinizi arttırıyor.
İçsel koç – İçsel rehber
Bunun alternatifi, içsel koçunuzu inşa etmeniz. İçsel koç, içsel eleştirmene göre ayakları yere daha sağlam basan, yapıcı ve gelişime odaklanan bir süreç. Sizi utandırmadan olanların sorumluluğunu üstlenmenizi sağlıyor. İçsel eleştirmeniniz sizi mahkum eden bir yargıçken, içsel sesiniz sizi doğru yola, öğrenmeye ve ilerlemeye yönlendiren bir rehber işlevi görüyor.
Düşüncenizi rehin alan yaygın içsel eleştiri kalıpları
Şimdi gelin, düşüncelerinizi ele geçiren yaygın ve acımasız içsel eleştiri kalıplarına bakalım.
Birinci düşünce kalıbı, mükemmeliyetçi. Bu ses size “mükemmel olmazsa beş kuruş değeri olmaz” diyor ve mükemmelden daha az her şeyi yenilgi olarak gören “ya hep – ya hiç” kalıbı içerisinde hareket ediyor.
Mükemmeliyetçi içsel ses, hiç aksiyon almamanıza neden olacak şiddette yenilgi korkusu yaratabiliyor.
İkinci düşünce kalıbı ise, karşılaştırmacı. Bu içsel ses sizin değerinizi sürekli olarak başkalarının değeri ile karşılaştırıyor ve genellikle “herkes bir yolunu bulmuş ama sen …” ya da “herkesten çok geridesin” şeklinde düşünüyor.
Karşılaştırmacı içsel sesinizin farkında olmadığı ama yaptığı en büyük hatalardan biri, sizin arka plandaki gerçekliğinizi, başkalarının ön plana yansıttığı ambalaj ile karşılaştırması. İkinci en büyük hatası da, sizin kötü özelliklerinizi teker teker, başka insanların sizden iyi özellikleri ile karşılaltırıyor. Biri sizden uzun ama tembel ve içe dönük fakat o kişi ile sadece boyunuzu karşılaştırıyor. Çalışkanlığınızı, bu konuda sizden iyi birini bulup onunla karşılaştırıyor. Dışa dönüklüğü ise sizden daha iyi birini bulup onunla karşılaştırıyor.
Bu kalıp, sosyal karşılaştırma aracılığı ile stres yaratan ve aslında birçok konuda iyi olmanıza rağmen sizi yetersizlik hissine boğan bir ses.
Üçüncü düşünce kalıbı, falcı. Bu negatif içsel sesin uzmanlık alanı, felaket senaryoları tahmin etmek. “Bu iş kesinlikle kötü sonuçlanacak”, “kendini rezil edeceksin” gibi kalıplar içinde düşünüyor.
Falcı sesiniz, beklentisel kaygı yaratıyor ve maalesef bu kaygı genellikle kendi kendini gerçekleşen kehanete dönüşüyor. Tahmini felaketten kaçmak için o felaket senaryosuna o kadar çok odaklanıyorsunuz ki, o senaryonun gerçekleşme ihtimalini arttırıyorsunuz.
Dördüncü düşünce kalıbı, utanç sarmalı.
Bu negatif içsel ses, negatif içsel seslerin en yıkıcısı çünkü davranışınıza değil de direkt olarak sizin kimliğinize saldırıyor. “Berbat bir şey yaptın” demek yerine “berbatsın” diyor. “Arıza bir hareketti” demek yerine “arızasın” diyor.
Bu kalıp, öğrenmeyi ve gelişimi engelleyen bir güç çünkü problemlerin görece kolay değiştirilebilir davranışlarınız değil de değiştirilemez karakter bozukluklarınız olduğunu söylüyor.
Öz şefkat
Bu düşüncelerin alternatifi, öz şefkat. Acımasız eleştirmen içsel sesinden, öz şefkat içsel sesine geçtiğinizde, araştırmacıların bakıcı sistemi dedikleri sistem aktif hale geliyor. Bu sistem aslında çocuklarımıza bakmamız ve sosyal bağlantıları korumamız için gelişmiş bir sistem. Aktif hale geldiğinde, oksitosin salgılanıyor ve parasempatik sinir sisteminiz aktif hale geliyor. Bu da güvende ve sakin hissetmenizi sağlıyor.
Öz şefkat aynı zamanda iş yapma fonksiyonlarınızı, duygusal düzenlemenizi ve bilge bir şekilde karar verebilmenizi yöneten prefrontal korteks fonksiyonlarını iyileştiriyor. Yani kendinize karşı nazik olduğunuzda, daha berrak bir şekilde düşünüyorsunuz ve daha iyi tercihler yapıyorsunuz.
Dr. Kristen Nef ve başka araştırmacıların yaptıkları çalışmalar, öz şefkat pratiği yapan insanların daha düşük kortizol seviyesine, yenilgi sonrası gelişim için daha fazla motivasyona, zorluklara karşı daha fazla dayanıklılığa ve genel olarak daha iyi ruh sağlığına sahip olduklarını gösteriyor.
İçsel koçunuzu nasıl geliştirirsiniz? Pratik ve dönüştürücü üç teknik
İçsel eleştirmeniniz sizi yargılıyor ve lanetliyor. İçsel koçunuz ise daha pratik, daha destekleyici. Aynı zamanda sonuçlardan çok sürece ve öğrenmeye odaklanıyor. Kıçınıza gökkuşağı üflemiyor, sizi olanların sorumluluğunu almaya itiyor ama aynı zamanda size destek ve cesaret de veriyor.
Şimdi size içsel sesinizi içsel eleştirmenden içsel koça çevirmenize yardımcı olacak üç pratik ve dönüştürücü teknik vereceğim.
Birinci teknik, ton/nüans kayması. Bu teknik, içsel sesinizin duygusal kalitesini acımasız ve talepkar tondan, sıcak ve cesaretlendirici tona değiştirmenizi içeriyor. Bunu basit bir egzersiz ile açıklayayım.
Kendinizi içsel eleştirmeninizin ağzından düşünürken yakaladığınızda kendinize, bunları aynı süreçten geçen yakın ve iyi bir dostunuza nasıl bir tonda söyleyeceğinizi sorun. Sonra bu tonu alın ve kendinize bu tonla yaklaşın. Örneğin “bu hatayı yapacak kadar embesil birisin” diyeceğinize “bu çok kötü oldu ama herkes hata yapar. Bu hatayı bir daha yapmamak için ne ders çıkarabilirim” deyin. Hatayı yine kabul ediyorsunuz ama acımasız değil daha nazik bir tonda kabul ediyorsunuz.
İkinci teknik, dil güncellemesi tekniği. Bu teknik, mutlak dilinizi daha spesifik ve doğru bir dille değiştirmenizi içeriyor.
İçsel sesiniz ya da içsel eleştirmeniniz, “her zaman”, “asla”, “tamamen” gibi mutlak kelimeler ile konuşmaya bayılıyor. Ama bu kelimeler nadiren doğrular ve içinde bulunduğunuz durumu umutsuz hale getiriyorlar.
Bunun yerine daha spesifik bir dil kullanın. “Ben her sunumu batırıyorum” demek yerine “bu spesifik sunumda zorlanıyorum” deyin. ”Bu işte berbatım” yerine “bu kabiliyeti hala öğreniyorum” deyin. “Henüz”, “şu ana kadar” ya da “öğreniyorum” gibi kelimeler gelişim ve değişim ihtimalini güçlendirirler.
Bunun yanında kişilik temelli eleştiriden, davranış temelli geri bildirim diline geçmelisiniz. “Ben bir kaybedenim” diye düşünmek yerine “bu spesifik konuda başarısız oldum” diye düşünün. Bu şekilde düşündüğünüzde, kim olduğunuz hakkında değil, davranışınız ve çabanız hakkında yorum yapıyorsunuz. Bu ayrım önemli çünkü davranışlar değiştirilebilir ama kimlik daha değiştirilemez bir şey gibi hissedilir.
Üçüncü teknik, bakış açısı değiştirme tekniği. Bu teknik, yargıç rolünden rehber rolüne geçmenizi içeriyor.
İçsel koçunuz, acımasız demeçler vermek yerine size yardımcı olacak sorular sorar. “Yine yenildin” demek yerine “bundan ne ders çıkarabilirsin?” der. “Bunu asla başaramayacaksın” demek yerine “bir dahaki sefere daha iyi yapmak için ne yapabilirsin?” diye sorar.
İçsel yargıç geçmişe odaklıyken, içsel koç geleceğe odaklıdır. İçsel koç sizi kötü giden şeyler için cezalandırmaktan çok, ileri yönelik geliştirmeye odaklıdır.
Bu konuda kullanabileceğiniz, benim en iyi arkadaş testi dediğim bir teknik var. İçsel eleştirmeni konuşurken yakaladığınızda, bunu en iyi arkadaşıma bu şekilde söyler miydim deyin. Cevabınız hayırsa, en iyi arkadaşınıza nasıl söylerseniz, kendinize de o şekilde söyleyin. Aynı bilgiyi ve sorumluluğu, acımasızdan ziyade nazik bir şekilde nasıl iletebileceğinizi düşünün.
Günlük olarak yapmanızı tavsiye edeceğim şey, güvendiğiniz koçunuz ile sabah toplantıları yapmanız. Akşam da kısa bir gözden geçirme yapın. Gün içinde içsel eleştirmeninizi dinlediğiniz anları hatırlayın ve o sözleri içsel koçunuzun nasıl söyleyeceğini düşünün. Sonra da kendinize o şekilde söyleyin.
Beyninizi resetleyecek bir söz kalıbına sahip olmanız da işe yarayan bir yöntem. Yani içsel sesiniz acımasız bir şekilde konuştuğunda onu “bir dakika, bunu şimdi daha nazik söyleyelim” deyin. Ya da “içsel sesim bunu nasıl söylerdi” gibi.
Burada şunu unutmayın. İçsel eleştirmeninizi susturmaya veya bastırmaya, size verdiği bilgiyi görmezden gelmeye çalışmıyorsunuz. Tek yaptığınız bu bilgiyi yakalamak, yumuşatmak ve yeniden düzenlemek. İçsel eleştirmen genellikle çocuklukta öğrenilen ve daha iyisi ile değiştirilebilir bir düşünce süreci. Yeterince tekrar ile, beyniniz içsel koçu otomatik hale getirebilir (yıllar önce yeterince tekrar ile içsel eleştirmeni otomatik hale getirdiği gibi).
Bu alıştırmaları hergün yapmaya çalışın. Bu üç tekniği hergün birer kere kullanmaya çalışın. İçsel sesinizdeki küçük iyileşmelerin bile sizi nasıl da daha değişik bir moda soktuğunu görünce şaşıracaksınız.
Bir sonraki bölümde, düşüncelerinizi sistematik bir şekilde gözden geçirme tekniklerini, içsel eleştirmeninizi besleyen bozuk düşünce kalıplarını nasıl sorgulayacağınızı konuşacağız.
Bazı düşüncelerinizin gerçek olup olmadığını düşündüğünüz oldu mu? Bazı şeylere neden bu kadar güçlü bir şekilde inandığınızı sorguladınız mı? Bir sonraki bölümde, bunlara değineceğiz.
Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları Kitap Setine de bakmanızı tavsiye ederim.
Kaynak: Silence Your Inner Critic: How to Activate Your Brain’s ‘Inner Coach
