Aldatan kadının sapkın sırları – Bölüm 2 – İhanetin ortaya döktüğü korkunç yalan

Önceki bölüm için, Aldatan kadının sapkın sırları – Bölüm 1 – İyi çocuk benliğimin yanıp kül olduğu günler.

Ertesi gün, 3 avukat bürosu ile görüştüm. Yasal boşanmaya ne isteğim ne de ihtiyacım var. Ama yasal boşanma, malları paylaşmamızı, çocukların velayetine karar vermemizi ve onun artık kiminle ne halt yediğinin beni bağlamamasını sağlayacak.  İlk iki büro ile görüştükten sonra ikincisini sevdim. Üçüncüsü ile, çok iyi mi diye görüştüm, yoksa ikinci firmanın en iyi boşanma avukatında karar kılacaktım. Her durumda, üç en iyi avukatlık bürosunu, onun aday listesinden çıkarmış oldum ki bu benim kitabımda kazanmak demektir.

İlk önceliğim çocukların velayeti. Ama alabilsem bile tam velayet istemiyorum. Çocuklarının annelerine ihtiyacı var ama anneleri, yaptıklarından dolayı artık benim hayatımda olamaz. İkimizin de çocukları bırakıp alabileceğimiz bir aracı, onunla tek kelime etmeme gerek olmadan yaşamıma devam etmemi sağlayacak. Görünen o ki zaten onun kim olduğunu bilmiyormuşum. Bir yabancı ile neden konuşayım ki?

Yolcu gemisinden döndüğümüz zamana gelen hafta işe geri döndüm. İş yerindekilere ne aldatmadan, ne kazadan ne de yolculuğa gitmediğimizden bahsettim. Tabii ki beni kiralık araba ile görenler yeni bir araba mı aldın diye sordular. Başımdan geçenleri İnsan Kaynaklarına anlatmam gerekiyor mu bilmiyorum ama kişisel problemlerimin iş yerinde yayılmasını istemiyorum, bu utanç verici olur. Boşandığımda bunu söylemem gerekecek ama boşanma her zaman bir başarısızlık demek. Yine de çoktan batmış bir geminin çıpası olmaya niyetim yok.

Zührevi hastalıklar testi tamamen temiz geldi ama testi yaptırmak bile, her ne kadar benim bir günahım olmasa bile, bana sapık gibi hissettirdi. Sanırım Mia bu zamana kadar hastaneden çıkmıştır ama anne babası onu eve getirmeye kalkmadılar. İsteseler de bana ulaşamazlardı zira Mia’nın bitmek tükenmek bilmeyen mesajları yüzünden mesajları okumuyorum.

Boşanma kağıtlarını alır almaz ve Mia’ya tebliğ yapılır yapılmaz, hayatımın bu en büyük hatasını geride bırakabileceğim. Mia’nın yaptıkları, tüm o beraber zamanımızı çöpe attı. Şimdi bir daha olsa onunla asla olmazdım, gerçekten sadık olabilecek biriyle olurdum. Mia güvenilebilirliğini kendi eliyle çöpe attı. Sana ait biri var derken birden tamamen yalnız kalmak. Sanırım tek özlediğim şey o birinin olma hissi. Ama tabii hepsi yalandı ve ben onun için hiçbir şey ifade etmiyordum. İnsanlar güzel bir yalana sarılmak için çirkin bir gerçeği halı altına itebilirler. Ben, o insanlardan değilim.

Karımın ne kadar süredir ve kaç kişiyle aldatmış olduğunu sorup duruyorlar. Bu bilgilere henüz sahip değilim. Ama bunu bilmek de istemiyorum zira aldattıktan sonra kaç kişi, ne kadar süre fark etmiyor. Hayat boyu korumaya yemin ettiğin bir yeminin varken bunu başkalarının yok etmesine izin veriyorsan, sen kötü bir insansın.

Tanrıdan dilerdim ki keşke onunla hiç karşılaşmasaydım. Bana bir hayat verip sonra onu bana sormadan benden tamamen aldı ve buna hiç hakkı yok. Bana ihanet etmeden önce olduğum erkek artık yok. O zaten hiç olmamış ve hayatım enkaz halinde.

Yorum: Kimse senin şu an yaşadığın acıyı deneyimlemek istemez. Bu acı çok güçlü ama şu an hem kendin hem de çocukların için güçlü olmalısın. Eğer zamana ihtiyacın varsa bu zamanı kendine ver. Ama onun ailesine her şeyi anlat ve ona bakma işini ailesine bırak. Sonra hukuki olarak evliliğinden kalan her şeyi bitirmek için bir avukata başvur. Sonra da ilk işin hem kendin hem de çocuklar için terapi ayarlamak olsun. Bu, gelmekte olan boşanma sürecini aşmanızda size yardımcı olacaktır. Finansal durumunu emniyete almaya ve destek için seni sevenlere ulaşmaya da başla. Zamanın tüm yaraları iyileştireceğini unutma. Güçlü kal arkadaşım.

Bu aldığım en iyi tavsiyeydi. İlk terapi seansı Perşembe günü olacak. Bu seansta, çocuklar için terapiyi da ayarlayacağım.2 avukatla konuşmuştum, değişik bir perspektif için bir avukatla daha konuşup karar vereceğim.

Mia ile evlenmeden önce edindiğim bir miras sayesinde finansal olarak güçlü durumdayım. Bu varlığın tek kuruşunun bile Mia tarafından alınamayacağını bilmek beni mutlu ediyor.

Çocuklarıma olan karşılıksız sevgim, bu zor zamanlarda beni ayakta tutan şey. Varlıkları bana hem güç veriyor hem de şu dünyada yalnız olmadığımı hatırlatıyor. Hayatımın bu hale geleceğini asla tahmin edemezdim ve bir haftadır bu gerçekliğe adapte olmaya çalışıyorum. Bu süre boyunca kendimi acımasızca gözden geçirdim ve acaba karımı kendimden uzağa itmek için bir şey yaptım mı diye sürekli analiz ettim. Ama herhangi bir şey bulamadım. Bana olan hıncının, geçen sene arabasını temizlerken sevdiği kokuyu eklemeyi unutmam gibi oldukça basit şeyler yüzünden olup olmadığını bile düşündüm.

Kendimi bir sebep olmadan suçlayan biri değilim. Ama karımın davranışları o kadar acımasız ve beklenmedik ki, bütün bu süreç beni oldukça yıprattı. Öyle ki bir kadınla buluşma fikri bile tamamen tiksinti veriyor. Birine güvenme kabiliyetini tamamen kaybettim gibi geliyor. Ama terapinin bana ve çocuklarıma, bu süreci atlatmamıza faydası dokunacağını umuyorum.

***

Nereden başlayacağımı ve ne söyleyeceğimi bilmiyorum. İlk söyleyeceğim, iyi bir avukatlık bürosundan, oldukça yetkin bir avukat bulduğum olacak. Bu büronun benim yaşadığım yerde harika bir itibarı var, özellikle de erkekleri boşanmada temsil etme alanında. Avukatım, bu davayı takımından başka birine vermek yerine bizzat kendi üzerine aldı. Tüm firma bana büyük bir destek ve sempati gösterdi. Tek dertlerinin, kazanacakları para olmadığını görebiliyorum.

Avukatım Nadia, benim iyi durumda olmam için elinden gelen her türlü yardımı sağlıyor. Benim davamı aldıktan hemen sonra, formalite formları doldurduk, ona banka hesaplarım ve ikimizin geliri ile ilgili kaba miktarlar verdim. Ona kazadan ve kaza öncesinde olanlardan bahsettiğimde, hemen zührevi hastalıklar testi almamı önerdi ama ona bunu zaten yaptığımı söyledim. Sonra da bana, Mia’nın ihanetinin kanıtlarını toplayıp toplamadığımı sordu. Ona ihaneti keşfettiğimde, doğru dürüst düşünemediğimi söylediğimde de hemen bir özel dedektifi aradı ve ertesi gün için bir randevu ayarladı. Kusura bağlı boşanmanın geçerli olduğu bir eyalette olduğumuzdan, davanın benim lehime gitmesi için, ihaneti ispatlamamız çok önemli.

Bunların yanında, Nadia’nın takımından biri, benimle Mia’nın babası arasındaki iletişimi sağlamak için atandı. Böylece çocukların alınıp bırakılmasını koordine edebileceğiz. Yakında eski kayın babam olacak adamı, eski karımın çocukları önümüzdeki hafta sonu alabileceği konusunda bilgilendirdim.

Nadia benim ve çocukların terapi alması konusunu da açtı. Terapiye başladığımı, çocukların da gelecek hafta başlayacağını söyledim. Şu an çocukların bir şeyden haberi olmadığı için, bu konuyu bekletiyordum. Nadia ihtiyacım olursa birkaç terapist bildiğini söyledi.

Nadia’nın benim durumun konusundaki gerçek empatisinin, beni rahatlattığını söyleyebilirim. Avukatları normalde sevmem ama ruh taşıyan bir tanesini bulmuşa benziyorum.

Nadia bana bir sonraki buluşmamızda tamamlamam için bir liste verdi ki bunlar burada aldığım tavsiyelere de paralel şeyler. Bu nedenle benden DNA testi almamı istediğinde, bu bana garip gelmedi zira bunun standart prosedürün bir parçası olduğunu anlamıştım. Akşam eve vardığımda çocukların yanak içinden sürüntü aldım ve benimkiyle beraber zarfa koydum ve sabah postaya verdim.

Ertesi Cuma çocukları dedelerine bıraktıktan sonra öğle yemeğinden dönerken, DNA testi sonuçları ile ilgili bir mail uyarısı aldım. Emailleri arabada, bilgisayarımda açmaya karar verdim. İlk mailin linkine kaygılı bir şekilde bastım ve oğlum Michael’in benim biyolojik çocuğum olduğunu gördüm. İkinci linke de bastım ve sonuçları okudum. Tekrar okudum. Ve tekrar okudum. Dilimi yutmuştum ve gördüklerime inanamaz bir şekilde başımı sallayıp duruyordum. Kızım Carrie benim biyolojik çocuğum değildi.

Acımın nasıl büyük olduğunu anlatamam. Sanki bir parçamı koparmışlar gibi acı çekiyordum. Gerçekten de ruhumdan kocaman bir parça koparmışlar gibi hissediyordum. O kadar acı içerisinde, kimi arayacağımı bilemedim. Orada öyle oturup ağlarken, bir yandan da bu kabustan uyanmak için yalvarıp durdum.

Sonuçların ekran görüntüsünü aldıktan sonra Nadia’ya gönderdim. Nadia 20 dakika içinde beni aradı ve işyeri adresimi istedi. Adresi zar zor verdim ve Nadia yanıma birini göndereceğini söyledi. Daha fazla dayanamadım ve arabanın kapısını açıp sokağa kustum. Kusmam bittiğinde avukat asistanı gelip beni aldı ve Nadia da toplantısı biter bitmez yanıma geldi.

Bana söylediği ilk şey, bu testlerin bazen yanlış sonuçlar verdiği oldu. Tamamen haklı olan tüm bu öfkeme rağmen, yerel bir laboratuvarda Carrie için bir test daha yaptırmamı önerdi.

Olanlara inanamıyordum. Mia’yı beni aldatırken yakalamama rağmen, DNA testini tamamen formalite olarak görüyordum. Karımın başkasının çocuğunu doğurmasını bırak, bana ihanet edeceğini bile aklımın ucundan geçirmemiştim. Ben kiminle evlenmişim böyle?

Henüz elimde kesin delil yokken Mia’ya hesap soramazdım ama kesin delil eğer şüphelerimizi kanıtlarsa, onunla konuşmak bile aklımın almadığı bir şey haline geliyordu. Avukatlık bürosundakilerden biri, tansiyonum yüksek mi diye ölçüm yaptı. Biraz yüksekti ama ben bir panik atak geçirmek üzere olduğumu hissediyordum. Ama bir yandan da şok nedeniyle duyarsızlaşmıştım.

Küçük kızımın o andan sonra artık benim biyolojik olarak kızım olmayacağı fikri ile mücadele ediyordum. Çocukların anneleri ile olmasına şükrediyordum. Bir yandan da test sonuçlarından tamamen şüphe duymaya başladım. Belki oğlum benim oğlum değildi ama kızım benim kızımdı? 

Neyin ne olduğunu öğrenmek için 2 gün daha beklemek istemediğimizden, bir bahane ile Carrie’yi annesinden birkaç saatliğine aldık ve steril bir laboratuvarda testi tekrarladık. Bir yanlış yoktu. Carrie benim kızım değildi. Sonuç geldiğinde Carrie çoktan annesindeydi ama ikinci test sonuçları beni daha beter vurdu. Carrie’nin, test sonuçlarıyla nasıl darmadağın olduğumu görmemesi iyi oldu. Sonuçları avukatıma gönderdim. Hemen beni aradı ve bu çok zor zamanlarda aileme sığınmamı tavsiye etti.

Tamamen duygularıma boğulmuş bir şekilde, yol boyu ağlayarak babamın evine gittim. Annem beni gördüğünde, bir şeylerin çok kötü olduğunu hemen anlamıştı ama ben konuşamayacak kadar ağlamaya boğulmuştum. Sonunda ona, Carrie’nin benim kızım olmadığını söylemeyi başardım. “Ne?” diyebildi ama ne dediğimi anlamıştı. Zaten benim bunu tekrar edecek gücüm yoktu. Benim hüngür hüngür ağladığım, annemin ise orada öylece bakakaldığı bir sessizlikten sonra annem babamı aradı ve hemen eve gelmesini söyledi. Eve gelirken hız yapıp kendini tehlikeye atma ama sana berbat haberlerim var dedi.

Babamın eve gelmesi 20 dakikayı buldu. Bundan sonraki saatler, birbirimizi teselli etmeye çalışmamızla geçti ama hiçbirimiz teselli edilecek durumda değildik. Bana Michael’i sordular ve onlara Michael’in benim çocuğum olduğu kesin dedim. Önce rahatladılar ve sonra sadece bir torun kaybettikleri için rahatladıkları için suçluluk duydular. 

Bundan sonra ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Ama tek bildiğim, Carrie’nin ihtiyacı olan vey istediği hiçbir şeyden mahrum kalmamasını sağlayacak olduğumdu. İştirak nafakası olmasa da, onu ortada bırakmayacaktım.

Kendi acım altında ezilirken, Carrie için daha çok üzülmeye engel olamıyordum. Bu durumda tamamen masumdu. Onun velayetini istediğimden emin değildim ya da bunun mümkün olup olmadığından. Aynı zamanda Mia’nın bunu bilip bilmediğini ya da bundan şüphelenip şüphelenmediğini de merak ediyordum. Bir anda birçok cevaba ihtiyacım olduğunu farkettim.

***

 Pazartesi günü, iş çıkışı Nadia ile buluştum. Mia’yı takip eden özel dedektif ile buluştuğunu söyledi. Kazadan sonra Mia evden hiç çıkmadığı için, ihaneti ile ilgili yeni bir kanıt yoktu. Ama özel dedektif, Mia’nın eski cep telefonundaki hemen her uygulamaya erişmeyi başarmıştı. Bu sayede de birçok erkek ile, her yargıcı ikna edecek kadar çok çıplak fotoğraf paylaşımı, uygunsuz mesajlar ve ihanet itiraflarına ulaşmıştı. Dedektif bana fotoğraf ve mesajları görmek isteyip istemediğimi sordu ama ben görmek istemedim. Ama ertesi gün, Nadia ile Mia’nın karşısına çıkıp Carrie’yi tartışmayı planlıyorduk. Nadia eğer Mia’yı ikna edebilirsek bunu kendi ofisinde yapmayı istiyordu. Nadia benim önümde Mia’nın annesini aradı. Hastaneden ayrıldıktan sonra Mia’nın sesini ilk defa duymuştum.

Nadia direkt kendisi ile konuşmamız gereken bir şeyler olduğunu söyleyip Mia’yı ofisine çağırdı. Mia’nın bunun için istekli olması beni şaşırttı. Nadia Mia’nın avukatı olup olmadığını sordu ama Mia’nın avukatı yoktu. Buna rağmen ertesi gün gelip konuşmak için çok istekliydi.

Ertesi gün işte ağlamadan çalışmam büyük bir çaba gerektirdi. İçimde fırtınalar koparken, dışardan olabildiğince normal görünmeye çalıştım. Zar zor öğle yemeği yedikten sonra, saat 3 gibi avukatlık bürosuna doğru yola çıktım. Ondan önce varıp oturmak ve onunla girişte karşılaşmaktan ve bana yaklaşmaya çalışmasından kaçınmak istiyordum. Beklerken mükemmel ailemizin, hiçbir zaman var olmadığını bildiğim ailenin  fotoğraflarına baktım.

Mia alçıları olduğu için yardım olmadan yürüyemiyordu. Alçılar sayesinde istenmeyen sarılma çabaları olmayacaktı. Bir an sempati toplamak için rol mü yapıyor diye düşündüm ama kazada ciddi yaralanmıştı. Bir an önce oturması ve konuşmanın başlaması için sabırsızlıkla bekliyordum.

Herkes oturduktan ve sular istendikten sonra avukatım Mia’ya, konuşmanın kaydedilmesinde bir problem olup olmadığını sorarak başladı. Mia bunu kabul etti ve kayıt başlar başlamaz, yakında eski karım olacak kadın, benden özür dilemeye çalıştı. Onu sert bir şekilde durdurdum ve dümdüz beni kaç erkekle aldattığını ve beni aldatmaya ne zaman başladığını sordum. 

Dedektifin bulduğu bilgiler, benim onu beraber bastığım adamın ilk olmadığını açıkça gösteriyordu ama Mia’nın bu bilgilere sahip olduğumuzdan haberi yoktu. Bu nedenle, yaptıklarının ne kadar kötü olduğunu saklamaya çalışarak, sadece o adam olduğunu “itiraf” etti. Ona tekrar, oğlumuz doğduğundan beri beni kaç erkekle aldattığını sordum. Bu spesifik zaman dilimi onu duraksattı ama yine sadece bir adam olduğunu söyledi. Sanırım bu aşamada bunun hala bir oyun olduğunu sanıyordu. Sinir katsayımın hızla arttığını hissedebiliyordum. Nadia, elini omzuma koyarak beni rahatlatmaya çalıştı. Sonra da Mia’ya benim iyi bir baba olup olmadığımı sordu. Mia beni hemen göklere çıkardı ve Tanrı’dan çocukları için daha iyi bir baba dileyemeyeceğini söyledi. “Çocuklarım” dediği için bir an masayı üstüne devirmek istedim.

Nadia, çocuğunun diğer babasının da iyi bir baba olup olmayacağını sordu. Mia, “ne diyorsunuz siz?” diye sorarken de, ona Carrie’nin DNA test sonuçlarını uzattı.  Mia’nın ihaneti ile hayatımın darmadağın olmasının tiksintisine rağmen, test sonuçlarına bakarken Mia’nın yüzünü görmek istiyordum. Benim Carrie’nin babası olmadığımı öğrenmenin şoku yüzünden bariz bir şekilde okunuyordu. Utanmadan benim hala Carrie’nin babası olduğumu iddia etmeye çalıştı ama ben sözünü kesip, Carrie’nin babasının kim olduğunu söylemesini istedim. Başını eğip utanç belirtileri gösterdiğini görünce, birini koruduğunu düşündüm.

Mia, Carrie’nin babasının kim olduğunu bilmediğini söylediğinde, gözyaşlarımı daha fazla tutamadım. Mia da ağlamaya başladı ve açıklama yapıp yapamayacağını sordu. Bana Michael’in doğumundan sonra postpartum depresyon geçirdiği dönemi hatırlattı.Empati gösterip durumu hatırlamaya çalıştım. O zaman ona destek olmak için nasıl çabaladığımı, kendisine zaman ayırabilsin diye, her uygun zamanımı tamamen oğlumuza bakmak için harcadığımı hatırladım. Bu dönemde o kadar büyük bir depresyon yaşıyordu ki, yataktan bile çıkmıyordu. Üçümüze de ben bakıyordum ama ailemiz için bunu yapmaktan büyük bir zevk alıyordum. Bu sorunu aşmanın, ilişkimizi güçlendirdiğine inandığımı hatırlıyorum. Ama görünen o ki, durum bu değilmiş.

Arkadaşı Rebecca’yı suçlamadı ama Rebecca onu birkaç gece dışarı çıkıp içmeye davet ettiğinde, aslında büyük bir rahatlama hissetmiştim. Rebecca uzun yıllardır en iyi arkadaşı idi ama hamilelik sırasında biraz kopmuşlardı. Mia’ya göre ikinci kez içmeye çıktıkları gece, içkiyi fazla kaçırmış ve bir erkeğin ona fazlaca yaklaşıp dokunmasına izin vermiş. Bu sebeple aylarca kendisini suçlu hissetmiş ama sonra da istediği herhangi biriyle birlikte olma özgürlüğüne sahip olmadığı için öfke duymaya başlamış.

Mia sonra, Rebecca ile gece içmeye çıktıklarında, kaza gecesine kadar, birden fazla erkekle seks yaptığını itiraf etti. Daha önce eve dönmediği ya da eve geç bile dönmediğini ve bu erkeklerin hiçbirine karşı duygu hissetmek gibi bir niyeti olmadığını söyledi. Her zaman korunmuş ve aynı adamla 3 kereden fazla yatmamış.Tek istediği, onun deyimiyle, sadece seksmiş.

Bu itirafları ile yakında eski karım olacak kadının, aşırı derecede sadakatsiz bir eş olduğunu fark etmem beni şaşkına çevirdi. Hayatım bir reality show programına dönmüş gibi hissettim!

Ona bağırıp çağırmak istedim ama kafam sürekli olarak kaç tane erkekle yatmış olduğunu hesaplamaya çalışmakla meşguldü. Nadia Mia’ya, Carrie’nin babasının kim olabileceği hakkında bir fikri olup olmadığını sordu. Mia, bu zamana kadar Carrie’nin benim çocuğum olduğunu sandığını söyledi. Nadia bir şeylerin ters gittiğinin bariz olduğunu, belki bir prezervatif yırtılması gibi bir şey olduğunu söyledi. Mia’da bunun birkaç erkekle birkaç kez olduğunu itiraf etti.

Bunu duyduğumda kendimi kaybettim. Karşımdaki kadının kimliğini sorguladım. Karşımdaki, korkunç gerçekleri, sanki tuzluğu uzatır mısın der gibi bir havayla itiraf eden bir yabancıydı. Ona benden tiksinmeye ne zaman başladığını sordum. Böyle bir ihaneti hak edecek ne yaptığımı açıklamasını talep ettim. Böyle bir şeyi, kendi kızına nasıl yapabildiğini söyledim. Öfke nöbetim sırasında tüm ihanet duygularımı üstüne kustum ve o da tüm suçlamaların gerçek olduğunu bilerek orada öylece durdu.

Bu itiraftan ve benim duygularımı atmamdan sonra boşanma artık kesindi. Eskiden evlilik olan şey artık bir çorak araziydi.  Kalan tek şey, yıkımın hesabını yapmaktı. Ben bir eş ve bir kız çocuğu kaybetmiştim. Bu 2 eder. Bir eş bir koca kaybetmişti. Etti 3. Bir kız çocuğu babasını kaybetti ve bir oğlan çocuğu için kız kardeşi artık üvey kardeşti. Büyükanne ve büyükbabalar da etkilenmişlerdi.

Mia 2 aileyi mahvetmişti. Kendi anne ve babası, bu yaptıkları yüzünden ondan tiksineceklerdi. Onlara tüm delilleri göstereceğime yemin ederim.

Mia buluşma uygulamalarından erkeklerle tanıştığını ve kız kıza gece dışarı çıkmaları bu erkeklerle seks yapmak için fırsat olarak kullandığını itiraf etti. Beni kırma amacının olmadığını ve Carrie’nin benim kızım olmadığını bilmediğini iddia etti.

Ona inanıyorum zira benim de en ufak bir şüphem yoktu ama DNA testi yalan söylemez. Ona neden benimle boşanmadığını sordum ve hiç duraksamadan, benim sağladığım güvenliği bırakmak istemediğini itiraf etti. Bütün görüşme boyunca ağladı ama benim ona karşı hissettiğim tek şey küçümseme oldu. Kendimi kullanılmış, aşağılanmış ve iğdiş edilmiş hissettim. Yenilmiş hissettim.

Bir avukat olmadan bizimle görüşmeyi kabul etmesinin sebebi, küçük bir 401K hariç hiçbir şeye sahip olmaması ve tüm varlığımızın bana ait olması diye şüphelendim. 

14 yaşındayken, dedemin varlıkları bana miras kaldı. Biyolojik annem ben iki yaşındayken çok hızlı yayılan bir kanser yüzünden ölmüştü. Babam ben 4 yaşındayken, annem saydığım kadınla evlenmiştim. Onun biyolojik annem olmadığını biliyordum. Kendi çocuğu olmuyordu ve beni kendi oğlu gibi yetiştirdi. Biyolojik annemin mirası bana kaldı ama bu mirasa 21 yaşına kadar ulaşamadım. Çok çalıştım ama aslında yaşamımı sürdürmek için çalışmaya ihtiyacım yoktu. 

Boşanmada finansal olarak Mia’ya karşı elim çok güçlüydü. Şu an çalışamaz durumda olsa da bir işi var. Bir yanım onu cezalandırmak istiyor, diğer yanım ise onu bir daha hiç görmemek ve bilmemek istiyor. Görünüşe göre buluşmada ağır derecede ilaç almıştı. Belki de duyarsız duruşu bu nedenleydi ama sözleri, ben tüm o senaryoları kafamda canlandırırken, beni derinden yaralıyordu.

Ona utanç hissedip hissetmediğini sordum. Utanç duyduğunu iddia etti. Carrie’nin gerçek babasının kim olduğunu nasıl bulacağımızı sordum. “Ben onun babası kim biliyorum zaten” diye saçmalamaya kalktı ama ruh halim, baba olmanın ne demek olduğu konusunda felsefi bir tartışmaya girecek durumda değildi. Carrie’nin biyolojik babası bir kızı olduğunu bilmeyi hak ediyordu. Carrie de sağlık nedenleriyle ailesini bilmeyi hak ediyordu. Dedektifin bulduğu kanıtlar, Carrie’nin doğumundan öncesine ulaşmıyordu.

Mia’ya, bu adamlara ulaşıp ulaşamayacağımı sordum. Cüretkar bir şekilde, bu adamları bir daha görmemek için numaralarını sildiğini söyledi. Böyle çarpık bir mantığı nasıl gözden kaçırdığımı anlamam beni sarstı. Kendisini hamile bırakan ya da hastalık veren adamın numarasını tutması gerektiğini söyledim.

Carrie’nin doğum belgesinden ismimin silinmesini istiyorum. DNA testi, Carrie’nin benim kızım olmadığını kanıtladı. Ona 18 yaşını geçtiğinde bile, kendi isteğime göre finansal destek vereceğim. Oğlum için ise, aslına bakarsanız ne yapacağımı bilmiyorum. DNA testinden önce eski karıma ayda bir haftasonu ya da belli tatillerde velayet vermeyi planlıyordum. Artık Carrie’nin benim biyolojik çocuğum olmadığını bildiğimden, onun velayetini almanın doğru olmadığını hissediyorum. Michael onun kardeşi, üvey kardeşi, olduğu için onları ayırmak da istemiyorum. İkisinin de acı çekmesini istemiyorum. Ama test sonuçları geldiğinden beridir Carrie’yi görmedim ve onun benim ağlama krizine girmemi görmesine izin veremem. Bu olursa terapi masrafları nasıl yüksek olacak tahmin bile edemiyorum. Terapi masraflarını ödemem gerekecek zira babası bunu karşılayacak finansal güce sahip mi bilmiyoruz bile. Sadece benim kendi terapi masrafım, bir psikoloğa deniz kenarı ev alacak kadar yüksek olacak. 

Bu görüşmeden sonra eve giderken bir yanım bütün bunları bitirmek istiyordu. Ben hariç herkes için en iyi çözüm, DNA testi sonuçları yokmuş gibi davranmak gibi görünüyordu. Eski karım bir yandan dedemden kalan parayı harcarken bir yandan istediği haltı yiyecekti ama çocukların da boşanma gibi şeylerle uğraşmasına gerek kalmıyordu. Ama eve vardığımda, zikerim böyle şeyi dedim.

Nadia boşanma kağıtlarını ve benim Carrie’nin babası olmadığımı ibraz eden dökümanları hazırlıyor.  Bu, süreci tabii ki çok uzatacak. Ama benim olmayan bir çocukla iletişimde olmamı ya da ona para vermemi zorlayacak hiçbir yasal zorlama istemiyorum. Avukatım ve ekibi, çocuğun babasını nasıl bulacaklarını araştırıyorlar. Birçok soy ağacı sitesi, potansiyel akrabaları bulabiliyor. İlk deneyeceğimiz yol bu.

Bu adamı bulsak bile çocuğu kabul etmeyebilir ya da büyük bir stres yaşayabilir. Ama yaşayacakları, benim bir kız çocuğu kaybederken yaşadığım terörün yanından bile geçemez. Kızımı sonsuza kadar kaybettiğimi hissettim zira aslında hiçbir zaman kızım olmamıştı.

Şu an her şey o kadar berbat ki. Her Gün büyük bir kaosun olması artık günlük rutinimiz oldu. Çocuklar eve Pazar günü gelecekler. Daha önce onları görmek istemediğim hiç olmamıştı ama kaçınamayacağım şeyler olacağını biliyorum. Carrie beni gördüğünde baba diye boynuma sarılacak ve buna nasıl hazırlanacağımı bilmiyorum. Nasıl tepki vereceğime bile emin değilim. Ona sarılacak mıyım? Onun hiçbir zaman babası olmadığımı bilerek, bebek gibi ağlayacak mıyım? Ona aradığı kişinin ben olmadığımı söyleyecek miyim? Ona karşı asla kaba olamam, asla. Böyle bir yapım yok. Ama kalbim çok kırık. Bunun acısını çıkarabileceğim kimse yok. Mia bile. Zira yapabileceğim en korkunç şey bile onun ihaneti ile boy ölçüşemez. Beni kullandı ve tükürüp attı. Mia, cehennemde yanmayı hak ediyor. Önüne gelenle yatması beni ve eskiden sevdiğim her şeyi mahvetti.

Tabii ki Mia’yı boşayacağım. Nadia ve ekibi, bu boşanmanın, gelmiş geçmiş en orantısız mal paylaşımı boşanması olmasını garantileyecekler.  Ama ne olursa olsun, Mia zaten kazanmış gibi hissediyorum. Bana karşı kullanmaya çalışacağı bir oğlum var. Bazı insanlar gerçekten korkunçlar. Parazit gibiler. Böyle bir insanla çocuk yapmak gibi aptalca bir hata yaptım. Şu an tek bildiğim, tek aptalın ben olmadığım.

Yorum: Adamım, yaşadığın trajediye söyleyebileceğim tek bir kelime bile yok! Bu, her erkeğin deliler gibi korktuğu kabusun ta kendisi. Kendine çok iyi bak ve yapabileceğinin en iyisini yap. 

Aldatan kadının sapkın sırları – Bölüm 3 – Çocuklarla ilk karşılaşma ile devam edecek.

Tüm seri:

 

Biz buna hipergami diyoruz bro

Dün Youtube yorumlarında, buram buram başa çıkma mekanizması kokan şöyle bir yorum gördüm:

“Üzgünüm kadın sevilmeyi, değer verilmeyi hak eden bir varlık değil. Zekanla tavlarsın, işini görürsün, çocuğunu doğurur. Ben çok istedim kendi dengim bir kadın bulup aşık olayım, ama yok maalesef.”

Türkçesi: Kadınlar beni sevilmeyi ve değer verilmeyi hak eden biri olarak görmüyorlar.

Bu adamlar “dengim” dedikleri ve aslında yanılıp şaşırıp yüzlerine gülen bir kızı buldular mı, önünde secdeye varırlar. Böyle acılarıyla başa çıkma mekanizması olarak seçtikleri büyüklenmelerine bakmayın. O kızla karşılaştılar mı salya sümük peşine düşerler. Uzun süre bir aşırı uçta kalmak, çoğu zaman, diğer aşırı uca savrulmayla biter. Böyle büyüklenmeler, aslen kadınlara aşağıdan bakmanın kinini bastırmaya yararlar ama bunun bedeli dediğim gibi uçlarda savrulmak.

Neyse, bunu instagram hesabımızda paylaşınca biri şöyle bir yorum yapmış:

Türkiye’de böyle. Ortalama bir kadın ile birlikte olmak için ortalama üstü bir erkek olmak gerekiyor. Kadınların çıtası çok yüksek. Çünkü talep çok, erkek çok.

Ben de şöyle cevapladım:

Türkiye’de böyle diyenler demek ki tüm dünyada böyle olduğunun, durumu en kötü olan ülkelerin de Anglo sakson Batı ülkeleri olduğunun (bir de Japonya) farkında bile değiller. ABD incel dolu, yabancı forumlar aynen bunlarla dolu. Hepsinde de yeni gelenler aynı şekilde başlıyorlar: X ülkesindeyim, benim ülkemde durum çok kötü, ortalama bir kadın için ortalama üstü erkek olmak gerek bla bla. Hayır, şu lafın kendisi bile Türkiye’ye ABD’den ithal yahu!

Cevap ise konunun tamamen dışına çıkan ama aslında konuşmak istediğim şey:

Kadınların ortalama bir erkek istemediğini bilmiyor olamazsınız. Hipergami diyoruz buna. Hemşire, doktor koca istiyor, hostes pilot koca istiyor.

Hemşire, doktor koca istiyor, hostes pilot koca istiyor klişesi ilk nerede yazıldı bilmiyorum ama bu ikiliyi (sıklıkla avukat savcı istiyor gibi bir ekle) sürekli olarak duyuyorum. Birçok erkek fikir beyan ettiğini sanarak bu propaganda vari sözleri papağan gibi tekrarlıyor.

Manosphere denilen camiada, bu hipergami kavramının olmadığı günleri özlüyorum. Kavramı bazı şeyleri açıklamada faydalı ama son yıllarda artan oranda, kadın üstünlükçü yenikliği besleyen bir şeye dönüştü.

Kadınların ortalama bir erkek istemediğini bilmiyor olamazsınız ne yahu? Ee? Biz erkekler de ortalama kadın istemiyoruz. Kimin ne istediği değil ne aldığı ya da alabildiği önemli. Gerçek hayat diyoruz buna. Sen de bıraksan manken gibi güzel ama iyi karnıyarık yapan bir kadın istiyorsun ama ona erişimin ne kadar? Doktorlar doktorlarla evleniyorlar, hemşire ile evli kaç doktor biliyorsunuz? Vardır ama ben hiç bilmiyorum mesela.

Bu kadın üstünlükçü düşünce nereden geliyor anlamaya çalışıyorum. Kırmızı hapın bir kısmı şu an feministlerden daha fazla kadın üstünlükçü maalesef. Sanki kadınlara yalaka bir sevgi ile, masum melek gibi tapmayı bırakıp, kindar bir öfke ile şeytanlarmış gibi tapmaya geçmiş gibiler.

Kırmızı hapın önemli bir kısmı, erkeği kadınların fedakar ve güçsüz melekler olduğu, erkeklerin ise ataerkil sistemin piyonları olarak kadınları ezdiği ve bu nedenle kadınların ilgisi, sevgisi veya sadece esenliği için omurgasız efendi erkeklere dönüşmeleri gerektiği yalanının fişinden çekiyor AMA kadınların fırsatçı ve güçlü şeytanlar olduğu, erkekleri ezdiği ve bu nedenle erkeklerin kadınlara bir çeşit düşman ya da rakip gibi davranmaları gerektiği yalanının fişine takıyor.

Yahu Allah’ın Ortadoğu ülkesinin kadınları bizimkiler, aynen bizim gibi. Elf değiller. Ortalama üstü adamı kim kaybetmişte bizimkiler bulacak?

Uzun süredir bu manosphere diyarının eski basit halini özlüyorum. Olabileceğin en iyi versiyonun ol, efendi erkek olma, piç de olma erkek adam ol, spor yap, iyi giyin, sosyal ol vs. Biraz da oyun. Çaba gösteren her erkeğin ulaşabileceği şeylerdi ve iyisi de, onca sene forumları takip ettim, 2010 – 15 öncesi, öfkeli kadın düşmanına dönüşen hiç kimseyi hatırlamıyorum. Biz de yapabiliriz zihin yapısı hakimdi, biz yanlış öğrendik ama doğrusunu öğrenebiliriz duruşu hakimdi.

Geriye dönüp baktığımda, her ne kadar asıl anlamlarında mantıksız bulmasam da, negatif ve yenik kafa, alfa erkek – beta erkek ayrımı ve hipergami ile yayılmaya başladı. Hipergami erkeğe erkek adam olarak kalması gerektiğini hatırlatan bir doğal güçten, kadınlar en iyisini ister, en iyisi değilsen bittin gibi yenik bir kafaya evrildi. Erkeklerin %20’si alfa o zaman %80 beta diyerek insanların %20’ye girme stresine girdiği günler iyi günlerimizmiş. Zira bu yetmemiş olacak ki, Kongo Dandy kılıklı, Kevin Samuels denilen çakma yüksek değerli erkek geldi ve olayı daha da sıçıp batırdı.

Congo Dandy denilen şeyi biliyor musunuz? Afrika’nın sefalet içindeki mahellerinde yaşayan, varlarını yoklarını pahalı bir takım elbiseye yatıran siyahi erkekler. Arka plan sefalet ama tüm giyim ve tavırları ile asalet yansıtmaya çalışan adamlar. Kevin Samuels de 34 yaşında ayda 800 dolar kazanan bir loserdan (2800 Dolar kazanan karısından boşanma kayıtlarından çıkardılar) arada hiç başarın olmasa da başarılı biri gibi giyinip davranarak 54 yaşında bir internet fenomenine dönüşebileceğini gösterdi. İyi konuşmaktan ve internet virali olmaktan başka bir başarısı var mıydı? Ben duymadım. Duyan varsa yazsın.

Samuels, birçok kadına gerçeklik testi yapması ve erkeklere bir standardınız olsun mesajı hariç bildiğin “bize vermeyen kaltaklara nasıl koyuyor” tarzı intikam pornosu yapıyordu. Yanlış anlamayın. 20’lerine gelmeden duvara çarpmaya başlayan, oldukça saçma bir hayal dünyasında yaşayan ABD, özellikle de siyahi ABD kadınlarına söyledikleri doğruydu. Ama bu abi yüksek değerli erkek diye bir şey icat etti ve öyle popülerleştirdi ki, artık Rollo Tomassi bile alfa erkek lafını bırakıp bu yüksek değerli erkek kelimelerini kullanamaya başladı.

Şimdi yüksek değerli erkek olmak kötü bir şey değil ama yüksek değerli erkek ile ilgili içeriğe baktığınızda, tepe %1 içinde olmaktan bahsediyorlar! Pratikte bahsettikleri erkek tipi ise tepe binde bir!!

Bu tabii, uzun süredir disiplinden uzak, rüzgarda bir yaprak gibi savrulan, amaçsız kitlelere çok çekici geliyor ama eskiden verilen pozitif mesajın aksine yüksek değerli erkek mesajı, tepe %1 – %0.1 içinde olmalısın yoksa kadınlar sana bakmaz gibi bir yan anlama sahip. Bence “kadın en iyisini ister, alfalar siker, betalar seyreder” azgınlığında başlayan yılmış, yenik, kadın üstünlükçü yığınları 100 kat daha yılgın, yenik ve kadın üstünlükçü yapar.

Bu yüksek değerli erkek fenomenin bir de sigma erkek versiyonu var ki evlere şenlik. Sigma erkek kadınları umursamaz, peşinde koşturur, sosyal hayatta yer almaz, alfa erkek hiyerarşisinin dışındadır, yalnız kovboydur, ateş osurur, kokusu kadınları sinek gibi çeker, zart zurt. Yani bunun kadınlar konusunda kaybeden, zerre disipline ve sosyal beceriye sahibi olmadığı için sosyal hayatta ve iş hayatında düşük pozisyonda olarak kaybeden erkeklere, “kar tanem, pırlantam benim, sen kaybeden değilsin, atanamamış sigma erkeksin” hayali sattığını görmemek için, 18 yaş altı, çok genç bir erkek olmak lazım. Yalnızsın, çünkü sigmasın. İşin boktan çünkü sen sigmasın, iş yaşamının dışında bir pırlantasın. Sosyal alandan dışlanıyor musun, sosyal özürlü değilsin tabii, o anlamsız boş lak lak ile hayatlarını harcayan normal insancıklar anlamaz ama sen aslında sigmasın.

Her neyse şu hikmetinden sual olunmaz kadın hipergamisine gelelim.

Arkadaşlar, bir kadının hipergamisi onun kapasitesi ile sınırlıdır. Siz de çok güzel, çok alımlı ama aynı zamanda çok iyi anne, vs. bir kadın hayal ediyorsunuz belki. Ama hayalinizdeki kadın gibi biriyle olmayacaksınız ve bu da sizi o kadar mutsuz etmeyecek. Kapasitenizi tabii ki arttırın, olabileceğiniz en iyi versiyonunuz olup alabileceğinizin en iyisini alın ama Allah aşkına, kendi kapasite sınırlarınızın acı şekilde ve sürekli farkındayken, kadınların böyle sınırları olaymayan, hikmetli yaratıklar olduğu saçmalığını da kafanızdan atın.

Çünkü talep çok, erkek çok.

Toplumda kadın erkek sayısı eşit. Erkek çok falan değil.

Başka bir kadın üstünlükçü, siyah hap bilgeliği:

Sadece Türkiye’de değil dünyada böyle. Ortalama bir kadınla birlikte olmak için ortalama üstü bir erkek olmak gerekiyor (ortalamadan daha uzun, daha zengin, daha yakışıklı, daha statülü). Aksi taktirde kadınların hipergamisi tatmin olmuyor.

Ortalama bir kadınla birlikte olmak için ortalama üstü bir erkek olma gerekliliği, erkek ortalamasının kadınlaşmaya kaymasından kaynaklanıyor. Ortalama bir erkeğin, normal bir erkek adamın çok altında olmasından kaynaklanıyor. Erkeklik eksikliğini tiple, parayla doldurmaktan bahsediyor. Erkeklikle dolduran daha çok iş yapar.

Kötüsü, bu çocukların ortalama kadın dediği de ortalama kadın değil, ortalama üstü. Daha önce defalarca söylediğim gibi, kadınların çoğu gibi erkeklerin çoğu da, kadınların %80’ini görmüyor. Özellikle tip olarak tepe %20’nin ortalamasını alıyorlar. Ya da sosyal medyadaki kadın aktivitesinin %80’ini yapan, kadın nüfusunun %20’sini.

Mesela son 3 yıldır yaptığım görüşmelerde sıklıkla ekran görüntüsünden mesajlaşma değerlendiriyorum. Bana mesajlaşma değerlendirmesi yaptıranların ezici çoğunluğu, yapayalnız, yıllardır kadınlardan uzak ve zaten tüm hayatı boyunca pek kadınla olmamış adamlar. Buna rağmen mesajlaşma ekranında gördüğüm kızların ortalama üstü güzelliği dikkatimi çekti. Yani tamam, HB8 kıza da yürüyn HB9 kıza da. Ama açıkça söyleyeyim bu erkeklerin tam paket cinsel pazar değer ortalaması 4/10, bana gönderdikleri mesajlaşma pencerelerindeki kızların ortalaması HB7.5 veya 8.  Uzun yıllardır gördüğüm bir şey. Bir erkek kadınlarla ne kadar başarısız ise, gözü o kadar çok, en güzeller grubuna odaklanıyor. Çoğu erkek, kadın nüfusunun %10’una yürüyor sanki. Bildiğiniz gibi bir de bu adamlar sosyal özürlü olduklarından, sosyal medyaya mahkumlar ve burada da en öne çıkan grubun narsisizm skalası da çok yüksek.

Bir arkadaş bu yazışmalarda şu mesajı atmıştı:

abi maskulenlik sayfalarından toksik olmayan bir sensin gibi, bir de skeptico vardı eskiden. gençlerin yanlış maskulenlesmesi feminenlesmesinden daha büyük tehlike bence.

Gençler yanlış maskülenleşmekten ziyade maskülenite sayfası ayağına daha da feminenleşiyorlar. Sorumluluğu karşıya atan, mağdur edebiyatına boğulmuş, materyal ve görsel kazanımla çekici olmaya çalışan insanlara dönüşüyorlar. Kırmızı hapın bu damarı daha çok incel yaratır, erkek adam değil.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Aldatan kadının sapkın sırları – Bölüm 1 – İyi çocuk benliğimin yanıp kül olduğu günler

Bu hikaye, 2 çocuklu sadık, iyi bir baba olan kocanın, karısı başka bir adamla basmasıyla beraber ortaya çıkan korkunç yalan, aldatma ve sapkınlık sarmalının, mahvolan hayatını yeniden toparlarken, artık eski karısı olan kadına nasıl beklenmediği bir bedel ödettiğinin hikayesi.

İhanet ile biten evlilik

Bu hikayeyi konuşabileceğim kimse yok. Aslına bakarsanız, aldatılma hikayemi yazma sebebimin, tavsiye almak mı yoksa tavsiye vermek mi olduğunu bile bilmiyorum. 2 çocuklu, sakin ve mutlu bir hayatı olan bir erkek iken, tüm o hayatım bir anda yıkıldı ve başa çıkmakta oldukça zorlandığım bir kabusun içine düştüm. Şu an ne yapmam gerektiğini, doğru davranışın ne olduğunu bilmiyorum.

Sanırım, bu satırları bir hastane odasından yazmakta olduğumu belirtmem iyi olacak. Dün sabah 7:30 civarında, karım ve ben çok ciddi bir trafik kazası geçirdik. Ben birkaç sıyrık ve morluk ile atlattım ama Mia, karım, o kadar şanslı değildi. Göçük bir omuz, kırık bir köprücük ve üç kaburga kemiği ve çökmüş bir akciğer ile biraz ötemde yatıyor. Durumu ciddi olsa da, doktorlar tamamen iyileşmesini bekliyorlar ama şu an oldukça ağır bir şekilde uyuşturulmuş vaziyette.

Bütün bunları telefon ekranından yazmak oldukça zor ama şu an yazacak dünya kadar vaktim var. Aslında yazmak için bir isteğim yok ama biliyorsunuz, eğer evliliğimde bir problem olmasaydı, buraya yazmazdım.

Karımın beni aldatacağı aklımın ucundan bile geçmemişti. Şu an çok kötüyüm, kalbim çok kırık. Bir parçam yok olmuş gibi, kendimi yarım hissediyorum. İşin en üzücü yanı ise, o parçamın hemen bir metre ötemde yatıyor oluşu.

Son 3 aydır aramızın açılmakta olduğunu hissediyordum ama bunun neden olduğunu bulamamıştım. İkimiz de 34 yaşındayız. Çocukluktan beri tanışıyoruz ve liseye başladıktan sonra çıkmaya başladık. Birlikteliğimiz üniversite yıllarımızda da devam etti.

Mia, hayatım boyunca birlikte olduğum tek kadın zira üniversite bittikten bir yıl sonra evlendik. İlk çocuğumuz Michael, evliliğimizin birinci yılında dünyaya geldi. Oğlumdan üç yıl sonra da kızım Carry’yi kollarıma aldım. Çocuklarımı canımdan çok seviyorum ve eğer çocuklarım olmasaydı şu an burada olur muydum bilmiyorum. Neyse ki kaza olduğunda bizimle değil, benim annem babamla beraberlerdi. Biz ise yolcu gemisi turu için Florida’ya uçacaktık ama tabii ki bu plan artık tamamen çöpe gitti. 

Karım, kar yağarken dışarı çıkmamasını ve araba kullanmamasını söylememe rağmen, en yakın arkadaşı ile gece dışarı çıktı. En yakın arkadaşı olan Rebecca ile beraber bir iki kadeh bir şeyler içeceğini zira Rebecca’yı bir hafta görmeyeceğini söyledi. Ben ise o gece yattım ve sabah 5’e kadar bebekler gibi uyudum.

Sabah 5’te uyandığımda, karımın arabasının evin önünde olmadığını ve yerdeki kar kalınlığının daha da arttığını fark ettim. Mia’nın Becca ile biraz fazla içtiğini ve Becca’da kalmaya gittiğini varsaydım. Bu ortamda tek başına dönmesinin tehlikeli olacağını düşünerek üzerimi giyindim ve Becca’nın evine doğru yola çıktım. Yolda Mia’ya onu almaya geldiğimi yazan bir mesaj attım ama mesajım iletilmedi. 

Daha sonra bu mesajımı alsaydı ne olacağını yüzlerce kez düşündüm. Muhtemelen hala bir yalanın içinde yaşıyor olacaktım. Hislerim bir şeylerin yanlış olduğunu söylüyordu ama öyle kötü ve mutsuz bir durumda değildim.

Becca’nın evine vardığımda, mesajın hala iletilmediğini gördüm. Aslında ben yoldayken mesajı okuyup hazır olacağını ummuştum. Şimdi gidip onları uyandırmam ve beklemem gerekecekti. Evin kapısına vardığımda, kapının kilitlenmemiş olduğu fark ettim. İçeri girdim ve solda kalan salonda kimsenin sızmamış olduğunu gördüm. Rebecca’nın odası birinci kattaydı. Onu uyandırmamaya çalışarak, sessizce üst kattaki misafir odasına çıktım. Odanın kapısını açtım ve hayatım sona erdi.

Odaya girdiğimi ve yatakta yorgan altından 2 kafanın çıktığını gördüğümü hatırlıyorum. Yorganı usulca çektiğimde, karımın başının, tanımadığım bir adamın çıplak göğsünde olduğunu hatırlıyorum. Sonra ise Becca, Mia ve yine tanımadığım yarı çıplak bir adamın, beni karımla yatan adamın üstünden çekmeyi başardıklarını hatırlıyorum. Eğer bunu başaramasalardı, muhtemelen şu an cinayetten içerdeydim ama adama yaptıklarım konusunda hiçbir şey hatırlamıyorum. Doğru ya da yanlış, bu konuda zerre de kötü hissetmiyorum. Karım hakkındaki duygularım ise dakikadan dakikaya değişiyor.

Kendime geldiğimde, diğer yarı çıplak adam, arkadaşını hastaneye götüreceğini söyledi. Mia iki gözü iki çeşme ağlıyordu ve Rebecca da benimle kavga ediyordu. Ona benim ve Mia’nın oradan ayrılacağımızı ve Mia’nın benim arabama gelmek için sadece 5 dakikası olduğunu, yoksa eve gelmeyi düşünmemesini söyledim. Mia 3 dakika içinde arabamın içindeydi.

Karda kızgın bir şekilde araba kullanmak, 4 tekerli araçta bile olsa iyi bir fikir değil ama kazada suç karşı taraftaydı. Benim şeridime geçen oydu ve bizi korkuluklara doğru direksiyon kırmak zorunda bıraktı. Neyse ki hava yastıkları var, hayatımızı kurtardılar. Neyse ki çocuklar, nasıl bir enkaz halinde olduğumuzu bilmiyorlar. Henüz kimseyi aramadım. Aramam lazımdı ama hayatımdan geriye kalan enkazı daha sindiremediğim için, bu suruma başka birilerini de çekmek istemiyorum.

Tamamen hissiz bir durumdayım ama buna rağmen canım çok yanıyor ama kazadan dolayı değil. Hemen yanımda yatmakta olan kişinin kim olduğunu bilmediğimi hissediyorum. Ona birçok soru sormak istiyorum ama cevapların hiç birini duymak istemiyorum. Artık beni sevmediği kesin. Ruhu olan kimse, sevdiği kişiyi aldatmaz. Aslında beni aldattığı için, beni sevmesi mümkün olsa bile, beni sevmesini ister miyim bilmiyorum.

Bana ilk ne zaman ihanet etti bilmiyorum ama benim kitabımda, ilk ihanet ettiği an evliliğimizin biteceği yazıyor. Mia evliliğimizi bitirdi ve artık karı koca değiliz. Evliliği geçersiz kılmak için boşanma avukatına ihtiyacım yok. Mia bunu zaten yaptı ve ben de artık evlilik yeminimize bağlı kalmak zorunda değilim.

Çok büyük bir yanım, bu hastane odasından çıkıp gitmek, anne ve babasını arayıp ne yaptığını anlatmak ve onlara kızınız artık sizin probleminiz demek istiyor. Bunca yıldır iyi günde ve kötü günde dedim ama artık evli değiliz. Bir yanım ona bir not bırakıp, “çok kötü, en kötüsü evliliğimiz bittikten sonra gelecek” demek ve burayı terk etmek istiyor.

Beni bu odada tutan tek şey, çocuklarım. Şu an onları görmek için herşeyimi verirdim. Yüzümde ve boynumda çizikler var yani bir şeyler olduğunu anlayacaklar. Karımın bu evliliği bitirdiğini bilsem de, çocukların ona ihtiyacı var. Bir yaşam partnerim var sanıyordum ama bunu ne kadar korkunç bir şekilde bitirirse bitirsin, çocukların ona ihtiyacı var. Çocuklarla yapmayı ve nereden başlayacağımı zerre bilmediğim konuşmalar yapmam gerekecek. Ben çok iyi bir babayım ama bir anne olamam. Lütfen bana yardım edin.

Burada oturup beni acımasızca sırtımdan bıçaklayan birine nasıl bakabilirim. Anne babasını çağırsam ne diyeceğim? Onlar burdayken burada olmayı hiç istemiyorum. Onlara durumu anlatmazsam, neden kızgın olduğumu bilmeyecekler. Ne olduğunu çocuklarıma anlatmalı mıyım? Onlara kaza yaptığımızı söyleyebilirim ama duygularımı saklamakta iyi değilim. Görünen o ki karım bu konuda çok iyi. Ama biriyle konuşurken, annelerine kızgın olduğumu yüzümden anlayacaklar.

Hayatım bu noktaya nasıl geldi? Şu an bir avukat ile görüşmem gerektiğini biliyorum. En azından o kadarını biliyorum. 

***

Yorum: Öncelikle derin bir nefes al. Karının anne ve babasını araman ve kızlarına bakmalarını söylemen önemli. İstesen bile karına bakacak fiziksel ve duygusal durumda değilsin.

Karının ne yaptığını anne ve babasına söyle. Karının yalanını saklamak zorunda değilsin. Yeterince yalan söyledi ve bu yalanların artık ortaya çıkması gerekiyor. Duygularını açacağın birine ihtiyacın var. Yakın bir arkadaşın ya da akraban gibi. Onlarla konuş.

Şu an, duyguların bu kadar ham ve yoğunken, hayatını değiştirecek şeyler yapmaman çok önemli. Şu an ihtiyacın olan şey,  yaptıklarını gözden geçirmek için karından uzak olman. Bu tek bir kerede kendiliğinden olmuş bir olay değil. Bu muhtemelen uzun süreli görüştüğü biriyle planlı bir aldatmaydı ve yine muhtemel ki seni ilk defa aldatmadı. Eğer daha önce Becca’nın evinde kaldıysa, neden kaldığını düşünmen gerekli.

Bu aşamada alkol ve uyuşturucudan da uzak durman çok önemli. Bunların sana bir yardımı olmayacak.

Evliliğin bitti ve var olduğunu sandığın kadın gerçekte hiç varolmadı. Varolan bir illüzyondu. Şimdi onun gerçekten ne olduğunu, gerçek karakterini gördün ve eninde sonunda, bu kadının karın olarak kalmasını isteyip istemeyeceğine karar vereceksin. Sonuçta hiçbir zaman sana itiraf etmeyi ya da seni aldatmayı bırakmayı düşünmedi. Sürekli olarak ihanetini sizin ilişkinize tercih etti. En yakın arkadaşının desteği de olsa, bunun olması onun kararıydı.

Sana bol şans diliyorum. Güçlü kalmaya çalış.

Son olarak da, en kısa zamanda, zührevi hastalıklarla ilgili test yaptırmanı tavsiye edeceğim.

***

Yok olan mutlu evliliğin son günleri

Evet zührevi hastalıklarla ilgili test yaptırdım ve Tanrı’ya şükür ki hepsi temiz geldi. Bazen bir iki sağlık çalışanı tanımak çok yararlı oluyor.

İşin ilginci, uzun süredir bu odada onunla olmama rağmen, Mia ile tek kelime konuşmadım. Benimle konuşmaya çalışıyor ama sözleri bulanık ve anlaşılmıyor. Tek yapabildiğim, yeniden kendinden geçene kadar ona tek kelime etmeden, tiksinti ile bakmak.

Kimlerle yattığını, kaç erkekle yattığını, beni ne kadar süredir aldattığını merak edenleriniz maalesef hayal kırıklığına uğrayacaklar zira bu konuda şu an hiçbir bilgim yok. Mia’nın telefonu kazada paramparça oldu. Sanırım şu an elinde sadece annesinin telefonu var. Bir sürü mesaj aldığıma göre, Becca’yı arayıp neden mesajlarını cevapsız bıraktığını ona anlatabilir. Umrumda değil.

Merak etmeyin, ağzıma içki koymadım yani sarhoş olmam ve aptalca bir şey yapmam mümkün değil. Ama bu hafta yaşadıklarımdan sonra, insanların neden alkol ve uyuşturucuya sarıldıklarını anlayabiliyorum.

Bazen hayatımı 24 saatliğine durdurup, 24 saat boyunca hiçbir şey hatırlamamak istiyorum ama tabii bu mümkün olsaydı bile, 24 saatin sonunda tüm bu kabus kaldığı yerden devam edecekti.

İlk yazdığım gönderiden sonra, o hastane odasında Mia ile bir gece daha kalmaya karar verdim. Orada karanlıkta tavana bakıp, medikal makinelerin sesini dinlerken, hayatımın bu noktaya nasıl geldiğini düşündüm.

Bir yanım, sadece o odada olmamla bile, ona hak ettiğinden çok daha fazla merhamet gösterdiğimi söylüyor. Bir yanım ise onu seviyor ama o sevgiyi hissetmek istemiyorum. Aslında ona karşı herhangi bir pozitif duygu hissetmek, bana kendimi güçsüz hissettiriyor. Kafamda düşünceleri defalarca çevirirken, artık eskiye dönmenin, enkaza döneni onarmanın mümkün olmadığının farkına varıyorum. Sanki bir doğal felaket, inşaa ettiğimiz tüm yaşamı yok etmiş gibi hissediyorum. Hayatımın çok büyük bir döneminin artık geçmişte kaldığının farkına varmak çok zor. Bunun için saatlerce ağladım.

Sabah kan almak için hemşire geldiğinde, dışarı çıktım ve ben çıkarken Mia benim çıktığımı görüp bana seslendi. Onu duymamış gibi davrandım. Mia’nın beni aldattığını öğrendiğimden beridir doğru dürüst bir şey yememiştim ve çıkıp kahvaltı yaptım. Vakit öldürmek için telefonuma bakarken, Becca’nın Mia’nın nerede olduğunu sorduğu mesajını gördüm. Tamamını okumadım bile.

Saat 7 gibi, baba evinin kapısını çalmak için yeterince geç olduğuna karar verdim. Zaten babası her zaman erken kalkan biriydi. Önce onunla konuşmak istiyordum. O eğer olanları duymasını istiyorsa, karısını uyandırabilirdi.

Mia’nın babasının çalışma odasından odun sobası dumanı geliyordu. Kapıyı çaldım. İçeri girerken boynumdaki çizikleri ve yüzümdeki morluğu gördü. Ona bir kaza yaptığımızı, Mia’nın daha kötü yaralandığını ama konuşmamız gerektiğini söyledim. Sanırım kaza ile ilgili konuşacağımı sandı ve karısını uyandırdı. Mutfakta oturduk ve onlara kazayı anlattım. Bir tepeden geçerken karşı şeritteki aracın bizim şeride geçtiğini, daha büyük ve dört tekerlekli araçta olduğumuz için yolda kalmayı başardığımı ama yolcu tarafından korkuluklara çarptığımızı anlattım. Kapı hava yastıklarına rağmen Mia’nın ciddi bir şekilde yaralandığını ama durumunun stabil olduğunu anlattım ve doktorların tamamen iyileşmesini beklediklerini söyledim.

Kızlarının durumunu duyunca ağladılar ve Mia’ya bakmak ve bana destek olmak için ellerinden geleni yapacaklarından bahsettiler. Ben ise onları durdurup, oraya kazayı haber vermek için gitmediğimi söyledim. Şaşırdılar.

Onlara kaza sabahı erkenden kalktığımı, karımın güvenliği için ona mesaj atıp onu almaya gittiğimi anlattım. Kızlarını yatakta başka bir adamla bastığımı, kendimi kaybedip adamı evire çevire dövdüğümü anlattım. Şok oldular. Daha sonra onlara kızlarının hangi odada kaldığını söyledim. Onların çocukların hayatında olmalarını istediğimi, bu nedenle benimle arkadaşça geçineceklerini umduğumu söyledim. Çocukların şu an babamda olduğunu ama, evlilik yeminimizi bozduğu ve artık karım olmadığı için kızlarından boşanacağımı söyledim. Oradan ayrıldıktan sonra babamlara geçeceğimi ve çocuklara annelerinin beni aldattığını anlatacağımı söyledim.

Eski kayınbaba ve kayınvalideme, her şeyin bu şekilde bitmesinden nefret etsem de, neyse ki evliliğimi ve hayatımı mahvedenin olanın ben olmadığımı söyledim. Bana hemen karar vermemem gerektiği, kızlarının bir hata yaptığı gibi saçma şeyler söylediler. Onlara gülümseyip, kendilerinin ikinci annem ve babam olmalarından çok memnun olduğumu söyledim ve evlerinden çıktım.

Babamlara vardığımda tabii ki içimde birikmiş çok şey vardı. Eve mutfaktan girdiğimde, babam orada kahve yapıyordu. Bizi büyük bir yolcu gemisinde Karayiplerde sandıkları için, şaşkınlık içinde, orada ne aradığımı sordu. Ben ise sadece ona sarılıp, bir bebek gibi hüngür hüngür ağlayabildim. Babam belli ki ne olduğunu öğrenmek için can atıyordu ama ağzımdan bir şeyler alabilmek için ağlamamın bitmesini beklemesi gerektiğini hissetmişti.

İçerde kanepeye oturduk ve gidip annemi getirdi. Anneme kahve yapmasını tavsiye ettik ama o saatte orada olduğuma göre çok kötü bir şey olduğunu anladığı için yanımızdan ayrılmadı.

Onlara önce Mia’yı nasıl bastığımı sonra da kazayı anlattım. Mia’nın durumunun kötü olduğunu, az önce ailesine her şeyi anlattığımı ve kızlarının yanına gittiklerini söyledim. Hem annem, hem de babam, şoktan kıpırdayamaz haldeydiler. İkisi de ağladı ve bana şimdi ne yapacağımı sordular. Şu an tek seçeneğimin, Mia’dan boşanmak ve çocuklarıma olabileceğim en iyi baba olmak olduğunu söyledim. Konuşmamız sakinleşirken, kızım Carry’nin baba diye bağırarak, sevinç içinde merdivenlerden inmeye başladığını gördüm. Kızımın heyecanlı sesi, oğlumu da uyandırdı ve o da birkaç dakika içinde yanıma geldi.

Onları uzun süredir görmediğim için, onlara sarılıp mutlu bir şekilde biraz zaman geçirdim. Boynumun ve yüzümün halini fark etmeleri biraz zaman aldı. Onlara bir kaza geçirdiğimizi, annelerinin hastanede ama iyi olduğunu söyledim. Daha sonra anneannelerinin onları alıp annelerini görmeye götüreceğini de ekledim. 

O günü, çocuklarımla oynayarak geçirdim ve çocuklarım, yeniden yaşamak istememi sağladılar. Açık konuşmak gerekirse, o ana kadar yaşamaya devam etme konusunda ortada bir yerdeydim. Ama onlar için yaşamaya, onları koruyup büyütmeye değerdi.

Karımın telefonu kazada kırıldığı için, kimseye bir cevap veremiyordu. O akşam, kayınvalidemden mesajlar almaya başladım. Bunlar Mia hakkında olacağı için, mesajları görmezden geldim. Gece boyu ara ara mesaj attıkları için, telefonun uyarılarını kapamak zorunda kaldım.

Aldatan kadının sapkın sırları – Bölüm 2 – İhanetin ortaya döktüğü korkunç yalan bölümü ile devam edecek.

Tüm seri:

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Ard arda mesaj yazmak: Kızlarla mesajlaşmada düşük değer sergilemenin en kestirme yolu

Erkeklerin mesajlaşma sırasında sıklıkla yaptıkları hatalardan biri de, havada kalan mesajlarının ardından beklemek yerine bir daha mesaj atmaları. Çoğu erkek reddedileceğinden korktuğu için, az önce yazdığı şeyin fazla cüretkar olduğunu düşünüp iyi çocuk moduna geçmek için ya da düz sabırsızlıktan dolayı çifte mesaj atar.

Çifte mesajlaşma genelde şöyle gelişir. Erkek ile kadın karşılıklı mesajlaşırken kadın erkeğin son mesajına (en azından bir süre) cevap vermez. Erkek burada son mesajının fazla cüretkar olduğuna ya da yanlış olduğuna karar verir ve bunun özrünü diler şekilde kızı beklemeden mesaj atar. Sonrasında ise üçüncü, dördüncü mesaj gelebilir. Kız aslında başka işle uğraşıyordur ve belki de arkadaşlarıyla mesajlaşıyordur. Erkek beklese cevap da yazacaktır  ama erkek “bu sefer de olmayacak, bu sefer de reddedileceğim” korkusuna esir düşerek hızlıca zayıflık gösterisine başladığından, korktuğunu gerçekleştirir ve kadını hızlıca soğutur.

Şu örneğe bakalım. Evet bariz ezik ve çoğu erkek bu kadarını da yapmaz ama iyi bir örnek:

E: Selam Merve. Bu gece çok iyi vakit geçirdim. 🙂 En kısa zamanda tekrarlayalım. (Not : Bir kadına bu mesaj buluştuğunuz gece değil ertesi gün atılır, baştan hatalı. Ama birazdan yapacakları yanında bunun lafı bile olmaz.)

(Kızdan cevap yok. 5 dakika sonra)

E: Alo?

(Kızdan cevap yok. 10 dakika sonra)

E: Mesajlarımı görmezden gelme sebebin nedir ?????

(Şimdi son 2 mesajı atmasa muhtemelen bir yanıt alacak. Ama son iki mesajı ile resmen kendi kendine shit test yaratıp kaldı. Bu aşamada aslında cevap verecek bir çok kadın, “arıza mı nedir?” diye cevap vermez.)

(Kızdan cevap yok. 5 dakika sonra)

E: Bu yaptığın hiç de medeni bir şey değil. Bu gece iyi vakit geçirdiğimizi düşünüyordum. Neden böyle yapıyorsun?

(Kızdan cevap yok. Bu sefer yarım saat dayanabilen oğlumuz sıvamaya devam ediyor.)

E: Hep böyle oluyor. Ben senin gibi kezbanlara bir sürü vakit ve zaman ayırıyorum, ve sonra? Görmezden geliniyorum …

(Neden acaba?)

Sen de kibirli, ne oldum delisi bir kezbansın. Kendini bulunmaz hint kumaşı sanıyorsun. Senin için fazla mı zekiyim? Fazla mı iyiyim? 

(2 dakika sonra)

E: Buluşmada bir şeye benziyordun ama aptal ergen kafalı bir kezbanmışsın.

(Bundan sonra erkek gece iki kere engelleyip engeli açıyor. Atarlı kaybeden mesaj döşerken, çoktan yatıp sızmış olan kız sabah uyanıyor. Ve sadece ilk mesajda bıraksa, “ben de güzel vakit geçirdim, tabii görüşelim” mesajı gelecekken şu geliyor.)

K: Sakin ol yav, gece sızmışım! Bu yazdıklarından sonra bana bir daha ulaşmaya kalkma.

(Gece iyi uyumamış ve sabah mesaj bekleyen erkek): Ama aramızda gerçek bir bağ hissetmiştim.

K: Sabah cevap bile vermeden yapması gerekeni yapar ve engeli atar.

Evet, bu aşırı ezik bir örnek ve birçok erkek bu kadar da düşmez. Ama bu seviyelerde olmasa bile buna benzer çifte mesajları birçok erkek atıyor ve bu mesajlar ile düşük değer sergiliyor. Oysa bir erkek, bir kadınla konuşurken ya da mesajlaşırken yüksek değer sergilemeli. Böbürlenerek değil tabii, ince bir şekilde.

Burada nasıl yüksek değer sergileneceği bariz. Birincisi, ilk buluşma gecesi mesaj atmayarak bekleyebilecek bir erkek olduğunu gösterecekti. İkincisi, ertesi gün böyle bir mesaj attığında, kadın cevap verene kadar mesaj atmayacaktı.

Bir başka çifte mesaj da bir önceki mesajda cüretkar bir şey söyleyip (espri ya da teklif) sonra hemen cevap gelmeyince çark etmektir.

E: Perşembe ya da Cuma akşamım müsait. Bir şeyler içelim mi?

(Kızdan cevap yok. 10 dk sonra)

E: Henüz buluşmak için erken olduğunu düşünüyorsan saygı duyarım.

Başka bir örnek:

K: Saçlarım darmadağın ya.
E: Foto please.
K: (Kız fotoğraf gönderir).
E: Bu ne ya? Gece görsem korkarım.
(Kızdan cevap yok.)
E: Yanlış anlama yine de güzelsin.

Şimdi kızın hemen görmeyeceğini de hesaba katabilirsiniz ama çoğu kadın bir teklifinizde ya da pozitif cinsel gerilim adımınızda, bilinçli bir şekilde olmasa da sizi denemek isteyebilir ve bu nedenle de kasıtlı olarak hemen cevap vermez. Bu doğaldır ve sadece bir iki kere buluştuğunuz kadına mesajı atın ve onu bir iki gün unutun. Çoğunlukla 24 saat içinde bir cevap alırsınız. 5 – 6 saat geç cevap verdi diye atarlanmayın zira dediğim gibi bu, kadınlar için oldukça kullanışlı bir loser test ya da shit test. Kişisel algılamayın. Aslına bakarsanız, burada kızın gecikmesini fazla umursazsanız, ciddi artı puan toplarsınız.

Peki kız hiç cevap vermiyorsa ne olacak? Örneğin yukarıdaki gibi tekrar buluşmak istediğinizi söylediniz ve buna cevap alamadınız.

Eğer böyle bir mesajınıza hiç cevap gelmezse, kızı unutabilirsiniz. Yok aslında bir deneme daha olur diyorsanız ve kız aklınıza gelirse, 3-4 gün sonra bir yoklama mesajı atabilirsiniz. Tabii yukarıdaki gibi atarlı ya da tükürdüğünü yalayan mesajlar değil, yoklama mesajı. Yoklama mesajınını ne olduğundan, genel mesajlaşma prensiplerinde bahsettim.

Örnek:

E: Dün buluşmadan çok keyif aldım. Bir daha buluşmak isterim. Ama bir daha acılı Meksika yemek yok 🙂
K: Evet lütfen bir daha Meksika yemeği olmasın 😀
(1 – 2 saat sonra Erkek): Tamam. Bu sefer sana yemeği ben yaparım, sen de bir şarap kapıp gelirsin.
(Şimdi burada fazla cüretkar bir teklif var ve buna 2 gün cevap da gelmiyor. Burada çoğu erkek, yukarıdaki gibi çark etme mesajı gönderir.)

3 gün sonra. Bu mesajı atmayabilirdi de. Ama 3 gün sonra atması ve bu şekilde atması büyük bir problem değil.

E: Bu kadar konuşkan olduğunu bilmiyordum.
K: Kusura bakma bu aralar hayatım çok kaotik. Önümüzdeki bir iki hafta zor.
E: Tamam, müsait olduğunda haber ver görüşelim. (Kız burada sadece bir kere reddetmiş oldu ama konuşmaya isteksizliği nedeniyle kızı bırakmak – next en iyisi.) 

Başka bir örnek. Burada Cumartesi için ilk buluşma ayarlanmış. En son mesaja cevap verilmemiş. Erkek aslında en son mesajdan sonra ve buluşmadan önce buluşmayı kontrol ediyor ama çaktırmadan:

E: Selam ne haber? Cuma akşamın nasıl gidiyor?
K: Selam. İyidir. Senin nasıl gidiyor?
… Biraz mesajlaşma …
E: Güzel. Yarın görüşürüz.
K: Aslında şu an bunun doğru olduğuna emin değilim.
E: Ne oldu, en son buluşmanda eleman içkine ilaç atmaya mı kalktı? 🙂
K: 😀 Hayır ama buluşma çok kötü geçti. Ondan sonra yeni biriyle buluşmak ne bileyim … korkuyorum galiba.
E. Evet her buluşma potansiyel olarak kötü geçebilir ama bir haftadır mesajlaşıyoruz bence bir iki şey içmekten bir zarar gelmez. Buluşup görmek lazım.
K: Evet haklısın. Ama yarın çok zor. Pazartesi yapsak?
E: (Burada erkek, özellikle çark etmeye müsait görünen bir kız olduğu için, Pazartesi uygun olsa da kabul etmeyip iki ayrı gün veriyor. Bakalım biraz zorlamaya evet diyecek mi?) Pazartesi uygun değilim ama Salı ya da Çarşamba olur.
K: Salı o zaman.
E: Güzel. Salı. 17:00’de Aşıklar Çeşmesi Kafe’de.

Sonuç olarak, muhtaçlık, (bu sefer de) reddedileceğim korkusu, kendinden ve en son yazdığınız mesajdan emin olmama gibi zayıf yani itici nedenlerle, daha önce attığınız mesajların arkasından mesaj döşemeyin. Eğer mesajınıza cevap verilmemişse, görüldü atıldıysa ve bir şans daha vermek istiyorsanız, 3-4 gün sonra yoklama mesajı atın.

Kadınlarla mesajlaşmak, tenis oynamak gibidir. Sen topu o tarafa atarsın, o da senin tarafına atar. Topa vurmuyorsa onun tarafına geçip onun yerine vurmak, sizi karizma değil arıza gösterir. Yapmayın. Çoğu insan oyundaki Yüksek Değer Gösterisi (Demonstration of High Value) kavramını anlayamıyor ama YDG arabanı, kaslarını, paranı göstermek ya da başarıların hakkında böbürlenmek değil, bu tür ince duygusal güç ve bolluk zihniyeti gösterileridir. Burada “değer”, para, tip veya statüden çok, özdeğerdir. Kendinize değer verir ve bunu yansıtırsanız, gerçek YDG budur. Özdeğer de sabır, umursamama (bu kızla olsa da mutluyum, olmasa da), gösterdiğin cüretkar davranışlardan utanmama gibi güçlü duruşlarla sergilenir. Sabırsızlık, fazla umursamak ve cüretkar davranışlardan çark etme, düşük değer sergilemektir. Hemen her zaman iticidir.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Birden ortadan kaybolan kadın (Vaka Çalışması)

Abi hipergami tarafından ezildiğim bir vaka hakkında sana danışacağım.

Hipergami faydalı bir kavram ama bunu bir ideolojik doktrin haline getirmeyin. Evet kadınlar kendilerinden daha yukarıda bir erkekle birlikte olmak isterler ama hipergami kelimesini kullananların bazıları, bir kadınla her hüsrana uğradıklarında, basit bir şekilde nerelerde itici davrandım da bu oldu diye düşüneceklerine, “hipergami” diyerek kestirip atıyorlar ve bu neredeyse itici davranmak için bir çeşit bahane oluyor. “Tipim iyi, spor yapıyorum, para durumum fena değil ve bu kadar iyi özelliklerime rağmen hipergamiye yenildim”. Birader muhtemelen olay basit: iyi özelliklerinin hepsini çöpe atacak şekilde itici davrandın ya da çok yanlış bir kadını seçiyorsunuz.

Burada yapabileceğin diğer bir hata da, ben (özümde) iticiyim demek. İticiliğinize ego yatırımı yapmayın. İtici davrandım sonuç bu oldu. O zaman çekici davranırsam sonuç değişik olur diye düşünün ve itici yanlarınızı değiştirmeye odaklanın. İki uç düşüncenin de ortak noktası, sizi değişmemeye teşvik etmesi. İşi incel noktasına taşıyanlar oyunun değişmesini istiyorlar, kaderciler de ben böyleyim değişmem diye donup kalıyorlar.

Bakalım sen ne iticilikler yaptın? Ya da belki yanlış kadına yürüdün.

Satış elemanıyım ve ürünümüzü satan birçok mağazayı ziyaret ediyorum. Bir mağazada oldukça güzel bir kız vardı. Kız pozisyonundan dolayı benim amirimmiş gibi davranıyordu. Birgün “sen buranın amiri gibi davranıyorsun yok öyle, gel biraz bana yardım et de biri sana patronluk taslasın” dedim. Çıkışır diye beklerken gülümsedi ve gelip bana yardım etmeye başladı.

Guzel. Çok guzel.

10 dakika kadar bana yardım etti ve ben de şakasına ona patronluk tasladım. Patronum olsan istifa ederdim bu ne ya? diye şakasına protesto etti 🙂 Sanırım güzel bir kız olduğu için herkes aşırı iyi davrandığından, kızın pek alışık olmadığı bir davranıştı.

Muhtemelen. Belki güzel diye patronu bile yaltaklanıyordu.

Ben seni şirketimizde kalmaya ikna ederdim merak etme dedim. Nasıl yapacaksın ki diye sorduğunda da, gitmem lazım ama bir ara bir çay içeriz anlatırım dedim ve ertesi gün iş çıkışına anlaştık.

Kız seni çekici bulduğundan işler kolay olmuş ama senin oyunun ve daha önemlisi duruşun asıl faktör.

Kız buluşmada, gelen satış elemanlarının ara ara kendisine yürüdüğünü ama benim çok farklı olduğumu ve ilk defa satışçılardan biri ile dışarı çıktığını söyledi.

Diğerleri muhtemelen kız güzel diye, kızın patronluk taslamasını alttan alıp yaltaklanıyorlardı.

Öyle buluşmaya başladık abi. 2-3 hafta sürekli olarak peşimde koşan, bana ulaşan taraftı. Hergün olmasa da sıklıkla gün içinde kendinin ya da ilginç şeylerin fotoğraflarını çekip bana atarak da olsa sürekli bana ulaşıyordu.

Güzel. Bu, yüksek ilgi göstergesi.

Sonra birden bire bana ulaşmayı bıraktı. Önce 2-3 kere ben ulaştım ama kısa cevaplarından sonra ben de, itiraf edeyim içim kan ağlayarak, mesaj yazmayı bıraktım. Tam 2 hafta mesaj yazmadı!

İlginç. Farkında olmadan yanlış bir şey söylemediysen, bu genelde eski erkek arkadaş olan üçüncü bir şahıs yüzünden olur. Anladığım kadarıyla kızla birkaç kez buluştunuz ve fazlası yok. Kız arkadaşın değil, adı konmadı. Bu aşamada en iyisi, senin yaptığın gibi kızı kendi haline bırakmaktır. “Ne oldu”, “neyin var” diye sormanın bir gereği yok. Kokusu ortaya çıkar.

En son mesajımdan 2 hafta sonra bana yazdı. Duygusal olarak oldukça yıpratıcı ve geride bırakması gereken şeyler yaşadığını söyledi.

Muhtemelen yeni ayrıldığı ve resme yeniden giren eski erkek arkadaş. Eski erkek arkadaş olayı zordur zira birkaç senelik duygusal yatırımı olan bir adam terk edilmiş ve senin seviyende olmasa bile, duygusal yatırım açısından öndedir. Gerçi kim olursa olsun, bir kadın için başka erkekle rekabete girmen gerekiyorsa,bu rekabete girmemen lazım. Oyunun ne kadar iyi olursa olsun, aklı daha çok başkasında olan kıza oynamak seni küçültür. Bu aşamada kız seni istiyorsa, o sana gelecek, o seni kazanmaya çalışacak. Tersi olmayacak.

Sonunda sinemaya gitmek için buluşabildik.

Bana sen onun için daha fazla adım attın gibi geldi ama bunu yazmamışsın.

5 senelik bir ilişkiden yeni çıktığını ve eski erkek arkadaşının ona ulaşmaya başladığını söyledi.

Evet, eski erkek arkadaşmış. Kızın 2 hafta ortadan kaybolması, onu atlatamadığına işaret. Burada tavsiyem, eski erkek arkadaşı hayatında olan bir kızla, ciddi, tek eşli ilişkiye girmemen. Hayatında olması kızın suçu olmasa bile. Ama burada zaten 2 hafta ortadan kaybolması, kızın adama karşı duygu yüklü olduğuna işaret. Kim terk etti o da önemli ama onu da yazmamışsın. Belki kız söylemedi.

Bu arada nedense birden bire, bu kızın benim hayatımla fazla ilgilenmediğini, sorular sormadığını fark ettim. Ayrıca son 2 hafta ne yaptığımı bile sormadı. Yahu bu da dahil 4 kere buluştuk, yaşımı bile sormadı.

Ayrıca bu eski erkek arkadaş olayını öğrenince, genelde bana çok ulaşmasına rağmen, bazen tamamen ortadan kaybolduğunu hatırladım.

Bu eski erkek arkadaşla işler duygusal olarak pozitif değilken sana yöneliyor, pozitif olduğunda kayboluyor muhtemelen. Eski erkek arkadaş, siz görüşmeye başladıktan 3 hafta sonra aramamıştır. Arada ulaşıyordur. Muhtemelen ortadan kaybolduğu 2 hafta araları pozitifti sonra negatif oldu ve sana ulaştı.

Bu tür ikili oynaması da, kızın iyi bir kız arkadaş olmak için yeterli kendine güvene sahip olmadığına işaret. Ya seninle, ya da onunla görüşmemesi lazımdı.

Senin ona ulaşmaman ve 2 hafta kendi haline bırakman iyi olmuş. Eski erkek arkadaşı ile iyiyken senin onun peşinden koşman komik duruma düşmene neden olacaktı.

Sinemadan sonra bana gittik ve beraber olduk. Bu arada ilk 3 hafta buluşmalarımızda da beraber olmaya başlamıştık. Sonra, hanımefendi yine 5-6 gün ortadan kayboldu ve bana mesaj attığında da, “buna devam etmek istediğinden emin misin?” yazdı. “Doğru kişiye mi attın? Neye devam etmek?” diye cevapladım. “Şu an kimseye ilişki sözü veremem” dedi.

Dikkat et, “sana” değil “kimseye”. Sen ve eski erkek arkadaş varsınız ama belki sadece 2 kişi ile görüşmüyor.

Ben de “ben de başkaları ile görüşüyorum, iyi kızsın hoş kızsın ama eski erkek arkadaşın hala hayatında ve bu üçgene bir köşe olmak da ne bileyim bana göre değil gibi” dedim.

Belki dörtgen, belki beşgen ? 

“Yani?” dedi. “Yani seninle görüşmek istiyorum ama bu durumda ilerde bile seninle ciddi bir ilişki ister miyim bilmiyorum” dedim.

Şu an ağlıyorum biliyor musun? Çok gusel. Çok gusel. 

Sonra biraz oyuncu bir tavırla, “sen beni kazanmak için çabalarsan bu değişir belki, bakarız ;)” yazdım.

Gel el vereyim yeni site aç.

Öhö. Neyse şimdi yorumlamaya devam edeyim. Kız aslında sana diyor ki, “seninle görüşmek istiyorum ama bana fazla kapılma, soğurum senden”. Sana yardım ediyor aslında. Belki sende ona karşı fazla ilişki önceliği gördü ya da diğer %97 böyle olduğundan senin de öyle olacağını varsayıyor. Ya da belki ortadan kaybolmalarını takmadığın için sana meydan okuyor ya da seni manipüle ediyor.

Bazen kızlar sizin zayıf olduğunuzu varsayarlar. Sizin bir şey yaptığınızdan değil, karşılarına çıkan adamların ezici çoğunluğu böyle olduğundan.

Tam alakalı değil ama bir hikaye aklıma geldi. Yıllar önce kendisine ilgim sıfır olan bir arkadaşım vardı. Bu kızın inanılmaz cool ve arkadaş takılan bir kankası, bir gece bu kızda kalmış ve kıza çok kepaze bir şekilde açılıp ağlamaklı bir şekilde ilanı aşklar yapmış. Kız bunu bana anlatırken biraz da travma yüzünden “sen de beni sevmiyorsun değil mi Mahmut?” demişti. Ben de “sevmek ne demek, seni pembe panjurlu evimizde evire çevire yalama hayalleri içinde yüzüyorum … gerizekalı gerizekalı konuşma” diye dalga geçmiştim (kız çok samimi bir arkadaşımızdı ve 20 sene önceydi, bu laflar çok samimi olmadığınız bir kızla 2020’lerde başınıza iş açabilir haberiniz olsun :)) Yani birden bir varsayım ile beni de test etmişti ama benim kıza bir duygum yoktu. O adam gibi teke tek buluştuğumuz da nadirdi.

Kız sizin zayıf olduğunuzu varsayabilir ama bu dert değil. İlk testinde öyle olmadığınızı anlar. Tabii gerçekten öyle değilseniz.

Bana benden başka kimseyle yatmadığını söyledi ama bu kızı ilerde çok istese bile kız arkadaşım yapar mıyım? Tam emin değilim aslında.

Bir kızla çıkmaya başladığınızda paralelde başka bir erkekle duygusal veya cinsel bir şey yaşaması, birçok erkek için sonradan o kız kendisini çok istese de kabul etmesi zor bir şey. 

Ama tabak yapacaksan, başkalarıyla görüşmesi dert değil. 

Bazen bana eski erkek arkadaşından bahsediyor.

Sana bunu söylüyorsa bunu önemsemene gerek yok. Görüştüğün her kızla kız arkadaşın olarak görüşme zorunluluğun yok. “Ben de başkalarıyla görüşüyorum ama seninleyken senden başkası yok o nedenle benimleyken başkasından konuşma” de geç.

Arada çok kötü oluyorum.

Ver o eli geri 😀 Böyle bir kızla görüşeceksen, bunu yapamazsın. Çaktırmadan bırakıp git daha iyi. Bu anlar senin bu kıza fazla kapıldığına işaret.

Beni seçmeme sebebi hipergamisi için yeterli olmamam mı diye kendimi aşağı görüyorum.

Nein. Şimdi biliyorum bizim camiada “yeterince alfa olsaydın, yeterince hay veluyun batsın men olsaydın, her şeyi bırakır senin peşinde koşardı” diye atlayacak bir sürü düz adam var. Ama eski erkek arkadaşla aralarında duygusal yatırım hala yüksek ve sen kızla bu olay bitmeden tanıştın. Olay bu. Seni bu adama ya da belki diğer adamlara tercih etmemesi bu aptal dönemin eseri.

Çekicin çivi çakma sorununa çözüm olduğunu öğrendikten sonra, her gördüğünüz sorunun kafasına çekiç indirmeyin. Her yerde hipergami görmeyin.

Şimdi asıl konuya geleyim. “Beni seçmeme sebebi hipergamisi için yeterli olmamam mı” düşüncesi buram buram özgüven eksikliği kokuyor.

Burada sen umarım bu kız benden hoşlanır, beni seçer zihin yapısında davranıyorsun. Bu, özgüvenmenin tam tersi ve özgüven de bir kadının bir erkekte çekici bulduğu özelliklerin en önemlilerinden birisi. Aynı zamanda tabii ki özgüven eksikliği, bir kadının, az çok ilgilendiği bir erkekte en itici bulduğu özelliklerden birisi.

Yani hoşuna giden bir kadınla görüşmeye başladığında, onun kalbini ve ilgisini kazanacağını, başkalarını değil de seni seçmesini düşünüyorsan, genellikle bu kadına karşı aşırı “iyi” çocuk olursun, fazla iltifat etmeye başlarsın, kadına fazla ulaşmaya başlarsın. Konuşma şeklin ve davranışların fazlaca yumuşar ve sürekli olarak kadından daha değersizmişsin, onu hak etmiyormuşsun sinyalleri vermeye başlarsın. Kadınlar erkekte özgüven aradıkları ve aslında buna ihtiyaç duydukları için, sürekli olarak özgüven eksikliği sergilemeye başladığında, sana olan ilgisi de sönmeye başlar. Özellikle de çevresinde özgüven konusunda bir eksiği olmayan başka erkekler varsa. Bunun sonucu genellikle friendzone diyarıdır. “Elektrik alamıyorum”, “bir şeyler eksik”, “seni arkadaş olarak görüyorum”, “sorun sende değil bende” veya benim favorim olan “benden daha iyilerine layıksın” gibi sözlerdir.

Burada popüler kültürün de suçu büyük. Filmlere ve dizilere baktığınızda, bu yapımlar erkekleri, hoşlandıkları kadınlara anneleri ya da terapistleri gibi davranmalarını söylüyorlar. Oysa maskülen olan, güçlü olan taraf sensin ya da en azından sen olmalısın. Aksi taktirde, cinsel, maskülen – feminen zıtlığı ters yüz edersin.

Doğru zihin yapısı ise, normalde onun da seni kazanması gerektiğini düşünmen. Burada ise kız daha fazla uğraşmalı. Bu sayede de konuşmanın, duruşunun ve davranışlarının dengeli ve özgüven dolu olması kaçınılmaz.  

Kadın erkek ilişkilerinde erkek için hipergami karmaşasına girmeden bilmesi gereken en basit ama en önemli iki kuralı, ilk iki kuralı unutma:

  1. İtici olma.
  2. Çekici ol.

Bu kız duygusal olarak bana açık değil sanırım.

Evet. 5 senelik duygusal yatırım sonrası ayrılık olmuş ve yeni olmuş. Bu kadar uzun ilişkiden duygusal kopuş aylar sürebilir. Şu aşamada 3 haftalık “bu kızdan kız arkadaş olur” hayalini savuşturup, umursamaz olman lazım. 

Bundan sonra nasıl hareket etmeliyim?

Şimdi gel el al dedik ama ciddi problemli sorular sormaya başladın 🙂 Dediklerin lafta kalmasın. Başka kızlarla görüşmen yalan bile olsa gerçek haline getir. Bu kızla sadece ciddi olmayan ilişkide olman lazım. Ama bu kızın eskisi ile görüşmesi seni çok rahatsız ediyorsa, yanlış zihin yapısındasın ve bu kızı bırak.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Bir daha onun gibisini bulamayacağını sanmak

Ayrılık sonrası terk edilenlerden en çok duyduğum şeylerden birisi, bir daha onun gibisini bulamayacağım korkusu. “Eski sevgilimden sonra başka kızlarla görüşmeye çalışıyorum ama başka kızlara karşı bir isteğim yok”. Ya da, “kimseye karşı aynı duyguları hissedemiyorum”.

Şimdi “bir daha onun gibisini bulamayacağım” diyenlerin çoğunun aslında gerçek bir denemesi falan yok. Piyasaya yeniden çıkmaktan korkuyorlar ve piyasada aslında hemen hemen kimse ile görüşmemişken ya da ilk bir iki görüşmesi doğal bir şekilde sonuca ulaşmadıklarında, hemen havlu atmak istiyorlar. Ama bunun dışındaki nedenleri de sıralamak istiyorum. Özellikle sonuncusu çoğu insanın pek bilmediği bir gerçek.

Henüz erken olması

Uzun süreli bir ilişkiden, özellikle de 1 sene ve üstü olanından sonra, hemen piyasaya çıkmanız ve birini bulmanız gerekmiyor. Tam tersi, ayrılıktan hemen sonraki ilk 2 ayda, piyasaya çıkmama isteğiniz ve bu konuda kilitlenmeniz normal. Özellikle ilk 1 ya da 1.5 ay, kendinizi piyasaya çıkmaya zorlamayın. Hayatınızın başka alanlarına odaklanın ve eğer böyle bir uğraşınız yoksa, kendinizi sosyal bir aktivite bulup onu yapmaya zorlayın. Özellikle çiviyi çiviyle sökme peşine düşmeyin zira kendinizi çiviyi çiviyle sökmeye zorlarsanız, çiviye bağımlı olursunuz.

Eski sevgiliye devamlı duygusal yatırım yapılması 

Uzun süreli ilişki sonrası 1-3 ay kendini toparlamaya odaklanıp gerçekten kendini zorlayarak piyasaya çıkanları konuşursak, bu insanlar bile yukarıdaki gibi yakınıyorlar. Şimdi bunun bir sebebi, hala eski sevgililerine zihinsel ve duygusal yatırıma devam etmeleri. Bir kişiye başarısız bir şekilde zihinsel ve duygusal yatırım yapmaya devam ederseniz, başka kadınlara ilgi duyacak enerjiniz kalmaz. Aslında peşinde koştuğunuz ya da uzaktan hakkında gündüz düşleri kurduğunuz bir kadına bile biraz fazla duygusal yatırım yapın, başka kadınlara karşı bir “isteksizlik” ortaya çıkacaktır.

Eski sevgiliye yapılan duygusal yatırıma devam etmek, eski sevgiliyi gerçekte olduğu kişiden ziyade, daha üst seviyede bir hayali ideale dönüştürür. Gerçek kadınlar, idealize edilmiş bir hayal ile kapışamayacaklarından, diğer kadınlara karşı isteksizlik oluşacaktır.

Bu arada dikkat edin, duygusal yatırım yapmak değil, yapmaya devam etmek dedim. Zira bunu sürekli yapıyor olmanız dert ve bu yatırımın fişini çektiğiniz an ya da en azından ciddi oranda azalttığınızda, diğer kadınlara ilgi duymak için enerjiniz olmaya, kafanızdaki idealize edilmiş hayal de sönmeye başlar. Tabii uzun süre yatırım yaptıysanız bu zaman alır ama bilmeniz gereken şey, bu isteksizliği siz düzenli olarak besliyorsunuz ve beslemeyi bıraktıktan bir süre sonra, isteksizlik de ortadan kalkacak.

Uzun süreli için uyumlu insanlarla birliktelik sıklığı 

Şimdi burada birçok kez, dışarıda milyonlarca kadın olduğundan ve kendinizi, sizi istemeyen bir kadına mahkum hissetmenizin saçmalığından bahsettik. Ama gerçek şu ki, dışarda karşılıklı uyumlu ve istekli olabileceğiniz, uzun süreli ilişkide oldukça iyi bir bağ geliştirebileceğiniz milyonlarca kadın olsa da, bu kadınların sizden coğrafi uzaklığını göz önüne alırsak, böyle bir kadınla senede veya bir iki senede bir karşılaşırsınız. O da piyasada ve sosyal hayatta aktifseniz. Yoksa görece münzevi ve çekingen bir erkek, reddedilme korkusunu aşamamış iyi çocuk için bu, 2-4 senede bir olur. Aslına bakarsanız oneitis bağlanmasının nedenlerinden biri de bu. Erkeklerin büyük çoğunluğu, tamamen yaşam stilleri ve kişiliklerinden dolayı, yoğun duygu bağı oluşturdukları kadınlara 3-4 senede bir ulaşıyorlar. Yani 20’lerinde 2-3 kadından bahsediyoruz. Böyle olunca da, bulduklarına yapışmaya meyilli oluyorlar.

Bu bilgiyi nasıl kullanacaksınız. Bazı arkadaşlar, ayrılıktan 3-4 ay sonra piyasaya çıktıklarında, 2-3 kızla görüştüm, aynısını hissetmiyorum diye havlu atıyorlar. Havlu atma sebepleri, 2-3 kızla bir şey hissetmemeleri değil, artık böyle bir hisse bir daha ulaşamayacaklarını düşünmeleri. Oysa dediğim gibi, o his 1 – 1.5 senede bir olacak. Yani ileride de var ama öyle 3-4 ayda karşılaşmayacaksınız.

Birçok erkek de, iki sevgili arasındaki bu 1 – 1.5 senelik boşluğu “bekarım, özgürüm, bir daha bağlanmadan hayatımı yaşayayım” şeklinde olumlu görmek yerine “bitti, bir daha asla olmayacak, onun gibisini bulamam” kaygısı ile dolmaya meyilli. Oysa olumlu görüş gerçeğe daha yakın olan zira benim eski sevgili konusunda görüşme yaptığım ve ilk aradıklarında onu unutamıyorum diyen adamların hemen hemen tamamı, 6 – 12 ay sonra görüşürsek başka bir kadın hakkında konuşmak için arıyorlar. Sizin senaryonuz gerçeklikten çok daha uzak.

Tabii ki burada bizim takipçilerden bahsediyorum. Eğer kendinizi izole eder, sosyal hayattan uzak durur ve reddedilme korkusu yüzünden kadınlara yürüyemezseniz, iki yoğun his dolu ilişki arasındaki süre 3-4 yıl olabilir. Bunu yapmayın. Kendinizi aşamalı olarak depresif bir içe kapanmaya karşı koyacak şekilde zorlayın:

  1. Önce kendi hayatınızda birkaç şeye odaklanmaya zorlayın.
  2. İlk 2-3 haftadan sonra kendinizi aktivite merkezli sosyal hayata zorlayın, eğer zaten böyle bir sosyal hayatınız varsa belki buna biraz daha fazla zaman ayırın. Çoğu erkeğin böyle bir sosyal hayatı yok.
  3. İlk 1-2 aydan sonra kendinizi kadın erkek ilişkilerine zorlayın.

Daha önce birçok yazıda belirttiğim gibi, bunları yapmaya isteğinizin gelmesini beklemeyin. Zira siz önce istek gelecek, sonra yapacağım sansanız da, önce kendinizi bunlara zorlayacaksınız ve sonra istek gelecek.  

Şu uyarıyı da yapayım: Kendinizi yukarıdaki üç adıma zorlamazsanız genelde olan şey, gerçekten uyumlu biri ile karşılaştığınızda, paslanmış, sıkıcı ve renksiz bir yarı depresif erkek olmanız, uzun süreli sosyal, duygusal ve cinsel açlık ile kıza fazla yapışmanız ve o kızın sizi beğenmeyip bırakması. Bu çok acıklı. İlk iki adımla kabuğunuza çekilmeyi engelleyin, üçüncü adımla da ilişki hayatınızda ileri doğru hareket edin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

No contact kuralı tavsiyesi – Acil durumlarda aranacak kişi atanması

Terk edilerek ayrılık durumunda, eski sevgilinize no contact kuralı uygulamanız gerektiğini birçok yazıda dile getirdik. No contact sürecinin zor bir süreç olduğunu biliyoruz ama doğru olan hangi yol kolay ki?

İletişimi kes süreci, eğer eski sevgilinizin geri dönmesini istiyorsanız, ayrılık acısını henüz atlatamadıysanız yani özellikle ilk haftalarında ve aylarında, obsesif kompulsif bozukluğa benziyor.  Eski sevgili zihni takıntılı bir şekilde dolduruyor ve bunun sonucunda kişi kaygı ile doluyor. Sonra bu kaygıyı rahatlatmak için, takıntılı düşüncenin kendisini ittiği şeyi yapıyor ve eski sevgiliye ulaşıyor. Sorun şu ki, bu gerçekten de rahatlatıcı bir şey ama kısa süreli bir rahatlama. Sonrasında büyük oranda hüsrana uğradığı gibi, takıntılı düşünceleri artarak daha kaygılı bir hale geliyor.

Bu eski sevgili ile ilgili takıntılı düşünceler – artan kaygı – eski sevgiliye ulaşarak rahatlama – takıntılı düşüncelerin daha da artması süreci, birçok insana dalgalar halinde geliyor. Bu dalganın tepesinde eğer harekete geçmezlerse, takıntılı düşünce azalıyor ve üç beş dalgadan sonra artık problem olmaktan çıkmaya başlıyor. Fakat bu dalgalara karşı koymak zor. İnsan özellikle kendi başınaysa bunlara karşı koyamayabiliyor.

Benim bu konudaki tavsiyelerimden birisi, güvendiğiniz ve eski sevgilinizle ortak olmayan bir arkadaşınızı ya da akrabanızı, acil durumlarda aranacak biri olarak atamanız. Burada acil durum, eski sevgilinize şiddetli ulaşma arzusunun gelmesi. Bu kişiyle daha önceden sakin kafa ile konuşun ve eski sevgili acil durumunda aramak üzere seni seçtim Pikaçu diye anlatın. Ona, kendisini arayıp da acil durum birader (bu kişi kadın da olabilir ama erkek olması daha iyi) gel beni al, salla, tokatla kendine getir diyeceğinizi söyleyin. Ayrıca ona, “ben ne dersem diyeyim, sen ne düşünürsen düşün, seni aradığımda, beni eski sevgiliye ulaşma kararından vazgeçireceksin tamam mı?” deyin. Filmlerde olur ya, filmin kahramanı insanlara “ben geleceğim ve size şunu şunu diyeceğim ama inanmayın, beni yakalayıp etkisiz hale getirin” der. Aynen öyle. Fight Club filminde anlatıcı Tyler Durden’ı bulmaya çalışırken karakolda polisler ona bunu yapıyordu hatırlarsanız. “Daha önce geldiniz size ne dersem deyim beni etkisiz hale getirin dediniz” diyorlardı. Öyle işte. Bu kısım önemli zira eğer bunu söylemezseniz, eski sevgili acil durum elemanı, gün geldiğinde sizinle gaza gelip, hatta sizi gaza getirip “hacı ara be ne olacak?” durumuna gelebiliyor. Yangını söndüreceğine, yangını körükleyebiliyor.

Bu konuda bir anımı anlatayım. Bu aynı zamanda ayrılık sürecinde, insan beyninin nasıl aptalca oyunlar oynayabileceğine de bir örnek.

Kız arkadaşım, benim evlenmeye niyetim olmadığı için ilişkiyi bitirdi. İnsanlara no contact tavsiyesi veriyorum ama sürecin özellikle başlarda ne kadar zor olduğunu unutmuşum, bu olay bana zorluğu hatırlattı 🙂 Neyse, zor mor ama, kendi tavsiyemi eksiksiz uyguluyorum. Ayrıldıktan kısa bir süre sonra 14 Şubat sevgililer günü geldi. Ben şimdi kızın whatsapp hikayelerine de bakmıyorum ama o küçük yuvarlak fotoğraf var ya, onu görüyorum. Tabii küçük fotodan, asıl fotoğrafın ne olduğunu anlamak çok zor.

14 Şubat hikayesinde böyle iki tane kırmızı, dikdörtgen şeklinde şey, beyaz bir zemin üstünde. Benim yaratıcılıkta sınır tanımayan beynim, bunun bir otelde, sevgililer günü için dekore edilmiş yatak olduğu sonucuna vardı! Kırmızı dikdörtgenler, kırmızı havlular, beyaz zemin de yatak ? Kızın böyle bir şey olsa bile paylaşmayacağı gerçeği tabii ki bu “hayal gücünün” içinde boğuldu gitti. Tabii bir kötü oldum, kıza ulaşıp “tamam ayrılmakta haklısın da bu ne lan?” deme isteği geldi geçmiyor, artarak geliyor. Sonunda dayanamadım ve eski sevgili konusunda aranacak acil durum elemanı olarak atadığım Hank Moody’yi aradım. Durumu anlattım dedim beni tut (Hank Türkiye’de değil o nedenle sanal olarak tutması lazım) .

Hank : “Yuh lan Mahmut Abi. Millete tavsiye veriyorsun senin yaptığına bak!”

Mahmut : “Abi işte verdiğim tavsiyeyi uyguluyorum.”

Hank : “Yahu ben sen sallamazsın diyordum.”

Mahmut : “Ben duygusuz psikopat mıyım len nasıl sallamayacağım? Ama ölene kadar no contact, onda inadım inat.”

Neyse bu arama dalgası geçti. Ben de kızın yeni sevgili bulup 14 Şubat’ta böyle bir hikaye atmış olabileceği gerçeğini (!) sindirdim. Şimdi olayın komik tarafı şu. Biz kızın araması ve benim buluşma teklifim ile görüştük, yeniden bir araya geldik. O ara tabii Instagramlardan da karşılıklı ekleştik ve ben kızın Instagramına baktım. 14 Şubat’ta, whatsapp’ta gördüğüm ufak temsili fotonun aslını gördüm. 14 Şubat’ta şirketi kıza iki kırmızı zarf vermiş (aslında tüm çalışanlara vermiş). Birinci fotoda bu iki zarf kızın masasında duruyor. Evet benim 14 Şubat, otelde kırmızı havlu diye kurguladığım foto 😀 İkinci fotoda da bunlar açılmış, birinde şirketin kutlama notu var, ikincisinde bir küçük alışveriş kredisi.

Birinci ders, eski sevgilinizi stalklamamanız. Tamam, şimdi ben stalklamıyordum ve şansızlığıma geldi ama stalklarsanız böyle bir duruma çok düşersiniz. Gördüğünüz şeylerden, saçma sapan ve genellikle negatif hikayeler yazıp kendinizi kaygıya boğarsınız.

İkinci ders, o yoğun arama dalgası geldiğinde Hank’i aramasam belki kızı da aramayacak iradeyi gösterirdim. Ama bunu test etmenizi tavsiye etmem. Siz bu elemanı atayın ve şiddetli kaygı durumunda kendisini arayın. Mümkünse sizi gelip alsın ve dışarı çıkarsın.

Üçüncü ders de, yoğun kaygı dalgasını atlattığınızda, atlattığınız kaygı dalgası ne kadar şiddetliyse, takıntılı düşüncelere vurduğu darbe o kadar güçlü oluyor. Maalesef bu iş bir dalgada bitmiyor yani birden bir kaygı dalgası atlattıysanız, bir iki kaygı dalgası daha gelecek, buna hazır olun. Ama öyle onlarca dalga atlatmıyorsunuz ve sonrakiler genelde (benim burada anlattığım bir tetikleyici olmadığı sürece) azalan şiddette geliyorlar. Fakat şunu tekrar tekrar söylemek istiyorum: Kaygı dalgalarını iletişimi kes kuralına sadık kalmadan geçirirseniz, geçici rahatlamanın çekiciliğine kapılırsanız, takıntılı düşünceleriniz, kaygı dalgasının gücü oranında şiddetleniyor.

Bitirmeden bir tavsiye daha vermek istiyorum. Aslında bu konuda bir yazı yazıyorum. Uzun süredir konuştuğum kadın ya da erkek danışanlarda gördüğüm bir kalıp var: Terk edilen kişinin, terk edildiği zaman terk eden hariç ne kadar çok sosyal bağlantısı ve uğraşı varsa, terk edilen kişi (1) terk edeni o kadar az ve kısa süre takıntılı bir şekilde istiyor, (2) kaygı dalgalarına o kadar kolay karşı koyuyor, (3) terk eden o kadar çok oranda geri dönüyor ve (4) terk eden hızlı bir şekilde dönmese bile terk edilen o kadar hızlı bir şekilde yeni birini buluyor. Takıntılı bir şekilde arayan, eski sevgiliye ulaşmama veya onu stalklamama konusunda kendini tutamayan, süreci çok daha uzun ve acılı yaşayanların ortak özelliği (genellikle), terk eden kişi ile ortak sosyalleşmesi hariç fazla sosyal hayatı olmaması. Bu ya ilişki esnasında sosyal hayattan aşamalı olarak kopması ile oluyor, ya da zaten öyle bir sosyal hayatı yok. Böyle biri terk edildiğinde sadece ilişkiden değil, sosyal bağlarından da oluyor ve süreci çok kötü geçiriyor.

Bu nedenle önce sosyal hayatınızı geliştirin tavsiyemi tekrar etmek istiyorum. Ve bu sosyal hayatı ilişkide bırakmayın. İş – (spor salonu) – ev yaşayanlar, bizim site gibi sitelerde maskülenite ve oyun öğrenmesine rağmen tek yaptıkları kişisel gelişim robotuna dönmek olanlar, kadın erkek ilişkilerinde başarısız olmaya devam ediyorlar. Aynı şekilde “adam mavi haplı ama kızlarla daha başarılı” diye gösterilen örneklerin çoğuna baktığımda (özel konuşmalarda instagramlarına yönlendirildiğimde mesela) o adamın bana danışandan çok daha sosyal olduğunu görüyorum. Her zaman değil tabii bazen anlaması zor ama çoğu zaman durum bu

Fizyolojik iç çekiş

Stresli olduğumuzda, ciğerlerimizdeki 500 milyon hava keseciklerinden bazıları, sıklaşan ve yüzeyselleşen nefes alış verişimiz nedeniyle büzüşürler. Bu durum, akciğerlerde gaz değişimini sınırlandırır ve kandaki karbondioksit oranını artırır. Bu da bizim daha da rahatsız hissetmemize neden olur.

Fizyolojik iç çekiş, 1930’larda stres ve kaygıyı azalttığı keşfedilen bir nefes alma tekniği. İç çekiş, iki nefes alışın bir arada olduğu ve ardından da uzun bir nefes veriş olan bir nefes kalıbı. Biz bunu bilinçsiz olarak ortalama her 5 dakikada bir ve uykuya dalmadan hemen önce, uyku esnasında ve ağlarken yaparız. İç çekme ciğerin çalışması için çok önemli ve iç çekme olmadan ciğerlerimiz fonksiyonel kalamazlar.

İki nefesi bir arada yaptığımızda, büzüşen alveolar yeniden hava ile şişerler. Bu, akciğerin gaz alışverişi yapan yüzeyini arttırır ve karbondioksitin vücuttan atılışı daha verimli hale gelir. Bu da vücudun daha rahat / rahatlamış hissetmesini sağlar.

Aynı zamanda derin nefes aldığımızda, kalpteki algılayıcılar artan basıncı algılarlar ve sinir sistemi kalbe, kalp atış hızını yavaşlatması komutu gönderir. Bu da rahatlatıcı bir his yaratır.

Fizyolojik iç çekme, 1-3 kez iki nefes alış ve uzun nefes veriş şeklindedir. Bunu bilinçli bir şekilde birkaç kere yaparak, stresin iki belirtisini saniyeler içinde azaltabilirsiniz. Bu yöntemin iyi yanı, zihni kontrol etmek için vücudu kullanması. Zira zihni zihinle kontrol etmek çok daha zordur, eğitim ve pratik gerektirir. Fizyolojik iç çekmenin nasıl yapıldığını şuradaki videodan görebilirsiniz.

Kırmızı alarmları abartmayın

Bizim camiada erkeklere kadın erkek ilişkisi tavsiyesi verirken kırmızı bayraklardan (red flag) çok fazla bahsediliyor. Fakat bu bazen hem anlatanlar hem de dinleyenler tarafından tamamen bağlamdan çıkarılabildiği için, birçok genç erkek bir kadına karşı olması gerekenden çok daha katı ve seçici oluyor ve boşu boşuna birçok kadını eliyor.

Arkadaşlar, sadece görüştüğünüz ve belki de kendisi ile görüşürken başkaları ile görüşeceğiniz kadına, uzun süreli ciddi ilişki kriterleri koyarsanız ya da uzun süreli ilişkinize çocuklarınızın anası olacak kadın kriteri koyarsanız, boşu boşuna yalnız kalabilirsiniz.

Örneğin, bizim camiada kızın birinci önceliği değilsen kızı nextle lafını çok duyuyorum. Bazen yorumlarda veya erkek adam dışında yerlerde bu “bilge” tavsiyeyi çok görüyorum. Arkadaşlar bu kriter, uzun süreli ciddi ilişkiye gireceğiniz kadın için geçerli, henüz Instagram’dan mesajlaştığınız ya da paralel görüştüğünüz kadınlardan biri için değil.

Adam bana  daha önce Instagram’dan mesajlaşıp buluştuğu kızın, bir süre sonra birden ortadan kaybolduğunu, muhtemelen başka bir erkeği seçtiğini söylüyor. Sonra da diyor ki, “abi kız bana ulaşmaya başladı ama ben onu başımdan savdım.” Sebep? “İlk tercihi olmadığım kızla neden buluşacağım?”

Dur bakalım neden buluşacaksın. İyi vakit geçirmek için mesela. Sevişmek için mesela? Belki ciddi olmayan ilişki için (tek eşlisi de dahil). Neden her kızın bir numarası olacaksınız ki? Her kızı bilinçaltında sonsuza kadar mutlu yaşadılar prenses adayınız olarak gördüğünüz için olmasın?

Geçenlerde bir yorumda yazmıştım. Bir arkadaş yorumlara tabak çevirdiğini ve karşılaştığı kızların tabak çevirip durduğunu görünce kadınlardan soğuduğunu, ilişkilik kızın çok az olduğunu yazmıştı. Ben de ona tabak çevirmeyi bir harem oluşturmak gibi pazarlayan guruların olduğunu, bu guruların ya tabak çevirmekten bi haber olduklarını ya da erkeklerin fantezilerine oynamak için yalan söylediklerini yazmıştım. Tabak çevirme modunda olduğunuzda karşınıza daha çok tabak çeviren kızlar çıkar. Siz de onların tabağı olursunuz. Tabak çevirme bir alfanın haremi değil, büyük bir zaman ve mekana yayılmış bir orgydir arkadaşlar. Bu moddayken belli bir kadın tipine maruz kalırsınız ve o kadınlardan genel kadın tahlili yapacaksanız vay sizin halinize. Tabii ki tabak çevirirken karşınıza normal kızlar da çok çıkar ama karşınıza çıkan kızların çoğu bu modda olmayacaktır. Siz artık uzun süreli ilişki lazım dediğiniz yerde karşınıza daha uzun süreli ilişkilik kızlar daha çok çıkmaya başlar.

Bunu anlatma sebebim, eğer sadece uzun süreli, ciddi ilişkim olacak demiyorsanız, sizi ara ara ikinci plana atan ama sonra yine birinci plana alan kızlarla görüşün. Siz onları ısrarla birinci plana çıkmaya çalışana kadar ikinci planda tutun yeter. 21 yaşında 30 adamla yatmış kızla da görüşün, boydan boya dövmesi olan kızla da. “Kırmızı alarm var olmaaaz”, “birinci plana koymadı bileti kesile”, “başkasını da görüyormuş zindana atıla” diye giderseniz boş yere yalnız kalırsınız.

Size tavsiyem uzun süreli ilişkilerinize bile her zaman çocuklarımın anası olacak kadın kriteri koymayın. Biraz hayatın tadını çıkarın. Bu konuda en iyi örneklerden biri, bizim kayıp yazar Hank Moody’nin bir seneye yakın süren bir ilişkisi. Hank 21 yaşında çok güzel, oldukça iyi anlaştığı bir kızla çıkmaya başladı ama ilişkinin ilk 4 ayında kızın pek de sağlam ayak olmadığı ortaya çıktı. Bir kere sadece o yaşta 30 adamla yatmış bir kızdı ve ayrıca sürekli olarak telefonu ile uzağa gidip güya annesiyle konuşuyordu. Hank bu kızla 1 sene kadar çıktı taa ki bu kızın telefon konuşmalarının, aslında başka ülkeye göçmüş erkek arkadaşı ile olduğu ortaya çıkana kadar! Hank kızı orada bıraktı ama zaten hiç fazla ciddiye almadığından bırakması kolay oldu.

Şimdi Hank burada benim ciddi olmayan tek eşli ilişki dediğim bir şey yapıyordu. Kızla sevgiliydi ve tek eşli ilişkideydi. Ama kızı çok ciddiye almıyordu yani bir yerde bu kız patlar diyordu. Günümüzde çoğu erkek, bizim takipçilerimiz bile tek eşli ilişki = ciddi ilişki sanıyor. Oysa tek eşli olup çok ciddi olmayabilirsiniz.

Evet Hank bu kızla tek eşli ilişkideyken kızın bir yerde dürtülerine yenileceğini düşünüyordu ama daha da kötüsü kız Hank’i side chick yapmıştı. Şimdi Hank burada aptal yerine konan kişi mi? Hayır. Aptal yerine konan, maalesef kızın erkek arkadaşı. Hank tek eşli ilişkideyken kız tek eşli ilişkide değilmiş. Gerçi erkek arkadaşı ile sanal ilişkiye düşmüşler ama sonuçta kız iki kişiyi aynı anda idare ediyormuş. Hank bunu öğrendiği zaman kızı bıraktı ama sonuçta bunun olabileceğini bekliyordu.

Şimdi o zaman neden tek eşli ilişkidesin birader diyebilirsiniz. Basit. Yoğun çalışan adam, geçmişte tabak çevirme tecrübesi var, kız her türlü ihtiyacını karşılıyor. Tamam geçici ama o süre boyunca sevgili olursun, gittiği yere kadar gider. Çoğu erkek Hank gibi de değil yani öyle kolay kız da bulamıyor.  Mesela Hank çok hızlı kız bulamayan biri olsa, kızla pek kapılmadan eğlence ve seks dolu bir sene geçirmek mi daha iyi, yoksa kritelere uygun değil diye kızı şutlayıp bir sene yalnız kalmak mı?

Biliyorum bazılarınıza bunu anlamak zor geliyor ama bunun sebebi sevgili kurumunu aşırı ciddiye almanızdan. Aldatma yok, tek eşli ilişki var ama adam bunun çok da sürmeyeceğini biliyor. Eğer bu size garip geliyorsa kafanızın bir yerinde hala sevgiliniz ile happily ever after kafasında olduğuna işaret.

Hank’in yaptığını ben yapar mıydım? Yapardım ve yaptım. Örneğin oldukça “eller havaya” bir kızla kısa süre beraber olmuştum. Kız güzeldi, çok iyi seks ilişkimiz vardı, iyi de anlaşıyorduk. Ama kızla ayrı dünyaların insanı olduğumuzdan ve hayatın bir köşesinde onu unutamamış eski sevgili muhabbeti olduğundan çok da uzun sürmeyeceği belliydi. Sürmedi zaten.

Bakın sadece uzun süreli, ciddi ilişki isterim, başka türlüsü bana uygun değil diyorsanız anlarım. Sadece evleneceğim, ilişki bile bana uygun değil diyorsanız ona da tamam. Ama ciddi veya yarı resmi ilişkiye açık bir adamsanız, özellikle genç bir adamsanız, beraber olduğunuz her kıza çocuklarımın anası olacak kadın kriterleri koymayın. Bırakın kırmızı alarmları olsun, bırakın bazıları ile ikinci planda olun. Siz de onu ikinci veya üçüncü planda tutun, dert değil.

Şimdi hiç alakası yok ama bunu size ilgisi olmayan kızın peşinde koşma bahanesi olarak almayın. Sizi ikinci planda tutan kızı da iki kere reddetti mi nextliyorsunuz. Ama demeye çalıştığım, kız bir iki haftalık flört ve başkasına gitti, o adamla olmadı size geri geldi.  “Almayın gahpeyi, atarlanın” yorumları görüyorum. Sebep ne? Zaten birçok erkek öyle her ay bir kız bulamıyor. Bu tür aşırı kırmızı alarm süzgeci, gereksiz yere bir sürü incel yaratır. Gereksiz yere uzun süre yalnız kalmanıza neden olur.

Başka bir sonucunu da söyleyerek bitireyim. Sadece çocuklarımın anası kriterleri koyarsanız, uzun süre kızlardan uzak kalacağınızdan, kriterlerinize uygun kız karşınıza çıktığında, uzun süre kadınlardan uzak kaldığınızdan onunla iletişiminizde bir sürü gereksiz hata yapabilirsiniz. Özellikle çoğunuz kız arkadaş olmadan sosyal hayattan da izole olduğunuz için, uzun süre izolasyon ile sosyal özürlü hale gelirsiniz.

 

 

 

 

İşleri erteleme hastalığına karşı ne yapmalı?

Bana iş ve öğrencilik hayatı ile ilgili danışanların en çok karşılaştığı problem, işleri erteleme hastalığı. Çoğu insan çoğu zaman bir konuda başarılı olmak ya da bir işi bitirmek için ne yapması gerektiğini biliyor. Ama bu şeyi yapmaktan sanki vebadan kaçıyormuş gibi kaçıyor. Evet sorun çoğu zaman ne yapacağını bilmemek değil, o şeyi yapmamak ve her yapmaya çalıştığında içsel bir direnişle karşılaşmak.

Örneğin sınava hazırlanması gerektiğini bildiği halde, sınava nasıl hazırlandığını bildiği halde, yarın çalışacağım dediği halde aylarca çalışmaya başlayamamış öğrencileri düşünün. Bu öyle rahatsız edici bir şey ki. Özellikle o işi gerçekten yapmak istediklerinde karşılaştıkları güçlü karşı koyma çok enteresan. Sanki içlerinde bir şey kendileri ne hedeflerlerse hedeflesinler, aynı kalmaya ant içmiş ve değişime karşı koyuyor gibi. Zira bu direniş, insanın kendisi için gerçekten iyi olduğunu düşündüğü şeyi yapmak istediğinde güçlü bir şekilde ortaya çıkarken, saatlerce bomboş takıldığında tamamen ortadan kayboluyor.

Ben burada gerçekten biyolojik seviyede direnç gösteren bir sistem olduğunu ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Nöroplastisite yazı dizini okursanız, beynin rutin dışı şeyler yapma, yeni şeyler öğrenme esnasında salgıladığı kimyasallardan birinin buna neden olduğunu hatırlarsınız:

Bunun nedeni ise asetilkolin salgılanmadan hemen önce harekete geçen sistemin stres sistemi olması. Yeni bir şey öğrenmek istediğimizde beyin köküne norepinefrin yani nöradrenalin salgılıyoruz. Bu kimyasal insanın dikkat kesilmesine neden oluyor. Dikkat bir çeşit el feneri gibi bir süre – yol – sonuç dizgisini aydınlatıyor. Bu dikkat zahmetli bir iş ve yetişkin beyni ise eldeki zahmetsiz algoritmaları kolayca değiştirmeye direnç gösteriyor. Ama siz bu acı ve isteksizliğe karşı koyup devam ederseniz beyin direnç gösterse de yeni davranışın veya düşüncenin gerektirdiği sinir hücrelerini değişim için işaretliyor.

Bu bilgi aynı zamanda bize bir şeye başlamanın neden o şeyi yapmaktan daha zor olduğunu da gösteriyor. Yeni bir şeye başlarken beynin salgıladığı norepinefrin ve adrenalin başlangıçta sıkıntı ve isteksizlik hissi yaratıyor.

Aslına bakarsanız işleri ertelemenizin sebebi çoğu zaman tembellik değil. O işleri yaparsanız meydana gelecek değişiklikler beyin için maliyetli. Otomatik programlamayı yıkıp yenilerini kurması gerekiyor. Ama bunun yanında işleri erteleme sebebiniz, sonrasında gelen değişikliklerden korkmanız zira alışılmışın dışına çıkmanız, bilmediğiniz bir bölgeye girmenize neden olur ve risklidir.

Benim burada bahsetmek istediğim konu daha pratik. İşleri erteleme hastalığını nasıl aşarsınız sorusuna cevabım genellikle işin başına otur ve bekle şeklinde oluyor. Mesela bir dökümanı yazmaya başlamayı sürekli erteliyor musunuz? Belli bir zaman başlamayı ve belli bir zaman harcamayı kararlaştırın ve dökümanı açıp başına oturun.  Bir dersi çalışmayı sürekli erteliyor musunuz? Belli bir zaman ve süre belirleyin, dersin kitabını masaya koyup açın ve masaya oturun.

Bunu yaptıktan sonra iki ihtimal var. Birincisi oturduktan kısa bir süre sonra o şeyle uğraşmaya başlayacaksınız. İkinci ihtimal de yine başlayamayacaksınız ve bilgisayarda açılı döküman penceresini arkaya alıp sosyal medyaya gireceksiniz, telefona bakacaksınız ya da kalkıp iş arkadaşlarınızla laflayacaksınız. Öğrenciyseniz masada telefonda mesajlaşmaya başlayacaksınız, belki yatağa uzanacaksınız, belki porno izleyeceksiniz, vs.

Burada ne oluyor? Burada olan şu. O yapacağınız şeyin başına oturduğunuz anda az önce bahsettiğimiz sıkıntı geldi. Siz de o sıkıntının içinden geçmek yerine, sıkıntıyı bastırmak için uyuşturucu almayı tercih ettiniz.

Peki ne yapmalı? Örneğin bu konuda konuştuğum öğrenci arkadaşla şunu yapmasını kararlaştırmıştık.

“Sabah 09:00 – 10:30 arası, sonra 11:30 – 13:00 arası ve sonra 14:00 – 15:30 arası 3 x 1.5 saat yani 4.5 saat çalışacaksın. Bu saatlerde masaya oturacaksın. Telefonun kapalı olacak ve odada olmayacak. Yatak yok, masada olacaksın.

“09:00’da masaya oturacaksın. Bir buçuk saat ya ders çalışacaksın ya da masada oturup o kitaba bakacaksın. Ama ders çalışmıyorsan bile uyuşturuculara kaçmayacaksın. Bırak orada sıkıl. Canın çok sıkılsın. Çalışacak iraden yoksa bile en azından oradan kalkmama iradesi göster.

Hiç çalışmazsan bile 10:30 kalk, çalışmış gibi dinlen ve 11:30 yeniden masadasın her şey aynı. Masaya oturdun mu, %60 – %70 çalışmaya başlarsın. Belki 3-4 gün sadece oturacaksın ama bunu ısrarla yaparsan ve uyuşturuculara kaçmazsan, çok kısa bir süre içerisinde çalışmaya başlıyorsun.”

Şimdi bu yöntemde sıkılmanın önemini sonradan Anna Lembke’den öğrendim. Nöroplastisite 101 kitabında Anna Lembke’nin yer aldığı Bağımlılıklar bölümünün Can sıkıntısı, kaygı, yaratıcılık alt bölümünden:

Çünkü çoğu zaman hem can sıkıntısı hem de yapmam gereken şeylerin stresini hissediyoruz. Yani yapacak bir şey yok sıkıntısından çok, yapacak bir sürü şey var kaygısı hissediyoruz. Kaygı ve can sıkıntısı ele ele giden
hisler mi?

Can sıkıntısı oldukça büyük bir kaygı tetikleyicisi. Fakat can sıkıntısı, modern insanlar için nadir olan bir deneyim zira günümüzde sürekli olarak bir şeylerle dikkatimizi dağıtıyoruz ve bunu yapmak için sonsuz sayıda araca sahibiz.

Sorun şu ki can sıkıntısı oldukça önemli ve gerekli bir deneyim ama korkutucu bir deneyim. Zira can sıkıntısına izin verdiğinizde şimdi ne yapacağım sorusu ile karşılaşıyorsunuz. Bu çok önemli ve gerekli bir deneyim zira bu ruh halindeyken birçok yaratıcı şey ortaya çıkarabiliriz, kendi öncelik ve değerlerimizi gözden geçirebiliriz. “Evet şu an dünyadayım ve hayattayım, peki bu hayatta ne yapacağım?”

Bir döküman yazmanız gerekiyorsa, o dökümanı açın, interneti kapatın ve bilgisayar başında bir buçuk saat o dökümana bakın. Ya o dökümanı çalışacaksınız ya da o dökümana bakacaksınız. Başka bir şey yapmayacaksınız. Orada öyle sıkılacaksınız.

Bugün spor salonuna gitmeyi canınız istemiyorsa, spor salonu için giyineceksiniz ve salona gideceksiniz. Eğer ağırlık kaldırmıyorsanız bile orada salonun kapısında oturacaksınız ve telefonunuza da bakmayacaksınız. Ya ağırlık kaldıracaksınız ya da orada sıkılacaksınız.

Kendi tecrübemden ve birçok başka insanın tecrübesinden gördüğüm, çoğunlukla ilk defada ama eninde sonunda o işin başına kararlaştırdığınız zamanda oturursanız ve sıkılırsanız, o işi yapmaya başlıyorsunuz. Eğer o işin başından(fiziksel ve telefon ya da bilgisayar ekranları yardımıyla sanal olarak)  kalkarsanız, yani can sıkıntısı yaşamazsanız, o işe yumurta kapıya dayananana kadar başlamayacaksınız ya da hiç başlamayacaksınız. Bakın tekrar ediyorum, sıkılmanız, sadece o işle başbaşa kalmanız çok önemli. En azından ekrana ya da masadan uzağa kaçmama iradesi gösterin. Gerisinin kendiliğinden geleceğini göreceksiniz.

Bakın bu hiç de öyle çekici bir yöntem değil. Maalesef kendini geliştirme tavsiyelerinin çoğu, basit bir gerçeği göz ardı ediyor. İşe yarar, insanı geliştiren hemen her iş sıkıcıdır. Aynı zamanda can sıkıntısı hissetmek, bu sıkıntıya maruz kalmak, bu işlere başlamanız için şarttır.  Hayvan beyniniz, anlık zevk ve eğlenceyi hemen her zaman sıkıntı ve kaygıya tercih eder. İnsanın ilkel beynini, insanın gelişmiş beyninin kontrolünden koparak kullanmak için milyarlarca dolar harcayan Instagram veya Youtube varken, orada oturup sıkıcı bir işe odaklanmak çok zor. Bunun tek çözümü, yapmanız gereken işin tüm alternatiflerini, yapmanız gereken zaman süresince ortadan kaldırmak. O işi yapmanın tek alternatifi, o işe bakarak sıkılmak olmalı.

Eğer masaya oturup ders çalışamıyorsanız, en azından masaya oturun. Ama telefonunuz olmadan. O masadan bir buçuk saat kalkmadan. Gündüz düşlerine dalabilirsiniz ama kendinizi gündüz düşünde yakaladığınızda gündüz düşünü bırakın. Sıkılın. Çok sıkılın. O işin başında uykuya dalarsanız bu çok da iyi bir şey değil ve buna karşı koymaya çalışın ama uykuya dalmanız, telefonunuzu açıp instagrama bakmanızdan çok daha iyidir.