Eski sevgilimi ben terk ettim ama hala unutamadım – vaka çalışması

Bugün ele alacağımız vaka çalışmasında, takipçi 1 yıl kadar beraber olduğu kadını terk etmiş. Eski sevgilisi toksik, sürekli olarak saygısızlık yapan, birçok alarm veren bir kadın olduğu için, zor da olsa sonunda doğru olanı yapmış. Sonunda diyorum zira bir yıllık ilişkide kadını 3-4 kere bırakmış ama her seferinde geri almış.

Sorun şu ki, bu toksik ilişkinin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen, terk ettiği eski sevgilsini unutamamış. Takipçi, ismine  Erkan diyelim, çevresinde bir uydu erkek barındıran ve başka erkeklere mavi boncuk dağıtan bir kadın olduğu için kararının doğru olduğunu biliyor ama yine de onu özlüyor. Bu da takipçiyi oldukça şaşırtan bir durum.

Aslında tabi ki Erkan bu kadını değil, bu kadının olmasını istediği fanteziyi özlüyor. Acı çekmesinin ve kızın aklından çıkmamasının nedeni, gerçekliği henüz kabul edememesi.

Burada bir başka sorun da, yeni ve derin bir ilişki ile biten ilişki arasında ortalama olarak 1.5 sene gibi bir sürenin olması. Birçok erkek maalesef hayatında düzenli ve derin bir bağ olan kadını 2-3 ay içinde bulamazsa, paniğe kapılıyor ve sanki hiç bulamayacakmış gibi hissetmeye başlıyor. Bunun sonuçlarından biri de, ilerde derin bir bağ yoksa, eski bağı özlemek oluyor. Bu özlem özellikle, erkek ilişkiyi hayatının merkezi yapıp ilişkisinin dışındaki sosyal hayatını ve uğraşlarını boşladıysa daha şiddetli oluyor. Erkek sadece hayatının merkezi olan bir bağı kaybetmekle kalmıyor, aynı zamanda o bağ hayatından çıkınca, sosyal bir çöl ile başbaşa kalıyor.

Bu nedenle ilişkiniz olduğunda, hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylerden uzaklaşmamalısınız. Ve uzaklaşsanız bile, ilişki bittiğinde, içinizden gelmese bile,  hayatınızı ilginç ve sosyal yapan şeylere devam etmelisiniz.

Neyse, fazla uzattım. Erkan’ın hikayesine bakalım.

Abi merhaba. 6 ay kadar önce, 1 yıllık ve oldukça kaotik olan ilişkimi bitirdim. Ben 29 yaşındayım, eski kız arkadaşım ise 27 yaşında.

Aramızda inanılmaz bir bağ vardı. Hayatımda kimseyle bu kadar iyi vakit geçirmedim. Seks harikaydı. Beni o kadar çok, o kadar yoğun seviyordu ki anlatamam.

Bir şeyi çok açık anlatıyorsun ama zerre farkında değilsin. “Gerçek olamayacak kadar güzelse, gerçek değildir” diye bir laf var. Kullandığın abartı kelimeler, toksik ve manipülatif partnerin aşk bombardımanını tamamen yuttuğuna işaret. Aranızdaki muhtemelen derin bir bağ değil, kaotik ilişkinin iniş çıkışları ile aralıklı pekiştirilen bir bağımlılıktı. Seks bombardımanı zaten belli. Yoğun sevgi sandığın şey de, muhtemelen kaotik ve hedonist yapışkanlıktı.

Toksik aşk bombardımanını, gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar güzel görünen “bağı” olduğu gibi değil de böyle süslü pembe gözlüklerle görürsen, aslında seni manipüle edip kanını emme gibi bir niyeti olmadığından fare kapanına “harika” peynirler koymayan normal bir kadının gerçek sevgisi, sana bayat ve renksiz gelir. Pembe gözlüklerle kendine gerçek diye yutturduğun geçmiş ilişkini özler durursun.

Ama …

Bu harika, inanılmaz, yok böyle bir şey “sevgi” zaten hep “AMA” ile paket olarak gelir.

Problem şu ki, aramızdaki derin aşka ve kimyaya rağmen …

Cinsel azgınlığa ragmen desek daha doğru olur.

balayı aylarından sonra ona olan güvenimi sarsmaya başladı.

Aşk bombardımanı genellikle böyle biter. Cennet bahçesinde yürüdüğünü sanarken, birden ayılır ve kendini bir mayın tarlasının ortasında bulursun.

Aslında rüyadan uyandığında geri dönüp mayın tarlasından çıksan, yine çok hasar almazsın. Ama “bunu düzeltebilirim, gözlerimi kapatıp gül bahçesine dönebilirim” dersen, büyük hasar alırsın.

“Hayır ben bu işi şu abiden ya da şu abiden öğrendim, bu kızı düzeltebilirim!”

Bozuk bir kadını düzeltemezsiniz. Sağlıklı bir kadınla olan ilişkinize yapacağınız yatırım, o kadının daha da iyi olmasını sağlar ama sağlıksız bir kadına yatırım, onun daha da kötü olmasını sağlar.

Onu daha objektif değerlendirmeliydim ama abi ilk aylarda her şey o kadar harika gidiyordu ki!

Paranoyak bir şekilde bir şeylerin kötü gideceği beklentisinde olmanızı tavsiye etmem ama her şeyin harika olduğunu düşündüğünüz anda bunu yakalayıp “bir dakika” demeniz lazım. “Burada bir problem olabilir, gerçek olamayacak kadar güzel ise gerçek olmayabilir”.

Birçok erkek maalesef “ah çok harika, ah mükemmel” diye eriyor ve sonra da aylarca kurtulmaya çalıştıkları şekilde yaralanıyor.

İnsanlar gerçek yüzlerini 3-6 ay kadar saklayabilirler. Yani biriyle beraberliğinizin ilk 3-6 ayında, “dur bakalım bu ne kadar gerçek, ne kadar reklam ya da sahte” şeklinde temkini elden bırakmamalısınız. Kız sonra gerçekten iyi çıkarsa, başlangıçta çok yüksel dürtüsel coşkuların hedonist zevkine tam dalamazsınız ama uzun süreli mutlu olabilirsiniz.

İlişkinin başında önünüzü kış tutun, bırakın yaz gelsin. Çoğu kaygılı bağlanan, sevgi açı erkek, aşk bombardımanı ile önünü bitmeyen yaz sanıyor ve kara kışa toslayınca darmadağın oluyor. Bu konudan, kendimizi kaptırmadan sevemeyecek miyiz yazısında bahsetmiştim.

Sonra, bazı kötü davranışları ortaya çıktı. Bunlar birk ere olan şeyler de değildi, düzenli olarak yaptığı şeylerdi. Mesela eski sevgililerinden konuşuyordu ve birkaç kez gereksiz cinsel ayrıntılara da girdi. Kızdığında bana tehditler, aşağılamalar ile saldırıyordu.

Bu ikisi bile bir kez, geri dönüşsüz ayrılmak için yeterli.

Çevresinde uydu erkek barındırıyordu ve bunlarla sınırlarına zerre dikkat etmiyordu. Bunlardan en samimi olduğu erkeğe, bizim yatak hikayelerimizden bahsetmiş.

Bu kadın bu adamları sadece ilgi kaynağı olarak değil, erkek arkadaşını sopalamak ve hizada tutmak için kullanıyor. Bu çalışır bir taktik olmasa bile, bir kadının bunu yapması, onu kalitesiz ve sevgili yapılmaması gereken bir kadın yapar.

Beni eski sevgilileri ile karşılaştırıyordu ve bunu bazı alanlarda yetersiz olduğumu belirtmek için yapıyordu.

Başlardaki o gerçek olmadığı için gerçek olamayacak kadar harika “aşkın” nedeni tam olarak bu işte. Bulabileceğin en boktan kadınlardan biri, gerçek yüzünü saklamaktan yorulduğunda, o rüya gibi deneyime geri dönme umudu ile üzerine attığı her türlü pisliğe ragmen ilişkide kalman için.

Kızın sonradan yaptıkları da zaten seni sevmediğine, yaptıklarının manipülasyon olduğuna kanıt. Gerçi kişisel algılama, kız sevgi kapasitesi olmayan ve sevmeye değmez bir paçavra, sana özel bir durum değil. Senin burada küçük düşmene neden olan şey, kızı bunlara ragmen seri olarak terk etmemen.

Maalesef suçlandığı zaman refleks olarak kendisini suçlamaya meyilli bir erkeksen, kız arkadaşın seni eski sevgilileri ile karşılaştırıp aşağıladığında, “bu karı malın teki çıktı, seri olarak bırakayım” refleksi göstereceğine, “beni yetersiz görüyorsa yetersizim” demeye başlarsın. Sonra da kendini kıza ispatlamaya çalışırsın.

Normal bir kadın örneğin ona yeterince zaman ayırmıyorsan sana “artık bana çok zaman ayırmıyorsun” gibi bir şey söyler. Arıza bir kadın ise “eski sevgilim hiç böyle yapmazdı” gibi şeyler saçmalar.

Bir süre kadın erkek ilişkileri ile öğrendiklerimi kullanarak, onu düzeltebileceğimi düşündüm.

Hayır, onu düzeltemezsin. Birini düzeltmek veya kurtarmak sizin işiniz değil. Sizin işiniz  uyumlu bir ilişki yaşayabileceğiniz, toksik olmayan birini bulmak ve yolda karşınıza çıkan bu tür toksik kadınları da en hızlı şekilde elemek.

Sorun şu ki, bu tür kadınların oranı daha az olsa da, ilişkilerde dikiş tutturamadıklarından ve büyük bir kısmı da cinsel olarak çok aktif olduğundan, piyasada daha çok bu tür kadınlarla karşılaşacaksınız. Ve eğer aşk bombardımanını yememeyi öğrenmezseniz, arka arkaya toksik ilişkilerde yıllarınızı boşa harcamanız çok kolay.

Ama çabalarıma rağmen bir değişiklik olmadığını görünce, 6. ayımızda onu terk ettim.

Ve kesinlikle de geri dönmemen gerekiyordu.

Defalarca aradı, mesaj attı ve kapıma gelip değişeceği konusunda sözler vererek yalvardı.

Sanırım bir insanın değişmeyeceğinin en önemli göstergelerinden biri, terk edildikten sonra değişeceği konusunda yalvarması.

Bu arada, bir kadın ne kadar çok ağlarsa, ona o kadar az acıyın. Özellikle de böyle kritik ilişki kırılmalarında. Az ağlayana, acısını kendi içinde yaşamaya çalışana acıyın, göstere göstere ağlayana acımayın. Bu konuda bir kadının sizin için çok ağlaması, sizi çok sevdiğini göstermez adlı bir yazı yazmıştım. Bu tür oyuncağını kaybedince “değişeceğim” diye ağlamalar manipülasyondur.

Ama ilişkiye yeniden başladığımızda, eski davranışlarına geri dönüyordu.

Sadece seni ilişkiye çekmek için yalan söylediğini anlıyorsun muhtemelen.

Çok güzel bir kız ve bugüne kadar tüm yaptıkları güzelliği sayesinde yanına kalmış.

Alçak gönüllü olup kendi katkılarını görmezden gelme. Sırf güzel diye yaptığı her şeye rağmen kızı bırakmayan, ödüllendiren senin gibi abazanların sayesinde de. Kız güzel olunca böyle şeylere rağmen bırakmayacak, kendisini sürekli alacak adamlar olduğunu, kıza siz öğretiyorsunuz.

Sonraki 6 ayda terk et – yalvarsın – geri al döngüsüne girdik. Sonunda onu her aldığımda, daha da kötüleştiğini fark ettim.

Adama ne yapsam bırakamıyor diye düşünmesini sağladın. Daha da kötüleşmesi doğal değil mi?

Terk ettiğimde gösterdiği sevgi, ağlamaları ve sözleri geri dönmeme neden oldu.

Bunca zaman sonra bile o gösterdiği şeyin sevgi olmadığını, manipülasyon olduğunu anlamamışsın. Bunca zaman sonra da unutamama sebebin bu. Çok sevildin ve ne olursa olsun çok sevilme deneyimini kaybettin sanıyorsun. Sürekli olarak verilen sözlere inandığın için, kızı geri almasan da masalları gerçek sanmayı kendine öğrettin. Gerçeklikten kopuşun hala devam ediyor ve unutamama sebebin de bu.

Sonunda onu terk ettim ve tüm aramalarını bloke ettim, bana ulaşamamasını sağladım. Bu, bugüne kadar yaptığım en zor şeylerden biriydi.

Bu tür toksik ilişkilerin etkisinin daha kalıcı olma sebeplerinden biri de, aralıklı pekiştirme ile bağımlılık yaratmaları. Senin durumun sadece gerçek olmayan bir mükemmeliği gerçek sanmak değil, aynı zamanda bağımlılık geliştirmen.

Burada en iyisi, bu tür bir ilişkiye girmemek ve girilse bile en kısa sürede ilişkinin ne olduğunu anlayıp çıkmak. Bu nedenle zaten toksik ilişkiler kitabındaki bilgileri toksik ilişkiniz yoksa bile bilmeniz önemli.

Ayrıldıktan sonra kendime odaklandım, işimde ilerledim, yeni arkadaşlar yaptım ve gayet iyi kızlarla görüştüm. Şu an bir kız arkadaşım var ve sosyal olarak çok aktifim.

Fakat bütün bunlara ve aradan geçen onca zamana rağmen, kendimi hala onu düşünürken buluyorum. Onunla yaşadığımız o eğlenceli zamanları, bağı ve aşkı düşünüyorum. Bunlar çok özel şeylerdi.

Bu konuda ne yapabilirim?

Burada gerçekte olan şey şu ki senin özel dediğin bağ, senin boğazına kadar battığın manipülasyondu ve tek taraflıydı. Sen o anlarda büyük bir sevgi ve bağ deneyimlediğine inandın ve bunu yaşadın fakat aranızda bağ ve aşk yoktu. O taraftan sana akan şey manipülasyondu, sen bu zokayı yuttun.

Sen daha o deneyimin yalan olduğunu kabul etme aşamasına gelememişsin. O kızla ilişkin, muhtemelen en az sevildiğin ilişkiydi. Fakat kumar bağımlısının hissettiği o az da olsa büyük kazanma ihtimali seni bağımlı yaptı.

Bu tür aşk bombardımanlarına çoğu erkek düşebilir ama manipülasyon bitip de kızın gerçekte ne olduğu ortaya çıktıktan sonra bile düştüğün tuzağı bağ ve aşk olarak tanımlamak, çocukluktan kalma bir açlık gerektirir. Bence senin bir tarafın kendini hala “o zaman büyük bir aşk yaşadım” yalanıyla doyurmaya muhtaç.

Bakın yanlış anlamayın, büyük bir bağ ve aşk yaşayamazsınız demiyorum. Ama senin anlattığın toksik kızla yaşadığın şeyin, en azından o kız tarafında bağ ve aşk bile olmadığını söylüyorum. Bu tür ilişkilerde en çok duyduğum şey “hiç bu kadar sevilmedim” oluyor. Ve işin trajik yanı, böyle ilişkiler bu adamların hemen hiç sevilmedikleri ilişkiler.

Eğlence kısmına gelirsek, bu kadın gibi kadınlar, sürekli olarak erkeklerle takıldıklarından ve düşüp kalktıklarından, erkeklerle eğlenmeyi, derin muhabbetler etmeyi, normal bir kadına göre çok daha iyi bilirler. Genel olarak erkeklerle çok fazla oranda samimi olan ve ilişki materyali olmayan kadınlar, erkeklerle sınırları olan ve bunları koruyan, ilişkilik kadınlara göre daha eğlenceli, muhabbeti iyi olan kadınlardır. Dayılara bağı bahçeyi sattıran muhabbeti, pohpohlamayı, eğlenceyi evdeki karısının değil pavyondaki pavyon karısının bilmesi gibi.

Erkeklerin de kadınlar gibi bir denge bulması lazım. “Ay biliyorum Aykut serserinin tekiydi, arkamı dönsem aldatıyordu ve bana kötü davranıyordu. Ama onunla yaşadığım o heyecan, o eğlence, o yakınlık! Hele ilişkinin başlarındaki o aşk! Aynısını şu anki sevgilimde bulamıyorum” diyen aptal kadının erkek versiyonu olmayın. Sen maalesef olmuşsun.

Bir başka problemin de, muhtemelen sevgi açlığının sonucu olarak, çok kısa sürede biri ile ilişkiye başlamışsın. Uzun süreli bir bağ kurabileceğin bir ilişki karşına 1.5 senede bir çıkar. 6 ay geçmiş, bir ilişki içindesin ve bu ilişkideki bağ sana bir öncekini unutturmamış. Eski sevgili ile olan yoğın bağı unutman için yoğun sevgi ve bağ içeren bir ilişkiye başlaman gerekli demiyorum. Sadece 4-6 ay sonra bulduğun bir ilişkinin, aceleye getirilmiş, yara bandı bir ilişki olabileceğini söylüyorum. Bu tür yara bandı ilişkiler, yalnız kalıp gerçekleri sindirmekten kaçmanızı sağlarlar ama aynı zamanda sizin “onun gibisi yok” algınızı güçlendirirler.

Zaman bu tür bir ayrılık acısının en büyük ilacı ama sen çok hızlı bir şekilde ilişkiye atlayarak olsun, gerçekliği kabul etmeyerek olsun, bu süreyi çok uzatıyorsun. Yine de bir 6 ay daha geçmeden tamamen aklından çıkma ihtimali yüksek.

Bu deneyimden öğrenmen gereken şey, duygular şelale olunca o duyguların zevkine ve seline kapılmamak. Eğer bu sele kapılmaya karşı koymazsan, bu zevk şelalesini en zirvede yaşarsın ama gerçeklikten koparsın. Partnerini doğru değerlendirememekle kalmaz, onun sonradan sana yaşattığı acılara rağmen ondan kolay kolay kopamazsın. Kopsan bile kendine gelmen kolay olmaz. Karşı koymadığın zevk zirveleri, sonraki dipler ne kadar derin olursa olsun bağımlılık yaratırlar.

Kısacası, öncelikle bu kızla ilişkini neredeyse kutsal bir bağ ve sevgi olarak tanımlamayı bırak. Erkeklerle düşüp kalkmaktan hangi erkeğin hangi zayıflığını kullanacağını, hangi erkek egosunun ağzına hangi balı çalacağını çok iyi bilen bir kadının, tam senin ağzına göre çaldığı manipülasyonu aşk ve bağ sandın.

İkincisi, bu kadar hızlı bir şekilde ilişkiye atlamayı bırak. Şu an beraber olduğun kızla sırf rebound yapıyorsan kızı bırak mesela. Ama kızla rebound değilsen, gerçekten iyi bir ilişki ise bırakma.

Üçüncüsü, zamana bırak. Bir toksik ilişkide kalmaya ne kadar çok ısrar edersen, o ilişki sonrası kendine gelmen o kadar uzun sürer.

Dördüncüsü, bird aha kendine hakim ol ve zevk şelalesine kapılma. Eğer bu ilişkide bunu yapsaydın, şu ana kadar 3 tur unutmuş olurdun.

Beşincisi, bu tür bir açlık terapinin faydalı olabileceği bir zayıflığa işaret. Bu konuda terapi alabilirsin. Bu kızı bırakabilmen o kadar da zayıf olmadığına işaret zira gerçekten zayıf adamlar terk edilene kadar bırakamıyorlar ama terapiden sen de faydanabilirsin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Bir kadın ve bir erkek arkadaş olabilir mi? Kadın erkek arkadaşlığı mı, friendzone mu?

Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları Kitap Seti ile tanıdığınız Dr.K’nin son yayınlarından birinin çevirisi.

Bugün, internette en çok geyiği yapılan favori konulardan birini konuşacağız. Kadın erkek arkadaşlığını, daha doğrusu “bir kadın ve bir erkek arkadaş olabilir mi?” sorusunu ele alacağız.

Şimdi, ben bir kadın ve bir erkek arkadaş olabilir diye düşünüyorum. Bir kadın ve bir erkek arkadaş olabilirler ama bu, hepimize öğretilmeyen bir yetenek seti gerektirir.

Bunun yanında diğer uçta da, bir kadın ve bir erkek arkadaş olamaz diyenler var. Bu gruba göre kadın ve erkek arasında her zaman bir çeşit çekim olur ve bu da belli riskler taşır.

Hepiniz şu senaryoyu duymuş, birçoğunuz da yaşamışsınızdır. Biriyle ilişkiye başlarsınız, bu kişinin karşı cinsten bir arkadaşı ya da arkadaşları vardır ve bu arkadaş sizi endişelendirir. İlişkinize “bu arkadaşın senden gizli gizli hoşlanıyor olabilir” dersiniz ama sevgiliniz “hayır, asla, o benim arkadaşım”, “biz yıllardır arkadaşız”, “aramızda bir şey olamaz” der. Sonra bu insanlar ilişkiniz biter ve 3 ay belki 6 ay geçer. Ve tahmin ettiğiniz gibi, eski sevgilinizin bu “arkadaş” ile çıkmaya başladığını öğrenirsiniz.

Korkutucu olan şu ki, bir kadın ve bir erkek arkadaş olamaz düşüncesinin de doğruluk payı var. Bu nedenle “bir kadınla bir erkek arkadaş olabilir mi?” sorusunu ele alırken, bu iki değişik düşünceyi de ele alacağız.

Peki, arkadaşlık nedir? Platonik arkadaşlık neye benzer? Ve friendzone’da uzun süre geçirdikten sonra sevgili olan insanların olayı ne?

Şimdi önce kadın ve erkek arkadaş olabilir diyen tarafla başlayalım. Evet, kadın ve erkek arkadaş olabilir ama bu, herkesin sahip olmadığı bir yetenek setini gerektirir.

Bazı insanlar, karşı cinsten arkadaşlığı düzgün bir şekilde yürütebilen ve bu konuda iyi davranış kalıplarına sahip ebeveynlerle büyürler. Örneğin, yakın erkek arkadaşları olan bir anne ile ya da yakın kadın arkadaşları olan bir baba ile büyüdüyseniz, kadın erkek arkadaşlığı konusunda ebeveynlerinizin kullandığı yetenekleri içselleştirme ihtimaliniz yüksek.

Bu yetenekler oldukça belli belirsiz davranışlar olabilirler. Örneğin annenizin yakın kadın ve erkek arkadaşları olabilir ama kadın arkadaşlarına dokunurken, arkadaşı olan erkeklere dokunmayabilir. Kadın erkek arkadaşlığında, bu tür belli belirsiz sınırlar mevcuttur ve bu sınırların belli belirsiz olması, bazı insanların bunları uygulamakta hiç zorlanmamasına rağmen bazı insanların neden çok zorlandığını açıklar. Çünkü bu sınırlar konusunda birçok şeyin kişi büyürken kişiliğine işlenmesi gerekir.

Peki nedir bu yetenekler? Bunlardan en önemlisi, duygusal düzenleme kabiliyeti.

Biz duygularını düzenleyebilme, yönetebilme kabiliyetinden sıklıkla bahsediyoruz. Şimdi gelin, duygusal düzenleme / yönetim kabiliyeti derken neyi kastettiğimizi anlayalım.

Bir kadın ve bir erkek arkadaş olamaz diyenlerin argümanı nedir? Eninde sonunda, bir tarafın diğer tarafa karşı duygu beslemeye başlayacağı değil mi? Bir süre sonra bir taraf, diğer taraftan hoşlanmaya başlayacak ve belki de aşık olacak.

Şimdi, eğer birine aşık olursanız, bu konuda yapabileceğiniz alternatif şeyler neler? İşte tam burada duygularınızı yönetebilme kabiliyeti devreye giriyor.

Aşk da, sevgi de bir duygu değil mi? Özünde, çoğunlukla bir duygu. Bir duygu olan  öfkenizi kontrol edebiliyorsunuz, öfkenize yenilmeyebiliyorsunuz ve öfkenizi söndürebiliyorsunuz. Birine öfkeleniyorsunuz ve “dik duracağım ve sakin kalacağım, onun seviyesine inmeyeceğim” diyebiliyorsunuz.

Çok üzgün hissetmenize, depresif olmanıza ve yataktan çıkmak istememenize rağmen, bu duyguyu yönetebiliyorsunuz ve yataktan kalkıp işe gidebiliyorsunuz. Öfke, üzüntü, yorgunluk gibi duyguların hayatınızı yönetmesine izin vermeyebiliyorsunuz.

Peki neden aşkı kontrol etmeyesiniz? Neden aşkın hayatınızı yönetmesine izin vermeyesiniz ve birine olan aşkınızı kontrol edip yok etmeyesiniz? Aşkın da bu duygulardan farkı yok ki!

Herkes üzüntü duygusunun yönetilmesi gerektiği fikrini destekliyor. Utanç hissettiğinde, bu duygudan kurtulması gerektiğini biliyor. Öz değeri düşük ise, öz değer kazanması gerektiğini biliyor. Bu duyguların yönetilmesi ve düzenlenmesi ile ilgili teknikler öğrenip uygulamaya çalışıyor.

Ama iş aşka geldiğinde, romantik sevgiye geldiğinde, bu duygunun da yönetilmesi, düzenlenmesi gereken bir şey olduğunu düşünmüyoruz. Bu duygunun yönetilebileceğini ve düzenlenebileceğini, gerekirse kontrol edilip söndürülebileceğini bile bilmiyoruz.

Oysa öfkeyi nasıl yönetip artık sizi kontrol edemeyecek hale getirebiliyorsanız, romantik sevgiyi de yönetip artık sizi kontrol edemeyecek hale getirebilirsiniz.

Peki birine karşı duygular beslemeye başlarsanız, bu duyguları nasıl yönetirsiniz? Bazı insanlar kendilerini geri çekerler ve uzaklaşırlar. Bu sağlıklı bir duygu yönetim stratejisi olabilir çünkü uzak durarak duyguları yönetebiliriz.

Bir diğer önemli yetenek de, konuşma yeteneği. Bir arkadaşınıza duygu beslemeye başladığınızda, ona “sana karşı bir şeyler hissetmeye başladım” diyebilirsiniz. Bunu bir itiraf gibi söylemeyebilirsiniz ki burası önemli. Birçok insan arkadaşına aşık olduğunda, bunu ona söylerken “aşkını itiraf” eder ve bu berbat bir harekettir.

Bu konuşmayı daha doğru şekilde yapabilirsiniz. Örneğin “sana karşı duygu beslemeye başladım ve senin de aynı hissedip hissetmediğini merak ediyorum. Arkadaş olarak, bu konuda ne yapabiliriz?” diyebilirsiniz. Burada arkadaşınıza “ben seninle ilişki istiyorum” demiyorsunuz ki bu da bir başka temel yetenektir. Eğer birine karşı duygu beslemeye başlarsanız, bu duyguların sizi yönelttiği yönde gitmek zorunda değilsiniz. Cinsel olarak azdığınızda, otomatik olarak bu duyguyu gidermeye çalışmıyorsunuz değil mi? 

Karşı cinsle arkadaşlık konusunda başarısız insanlarda gördüğüm ortak problem, konuşma kabiliyetlerinin kısıtlı olması. Bir yandan da duygularını düzenleme yetenekleri kısıtlı. Bu insanlar birine bir şey hissettiklerinde, bu duyguların kendilerini yönlendirdiği yolda gitmeleri gerektiğini sanıyorlar. 

Burada bir başka problem de birçok insanın “bir kere aşık oldum mu, hep aşık kalacağım” sanması. Duyguları büyüyecek, büyüyecek ve büyüyecek sanıyorlar. Bunun bir işkenceye dönüşeceği sonucuna varıp, ilişkiyi sonlandırıyorlar. Bunu yapabilirsiniz ama duygularla ilgili anlamanız gereken şeylerden biri de, duyguların zamanla denge noktasına geldikleri. 

İnsanlar aşık olurlar ve sonra aşkları biter. Bu en az aşık kalmak kadar yaygın bir şey. Ortalama bir insanın birden fazla sevgilisi oluyor. Yani bir insana karşı bir kimya hissediyorlar ve bu bir süre devam ettikten sonra bitiyor. Evliliklerin de %40-45 kadarı boşanma ile bitiyor.

Yani birine karşı duygu beslemeye başlamanız, o duyguların sürekli olacakları anlamına gelmiyor. Ve bu duygular yönetilebilirler. Bu duyguları yönetmek için yapabileceğiniz birçok şey var.

 Bunun yanında araştırmaların bize gösterdiği, birine karşı bir şeyler hissediyorsanız, bu hisleri devam ettirmeniz için, yatırım yapmanız gerektiği. Aşkın ilk seviyesi bol dopamin tarafından yönetiliyor. Onun yanında olmak bile çok heyecan veriyor ve insana kendini iyi hissettiriyor. Ama bu dopamin şelalesi bir yerde bitiyor ve 20 senelik, 30 senelik ilişkiler için dopaminden daha farklı şeyler gerekli.

Uzun süreli ilişki için, dopamin aşkından fazlasına, oksitosin aşkına yani bir bağlanma/bağ hissine ihtiyaç var. Bunların yanında fedakarlık, beraber plan yapmak, birlikte yaşamak, çocuk yetiştirmek, beraber iş kurmak gibi aktiviteleri içeren başka aşk çeşitleri de var. Aşkın çeşitlerinin yanında, romantik ve cinsel çekimin de değişik evreleri var.

Sonuçta aşk da diğer duygular gibi başlıyor, gelişiyor ve sonra sönüyor. 

Peki bir arkadaşınızdan hoşlanıyorsanız, sınırları nasıl korursunuz? Bir arkadaşınızdan hoşlanmaya başlarsanız, o duyguları yeşertecek davranışlardan kaçınabilirsiniz.  Örneğin bu kişi ile başbaşa geçirdiğiniz zamanı sınırlandırabilirsiniz. Akşam yemeğ yerine öğle yemeğinde buluşabilirsiniz. Eğer akşam yemeği yiyecekseniz, fazla içki içmekten kaçınabilirsiniz. Zaten genel olarak hoşlandığınız kişi ile beraberken, fazla içki içmekten kaçınmalısınız.

Bu konuda yapabileceğiniz bir başka şey de, arkadaşlığın içine partnerlerinizi ve çocuklarınızı koymanız. Yani buluşmalara partnerlerin de gelmesi. Böylece daha başından, arkadaşınıza karşı bir şey hissetmekten korunmuş olursunuz.

Şimdi bir kadın ile bir erkek arkadaş olamaz diyen tarafa gelelim. Birçok insanın erkek arkadaşı ya da kız arkadaşının “kıllanman yersiz o benim arkadaşım” dediği ve kıllanmanız gerektiğini gayet iyi bildiğiniz arkadaşlıklara gelelim.

Online tanışmalar dışında kalan organik ilişkilerin %70 kadarı, önce arkadaş olarak başlıyorlar. Bu ilişkiler başlamadan önce geçen arkadaşlık süresi ise ortalama 22 ay. Yani online tanışma dışında tanışan çiftlerin üçte ikisi, sevgili olmadan önce yaklaşık 2 yıl boyunca arkadaşlık ilişkisi içinde oluyorlar.

Peki bu nasıl oluyor ve bunun friendzone ile bağlantısı ne? Organik olarak başlayan ilişkilerin %70 kadarının 2 senelik arkadaşlıktan sonra başladığını öğrenmek, friendzone konusunda hassas insanları tetiklemiş olmalı.

Birçok insan “friendzone berbat bir yer” diyor. “Romantik ilgini hemen belli et ki friendzone diyarına atılma” diyor. Eğer birinden hoşlanıyorsanız “ya sevgili zone ya hiç” diyor. 

Peki bu durumda çoğu ilişkinin arkadaşlıktan başladığı gerçeğini nasıl ele alacağız? Bunun için biyoloji araştırmalarına bakmamız gerekiyor.

Kar leoparı gibi hayvanlara bakarsanız, eş seçme davranışlarının çok da karmaşık olmadığını görürsünüz. Kar leoparları tek başına yaşayan hayvanlardır. Dişi bir kar leoparı, 365 günün birkaç günü kızışır ve bu birkaç gün boyunca bir erkek, bir dişi arar. Bu çift çiftleşir ve sonra kendi yollarına giderler ve bu süreç daha çok ilkel dürtüler tarafından yönetilir.

Ama insanların hayvanlara göre çok daha gelişmiş bir zihni ve psikolojisi var. Bunlar çocukluğumuzdaki deneyimler, kültür, travmatik deneyimler, geçmiş ilişkiler ve medya tarafından şekillendiriliyorlar, Ayrıca insanlarda çok büyük bir genetik çeşitlilik de mevcut.

Yani şimdi ele alacağımız eş seçme ve çiftleşme mekanizmaları oldukça ilginç ve genel olsa da, her kadının ve her erkeğin burada bahsedilecek şekilde davranmadığını hatırlatmak isterim. Biyoloji bilimi büyük bir nüfus içindeki eğilimleri gösteriyor ama bireysel seviyede çok geniş bir yelpazede çeşitlilik ile karşılaşabiliyorsunuz.

Modern zamanlardan önce yaşayan bir erkek düşünün. Bir kadına karşı çekim duyuyor ve o kadın da erkeğe bazı sinyaller gönderiyor. Ama bu sinyaller kadının erkeğe çekim duyup duymadığını tam olarak göstermiyorlar.

Atalarımız zamanında yaşayan bir erkeğin zihni şöyle çalışıyor: “bu kadın benimle ilgileniyorsa ve ben bu sinyalleri gerçekte olduğundan daha olumsuz şekilde değerlendirirsem, bir fırsat kaçırırım. Eşleşme fırsatı kaçırmam benim çocuk yapamaman demek olabilir yani fırsat maliyeti yüksek”.

İlkel erkek beyni, bu nedenle sinyalleri olduğundan daha iyi görmeye meyilli. Yani kadının ilgilenip ilgilenmediği tam belli değilse, ilkel erkek beyni bu sinyalleri “ilgileniyor” olarak değerlendirmeye meyilli.

İlkel erkek beyni için erkek eğer ilgilenmeyen bir kadına yürür ve kadının kendisi ile ilgilenmediğini anlarsa, bunun maliyeti çok yüksek değil. Tabi böyle bir durumda maliyet, modern erkek beyni için oldukça yüksek çünkü yanlış anlama iş yerinde sorun yaratabilir ya da erkeğin kendisini çok kötü hissetmesine neden olabilir. Ama ilkel erkek beyninden bahsediyoruz.

İlkel erkek beyni için kadının kendisine gönderdiği belirsiz sinyali yanlışlıkla negatif olarak değerlendirmenin maliyeti çok yüksek iken, yanlışlıkla pozitif olarak değerlendirmenin maliyeti çok düşük. Yani hata yönetimi teorisi açısından, erkeklerin kendilerine yönelen kadın ilgisini abartmaya meyilli olduğunu söyleyebiliriz.

İlkel kadın beyni için ise olay tam tersi. Kadın eğer bir erkeğin kendisine gönderdiği sinyalleri abartırsa, o erkekle eşleştikten ve hamile kaldıktan sonra erkeğin bırakma riski artar ve bunun maliyeti (eşi olmayan anne) çok yüksek.

Bunun sonuçlarını kadınların ve erkeklerin ilişkiler konusunda şikayetlerinde de görebiliyorsunuz. Kadınlar “ben arkadaşız diye düşündüm ama adam ilişki istiyormuş” şeklinde şikayet ederlerken, erkekler “ben flört ediyoruz sanıyordum ama kadın beni arkadaş olarak görüyormuş” diye şikayet ediyor.

Peki bu dinamik ile, çoğu ilişkinin aylar süren arkadaşlıktan sonra başladığı gerçeği ile nasıl bağdaşıyor?

Öncelikle, arkadaşlıktan sevgililiğe dönen ilişkilerin büyük bir avantajı var: bu insanı yıllardır tanıyor oluyorsunuz. Sizin için doğru biri mi, yanlış biri mi olduğunu az çok biliyorsunuz, en azından yeni tanıdığınız birine göre çok daha güvenilir şekilde biliyorsunuz.

Burada asıl soru, bir arkadaşlıktan ilişkiye geçilip geçilmeyeceğini neyin belirlediği. Bu aslında friendzone alanında birgün sevgili olacağı günü bekleyen birçok insanı hüsrana uğratacak bir faktör ve friendzone olan insanlar bu faktörün farkında bile değiller.

Nedir bu faktör?

 Arkadaşlıktan ilişkiye geçen ilişkiler üzerinde yapılan araştırmalar bize şunu gösteriyor: bu tür ilişkilerde çiftler, daha başından itibaren birbirlerini sevgili olunabilecek biri olarak görüyorlar. Daha başından gizli gizli hoşlanmaktan bahsetmiyorum. Sevgili olunsa olunabilecek biri olarak görüyorlar. Daha doğru bir deyişle, çekici olarak görüyorlar.

Araştırmaların gösterdiği bir başka şey de, bir insan eğer sizi potansiyel bir partner olarak görmüyorsa, bu insanın fikrini değiştirmek için yapabileceğiniz çok fazla şeyin olmadığı. Yani bu durumda bir arkadaştan sevgili yapma ihtimaliniz çok düşük.

Friendzone diyarında acı çeken kitlelerin hatası, “ben bu insandan hoşlanıyorum, bu insan benden hoşlanmıyor ama bu insanla olan ilişkime duygusal, finansal yatırım yaparak, ona zaman ve kaynak harcayarak, onun benden hoşlanmasını sağlayabilirim” diye düşünmek. Burada bir “arkadaşın” diğer “arkadaşın” kendisinden hoşlanması için niyetli çaba göstermesi var. Ama arkadaştan ilişkiye giden çiftlerde olay böyle gelişmiyor. Bu çiftler daha arkadaşken birbirlerinin ilişkide aradığı şeyler listesini doğal olarak karşılıyorlar.

Yani bir insan ile olan ilişkinize yatırım yaparak o insanın sizden hoşlanmasını sağlama ihtimaliniz çok düşük ama maalesef ilişkiler konusunda verilen tavsiyelerin çoğu aynen bunu tavsiye ediyor.

Burada çalışır tavsiye, kişinin arkadaşının duygularını değiştirmek için arkadaşı ile olan ilişkisine değil, kendisini daha çekici biri yapmak için kendisine yatırım yapması. Yani arkadaşlıktan ilişkiye giden yol, karşınızdaki insanın sizden hoşlanmasını sağlamaya çalışmak değil, genel olarak daha çekici biri olmaya çalışmak.

3 yıldır tanıdığı ve gizli gizli hoşlandığı bir kızı arzulayan erkek, o kıza zamanını yatırıyor, hediyeler alıyor, onun dertlerini dinliyor, ona duygusal ve belki finansal destek oluyor. Ve sonunda friendzone’dan sadece arka kapıdan çıkabiliyor. Bu erkek, ilişkiye değil kendisini daha çekici birine dönüştürmeye yatırım yapmalı. Fiziksel olarak daha çekici olmaya, daha hırslı ve hedefleri olan biri olmaya, daha iyi giyinmeye, kişisel bakıma, duygusal regülasyona, daha iyi kokmaya, vs. yatırım yapması lazım. “Onun beni sevmesi için ne yapmalıyım?” zihin yapısını, “nasıl daha çekici biri olurum?” zihin yapısına çevirmesi lazım.

Kaynak: Can Men & Women Be Friends?

Sizden gelen sorular – Ağustos 2026

Soru #1: Buluşmalar gayet güzel ama mesajlaşma kötü. Friendzone mu?

Mahmut abi selamlar.

Kızla buluştuğunuzda gayet güzel zaman geçiriyoruz ama ayrıldıktan sonra mesajlaşma çok nadir oluyor. Bazen bahsettiğin şekilde yoklama çekiyorum gayet ilgili bir konuşma dönüyor sonra bir noktada (10 dakika civarı) cevap vermeyi bırakıyor ve 2-3 gün konuşmuyoruz.

Kız sana o kadar da meraklı değil demek ki. Bu durumda kadınlaşıp mesajlaşmıyoruz diye kaygılanacağına, kızla buluşmaların sandığın kadar iyi olmadığını anlayıp kızı hak ettiği seviyeye indirmen lazım.

Buluşmalar nereye gidiyor? 5 kere buluşup da bir kere fizikselleşmediyseniz, kızın sana ulaşma sıklığına da bakarsak, kızın sen arkadaşısın ve buluşmalar senin istediğin yöne gitmiyor.

Bu 2-3 gün içinde de aramızda sohbeti geçen şeylerle ilgili twitterda instagramda gördüğü paylaşımları falan atıyor ama muhabbet etmek amaçlı değil.

Şu an buluşma teklif etsem muhtemelen gelir ama işi bir ileri boyuta taşımak için az da olsa mesajlaşmak/telefon görüşmeleri olması gerekmiyor mu? 

İş buluşmalarda ileri taşınır. Ama buluşmaların ileri boyuta geçmemesi ve kızın seninle mesajlaşma şekli, friendzone içinde olduğuna işaret.

Bu şekilde devam edersem arkadaşlığa kayacağını düşünüyorum belki çoktan kaymıştır bile.

Çoktan kaymış.

Açıkça ilişki istediğimi de söylemek istemiyorum bunu birkaç sinyalle gösterdim zaten ama en güçlü sinyal fiziksel temas sanırım bu noktada.

Bir kız seni ilişki için istemiyorsa, senin o kızı ilişki için istiyor olmanın bir önemi yok.

Fiziksel temas için kızdan bir sinyal beklemem gerekiyor mu yoksa insiyatif alıp yapmalı mıyım? Teşekkürler.

Kızla 5 kere buluştunuz ve buluşmada bir şey çıkmıyorsa, yapman gereken hamle kızı bırakmak. Kız tabi arkadaş olarak görüşmek isteyebilir ama o zaman da başından kibarca savarsın.

Eğer 5 buluşma olmadıysa istersen 5 buluşmaya tamamla. Ama kızda pek sevgili isteği yok. Senin inisiyatif alıp yapmak istediğin şeyler de kızın seninle sevgili olmak istememesinde ne kadar haklı olduğunu ispatlar, başka işe yaramaz.

***
Duyuru:
YouTube katıla ya da Patreon’a üye olamayanlar için üyelik imkanı
***

Soru #2: Neden sıcak yaklaşıp sonra reddetti?

Mahmut Abi, sana yaşadığım bir olayı anlatıp bununla ilgili bir şey sormak istiyorum.

KPSS sınavı için Antalya’dan memlekete gitmek üzere otogara gittim. Orda bir kız gördüm ve hoşuma gittiği için konuşmak istedim. Girişi nasıl yapayım diye düşünürken gidip kıza “Merhaba, eğer hâlâ burdaysanız lavaboya gidip geleceğim. Çantam sizde kalsa olur mu” dedim. O da “tabii” dedi. 

Gittim geldim teşekkür ettim sonra kıza telefon geldi. Kız otobüs peronuna gitti gidip birkaç dk daha analiz ettikten sonra kızın yalnız olduğundan emin olup konuşmayı sürdürmek istedim. Öksürdüğünü fark edip 2 çay alıp gittim. “Az önce çantayı sana emanet ettim,sanırım üşütmüşsün”deyip çayı verdim. 

Sohbet ederken şu anda çalıştığı otelin benim eski iş yerim olduğunu öğrenince baya sohbet ettik. Otobüsünün gitmesine az kala “seninle nasıl iletişim de olacağız,numaranı versene” dedim. Kız gülerek yeni tanıştığım birine numaramı veremem deyip reddetti. Ama istersen instagram veririm dedi. Bende kabul ettim ekledik birbirimizi. 

Numara vermediğinde instagram alabilirsin ama instagram genellikle sonra başımdan savarım nasıl olsa diye verilen bir şey. Çok bir beklentin olmasın.

Ardından ben kıza yazdım biraz sohbetten sonra kız ona baktığımı fark ettiğini çantanın aslında bahane olduğunu söyledi. Bende dürüstçe kabul edip doğru ilgimi çektin dedim. Zaten peşimden geleceğini biliyordum öyle izlenim verdin dedi. En son sanırım benden hoşlandın dedi bende yani hoş kızsın vs tanışmak istedim dedim. Peki sen ne düşündün hakkımda dedim(sanırım sorulmayacak soruydu)

Evet sormaman lazımdı. Ayrıca bu konuyu açıp büyüyü bozması, muhtemelen reddedeceğine işaret.

Yani hoşsun kibarca davrandın ama ben kimseden hoşlanmam vs dedi.

Senden o şekilde hoşlanmadım demek istemiş.

Bir kere daha buna benzer bir şey yazıp reddettikten sonra yazmamaya karar verdim. Bu akşam yürüyüşe çıkınca tesadüfen o kızın başka bir çocukla bir kamelyada oturduğunu fark edip moralim bozuldu.

Kızı tanımıyorsun, bir tarihçeniz yok. Umarım kadınların size direkt “senden hoşlanmadım” demek yerine “ben kimseden hoşlanmam” demesini ciddiye almıyorsunuz. Sana “kimseyle ilişki düşünmüyorum” diyen kız ertesi gün hoşlandığı biri ile karşılaşır ve sevgili olur.

Şimdi sorum şu; kız gerçekten rahatsız olsa neden onunla konuşmaya çalıştığımı fark ettiği halde sıcak karşılayıp konuştu?

Ne güzel işte, neden konuşmasın? Yani medeni bir şekilde yaklaşıp konuşuyorsun, neden illa surat yapsın, soğuk yapsın? Bunu da “duygularımla oynadı” gibi saçma sapan bir şeye çevirmezsin umarım.

Kendi instagramini vermeyi teklif edip ardından böyle bir şey dedi?

Kadınlar sizi suratınıza karşı reddetmekten çekinebilirler.

***
Duyuru:
Patreon üyelerine özel chat alanı
***

Soru #3: Eski sevgilinin ayrıldıktan sonra istemediğim şeyleri yapması, bana gönderme mi?

Ayrılmadan önce etek giymesi instagramda kendini paylaşması falan yasaktı. Ayrildiktan sonra wp ye bile etekli foto koymuş bir sürü insan eklemiş. 1 buçuk yıllık bir ilişkiydi, 5 ay olmuştur no contactte merak evresini geçtim ve rahatlama evresindeyim. Dönüp dönmemesi bir şey ifade etmiyor ama yasak olan şeyleri yapıp gözüme sokmaya çalışma nedeni nedir merak ettim sadece?

Dönüp dönmemesi bir şey ifade etmiyor diyen birinin bu soruyu sorması absürt ama umarım dediğin gibidir. Çünkü o da zaten sana ve ilişkiye dönmeyi zerre düşünmediği için istediği gibi giyiniyor. Senin gözüne bir şey sokmaya çalıştığı hatta sana özel bir şey yaptığı falan yok.

Bir insanın sizi tamamen unuttuğunu görmek yerine, sizi dikkate alarak kötü bir şey yaptığı fantezisi kurmanız bilinen bir başa çıkma mekanizması ama zararlı bir başa çıkma mekanizması.

Kısacası kızın bunları yapması, seni aşıp ileri gittiğini ve geri dönmeyeceğini gösteriyor. Sana ulaşmadığı sürece ki o ihtimal düşük, bu bilgi geçerli.

Ayrıca, giyim veya sosyal hayat konusunda size uymayan bir kızı kısıtladığınızda, o kısıtlanması genellikle ilişki boyunca sürer, kız ilişki bitince eskiye döner. Hatta birçok senaryoda, ilişkide sorun çıkıp aranız soğuduğunda eskiye döner. “Abi benim için mini etek giymeyi sorunsuz ve istekle bırakmıştı, kavga ettik ve Instagram’a hemen mini etekli fotoğraf atmış” gibi yakınmaları çok duyuyorum.

Bu arada hiçbir şekilde stalklamasan iyi ederdin.

Soru #4: Oğlumu narsist ilişkisinden nasıl kurtarırım?

Bir erkek evladı annesi olarak, Narsist veya sınırda kişilik bozukluğu gibi sorunları olan kadınlar yayınınızı izlerken kalbimden ağladım. 1.5 yıldır anlar mı bizim gördüğümüzü görür mü dedik ama yok. Hep biz ailesi olarak suçlu olduk.

Ailesi olarak arkasında duralım kendisini yalnız hissetmesin dedik yine bizden uzak .Aklı başında dediğimiz oğlumuz sürekli suçlu hissediyor kendini .Neler yaşadığımızı detaylı yazmak niyetinde değilim gücüm de yok artık ayrıl demiyoruz. O bitti demeden bitmez biliyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum. Annelere de yönelik tavsiye verin ne olur. Anlattıklarınızın hepsi doğru farkında ama suç ondaymis sorun çıkmasın diye rahatsız olduğu hiç birşeyde açıkça konuşmamış ondan bu durumdaymis 🥺

Bu konuda Narsistin Partnerini Ailesinden Koparması diye bir yazı ve yayınımız var. Ama pek de duymak istemeyeceklerinizi söyleyen bir yazı:

“Bir terapistin yardımı ile, eşim ve ben, bir narsistin oğlumuzun hayatından çıkıp gitmesini bekledik. Bu, oğlumuzla çok az iletişim kurabildiğimiz, narsist partneri ile hiç ilişki kurmadığımız 2 koca yıl sürdü. Çoğu narsistin, yarattıkları izolasyona hiç karşı koymazsanız, yaklaşık 2 yıl içinde ilişkiden yorulacağını okumuştuk. Bizim durumumuzda bu tam 2 yıl sürdü. Ama oğlumuzun geçmiş ilişkisinin nasıl da toksik olduğunu ve eski sevgilisinin nasıl bir yaratık olduğuna uyanması da 1 sene daha sürdü. Ama neyse ki şimdi her şey normale döndü.”

Benim tavsiyem suçluluk duygusuna karşı, kendisini bir erkek psikoloğa yönlendirin. Bizim bu sitede yayın yaptığımız Hüseyin Parlakyıldız gibi bir psikolog olabilir.

Suçluluk tuzağı konusunda da bir yazı ve yayınımız var. Burada öz eleştiri yapmanız lazım zira bu çeşit bir suçluluk tuzağına yatkınlık, çocukluktan gelir. Narsist bunu yaratmaz ama azdırıp kullanır.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.