Kırmızı Hap Sohbetleri – Kendini kadının yerine koymak

Öğrenen Adam : Hani diyorsun ya iliskinin ilk 4 ayi hicbir fedakarlik, iyilik, iltifat vs yok, hatun niye boyle bir adamla 4 ayini gecirsin? Hatunlar, testi gecen erkekler bir an once o ilgiyi ve sefkati tatmak istiyorlar.

Mahmut Hoca : Öncelikle ben ilişkinin ilk dört ayında hiç fedakarlık veya iyilik yok demiyorum. Duygusal yatırım dengeli olacak ve iyilik de kızın işini gören hizmetkar şeklinde olmayacak. Ama şu üçü hiç olmasın : iltifat, “seni seviyorum”, hediye (bunun istisnası kızın doğum günüdür).

Beraber iyi vakit geçirme var. Sarılma ve sevgi var. Bahsettiğim gibi neye yatırım yaptığınızı duygulara kapılmadan test ederken azar azar yatırım da var.

Öğrenen adam : E abi kiz sevgilisi olmayan birine ya da olmak istemedigi birine neden sarilsin? Biz simdi neyiz moduna girecek? Orda golü atıp sarilarak, oksayarak iliski baslatmak gerektigini dusunuyorum. Ha şu var, ilk 3- 4 ay kiz ayrilirsa ölmem. Yani deliler gibi asigim, deliriyorim modunda olmam. Her an bitebilir gozuyle bakarim ve hazirlikli olurum. Ama seni seviyorum, tatlim, bebegim vs moduna girerim ve seks konusmaya baslarim mutlaka hem de ilk hafta. Bunlar yanlis mi?

Mahmut Hoca : Kız seni sevgilisi bilsin hatta istersen sevgili olun. Saril koklaş el ele dolaş. Gerçi sevgili moduna en sağlam geçiş tabbaklardan birinin çok öne çıkmasıdır fakat sadık ol tabak çevirme.  Yine de 4 ay iltifat, “seni seviyorum”, hediye yok.

Aslında olay şu. Cogu erkek sırf bir kız kendini sevdi hatta belki kendisini tolere edebildi diye onu kafasında oneitis melek yapıyor. Oysa 4 ay çıkmadan kimin kim olduğunu anlamak çok zor. Bunu camiada “başında her hatunu kevaşe varsayacaksım” diye açıklarlar. Ağır gelebilir ama evet 4 – 5 ay boyunca kıza “bu kız kevaşe olabilir ama olmama ihtimali yüksek o nedenle bir şansı hakediyor” demek, kızı yüzüne bakarken ideal kadın yapıp sonra sırt çevirince “vay orospu” demekten daha dürüst bir davranış.

Öğrenen adam : Abi şimdi hatunla whatsapp’ta hatunla görüntülü konuşuyoruz …

Mahmut Hoca : Bir dakika. Hatunla whatsappta kaç saat konuşuyorsun mesela?

Öğrenen adam : Hah işte! Sıçtığım yere geldik. 5 saat falan. Orantısız iltifatlar da ettim.

Mahmut Hoca : Oha! 5 saat. Büyük hata. Sonra toplamda ne olur bilmem ama friendzone’a girmeyi en sağlam böyle başarırsın.

Öğrenen adam : Tabi kiz diyecek bunun baska isi mi yok amk. Bosluktan ona sardim galiba. Yok ya friendzone’a girmem de birkac sevismeden sonra gider.

Mahmut Hoca : Bir kız adamı friendzone’a koyunca kızıyoruz ama çoğumuz oraya zorla giriyoruz. Kadın “hımm bu çocuk olabilir bakalım bunu nereye götürecek” diye takılıyor çocuğun peşine. Çocuk kendi kendine kızı alıp arkadaşça, saatlerce chatleştikleri ve hiçbir fiziksel – hormonal kokunun ve kimyasal karışmadığı steril bir ortama götürüyor. Erkek “ben 5 saat muhabbet adamıyım, arkadaşım, ekrandaki hormonlardan steril edilmiş görüntüyüm” diye zorlayınca kız ne yapsın.

Öğrenen adam : Tabi canim, biz erkeklerin salakligindan cogu sey. Aslinda zaaflarindan.

Mahmut Hoca : Kısa süreli ya da ilişki düşündüğün kıza yaparsan friendzone’a girebilirsin.

Mahmut Hoca : Bu iltifat olayını zerre anlamıyorum. Sizin neslin icadı. Hayatımda etmedim. Ya da belki etmişimdir ama çok az.

Öğrenen adam : Oyle mi? Ne bileyim, guzel hatunsun demedin mi mesela?

Mahmut Hoca :Demedim.

Öğrenen adam : Ya da göğüslerine bayildim vs …

Mahmut Hoca :Memeleri öperken göstermiş oluyorsun zaten memelere bayıldığını.

Mahmut Hoca : Hayır tam anlamadığım 2 şey var. Neden bunu yapıyorsunuz? Daha doğrusu neden birçok erkek neden bunu yapmazsa kızı kaybedeceğim diye korkuyor? Bu laflar çok itici.

Öğrenen adam : Bunu yapmanin temel sebebi, kizda cinsel gerilim uyandirmak ve utangac biri olmadigini gostermek …

Mahmut Hoca : Bir kadına güzelliğini öperek gösterirsin lafla değil.

Öğrenen adam : Korkudan degil ki? Ben de mutlu oluyorum?

Mahmut Hoca : Site yorumlarında birçok çocuk var. İltifat etmezsek kızı nasıl elimizde tutacağız diye soruyorlar.

Öğrenen adam : Iltifatla surekli yaglamayi karistiriyor olabilirler mi?

Mahmut Hoca : Bilemem zira ben bu iltifat olayını erkekadam sitesini yazmadan önce bilmiyordum.

Öğrenen adam : Ciddi mi?

Mahmut Hoca : Daha doğrusu iltifat etmek zorunda hissetme olayını bilmiyordum. Hayır hatuna işiyle ilgili iltifat ederim mesela. Ya da bir yemekle ilgili. Süper pişirmişsin diye.

Öğrenen adam : Diyelim kizla 2 hafta ya da 1 ay oldu ve sen ona hic seni seviyorum demiyosun?

Mahmut Hoca : Ben benim şimdiki hatuna 1 sene demedim. Ki istisna değildir. Çok tıfılken üniversitede bir kıza beni arkadaş olarak gördüğünü anladığımda can havliyle demiştim sanırım 🙂

Öğrenen adam : Oha. O sana dedi mi?

Mahmut Hoca : 1 sene sonra kendi söyleyince tekrarladım sadece. Evet ilk kadının demesi daha iyi zaten. Ve hatun her dediğinde de “ben de seni seviyorum” demeye gerek yok.

Öğrenen adam : Peki kadin 1 hafta sonra derse yine demeyecek miyiz?

Mahmut Hoca : Demeyeceksin tabii. İnsan bir haftada birini sevemez. İlk görüşte aşk falan hikaye bunlar. Neden yalan söyleyeceksin ki?

Öğrenen adam : Ya ben anlamiyorim ki. Kadın bana yatırım yapıyor. Hatta o daha cok yapiyor galiba bilemedim. Durduk yere yapiyor ama. E abi sana seni seviyorum demeden yatan hatun fuckbuddy olur. Sevgili olmaz ki.

Mahmut Hoca : Hayatımda tek bir kadınla bile seni seviyorum dedikten sonra yatmadım. Neden kızların çizmesine girip düşünüyorsunuz ki? Bunlar kızların çözmesi gereken çelişkiler.

Öğrenen adam : Oha ben şok. Biz siki tutmusuz cidden. Resmen dogustan beta kafasiyla yetistiriliyoruz ve bu normalize ediliyor.

Mahmut Hoca : Hatta sana bir şey söyleyeyim. Ben son 10 senedir buluştuğum her hatunla (eski karım da dahil) eğer birlikte oldu isem ilk buluşmada seks yaptım.

Öğrenen adam : Benim direkten dondugum oldu ama ilk bulusmada yapmadim hiç.

Mahmut Hoca : “E abi sana seni seviyorum demeden yatan hatun fuckbuddy olur. Sevgili olmaz ki” gibi şeyler kendini kadın yerine koymak ile alakalı. Bunları yapmayın. Bunlar kadınların çözeceği şeyler.

Öğrenen adam : Peki kadinda soyle bir algi yok mu? Ben sevgili olmadan buna verirsem benim orospu oldugimu dusunur. Senle yani eger saglam kaşar degilse ya da cok uzun sure biri olmamisda ilk bulusmada yatmaz bence. Yani bu tip kadinlar var mi? Evet var. Ama hatunun egosu boyle bir seyden zarar gormez mi?

Mahmut Hoca : Birincisi `Peki kadinda soyle bir algi yok mu? Ben sevgili olmadan buna verirsem benim orospu oldugimu dusunur` gibi seyleri kadin yerine dusunup kendi ayagina sıkıyorsun. Bunları düşünmeyi kadına bırakacaksın. İkincisi ve en büyük problemin “Senle yani eger saglam kaşar degilse ya da cok uzun sure biri olmamisda ilk bulusmada yatmaz bence” lafında da gösterdiğin gibi kadınları yargılayan bir erkeksin. Kadınlar senin gibi yargıcı erkekleri 10 kmden koklarlar ve aynen yargılanacakları için seninle yatmazlar.

Öğrenen adam : E kaşar degil mi sence de? Sen boyle bir kadinla sevgili olur musun? Duygusal yatirim yapar misin bu kadina?

Mahmut Hoca :Yaparım. İlk geceden yattığım hatunlardan biri ile evlendim ben. Eski karım birçok kötü şey olabilir ama kaşar değildi. Bak aramızdaki fark şu : Hatunun geçmişi kucaktan kucağa ise ben kadını insan olarak yargılamam veya onu aşağılamam ama tamamen mantıki olarak ondan evlilik materyali olmayacağını bilirim. Fakat kıza karşı zerre negatif bir duygum olmaz. Sen ise yargılarsın ve olaya duygu katarsın muhtemelen.

Ama burada daha ciddi bir durum var. Kadın yerine düşünmeyi bırakmalısın. “Ama hatunun egosu boyle bir seyden zarar gormez mi?” gibi şeyler aklından geçmesin.

Sana demem o ki kızla birlikte iken aklından sadece beraber keyifli zaman geçirmek varsa ve kızın yanında azan seksüalitenle barışık isen aklından ne kız kendini şöyle sanar ne de kızı yargılamak geçerse kadınlar bu adamlarla ilk geceden yatabilirler.

Kadınların çizmesini giyip düşünme. Yarın ne olacağını bilmediğin kadını yargılama ve Allah aşkına 5 saat whatsapp muhabbeti yapma :)))

***

Öğrenen adam : Iltifat da yok diyorsun? Iltifat almayan hatun niye yatacak ki? Senden hic duygusal yatirim yok ama o hep sana yatirim yapmis olmuyor mu? O kadar iltifat edip egosunu oksamaya hazir beta varken hem de :))

Mahmut Hoca : “Iltifat da yok diyorsun? Iltifat almayan hatun niye yatacak ki? Senden hic duygusal yatirim yok ama o hep sana yatirim yapmis olmuyor mu?”

Ben pes ettim :)) Sizinle baş edilmez. Salın iltifatları. Yahu kızın düşünmesi gereken şeyler bunlar. O çelişkileri çözmeyi kıza bırakın.

Öğrenen adam : Ama hakli olabilirsin. Bu evrimsel bir strateji ki zaten dogru olan bu olsaydi cok kolay olurdu.

Mahmut Hoca : Ödül gibi bir adam olduğun ve iyi vakit geçirdiğiniz ve sağlam seks için birlikte olmayacak ama iltifat edip kurtaracağız. Allahtan iltifat var. Kız seninle sana arzu duyduğu için birlikte ise iltifata, hediyeye veya seni seviyorumlara gerek yok. Kolunda olman ona en büyük iltifattır. Ama evet arzu yoksa böyle şeyler lazım demek ki.

Öğrenen adam : Peki sevgilim,tatlim vs gibi seyler iltifata girmiyor demi? 🙂 Ya da bu elbise sana yakismis vs …

Mahmut Hoca : “Ya da bu elbise sana yakismis vs” neden bunu diyorsun ki?

Öğrenen adam : Yav sana resim atti mesela, Nasil olmusum dedi. Bu guzel durmus uzerinde demeyecek misin?

Mahmut Hoca : Baba siz kız arkadaşlarınızla harbi kankisiniz yahu! Kız kıza sanki. Hiç başıma gelmedi ki! Kızlar benimle böyle şeyler konuşmazlar pek. Hele ilk aylarda.

Öğrenen adam : Abi dantelli camasir takimini sana atip hayatim nasil olmus sana gelirken bunu giyeyim mi demediler mi?

Mahmut Hoca : O başka. İçinde nasıl duruyorum diye sormuyor ki. Hangisini alayım diyor.

Öğrenen adam : Hangisini alayim ne abi?

Mahmut Hoca : Ben mesela o iç çamaşırında nasıl durduğuna dair hiç soru almadım. Bana iç çamaşırlı fotosunu atıp nasıl diye sormuyor. Katalog resmi iç çamaşırı atıp hangisini alayım istersin diye soruyor.

Öğrenen adam : Yatakta gosteriyor direkt?

Mahmut Hoca : Evet. Bak mesela hiç iltifat etmedim bu çamaşırı giyince.

Öğrenen adam : Ouvv baya guzel olmus falan demedin mi? Ya da nasil olmus deyince ne dedin?

Mahmut Hoca : Yoo. Ben direkt çıkarıyorum zaten. Nasıl olmuş diye sözel soru hiç duymadım.

Öğrenen adam : Bak sunlari anlarim tamam, seni seviyorum, hayatimin askisin, tek gercegimsin falan gibu kelimler cok malca ve kullanilmamasi lazim. Hediye de alinmaz. Mesela 1 aylik iliskide yuzuk muzuk asiri malca. Cicek alirsin belki.

Mahmut Hoca : Yok çiçek de yok. Doğum günü hariç hediye yok.

Öğrenen adam : Bir ara romantik bir an olur. Sana seni seviyorum der, ben de seni seviyorum der sarilirsin okey. 2 haftaya kadar maks. sevisirsin. Sevismezsen nazikce soyler, ayrilirsin bu da okey.

Mahmut Hoca : Sizler pırlanta gibi adamlarsınız ne diyeyim. Hiç bozmasam sizleri.Ben piçin tekiyim sanırım 🙁

Öğrenen adam : Estagfrullah 🙂 Abi fikir alisverisi yapiyoruz. Oyle kustum oynamiyorum yok 🙂

Mahmut Hoca : Yok valla nasıl ahlaklı nesilsiniz siz. Yeni Türkiye’nin nesli tabii. Biz eski cumhuriyette büyüdük.

Öğrenen adam :  Ben ecevit’i, tansu ciller’i falan da gordum canim 🙂

Mahmut Hoca : Demem o ki birader şu soruyu sorsam sana. Benim kolunda olmam zaten ona ödülken ekstra neden?

Öğrenen adam :  Senin onun icin odul oldugunu mesela 1 hftada nasil anlayacak?

Mahmut Hoca : Ben mi çok burnu büyüğüm bilmem ama düşününce aklıma benden daha iyi hediye gelmiyor. O onun problemi de … hatun bunu bir gecede anlar zaten.

Öğrenen adam :  Oturup 2 saat konusunca coo k belli olmaz. Statunu direkt gosteriyorsun ondan da olabilir?

Mahmut Hoca : Ulan ne statüsü, ne ödülü? Ben kimim ki ödül olayım. Ama olay şu. Buluştuğun zaman kadın liderliği senden bekler. Sen buluşmaları ayarla ben geleyim eğleneyim. Benim çerçevem ben merkezli ve ben ödülüm mantığı ile olduğundan kadın o çerçeveye giriyor. Çerçevesi ben yetersizim ve bir şeyler yapmam lazım olan adamın peşinden kadın da o çerçeveye girer.

Kadın buluşmaya arabanın yolcu koltuğunda oturup keyfine bakmak ve senin götüreceğin yerlere saçlarını rüzgarda savura savura gitmek için geliyor. Sen kızı friendzone’a götürüyorsun ya da arkadaş oyununa.

Ben ödülüm kulağına rahatsız edici geliyorsa, ben yeterliyim de. Bu kızla bir ilişki olacaksa bunun olması için nasıl sadece o yeterli ise, aynı şekilde ben de yeterliyim.

Kadın – erkek ilişkilerinde neden siyah – beyaz düşünmeye meyilliyiz?

Burada sıklıkla şahit olduğum bir uçlarda düşünme – siyah / beyaz düşünme problemi var. İki örnek :

Domdom yazmış :

Yani bu dünyada minimum duygu hissetmek lazım, mantıkla haraket ediyoruz. Böyle yaparsak doğru yoldayız ama ölümden sonra ise bile her şeyin bitmesi iyice insanı dünyadan soğutuyor.

Alfaisloading yazmış :

işin doğrusu kırmızı hapla birlikte deyim erindeyse kadınlara cinsel arzu veya beğeni dışında birşey duymamayı öğrendim. Julyetini arayan Romeo duyglarımı kaybettim adeta duygusuz bir robot gibiyim, anlayışım daha çok bir ilişkinin bana getireceği haz ve konfor ile ilgili ama, zerre şikayetçi değilim.

Bunun üzerine yorumlarda göreceğiniz üzere “salya sümük duygusallık aşırılığından robotluk aşırılığına gitmeyin, asıl gidilmesi gereken denge noktası” ve şöyle bir yorum aldım :

sen değilmisin disney masalarını unutun diyen?

Bu siyah – beyaz düşünce şekli, standart feminen beyin yıkamanın sonucu. Günümüz erkeğini feminen buyruğun kullan at erkeği yapan zihniyet erkeğin bu zincirlerinizden kopmanıza neden olabilecek her düşünceyi, diğer birçok ideoloji gibi kendi radikal görüşüne uymayan her şeyi öbür aşırı uçta diye yaftalıyor.

Aşırı sağcıya göre aşırı sağcı olmamanın alternatifi komünist olmaktır, militan kömüniste göre ya solcusundur ya faşit, DAEŞe göre Türkiye’deki müslümanların 90%si kafirdir zira ya onlar gibi inanırsın ya da kafirsindir. Sizin beyninize yıllarca duygularının kuklası olmak norm olarak pompalandığından duygularınızın kontrolünde olmayın mesajını duygusuz olun okuyorsunuz. Kadının önünde secdeye yatan sünepe mavi haplılık norm olduğundan maskülen olun mesajını acımasız bir piç olun okuyorsunuz. Kadını merkeze koymak norm koymamak kadın düşmanlığı olarak öğretildiğinden kendinizi merkeze koymayı kendinden başkalarını hiç düşünmemek okuyorsunuz. Neden? Zira Matrix için iyi çocuk değilsen kesin çok kötü çocuk olursun o nedenle uslu uslu iyi çocuk olmalısın. Kadını merkeze koymuyorsan bencil piçin tekisin, kendinden başka kimseyi düşünmüyorsun, vs … Bunlar matrix’in propogandası.

Bir yatırım tavsiyesi olarak kırmızı hap yazısında değindik. Adama bir hisseye çok yatırım yapma her şeyini kaybedersin diyorsun, adam hiç para yatırmadan para kazanmaya çalışıp bir bok kazanamayınca bana çıkışıyor : iyi de hiç para yatırma diyen sen değil misin? Hayır birader, ben değilim. Öyle algılayan sensin ve bunun sebebi de bence burada bahsettiğim propoganda.

Kafanıza yerleşmiş mavi hap yazılımı yaşamak için aşırı duygusallığa muhtaç,dengeli bir duygusal güce davet her mesajı “duygusuz robot ol ya da minimum duygu” algılama nedeniniz budur. Çoğu erkeğin KHyı reddetmesi de bu yüzden. KHnın her dediğini en radikal uçta anlamalarına neden olan bir yazılım var.

Kötüsü, kırmızı hapla tanışan birçok kişi bu yazılımı hala taşıyor. Aşk çok zararlı derken aşk olmazsa hayatının tatsız tutsuz olacağını ama bunun kırmızı hap gerçekliğinin kaçınılmaz bir yan etkisi olacağını sanıyor. Ya da kırmızı hapı kabul etse de bunu duygusuzluk olarak kabul ediyor.

Aldatan kadının psikolojisi

Aldatan kadını silmek yazısına şu yorumu bırakmış ve sormuş:

Bi kız, erkek arkadaşını aldattıysa, ondan artık hoşlanmadığı ve ona arzu duymadığı(duyamadığı) anlamı çıkmaz mı ? Bu durumda neden aldattıktan sonra salya sümük ağlayarak affetmesi için bir daha erkek arkadaşına yalvarıyor? Çok saçma geldi bana ve anlayamadım . Bunu çevremde yaşanan birkaç olayda gördüm evli değiller kız gold diggerda değil.

Kısa cevap şu :

“Hipergami şüphe üzerine kuruludur.”

Uzun cevaba geçmeden şunu belirtmek lazım : salya sümük ağlayan birçok kadın samimi değildir şov yapıyordur.

Uzun cevap :

Bir kadın beraber olduğu erkeği düşük rütbeli olarak algılamaya başlayıp aldatmış olabilir. Örneğin erkek ilişkide ipleri kadına vermiş ve betalaşmış olabilir. Burada olay şudur ki kültür, kadınların içgüdüleri ve hisleri konusunda erkeklere neredeyse doğa üstü bir hava pompalıyor ve birçok erkek kadınların hislerinin ve davranışlarının bol bol hata dolu ve kusurlu olduğunu anlamıyor. Bir kadın bindiği daldan başka dala atlarken ya da ara ara başka dallara hoplayıp geri yaparken bunu asıl dala her zaman geri hoplayabileceği gibi bir varsayım yapıyor olabilir.  Aldatılan erkeğin aldatmayı terk etme ile cevaplaması ya da en azından bu durumun belirmesi ile kadının adama duyduğu hipergami kaynaklı soğukluğu tuzla buz olabilir. Zira terk etmek ciddi bir değer göstergesidir ve kadın bir anda aldattığı adamın sandığından daha erkek olduğunu anlayarak gerçekten pişman olabilir.

Şu hikayeye bakın mesela. Kadının açık ilişki teklif ederken adam hakkında düşündüğü şu :

Daniel biraz evcil biri – ara sıra arkadaşları ile dışarı çıkar ama çoğu akşam evde bilgisayar oyunu oynar ya da netflix izler. Hayat tarzını bildiğimden başka kızlarla takılacağından endişe etmemiştim.

Elinin altında bir netflix artı playstation yavru köpeği sandığı erkek arkadaşına açık ilişkiyi çekinmeden öneren hatun (adam ilişkide betalaşmış) eleman değer gösterir göstermez nasıl pişman oluyor:

Bu açık ilişki anlaşmasını kaldırabileceğimi düşünmüştüm. Ama kaldıramadım. Bu mail kalbimi tuzla buz etti. Benim amacım bu değildi, ben anı yaşama özgürlüğü istiyordum. O ise bunu başka bir kızı sikmek için açık izin olarak kullanıyor. Ve sanırım kızın kim olduğunu biliyorum, iş yerinden onunla aşırı flört eden kız.

Bu kızın pişmanlığının sahte olduğunu sanmıyorum.

İkincisi ise biraz kırmızı hap terimlerinin azizliğine takılıyoruz. Kadınların nitelikli genetik materyal ve güvenlik / kaynak ihtiyaçlarını alfa siker beta öder diye tanımladığımızda, beta öder kısmının kadın için muazzam önemini aşağılamış oluyoruz. Bir kadın belli bir yaştan sonra beta öder ile evlilik yaptığında, bu evlilikle toplum içinde bir yer, çocuklara ve kendisine kaynak sağlayan (ve günümüzün zerre maskülenite gerektirmeyen bilgi / servis toplumunda sıklıkla ne kadar betaysa o kadar da sağlam kaynağa sahip) koca, güvenlik, ödenen faturalar, vs … kazanıyor. Hipergami dürtüsüne yenilip aldatan hatun o sırada düşünemese de aklı başına geldiğinde tüm bunları kaybetme riski ile karşılaşırsa salya sümük ağlar. Özellikle de erkek “sen istersen tren yap bebeğim ben yine seni kucaklar severim” modunda değil de terk edecek modda ise. Ya da hatunun kucağında hopladığı elemanın zevkine bakıp hatunu ödemeyeceği belli ise.

Vaka çalışması – 8 yıllık ilişkinin aldatılma ile bitmesi

Aşağıdaki hikayeyi ekşi’de gördüm. Yazan muhtemelen sempati puanı toplayım diye yazıp da şamar oğlanına dönünce kaçmış ama şu arkadaş kopyasını almış. Ben de buraya yapıştırıyorum. İlişki diyor ama 6 senesi ilişki 2 senesi evlilik :

2011 yılından önce herkesin imrendiği bir hayatım vardı. yaşıtlarıma nazaran varlıklıydım. yakışıklı ve güzeldim. onlarca sevgilim olmuştu. fakat çok erken yaşta sıkıldım bunlardan. daha sakin bir hayat için hayatımın aşkını bulmaya odaklamıştım kendimi. how i met your mother’daki ted misali..

onunla 2011 yılının sonlarına doğru tanışmıştık. ilk gözlerini gördüğüm anda evleneceğim kadın bu demiştim. gerçekten de öyle oldu. keşke görmeseymişim dediğim anlar olmuyor değil. ama hayat dediğimiz şey kazandığımız anı ve tecrübelerden ibaret değil mi zaten. birlikteliğin ilk gününden itibaren ben bir romeo’ya dönüşmüştüm. yıllardan beri içimde biriken sevme güdüsü patlama yaşıyordu resmen. ilk sene her ay dönümü ufak süprizler yapıyordum. romantik anlar yaratıyordum. gecenin 12’sinde puding yapıp evine götürüp sürpriz yapmışlığım bile vardı benim. evcil hayvanını bile ben almıştım. bir sıkıntısı, sorunu oluyordu ben kendimden vazgeçip ona adıyordum kendimi. o nefes alsın ben bir şekilde hallederim kendimi diyordum. yaşadığımız hayatın stabil devam etmesi için sürekli borçlanıyorum. en büyük hatam buydu belki de. arkadaşlarım azalıyordu gün geçtikçe farkındaydım fakat bana o yeter diyordum geleceğin hayalini kuruyordum. gözüm başka kimseyi görmüyordu. tanımadığım kızın saçları elime değse suçlu hissediyordum kendimi. evlilik teklifim bile muhteşemdi. yoktan var ederek yapmıştım.. yeni yeni dizilerde, filmlerde rastlıyorum bizim 7 yıl önce yaşadığımız sahneyi.. ben mecnundum, romeoydum, tristandım, ben aşktım.

ilk yıllar bu şekilde sürdü. ama içimde bir burukluk vardı. tam değildi her şey. yavaş yavaş içimde ki sıkıntıların nedenini fark etmeye başlamıştım. ben 10 adım atıyorsam o 1 adım atıyordu. belli bir zaman sonra bu koymaya başlamıştı. ama hep teselli ediyordum kendimi ilerde düzelecek. düzelecek. düzelecek.. (düzelmedi..) ben onu yüceltirken, o beni aşalıyordu resmen.. içimde ki romantik çocuk ölmeye başlamıştı artık. her eylemim hayal kırıklığına dönüşüyordu. herkesin imrenerek baktığı o ilişki sıradan bir hal almaya başlamıştı. müdahale etmeye çalışsam da içimde ki güç tükeniyordu. ama güçlü, dayanıklı bir çocuktum. tatillere gidiyorduk. arkadaşlarımla gitmişim gibi geliyordu hep. sadece el ele tutuşan bir çift. geceleri iyi geceler seni seviyorum diyen ve sırtını dönüp uyuyan birisi vardı karşımda. beni seviyordu ama hissettiremiyordu. hayallerimden çok uzaklaşmıştım bu süreçte.

6. yılımızda evlilik olayına start verdik. belki diyeceksiniz malsın durumlar böyleyken neden evlendin. evet hem maldım hem aşık hem umutlu. evlilik zamanında herkesin yaşadığı sıkıntıları yaşadık. ama atlattık. çünkü sevgi vardı içimde. umut vardı.. ışık vardı.. balayımızı çok güzel planlamıştım. romantik aşk filmlerinde ki sahneler mevcuttu. ama bulunduğumuz şehirlerde mevcuttu onda gene yoktu. eve girdikten sonra cicim ayı dedikleri olayı hiç yaşamadım. ama huzur vardı. saygı vardı. belli bir zaman geçtikten sonra yalnız hissetmeye başladım kendimi. sanki bir babaydım.. anneydim.. ama sevgilim yoktu. sürekli kollaman gereken, bakman gereken bir çocuk..hiçbir zaman maço erkek olmadım. erkek temizlik yapmaz, ütü yapmaz, yemek yapmaz demedim. hepsini elimden geldiğince yaptım. ama tek başıma yaptığımın farkına vardım belli bir süre sonra. çünkü ben yorgun argın ütülerimi yaparken o netflix’te birşeyler izliyordu. ben evi sildikten sonra ayakkabı ile eve giriyordu. benim sigara alacak param olmazken, bankalar peşime düşmüşken, evin tüm maddi sorumlulukları omuzlarımdayken o çılgınlar gibi alışveriş yapıyordu. bunlar artık koymaya başlamıştı. kendime dinlenecek alan bulamıyordum. aile bağları hiç yoktu. iki tarafın da ailesi yemeğe bile gelmemişti. cinsel hayat çürümeye başlamıştı. yakınlaşmalar 1 hafta arayla oluyordu sonra o süre 2 haftaya çıktı. yorgunluklar bahane ediliyordu. bunu tartışmaya açtığımda ise ‘beni tahrik etmiyorsun’ gibi söylenmeyecek sözler söylüyordu. yaralanıyordum kendimi iyileştirmeye çalışıyordum.

bu şekilde sürdü gitti. belli bir süre daha. düzelmesini umuyordum. derken netflix’te you adlı diziyi izledim. ve içime bir şüphe düştü. teline vs bakmamıştım yıllardır. ona almış olduğum apple watch salonda şarjda duruyordu. aldım kurcalamaya başladım. mesajlarda tanımadığım bir isim dikkatimi çekti. mesajı açtım ve bammmm.. karşımda “toplantıdayım aşkım çıkınca arayacağım seni. ve bir öpücük”. cevap ise “tamam minik unuttum ben toplantıyı sorry.” çok açık ve net whatsapptan konuşuyorlardı. mesajın orda unutulmasının ve tek 2 mesajın olmasının nedeni aradığı zaman meşgule atmış ve mesaj ile yanıtla yapmıştı. hemen fotoğrafladım elimde kanıt olmalıydı. ne yazık ki numaranın son 2 rakamı gözükmüyordu. bir hafta araştırma yaptım. yediremedim. çünkü çok güveniyordum. ilk baş inkar etti ama çocuğu bulmuştum. o inkar etti ben konuşma sürelerini buldum. o inkar etti ben çoçuğun köyünü, adresini tc’sini buldum. işyerini anasını babasını tespit etmiştim artık. ortada aldatma söz konusuydu. ve istemeye istemeye gidip mahkemeye dilekçe verdim. duruşma günü geldiğinde istersen boşver gitmeyelim geri çekeyim dedim. sarıl bana dedi öp beni dedi o an içimde bir ışık belirdi. birşey hissettin mi diye sordu. dedim evet. o ise ben hissedemiyorum dedi sevmiyorum artık dedi. yıkıldım. ve ayaklarım yüreğim ağzımda o duruşma salonuna girdik. 8 yıl boyunca koyduğum tüm tuğlalar 2 dakika içerisinde yıkıldı.

sonuç olarak bana aşık olmayan birisine aşık oldum. kızamıyorum da. ama şuan içimde ölmeyen bir öfke var ve delirmekten korkuyorum belki de delirdim bilmiyorum. içimden o çocuğun karşısına çıkmak geliyor. büyük ihtimalle de çıkacağım. öfkem azalacak mı peki ? sonuç olarak duygusal olarak çöküş, güven problemi, ekonomik iflas, 50k borç, hayal kırıklıkları, kaybolup giden 8 sene.. geçecek biliyorum ama ne kadar yara kalacak, ne zaman geçer muamma.

Tek tek ele alalım :

2011 yılından önce herkesin imrendiği bir hayatım vardı. yaşıtlarıma nazaran varlıklıydım. yakışıklı ve güzeldim. onlarca sevgilim olmuştu. fakat çok erken yaşta sıkıldım bunlardan.

Bunda kendi başına bir problem yok ama işte şu kafa (oneitis + aşkitis) adamı yakar :

daha sakin bir hayat için hayatımın aşkını bulmaya odaklamıştım kendimi. how i met your mother’daki ted misali..

Insan bir kere masala inanmasın, karşısına oneitisi çıkıyor (daha doğrusu karşısına çıkan ve kendisine ilk ilgi gösteren (ya da tahammül edebilen) hatuna fantezisini yansıtıyor.

onunla 2011 yılının sonlarına doğru tanışmıştık. ilk gözlerini gördüğüm anda evleneceğim kadın bu demiştim. gerçekten de öyle oldu.

Mavi hap tam güç devreye giriyor ve yarış atından (en azından kendi iddiası) at gözlüklü, çuvala sıçan yük beygiri yaratma süreci başlıyor. İlk gözlerini gördüğünde evleneceğim kadın bu dediğin an bittin zaten.

bir sıkıntısı, sorunu oluyordu ben kendimden vazgeçip ona adıyordum kendimi.

Bir erkeğin, bir kadının saygısını kaybetmesinin en kestirme yollarından biri bu. Nankörlük falan demeyin, bu adam kendinden iyi bir insan olduğu için değil, kadın için sonuna kadar çabalamazsa kaybederim korkusu yüzünden vazgeçiyor. Bu zayıflığı her kadın fark eder. Bir de üstüne kadının bu adam omurgalı mı, omurgasız mı diye yaptığı testlere bile böyle atlıyorsa sıçar.

Yokluk zihniyeti follows :

gözüm başka kimseyi görmüyordu. tanımadığım kızın saçları elime değse suçlu hissediyordum kendimi.

Gözünün dışarıda olmamasında sorun yok. Ama şu aşırı duygu yüklü “saçları elime değse suçlu hissediyordum” duygusallığı çok sakat. Bu aşamada eleman tanrıçasına layık olmayan bir ölümlü olduğunun farkında olarak kendisinin ona yetmeyeceğini düşünüyor ve açığı sürekli ödeyerek, çabalayarak ve böyle romantik kelimelerle yaltaklanarak kapamaya çalışıyor. Tabii ki bunu rasyonelleştirecek ve şöyle diyecek :

evlilik teklifim bile muhteşemdi. yoktan var ederek yapmıştım.. yeni yeni dizilerde, filmlerde rastlıyorum bizim 7 yıl önce yaşadığımız sahneyi.. ben mecnundum, romeoydum, tristandım, ben aşktım.

Şimdi dönüp bakınca sen neymişsin görüyorsundur umarım diyeceğim de görse bunu yazmaz.

Bu aşamada yıllardır çiğnediği önemli kurallardan birini etkisini ağır şekilde görmeye başlıyor.

yavaş yavaş içimde ki sıkıntıların nedenini fark etmeye başlamıştım. ben 10 adım atıyorsam o 1 adım atıyordu.

Onun sadece bir adım atmasının en büyük nedeni zaten senin her halta 10 adım atman.

belli bir zaman sonra bu koymaya başlamıştı. ama hep teselli ediyordum kendimi ilerde düzelecek. düzelecek. düzelecek.. (düzelmedi..)

Sen davranışını düzeltmezsen yani kendini geri çekmezsen nasıl düzelsin, neden düzelsin? Azıcık soğukluk yapsa, o 10 adımı 20 adım yapacak kadar bu kadına muhtaç olmuşsun.

ben onu yüceltirken, o beni aşalıyordu resmen..

Bir kadını bu kadar yükseklere çıkarırsan, sana tepeden bakmaktan başka çaresi kalmaz ki! Seni aşağılar zira senin onlarca adımı kendini aşırı değersiz, onu işe aşırı değerli bulduğun için yaptığını biliyor. Kendini sen aşağılıyorsun yani, o da sadece senin ona gösterdiğin şeyi görüyor.

Bu arada Heartiste’yi hatırlayalım:

III. Önceliğin kendi misyonun olmalı, kadının değil

Esas oğlanın kendisini tamamlayan kadına ilanı aşk ettiği tüm o romantik klişeleri unutun. Bunun her fırsatta aksini iddia etmelerine rağmen kadınlar bir erkeğin “herşeyi” ya da varlığının merkezi olmayı istemezler. Tam tersine değerli bir erkeğin hayat amacına itaat etmeyi arzularlar, o erkeğin amacını gerçekleştirmesine yardım eden dişil güç olmak ve o erkeğin gösterdiği yolu takip etmek isterler. Bir kadının bütünlüğüne saygı gösterin ve ona “benim herşeyimsin” diye yalan söylemeyin. O sizin “herşeyiniz” değil, ve eğer öyle ise, yakında öyle olmayacak merak etmeyin.

Bir erkeğin bu aşamaya gelmesi, kadının evlendikten sonra 200 kilo alıp salmasına denktir. Kadıncağız nasıl iğreniyordur anlamak için bunu gözünüzde canlandırın.

6. yılımızda evlilik olayına start verdik. belki diyeceksiniz malsın durumlar böyleyken neden evlendin.

Malsın evet. Bundan daha malı da bu tip bir evliliği kurtarmak için çocuk yapan ama bu da mal.

evet hem maldım hem aşık hem umutlu. evlilik zamanında herkesin yaşadığı sıkıntıları yaşadık. ama atlattık. çünkü sevgi vardı içimde. umut vardı.. ışık vardı..

İnsan zayıflıklarını erdem sayıp yüceltmeye meyilli. Çünkü muhtaçtım, alternatifsizdim, zayıftım demek yerine aşıktım demek daha kolay. Herkes arkandan seninle alay etse de en azından sırtını sıvazlıyor.

hiçbir zaman maço erkek olmadım. erkek temizlik yapmaz, ütü yapmaz, yemek yapmaz demedim. hepsini elimden geldiğince yaptım. ama tek başıma yaptığımın farkına vardım belli bir süre sonra. çünkü ben yorgun argın ütülerimi yaparken o netflix’te birşeyler izliyordu. ben evi sildikten sonra ayakkabı ile eve giriyordu.

Bkz. ev işi yapan erkeğin hazin sonu.

benim sigara alacak param olmazken, bankalar peşime düşmüşken, evin tüm maddi sorumlulukları omuzlarımdayken o çılgınlar gibi alışveriş yapıyordu.

Sen de gıkını çıkarmadan ödüyordun. Sen ödüyorsun neden yapmayacak? Kadının karaktersizliğini savunmuyorum ama kadınlar erkeklerinden aileye yön vermesini beklerler ve böyle bir “lider”in bozup azdıramayacağı kadın zor bulunur. Bu adama en anne eliyle seçilmiş, bakire ve iffet timsali kadını ver, aynı şekilde hipergamisine kısa devre yaptırır.

cinsel hayat çürümeye başlamıştı. yakınlaşmalar 1 hafta arayla oluyordu sonra o süre 2 haftaya çıktı. yorgunluklar bahane ediliyordu. bunu tartışmaya açtığımda ise ‘beni tahrik etmiyorsun’ gibi söylenmeyecek sözler söylüyordu. yaralanıyordum kendimi iyileştirmeye çalışıyordum.

Bkz. Karım benimle cinsel ilişkiye girmiyor.

içime bir şüphe düştü. teline vs bakmamıştım yıllardır. ona almış olduğum apple watch salonda şarjda duruyordu. aldım kurcalamaya başladım. mesajlarda tanımadığım bir isim dikkatimi çekti. mesajı açtım ve bammmm.. karşımda “toplantıdayım aşkım çıkınca arayacağım seni. ve bir öpücük”. cevap ise “tamam minik unuttum ben toplantıyı sorry.” çok açık ve net whatsapptan konuşuyorlardı.

Eskimo “birader” de teşrif ettiler.

Bkz. Aldatan kadın belirtileri

ve istemeye istemeye gidip mahkemeye dilekçe verdim. duruşma günü geldiğinde istersen boşver gitmeyelim geri çekeyim dedim. sarıl bana dedi öp beni dedi o an içimde bir ışık belirdi. birşey hissettin mi diye sordu. dedim evet. o ise ben hissedemiyorum dedi sevmiyorum artık dedi. yıkıldım.

wtf mavi ?!?!?

kızamıyorum da.

Kızamazsın tabii. Hepsi senin suçun. Evin reisi olman gerekirken hizmetçisi ve ATMsi olursan olacak budur. Reissiz ev, kaptansız gemi gibi alabora olmuş. Kadın da karaktersiz bu arada.

“sonuç olarak duygusal olarak çöküş, güven problemi, ekonomik iflas, 50k borç, hayal kırıklıkları, kaybolup giden 8 sene..  içimden o çocuğun karşısına çıkmak geliyor. büyük ihtimalle de çıkacağım. öfkem azalacak mı peki ?

Ne öfkesi abiciğim, git eskimo biraderine bir bira al. Adam seni kurtarmış resmen. Tamam bu işin şakası bira falan alma da harbiden ucuz kurtulmuşsun (50 bin lira ömür boyu nafaka ve çocuklarını yarım yamalak görmenin acısı yanında hiçbir şey), hayatının tadını çıkar şimdi.

Sen yat kalk bu kafayla ve bu hatunla çocuk yapmadığına dua et. O zaman bir de senin sponsporluğunda sevgilisinin kucağında hoplardı. Kadınla da hayat boyu bağın olurdu. İçindeki betayı öldür, o seni öldürmeden. Zira bu oneitis ile önüne çıkan her hatunla olay böyle olur. Uzun süreli ilişkiler nasıl yönetilir onu da öğrenmen lazım.

 

Mavi hap fantazileri ve kırmızı hap tavsiyeleri

Azerbaijan rumuzlu okur sormuş (kendisinin neredeyse 1.5 yıl önce bize yazan ve unutamadığı unicorn kızı elde etmek için soru soran Azerbeycanlı kardeşimiz olmadığını umuyorum):

Mahmut abi eskiden beta gibi seni taniyan (kirmizi hapdan once) ve bu yuzden ayrilan kıza uzun zaman sonra alfa oldugunu göstermek mümkün mü? Ve ustelik bu şansı vermiyorsa …

Kırmızı hapı, mavi hap fantazilerini gerçekleştirmek için öğrenmeye çalışanları, türlü türlü hayal kırıklıkları bekler. Oneitis eski sevgili prensesinin hareketlerini “şans vermiyor” diye tanımlayan erkek, kendini alfa sanan betadır.

Alfa diye tanımladığınız şeyin olması için içinizde beta diye tanımladığı zihin yapısının ölmesi gerekir. Eğer o zihin yapısı ölürse, eski sevgiliye duyulan muhtaç arzu da (ya da daha sonra başka bir oneitise yansıtılmış hali) ölür. Eski sevgiliye duyulan muhtaç arzuyu kırmızı hapsız da öldürebilirsiniz ama bu durumda genelde muhtaç arzuya yeni bir oneitis bulunur ve sizin zavallılığınız devam eder.

Şimdi yazacaklarımı daha önce değişik şekillerde çokça yazdım ama sitenin başına uyarı olarak koymak lazım. Kırmızı hapı bir kere öğrenince kafanızdan atamazsınız o nedenle neyin içine girdiğinizi bilin ve bu hoşunuza gitmiyorsa hiç girmeyin.

Kırmızı hap sizin oneitisinizi “kazanmanızı” bırakın, AFC kafanızın tabiri ile “kaybetmenize” bile neden olabilir.

Belki 1 – 2 seneye dışarda hevesini alıp ya da daha iyisini bulamadığı için size dönecek / evet diyecek (ama sonra muhtemelen kendi hayalkırıklığının acısını sizden çıkararak size hayatı dar edecek) hatunu kırmızı hap yüzünden “kaybedebilirsiniz”.

Bazılarınız ciddi ciddi alfayı hiçbir kadının hayır demeyeceği bir yarıtanrı sanıyorlar. Komik olmayın, dünya ve kadın – erkek ilişkilerininden bahsediyoruz sizin kafanızda, içinde süper kahraman olan Marvel çizgiromanı var.Hani bunu daha sadece 6 sene önce 10 yaşında bir oğlan çocuğu olan ergen yapıyorsa tamam da, 26 yaşında bir adamsanız büyüme vaktiniz gelmiş de geçmiş bile (16 yaşındaki kardeşimize de hemen büyümesini tavsiye ederim).

Gerçi alfayı süper kahraman sananların derdi hiçbir kadının hayır dememesi de değil. O an oneitisleri kimse onun kendilerine 100% evet demesi. Doyurmaya çalıştıkları işte bu muhtaçlıkları. O yüzden zaten alfa / maskülen bile olamıyorlar.

Sınıfınızın / okulunuzun / iş yerinizin / sosyal çevrenizin en alfası siz olun (artık o ne demekse), yine de spesifik bir kadının size evet deme ihtimali, hayır deme ihtimalini geçmez. Amacınız bu bir tanesini avlamak ise, bütün çabanız sonucunda hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Hatta sizi daha da üzeyim. Belki o kız sizin şimdiki halinizi, olacağınız şeyden daha fazla sevecek ve keşke değişmese idi diyecek! Hatta o kız belki sizden daha betasına evet diyecek (özellikle de yaşı ne kadar büyük ise). Alfanın seçeceği kadın havuzu büyüktür ve bir kadının ona evet deme şansı, havuzu olmayan betaya göre çok yüksektir ama istatistik ilminin azizliği işte. Belli bir kadın konusunda (hayatı boyunca 2 3 hatundan fazlasını göremeyecek olan) beta, alfayı geçebilir. Bir ilçede belediye başkanı adaylarından birinin çok çalışıp  oyların 80%sini alması ama belli bir seçmenin oyunu alamaması gibi. Bir beta oğlanın belli bir kızın seçimi olmasına şaşırmak, örnek seçimde birinin diğer güçsüz adaya oy vermesine şaşırmak kadar gülünç bir tepki.

Aynı şekilde evliliğinde kırmızı hapı uygulayan erkeğin karısı, maskülenleşen kocasını daha çok sevebileceği gibi ondan daha da tiksinebilir (özellikle erkeklerle sorunu olan bir kadınsa).

Kırmızı hap evliliğinizi kurtarsa çok iyi tabii ama asıl amacı önce sizi ve sonra varsa çocuklarınızı kurtarmaktır.

Evet, kırmızı hapın amacı sizi kurtarmaktır! Bunu unutmayın. Sizin iyiliğinize olan şey hoşunuza gitmeyebilir ama kırmızı hapta maalesef mavi haplı beyin yıkanmışlığınızın toz pembeye çevirdiği ama aslında kapkara ve mide bulandırıcı zayıflıklar olan aşk, bitanesi, çok peşinde koştum ama sonunda benim oldu, vs … masallarınızı gerçekleştirecek araçlar bulamayacaksınız.

Eğer eski kız arkadaşınızı geri kazanmak, bir kızın size bir “şans vermesi”, vs … amaçları ile okuyorsanız, kırmızı hapa bulaşmamanızı tavsiye ederim.

 

 

Seni karın beta yapmadı : Sen KENDİN YAPTIN

“Her erkeğin doğası, onu lider olmaya çağırır. Diğer erkeklerin reisi anlamında lider olamasa bile, her erkek evinin reisidir. Evinin koruyucusudur. Karısının ve çocuklarının yanlış yola sapmasını engeller, onlara yol gösterir ve doğanın meyvelerini çekirgelere ve kasırgalara karşı korur.” – Pook

İnsanların, genellikle dile getirdiklerinden farklı olan kırmızı çizgilerini test ederek, onların gerçek sınırlarını ve beklentilerini anlamaya çalışmak, evrensel bir insanlık özelliğidir.

  • Oyuncaklarını toplamayı ya da yatağa gitmeyi reddeden bir çocuk.
  • Hız sınırını aşan bir sürücü
  • İşine geç gelen bir çalışan ya da çalışanına ekstra para ödemeden ondan gece geç saatlere kadar çalışmasını isteyen bir patron.
  • Kendisi daha kolay alabilecek iken kocasından kendisi için bir şeyi getirmesini isteyen, ya da aylık harcama bütçesini aşan, ya da aylarca seks yapmayı reddeden kadın.
  • Kız arkadaşının cinsel kırmızı çizgilerini sürekli zorlayan bir erkek arkadaş.
  • Sofradan yemek çalan bir köpek.

Test edilenler eğer makul sınırlar ve sonuçları bastırırlarsa, ki yetkin bir erişkinden beklenen budur, karşılıklı olarak kabul edilebilir kurallar konulur ve doyurucu ilişkiler kurulabilir. Ama insan sürekli olarak bu sorumluluğundan feragat ederse, kötü sonuçlar ortaya çıkar :

  • Çocuklar, ebeveynlerine saygı duymayan şımarık veletlere dönüşürler.
  • Herkes hız sınırlarını aşmaya başlar ve bazıları öyle aşar ki ölümlü kazalar artar.
  • Çalışanlar işe geç gelmeyi alışkanlık haline getirirler. İşverenler işçilerini sömürmeye başlarlar.
  • Kadın kocasına olan tüm saygısını ve arzusunu kaybeder ve seks hayatı ölür. Bbazı durumlarda kadınlar kocalarına kötü davranır ve onlara duygusal şiddet uygular.
  • Kız arkadaş cinsel istismara uğrar.
  • Cesar Milan gelip de onlara alfa davranışları öğretene kadar, köpek sahiplerine dünyayı dar eder.

Makul sınırlar ve beklentiler dayatmak, tüm yetişkinlerin tüm ilişkilerde temel görevidir, özellikle de evlilikte. Birçok nedenle (çatışma korkusu, safsalak romantik aşk kavramı, iyi çocukların “gizli anlaşmaları” ile (*) istediklerini alma çabası, oneitis tek boynuzlu atının kendisini terk edeceği korkusu ya da kendisini sekssiz bırakacak korkusu, vs …) bazı kocalar, hayatlarının başka alanında gayet sınırlar koyabilen adamlar iken, yetişkin ve evli bir erkeğin ödevi olan bu “makul” sınırlar koyma işini evlilik içinde yapmaktan çekinirler. Bu adamların karıları, bu zayıflığı, insan ilişkilerinin normal akışı içinde cereyan eden bu bilinçaltı sınır test etme süreci sayesinde fark ederler. Bilinçsiz olsa da bu testlerin çok az dirençle karşılaşması onları ilişki yıpratıcı bir yere götürür.

Kendi bağımsız iradeleri olmadığından ve sürekli başkalarının çerçevesine girerek onların ihtiyaç duydukları onaylarını arayan, bildiğimiz çerçevesiz ve alıngan betalar, yanlışlıkla tüm iradeyi ve sorumlulukları başkalarına yansıtırlar. Bu adamlar özellikle karılarının kazara ya da fırsatçı bir şekilde sınırlarını test etmelerini, ya da onların kendine güvensiz ve kaygılı davranışlarını, kendilerini betalaştırmak için bilinçli bir şekilde açılmış bir savaş sanarlar. Gerçekte ise sebep – sonuç ilişkisi tam tersidir; erkeği betalaştıran süreç, kendi gizli anlaşmalarına uymaya kendilerini adamaları ve oneitis karılarını sinirlendirmekten ya da kaybetmekten korkmalarıdır.

Bu standart beta davranışı, örneğin bir kocanın, kendine güveni olmayan, sürekli endişeli ve bağımlı karısının sınır testlerini asla sınırlarını dayatmakla karşılamamasına ve bu nedenle de kadını bu ultra efendi salağın bir açıklık / bir yön göstermesine muhtaç bırakarak kadının  gittikçe daha fazla sınırda kişilik bozukluğu davranışları göstermesine neden olur.

Bizim bahtsız (kırmızı hap) radikalleri ise kadının çerçevesinden bakmaya devam ederek ve temel iradeyi ve kötülüğü kocaya değil de kadına atarak (böylece de erkeğin egosunu okşayarak) buldukları çözümler, kadını değiştirmeye odaklıdır, erkeği değil. Bu radikallerin bulduğu çözümler kadının egosunu kırmak üzerinedir. Bu hem faydasızdır hem de zaten erkeğin kontrolü dışındadır. Üretken olmayan ve kendi egonuzu sıvazlamaya yönelik bu düşünce tarzına karşı koyun.

Bir daha bu forumda asla “karım beni betalaştırdı” demeyin. Bu erkek hamsteringi (rasyonalleştirme makinesi) ve sizin ilerlemenize engel olan bir bencillik (solipsizm). SİZ kendiniz BETALAŞMAYI seçtiniz, süreci SİZ, iyi çocuk gizli anlaşmaları stratejisi ve oneitis eşinizi kızdırıp kaybetme konusundaki hastalık seviyesindeki korkunuz ile bu noktaya sürdünüz .

İyi haber ise şu : kendinizi kendi ellerinizle betalaştırdığınız için, süreci tersi şekilde işletmek de yine sizin ellerinizde.

Çeviri : Your wife didn’t make you beta; YOU did

(*) İyi çocuk gizli anlaşmalar (nice guy covert contracts) – Dr. Robert Glover‘ın meşhur eseri “No More Mr. Nice Guy“, gizli anlaşmaları şöyle tanımlar : iyi çocuğun karşı taraftın farkında olmadan karşı tarafla yaptığı şu 3 anlaşmadır : eğer iyi / efendi / kibar davranırsam, insanlar beni severler (ve benimle seks yapmak isterler); eğer insanların ihtiyaçlarını karşılarsam onlar da benim ihtiyaçlarımı karşılar; eğer doğru şeyleri yaparsam, hayat kolay olur.

Uzun süreli ilişkide kadın erkek düşünce şekli

Uzun süreli ilişkilerde erkeklerin çoğu ilişkiye daha kuşbakışı ve uzun vadeli bir şekilde bakarlar. Popüler deyişle erkekler olaya büyük resim açısından bakarlar. Erkekler İlişki yatırımı, mantıklı önceliklendirmeler, ileriye yönelik planlar yapmak, vs … gibi düşüncelere meyillidir. Örneğin erkek bakış açısından bugün herhangi bir şekilde başarısız olursam ya da hata yaparsam bunca yılın ilişki yatırımı benim bu hatamı fazla fazla telafi edecektir gibi bir çıkarım yapar. Erkek, hatun şu an bana kızgın olabilir ama geçmişteki mutluluğu düşünüp kısa sürede sakinleşecektir diye düşünür.

Fakat kadınları düşünce yapısı erkeklere göre daha ayrıntıya ve kısa vadeye odaklıdır (kadınlar uzun vadeli / büyük resim açılı, erkekler kısa vadeli / ayrıntı seviyesinde düşünemez demiyorum, ama erkeklerin eğilimi uzun vadeli, kadınların eğilimi ise kısa vadeli düşünmektir). Kadınlar iletişimin ve deneyimin belli bir zaman içinde onları nasıl hissettirdiğine daha fazla odaklıdırlar ve iletişim / deneyim her zaman bir duyguya göbekten bağlıdır.  Örneğin evlilikte kadın bir olaydan dolayı kocaya kızdığında, kadın o anda erkeğe sanki bütün evlilik boyunca öfkeliymiş, erkek tüm evlilikte öyle davranmış ve davranmaya devam edecekmiş gibi hissedecektir.Kadın erkeğe bağırabilir, erkeği dırdır seline boğabilir ve götün teki olduğunu iddia edebilir. Erkek isterse o ana kadar dünyanın en mükemmel kocası olsun, o gün sıçmıştır ve sanki hergün sıçan bir erkek gibi görünür. Ama aynı koca birgün sonra eğlenen ustalık ve kino yardımı ile hatunu çevirdiğinde, sanki dün adamı neredeyse boşayacak kadın kendisi değilmiş gibi kocası ile birlikte olup onu ne kadar sevdiğini söyleyebilir. Bu davranış şekli erkeğe tamamen yabancıdır. Kadınlar daha irrasyonel ve ana odaklıdır. Şu an nasıl hissettikleri onların tüm gerçekliğini tanımlayabilir. O gerçeklik ise bugün ak yarın kara olabilir.

Bu nedenle de kızgınlık anında kadınla tartışmaya girmek bir erkeğin yapmaması gereken büyük bir hatadır. O kızgınlık anında kadın erkeğin geçmişte yaptıklarını zerre umursamaz / umursayamaz. O an gerçeklik kızgınlıkla tanımlıdır. Bu nedenle de bir erkekle tartışırken ecnebilerin DEER dediği Savun – Açıkla – Mazur Göster – Rasyonelleştir (SAMR), erkeğin yapabileceği en büyük hatadır! Siz bunu nasıl yaparsanız yapın, SAMR boyun eğmek demektir.

SAMR davranışından kurtulmak kolay değildir. Erkeklerin kadınlarla başarısız olmasına neden olan davranışlarının hemen hepsi gibi bu da erkeğin kadına, kendisini iyi hissetmek için kadının onayına muhtaç olmasından kaynaklanır. 5 yaşından itibaren feminen öncelikli propoganda işe beyni yıkanan birçok erkek için kadın onayı olmadan kişisel değer yoktur yani kadın onayı olmadan kendilerini değerli hissedemezler.

Erkek SAMR işine giriştiğinde, SAMR işine girişen bir erkeğin gerçekte olduğu şey kadının önüne apaçık serilir : zayıf bir erkek. Kadın açısından erkeğin o an zayıflık göstermesi, erkek her zaman zayıftı olarak algılanır. Oysa erkek değişen rüzgarla sarsılan zayıf bir ağaç değil, fırtınalar karşısında tutunabilen sağlam bir kaya olmalıdır.

Bir kadın, kaprisleri, istekleri ve sürekli değişen ruh hali ile sizin üzerinizden geçmeyi istemez. Kadının duyguları kasırga, ruhu ise kundakçıdır. Kendinizi onun fırtınalarına karşı duran bir kale duvarı gibi düşünün. Güçlü rüzgarlar ve en kötü dürtülerinin yarattığı fırtınalar karşısında tutunabileceği bir kaya aradığında, orada siz olmalısınız … güçlü, sağlam, sarsılmaz ve yerinden oynamayan.
Amcığın 16 Buyruğu

Erkeğe ne kadar garip görünse de, kadının bu tür gelgitleri sadece doğal değil aynı zamanda büyük ihtiyaç duyduğu, ilişkisinde bulamazsa saçma sapan dizilerde aradığı bir şeydir.

Erkeklerin burada yaptığı hata, kendi makro düşünüş şekillerini terkedip – feminen yetiştirilişlerinin de etkisi ile – kadının o kavga anındaki şiddetli duygusal tepkilerini makro ölçekte bir problem olarak algılamaktır. Bu borsada oynayan ve uzun vadeli yatırım yapan yatırımcının, anlık ve keskin bir düşüş ile paniğe kapılıp hisseleri satmaya çalışmasına benzer. Böyle bir duygusal zayıflık yatırımcıyı kötü yatırımcı, erkeği ise kötü bir erkek yapar (erkek olmakta kötü).

İki kutupluluk sağlıklı bir ilişkinin çekirdeğidir.
Amcığın 16 Buyruğu

Günümüzün kadın – erkek eşittir (aynıdır anlamında eşittir) propogandası hem kadınların hem de erkeklerin kafalarını karıştırıyor ve onların ilişkilerini sabota edecek şekilde davranmasına neden oluyor. Daha önce “bu ne ya bununla mı uğraşacağım ben?” diyen gençlik bu yazıyı okuduğunda “böyle insan mı olur ya, ben kadınlardan en uzağından MGTOW olacağım” diye şikayete başlayacaktır. Oysa bu iki kutupluluk (erkeğin uzun vadeli / makro kadının ise kısa vadeli / mikro bakış açısına odaklanması) kadın ve erkeğin ilişkide birbirini tamamlamasını sağlar. Unutmayın ki ilişki burun buruna koklaşmak için değil çocuk yetiştirmek için var ve insan yavrusu tek ebeveyn tarafından bakılmak üzere dizayn edilmemiş 15 senede olgunlaşan (tarihsel olarak 8 – 9 çocuk yapıldığından toplam 23 – 25 senelik bir süreç) bir varlık olduğundan insanın kadın ve erkeği birbirini tamamlar şekilde uzun süre birbirini tamamlayacak şekilde 2 kutuplu olmaya meyillidir (*). Erkek uzun vadeli makro perspektifi sağlar iken kadın ise kısa vadeli ve mikro perspektifi sağlar ki ikisi de gereklidir.

Örneğin çocuğu olan erkeklerin bileceği gibi bir çocuğun ateşi 39 dereceye çıktığında kadın genellikle panikler. Erkek ise daha sakin olmaya meyillidir. O anda erkek uzun vadeli ve makro seviyede bakar ve bu ateşin belli şeyler yapılınca düşeceğini varsayarak daha sakin kalır ama kadın sanki çocuğun ateşi hep 39 derecede kalacakmış gibi endişelidir. Bu tür bir hastalık durumunda erkeğin sakinliği ve kadının paniği birbirini dengeler. Erkek evde kalıp ateşi düşürecek şeyleri yapmayı akıl eder ya da gidilecekse acile gitmek ve o süreçte yapılacak şeyleri planlamak ile ilgilenir. Kadın ise çocuğu o an rahatlatmak ve ateşi düşürmekle. Böyle bir senaryoda erkek genellikle fazla rahattır, kadın ise fazla endişeli. İkisinin birbirine dengesi ise olması gerekendir.

Kadının duygusal gelgitlerinden etkilenen erkek, duygusal olarak zayıf  bir erkektir. Kadının kavga olarak erkeğe fırlattığı şey, gel benimle kavga et çağrısı değil, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde attığı shit testtir.

İlişkide olduğunuz kadının kısa vadeli / makro bakış açısına meyilli olduğunu, bunun sizin bakış açınızdan farklı olduğunu unutmayın. Kadının sizin gibi düşünmesini, yani erkek olmasını beklemeyin. Dırdıra ve kavga çıkarmaya meyilli hatuna karşı çenenizi kapalı tutmak en etkin yöntemdir. Sular durulunca o anın ateşinin söneceğini bilen sakin ve tecrübeli bir erkek olmak yerine, yıllarını kadın onayına muhtaç geçirmiş bir erkek olarak o ateşin ısısına dayanamaz yanarsanız, kadın bilinçaltında sizden tiksineceği için bu tür patlamalar çoğalacaktır.

(*) – 25 senenin sonunda da torunlar başlıyor yani tarihin büyük bölümünde ömür boyu süren bir süreçti bu.

Çeneni kapalı tut

Kırmızı hapın birinci kuralı, çenenizi kapalı tutmak olmalı. Dövüş klübü hakkında asla konuşma. Dövüş klübü hakkında asla konuşma.  Dövüş klübü hakkında asla konuşma. Kendi sikine sıkma.

Kırmızı hap davranışlarla gösterilir, açıklanıp hakkında konuşulmaz. Bu kırmızı hapa yeni başlayanları bırakın uzun süredir kırmızı hap bilen adamların bile yapmakta zorlandığı bir kuraldır. Zira eğer kırmızı hapı davranışlarınla gösteremiyorsan, aslında kırmızı haplı değilsindir (ya da en azında konuşmak zorunda kaldığın alanda değilsindir) ve bu açığını kapamak için konuşman gerekmektedir.

Kırmızı hapı sosyal çevrenizde konuşmayın. Ama özellikle de kız arkadaşınıza ya da karınıza açıklamayın. Kırmızı hap olun. Davranışlarınızla gösterin. Uygulayarak gösteremiyorsanız, anlatarak hiç gösteremediğiniz gibi, ültimatom vermiş olur ve tam tersini gösterirsiniz.

Bugün bu “çeneni kapama” konusuna ilişkiler çerçevesinden bakarak örnekler vereceğim. Bu kural özellikle ilişkisinde dırdır ve kavga bol olan adamların hayat kalitesini ciddi oranda arttırabilir. Birçok erkek evli ya da uzun süreli ilişki içinde mavi haplı iken kırmızı hapa uyanıyor. Halihazırda karısının saygısızlığına ya da dırdırına maruz kalan erkek için zor bir durum bu. Kırmızı hapı okuyunca “evin reisi ben olmalıyım / ilişki benim çerçevemde olmalı” diyor ama bu öyle hemen olabilecek bir şey değil. Kadın o aşamaya erkeğin küçük küçük shit testlerle dürtüp her seferinde 5 cm geri adım attırarak gelmiş ama erkek artık 10 km geride. Bu da iki üç sıçrayışla alınacak bir mesafe değil. Shit testlere göğüs gere gere, her seferinde 5 cm değil ama taş çatlasa 30 cm ileri giderek alabileceği bir mesafe.

Erkek tabii ki 2 haftada kırmızı hapın kendisi olamayacağı için aynı davranışlara da artık kör olmadığından “bana bak bundan sonra bana evin reisiymişim gibi davranacaksın” gibi işi söze dökecek ama hayır. Bu iş konuşarak, kavga ederek olmaz. Çeneni kapayıp yaparak olur.

Erkek mavi haplı bile olsa ilişkinin bu aşamasında karısı ve kız arkadaşı ile sık sık kavga ediyor olabilir. İlgi yönetimini bilmeyen erkek, kavganın kadına yoğun ilgi vermek olduğunu, bu nedenle de kadınla kavga ederek, bir şekilde o kavgada üstün gelse bile, kadını ödellendirip daha fazla kavgayı teşvik ettiğini bilmez. Erkeklerin bir diğer problemi de kadınların düşünce yapısı açısından kendileri ile eşit (aynı) olduğunu sanmalarıdır. Erkek için sorun çividir, bu da barizdir ama kadın için sorun çivi değildir. Erkek sorunun mantıklı nedenlerine inip kadını ikna etme çabasına girse de kadın beyni böyle çalışmaz.  Karınız ya da kız arkadaşınız sizinle kavga ediyorsa çenenizi kapayın. Onunla ağız dalaşına girmek ve birbirinize bağırıp çağırmak sizi bir yere götürmeyecek. Yaptığınız tek şey her şeyde kendini kurban ve haklı gören biri ile ağız dalaşı. Bunu yaptığınızda ne olacak sanıyorsunuz? Ben söyleyeyim, hatunu kendini daha fazla kurban ve haklı hissetmesi! Kavgada verdiğiniz ilgiyle beraber bu, size daha şiddetli kavga olarak geri dönecektir.

 Sorun çivi değil!

Yeni uyanan erkeklere tavsiyem kavgaya girmeyin ve kavga çıkarmayın. Eşiniz bir dahaki sefere sizi aşağıladığında, sizinle bir şey yüzünden kavga etmek istediğinde, sizin yeterince iyi olmadığınızı ima ettiğinde, veya herhangi bir sebepten size kızdığında ne bir açıklama yapın ne de sorular sorun. Onu memnun etmeye de çalışmayın. Çenenizi kapatın. Eğer bulunduğunuz bağlamda tam sessizlik sizi moron gibi gösterecek ise “anladım” ya da “ilginç” gibi şeyler söyleyin ama ağzınızdan anlamlı bir kelime çıkmasın. Bu da bir çene kapamadır.

Eskiden böyle şeylerle kolayca tahrik edip ilgi sağdığı inek – pardon erkek – çenesini kapayınca kadın ısrarla “neden konuşmuyorsun?” ya da “bir şey söyle” gibi şeyler söyler. “Dinliyorum” ya da “diyecek bir şeyim yok” deyip geçin.

O nedenle de “kavga edip ağzının payını vermezsem ezilmez miyim” gibi bir yanılgıya kapılmayın. Size bunu bir erkek yaptığında kavga edersiniz bir çocuk ya da kadınla yaptığında kavga ederseniz komik duruma düşersiniz. 2 yaşında bir kız çocuğunun öfke nöbetini ya da kavga kışkırtmalarını bir baba nasıl karşılarsa öyle davranın. O çocuk ile kadının öfke nöbetinin amacı aynı : ilgi çekmek ve istediğini elde etmek ki buna sizin duygularınıza hakim olamayıp öfkelenmeniz, üzülmeniz hatta ağlamanız da dahil. Kadın beyni erkek beyni gibi çalışmaz ve sizin bunu bilmeyip kadının yaptıklarına, onları size yapan bir erkekmiş gibi sinirlenmeniz, kavgayı kazansanız bile sizin kaybetmenize yol açar.

Çenenizi kapatın, duygusal tepki vermeyin ve o öfke nöbetlerinin, kışkırtmaların sönüşünü izleyin. Bu hemen olmaz, bazen haftalar ya da aylar sürebilir. Ama genelde bir iki aya kalmaz bu tür dırdır ve kavga azalmaya başlar.

 Bill Burr Meriçler ve kızgın karıları / kız arkadaşları

Üstad Bill Burr’un dediği gibi siz kavgaya girmediğiniz zaman ne yapabilir? Döner tekme ile duvara mı yapıştıracak? Kim dedi size tekvando şampiyonu ile evlenin diye? 🙂 Seksi mi kesecek? Bir süre elinize mesai yaptırın, ya da bunun için kurulu müesseselere başvurun. Trip mi atacak, dırdır mı yapacak? Bunun karşısında sakin kalamayacak kadar duygusal güç yoksunu iseniz zaten bir ilişki ve evlilik size her zaman kabus olacaktır.

Eğer sizin bu sakinliğiniz karşısında aşırı bağırıp çağıran ya da hır çıkaran ve fiziksel şiddete başvuran bir kadınla iseniz, öncelikle o kadın kız arkadaşınız değil eski kız arkadaşınız olmalı. Hem de hemen şimdi. Karınız ise de işiniz daha zor ama o kadın da eğer bir aya medeni bir insan gibi davranmaya başlamıyor ise korkarım eski karınız olma yoluna girmeli.

Günümüz erkek düşmanı aile yasalarını erkek aleyhine kullanan kadınlar yüzünden bu tür şiddet gösterilerinin korkusu ile kadına karşı koymacak erkekler olacaktır. Mesela evden çıkarken kadın engel olmaya çalışırsa ne yapacaksınız? Burada bir arkadaş kız arkadaşı ile kavga ettiğini ve benim tavsiye ettiğim gibi evden çıkmaya çalışırken kızın fiziksel olarak engellemeye çalışması yüzünden arbede çıktığını ve kızın kendisini karakola şikayet ettiğini anlatmıştı. Bu durumdan kurtulmanın bir yolu var. Cep telefonu.

Bir kadın ne zaman sizin fiziksel olarak üzerinize gelirse ya da siz ne zaman aranızda geçen olayın kadın tarafından çarpıtılıp yasal olarak aleyhinize kullanılacağını düşünürseniz cep telefonunuzu çıkarın ve hatuna göstere göstere video çekmeye başlayın. Birinden gizli onun çekimini yapmak yasal değil ama burada gizli çekim yapmıyorsunuz. Kıza göstere göstere çekiyorsunuz. Kız üstünüze atlayıp teli almaya çalışacaktır ya da “ne yapıyorsun sen?” diye soracaktır. Gerçeği söylemenize bile gerek yok, “sakinleş sana izletmek için çekiyorum. Gör nasıl gözünün döndüğünü” falan deyin. Telefonu elinizden düşürmesini engellemek için göğüsünüze yakın tutun. 99%unuzun hatununda o telefonu sizden alacak güç yoktur merak etmeyin. Siz telefona çekim yaparken sakin olun, en teslimiyetçi halinizle alttan alın ve asla hatuna “orospu vs …” demeyin. Olduğunuz şeyi, yani kadın şiddetinin kurbanını oynayın. Erkeğin kurbanı oynamasının farz olduğu ender durumlardan biridir bu.

Kurabiye bekleyen akıllı oğluş, sen de kapa çeneni

Evde kırılan bir şeyi onardığınızda, işinizde başarılı bir şey yaptığınızda, arabanın motorundaki sorunu kendi kendinize çözdüğünüzde, partnerinize gidip annesinden onay ve takdir bekleyen oğlan çocuğu gibi anlatmayın. Siz erkeksiniz ve işlerinin ve hayatının kontrolü elinde olan bir erkek için sıradan şeyleri onay malzemesi yapmayın.

Kadın Mantığını Anlamak

Bugün “piliç mantığı” hakkında konuşmak istiyorum.

Başından söyleyeyim – KADIN MANTIĞI MANTIKLI DEĞİLDİR. GRÖNLAND’in (GreenLand yani Yeşil Toprak) yeşil değil buz olması gibi.

Oksimoron kısaca.

Şimdi, eğer gerçekten derine, evrimsel seviyelere, inerseniz, aslında kadınların nasıl düşündüğünün bir mantığı VAR ama bugünün toplumunda kadınların neye (cinsel) çekim HİSSETTİĞİ tamamen metruk ve artık mantıklı değil.

Dürüst olmak gerekirse, cinsel çekim iki cinsiyet için de zaten mantıklı bir şey değil, kadın ya da erkek farketmez.

Ama erkekler için cinsel çekim basit – güzel bir kadın gör, cinsel çekim hisset.

Ama kadınlar için olay biraz daha KARMAŞIK. Kadının size duyduğu çekim temel olarak sizin DAVRANIŞLARINIZA bağlı.

Ve bu davranışların neler olduğunu mantıkla bulmanız da neredeyse imkansız!

Gördüğünüz gibi erkeklerin kadınlar hakkındaki fikirleri tamamen yanlış.

Mesela erkek şöyle düşünür : “Hey, bu kadın güzel. Eğer ona yürü ve özel olduğunu hissettirecek şekilde davranırsam, ona iltifat edersem, bunu takdir eder ve belki benimle çıkar. Sonuçta, istediği herhangi bir erkeği seçebilir, kendisine EN İYİ ŞEKİLDE davranan, en İYİ/KİBAR erkeği istemez mi?”

Ya da şöyle bir başka örnek :

Kız arkadaşınla kavga ettin. O da en az senin kadar suçlu ama tamamen senin suçlu olduğunu söylüyor. Onu seviyorsunve bu nedenle onu sinirlendirmemek ve böylece seni sevmeye devam etmesini sağlamak için alttan alıyorsun. Sonuçta onu kızdırıp başka bir adamın kollatına itmek istemiyorsun. “Büyüklük” sende kalsın diyorsun, onu arıyorsun ve özür diliyor, ona onu sevdiğini ve onun mutlu olmasını istediğini söylüyorsun.

Bunu takdir etmeli değil mi? Seninle beraber olmak istemeli, zira sen ona özel hissettiriyorsun ve bu da onu biliyor, değil mi?

DEĞİL.

Siz erkek olduğunuzdan böyle düşünüyorsunuz. Kadınların düşünce yapısı böyle işlemez. Kadınlar erkeklerden farklı şekilde düşündükleri için de kadınların erkek mantığı ile hareket ettiğini düşünmek ÇOK KÖTÜ bir hata.

Kadınlar yukarıda anlattığımız davranışlardan TİKSİNİRLER. Yanlış anlamayın bu, kadınlar kendilerine kötü davranılmasını isterler demek değildir – öyle bir şey de istemezler – ama kadınlar “İYİ” çocuklara karşı SIFIR arzu duyarlar. “İYİ” kelimesini tırnak içine aldım zira bu bağlamda “İYİ” aslında “UYSAL” / “İTAATKAR” demektir.

Bir kadın bu tür teslimiyetçi davranışlar için erkeğe minnettar OLMAYACAKTIR. Aslına bakarsanız bu tür davranışlar yüzünden size BOK GİBİ davranacaktır. Neden, neden, neden, diye soruyorsunuz değil mi?

Kadınlar “iyi”/”efendi” (uysal/itaatkar) erkeklerin ÇARESİZ olduklarını düşünürler. “İYİ” davranışları MUHTAÇLIK, kıç yalama ve zayıflık olarak algılarlar. Bu özellikle erkeğin kadınla ilk tanıştığı zamanlarda geçerlidir. Daha sonraki dönemlerde, bir kez muhtaç biri olmadığınız ispatlandıktan sonra, sık sık “kibarlık” gösterebilirsiniz.

Bir kadın bir erkek eğer gerçekten cinsel olarak bir değere sahipse, eğer arzulanan bir erkek ise, böyle “iyi” davranmayacaktır – asla bu şekilde teslimiyetçi olmayacaktır. Birazdan açıklayacağım gibi itaatkar ve teslimiyetçi olmak MASKÜLEN değildir. Bir erkeğin hem maskülen hem de uysal / itaatkar olması mümkün değildir.

Sizin “iyi” çocukluğunuza hatunun tepkisi çoğunlukla “eğer seksi bir erkek olsa idi, asla böyle efendi çocuk olmazdı” olacaktır. Mantıklı mı? Tabii ki hayır.

Ama bir düşünün :

Bir milyon yıl önce, hayat ACIMASIZdı. İNSANIN YAŞAMI hergün sabit tehdit altında idi.

Hayatta kalmak için büyük mücadele gerekiyordu – yemek için avlanmak, vahşi hayvanlara karşı korunmak, diğer erkeklerle yiyecek ve seks için sürekli mücadele altında olmak. Oyun oynamak gibi lüks için fazlaca yer yoktu. Böyle bir ortamda bir erkeğin SERT olması gerekli idi.

Bugünkü toplumda ekonomik yapı değişti ve erkekler artık hayatta kalmak için avlanmak zorunda değiller. Erkeklerin sürekli çelik gibi sinirlere sahip olması ve bir saldırı için her an tetikte olması da gerekmiyor. Ama bu insanlık tarihinde görece yeni bir ortam. Kadınların cinsel dürtülerinin değişen durumu yakalaması biraz zaman alacak (en az birkaç bin yıl).Gördüğünüz gibi, tarih boyunca “sert” erkeklere ve “kötü” çocuklara bağlanan kadınlar hem kendilerinin hem de çocuklarının hayatta kalması için büyük avantaj sağladılar. Aslına bakılırsa bu kadınlar DNA’larını geleceğe aktararak “ölümsüzlük” kazandılar.

Sert erkeklerin çocukları da sert hayatta kalma özellikleri edindiler ve bir kalıtım zinciri ile bugüne ulaştılar. Sert erkeklere değil de “iyi” erkeklere bağlanan kadınlar ise babaları gibi zayıf erkek çocuklar yaptılar ve hayatta kalamadılar. Bu da “iyi” erkeklere çekim duyan kadınların NESLINI TÜKETTİ. Evet, dünyada “iyi” çocuklara çekim duyan kadın kalmadı.

Bu sizin götün teki olmanız anlamına mı geliyor?

Hayır.

Kesinlikle hayır.

Götün teki olmak KESİNLİKLE en YÜKSEK cinsel arzu nesnesi olmak değildir zira bu da bir miktar kendine güvensizlik gösterir.

Ama erkeklerin milyonlarca yıldır HAYATTA KALMALARINI sağlayan karakter özelliklerini göstermeniz ÇOK ÖNEMLİDİR.

Bu, bilinçaltı seviyesinde çalışır. Çok ilkel ama çok GÜÇLÜ bir seviyede.

Duygusal olarak zayıfın hayatta kalması ve başarıya ulaşması zordur. Benim inancıma göre kadınlar tarih boyunca duygusal olarak güçlü erkeklere arzu duyarak onların yanında hayatta kalma şanslarını arttırdılar … kendi çocukları ve onların çocukları için …

Duygusal gücün hayatta başarı için zekadan daha önemli olduğunu Daniel Goleman Duygusal Zeka kitabında yazmıştır.

Bunun anlamı, aç ve muhtaç davranan, yeni tanıştığı kızı sürekli arayan, ona nasıl ihtiyacı olduğunu sürekli gösteren, kısacası taşaklarını hatuna teslim eden erkekler kadına ZAYIF görünürler.

ZAYIF, MASKÜLEN değildir. Kadınlar açısından erkeğin DUYGUSAL olarak güçsüz olması onun cazibesini tuzla buz eden bir şeydir. Bunu ÇİRKİN olmak gibi düşünün. Zayıf ya da güçlü olmak derken DUYGUSAL güçten bahsediyorum. Duygusal güç, fiziksel güçten önemlidir. Bu arada kıskançlık ve kıskançlık göstermek zayıflık işaretidir zira eğer arzu edilir biri olduğunuzu BİLİYORSANIZ, kıskançlık hissetmezsiniz.

Kadının sizi kıskandırmaya çalıştığı zamanların çoğunda amacı sadece sizin tepki gösterip göstermeyeceğinizdir. Siz ona muhtaç mısınız ve bu nedenle onu kıskanacak mısınız görmek istediği için yapar. Eğer kıskanırsanız ne olur? Kadın kontrolün kendinde olduğunu düşünür, SİZDE değil. Ve kadın KONTROLÜN erkekte olmasını ister.

Kıskançlık duymadığınızda, kadın kontrolün SİZDE olduğunu düşünür (DUYGUSAL GÜÇ) ve size karşı çekim duyar.

Pek tabii ki bir kadın sizinle sürekli oyunlar oynuyorsa, mesele sizi sürekli kıskandırmaya çalışıyor ise, onu TERK edin ve size ertesi hafta, gün, saat geri koşmasını gülerek izleyin.

Kıskançlık konusu kendi başına yazı gerektiren bir konu ve bunu kitabımda ayrıntılı işledim. Ama şimdilik kıskançlığın genellikle sizin onu ne kadar önemsediğinizi görmek için sizi TEST etmek isteyen kadın tarafından provoke edildiğini unutmayın. Eğer testi geçemezseniz ve kendine güvensizlik ile öfkelenirseniz hatun sizin ona çok ihtiyaç duyduğunuzu düşünecektir.

Bu da tabii ki onun size olan arzusunun ZAYIFLAYACAĞI anlamına gelir.

Bu size mantıklı geliyor mu? Yüzeysel olarak hayır : bir kadın sizin umurunda olup olmadığını anlamak için sizi neden kıskançlık ile öfkelendirmeye çalışsın ki?

Zira kadının kafasında, düşünce dizgesi şöyle işler :

Eğer bir erkeğin muhtaç hissedecek kadar umrunda isem, o erkek duygusal olarak zayıf bir erkektir. Ve duygusal olarak zayıf adamlar, hayatın tehlikelerine meydan okuyabilecek erkek adam değillerdir.

Şunu hatırlamanızı istiyorum :

Milyonlarca yılın geride kalmış olmasına rağmen hala tarih öncesi çağların DNASını taşıyoruz. Hala çok çok uzun zaman önce çekici bulmanın mantıklı olduğu şeyleri çekici buluyoruz.

Peki tamam, bu durumda her şey çok basit olmalı, değil mi? Sadece MASKÜLEN olduğuna emin ol yeter, değil mi?

Cool ol, girişimci ol ve dominant ol, değil mi?

Aslına bakarsanız olay bundan biraz daha fazla karmaşık. Açıklayayım.

KADINLAR SİZİ SÜREKLİ TEST EDECEKLER AMA AYNI ZAMANDA GÜNÜMÜZ TOPLUMUNDA SÜREKLİ ÇELİŞKİ İÇİNDE OLACAKLAR :

TOPLUM KADINLARIN KAFASINI YIKIYOR VE ONLARI ASLINDA “İYİ” ÇOCUKLARI İSTEDİKLERİNE İNANDIRMAYA ÇALIŞIYOR. Kadınlar “iyi” çocukları pek arzu etmeseler bile.

Bunun sonucunda da kadınlar sizi her türlü taktik ile ASLINDA SÜPER İYİ bir çocuk istediklerine inandırmaya çalışıyorlar.

Evet.

Utandırma taktikleri, korkutma taktikleri, gerekirse şantaj yapacaklar hatta sizi buna inandırmak için size İYİ bile davranacaklardır.

Ama buna kanıp İYİ ÇOCUK olur olmaz başınıza ne gelecek, tahmin edin?

Doğru tahmin ettiniz. SIÇIŞ! Sıçarsınız.

Sizin daha fazla İYİ olmanızı talep eder. Örneğin sizden daha fazla lütuf, yardım vs … isterken siz çabayı arttırdıkça giderek teşekkür azalır.

Bu döngü, hatun sizi terk edene kadar devam eder!

Bu dediklerimi onaylayanlar, yorumlara yazsınlar. Dünya üzerinde yaşayan ne kadar erkeğe yardım edebilirsem o kadar iyi. Sizin onaylarınız daha fazla erkeğin bu gerçeği görmesini sağlayacak.

Dürüst olmak gerekirse ben bu işlere girdiğimde, ne olursa olsun hiçbir gerçeği SAKLAMAMAYA and içtim.

Bu arada, bu yazdıklarıma öfkelenen kadınlar genellikle bahsettiğim şeylerin CANLI KANITLARIDIRLAR. Başka değişle bir kötü çocuğa kafayı vermiş ve bu arada da bir iyi çocukla takılıp onu yolan hatunlardır.

Bu yazılanları onaylayan hatunlar da genellikle güzel, zeki, espri anlayışı gelişmiş ve bağımsız kadınlardır. Bu kadınlar davranışları ile tamamen MASKÜLEN erkekleri çok severler.

Bir kadın çekici ve kendine güvenen bir kadınsa, FEMİNEN hissetmek için duygusal olarak GÜÇLÜ bir erkeğe ihtiyaç duyar.

Başka deyişle, SEKSİ kadınlar ERKEK gibi davranmaktan utanmayan ERKEK ADAM isterler. SEKSİ kadınlar dominant (dominant diyorum, despot demiyorum) ve her yaptığı şeyde kadın onayı aramayan erkeklere bayılırlar.

Peki seksi kadınlar böyle erkeklerden hoşlanıyorlarsa, neden bazen o erkeklerin “İYİ” davranması için baskı yapıyorlar? Zira eğer adam gerçekten ERKEK ise, bu saçmalık olan baskıya itaat etmeyecektir! Burada hile, bu isteği COOL, SAKİNCE ve ASLA duygusal tepki vermeyerek  reddetmektir. Bu da birçok erkeğin beceremediği kısımdır.

Bir erkek olarak, mantık çerçevesinde hareket eden bir varlık olarak, size yakın birinin sizi gerçekten erkek misiniz diye TEST ETTİĞİNE inanmak zordur. Ama gerçekte olan budur. Ve bunun için kadınları suçlayamazsınız. Bu, erkeklerinin DUYGUSAL olarak güçlü olduğunu bilmek, onların erkeklerine çekim hissetmelerinin tek yoludur. Kadının yüzünü göremediğinizi ama onunla çıktığınızı düşünün.

Hatun gerçekten güzel mi değil mi bulmak için her şeyi yapardınız! Bunu anlamak için bir sürü yöntem geliştirirdiniz … Kızın suratını görmüş birini bulmaya çalışırdınız, veya kız suratını göstermezse oradan ayrılacağınız tehditi savururdunuz, vs.

Kadınlar da aynı şeyi yapıyorlar ama terk farkı anlamaya çalıştıkları şey sizin DUYGUSAL OLARAK DURDURULAMAZ biri olup olmadığınızdır.

Kadınların testlerini başarılı olarak geçmenin en iyi yollarından biri de espridir.

Örneğin, yeni kız arkadaşınıza gayet uygun davrandığınızı, “iyi” çocuk ya da götün teki olmadan dengeli davrandığınızı düşünelim. Ve birkaç hafta sonra hatun siz ona bir şeyler almıyorsunuz ya da onu yeterince aramıyorsunuz ya da ona onu sevdiğinizi günde 10 kere söylemiyorsunuz diye şikayet etmeye başlasın. Size söylediğim, eğer bu isteklere boyun eğerseniz kadının size olan ilgisinin azalacağıdır.

Bir kadınla çıktığınızda, arzunun nasıl tetiklendiğini bilmeniz lazım. 7 aylık kız arkadaşınıza onu sevdiğinizi söyleyin tabii ama yeni çıkmaya başladığınız bir kıza “seni seviyorum” diyemezsiniz, hele de GÜNDE 3 KERE.

Ve pek tabii ki, eğer bir kadın size iyi davranmıyor ise, buna tepkiniz muhtaç bir erkeğe dönüşüp ona sürekli “SENİ SEVİYORUM” demeye başlamayın! Aslına bakarsanız eğer hatun size kötü davranıyor ise, o size 3 kere “seni seviyorum” diyor ise siz ona bir kere “seni seviyorum” deyin. Size olan çekimi artacaktır.

Hatun aşırı derecede kendine güvensiz değil ise, eksta “İYİ” çocukluğunuz, sizin onun isteklerine boyun eğmeniz, hatun tarafından sizi tamamen kontrol etmek için kullanılacaktır.

Ve bu olduğunda, hatunun size “güle güle”sinin eli kulağındadır.

Bunun yerine ona “demek seni telefonla arayış şeklimi değiştirmek istiyorsun? Tamam, o zaman sana Nancy demeye de başlayayım mı?” Eğer tepki verirse “Tamam tamam, Angela diyeceğim” deyin.

Bunu devam ettirin ve hatun olayı anlayacaktır (istediğiniz espiriyi kullanmakta özgürsünüz, prensibi anlayın yeter).

Ama eğer sinirlenirseniz, hatun gerçekten önemli bir açık yakaladığını düşünür ve siz de yanlış bir şeyler olduğu fikrini güçlendirirsiniz.

Çeviri : Understanding the Woman Logic

Makaleyi kaleme alan Michael W., İlişki Sihirbazı – Kadınlarla Başarının Sırları Kitabının yazarıdır.

İçsel Oyunun Evrimi

Bu makale sizi hemen şimdi doğru yola sokmak için güçlü bir adımdır.

Kadınlarla beraberlik oyununda benim için önemli olan tek şey SONUÇLARDIR.

Sizin sonuçları DENEYİMLEMENİZİ istiyorum. Bu şekilde, sonuçlara kesinlikle İNANACAKSINIZ. Bu nedenle şimdi sıkı tutunun ve size neyin GERÇEKTEN İŞE YARADIĞINI gösterecek ve AKLINIZI BAŞINIZDAN ALACAK bilgi yığınına hazır olun.

Gerçek şu ki ben OYUNu kafaya takmış durumdayım. Her geçen gün daha fazla şey keşfediyorum ve bu konuda hep yeni bir şeyler öğrenmeye devam edeceğim.

Her ne kadar DIŞSAL OYUN geniş ve egzersiz ya da iyi giyinmek gibi konulara göre oldukça karmaşık bir konu olsa da, kendisinden DAHA BÜYÜK bir şeyin üzerinde yükselir :

İÇSEL OYUN.

İÇSEL OYUN kafanızın içinden geçen ve özellikle kendinizle ve kadınlarla ilgili inançlarınız, kendinize deneyimlemeye izin verdiğiniz duygularınız, etrafınızda olan olayları nasıl filtrelediğiniz ve zayıflıklarınıza kapılıp gitme arzusuna nasıl karşı koyduğunuz gibi şeyden oluşur.

Birçok insanın Matrix’e bağlı köle olarak kapana kısılmış olmasının nedeni, kendi içsel oyunlarının dışsal güçler tarafından yönetilmesine istemsiz de olsa izin vermiş olmalarıdır.

İçsel oyununuzun MÜKEMMEL bir hale gelmesi için sadece TEK BİR YOL var : EVRİMİN, İÇSEL OYUNUNUZUN parçası olan hastalıklı, iğrenç, zayıf, beyni yıkanmış, modası geçmiş, kullanım dışı, yakışıksız öğelerini YOK ETMESİNE izin vermek.

Evet, EVRİMİN bunları yok etmesine izin vermelisiniz. Ve evrim nasıl çalışır biliyorsunuz :

Evrim hayatta kalmaya uygun olmayanları, adapte olmayanları YOK EDER ve hayatta kalmaya uyumlu olanları seçer.

Zihnimiz de aynı şekilde çalışır :

Biz insanlar, ZORUNDA KALDIĞIMIZDA HIZLI BİR ŞEKİLDE öğrenmek üzere evrimleştik.
Dikkat edin, “ZORUNDA KALDIĞIMIZDA” kelimelerini kullandım.
“MÜSAİT OLDUĞUMUZDA” demedim.

Bununla ne demek istiyorum?

Bir durumda hayatta kalmak, o duruma adapte ve o durum içerisinde başarılı olmak istiyorsanız, eski davranışlarınızı YOK ETMEK zorunda kalacağınız bu duruma KENDİNİZİ (gönüllü olarak) maruz bırakmanız gerekli.

Ama çoğu insan ne yapar?
Zor olandan kaçmak, zor olana maruz kalmamak için elinden geleni!

Zorlayıcı durumlara maruz kalıp onları yönetmek sadece elle tutulur sonuçlar ELDE ETMENİZE neden olmaz DAHA ÖNEMLİSİ size DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE strese dayanabilme kabiliyeti kazandırır.

Buna DUYGUSAL STRES de dahildir.

Şimdi gidip kendinize herhangi stresli bir durum bulup içine atlamanızdan bahsetmiyorum ama birçok erkeğin kendilerini İÇİNE SOKMALARI gereken EN GEREKLİ durumlardan kaçıp durduğundan bahsediyorum.

Zihniniz ve duygularınız kaslarınız gibiler.

Zorlu strese MARUZ BIRAKILDIKLARINDA güçlenirler, daha verimli hale gelirler ve başka birçok açıdan gelişirler.

Kadınlarla iletişimde, zorlu sosyal durumlara maruz kalmamış erkekler için kadınlara yaklaşmak BÜYÜK BİR DUYGUSAL EFOR (AĞIRLIK) demektir.

Ve bu durumlara maruz kalmaktan DAHA BÜYÜK EFOR ise BUNA PARALEL OLARAK HAYAT BOYU BEYNİNİZE İŞLENEN, KADINLARLA VE KENDİNİZLE İLGİLİ NEGATİF İNANÇLARA KAPILMAYA KARŞI KOYMAK için gereklidir.

Maalesef bu negatif özellikleri YOK ETMENİN tek yolu, evrimini lehinize çalıştırmanın tek yolu, kendinizi TEKRAR TEKRAR bu durumlara SOKMAK ve BU DURUM İÇİNDE İKEN ESKİ DAVRANIŞ VE DÜŞÜNCELERE KAPILMAYA KARŞI KOYMAKTIR.

Bu, gymde kas geliştirmeye çok benzer. Sadece GYME GİTMEK yetmez. Gerçekten AĞIRLIKLARIN ALTINA GİRMENİZ gerekir. Ve ilk başlarda çok fazla ağırlık kaldıramazsanız bile kaldırabildiğiniz ağırlıkları DOĞRU bir şekilde kaldırmak için elinizden geleni yapmanız gerekir.

Müşterilerime acemi eğitimi verdiğim sırada, müşterimin ilk yürümelerde mucize yaratmasını beklemem. Ama planı ve zihinsel çatıyı mümkün olduğunca doğru uygulayarak, her yürümede yetenekleri ve inançları GELİŞİR zira TEKRAR TEKRAR kendini işi DOĞRU yapmaya adamaktadır.

BU beynin tepki vererek DEĞİŞİM yaratmasının yoludur.

Beyin basitçe BUNUN TEK OPSİYON olduğunu ve KRİTİK olduğunu kavrar.

Gyme gittiğinizde de kaslarınız onları doğru şekilde SINIRLARINA kadar ZORLAMAZSANIZ gelişmez. Eğer sınırlarınızı zorlamazsanız evrim vücudunuza tepki vermemeyi programlamıştır zira eğer EFOR HAYATTA KALMANIZ İÇİN KRİTİK DEĞİL İSE beyniniz enerjiyi başka kritik olabilecek şeyler için AYIRIR. Ekstra kas hayatta kalmak için önemli değildir ve bu nedenle vücudunuz ekstra kas yaratmayacaktır. Ama eğer siz kaslarınızı sınırlarına iterseniz, vücudunuza bir nedenden dolayı BU EFORA VE GÜCE CİDDİ ŞEKİLDE İHTİYACINIZ olduğuz sinyalini gönderirsiniz. Steroid alarak vücutlarını kandıran insanlardan bahsetmiyorum ve o durumda bile evrim devreye girerek steroid arttıkça dengelemek için doğal testosteron üretimini azaltır.

Aynı şekilde İÇSEL OYUNUNUZ sadece DUYGUSAL VE ZİHİNSEL KAPASİTENİZİ sınırlarına İTTİĞİNİZ zaman tepki verecektir. Şu an limitinizin ne olduğu önemli değil. ÖNEMLİ OLAN o limite kadar kendinizi zorlamanız.

Ve gerçekten sınırlarınızı zorlamalısınız. Gerçekten ELİNİZDEN GELENİ yaptığınızı ve SINIRLARINIZA KADAR ZORLADIĞINIZI sadece siz bilebilirsiniz. Ben, anneniz, arkadaşlarınız ya da başka biri bilemez.

Müşterilerimi benim derslerime sadece GEREKEN HER ŞEYİ YAPMAYA ve YÖNERGELERİMİ TAKİP ETMEYE hazır olduklarında gelmelerini tavsiye ederim. Ben size gösterebilirim, çalıştığını görebilirsiniz ve size TÜYOLAR verebilirim ama talimatları, yeni bir gerçeklik ve onun inanç ve içsel tutumlarını takip etme de dahil, en iyi şekilde uygulama çabasınıancak siz gösterebilirsiniz.

Oyun yetenekleriniz üzerinde çalışırken eski inançlarınızın “ağırlığı”na KARŞI KOYMA ve o ağırlıkla SAVAŞMA konusunda bir örnek vereyim. Diyelim ki bir partidesiniz ve bir hatunla muhabbet kurmuşsunuz. Başka bir eleman gelip sizin muhabbeti kaba bir şekilde bölüyor ve / veya kızla muhabbet etmeye çalışıyor. ESKİ VE İŞLEVSİZ DÜŞÜNCE YAPISINDA bir erkek, bu durumda KISKANÇLIK duymaya başlar. KISKANÇLIK duygusuna ve bununla alakalı düşüncelere karşı koymanız gerekir ve özellikle de bu duygu ve düşüncelerin dürtmesi ile DAVRANMAYA karşı koymalısınız. Zira kendi düşüncelerinize vereceğiniz tepki sizin kendi gerçekliğinizi yaratacaktır.

Kız için birbirleri ile kavga eden birçok erkek görürsünüz. Bu APTALCADIR, zira buna genelde erkeklerden birinin diğerinden üstün olduğunu düşünmesi neden olur. AŞAĞILIK hisleri nedeniyle eleman KENDİ ÜSTÜNLÜĞÜNÜ DAYATMA İHTİYACI hisseder.

İRONİK olan şudur ki inançlar gerçekliktir ve üstünlüğünüzü dayatmak için kasarak aslında AŞAĞI OLDUĞUNUZU GÖSTERİRSİNİZ ve diğer erkeğin ÜSTÜN hissetmesine neden olursunuz. Böylece elemanın özgüvenini ve üstünlük duygusunu pompalarsınız. Bu nedenle eleman daha kendine güvenerek davranmaya başlar ve hatun da elemanın daha üstün olduğunu hisseder.

Peki bu durumda siz EĞER GERÇEKTEN DAHA ÜSTÜN HİSSEDİYOR OLSANIZ nasıl davranırdınız? İnek Şaban ile gerçekten horoz dövüşüne girişir miydiniz? Yoksa ona gülüp geçer miydiniz? Ya da elemanı görmezden gelip, konuştuğunuz kızın elinden tutarak zavallı çocuğun yanında alıp götürür müydünüz?

ÖZELLİKLE DE ESKİDEN ALTINDA KALACAĞINIZ ZOR DURUMLARDA yanlış düşüncelere KARŞI KOYARAK, ya da en azından YANLIŞ DAVRANIŞLARA KARŞI KOYARAK, beyninize artık BİR BAŞKA GERÇEKLİK içinde yaşadığınıza ve bu yeni gerçeklikte sizin daha ÜSTÜN olduğunuza dair GÜÇLÜ bir mesaj gönderiyorsunuz. Ve beyniniz de eninde sonunda bu durumları yeni ve daha üstün olduğunuz şeklinde yorumlamaya başlayacaktır.

Bu yeni yol, gerçekte daha DOĞRU olan bir yol. Bu gibi durumlarda rahat ve güvende hissedeceksiniz ve davranışlarınız da bunu YANSITACAK. Davranışlarınızla dışarı gönderdiğiniz sinyaller de bu üstünlüğü yansıtacak.

Bu da tabii ki şu demek : BÜYÜK BİR ÇEKİCİLİK.

Hatunlar size deli olacak. Ve daha bir sürü mükemmel şeye sahip olacaksınız.

Ancak “SEKSİ” duygularınızı ve zihinsel kapasitenizi AĞIR DİRENÇ altında zorlayarak gelişebilirsiniz. Mesela bir uyarana karşı eski düşünce ve davranışlarınıza sığınmanıza neden olacak baskı (sizde kıskançlık uyandıran bir erkek ya da kendinizi yetersiz görmenize neden olacak güzel bir kadın) altında bu sığınmaya DİRENİRSENİZ veya en azından bu negatif duyguların etkisi ile HAREKET etmeye karşı koyarsanız, negatif dürtülerinizin gönderdiği komutları yenebilirsiniz.

Kendi içsel oyununuza MEYDAN OKUYAN durumlara kendinizi gönüllü olarak MARUZ BIRAKIRSANIZ, kendi içsel kapasitenizi iyi bir statüde kalacak şekilde zorlarsanız ya da en azından negatif statülere karşı koyarsanız ve içinde kendine güvenli, esprili, cinsel olarak heyecan verici vs. biri olduğunuz bir çerçeve yaratmak için elinizden geleni yaparsanız, evrim SİZİ DAHA ÖNCE YENİLGİDEN YENİLGİYE KOŞTURAN İÇSEL OYUN PARÇALARINI YOK ETMEYE BAŞLAYACAKTIR.

Buna ADAPTASYON denir.

Beyniniz yeni strese ADAPTE olurken sadece içsel oyununuzun negatif öğelerini yok etmekle kalmayacak, aynı zamanda GÜÇLÜ yeni öğeler geliştirecek. Bu da sizi etkileşimin her seviyesinde, cinsel çekiciliğinizden vücut dilinize ve espri anlayışınıza turbo moduna sokacaktır.

Evrim bunu yapacaktır zira siz onun TALİMATLARINI uyguladınız : BİR ŞEYİ HAYATTA KALMA MESELESİ YAP, CİDDİ YAP, YA DA BOŞUNA ÜMİT ETME.

Çeviri : Evolution Of Inner Game

Makaleyi kaleme alan Michael W., İlişki Sihirbazı – Kadınlarla Başarının Sırları Kitabının yazarıdır.