Bir kadın bir erkeğe nasıl arzu duyar? Seks ve ilişki öncesindeki 4 adım

Bir kadın bir erkeği nasıl seçer? Bir kadın, seks ya da ilişki isteyeceği bir erkekle etkileşime girdiğinde, zihninden neler geçer?

Kadınlar kimden hoşlandıklarını mantık çerçevesinde seçmezler. Kadınlar erkeğin belli özelliklerine çekilirler ve daha sonra duydukları bu hisleri, bu erkekle neden birlikte olmak istediklerini, mantık çerçevesine koyarlar.

Örneğin bir kadına nasıl bir erkek istediğini sorduğunuzda, kel bir erkek istediğini söyleyecek kadın sayısı azdır. Ama bir kadın kel bir erkekle karşılaşır ve bu erkeğin sergilediği ve biraz sonra açıklayacağımız bazı özellikler dolayısıyla ona çekim duymaya başlarsa, her durumda olmasa da bazı durumlarda, bu erkekten neden hoşlandığına dair mantıklı nedenler öne sürer. Örneğin, “kel olabilir ama kendine güvenli / karizmatik / eğlenceli” der.

Yine örneğin çok az kadın, çok zayıf ya da çok şişman bir erkek istediğini söyler. Ama bir kadın çekici özellikler sergileyen çok zayıf ya da çok şişman bir erkekle karşılaştığında, bu adama duyduğu çekimi mantıklı bir şekilde açıklamaya çalışır.

Bu tabii ki kel, şişman ya da zayıf adamlar tüm kızları etkileyebilirler anlamına gelmiyor. Ama bir kadın şişman, zayıf ya da kel olmasına rağmen kendine güven, karizma ve eğlence sergileyen, flörtöz bir erkekten hoşlanabilir zira bu özellikler çekicidirler ve kadınlarda çekim uyandırırlar.

Çekim, çekici özelliklere verilen reaksiyondur.

Şimdi gelin bir kadının bir erkekle sekse veya ilişkiye açık hale gelmeden önce geçtiği 4 genel adımdan bahsedelim.

Birinci adımda kadın, erkeğin çekici kişilik özelliklerine sahip olup olmadığını değerlendirir.

Bir kadın bir erkekle karşılaştığında, bilinçaltında bir süreç, erkeğin kendine güven, sosyal zeka ve duygusal bağımsızlık (güç) gibi çekici karakter özelliklerine sahip olup olmadığını gözlemler.

Duygusal güç ya da duygusal bağımsızlık, duygusal bağımlılığın yani duygusal muhtaçlığın tersidir. Bir erkek duygusal olarak bir kadının reaksiyonlarına ve onun kendisine ilgi göstermesine bağlı ise, bu erkek muhtaçtır. Bunun tersine bir erkek, kadının kendisine reaksiyonu ne olursa olsun kendine güvenli ve iyi hissediyorsa, bu erkek duygusal olarak bağımsızdır, duygusal olarak güçlüdür.

Duygusal bağımsızlık ya da güç önemlidir zira kadınlar, muhtaç ve özgüvensiz bir erkekle birlikte olmak istemezler. Tam tersine kendine güvenen, kadının davranışlarından bağımsız olarak kendi başına iyi hisseden bir erkek isterler.

Bir kadının bu tür karakter özelliklerini değerlendirmesi ilk karşılaşmadan itibaren başlar ve kadın ile erkeğin etkileşimleri boyunca da devam eder.

İkinci adımda kadın, erkek ile etkileşiminde nasıl hissettiğini değerlendirir.

Erkek konuşmaya başladığında kadın, erkeğin kendisini nasıl hissettirdiğini gözlemler. Eğer muhabbet eğlenceli ve oyuncu bir şekilde ilerliyorsa, kadın iyi duygular hisseder ve bu erkekle konuşmaya devam etmek ister. Aynı şekilde erkek kendine güvenli, rahat ve maskülense ama eğlenceli değilse bile, kadın maskülenite karşısında feminen hisseder ve konuşmaya devam etmek ister. Bu çekim de daha fazla konuşma isteği yaratır.

Bir erkek kadınla konuşurken aşırı “kibarsa”, fazla heyecanlı ya da kaygılıysa, ya da bir arkadaşmış gibi nötr ise, çoğu durumda kadın o erkekle birlikte olmak isteyeceği bir çekim hissetmez.

Birçok erkeğin de çakılıp kaldığı yer burası. Bir erkek kas yapmaya ya da iyi bir kariyer yapmaya odaklanıp, kağıt üzerinde daha yüksek değerli bir erkek olabilir. İyi bir işi ve fiziği olur ve bu harika bir şey, kazanması büyük emek isteyen bir şey. Böyle bir erkek, hoşuna giden bir kadınla konuştuğunda, kadın ona ilgi göstermediğinde şaşırır, ne olup bittiğini anlamaya çalışır.

Çoğu durumda burada olan şey, erkeğin fazla “iyi”, nötr ve kaygılı olmasıdır. Kadının onayını kazanmak için “iyi çocuk” davranışları sergiler. Söylediği şeyler, vücut dili ve davranışları konusunda aşırı dikkatli olur. Kadına ne kadar da iyi bir çocuk, efendi bir erkek olduğunu göstermeye çalışır.

Böyle bir erkek kadınla, sanki arkadaşı, iş arkadaşı ya da kuzeniyle konuşur gibi aşırı nötr, sanki hiç cinsel bir ilgisi yokmuş gibi de konuşabilir. Kadınla iyi geçindiği sürece, bu işin olacağını, kadının kendisinden hoşlanacağını ve kendisini arzulayacağını umar. Ama bu yol genellikle, friendzone diyarına çıkar. Kadın bu adama karşı bir arzu hissetmez zaten adam da kadında arzu tetikleyecek bir şey yapmaz.

Bu adam gerçekten zaman geçirmesi hoş biridir kadın da bu adamla zaman geçirmeyi ister. Adamın düşünce aleminde, bu yeterlidir zira bir kadın güzelse ve nazikse, erkek için yeterlidir. Ama bir kadının, erkeğin sergilediği davranış ve özelliklere ihtiyacı vardır.

Bir erkeğin arzu edilmesi için, şakacı ve meydan okuyan bir espri anlayışına ihtiyacı var. Bir kadınla flört ederken ona olan cinsel ve romantik isteğinizi, esprili, ciddi olmayan bir şekilde davranırsanız, kadın da size bu şekilde karşılık verebilir. Bu, erkeklerin ve kadınların cinsel ilgilerini sinyalledikleri, oldukça ince bir dil.

Şakacı ve meydan okuyan espri anlayışında, bir espriyi sadece espri olsun diye yapmazsınız. Espriyi, kadına hafif bir şekilde meydan okumak için yaparsınız ve bu da kendine güven gösterdiği için çekicidir. Bu, erkeğin duygusal olarak bağımsız, muhtaç olmadığını ve en uslu / iyi davranışı sergileyerek bir sonuç almayı uman iyi çocuk olmadığını gösterir.

Şakacı ve meydan okuyan espri anlayışı, kadının erkeğin espri anlayışından hoşlanmaması riskini göze alır ama erkek bunu doğru yaparsa, bu risk azdır. Böyle bir espri anlayışı erkeğin sosyal ve duygusal zekaya sahip olduğunu da gösterir.

Örneğin bir kadının konuşurken, iş arkadaşlarının onu deli ettiğini söylediği senaryoya bakalım. Çoğu erkek böyle bir durumda “ne oldu?” diye sorarak, kadınla aynı fikirde olmaya, kadına destek olmaya, onu dinleyip yardım etmeye çalışır. İyi çocuk oyunu oynar. Esprili bir meydan okuma ise, esprili ve hafif, ciddi olmayan bir tonda gülümseyerek “hadi ya, onlar mı seni deli etti yoksa sen mi onları? Belki de sen onları deli ettin” demektir.

Bu tür bir espri anlayışı, erkeğin kadın ile her koşulda aynı fikirde olmaya çalışmadığını, onun onayı peşinde koşmadığını gösterir. Erkeğin kendine güvenli ve duygusal olarak bağımsız olduğunu gösterir.

Bu tür bir espri anlayışı, kadının donunun içine girmek için, normalde olduğundan daha fazla iyi çocuk, efendi erkek rolü oynamadığını gösterir. Efendi erkek, “seni deli mi ediyorlardı? Ne oldu? … Bu çok kötü, sana haksızlık ediyorlar, vs …” diye iyi, efendi arkadaşı oynar. Sonra da neden friendzone diyarına park edildiğine şaşar.

Bir erkeğin gösterebileceği davranışlar, kadını çekebilirler, kadının tamamen nötr olmasına neden olabilirler ya da kadını itebilirler. Eğer arzulanmak istiyorsanız, çekici özellikler göstermelisiniz. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki çekici espri anlayışı, tek çekici erkek özelliği değil.

Üçüncüsü, kadın erkeğin niyetine göre değil davranışlarına göre seçim yapar.

Bir erkek, bir kadından gerçekten hoşlandığı ve onunla ilgili ciddi düşündüğü için, kadının kendisini isteyeceğini sanabilir. Bir kadın daha ne ister ki diye düşünür. Karşısında onu seven ve onunla ilgili iyi amaçlara sahip bir erkek var.

Fakat çekim bu şekilde çalışmaz. Bir kadın bir erkeği, onun için ne yapmak istediğine göre değil, onunla şimdi ve burada nasıl hissettiğine göre seçer ki bu da erkeğin şimdi ve buradaki davranışlarına bağlıdır, kadınla ilgili planlarına ve niyetine değil.

Burası, birçok erkeğin çuvalladığı yer. Birçok erkek, bir kadın için sürekli hazır olarak, onu nasıl da el üstünde tutacağını göstererek kadının kendisini arzulayacağını düşünüyor. Birçok erkek, “ona ondan ne kadar hoşlandığımı gösterebilirsem, benim en iyi tercih olduğumu görür ve benden hoşlanır” diye düşünüyor. “Ben diğer erkeklerden farklıyım, ben ona kraliçe gibi hissettireceğim” diye düşünüyor.

Fakat arzu, kadını en çok seven en fazla arzulanır diye çalışmaz. Arzu, erkeğin sergilediği belli özelliklere ve davranışlara tepkidir. Örneğin bir erkek kadınla ilgili en iyi, en ulvi duygulara sahip olsa bile, eğer kendine güvensiz, çekingen ya da fazla istekli davranırsa, kadın ona karşı pek bir çekim duyamaz ve onu seçmez. Tam tersine, bir erkek, çekime neden olan özellikler sergilediğinde, neden aslında o adamı seçmesi gerektiği konusunda, zihninde bir sürü bahane üretir. Çekim duyduğu erkeğin fiziksel özelliklerine ve davranışlarına karşı daha fazla tolerans gösterir.

Dördüncüsü, bu üç adımdan sonra sekse ve ilişkiye açılmaktır.

Kadın erkeğin kendisini nasıl hissettirdiğini, kişilik özelliklerini değerlendirip erkeği seçtikten sonra, onunla seks veya ilişkiye açık hale gelir. Fakat kadın sekse veya ilişkiye açık hale gelse bile, işleri erkek olarak sizin ileriye götürmeniz gerekli. Telefon numarasını istemek, öpüşe gitmek, evinize çağırmak, buluşmaya çağırmak, beraber bir şeyler yapmaya çağırmak, vs. Kadının işleri ileri aşamalara taşımasını beklemek yerine işleri ileri aşamaya siz taşımalısınız.

Bunun yerine erkek konuşup durmaktan başka bir şey yapmazsa kadın burada erkekle ilgili negatif varsayımlar yapmaya başlar. Erkeğin reddedilmekten korktuğunu varsayar, kendisi ile çok da ilgilenmediğini varsayar. Ya da kadının erkeğe olan arzusu sönmeye başlar. Çünkü normalde ikiniz arasında bir çekim varsa, işler bir adımdan diğerine neredeyse kendiliğinden akar. Bunun olmaması, kadının rahatsız hissetmesine, bir şeylerin yanlış olduğunu hissetmesine neden olabilir.

Erkeğin işleri bir ileri adıma taşımaması, onun korktuğunu ve kendine güvenmediğini de sinyalleyebilir. Bu da zaten kadının ilgisini kaybetmesine neden olur. Eğer kadın erkeğin, kendisini, işleri ilerletecek kadar istemediğini düşünürse de, savunmaya geçer ve açılmak yerine kapanır. Kendisinden pek de hoşlanmıyor gibi davranan bir erkeğe açılmak istemeyebilir.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kaynak: How Women Choose Men: 4 Steps Before Sex

Seviyorsa neden ayrıldı, sevmiyorsa neden seni seviyorum diyor? – Vaka Çalışması

Mahmut reis merhaba. Yaklaşık bir ay önce kız arkadaşımdan ayrıldım.

Kim terk etti?

Ayrılığımız sebebi bir çok sorunumun üst üste gelmesiydi ve kızın da son aşamada bana yaptığı bir hata ile ona patlamamdan ötürü olmasıydı.

Kaç aylık ilişki bilmiyorum ama sorunlarınızı kendinize saklamak yerine duygusal olarak kıza yaslanmaya çalışırsanız genelde terk edilirsiniz. Direkt sorunlarınızı yansıtmak yerine sorunlarınız yüzünden ortaya çıkan siniri, depresyonu yansıtmanız da aynı şey.

Genel olarak ilişkide aldığım yada yaptığım şeylerin kıymetinin bilinmediğinden kaynaklı bir tartışmamız oldu ve işin sonunda beni son kez terketti.

İlişkide ne hata yaptığını anlatmamışsın ama bu cümle bu konuda bir ipucu veriyor. Muhtemelen, tipik efendi erkek / beta erkek kafası ile, ilişkinin kadınına döndün ve daha fazla vererek daha fazla alacağını düşündün. Bunun doğal sonucu olarak aşırı duygusal yatırım yaptın ve kız da senden soğuduğu için terk edildin. “Aldıklarım” dediğin de sevgiyi rüşvetle almaya çalıştın tabii olmadı.

Ayrılırken beni sevdiğini ama ilişkinin devam etmeyeceğini de ekledi.

Bu genellikle, “seni insan olarak seviyorum ama (artık) erkek olarak sevmiyorum” demek.

O gece pek çok kez ulaşmaya çalıştım.

Seni terk edene ulaşmak, ilişkinin bitmiş olarak kalmasını sağlar, ilişkinin yeniden başlamasını değil. Ayrıca “son kez terk etti” diyorsun. Anladığım kadarıyla birden fazla kez terk edildin. Bir kadının sizi sadece iki kez terk etmesine izin verin. Bu kız muhtemelen sana dönmez ama dönse de almaman gerekli.

Ama sonra kabullendim. Aradan on gün geçmişti ve her yerden de engellenmiştim. Neyse o 10 günün sonunda dayanamadım ve başka bir hesabına yazdım.

İletişimi kes kuralını bozman zaten facia ama engelleyen birine ulaşman çok küçük düşürücü. Sizi engelleyenle ilgili ne yapmanız gerektiğini şu yazıda yazmıştım: beni engelledi, ne yapmalıyım?

Düzgünce dedim ki çocukluğu bırakalım …

Seni engellemiş, istediğin kadar “düzgünce” de.

kalbinde başka birisi varsa yada beni sevmiyorsan saygım sonsuz ama seviyorsan bana söyle, ben uyuyamıyorum rahat edemiyorum vs dedim.

Sanırım yapabileceğiniz en ciddi hatalardan birisi, bir kadın olmadan yaşamınızı doğru dürüst devam ettiremediğinizi, o kadına ilan etmek. Bu saçmasapan filmlerde romantik, sevgiyi arttıran bir şey diye satılsa da, gerçek hayatta etkisi tam tersi. Kadına, “ben yüküm, sen taşımazsan ben hareket edemiyorum” diyorsunuz. Kadın ya da erkek, kimse sizi taşımaz, taşımak istemez. Terk edene onsuz çektiğiniz acıları göstermeniz, onsuz ne kadar zorlandığınızı göstermeniz, karşınızdakinin size acımasına, sizin için üzülmesine neden olur. Ama özellikle bir kadın, bir erkeğe acıdı mı, o erkeği sevilebilecek bir erkek olarak göremez.

Neyse tekrardan beni sevdiğini ama sevginin yeterli olmadığını söyledi ve o hesaptan da birbirimizi karşılıklı engelledik. Sonradan belki engel kaldırmıştır diye arayınca numarasını da kapattığını öğrendim ve hayretler içinde kaldım.

Bir kadınla artık hiçbir “umut” kalmayacak noktaya kadar gitmeyin. Bazıları, “ne kaybederim” diyor. Onurunuzu, onarması uzun sürecek bir şekilde tahrip etmeniz dışında, bu olaydan bir ders, bir fayda sağlama ihtimalini de kaybedersiniz. Bir insan, yanlış ya da zayıf yolda hala bir umut varken, doğru ya da güçlü yolu seçerse güçlenebilir. Yanlış ve zayıf yolu zaten seçemeyecek hale geldiğinde, doğru yolu seçmek maharet değil, onu herkes yapar.

Onu herhangi bir yerden taciz etmemiştim o süre boyunca veya başkasından aramamıştım.

Seni engellemesine rağmen sahte hesaptan ulaşıp üstüne bir de peşinden koşman, engellenmen için yeterli.

Sanki aldatmışım ihanet etmişim gibi bana böyle davranması çok ağırıma gitmişti.

Bu da klasik iyi çocuk, efendi erkek mastürbasyonlarından birisi. Benim gibi pırlantayı nasıl terk eder, nasıl böyle davranır kafası. Sen, karşındakinin tercihine saygı duymaktan aciz, engellenmesine rağmen, kapı suratına kilitlenince bacadan girmeye çalışan, saygısız birisin. Kibarca hayırdan anlamayana kabalaşmak gerekir, sana da bunu yapıyor.

Hele helede bu kızın bekaretini vs de ben almıştım yani bir dönem bana aşık olan kızın böyle davranışlar sergilemesi beni çok şaşırmıştı.

“Onun ilkiyim” masalı, bir efendi erkek fantezisidir. Sen artık iticiysen, kız artık seni istemiyorsa, dünyada erkek kalmasa yalnız kalır, yine seni terk eder. Bir dönem çekiciydin ki aşıktı, sonra itici oldun ve sevilmiyorsun. Özellikle ayrılık sonrası sergilediğin itici zayıflık, pat diye terk edilince başlamaz. Bir geçmişi olur. Sen muhtemelen uzun süredir iticiydin.

Şimdi o kadar takmıyorum hiçbir şekilde iletişime de geçmedim giden kendi kaybeder ama tüm bu olanlar hakkında fikrin ne reis?

Ayrılık herkes için kayıptır ve hatta kız düzgün biriyse terk edilen için daha büyük kayıptır. Ama büyük bir kayıp değildir, hayatın akışında, daha sonra geçmişte kalacak bir basamaktır.

Ben o dönsün şöyle böyle diye ağlamıyorum ama saçma anlatabiliyor muyum?

Burada gayet doğal bir şey oluyor. Saçma düşünen, saçmalayan sensin. İticileştin, terk edildin. Terk eden seni engellemesine rağmen kendini küçük düşürdün, engelleyene ulaştın ve yine engellendin. Kibarca hayırdan anlamayana kabalaşmak gerekir yoksa kibarlığını umut sanar, sülük gibi yapışır.

Ulan seviyorsan niye yanımda değilsin? Sevmiyorsan niye seviyorum diyorsun?

Yazı başlığına geldik. Terk eden kadının hem karşısındaki ile çatışmadan korktuğu, hem de karşısındakini daha da üzmek istemediği için söylediği bir kalıp laf bu. “Seni (insan olarak) seviyorum ama (bu sevgi seni, erkek olarak sevmeme) yeterli değil.” Sen azıcık yerinde dursan belki ona yetecek seviyeye gelirdi ama sen o seviyeye gelmesin, daha da düşsün diye özel emek harcamışsın.

İngilizcede bir laf var: “I love you but I am not in love with you.” “Seni seviyorum ama ilişki istemiyorum” ile aynı anlama geliyor. Bu tür klasik kadın repliklerini öğrenin. Hiçbir kadın sana çıkıp “Mahmut ben seni sevmiyorum bir git istersen” demez. Bunun seni kıracağını düşünüp, daha da önemlisi sinirlenip tehlikeli olmandan korkup bu tip basmakalıp şeyler söylerler. “Seni seviyorum ama sevgi ilişki için yeterli değil” der ama aslında sevgim yeterli değil demek ister. Bunun anlamını öğrenin. Sindirmesi zor ama ama bilmeniz lazım.

Kadınların erkeklerle, özellikle de terk ettikleri partnerleri ile çatışmadan korkması bazı erkeklere çok anlaşılmaz geliyor ama bu korku, insanlığın uzun tarihinden gelen, neredeyse genetik bir korku. Evet, kendisini terk eden bir kadına zarar veren erkek oranı yüzbinde birden bile az ama bir kadına fiziki zarar ve hatta ölüm, çok büyük oranda tanımadığı bir erkekten değil, eski sevgilisinden, eski kocasından ve takıntısına karşılık vermediği bir erkekten geliyor. İçgüdüsel bir korku, tam olarak bilinçli bile değil.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Konuyla alakasız görünse de alakalı bir yayın:

İlişkilerde sosyal yaşamın sadece kız arkadaşa indirgenmesi

Normal bir evlilikte ya da ilişkide, sosyal hayatınız üçe ayrılır: Bir, sadece partnerinizle beraber sosyal hayatınız, iki, partnerle beraber katıldığınız ve başka insanların da olduğu sosyal hayatınız ve sadece sizin olan sosyal hayatınız. Yalnız olduğunuzda, birincisi sıfırlanır, ikincisi daralır ve üçüncüsü ile birleşir.

İlişkisinde sorunu olan ya da yeni ayrılmış birçok erkekte ise, sadece partneri ile sosyal hayatın hemen hemen tüm sosyal hayat haline geldiğini, ikincisinin ve üçüncüsünün çok az olduğunu görüyorum. Bu da, erkeği duygusal destek, sosyal hayat ve onay için kadına bel bağlar hale getiriyor.

Evliyseniz ya da uzun süreli ilişki içindeyseniz, arkadaşlarınızın doğum günleri, piknikler ne bileyim birinin ev partisi, diğerinin ev ziyareti gibi etkinliklere partneriniz ile katılırsınız. Ama tabii böyle etkinlikler varsa. Geçenlerde kız arkadaşından yeni ayrılmış ve İstanbul’da üniversite okuyan bir takipçi bana, etkinlikleri nereden bulacağım diye sorduğunda, “sadece arkadaş doğum günleri bile her ay en az bir etkinlik mesela” demiştim ve böyle etkinlikler yapan bir çevresi olmadığını söylemişti. Yeni nesil doğum günleri için bile buluşmuyorsa çok ilginç bir durum. Ama aynı takipçi ve daha birçok görüştüğüm takipçi bana, eski kız arkadaşlarının çevresi ile sosyalleşmediklerini, kızların kendi sosyal çevrelerine de pek girmediğini söylüyorlar. Bunu evli erkeklerden bile duyuyorum!

Takipçime benim ilk kız arkadaşımın sosyal çevresi ile ilişkimi örnek vermiştim. İlk kız arkadaşımın ki 24 sene öncesinde kız arkadaşımdı, çekirdek kız grubu ile sadece 7-8 aylık bir ilişki döneminde sosyalleşmiştim ve bu kızların bazıları ile hala görüşüyorum! Evli olanlarla ailecek, bekar olanlarla da sosyal arkadaş grupları içerisinde. Bana bir erkeğin kız arkadaşının sosyal çevresine girmemesi, kız arkadaşını kendi sosyal çevresine sokmaması çok garip geliyor.Yani o sosyal çevre ile kız arkadaşınız olmadan buluşmazsınız ama neden kız arkadaşınıza takılmazsınız bilemedim.

Birçok erkek kız arkadaşı olduğunda, kızın açabileceği yeni sosyal çevreden kesinlikle yararlanmadığı gibi, kızla ya da kız olmadan kendi sosyal çevresiyle buluşmak yerine, kendi sosyal çevresinden de kopuyor. Sonra yalnız kaldığında hayatından çıkan sadece kız olmuyor, aynı zamanda sosyal hayatının çoğu da kızla beraber hayatından çıkıyor.

Şunu da hatırlatmak isterim ki sadece partnerinizle sosyalleşmek çok sıkıcı bir şey. Örneğin çift olarak başka çiftlerle ve sevgilisi olmayan arkadaşlarınızla buluştuğunuzda, kızlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında sosyalleşiyor. Mesela kızlar içerde dedikodu yaparken, siz bir odada diğer erkeklerle en son oyun bilgisayarınıza bakıyorsunuz ya da balkonda içiyorsunuz. Tabii ki tüm buluşma haremlik – selamlık değil ama bu tür toplu buluşmalarla beraberken birbirinizden biraz uzaklaşma fırsatınız oluyor.

Günümüzde çoğu çift gerçekten de online mı tanışıyor yazısında, üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir anketten bahsetmiştim:

2023 yılında 978 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir başka araştırma ise, bu öğrencilerin %15’inin, şimdiki ya da en son partnerleri ile dating uygulamasında, %7’sinin ise başka online mecralarda tanıştıklarını bulmuş. Öğrencilerin yarısı ise şimdiki ya da en son partnerleri ile okul ya da arkadaşlar aracılığı ile tanışmış.

Bir sevgiliniz olduğunda onunla ya da onsuz sosyal hayatınızdan ciddi oranda koparsanız, birbirinizden sıkılma hızınızı artırmanın yanında, ayrıldığınızda yeni birini bulmanız için geçen süreyi de ciddi bir şekilde arttırırsınız.

Örneğin üniversite öğrencisisiniz ve 2 senelik ilişki sonrasında sınıfınızla yeterince muhabbetiniz kalmadı diyelim. Sınıftan Merve’yi kampüste gördüğünüzde yanına gidip 2 muhabbet edecek samimiyetiniz kalmadı diyelim. Merve’nin hiç tanımadığınız ve size çok beyaz gelen bir kızla kantinde oturduğunu gördüğünüzde, Merve’nin yanına gidip 5-10 dakika muhabbet etme ve bu arada da o kızla tanışma imkanınız da kalmıyor. Sınıfınızdaki kızlara yürümenizi tavsiye etmiyorum ama mümkünse önemli bir kısmı ile ayak üstü 5-10 dakika konuşacak bir muhabbetiniz olsun. Bu kızların aracılığı ile tanıştığınız kızlardan üniversite hayatınız boyunca en az 2-3 kız arkadaş potansiyeli rahat çıkar.

Ama bölümün bir etkinliği var, kız arkadaşım istemiyor diye gitmiyorsunuz, bölümden bir grup kütüphanede sabahlayacak kız arkadaşımla çıkacağım diye gitmiyorsunuz, birinin doğum günü gitmiyorsunuz, vs. vs. Bu tür samimiyetleri kaçırıyorsunuz ve ayrıldığınızda ise, koca bir sosyal çölde yapayalnız kalıyorsunuz.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Terk edip geri dönen eski sevgilinin bana çok yükleniyorsun demesi – Vaka çalışması

Mahmut Abi merhaba. 2 yıllık kız arkadaşım yaklaşık 5 hafta önce terk etti. Buna uzun süredir devam eden beta davranışlarım neden oldu.

Bir önceki ilişkimde de terk edilmiştim ve o ilişki sayesinde senin siteni buldum. Fakat seni bulana kadar iletişimi kes kuralı kitabında yapmayın dediğin her şeyi yaptığımdan, o ilişkide geri dönüş olmadı. Fakat bu sefer hazırlıklıydım ve iletişimi kes kuralındaki gibi, onunla devam etmek istediğimi ama kararını kabul ettiğimi söyledim ve fikri değişirse bana ulaşmasını ekledim.

Geçenlerde erkekadam.org yorumlarında bir soru görmüştüm, bizim siteye gelip iletişimi kes kuralı uygulayanların kaçta kaçı eski sevgililerini geri döndürebiliyorlar diye. Siteyi ilk defa bu nedenle bulanların hemen hepsi, eski sevgili ile yapılmaması gereken her şeyi yaptıktan sonra bizi buldukları için, bu grupta oranlar yüksek değil.

Sitede bir süre bulunup bu kuralı bilen ve uygulayabilenler arasında ise oran çok daha yüksek. Bu nedenle de zaten iki kitabımın, ilişkiye başlamadan önce ya da ilişkinin başında okunmasını tavsiye ediyorum: iletişimi kes kuralı ve toksik ilişkiler.

Eski kız arkadaşım yaklaşık 10 günlük bir buluşmadan sonra bana ulaştı. Bahsettiğin gibi kısa bir konuşmadan sonra buluştuk, iyi vakit geçirdik ve aynı gece birlikte olduk. O günden beridir de görüşüyoruz.

İletişimi kes kuralı, eski sevgili ile bir şeyleri yeniden ateşlemede başarılı olmuş.

FAKAT, içinden çıkamadığım bir sorun var. Yeniden uzun süreli ilişki fikrinin ondan gelmesi gerektiğini söylüyorsun ama ben eski kız arkadaşımın biraz mesafeli duruşu sonucunda dayanamadım ve “benimle ciddi düşünüyorsan görüş, ciddi düşünmüyorsan görüşmek istemiyorum” dedim.

O ne be öyle “genç kızlık hayallerimle oynama, beni kullanma” der gibi?

Bu konu birkaç kez açıldı ve kendisi bana “seni üzmek istemiyorum ama bana çok yükleniyorsun” diyor.

Şimdi burada çok ciddi birkaç hatan var. Öncelikle bir kadına ayrılığın sizi çok üzdüğünü, hayallerinizin tekrar yıkılmasından korktuğunuzu gösterirseniz, o kadın size tam emin olmadan gelirse ve sonra giderse, sizin yıkılacağınızı düşünerek size gelmeyebilir.

Bir kişinin size olan sevgisi 0 – 10 arasında bir skaladadır, ya 10 (seviyor) ya 0 (sevmiyor) değildir. Bu sevgi 5’in altına düşerse terk edilirsiniz. Bu sevgi yeniden 5 üzerine çıkarsa terk eden size ulaşır ama terk ediş sonrası bu sevgi hemen 8’e çıkmaz. Aslına bakarsanız 8’e çıkmayı bırakın, tekrar 5’in altına inebilir.

Sen terk eden döndüğünde, sevgisi hemen 8 olsun, ya da 8 olacağından emin olsun istiyorsun yani kızın haklı olarak dediği gibi, kıza çok yükleniyorsun. Bu öncelikle dediğim gibi karşı tarafın “devam edersek çok kırılır zavallı, fazla ümitlendirmeden bıraksam mı?” demesine neden olabilir. İkincisi, belirsizliğe dayanamadığın bariz ve bu zayıflık, zaten zayıflık yüzünden terk edilmiş olduğun için, senin aleyhine işliyor.

Eski sevgili geri döndüğünde yapman gereken şey, sadece ve sadece buluşmaya, birlikte iyi vakit geçirmeye ve aranızdaki cinsel münasebetin ayrılmadan önceki haline gelmesine odaklanmak. Gerisini düşünmene gerek yok. Hatta gerek olmadığı gibi, gerisini düşünmemek seni daha umursamaz, daha çekici yapar.

Sevgiliniz sizi terk ettiğinde, ayrılığı ve sonradan geri dönüşünü o kişi için olabildiğince kolay hale getirin. Yıkıldığınızı, çok üzüldüğünüzü, eğer yeniden görüşmeniz ilişkiye evrilmezse kötü olacağınızı karşınızdakine göstermeyin. Bazı insanlar böyle davranarak onu ne kadar çok sevdiğini ona gösterme peşindeler ama bir kişi sizi pek sevmiyorken, onu ne kadar sevdiğinizi umursamaz.

Ayrılık ve yeniden dönüşün kolay olması derken, istediği zaman sizi terk etsin sonra hiç çaba harcamadan geri gelebilsin demek istemiyorum. Duygusal olarak yük olmayın, karşınızdakini size karşı acıma, vicdan azabı ve suçluluk ile doldurmayın demek istiyorum.

Terk edilen kişinin terk edenin peşinde koşması, terk edilerek yıkıldığını sergilemesi, karşı tarafı da zor ve acılı bir sürece sokar. Sonrasında bu kişi sizi özlediğinde ve size ulaşmak istediğinde, aynı zor sürece gireceğini düşünerek sizi aramaktan vazgeçer.

Bir kadın size geri döndüğünde, size olan ilgisi sınırda olduğu için, onun sırtına çok fazla yük bindirmek istemezsiniz. Bu tabii ki sizinle görüşürken gitsin takılsın, sorun değil anlamına gelmiyor. Sadece sonu kesinlikle ilişkiye gitsin, hemen eskisi gibi olalım taleplerinde bulunmayın.

Takipçiye bu cevabı verdikten sonra şunu sordu:

Abi hatamı anladım ama şimdi bunu nasıl telafi edeceğim? Bana karşı soğuduğunu hissediyorum ve şimdi bu aptalca taleplerimden pişman oldum.

Bu tür yanlışların telafisi genellikle bu yanlış davranışları birdenbire, kafanıza saksı düşmüş gibi bırakmanız ve hiç olmamış gibi unutmanız. Sonrasında da doğru davranışı hemen uygulamaya koymanız.

Yani senin durumunda, bu konuyu bir daha açmayacaksın ve hemen sadece iyi vakit geçirmeye, beraber vakit geçirmeye ve fiziksele gitmeye odaklanacaksın. Kızın zaten düşünmek istemediği bir konu olduğu için, sen bu konuyu kapadığında o bu konuyu hemen hemen hiç açmaz. Taa ki kendisi biz neyiz düşüncesine kapılana kadar.

Şu ana kadar sen bu kıza “biz neyiz?” diye sordurtmadın zira kız istediği zaman sevgili olabileceğinizi, senin buna dünden hazır ve çok istekli olduğunu biliyor. Yeni tanıştığın bir kadının da eski sevgilinin de, sana karşı duygu geliştirmesi için, senin duygularından, senin gözündeki yerinden emin olamaması lazım.

(bu arada bazı arkadaşlar bunu hiç umursamayarak, hiç ilgi göstermeyerek yapıyorlar ki bu durumda da kız erkeğin gözünde bir değeri olmadığına, erkeğin kendisini istemediğine emin oluyor ve erkeği bırakıyor. Bir kadın sizin onu %100, ne olursa olsun istediğinizi bilirse size aşık olması zordur ama sizin onu istemediğinizi bilirse de size aşık olması zordur.)

Hatta eski sevgilinin onunla fiziksel bir şeyler için görüştüğünden, onu yeniden istemediğinden korkması daha iyi. Ama korkması dedim yani şüphelenmesi demek istiyorum. Bir kadın onunla sadece seks için görüştüğünüzü düşünürse de (büyük ihtimalle) çeker gider.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Günümüzde çoğu çift gerçekten de online mı tanışıyor?

“Günümüzde çoğu çiftin online tanıştığının”, sanki tartışmaya gerek olmayan bir gerçekmiş gibi söylendiğini sıklıkla görüyoruz. Bu bilginin kaynağını sorduğunuzda, size şu aşağıdaki oldukça meşhur grafiği gösteriyorlar ki bu grafiğin, şu an dünyanın en zengin insanı olan kişi tarafından da resmi olarak görüldüğünü de söylemem lazım.

Kaynak

Bir çizginin ani bir şekilde yükseliğe geçtiği viral grafik gördüğümde, bende anında alarmların çalmaya başlıyor. İnsanlar ’n=6,591’ kısmını görüyorlar (ankete katılan sayısı) ve verinin oldukça güvenilir olduğunu varsayıyorlar. Ama bu yanıltıcı bir grafik çünkü 1950’lerde tanışan insanları bile işin içine katan bir araştırmanın ürünü. Bizim gerçekten ilgilendiğimiz ise günümüze yakın tarihlerde tanışan insanlarla ilgili verinin büyüklüğü. Buna odaklandığımızda ise, rakamların hiç de etkileyici olmadığını görüyoruz. Özellikle 2017 yılından sonrasına ait veriler, katılımcılara takip amacıyla yapılan anketlerden geliyorlar ki bu insanların bir çoğu artık panele üye değiller ya da cevap vermemişler.

Grafikte gördüğünüz büyük artışın olduğu yıllarda, veri büyüklüğü bir sınıfı dolduracak kadar bile değil. Bunun yanında, bu yıllar bildiğiniz gibi insanların online dışında etkileşimlerinin olağanüstü şekilde kısıtlandığı pandemi yıllarıydı. Bu yıllarda online tanışan çiftlerin, normal zamanlara göre çok daha fazla olması beklenilir bir şey.

Bu yumuşatılmış çizgi, önemli miktarda gürültüyü de gizliyor: 2017 yılından sonraki iki yılda oran %23-24 civarına düşüyor ve 2020’de %200 artarak %66 olduktan sonra, 2021 yılında %58’e geriliyor.

Peki HCMST verileri gerçekte nasıl görünüyorlar? Aşağıda, HCMST verilerine göre, online tanışan çiftlerin yıllara göre oranını görebilirsiniz.

Online buluşmaların arttığı ile ilgili haberler oldukça abartılılar

Bu tür viral olmuş verilerle karşılaştığınız zaman yapmanız gereken ilk şey, bu araştırmanın başka araştırmalar tarafından da desteklenip desteklenmediğine bakmak. Bazı insanlar, insanların sadece %10’unun, şimdiki partnerleri ile online dating site ve uygulamalarında tanıştığını gösteren ve yeni yapılan Pew çalışmasını gösteriyorlar (araştırmada bu rakam 18-29 yaş arası için %20).

Bu tür araştırmaların temel problemi, partneri ile yakın yıllarda tanışmış insanlar ile yıllar önce tanışmış insanlar arasında ayrım yapmamaları. “How Couples Meet and Stay Together – Çiftler Nasıl Tanışıyorlar ve Beraber Kalıyorlar” (‘HCMST’) verileri, her yıl kaç insanın online tanıştığını gösteriyorlar.

Göz atabildiğim başka bir veri kümesi de The Survey Center on American Life tarafından Ağustos 2022’de yapılan American Perspectives Survey (APS). Bu araştırma da HCMST gibi ulusal temsilci kurulunu kullanmış.

APS, partnerleri ile online dating üzerinden tanışanların oranının %11 olduğunu gösteriyor ki bu, Pew araştırmasındaki sayıya benzer bir sayı. Ama daha önemlisi, bu araştırma insanlara sadece nasıl tanıştıklarını değil, ne zaman tanıştıklarını da sormuş.  Bu da bana, eldeki veriyi yakın yıllarla sınırlama ve HCMST verisi ile daha iyi bir şekilde karşılaştırma olanağı veriyor.

Geçtiğimiz yıl tanışan çiftlerin %26’sı online dating sitelerinde ya da uygulamalarında tanışmış. Bu oran her ne kadar çoğunluk olmaktan uzak olsa da, bir çokluğu temsil ediyor. Buna en yakın tanışma şekli (ikinci sıradaki), %23 oranı ile aile ve arkadaş aracılığıyla tanışma. Bu veri 112 kişi üzerinde yapılmış ki, 2020-2021 arasındaki HCMST verisinin toplamının üç katı.

Son bir senede tanışan çiftler nasıl tanışmışlar? Grafiği aşağıda.

1-3 yıl önce partnerleri ile tanışanların (N = 202) %30’u online dating ile tanışmış. 3-5 yıl önce tanışanların ise (N = 210) %27’si online dating ile tanışmış. 5-10 yıl önce tanışanların ise (N = 433) %21’i online dating ile tanışmış. 2017 HCMST verisi ise, heteroseksüel çiftlerin %40’ının online dating ile tanıştığını gösteriyordu. APS verisindeki 3-5 yıl öncesi, HCMST verisindeki 2017 – 2019 yıllarına denk geliyor. APS çok daha büyük bir veriyi kapsadığı ve oranlar HCMST araştırmasında da sonraki yıllarda düştüğü için, APS rakamları muhtemelen gerçeğe daha yakınlar. Bunun yanında burada, HCMST takip anketlerinde görülen olağanüstü artış ile ilgili kanıt da yok.

Online tanışmanın gençlerde yüksek olduğunu beklersiniz ama partnerleri ile son 5 yıl içerisinde tanışanlar içinde, en genç yetişkinler, en az oranda online tanışan grup. Bunun nedeni muhtemelen, okulun sosyal balonundan çıktıktan sonra, yeni insanlarla karşılaşmanın zorlaşması ve her geçen sene çok daha az sayıda arkadaşınızın bekar olması.

2020’de yapılan başka bir American Perspectives Survey araştırması ise, son bir sene içerisinde tanışan çiftlerin (N =175), %21.4’ünün online dating ile tanıştığını, son 1-3 sene içerisinde tanışanların ise (N = 201), %24.2 ünün online dating ile tanıştığını gösteriyor. Son 3 yıl içerisinde tanışan çiftlerin 18-24 yaşları arasında olanlarının %18.4’ü, 25-34 yaşları arasında olanlarının %20.9’u, 34-44 yaşları arasında olanların %31.4’ü, 45-54 yaşları arasında olanların %18.9’ü ve 55 yaş üstünde olanların %32.8’i online dating ile tanışmış.

Match Group tarafından en son yapılan Singles in America survey (Amerika’daki Bekarlar), partneri olmayan insanların %17.5’inin en son partneri ile online dating üzerinden tanıştığını gösteriyor. Bu bekarların %7.7’si de en son partnerleri ile sosyal medya üzerinden tanışmışlar ki bu ikisinin toplamı %25.2.

2022 yılında yapılan araştırmada ise, çiftlerin %16.7’si online dating üzerinden, %8.9’u ise sosyal medya üzerinden tanışmışlar. Yani çiftlerin %25.6’sı online dating ya da sosyal medya üzerinden tanışmışlar.

2016 ve 2017 kod kitaplarına da ulaşmayı başardım. 2016 yılında, çiftlerin %23.9’u online dating, %3.5’i sosyal medya üzerinden tanışmışlar (toplam %27.6). 2017 yılında ise çiftlerin %20’si online dating, %6.2’si sosyal medya üzerinden tanışmışlar (toplam %26.2). Bu araştırmaya katılanların önemli bir kısmının, uzun süredir buluşmaya çıkmayan yaşta insanlar olduklarını ve bu insanların varlığının, asıl online karşılaşma oranlarını aşağı çekebileceklerini de belirtmem gerekiyor. Fakat buna rağmen, HCMST grafiğindeki üstel artışı başka verilerde göremiyoruz.

2023 yılında 978 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir başka araştırma ise, bu öğrencilerin %15’inin, şimdiki ya da en son partnerleri ile dating uygulamasında, %7’sinin ise başka online mecralarda tanıştıklarını bulmuş. Öğrencilerin yarısı ise şimdiki ya da en son partnerleri ile okul ya da arkadaşlar aracılığı ile tanışmış. Araştırma aynı zamanda bu öğrencilerin sadece %21’inin son bir ay içerisinde dating uygulaması kullandığını gösteriyor.

İsviçre’de yapılan bir araştırma ise (Potarca, 2020), online tanışan heteroseksüel çiftlerin oranının 1995 yılında %0 iken, 2017-2018 yılları arasında %25’e ) yükseldiğini gösteriyor. 2017-2018 yılları arasında çiftlerin %10’u online dating uygulaması, %7’si online dating siteleri ve %7’si ise başka online sitelerde tanışmışlar.

2017-2018 araştırmasında katılımcı sayısı 413 yani 2017 HCMST araştırmasına katılanların çok üstünde bir rakam. Bu da, HCMST’nin 2017 veri noktalarının abartı olduğuna işaret eden ek bir gösterge.

Bazı sıkıcı uyarılar

Potansiyel endişelerden birisi, HCMST rakamlarının “online” dediği şeyin, sadece online dating’i değil, tüm online tanışmaları kapsadığı. Online her ne kadar online dating olarak anlaşılsa da, tüm online tanışmaları kapsayan bir kelime. Bu kaygıyı arttıran şeylerden birisi, APS araştırmasına katılan ve son bir yıl içerisinde tanışan çiftlerin %6’sının, tanışma şekli olarak diğer seçeneğini işaretlemesi. Bu rakam 3-5 sene öncesi tanışan çiftlerde %1. İnsanlar online bir alanda tanıştılarsa ama online dating seçeneğini işaretlemekten rahatsızlık duyuyorlarsa, bu seçeneği işaretleyebiliyorlar. Aynı zamanda, aslında sosyal medyada tanışan bazı insanların, “arkadaşlar aracılığı ile” seçeneğini seçtikleri de söylenebilir.

HCMST araştırmasında sorulan sorular açık uçlu, bazen cevapları birden fazla kategoriyi kapsayan sorular. 2017 yılında online buluştuklarını belirtenler katılımcıların cevapları, hiçbir şekilde bu buluşmanın aile, arkadaşlar ya da başkaları tarafından başlatıldığını ima etmiyor ve bu insanların %97.2’si, online tanıştıklarında birbirlerini daha önceden hiç tanımıyorlarmış. Yani online seçeneğini işaretleyenlerin APS araştırmasında arkadaş aracılığı ile seçeneğini işaretleyecekleri oldukça şüpheli.

İşin ilginci, APS araştırmasında online dating üzerinden tanıştıklarını söyleyenlerin %25’i, buluşmalara başlamadan önce arkadaş ya da birbirlerini bir şekilde bilen insanlar olduklarını belirtmişler. Yani bu insanların bazılarının online dating ile tanışıp birbirlerini buluşmadan önce tanımaya başlarken, bazılarının ise sosyal medya aracılığı ile tanışmaları ama tanışmalarını en iyi belirten seçenek online olduğu için, online seçeneğini işaretlemeleri olası. Maalesef HCMST soruları oldukça açık uçlu oldukları için, çok da bilgisel değiller. Çiftlerin online tanıştıkları uygulama ya da site ile ilgili bilgi vermiyor. Bunun yanında İsviçre araştırması, çok daha büyük bir katılımcı sayısı ile, 2017 yılında çok daha düşük bir online dating oranı gösteriyor. Yani eğer Amerikalılar ile İsviçreliler arasında büyük bir kültürel fark yoksa bu, HCMST verilerindeki zıplamanın, rastgele bir hatanın ürünü olduğunu gösteriyor.

Son söz

Eldeki veri, başlıktaki soruyu “muhtemelen hayır” diye cevaplıyor. Dating uygulamalarını konuşuyorsak, muhtemelen hayır. Ne olursa olsun, bu kadar küçük veri kümelerine bakıp, böyle büyük ve kapsayıcı sonuçlar çıkarmanın savunulabilecek hiçbir yanı yok. Bu, 2018 GSS ve 2022 Pew durumundaki gibi, araştırmaların çok bilinir olmalarının, en gerçekçi araştırmalar olmalarından çok, en popüler anlatı ile paralel olmalarına dayandığının bir örneği. Ama bu araştırma en korkunç olanı. Bundan sonraki araştırmayı da isterlerse gitsinler evsiz albinolarla yapsınlar.

İnsanlar, yeni teknolojilerin toplumu ele geçirdiği ve bir krizden diğerine yol açtığı konusundaki kaygılarına paralel bilgileri, sorgulamadan kabul etmeye meyilliler. Kendi ilişki problemleri için dating uygulamalarını suçlayanlar da, çoğu insanın online dating ile karşılaştığı fikrini onaylayıcı buluyorlar zira bu bilgi kendilerini haklı çıkarıyor.

“Dating uygulamaları gerçek hayat” fikri, dating uygulamalarına bel bağlamak yerine gerçek hayata çıkıp insanlarla tanışmayı tavsiye edenlere karşı, sıklıkla öne sürülen bir yanıt oldu. Dating uygulamaları, çiftlerin tanıştığı önemli bir yer oldular ama görüldüğü gibi, hala birçok insan sosyalleşip, dışarıda gerçek hayatta tanışıyorlar.

Sizin sürekli online olmanız, herkesin sürekli online olduğu anlamına gelmiyor. Aslına bakarsanız çoğu kadın, hayatı boyunca bir kere bile dating uygulamalarına girmiyor. 2022 yılında yapılan bir PEW araştırmasına göre, 18-29 yaş aralığındaki erkeklerin %38’i ve kadınların %54’ü, hayatlarında bir kez bile online dating kullanmamış. Karşı cinsle buluşma ile ilgilendiğini söyleyen bekar erkeklerin %33’ü ve bekar kadınların %62’si, son bir sene içerisinde hiç online dating kullanmamış ve şu an online dating uygulamasında olan kadınların oranı %18.

Dating uygulamalarının cazibesinin, büyük oranda, buluşmak için karşılaşmanız gereken birçok sosyal zorluğu, özellikle de ilk adımı atması beklenen erkekler için bypas etmesine dayandığını biliyorum. Ama bu konuda şüpheleriniz varsa tekrar edeyim: sosyalleşmek hala çok önemli.

Görünen o ki, dating uygulamaları zirve dönemlerini geride bıraktılar ve Z kuşağına hitap etmekte zorlanıyorlar. İnsanlar zaten sahte profillerden ve botlardan şikayetçi iken, yapay zekanın işleri daha da iyiye götürmeyeceği kesin gibi. Bu tabii ki, insanların trendi tersini çevirip daha fazla oranda gerçek hayatta eşleşecekleri anlamına gelmiyor. Ama belki de sosyal medya, dating uygulamalarının yerini alacak ya da genel olarak daha az sayıda buluşma olacak.

Daha çok insanın online olarak eşleşmesinin sonuçları ne olursa olsun, daha önce gösterdiğim gibi, yaygın bilinen chad haremleri(*) bunlardan biri değil. Online tanışma ile ilgili araştırmaların sonuçları birbirleri ile çelişse de genel olarak, online başlayan ilişkilerin daha kötü sonuçlara sahip olduğu görünmüyor. Yani bu chad haremleri olayı da aptalca bir ahlak histerisinden başka bir şey değil.

Kaynak: Are most couples meeting online now?

(*) Online dating uygulamalarının, kadınların %80’inin erkeklerin %20’sini beğendiği ile ilgili verilerini, dating uygulamalarındaki kadınların, küçük bir erkek grubu ile buluşup seks yaptığı, yani çok çekici (chad) erkeklerin haremine katıldıkları olarak algılayan bir komplo teorisi.

14 Şubat’ta sevgilisinin aldığı hediyeleri beğenmeyen kızlar

Bu siteden hiçbir şey anlamasanız bile, asosyal medyaya bakarak temel inançlar geliştirmemeniz gerektiğini, daha doğrusu asosyal medyanın gerçek hayatla bir alakası olmadığını anlasanız yeter.

Beni Patreon’dan izleyecek kadar takip eden bir takipçinin şunu sorması açıkçası üzücü:

Selamlar, bir kaç gündür asosyal medyada dolanıyorum 14 şubatta sevgililerinin hediyelerini beğenmeyen varoşlar video çekip yayılmaya başlamış konu hakkında ne düşünüyorsunuz denk geldiniz mi? Bu kadınların kocalarına/sevgililerine gram saygı duymayan gördüğüm bir videoda birisi elit gold digger diğeri de anadolu gold diggeri izlenimi verdi bana ?

Bu konuya öfke yemi yazısında değinmiştik:

Sosyal medya ve özellikle Twitter, algoritma olarak negatif duyguları körükleme üzerine kurulu. 1980’lerde Twitter olsaydı muhtemelen Sovyetler yarın kafamızda nükleer bomba patlatacak korkusu ile yaşardık ve bu korku o günlerde vardı ama herhalde sosyal medya olsaydı insanların hayatını 1000 kat etkilerdi. Korkarım 2020’ye kadar çöküşte olan geleneksel medya da korku yemini keşfetti ve bunun büyük bir yığın üzerinde çok iyi çalıştığını gördü. Bundan sonra her şeyi olduğunun 100 katı yoğunlukta yaşayacağız gibi görünüyor. Fakat siz kendiniz için bir iyilik yapın. Ya sosyal medyadan uzak durun ya da sosyal medyada durduğunuz süreyi azaltın. Ama sizde korku, öfke, kaygı, vs. oluşturan girişlerin tuzak olduğunun, yem olduğunun ve sizi manipüle etmek için yaratıldıklarının bilincinde olun.

Bu nedenle konuyu bana Twitter’da soran birine şu cevabı verdim:

Yine Patreon’da soruyu soran arkadaşa cevaben bir takipçi şöyle yazmış:

öfke yemi. tamamen ilgi amaçlı. ilgi orospusu narsist kadınlar sosyal medya sayesinde iyice arttı. maalesef erkekler kollektif bir birlik gösterip bu tiplere prim vermeyi bırakamıyor. instagramı kapatalı yıllar oldu ve kullanırken bile ne yorum ne beğeni ne takip ederek bunları yücelttim. aksine aşırı müstehcen çıkan içeriği müstehcenlikten şikayet ettim. ama yok. orası bizim kulvarımız değil. uzak durmak en iyisi.

“İlgi orospusu narsist kadınlar sosyal medya sayesinde iyice arttı” kısmına bir değinmem lazım. Daha önce Jordan Peterson’ın bu konudaki bir söyleşini burada Sosyal medya toksik feminen patolojiyi devasa boyutlara taşıdı  yazısında yazmıştım:

Nüfusun bu 5%lik dilimini kontrol altında tutmak zordur zira bu insanlarda zerre içsel kontrol olmadığı için üzerlerindeki tüm kontrol dışsaldır. Ve ben bu insanları online olarak kontrol altında tutabileceğimizi öngörmüyorum. Tam tersi sanal dünya bu özellikleri ödüllendiriyor ve hatta para ile ödüllendiriyor.(*)

Şu an gördüğümüz kutuplaşmanın itici gücü bu olabilir. Bir açıdan kutuplaşmanın gerçek olduğunu düşünmüyorum zira bence burada itici güç, karanlık dörtlüye (dark tetrat), Makyavellizm, narsisizm, psikopati artı sadizm, verilen aşırı dikkat. Bu her şeyi kirletiyor zira bu insanlar sanal dünyada hiçbir kısıt gözetmeden konuşabiliyorlar. Dünya böyle sanıyoruz ama dünya böyle değil. Sadece böyleymiş gibi reaksiyon gösteriyoruz.

Bu konu üzerindeki araştırmalar giderek daha açık hale geliyor. Örneğin Instagramı aşırı kullanan kadınların aynı zamanda sadist, Makyavellist, psikolat ve narsist oldukları görülüyor. Aynı zamanda kısa vadeli çiftleşme stratejilerini optimize ediyorlar yani genellikle oldukça fazla sayıda kişiyle birlikte oluyorlar. Bu bir anti sosyal davranış özelliği ve anti sosyal insanlar genel olarak daha fazla cinsel partnere sahiptirler ve erken yaşlarda seks yapmaya başlarlar.

Bu toksik dişilik (toxic femininity). Anti sosyal davranışın feminen versiyonu itibara vahşice saldırıdır. Dedikodu, taşlama, sırtından bıçaklama, vs. ve bazı kadınlar bu konuda çok usta olabiliyorlar. Bunu erkeklerde yapabilirler özellikle de sosyal medyada. Ama sosyal medyanın dişil anti sosyal tip davranışa olanak verdiği ve büyük ölçeklere taşıdığı çok açık. Feminen değer sisteminin ölçeklenemediğinden bahsetmiştik, feminen patoloji sosyal medyada devasa boyutlara çıkıyor ve bunun sonuçlarının ne olacağını Tanrı bilir.

Bir artış mutlaka var ama asıl olan bu kadınların sayısının artması değil, sosyal medya algoritmalarının hemen hemen sadece bu kadınları öne çıkarması.

Bu tip kadınların oranı 1995’te %1 ise bugün %3 olmuştur en fazla. Ama 1995’te bu tür kadınları en öne çıkarıp cebinizden gözünüze sokan uygulamalar yoktu.

“maalesef erkekler kollektif bir birlik gösterip bu tiplere prim vermeyi bırakamıyor”

Sosyal medya öncesinde ortalama bir erkek bu tiplerle hayatında birkaç kere karşılaşırdı, görmezden gelmesi gereken bir şey yoktu. Şimdi de kollektif birliği falan bırakın, gerçek hayatta kırk yılda bir karşınıza çıkacak kadar az insanların cebinizden beyninize girip zihninizi, inançlarınızı, dünya görüşünüzü darmadağın etmesine izin vermeyin. Gerçek hayatta kalın.

Ama moruk sen bilmiyorsun, hemen hepsi / çoğu böyle!

Bir kere açık söyleyeyim, bunu diyenler genellikle gerçek dünyadan habersiz insanlar, beni bırak 75 yaşındaki bir dede bunlardan daha iyi bilir. Ama gerçek hayatta da deneyiminiz buysa, şu aşağıda kadın takipçiye verdiğim tavsiyeyi size de vermek istiyorum:

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

İnsanlar karmaşık sinyaller, belirsiz işaretler vermezler

Ağustos 2022’de, doğup büyüdüğüm şehirde dövüş sporlarının yapıldığı bir spor salonuna katıldım ve ilk derste, Noa adında 31 yaşında, yarı beyaz yarı Kübalı bir adamla eşleştim. Hemen çok iyi anlaşmaya başladık ve yaklaşık bir ay içerisinde de çok iyi arkadaş olduk. Her gün birkaç kez mesajlaşıyorduk, şehir merkezinde tişörtsüz koşuya gidiyorduk ve kişisel problemlerde birbirimize destek oluyorduk.

Noa bir yıl sonra, görüşmek için bir türlü uygun olmamaya ve mesaj başlatmamaya başladı. Bir yanım artık benimle görüşmek istemediğini söylüyordu ama ben bu inancı bastırdım zira ben mesaj attığımda, her zaman normal bir şekilde cevap veriyordu.

Fakat ben içimdeki sesi görmezden gelmek için ne kadar çabalasam da, bir şeylerin yolunda olmadığını düşünmeden edemiyordum. Çünkü Noa karmaşık sinyaller gönderiyordu: bir yandan benim mesajlarıma gayet makul bir hızda ve normal bir şekilde cevap veriyordu ama bir yandan da hiç buluşmuyordu.

Noa’nın “birdenbire” buluşmak istemediğini düşünüyordum. Benim çıkarımın (ya da tahminim) her iletişime geçtiğimizde negatif şeylerden konuştuğum için benimle zaman geçirmek istemediğiydi.

Noa özellikle dümdüz konuşmayı seven biriydi ve bu nedenle kendisine benimle görüşmek istememesinin sebebinin, benimle sürekli depresif takılmam olup olmadığını sordum. Bunun böyle olmadığını temin etti ve kişisel bazı problemleri nedeniyle benimle buluşmaya vakit bulamadığını söyledi. Buna tam olarak inanmadım zira sonuçta gerçek bir arkadaş, sizinle zaman geçirmek ister ve arada bir hal hatır sorar. Ama iç güdülerime güvenmek yerine, açıklamasını doğru kabul ettim ve ona normal bir şekilde mesaj atmaya devam ettim. Bunun sonucunda da tahmin ettiğim gibi, her buluşma teklifimi bir bahane ile reddetmeye devam etti.

Bu noktada arkadaşlığımızın sona erdiğini kabul ettim ve Noa’ya ulaşmayı bıraktım çünkü kendime olan saygımı korumak istiyordum. Ona ulaşmayı bırakmamın üzerinde koca bir yıl geçmesine rağmen bana bir kere bile ulaşmadı.

Bu yaz şehir merkezinde yürürken, bir uyanış yaşadım: Noa aslında bana hiçbir zaman karmaşık sinyaller vermedi. Aslında, verdiği sinyallerde belirsiz olan hiçbir şey yoktu. Noa sadece dolaylı olarak benimle nasıl görüşmek istediğini göstermeye çalışıyordu.

İnsanlar uyuşmazlıktan hoşlanmazlar

Evet, insanlar uyuşmazlıktan, çatışmadan, zıtlaşmadan hoşlanmazlar. Bu bariz görünebilir ama durup hiç, insanların uyuşmazlıktan kaçmak için neler yapabileceklerini düşündünüz mü?

Günümüzde insanlar romantik ilişkide oldukları insanlara artık ilişkiye devam etmek istemediklerini söylemek yerine, onları ghostlamayı tercih ediyorlar. Birinin davranışlarından hiç haz etmediklerinde, sorunu direkt söylemek yerine, hüsranlarını pasif agresif davranışlar ile göstermeye çalışıyorlar. Birbirleri gücendirmekten kaçmak için, dolaylı ve belirsiz bir dil ile anlaşmaya çalışıyorlar. Eski arkadaşım Noa, benimle iletişime geçmek istemese bile, benimle konuşmaya devam ediyordu. İnsanlar direkt zıtlaşmaktansa, paslı çivilerle dolu bir olimpik yüzme havuzuna atlamayı tercih ediyorlar.

Şimdi ben burada, insanların uyuşmazlıktan korkmalarının ne kadar hastalıklı bir şey olduğunu, oldukça geçerli gerekçelerle, uzun uzun yazabilirim. Ama insanoğlunun evrimsel geçmişinde, yüzbinlerce yıl önce, kabile üyeleri arasındaki uyuşmazlıklar, ölüm ile sonuçlanabiliyorlardı.

Bunun yanında artık hem kadınlar hem de erkekler,uyuşmazlıkları yönetmek gibi geleneksel maskülen kabiliyetleri öğrenmiyorlar çünkü babalar ev yaşamında, endüstri devrimi öncesine göre çok az varlık gösterebiliyorlar. Bu nedenle hem erkekler hem de kadınlar, buna yatkınlıklarından ya da evrimsel bir adaptasyon olarak, uyuşmazlıklardan kaçmak için ne gerekirse yapıyorlar ki buna karmaşık sinyaller göndermek de dahil.

Karmaşık sinyaller

Karmaşık sinyaller, insanların davranışları arasındaki uyuşmazlıklardır. Daha spesifik bir şekilde söylersek, davranış kalıplarından ya da beklenen davranışlardan sapmadır. Bir insanın söyledikleri ile yaptıklarının birbirine uymaması, karmaşık sinyallerin en göze çarpanı. Ya da bir insanın davranış ve tutumlarının tutarsız olması.

Karmaşık sinyaller, bu sinyallerin hedefindeki insanları deli eden şeyler özellikle de romantik ilgi durumunda. Zira bir kapanış olmaması çoğu zaman, insanın zamanında oldukça iyi anlaştığı birinin neden birden bire garip davranmaya başladığını öğrenmek istemesine neden oluyor.

Bunu söyledikten sonra şunu da söyleyebilirim ki, Noa ve daha önce yaşadığım “karmaşık” sinyal vakalarını etraflıca düşündüğümde, karmaşık sinyal diye bir şeyin olmadığına emin oldum.

Karmaşık sinyal diye bir şey yok

Peki neden karmaşık sinyal diye bir şey yok? Çünkü “karmaşık” sinyal, mesajın kendisi. Karmaşık sinyal, gönderen kişinin sizin hakkınızda ne düşündüğünün ya da ne hissettiğinin, oldukça doğru bir göstergesi.

Noa’nın benim mesajlarıma normal bir şekilde cevap verip bana hiç ulaşmaması ve benimle hiç buluşmaması, ben ona mesaj attığım sürece benimle konuşmaktan hoşlandığını ama bu hoşlanmanın mesaj atacak ya da buluşacak kadar yüksek olmadığını gösteriyordu. Burada karmaşık sinyal diye bir durum yok.

Bir kişinin size karmaşık sinyaller gönderdiğini düşündüğünüzde, bu kişinin ne dediğine bakmayın, tamamen davranışlarına bakın. Sözler yalan söylerler ama davranışlar genellikle yalan söylemezler. Ve tekrar söyleyecek olursak, insanlar direkt uyuşmazlıktan kaçarlar ve direkt uyuşmazlıktan kaçmak için gerçekten hissettiklerini ya da düşündüklerini söylemekten kaçınırlar.

Davranış bir insanın nasıl hissettiğinin gerçek göstergesidir

Karmaşık sinyaller hayatın her alanında deneyimlenebilecek şeyler olsalar da, en çok romantik ilişkiler alanında kendilerini gösteriyorlar. Romantik ilişkilerde, “davranışlar sözlerden daha yüksek sesle konuşurlar” (“actions speak louder than words”) cümlesini içselleştirmeniz gerekli.

Bir insan sizin mesajlarınıza tek kelimelik cevaplar ya da emojiler atıyorsa, sizin varlığınızı kabul edecek kadar sizden hoşlandığını ama sizinle romantik bir ilişkiye ilgisi olmadığını anlayın. Bu  kişi muhtemelen sizi ghostlamayı isterdi ama bunun çok kaba bir şey olacağını düşündüğünden size kısa da olsa cevap veriyor.

Karmaşık sinyallerin çeşitleri bu yazının kapsamı dışında ama en manidar olanına değinmeden geçemeyeceğim: kişinin sözleri, ses tonu ve vücut dili arasındaki uyumsuzluk.

Bir insanlar konuşurken bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiğinizde, bilinç altınız bilincinize, beklenen davranışın dışında bir şeylerin olduğunu söylemeye çalışıyor. Beyniniz, karşınızdaki kişinin ağzından çıkanlarla, vücut dili ya da ses tonu arasında uyumsuzluk olduğunu, zihinsel olarak not ediyor.

İnsanlar homo sapiense evrilmeden yani 200 bin yıl önce, vücut dili ve sözel olmayan işaretlerle anlaşıyorlardı. İnsanlık tarihindeki iletişimin çoğu sözel olmadığı için, insanların sözel olmayan iletişimleri ve davranışları, gerçek duygularının çok daha doğru birer göstergesi.

Yani bir insanın sözleri, davranışları ve ses tonu uyumsuz olduğunda, söylediklerine oldukça eleştirel bir şekilde yaklaşın çünkü sözler, kendi başlarına bir insanın ne hissettiğini doğru bir şekilde yansıtmazlar.

Örneğin bir insan sizinle konuşurken bu insanın vücudunun özellikle de ayaklarının, size dönük olmadığını (ve bu şekilde kaldığını) gördüğünüzde, bu insan muhtemelen sizinle konuşmak istemiyordur. Bir insanın vücut dili bir şey söylerken, sözleri başka şeyler söylüyorsa, bu insan size karmaşık sinyal göndermiyor. Bu insanın tek yaptığı, dolaylı olarak, sizinle konuşmak yerine vücutlarının işaret ettiği yere gitmek istediğini göstermek. Düşünün bir: bir insan sizinle konuşmak istemediğinde ya da sizden hoşlanmadığında, pat diye yanınızdan uzaklaşıp gitmez zira bu çok kaba bir davranış.

Son olarak da, bir insan bir soruya güvensizlik içeren bir tonda cevap verdiğinde, mesela cevabı evet ya da hayır olan bir soruya bir süre durup “tabii ki”, sizin önerdiğiniz şeyi yapmayı gerçekten istemiyordur. Ama normal bir insan gibi bunu size söylemek yerine, sizin bu ipucunu yakalayıp “emin misin?” diye sormanızı umuyordur çünkü insanlar sizinle zıtlaşmak yerine bunu yapmayı tercih ederler. İnsanlar gerçek duygularını bu şekilde belli edip sizin önerdiğiniz şeyi yapmak istemediklerini söze dökmeden anlamanızı umarlar. Kelimeler, daha doğrusu kelimeleri nasıl söyledikleri, sinyalin kendisidir. Karmaşık sinyal diye bir şey yoktur.

Bundan sonra birinden karmaşık sinyaller aldığınızdan şüphelendiğinizde, ne yaptıklarını rasyonel bir şekilde değerlendirirseniz, gönderdikleri sinyallerin o kadar da belirsiz olmadığını görebilirsiniz. Sinyallere bakıp endişelenmek ve karşınızdaki kişinin neden böyle davrandığını düşünüp durmak yerine, durumu olduğu gibi kabul edin ve yolunuza devam edin. İnsanların direkt uyuşmazlıktan nefret ettiklerini ve vebadan kaçar gibi kaçtıklarını hatırlayın ve hiçbir zaman, insanların gerçek duygularını size direkt ve açık açık söylemelerini beklemeyin.

Eğer size gerçek duygularını açık açık ve direkt söylemekten çekinmeyen bir nadide insan ile karşılaşırsanız, sizi azarlamadıkları sürece, kendinizi şanslı kabul edin, çünkü böyle insanlarla karşılaşmak ve arkadaş olmak çok nadir rastlanan bir durum.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kaynak: People Don’t Send Mixed Signals

İyi bir ilişkim var ama toksik eski sevgilim aklımdan çıkmıyor. Ne yapmalıyım? – Vaka çalışması

Abi sana genel bir durum soracağım, 29 yaşındayım aktif bir ilişkim var.

Pasif ilişki nasıl oluyor?

5 aydır devam ediyoruz. Her şey on numara gidiyor. Kız birçok erkeğin hayalinde isteyeceği tarzda güzel, alımlı, naif bir kadın. Fakat abi ben eski sevgilimi unutamıyorum, kendisi ile ilgili cinsel fanteziler kuruyorum kafamda zaman zaman. Eski sevgilim sizin borderline diyeceğiniz tipte ciddi ruhsal sıkıntıları bulunan bir kadındı.

Travmatik bir biçimde karşılıklı aldatma, kavga kıyamet son buldu ilişki.Aradan 3 ay geçtikten sonra yeni ilişkime başladım. Eski sevgilim cinsellik konusunda çok daha çılgındı deyim yerindeyse sabahlara kadardık.

Bazı insanlar psikolojik ve/veya genetik nedenlerle bağımlılığa yatkınlar. Ya da kişilikleri yetişkin bir erkekten çok uzak olduğu için, zevke hayır diyecek iradeye sahip değiller.

Toksik kadınların bu tip zayıf erkekler üzerindeki etkisi, ağır uyuşturucularla aynı. Senin eski sevgilin uyuşturucu, yeni sevgilin ise sağlıklı yaşam. Ama sen, kendi hayatını zevk peşinde mahvetmeye meyilli bir müptezel olduğun için, uyuşturucu istiyorsun, zevk (dopamin) zirvesi istiyorsun. O geçici zirvelerden geriye kalan ilişki seni maymun ediyor, kukla ediyor, aşağı bir erkek yapıyor ve büyük acı veriyor ama sen müptezel olduğun için sürekli o zirvelerin peşindesin.

Bu arada bazıları gerçekten farkında olmuyorlar ve bu da bana çok gülünç geliyor ama senin eski sevgilin muhtemelen 100 tane adamın altından geçtiği için öyle “zevkli”. Erkeğe neyi nerede nasıl vereceğini öğrenmek için iyi mesai harcamış bir kız. Önüne gelene veren, aldatmaya meyilli deli tabii ki yatakta normal bir kadından iyidir. Sen de zaten aldatmışsın yani sen de eski sevgilinden farkın yok ama eski sevgilin, kendine azıcık saygısı olan bir adamın elini sürmeyeceği bir kız ama işte sen öyle olmadığından, fantezilere boğuluyorsun.

Mevcut kız arkadaşım ise bu konularda çok daha geleneksel. Eskiye yönelik bir duygusal isteğim de yok. Yaptığımın yanlış ve saygısızca olduğunun farkındayım. Verebileceğin bir öneri var mı kafada bitirmek için? Bu tip eğilimlerin azaltılması için nadiren başka bir kadınla cinsellik yaşamak hakkında ne düşünüyorsun?

“Karşılıklı aldatma” ve son yazdığın cümle, senin kendini olduğundan çok daha kaliteli sandığına işaret. Sen de eski sevgilin gibi, sevgili değeri olmayan, aşağı birisin. Öyle “yaptığımın yanlış ve saygısızca olduğunun farkındayım” falan diye olayı hafifletme. Sen tamamen yanlış birisin, seninle çıkmak kızın kendisine yaptığı bir saygısızlık.

Verebileceğim tavsiye?

Bağımlılık tedavisi görmen lazım. Büyümen lazım. Çikolatalı pastaya karşı iradesi sıfıra yakın olan 6 yaş altı çocuk olgunluğundasın. Yetişkin bir erkek, senin eski sevgilin bir kadından tiksinir, sen ise orospuyu tepene çıkarmışsın. Büyü biraz, 29 yaşındasın. Azıcık kendinden utanmayı öğren.

Bu tip eğilimlerin azaltılması için nadiren başka bir kadınla cinsellik yaşamak hakkında ne düşünüyorsun?

Yapman gereken en önemli şey, şimdiki kız arkadaşından ayrılmak.

Sen bir müptezelsin, henüz iyileşmemişsin de. Kız arkadaşın düzgün birine benziyor. Sen berbat birisin aynı zamanda erkek olarak da düşük rütbelisin. Senden daha iyisini hak ediyor. Kızı bırak, yalnızken kendi kendini tedavi et. Kızı bırakman kız için iyi ama asıl senin için iyi. Senin gibi toksik kadın mütezeli adamların en önemli sorunlarından biri de kadın onayı bağımlısı olmaları. Genelde anneleri ile sorunları olan insanlar ama bu tür bir düşkünlük sadece anne sorunundan ortaya çıkmıyor. İyileşemeden kıza atlamışsın, hala da başka kızlarla iyileşebileceğini sanıyorsun.

iddiyim, kız arkadaşını bırak. O kız senden daha iyisine layık. Ama en önemlisi, kızı bırakman, senin iyileşmen için de çok önemli bir adım. İkinci adım da bağımlılığını uyuşturucu ile gidemek gibi gülünç yöntemler yerine (bu tip eğilimlerin azaltılması için nadiren başka bir kadınla cinsellik yaşamak), uzun süre (6 ay gibi) yalnız kalman lazım. Yoksa senden iyi bir sevgili olmaz, sen de toksik kadınların elinde inim inim inleyen kukla olarak yaşamına devam edersin.

Yeri gelmişken de söyleyeyim, bazı gerçekten kafası iyice erimiş adamlar “ne yani, sen bize sıradan ol, bayat bir hayata razı ol mu diyorsun” diye karşı çıkıyorlar. Toksik kadınların verdiği zevk zirveleri gerçekten yüksektir, normal kadın bu kadar büyük zevk vermeyebilirler. Diyelim ki sıradan kadınla zevk zirven 10 ise, toksik kadın ile 100’dür. AMA sıradan kadınla sürekli zevk zirven 10 ise, geri kalan zamanlarda zevk 5’tir mesela. Toksik kadın ile zevk zirvesi 100 ise, acı dibi de -100’dür ve zamanla zevk zirvesi 50’ye düşerken, acı dibi -200’e düşer ve daha uzun sürer. Yani toksik bir kadınla 2 sene geçirdiğinizde, bir sürü zirveye rağmen toplamda net -10,000 acı yaşarsınız, normal bir kadınla +1000 zevk.

Toksik kadının ne kadar da uyuşturucu batağına benzediğini fark edebiliyorsunuz değil mi? Maddeyi kullanmanın verdiği zevki başka hiçbir şeyden alamazsınız ama toplam olarak acı içinde kıvranır durursunuz.

Daha da beteri, toksik kadınla ilişki, dopamin zirveleri nedeniyle sizin zevk algılarınızı da köreltir ve artık normal kadınla hiç zevk de hissedemezsiniz. Uyuşturucu bağımlılarının hayatın normal zevklerinden zerre zevk alamamaları gibi. Hayatın normal zevkleri yine zevkliler ama bağımlının alıcıları artık körelmiş vaziyette. Senin içinde olduğun durum da bu yani sen artık normal bir kadınla 2 senede toplam 1000 zevki bile alamayacak durumdasın. Zevk alır durumda olmak için de müptezelliği bırakman ve uzun bir süre içerisinde alıcılarının iyileşmesini beklemen lazım.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

28 yaşındayım, hiç sevgilim olmadı, görücü usulü evlilik için görüşsem mi? – Vaka çalışması

Mahmut Abi, 28 yaşındayım ve şu ana kadar hiç sevgilim olmadı. Son zamanlarda bu konuda, senin sosyalleşme ile ilgili tavsiyelerini uyguluyorum ve yavaş yavaş ilerleme de kaydediyorum. Sorum şu. Annem bir yandan da bana kız bakıyor. Geçen gün bana üniversite mezunu, 23 yaşında bir kız bulmuş. Kızın ailesini tanıyor ve aynı zamanda üçüncü kaynaklardan da kız hakkında bilgi almış.  Kızın fotoğrafını gösterdi ve kız güzel, iyi bir bölümden mezun.

Sana sorularımı yazayım. Birincisi görücü usulü evliliğe nasıl bakıyorsun?

Ben bu kızla tanışmalı mıyım?

28 yaş evlilik için erken mi?

Tanışıp da bu kızla ilerlersem ve evlenirsem, kendimi ilişkiler konusunda başarısız hissedeceğim. Sonuçta hiç sevgilim olmadı ve kızı da kendim bulmadım. İlerde pişman olur muyum?

Şimdi anektod gibi olmasın, tek vakadan örnek alamazsın ama ben kendi bulduğum kadınla değil de, annemin bulduğu ve “ya 26 yaşında ne evliliği” diye görüşmeye bile gitmediğim kadınla evlenseydim, muhtemelen çok daha iyi bir evlilik yapardım ? Fakat benim şimdi yazacaklarımda bu olaydan dolayı bir ön yargı yok, daha çok çevremde gözlemlediğim şeyleri ve bazı araştırma sonuçlarını konuşacağım.

Önce, görücü usulüne nasıl baktığım sorusunu cevaplayayım. Ben, görücü usulüne olumlu bakıyorum. Bugüne kadar görücü usulü evlenmiş bir sürü çifti tanıdım, aynı zamanda birbirlerini sevgili olarak bulmuş bir sürü çift de tanıdım. Görücü usulü çiftlerin daha mutsuz, kötü durumda, vs. olduklarını görmedim. Aslına bakarsan, bir miktar daha iyi durumda olduklarını bile söyleyebilirim.

Benim birçok danışanım beni görücü usulü tanıştığı bir kızla olan etkileşimi konusunda arıyor. Hemen hepsinde gördüğüm, tanışma olduktan sonra işin evlilik hedefli sevgililik gibi olması. Beni görücü usulü tanıştığı kızla ilgili arayan erkeklerin çoğunda, kız sonradan ilgisini kaybettiği için vazgeçmiş oluyor yani bilmeyen varsa söyleyeyim, görücü usulü öyle “babam uygun görmüşse bana söz düşmez” şeklinde olmuyor. Çift tanıştıktan sonra, erkeğin yine çekici kalması, burada bahsettiğimiz oyuna sahip olması gerekiyor.

Görücü usulünde tabii ki evlilik odaklı buluşmalar yapıyorsunuz ve bizim tavsiye ettiğimiz buluşmadan nikaha minimum 18 ay kuralını uygulamanız çok zor. Ama kızı tanımak için gereken sürenin kısalmasının dezavantajını, ailelerin kızı ve ailesini bilmesi ile kapayabilirsiniz.

Evlenmeye niyetiniz varsa, istediğiniz kadar modern olun, görücü usulüne de bir şans verin derim. Yalnız görücü usulü evlilik, günümüz insanının sahip olduğundan farklı bir zihin yapısı gerektiriyor.

Dr.K buna kararsızlık ile ilgili yayınında değinmişti. İnsanlar bir ilişkinin veya evliliğin çalışması için, en baştan en doğru kişiyi bulup, işin olurunu daha çok tercihin iyiliğine bırakmaya meyilliler. Görücü usulünde ise, münasip birini seçip, onunla ilişkinin çalışması için emek harcamak gerekiyor. Kararın “doğru” olmasının yarısı münasip kişiyi doğru seçmek ise, yarısı seçimin çalışması için emek harcamak.

Ben bu kızla tanışmalı mıyım? 28 yaş evlilik için erken mi?

Bence bir erkek için ideal evlilik yaşı 30 – 32 arası ama 33 – 35 yaş evlenmek için nasıl geç değilse, 27-29 yaş da evlenmek için erken değil (şimdi ha desen 29 yaşında evleneceksin, 28 değil).

Ben aslında 30-32 yaşı, günümüz erkeklerinin geç olgunlaşmasından ve 30 yaş altında yanlış kararlar verme riskinin yüksek olmasından söylüyorum. Yoksa “30’una kadar girebildiğiniz kadar ilişkiye girip tecrübe kazanın” olayından değil. Bir insan ilişki tecrübesini 2-3 sevgilide kazanabilir. 20 tane kadınla yatmanızın uzun süreli ilişki ve evlilik dinamiği konusunda size sağlayacağı tecrübe ve bilgi de kısıtlı. Yani bana göre bir erkek 25 yaşında duygusal ve zihinsel olarak olgunsa, 25 yaşında evlenmesi de erken değil. Günümüzde maalesef çoğu erkek 25 yaşında ama zihin ve duygu dünyası 18 yaşında.

Bu kızla tanışmalı mısın? Yani kız evlenmek için uygun birine benziyor ise tanışman iyi olur bence.

Tanışıp da bu kızla ilerlersem ve evlenirsem, kendimi ilişkiler konusunda başarısız hissedeceğim. Sonuçta hiç sevgilim olmadı ve kızı da kendim bulmadım. İlerde pişman olur muyum?

Şimdi bu zor bir soru. Aslında eğer görücü usulü iyi bir kız bulup evlenirsen, iyi bir evlilik yaparsan, ilişkiler konusunda başarılı olursun, başarısız değil. Yani iyi bir ailen varsa, geçmişte 2-3 sevgilin olmadı diye neden başarısız olacaksın ki? Ayrıca kızla arkadaş çevrenin çevresinde tanışman başarı, aile tanıştırınca neden başarısızlık olsun.

“Kızı kendim bulmadım, bu başarısızlık mı” derken kafanda kızın görücü usulü tanıştırıldığı için, sana hemen evet diyeceğini sanmak gibi bir yanılgı var sanırım. İlk telefonlaşmadan itibaren, kızla bir etkinlikte tanışan adamın oyunu neyse, sen de onu oynuyorsun. Yani tamam, birinde evlilik odaklı olduğundan oyun daha farklı ama oyun zorluğu farklı değil.

İlerde pişman olur musun? Olabilirsin ama ben evlilik konusunda kendi bulup evlenenlerin daha iyi durumda olduklarını görmiyorum ama öyle evlenen hiç kimse “acaba görücü usulü olmadığı için pişman olur muyum?” diye sormuyor nedense.

Şimdi soru neden zor ona gelelim. 28 yaşına kadar hiç sevgilinin olmaması bazı spesifik nedenler dışında normal değil. Kadınlarla olan bu başarısızlığın yüzünden, uzun süreli bir açlık içinde olman kaçınılmaz. Bu açlık, senin görücü usulünde tanıştığın kızı doğru değerlendirmene engel olabilir. “E abi kendi tanışsa da engel olmaz mı” diyebilirsin ama kendi tanışmandan hemen evliliğe atlamıyorsun.

Benim kendi görüşmelerimde çok karşılaştığım bir problem var. Oğlan 30’una dayandı, hemen evlendirelim acelesi ile, aileler kızı gerçekten araştırmadan buluyorlar, aceleden birçok kırmızı alarm gözlerine görünmüyor. Yani görücü usulünde “bizimkiler tanıyorlar, bilgi almışlar, o konu dert değil” diye salmayın hemen. Bu kulaklar, herkesin “çok feminen, sadık, tecrübesiz” diye bildiği kızın erkek arkadaşının, oğlumuzu “birader bu hatun 2 senedir sevgilim, bana ailem görücü buldu ama buluşmadım dedi, siz görüşüyor hatta yatıyormuşsunuz” diye araması tadında ne hikayeler dinledi 😮 Ya da “ya bizim Mustafa’nın kızı, elimizde büyüdü, çok şekerdir” diye bilinen kızın, adama bıçakla saldırıp “seni bana tecavüz etti diye polise şikayet ederim, hayatını kaydırırım” diye tehditler savurması tadında hikayeler. Bana anlatılan bu hikayelerin hepsinde, kırmızı alarmlar aylardır orada çalıyorlar ya da aile azıcık ciddi sorup soruştursa olayı bilecek ama hem adam hem de ailesi kafalarını kuma gömmüş vaziyette evliliğe gidiyorlar.

Yani birincisi aileni kızı iyi araştırıp araştırmadıkları konusunda sıkıştırıp işe koyacaksan, kendin de toksikliğe gözlerini kapamayacaksan, hemen tanışır tanışmaz 2-3 ayda nişan yaparız diye atlamayıp en az bir 6 – 8 ay kızı tanımak için zaman koyacaksan, açlığının farkında olup onun gözünü boyamasına izin vermeyeceksen bence bu işe girebilirsin. Sana nacizane tavsiyem, bu süreci dışarıdan gözlemleyebilecek, ailenin dışında bir bilen adam bulman ve ona danışman. Güvendiğin bir büyüğün en iyisi, o yoksa bir iki kere bana ulaşıp durum değerlendirmesi yapabilirsin ve böylece ilk görüşmemizin “Mahmut Abi afedersin sıçtım” şeklinde olma ihtimalini azaltabilirsin.

Yani kısacası, hiç kız arkadaşın olmasa bile, görücü usulü iyi bir evlilik yaparsan başarısız sayılmazsın, pişman olma ihtimalin de kendin bularak bir iki sevgiliden sonra evlensen pişman olma ihtimalinden fazla olmaz. AMA, görücü usulü, senin 28 yaşına kadar sevgilisiz bırakan “şeytanların” ile yüzleşmekten kaçman için bir fırsat değil. O şeytanlarla yüzleşmen yine gerekecek, bu sefer daha ciddi bir ilişki yolunda yüzleşmen gerekecek. Ama merak etme, günümüzde görücü usulü ile tanışıp evlilik yoluna girdin diye, hemen hiçbir kadın senin zayıflıklarına tolerans göstermeyecektir. Yani bu kızla görücü usulü tanış ama daha ilk buluşmadan elektrik alamaması ya da  iki ay sonra ben hissetmiyorum diye çark etmesi gibi olaylara hazırlıklı ol.

İlk buluşmada neler yapılır ya da neler yapılmaz konuları ile ilgili bir podcastımız var. Discord kayıt sisteminin dandikliği sağolsun, kayıt kalitesi düşük ama faydalı bilgilerle dolu bir yayın. Onu tavsiye ederim. Bu işin ayrıntılarına da, erkekler için ilişkiler seti içindeki kadınlarla tanışma kitabında girdim.

İlk buluşmadan sonra ilk mesajı kim atar, ne zaman atar, mesaj olarak ne yazar?

Buluşmadan sonra ilk mesajı kim atar, ne zaman atar, mesaj olarak ne yazar?

Bu soruları çeşitli yazı ve yayınlarda defalarca cevapladım ama sürekli sorulduğu için kendisine ait bir yazısı olsa iyi olacak.

İlk buluşmayı yaptığınızda ya buluşma bittiğinde ayrılırsınız ya da buluşma baş başa kaldığınız bir yere ve sabaha uzar. İkinci durumda, gece sporları da olabilir. Bu iki durumu ayrı değerlendireceğiz.

Çoğu çift için ilk veya ilk birkaç buluşma, birkaç saat sürüyor ve aynı gün bitiyor. Bu durumda genel kural (1) erkeğin aynı gün kıza ulaşmaması ve (2) en geç ertesi gün kıza ulaşmasıdır.

Eski bilgi, ilk buluşma sonrasında 2-3 gün bekleyip kıza ulaşmayı tavsiye ediyordu ama bu bilgi doksanlardan, telefonların tuşlu ve kablolu olduğu zamanlardan kalma. Günümüzde 2 gün beklemek bile geç, 3-4 gün beklemek ise ciddi hata. Eğer kızın size ilgisi yüksekse tabii ki bekleseniz de problem olmayabilir ama problem çıkmazsa, beklemenize rağmen çıkmaz, beklemeniz sayesinde değil.

Birçok erkekten kızın kendisine ulaşmasını beklediğini duyuyorum. Bu da çok yanlış. Kızlar karşı taraftan ulaşmasını beklerler, erkekler değil. İlk ulaşımı özellikle başlarda hep siz yaparsınız. Ama bakın hergün ulaşırsınız demedim. Yeni tanıştığınız bir kızla hergün görüşmenize gerek yok ve sürekli siz ulaşıyorsanız hergün ulaşmanız zararlı. Haftada bir iki ulaşmanız ve bunlardan birinde bir sonraki buluşmayı ayarlamanız yeterli. Ama tabii kız size ulaşırsa mesajlaşın ve kız size birden fazla kez ulaşırsa siz de bu bir iki ulaşma sayısını arttırın.

İlk buluşma günü siz mesaj atmayın ama kız mesaj atarsa da kızı görmezden gelmeyin. Kızla mesajlaşabilirsiniz.

İkinci durumda yani geceyi kızla geçirdiğiniz durumda, ertesi gün ayrıldıktan sonra birkaç saat içinde kıza ulaşabilirsiniz. Özellikle de seks yaptıysanız çok gecikmenizi tavsiye etmem. Bazı arkadaşlar bağlama bakmadan ertesi gün mesaj atacağım diye anlıyorlar yani kızla diyelim Salı buluşuyorlar, Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece beraber oluyorlar, Çarşamba sabahı da kızdan ayrılıyorlar. Bu durumda da Perşembe’ye kadar kıza ulaşmıyorlar. Bu yanlış.

Peki ilk buluşma sonrası ilk mesaj ne olmalı? Öyle çok özel bir şey yazmanıza gerek yok. Buluşmanın iyi geçtiğini ya da en azından kötü geçmediğini varsayarsak, dün iyi vakit geçirdiğinizi ve en kısa sürede tekrarlamak istediğinizi söyleyerek, bir sonraki buluşmayı teklif edersiniz. Bundan önce ya da sonra biraz muhabbet edebilirsiniz ama uzatmayın.

Nedendir bilinmez, bazı erkekler ilk buluşma sonrasında hiç buluşma teklif etmeden günlerce mesaj arkadaşına dönüyorlar. Oysa bir kızla ilk başlarda haftada bir – iki (en fazla iki) buluşmanız, olayı gerçek bir şeylere götürmenin en hızlı ve sağlam yolu.

İlk buluşmada neler yapılır ya da neler yapılmaz konuları ile ilgili bir podcastımız var. Discord kayıt sisteminin dandikliği sağolsun, kayıt kalitesi düşük ama faydalı bilgilerle dolu bir yayın. Onu tavsiye ederim. Bu işin ayrıntılarına da, erkekler için ilişkiler seti içindeki kadınlarla tanışma kitabında girdim.