Üniversitede ilk yılımın yarısı bitti ve bir türlü kız arkadaş bulamadım. – Vaka çalışması

Bu vaka çalışmasını, Patreon’da yayınlamıştım. Her 3-4 ayda bir oradaki yayınlardan bir tanesini, ücretsiz üyelere açıyorum. Ücretsiz üye olarak oradaki ücretsiz üyeler için açık yayınlara da erişebilirsiniz.

Üniversiteye yeni başlamış bir takipçi, ilk senesini yarılamasına rağmen kız arkadaş bulamadığını ve bunun ne kadar kötü bir durum olduğunu soruyor ve ben de cevaplıyorum. Sonra da kadınların kıçı, onların kıçını kaldıran bir beta sürüsü yüzünden kalkık sanan bir elemanı, siteden atmak yerine cevaplamışım nedense.

Vaka çalışmasını dinlemek için:

Üniversitede ilk yılımın yarısı bitti ve bir türlü kız arkadaş bulamadım. – Vaka çalışması

Beni hor görerek terk eden eski sevgilim bana geri dönmek istedi – vaka çalışması

25 yaşındayım ve eski kız arkadaşımla, bir buçuk senelik bir ilişkim olmuştu.

İlişki aşırı dramalı başladı ve devam etti. Sürekli kavga ediyorduk, ikimizin de güvensizlikleri tavan yapmıştı. Öyle ki ilişkinin ilk aylarında yemeden içmeden kesildim, kaygı içinde yaşamaya başladım. İşime odaklanamaz, düzenli olarak gittiğim spor salonuna gidememeye başladım.

Hiç girilmemesi, yanlışlıkla girilmiş ise hemen çıkılması gereken toksik bir ilişkiymiş. Ama toksik olan o mu, sen misin yoksa ikiniz birden mi toksik insanlarsınız, onu göreceğiz.

Bütün gün bir mesaj gelmiş mi diye telefonuna bakıyordum ve mesajlaşarak bile günlerce kavga edebiliyorduk. O zamanlar bu ilişki devam etsin diye elimden geleni de yapıyordum.

Sanırım o da ilişki devam etsin istiyordu zira bir süre sonra kavga etmekten bıktık. İlişkide kavgaların sıklığını takip etmeye, belli kurallar koymaya ve daha az kavga edip daha çok konuşmaya çalıştık. İlişki yavaş yavaş daha iyiye gitmeye başladı. Yemek yemem, spor salonuna gitmem ve işe odaklanmam iyileşti.

Kadınlarla başarılı bir adam değilim ama artık iyi kötü bir ilişkim olmuştu ve kız arkadaşımla ilişkim de iyi bir ilişkiye dönmeye başlamıştı. Fakat kız arkadaşım sanırım drama olmadan yaşayamayan biriydi. Bir süre sonra beni ve ilişkimizi, arkadaşlarının erkek arkadaşları ve ilişkileri ile karşılaştırmaya ve şikayet etmeye başladı. Hızını alamadı, ilişkimizi Instagram’da gördüğü ilişkilerle karşılaştırmaya başladı. Yok efendim onun erkek arkadaşı ilişkilerinin daha ikinci ayında çok pahalı bir hediye almış, yok şu kız erkek arkadaşı ile yaşamaya başlamış, yok şunlar tatile çıkmışlar, şurada yemek yemişler. Tabii ki hepsinin ortak noktası, bizim neden böyle olmadığımız daha doğrusu benim neden böyle olmadığımdı.

Kız arkadaşının içindeki kaosu yönetmeyi beceremediği için, dışarı daha doğrusu senin üstüne kusmadan rahatlayamayan birine benziyor. Sanki ilişkinizdeki kaos durulduğu için, dışardan kaos ithal etmek zorunda kalıyor gibi.

Bir keresinde bir arkadaşının erkek arkadaşı ona çok pahalı bir saat aldığı için benim önümde ağlamıştı.

Kaç birader kaç! Topuk topuk kaç. Böyle bir kadından ayrılmak zor olabilir özellikle de kadınlarla başarısız ve kendisini sevilmeye layık görmeyen biriysen. Ama bu kadınla kalmak, ayrılmaktan çok daha zor ve acılı.

Onu nasıl mutlu edeceğimi bilemiyordum. Sanırım hormonal problemleri vardı.

Onu nasıl mutlu edeceğini bilemiyorsun zira onu mutlu edemezsin. Problemleri hormonal değil, psikolojik olmalı. Bu insanın mutsuzluğu içsel ve içsel olarak iyileşerek mutlu olabilir. Bu zor yola girmeyi göze alamadığından ya da bunun farkında bile olmadığından, içindeki kaosu, erkek arkadaşının çözmesini talep ediyor. Ama sen ne kadar çözmeye çalışırsan çalış, sadece kendisinin çözebileceği bu sorunu çözemezsin. Tam tersi sen çözmeye çalıştıkça, talepleri artar.

Sonunda yine bilmem kimin çıktığı bir tatil sonrası bunalıma girince, beraber para biriktirip tatile çıkmaya başladık. Bir süre mutlu oldu ama sonra biriktirdiğimiz paranın yetmemesinden şikayet etmeye, tatili yurt dışına kaydırıp uzatarak, çok büyük bir masraf çıkarmaya başladı. Sonunda ben 40 bin lira biriktirdim, o ise 5 bin lira. Toplam ihtiyacımız olan daha fazla olduğu için tatili bütçemize uydurma kavgaları başladı. Ben bütçemize göre tatil yapalım diyordum o ise tatil isteğimize (isteğine) göre bütçe ayırmamı. Sonunda 100 bin liralık bir masraf çıkardı ve erkek olarak hepsini benim ödemem gerektiğini, onun biriktirdiği parayı ise ikimiz için, geleceğimiz için biriktireceğini söyledi. Evlendiğimizde kullanır mışız.

Oha. O paradan bir kuruş kullanamazsın.

Ben karşı çıkınca, kısa süre kavga ettik ve benden ayrıldı.

Güzel. Senin ayrılman lazımdı ama kimin ayrıldığı önemli değil. Bu kızı asla geri almaman lazım. Kızın kaosu içinde, içsel. Dışsal şeylerle, çabayla söndüremezsin. Sen taviz verdikçe, çabaladıkça, kızın içindeki yangın sönmüyor ve kız, “bu benim ruhsal problemim, benim terapiyle çözmem” lazım demediğinden, “bu adamın çabası yetmiyor, daha fazla çabalamalı” gibi embesil bir düşünce döngüsüne giriyor.

Ben tabii o zaman ayrıldığıma sevineceğime, kendimi yetersiz hissederek internette arama yapmaya başladım. Daha iyi iletişim diye ararken sizin uzun süreli ilişkilerde iletişim sanatı yazınızı buldum. Benim durumum o yazıyla alakalı değildi ama siteyi keşfetmemi ve okumaya başlamamı sağladı. Bu arada sizden no contact kuralını öğrendim ve uygulamaya başladım. Gerçi kızın Instagramını sürekli takip ettiğim için, sen no contact yapmadığımı söyleyeceksin.

Söyleyeceğim zira no contact yapıyor olmak demek, üç ayağı ile de yapıyor olmak değil. İki ya da bir ayak yetmez. Bu ayaklar (1) kıza ulaşma, (2) kızdan haber alma ve (3) kendi hayatına odaklan.

Kıza asla ulaşmıyordum ve kendi hayatıma odaklanmak için çok büyük bir çaba harcadım. Yine yemeden içmeden kesilecek noktada idim ama spora, işe devam ettim. Tavsiyeniz üzerine, bir sosyal hayat kurmaya başladım. Gerçi bir şey kuramadım ama bu çaba beni psikolojik olarak rahatlattı.

Rahatlatır zira sen sosyal hayata sahip değilsen, kızlarla etkileşime girmiyorsan, zihnin sana bakıp, “bu adam böyle giderse hayat boyu yalnız kalır, bu kız tek şansı” diyor. Sen sosyalleşme yoluna girip bu yolda direttiğinde zihnin “bu adam böyle giderse yalnız kalmayabilir, bu kız tek şansı değil” demeye başlıyor.

Bu arada o, instagramda insanların gözüne hayatının ne kadar da güzel olduğunu sokmaya çalışıyor.

Bir insan instagramda ne kadar çok mutluluk sergiliyorsa, genellikle gerçek hayatta o kadar mutsuz oluyor. Ama senin kızın rahatlama evresinde kızı takip etmen çok sakıncalı. Zira zihnin bu gördüklerini “bensiz çok mutlu, hemen unuttu” diye kaydediyor.

Fotoğraflarda yoktu ama fotoğraflarda girdiği gece hayatında yeni erkeklerle takılmıyor olma ihtimali azdı. Barlardan, gece kulüplerinden ve bazen gündüz buluşmalarından, karşısında oturan kadın mı, erkek mi anlayamayacağın şekilde fotoğraflar atıyordu.

Bu arada bizim planladığımız daha doğrusu onun planlayıp bana ödetmeye kalktığı tatile de gitti. Öğrenci haliyle o parayı nereden buldu bilmem.

Hayırsever, gönlü zengin bir vatandaşımız sponsor olmuştur.

Benim onu ezik ezik izlemem, seninle konuşmama kadar sürdü. Beni, kızın hayatını stalklamam için ikna ettin. Bana “kızı instagramda stalklamak, senin her gün onun mahallesine gidip, bir köşeden gizlice onun hayatını izlemen gibi bir şey” demiştin. “Bunu kafanda canlandır ve kendini nasıl küçülttüğünü gör” demiştin. Gerçekten kafamda canlandırdım ve kızı hemen takipten çıktım.

Ben bu arada aylarca sosyalleşmenin, düzenli sporun ve çalışmanın sonuçlarını almaya başladım. Yeni kızlarla tanıştım, eskiden bir senede karşılaştığım yeni kızla bir haftada karşılaşır hale geldim. Hiç sosyalleşmeyen adamın, yeni başladığı sosyalleşmenin ekmeğini yemeye başlaması 8-10 ay sürebilir demiştin. Bende de neredeyse o kadar sürdü.

Ama itiraf edeyim, yeni kızlara şans vermeye zorlama konusundaki tavsiyeni dinlemedim. “Önce yürürsün, istek sonra gelir” tavsiyeni dinlemedim. Kendimi “hala rahip modundasın” diye kandırdım.

Rahip modu maksimum 4-5 ay sürer. 4-5 aydan fazlası, kadınlardan kaçmaya girer.

Ve birgün artık aklıma hiç gelmemeye başlayalı haftalar olmuşken, gece telefonuma bir mesaj geldi. Mesaj eski kız arkadaşımdandı. Ne yalan söyleyeyim, onca zamandır aklıma bile gelmemesine rağmen, mesajın kimden geldiğini görünce kalbim küt küt atmaya başladı.

Bir saat kadar cevap versem mi, vermesem mi diye düşündüm ve sonunda cevap verdim. “Selam ne haber yazdım?” Beni özlediğini söyleyen bir mesaj ile devam etti ve buluşma teklif etti.

Sakın.

Aslında o teklif etmese bile ben edecektim. Hatırlamazsın ama bu kızı pas geç, sana ulaşmasına izin verme, ulaşırsa da buluşma demiştin. Ben birden tüm kırmızı alarmları, kızın benden ayrılıp başka erkeklerle görüşmesini (direkt bir kanıtım yok ama bunu yaptığı barizdi) görmezden geldim. O boktan ilişkinin en güzel günlerini düşünmeye başladım.

Manipülatif, toksik insanların akıl oyunları yazısından:

Manipülatif ve istismarcı kişiyi terk etmeyi gerçekten zorlaştıran bir şey daha var. Toksik kişi her zaman o kadar da kötü biri değil. Aslına bakarsanız benim gördüğüme göre, manipülatif ve istismarcı kişi ilişkinin yarısında berbat biri ama ilişkinin kalan yarısında da gayet iyi, en azından iyi olmaya çalışan biri.

Manipülatörlerin, aralıklı pekiştirme tekniğini doğal bir şeymiş gibi kullanabilmeleri gerçekten çok ilginç.

Ama senin durumun daha kötü zira yukarıdaki bölüm en azından o ilişki içinde olanlar için. Sen ise ilişkiden aylar sonra, iyileşme sürecinin sonuna doğru ilerliyordun.

Sonradan öğrendiğime göre ortak bir arkadaşımız ona, benim harika göründüğümü, işte yükseldiğimi söylemiş. Beni bir kızla görmeye başladığını da eklemiş. Evet tam yeni bir kızla görüşmeye başlamıştım. Bana ulaşmasını tetikleyen de muhtemelen bu oldu.

Bu kızla buluşarak çok büyük bir hata yapıyorsun.

Buluşmada çok sıcaktı, sonra bana gelmeyi kendisi zorladı ve evde resmen onun zoruyla birlikte olduk. Bana seksten sonra bana bir zihin açıklığı geldi ?

Gavur dilinde, “post nut clarity” dediği, Türkçe’ye “boşaldıktan sonra gelen zihin açıklığı” ya da bir çok durumda “boşaldıktan sonra gelen pişmanlık” diye çevirilebilecek bir kavram var. Kanın aşağıdakinin başından, senin başına çıkması ile gelen bir zihin açıklığı diyebiliriz. Aslında son çevirdiğim daha iyi bir yaşam kitabında Dr.K burada tabii ki kanın bacak arasından beyne çıkmadığını, boşalma öncesi hedefe kilitlenmişken beynin bilişsel taraflarına giden kanın azalıp, hayvani taraflarına giden kanın arttığını ve boşalma sonrası ise tam tersi olduğunu söylüyor. Çoğu insanın abazan ve ibre 200’deyken kontrol, plan ve temkin gibi bilişsel yeteneklerini kaybettiğini biliyoruz.

Kafamda tüm o saçma sapan kavgalar, beni saçma sapan bir nedenle terk etmesi, sonrasında Instagram’da sergilediği ve kucaktan kucağa bir yaşamı çağrıştıran hayat geçmeye başladı. Kucaktan kucağa olduğuna dair bir şey duymadım ve görmedim ama, öyleymiş gibi görünmesi bile tek başına büyük bir hata bence.

Evet öyle.

Ben tavana bakmış bunları düşünürken, kendisi de zamanında beni ezmek için kullandığı çiftlerin birer birer nasıl duvara tosladığını anlatıyordu. Yok o pahalı hediye alan adam sonra o kızı aldatmış da, yok tatile Bali’ye götüren adam meğer borç almış ve sonra ödeyemeyince zor duruma düşmüşte, vs. vs.

Kucağımda birdenbire aşk bombardımanı ve gelecek planları yapmaya başladığını görünce kendisine, artık bir ilişkiye giremeyeceğimizi söyledim.

Orada o şekilde geçiştirip de dışarıda ve en iyisi mesajla söyleseydin keşke. Bir sürü manipülasyon duymak zorunda kalmazdın.

Hemen hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Ağlayan kadınlarla ilgili daha yeni bir yazı yazmıştım.

Ve ağlarken güya bana iltifat ettiğini sanarak itiraf etti: Benden sonra flört ettiği tüm o adamların çok boş insanlar olduklarını, benimle olan ilişkinin çok değerli olduğunu, “bizi” çok özlediğini, vs. söylemeye başladı ama …

Tabii senin kafa “senden sonra “flört ettiği” adamlar kısmını duyunca gerisi hikaye oldu ?

ben “flört edilen boş adamlar” kısmını duyunca zaten gerisini boş gözlerle dinledim. 

Aslına bakarsan kızın eline erkek eli değmese bile kızı geri almaman lazım.

Beni tüm o kendini beğenmişliği ile terk eden kız, birdenbire “bize bir şans daha ver” ağlaya ağlaya yalvarmaya, “değişeceğim, terapiye gideceğim” diye sözler vermeye başladı.

Bu kızı geri almazsan, kıza söz verdiği şeyleri yapması için motivasyon verirsin yani kıza da iyiliğin dokunur.

Pişman olsun, geri dönsün fantezilerim olmuştu. “Abi pişman olsun istiyorum” dediğimde bana “o zaman en hızlı şekilde unut, pişman olması bile umrunda olmayacak hale gel, o zaman pişman olabilir” demiştin. Fantezim gerçekleştiğinde kıza karşı bir şey hissetmediğim için, önümdeki tiyatrodan hiç zevk veya ego tatmini almadım. Allah var, kötü de hissetmedim zira kendi etti kendi buldu. Ben aslında bir yandan bunları dinliyor bir yandan da bitse de gitsek diye bekliyordum.  

Pişman olsun fantezileri, kıza olan sevginiz sönünce geçiyor. Umrunuzda olmuyor.

Ağlaması dursun diye düşüneceğimi söylemek zorunda kaldım. Gece boyunca tüm uğraşlarına rağmen çeşitli bahaneler ile bir daha seks yapmamayı başardım. Sabah kızı gönderdim ve bana ilk mesaj attığında da “düşündüğümü, bu işin olmayacağını” söyleyerek kendisini bir daha görmek istemediğimi, ama söz verdiği gibi terapi göreceğini umduğumu söyledim.

Değişeceğim yalvarmalarına ise, “olay o değil, sorun sende değil ben eskisi gibi hissetmiyorum” diyerek karşı koydum. Sonrasında bir hafta ulaşıp beni ikna etmeye çalıştı. Önce kibarca uyardım ama dinlemeyince, engelledim. Bundan sonra çirkinleşti ve bana “şu an görüştüğün kıza benimle yattığını söyleyeceğim” gibi tehditler savurmaya başladı. Görüştüğüm dediği kızla aramızda bir şey yok ama bunu ona söylemedim. 

Sonra bir ara evime geldi, kapıyı açmadım. Kapının önünde ağlamaya başlayınca da sakin bir şekilde eğer sorun çıkarırsa polis çağıracağımı söyledim ve korkup kaçtı.

Bu da böyle bir hikayemdir. Google bana sizin siteyi göstermeseydi böyle güçlü olabilir miydim bilmiyorum. Sana da teşekkürü borç bilirim abi.

Hikayeni paylaştığın için ben teşekkür ederim. Sonunda doğru olanı yapmışsın. Tek eleştirim, bu kızla buluşman, bu kadar drama çekmen gerekmeyecekti. O da senin kendini rahip moddayım diye kandırıp aç bırakman ile alakalı.

Umarım bir daha deneme yapmaz. Bunu vaka çalışması olarak yayınlayabilirsin.

Yayınladım gitti.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Bir duygusal yatırım şelalesi olarak “papatya falı” bakmak

Hoşlanılan kızın davranışlarından papatya falı bakmak, özellikle arkadaş çevresinden, sınıftan ya da iş yerinden bir kızdan hoşlanan ve bu kızla ilişki isteyen erkeklerin çok düştüğü bir durum. Papatya falının bu tür bir dinamikte daha yoğun olmasının nedeni, hoşlanılan kızın zaten arkadaş, sınıf arkadaşı ya da iş arkadaşı olarak yakın ve sıcak davranmasının yanında, bu tür bir ortamda hızlı ve daha direkt ilerlemek zor olduğundan, işin olumlu ya da olumsuz nihayetine varmasının haftalar ve bazen aylar sürebilmesi.

Bu süre içerisinde kızın davranışlarının hoşlanma mı, arkadaşça bir ilgi mi olduğunun analizini yapmaya çalışan erkek, kendini papatya falı bakarken buluyor.

“Aysel bana diğerlerinden daha fazla yakın. Seviyor.”

“Aysel bana diğerlerinden daha yakın ama Aysel bana kanka dedi. Sevmiyor.”

“Kanka dedi ama dün omzuma dokundu. Seviyor.”

“Dün omzuma dokundu ama bu sabah Ahmet’in de omzuna dokundu. Sevmiyor.”

“Bu sabah Ahmet’in omzuna dokundu ama senin omzuna 3 saniye 9 salise dokundu. Ahmet’in omzuna 2 saniye 5 salise dokundu. Seviyor.”

“Benim omzuma daha uzun süre dokundu ama iş dışında hiç mesaj atmıyor. Sevmiyor.”

“İş dışında hiç mesaj atmıyor ama sigara içerken hep benim yanıma geliyor. Seviyor.”

“Sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyor …”

Yaklaşık 2 yıl kadar önce duygusal yatırım yayını yapmıştım ve bu yayın Erkek Adam Youtube kanalının en popüler yayınlarından biri oldu. Orada duygusal yatırım kavramından bahsetmiştim ki, eğer bu yayını henüz izlemediyseniz izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.Bu arada konuyla alakalı olarak, henüz okumadıysanız, bu kızın amacı ne yazısını da okuyun.

Burada, oradaki duygusal yatırım tanımını tekrarlayayım:

“Romantik olarak ilgilendiğiniz kişiye duygusal yatırım yapmak demek, o kişinin sizin düşünce ve duygularınızı meşgul etmesi demek. Ondan hoşlanmak ya da onu sevmek demek değil.”

“Bir ilişkinin en başından en sonuna kadar, erkeğin duygusal yatırımı, kadının duygusal yatırımından bir tık altta olmalıdır (çok az olmalıdır ya da hiç olmamalıdır değil).”

(Bu arada kadınlar için parantez açayım: Sizin duygusal yatırımınız bir erkekten bir iki tık yukarıda olabilir ama çok yukarıda olursa siz de kaybedersiniz.)

Yakınınızda olan bir kızın davranışlarından papatya falı baktığınızda, o kız sizin düşüncelerinizi ve duygularınızı, olması gerekenden çok fazla oranda işgal ediyor. Bu durumda da, eğer kız başından size çok fazla duygusal yatırım yapmış değilse, daha baş başa buluşmadan, kızdan çok daha fazla duygusal yatırım yapmış oluyorsunuz. Bu da, o kızla olma ihtimalini azalttığı gibi, kendi aşırı ilginizi kıza yansıtarak yani onun davranışlarında bulmaya çalışıp, gerçekliği eğip bükme pahasına “bularak”, size ilgisi arkadaştan öteye olmayan bir kızla ilgili hayal dünyasında debelenmenize, hayalleriniz yıkıldığında ise aylarca kendinize gelememenize neden olabilir. Yani papatya falı, hem olabilecek işin olmamasını sağlamanıza, hem de olmayan şeyi var gibi görerek gündüz düşlerinde uçmanız, sonra soğuk gerçeğe uyanınca çok yüksekten yere çakılmanıza neden olabilir.

İş yerindeki bazı kadınların size sıcak davranması ve hatta diğer erkeklerden daha sıcak davranması, bunu romantik ilgi sanarak fazla uçan birçok erkeğin acı yoldan öğrendiği gibi, kadının sizinle arkadaşlıktan öte bir şey istediği anlamına gelmez. Bu nedenle kadın size ne kadar yakın olursa olsun, davranışlarından papatya falı yapmayı bırakmanız lazım. Papatya falı ile romantik ilgiden emin olamazsınız, ne kadar yaparsanız yapın da olamayacaksınız.

Peki ne yapacaksınız? Ben iş arkadaşına, sınıf arkadaşına ya da yakın arkadaş grubundaki kızlara yürünmesini tavsiye etmiyorum ama bu konuda çoğu erkek beni dinlemediği için yapmanız gereken şeyi söyleyeyim.

İlk yapmanız gereken şey, kızın yaptıklarından anlam çıkarmayı bırakmak olmalı. “Şunu yaptı benden hoşlanıyor mu?” soru kafanızda belirdiğinde, analiz sürecine girmek yerine, ayna karşısına geçin ve kendinize şunu söyleyin: “Bu davranıştan benden hoşlanıp hoşlanmadığını anlayamam.”

İkinci yapmanız gereken şey, hoşlandığınız kızla iş, sınıf veya arkadaş grubu içinde bir iki tık daha yakın olmak. Burada diğerleri ile hiçbir şey paylaşmamanız ve hatta diğerleri sizin arkadaştan fazla olduğunuzu söylediklerinde inkar etmeniz gerekiyor. Çoğu erkek büyük bir hata yapıyor ve iş arkadaşlarına bu konuyu açıyor ya da itiraf ediyor. Eğer herhangi bir aşamada bunu yaparsanız, arkadaşlarınız, tüm iyi niyetleri ile ya da bazıları kötü niyetle, bu işin olmaması için ellerinden geleni yaparlar.

Eğer kız size daha yakınsa zaten birinci aşamayı geçmişsiniz demektir.

Üçüncü aşamada, kızla dışarıda buluşmaya başlayın ve dışarıda flört edin. İş yerinde, arkadaş grubu içinde flört etmeyin. Baş başa buluşmalara geliyorsa ve sizden hoşlanıyorsa, o iş olur zaten. Bu tür bir flörtün farkı, dışarıdan bir kadınla olana göre yavaş olmadısıdır. Yani fiziksele gidiş bir iki tık daha yavaştır.

Bunun friendzone olacağını iddia edecek insanlar çıkacaktır. Bu evet arkadaş olarak başlamak demek ama unutmayın, siz zaten arkadaş olarak başladınız. Burada eğer işi 3-4 haftanın üstüne uzatmazsanız ve reddedildiğinizde şapkanızı alıp gitmeyi bilirseniz (reddedildiğiniz aşamadan sonra sizin diğerlerinden daha sıkı olan “arkadaşlığınız” bitti, eskisi gibi devam ederseniz o zaman gerçekten friendzone olursunuz).

Bu baş başa buluşmalar ve eğer kız daha fazla başlatıyorsa özel mesajlaşmalar haricinde yok kız omzuna dokunmuş, sürekli bakmış, arkadaş grubunda hep yanına oturmuş, imalı instagram storyleri atmış, hiçbir önemi yok. Bunlardan papatya falı bakmayın.

Analiz felci genellikle, bir değişkenin değerini bulmak için, diğer değişkenlerinin değerini gerçek dünyada aksiyon alarak bulmanız gereken bir denklemi, aksiyon almadan yani diğer değişken değerlerini bilmeden kafanızda çözmeye çalışmaktan olur.  X + Y + Z = 1. X’in değerini merak ediyorsunuz. Y ve Z’yi aksiyon alıp bulmadan kafada X nedir diye çözmeye çalışmak, analiz felcidir.

Örneğin, evin anahtarını arabada mı unuttum, kapının üstünde mi yoksa kahvaltı yaptığım dükkanda mı denklemini (Kapı + Araba + Kafe = 1), bütün gün araba ve kafede unutup unutmadığınızı hafızanızı zorlayarak bulmaya çalışabilirsiniz ya da arabaya ve kafeye gidip kontrol ederek de bulabilirsiniz. Böylece 5 dakikada arabaya inip orada bulacağınız anahtar kapının üstünde mi diye bütün gün stres olmazsınız, kafa patlatmazsınız.

Romantik ilişkilerde de, kızın sizden hoşlanıp hoşlanmadığını, gerçek dünyada baş başa buluşmaların nereye gittiğine bakmadan bulmaya çalıştığınızda, analiz felcine girersiniz ve papatya falı bakarsınız. Bazıları bu nedenle gidip burç okur, fal baktırır, arkadaşların ağzını arar, vs. Ama bütün bu süreç sizi karşınızdakine, aranızdaki ilişkinin olduğu aşama için çok abartı olacak şekilde aşık eder. Benjamin Franklin yasasını unutmayın:

“A kişisi B kişisi için ne kadar çok şey yaparsa, A kişisi B kişisine o kadar çok aşık olur, tersi olmaz.”

Peki ya iş, sınıf veya arkadaş dinamikleri yüzünden kızı baş başa dışarı çağıramıyorsanız veya çağırsanız bile yürüyemiyorsunuz. O zaman o kızı radarınızdan çıkaracaksınız. Bu kolay olmayabilir ama bu zor şeyi yapmazsanız, çok daha zor problemlerle, çok daha uzun süre boğuşmanız gerekebilir.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Bir kadının sizin için çok ağlaması sizi çok sevdiğini göstermez

“Bir kadın bir erkek için ağlıyorsa sevmiştir. Ama ağlayan erkekse, o kadını hiç kimse bir daha o erkek kadar sevemeyecek demektir.” “Aşkta gurur olmaz” kadar gerçek dışı olan bu saçmalığı duymuşsunuzdur. Bugün bir kadının ağlaması daha doğrusu ağlama şiddeti hakkında konuşacağız. Bu biraz kısa bir yazı olacak ama konu, kendi yazısını hak edecek kadar önemli.

Gördüğüm kadarıyla birçok erkek, bir kadının ağlama şiddetin çok yanlış ve genellikle manipülasyona uğramasına neden olan anlamlar çıkarıyor.

Devam etmeden önce, hangi bağlamda konuştuğumu, maalesef bazı düz adamlar için, açıklamam gerekecek. Burada konuştuğumuz bağlam, ilişkide bir anlaşmazlık ya da çatışma durumu. Yoksa bir kadının çok sevdiği bir arkadaşının ölüm haberini alması gibi durumlardan bahsetmiyoruz tabii ki. Ve aynı zamanda bir kadının sizin için sizin görmediğiniz şekilde çok ağlamasından da bahsetmiyoruz. Öyle bir şey kulağınıza geliyorsa burada bir hile olabileceğini de düşünmenizi tavsiye ederim ama konumuz önünüzde ağlanması ya da size sürekli ağladığını söylemesi.

Bir erkeğin ilişki bağlamında bir kadının ağlaması ile ilgili yapacağı en büyük hatalardan biri, ağlamanın şiddetinin kadının üzüntüsü veya sevgisi ile doğru orantılı olduğunu sanmaktır. Şimdi size vereceğim tavsiyeyi ilke olarak edinirseniz, en sinsi ve karşı konulması manipülasyonlardan birine düşmezsiniz:

Bir kadın ile ilişkinizde anlaşmazlık ya da çatışma olduğu durumlarda, kadın ne kadar çok ağlıyorsa ona o kadar az acıyın. Eğer illa birine acıyacaksanız, ağlasa bile ağlamasına karşı koymaya çalışan kadına acıyın. Kadının ağlama şiddetinin çoğu durumda üzüntüsünün veya size olan sevgisinin göstergesi olmadığını, ağlama şiddetinin çoğu zaman sizi manipüle etme çabası ile doğru orantılı olduğunu bilin. 

Bakın burada kadın ilişki çatışmalarında her ağladığında sizi manipüle etmeye çalışıyor demiyorum. Ama aşırı, göstere göstere, sizi suçlu hissettirmek için tasarlanmış gibi duran ağlamalardan bahsediyorum. Yoksa kadınlar hormonal nedenlerle ortada bir şey yokken durduk yere de ağlayabilirler, gerçekten üzgün ya da kızgın olduğu için ağlayabilirler.

Burada özellikle ciddi tartışmalarda karşılaşacağınız ve sizi ne kadar sevdiğini ya da onu ne kadar üzdüğünüzü gözünüze sokmaya çalışan ağlamalardan bahsediyorum. Birçok erkek bu ağlamaları yoğun sevginin ya da üzüntünün göstergesi sanıyor. Bazen kadın ne yapmış olursa olsun, “beni bu kadar seven birini nasıl bırakırım” ya da “ben onu çok üzdüm, onu bırakırsam çok büyük bir suçluluk hissederim” diyerek kadını bırakamıyor.

Bunu ben özellikle bir erkeğin, kadının ciddi bir hatasını yakalayarak terk ettiği durumlarda görüyorum. Örneğin adam kızın geçmişte evli biriyle olduğunu yani birinin metresi olduğunu öğreniyor ve kızı terk ediyor. Sonra bana danışırken “abi sürekli ağlıyor, geçen gece sabaha kadar ağlamış, beni aradığında da ağlıyor. Ne yapacağımı şaşırdım, tamam büyük bir hata ama beni çok seviyor”. Seni çok sevdiğini nereden biliyorsun diye sorduğumda da sanki barizmiş gibi “ama abi çok ağlıyor, bu beni çok sevdiğini göstermez mi?”

Ciddi bir hatası ortaya çıkan kadının çok ağlayarak ayrılığa direnmesi, onun sizi çok sevdiğini değil, muhtemelen çok ağlayarak en aleyhine durumlardan bile yırtmayı öğrendiğini gösterir. Bu gibi durumlarda çok ağlamak bana göre kırmızı alarmdır. Siz kıza yanlış yapıyor olsanız bile normal bir kadın biraz ağlar, biraz karşı koyar ama sonra “ne halin varsa gör” diye sizin peşinizi bırakır. Sürekli ağlayan, çok ağlayan ise genellikle normal bir kadın değil, manipülatif bir kadındır.

Bunu erkekler de yapıyorlar bu arada. Burada ve konuşmalarda kızın önünde ağlayıp sızlayan çok erkekle karşılaştım. Ama erkek ağladığında (bağlamımız hala ilişki anlaşmazlıkları ve çatışmalar), kadınlarda dürtüsel bir şekilde o erkekten soğurlar. Yani erkeğin popüler kültürden öğrendiği ve “bana acırsa beni sever” tarzında bir ahmaklıkla, kadınların çocuklar için varolan anaçlığını yetişkin bir erkek olarak kullanabileceğini sanarak ağlaması, kadınlarda ters teper ve çoğu kadın bu manipülasyona düşmez. Ama kadının ağlaması maalesef erkekteki dürtüsel “koruma” içgüdüsünü harekete geçirir ve erkeğin kadına daha da fazla çekim duymasına neden olabilir. Fakat bu çekimin asıl kısmı suçluluk duygusudur.

Bir kadın aşırı şiddette ağladığında, ona karşı acımasız olun derken, “vurun gahpeye” tarzı bir şey yapın demiyorum. Yapmanız gereken iki şey var. Birincisi, “ah beni ne kadar seviyor, ne kadar çok üzülüyor” varsayıp erimekten kaçınmak. İkincisi, aşk bombardımanında olduğu gibi ağlama krizinde de, “bu kadın beni çok seviyor” diye erimek yerine soğumayı öğrenmek.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Kıza yürürken her tuşa bastım yine de olmadı – Vaka çalışması

Mahmut abi selamlar. Merkeze 2 saat uzak, küçük bir ilçede sportif, başka kadınlar tarafından da beğenilen ve dile getirilen ama iletişim anlamında kendimi bir tık eksik gördüğüm bir hekim olarak görev yapmaktayım.

Küçük ilçe olması dolayısıyla fazla kadın popülasyonu yok ve bu yüzden affına sığınarak “bir kız vardı” diyerek lafa giriyorum. Kız işyerindendi ve gerek benim şahsi fikrim ve pek çok kişinin de belirttiği üzere ilçenin en güzel kızı denilebilir.

Bir kıza daha yürümeden bu şekilde kafanda bir zirveye çıkarman yanlış. Kızı bu kadar yukarı koyarsan kıza aşağıdan bakarsın, o da sana tepeden bakmak zorunda kalır. Kızın güzelliğini takdir etme demiyorum ama ilçenin en güzel kızı nedir yahu? Muhtemelen ilçenin en güzel kızı değil.

Süreç boyunca arkadaşlarım da beni onunla fiziksel olarak yakıştırıp durdu.

Kıza yürüme sürecine başkalarını katmayın. Bu arkadaşlar tüm iyi niyetleri ile, ya da niyetini bilemeyeceğinin bazı arkadaşların çaktırmadan kötü niyetleri ile, olacak olayı bile pok etmekle meşhurdurlar.

Kendisini ilk gördüğümde kendisini 25 filan sanmıştım ama 31 olduğunu öğrenince oldukça şaşırmıştım. Kızın işi statü olarak benden bir tık altta ve eczacı. Kızla işyeri flörtüne uygun olarak bir iki ay seviyeyi arttırarak konuştum,diğer kadınlarda işe yarayan flört tarzıma uygun ve tatlı sataşmalarla ve neglere uygun bir oyun sergiledim fakat ilk buluşma teklifimi reddedilince yaşının 31 olması sebebiyle biraz daha beta oyunu sergilemek gerek diye düşündüm.

Ne alaka? Bir kere istersen en iyini oyna, yürüdüğün çoğu kadın seninle olmak istemeyecek. Diğerlerinde işe yarayan bunda işe yarayacak diye bir şey yok. Sonra, kız reddedince paniğe kapılıp eski kaybeden programlamaya dönünce başına ne gelecek sanıyorsun? Kadın 30 yaş üstünde olunca “beta öder arıyorsa beni ödetmeye alsın” gibi absürt bir şey mi düşündün?

Fakat 2.buluşma teklifim de reddedilince artık next gereği hissettim.

Evet next.

Kız buluşma tekliflerinin haftasonu olması sebebiyle ailesinin yanına gidemeyeceğini ve bu yüzden reddettiğini belirtti.

Fark etmez, yine next. Next ne demek? Sen ona, o sana iki hatta en iyisi üç kere ulaşmadan ulaşmayacaksın ve sana iki-üç kere ulaşmadan buluşmaya çağırmayacaksın.

Tam nextlemişken bana hediye getirip konuşma başlatma çabasına girince son kez atağa kalktım.

Hayır, sana en az iki kere ulaşacaktı.

Fakat kız sıcak geçen 3 günlük konuşma sonrasında birden bire soğudu ve en sonunda benden 3 yaş büyük olduğu için ilişki istemediğini belirtince 31 yaşında olduğu için güven istediğini düşünerek artık iyiden iyiye kartları açık oynayıp kendisine açılmanın daha doğru olacağını düşündüm ve uzun süreli ilişki odaklı olduğumu hatta üstü kapalı şekilde dolaylı olarak evlilik dahi istediğimi kendisine belirttim (gerçekten istedim).

Buna kartları açık oynamak denmez, buna sinsi efendi adam modu denir. “Bak Nalan, biliyorum beni çekici bulmuyorsun, bana ilgin yok. Ama ben çok efendi erkeğim, iyi çocuğum, piç değilim ben Sezerciğim. Bana duymadığın ilginin bedeli neyse öderim” modu. Bu şekilde davranınca, çoğunluk olduğunu sandığınız diğer kaka çocuklardan farklı ve daha iyi alternatif gibi davrandığınızı sanıyorsunuz ama tam tersi, zayıf ve muhtaç çoğunluk (ya da azımsanamayacak çokluk) gibi davranıyorsunuz.

,kız konuşma boyunca ağladı ve :

Kız da ne yapsın garibim, koskoca doktorun girdiği hallere bakıp gülse mi ağlasa mı şaşmıştır.

“Ben ömrüm boyunca böyle yalnız kalacağım,ben kabuğumda mutluyum benim konfor alanıma saldırma,senin çevrende başka insanlar var onlara git yaşın genç daha” tarzı aşırı depresif cümleler kurup durdu.

Klasik, “sorun sende değil bende” türevi. Kız sana direkt seni istemiyorum demek yerine, böyle demenin canını acıtacağını düşünerek, “sorun sende değil bende” diyor. Onurlu çıkış kapısını bırakmış kız, müsade isteyip çık ordan.

Gerçekten de bana yürüyen en az 3 kişi daha oldu fakat “ya güzel olsun ya hiç olmasın” düşüncem yüzünden hiçbirine şans vermedim.

Kusura bakma ama, seçiciyim diye kendini avutma, kadınlarla başarısızlığını seçiciyim maskesi ardına saklama. Senin modelinde efendi erkeklerin aşırı güzellik takıntısı, bir çeşit başa çıkma mekanizması. Çirkin bulduğunuz kızla sevgili olun demiyorum ama genelde en başarısız adamlar en güzellik takıntılı adamlar oluyorlar.

Ayrıca kendini aç bırakman iyi mi oldu şimdi? Yılların açlığı ile tüm açlığını hoşuna giden kızın üstüne kusuyorsun ve buna engel olamıyorsun.

Bu arada bu kız sana yürümedi.

Kız bir iki gün boyunca isteksiz davranmaya devam edince artık oneitis olsam da erkeklik onurumu kurtarmak ve yedek lastik olmak istemediğim için kendisine konuşmayı bırakma kararı aldığımı belirttim.

Direkt ve yüzüne baka baka reddedilmene rağmen 2 gün kızın peşinde koştuğun kısmını görmemiş gibi yapalım.

Kız bu kararı kendisine açıkladığım konuşma esnasında yaşın ufak bir bahane olduğunu, şu an için devam eden ailevi bir manzereti dolayısıyla bana ilişkide zaman ayırayamayacağını ve benim bunu tolere edemeyeceğimi düşündüğü için ilişki istemediği gibi bir başka bahane sundu.

Sorun sende değil bende diyor ama tabii ki kız seni istemiyor, sende gönlü yok. Yaşın kesin etkisi vardır ama olay seni istememesi. İstemesi için değil, istememesi için uğraşman da olayı daha kötü hale getiriyor.

Kız yada kadın mı demeliyim bilmiyorum 

İlçemizin en güzeli de.

ama çok güzel ve halen kızı düşünsem de ona yazmıyorum ve hiç bir kontaktta bulunmuyorum, oneitistan çıkmaya uğraşıyorum ama şuan için bana yeniden yazmasını deli gibi istiyorum

Kızın sende gönlü olmadığını kabul edebildin mi anlamadım. 28 yaşındasın, bunu kabul etmen, edebilmen lazım. Erkek olmak, kabul etmesi zor gerçekleri kabul edebilmeni de gerektirir.

ve kızacaksın belki ama kendisi ile deli gibi ilişki yaşamak ve evlilik dahi düşünüyorum. 

Ya reca ederim geç bu efendi, asil duyguların insanı oyununu. Biz de biliyoruz, kız da biliyor ki, deli gibi ikiz tepelere tırmanmak, çayıra karşı yatırıp tırmalamak ve kaşımak istiyorsun 😀

Benim asıl sorum ise kıza en başta yazarken “zaten 31 yaşında, garanti cepte” diye düşünürken ..

Doktor bu ne, bu ne? Ne okudum ben yahu! Yani senin oyun stratejin, bir kadının “ya adama çekim duymuyorum ama yaşım da geçiyor, bu da doktor, ben buna kapağı atayım” demesi mi?

ve hem alfa hem beta oyunu oynamama tabiri caizse tüm tuşlara basmama rağmen

Rağmen mi? Ne ara alfa oyunu oynadığını sanıyorsun onu anlamadım ama senin oyunun yüzünden bu hallere düştün, oynadığın oyuna rağmen değil. Böyle oynamasan belki olabilirdi. Bir de her tuşa basarak hangi oyun kazanılabilir ki?

kızı elde edemememin sebebi ne olabilir?

Öncelikle, bir kızla beraber olmayı, kendi değersiz benliğinin (kendi gözünde değersiz yoksa değersiz değilsin) o kızı elde etmesi olarak algılaman var. Sonra “ya zittir et Mahmut Abi’yi bu kız farklı” diye kıza beta olman, olmak için uğraşman var. Açılman var, en sinsi şekilde efendi erkek olduğunu anlatmaya çalışman var. Bir kere bile buluşmadığın kıza bu kadar düşmene neden olan duygusal yatırımın var. Var da var.

sürekli aile ve sevgi temalı mesajları var alfa dul olabileceğine dair şüphem oldu

Muhtemelen dışarıda uygun taliplerine aile isteyen iyi bir kızım mesajı gönderiyor, alfa dul ne alaka? Bu anlattıkların kızın alfa dul, tarantula ya da sıçrayan örümcek olmasından kaynaklanmıyor, senin azgın betalıklarından kaynaklanıyor. Ha kızın sende gönlü hiç olmayacaktı muhtemelen, oyun ne olursa olsun ama olsaydı bile, bunu bitirmek için özel emek harcamışsın.

ama pek bir emare de göremedim açıkçası ,dilersen daha fazla detay verebilirim ve bunu bir vaka videosu yapabilirsin Mahmut abi uzun oldu ama cevaplarsanız teşekkür ederim, cevaplamasan da şu zamana kadar sadece şu site için bile yine teşekkür ederim hep varol saygıdeğer Mahmut abim

2 kere teklif ettin ve reddedildin. İstenmediğini kabul etseydin, bunca saçmalığa maruz kalman ve kızı da maruz bırakman gerekmezdi. Muhtemelen şu an oneitis kalmana neden olan kafa yapın, yürürken de muhtaçlık olarak üstünden aktı.

Sana tavsiyem, kendini aç bırakmayı bırak. Önüne gelenle birlikte ol demiyorum ama senin seçicilik dediğinin üçte biri seçicilikse, üçte ikisi klasik yürüme, reddedilme korkusu. Gerçekten de bana yürüyen en az 3 kişi daha oldu diyorsun, anladığım kadarıyla oturmuş taliplerini bekliyorsun ve sen aktif olarak yürümüyorsun. O konuda bir şeyler yapman gerekecek.

Beni en çok arayan meslek grubu sanırım doktorlar. Gördüğüm en asosyal meslek grubu da doktorlar. Biliyorum, insani saatlerde çalışmıyorsunuz ama zaten size partilerin gülü olun demiyorum. Biraz sosyalleşin, kızlara yürüyün. Amacınız kız arkadaş ise, 6 ayda ortalama 3-4 kızla buluştuktan sonra bir kız arkadaşınız olur zaten. Vaktim yok diyorsan, hadi senin için bir sene olsun.

Yaşadığın şehir gerçekten küçükse, haftada bir merkeze gidip orada bir şeyler yapabilirsin. Ama o ilçede de 3-4 kızla buluşabileceğin kadar kadın var muhtemelen.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kadınlar nasıl bu kadar hızlı unutabiliyorlar?

Abi bir sorum var. Arkadaşım bunu bir çok erkeğin yaşadığını söyledi. Bu fenomeni sendende dinlemek istiyorum. Kızlar bir erkeği bırakırken terkederken erkek onlar için bir anda yabancı biri oluyor bu fenomeni bilirsin.

Bu fenomeni bilirim ama bu kadınlara özgü bir fenomen değil. Terk eden erkekler de bunu yapıyorlar. Beni kadınlar da arıyorlar, ayda 5-6 kadınla konuşuyorum. Kadınların çoğu terk eden eski sevgili konusu ile ilgili arıyorlar ve aynı şeyi terk edildiklerinde onlar da yaşıyorlar. Siz tabii kendiniz terk ettiğinizde çok acı çekmediğinizden ve karşı tarafın acısını o kadar sallamadığınızdan ya da belki bir kızı terk etme tecrübeniz olmadığından, bunu bilmiyorsunuz.

Bak burada sadece erkeğe öfkeli olmaktan soğumaktan bahsetmiyorum. Hani yabancı olmaktan.

Yabancı olmak değil o. Artık o kadar da sevmemek. Sevginin tersi öfke değildir, öfke karşı tarafa karşı hala yoğun duygu gerektirir. Sevginin tersi umursamamaktır, bir bağ – yakınlık hissi olmamasıdır. O da yabancı olmaktır işte.

Haftalarca aylarca güldüğün sarıldığın seviştiğin vakit geçirdiğin kız bir anda senle öyle bir konuşmaya başlıyor ki sanki sokaktan geçerken yol soran rastgele birisin. 

Şimdi haftalarca dediğin şeyin hiçbir hükmü yok zaten, insan haftalarca beraber olduğu birini kolayca unutabilir. Ama ilişki bittiğinde ne olacağını bekliyorsunuz, salya sümük aşk şarkısı klibi senaryosu mu?

Bu arada o bir anda olmaz. Bir süreç içinde olur ama bazen bir anda görünür olur ya da siz acemi olduğunuzdan göremezsiniz. 5 yaş daha büyük olsanız görebileceğiniz işaretleri, kendinizi fazla kaptırdığınızdan göremezsiniz. “Haftalarca …” gibi garip bir şey söylemenden zaten, senin kısa sürede kendini fazla kaptıran biri olduğun sonucunu çıkarıyorum.

O mesela daha çok koyuyor hani sana öfkeli olsa tanımazlıktan gelmesinden daha az acır mesela.

Tekrar edelim: Sevginin tersi öfke değildir, öfke karşı tarafa karşı hala yoğun duygu gerektirir. Sevginin tersi umursamamaktır, bir bağ – yakınlık hissi olmamasıdır.

Karşınızdakinin sizi sevmediğini görmek, öfke de olsa yoğun bir duygu hissettiğini görmekten daha çok acıtabilir ama aslına bakarsan böylesi daha iyi. Senin ümit kırıntısı arayan tarafına kırıntı atsa, başında çok acı çekmeyeceksin ama toplamda daha çok acı çekeceksin.

Hani böyle film sahnelerinde görürsün filmde sevdikleri bir insan kötücül bir varlık tarafından ele geçirilir aynen öyle oluyorlar çeşitli derecelerde. Kadınlar bunu nasıl ve neden yapıyor?

Belki öyle belki değil ama sen bu “erkekler idealist, kadınlar fırsatçı sever” gibi boş laflardan etkilendin sanırım. Bunu terk edenler yapıyorlar, sevgi hissetmedikleri için yapabiliyorlar ve yapıyorlar. “Abi erkeklerden bana ne, ben kadınlarla oluyorum ondan kadınlar diyorum” diyeceksen tamam ama bence sen bunu kadınların erkeklerden üstün olduğu bir şey sanıyorsun. Öyle bir şey yok. Hatta tam tersi çok yakın zamana kadar, erkekler daha “acımasız” / kaçıngandı ama son bir iki nesildir, kaygılı bağlanan / efendi erkekler, kadınlardan çok daha fazla kaygılı bağlanıyorlar. Kadınlar da bunun etkisi ile belki daha kaçıngan/acımasızlar ama erkeğine göre değişir. Siz “norm” bile olsanız – ki değilsiniz – gerçek ve doğal erkek psikolojisini temsil etmiyorsunuz.

Bir de tabii şunu da eklemeden geçemeyeceğim, kendini ilişkiye çok kaptıran insan, bunu muhtaçlığından yapar, çok sevdiğinden ya da sevgi insanı olduğundan değil. Ve böyle bir adam, erkek adamdan çok daha kolay terk edilir zira pek çekiciliği yoktur.

Şimdi alt tarafı bir kadın tarafından (yılların sevgilisi de değil, haftalarca ya da aylarca görüştüğün kadın tarafından) terk edilmeyi tanımlama şeklin, senin ilişkilerde çok daha düşen ve çok muhtaç olup çok yaralanan bir insan olduğuna işaret.

1 günde nasıl daha önce hiçbir şey olmamış gibi davranıp bu kadar kolay unutabiliyorlar?

Erkek itici davranışları ile kolay unutulabilir hale geliyor ve dediğim gibi o iş genelde bir günde olmasa bile çok kısa süre içerisinde görünür olabiliyor.

Ayrıca bu çok korkunç bir durum değil mi sence ? En yakınındaki pamuk prenses gibi kız bir anda kötü kalpli cadıya dönüşüyor bununla nasıl baş edicez asla azıcık bile güvenemezsin ki hiçbir kıza?

Birincisi bu, çok korkuncu bırak, erkeğin başına gelebilecekler listesinde korkunç kategorisine bile girmez. Bu sadece, ilişkisine aşırı kapılan, kaygılı bağlanan, efendi adamın toksik kırılganlığına sahip bir erkek için korkunç bir şey. Daha önce de verdiğim örneği vereceğim. Sen yılların hareketsizliği ile kasları erimiş bir adamsan, 50 kilo bench press bile senin için korkunç bir ağırlıktır. Aynı ağırlık, normal kaslara sahip adam için çocuk oyuncağıdır. Ağırlıktan şikayet edeceğine, kaslarını geliştir.

En yakınındaki pamuk prenses gibi kız bir anda kötü kalpli cadıya dönüşüyor

Yıllardır psikolojiye meraklıyım ama psikolog değilim. Psikolog arkadaşlar daha iyi yorumlayacaklardır ama senin bu olayı masal / fantezi öğeleri ile tanımlaman tesadüfi değil. Masal aleminde yaşıyorsun.

Bununla baş etmek için güçleneceksin. Ayrılık acıdır, hiç acı çekmeyeceksiniz diye bir şey yok. Ama erkek adam için aynı avı, senin “nasıl baş edeceğiz”, “çok korkunç” dediğin gibi değildir.

Azıcık bile güvenemezsin ki kızlara? Sanırım yaşın çok genç ve bir kıza neden güvenmen gerekiyor? Her yüzüne gülen kızla “happily ever after” masalına girdiğin için olmasın? Senin kelimelerin yanlış bu arada. Sen bir kadına %100 güvenmeye ihtiyaç duyuyorsun, kadınların annen olmasını bekliyorsun. Oysa buna kendi yetişkin olamamış ruhsal durumunun ihtiyacı var. Konduğunuz dallara (kızlara) değil, kendi kanatlarınıza güveneceksiniz ama onun için güçlü kanatlar lazım. Güçlü kanatların oldu mu, bu soruyu sormayacaksın.

Sizin bünyeniz zayıf, güçlenince bunlar korkunç olmayacaklar. Bir de tabii alt tarafı sevgilinizi hayatınızın merkezi, anlamı, happily ever after prensesi yapmayın, böyle şeyleri korkunçlu yaşamazsınız. Sevmeyin demiyorum, bazı mallar sevmeyin anlıyorlar çünkü. Ama bunu hayatınızın en önemli şeyi yapmayın, kendinizi hedonist aşk kaptırmacasına bırakmayın.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sınırda kişilik bozukluğu (borderline personality disorder) ilişkiyi bitirememenizin 7 sebebi

Sınırda kişilik bozukluğu (borderline personality disorder) hastası bir insan ile ilişki cehenneme dönse, kişinin hayatını mahvetse bile birçok insan bu ilişkiden kopamıyor. Bu bölümde, kişinin bu ilişkiyi bitirmesi gerektiğini anladıktan çok sonra bile, ilişkiye devam etmesinin 7 yaygın nedenini konuşacağız.

Tedavi edilmemiş sınırda kişilik bozukluğu olan bir ilişki, duygusal olarak, lunapark hız trenine binmek gibidir. Bu hız treni ilk başlarda oldukça yoğun ve kendinden geçirici bir zevk verebilir ama zamanlar insanı tüketen ve yıkıcı bir sürece dönüşür.

#1 İlişkinin başındaki tüm o heyecanın baştan çıkarıcılığı

SKB ile ilişkinin başlangıç evresi, insanın kendisini daha önce hiç hissetmediği ölçüde canlı hissettiği, duygusal olarak yoğun ve anlamlı hissettiği bir evredir. Bu evrede SKB partnerini memnun etmek için çok heveslidir ve partnerine adanmışlığı inanılmaz ölçüdedir.

SKB ilişkinin daha en başlarında, aşk ilanları, tüm hayatını sizinle geçirmek istediği gibi yoğun sevgi sözcükleri kullanır. Bu evrede SKB çok mutludur, aşk doludur ve duygusal olarak açık ve oldukça ulaşılırdır.

SKB’lini partneri bu evrede kendisini dünyanın zirvesinde, nihayet hayatı gerçekten yaşıyormuş gibi hisseder. Kendine güven dolar ve kendisini yıkılmaz, karşısında kimse duramaz gibi hisseder.

SKB’linin tutkusu ham ve gerçektir ve başlangıçta yüzde yüz pozitiftir. SKB’li başlangıçta partnerini idealize eder, onu tüm dualarının kabul olduğu bir süper insan olarak görür.  Bu yüzde yüz pozitif tutku partneri enerji ile doldurur. Partner, ruh ikizini, hayattaki eksik parçasını bulmuş gibi hisseder.

Tahmin edilebileceği gibi bu kadar yoğun pozitif hisler oldukça bağımlılık yapıcıdır. İşler kaçınılmaz olarak toksikleştiğinde bile, partner başlangıçtaki o harika zamanların nostaljisine, o dopamin zirvelerinin bağımlılığına hapsolur. Bunlar insanın zihnini bulandırırlar ve ilişki kişinin hayatını mahvediyor olsa bile, ilişkiden çıkmasını inanılmaz derecede zor hale getirebilirler.

#2 Kaos

Sınırda kişilik bozukluğuna sahip biri ile ilişki kötüleştiğinde, gerçekten kötüleşir. Sinir krizleri, küfürler, aşağılamalar, kin dolu öfke patlamaları, insanı mahveden ayrılıklar, vs. ile gelen kaos ve drama, kişiyi duygusal olarak bitirirler. Ama ilişkiyi bırakmayı zorlaştıran şey, bu berbat fırtınaların arasında, derin bir bağ hissedilen sükunet evreleridir.

Kırılgan narsistin aksine borderline kişi çoğunlukla, sözlerle olmasa bile davranışları ile özür dileyebilir ve pişmanlık ya da yoğun utanç hissedebilir. Bu nedenle korkunç koatik dönemler, kısa ömürlü ama tutkulu birliktelik dönemleri ile bölünürler.

Bu güzel dönemler çok kısa, kaotik berbat dönemler çok uzun olsalar da kişi, kaosu duygusal yakınlık ile özdeşleştirmeye başlayabilir. İki insanın gerçekten bağlanmasının tek yolunun, tüm o kaotik fırtınalar olduğuna inanmaya başlayabilir. Bu nedenle de (oldukça yanlış bir şekilde), ilişkinin tüm o acıya değeceğini sanmaya başlayabilir.

Fakat kişi bu şekilde ilişkiye devam ederse, berbat dönemlerin şiddeti ve süresi artarken, güzel dönemlerin sıklığı ve süresi azalır.

#3 Kurtarıcı rolünü üstlenmek

Kişinin borderline ile ilişkisini bitirmesini çok zorlaştıran şeylerden biri de, partnerinin kurtarıcısı rolünü yüklenmesidir. Partner borderline partnerine her zaman ve ne olursa olsun onun yanında olacağına, onu bırakmayacağına, başkalarının yenildiği yerde başarılı olacağına dair sözler verip durur.

Bu sözler ilk başlarda, partnerin borderline partnerinin tüm dünyası olduğunu hissetmesine neden olur. Borderline partner, karşısındakine kendi kişisel meleği gibi davranır. Onu bugüne kadar anlayan tek kişi, onu kurtarabilecek tek kişi gibi davranır.

Partner bu kurtarıcı rolünü üstlenirse, bir süre sonra hayattaki tek amacı bu olmaya başlar. Hayatındaki başka herkesten izole olmaya başlar ve ondan sonra da hayatı yokuş aşağı gitmeye başlar.

Zaman içinde kalıp kurtarıcılığa devam etmek, partnerin kendi öz değer hissi ile iç içe geçer ve partner zaman içinde, bu rol dışında kalan kişiliğini unutmaya başlar.

Birçok partner, SKB’li partnerine ne olacağından korktuğu için ilişkiden çıkamaz. SKB’liyi terk ederse, onun nasıl hayatta kalacağını düşünür, onun kendisine zarar vermesinden çok korkar. Birçok partner aynı zamanda bu kurtarıcı rolünü bıraktıklarında, kendi kişiliklerinin ne olacağından da çok korkar. Böyle bir duygusal kördüğüm de kişinin SKP’li partnerini terk etmesini çok zorlaştırır.

#4 SKB’linin özel onaylama yeteneği

Sınırda kişilik bozukluğuna sahip biri, partnerinin onay ihtiyacını, diğer insanların yapamayacağı bir şekilde karşılar. Kişi hayatında hiç hissetmediği kadar anlaşılıyor ve ciddiye alınıyor gibi hisseder.

SKB’li ilişkinin başlarında, partnerinin gözlerinin içine derin derin bakar, her cümlesini dikkatle dinler, partneri dünyanın en dikkate değer, ilgiyi hak eden insanı gibi davranır. Partnerinin tercihleri ile ilgili en ufak ayrıntıları ezberler, tüm hayallerini bilir ve partnerini yüzde yüz anlıyor gibi davranır. Öyle ki SKB’linin partneri, SKB’li partnerinin ruh ikizi olduğunu sanar.

SKB’li partnerinin kendisi hakkında bilmediği şeyleri bile bilir, partnerinin davranışlarındaki ya da ses tonundaki en ufak değişimden bile onun ne hissettiğini anlar, sanki partnerinin zihnini okur.

Bu aşırı farkındalık SKB’linin çok yüksek duygusal zekaya sahip olduğunu hissetmenize neden olabilir ama bu aslında duygusal zeka değil, tehditleri önceden görmek ve kendilerini korumak için geliştirdikleri hayatta kalma mekanizmasıdır. SKB’li sürekli olarak partnerinin kendisini terk edeceğine ya da yaralayacağına dair işaretler arar ve başlangıçta sanki partnerinin tüm ihtiyaçlarını hemen biliyor ve karşılamak istiyor gibi görünür. Fakat bu zamanla partner için boğucu bir hal alır. SKB’li partnerinin her düşündüğünü, her hissettiğini, her yaptığını bilmek ister. Partner sürekli mercek altındadır ve her zaman SKB’liye güven vermek için hazır olmalıdır. Fakat partner SKB’liye ne kadar güven verirse versin yeterli olmaz.

Partner SKB’liyi terk etmek istese bile, kendisini o hiç olmadığı kadar önemli hissettiği zamanların umuduna sarılırken bulabilir.

#5 Sınırda kişilik bozukluğuna sahip kişinin gizemi ve çekiciliği

Sınırda kişili bozukluğuna sahip kişi, sıklıkla, son derece çekici ve güçlü bir manyetik güce sahiptir. Bu kişi sanki başka bir duygusal frekansta yaşıyor gibidir ve tahmin edilemez oluşu, partnerini sürekli olarak diken üstünde tutar. Partner hiçbir zaman bir sonraki adımda ne olacağını kestiremez. Bu da partnerin, SKB’li partnerini daha derin bir seviyede “çözmek” istemesine neden olabilir. Bu nedenle SKB’li duygusal olarak oldukça yıpratıcı olsa da, bu “çözme” çabasına değer gibi görünür.

SKB’li ile ilişkide, hergünün yeni bir şey getirmesine karşı koymak güç olabilir. Partner, SKB’linin duygularının karmaşıklığına hayran olabilir ve ilişkinin kendisini mahvettiğini bilse bile, bundan uzaklaşmayı oldukça zor bulabilir. Çünkü partner sürekli olarak, sanki SKB’liyi çözmek üzere olduğunu, ona güvende hissetmek için istediği şeyi vermeyi nasıl becereceğini anlamak üzere olduğunu hisseder. Kişi, ilişkide biraz daha fazla kalırsa, bu gizemi çözebileceğini düşünmeye başlar ve bu kişide takıntı haline bile gelebilir. Çünkü kişi eğer bu gizemi çözerse, büyük bir hazineye sahip olacağını sanar. Ama gerçekte “hedefe” ne kadar çok yaklaşırsanız, hedef o kadar ulaşılmaz olur ve kendinizi bu faydasız çabanın içinde kaybolmuş bir şekilde bulursunuz.

#6 Başarısız olma korkusu

SKB’li birini terk etmek imkansız gibi görünebilir çünkü bunu yaparsanız, onu destansı bir şekilde başarısızlığa uğrattığınız hissinden kurtulamazsınız. İlişkiye o kadar emek harcadıktan sonra onu terk etme fikri, size çok büyük bir ihanet, tüm o sözlerinizi tutamamanız gibi gelir. Karşınızdaki size kaç kere ihanet ederse etsin, sözlerini tutmazsa tutmasın, sizi hala sözlerinizi tutma konusunda sorumlu tutar. Her şeyi sadece kendi bakış açısından görür ve bu nedenle de onu terk etmek, onu kurtarmak için yeterince çaba göstermediğiniz hissine boğulmanıza neden olabilir. Bu da size büyük suçluluk, utanç ve başarısızlık duyguları meydana çıkarır. Çünkü bir tarafınız, bu insanın bütün bu yıkıcı davranışlarının, travma sonucu olduğunu bilir ve bununla başa çıkamamak size kendinizi çok kötü hissettirir. Birçok durumda, başka biri olsa başarılı olabilir miydi diye düşünmekten kendinizi alıkoyamazsınız.

Fakat SKB’li partner idealizasyon evresini geçtikten sonra, sizi neredeyse düşman olarak görür ve sizin sadece negatif özelliklerinize odaklanır. Tüm o iyi zamanları, verdiğiniz tüm o desteği ve sevgiyi unutur. Siz onun kafasında onu terk eden, kalpsiz, kötü adam olursunuz. Bu durum, sizin ona kendinizi yeniden kabul ettirmeye çalışmanıza yol açabilir ve bu nedenle de ilişkiyi terk edemezsiniz. Terk etmek yerine, işleri düzeltebilir ve kendinizi ona kanıtlayabilirmişsiniz gibi hissedersiniz.

#7 Sınırda kişilik bozukluğu olan partnerin terk edilmeye verdiği tepki

SKB’liyi terk etmeyi en çok zorlaştıran şeylerden birisi, SKB’linin terk edileceğini hissettiğinde, perişan moda bağlamasıdır. Birden bire size yalvarmaya, özürler dilemeye, sözler vermeye başlar.  Ama bu perişan mod, sevgiden değil, terk edilme korkusundan kaynaklanır. SKB’li için terk edilmek, ölüm – kalım meselesidir ve sizi yanında tutmak için, bedeli kendisi veya sizin için ne olursa olsun her şeyi yapmaya çalışabilir. İlişki bittikten sonra bile her türlü iletişim aracı ile defalarca ulaşmak ve bazen sizi resmen taciz etmek gibi şeyler yapabilir. Fakat bu her zaman olmaz. Bazen borderline kişilik bozukluğu olan kişi, siz onu terk eder etmez başkasını bulur ve onunla yeni bir döngüye girer.

SKB’li bazen psikolojik yardım almaya başlar ve samimi bir şekilde tedavi için çabalar. Ama tedavi zaman alan ve oldukça duygu yoğun bir süreçtir. Maalesef çoğu durumda, SKB’li yardım almaya başladığında, ilişki artık geri dönüşsüz hasar almıştır.

Eğer tedavi edilmemiş bir SKB’li ile beraberseniz, bir terapistten yardım almanızı tavsiye ederim.

Bu konuda toksik ilişkiler rehberine ve konu hakkındaki aşağıdaki podcastımıza da bakabilirsiniz.

Kaynak: 7 Reasons Why It’s So Hard To End A BPD Relationship

Cinsel disiplin sizi nasıl daha çekici yapar?

Bu bölümde, bir erkeğin cinsel olarak disiplinli olmasının, kadınlara neden çekici geldiğini konuşacağız. Pek tabii ki bir erkek kadınlara daha çekici gelmek için cinsel olarak disiplinli olmamalı, bu feci şekilde efendi adam davranışı olurdu. Ama cinsel olarak disiplinli olmanın böyle önemli bir yararı da var ve bunu konuşmamak da olmaz.

İlişki içinde olan birçok erkek maalesef, ilişki içinde olan bir erkeğin beğeni atmaması ve takip etmemesi gereken içerikleri beğeniyor ve takip ediyor. Bunlar, vücutlarını sergileyen “infleuncer” kadın hesapları ya da bunları paylaşan hesaplar. Bu ilgi budalası, vücut sergileyici hesapların birçoğunda, “popoma bakın, bakın popom, popoma bakmış mıydınız, popoma like atmayı unutmayın abazan pardon sevgili takipçilerim” diye bağıran ve altında da motivasyonel bazı özlü sözler olan spor salonu ya da havuz fotoğrafları var. Siz de hani aç abazan olduğunuzdan değil, rafine bir kültür adamı olarak bu kıçları motivasyonel söyler için takip ediyorsunuz ya, işte o hesaplardan bahsediyorum. Eskiden porno izlerken yakalanınca “ya ben konusu için izliyorum” diye savunma yapan garipler vardı, işte ondan. Her neyse.

Kız arkadaşınız ya da flört ettiğiniz bir kız, sizi bu tür içerikler takip ederken yakaladığında, sizin hakkınızda, sizi daha az çekici yapan iki şey düşünüyor. Birincisi, bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde, sizin abazan bir otuzbirci olduğunuzu düşünüyor. İkincisi, sizin ilişki için güvenilmez, gözü fazla dışarıda bir adam olduğunuzu düşünüyor. Bu arada kızın porno izlediğinizi fark etmesi ya da sizin tanımadığınız birçok kadını (eskiden online flört ettiğiniz ama bir yere gitmeyen hesapları mesela) durumunda da düşünceleri ve sizin karizma kaybınız aynı.

Bu online flört olayı ile ilgili bir parantez açmak istiyorum. Bazı erkekler her ne akla hizmetse, sosyal medya hesabında pek tanımadığı ya da hiç tanımadığı birçok kadınla takipleşmenin, kendisini “alternatifleri olan”, “tercih edilen” bir erkek gibi göstereceğini sanıyor. Oysa tam tersi bu, tercih edilmeyen, alternatifleri olmayan ve bu nedenle gerçekte hiçir halt yapamadığı için sanalda ilgi budalası birçok kızın takipçi sayısını arttırmaktan başka fonksiyonu olmayan erkek özelliği. Sizi karizma değil, abazan gösteren bir şey.

Bu yazıyı hazırlarken Patreon hesabında bir soru gördüm. Patreon üyesi takipçim, online eklediğimiz kızları, kız arkadaşımız olduktan ne kadar sonra silelim diye sormuş ve “bir ay mı, iki ay mı?” diye de eklemiş.

Öncelikle online flört koleksiyonu yapmayın. Bir yere gitmeyen hesapları düzenli olarak silin, mesela her ay hesabınıza bakıp, 2 aydır bir aktivitesi olmayan takipleşmeleri çıkarın. Evet, bunların bazılarının ara ara size geri dönüş yapabileceğini biliyorum ama günümüzde birçok erkek, düzinelerce kızı ekliyor ve bu kızlarla bir iki kelimeden fazla bir şey etmese de o hesaplarla takipleşmeye devam ediyor. Bu bir marifet değil, yıllardır eline kadın eli değmeyen adamların bile yapabildiği ve aslına bakarsanız daha çok o adamların yaptığı şeyler. Bu kızlarla takipleşmenin size ve imajınıza olan negatif etkisi, faydasından çok daha büyük. Size etkisi, özellikle bu kızlar seksi paylaşımlar yapıyorlarsa, hayatınız boyunca karşılaşmayacağınız düzinelerce kız tarafından hergün azdırılıp, sanal etki ile daha da abazan olmanız, çoğu durumda daha fazla mastürbasyon yapmanız.

Asıl soruya dönecek olursak, bir kızla sevgili olduğunuz gün, tüm bu kızları takipten çıkın ve çıkarın. Zaten kadınlarla başarılı bir adam, tabak çeviriyor bile olsa hesabında bu şekilde çok fazla kız olmaz, böyle bir erkek bu kızları biriktirmez. Aslına bakarsanız kadınlarla başarılı bir erkek, bu başarıyı genellikle gerçek hayatta yapar, online bir şekilde düzinelerce kadının peşinde koşarak değil.

Peki kızla sevgili oldunuz ama sonra iki haftaya ayrıldınız. “O kadar koleksiyon gitti abi şimdi ne olacak? Demeyin. Yeniden başlayın, bazılarını yeniden ekleyin mesela. Ama “çapkınlık” yaptığınız bir dönem sevgili ile bittiğinde, o dönemin tüm alternatifleri gitmeli. İlişkiniz biterse sonra yeniden alternatif yaratırsınız.

Her neyse, büyük bir parantez oldu ama bir erkeğin sosyal medyada aç erkekleri avlamak için açık seçik paylaşımlar yapan kadınları takip etmesi, o erkeğin abazan, cinsel olarak disiplinsiz olmasının önemli nedenlerinden biri. Kadın sizin bunları takip ettiğinizi görmese bile, size verdiği abazanlık, sürekli ibre 200’de gezme hali, her tarafınızdan iticilik olarak akar.

Cinsel olarak disiplinli olmanızın sizi kadınlar için daha çekici yapmasının en önemli nedeni, az önce bahsettiğim şey değil. En önemli nedeni, bir erkeğin, cinsel olarak disiplinli olmasının, disiplin, irade, duygusal güç gerektiren, erkeğin sahip olmak için yenmesi zor dürtüleri ile,  şeytanları ile mücadele etmek zorunda kaldığı ve sonunda hem duygusal, hem fizyolojik hem de zihinsel olarak daha güçlü birine dönüştüğü bir kazanım olması. Ve bu kazanımın, erkeğin vücut dilinden, bakışlarından, ses tonundan akması, neredeyse kokması (muhtemelen feromon olarak). Günümüzde cebinizde taşıdığınız ekrandan tutun, yürürken karşınıza çıkan yüzlerce tabeladan ya da vücutlarını fazlaca sergileyen kadınlardan gözünüze neredeyse zorla sokulan cinselliğe karşı koymak, bunlara bakmayı reddetmek gerçekten de bir erkeğin bazı en güçlü dürtülerini dize getirmesi ile mümkün. Bu bile kendi başına erkeği daha güçlü, daha maskülen yapar ama adece dürtüler de değil. Günümüzde cinsel içerik, ortalama bir erkeğin negatif duygularından kaçmak için kullandığı bir numaralı uyuşturuculardan birisi. Bir erkek bu uyuşturucuya sırt çevirdiğinde, tüm o hasır altı ettiği ama sırf hasır altı ettiği için yok olmayan, tam tersi birikip çoğalan negatif duyguları ile başbaşa kalıyor. Ve bir erkek, bu negatif duygu ordusu ile sağlıklı başa çıkma mekanizmaları kullanarak savaşıp bunları yendiğinde, gerçekten de çok güçlü, özellikle duygusal olarak çok güçlü biri oluyor. Sadece bu da değil. Çoğunlukla cinsel içerik tüketerek bastırılan ve böylece biriken bu negatif yük, erkeğin uykusuzluk, dikkat dağınıklığı, gündüz düşleri ile yaşamasına, günün çoğunu neredeyse uyur gezer bir şekilde geçirmesine neden olduğundan, erkek bu negatif yükü sağlıklı yollardan yakıp yok ettiğinde, daha iyi uyku, daha iyi odaklanma gibi, hayatta daha başarılı olmasını sağlayacak kazanımlar da elde ediyor. Libidosu cinsel içeriklerin azdırdığı mastürbasyon ile değil, statüsünü ve başarısını arttıracak şeyler ile harcanıyor.

Kısacası, cinsel disiplin için verdiğiniz mücadele ve sonunda kazandığınız duygusal güç, negatif duygulardan arınmışlık, daha disiplinli, odaklı biri olarak kazandığınız statü, sizi daha çekici bir erkek yapar.

Cinsel disiplinin önemli bir diğer faydası da, erkeği daha ilişkilik, daha güvenilir yapması. Evet, daha ilişkilik ve güvenilir olmak,  sinsi efendi erkeklerin bokunu çıkardığı bir şey ama bunlar abartılmadığı sürece gerekli ve çekici özellikler, özellikle de uzun süreli ilişki için isteyebileceğiniz kadınlar için. Bir kadın ilişkide güvende olmayı ister, sizin sürekli olarak gözü dışarda sinyali vermeniz, daha fazla istenmenize değil daha az istenmenize neden olur.

Başında söylediğim şeyi tekrar edeyim. Cinsel disiplin kadınları, ilişki kalitesi olan kadınları etkilemek ve hatta onlara yaranmak için kazanılmaz, bunu amaç olarak almamalısınız. Amacınız duygusal, zihinsel güç ve disiplin kazanmak, dürtülerinize ve şeytanlarınıza galip gelip, daha güçlü, stabil ve başarılı bir erkeğe dönüşmek olmalı. Birçok erkek cinsel disipline sahip değil ve kendilerini dönüştürmek, en iyi versiyonları haline gelmek için harcayabilecekleri önemli miktarda enerjiyi, cinsel içeriklere akıtıp, potansiyellerinin çok altında hayatlar yaşıyorlar. Bunun sonucunda sosyal hayatlarında, iş yaşamlarında, ilişkilerinde sorun üstüne sorun çıkaran özgüvensizlik ve özdeğersizlik duyguları ile boğuşuyorlar.

Bunu söylemeye gerek yok ama yine de belirteyim. Cinsel disiplin demek, kadınlardan uzak durmanız, buluşmalara çıkmamanız, cinsel hayatınızın, kız arkadaşınızın olmaması anlamına gelmiyor. Cinsel disiplinsizliğinizin %90’dan fazlası, asosyal medya ve genel olarak internet kullanımınızdan, porno izlemenizden, aşırı mastürbasyon yapmanızdan ve hatta gerçek kadınlarla ilgili gündüz düşlerinizden geliyor. Önüne gelenle yatan dildo vatandaş azınlıktansanız bu konuda da bir şeyler yapmanız lazım ve eğer gerçekten cinsel disiplinsizliğe boğazınıza kadar battıysanız, 4-5 aylık bir rahip modu da işinize yarayacaktır (Birçok erkek rahip modunda sadece kadınlardan uzak duruyor ve porno ya da online cinsel içerik tüketmeyi bırakmıyor yani rahip moduna girdiğini düşünürken aslında rahip moduna hiç girmiyor). Ama çoğu erkek için cinsel disiplin, gerçek flört ve ilişki alanının dışında olan cinsel karmaşa kaynaklı. Aslına bakarsanız ironik bir şekilde birçok erkek için cinsel disiplin, gerçek kadınlarla daha az değil daha çok flört, cinsellik ve ilişki sağlayacak bir şey.

Bu konuda daha önceden yayınladığımız Beyninizi cinselleşmiş düşünce ve fantezilerden arındırın ve bakir erkekler gerçekte nihai alfa erkeklerdir yazılarına da bakmanızı tavsiye ederim. Cinsel disiplin ile ortaya serilecek negatif duygularla sağlıklı başa çıkma yöntemleri için Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları Kitap Setimize ya da çoğunluğunu bu setten derlediğimiz Daha iyi bir yaşam için serisi Patreon yayınlarına bakmanızı tavsiye ederim.

Bu yazıyı beğendiyseniz, ihtiyacı olabileceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla ya da sosyal medyanızda paylaşabilirsiniz.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Mahmut Abi ile soru cevap yayınları (Patreon’a özel)

Patreon üyelerine özel olarak yaptığımız “Mahmut Abi ile Soru & Cevap” yayınlarının kayıtlarını, Patreon üyelerine özel olarak paylaşıyoruz.

20 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirdiğimiz yayının ikinci kısmının kaydını geç açmışım ama sonuçta 1 saatlik bir soru & cevap kaydı ortaya çıktı.

Yayının kaydını buradan izleyebilirsiniz.

Kendine güvenen erkeklerin yaptığı, kadınlara çekici gelen 4 şey

Kadınların, kendine güvenen erkeklerden hoşlandığını çoğu erkek bilir ama kendine güvenen adamların ne yapıp da kadınlara daha çekici geldiklerini, kadınların erkekte kendine güvene neden bu kadar önem verdiklerini, kendine güvenin neden kadınların erkeğe daha fazla saygı duymasına, ona daha fazla duygu hissetmesine ve onu daha çok sevmesine sebep olduğunu birçok erkek bilmez.

Siz de bu erkeklerden biriyseniz merak etmeyin. Şimdi açıklayacağım 4 maddeden sonra, kendine güvenin neden önemli, kadınlar için değerli ve çok daha çekici bir özellik olduğunu öğreneceksiniz.

#1 Kendine güvenen erkekler, kadının erkek yanında daha çok doğal ve kendisi gibi olmasını sağlarlar.

Kadının kendine güvendiği ve erkeğin güvensiz ve kendinden şüphe eder olduğu durum, kadının erkeği kırmamak için temkinli olacağı şekilde sırtına yük bindirir. Kadın kendisini olduğu gibi ifade edemez ve olduğu gibi davranamaz çünkü böyle davranırsa, güvensiz erkek rahatsız hisseder.

Kadın kendine güvenli bir erkeğin yanında ise daha rahattır zira ne yaparsa yapsın ya da ne derse desin, erkek kendine güvenli kalmaya devam edecektir. Kadın böyle bir erkeğin yanında rahat davranır ve bu nedenle de böyle bir erkekle zaman geçirmekten zevk alır. Kadın erkekle hafiften dalga bile geçse, erkek bunun altında ezilip gitmez, birdenbire kötü ya da  kaygılı hissetmez.

Utangaç ve güvensiz bir insanın yanındayken, sosyal durumdaki etkileşimi sizin yönetmeniz gerekir. Bu insan daha kötü hissetmesin, rahatsız hissetmesin diye kendi kendinize baskı yaparsınız. Utangaç ve güvensiz birinin kendini kötü hissetmesine neden olup kendinizi kötü hissetmek istemediğinizden, fazla dikkatli davranırsınız, doğal ve kendiniz gibi davranamazsınız. Onların negatif duyguları, sizin yükünüz olurlar.

Ama kendine güvenen bir arkadaşınızla beraberken, rahat davranırsınız, istediğinizi söylersiniz, ciddi bir şekilde söyler gibi şakalar yapabilirsiniz. Arkadaşınız baskı altında ezilmez, kuyruk acısı hissetmez, “neden böyle söylüyorsun?” ya da “kalbimi kırıyorsun” gibi şeyler söylemez. Dediklerinize ya sizinle güler ya da güler geçer, dedikleriniz ve yaptıklarınız umrunda olmaz. Böyle bir insan kendine güvenli olduğundan, kendi duygularını kendi başına yönetebildiğinden, duygusal olarak bağımsız olduğundan, onun yanındayken üstünüzde baskı hissetmezsiniz.

Kadınlar ve çekicilik söz konusu olduğunda, bir kadın için oldukça önemli olan şeylerden birisi, duygusal olarak kendisinden daha güçlü bir erkeğe saygı duyabilmektir.

Bir kadın, duygusal olarak kendisinden daha zayıf bir erkeğin yanındayken ise, doğal olarak ona kendisinden daha zayıf birine bakar gibi tepeden bakar. Bu hiç çekici bir şey değil.

Burada kendine güven derken, güven gösterisi yapmaya çalışmaktan, kabarmaktan ya da maçoluktan değil, bir erkeğin gerçekten de duygusal olarak daha güçlü olmasından bahsediyorum. Kadın ne derse desin, ne yaparsa yapsın, duygusal olarak dalgalanmayan, duygusal olarak çökmeyen biri olmaktan bahsediyorum.

Bir kadın kendine güvenen bir erkeğin yanında, sadece kendi olmakla kalmaz aynı zamanda daha da feminen olmaya meyillidir. Kadın biraz daha kız gibi, hafiften aptalca, şirin bir şekilde davranmaya başlar.

Tekrar edecek olursak, kadınların kendine güvenen erkekte bayıldıkları ilk şey, onun yanında daha kendileri gibi ve feminen olabilmeleri ve erkeğin duygularına (bir anne gibi) dikkat etmek zorunda kalmamaları, bu konuda bir yük altına girmek zorunda kalmamaları. Güvensiz ve utangaç bir erkeğin yanındayken yaptıkları gibi “şimdi bu adamı kıracak, rahatsız hissettirecek bir şey yapmayayım” diye düşünmek zorunda kalmamaları.

#2 Kendine güvenen erkek, kararlar almaktan, kararların riskini almaktan korkmaz.

Kendine güvenen bir erkekte, kadınların bayıldığı diğer bir şey de, kendi kararlarına güvenmesi ve korkmadan karar alabilmesidir. Bu, erkeğin her zaman her şekilde doğru kararı alabilmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Kadın için önemli olan, erkeğin kendine ve kendi seçim yapma kabiliyetine güvenmesi, istediği şeyleri yapabilmesi, istediği şekilde hareket edebilmesi ve belli bir kesinlikle konuşabilmesidir.

Kendine güvenen bir erkek seçim yaparken, kadına sanki kadının sürekli ona yardım etmesi gerekiyormuş, onu cesaretlendirmesi gerekiyormuş gibi hissettirmez. Kendine güvenmeyen, utangaç bir erkek gibi, neredeyse tüm kararları kadına bırakmaz ya da onun onayını aramaz.

Güvensiz bir erkek, kendine güvenmediği için kararlarına da güvenemez. Aldığı kararın yanlış çıkmasından, kadının kendisini bir kaybeden olarak göreceğinden korkar ve bu nedenle de karar verme riskini göze alamaz. Ama bir erkeğin mükemmel olması, her zaman mükemmel kararlar vermesi, her zaman her kararı vermesi gerekmez.

Bir karar almanız gerektiğinde kadın “bence şunu yapalım” dediğinde, bir erkek “dur bir dakika, ben erkeğim, kararları benim vermem gerekir” demezsiniz. Kadın “bence şunu yapalım” dediğinde, onu onaylayabilirsiniz. Burada hala onay veriyorsunuz ve liderliği de bırakmıyorsunuz.

Tüm kararları vermek sizin işiniz değil ve tüm verdiğiniz kararlar doğru olmak zorunda değil. “Yanlış karar veremezsin, kadın seni gözlüyor, sana güveniyor ve seni takip ediyor yani mutlaka doğru karar vermelisin” düşüncesi doğru değil. Kadınlar bu şekilde düşünmezler. Kadınlar erkeğin kendine ve kararlarına güvenmesine, yapabildiğinin en iyisini yapmasına ve hatalı bir tercih yaparsa da bir dahakine daha doğrusunu yapma azmine bakarlar. Böyle bir erkeğin kanatları altına girmek, böyle bir erkeğe saygı duymak ve böyle bir erkeği takip etmek isterler. Erkeğin aracındaki yolcu olmayı isterler. Sonuçta da böyle bir erkek, kadını feminen yapar, kadın yapar.

Her yerde bunu söyleyip itiraf etmezler tabii ki ama kadınların gerçekte istedikleri budur. Bu dediğim gibi siz tüm kararları vereceksiniz, o hiç karar vermeyecek anlamına gelmiyor. Böyle bir şey oldukça tüketici olur.

Bir plan yapmak istediğinizde, kız arkadaşınız “onu yapmak istemiyorum” diyecek. Olay tüm kararları alıp kadını onlara uymaya zorlamak ya da bu planlara uyması gerekiyor demek değil. Kadınlar sanki kendileri düşünemiyor, tercihleri yok gibi hareket etmek değil. Kız arkadaşınız bazen planınıza hayır der.

Fakat aynı zamanda bir erkek kararlarına güvenmeyen veya kararsız biriyse, kadının ilişkiye liderlik etmesi gerekiyor gibi hissetmesine neden olur. Bu da cinsel ve romantik olarak oldukça itici bir şey. Çünkü ilişkiye liderlik etmek, kadının feminen özünden uzaklaşıp maskülenleşmesini gerektirir, ilişkinin erkeği olmasını gerektirir. Hemen her durumda, siz nasıl kadınlaşmak istemezseniz, kadınlar da erkekleşmek istemezler.

Kadınların kendine güvenli bir erkeğin en çok sevdikleri özelliklerinden birisi, böyle bir erkeğin kararlarıyla ilgili geriye dönüp, sürekli olarak “acaba doğru mu yaptım” diye düşünmemesidir. Ama bir kadın bu şekilde davrandığında, erkekler bunu pek umursamazlar çünkü erkeğin kadına duyduğu çekimde, kadının gerçekten güçlü olduğunu hissetme ihtiyacı yoktur.

#3 Kendine güvenen erkek, bulunduğu ortama aitmiş gibi davranır.

Kendine güvenmeyen bir erkeğin vücut dili, sosyal bir ortamdayken ya da hoşlandığı bir kadınla beraberken, kendinden şüphe ettiğini, o ortamda bir yer kaplamaktan rahatsız olduğunu sinyaller. Örneğin kimsenin oturmadığı boş sandalyeleri görse bile, oraya oturmaktan çekinir. Kendine güvenen bir erkek ise, doğal bir şekilde o sandalyeye yürür ve oturur.

Kendine güvenen erkek bir ortamda ya da durumda, o ortam ya da durum kendine aitmiş gibi davranır. Orada ne istiyorsa onu yapar. Bu, onun kendini beğenmiş biri olduğunu göstermez ama birçok insan kendine güvensiz olduğu için, ortamda sırıtır ve diğer insanları takip etmeye dikkat eder.

Kendine güvenen bir erkek, başkalarına tepeden baktığı için değil, başkalarına nasıl göründüğü hakkında endişe duymadığı için ortamda istediği gibi hareket eder. Örneğin bir etkinlikte ortama yemeğin getirildiğini ve kimsenin gidip yemeği almadığını düşünün. Kendine güvenen bir erkek, yemek masasına gider ve yemeği alır. Bunun ardından birdenbire diğerleri de gidip yemek almaya başlar. Burada kendine güvenen erkek kuralları takmıyor veya diğerlerinden daha üstün hissediyor değil. Yemek orada ve yenilmek için varken, gidip yemekte bir sorun olmadığı için, beklemenin bir anlamı olmadığı için yemek almaya gider.

Kalabalıkta kendine güvenmeyen bir erkek ve kadın düşünün. Kadın “yemek geldi gidip alalım” dediğinde, kendine güvenmeyen bir erkek genellikle “hayır, daha kimse gidip bir şey almadı, birilerinin bir şeyler almasını bekleyelim” der.

Şimdi bu durumda kadın adamdan ayrılacak değil tabii ki. Ama bu durum, erkeğin çekingenliği, adama olan çekimini de bir tık azaltır.

Bir kadının ortamda çekingen olması, erkeğin kadına duyduğu çekimi etkilemez. Ama kadınların erkeklere duyduğu çekimin tetikliyicileri ile erkeklerin kadınlara duyduğu çekimin tetikleyicileri aynı değiller.

Barda orada öylece duran, elindeki içkiyi genellikle göğüs hizasına kaldırmış bir şekilde tutan (vücut dili sözlüğünde bu kendini tehlikeye karşı korumaktır) ve oraya ait değilmiş gibi görünen elemanları görmüşsünüzdür. Bu erkeklerin bu hali tek başına, çekim duyulmalarına engel olabilir.

Bir de ortam sanki doğal ortamıymış gibi davranan erkekleri düşünün. Arkadaşları ile konuşan, sürekli olarak nasıl göründüğünü, insanların kendisini nasıl gördüğünü düşünmeyen, rahat davranan erkek, kendi kendini onaylayan, ortamdaki kadınların kendisine çekim duyma eğilimini arttırır.

Aynı şekilde bir erkek bir kadınla konuşurken, kendisini oraya ait değilmiş gibi hisseder ve davranırsa, kadının kendisine çekim duymasını engeller. Ama oraya aitmiş, hoş bir kadınla konuşmak gayet doğal bir şeymiş gibi davranırsa, kadının kendisine çekim duyma ihtimalini arttırır. Burada bir numaradaki duruma da geri dönmüş oluyoruz. Birinci erkek, kadının üstünde yük hissetmesine, adamı daha da ürkütmemek için dikkatli davranmasına neden olur. İkinci erkek ise kadının hafiflemesine ve rahat davranmasına.

#4 Kadına onu rahatsız hissettirmeden dokunur.

Bir kadınla konuşurken işi ilerletmek için, dokunmayı erkeğin başlatması gerektiğini duymuşsunuzdur. Bu dokunma ele, kolun omuza yakın dış tarafına olabilir. Ama bir erkek sırf dokunmayı başlatmak için dokunmamalı, dokunmayı da doğru yapmalı.

Kendine güvenmeyen bir erkeğin dokunuşu, kadında kötü hisler yaratır. Kendine güvenen bir erkeğin dokunuşu ise çekim yaratır. Dokunmadan önce gönderdiği sinyaller, duygusal güç, dokunurken ses tonu ve vücut dili, dokunmaya eşlik ettiğinde, kadının erkeğe olan çekimini artırır.

Kendine güvenmeyen erkek, dokunmadan önce çekingen davranışlar sergiler ve gerilir. Dokunmaktan emin değildir, alacağı tepkiden korkar, vs. Kadına dokunduğunda ise bu gerilimini kadına aktarır. Dokunmadan önce ve dokunurken, kadının onayını arıyor gibi davranır. Kadın böyle bir erkekle ilişkiye girerse, erkek muhtemelen ilişkide de böyle davranacaktır.

Bir şeyler yapmak için kadının onayını aramak, duygusal zayıflıktan gelir ve iticidir. Böyle bir erkek sadece kadının değil, başka insanların da onayına bağımlıdır. Kendine güvenen erkeklerle bir araya geldiğinde, bazı erkekler ona karşı kibar davranmazlar, ona zorbalık yapabilirler, onu kadının önünde aşağılayabilirler ve hatta onun önünde kadınına yürüyebilirler. Bunu da adamı takmadan yapabilirler zira adamın zayıflığını sezebilirler. Bunun sonucunda da kadınlar böyle bir erkeğin yanında kendini güvende hissetmezler.

Bu arada bu adam duygusal olarak zayıfsa, kaslı olması, diğer birçok erkekten güçlü olması da işleri değiştirmez. Eğer duygusal olarak güçsüzse, belli erkekler bu erkekleri sosyal durumlarda özellikle bulurlar.  Aynı zamanda fiziksel olarak güçlü olsa da, duygusal olarak güçsüz olduğundan, kadına duygusal olarak güçlü taraf olarak davranır ve bu da kadının ona cinsel arzu duymasına engel olur.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kaynak: 4 Things Confident Men Do That Women Love