Kadınlar neden her şeyi dürtüsel olarak biliyor (!) da biz erkekler böyle duygusalız (!) – Vaka Çalışması

Mahmut abi uzun zaman sonra siteye, artık sinirimi bozan lanet bir soruyu anlamak için geldim.

Biz erkeklerin amk kafası ve duyguları neden ilişkilerde hiç bizim yararımıza çalışmıyor?

Bu bahsettiğin şey “biz erkeklerin” özelliği değil, bir kısım erkeğin özelliği. Öncelikle bir erkek özelliği de değil. Daha çok insanların (evet bunun kadın versiyonu da çok) özellikle çocukluktan geliştirdikleri efendi adamın toksik kırılganlığı ya da kaygılı bağlanma gibi şeyler (kırmızı hap gibi oluşumların mavi hap dediği şey). Biz buna “iyi çocuk” da diyoruz.

Bunları erkek özelliği gibi düşünmek, senin ortalama bir erkekten daha düşük rütbeli olduğun gerçeğini kabul etmeni gereksiz kılıyor ve egonu okşuyor. Ama egonu rahatlatmanın bedeli ise, bunu erkek olmanın kalıtsal bir özelliği gibi zihnine işlemek ve bilinçaltına “değiştiremeyeceğin bir zaaf” olarak yazmak oluyor.

Her ne kadar zor olsa da, kurtuluşun, ortalama bir erkekten daha düşük rütbeli olduğunu kabul etmekte. Ve “ya sen de her şeyin faturasını bize kesiyorsun” demeden önce, sonuna kadar okumanı tavsiye ederim.

Yani bu sadece feminist beyin yıkama car curtla açıklanacak bişi değil.

Değil. Her iki cinsiyette de sağlıksız bağlanma stili %20’lerden %50’lara çıktı. Erkeklere özgü bir durum değil. Feminizmin artmasından çok feminizmin artmasına da neden olan teknolojik ilerlemenin yan etkisi gibi.

Bugün eski flörtümü gördüm no contact yaptım ama dürtüsel olarak gidip konuşmak istiyorum ayrılık anında da öyleydim.

Birincisi, flört eski sevgilin değil, o nedenle ayrılık falan olmaz. İkincisi flörte next yapılır, eski sevgiliye no contact yapılır.

Bu yazdığın şey, senin fazlaca duygusal yatırım yaptığına işaret ki daha başında amk kafası ve duyguları neden ilişkilerde hiç bizim yararımıza çalışmıyor” dediğin şey de muhtemelen bu. Birçok erkek, duygusal yatırım yapmanın ve hayallere dalmanın tatlı zevkine, kendini kaptırmaya karşı koyamayıp sonrasında hedeflediği şeye ulaşamıyor ve hüsrana uğruyor.

Oysa alt tarafı flörtü unutmak gerçekten de en fazla bir iki haftalık bir şey.  Bu “konuşma isteği” dürtüsel değil, senin zamanında karşı koymadığın duygusal yatırımın sonucu. O zaman o yatırımı kararında yapsaydın, sonrasında böyle güya dürtülerin olmayacaktı. Daha da kötüsü, o zaman o yatırımı kararında yapsaydın, belki de kızla görüşmen hedeflediğin yönde gidecekti.

Neden kızları yapacakları her boku dürtüsel olarak biliyorken biz erkekler hep rol yapmak kendi kendimize savaş vermek durumundayız?

Kızların her boku dürtüsel olarak bildikleri yok. Bu çok enteresan bir körlük zira örneğin Adil Yıldırım’ın yorumlarına bakarsan en büyük erkek sitelerindeki “abi unutamıyom abi” yorumlarının toplamının 10 katı orada kadınlar tarafından yazılıyor.

Kızlar her boku dürtüsel olarak bilmiyorlar, duygusal olarak zayıf efendi erkekler çekici değil itici davrandıkları için, efendi erkekler karşısında mantıklarını zorlayacak duygulara sahip olmuyorlar. Siz de itici kızlar karşısında aynı şekilde soğukkanlı ve mantıklı davranabiliyorsunuz mesela.

Neden vücudum duygularım ve zihnim beni alfaca davranmaya itmiyor da hep kendimle savaş veriyorum?

Çünkü geçmişte bir dönemde ya da birkaç dönemde, kaygılı bağlanma stili gibi sağlıksız bir bağlanma stili geliştirmişsin ve bu stili içselleştirmişsin.

Beynim bana onunla konuşmam için tonla mantıklımsı bahane bulmaya çalışıyor. Sen duygularını yönetmediğinden, duyguların seni yönetiyor ve duygusal davranışlarına, mantıksal kılıf arıyorsun. İnsanlar genellikle duygularına göre hareket ederler ve bu hareketlerini mantık ile haklı çıkarmaya çalışırlar. Sende bu aşırı bir durumda.

İçimizdeki adam azıcık işbirlikçi olsa işler daha kolay olurdu?

Duygularının kontrolüne girmemek için çabalasan ve duygularının etkisine karşı güçlensen, işler zamanla daha kolay olurdu. Ama bu emek isteyen, irade isteyen bir iş. Öyle kendiliğinden gelmiyor. Bazı insanlar çok daha sağlıklı ilişki stillerini çocukluktan kazandıklarından ve sonradan kaybetmediklerinden onlara doğal olarak geliyor olabilir ama senin gibi biri bunları kazanmak zorunda. Kazanabilir mi? Evet kazanabilir ama bunun için çalışman lazım.

Senin büyük problemlerinden biri de bunu bir erkek özelliği sanman. Hayır bu kırılgan erkek özelliği, belki kırılgan narsist erkek özelliği. Erkek olmanla alakası yok, geçmişinde sağlıksız bağlanma stili geliştirmenle alakalı. Senin kadın versiyonların da aynen senin gibi.

Kaç milyarlık evrimde bu beyin beni düzgünce yaşatmak için evrimleşmedi mi?

Seninkisi muhtemelen bir hayatta kalma stratejisi. Bireysel acı çekmene neden olan, hastalıklı bir strateji ama evrim bireyin mutluluğu ile değil türün devamı ile ilgili bir şey. Bu konuda bir “hayatta kalma” stratejisi olarak mavi hap – kırmızı hap yazısına bakabilirsin.

Neden duygularım ve zihnim beni sabote etmek için çalışıyorki sürekli?

Senin gibi adamlarla konuştuğumda hemen hepsinin en ufak bir duygu ve zihin yönetimi çabası göstermeden mucizevi bir şekilde duygu ve zihinlerinin kendilerini dinleyeceği, hiç gelmeyecek günü beklediklerini görüyorum.

Bu konuda güdük kalmak senin kendi suçun olabilir ya da olmayabilir. Ama bunu senin için kimse gelip düzeltmeyecek. Sen düzelteceksin. Ya da düzeltmeyip bunu erkekliğin fıtratında olan bir şey sanarak yaşayıp gideceksin.

Yahu arkadaşlar tam tersi, erkek daha mantıksaldır, daha az duygusal daha stoiktir. Tam tersi kadınlar daha fazla duygusal olmaya, daha kaygılı olmaya meyillilerdir. Şimdi siz bakmayın bu “erkekler idealist sever, kadınlar fırsatçı sever” laflarına. Bu lafın sahibinin mavi haplı dediği adamlar güya idealist severler. Oysa o idealist sevgi, Dr. Glover’ın gizli sözleşmeler dediği “sinsi” beklentilerin görünen yüzüdür:

  1. Gizli sözleşme : Eğer onlar sormadan ben diğerlerinin ihtiyaçlarını karşılarsam, ben sormadan onlar da benim ihtiyaçlarımı karşılarlar.

İyi çocuk, efendi adam yüzelsel olarak “ben onu karşılıksız sevdim, olduğu gibi sevdim” der ama aslında beklentisi onu karşılıksız seviyor gibi görünürse takdir edileceği ve kendisi bir karşılık beklediğini belirtmese bile gayet beklediği karşılığın kendisine verileceği yönündedir:

  1. Gizli sözleşme : Eğer iyi çocuk olursam benden hoşlanır(lar) ve beni sever(ler). Birçok erkek için bu sonunda (kadınla) yatarım şeklindedir. Eğer iyi çocuk olursam hoşlandığım kadın benim iyi çocuk olduğumun farkına varır ve benden hoşlanır ve sonunda benimle seks yapar.

Konuyu dağıttım ama senin “kızların yapacakları her boku dürtüsel olarak biliyor” sandığın şey, senin karşında karşı koymak zorunda kalacakları duyguların açığa çıkmaması. Yoksa kadınlar da hoşlandıkları erkeğin karşısında ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Ama biraz düşünürsen, aynı şaşırmanın senin için olmayacağını ve bunun da çok doğal olduğunu anlarsın. Alt tarafı flört olan bir kız muhtemelen seni bıraktı ama sen hala “dürtüsel olarak gidip konuşmak istiyorum ayrılık anında da öyleydim” modundasın. Kız seni bırakmış ama hala ceptesin. Bu muhtaçlığı bir de kızla konuşurken nasıl sergilediğini düşün. Her tarafından akar. Seni itici yapar. İtici bir kadın karşısında sen nasıl rahatsan, kadını da senin karşında öyle yapar.

Ben bunları seni aşağılamak için söylemiyorum, bunların değiştirebileceğin şeyler olduğunu göstermek için söylüyorum. Nasıl değiştireceğiniz konusunda burada çok içerik var. Örneğin en önemli yetişkin erkek özelliklerinden birini kazanmanız lazım: kendi kaygınızı yönetebilme ve sağlıklı bir şekilde azaltabilme yeteneğini. Burada bunu senin benliğinin yaptığı gibi kızın üstüne kusma dürtüsüne karşı koymayı öğrenmelisiniz. Bunun nasıl yapılacağından erkek adam zihniyeti nasıl içselleştirilir yazısında bahsetmiştim ki sen de bunu yapıyorsun zaten.

Senin (muhtemelen bu kız da olmazsa kimse beni sevmez) kaygını, kızla konuşup rahatlatmayı umuyorsun:

İlk anlaşılması gereken şey, sizi neyin iyi hissettirdiği ve neyin kötü hissettirdiği konusunda dikkatli olmanız gerektiği. Çünkü çoğu zaman bir açlığa sahibiz ve bu açlık 10 yıl öncesinden ya da 20 yıl öncesinden kalma olabilir. Bu, biz küçük yaşlardayken doğmuş bir güvensizlik ve çoğu zaman bunu yanımızda taşıyoruz. Kendimizle ilgili belli bir şekilde hissediyoruz. “Ben çekici değilim”, “sevilmeye layık değilim”, “aptalım” ya da hatta “zekiyim” (bu da bir güvensizlik olabilir) gibi. Sonra da bu güvensizliğin yanlış olduğunu konusunda kendimizi rahatlatmak için yapabileceğimiz her şeyi yapmak istiyoruz. – Geçmişin savaşlarını savaşmak ve güvensizlikler

Kızın seninle medeni bir şekilde konuşması ile “bir ümit var” hayallerine dalıp o kaygıyı o şekilde bastırabilirsin (tabii kızın seni terslemesi ihtimali de var).  Ama bu senin kaygını geçici olarak rahatlatırken, genel kaygı durumunu arttıracak bir şey:

Güvensizliğin aldatıcı tarafı, içinizde bulunan ve dışarıdan doyurulması gereken bir açlık gibi olması. Dışarı çıkıp “bu açlığı burada doyuracağım”, “bu açlığı şurada doyuracağım” diyorsunuz. “Şu adamlara böbürleneceğim” ya da “şu çaylakları ezeceğim” diyorsunuz. “Herkese göstereceğim” diyorsunuz.

Sorun şu ki bu çeşit bir açlık, başkalarının güvencesi ile sadece belli bir süre doyurulabilecek bir açlık. Başkalarının tepkilerinden aldığınız rahatlama, bir yara bandı gibi zira güvensizlik sizin içinizden gelen bir şey. Yani dışarıdan yaptığınız şeyler bu güvensizliği çözmeyecekler.

Yapmanız gereken ilk şey, güvensizliğinizin açlığını dışarıdan bir şeyler arayıp bularak doyurmayı bırakmak. Bir güvensizliğiniz var ve siz bunu dışsal “besinlerle” doyuruyorsunuz. Peki sürekli olarak doyurup beslediğiniz şeye ne olur? Evet, o şey daha da büyür! Geçmişin savaşlarını savaşmak ve güvensizlikler

Peki bu durumu nasıl çözeceksin?

Yapmanız gereken şey, bu güvensizliğinizle başbaşa kalmak. – Geçmişin savaşlarını savaşmak ve güvensizlikler

Yani örneğin “Bugün eski flörtümü gördüm no contact yaptım ama dürtüsel olarak gidip konuşmak istiyorum ayrılık anında da öyleydim“ dediğin yerde bunu yapıyorsun. Güvensizliğini doyurmak yerine onunla başbaşa kalıyorsun. Ve bu tabii ki çok acı veriyor zira zaten bu acıdan kaçmak için kızla konuşmak, rahatlamak istiyorsun.

Dr. K’nın yukarıda örnek verdiğim geçmişin savaşları yazısında da dediği gibi açlığı beslemeyi bırakmanın kendisi bile çok büyük bir dönüştürücü. Birçok durumda yazıda bahsettiği gibi bir gözlemi, meditasyonu yapmanız da gerekli. Bu ikisi, senin durumundaki erkeklerin %90 – %95’ının bunu aşmasını sağlıyor. Ama az da olsa bazı erkeklerde narsist anne / baba ya da çok ciddi bir erken gençlik oneitis travması nedeniyle, bu iş terapi gerektirecek bir durumda olabiliyor.

Yani kısacası, bu acına dayanman ve şu an yaptığın şey, seni farkında olmadan dönüştürebilecek ve davranışsal olarak doğru yoldasın. Fakat bu yoğun negatif duygu seli ile başbaşa kalmak, olayın sorumluluğunu yüklenmek yerine, bunları kırmızı hap mankafası düşüncelere kanalize edip bastırıyorsun yani dönüştürücü olarak kullanamıyorsun (ya da bombok bir şeye dönüşmene neden olacak şekilde kullanıyorsun). Bunları kızlar böyle, erkekler şöyle diye zihinsel mastürbasyonda yakacağına,  ben böyleyim, bu zayıflık benim ve böyle düzeltirim diye kendine odaklanarak yak. Birincisi seni daha da zayıf ve öfkeli biri yapar. Bu kada öfkenin içinden, pozitif cinsel gerilim çıkmayacağı için yapayalnız kalırsın. Belki yeterince narsist biriysen kendini bir müddet “umursamaz” biri gibi pazarlayıp kısa süreli ilişkilere akarsın ama doymazsın. Güvensizliğini kadınlara yaranmaya çalışarak gidermeye çalışan ama yanlışlıkla besleyen efendi erkekten, kadınlarla skor yaparak bastırmaya çalışan ama yanlışlıkla besleyen dildo vatandaşa dönersin. Aslına bakarsan muhtemelen böyle bir derdin olmaz zira dışarıyı suçlama ve dışarıya öfkelenme yolunu seçen erkeklerin çoğu, yapayalnız ve kısa süreli seks bile yapamadıkları bir yere çıkıyorlar.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Bu arada sağlıklı negatif duygu yönetimi ile ilgili en iyi içeriğimiz Daha İyi Bir Yaşam için serimizde var.

İnsanlar karmaşık sinyaller, belirsiz işaretler vermezler

Ağustos 2022’de, doğup büyüdüğüm şehirde dövüş sporlarının yapıldığı bir spor salonuna katıldım ve ilk derste, Noa adında 31 yaşında, yarı beyaz yarı Kübalı bir adamla eşleştim. Hemen çok iyi anlaşmaya başladık ve yaklaşık bir ay içerisinde de çok iyi arkadaş olduk. Her gün birkaç kez mesajlaşıyorduk, şehir merkezinde tişörtsüz koşuya gidiyorduk ve kişisel problemlerde birbirimize destek oluyorduk.

Noa bir yıl sonra, görüşmek için bir türlü uygun olmamaya ve mesaj başlatmamaya başladı. Bir yanım artık benimle görüşmek istemediğini söylüyordu ama ben bu inancı bastırdım zira ben mesaj attığımda, her zaman normal bir şekilde cevap veriyordu.

Fakat ben içimdeki sesi görmezden gelmek için ne kadar çabalasam da, bir şeylerin yolunda olmadığını düşünmeden edemiyordum. Çünkü Noa karmaşık sinyaller gönderiyordu: bir yandan benim mesajlarıma gayet makul bir hızda ve normal bir şekilde cevap veriyordu ama bir yandan da hiç buluşmuyordu.

Noa’nın “birdenbire” buluşmak istemediğini düşünüyordum. Benim çıkarımın (ya da tahminim) her iletişime geçtiğimizde negatif şeylerden konuştuğum için benimle zaman geçirmek istemediğiydi.

Noa özellikle dümdüz konuşmayı seven biriydi ve bu nedenle kendisine benimle görüşmek istememesinin sebebinin, benimle sürekli depresif takılmam olup olmadığını sordum. Bunun böyle olmadığını temin etti ve kişisel bazı problemleri nedeniyle benimle buluşmaya vakit bulamadığını söyledi. Buna tam olarak inanmadım zira sonuçta gerçek bir arkadaş, sizinle zaman geçirmek ister ve arada bir hal hatır sorar. Ama iç güdülerime güvenmek yerine, açıklamasını doğru kabul ettim ve ona normal bir şekilde mesaj atmaya devam ettim. Bunun sonucunda da tahmin ettiğim gibi, her buluşma teklifimi bir bahane ile reddetmeye devam etti.

Bu noktada arkadaşlığımızın sona erdiğini kabul ettim ve Noa’ya ulaşmayı bıraktım çünkü kendime olan saygımı korumak istiyordum. Ona ulaşmayı bırakmamın üzerinde koca bir yıl geçmesine rağmen bana bir kere bile ulaşmadı.

Bu yaz şehir merkezinde yürürken, bir uyanış yaşadım: Noa aslında bana hiçbir zaman karmaşık sinyaller vermedi. Aslında, verdiği sinyallerde belirsiz olan hiçbir şey yoktu. Noa sadece dolaylı olarak benimle nasıl görüşmek istediğini göstermeye çalışıyordu.

İnsanlar uyuşmazlıktan hoşlanmazlar

Evet, insanlar uyuşmazlıktan, çatışmadan, zıtlaşmadan hoşlanmazlar. Bu bariz görünebilir ama durup hiç, insanların uyuşmazlıktan kaçmak için neler yapabileceklerini düşündünüz mü?

Günümüzde insanlar romantik ilişkide oldukları insanlara artık ilişkiye devam etmek istemediklerini söylemek yerine, onları ghostlamayı tercih ediyorlar. Birinin davranışlarından hiç haz etmediklerinde, sorunu direkt söylemek yerine, hüsranlarını pasif agresif davranışlar ile göstermeye çalışıyorlar. Birbirleri gücendirmekten kaçmak için, dolaylı ve belirsiz bir dil ile anlaşmaya çalışıyorlar. Eski arkadaşım Noa, benimle iletişime geçmek istemese bile, benimle konuşmaya devam ediyordu. İnsanlar direkt zıtlaşmaktansa, paslı çivilerle dolu bir olimpik yüzme havuzuna atlamayı tercih ediyorlar.

Şimdi ben burada, insanların uyuşmazlıktan korkmalarının ne kadar hastalıklı bir şey olduğunu, oldukça geçerli gerekçelerle, uzun uzun yazabilirim. Ama insanoğlunun evrimsel geçmişinde, yüzbinlerce yıl önce, kabile üyeleri arasındaki uyuşmazlıklar, ölüm ile sonuçlanabiliyorlardı.

Bunun yanında artık hem kadınlar hem de erkekler,uyuşmazlıkları yönetmek gibi geleneksel maskülen kabiliyetleri öğrenmiyorlar çünkü babalar ev yaşamında, endüstri devrimi öncesine göre çok az varlık gösterebiliyorlar. Bu nedenle hem erkekler hem de kadınlar, buna yatkınlıklarından ya da evrimsel bir adaptasyon olarak, uyuşmazlıklardan kaçmak için ne gerekirse yapıyorlar ki buna karmaşık sinyaller göndermek de dahil.

Karmaşık sinyaller

Karmaşık sinyaller, insanların davranışları arasındaki uyuşmazlıklardır. Daha spesifik bir şekilde söylersek, davranış kalıplarından ya da beklenen davranışlardan sapmadır. Bir insanın söyledikleri ile yaptıklarının birbirine uymaması, karmaşık sinyallerin en göze çarpanı. Ya da bir insanın davranış ve tutumlarının tutarsız olması.

Karmaşık sinyaller, bu sinyallerin hedefindeki insanları deli eden şeyler özellikle de romantik ilgi durumunda. Zira bir kapanış olmaması çoğu zaman, insanın zamanında oldukça iyi anlaştığı birinin neden birden bire garip davranmaya başladığını öğrenmek istemesine neden oluyor.

Bunu söyledikten sonra şunu da söyleyebilirim ki, Noa ve daha önce yaşadığım “karmaşık” sinyal vakalarını etraflıca düşündüğümde, karmaşık sinyal diye bir şeyin olmadığına emin oldum.

Karmaşık sinyal diye bir şey yok

Peki neden karmaşık sinyal diye bir şey yok? Çünkü “karmaşık” sinyal, mesajın kendisi. Karmaşık sinyal, gönderen kişinin sizin hakkınızda ne düşündüğünün ya da ne hissettiğinin, oldukça doğru bir göstergesi.

Noa’nın benim mesajlarıma normal bir şekilde cevap verip bana hiç ulaşmaması ve benimle hiç buluşmaması, ben ona mesaj attığım sürece benimle konuşmaktan hoşlandığını ama bu hoşlanmanın mesaj atacak ya da buluşacak kadar yüksek olmadığını gösteriyordu. Burada karmaşık sinyal diye bir durum yok.

Bir kişinin size karmaşık sinyaller gönderdiğini düşündüğünüzde, bu kişinin ne dediğine bakmayın, tamamen davranışlarına bakın. Sözler yalan söylerler ama davranışlar genellikle yalan söylemezler. Ve tekrar söyleyecek olursak, insanlar direkt uyuşmazlıktan kaçarlar ve direkt uyuşmazlıktan kaçmak için gerçekten hissettiklerini ya da düşündüklerini söylemekten kaçınırlar.

Davranış bir insanın nasıl hissettiğinin gerçek göstergesidir

Karmaşık sinyaller hayatın her alanında deneyimlenebilecek şeyler olsalar da, en çok romantik ilişkiler alanında kendilerini gösteriyorlar. Romantik ilişkilerde, “davranışlar sözlerden daha yüksek sesle konuşurlar” (“actions speak louder than words”) cümlesini içselleştirmeniz gerekli.

Bir insan sizin mesajlarınıza tek kelimelik cevaplar ya da emojiler atıyorsa, sizin varlığınızı kabul edecek kadar sizden hoşlandığını ama sizinle romantik bir ilişkiye ilgisi olmadığını anlayın. Bu  kişi muhtemelen sizi ghostlamayı isterdi ama bunun çok kaba bir şey olacağını düşündüğünden size kısa da olsa cevap veriyor.

Karmaşık sinyallerin çeşitleri bu yazının kapsamı dışında ama en manidar olanına değinmeden geçemeyeceğim: kişinin sözleri, ses tonu ve vücut dili arasındaki uyumsuzluk.

Bir insanlar konuşurken bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiğinizde, bilinç altınız bilincinize, beklenen davranışın dışında bir şeylerin olduğunu söylemeye çalışıyor. Beyniniz, karşınızdaki kişinin ağzından çıkanlarla, vücut dili ya da ses tonu arasında uyumsuzluk olduğunu, zihinsel olarak not ediyor.

İnsanlar homo sapiense evrilmeden yani 200 bin yıl önce, vücut dili ve sözel olmayan işaretlerle anlaşıyorlardı. İnsanlık tarihindeki iletişimin çoğu sözel olmadığı için, insanların sözel olmayan iletişimleri ve davranışları, gerçek duygularının çok daha doğru birer göstergesi.

Yani bir insanın sözleri, davranışları ve ses tonu uyumsuz olduğunda, söylediklerine oldukça eleştirel bir şekilde yaklaşın çünkü sözler, kendi başlarına bir insanın ne hissettiğini doğru bir şekilde yansıtmazlar.

Örneğin bir insan sizinle konuşurken bu insanın vücudunun özellikle de ayaklarının, size dönük olmadığını (ve bu şekilde kaldığını) gördüğünüzde, bu insan muhtemelen sizinle konuşmak istemiyordur. Bir insanın vücut dili bir şey söylerken, sözleri başka şeyler söylüyorsa, bu insan size karmaşık sinyal göndermiyor. Bu insanın tek yaptığı, dolaylı olarak, sizinle konuşmak yerine vücutlarının işaret ettiği yere gitmek istediğini göstermek. Düşünün bir: bir insan sizinle konuşmak istemediğinde ya da sizden hoşlanmadığında, pat diye yanınızdan uzaklaşıp gitmez zira bu çok kaba bir davranış.

Son olarak da, bir insan bir soruya güvensizlik içeren bir tonda cevap verdiğinde, mesela cevabı evet ya da hayır olan bir soruya bir süre durup “tabii ki”, sizin önerdiğiniz şeyi yapmayı gerçekten istemiyordur. Ama normal bir insan gibi bunu size söylemek yerine, sizin bu ipucunu yakalayıp “emin misin?” diye sormanızı umuyordur çünkü insanlar sizinle zıtlaşmak yerine bunu yapmayı tercih ederler. İnsanlar gerçek duygularını bu şekilde belli edip sizin önerdiğiniz şeyi yapmak istemediklerini söze dökmeden anlamanızı umarlar. Kelimeler, daha doğrusu kelimeleri nasıl söyledikleri, sinyalin kendisidir. Karmaşık sinyal diye bir şey yoktur.

Bundan sonra birinden karmaşık sinyaller aldığınızdan şüphelendiğinizde, ne yaptıklarını rasyonel bir şekilde değerlendirirseniz, gönderdikleri sinyallerin o kadar da belirsiz olmadığını görebilirsiniz. Sinyallere bakıp endişelenmek ve karşınızdaki kişinin neden böyle davrandığını düşünüp durmak yerine, durumu olduğu gibi kabul edin ve yolunuza devam edin. İnsanların direkt uyuşmazlıktan nefret ettiklerini ve vebadan kaçar gibi kaçtıklarını hatırlayın ve hiçbir zaman, insanların gerçek duygularını size direkt ve açık açık söylemelerini beklemeyin.

Eğer size gerçek duygularını açık açık ve direkt söylemekten çekinmeyen bir nadide insan ile karşılaşırsanız, sizi azarlamadıkları sürece, kendinizi şanslı kabul edin, çünkü böyle insanlarla karşılaşmak ve arkadaş olmak çok nadir rastlanan bir durum.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kaynak: People Don’t Send Mixed Signals

Beta özelliklere sahip kadınlar

Erkek Adam Patreon hesabındaki muhabbet (chat) bölümünde Ahmet sormuş:

“Erkek Adam sitesinde beta özelliklere sahip kadınlarla ilgili bir yazı var mı?”

Bunun üzerine Second Life rumuzlu kullanıcı “kadınlarda alfa – beta olayı yok, ilişki materyali olan/olmayan olarak ayırıyoruz genelde” demiş.

Ahmet, beta özelliklere sahip kadınlar demiş ki beta erkek dediğimiz adam da genellikle beta özelliklere sahip erkektir. Kadınlar da beta davranışlar sergilerler ama buna alfa – beta demek yerine kaygılı davranışlar da diyebiliriz.

Bu arada devam etmeden belirteyim, Second Life bunu söylemiyor olabilir ama birçok erkek ilişki materyali olan/olmayan ayrımını sadece sadakat, geçmişinde (çok) erkek olmaması veya çok sevmesi kriterlerine göre yapıyor. Ama sadık ve geçmişinde çok erkek olmayan bir kadın, aynı zamanda toksik ve karın ağrısı olabilir ve bunun da onu bir erkek için ilişki materyali olmayan kadın kategorisine sokması lazım. Fakat bilinç altında sevilmeye değer biri olmadığına dair temel bir inanç olan erkek, kendisini çok seven kız ne kadar toksik olursa olsun onu bırakamayabiliyor. Ya da “piyasada sadık kız kalmadı” sanan adam, kız adamı duygusal şiddet manyağı yapsa bile kızı ilişki materyali sanabiliyor.

Benim “beta erkeğin kadın versiyonu” dediğim bir kadın tipi var. Bu kadınlar, narsizm ya da borderline gibi duygu durumu bozuklukları olmasa bile kaygılı bağlanma stiline sahipler (gerçi çoğu beta kadın ve erkekte sürekli olarak kırılgan narsizm kokusu alıyorum):

“Düşük özsaygı, şiddetli reddedilme veya terk edilme korkusu ve ilişkilerde yapışkanlık, bu bağlanma şeklinin yaygın belirtileridir … kaygılı bir kişi ilişkide hangi konumda durduğu ve partnerinin onu kendisi kadar sevip sevmediği konusunda güvensiz olabilir. Sonuç olarak, partnerin en ufak bir hayal kırıklığı ya da reddedilme belirtisi, zaten düşük olan özgüvenine zarar verebilir.”

Genel olarak beta özellikler gösteren (kaygılı bağlanan) erkek, sıklıkla tetiklenen bir “acaba beni sevmiyor mu / gerçekten istemiyor mu?” kaygısı ile karşı koyamadığı ya da (kaygısını silecek bir rahatlamanın getirdiği hazza bağımlılık nedeniyle) karşı koymadığı şekilde fazlaca ilgi gösterme, kaynak harcama ve arama dürtüsü hisseder. Burada amaç, partnere ulaşarak ya da fazlaca ilgi, kaynak ve arama ile, partnerinin onayını görmek ve kaygısını rahatlatmaktır. Biz erkeklere burada, kaygılarını, flört ya da partnerlerinin üzerine kusmadan yönetmelerini öğretiyoruz. Zira birinin sırtına çocukluğunuzdan ve daha önceki ilişki başarısızlıklarınızdan gelen kaygıyı yükleyemezsiniz, çoğu kişi bunu görünce kaçar. Daha da kötüsü, insanlar genellikle empatik yaratıklar olduklarından, sizin kaygı kusmanız, “ben sevilmeye layık değilim sanırım” gibi bir sinyal verir ki bunu birkaç kez tekrarlarsanız, karşınızdakinin sizinle aynı fikirde olmasını sağlayabilirsiniz.

Ek olarak, kaygı nedenli davranışları yapmanız, kaygınızı geçici olarak rahatlatırken, toplam olarak kaygınızı arttırır. Bunun tersine kaygının sizi ittiği şeyleri yapmazsanız, geçici olarak daha kötü hissetseniz bile, toplam kaygınız azalır ve daha sonra bir miktar daha güçsüz bir kaygı dalgasına maruz kalırsınız. Örneğin, 1 saat mesaj atmadı diye rahatlamak için bir önceki mesajınıza ek bir mesaj atma itkisine karşı koymazsanız, ikinci mesaja aldığınız cevap ile geçici rahatlarsınız ama biraz daha kaygılı biri olursunuz. Bu isteğe karşı koymanız, sizi geçici rahatlamadan mahrum bırakırken, toplam kaygınız bir miktar azalır. Bu mekanizmadan retroaktif kıskançlık yazısında bahsetmiştik.

Beta özellikler gösteren kız dedik, bu konuya neden girdik? Öncelikle birçok erkeğin problemini bir tekrar etmek istedim ve ayrıca beni arayan birçok kadının temel problemi bu olduğu için onlara da konuyu özet geçmek istedim. Fakat kadınların kaygı yönetimi sorunu erkeklerden farklı ortaya çıkar.

Genel olarak beta özellikler gösteren (kaygılı bağlanan) kadın, sıklıkla tetiklenen bir “acaba beni sevmiyor mu / gerçekten istemiyor mu?” kaygısı ile karşı koyamadığı ya da (kaygısını silecek bir rahatlamanın getirdiği hazza bağımlılık nedeniyle) karşı koymadığı şekilde fazlaca ilgi isteme, kaynak talep etme ve aranma dürtüsü hisseder. Burada amaç, partnerin kendisine ulaşması ya da fazlaca ilgi, kaynak vermesi ile onay görmek ve kaygısını rahatlatmaktır.

Biz bu tip kızlara burada genellikle karın ağrısı kızlar diyoruz. Yeterince ilgi ve alaka göstermenize rağmen, sürekli olarak yeterince aranmamaktan, ilgi görmemekten şikayet eden bu kızlar, eğer siz yeterince ilgi gösteren biriyseniz, muhtemelen karın ağrısı insanlardır.

Beta özellikler gösteren kadın da erkek gibi, kendi ilişkisini baltalamaya programlıdır ve ilişkisini mahvetmesine partneri de dahil kimse engel olamaz. Böyle bir kadının özgüven ve özdeğer eksikliği sürekli ilgi talep eder ve bu aşırı ilgi gelmezse çok büyük sorunlar çıkarır. Bu aşırı ilgi gelirse de, bu sefer içgüdüsel kadın tarafı erkeğin boyun eğmesinden dolayı erkeğe çekim duymayı bırakır ve kadın yine sorun çıkarır. Ve hayır, yeterince alfa erkek, yüksek değerli erkek vs. olmanız bir şeyi değiştirmez. Böyle bir karın ağrısını, hiyerarşide zirvede bir erkek olarak normal bir kadına çeviremezsiniz. Zaten bu kadını normal bir kadına çevirme, kurtarma, vs. fantezisini, kadın erkek ilişkilerinde rütbesi düşük erkekler kurarlar, yüksek erkekler ise bu kadınları hayatlarından çıkarırlar.

Beta özellikler gösteren kadınlar, erkekler için daha büyük bir sorun zira erkeklerde kadınlara yönelik bir arketip kurtarıcı rolü var. Yani beta erkek çok erken aşamalarda kadını itebilirken, beta kadın tam tersi muhtaçlıkları ile bir erkekte kurtarıcı içgüdüsünü tetikleyebilir. Bu kadın zaten bir de narsist ise, bunu özellikle yapar.

Ahmet bununla ilgili bir yazımız olup olmadığını sormuş, bu konuya değinen bir yazımız var aslında: Vaka Çalışması – Sevgilim ilgisiz oldugumu söylüyor:

“Bakın tekrar ediyorum. İlgisizseniz ayrı konu. Ama günde 3-4 saat iletişimde olduğun kız ilgisizlikten şikayet ediyor ve fazlasını vermiyorsunuz diye soğuyorsa, bu karakterde bir kadının kendi ilişkisini baltalamasına engel olamazsınız. İlgiyi arttırmazsınız soğur, arttırırsınız daha fazlasını talep eder ve/veya yine soğur. Beta erkekler de böyle, kendi ilişkilerini baltalamaya programlılar (özgüven ve özdeğer krizine girdikleri için) ve karşılarındaki kadın bu konuda pek bir şey yapamaz.”

Şimdi tabii bir de bazı kadınlar normalde bu kadar kaygılı bağlanmasalar bile, erkek çok omurgasız, efendi adam olarak davranınca, bu hale gelebiliyorlar. Fakat çoğu normal kadın erkeği terk eder, kalıp da daha fazlasını talep etmez. Yine de yeterince sayıda görece normal kadın, yalnızlık korkusu ile hem gidemeyip hem de eksik olan çekimi zaman – ilgi – para ödeme olarak talep edebilir.

Burada eğer kadın karın ağrısı ise o kadını bırakmanızı tavsiye edeceğim. Zira dediğim gibi, böyle bir kadın ilişkisini baltalamaya programlı. Bir kadın sizin davranışlarınızdan mı böyle yoksa içsel olarak mı karın ağrısı nereden anlayacaksınız? Karın ağrısı kadın gerçekten manasız bir ilgi ve ulaşım talep eder. Öyle gri çizgi falan değil. Örneğin iş yerindesiniz, mesajına 15 dakika dönmediniz diye problem çıkarır. Adam çalışıyor, 15 dakika dönememesi normal diye düşünmez, kaygıya kapıldığı için düşünceleri değil duyguları yönetimdedir. Sabah işiniz gücünüz yok gibi gece saatlerine kadar konuşmak ister, kendine hediyeler aldırmaya çalışır, başkalarına ayırdığınız zamanı sabote etmek için uğraşır.

Bu site yorumlarında bu şekilde düzinelerce vaka var aslında. Bir ara onlardan örnekler bulup buradan linklemek lazım.

Çok sık gördüğüm ve kadının ilgi talebinin, erkeğin kadını istemediğini hissetmesinden kaynaklandığı şu duruma da bir bakın derim: İlgisizlik ve ters davranışlar yüzünden terk edilmek – Vaka Çalışması

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Eski sevgilimi kocası ile gördüm, kendime gelemiyorum – Vaka Çalışması

Mahmut abi merhabalar. 8 yıl önce 2 yıllık bir birlikteliğim oldu. İlk kez aşık olmuştum ve gerçekten değer veriyordum. İlk sene aynı şehirdeydik ama 2.sene farklı şehirlerde üniversiteye başladık.

İlişki 18 yaşında başlasa, bittiğinde 20 yaşı civarındaydınız.

Her şey güzel devam ediyordu, evlilik hayallerimiz vardı,onun sınırlar koyduğu bir cinsel hayatımız da vardı.

Şirin ama o yaşlarda iki öğrencinin ilişkisi, genellikle 2-3 seneyi geçmez.

Neyse zamanla tartışmalarımız arttı, ben de biraz saçmaladım ve bolca hata yaptım ve ayrıldık. O benden ayrılmaya cesaret edemedi ama artık beni bitirdiğini hissettiğim için ben ayrıldım. Susan kadın için bitmişsinizdir olayını tam anlamıyla yaşadım yani.

Bittiğinde bazı kadınlar susar, bazı kadınlar seslerini açarlar.

1 ay gerçekten dibine kadar aşk acımı yaşadım ve sonra içime gömerek devam ettim. O, biraz zaman geçince; fake hesaplardan yazdı bana ama çok sallamadım ilk zamanlar. Aslında canım çok acıyordu ama gurur yapıyordum sanırım.

Bence Fake hesaptan yazılıyorsa, “o” yazıyor diye düşünmeyin. O yazıyor olsa bile.

Aradan 6-7 ay geçti bir vefat ile iyice duygusallaştım ve ona baya destan yazarak içimi döktüm. O,beni kötü hatırlamadığını,üzmek istemediğini falan söyleyerek reddetti. Ben de onun için aynı dilekleri ileterek hayatıma devam ettim.

Sonradan öğrendiğime göre o bu sürede yeni bir ilişkiye başlamış. Üstelik ayrılmak üzere iken instagramda görüp kim bu diye sorduğumda arkadaşım dediği biriyle. Bu beni biraz soğuttu ve uzunca bir süre çok düşünmeyip işlerime odaklandım. Elbetteki ara sıra aklıma geliyordu ve benim için çok özeldi tabi orası ayrı.

Neyse aradan yıllar geçti ve evlendiğini öğrendim, hafif bir burukluk yaşadım ama çok da sallamadım. Ancak; bundan 14 gün önce kocası ile el ele bir AVM’de karşılaştık. Bambaşka şehirlerdeyken nasıl denk geldik bilmiyorum ama sanırım benim yaşadığım şehre yerleşmişler. Bu görüntü ilk 2 gün bendeki bütün eski travmaları,aynı ayrılık acısını geri getirdi. 3.günden sonra kendimi iyi hissetmeye başladım,bir yazılım mühendisi olarak işlerime odaklandım ama online çalıştığım ve çok sosyal bir ortamım olmadığım için sık sık aklıma geliyor.

Yaklaşık 28 yaşlarında, karısı ve çocuğu olmayan bir adamsın. Akşam eve karına ve çocuklarına gitmen gerekmiyor. Gelirinin önemli bir kısmı ailene gitmiyor. Evden çalışmak bahane değil, evden çalışmak aslına bakarsan sosyal hayat için avantajlı. Senin profilinde bir adamın sosyal hayat edinememesinin sebebi zamansızlık, evden çalışma falan değil, asosyalliktir.

Senin sorunun, sosyal olarak, belki de ilişkisel olarak kızın bıraktığı yerde donmuş vaziyette olman. Derdin bu kız değil. Bu kız sana ne kadar renksiz, duygusal ve sosyal olarak çöl bir hayatın olduğunu hatırlattı. Hem de bunu, gerçeği suratına kamyon gibi çarparak hatırlattı.

Bu çektiğin çileyi hüsranı, fırsata çevir ve asıl problemini, sosyalleşmeyi hallet. Burada bu konuda yazdım, Patreon’da devam yayını da yaptım.

Bu süreçte ben hep kısa ilişkiler yaşadım ve ciddi ilişkiye mesafeleydim ama artık ben de ciddi bir ilişki istediğimi ve o duyguları tekrar hissetmek istediğimi anladım.

Kısa süreli ilişkiler belli bir tecrübe ve doyum yaratabilirler ama özellikle 25 yaşın üstündeki  çoğu erkek için, uzun süreli ilişkinin yerine geçmezler. Kısa süreli ilişkilerde, hemen hemen her zaman sizden 5 kat daha fazla erkekle yatan bir grup kadınla yatarsınız ve bu kadınlarla duygusal bağ kurmazsınız, kuramazsınız.

Sen, alt tarafı 2 senelik bir ilişkiden travmaya uğrama başarısı(!) göstermişsin. Bu nedenle uzun süreli ilişkilere girmekten korkar hale gelmişsin ve hayatın duygusal çöle dönmüş.

Bu kız masum,anlayışlı,iyi biriydi ve onun gibi birini bulamayacağımı düşündüm sanırım uzun bir dönem.karşıma da hayalimdeki gibi biri çıkmadı zaten.

Son günlerde ilk gördüğümde hissetiklerimi tekrar hissetmeye başladım. Sanki ayrılık acısı gibi acı çekiyorum.

Sanmam. Olay 8 sene önce olup bitmiş. Daha çok yerinde saymış olduğunun farkına varmak acı veriyordur.

Saçmalık olduğunun farkındayım ama keşkeler, pişmanlıklar kafamdan çıkıyor. Hayatımda başka kimseye aşık olmadım.

Ve bu tamamen senin suçun. 2 sene ilişki sonrası 8 sene geçmiş. Benim sık söylediğim bir şey var. Piyasada ve böyle bir ilişkiye açık bir adamsanız, uzun süreli ilişkilik ve aynı zamanda anlaşabildiğiniz kız karşınıza 1.5 senede bir çıkar. Yani sen bu tür bir ilişkiye açık olsaydın, 3-4 kere daha “aşık olabilirdin”.

Onları 2 sene önce de görmüştüm ve 5 dk şaşırıp sonra çok sallamamıştım. Bu sefer böyle olmadı,sanki bütün acılarım flashback ile geri döndü.

2 sene önce 25-26 yaşında daha kafana dank etmemiş demek ki.

Ben bu bataktan nasıl çıkarım çok huzursuzum. Evde bile duramıyorum duvarlar üstüme üstüme geliyor. Günümüzdeki kadınları gördükçe onun gibi birini bulamayacağımı düşünüyorum.

Eskiden, kısa süreli ilişkileri abartan adamlar bile “günümüz kadınları şöyle böyle” diye düşünmezdi. Beraber oldukları kadınların, kadın milletini temsil etmediğini bilirlerdi. Siz kısa süreli ilişkiler yaşadığınızda, çoğunlukla sizden daha da çapkın kızlarla beraber oluyorsunuz. Bana bazen çok genç çocuklar gelip ağlaşıyorlar. “Abi adam 100 kadınla yatıyor, onun gibi 10 bin adam olsa 1 milyon kadın böyle kötü çocuklarla yatıyor” gibi absürt matematikler öne sürüyorlar.

Her biri 100 kadınla yatan 10 bin adam genellikle, her biri 200 adamla yatan kadınlarla yatarlar. Yani sizin 10 bin kötü çocuğunuzu, 5 bin kötü kız çeviriyor. Arada tabii ki bu olayla alakasız kızlar da olur ama bu adamların elinden geçen kız sayısı, bu adamların sayısından azdır! Yani bunu bu “özde” kötü çocuklar da bilirler ama nedense aslen efendi erkek olan ve kafası hep öyle kalan elemanlar, fazla sayıda kızla olurken bu gerçeği göremiyorlar.

Son zamanlarda sosyal medyada ciddi bir redpill mankafa akım çıktı, yıllarca dejenere kısa süreli ilişki yaşayıp, oradan kadınlarla ilgili bilgelik çıkarmaya çalışan adamlar türedi.

Günümüz kadınları arasında senin eski kız arkadaşından çok var ama sen yaşam tarzın, uzun süreli ilişkiden kaçarak dejenere olan zihin yapın nedeniyle o kızlara ulaşamazsın, ulaşsan da onlar seni istemezler. Yaşam tarzını ve zihin yapını değiştirmen lazım. “Ya hacı günümüzde öyle kız yok” demek kolay ve egonun kıçına gökkuşağı üflüyor ama hem gerçek değil hem de gerçek olsa zaten yapacak bir şey yok. Günümüzde az sayıda “iyi kız varsa” o az sayıdaki iyi kızın senin gibi birine kalma ihtimali SIFIR. “Günümüzde kızların birçoğu böyle, ben ulaşamıyorum” dediğinde, olduğun düşük seviyeyi kabul edip acı çekmen lazım ama bu durumda güç sende zira bunu değiştirebilirsin.

Sen şu an böyle kızlardan çok az var diye kendini kandırıyorsun, az ise zaten hayatta bir kere karşına çıkar, o zaman bir daha asla bulamayacağına emin olduğundan duvarlar üstüne üstüne geliyor. Zira senin zihninde o kızı kaçırdın, bir daha asla olmayacak.

“Günümüz kadınları bozdu, düzgün kız çok az” olayına bir inandıktan sonra bunun nasıl kendi kendini gerçekleştiren kehanete dönüşeceğini bir düşünsenize! Buna inanan adam, bir şekilde düzgün bir kız bulduğunda, ona bulunmaz Hint kumaşı gibi davranacak, onu büyük bir ödül olarak görecek ve önünde efendileşip terk edilecek (bu tür masallara inanan çocukların, sonradan “kötü çocuğu” oynayan iyi çocuklar olduklarını unutmayın). Hem de zayıf davranışları yüzünden muhtemelen kaba bir şekilde terk edilecek. Ve “bu kız düzgün sanmıştım, ama o da değilmiş” diyerek, “günümüz kadınları çok bozdu, düzgün kız çok az” inancını pekiştirecek.

Tekrar ediyorum. Senin derdin bu kız değil. Senin derdin, asosyalliğin, kısa süreli ilişkilere kapılıp duygusal olarak doyamadığın ilişki hayatın. Eskiden mutlu olduğun bir kızın seni aşıp kendi hayatına devam etmesi, yaşının gerektirdiği ilişki aşamalarından geçmesi, senin 20 yaşından beridir olduğun yerde saydığını suratına çarptı.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

İyi bir ilişkim var ama toksik eski sevgilim aklımdan çıkmıyor. Ne yapmalıyım? – Vaka çalışması

Abi sana genel bir durum soracağım, 29 yaşındayım aktif bir ilişkim var.

Pasif ilişki nasıl oluyor?

5 aydır devam ediyoruz. Her şey on numara gidiyor. Kız birçok erkeğin hayalinde isteyeceği tarzda güzel, alımlı, naif bir kadın. Fakat abi ben eski sevgilimi unutamıyorum, kendisi ile ilgili cinsel fanteziler kuruyorum kafamda zaman zaman. Eski sevgilim sizin borderline diyeceğiniz tipte ciddi ruhsal sıkıntıları bulunan bir kadındı.

Travmatik bir biçimde karşılıklı aldatma, kavga kıyamet son buldu ilişki.Aradan 3 ay geçtikten sonra yeni ilişkime başladım. Eski sevgilim cinsellik konusunda çok daha çılgındı deyim yerindeyse sabahlara kadardık.

Bazı insanlar psikolojik ve/veya genetik nedenlerle bağımlılığa yatkınlar. Ya da kişilikleri yetişkin bir erkekten çok uzak olduğu için, zevke hayır diyecek iradeye sahip değiller.

Toksik kadınların bu tip zayıf erkekler üzerindeki etkisi, ağır uyuşturucularla aynı. Senin eski sevgilin uyuşturucu, yeni sevgilin ise sağlıklı yaşam. Ama sen, kendi hayatını zevk peşinde mahvetmeye meyilli bir müptezel olduğun için, uyuşturucu istiyorsun, zevk (dopamin) zirvesi istiyorsun. O geçici zirvelerden geriye kalan ilişki seni maymun ediyor, kukla ediyor, aşağı bir erkek yapıyor ve büyük acı veriyor ama sen müptezel olduğun için sürekli o zirvelerin peşindesin.

Bu arada bazıları gerçekten farkında olmuyorlar ve bu da bana çok gülünç geliyor ama senin eski sevgilin muhtemelen 100 tane adamın altından geçtiği için öyle “zevkli”. Erkeğe neyi nerede nasıl vereceğini öğrenmek için iyi mesai harcamış bir kız. Önüne gelene veren, aldatmaya meyilli deli tabii ki yatakta normal bir kadından iyidir. Sen de zaten aldatmışsın yani sen de eski sevgilinden farkın yok ama eski sevgilin, kendine azıcık saygısı olan bir adamın elini sürmeyeceği bir kız ama işte sen öyle olmadığından, fantezilere boğuluyorsun.

Mevcut kız arkadaşım ise bu konularda çok daha geleneksel. Eskiye yönelik bir duygusal isteğim de yok. Yaptığımın yanlış ve saygısızca olduğunun farkındayım. Verebileceğin bir öneri var mı kafada bitirmek için? Bu tip eğilimlerin azaltılması için nadiren başka bir kadınla cinsellik yaşamak hakkında ne düşünüyorsun?

“Karşılıklı aldatma” ve son yazdığın cümle, senin kendini olduğundan çok daha kaliteli sandığına işaret. Sen de eski sevgilin gibi, sevgili değeri olmayan, aşağı birisin. Öyle “yaptığımın yanlış ve saygısızca olduğunun farkındayım” falan diye olayı hafifletme. Sen tamamen yanlış birisin, seninle çıkmak kızın kendisine yaptığı bir saygısızlık.

Verebileceğim tavsiye?

Bağımlılık tedavisi görmen lazım. Büyümen lazım. Çikolatalı pastaya karşı iradesi sıfıra yakın olan 6 yaş altı çocuk olgunluğundasın. Yetişkin bir erkek, senin eski sevgilin bir kadından tiksinir, sen ise orospuyu tepene çıkarmışsın. Büyü biraz, 29 yaşındasın. Azıcık kendinden utanmayı öğren.

Bu tip eğilimlerin azaltılması için nadiren başka bir kadınla cinsellik yaşamak hakkında ne düşünüyorsun?

Yapman gereken en önemli şey, şimdiki kız arkadaşından ayrılmak.

Sen bir müptezelsin, henüz iyileşmemişsin de. Kız arkadaşın düzgün birine benziyor. Sen berbat birisin aynı zamanda erkek olarak da düşük rütbelisin. Senden daha iyisini hak ediyor. Kızı bırak, yalnızken kendi kendini tedavi et. Kızı bırakman kız için iyi ama asıl senin için iyi. Senin gibi toksik kadın mütezeli adamların en önemli sorunlarından biri de kadın onayı bağımlısı olmaları. Genelde anneleri ile sorunları olan insanlar ama bu tür bir düşkünlük sadece anne sorunundan ortaya çıkmıyor. İyileşemeden kıza atlamışsın, hala da başka kızlarla iyileşebileceğini sanıyorsun.

iddiyim, kız arkadaşını bırak. O kız senden daha iyisine layık. Ama en önemlisi, kızı bırakman, senin iyileşmen için de çok önemli bir adım. İkinci adım da bağımlılığını uyuşturucu ile gidemek gibi gülünç yöntemler yerine (bu tip eğilimlerin azaltılması için nadiren başka bir kadınla cinsellik yaşamak), uzun süre (6 ay gibi) yalnız kalman lazım. Yoksa senden iyi bir sevgili olmaz, sen de toksik kadınların elinde inim inim inleyen kukla olarak yaşamına devam edersin.

Yeri gelmişken de söyleyeyim, bazı gerçekten kafası iyice erimiş adamlar “ne yani, sen bize sıradan ol, bayat bir hayata razı ol mu diyorsun” diye karşı çıkıyorlar. Toksik kadınların verdiği zevk zirveleri gerçekten yüksektir, normal kadın bu kadar büyük zevk vermeyebilirler. Diyelim ki sıradan kadınla zevk zirven 10 ise, toksik kadın ile 100’dür. AMA sıradan kadınla sürekli zevk zirven 10 ise, geri kalan zamanlarda zevk 5’tir mesela. Toksik kadın ile zevk zirvesi 100 ise, acı dibi de -100’dür ve zamanla zevk zirvesi 50’ye düşerken, acı dibi -200’e düşer ve daha uzun sürer. Yani toksik bir kadınla 2 sene geçirdiğinizde, bir sürü zirveye rağmen toplamda net -10,000 acı yaşarsınız, normal bir kadınla +1000 zevk.

Toksik kadının ne kadar da uyuşturucu batağına benzediğini fark edebiliyorsunuz değil mi? Maddeyi kullanmanın verdiği zevki başka hiçbir şeyden alamazsınız ama toplam olarak acı içinde kıvranır durursunuz.

Daha da beteri, toksik kadınla ilişki, dopamin zirveleri nedeniyle sizin zevk algılarınızı da köreltir ve artık normal kadınla hiç zevk de hissedemezsiniz. Uyuşturucu bağımlılarının hayatın normal zevklerinden zerre zevk alamamaları gibi. Hayatın normal zevkleri yine zevkliler ama bağımlının alıcıları artık körelmiş vaziyette. Senin içinde olduğun durum da bu yani sen artık normal bir kadınla 2 senede toplam 1000 zevki bile alamayacak durumdasın. Zevk alır durumda olmak için de müptezelliği bırakman ve uzun bir süre içerisinde alıcılarının iyileşmesini beklemen lazım.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Reddedilme korkusu ve kadınlarla tanışmayı küçümsemek

Asosyal medyada biri şöyle yazmış:

“(Kadınlara yürümede) sonuçlardan korkmak diye bir şey yok. Sorun, yapılacak bir şeyin olmaması. Varoluşun normal durumu, rastgele kadınlarla konuşmak değil, rastgele kadınlarla konuşmak için bir neden yok.”

Alexander’da şöyle demiş:

“Erkeklerin bir kadını buluşmaya çağırmamalarının en büyük nedeni, reddedilme korkusu. Blackpilled olduğunu söyleyen erkeklerde reddedilme korkusu çok daha büyük (bkz. Reddedilme duyarlılığı).

Ben “normal varoluş şeklinin”, etrafındaki herkesle konuşabilmek olduğunu söyleyeceğim.

Ama aynı zamanda şunu biliyoruz ki, günümüzün genç yetişkin erkekleri, geçmiş nesile göre farklı hareket ediyorlar. Tanımadıkları insanlarla konuşmuyorlar, daha az arkadaşları var ve gerçek yüz yüze sosyal aktivitelere daha az katılıyorlar. Daha fazla nevrotik ve izole yaşıyorlar. Etraflarındaki insanlarla konuşma başlatmakta daha çok zorlanıyorlar. Bu, 90’larla bile karşılaştırdığınızda muazzam bir değişim.

“Doğal hal” nedir anlamak istiyorsanız, primatlara ve avcı-toplayıcı toplumlara bakmanız yeterli. Zamanlarının çoğunu birbirleri ile etkileşim halinde geçiriyorlar. Genç nesillerin kendi kendilerine uyguladıkları aşırı izolasyonun normal ya da doğal olmadığını söylemek daha doğru.

Kadın – erkek ilişkileri, bu konudan ayrı değil. Birçok erkeğin kadınlarla tanışamamasının sebebi, kadınlarla etkileşime girmelerine neden olacak sosyal aktivitelere ya da akran gruplarına sahip olmamaları. Erkeklerin romantik bağlamda olmayan akran ilişkilerinin çok az olması hakkında, romantik ilişkilerinin olmaması hakkında endişelendiğimiz kadar endişelenmeliyiz. Akran grupları, hayatın çok önemli bir parçası ama genç erkekler akran grupları konusunda, romantik ilişkiler konusunda oldukları kadar geri kalmış durumdalar. Birçoğunun bunun yerine sahip olduğu şey, sosyal medya etkili kişileriyle (influencer) kurdukları parasosyal ilişkiler (ünlülere/sosyal medya fenomenlerine aşırı derecede yakınlık duyma).”

Bir başka yorum da şöyle:

“Kadınları buluşmaya çağırmak, sadece düşük statülü erkeklere uyan, evrensel olarak küçük düşürücü ve aşağılayıcı bir davranış. Bu da bana, erkeklerin kadınları buluşmaya çağırmasının (kadınlara yürümesinin) doğal olmadığını söylüyor. Antik çağlarda insanlar bunu yapmıyorlardı.”

Burada da Rob Henderson, böyle şeyleri söyleyenler konusunda aklımdan geçeni özetlemiş:

Aptalca!. Bu (tür şeyleri söyleyen) insanların, birer kaybeden oldukları için ızdırap çektiklerinin ve kendi perişanlıklarını başka insanlara yaymaya çalıştıklarının farkına varın. Bunun yanında, evrimsel eşleşme paraziti stratejisi ile, sizin moralinizi bozarak, bir kız arkadaş bulmak için çaba harcamanıza engel olmaya çalıştıklarını belirtmeye gerek yok.

“Evolutionary mating interference strategy” (Evrimsel çiftleşme ya da eşleşme paraziti/karıştırıcısı stratejisi), genellikle kendileri cinsel pazarda başarı sağlayamayan bazı insanların, başkalarının başarı sağlamasını engelleyecek şekilde karışıklık yaratma stratejisi. Örneğin bir incel için görmesi en depresif şey, çekici bir erkeğin kız arkadaş yapması değil zira bu, incelin yaşam felsefesini ve varoluşunu doğrulayan bir şey. Bir incel için görmesi en depresif şey, sıradan, kendisi gibi bir erkeğin kızlarla az çok başarılı olması. Bu nedenle de asosyal medyanın azgın azınlığı, ortalama erkeklere kadınlara yürümeyi anlatan sitelere gelip, “bunlar çalışmaz, bunlar paran yoksa, 190 değilsen çalışmaz, 170 adam nerede kız buluyor, kızların egosu tavan, vs.” diye trollüyorlar.

Özellikle asosyal medya, sesi çok çıkan böyle bir azınlığa sahip ve sürekli olarak birçok açıdan kendileri gibi olan insanların, kendi başaramadıkları şeyleri başarmasına engel olmaya çalışıyorlar.

Bu insanlar başka insanları da kaybeden yapmaktan büyük zevk ve onay alıyorlar. Kendi önyargılarını destekleyecek videolar izleyip duruyorlar. Örneğin sürekli olarak kadınların kendilerine yürünmesine aşırı tepki verdiği ya da kadınlara yürüyen erkeklerle dalga geçtikleri videoları izliyorlar.

Bu insanlar normal ve sağlıklı insan etkileşiminden o kadar kopuklar ki, bir kadınla hoş bir muhabbet etmeyi, karşılıklı bir çekim ortaya çıkmasını ve sonra o kadını bir şeyler yapmaya davet etmeyi hayal bile edemiyorlar.

Nietzsche’ye göre soylu ruh halinin özelliklerinden birisi de, yaşam sevgisi ve enerjisi. Bu tür insanlar ise yaşamdan nefret ediyorlar. Bu insanlar, yaşamın güzel anlarını bile “aslında bunlar kötü şeyler” diye kötülemeye meyilliler. Başkaları için eğlenceli ve heyecanlı olan şeylerden korkuyor ve nefret ediyorlar.

Gerçek şu ki, bunlar asosyal medyada sesi çok gür çıkan ama aslında çok ama çok küçük bir azınlık. Örneğin inceller üzerinde bilimsel araştırmalar yapan William Costello bir araştırmaya göre, online incel forumlarındaki nefret dolu yorumları %90’ının, o forumlarda aktif olan hesapların %10’u olduğunun görüldüğünü söylemişti.

Bu insanların temel amacı, diğerlerini yengeç sepetindeki yengeçler gibi sepetin içinde tutmak, kendileri ile beraber acı çeken erkek nüfusunu arttırmak. Oldukça hastalıklı ama üzücü olsa da, böyle insanlar varlar ve asosyal medyada çok fazla sesleri çıkıyor.

İngilizcede “misery loves company” diye bir laf var. Bunun bir anlamı, “mutsuz insanların sorunlarını başkaları ile paylaşması, kendileri gibi mutsuz insanlarla arkadaşlık etmeleri. Ama bir anlamı daha var: (bazı) mutsuz insanların başkalarının da mutsuzluğunu istemesi.

Narsistin zırt pırt engelleyip sonra engeli kaldırmasının 10 yaygın nedeni

Bu bölümde, bir narsistin sizi neden ara ara ya da sıklıkla engelleyip iletişimi kestiği ve sonra engeli açıp sizinle iletişim kurduğu hakkında konuşacağız.

Bir narsistin engelle – engeli aç döngüsü, sürekli bir kafa karışıklığı ve duygusal fırtına yaratarak, sizi duygusal olarak dengesiz hale getirerek üzerinizde egemenlik kurmak için oynanan bir güç oyunudur.

Narsist partner, sizin narsist olduğunuz sanar, kendi narsist özelliklerini ve eğilimlerini sizde ve başkalarında görür. Bu nedenle de toksik davranışlar sergileyenin siz olduğunu düşünür.

Bu tür bir psikolojik yansıtma (projeksiyon), narsistin suçlamalardan kaçmasını ve kendi “mükemmel” öz imajını korumasını sağlar. Sizi engelleyerek, kendisini sizden koruduğuna inanırken, kendi sorunları ile karşı karşıya kalmaktan kaçar.

Sizi engelleyen narsist, ya başkalarından yeterli narsist yakıt alamadığından ya da istediği zaman sizin ilginizi yeniden alıp alamadığını görmek için bir süre sonra engeli açar.

Narsistin sizi sıklıkla engellemesinin ikinci nedeni de, bunu bir güç ve egemenlik gösterisi olarak görmesidir. Sizi engelleyerek, ilişkide ve ilişkinin nereye gideceği konusundaki gücün onda olduğunu size göstermeye çalışır. Narsistin engellediği partner, kendini güçsüz hisseder, ilişkinin ne durumda olduğu konusunda belirsizliğe düşer.

Narsist daha sonra engeli açarak, engellediği partnerin yeniden oyuna katılıp katılmadığına bakar. Eğer partner yeniden devam ediyorsa, bu narsisti ilerde daha fazla engelle – engeli aç manipülasyonu oynamaya teşvik eder. Narsist her döngüde, kendisini daha güçlü, üstün ve egemen hisseder.

Narsistin partnerini engelleme nedenlerinden üçüncüsü de, kendi “kurban” anlatısını desteklemektir. Bu partner kırılgan narsist ise, partnerini engeller, iletişimi keser ve kendisini mağdur göstermek üzere partnerinin arkasından bir karalama kampanyası başlatır. Ama daha sonra engeli açarak, partnerinin onun yokluğundan etkilenip etkilenmediğine bakar. Bu aşamada narsist, aslında nasıl da yanlış anlaşıldığı ya da istismara uğradığı konusunda yeni bir anlatı yaratır. Ama kendisi “çok nazik ve bonkör biri olduğu için”, partnerine kendisini kanıtlaması için yeni bir şans(!) daha verir.

Narsistin partnerini engellemesinin dördüncü nedeni, partnerini cezalandırmak istemesidir. Narsist, saygısızlığa uğradığını ya da kendisine yanlış yapıldığını düşündüğünde, misilleme olarak partnerini engeller. Haklı olsanız da olmasanız da, engelleme, size duygusal olarak acı vermek ve kafanızı karıştırmak için yapılan bir misillemedir.

Narsist daha sonra, sizin “dersinizi alıp almadığınızı” ve size uyguladığı cezanın acı çekmeniz ve kafa karışıklığına düşmeniz gibi amaçlarına ulaşıp ulaşmadığını kontrol etmek için engeli kaldırır.

Narsistin sizi engellemesinin beşinci nedeni, sizde duygusal reaksiyon yaratmaktır. Bir narsist genellikle herhangi bir duygusal reaksiyon almaktan da mutlu olur ama en çok yaltaklanma tepkisinden yani partnerinin peşinde koşup özür dilemesinden, yalvarmasından ve onayı peşinde koşmasından zevk alır. Partnerine kötü davransa bile partnerinin ona olan duygusal yatırımını sergilemesi ve ona bağımlı olması, narsistin ilgi ihtiyacını karşılar, özdeğerini onaylar.

Narsist, partnerini engelleyerek partnerinde kaybetme, reddedilme, ortada bırakılma duygularını tahrik eder ve partnerinin bu duygulara kapılıp verdiği duygusal tepkileri, partnerini kontrolü altında tutmak için kullanır.

Narsist daha sonra engeli ve iletişimi açarak, partnerinin reaksiyonunu ölçer. Narsist bazen daha fazla kafa karışıklığı, çatışma ve kaos körüklemek için de engeli açabilir.

Narsistin partnerini engellemesinin ve sonra da engeli kaldırmasının altıncı nedeni, gizlilik ve mesafeyi korumaktır. Narsist bazen birdenbire kavga çıkarıp partnerini engelleyerek, bir bedel ödemeden başka sömürü kaynaklarını kullanabilir.  Bu sayede narsist partnerinden geçici olarak uzaklaşabilir ve başka kaynakları sömürürken bunun hesabını vermek zorunda kalmaz. Bu sahte ayrılıklar sürecinde narsist, partnerinin haberi olmadan başkaları ile iletişime geçebilir. Bu aynı zamandan başka kaynakların da partnerden haberlerinin olmamasını sağlar. Böylece hiçbir şeyin hesabını vermeden istediğini yapabilme imkanına kavuşur.

Narsist gönlünü eğlendirdikten sonra, partnerinin engelini kaldırır ve ilişkiye devam eder. Partner bu süreçte narsistin ne yaptığını sorguladığında, narsist partnerinin ayrı olduğu zamanların hesabını vermek zorunda olmadığını iddia eder.

Narsistin partnerini engellemesinin ve sonra da engeli kaldırmasının yedinci nedeni, partnerini kendisini ve dönüşünü beklemeye ve merak etmeye güdülemektir. Bu engelleme – engel açma döngüleri sonucunda, partner narsistin öngörülemez davranışlarına tolerans göstermeyi, birgün yeniden bir arada olacakları beklentisi ile sürekli narsistin yörüngesinde kalmayı öğrenir.

Narsistin partnerini engellemesinin ve sonra da engeli kaldırmasının sekizinci nedeni, narsistin sağlıklı bir ayrılık için gerekli duygusal olgunluğa sahip olmamasıdır.  Sağlıklı bir insan, ayrılığın duygusal yönünden, kendi iç dünyasını gözlemlemekten ve sorumluluk almaktan kaçmaz. Narsist ise partnerini ard arda engelleyerek, herhangi bir açıklama gereği kalmadan, partnerine bir kapanış vermek zorunda kalmadan, çoğunlukla zaten kenarda hazır bekleyen başka sömürü kaynağına atlar.

Narsist arada (eski) partnerinin engelini açarak, kendisi başka kanı emilecek eleman ararken, hala onu bekleyip beklemediğini ya da ona kanını emdirmeye devam edip etmeyeceğini görmeye çalışır.

Dokuzuncu neden, itibar yönetimidir. Narsist için imaj her şeydir.  Partnerini engelleyerek, ayrılık hikayesini istediği gibi yazabilir ve başka insanların gözündeki imajını koruyabilir. Böylece insanlara nasıl görünmek istiyorsa, öyle görünmeyi garantileyebilir.  Örneğin ayrılıkta kendisini mağdur olarak gösterebilir, sizden ayrıldıktan sonra mutlu mesut bir şekilde hayatına devam ettiğini gösterebilir.

Bu nedenle engelleyen narsist engeli açtığında, kendi anlatısının tutup tutmadığını, ortak tanıdıklarınızın tepkilerini ölçmeye çalışır. Engelle – engeli kaldır döngüsü ile, başkalarının sizi nasıl algıladığını manipüle etmeye çalışır. Böylece üstünlük tiyatrolarını, imajlarını korumaya ve kendi sosyal çevresinden gelecek eleştirileri savuşturmaya çalışır.

Onuncu neden ise dürtüselliktir. Narsist çoğunlukla dürtüsel davranır. Duyguları yükseldiğinde, tamamen siyah – beyaz düşünmeye başlarlar ve bu da partnerlerini çok hızlı bir şekilde şeytanlaştırabilmelerine neden olur. Narsist kızdığında ya da kırıldığında, partnerini engellemek, negatif duygularını sağlıklı bir şekilde işleyememe ve gerçeklikle bağı devam ettirmekte zorlanma gibi nedenlere dayanır.

Narsistin duyguları soğuduğunda, engeli açıp sanki hiçbir şey olmamış gibi ya da partneri bunu sonuna kadar hak etmiş gibi davranır. Partneri, işleri düzeltmek için bir şans kazandığından için ona minettar olmalıdır.

Narsistin eski sevgilisini engelleyip sonra engeli açması çok sık görülen bir şey. Eski sevgilinizi engellediniz ve engeli açtınız diye siz bir narsistsiniz demiyorum ama bu sizin sık yaptığınız ve size göre olağan bir şey ise, kendi duygusal olgunluğunuzu ve altta yatan motivasyonunuzu sorgulamanızı tavsiye ederim. Aynı zamanda duygularınızı yönetmenin ve ihtiyaçlarınızı diğer insanlara belirtmenin daha iyi yollarını öğrenmenizi tavsiye ederim.

Son olarak bir narsist kurbanıysanız, narsizm ve narsist istismar hakkında araştırma yapmanız önemli. Ama bu, deneyiminizin her ayrıntısını analiz etmeye çok fazla zaman harcadığınız ve narsist davranış ve motivasyonlar konusunu takıntı yaptığınız seviyelere giderse, kendi iyileşmenize odaklanmanızı engelleyebilir.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize (özellikle konu ile ilgili olan Toksik İlişkiler Rehberi kitabına) bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Kaynak: 10 Reasons A Narcissist Keeps Blocking You!

Sosyal medyaya bakıp, ilişkiler konusunda temel inançlar geliştirmek

Twitter’da Alexander’ın bir tweeti üzerinde başlayan tartışmada, “genç erkeklerin önemli bir kısmının hayatları boyunca tek bir kadına bile yürümedikleri” verisine bir yorum yapılmış:

“Bence bu berbat bir çıkarım (erkeklerin kontrolün kendi dışlarında olduğunu düşündüklerini söyleyen bir yoruma yazılmış).  Bunun (genç erkeklerin önemli bir kısmının hayatları boyunca tek bir kadına bile yürümemelerinin) sebebi, tüm medyada kadınların yıllardır hatta on yıllardır “bizden uzak durum ucubeler” deyip durmaları. Bu nedenle de erkekler zaman içinde, kadınlara yürümemeye koşullandılar.

Google’da iki saniye araştırma ile, kadınların “bizden uzak durun” dediği, hepsi son aylarda yapılmış 500 tane video bulabilirim.”

Bunun üzerine de Alexander şunu yazmış:

“Gerçeklikten kopukluğun sonucu budur.

İnsanlar, sosyal medyada duydukları en aşırı sesler üzerine (“Google’da iki saniye araştırma ile, kadınların “bizden uzak durun” dediği, hepsi son aylarda yapılmış 500 tane video bulabilirim.”) inanç inşa ediyorlar. Bu şekilde inanç geliştirmek, eğer seçim önyargısı (selection bias) denilen şeyi anlıyorsanız aptalca bir şey. Kızgın feministlerin internete yükledikleri atıp tutmalarının, genel kadın nüfusunu temsil ettiğini sandığınızı düşünsenize!

Peki en aşırı seslerin (diğerleri bastırdığı) öz seçim olmadan, gerçek bir örnek nüfusa baktığınızda ne görüyorsunuz? Çoğu kadının, kendilerine daha fazla yürünmesini istediğini görüyorsunuz.

Gen Z’nin (1995 – 2010 arası doğanlar) yarısı, tek bir kıza bile yüz yüze yürümemiş, yani gerçek tek bir tane bile reddedilme tecrübeleri yok. Reddedilme korkusunu tamamen sosyal medyadan öğreniyorlar! Bu en korkak nesil, insanlarla gerçek etkileşimlere girmeden, internetten hayattan korkmayı öğreniyorlar.

“Anti feminist” erkeklerin bir alt kümesinin, herkesten çok radikal feminist azınlığı dinlemesi gerçekten ironik bir şey. TikTok’ta rastgele kadınların, erkeklerin kendilerine yürümelerinden şikayetlerini dinleyip, bunun davranışlarınızı etkilemesine veya değiştirmesine izin verdiğinizi düşünsenize!

İnsanlar, ilişkiler ve buluşmalar üzerine basit araştırmalar yapmama deli oluyorlar. Bence bunun nedeni, onların dertlerini paylaşmamam. Bu insanlar, toplumun ne kadar bozuk olduğunu, yalnız olmalarının sebebinin toplum olduğunu duymak istiyorlar. Kendi davranışlarının en ufak sorumluluğunu bile üzerlerine almak istemiyorlar. Yaşamlarının geldiği yeri, kendilerine bağlama yeteneğinden yoksunlar.

Bu tam olarak dışsal kontrol odağı (external locus of control) ile ilişkili. Dışsal kontrol odağı düşüncesine daha yatkın erkeklerin, hayatta her alanda daha başarısız olduklarını biliyoruz. Yalnız olma, incel olma, ilişkilerinin kötü olması, işsiz olma, ruhsal problemlere sahip olma ve daha az kazanma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu biliyoruz.

İçsel kontrol odağına değil dışsal kontrol odağı düşüncesine yatkın olmak, sizin kötü bir hayata sahip olmanıza neden olur. Sadece romantik ilişkilerde değil, arkadaşlık ilişkilerinde de bocalarsınız, daha az arkadaşınız olur. Daha az dışa dönük, daha az sosyalleşen biri olursunuz.

Günümüzde genç erkeklerin zorlandığı tek ilişki alanı romantik ilişkiler değil. Genç erkeklerin ilişkiler konusunda bocalamaları, kendisini ağ kurma, arkadaşlık, hobiler, vs. alanlarında da gösteriyorlar.

Birbirlerine zıt uçlarda, iki tip insan var ama sonuçta hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz. Bir grup insan, bardağın yarısını dolu olarak görüyor. Bu insanlar iyimserler ve zorlukları, aşılması gereken şeyler olarak görüyorlar. Risk almaktan korkmuyorlar. Bir grup insan ise, bardağın yarısını boş görüyor. Bu insanlar zorluklarla karşılaştıklarında, oldukları yere yatıp orada çürüyüp gidiyorlar. “Toplumun” üstlerinde tepinmesine izin veriyorlar ve bunun için “toplumu” suçluyorlar. Bu insanlar korku içindeler ve risk almaktan kaçınıyorlar.

Evrimin temel prensibini düşünün: çevrelerine uyum sağlayan organizmalar, genlerini gelecek nesillere aktarırlar, daha az uyum sağlayanlar ise aktaramazlar ya da daha az aktarırlar. Çevre değişirse, evrimsel seçim baskıları da değişir.

Hepimiz, 2 milyon yıllık geçmişi olan ve hiçbir halkada kopmamış bir insan üreme zincirinin ürünüyüz. Ama bunun yanında her nesilde, bazı soy zincirleri ölürler. Hepimiz ait olduğumuz zinciri devam ettiremeyeceğiz. Sahip olduğumuz özellikler ve bunların içinde bulunduğumuz çevreye uyumu, hangimizin devam edeceğini, hangimizin etmeyeceğini belirleyecekler.

30 yaşına kadar tek bir kadına bile yürümemiş bir erkeğin soy zinciri devam edecek mi? Muhtemelen hayır. Eğer böyle bir erkeğin hayatını korku ve çaresizlik yönetiyorsa, böyle bir erkeğin aleyhine seçilim göreceğiz. Ama bir şey kesin: Kadınlara yürümeyi daha az korkutucu hale getirmek için, tüm toplum sizin keyfinize göre eğilip bükülmeyecek. Kimse elinizden tutmayacak. Feministlerin “erkekler bizi rahat bırakın” videoları atmalarına kimse engel olmayacak.  İçinde yaşadığınız çevre içinde nasıl hareket edeceğinize, sizin karar vermeniz gerekecek.

Bonus:

Bu yazının üzerine biri, bu yazıyı ispatlamak istercesine yorum yazmış:

themountaingoat: Evet, çoğu kadın kendilerine yürünmesini istiyor. Ama erkeklere yıllardır, “kadınlara her türlü yürümek tacizdir” deniliyor. Eğer spesifik bir kadın, sizin ona yürümenize taciz diyorsa, çaresiz kalıyorsunuz.

Alexander: Hayatım boyunca kimse bana, bir kadını buluşmaya çağırmanın taciz olduğunu söylemedi. Bu lafı sadece ve sadece sosyal medyada duydum. İnsanlar tüm o “yasak” yerlerde karşılaşıyorlar, buluşuyorlar, seks yapıyorlar ve evleniyorlar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Kadınlara çekici gelen erkek özellikleri

Bugün arzu, cinsel çekim konusunda bazı temel konuları tekrar edeceğiz.

Biz insanların, bilinçli düşünmemizden bağımsız, otomatik olarak tetiklenen temel içgüdülerimiz var. Örneğin, yüksek kalorili yiyecek gördüğümüzde, o şeyi yemeye hazırlanmak üzere, ağzımızda fazla tükürük salgılanması ve bazen aç hissetmeye başlamamız gibi. Bunlar, otomatik olarak tetiklenen temel içgüdüler. Başka bir temel içgüdü de, çocuk yapmak ve genlerimizi devam ettirmek için seks yapmak.

Bir insana karşı duyulan çekim, bir tercih değil. Bu insana karşı çekim duymalıyım diye düşünerek, bu insanın artıları ve eksileri diye liste yaparak duyduğunuz bir şey değil. Arzu, otomatik olarak ortaya çıkan bir dürtü.

Birinci önemli bilgi, cinsel çekimin, arzunun, tercih olmadığı. Bu nedenle de zaten, arzunun pazarlığı olmaz.

Arzu konusunda anlamanız gereken ikinci önemli şey ise, bir kadının bir erkeğe duyduğu çekimin mekanizmasının, erkeğin kadına duyduğu çekimin mekanizmasından çok farklı olduğu.

Bir erkek bir kadına bakıp, ona benim ‘anında çekim’ dediğim bir çekim duyar ve sadece görsel tetikleyiciler ile oluşan bu çekim, erkeği en azından kadınla konuşmak istemeye, onunla seks yapmak istemeye ve hatta ilişki istemeye motive eder.

Bugün modern dünyada bile, erkeğin tohumlarını, çekici, sağlıklı ve çocuk yapma çağında yetişkin bir kadının içine ‘ekme’ ilkel üçgüdüsü hala capcanlı. Kadını daha yakından tanımak ve onunla harika bir ilişki yaşamak da istiyoruz, onunla sinemaya, yemek yemeye ve tatile de gitmek istiyoruz ama bütün bunlar, erkeğin tohumlarını kadının içine ekme konusundaki temel, dürtüsel çekimden sonra geliyorlar.

Evet, erkeğin kadına duyduğu çekim saniyeler içinde gelişen, çekici bir kadının sağlıklı, çocuk yapma çağının baharında olduğunu gösteren gössel işaretlerle anında tetiklenen bir his. Bu nedenle kadınlar, erkeklerde çekim yaratmak için makyaj, giyim gibi görsel öncelikli özelliklere ağırlık veriyorlar. Makyajın büyük kısmı, al yanaklar, al dudaklar, sağlıklı pürüzsüz cilt gibi, çiftleşmeye hazır, kızışmış ve bu konuda hayatının baharında olan bir kadının fiziksel özellikleri.

Ama bir kadının bir erkeğe duyduğu çekim, bu şekilde çalışmaz. Kadının temel çekim hissi, erkeğin çocuk yapma çağında, sağlıklı, fiziksel olarak fit olması gibi işaretlerle harekete geçmez. Bir kadın için çekim açısından önemli olan tetikleyici, erkeğin nasıl biri olduğudur. Erkeğin başkaları ile nasıl etkileşime girdiği, tercih edilip edilmediği, kendine güvenli olup olmadığı, başarılı olup olmadığı ya da başarılı olma potansiyelinin olup olmadığı, duygusal olarak güçlü olup olmadığı, zor zamanlarda sırtını dayayabileceği sağlamlıkta mı yoksa zor zamanlarda destek olunması gereken zayıflıkta mı olduğu gibi.

Bir kadının bu tür değerlendirmeler yapması için de, erkekle konuşması, erkeğin vücut dilini bilinçli olmasa bile gözlemlemesi gerekli. Bir erkek bir kadınla konuşurken, ya kadında temel bir çekim dürtüsü tetikler ya da tetiklemez. Örneğin bir erkek bir kadınla konuşurken kendinden şüphe diyorsa, çekingense, kadının temel cinsel çekim içgüdüsünü tetikleyemez. Kadının, bilinçaltında erkek için faydadan çok, yük olacağı değerlendirmesi yapmasına neden olur. Bu erkek harika biri olabilir, başka alanlarda kendine güveni tam bir erkek olabilir, ama kadının temel içgüdüleri, bunlara aldırış etmez. Kadının temel içgüdüleri, kadının cinsel çekim duymasını tetikleyecek özelliklere sahip bir erkek ile konuştuğunda hareketlenirler. Bir kadının bu konuyu düşünmesi gerekmez, bu hareketlenme kendiliğinden meydana gelir.

Evrensel olarak kadınlar, kendine güvenen, eğlenceli, karizmatik, maskülen, tahmin edilmesi zor ve sosyal zekaya sahip erkekleri çekici bulurlar.

Bu özellikler ise, bir erkek ile bir kadın konuşurken ortaya çıkabilirler. Bu nedenle de bir erkek bir kadını gördüğünde, saniyeler içerisinde onunla seks yapmak istediğini hissedebilirken, bir kadın bir erkeği gördüğünde en fazla ‘kim bu adam?’ der.  ‘Bu adam nasıl biri, onunla konuşmalıyım” der.

Burada bir parantez açayım ve zeka ile arzu arasındaki ilişkiye değineyim. Kadınlar zekaya önem vermezler gibi bir algı var ama aslında zekaya önem verirler. Ama cinsel arzu mekanizması, bir erkeğin matematik problemleri çözmesi ile değil, ince zeka, ince espri ve sosyal zeka gibi özellikleri ile tetiklenir.

Bazı kadınlar bir erkeğin sadece dış görünüşüne bakarark onunla seks yapmak isteyebilirler ama bu kadınlar azınlıktır. Kadınların çoğu, çekim duymak için bir erkekle konuşmaya ve temel çekim içgüdülerini erkeğin dedikleri ve davranışları ile tetiklenmesine ihtiyaç duyarlar.

Örneğin erkek kendine güvenli mi yoksa kendine güvensiz mi? Kadının gülümsemesine ve kendisini iyi hissetmesine mi neden oluyor yoksa sıkılmasına ve daha fazla konuşmak istememesine mi? Erkek duygusal olarak güçlü bir erkek mi yoksa kadın kendisini erkekten daha güçlü mü hissediyor?

Bir kadının size cinsel çekim duymasını istiyorsanız, doğru özellikleri sergilemeniz gerekli. Özellikle de kadınla konuşurken.

Örneğin bir kadın ile etkileşiminde, erkek kendine güvenli, eğlenceli ve karizmatik ise, kadının beyininde dopamin hormonu salgılanır ve bu da, kadının erkeğe cinsel ilgi duymasına neden olur.

Erkek kadınla etkileşime devam ettiğinde ise, kadının beyninde oksitosin salgılanmaya başlar ki bu hormon, kadının erkeğin yanında rahat hissetmesine, kendisini erkeğe yakın hissetmesine neden olur.

Bunlar deterministik bir şekilde, şu düğmelere basarsan şu olur şeklinde mekanizmalar değiller. Bu tür özellikler göstermeniz, spesifik bir bir kadının size kesin olarak çekim duyacağı anlamına gelmez ama bir kadının size çekim duyması için bu özellikleri göstermeniz çok önemli.

Kadın görsel olarak çekici ise, bir kadının bir erkekte cinsel çekim tetiklemesi çok zor değil. Birçok erkek çekici, sağlıklı ve çocuk yapma yaşında bir kadını gördüğünde, “evet onunla yatabilirim, bu kızla ilişki yaşamak istiyorum, onunla evlenmek istiyorum, onu kız arkadaşım yapıp ona hediyeler almak istiyorum” diye düşünmeye başlar.

Bir kadın ile etkileşime girdiğinizde, bir kadının sizi cinsel olarak istemesine neden olan özellikler sergilerseniz ve bu özellikler, kadının size cinsel çekim duymasına neden olurlarsa, kadın bu çekimi mantık ile kapatamaz. Çünkü bu çekim temel, otomatik ve kontrolümüzün dışına bir dürtü.

Mantık, çekime rağmen harekete geçmemeyi ya da reddetmeyi sağlayabilir. Örneğin siz de çok güzel bir pavyon kadınına karşı çekim duymaya karşı koyamayabilirsiniz ama çekime karşı koyarak, bağı bahçeyi satan dayılara dönmeye karşı koyabilirsiniz. Burada bahsedilen, arzunun pazarlıkla, mantıkla elde edilmediği, otomatik olarak ortaya çıktığı.

Bir kadının size çekim duyup duymadığını düşünmesine gerek yoktur. Siz kadınla konuşurken, kadınların cinsel olarak arzu duyduğu özellikleri sergiliyorsanız, kadının size çekim duyma ihtimali yükselir. Bu olursa, beyni dopamin salgılamaya başlar ve siz kadınla bağlantı kurmaya başladığınızda, beyni oksitosin salgılamaya da başlar. Oksitosin, kadının kendisini size daha yakın hissetmesini, size bağlanmasını sağlar.

Bazı erkekler, daha çekici olmak için spor salonlarında saatler geçirerek kas yaparlar. Bazı erkekler gecelerini gündüzlerine katarak bir kariyer ve statü sahibi olurlar. Bazıları pahalı ve modaya uygun kıyafetler alırlar, bazıları iyi bir araba ya da motorsiklet alırlar. Bunlar sizin hedefleriniz ise tabii ki yapın ve aynı zamanda bunlar arzu açısından oldukça yararlı olsalar bile, kadınlarla beraber olmak ya da sevgili yapmak için bunlara ihtiyacınız olmadığını bilin.

Bazı kadınlar erkeğin çok iyi vücuda sahip olmasını ön şart koyarlar, bazıları ise çok iyi bir kariyer veya statü sahibi olmasını. Bazıları giyimi ön koşul koyarlar, bazıları ise bir araba sahibi olmasını. Böyle kadınlar var ama böyle kadınlar azınlıktalar. Çoğu kadın için, sizin çekici bir şekilde konuştuğunuz ve davrandığınız 5-10 dakikalık bir muhabbet yeterlidir.

Burada 2000’lerde kullanılmaya başlayan, basit ama çoğu erkeğin güzel ya da hoşlandığı bir kadınla karşılaşır karşılaşmaz unuttuğu çekim kanununu hatırlatalım:

“Birinci kural, çekici ol.

“İkinci kural, itici olma.”

Bu kanunu unuttuğu için birçok erkek, hoşuna giden kaç kadınla konuşursa konuşsun, o kadınların içinden tek bir tanesinde bile arzu uyandıramıyor. Örneğin bir erkek zamanının çoğunu spor salonunda kas yapmaya harcıyor ve bir kadının kasları nedeniyle kendisini çekici bulacağını düşünüyor. Ama güzel bir kadınla konuşurken kendine güvensiz, çekingen, kaygılı, vs. bir erkek, çok iyi bir vücuda sahip olsa bile itici oluyor. Sonuçta bir kadını ve çocuklarını koruma ve onlara gelecek sağlama konusunda, kendine güvenen bir erkeğin, kaslı bir erkekten çok daha fazla potansiyeli ve şansı var. Kendinize güveniniz olsun da, isterseniz obez olun ya da toplama kampından yeni çıkmış gibi olun demiyorum. Ama ortalama fizikte bir erkek ile çok iyi vücuda sahip bir erkeği karşılaştırdığımızda, duygusal olarak güçlü ama fiziksel olarak ortalama bir erkek, fiziksel olarak çok iyi ama duygusal olarak güçsüz (en azından hoşuna giden bir kadın karşısında güçsüz, kendinden emin olmayan) bir erkekten daha çekicidir.  Ortalama gelire sahip, faturalarını zamanında ödeyen ve sosyal zekası, sosyal kabiliyetleri, espri yeteneği iyi bir erkek, zengin ve statü sahibi ama sosyal zekası, kabiliyetleri ve espri yeteneği güdük bir erkekten daha çekicidir.

Bazı kadınlar çok yüzeysel bir şekilde sadece çok iyi vücut, çok iyi araba, çok para, vs. peşinde olabilirler ama bu kadınların hem oranı az hem de çoğunun erkeğe olan arzusu şüpheli. Özellikle de para, araba, statü öncelikli kadınların arzusu çok şüpheli.

Bir kadınla etkileşiminizde kaygılı, elini ayağını nereye koyacağını bilemeyen, kendinden şüphe eden bir erkek, “çekici ol – itici olma” kuralını ihlal eder. Bir kadınla etkileşiminde, duruşuna dikkat etmeyen, esprili, rahat olmayan, sadece arkadaşça davranan, efendi erkekliğini gösterip kadının güvenini kazanmaya çalışan erkek, “çekici ol – itici olma” kuralını ihlal eder.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Çevrimiçi aşk dolandırıcılığı

Son zamanlarda görüşmelere aşk dolandırıcılığı ile ilk defa karşılaşmış ve kafası oldukça karışmış erkekler gelmeye başladılar. Finansal aşk dolandırıcılığı, online aşk dolandırıcılıklarının tespit edilmesi daha güç bir çeşidi. Zira bunu genellikle gerçek bir kişi, kendisini gösterdiği bir hesaptan yapıyor. Bu gerçek kadın, erkekle buluşabiliyor, erkeği annesi ya da kuzenleri ile tanıştırabiliyor, ona gerçekten önemli bir zaman ayırabiliyor hatta bazen erkekle seks bile yapabiliyor (gerçi gördüğüm kadarıyla “el değmemiş, saf kız” numarası daha işe yarar bir strateji). Kadının tanıştıktan hemen sonra para istemeye başlaması, kadının bariz dolandırıcı olduğunu gösterse de, karşısındaki erkek bu kadar ilgi, zaman ve gerçek kişilerle tanışma nedeniyle acaba bu kız gerçekten aşık bir kız ama paraya mı ihtiyacı var diye düşünüyor.

Burada dolandırıcı kadın, genellikle erkek ile aynı şehirde değil. Bu sayede de, erkeğe ciddi bir online zaman harcasa bile, gerçek hayatta çok fazla yüz yüze zaman harcamak zorunda kalmaması ve birden fazla erkeği aynı anda dolandırması çok daha kolay.

İkincisi bu tür bir dolandırıcı kadın, genellikle bireysel olarak çalışıyor ve özellikle başlarda, görece küçük paralar isteyerek başlıyor. Bunu yabancı yayınlarda da görmüştüm, bir kurban “yahu dolandırıcı olsa 500 Dolar ister, 1000 Dolar ister dedim, 50 Dolar, 100 Dolar isteyince dolandırıcı değil herhalde diye düşündüm” diyordu. Bazı kadınlar ise, nakit para peşinde değiller. Hediye ya da normalde yanından geçemeyecekleri restoranlarda yemek yeme peşindeler ama bu finansal aşk dolandırıcılarının çoğu para ile çalışıyorlar.

Senaryo şu: Instagram’dan, çevrimiçi buluşma uygulamalarından bir kızla tanışıyorsunuz. Kız çok ilgili, kısa sürede çok aşık. Rüya gerçek olmuş gibi. Kız sizi arkadaşları ile tanıştırıyor, genellikle size ödetse bile gelip sizi görebiliyor, sizi çok kısa süre içerisinde “annesi” ve “arkadaşları” ile tanıştırıyor, çoğu zaman “evlenmeden olmaz ben temiz bir kızım” rolü oynasa bile bazen işin içinde seks bile olabiliyor. Kızın bu gerçek varlığı, sizi birileriyle tanıştırması, güven kazanmak için.

Senaryonun en ayırt edici özelliği, bu kızın çok kısa süre içerisinde sizden para istemesi. Genelde sizi çok saftirik bulmazsa bu para küçük bir para oluyor ama eğer verirseniz genellikle ya miktarı ya da sıklığı artmaya başlıyor.

Eminim çoğunuz için çok bariz dolandırıcılık işareti olan bu hareket, gerçek bir kadının varlığı nedeniyle bazı erkekleri hemen uyandırmıyor. Kız gerçek, sıklıkla buluşma var, yahu annesi ile tanıştırdı ya da beni annesine gösterdi (kim online tanıştığı bir adamı bir haftada annesine gösterir diye bir soru soramadığınızda bunu samimiyet sanabiliyorsunuz)!

Bu bazı arkadaşlara sesleniyorum. Kafanız karışmasın. Bunların çoğu evde işsiz güçsüz oturan, biraz güzel ve 3-5 erkeği böyle çevirerek her birinden ara ara birkaç bin lira, bazen on binler tırtıklayan dolandırıcılar. Ortada, bir iki hafta tanışıklık sonrasında hemen para istediğinde, kafanız karışsın diye oynanmış bir tiyatro var sadece. Bana bu kadar zaman ayırdı, dolandırıcı olsa neden saatlerce mesajlaşsın demeyin. Kaz yolunacak yerden mesaj esirgenmez. Dediğim gibi bu kızların çoğu fakir ama zamanı bol kızlar.

Peki abi, samimi bir kız ama borca ihtiyacı var belki? Peki kardeş, bana 100 bin Lira ver sana Pamuk Prensesi tavlamayı öğreteceğim. Garantili 🙂 Kızın ne olduğu önemli değil. Online olarak tanıştığınız kız sizden para istiyorsa, kızı gerçek hayatta görmüş olsanız bile, aşk dolandırıcısı varsayıp bırakın.

Fakat maalesef bazı insanların duygusal açlığı, kronik yalnızlığı, bu tür şeyler ne kadar bariz olursa olsun, böyle şeylere düşmelerine neden oluyor. YouTube’da bu tür dolandırıcıları ortaya çıkaran siteler var ve çoğunda insanlar, bir kere bile yüzlerini görmedikleri, seslerini duymadıkları “dilberlere” (dilber de genelde Nijerya’da bir oğlan) yüz binler gönderiyorlar. Bu tür dolandırıcılıkların kurbanları genelde yaşı ilerlemiş insanlar ama maalesef günümüzde artan oranda genç erkek ve kadın (evet, kadınları dolandıran online aşk dolandırıcısı erkekler de çok fazla, belki kadınlardan bile fazla) bu tür insanların ağına düşüyorlar.

Hazır çevrimiçi aşk dolandırıcılığından bahsediyoruz, bu işin özellikle İngilizce konuşan kurbanlara yönelik nasıl organize olabileceğine de değinmek lazım. Mesela şurada adamlar Dubai’de organizasyon kurmuşlar, Domuz Kesme Dolandırıcılığı (Pig Butchering Scam) diye dolandırıcılık icraa ediyorlar, bunu da köle emeği ile yapıyorlar 😮.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.