Kadınlar erkekleri gerçekten sevemezler diyen erkek – Bir psikolojik yansıtmanın anatomisi

Kadınlarla etkileşiminizin doğal olması gerektiğini, kadınlarla iletişim kurarken kendin olman gerektiğini söylerler. Peki kadınlarla doğal olmak ne demektir? Kendin olmak ne demek?

Bunu anlamanız için, ilişkilerde doğal olmamanın, kendin olmamanın ne olduğunu anlamamız gerekli. Bir ilişkiye, bir etkileşime ne kadar çok duygusal bagaj getirirseniz, o kadar az doğal olursunuz, o kadar az kendiniz olursunuz.

Bir kadınla ilk buluşmanız olduğunu düşünün. Eğer siz bu buluşmaya, örneğin sosyal medya çöplüğünden ve kendi deneyimlerinizin çözemediğiniz hüsranından çıkan, yüklü miktarda duygusal bagaj getirirseniz, doğal olamazsınız, kendiniz olamazsınız. Örneğin buluşmaya, “tüm kadınlar şöyle böyle”, “kadınlar gerçekten sevemezler”, vs. gibi duygusal yüklerle gelirseniz, tüm bu yükü, buluştuğunuz gerçek insana “yansıtırsınız”.

Doğal ilişki demek, sizin karşı tarafa bir şey verdiğiniz ve onun da size bir şey verdiği ve karşılıklı olarak al-ver oynadığınız bir oyundur. Doğal biriyseniz, sizin tenis topunu kadının tarafına atmanız, onun sizin tarafınıza göndermesi ve sonra sizin yeniden onun tarafına göndermeniz gibi oynanır. Eğer duygusal bagajınız zihninizde dönüp duruyorsa, oyunun bu ritmi bozulur. Karşınızdaki insan mesajlarınıza geç cevap verdiğinde, onun sizi istemediğini düşünürsünüz ve onun tarafına atlayıp topa vurmaya kalkarsınız (cevap beklemeden mesajlar atarsınız). Umarım burada, önemsiz bir gecikmeye, duygusal bağajınız yüzünden, çok fazla anlam yüklediğinizi görebiliyorsunuzdur.

Eğer bu bağajı kafanızdan atabilirseniz, karşınızdaki insanı bu bagajın ete kemiğe bürünmüş hali değil de direkt bir insan olarak görürseniz, kadınlarla etkileşiminiz doğal olmaya başlar. Karşınızdaki size bir tenis topu gönderdiğinde, ona 15 tane tenis topu fırlatmayı, ya da tenis topu göndermeden beklemeyi bırakırsınız.

Günümüzde bu çok zor zira sosyal medyada çok fazla öfke var ve birçok insan karşı cinse karşı bir öfke biriktiriyor. Bu öfkeyi yine internette kusup dursa bile, öfkenin çoğunu, kendisi ile eşleşen şanssız insanın üzerine kusuyor.

Bunun tersi de doğru. Siz bir buluşmaya gidiyorsunuz ve karşınızdaki insan öfkesini size kusuyor. Burada bağırıp çağırmaktan ya da sinirli hareketlerden bahsetmiyoruz. Daha çok o öfke yükünün penceresinden bakıp, karşınızdaki insana değil de kendi kadın/erkek yansımanızı göre davranmanızdan bahsediyoruz.

Kısacası, siz karşı cinsle iletişiminize ne kadar çok psikolojik yansıtma (projeksiyon) yaparsanız, bu insana bir insan olarak değil, çoğunu sosyal medyadan öğrendiğiniz fikirlerin vücut bulmuş hali gibi davranırsınız. Bu da sizin doğal ve “kendiniz” gibi olmanızı engeller.

Bunu daha da iyi anlamak için, psikolojik yansıtmanın ne olduğunu anlayalım. Birçok alfa/sigma erkek, redpill sitesinde, kadınların çıkarcı olduğunu, şunu aradığını, bunu aradığını, en yüksek değerli erkeği aradığını okursunuz. Kadınların “gerçek sevgi” kapasitesi olmadığını okursunuz(*). “Kadınlar eskiden öyle bir sevgiye sahipti ama feminizm geldi ve bu sevgiyi bitirdi. 1950’lerdeki kadınlar severlerdi ama modern kadınlar sevme kapasitesine sahip değiller” gibi şeyler okursunuz.

Bu aslında, tam olarak klasik anlamda projeksiyon! Projeksiyon nasıl çalışır?

Hoşlanmadığınız, başa çıkamadığınız kadar yüklü bir negatif duygusal yükünüz olduğunu düşünün. Projeksiyon yaptığınızda, bunu alır ve başka insanların üstüne yansıtırsınız ve bu negatif yük için o insanları suçlarsınız.

“Kadınlar gerçekten sevemezler” diyen bir erkeğin asıl hissettiği şey, “ben sevilemeyecek, sevilmeye layık biri değilim, (bir daha) kimse beni sevmeyecek” duyguları. Ama bir insanın, “sevilmeye layık olmadığı” hissi ile, böyle temel bir negatif hisle başa çıkması çok zor, çok acı verici.

Birçok erkek, “ben sevilemem, sevilmeye layık değilim” hissini alıp, kadınlara yansıtıyor ve “sizin sevme kapasiteniz yok” diyor. Buradaki hileyi anlayabiliyorsunuz değil mi? Erkek, “ben sevilemem” hissi ile başbaşa kaldığı sürece, bu onun “suçu”, bunun için onun bir şeyler yapması lazım. Tabii ki bu erkeğin suçu olmayabilir, anne – babasının ya da geçmişte kendisini terk eden bir kadının suçu olabilir ama erkek bunu kendi “suçu” olarak görür.

Bu hissi sağlıklı bir şekilde iyileştirmek zor iş. Bunun yerine erkek ne yapıyor? “Hayır, siz gerçek sevgi nedir bilmezsiniz? Sevilmeme nedenim bu, benim suçum değil. Siz kadınların suçu”.

Bu tam anlamıyla bir projeksiyondur. Erkeğin o ağır “sevilmeye layık değilim” yükünü hafifleten ama ilişkilerde doğallığını tamamen bitiren, sağlıklı ilişki kurmasını engelleyen bir projeksiyon.

“Kadınlar para ister, paran yoksa kadın yok” düşüncesi de başka bir projeksiyon. Burada erkek aslında “yeterince para kazanamazsam, ya beklentileri yerine getiremezsem” korkusu ile boğuşuyor ve bununla başa çıkamadığında ise, bu korkuyu kadınlara yansıtabiliyor.

Doğal ve kendiniz olmak için, bu bagajdan kurtulmanız lazım. Bunun için ilk yapmanız gereken şey, internetten temel inanç edinmeyi ya da temel inançlarınızı beslemeyi bırakmak.

İkincisi, karşı cinsle ilgili negatif düşüncelerinize dikkatli bakın ve neyin yansıtmasını anlamaya çalışın. Sevilmeye layık olmadığınız hissi mi?, Beklentileri karşılayamazsam korkusu mu?

Üçüncüsü, bunlar için kendinizi suçlamayı bırakın. Evet, bunlar sizin probleminiz, sizin çözmeniz gereken şeyler. Ama suçlusu muhtemelen siz değilsiniz. Bu uyanışı kendi başınıza yapamıyorsanız, terapi alın ama bu uyanış için çaba harcayın. Kendinize yalan söylemeyi bırakın. Siz sevilmeye layık olmayan biri değilsiniz, bu bir yalan. Siz, başkalarının beklentilerini gerçekleştirmeye çalışmak zorunda değilsiniz ve muhtemelen kendinize hayatta iyi kötü bir yer edineceksiniz. Bu korku gerçeklerden çok, başkalarının beklentilerinden geliyor.

Son olarak, gelebileceğini tahmin ettiğim bir itirazı ele alacağım. Peki biz kendin olma demiyor muyduk?

Aynı şeyden bahsetmiyoruz. Orada bahsedilen “kendin” de aslında bir projeksiyon. Sevilmeye layık olmadığını düşünen bir erkeğin, “sevilemez biri olabilirim ama bir ruh ikizim var ve o beni sevecek, anne gibi sevecek” yansıtması. Bu “ruh ikisi – melek” idolü, etten kemikten kadının üstüne yansıtarak kendisini rahatlatmaya çalışması.

(*) “Kırmızı hap kadınların gerçek sevgi kapasitesi olmadığını söyler” iddiasını çok duyuyorum. Kırmızı hapı sıklıkla eleştirsem de, burada savunmasını yapacağım. O sözün aslı “kadınlar sizi, onların sizi sevmesini istediğiniz gibi sevemezler” olacak. Rollo Tomassi’nin sözü olarak bilinir ama eskiden beri forumlarda söylenir. Asıl anlamı, “kadınlar sizi sevemezler, sevgi kapasiteleri yoktur” değil, “kadınlar sizi, annenizin sizi sevmesini istediğiniz gibi sevemezler, yetişkin erkek olun ve o tür oğlan çocuğu fantezilerini bırakın” şeklindeydi. Ne ara, kim, bunu “kadınlar sevemezler” yaptı bilmiyorum. Belki de bu çocuklar bu önermeyi, kendilerine göre okuyorlar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kadınları nasıl etkileriz? – Kadınları etkileme yolları

“Cinsel çekim bir tercih değildir.”

Giriş

Cinsel arzunuz, temel içgüdülerinize sıkı sıkıya bağlı, büyük oranda otomatik ve düşünceye, tercihe pek yer bırakmayan bir his. Tabii ki beyninizin gelişmiş, düşünceye, planlamaya ve temel dürtüleri kendi geleceğiniz için dizginlemeye dayalı bölümlerini kullanarak, bu hissi kontrol etmeniz mümkün ve birçok durumda da kontrol etmeniz gerekli. Ama birçok durumda kontrol etmeniz gereken bu hissin ortaya çıkması, yemek yemeye ihtiyacınız varken (ve hatta çoğu durumda yemek yeme ihtiyacınız bile yokken), yüksek kalorili bir yiyecek gördüğünüzde, ağzınızın suyunun akması ve o yiyeceğe ulaşıp yeme dürtüsü kadar otomatik.

Peki bir erkek, bir kadında bu temel içgüdüyü nasıl uyandırabilir? Bir kadını nasıl etkilersiniz? Kadınları etkilemenin yolları nelerdir?

Kadınları etkileyen özellikler, erkekleri etkileyen özelliklerden farklıdır.

Bu konuda ilk anlamanız gereken şey, kadınların cinsel olarak etkilenme mekanizmasının, erkeklerin cinsel olarak etkilenme mekanizmasından çok farklı olduğu. Bir erkek bir kadına baktığında, o kadın güzel ise, anında cinsel çekim duyabilir, onunla hemen seks yapmak ya da sevgili olmak isteyebilir.

Modern bir toplumda yaşamamıza rağmen, erkek temel içgüdüsü, fiziksel olarak çekici, yetişkin bir vücuda sahip, çocuk yapma yaşlarında, sağlıklı bir kadını hamile bırakmak. İnsanın üreme ve çocuk yetiştirme süreci oldukça özel olduğu için, bir kadını hemen hamile bırakma dürtüsü, çalışan tek dürtü değil tabii ki. İnsan çocuğu çok uzun yıllar boyunca bakım gerektirdiği için, eş bağı dürtüsü de çok güçlü. Eş bağı dürtüsü nedeniyle, bir kadını tanıma, onunla iyi bir ilişki yaşama, sarılma, beraber bir şeyler yapma arzuları da güçlü ama cinsel dürtü hem daha önce ve daha güçlü çalışan bir dürtü.

Kadınların temel cinsel dürtüsü ise, erkekler kadar görsel değil. Erkeklerin özellikle anlık yeşeren cinsel isteği hemen hemen %100 görsel ama kadınların ilk yükselen cinsel dürtüsü sadece, erkeğin sağlıklı, çocuk yapacak yaşta ve iyi görünümlü olmasına bağlı değil.

Kadın için daha önemli olan şeyler, erkeğin sosyal olarak diğer insanlarla ile nasıl geçindiği, sosyal olarak istenen mi yoksa dışlanan mı biri olduğu, kendine güvenen biri mi yoksa güvensizliklerle mi dolu olduğu, hayatta başarı potansiyelinin olup olmaması, duygusal olarak güçlü, zor zamanlarda bel bağlanabilecek biri olup olmaması, zor zamanları kendi başına aşabilecek biri mi yoksa kadına bel bağlamaya, ondan annesiymiş gibi sürekli olarak duygusal destek aramaya meyilli mi olduğu gibi faktörlere bağlı. Bir kadının bu özellikleri tartması için de, erkekle konuşması gerekli.

Yani bir kadını etkilemeniz ya da tam tersine itmeniz, onun temel içgüdülerini ateşlemeniz ya da söndürmeniz, onunla konuşurken söylediklerinize ve yaptıklarınıza, daha çok yaptıklarınıza yani vücut dilinize ve ses tonunuza bağlı.

Örneğin bir kadınla konuşurken kendinizden şüphe duyuyorsanız, güvensizlik hissediyorsanız, onun cinsel dürtülerini tetiklemeniz çok zor. Böyle bir konuşma, kadının sizi bel bağlanamayacak, güçsüz ve yük olarak görmesini sağlar. Siz hayatın başka alanlarında kendine güvenli bir erkek olabilirsiniz, başarılı olabilirsiniz, yakışıklı ve uzun boylu olabilirsiniz ama kadının temel dürtüleri, bunları görmezden gelir, sadece konuşma esnasında aldığı sinyallere göre değerlendirme yapar. Düşünceye, analitiğe ve dürtü kontrolüne dayalı beyin bölümleri sizi iyi bir tercih, harika biri olarak görebilir ama kadının temel içgüdülerini ciddi oranda söndürürseniz, bu beyin bölümlerinin değerlendirmeleri çöpe gider.

Aynı şey erkekler için de geçerli. Bir kadın ne kadar iyi, sevecen, sevgililik ve annelik için uygun olsa da, eğer erkek için yeterince güzel değilse, üst beyniniz “bu kız iyi, bir şans ver” demeye çalışsa bile, sıklıkla temel içgüdünüz galip gelir.

Tem tersi de geçerli. Bir erkek kötü bir partner, çirkin olabilir. Ama kendine güvenen, duygusal olarak güçlü, sosyal olarak tercih edilen, başarı potansiyeli yüksek biri ise, temel içgüdüler galip gelebilir. Bir kadın bildiğin pavyon gülü olabilir, kafadan kontak olabilir, arkanı dönsen başkasının kucağına atlayan biri olabilir ama eğer güzel bir kadınsa, temel içgüdüleri yine de ateşler. Dayılara tarla sattırır, ergenlerin ekran başında kimyasını bozar, yetişkin bir erkeği herkes yapma sakın derken cehennem gibi bir ilişkide mahveder.

Evet, bir kadının sizden etkilenmesini sağlayan temel içgüdü, otomatik ve düşünceye bağlı değil. Tercihe de bağlı değil. Tabii ki, bir kadının temel içgüdüsü sizi istiyor diye o kadın sizin kucağınıza atlamaz. Çoğu insan, dürtülerini kendi yararlarına kontrol edebilir ama eğer bir kadının sizden etkilenmesini istiyorsanız, kontrol etmeye çalışmak için çabalamak zorunda kalacağı bu içgüdüyü yaratmanız gerekli.

Bu temel içgüdü ise evrensel olarak, kendine güvenli, duygusal olarak güçlü, sosyal ve esprili (zeka, sosyal zeka göstergesi), maskülen (güçlü, cesur, yetkin ve onurlu) olmak ile ateşlenir. Yani kadınları etkilemenin yolları bunlardır.

Bir erkek bu özellikleri kadınla konuşurken gösterir. Bir erkek bir kadına bakıp, onunla hemen yatmak isteyebilir ama bir kadın bir erkeğe baktığında, erkek görsel olarak çekici özellikler yansıtıyorsa, öncelikle onunla konuşmak ister. Evet, bazı kadınlar sadece tipe bakarak erkekle seks yapmak isterler. Ama bu kadınlar azınlıktır.

Kadın erkekle konuşurken, kadının bilinç altı şunları değerlendirir:

Bu adam kendine güvenen biri mi yoksa güvensiz biri mi?

Eğlenceli, esprili mi yoksa sıkıcı biri mi?

Gerektiğinde kollarına sığınabileceğim, duygusal olarak güçlü biri mi yoksa zor zamanlarda duygusal olarak yük olacak biri mi?

Duygusal olarak benden güçlü mü yoksa ben ondan daha mı güçlüyüm?

Burada doğru özellikleri sergilerseniz, temel içgüdüyü ateşleyebilirsiniz. Bir anda çikolatalı pastaya, baklavaya dönüşebilirsiniz. Tekrar ediyorum, siz çikolatalı pastasınız diye kadın sizi yiyecek diye bir şey yok. Toktur (ilişki içindedir) yemez, çilekli pasta tercih ediyordur (tipi değilsinizdir) yemez, diyettedir (kendini kocasına saklıyordur) yemez. Ama sizi yemesi için o temel arzunun orada olması, sizin bozulmuş yemek değil baklava olmanız lazım. Siz bozuk yemekseniz, en aç, en iradesiz kadın bile sizi yemek istemez.

Bir kadın, esprili, karizmatik, maskülen bir erkek ile etkileşime girdiğinde, açken çikolatalı pasta görmüş gibi dopamin salgılar. Dopamin, insanın dopamin salgılatan şeyden zevk almasını, onu yeniden istemesini ve onu yeniden yapmak için motive olmasını sağlayan bir hormon. Kadın sizinle konuşurken dopamin salgıladığında, sizinle konuşmaktan zevk alır, sizinle yeniden etkileşime girme arzusu duyar ve sizinle yeniden etkileşime girme eğiliminde davranır (örneğin size telefon numarasını verir).

Etkileşim devam ettiğinde, kadın beyni oksitosin de salgılamaya başlar ki bu da kadının erkeğin yanında güvende hissetmesine, erkeğe yakın hissetmesine neden olur.

Cinsel çekimi kontrol edip etmemek bir tercih olabilir ama cinsel çekimin kendisi bir tercih değildir. Kadın ya da erkek, bu insana cinsel çekim duysam mı, duymasam mı diye düşünmez. Cinsel çekimi, kendinizi analizler yapıp ikna ederek ortaya çıkaramazsınız.

Eğer bir kadını nasıl etkilerim diye düşünen, kadınları etkilemenin yollarını arayan bir erkekseniz, birden fazla sayıda kadınla seks istiyor olsanız da, ilişki istiyor olsanız da, yapmanız gereken şey, bu cinsel çekimi yaratacak şekilde hareket etmek, duygusal güce, sosyalleşmeye, espri yeteneğinize, kendine güveninize çeki düzen vermek.

Kadınları etkilediği sanılan ama asıl çekimi yaratmayan şeyler

Çoğu erkek daha fazla kendine güvenen, duygusal olarak güçlü, gerçekten maskülen olmak (kaslı ve poz kesen bir erkek değilde güçlü, cesur, yetkin ve onurlu olmaktan bahsediyorum) yerine “önce arkadaş olalım, ona duygusal tampon olayım, bilgisayarından virüs ayıklayayım, musluklarını tamir edeyim, ona hediyeler alayım, benim değerimi anlar” stratejisi uyguluyor. Bu efendi adam pozları bir işe yaramadığında ya da bu pozlarla ilişkiye girseler bile ilişki travması yaşadıklarında, en kaslı gymcel ben olayım, en yüksek değerli olayım, kızlar bana gelecek deliliğine yelken açıyorlar. Bu stratejiden ve zararlarından burada sıklıkla bahsettik. Yüksek değerli erkek ol sana gelecekler, biz buna hipergami diyoruz bro, gymcel yazılarına bakabilirsiniz.

Çoğu erkeğin kullandığı, “önce arkadaş olalım, değerimi anlasın” yöntemi, kadında cinsel dürtü yaratmaktan çok, onun onayını alma mekanizması içeriyor. Kadının onayını arayan bir erkek ise, güçlü ve kendine güvenen erkeğin tam tersi maalesef. Bundan Size acımasız görünse de, bunu yapmazsanız kadınlara çekici gelmezsiniz yazısında bahsettik. Ona çiçekler, çikolatalar alarak, sürekli jestler yaparak ve iltifatlar düzerek, Efendi Erkeğin Toksik Kırılganlığı kitabında bahsedilen birinci gizli sözleşmeyi çalıştırmaya uğraşıyorlar. Yani, “ben insanlar için, onlar bana sormadan bir şeyler yapıp durursam, onlar da ben söylemeden, benim istediğim şeyleri yaparlar” mantığı ile hareket ediyorlar.

Bu tür bir yaklaşım pek çalışmaz. Çalışsa bile, ilişkiyi devam ettirmek için sürekli olarak sormadan vermek zorunda kalırsınız, söyleseniz de pek bir şey alamazsınız.

Aslında yapmanız gereken, önce çekimi arttırmak ki bunu nasıl yapacağınıza geleceğiz, sonra da sonra daha fazla yakınlık, iyi vakit geçirme gibi şeylere odaklanmak.

Bir başka grup erkek de, haftada 5 gün spor salonuna gidip kas yaparak daha fazla fiziksel çekiciliğe sahip olmaya, yıllarını harcayarak büyük bir finansal birikime ve çok iyi bir kariyere sahip olmaya çalışıyor. Bunun sonucunda da birgün, kadınların kendisine akacağını umuyor.

Bir erkeğin daha iyi bir fiziğe, daha fazla finansal birikime ve iyi bir kariyere sahip olması çok iyi bir şey. Ama bir kadını etkilemek için mükemmel bir kariyere, finansal birikime ve harika bir vücuda ihtiyacınız yok. Bunlara aşırı derecede önem veren, hatta bunlara tapan kadınlar var ama bu kadınlar azınlıklar. Asıl ihtiyacınız olan şey, kendine güvenli, maskülen, eğlenceli, duygusal olarak dengeli bir erkek olarak ve bunu vücut dilinizden yansıtarak konuşmak.

Ne yani, daha fazla kas, daha fazla para, daha statülü bir iş, çok çekici değil mi? Bunlar çekiciliğinize pozitif etki eden şeyler ama yeterli değiller. Mükemmel bir vücut, çok para, statü, sizin kendine güvenli olmanıza katkı sağlayabilir ama özgüvensizliklerinizi dolaysız bir şekilde düzeltmezseniz, özgüvenli olmanızı sağlamaz. Daha fazla esprili ve ince zeka sahibi biri olmanızı sağlamazlar. Tam tersine, bunlara çok vakit ayırırken, sosyal zekanızı geliştirecek etkileşimlerden mahrum kalırsanız, sizin daha itici biri olmanıza neden olabilirler.

Bir erkeğin çekici olmak için yapabileceği şeyler

Şimdi dilerseniz, gerçekten etkileyici olmanızı sağlayacak şeylere gelelim. Bunlarla ilgili burada ayrıntılı yazılarımız var. O nedenle ben size kısa başlıkları vereceğim ve bu yazılara link göndereceğim.

Hoşlandığınız bir kadınla iletişime girdiğinizde, kadının onayını aramaya çalışmayı bırakın. Çoğu erkeğin, hoşlanmadığı kızlarla rahat davranırken, hoşlandığı kızla konuşurken embesil olmasının nedeni bu. Hoşlanmadığı kızlarla rahat çünkü onların onayını aramıyor.

Bunun tam tersine, umursamaz olun. Umursamaz olmak, tanıştığınız kadını umursamamak değil. Ona, “sen kimsin?” tavrında davranmak hiç değil. Umursamaz olmak demek, tanıştığınız ve hoşunuza giden kadınla “olursa güzel olur, olmazsa bir ara başkası ile nasıl olsa olur” zihin yapısında kalmak demektir.

Pozitif cinsel gerilim, kadınları etkilemenin en güçlü yollarından biridir. Pozitif cinsel gerilim nasıl yaratılır öğrenin, bu kabiliyeti öldüren özelliklerinizden kurtulun.

Duygusal güç ya da duygusal bağımsızlığınızı geliştirin. Duygusal güç, bir erkeğin sahip olabileceği en büyük güçtür.

Sosyalleşin. Hem daha az sıkıcı biri olursunuz hem de kadınlarla iletişim pratiği yaparsınız. Özellikle yeni kadınların girip çıktığı etkinliklere, sosyal ortamlara girin. Kankalarınızla kafede oturmak ya da dayılarla dağlarda avcılık yapmak da sosyalleşmek ve yapmak istiyorsanız yapabileceğiniz şeyler. Ama bir taşla iki kuş vurmak için, içinden tanımadığınız kadınların geçtiği sosyal ortamlar edinin. Yakın kız arkadaşlarınızla, kuzenlerinizle, işteki kadın arkadaşlarınızla esprili muhabbet sizi, hoşunuza giden bir kadınla etkileşime hazırlamaz. Ama tanımadığınız kadınlarla etkileşim, onlara yürümeseniz bile, sizi hoşunuza giden bir kadınla etkileşime hazırlar.

Birçok erkek, balık tutmak istiyor. Ama en yakın su kütlesinden binlerce kilometre uzakta yaşıyor. Balık tutmak için, bu konuda tecrübe için, nehir kenarına gitmeniz lazım.

Pratik yapın. Hergün bir kadına yürümeniz gerekmez ama istikrarlı bir şekilde, düzenli bir şekilde yürümeniz gerekir. Birçok erkeğin hatası, yalnızlıktan bunalınca piyasaya çıkıp hızlıca tükenmek ve yine aylarca kabuğuna çekilmek. Bu şekilde bir kazanım elde edemezsiniz. Dur kalk, dur kalk ile bir ilerleme sağlayamazsınız.

Henüz özdeğersizliklerinden kurtulamamış biriyseniz, bunların vücut dilinize nasıl yansıdığına dikkat edin ve bu yansımaların farkında olun. Farkında olun ve engellemeye çalışın. Aslına bakarsanız, bu yansımaları yani davranışları engellemeniz bile, fizyoloji ve duygu örtüşmesi prensibi sayesinde, daha rahat ve kendine güvenli biri olmanıza büyük katkı sağlar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sevgilisi olan kızı kendime nasıl aşık ederim? – Vaka Çalışması

Sitemizi yeni keşfetmiş, 25 yaşında bir arkadaş, yazdığı e-postayı “sevgilisi olan kızı kendime nasıl aşık ederim?” başlığı ile atmış. Ben e-postadan özel soru cevaplayamıyorum ve e-posta atanlara ya erkekadam.org sitesinde uygun bir yazı altında sorun (uygun yazı bulamazsanız soru – cevap yazıları var onların altında sorun), ya özel görüşme ayarlayın ya da (eğer konu ilginç ise) vaka çalışması yapayım diyorum.

Arkadaş, vaka çalışmasını seçti. E-postada “sen yetkili bir abiye benziyorsun, bu derdimi sen çözersin” gibi bir şey yazmıştı. Şimdi izninizle kendisini zevkle hayal kırıklığına uğratacağım. Atış serbest ?

“Merhaba, ben Erkan sitenizi yeni keşfettim. 25 yaşındayım ve bir üniversitede master yapıyorum. Üniversitede kantinde sıra beklerken, çok güzel bir kız gördüm ve onunla göz teması kurdum. Kendisine gülümsedim ve o da bana gülümsedi.”

Klasik yürüme davetiyesi. Göz teması kurarsınız, kız gözünü kaçırmadan gözünüzü kaçırmazsınız ve gülümsersiniz. Kız normalde “bakma işim olmaz” kafasında ise, refleksif bir şekilde gözlerini hafif yukarıya çevirerek kaçırır. Eğer “bir konuşsak mı” kafasında ise refleksif bir şekilde gözlerini aşağı kaçırır ve/veya gülümser.

“Ben ona nasıl yaklaşacağımı düşünürken, kız kahvesini aldı ve gitti. 3 gün sonra kampüste yine karşılaştık. Bu sefer de göz teması kurup gülümseyince gittim açılış yaptım.”

Evet her zaman yürüyemezsin ve ikincisinde doğru şekilde yürümüşsün. Sanırım, kadınlarla tanışma sanatını biraz da olsa biliyorsun.

“Teşekkür etti ama bir erkek arkadaşı olduğunu söyledi ve hatta çıkarıp fotoğrafını gösterdi. İlk defa böyle birşeyle karşılaşıyorum, bu davranış bana garip geldi.”

Garip ama “seni reddetmek için yalan söylemiyorum gerçekten erkek arkadaşım var” demeye çalışıyor.

“Bana arkadaş olabileceğimizi söyledi.”

Erkek arkadaşı var ama dışarda karşılaştığı ve kendisine rastgele yürüyen erkekle “arkadaş” olan bir kız. Tam ilişkilik(!). Tam kendine aşık etmelik(!). Ne güzel ?

“Biraz muhabbet ettik ve çok tatlı ve sıcak bir kız olduğunu görünce ondan daha fazla hoşlandım.”

Düşünsene bir kız arkadaşın var. Dışarda karşılaştığı ve kendisine rastgele yürüyen erkekle “arkadaş” oluyor, ona çok tatlı, çok sıcak. Ne kadar tatlı (!), ne kadar sıcak (!).

“Telefon numarasını aldım ve mesajlaşmaya başladık.”

Çok tatlı (!). Açlık, yokluk, güzellik budalalığı sen nelere kadirsin? Erkek arkadaşı varken rastgele adamı yedekleyen kızı tatlı gösteriyorsun.

“Şimdi ben bu kızla kantinde birkaç kez buluştum, dışarıda buluşmayı daha teklif etmedim. Kızdan hoşlandım, kızlara yürümek sorun değil ve kısa süreli ilişkiler yaşıyorum. Ama uzun süredir kız arkadaşım yok.”

Uzun süredir “yalnız” olduğun belli.

“Niyetini anlamaya çalışıyorum. Erkek arkadaşı var ama bana da ilgili gibi. Siz bu konularda bilgili birisiniz, ne yapmalıyım?”

Kızın niyetini söyledin zaten. Erkek arkadaşı var ve sana da ilgili. Nesi anlaşılmıyor Mr. Side Chick, Mr. Erkan-Sat? Tut kenarda belki lazım olur. Ya da belki, “eskinin dalından atlayacağım ama yeni dal lazım. Ben yalnız kalamam. Yeni dal belki sensin, belki de sinemada arkadaş olduğum çocuk.”

Bu vakada ilginç bulduğum, kızın niyeti değil. Bu kız seninle ya da senin gibi çevirdiği birkaç arkadaş-sat elemandan biri ile, eğer şartlar müsait olursa kazara birlikte olabilir. İlginç olan, mektupta “ne yapmalıyım” demişsin ama attığın başlıkta “sevgilisi olan bir kızı kendime nasıl aşık ederim?” diye sormuşsun.

Bu kızın sana aşık olduğunu ve kız arkadaşın olduğunu düşün. Aylar sonra bir yerde bir adamla karşılaşıyor, adam kıza yürüyor. Hemen hepimizin kız arkadaşına ara ara birileri yürür, kızların alnında erkek arkadaşım var yazmıyor, herkes yürüme davetiyesi de beklemiyor ki bu kız davetiye atmış.

Kız adama gülümsüyor, adam kıza yürüyor ve kız adama senin fotoğrafını gösterip “erkek arkadaşım var” diyor. Sonra sıcak muhabbet, telefon değiş tokuş ve ara ara mesajlaşma ve buluşmalar. Tamamen arkadaşça.

Ne hissederdin? Çünkü amacına “ulaşırsan” olacak şey bu.

“Ne yapmalıyım?” sorusu sanırım, “şimdi mi yürüsem erkek arkadaşından ayrılmasını mı beklesem” gibi bir şey. Cevabı ise bu kızı tamamen pas geçmen.

Burada endişe verici olan şey senin kişiliğin. Kız gözünün önünde, erkek arkadaşının arkasından, başka bir eleman ile flört edip, telefonunu paylaşıyor. Sen ise bu kızın tatlı, sıcak ve çekici olduğunu düşünüyorsun. Ondan daha da hoşlanıyorsun. Onu aşık etmeyi, sevgili yapmayı düşünüyorsun ki “uzun süredir sevgilim yok” demenden anladığım, kızla yat – geç yapmaya değil ilişkiye meyillisin (yat – geç de yapma ama oraya geleceğiz).

Açlık öyle tavanda ki, bir erkek, erkek arkadaşının ardından iş çeviren kızdan hemen oracıkta soğumak yerine ondan daha da hoşlanıyor. Yetmiyor, onu kendine aşık etmek için ne yapacağını internette araştırıyor. Ve bu kızı kendine aşık edip sevgili yapsa bile, aylar sonra o adamla aynı durumda olacağını düşünmüyor.

Birçok erkek maalesef Hollywood filmlerindeki “ruh ikizini bulduğu anda maalesef sevgilisi veya nişanlısı olan mahsun kız ve onu gerçek aşka taşıyan romantik erkek” vıcıklığını satın alıyorlar. Bunun kızın karakteri olduğunu, tekrar tekrar yapacağı bir şey olduğunu göremiyorlar. Jack Titanik’te ölmese, Rose büyük ihtimalle ona da aynısını yapacaktı (ya da belki Rose 25 yaşına geldiğinde Jack Rose’u terk edip daha genç birini bulacaktı :)) ama o kısımları filmlerde göremiyoruz. Görsek de Notebook filminde olduğu gibi, nişanlısını 15-20 gün takıldığı eleman için terk eden kadının, “ah ne doğru tercihmiş” diye anlattığı anılarını izliyoruz.

Çöldesin, susuzsun ve bir şişe meyve suyu buldun. Koşuyorsun, şişeyi açıyorsun ve şişenin içindeki meyve suyunun içinde irin olduğunu, berbat koktuğunu görüyorsun. Buna rağmen ne güzel meyve suyu, çok tatlıdır bu diye heyecanlanıyorsun. O kadar susuzsun yani. Susuzluktan gözün dönmüş.

Ormanda geyik avlarken bir peri kızı gördün. Çok tatlı, çok güzel. Peşine takılıp kızı yakalıyorsun ve konuşmaya başlıyorsunuz. Kız birden, her tarafından irin akan bir cadıya dönüşüyor. Seni parçalayıp yiyecek. Ama sen soğuyup topuk topuk kaçmak yerine, bununla nasıl muradıma ererim diyorsun. O kadar açsın.

Bu kızın erkek arkadaşı olmasına rağmen sana telefon vermesi, seninle sıcak konuşması, seninle “arkadaş” olup mesajlaşması, buluşması yetişkin bir erkek adamı kızdan soğutacak şeyler. Sen ise sığ bir güzellik budalalığı ve açlıkla, kızdan refleksif olarak soğuyamıyorsun. Soğumayı bırak, daha da düşüyorsun.

Şimdi bazıları sana “abi bu kızdan kız arkadaş olmaz, bas geç” diye tavsiye verecekler ya da benim tavsiyemi dinlersen, bunu yapmayı düşüneceksin.

Bazı özdeğer yoksunu erkekler, kadın tavlama mekaniğini öğrenirlerken, erkek arkadaşı ya da kocası olan kadınla birlikte olmayı bir güç gösterisi, bir başarı olarak görüp böbürleniyorlar. Bunun ahlaki problemleri ve fiziksel tehlikeleri bir yana, açlık ve yokluk olduğunu, kaç kızla olurlarsa olsunlar kendilerini eksik, yoklukta hissettiklerini açık ettiğini göremiyorlar.

Şimdi sana “ya bırak ahlakı, tehlikeyi, açlığı moruk. Bu kız peri kızı iken basarım, cadı oldu mu kaçarım” kafasına girenlerin anlamadığı bir şey var. Bu davranışın bir bedeli var, size verdiği büyük zararlar var. Hemen ortaya çıkmadıkları için farkında değilsiniz ama sonradan sizden misliyle çıkacak iki bedel var.

Böyle bir karakter ile kısa süre bile (günler belki saatler boyunca) birlikte olmanız, sizi böyle bir karaktere doğru değiştirir. İlişkilik olmayan kadınlarla yatmak sizi emin adımlarla ilişkilik olmayan bir adama çevirir. Sonra 10 sene geçer ve neden hiçbir uzun süreli ilişkide dikiş tutturamıyorsunuz diye merak edip durursunuz.

İkincisi, aldatan kadınla birlikte olan adamlar, daha sonra aslında aldatılmadıkları bir ilişkide bile olsalar, aldatılma paranoyası ile acı çekip duruyorlar. Evet birileri bir yerlerde sürekli olarak birilerini aldatıyor ama bunu bilmek ile bizzat görmek aynı şey değil. Cinayet işlendiğini bilmek ile görmek aynı şey değil. Bilmek canınızı sıkar, görmek ise travma yaratır. Belki birinin sevgilisi, nişanlısı veya karısı ile yatarken bu travmanın farkına varmazsınız ama 1-2 sene sonra kendi sevgiliniz telefonda, o kadınlardan birinin kocasına söylediğine benzer bir cümle kurduğu anda tetiklenir, hayatınız kabusa döner. Genç yaşlarında “eki eki başkasının karısına kayıyorum, bu betaların karılarını ziken alfayım” diye şişinen ezik adamların sonra beni “karım beni aldatıyor paranoyası ile acı çekiyorum lütfen yardım et” diye aramaları, az rastladığım bir olay değil. Bu adamlara yardım etmek de zor, resmen travma yaşıyorlar, paranoyak durumdalar, uzman gerektiriyorlar.

Son olarak da diyeceğim, “bros before hoes” yani “biraderler / kardeşlik, kevaşelerden önemlidir”. Bu tip narsist, hastalıklı kadınları beslemeyin. Birkaç kez “abi bu kızı o adamdan ayırıp basacağım ve kapıya koyacağım. Kız gününü görür” gibi abukluklar duydum. Bir kere bunu söyleyen, kızdan kopamamanın ezikliğini, bu şekilde büyüklenerek bastırmaya çalışıyor ama asıl önemlisi hayal aleminde yaşıyor. Ben buna “sen hangi Yeşilçam filminde büyüdün” diyorum. Böyle bir kadına basıp geçmek, bu kadını ırgalamaz, tam tersi “oh seks yaptım” der geçer. Böyle bir kadın sizi gerçekten önemsiyor mu sanıyorsunuz? Ha, arkanızdan koşuyor numarası yapabilir ama böyle birini bu şekilde cezalandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz?

Böyle bir kadınla ilişki veya kısa süreli seks zararlı. Hem size zararlı, hem topluma. Bunu yaparsanız, tek kazançlı çıkacak kişi, karşınızdaki ahlaksız insan olur. Böyle bir insanlar saatler, günler ve Allah korusun aylar geçirip de, bozulmayacağınızı sanıyorsanız, aşırı safsınız. Bok çukuruna biraz dalar çıkarım ama mis gibi kokmaya devam ederim diyorsunuz ama farkında değilsiniz. Böyle bir kadınla beraberlik, sizin tatlı tatlı bozulmanıza neden olur. Bonus olarak da sadece bozulmakla kalmazsınız, bu kan emici sizin enerjinizi emer, yeterince uzun süre birlikte zaman geçirirseniz, sizin posanızı çıkarır.

Günümüzde sosyal medya denilen bok çukurunun da etkisi ile, ayağına gelen kıza basıp geçmemenin aptallık olduğunu, “sen yapmazsan başkası yapacak bro manyak mısın?” kafasının hakim olduğunu biliyorum ama asıl bolluk, her önüne gelene atlamayacak tokluktan geçer, size bolluk diye satılan açlıktan değil. Etrafa “şuna koydum, şu kadar ziktim” diye hava atarak içinizdeki muhtaçlığı bastırmaya çalışıyorsanız, o muhtaçlığı besleyerek daha da muhtaç biri oluyorsunuz, haberiniz olsun.

Konuyu çok dağıttım, sana geri dönelim. Ey şaşkın insan, sen bir de bu kızı kendine aşık etmeyi, sevgili yapmayı düşünüyorsun! Belki de zihnin, “ruh ikizine geç rastladığı için başkası ile beraber olan ama artık ruh ikizini bulmuş” kız masalı ile dolu. Ama bu kızın karakteri bu ve karakteri kötü. Bu kızdan anında ve doğal bir şekilde soğumadığın için, senin karakterin de kötü. Kızın karakteri kendine ama sen kendi karakterinle yaşayacaksın ve bu nedenle bu karakteri iyileştirmen lazım. Karakteri bırak, bu kızın muhtemelen hiç kullanılmayacak yedeklerinden birisin ama diyelim ki sevgili oldunuz. Bu kız seni ilerde aynı şekilde bırakınca belki yıllarca kendine gelemeyeceksin.

Bir kadının güzel ve sıcak olması, güçlü bir çekim yaratıyor, insanın kodlarına işlenmiş bir çekim. Ama insanoğlu, erkek kedi değil. Bas – geç, çocuklara dişi baksın türü değiliz. Birçok kuş gibi, insan çocuğu uzun süre çift bakımı gerektiriyor. Bu da eş bağı gerektiriyor. Evrimsel olarak hayatta kalma ihtimalimiz, toğumlarını genetik olarak sağlıklı, doğurgan dişilere aktarma ile uzun süre eş bağı dengesini kurmaktan geçiyor. O nedenle dış güzellik ile (doğurganlık / sağlık), iç güzellik (eş bağı kurabilme), yetişkin bir erkeğin ilişkide ve evlilikte dengelemesi gereken bir denklem. Bir kadının heyecan / cinsel çekim ile eş bağını dengelemesi gerektiği bu camiada size çok söyleniyor (erkek olan sizen neden çok söyleniyor bilmem) ams sizin de heyecan / cinsel çekim ile eş bağını dengelemeniz gerektiğine yeterince vurgu yapılmıyor.

Sadece dışsal güzellik ile erimek, sizin henüz yetişkin bir erkek olmadığınıza işaret. İçsel çirkinliğin, dış güzelliğin ışıltısının altında kaybolabilmesi, özellikle ilişki konusunda sizi soğutmaması, henüz yetişkin bir erkek olmadığınıza işaret. Henüz yetişkin bir erkek olmamanız sizin suçunuz değil, ama bu kafayla yaptığınız yanlış seçimlerin cezasını siz çekeceksiniz. O nedenle en hızlı şekilde büyümeye, yetişki bir erkek olmaya bakın.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Kırılgan narsist kadın ile borderline kadın arasındaki 5 temel fark

Kırılgan narsist kadın ile toksik bir ilişki içinde olan ya da toksik bir ilişkiden yeni çıkmış erkeklerden soru ve hikayeler alıyorum. Ama bu erkeklerden bazıları hikayelerini ve “kırılgan narsist” sevgililerinin yaptıklarını paylaştıkça, bahsi geçen sevgilinin daha çok sınırda kişilik bozukluğu (SKB – borderline personality disorder – BPD) ya da hem sınırda kişilik bozukluğu hem de kırılgan narsist özellikler gösterdiğini görüyorum.

Bu bölümde, sınırda kişilik bozukluğu ile narsist kişilik bozukluğu arasındaki temel farkları ele alarak, kafa karışıklığını bir nebze de olsa gidermeye çalışacağım.

Başlamadan, bu yazının bilgilendirme amaçlı olduğunu, terapi yerine geçmeyeceğini belirtmek istiyorum. Eğer terapi gerektiren bir probleminiz varsa, bir uzmandan yardım almanızı tavsiye ederim.

İlk bölümde en temel farkları ele alacağım ve ikinci bölümde de kalan 5 farkı ele alacağım.

#1 Kırılgan narsist kadın ile borderline kadının temel korkuları farklıdır.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir kadının temel korkusu terk edilmektir. Kırılgan narsist kadının temel korkusu ise gerçek benliğinin açığa çıkmasıdır.

SKB’li kadın için terk edilme, bırakılma korkusu sadece rahatsız edici değildir. Gerçekten acı vericidir ve bazen hayati tehlike gibi hissedilir. Geç gelen bir mesaj, partnerin ses tonundaki hafif bir değişim, partnerin bir arkadaşı ile konuşması ya da başka birine saniyelik bir bakış atması gibi ufak şeyler bile, sınırda kişilik bozukluğu olan kadının sinir sisteminde, büyük alarm çanlarının tetiklenmesine neden olur. Terk edilme korkusu devreye girdiği anda da, hızlı bir şekilde kontrolden çıkabilir. Ağlama krizine girebilir, sözel ve fiziksel olarak saldırganlaşabilir, sizi yapmadığınız şeylerle suçlayabilir, onu terk etmemeniz için yalvarabilir ya da ilişkiyi sabote edecek şeyler yapabilir.

Trajik olan şu ki, sınırda kişilik bozukluğu olan kadın, bu süreç içerisinde hem kendisine hem de size zarar verir, geri alamayacağı şeyler söyler, sonradan çok pişman olacağı şeyler yapar ve bazen acısını kendisine yöneltir. SKB’li kadının reaksiyonları, panik ve duygusal düzenleme yoksunluğundan kaynaklanır.

Kırılgan narsist kadın ise, terk edilmeyi o kadar kafaya takmaz ama gerçek benliğinin ortaya çıkmasından çok korkar. Temel korkusu, birinin maskesini ve maskesinin ardındaki yüzü göreceği korkusudur. Karşısındakinin kendisinin mükemmel, nazik ve ahlaki olarak görmesini ister ve bunun hiç de böyle olmadığını anlamasından korkar.

Kırılgan narsist kadın paniğe kapılmak yerine, oldukça savunmacı bir pozisyona geçer. Kendini geri çeker, soğuklaşır, mağduru oynar ya da onun maskesini düşürdüğünüz ve kırılgan bir pozisyona soktuğunuz için sizi cezalandırma planları yapar ve uygular.

Hem kırılgan narsist kadın, hem de borderline kadın sizi manipüle edebilir, size bağırıp çağırabilir ve size çok kötü şeyler söyleyebilir. Ama bu davranışlarının arkasındaki sebep çok farklıdır.

#2 İdealizasyon (aşk bombardımanı) ve devalüasyon döngüleri farklıdır.

Tedavi edilmemiş sınırda kişilik bozukluğu ile yaşayan bir kadınla ilişkinin en kafa karıştıran yanı, sürekli olarak devam eden idealizasyon – devalüasyon döngüsüdür. Bu döngü sadece ilişkinin başında olmaz. İlişki boyunca devam eder ama zaman içerisinde bir moddan diğerine geçiş daha hızlı ve yoğun olmaya başlar. Bir dakika önce kahraman muamelesi görürken bir dakika sonra onun düşmanı olursunuz. Ama sonra yoğun bir sevgi, seks ve samimi bir yakınlığa boğulursunuz. Sonra yine bok çukuruna atılırsınız.

Kırılgan narsist ile idealizasyon – devalüzasyon döngüsünün başı hemen hemen aynıdır. Yoğun bir bağ, hayranlık, mükemmel bir gelecek vaatleri, vs. Ama borderline kadının duygusal döngüleri yerine, zaman içerisinde yavaş ve istikrarlı bir düşüş görürsünüz. İdealizasyon ve aşk bombardımanı söner gider ve sürekli olarak maruz kaldığınız eleştiriler, hayal kırıklıkları ve öfke gelir. Yani kırılgan narsist kadın genellikle idealizasyon – devalüasyon döngüsüne girmez, en azından bir şey elde etmek ya da toplum önünde iyi görünmek için manipülasyon yapması gerekmediği sürece girmez.

#3 Kırılgan narsist kadın ile bordeline kadının öz imajları farklıdır.

Sınırdak kişilik bozukluğu olan kadının benlik hissi parça parça ve dengesizdir. Her gün çok değişik hisler hissedebilir. Hedefleri, inançları, değerleri ve kendini nasıl gördüğü, kiminle olduğuna ya da o an ne hissettiğine göre değişebilir.

Kırılgan narsist kadın ise dikkatle inşa ettiği bir benlik imajına sıkı sıkıya sarılır. Bu imaj, çocukları için kendini feda eden bir anne, keşfedilmemiş dahi, ahlaki olarak daha üstün olan mağdur olabilir. Öz imajı sabittir ve eleştiriye ya da öneriye açık değildir. Benliğine yönelik her tehdit, yoğun bir savunma ile karşılanır.

Borderline kadın her eleştiriyi veya öneriyi içselleştirip, kendi değersizliğinin, sevilemezliğinin ve terk edilecek oluşunun kanıtı olarak görür. Bu da kendine acıma, af dileme ve kendi değerini kanıtlamak ve terk edilmemek için yoğun çabalama seanslarına neden olur.

#4 Empati ve iletişim konularında farklıdırlar.

Duygularını yönetebildiklerinde, sınırda kişilik bozukluğu olan kadınlar çoğu insandan daha empatiklerdir. Başkalarının duygularını derinden hissedebilirler. Ama borderline kadın duygusal olarak tetiklendiğinde, bir düğmeye basılmış gibi değişir. Sinir sistemi hayatta kalma moduna girer ve empati ortadan kalkar. Siz istediğiniz kadar sakin ve mantıklı olun, söylediklerinizi ihanet, terk etme olarak algılar. Konuşmayı yargılama, dediğiniz ve demediğiniz her şeyi, sizin ne kadar kötü, kötü niyetli biri olduğunuzun kanıtı olarak algılar.

Kısacası korku ve terk edilme kaygısı devreye girdiğinde, her şey alt üst olur. Bu korkular devredeyken, siz onun partneri değil düşmanı olursunuz. Ama borderline kadın sakinleştiğinde, duygusal fırtınanın sona ermesi ile sinir sistemi yatıştığında, yoğun bir pişmanlık hisseder. Sıklıkla özür diler ve bazen ayaklarınıza kapanarak özür diler.

Sınırda kişilik bozukluğu olan bir insan tedavi görmediği, bu duyguları ve davranışları yönetmeyi öğrenmediği sürece, aynı döngü tekrarlanır durur.

Kırılgan narsist kadın nadir olarak özür diler veya pişmanlık hisseder. İlişkinin başlarında hissettiğiniz empati ise tamamen illüzyondur. Kırılgan narsist kadın sizin hislerinizi anlamaz ama onların üstünde çalışır. Sizin duygusal bağ sandığınız şey, genellikle bilişsel empatidir. Sizin duygularınızı stratejik olarak anlama, taklit etme işidir, kalpten bir deneyim paylaşımı değil.

Kırılgan narsist kadın çatışma anlarında borderline kadın gibi duygusal fırtınalara sürüklenmez. Tam tersi oldukça dikkatle hesap kitap yapan ve sizi cezalandıracak planlar yapan birine dönüşür. Sizin cezalandırılmanız için, onunla anlaşamıyor olmanız yeterli bir sebeptir zira kırılgan narsist kadının zihninde siz, onunla ters düşmekle kalmayıp, ona zarar vermeye, onu kontrol etmeye ve maskesini düşürmeye çalışıyorsunuzdur.

Kırılgan narsist kadın için her anlaşmazlık, egosuna ve imajına yapılan bir saldırıdır. Kendi sorumluluğunu kabul etmek yerine, manipülasyon yapması için bir tetikleyicidir. Kırılgan narsist kadın anlaşmazlık durumlarında inkar eder, saldırır, mağdur – saldırgan rollerini değiştirmeye çalışır. Bir konuda eleştirin, bir anda suçlanan kişi siz olursunuz. Bir konuda duygularınızı belirtin, ona zarar vermeye çalışan kişi olursunuz.

Kırılgan narsist kadın mağduru oynarken sessiz ve ağlamaklı olduğu için, kendinizden şüphe etmeye başlamanıza neden olur. Gerçek narsistin kendiniz olup olmadığınızı sorgulamanıza neden olur.

Kırılgan narsist kadın ile ilişkide ihtiyaçlarınızı, duygularınızı, endişelerinizi konuşmaya, ya da bir sorunu çözmeye çalıştığınızda, ne kadar saygılı ve kibar olursanız olun, o konuşmayı kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve az önce ne olduğunu anlayamaz bir şekilde bitirirsiniz ki kırılgan narsist kadının kontrolü elinde tutma yöntemi tam olarak da budur. Sizi kafası karışık, yönünü kaybetmiş ve ne olduğunu anlayamayan biri haline getirmek.

#5 Çifte standartlar farklıdır.

Tedavi edilmemiş SKB sorunu olan bir kadının çifte standartları, terk edilme korkusundan ve duygu yönetiminin olmamasından kaynaklanır. Örneğin sizin onun için 7/24 hazır olmanızı, ona sürekli güven vermenizi bekler. Ama kendisi tetiklendiğinde, ortadan kaybolabilir veya sizin sınırlarınızı ihlal edebilir. Bu davranışlarını korkuya kapılmasına, tetiklenmesine, duygusal olarak kaldıramayacağı bir yoğunluğa ulaşmasına bağlar ki bunda doğruluk payı olabilir. Ama duygusal durumunu bahane ederek yaptığı şeyler, siz yapsanız tolerans göstermeyeceği şeylerdir.

Kırılgan narsist kadın ise, çifte standartları daha stratejik bir şekilde uygular. Sizin tam sadakatinizi, sürekli hayranlığınızı ve yoğun duygusal emeğinizi beklerken, karşılığında size çok az şey verir. Sizi, kendisinin sürekli olarak yaptığı şeyleri yapmakla eleştirir, imkansız standartlara ulaşmaya zorlar ama kendisi bu standartlara uymak zorunda değildir.

Kırılgan narsist kadın gizlice sizi, sizin ve yaptıklarınızın hiçbir zaman yeterli olmadığına, hiçbir şeyi doğru yapmadığınıza inandırır. Onun hataları önemsizdir ve reddedilirler.

Siz her sınır çizmeye ya da endişe belirtmeye çalıştığınızda, suçlanırsınız. Çifte standartlar zaman içerisinde sizi tüketir. Borderline gibi patlamalar şeklinde değil ama istikrarlı bir hakkaniyet erozyonu ile tüketir. Sürekli olarak adapte olmaya, alttan almaya ve tahmin etmeye çalışarak ve siz bunları yapmaya çalışırken o sürekli kurbanı oynayarak, tükenir gidersiniz. İstediğiniz kadar çabalayın. Siz bencilsiniz, siz ben merkezcisiniz, vs.

Kaynak: Covert Narcissist vs BPD: 5 Key Differences You Need to Know

Kötü kadınlar değer görürlerken, iyi kadınlar değer görmüyorlar(!)

Geçen hafta Instagram ve Twitter hesaplarımda kısa bir video paylaştım. Video’da iki adam, kız arkadaşlarına (ya da karılarına) cüzdanımı unuttum testi yapıyorlar. Yani, adam sevgilisine, cüzdanımı unuttum, bu seferlik öder misin diyor. Birinci kız, parasından ayrılmakta zorlanıyor ama aslında çok da zorlanmadan parasını sevgilisine veriyor. İkincisindeki lanet şey ise, hemen “senin paran benim param, benim param senin paran değil” diye para vermeyi reddediyor.

X’e koyduğum video, 1.6 milyon kişiye ulaşmış ve bir sürü de yorum almış. Yorumlarda, kadınlardan sıklıkla gelen ezber bir laf dikkatimi çekti. Aslında bunu yıllardır görüyoruz, sevgilisine ya da kocasına iyi olan – kötü olan kadın karşılaştırmalarının hepsinin altına yazılan bir şey. Birkaç tanesine bakalım:

“İkinci “düşman başına” kadın daima kazanır, ilkinin kıymeti asla bilinmez nerden biliyorsun diye sormayın.”

“Ama nedense düşman başına dediğiniz kadınlar tercih ediliyor. Nerden mi biliyorum?”

“Her zaman ikinci tip kadın kazanır birincinin değeri bilinmez yapmasaydın olur, ikinci ise her zaman mutlu olur el üstünde tutulur. Değişmez Dünya kanunu!”

“Fakat her zaman 2.ciler daha kıymetli olur.”

Genel temayı anladınız değil mi? Peki bu size tanıdık geldi mi?

“Kötü çocuklar daima kazanırlar, iyi çocukların kıymeti asla bilinmez, nerden biliyorsun diye sormayın.”

“Ama nedense kötü dediğiniz erkekler tercih ediliyorlar. Nerden mi biliyorum?”

“Kadınlar keko severler, kendilerine kötü davranan erkek severler. Efendi, iyi erkeğe değer vermezler.”

Genellikle karşı cinsle başarısız ya da travma yaşamış insanlarda yaygın olan bu tip çarpık inançların birkaç kaynağı var. Öncelikle “nereden biliyorsun diye” sorma diyen kadınların üstüne basarak vurguladığı gibi, bu temel inancı slogan gibi tekrarlayan bir kadın için “erkekler düşman başına kadını el üstünde tutarken, değer vermedikleri iyilik timsali, pırlanta kadınlardan biri kim?” Tabii ki kendisi. Tabii ki duygusal olarak zayıf, kaygısını korkusunu kendi başına yönetmeyi öğrenememiş, karşı cinsle ilişkisinde terk edilirim, ben ilişkiye layık değilim kaygılarına karşı “aşırı uyumlu, verici, “iyi”” olarak kaybetmemeye çalışan kadın, kaybettiğinde iyilik kaybetti diye kendini avutuyor.

Bu kafadaki bir erkekte de aynı şey oluyor. Kendisi keşfedilmemiş bir pırlanta, tüm o adamlardan daha iyi ama işte … kadınlar yok mu? Kötü çocuk seviyorlar, kendisi gibi bir pırlantayı sevmiyorlar.

Her iki cinsiyette de karşılığı olan bu çarpık inancın, her çarpık inanç gibi maalesef bazı gerçek kökenleri var. Yani dopamin bağımlısı, zayıf ve düşman başına kadının manipülasyonlarına kolayca düşüp artık bu kadına madde gibi bağımlı olan erkekler var. Geleceği düşünmeden aynı zayıflık ve bağımlılık ile, ciğeri beş para etmez serserinin peşinde koşan kadınlar da var.

Ama bu insanların deneyimi nadiren filmlerdeki gibi yani kendi beğendikleri ve istedikleri biri, kendilerini reddedip, terk edip böyle bir insana varıyor. Bu insanların deneyimleri genellikle “iyi” oldukları için kadınlarla / erkeklerle kaybetmek ve bu arada “kötü” oldukları için kadınlarla / erkeklerle sürekli kazanan insanlar görmek. Birinci bölüm, kendi deneyimlerini tamamen yanlış okumalarından kaynaklanıyor. Yani kaygılı bağlanma stili gibi bir problemden dolayı fazla itaatkar, uyumlu, zayıf davrandıkları için değil, iyi oldukları için kaybettiklerini sanıyorlar. İkinci bölümü ise bir grup dark tetrat erkek ve kadın özellikle sosyal medyadan ya da bazen gerçek hayattan pazarlıyorlar, bu insanlar da buna inanmaya dünden hazırlar zaten.

Kendileri terk edilmiş bir şekilde ağlarken, sosyal medyada bir sürü kadının her dediklerini yapan, itaatkar ve bazen açık açık tepesine bindikleri kocişleri ile yaşadıkları “aşırı mutluyuz, ya çok mutluyuz, ya bakın ne kadar da mutluyuz” hikayelerini izliyorlar. Halbuki o narsist ilgi budalası, muhtemelen mutlu falan değil. Dışarı öyle satmaları para ettiği için, sırtına binip kırbacı vura vura güldürdükleri fıstık eşekleri ile beraber mutluluk satıyorlar.

Erkeklerde de durum aynı. Hem sosyal medyada hem de gerçek hayatta bir grup ilgi budalası “alfa kurt”, “sigma kaplan”, “yüksek değerli sırtlan”, kendilerinden daha fazla erkeği paralel çeviren, çoğunu görünce istemsizce komodinin üstüne para bırakmak için zarf aradığınız hatunlarla swing yapıp, bunu “harem” diye pazarlıyorlar. Ya da kadınlarda olduğu gibi, özdeğeri ve özsaygısı yerlerde ama eli yüzü düzgün bir kızı manipülasyon ile hapsedip, dışarı mutlu çift olarak pazarlıyorlar.

Türk kızları/erkekleri geyiği

Kadın – erkek ilişkilerinin kaybedenlerinin yine ezbere sayıkladıkları şeylerden birisi, Türk kızları / erkekleri şöyle kötü – ay şöyle berbat, ah Y ülkesinin/ırkının kızları/erkekleri yok mu, hepsi birer pırlanta, bizim kızlar / erkekler yabancıların peşinde (kendi değil ya)…” bla bla.

Yıllardır duyduğum, okuduğum bir geyik. 20 yıl önce Taylanda’da “İngiliz/Alman/Amerikalı/vs … vs … kızlar şöyle kötü, böyle kötü ama Tay kızlar çok iyiler” geyiği dinler, sonra Tay erkeklerden de “Tay kızlar şöyle kötü, böyle kötü” geyiği dinlerdim. Her ülkede, o ülkenin ilişkiler konusunda kaybeden erkek ve kadınlarının, evrensel bir geyiğidir bu. Türkiye’de insanların çoğu yurt dışına çıkmadığı ya da İngilizce bilmediği için, Türk kadını / erkeği versiyonunu eşsiz sanıyorlar.

Kadın ya da erkek, böyle düşüncelere sahipseniz, bunlar sizin kendi ruhsal durumunuzla ilgili belirtiler, acı gerçek ya da büyük bir cinsel pazar bilgeliği falan değil. Hayır, sen iyi bir kız olduğundan kaybetmedin, erkekler düşman başına kadınları el üstünde tutmuyorlar.

Ya sen? Sen de tüm erkekler sadece sikip atma peşinde olan domuzlar oldukları için değil, sen böyle erkeklerden başka erkeği görmediğin için o erkekten o erkeğe hırpalandın. Erkeklerin çoğu, iyi bir kız bulup sevgili olma peşindeler.

Şimdi kadınlara bunu dediğimde hemen hepiniz bunun böyle olduğunu biliyor olmalısınız ama tersinin de doğru olduğunu duyduğunuzda ne hissediyorsunuz? Yani siz, iyi bir erkek olduğunuzdan kaybetmediniz, kadınlar düşman başına erkekleri el üstünde tutmuyorlar. Ya da kadınlar manipülasyon ile, dırdır ile, psikolojik şiddet ile erkeğin parasını, ruhunu ele geçirip onları köle yapmaya çalışan şeytani yaratıklar değiller. Sen böyle kadınları buldun, başka kadını gözün görmedi. Kadınların çoğu da, saygı duyabilecekleri ve sevebilecekleri bir adam bulup sevgili olmak istiyorlar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Pozitif cinsel gerilim konusu yine yeniden

Bir kadınla olan buluşmalarınızın duygusal ve cinsel bir yakınlığa gitmesi için gerekli en önemli şeylerden birisi, aranızda bir pozitif cinsel gerilimin oluşması. Bu pozitif cinsel gerilimi yaratma süreci ise genellikle erkeğin aktif olarak yönettiği ve kadının da istekli olması gereken bir süreç. Yani eğer siz bu adımları atmazsanız, çoğu kadın bu adımları sizin yerinize atmaz ya da başlatmaz. Ama çoğu kadın, bu adımları atmaya sizi teşvik eder ya da sizin bu adımlarınızı engeller.

Günümüzde maalesef çoğu erkek, kızı ürkütme ve kötü çocuk görünme korkusu ile sıfır pozitif cinsel gerilim yaratıyor ve her ne kadar altın günü tayfası teyzelerin takdirini kazanan birer efendi çocuk olsalar da kızlarla aralarında pek bir şey olmuyor. Ya da daha da beteri, kadınlar konusunda yaşadıkları hüsranın negatif enerjisini masaya getiriyorlar ve negatif cinsel gerilim yaratıyorlar, saldıray / abazan, kaba, düşük sınıf bir konuma düşüyor.

Pozitif cinsel gerilim bir erkeği maskülen, seksi ve elde edilmesi görece zor biri yapar ya da en azından öyle gösterir. Kadınlarda cinsel ve duygusal arzuyu ateşler, aranızdaki süreci daha heyecan verici yapar. Aranızdaki iletişimin bir duygusal bağa dönüşmesine yardımcı olur. Pozitif cinsel gerilim, bir kadınla iletişiminizin cinsel yakınlığa dönüşmesi için gerekli olan, “paylaşılan ortak duyguyu” yaratır.

Paylaşılan ortak duyguyu bir deneyle açıklayayım. Araştırmacılar, ilk defa buluşacak olan çiftlerin bir kısmını taş bir köprüde, bir kısmını da asma, sallanan bir köprüde buluşmaya yönlendirmişler. Taş köprü stabil, herhangi bir heyecan ya da korku yaratmıyor. Asma köprü ise, sallandığı için heyecan ve korku yaratıyor. Araştırma sonucunda, asma köprüde buluşan çiftlerin ikinci buluşmaya gitme oranlarının, taş köprüde buluşanlara göre çok daha yüksek olduğunu bulmuşlar.

Bu duyguyu, kızı bir aktiviyeye götürerek de sağlayabilirsiniz ama standart bir kahve ya da yemek buluşmasında, konuşma ile yapmanız gerekir. Fakat konuşma ile pozitif cinsel gerilim, cinsel içerikli şaka ve yorumlarla yapılmaz tabii ki. Pozitif cinsel gerilim, doğru tip espri anlayışı ile yaratılır.

Doğru tip espri anlayışı genellikle, doğru yer ve zamanda, şaka yollu sataşmadır. Şaka yollu sataşma, sizin bir kadına şaka yollu sataşma cesaretinizin olduğunu, onun güzelliği ya da kendi arzularınızın etkisi ile kaygıya ve korkuya savrulan, onay arayışına giren muhtaç bir erkek olmadığınızı gösterir. Daha da önemlisi, sizin kendi zihninizi bu tür zayıf modlardan uzak tutar.

Şaka yollu sataşma cesareti, aynı zamanda sizin bir kadınla buluşmasına aşırı yatırım yapmak zorunda olmayan yani kadınlar tarafından tercih edilen bir erkek olduğunuzu ima eder. Aslına bakarsanız, bu tip bir pozitif cinsel gerilim, sizin elinize kadın eli değmemiş olmasına rağmen, yeterince çekici ve kadınlar konusunda bolluk içinde biri olduğunuza işaret ederek, tecrübesizliğinizi örtebilir.

Doğru tip espri anlayışının çekiciliğinin önemli bir kısmı cesaret ise, önemli bir diğer kısmı da zeka gösterisidir. Kadınlar, erkeklerde zekayı çok çekici bulurlar ama kadın erkek ilişkilerinde zekanın espri yeteneği ve anlayışı ile sinyallenmesi çekicidir. Yani sizin roket mühendisi olmanız, kafadan 10 rakamlı sayıları çarpabilmeniz ya da masaya yüksek IQ test sonucunu koymanız cinsel çekim yaratmaz, espri anlayışınız yaratır. Birçok zeki erkeğin, asosyallik veya sosyal kaygı nedeniyle, espri yapabilecek biri iken esprili olamaması büyük tahlihsizlik aslında.

Doğru espri anlayışı da, birçok insani yetenek gibi, pratik ile geliştirilebilecek bir şey. Bir insan 180 IQ’ya sahip diye yıllarca eğitim alıp, pratik yapmadan soyut matematik profesörü olamadığı gibi, yıllarca pratik etmeden doğru espri anlayışını geliştiremez. (Tabii doğru espri anlayışı soyut matematik olmadığı için, yıllarca derken 1-2 yıldan bahsediyoruz, 10-15 seneden değil).

Doğru espri anlayışının en önemli şeklinin, kadınlara şaka yollu sataşmak olduğunu söylemiştik. Burada dikkat etmeniz gereken şey, bu sataşmanın kaba, medeniyetsiz, acımasız ve aşağılayıcı şekilde olmaması. Yaptığınız espride bunlardan biri varsa, yaratacağınız şey negatif aseksüel gerilim olur.

Eğer espri yapacağım diye kadını kaba ve acımasız bir şekilde alaya alırsanız, bu komik olmaz ve sizi oldukça kendine güvensiz biri olarak gösterir. Yanlış espri anlayışı sizin ERKEK ADAM olduğunuzu değil tam bir kaybeden olduğunuzu gösterir.

Mesela şu gerçek online örneğe bakalım. Kızın profilinde şu yazıyor:

Eğer sadece seks arıyorsanız aradığınız ben değilim. Önce arkadaş olalım beyler!!! Adem, Havva’n burada …)

Burada kadın bir taşla iki kuş vurmaya çalışıyor. Hem Fuckboy arkadaşlara gelmeyin diyor, hem de fuckboy görünmeyeyim, zararsız görüneyim diye yırtınan efendi adamların daha bir efendi olarak kendilerini elemelerini sağlıyor.

Diyalog şu:

Erkek : Selam. Demek cennetten atılma sebebim sensin. Ama sen şimdi tabii tüm suçu yılana atacaksın …

(Yarım saat kadar sonra)

Kadın: Hahahahahaaaa … Evet o benim.

Erkek : Bana cennette bir yaşama mal oldun kadın … O zaman bana bir buluşma borçlusun. Kahve mi, bira mı?

Kadın: Bira ?

Bakın burada beta tuzağına düşmeden esprili bir şekilde buluşma (arkadaşça olmayan, date olan) konusuna giriliyor.

Bir başka örnek.

Kız: Evli falan değilsin İnşallah?
Erkek: Aman diyim, daha iki muhabbet ettik hemen evlilik lafı açtın! Benim önce seni tanımam lazım ?
Kız: Ben evlenmek için ciddi birini arıyorum.
Erkek: Hımm, o zaman gizli aşık kadrosu boş mu? Ben oraya başvurayım. Umarım CVimde göreceğin tecrübe ve yetenekler yüz yüze bir mülakat yapmamızı sağlar.

Burada kadının olayı fazlaca arkadaşlığa çekmesine izin vermiyorsunuz, baştan fazlaca ilişki moduna çekmesine izin vermiyorsunuz. Bunu da kabalık yapmadan, espri ile yapıyorsunuz.

Birçok erkek burada kızın arkadaşlık, ciddi ilişki isteğine bakarak, efendi erkek moduna girer ve sıkıcılaşır. Yine birçok erkek, “ben sekiz istiyom, sekiz olmadan beni kullanacaksın, beta öder yapacaksın” modunda negatif gerilim yaratır. Ya da fazlaca saldıray olur, hızlıca cinselliğe gitmeye çalışır.

Şaka yollu sataşmanın en kolay şekli, kadının söylediklerinden eğlenceli – ukala cevaplar üretmektir. Tabii bunu yapabilmeniz için öncelikle kadını dinliyor olmanız lazım. Birçok erkek gibi ne söylesem de etkilesem diye, iletişimi dinleyemiyor durumda olmamanız lazım.

Örneğin kızla yeni tanıştınız ve kız size “spor salonuna gideceğim” dedi. “Benim gözüme güzel görünmek için çalışmaya şimdiden başladın ha?” demek, şaka yollu sataşmadır. “Bu çok güzel, sporu sakın aksatma” diye ekleyebilirsiniz.

Kadın size “aman Allahım çok ukalasın” gibi bir şey söylerse özür dilemeyin. Çünkü kadınlar bunu genellikle sizin gerçekten dominant bir erkek olup olmadığınızı, en küçük karşı çıkmasında hemen geri vitese takıp takmayacağınızı test etmek için yaparlar.

Bunun yerine ona “İltifatın için teşekkür ederim” diyebilirsiniz.

Şimdi tam bu noktada belirtmemiz gereken bir şey var. Espri, esprili şekilde sataşma, kaba ve aşağılayıcı olmasanız bile risklidir. Espri risktir, arkadaşı oynamak risk içermez. Bu nedenle de birçok erkek esprili şekilde sataşamaz zira bu riski göze alamaz. Ama risksiz diye oynadıkları arkadaş oyunu da kendilerini bir yere çıkarmaz.

Hayatınızın tamamını bu tür bir espri anlayışı ile doldurmanız çok önemli. James Bond’u düşünün. James Bond, durum ne kadar zor olursa olsun her zaman söyleyecek eğlenceli – ukala bir şey bulur. Her zaman kontrolü elinde tutan ve kendine güvenen bir erkektir. James Bond’un daha yeni tanıştığı bir kadınla nasıl konuştuğunu, kinaye ve ince zeka kullandığını hatırlayın.

Bu tip bir espri anlayışı kadınla (ve aslında herhangi bir kişi ile) aranızdaki iletişimin eğlenceli olmasını sağlar, tuzu biberi olur ve her şey için strese girmenin ne kadar anlamsız olduğunu anlamanızı sağlar. Bu ise sizi daha da seksi yapar.

Bir başka deyişler, bu tip bir espri anlayışı sizin ERKEK ADAM olmanıza yardımcı olur. Pozitif cinsel gerilim yaratan doğru espri anlayışını pratik ettikçe, kendine güvenen duruşunuzun sonucu olarak, bu kabiliyet sizde doğal hale gelecektir.

FAKAT, önemli bir uyarı yapmam gerekiyor.

Pozitif cinsel gerilim yaratmak üzere kullandığınız şaka yollu sataşma, doğru espri anlayışı, çorbanın tuzu, biberidir. Birçok erkeğin bu kavramı öğrendiği zaman yaptığı en önemli hata, tuzluğu ve biberliği açıp, içinde ne varsa çorbaya dökmektir.

erkekadam.org sitesinde, YouTube kanalında ve Patreon’da yorumlamam için gönderilen mesajlaşma ya da sözlü diyalog metinlerinde en çok gördüğüm hata, doğru espri anlayışının bokunun çıkarılması.

Kadın efendi erkek olduğumu görmez, beni onaylamaz korkusu ile sıfıra yakın espri ve sataşma ile, etkileşimi mülakata çeviren ve sıkıcı olan bir adam ne kadar kaybederse, işi tamamen espriye ve eğlenen ustalığa vuran adam da o kadar kaybeder.

Bunun matematik bir formülü yok ama bir kadınla iletişiminizde, doğru espri anlayışını, sataşmayı yani eğlenen ustalığı, %30 seviyesinde tutun. Eğer bu seviyeyi fazla geçerseniz, karizma ve çekici değil, sulu ve cıvık olursunuz. Kadın sizden birkaç nedenle, tüm bu nedenler ayrı ayrı çok kötü iken hep bir arada çalıştığından, hızlıca soğur:

Birincisi, dediğim gibi karizma değil, cıvık görünürsünüz. Yetişkin bir erkek gibi değil, oğlan çocuğu gibi görünürsünüz.

İkincisi, kadını ciddiye almıyor gibi görünürsünüz. Kısa süreli ilişki arayan kadınların bile çoğu sizden diğer iki nedenle soğur ama o piyasada belki belki iş yaparsınız. Ciddi ilişki konusunda ise bu hata her zaman ayağınıza sıkar.

Üçüncüsü ve bence en önemlisi, yarı yarıya ya da daha fazla espri, eğlenen ustalık, sizin kadını eğlendirerek onun onayı peşinde koşmanız, kadınla olmak için aşırı kasmanız demek. Bu da sizin değersiz ve ancak soytarılık ile bir şeyler başarmaya çalışan biri olduğunuzu gösterir.

Dördüncüsü, espri yapacağım diye kasarken, kızın konuşma yemlerini kaçırırsınız ve oldukça sığ, bir bağ yaratmayan, akılda kalmayan ya da çok kötü bir şekilde kalan yazışmalara ya da buluşmalara imza atarsınız.

Beşincisi, espri risktir ve ne kadar çok espri yaparsanız, yanlış bir şey söyleme ihtimalini o kadar arttırırsınız. Efendi erkek, iyi çocuk, bu riski göze alamadığından espri yapamaz, aptal olduğundan değil. Ama eğer espriyi abartırsanız, gereksiz risk alırsınız.

Maalesef ben birçok etkileşimde bırakın %50-%60 gibi ciddi itici olabilecek bir oranı, neredeyse %100 espri kasmayı görüyorum. Kız bir şey söylüyor, adam “eki eki” diye espri. Kız başka şey söylüyor yine espri. Kız 10 mesaj atsın, 10 mesaj espri kasıyor. Buluşmada kız ne söylerse, espri kasıyor. Sonra da en çok karşılaşılan ve sorulan soru: “bu kız bana niye görüldü attı, engel attı?” ya da “neden ikinci buluşma olmadı?”

Az önce dediğim gibi, efendi adamın espriden korkan (kıza espri yaparsam, şaka yollu sataşırsam beni onaylamaz, bana kızar, beni kaka çocuk sanar) diyaloğu, sıkıcıdır, içinde tuz ve baharat olmayan çorba gibidir. Doğru espri anlayışı, tuz ve baharattır. Çorbanın özü hala kızla birbirinizi tanımak ve bir bağ kurmak ama tuz ve baharat şart, bunu çorbaya atın diyoruz. Ama nedense bazı arkadaşlar, tuzluğun ve biberliğin kapağını çıkarıp, tüm tuzu ve biberi çorbaya döküyorlar!

Örneğin sitede bazı yerlerde, kadının size sorduğu her soruya mulakat yapar gibi cevap vermeyin, arada bir tahmin oyunu oynayın tavsiyesi veriyoruz ki bu da pozitif cinsel gerilim yaratacak, doğru espri anlayışının bir parçası. Ama bu tavsiye nedense “kadının hiçbir sorusuna direkt cevap vermeyin, bir soruya bile direkt cevap veren beta olsun, kurt kapsın” gibi algılanıyor ve kadının her sorusuna “tahmin et” diye yanıt veren facia mesajlaşmalar görüyorum ? Bu da mesela, tuzluğun kapağını söküp, içindeki tüm tuzu çorbaya boşaltmak gibi bir şey.

Bir başka örnek de neg. Neg, PUA camiasında Mystery tarafından yaratılmış bir terim ve dolaylı olarak kadınların içindeki güvensizliğine hafifçe dokunarak özgüvenlerini sarsmak için tasarlanan iltifata denir. Neg kız ukala tavırlar içindeyse ve genellikle erkek yalakalığından başka bir şey görmeyen 8/10 ve üstü kızlara uygulanır ve hakaret içermez.

Ama bazı mesajlaşma ve buluşma konuşmalarında, neg’in bokunun çıktığını görebiliyorsunuz. “O kocaman kolye o kıyafete gitmemiş” diyebilecek iken “o kocaman kolye, kocaman vücudunla çok uyumlu” derseniz, hakaret etmiş ve tokadı da hak etmiş oluyorsunuz.

Son olarak pozitif cinsel gerilim, doğru espri anlayışından başka şeylerle de yaratılabilir. Mesela ikinizin de zevk aldığı bir deneyim. Yani kızı latin dansına götürürseniz ve kız dans edemezse kendisini kötü hisseder. Kızı bowlinge götürüp, hiç oynayamadığını görünce maçı eğitime çevirmek pozitif cinsel gerilim yaratır, kızı ezici bir şekilde yenmek ise embesilliktir.

Gülümseme, doğru miktarda göz teması, hafif dokunuşlar da pozitif cinsel gerilime giden ama abartıldığında sizi embesil ile sapık uçlarında birine çevirecek şeyler. Dediğim gibi, pozitif cinsel gerilim yaratan şeyler, miktarına göre lezzet ya da zehir olabilir.

Bitirmeden şunu da ekleyeyim. Pozitif cinsel gerilim bir kimya yaratma mucizesi değil. Bazı kadınlar hatta çoğu kadın, pozitif cinsel gerilim yaratsanız bile sizden hoşlanmayacaktır. Yani siz esprili olabilirsiniz, gülümseyebilirsiniz, doğru dozajda pozitif cinsel gerilim katabilirsiniz ama, kadın eğer size karşı “hayırcı” ise, onda kimya yaratamazsınız. Pozitif cinsel gerilim ile evet diyebilecek kadınların topuk topuk kaçmasını engellersiniz, %100 olmasa da, “belkici, olabilirci”kadınların evetçi olmasını sağlayabilirsiniz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Sevgili gibiyiz ama sevgili değiliz – Vaka çalışması

Mahmut abi selamlar. 5 ay önce benimle tanışan kızla sonrasında ilişki kurduk. Sevgili gibiydik ama sevgili değildik.

“Sevgili gibiyiz ama değiliz” cümlesi aklınızdan geçtiği anda durup bir ben ne yapıyorum demeniz lazım. Özellikle de 5 ay bir süre geçmişken bunu söylüyorsanız. Sevgili gibiyiz ama değiliz, genellikle sizin uydu erkek / friendzone olduğunuza, sizin size karşı cinsel ve duygusal isteği olmayan ya da çok düşük bir kadının yörüngesinde döndüğünüze işarettir.

Tamam, özellikle gerçek hayatta, sosyal çevrede yeni tanıştığınız bir kızla sevgili olmadığınız ve arkadaş gibi olduğunuz bir dönem olur. Ama bu dönem belki 2-4 hafta sürer, aylar sürmez ve cinsel gerilim artarak nihayetine erer.

Birbirmize kanka diye hitap ediyorduk ve bu benim için çok bi sorun değildi.

Muhtemelen kız seni kanka olarak görüyor, sen ise fazla duygusal yatırım yapmış vaziyettesin. Zaten “sevgili gibiyiz ama değiliz” her zaman şöyle bir gündüz düşünün başlangıcıdır: “Sevgili gibiyiz ama değiliz AMA abi bir gün olabiliriz, tutmaz ama ya tutarsa, bir umuttur maymun eden … pardon yaşatan insanı değil mi abi?”

Tabaklarım olduğu için bu kızı da iyi vakit geçirdiğim kızlardan biri sayıyordum.

Umarım tabaklarım dediğin bundan hallicedir. Çünkü burada beş kızın uydusu olup da beş tane tabağı olduğunu sanan adamlardan çok görüyorum. Kıza karşı sevgili arzun olmasa, iyi vakit geçirdiğin halde bir kızla kanka takılman sana zararlı ama sen üstüne bir de kıza duygu besliyorsun. Onun sana beslemediği bariz zira o da sana karşı beslese, 5 aya ateş artı barut çoktan patlardınız.

Günler geçtikçe yakınlaştık ve bu olayın adı ne olur konusunu konuşmaya başladık.

Bu konuyu kim başlattı acaba ?

Ben uzatmadan benimle çıkar mısına getirdim konuyu.

Çıkma teklifi, açılmak pişmanlıktır. 5 ayda bir şey olmamış, olmayacağı bariz. Yörüngeden sessizce, onurunla çıkıp gitmek varken, illa saçmalamak niye? Hayır bir de sessizce çıksan ve ısrarla gitsen, kızın seni isteme şansı da daha fazla (ama sessizce çıkmayı kaçan balık büyük olur, kaçan kovalanır etkisi için değil, blöfsüz yapmanız lazım).

O da hayatının değişeceği bir yıla girdiğini ve bu durumun onu olumsuz etkileyebileceğini, ailesinin karşı olduğunı o nedenle ad koymaktan çekindiğini söyledi. 

Uydusun sen uydu kal, tut dedi mavi topları, uydusun sen uydu kal, uydusun sen uydu kal.

Okey deyip devam ettim.

Neye, mavi toplara mı?

2 ay önce beni yeterince sevemediğini aklının karışık olduğunu, ailesinin hayatında erkek mi var bu yılda diye baskı yaptığını söyleyerek benle flört etmeyi bıraktığını uzun bir yazıyla dile getirdi.

Beklenen son.

Ben de tamam deyip geçtim ve no contacta başladım.

Next. No contact eski sevgiliye olur. Bu sana 3 kere ulaşmadan, sen buna ulaşmazsın ve buluşmazsın. Tek istisnası, kendisi seninle buluşmak isterse bir şans daha kazanır.

1 hafta sonra pişman olduğunu ve bana aslında bağlandığını söyledi.

Peşinden koşmaman işe yaramış. İlk defa yörüngeden çıktın ve ilk defa bir miktar çekici oldun.

Ben de bunların çok kabul edilemez olduğunu onu hemencecik hayatıma kabul edemeyeceğimi anlattım.

Buna hiç gerek yoktu, sen kız mısın ki zoru oynuyorsun? Hemencecik sevişirdiniz, neyi kabul etmiyorsun?

Üzerine %80-%20 konuşmayı başlatma kuralına uygun olarak konuşmaya devam ettik.

Ben burada mavi ekran verdim arkadaş. Hemencecik kaynaşmak ve er meydanı varken eskiden uydu olduğun kıza telefon arkasında dönen uydu mu oldun? Gerçi görüşseniz de kaynaşmama ihtimali yüksek ama bu daha beter.

Bir süre sonra gerçekten hayatına bakması gerektiğini söyleyen uzunca bir mesaj atıp benimle konuşmayı bıraktı.

Yahu nextten sonra Corey Wayne’in gay male girlfriend (gay erkek kız arkadaş) dediği şeye dönmenin manası neydi şimdi? Gerçi muhtemelen kızla buluşunca vuruşma, vuruşunca kaynaşma ihtimaliniz de yüksek değil ama bunun gereği neydi?

Ertesi gün kapalı olan instagramını açıp açık denebilecek bir paylaşım yaptı. gülüp geçtim.

Ve tekrar no contacta devam ettim. 1 ay geçti ve arayıp nasıl olduğumu sordu. Ben de iyi olduğumu ve başka bi kızla konuştuğumu söyledim. 

Kız sana gelsin ve kaynaşın istiyorsan, suratına başka kız çarpman ters teper. Bir daha sana ulaşmasın istiyorsan, yaptığın şey doğru bir şey olabilir.

Buna bozulduğunı ve üzüldüğünü söyledi. akabinde arayıp arayıp bu kız hakkında bilgi aldı. kıskandığını belli etti.

Arkadaşlar, kıskanma tek başına bir şey ifade etmiyor. Uydu yapan kızlar uydularını kıskanırlar, başka bir kızla olsun istemezler. Sadece kendi yörüngelerinde dönsün isterler.

Bende ufaktan yüz verdim yalan yok. Akabinde ben hiç aramadım.

Niye yüz verdin de yüz bulamadın mı? Şu ana kadar kaç kere yüz verip bir aldın, daha devam etme bence.

Bir kez daha arayınca konu biraz cinselliğe kaydı ve onu evime çağırdım.

Ya hep ya hiç ?

Geleceğim dedi. Sonrasında arayıp gelip gelmeyeceğini sordum.

Bunu sorman gerekiyorsa gelmeyecektir zaten.

İstemiyorum deyip yüzüme kapattı.

Gereksiz bir ya hep ya hiç olayı ama hiç olduğunu kabul edip bu işi burda kesmen lazım.

Ardından yine no contact ve yine hayatımda kız olup olmadığını sormalar. Bu sefer yoktu ve yok dedim. Sonrasında whatsapp üzerinden şakayla karışık küfürleşmesi sonucu konuşmayı tamamen bıraktım. no contact işe yaradı ama kızın amacı geri dönmek olmadı. Anlayamadım.

Kız eski sevgilin değil. Nereye dönüyor anlamadım. Ama garip davranmışsın. Bir kere 5 ay birinin yörüngesinde “sevgili gibiyiz ama değiliz ama belki oluruz” diye dönmen başından işleri toparlanmaz hale getirir. İkincisi, iletişimi kestikten sonra kızla görüşmek yerine kıza telefon uydusu olman çok absürt. Sonra kız var diye kıskandırmaya çalışman.

Bir kızla ilişkiye 1 ayda geçmiyorsanız, sevgili gibiyiz ama değiliz düşünceleri beliriyorsa, şapkanızı alıp gitme vaktiniz gelmiş demektir.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Hep teklif ettim, hep reddedildim, sonunda engellendim – Vaka çalışması

Abi merhaba. Çalıştığım iş yerinde çok az sayıda kadın var ve bu kadınlardan birine ilgi duymaya başladım.

Birçok insanın aynı iş yerinden partner edindiklerini biliyorum ama iş yerinden partner sıkıntılara gebe bir olay. Reddetse sürekli görüşüyorsun, bırakman zor olabilir. Aranızda ilişki olsa ve ayrılsanız bu sefer yine yüz yüze bakıyorsunuz. Sizin unutamamanız dert, onun unutamaması ayrı dert.

O da bana yakın davranmaya başlayınca, benimle bir ilişkiye istekli olduğunu düşündüm. Birgün onu dışarıda bir şeyler içmeye çağırdım. Kabul etti ve iş çıkışı gidip bir şeyler içtik. Sonra tekrar edelim dediğimde, tekrar buluşmaya sıcak değildi ama yine de biraz uğraştım mı dışarı çıkıyordu.

Yakın çevrende olan bir kadının sana sıcak olmasının sebebi arkadaşlık mı, yoksa duygusal ilgi mi, anlamayabilmen zor. Ayrıca hayırdan anlamayıp ısrar etmen, seni itici yapar. Seninle çıkıyor olsa bile itici yapar.

Aslında istekli olmama sebebinin, iş yerinde dedikodumuzun çıkma ihtimali olduğunu söyledi. Sürekli mesajlaşmaya başladık. Yardım istediğinde, beni çağırıyordu ve gidiyordum. Her şey güzel gidiyordu.

Şu ana kadar anlattıklarından, neyin güzel gittiğini anlamadım. Neticede seviştiniz mi?

Ama her çıktığımızda ona teklif ediyordum, o ise teklifimi reddediyordu. Bu beni çok kötü etkilemeye başladı.

Şimdi bir dakika. Sen her çıktığınızda kıza çıkma teklif ediyorsun ve reddediliyorsun sanırım. Bunun “her şey güzel gidiyor” denilecek bir şey olduğunu nereden çıkardın? Sürekli açılıyorsun ki açılmak pişmanlıktır. Sürekli reddediliyorsun. Seninle buluşmaya geliyor diye “bir umuttur maymun eden insanı” modunda yaşıyorsun sanırım. “Buluşmaya geliyorsa bir ihtimal vardır” diyerek yaşıyorsun.

Abi ben 30 yaşındayım ve ilk defa bir kadınla bu kadar yakınlaştım. Kız 25 yaşında bu arada.

Bu yaşa kadar neden böyle aç kaldın?

İkinci buluşmada arabada 2-3 kere uzun uzun öpüşmüştük.

Neticede sevişmemişsin ama yiyişmişsin. Bu da tabii seni hayal dünyasına fırlattı. Sürekli efendi adam modunda peşinde koşarak kızı soğuttun. Buradan anladığımız, kızın başta ilgisinin olduğu. Sen belki fazla onay peşinde koştun, fazla nazik davrandın. Kızın peşinden koştuğun zaten bariz, sürekli teklif ediyorsun. Bunlar en hoşlanan kadını bile soğutma gücüne sahip davranışlar.

Yapman gereken, buluşma ayarlamak ve bir iki kere yoklamak için kızdan daha fazla mesaj atmana rağmen, ilişki hızı olarak kızdan bir tık yavaş gitmekti. Sen bir kadına, kadının sana düştüğünden fazla düşersen, kadının sana düşmesini engellersin.

Benim ailem çok muhafazakar, ben de yakın zamana kadar öyle olduğum için daha önce bir kadınla bu kadar yakınlaşmamıştım.

Çok muhafazakar insanların erkenden evlenmesi lazım. 27-28 yaşına kadar muhafazakar yaşamışsın. Evlilik öncesi yakınlaşmaya karşı olabilirsiniz ama 27-28 yaşına kadar seks yapmadan yaşamanız hem doğal değil hem de çok zor. O nedenle eğer evlilik hariç yakınlaşma olmuyorsa, evlenmeniz lazım.

Bir süre sonra beni üzmek istemediğini, her buluşmamızda beni reddettiği için kendini çok kötü hissettiğini ve beni hak etmediğini söyledi.

Benden uzak durun kibarcası.

Ben ısrar ettim abi. Bana benden uzak dur demeye başladı.

Bir insanı önce kibarca reddedersin ama kibarca hayır denilmesinden anlamıyorsa, o insana karşı kabalaşmak gerekir.

O uzak dur dedikçe ben daha fazla yaklaşmaya çalıştım.

Kaygılı bağlanan insanların trajedisi de bu. Uzaklaşma gördüklerinde, otomatik olarak yapışıp, sarılıp bırakmama davranışlarına başlıyorlar. Aslında uzaklaşanın uzaklaşmasına izin verseler olabilecek şansı ise, bu şekilde çöpe atıyorlar.

Senin temel problemin, en ufak uzaklaşma sinyallerini, hatta uzaklaşma sinyali bile olmayan sinyalleri aldığında, otomatikman daha da yakınlaşmaya çalışman. Önce ufak ufak başlayan bu davranışların, kızın bu davranışlar ile ufak ufak daha fazla soğumasına ve senin de daha fazla yapışmana neden olur. Bu yapışmayı davranış seviyesinde kesmezsen, bu soğuma – yapışma döngüsü çığ gibi büyür ve “ben seni hak etmiyorum” ile başlar, engellenmene kadar gider.

O kadar üzgün hissediyordum ki, hafta sonları şehir dışında kırlara gidiyor ve oralarda hüngür hüngür ağlıyordum.

Aşkından kırlara düştüm, vicdansız Sabuha. İster kırlarda ister çöllerde ağla, ister yatağına kıvrıl ağla. Ama bu kıza yakınlaşmaya çalışmayı bırakmadığın sürece düşmen durmayacak. Bana danışanlara hep dediğim bir şey var. Gidin helada hüngür hüngür ağlayın ama kızdan uzak durmayı bilin, yine de güçlenirsiniz. Uzak duracak duygusal gücü ve davranış kontrolünü bul, hergün rıhtımda pardösü ile denize karşı ağla önemli değil.

Artık ruh gibiyim. Kimseyle konuşasım gelmiyor, dalıp gidiyorum.

Böyle hissetmene rağmen insanlarla sosyalleşmeye çalışsan, dalıp gitmeye karşı durmaya çalışsan, iyileşmeye de başlarsın.

Bu kızın beni her reddetmesine tecrübe olarak baktım …

Hayır! Bu bahaneyi çok duyuyorum. Zayıflığın tecrübesini tekrarlamak sizi daha güçlü değil daha zayıf yapar. Tecrübe etmen gereken şey, güçlü durup seni istemeyenin peşinden koşmaya karşı durmandı. İnsan kendiliğinden, karşı koyamadan yaptığı şeyi (kıza açılıp durmak) yapa yapa güçlenmez. Dürtüsel olarak yapmak için yanıp tutuştuğu şeyin baskısına karşı durarak güçlenir.

… ve onu duymazdan geldim.

Biraz centilmen olun arkadaşlar. Karşınızda bir insan var, kendi istekleri ve ihtiyaçları var. Size hayır diyorsa, sizden bir şey istiyorsa, bunu görmezden gelmeyin. Kızın tercihlerine zerre saygın yok, kıza resmen “sikerim senin istememeni, ben istiyorum, ben üzülüyorum, tek önemli olan bu” diyorsun. Efendi adamlara bundan tırnak içinde “iyi” çocuk diyorlar. Bunda iyi tek bir şey yok. Tamamen bencil, narsist bir davranış bu.

Simp nedir, kime denir yazısındaki şu bölüm çok önemli:

“Klasik olacak ama olay sadece sevgi olsa, karşınızdaki insanın sizi bırakma, sizi kabul etmeme kararını kabul edip o kişiden uzak durursunuz. Ama o kişiye yaptığınız aşırı yatırım, karşılığında hissettiğiniz aşırı uyarılma ve dopamin yani bağımlılık sizi bunu yapmaktan alıkoyuyor.

Yani kısacası simp aslında kendi bağımlılığına, sabitlenmiş takıntısına odaklanmış bir insan. Arzu öznesi olan kişiye duyduğu ilgi sevgi değil bağımlılık. Karşılık görmeden yaptığı yatırım, sürekli düşünme, hayal, vs. ile yarattığı aşırı uyaran – dopamin ortamı içinde düştüğü bir bağımlılık.

Simp karşılıksız ilgisini, karşılıksız fedakarlıklarını, kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için yapar. Simp kendi duygusal ihtiyaçlarını doyurmak için sürekli fedakarlık yapar, almadan verir. “Benimkisi trajik bir aşk”, “seni benim kadar seven olmaz”, “senin için her şeyi yaptım/yaparım” romantikliği içinde kendisini iyi hisseder. Ama bu sevgi değil, açlıktır.”

Burada hemen sonra senin durumunun çözümünü de yazılı:

“Simp olmaktan kurtulmanın yolu, bu açlığınızı, bağımlılığınızı doyurmayı bırakmaktır. Bunu yaptığınızda ortaya çıkacak olan yoksunluk sendromunun acısını yaşayıp, yoksunluk sendromununu bağımlılık yapıcıya hiç bulaşmadan atlatmaktır.”

Hep kendine bir haklılık çıkartıp kızdırıp işte sen böylesin demeye getiriyordu, sonra bi kaç kez sabredemeyip çok kötü ağız dalaşı yaşadık.

Kızın tek hatası, seninle buluşup durması. Canını sıkacağım ama bunu senin ilgini sömürmek için değil de, başta hoşlandığı için öpüştüğü erkek geri geri gelir, dönüştüğü saçma sapan simplikten kurtulur ve yeniden erkek olur diye çaresiz bir beklentiyle de seninle buluşmuş olabilir.

Ego yaptım, hırslandım ve daha da peşinden koştum.

Azıcık egon olsaydı “beni istemeyeni ben niye isteyeyim” derdin.

Bu şekilde 10 ay kadar süründüm.

Çok beah!

Bana “başka insanlarda tanıyacaksın”, “bu durumu unutacaksın” dedikçe kahroldum.

Doğru söylemiş ama seni tamamen ghostlasa daha iyi ederdi. Ama ghostlamadı diyelim, sen kendi esenliğini başkasının eline bırakamazsın. Senin bu kızdan tamamen uzak durman lazımdı.

Sonra beni her yerden engelledi.

Çok geç kalmış.

Normal mesaj açıktı, oradan “seni bir daha rahatsız etmeyeceğim ama seni hiç unutmayacağım” yazdım.

Şimdi arkadaşlar, biri suratınıza kapıyı çarpıp da kapıyı kilitlediğinde, “aaa bak bacayı açık unutmuş” diye oradan girmeye kalkmayın. İkincisi, yazdığın şey romantik değil, korkutucu. Kendine ve, veya kadına zarar veren adamlar, bu yazdığın kafadan çıkarlar. Böyle devam edersen polislik olursun.

Normalde birisine teklif edip ret yedim mi arkama bile bakmazdım, bu iş yerinde olduğu için mi bilmiyorum hep peşinden koştum hemde bütün gururumu yerler altına sererek. 

Bir kere teklif etme çocukluğunu acilen bırakman lazım. İkincisi, normalde zaten hemen herkes arkasına bakmaz, asıl maharet, duygusal olarak yoğun olduğun kadınla iletişimde, onurunu ve gururunu koruyarak devam edebilmek. Yoksa, o kadar hoşlanmadığına herkes alfa. Kendini geri çekebilmeyi, duygusal yatırımı kararında yapabilmeyi, istenmediğinde arkanı dönebilmeyi, asıl hoşlandığın kadına yapabilmen lazım.

Çok ilgi gösteriyordum, hep yanımda telefonumda olsun iletişim kopmasın istiyordum. Sonra sıkılmaya başladı ve ilgiye boğdum.

Olmaması için çok emek harcamışsın. Acı olan şey, kızın aslında senden hoşlanıyorken, zayıflıkların yüzünden hoşlanmamaya başlaması. Ama sanırım ne hata yaptığını biliyorsun.

Artık aynı iş yerinde değiliz. Uzak durmak istiyorum. Sosyal medyada takipte olduğumu anladığı an engelliyor.

Bakın arkadaşlar, stalklamayı bırakmadığınız sürece, sizden asla ama asla olmaz, olamaz. “Stalklayıp duruyorum abi, onu bırakamam sen bana başka tavsiyeler ver” diyen adamlara rastlıyorum. “Stalklayıp durduğun sürece sana hiçbir şey yardım edemez” diyorum.

Ulaşma, asla bilgi alma ve zorla da olsa kendi hayatına odaklan. Bunları istersen ağlaya ağlaya yap, ister meyhanelerde sürün. Bunları yaptığın sürece muhtemelen hızlıca iyileşirsin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Çevremde çok kadın var diye göstermeye çalışmak

Kadınlarla tanışma konusunda tavsiye veren kanallarda 30 yılı aşkın süredir kavramlaştırılan bir olay var, “önseçilim” yani preselection. Sosyal kanıtın bir çeşidi olan preselection basitçe, bir erkeğin çevresinde onu seven ve sayan insanların, özellikle kadınların olduğunun, karşı cins tarafından görülmesi demek.

Birçok kadınlarla tanışma / başarı konulu kanal, kısa süreli ilişkiye odaklandığı için, önseçilimin dengede yapılması gerektiğinden bahsetmiyor. Bu nedenle de uzun yıllardır, önseçilimin bokunu çıkardıkları için büyük sorunlar yaşayan erkeklerle karşılaşıyorum.

Kadınlar için ideal erkek tipi, başka kadınların arzuladığı ama başka kadınlara değil sadece kendisine bakan erkek tipidir. Rollo Tomassi’nin deyişi ile “aldatmak istese aldatma potansiyeli olan ama aldatmayan” erkek tipi. Özellikle barda sarhoş ve zaten kısa vuruşmaya gelmiş ya da toksik ya da özdeğeri çok düşük kadınlarla kısa süren ilişkilerden fazlasını istiyorsanız, önseçilimi, güven (comfort) ile dengelemeniz lazım.

Peki bunu nasıl dengelersiniz? Nasıl dengeleyemezsiniz kısmını konuşursak bu soruya da kolayca cevap verebiliriz zira şimdi anlatacağım birkaç hatayı yapmazsanız ve sosyal bir insansanız genellikle dengelersiniz. Aslına bakarsanız şimdi bahsedeceğim hata, bir erkeğin kısa süreli ilişki ihtimallerini bile negatif etkileyen bir hata.

Birçok erkek, sürekli olarak ilişki materyali olmayan, güvenilmez kadınlarla birlikte olduklarını söyleyerek beni arıyorlar. Bu adamların kadınlara ulaşımı var ama uzun süreli ilişkiye giremiyorlar, uzun süreli ilişki yürütemeyecekleri kadınlarla beraber olup kısa sürede ayrılıyorlar.

Bu erkeklerin kafaları pek çalışmayan kesimi (ya zeka eksikliğinden ya da öz eleştiri yapma becerisini yok eden bir narsizmden dolayı), “karı milleti bozdu hacı, düzgün kadın çok az” diyerekten işi “çözüyorlar”. Gerçi bu engin “bilgeliğin” çözümü yok yani karı milleti bozdu ise ve düzgün kadın çok az ise, o kadınlar da kendisi gibi dejenere bir adama bakmayacağından, bu bilgeliğin paralel evreninde, düzgün bir ilişki şansı sıfır.

Bu erkeklerin çoğunluğu ise, burada kendilerinin yaptığı birkaç hata olduğunu seziyorlar. Benim en sık gördüğüm iki hatadan biri, pozitif cinsel gerilimin bokunu çıkarmak ve ikincisi sosyal medyada “benim çevremde çok kız var” diye reklam yapmaya çalışmak. Bu partilerde kendini kızlarla çevrelediği fotoğraflar paylaşmak şeklinde olabiliyor, aslında 3-4 tane koysa faydalı olacak latin dansı videolarından düzinelerce koymak şeklinde olabiliyor ya da en kepazesi, arkadaşı olduğu vücut dillerinden akan kız arkadaşları ile fotoğraflar şeklinde olabiliyor.

Birçok genç erkek bunları alfa hareketler sanıyor ama öncelikle bunlar “fazla çabalamak” olarak algılanan hareketler yani olmayanı varmış gibi göstermeye çalışmak gibi algılanıyor. Ama bir yandan da bu tür aşırı önseçilim pozları, çoğu kadının bir erkeği elemesine neden oluyorlar.

Bunu yapmayın arkadaşlar. Alternatiflerinizin olduğu, kadınlarla az çok başarılı olduğunuz, sizin davranışlarınızdan akar, başka kadınları kadının gözüne sokmanızdan değil. Kadınların gözüne başka kadınları soktuğunuzda, çoğu kadın sizi kısa süreli bile olsa istemez. Özellikle de bunu online yapıyorsunuz.

Klasik önseçilim gerçek hayatta yapılır, yani kadın sizi gerçek hayatta sosyal ortam içerisinde görür. Klasik ön seçilim bu gerçek sosyal hayatta insanların ve özellikle kadınların size kaçamak bakışlar atması, sizinle konuşurken saygılı olması ve sizinle konuşmaya istekli olması şeklinde yansıtılır. Sosyal medyadan paylaştığınız “parti hayvanıyım”, “güllerle çevriliyim çok gül koklarım”, “her petekten bal alırım, uslanmam ben deli gönül” pozları bence karizmadan çok gülünç duruyorlar ama size gerçekten zarar veriyorlar.

Önseçilim insani bir temel dürtünün sonucu. Acıktınız, önünüzde tanımadığınız 3 restoran var. İkisi dolu, biri neredeyse boş. Boş olanda istediğiniz yemek olsa bile “iyi de bu saatte diğer restoranlar dolu iken bu neden boş?” sorusu belirir ve yüksek ihtimalle o restoranı tercih etmezsiniz. Önseçilim de böyle bir şey, “tercih ediliyorsa bir cevher var” ya da “tercih edilmiyorsa vardır bir nedeni” temelli bir mekanizma. Ama ön seçilimi, gerçek dünyada kadınların sizinle iletişime istekli olması, bakış atmaları şeklinde değil de, sosyal medyadan hava atmak şeklinde yapmaya çalışırsanız, “güvenilmez” imajını abartırsınız ve “tercih edilir – güvenilir” dengesini bozarsınız.

“Tercih edilen erkek – güvenilir erkek” dengesinin, güvenilir tarafını abartıp tercih edilen tarafını görmezden geldiğinizde, teyzelerin kızlarına almak için sözde yarıştıkları ama müzmin abazan yaşayan biri olursunuz ki bunun zararları erkek camiasında çok konuşulur. Ama bu dengeyi tersine bozmanın zararları da büyük ve nedense pek konuşulmuyor.

Hayatınızda hiç kadın olmadıysa ya da pek kadın olmadıysa, önseçilimi bir miktar abartmanız faydalı olabilir ama aynı şekilde çok kadın olduysa, sayıyı daha az göstermeniz de yararınıza. Direkt konuşmanız gerekmiyor, ben bana “sen çok kadınla olmuşsundur” gibi bir şey ima edildiğinde, “ben mühendisim, kaç kadınla beraber olmuş olabilirim” derdim. Böyle üstü kapalı bir kalıp bulun ve kullanın. Tecrübe normalde davranışlarınızdan akar ve bunu sözel ve davranışsal olarak azaltmak özellikle uzun süreli ilişkiler için size fayda sağlar.

Son olarak şunu söyleyeyim, kız arkadaş ya da eş olarak hiç ilişkisi olmamış kız arıyorsanız ve bir yandan da “her kadına çekici gelir” diye önseçilim ayağına ne kadar çapkın ve tercih edilir olduğunuzu gösterip duruyorsanız, istediğiniz kızın size bakma ihtimalini sıfırlıyorsunuz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.

Esprinin, eğlenen ustalığın bokunu çıkarmak

Bu sitede ve kadın erkek ilişkileri ile ilgili tavsiye veren birçok sitede, bir kadınla aranızda pozitif cinsel gerilim yaratmanın önemi fazlaca vurgulanıyor. Bir kadınla etkileşimin duygusal ve cinsel bir etkileşime dönüşmesi için, pozitif cinsel gerilime ihtiyacınız var.

Pozitif cinsel gerilim yaratmanın yolu da, bu konudaki yazıda bahsettiğimiz gibi, doğru espri anlayışı ya da bu sitede birkaç kere çeviri olarak vurgulandığı üzere eğlenen ustalık.

Doğru espri anlayışı, hedefinizdeki kadına şaka yollu sataşmak demek. Bu hem ince espri için gerekli zekaya sahip olduğunuzu hem de çoğu efendi erkeğin kaybettiği yer olan onay arayışına sahip olmadığınızı, kıza hafif sataşacak cesaretiniz olduğunu gösterir.

Bazı erkekler maalesef kadınların zekaya önem vermediğini sanıyorlar. Zekanın ilişkiler bağlamında çekici olarak dışa vurumu, ince zeka. Kadın erkek ilişkilerinde zekanın kadına çekici gelen versiyonu, sizin diferansiyel denklemler çözmeniz ya da satranç şampiyonu olmanız değil, sosyal bağlamda ince espri, laf söyleme, lafı yerine koyma kabiliyetidir. O nedenle kızlar zekaya önem vermiyor inancı büyük bir yanılgı. Bazı erkekler maalesef gerçekten zeki olsalar bile, sosyal fobi, içe kapanıklık ya da spektrumda olma gibi bazı nedenlerle hoşlandıkları kadınlarla ya da düz sosyal ortamda çok tutuklar ve zekalarını gösteremedikleri gibi, tam tersine düşük zekalı sinyali gönderiyorlar. Bu nedenle de “yahu ben atom mühendisiyim ama şu düz adam benden daha fazla ilgi görüyor” moduna giriyorlar. O adamdan daha zeki olabilir ama sosyal tutukluk, kadınlar karşısında reddedilme korkusu ile dona kalma gibi nedenlerle, o adam, zeki çocuğumuzdan daha zeki görünüyor.

Konuyu dağıtmadan konumuza geri dönelim. Benim burada, YouTube kanalında ve Patreon’da yorumlamam için gönderilen mesajlaşma ya da sözlü diyalog metinlerinde en çok gördüğüm hata, espri anlayışının ya da eğlenen ustalığın bokunun çıkarılması.

Kadın efendi erkek olduğumu görmez, beni onaylamaz korkusu ile sıfıra yakın espri ve sataşma ile, etkileşimi mülakata çeviren ve sıkıcı olan bir adam ne kadar kaybederse, işi tamamen espriye ve eğlenen ustalığa vuran adam da o kadar kaybeder.

Bunun matematik bir formülü yok ama bir kadınla iletişiminizde, doğru espri anlayışını, sataşmayı yani eğlenen ustalığı, %30-%40 seviyesinde tutun. Eğer bu seviyeyi geçerseniz, karizma ve çekici değil, sulu ve cıvık olursunuz. Kadın sizden birkaç nedenle, tüm bu nedenler ayrı ayrı çok kötü iken hep bir arada çalıştığından, hızlıca soğur:

Birincisi, dediğim gibi karizma değil, cıvık görünürsünüz. Yetişkin bir erkek gibi değil, oğlan çocuğu gibi görünürsünüz.

İkincisi, kadını ciddiye almıyor gibi görünürsünüz. Kısa süreli ilişki arayan kadınların bile çoğu sizden diğer iki nedenle soğur ama o piyasada belki belki iş yaparsınız. Ciddi ilişki konusunda ise bu hata her zaman ayağınıza sıkar.

Üçüncüsü ve bence en önemlisi, yarı yarıya ya da daha fazla espri, eğlenen ustalık, sizin kadını eğlendirerek onun onayı peşinde koşmanız, kadınla olmak için aşırı kasmanız demek. Bu da sizin değersiz ve ancak soytarılık ile bir şeyler başarmaya çalışan biri olduğunuzu gösterir.

Dördüncüsü, espri yapacağım diye kasarken, kızın konuşma yemlerini kaçırıyorlar ve oldukça sığ, bir bağ yaratmayan, akılda kalmayan ya da çok kötü bir şekilde kalan buluşmalara imza atıyorlar.

Beşincisi, espri risktir ve ne kadar çok espri yaparsanız, yanlış bir şey söyleme ihtimalini o kadar arttırırsınız. Efendi erkek, iyi çocuk, bu riski göze alamadığından espri yapamaz, aptal olduğundan değil. Ama eğer espriyi abartırsanız, gereksiz risk alırsınız.

Maalesef ben birçok etkileşimde bırakın %50-%60 gibi ciddi itici olabilecek bir oranı, neredeyse %100 espri kasmayı görüyorum. Kız bir şey söylüyor, adam “eki eki” diye espri. Kız başka şey söylüyor yine espri. Kız 10 mesaj atsın, 10 mesaj espri kasıyor. Sonra da en çok karşılaşılan ve sorulan soru: “bu kız bana niye görüldü attı, engel attı?”

Arkadaşlar bakın olayı anlamak kolay. Efendi adamın espriden korkan (kıza espri yaparsam, şaka yollu sataşırsam beni onaylamaz, bana kızar, beni kaka çocuk sanar) diyaloğu, sıkıcıdır, içinde tuz ve baharat olmayan çorba gibidir. Doğru espri anlayışı, tuz ve baharattır. Çorbanın özü hala kızla birbirinizi tanımak ve bir bağ kurmak ama tuz ve baharat şart, bunu çorbaya atın diyoruz. Ama nedense bazı arkadaşlar, tuzluğun ve biberliğin kapağını çıkarıp, tüm tuzu ve biberi çorbaya döküyorlar!

Tekrar ediyorum, bunun matematik bir formülü yok ama bir kadınla iletişiminizde, doğru espri anlayışını, sataşmayı yani eğlenen ustalığı, %30-%40 seviyesinde tutun. Eğer bu seviyeyi geçerseniz, karizma ve çekici değil, sulu ve cıvık olursunuz. Fazla kasıyor görünürsünüz, kadın kendisini hiç ciddiye almadığınızı (çok ciddiye almak da iticidir, çok az ciddiye almak da),  büyümemiş bir çocuk olduğunuzu düşünür. Bir duygusal – cinsel bağ kuramazsınız ve buluşmada yanlış bir şey söyleyip zıçma şansınız artar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize özellikle de toksik ilişkiler rehberi kitabına bakabilirsiniz.