28 yaşındayım, hiç sevgilim olmadı, görücü usulü evlilik için görüşsem mi? – Vaka çalışması

Mahmut Abi, 28 yaşındayım ve şu ana kadar hiç sevgilim olmadı. Son zamanlarda bu konuda, senin sosyalleşme ile ilgili tavsiyelerini uyguluyorum ve yavaş yavaş ilerleme de kaydediyorum. Sorum şu. Annem bir yandan da bana kız bakıyor. Geçen gün bana üniversite mezunu, 23 yaşında bir kız bulmuş. Kızın ailesini tanıyor ve aynı zamanda üçüncü kaynaklardan da kız hakkında bilgi almış.  Kızın fotoğrafını gösterdi ve kız güzel, iyi bir bölümden mezun.

Sana sorularımı yazayım. Birincisi görücü usulü evliliğe nasıl bakıyorsun?

Ben bu kızla tanışmalı mıyım?

28 yaş evlilik için erken mi?

Tanışıp da bu kızla ilerlersem ve evlenirsem, kendimi ilişkiler konusunda başarısız hissedeceğim. Sonuçta hiç sevgilim olmadı ve kızı da kendim bulmadım. İlerde pişman olur muyum?

Şimdi anektod gibi olmasın, tek vakadan örnek alamazsın ama ben kendi bulduğum kadınla değil de, annemin bulduğu ve “ya 26 yaşında ne evliliği” diye görüşmeye bile gitmediğim kadınla evlenseydim, muhtemelen çok daha iyi bir evlilik yapardım ? Fakat benim şimdi yazacaklarımda bu olaydan dolayı bir ön yargı yok, daha çok çevremde gözlemlediğim şeyleri ve bazı araştırma sonuçlarını konuşacağım.

Önce, görücü usulüne nasıl baktığım sorusunu cevaplayayım. Ben, görücü usulüne olumlu bakıyorum. Bugüne kadar görücü usulü evlenmiş bir sürü çifti tanıdım, aynı zamanda birbirlerini sevgili olarak bulmuş bir sürü çift de tanıdım. Görücü usulü çiftlerin daha mutsuz, kötü durumda, vs. olduklarını görmedim. Aslına bakarsan, bir miktar daha iyi durumda olduklarını bile söyleyebilirim.

Benim birçok danışanım beni görücü usulü tanıştığı bir kızla olan etkileşimi konusunda arıyor. Hemen hepsinde gördüğüm, tanışma olduktan sonra işin evlilik hedefli sevgililik gibi olması. Beni görücü usulü tanıştığı kızla ilgili arayan erkeklerin çoğunda, kız sonradan ilgisini kaybettiği için vazgeçmiş oluyor yani bilmeyen varsa söyleyeyim, görücü usulü öyle “babam uygun görmüşse bana söz düşmez” şeklinde olmuyor. Çift tanıştıktan sonra, erkeğin yine çekici kalması, burada bahsettiğimiz oyuna sahip olması gerekiyor.

Görücü usulünde tabii ki evlilik odaklı buluşmalar yapıyorsunuz ve bizim tavsiye ettiğimiz buluşmadan nikaha minimum 18 ay kuralını uygulamanız çok zor. Ama kızı tanımak için gereken sürenin kısalmasının dezavantajını, ailelerin kızı ve ailesini bilmesi ile kapayabilirsiniz.

Evlenmeye niyetiniz varsa, istediğiniz kadar modern olun, görücü usulüne de bir şans verin derim. Yalnız görücü usulü evlilik, günümüz insanının sahip olduğundan farklı bir zihin yapısı gerektiriyor.

Dr.K buna kararsızlık ile ilgili yayınında değinmişti. İnsanlar bir ilişkinin veya evliliğin çalışması için, en baştan en doğru kişiyi bulup, işin olurunu daha çok tercihin iyiliğine bırakmaya meyilliler. Görücü usulünde ise, münasip birini seçip, onunla ilişkinin çalışması için emek harcamak gerekiyor. Kararın “doğru” olmasının yarısı münasip kişiyi doğru seçmek ise, yarısı seçimin çalışması için emek harcamak.

Ben bu kızla tanışmalı mıyım? 28 yaş evlilik için erken mi?

Bence bir erkek için ideal evlilik yaşı 30 – 32 arası ama 33 – 35 yaş evlenmek için nasıl geç değilse, 27-29 yaş da evlenmek için erken değil (şimdi ha desen 29 yaşında evleneceksin, 28 değil).

Ben aslında 30-32 yaşı, günümüz erkeklerinin geç olgunlaşmasından ve 30 yaş altında yanlış kararlar verme riskinin yüksek olmasından söylüyorum. Yoksa “30’una kadar girebildiğiniz kadar ilişkiye girip tecrübe kazanın” olayından değil. Bir insan ilişki tecrübesini 2-3 sevgilide kazanabilir. 20 tane kadınla yatmanızın uzun süreli ilişki ve evlilik dinamiği konusunda size sağlayacağı tecrübe ve bilgi de kısıtlı. Yani bana göre bir erkek 25 yaşında duygusal ve zihinsel olarak olgunsa, 25 yaşında evlenmesi de erken değil. Günümüzde maalesef çoğu erkek 25 yaşında ama zihin ve duygu dünyası 18 yaşında.

Bu kızla tanışmalı mısın? Yani kız evlenmek için uygun birine benziyor ise tanışman iyi olur bence.

Tanışıp da bu kızla ilerlersem ve evlenirsem, kendimi ilişkiler konusunda başarısız hissedeceğim. Sonuçta hiç sevgilim olmadı ve kızı da kendim bulmadım. İlerde pişman olur muyum?

Şimdi bu zor bir soru. Aslında eğer görücü usulü iyi bir kız bulup evlenirsen, iyi bir evlilik yaparsan, ilişkiler konusunda başarılı olursun, başarısız değil. Yani iyi bir ailen varsa, geçmişte 2-3 sevgilin olmadı diye neden başarısız olacaksın ki? Ayrıca kızla arkadaş çevrenin çevresinde tanışman başarı, aile tanıştırınca neden başarısızlık olsun.

“Kızı kendim bulmadım, bu başarısızlık mı” derken kafanda kızın görücü usulü tanıştırıldığı için, sana hemen evet diyeceğini sanmak gibi bir yanılgı var sanırım. İlk telefonlaşmadan itibaren, kızla bir etkinlikte tanışan adamın oyunu neyse, sen de onu oynuyorsun. Yani tamam, birinde evlilik odaklı olduğundan oyun daha farklı ama oyun zorluğu farklı değil.

İlerde pişman olur musun? Olabilirsin ama ben evlilik konusunda kendi bulup evlenenlerin daha iyi durumda olduklarını görmiyorum ama öyle evlenen hiç kimse “acaba görücü usulü olmadığı için pişman olur muyum?” diye sormuyor nedense.

Şimdi soru neden zor ona gelelim. 28 yaşına kadar hiç sevgilinin olmaması bazı spesifik nedenler dışında normal değil. Kadınlarla olan bu başarısızlığın yüzünden, uzun süreli bir açlık içinde olman kaçınılmaz. Bu açlık, senin görücü usulünde tanıştığın kızı doğru değerlendirmene engel olabilir. “E abi kendi tanışsa da engel olmaz mı” diyebilirsin ama kendi tanışmandan hemen evliliğe atlamıyorsun.

Benim kendi görüşmelerimde çok karşılaştığım bir problem var. Oğlan 30’una dayandı, hemen evlendirelim acelesi ile, aileler kızı gerçekten araştırmadan buluyorlar, aceleden birçok kırmızı alarm gözlerine görünmüyor. Yani görücü usulünde “bizimkiler tanıyorlar, bilgi almışlar, o konu dert değil” diye salmayın hemen. Bu kulaklar, herkesin “çok feminen, sadık, tecrübesiz” diye bildiği kızın erkek arkadaşının, oğlumuzu “birader bu hatun 2 senedir sevgilim, bana ailem görücü buldu ama buluşmadım dedi, siz görüşüyor hatta yatıyormuşsunuz” diye araması tadında ne hikayeler dinledi 😮 Ya da “ya bizim Mustafa’nın kızı, elimizde büyüdü, çok şekerdir” diye bilinen kızın, adama bıçakla saldırıp “seni bana tecavüz etti diye polise şikayet ederim, hayatını kaydırırım” diye tehditler savurması tadında hikayeler. Bana anlatılan bu hikayelerin hepsinde, kırmızı alarmlar aylardır orada çalıyorlar ya da aile azıcık ciddi sorup soruştursa olayı bilecek ama hem adam hem de ailesi kafalarını kuma gömmüş vaziyette evliliğe gidiyorlar.

Yani birincisi aileni kızı iyi araştırıp araştırmadıkları konusunda sıkıştırıp işe koyacaksan, kendin de toksikliğe gözlerini kapamayacaksan, hemen tanışır tanışmaz 2-3 ayda nişan yaparız diye atlamayıp en az bir 6 – 8 ay kızı tanımak için zaman koyacaksan, açlığının farkında olup onun gözünü boyamasına izin vermeyeceksen bence bu işe girebilirsin. Sana nacizane tavsiyem, bu süreci dışarıdan gözlemleyebilecek, ailenin dışında bir bilen adam bulman ve ona danışman. Güvendiğin bir büyüğün en iyisi, o yoksa bir iki kere bana ulaşıp durum değerlendirmesi yapabilirsin ve böylece ilk görüşmemizin “Mahmut Abi afedersin sıçtım” şeklinde olma ihtimalini azaltabilirsin.

Yani kısacası, hiç kız arkadaşın olmasa bile, görücü usulü iyi bir evlilik yaparsan başarısız sayılmazsın, pişman olma ihtimalin de kendin bularak bir iki sevgiliden sonra evlensen pişman olma ihtimalinden fazla olmaz. AMA, görücü usulü, senin 28 yaşına kadar sevgilisiz bırakan “şeytanların” ile yüzleşmekten kaçman için bir fırsat değil. O şeytanlarla yüzleşmen yine gerekecek, bu sefer daha ciddi bir ilişki yolunda yüzleşmen gerekecek. Ama merak etme, günümüzde görücü usulü ile tanışıp evlilik yoluna girdin diye, hemen hiçbir kadın senin zayıflıklarına tolerans göstermeyecektir. Yani bu kızla görücü usulü tanış ama daha ilk buluşmadan elektrik alamaması ya da  iki ay sonra ben hissetmiyorum diye çark etmesi gibi olaylara hazırlıklı ol.

İlk buluşmada neler yapılır ya da neler yapılmaz konuları ile ilgili bir podcastımız var. Discord kayıt sisteminin dandikliği sağolsun, kayıt kalitesi düşük ama faydalı bilgilerle dolu bir yayın. Onu tavsiye ederim. Bu işin ayrıntılarına da, erkekler için ilişkiler seti içindeki kadınlarla tanışma kitabında girdim.

İlk buluşmadan sonra ilk mesajı kim atar, ne zaman atar, mesaj olarak ne yazar?

Buluşmadan sonra ilk mesajı kim atar, ne zaman atar, mesaj olarak ne yazar?

Bu soruları çeşitli yazı ve yayınlarda defalarca cevapladım ama sürekli sorulduğu için kendisine ait bir yazısı olsa iyi olacak.

İlk buluşmayı yaptığınızda ya buluşma bittiğinde ayrılırsınız ya da buluşma baş başa kaldığınız bir yere ve sabaha uzar. İkinci durumda, gece sporları da olabilir. Bu iki durumu ayrı değerlendireceğiz.

Çoğu çift için ilk veya ilk birkaç buluşma, birkaç saat sürüyor ve aynı gün bitiyor. Bu durumda genel kural (1) erkeğin aynı gün kıza ulaşmaması ve (2) en geç ertesi gün kıza ulaşmasıdır.

Eski bilgi, ilk buluşma sonrasında 2-3 gün bekleyip kıza ulaşmayı tavsiye ediyordu ama bu bilgi doksanlardan, telefonların tuşlu ve kablolu olduğu zamanlardan kalma. Günümüzde 2 gün beklemek bile geç, 3-4 gün beklemek ise ciddi hata. Eğer kızın size ilgisi yüksekse tabii ki bekleseniz de problem olmayabilir ama problem çıkmazsa, beklemenize rağmen çıkmaz, beklemeniz sayesinde değil.

Birçok erkekten kızın kendisine ulaşmasını beklediğini duyuyorum. Bu da çok yanlış. Kızlar karşı taraftan ulaşmasını beklerler, erkekler değil. İlk ulaşımı özellikle başlarda hep siz yaparsınız. Ama bakın hergün ulaşırsınız demedim. Yeni tanıştığınız bir kızla hergün görüşmenize gerek yok ve sürekli siz ulaşıyorsanız hergün ulaşmanız zararlı. Haftada bir iki ulaşmanız ve bunlardan birinde bir sonraki buluşmayı ayarlamanız yeterli. Ama tabii kız size ulaşırsa mesajlaşın ve kız size birden fazla kez ulaşırsa siz de bu bir iki ulaşma sayısını arttırın.

İlk buluşma günü siz mesaj atmayın ama kız mesaj atarsa da kızı görmezden gelmeyin. Kızla mesajlaşabilirsiniz.

İkinci durumda yani geceyi kızla geçirdiğiniz durumda, ertesi gün ayrıldıktan sonra birkaç saat içinde kıza ulaşabilirsiniz. Özellikle de seks yaptıysanız çok gecikmenizi tavsiye etmem. Bazı arkadaşlar bağlama bakmadan ertesi gün mesaj atacağım diye anlıyorlar yani kızla diyelim Salı buluşuyorlar, Salı’yı Çarşamba’ya bağlayan gece beraber oluyorlar, Çarşamba sabahı da kızdan ayrılıyorlar. Bu durumda da Perşembe’ye kadar kıza ulaşmıyorlar. Bu yanlış.

Peki ilk buluşma sonrası ilk mesaj ne olmalı? Öyle çok özel bir şey yazmanıza gerek yok. Buluşmanın iyi geçtiğini ya da en azından kötü geçmediğini varsayarsak, dün iyi vakit geçirdiğinizi ve en kısa sürede tekrarlamak istediğinizi söyleyerek, bir sonraki buluşmayı teklif edersiniz. Bundan önce ya da sonra biraz muhabbet edebilirsiniz ama uzatmayın.

Nedendir bilinmez, bazı erkekler ilk buluşma sonrasında hiç buluşma teklif etmeden günlerce mesaj arkadaşına dönüyorlar. Oysa bir kızla ilk başlarda haftada bir – iki (en fazla iki) buluşmanız, olayı gerçek bir şeylere götürmenin en hızlı ve sağlam yolu.

İlk buluşmada neler yapılır ya da neler yapılmaz konuları ile ilgili bir podcastımız var. Discord kayıt sisteminin dandikliği sağolsun, kayıt kalitesi düşük ama faydalı bilgilerle dolu bir yayın. Onu tavsiye ederim. Bu işin ayrıntılarına da, erkekler için ilişkiler seti içindeki kadınlarla tanışma kitabında girdim.

3 hafta flörtleşilen kızın sevgili yapması – Vaka çalışması

3 haftalık ama hızlı gelişen bir flörtüm vardı. Çok iyiydik anlaşıyorduk ve 3 hafta boyunca neredeyse her gün buluştuk. Bazı günler günde iki kere buluşuyorduk.

Neredeyse her gün buluşmanız iyi bir şey değil ki! Her gün buluşacak kadar boş biri olmak, alternatifsiz olmak ve daha da önemlisi tahmin edilebilir olmak, sevgililiğe ya da yakın temasa değil, arkadaşlığa çıkar. Bir kızla özellikle başlarda, haftada 2-3 kere buluşmanız yeterli, daha fazlası zararlı.

Yani bazen iki gün ard arda buluşulur ama sürekli olarak buluşmak kötü. Aynı şekilde telefonda saatlerce, gece yarılarına kadar konuşmak da kötü.

Her şey çok iyi gidiyordu fakat sevgili değildik.

“Sevgili gibiydik ama değildik” tadında laflar bana bir erkeğin hayal alemine daldığını, kendi fantezisini kıza yansıttığını (projeksiyon) ve kızın kendisini arkadaş olarak gördüğünü algılayamadığını söylüyor. Tabii ki bu her zaman geçerli değil ama genellikle durum bu. “Sevgili gibiydik” dediğiniz yerde bir durup gerçeklik kontrolü yapın.

“Sevgili gibi ama sevgili olmadan” yakın temas, öpüşme ve hatta seks varsa (buraya yazanların çoğunda olmuyor ama), kız sizinle takılırken sizin çok fazla ilişki isteği ile dolduğunuza işaret.

Sonra aramız boş sebeplerden ve benim kız çevremden dolayı biraz bozuldu.

Senin kız çevren nedir bilmem ama kanka kız arkadaşların varsa, uzun süreli ilişki bulmakta zorluk çekersin. Çoğu erkek yakın erkek arkadaş istemez ve çoğu kadın da yakın kız arkadaş istemez.

Ve bir türlü eski hale dönemedik. En son da benim 1 hafta il dışına gitmem gerekti ve bu süreçte hiç konuşmadık, belirsizlikteydik.

Sen belirsizliktesin ama kız acaba öyle mi?

Geri döndüğümde yılbaşını başka bir erkekle geçirdiğini öğrendim, ama bu kadar kısa sürede yani 10 günde birisini bulması imkansız.

İmkansız değil ama tabii siz görüşürken görüştüğü biri olma ihtimali yüksek.

Sanırım belirsizlik dönemindeyken bile hayatına birisini almış.

Kız için belirsiz bir şey yokmuş demek ki.

En son konuşmak için mesaj attığımda, benim hayatımda birisi var mutluyum artık beni rahatsız etme şeklinde cevap aldım.

Sadece bir kere mesaj attıysan ve bunu söylediyse, kabalık bu. “Beni arama” dese tamam ama “rahatsız etme” nedir? Ama hayırdan anlamayan biriysen ve birkaç kez ulaştıysan hak etmişsin.

Şimdi asıl problem şu ki, yılbaşını bir erkekle geçirdiğini öğrendiğin kızla ne konuşacaksın çok merak ettim. “O kim?” mi diyeceksin, “onu bırak beni al” mı diyeceksin, “bana bunu nasıl yaparsın mı?” diyeceksin? Yani olayın ne olduğu belli, kıza ulaşmadan kızı silecektin.

Ama 3 hafta boyunca her gün beraberdik il dışına vs. gezmeye gitmiştik o yüzden onunda bağlandığını düşünüyorum.

Bu kadar samimiyet genellikle arkadaşlığa çıkar, bağlanmaya değil. Bağlanmak için kadının sizden uzakta zaman geçirmesi, sizi düşünmesi, özlemesi ve merak etmesi yani duygusal yatırım yapması lazım. Ortak tecrübe de duygusal yatırım yaptırır ama fazlası arkadaşlığa çıkar.

Bu kızın geri dönme ihtimali nedir?

Başkasıyla birlikte olan kızın geri dönme ihtimalini sorman çok kötü. Kendini küçük düşürme. Sen kızın hiçbir şeyi değildin, kız da senin hiçbir şeyin değildi. Nereye dönecek? Kız başkası ile hoplaşırken sen “geri döner mi?” sorusu ile mi uğraşacaksın?

Beni rahatsız etme mesajından sonra no contact uygulamaya başladım cevap dahi vermedim.

O mesaja cevap vermemen, bu anlattığın hikayede yaptığın en doğru şey. Sana tavsiyem, bu aşamaya geldiğin kızı ghostlaman. Normalde kıza ulaşıp o lafı yemesen ilerde belki takılabilirdin ama “beni rahatsız etme” diyen kızın sana ulaşamaması lazım.

Fakat twitter hesabımı biliyordu ve ara sıra baktığını biliyorum, orada da tamamen sessiz mi olmalıyım yani twitterda mesela yeni iş değiştirdin farklı bir şirkete geçtim o şekilde bir paylaşım yapmam no contactı bozar mı?

Bu soruyu “eski sevgili nasıl geri döner” yazısına yazmışsın. Birincisi bu kız eski sevgili değil. Flört gibi insanlara bir sonraki (next) yapılır. İkincisi, sorduğun sorular, “nasıl davranırsam geri dönme ihtimalini arttırırım” tadında. Bilinçaltında ya da üstünde, “kız adamı bıraksın bana gelsin” gibi bir akbabalık var.

Sen istediğin gibi sosyal medya kullan, istediğini paylaş. Bu kıza yönelik şeyler paylaşıp kendini küçük düşürme yeter. Senin “geri döner mi” kafa yapın tamamen fantezi dünyası. Zaten sana bir daha ulaşma ihtimali çok düşük. Yok diyebilirsin.

Twitter’la ilgili nasıl aksiyon alınmalı? Instagram hesabım zaten gizli. Numarasını da sildim, kendi yoluma bakarak no contact uyguluyorum.

İletişimi kes (no contact) değil, “bırak geç” (next). Bu kızın sana ulaşmasına da izin verme.

Sosyal medyayı nasıl kullanmalıyım bu süreçte?

Kızı takipten çık, sonra da kız hiç olmamış gibi davran.

Bir daha da böyle duygusal yatırım yapmamayı öğren. Böyle duygusal yatırım yapmamayı öğren, hiç duygusal yatırım yapmamayı öğrenme.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Bakire veya ilişki yaşamamış kız, otomatik olarak sadık, iyi bir kız değildir

Uzun süredir görüşmelerde rastladığım bir konu var. Pek makalelik bir şey çıkmayacağı için yazmamıştım ama önemli bir konu olduğu için, kısa bile olsa burada değineceğim.

Bazı erkeklerde, bakire = temiz, bulunmaz hint kumaşı gibi saçmasapan bir romantizm var. Kız duygu durumu bozukluğuna sahip, triplerle, kavgalarla, vs. adamın hayatını cehenneme çeviriyor. “Abiciğim bırakman lazım” dediğinde “abi ama bakire kız (hiç ilişkisi olmamış), ben onun gibisini bir daha nereden bulacağım” diyor!  Böyle düşük seviye boktan bir kızı bulamamayı nasıl başaracak hiçbir fikrim yok ama adam “bakire” kısmına takmış bir kere, bırakamıyor.

Bunun daha çok rastladığım versiyonu da “bakire ama yollu” kızlar. Kız bakire, adamla da yatmıyor. Ama geçmişi seri veya bazen paralel flört dolu, bazen sosyal medyası erkek dolu, adam onunla bununla konuşurken yakalıyor. Böyle bir kız, önüne gelenle yatan kızdan pek de fazla güvenilir değil, sağlam ayak değil. Birçok durumda kız bakire ama penis vajinaya girmemiş, başka her şey olmuş bakiresi. Yani yersen, saftiriksen bakire.  Ama diyelim ki gerçekten hiçbir şey yapmamış bir bakire olsun. 20 yaşında 20 adamla flört etmiş ya da hala ara ara ne olduğu belirsiz erkekler ekliyor, bazen konuşuyor, vs. Bu kız temiz, bulunmaz hint kumaşı, onun gibisini nasıl bulacağım bir kız değil. Yahu 20 yaşındaki kızların kaşar olanlarının yarısı böyle kaşar zaten, neyi nereden bulamıyorsunuz?

Bakın bakire kız isteyebilirsiniz, ben bunu istemeyin demiyorum. Ama bir kız bakire diye o kız bulunmaz hint kumaşı denklemine sahipseniz, bundan bir an önce kurtulun. Adam bir iki tane erkek arkadaşı olmuş, bunlardan biri ile seks yapmış kıza “kirli” diyor, 10 tane flörtle anal sekse varan şeyler yapmış kız “temiz” çünkü bakire! Bakın bakire olmayan kızı istemiyorum diyebilirsiniz ama bu flörtlerin efendisi bakire kız temiz, bir iki erkek arkadaşı olmuş kız kirli falan değil.

Ya da adam erkek arkadaşından başka erkeğe bakmayan, flört geçmişi kabarık olmayan kıza bakire değil diye burun kıvırıyor ama gidiyor önüne gelenle “flört” etmiş ve ediyor gibi görünen kız bakire diye bırakamıyor. Kıza güveni yok, acı çekiyor ama kız bakire diye bırakamıyor.

Bana itiraz etmeden önce, böyle bir kafa yapısının sizi nasıl büyük bir yokluğa sürükleyeceğini, ruhsal problemlere  sahip kızların elinde oyuncak edebileceğini bir düşünün. Asosyal medyadan zehirlendiyseniz size göre zaten piyasada “bakire” kız kalmadı.  Bu az bulunur sandığınız kızlardan birini bulduğunuzda, onu tepenize çıkarmama, kaybetme korkusu ile yaşamama ve bu nedenle de ezilip büzülüp kaybetmeme şansınız çok düşük zaten. Bulunmaz bir prenses önünde eğilip büzülerek kızın gerçekten size saygı duymamasını sağladığınızda, ilişkiniz canınız yanarak, saygısızlığa uğrayarak bittiğinde, “bak işte iyi kız gerçekten yok” diye, kendi kendini gerçekleştiren kehanetin kabusunda debelenip gidiyorsunuz.

Bakın arkadaşlar, örneğin borderline ya da narsist kişilik bozukluğuna sahip bir bakire, sırf bakire olduğu için iyi bir eş olmayacak ve çok muhtemel ki hayatınızı kabusa çevirecek. Önüne gelenle flört eden kız, bakire olduğu için ya da ilk defa sizinle yattığı için, güvenilir bir iyi kıza dönüşmeyecek. Bir kadın, bakire olarak ve kalarak da sokaklara ait olabilir.

Bakın tekrar ediyorum, bakire kız istiyor olabilirsiniz, sorun bu değil. Sorun, “bakire = yeşil bayraklı / bulunması zor kız” fikrini aklınızdan çıkarın. Bence Türkiye’de bulunması en kolay kız (sayıca en çok olduklarından değil piyasada çok aktif olduklarından) “yollu bakire” kızlar. O yüzden adam bana “instada bir sürü erkek eklemiş, çıkarmadı kavga ettik” diye anlattıktan sonra “ama abi kız bakire, bakire kızı nasıl bulacağım” dediğinde bana bir gülme geliyor. Abiciğim böyle “gönlü zengin” kızlar, sen bul, o bulsun, o da bulsun diye piyasada 2-3 tanenizi idare ediyorlar merak etme.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sürekli trip atan kızı alttan aldım, sonunda istemiyorum dedi – Vaka çalışması

Merhaba Mahmut Abi yaklaşık 1 ay önce otobüsde gördüğüm, aynı universitede okuduğum kıza itiraf yazdım. Kız bana instadan mesaj yazdı, baya bi konuştuk. Üniversitede büfede buluştuk, ama daha önemlisi üniversite dışında 1 kere buluştuk.

Konuşmanızın ayrıntısını bilemem ama buraya kadar iyi gitmişsin.

Whatsappa geçtikten sonra “Görüldü” nü neden kapattığımı sorguladı, ben de görünce okuyorum zaten falan düşüncesini uzun-uzun savundum.

Uzun uzun savunmak “ne olur anla beni” diye yalvarmaya girer. Bir veya iki kere sebebini söylersin belki ama ondan sonra hiçbir şey yapmana gerek yok.

Bunun gibi birçok şeyde trip yiyordum ama 2-3 iltifatla falan kendisine geliyordu.

Kız karın ağrısı bir şeye benziyor. Sen de tribe karşı yalakalık yaparak kızı daha fazla trip atmaya teşvik ediyorsun. Bana yazdığına göre “aman kızı kaybetmemeyim” diye yaptığın saçmalıklara rağmen kız seni bırakacak.

Buluşunca mükemmel beden dilimle bankta oturdum elimi arkaya attım. Yakın durdu hava soğuktu, daha yakın durmasını söyledim itiraz falan hiçbir şey olmadı. Hatta bir ara dudaklarına ruj falan sürdü onun hakkında konuştuk. (Ah benim mal kafam, kiss close yapamadım ve 2 ci defadır bunu yaşıyorum).

Fırsat olduğunda öpüşe gitmek önemlidir ama hayati bir şey değil.

“Biz neyiz”, “Beni alacakmısın” sorusu da geldi, “İki yakın insan” “Hadi gel şimdi gidip kağıtları imzalayalım” tarzı cevaplarla geçiştirdim.

Burada bir yerde, kızla sevgili olmayı hiç istemediğiniz durumda çerçeve ile ilgili bir örnek yazmıştım. Herkes onu kopyalıyor ama bu tavrın aynı zamanda kızların %80’inin sizi bırakması ile sonuçlanacağını biliyorsunuz umarım. Öyle de olmalı zaten, siz sevgili istemiyorken, bu %20 azınlığı arıyorsunuz.

Kalkınca koluma falanda girdi yani herşey mükemmeldi.

Uçtu uçtu, takipçi uçtu. Buluşma iyi geçmiş olabilir ama bunun nesi mükemmel? Bu tür yüklü kelimeler, buluşmanın çok iyi olduğundan çok senin kendini fazla kaptırdığına işaret.

Buluşma esnasında 70% o konuştu bazen kendimin sıkıcı olup konu açamadığımı farkettim, sadece onun söylediği şeylerden sorular sorarak konuşturuyordum.

Yeni yıla girince 00:00 da kıza tebrik mesajı yazmadım, dışarıda olduğum için, ama bunun tripi gerçekten çok ağır oldu. Buna baya bi takıldı, baya konuştuk açıklama falan verdim ( Çerçevem gg ), bende konuşmamızın yarısında ona cevap vermeyi durdurdum.

Kız karın ağrısı, özdeğeri düşük (her haltı kendi kişiliğine saldırı olarak algılayıp atar yapıyor). Ben bunlara beta erkeğin kadın versiyonu diyorum. İstediği kadar güzel olsun, böyle bir kızı bırakmanız lazım. Bırakmazsanız, çoğunlukla önce kendinizi küçük düşürüp sonra siz bırakılırsınız.

Burada bu kızın sana trip atmaya hakkı yok, öyle bir statüsü yok. Bu kıza yerini ve haddini kibarca bildirmek yerine açıklama yapıyorsun? Çerçeve darmadağın tabii.

1 gün dişimi sıkıp bekleye bildim …

Çerçeve gg ama yetmedi gg olan çerçeveyi açmaya çalışıyorsun.

Bu aşamada bu kızı salman lazımdı. Aşırı abazansın sanırım. Bu aşamada “bu nasıl saçmasapan bir karın ağrısı, en iyisi ben kaçayım” diyerek, ipleri eline alman ve kızın artık istese de sana ulaşmasını engellemen lazım.

ve “Nasılsın, bence sen bu tebrik mesajı yazmamamı boşver, bende bundan sonra daha dikkat göstereyim böyle şeylere, sorunumuz çözülsün” yazdım.

Bu şekilde %90 omurgasızlığınız ile başbaşa kalırsınız ve size yol verilir ama Allah korusun bu tavırla böyle bir kızla ilişkiye girerseniz, ayak paspası olduğunuz berbat bir ilişki yaşarsınız ve terk edilirsiniz.

“Istemiyorum” dedi. Bu kızın büyük ihtimalle geri dönüşü yoktur ( Keşke olsaydı ), ama ben burada kendimi analiz yapmak istiyorum.

Bu karın ağrısı ile keşke olsa diyorsan, fazla açsın muhtemelen.

Biraz analiz yaptıktan sonra bu kız beni rebound yapmış ola bilirmi düşüncesi aklıma geldi. Bide neden bu kadar herşeye takılıyordu anlamadım.

Kız karın ağrısı, özdeğeri düşük. Özdeğerini dışarıdan ilgi ile almaya çalışıyor, en ufak şey bile kırılgan egosunun tepkisi ile (kendi üzerine alınarak) atara, tribe dönüşüyor. Daha önce de çok bahsettim, böyle kızlar kendi ilişkilerini mahvetmeye programlıdırlar. Erkek bunların isteklerine boyun eğerse ayak paspası olur ve aşırı zayıf ve itici olduğundan terk edilir. Erkek bu kadına omurga gösterse, kadın bu seferde ego savaşına girer, yine erkeği terk eder. Ama bu tabii beta tipi erkekler için geçerli. Bu kızlar genellikle daha doymuş erkeklerden tekmeyi yer dururlar.

Uzun zamandır kızlarla da doğru düzgün iletişimim olmadı, bu en yakın olduğum kızdı. Kız olunca tüm redpill teorilerini unutduğumu farkettim.

Uzun süredir abazan olduğun belli. Bunu kendinize yapmayın yani kendinizi çölde bırakmayın. Zihniniz “bu adam kızlarla iletişimde değil, bu son şansı” diyerek sizi muhtaç hale getiriyor. Çölde bir bardak su bulsanız ve ufukta da başka su görünmüyorsa, o su için her türlü maymunluğu yaparsınız. O su burada olduğu gibi çamurlu olsa bile içersiniz. Oysa ufukta başka bardaklar görseniz, o suya muhtaç olmazsınız.

Bakın muhtaçlıktan kurtulmak için hemen birini bulmanız, birileriyle görüşmeniz bile gerekli değil. Bazı erkekler kadın ilgisine muhtaçlar ve 1 hafta kadın olmazsa, kendilerini aşağı hissederler ama çoğu erkek, sadece yakın gelecekte kız bulmaya gidecek yola girse bile, muhtaçlığın çoğundan kurtulur.

Ben bunu üniversitede birkaç kere deneyimlemiştim. Muhtaç his ve davranışlarım, kızlı erkekli yeni insanlarla sosyalleşmenin artması ile beraber, gerçekten bir kadınla bir şeyler yaşamadan aylar öncesinde giderdi. Hatta o zamanlar “önce muhtaçlığın gittiğini, sonra kadın geldiğini” gözlemlemiştim.

Hem yaşım 20 ve şuan ciddi bir ilişki düşünmüyorum, bazen bir şeyi anlamıyorum.

Ciddi ilişki düşünmüyorsun, kızlarla doğru düzgün iletişimin yoksa herhangi bir ilişkin de olmaz. Yani yalnız devam edersin.

Kızın bizi ilişkiye sokmaya çalışıp seks vermemesi, bizim ilişki vermeyip seks almamızdan daha kolay mı?

Konuyla alakası ne? Senin bir sokabiliten olsun önce. Ayrıca kızlar size seks vermezler, siz kızlarla seks yaparsınız. Siz de onlara ilişki vermezsiniz, onlarla ilişkiye girersiniz.

Yoksa bu tür şeyler benim beynimin yuyulduğunu mu gösteriyor?

Beynin fazla hap dolmuşa benziyor. Ama bir yandan da klasik abazan gibi davranıyorsun. Yani buraları hiç okumasan da daha kötü davranmazdın herhalde. Ya da belki buraları okuduğun için peşinde koşmuyorsun. O da iyi bir şey ama asıl kızla iletişimde doğru ve güçlü davranman lazımdı.

Sorularınızı bana uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

 

Toplu taşıma aracında kıza yürüyen takipçinin başına gelenler – Vaka Çalışması

“Abi toplu taşıma araçlarında yürüme davetiyesi atan kızlara nasıl yürüyeceğiz?”

Buna itiraz eden çok olacaktır ama ben erkekadam.org sitesinde birçok yorumda, toplu taşıma araçlarında kızlara yürümenin riskli olduğunu söylüyorum, yürüme davetiyesi alsanız bile bunu yapmamanızı tavsiye ediyorum. Dar alanda çok fazla sayıda “beyaz şövalye” var.

Bu konuda bir vaka çalışması değerlendireceğim. Burada arkadaşın başına gelen şeyin nedeni tam olarak toplu taşımada yürümesi değil, başka hataları da var.

“Buraya toplu taşıma yürümeleriyle ilgili başımdan geçen bir anıyı eklemek istiyorum ben dersimi aldım bazı arkadaşlar da umarım başına musibet gelmeden nasihatı dinlerler.

Dolmuşa bindim, ortam sıkış sıkış. Önümde iki kız var. Benim yürüyeceğim hatunla aramda 1 metre mesafe var aramızda kız arkadaşı var. Dolmuşta bir yandan da arkadaşlarla gülüşüyorum. O esnada kızın bana bakışlarını fark ettim. Gel donuma gir der gibi bakıyor.”

Yavaş. Yürüme davetiyesi dediğiniz şeyin adı yürüme davetiyesi. Ye beni davetiyesi değil. Rastgele 30 kıza yürüyüp biriyle bir şey olacaksa, yürüme davetiyesi varsa 10 kızdan biriyle olur gibi bir şey.

“Hemen kıza da gülümsedim, kız da karşılık verdi ekstra olarak gözler aşağıya doğru kaçırıldı. Dedim “oğlum yaldızlı davetiye yürüme koş!”

Kıza “üniversite öğrencisisin galiba” dedim, biraz okulu bölümü hakkında tahminde bulundum. Kız gülerek cevap verdi ama bana soru sormadı. Birkaç tahminde daha bulundum. Ayrıca yanımızdaki abla da sağolsun çöpçatanlık yapmaya bizi konuşturmaya çalıştı.”

Yanındaki abla olayı iyi olmamış.

“5 dakika falan böyle arada konuşuyoruz kız daima gülümsüyor, gözlerini kaçırmıyor ama bana ekstra soru da sormuyor. Çok arada kaldım ama dedim “oğlum en fazla başına ne gelebilir kız utangaç belki o yüzden soru soramıyor.” Kıza “daha sonra düzgün bir yerde konuşmak ister misin?” diye sordum.”

Hayır. 3-5 dakikalık bir muhabbeti ilerletmek için yatırım yapmayan (soru sormak gibi), yeterince sıcak olmayan bir kızı bir yere davet etmeyin, kızdan telefon numarası istemeyin. Kendinizi böyle bedavaya vermeyin. Kendinizi kendi gözünüzde düşürürsünüz.

Bir de senin şöyle bir durumun var ki bunu hiç hesaba katmıyorsun. Bir kız, en azından normal bir kız, başka bir kız arkadaşının yanında sokakta tanıştığı birine telefon ya da randevu vermeye de çekinir. Zira yanlarındaki kızın arkalarından “Merve sokakta tanımadığı adamlara randevu veriyor” diye dedikodu yapma ihtimali düşük değil.

“Kız reddetti.”

Tabii kız seni kötü kız görünmemek için reddetmedi muhtemelen. İstemediği için reddetti.

“Daha sonra inecekleri durağa geldiler, arkadaşı bana döndü “ben böyle bir yavşama görmedim yuh, pes falan” dedi. Ben çerçevemden ödün vermiyorum yüzümde piç gülümsemesi yürüdüğüm hatun da hala gülümsüyor. Kızlar dolmuştan indiler.

2 dakika sonra arkamdan bir eleman saçımdan tuttu “sen ne yapıyorsun lan” dedi. “Abi sarkıntılık yapmadım, taciz etmedim sadece konuşmak istiyor mu onu sordum” dedim. Eleman “herkesin içinde teklif edilir mi lan dedi” Dolmuş şoförü dolmuşu durdurdu arkamdaki elemanın göğsüme tekme atmasıyla dolmuştan indirildim.”

Oha, seninkisi uç bir örnek olmuş ama dediğim gibi toplu taşıma araçları riskli. Zira çoğu araçta böyle bir beyaz şövalye olabilir. Şimdi bir de kızın arkadaşının tepkisini duyduğu için, senin gerçekten de hayırdan anlamayan biri olduğunu düşünmüş olabilir. Burada olayı tetikleyen öbür cockblocker kız.

Bir de kızın muhabbeti uzatmak istemediğini anlayıp selam verip kızdan dönsen başına bu gelmeyecek.

Ben zamanında İstanbul’da gördüğüm bir olayı yazmıştım:

“Toplu taşımada bayağı bakıştık. Kız inecekken de bana baktı ”acaba bu da inecek mi?” der gibi. Daha sonrasında inip yürürken arkasını dönüp yine bana baktı. Fazlasıyla davetiye almışım gibi geliyor ancak kulağında kulaklık olması falan sıkıntı. Senin yazında da kızların bizi düşünüp ”aa şöyle yapayım da çocuk rahat yürüsün bana” demediğini ve işi kolaylaştırmadığı yazıyordu. Bir de toplu taşımada yürümek fazlasıyla riskli bir durum benim için.“ – Hepimiz için öyle. Bir keresinde bir kadının otobüsü durdurtup taciz etti diye polis çağırdığını ve kapıların bile açılmadığını görmüştüm. Muhtemelen adam gerçekten taciz etti zira gören vardı diye hatırlıyorum ama etmese de başına gelebilir.

“Kavgaya karışmamam gereken bir dönemdeydim arkamı döndüm gittim. Bana ders oldu bundan sonra böyle bir olayda teklif kısmını kızın arkasından inip yapmam gerektiğini öğrendim.”

Hayır, sokak yürümesinde takip olmaz, ısrar olmaz. Bu ikisi başını belaya sokar. Bir de tenha olmaz. Buna loş ve ıssız sokaklar da dahil, asansör de. Ben mesela asansörde birine yürümem (kadınlarla ve erkeklerle çok sayıda ufak asansör muhabbeti yaptım ama yürümem). Burada asansörde yürüyüp sonra üniversitede kızın erkek arkadaşı ve ekibi tarafından yakasına yapışılan bir elemanın hikayesi vardı.

“Ayrıca yürüme davetiyesi ne kadar yaldızlı olursa olsun konuşmayan soru sormayan kıza da konuşalım dememek gerekiyor ben bunu bilmeme rağmen risk aldım elimde patladı.” 

Riski bir yerde, gereksiz bir risk almışsın ve patlamış. Bu kadar kötü patlama ihtimali düşüktür ama bu en kötüsü değil. En kötüsü güvenlik kuvvetlerinin işin içine girdiği durumlar.

Her yürüme davetiyesi atana yürüyemezsiniz. Aslında çoğuna yürüyemezsiniz. Olayın doğası bu. Zorlamayın. Yürüme davetiyelerini değerlendirmenin en kabul edilir olduğu yerler sosyal etkinliklerdir bu arada, sokaklar değil. Dışarıda bunu yapamazsınız demiyorum ama son zamanlarda yürüme deyince sadece sokakları ve sadece daygame’i anlayan bir kesim türedi. Adama kızlara daha fazla yürü diyorum, adam bana otomatik olarak “ben sokakta yürüyemem, daygame yapamam” diyor ? Bunun arkadaş çevresinin çevresi var, hayat oyunu var, sosyal hayat oyunu var, gece oyunu var, vs. vs. Daygame yürümelerden biri sadece. Yani daygame’i aşağılamıyorum ama neden sadece bu akla geliyor?

Her neyse, kısacası tenhada yürümeyin, takip etmeyin, ısrar etmeyin, dar alanda paslaşmaya kalkmayın, kısa cevaplar veren, nezaketen konuşanları darlamayın. Bir de kız grubu içinde bir kızın size telefon numarası vermesinin o kızın dedikodusunu çıkarabileceğini ve kız gruplarına yürümenin zor olduğunu bilin.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Evlendiğim kadının sonradan bana hayatı zindan etmeyeceği ne malum?

Dünkü sosyal medyaya bakıp, ilişkiler konusunda temel inançlar geliştirmek yazısına örnek olabilecek bir yorumu ele alacağım.

Mahmut Abi selamlar,

Kadınlarla iyi kötü bir şeyler yaşayabiliyorum. Genelde Elizabeth dolaşıyorum ama 20’li yaşlarımın ortalarında olmama rağmen, bu zamana dek 20’den fazla hanımefendi ile öpüşmeden tut bir şeyler yaşadım iyi kötü. Bazen düşürüyorum, genelde ise yalnız takılıyorum.

Eğer çok uzun süreli bir ilişkin yoksa, 20 – 25 yaş arası daha çok yalnız olman anormal değil. Çoğu erkek öyle. Kız arkadaşlarım ve arada daha kısa süren şeyler olsa da, ben de öyleydim.

Sürekli düşürebilen, çekici ve başarılı bir erkek olabilmek için elimden gelen bütün çabayı vermeyen, sadece ara sıra düşeni edeni, tutanı kaçanı yakalamaya çalışan bir tipim. Kendimce çok yetersiz olsam da ortalama kitleye göre biraz daha kadın geçmişim var.

Neyse soruma gelelim. Ben hanımefendilerle cinsellikten, ilişkilerden, sohbet-muhabetten, tanışmaktan ve görüşmekten zevk alan birisi olsam bile, bir yuva kurmak, ilişkinin aşırı ciddileşmesi, onunla birlikte evlenmek fikirleri bana aşırı derecede korkutucu geliyor. Çünkü kendi çıkarlarım açısından oldukça batık bir “yatırım” gibi algılıyorum ben bu durumu.

İlişkiler emeklilik yatırımı gibi şeyler değiller. Daha başından bitimine kadar, alırsın verirsin. İlişki iyi ise genellikle aldığın, verdiğini geçer (kadına verdiğini değil, ilişki verdiğini çoğaltan bir şey ya da öyle olmalı). Sonra ilişki boktan şekilde bitse de, ayların ya da yılların pozitifte geçmiş olur. İlişki bitimine, almadan sürekli vererek yatırım yaptığın ve sonra da batan bir emeklilik hesabı gibi bakmak, genellikle ilişki için sürekli vermesi gerektiğine inanan efendi erkek kafasının eseridir. Efendi adam genellikle gizli sözleşmeler ile, karşısındakinin de kendisine vereceğini umarak verir de verir.

Çok sevdiğim, çok iyi anlaştığım, ilişkimizde bana hep iyi hissettiren ve sadece bana ait olduğunu, gözü çok dışarıda gezmeyen bir hanımefendiyle uzun süreli bir ilişki yaşadığımı varsayalım.

Şimdi buraya dikkat edin. Aşırı mükemmel bir senaryodan başladı. Sevdiğim, iyi anlaştığım değil, çok sevdiğim ve çok iyi anlaştığım. Bana iyi hissettiren değil, hep iyi hissettiren (bir kadın ya da ilişki size hep iyi hissettirmez. Hayatın zorlukları, anlaşmazlıklar olur). Bembeyaz bir tablo çizdi zira zihni oradan simsiyah bir tabloya atlayacak.

Hadi 4-5 sene olsun bu ilişki. Evlilik vakti gelmeye başladı, birbirimizden hoşlanıyoruz, artık birbirimizle olan ilişkideki beklentileri artırıp daha da ileri ve ciddi safhalara geçmek için ikimiz de hazır hissediyoruz. Bu kadının, evlendikten sonra karakterinin değişmeyeceği, bana ters hareketler yapmayacağı, benim canımı sıkıp, psikolojimi bozup, kafamı attıracak derece ‘arıza’ hareketler sergilemeyeceği, bana hayatı zindan ettirmeyeceği ne malûm?

Birden simsiyah tabloya atladı. Bu, siyah – beyaz yani mantıklı değil duygusal düşünme şeklidir. Bundan Dr. K, “4 saat Youtube izledikten sonra neden hiçbir şey yapasınız gelmiyor?” bölümünde bahsediyor (Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları – 201 kitabında var, bir de Patreon yayını var):

“Siyah – beyaz düşünme şekli amigdalada (limbik sistemde yer alan, kişinin korku, kaygı, öfke ve endişe gibi duygu alanlarını yöneten beyindeki bir bölge) ve hipokampusda (yaşanılan anıların olaylarla ilişkilendirilmesinde ve kişinin yön bulma duyusunu kontrol etmede de önemli bir rol oynayan beynin hafıza merkezi) duygusal aktiviteye işaret eder. Bu da, duygusal olarak yüklendiğiniz ve mantıklı düşünemediğiniz anlamına gelir yani duygusal düşündüğünüz anlamına gelir.

Çok fazla oranda siyah – beyaz dili kullanan insanlar duygusal düşünürlerdir. Mantıklı konuştuklarını, acı gerçekleri söylediklerini düşünürler ama gerçekten mantıklı düşünemezler. Çünkü gerçek dünya nüanslarla doludur ve çok az şey siyah – beyazdır. Siyah – beyaz düşünce gerçeklikten kopuktur. 

Siyah – beyaz düşünen insanlara meydan okuduğunuzda, itiraz ettiğinizde, karşıt görüş bildirdiğinizde, aşırı derecede duygusal tepkiler verirler. Sözlerinde mantık kullanırlar ama mantığın arkasında büyük bir duygusal yük vardır. Bu duygusal yükü boşaltmanız gerekiyor.

Siyah beyaz düşünce şeklinizin farkına varın ve böyle kötü hissetmeye nasıl başladım diye kendi kendinize sorun.”

Şimdi soruna gelelim. Ne malum?

Bana mı soruyorsun? Bilmiyorum, ne malum? Ama onun riski, bunun riski diye adım atamayan adamların hayat boyu iyi ilişkiden ve çocuklardan mahrum yaşayacağı %100.

Hipergamisi çok azan birisi olmasa bile, oldu ben saçma sapan birine dönüştüm, ezik-büzük, depresif ve duygusal bir moda aldım hayatı, götüme tekmeyi koyup dış dünyaya gözlerini açarak, başka erkeklere kuyruk sallamayacağı ne malûm?

Söyle bana Mahmut Abi, ne malum? 😀 Bilmiyorum ne malum? Ben anlamıyorum, hayatın normal ve olması gereken adımlarına geçmek için başkalarından garanti mi bekliyorsun? Ben sana söyleyeyim, kimse hiçbir alanda sana garanti veremez. En iyisi sen bu işlere bulaşma. Otobüs bileti alacaksın, 2000 kilometre gideceksin, kaza yapmayacağı ne malum diye sorup duruyorsun gibi. Bilmiyoruz ne malum? Sen söyle.

Hayatta hiçbir şeyin kesinliği yok ama (1) erkek adam ol, dönüşme ve alma ve (2) kadın bunu yaptın mı anında terk eder diye bir şey yok. Geri sayım başlar. Hipergami nedeniyle yolda yürürken tökezleyip duvarı tuttunuz ve kafanızı kaldırınca hatun yoldan geçen bir yakışıklı ile yalaşıyor gibi bir şey mi canlanıyor kafanızda? Kırmızı hap mankafalılığı bu.

Özgüveni aşırı yüksek birisi olmasam bile, yeterince özgüvenli değilim, ama özgüvensiz de değilim.

Oldukça özgüvensiz laflar ediyorsun ama daha kötüsü, düşünce yapın çok duygusal. Biz erkekler duygusallık deyince ağlamayı, üzülmeyi düşünüyoruz ama birçok erkek öfke, kaygı ve korku ile duygusal olabiliyor.

Ortalama yurdum insanıyım, hâliyle hayatta her şeyin olabileceğini göz önünde bulundurarak kendimde de düşüş olma ihtimalini düşündüğüm için bu soruyu soruyorum. Yoksa ben ileride kesin malın önde gideni olurum diyerek özgüvensiz bir zihniyetim ve kişiliğim yok yanlış anlaşılsın istemem.

Çocuğu da yaptık diyelim, ..

Çocuk mu? Bittin abiciğim sen 😀

çocuktan sonra iyice huyu suyu değişti, bana iyice ters yapmaya, beni itin götüne sokmak için adeta şeytanlaşmaya başladı mesela. Ulan ben bu ihtimalleri düşündükçe aşırı korkuyor ve çıldırıyorum.

O zaman, hayatın önemli zevklerinden ve amaçlarından birinden mahrum kalacaksın.

Bence sen genel olarak zaten korku ve kaygı içindesin, düşünce şeklin ondan siyah beyaz. Tabii bu düşünceler de korkunu ve kaygını besliyorlar ve bir geri besleme döngüsüne hapsoluyorsun.

Senin durumunda olanların temel derdi de, daha uzun süreli bir ilişkisi yokken, bu sarmalda boğulmaları. Önce bir ilişki yapabil de sonra bunları düşün.

Çünkü kanunlarımıza göre boşanınca benim g*tüme girecek. Benim aylık kazandığıma, varlıklarıma çökecek, hayatta yarım yamalak kalan birisi olarak yaşayacam, çocuk olsa onu da elimden alacak resmen, kendi daha fazla hak sahibi olacak, ben daha az göreceğim.

Sosyal medyada boşanmaların bu tür en kötü uçları çok öne çıkıyor. Zaten senin durumunda birinin bu sarmaldan çıkmasını güçlendiren şeylerden birisi de, gerçek olaylara dayanıyor olması.

Bir kere boşanırsan böyle bir tecavüze uğrama ihtimalin az. İkincisi, çocuğu babasına göstermeyecek kadar manyak kadın da az. Düşünsene bir. Çocuk babasındayken kadın istediği gibi yaşayabilir. Benim ve birçok bildiğim adamın eski eşi, çocuğu ne zaman istesek o zaman görmemize engel olmaz. Çocuk ne kadar çok bizimleyse, o kadar özgür çünkü. Ayrıca çoğu kadın, babayı görmemenin kazık kadar adamdan çok, çocuğun psikolojisini altüst ettiğini de bilir. Eski kocasından intikam almak için çocuğun psikolojisini hiçe sayan narsist kişilik bozukluğu tipinde kadınlar var ama çoğu kadın bunu göze alamaz. Aslında çoğu kadın, çocuğun psikolojisi için eski kocasına ağır finansal yük de bindirmeye çekinir.

Ama dediğim gibi böyle boşanmalar var ve eğer senin zihnin %3 ihtimali, %3000 yapıyorsa, sana bunu kabul ettirmek çok zor.

Bu ihtimalleri düşündükçe ettikçe, evlilik fikrinin bir erkek için, mantıklı, tutarlı, faydalı hiçbir yanı olmadığını hissediyorum.

O zaman nasıl çocuk yapacaksın? Daha doğrusu çocuk evlilik olmadan da yapılır ama nasıl sağlıklı çocuklar yetiştireceksin. Geçmişi ağır efendi erkek olan adamlar, asosyal medyada “haplanınca”, eski zihinlerini negatif kulvarda da olsa devam ettiriyorlar. Evliliği, ilişkiyi, kendilerini bir kadın için feda ettikleri bir kurum olarak algılıyorlar. Oysa fedakarlığı bir kadın için değil çocuklarını yetiştirmek için yapıyorsun.

Acaba bu düşüncelerim, benim sadece “cesur, bir kadın ile hayatını birleştirmeye g*tü yemeyen, bir şeyleri geçindirmekten, idare etmekten aciz, çocuk bile yetiştirmeye bahaneler üreten, cesur kararlar alamayan pasif” birisi olduğumu, yani beta bir kişilik olduğumu mu gösterir, yoksa kendini düşünen, akıllı, iyi kötü ekmeğinde (kadın anlamında) olan, çok da ilişkiler konusunda ciddi olmayan biri olduğumu mu gösterir?

Pembe masallardan fişi çekilip, simsiyah masallara fişi takılan, hala iliklerine kadar bir beta erkek olduğunu gösterir. Evlilik – ilişki için, kendini kadına feda etmeye hazır betadan, yine feda edecek ama bunu istemeyen betaya dönüşüyorsun.

Nasıl bir tiplemeyim ben çözemedim doğrusu. Belki senin bana sunacağın perspektif sayesinde kendimi biraz daha iyi tanımlayabilme ve düşüncelerimde değişikliğe gitme fırsatım olur.

Asosyal medyada kafanızı sikiyorlar, oradan bir çık bence. Sonra da bu tür sitelerden çık. “Böyle riskler var, dikkat edin, önlem alın” diye anlatılan şeylerle kafayı yakıp, %5’lere indirebileceğiniz riskten korkmaktan evden çıkamaz hale gelmişsin. Kimse sana hiçbir şeyin garantisini veremez. Yarın hayatta olacağının garantisi yok, gelmiş burda o ne malum, bu ne malum diye ciddi ciddi soruyorsun ?

Hayat risktir, riski göze alamayan kendi mağarasında çürür gider. Riski bilmeyen pembe masallarda yaşayan adam olmak 10 kötü ise, riski 1000 ile çarpıp kara masallarda yaşayan senden olmak 1000 kötü.

Ben evlendim, iki kez de evlendim, çocuk da yaptım. Yarın terk edilmeyeceğim, aldatılmayacağım, evde oturmak varken karımın ısmarladığı ekmekleri alırken ölmeyeceğim, vs. vs. ne malum? Bilmiyorum hepsi olabilir. Ama hayatın akışında tatması güzel, hem manevi, hem dopaminerjik hem de evrimsel olarak tatmin edici şeylere atılmadan beklediğimde, hiçbir şey yapmadan çürüyeceğimi, her geçen sene daha da yaşlanıp çıkışa yürüdüğümü de biliyorum.

Bir de kafayı, kadının sana yapabileceği şeylerle bozmuşsun zira tek önemsediğin, inanılmaz şişkin ama kırılgan egon. Bunca şey döşemişsin mesela çocuğuma bir şey oldu, aileme bakamaz oldum gibi daha kötü şeyler aklında bile değil. Gerçek bir aile babası asıl böyle şeylerden korkar. Ama sen bunları şeklen bile yazmıyorsun. Bana ne olacak, bana ne yapılacak, bana zart, bana zurt. Bu kadar bencil, narsist adamlar evlenmesin zaten, ya da bu tür bir bencillikten kurtulmadan evlenmesin. Çocuklarına yazık.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sosyal medyaya bakıp, ilişkiler konusunda temel inançlar geliştirmek

Twitter’da Alexander’ın bir tweeti üzerinde başlayan tartışmada, “genç erkeklerin önemli bir kısmının hayatları boyunca tek bir kadına bile yürümedikleri” verisine bir yorum yapılmış:

“Bence bu berbat bir çıkarım (erkeklerin kontrolün kendi dışlarında olduğunu düşündüklerini söyleyen bir yoruma yazılmış).  Bunun (genç erkeklerin önemli bir kısmının hayatları boyunca tek bir kadına bile yürümemelerinin) sebebi, tüm medyada kadınların yıllardır hatta on yıllardır “bizden uzak durum ucubeler” deyip durmaları. Bu nedenle de erkekler zaman içinde, kadınlara yürümemeye koşullandılar.

Google’da iki saniye araştırma ile, kadınların “bizden uzak durun” dediği, hepsi son aylarda yapılmış 500 tane video bulabilirim.”

Bunun üzerine de Alexander şunu yazmış:

“Gerçeklikten kopukluğun sonucu budur.

İnsanlar, sosyal medyada duydukları en aşırı sesler üzerine (“Google’da iki saniye araştırma ile, kadınların “bizden uzak durun” dediği, hepsi son aylarda yapılmış 500 tane video bulabilirim.”) inanç inşa ediyorlar. Bu şekilde inanç geliştirmek, eğer seçim önyargısı (selection bias) denilen şeyi anlıyorsanız aptalca bir şey. Kızgın feministlerin internete yükledikleri atıp tutmalarının, genel kadın nüfusunu temsil ettiğini sandığınızı düşünsenize!

Peki en aşırı seslerin (diğerleri bastırdığı) öz seçim olmadan, gerçek bir örnek nüfusa baktığınızda ne görüyorsunuz? Çoğu kadının, kendilerine daha fazla yürünmesini istediğini görüyorsunuz.

Gen Z’nin (1995 – 2010 arası doğanlar) yarısı, tek bir kıza bile yüz yüze yürümemiş, yani gerçek tek bir tane bile reddedilme tecrübeleri yok. Reddedilme korkusunu tamamen sosyal medyadan öğreniyorlar! Bu en korkak nesil, insanlarla gerçek etkileşimlere girmeden, internetten hayattan korkmayı öğreniyorlar.

“Anti feminist” erkeklerin bir alt kümesinin, herkesten çok radikal feminist azınlığı dinlemesi gerçekten ironik bir şey. TikTok’ta rastgele kadınların, erkeklerin kendilerine yürümelerinden şikayetlerini dinleyip, bunun davranışlarınızı etkilemesine veya değiştirmesine izin verdiğinizi düşünsenize!

İnsanlar, ilişkiler ve buluşmalar üzerine basit araştırmalar yapmama deli oluyorlar. Bence bunun nedeni, onların dertlerini paylaşmamam. Bu insanlar, toplumun ne kadar bozuk olduğunu, yalnız olmalarının sebebinin toplum olduğunu duymak istiyorlar. Kendi davranışlarının en ufak sorumluluğunu bile üzerlerine almak istemiyorlar. Yaşamlarının geldiği yeri, kendilerine bağlama yeteneğinden yoksunlar.

Bu tam olarak dışsal kontrol odağı (external locus of control) ile ilişkili. Dışsal kontrol odağı düşüncesine daha yatkın erkeklerin, hayatta her alanda daha başarısız olduklarını biliyoruz. Yalnız olma, incel olma, ilişkilerinin kötü olması, işsiz olma, ruhsal problemlere sahip olma ve daha az kazanma ihtimallerinin daha yüksek olduğunu biliyoruz.

İçsel kontrol odağına değil dışsal kontrol odağı düşüncesine yatkın olmak, sizin kötü bir hayata sahip olmanıza neden olur. Sadece romantik ilişkilerde değil, arkadaşlık ilişkilerinde de bocalarsınız, daha az arkadaşınız olur. Daha az dışa dönük, daha az sosyalleşen biri olursunuz.

Günümüzde genç erkeklerin zorlandığı tek ilişki alanı romantik ilişkiler değil. Genç erkeklerin ilişkiler konusunda bocalamaları, kendisini ağ kurma, arkadaşlık, hobiler, vs. alanlarında da gösteriyorlar.

Birbirlerine zıt uçlarda, iki tip insan var ama sonuçta hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz. Bir grup insan, bardağın yarısını dolu olarak görüyor. Bu insanlar iyimserler ve zorlukları, aşılması gereken şeyler olarak görüyorlar. Risk almaktan korkmuyorlar. Bir grup insan ise, bardağın yarısını boş görüyor. Bu insanlar zorluklarla karşılaştıklarında, oldukları yere yatıp orada çürüyüp gidiyorlar. “Toplumun” üstlerinde tepinmesine izin veriyorlar ve bunun için “toplumu” suçluyorlar. Bu insanlar korku içindeler ve risk almaktan kaçınıyorlar.

Evrimin temel prensibini düşünün: çevrelerine uyum sağlayan organizmalar, genlerini gelecek nesillere aktarırlar, daha az uyum sağlayanlar ise aktaramazlar ya da daha az aktarırlar. Çevre değişirse, evrimsel seçim baskıları da değişir.

Hepimiz, 2 milyon yıllık geçmişi olan ve hiçbir halkada kopmamış bir insan üreme zincirinin ürünüyüz. Ama bunun yanında her nesilde, bazı soy zincirleri ölürler. Hepimiz ait olduğumuz zinciri devam ettiremeyeceğiz. Sahip olduğumuz özellikler ve bunların içinde bulunduğumuz çevreye uyumu, hangimizin devam edeceğini, hangimizin etmeyeceğini belirleyecekler.

30 yaşına kadar tek bir kadına bile yürümemiş bir erkeğin soy zinciri devam edecek mi? Muhtemelen hayır. Eğer böyle bir erkeğin hayatını korku ve çaresizlik yönetiyorsa, böyle bir erkeğin aleyhine seçilim göreceğiz. Ama bir şey kesin: Kadınlara yürümeyi daha az korkutucu hale getirmek için, tüm toplum sizin keyfinize göre eğilip bükülmeyecek. Kimse elinizden tutmayacak. Feministlerin “erkekler bizi rahat bırakın” videoları atmalarına kimse engel olmayacak.  İçinde yaşadığınız çevre içinde nasıl hareket edeceğinize, sizin karar vermeniz gerekecek.

Bonus:

Bu yazının üzerine biri, bu yazıyı ispatlamak istercesine yorum yazmış:

themountaingoat: Evet, çoğu kadın kendilerine yürünmesini istiyor. Ama erkeklere yıllardır, “kadınlara her türlü yürümek tacizdir” deniliyor. Eğer spesifik bir kadın, sizin ona yürümenize taciz diyorsa, çaresiz kalıyorsunuz.

Alexander: Hayatım boyunca kimse bana, bir kadını buluşmaya çağırmanın taciz olduğunu söylemedi. Bu lafı sadece ve sadece sosyal medyada duydum. İnsanlar tüm o “yasak” yerlerde karşılaşıyorlar, buluşuyorlar, seks yapıyorlar ve evleniyorlar.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Vaka çalışması – Sevgilim için tüm yaptıklarıma rağmen terk edildim

Mahmut Hocam merhabalar. Ben 43 yaşındayım, sevgilim 46 yaşında. 3 yıldır devam eden bir ilişkimiz vardı.

Eski sevgilin, sevgilin değil.

Bu süre zarfında gelgitlerimiz ve ayrıl barış gibi şeyler çok yaşadık.

Devamını okumadan, sadece şu cümleye bakarak, şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Çok ayrıl barış olan ilişkiler kötü ilişkilerdir, bitmeye ya da sizinki gibi sürünmeye mahkumdur. Kötü bir ilişki içerisindeymişsin ve bitmiş. Bir daha başlamasın. Sizden olmayacağı bariz.

Bana karşı net değildi. Gösterdiği ilgili tavırları bırakmış, kendini geriye çekmiş, umursamaz tavırlar takınıyordu bana.

Sana ilgisi düşük, seni pek umursamıyor. Bu oldukça net.

Oysa benim ona olan tavrım hiç değişmemişti.

Onun sana ilgisi azalmış, seninki azalmamış. Senin onu ne kadar istediğin, o seni pek istemiyorsa önemli değil. Onun için hiç önemli değil.

Son bir buçuk yıl kendimi değersiz hissetmeye başlamıştım.

Seni istemediği, ama muhtemelen yaş ve yalnızlık korkusu gibi nedenlerle tam olarak da bırakamadığı belli bir kadınla berabersin. Muhtemelen o ayrıl – barışların çoğu da senin onu ikna çabalarınla oluyor. Kendini değersizleştirmişsin, değersiz hissetmen normal değil mi?

Bir sıcak bir soğuk yapıyordu ve bu beni bıktırmaya başlamıştı.

Terk edilene kadar beklemek zorunda değildin.

Bir tarafım ayrılmak isterken, bir tarafım ona alıştığı için ve ona duyduğum sevgiden dolayı kal diyordu.

Muhtaçlık bu. Sen durumunda olanların tercihin kal – git arasında da değil. Kal ve süründükten sonra terk edil – şimdi git arasında. Bunu fark edememişsin ya da görmemeyi tercih etmişsin.

Senin durumunda bu oldu mu bilemem, oldu diye bir şey de yok ama, yalnız kalırım korkusu nedeniyle istemediği bir adamla birlikteliğe devam eden kadın, genellikle yalnız kalmamayı garantilediğinde bırakır yani gitmeyip beklersen, daldan dala atlama ya da belki aldatma gibi çirkin durumlarla karşılaşabilirsin.

İlk başlarda güzel giden bir cinsel durumumuz varken, son bir buçuk yıl da çocuklarının yüzüne bakamayacağını, evinde kendini rahatsız hissedeceğini bahane edip, cinsellik talebimi reddediyordu.

Sana ilgisi aşırı düşmüş. Seninle birlikte olmamak için bahane uyduruyor.

Halbuki ben ona yalvarmıyordum ki. Normal bir sevgili isteğiydi benimkisi.

Birincisi, istek sürekli senden geliyorsa ve sıklıkla da reddediliyorsan, pratik olarak yalvarıyorsun aslında. İkincisi, kadın sonuçta bir nedenden seni istemiyor. Muhtemelen zayıf, muhtaç yani itici davrandığın, istenmediğin yerde durduğun için seni istemiyor.

İşteyken onu aradığımda telefonumu meşgule atardı. 

Peki sen neden aramaya devam ediyorsun? Kendini küçültmek seni daha da itici yapar ki zaten pek çekici de değilsin.

Halbuki ben işteyken o beni aradığında onu asla meşgule atmaz, cevap verirdim.

Ee? O sana bunu yapıyor. Sen neden bu insanlasın? Neden istenmediğin yerden gitmiyorsun? Senin kendine saygın yoksa, karşındakinden saygı bekleyemezsin.

Mahmut hocam ben onu bıktıracak hiç bir şey yapmadım.

Senin bıktırıcı şeyler yapmadığına emin değilim. Çok ayrılıp barışmada kadının ayağına gidip duran sensin muhtemelen. Kadın çok kaba ve arada kendisini aradığında meşgule atıyorsa bilemem ama muhtemelen çok arıyorsun ya da istenmediğin halde arıyorsun. Önemli değil. Ya iticileşmişsindir ya da seninle alakasız senden sıkılmıştır. Senin derdin, istenmediğin yerde durarak daha da itici olmak. Seninle mi uğraşacağım diye başından bıraksan, muhtemelen peşinden gelirdi. Bitmesin diye yaptığın şeyler sayesinde biraz uzamış ve daha sağlam bitmiş.

O neden bana ilk zamanlara göre böyle umarsız, duygusuz davrandı. Yaptıklarım boşunaymış hissi verdi? Kaç kaz telefonumu meşgule atıp, engelleyip sildi.

Tekrar ediyorum: Sana bunu yapanla hala sevgili olacak kadar onurunu çöpe atıyorsan, daha fazla saygı değil, saygısızlık bekle. Sana ilk saygı duyması gereken kişi sensin. Sen kendine saygı duymazsan, engelleyeni hayatından çıkarmazsan, sana saygı duyulmaz, karşındaki seni hayatından atar.

Ayrıca seni pek de istemeyen biri için ekstra şeyler yapman, o kişiyi senden daha da soğutur. Yaptıkların muhtemelen sadece boşuna değil aynı zamanda zararlı. Ayrıca efendi erkeklerin klasik sinsiliği ile konuşuyorsun. Sanki onun için bir şey yapıyorsun ama “bak sen sormadan bunları yaptım o zaman sen de karşılığını vermelisin” modunda kendin için yapıyorsun.

Sonra bir şekilde tekrar kaydedip görüştük.1 gün iyi davranırken, 2.3. Gün yine aynı bir sıcak, bir soğuk hareketlerini devam ettiriyordu. Telefona engel koyma, engel açma alışkanlık haline gelmişti artık.

Durduk yere mi engel koyuyor, istenmediğin halde gereğinden fazla ulaşıp engel mi yiyorsun? Yazmamışsın ama ben paramı ikinci ihtimale koyarım.

Geçen ay birgün gayet normal ve iyi bir konuşma geçti aramızda. Herhangi bir sorun yoktu.İyi dileklerimi iletip, telefonu kapadık.

Ertesi gün, sabah bana mesaj attı sevgilim.

Eski sevgilin.

Olmadığını, yapamadığını, ona artık yazmamamı söyledi. Ben de tamam dedim ama müsait olursa yine de bir konuşmamazı ve daha net bir açıklama yapmasını istedim.

Bu tür buluşalım, konuşalım istekleri hemen her zaman buluşup konuşarak ikna etme fikrine dayanır ve hemen her zaman da ters teper. Mesajla ayrılık kaypak bir ayrılıktır, buluşunca bu ayrılık daha da somut ve kesin olur.

Cevap bile vermedi ve bir iki saat sonra hem vatsaptan, hem normalden telefonumu silip engelledi Mahmut Hocam.

Gözün aydın. Sonrasında aylarca acı çekecek olsan da bu çileden kurtuluyorsun gibi.

Bu çok zoruma gitti ve halen hazmedemedim.

Çok saygısız bir hareket diyeceğim ama sen de masal aleminde yaşadığın için, belki peşini bırakman için tek yolun seni tamamen engellemek olduğunu düşündü.

Senin durumundakilerin hazmedemediği, kendine saygısını, onurunu çöpe atıp, bu iş ne olursa olsun diye kendini küçülttükten sonra yine de terk edilince, o küçülmenin acısı. Robert Glover’ın “Efendi Adam’ın Toksik Kırılganlığı kitabındaki gizli sözleşmeler gibi, sen de onurunu ve kendine saygını zedeleyecek şekilde, senden istenmeden bir şeyler yapıp duruyorsun. Senden istenmese bile bunları yapınca karşı tarafın sana bir şeyler borçlu olacağını ve vereceğini düşünüyorsun. Sonra bu yaptıklarına rağmen (aslında bu yaptıklarının da katkısıyla) terk edildiğinde, “o kadar şey yaptım, benden istenmedi ama yaptım sonuçta! Hani benim ödüşlüm, neden vermiyorsun?” diye derin bir öfkeye kapılıyorsun.

Olgun yaştaki bir kadının yapacağı hareketler midir bu hocam?

Olgun bir adamın yapacağı şeyler mi bunlar? Sen asıl önce ona cevap ver.

3 buçuk yıldır devam eden bir ilişkiyi bu hale sokmak telefon silerek beni manüple etmeye mi çalıştı. Engellemek de neyin nesi?

Belki yeni bir dala atladı belki de senin peşine takılmaman için tek yolu bu olarak gördü.

Benim onu aramamı, bir şekilde ulaşmamı, kapısına mı gitmemi bekliyor eskisi gibi?

Böyle durumlarda kadının kapısına giden adamsın, bir de ben onu bıktırmak için bir şey yapmadım diyorsun 😀 Sen kendini küçültüp iticileştirmişsin. Hayır, kadın senin onu aramanı istemiyor, hiçbir şekilde ona ulaşmanı istemiyor, kapısına gitmeni hiç ama hiç istemiyor.

Hocam evini biliyorum. İstesem evinin önüne gider, ona yaptığı davranışın hesabını sorarım.

Kendini daha fazla küçültürsün.

3 aydır onu sosyal medyadan da takip etmiyorum. Ve no contact var aramızda.

Aslında onu gerçekten çok sevmiştim.

Niye böyle dengesiz tavırlar takındı ?

Zayıf davranmışsın, olmayacak ilişki sürsün diye muhtaçlık yapmışsım.

Bana kendimi değersiz hissettirdi son davranışıyla.

Seni istemeyenin peşinde koşarak, sen kendini değersizleştirdin. O tamamen senin yaptığın bir şey.

İnsan gibi konuşmak bu kadar mı zordu ?

Saygısızca tabii ama senin kendine saygın yok ki başkasının olsun.

Hocam ruhumu, beynimi, kalbimi çok yordu benim.

Arkanı dönüp gitmen ve bu kadını aşman lazım. Bir kere kafanı yoran şey, acaba beni istiyor, peşimden koşmamı istiyor mu? Bu çok yorucu. Ama cevabı kolay zira bu kadın %1000 seni istemiyor, %10000 senin peşinde koşmanı istemiyor. Önce bunu kabul edip kendini yormayı bırak.

Ne yapmam lazım ? Allah rızası için bir akıl verin, yol gösterin bana ?

Bu kadını engelle, bir daha asla ulaşma, sana ulaşmasına izin verme. Seni istemiyor ve asla istemeyecek. Bnuu kabul edecek kadar erkek ol, yahu yaşının adamı ol, gerisi gelir.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.

Kadınlara çekici gelen erkek özellikleri

Bugün arzu, cinsel çekim konusunda bazı temel konuları tekrar edeceğiz.

Biz insanların, bilinçli düşünmemizden bağımsız, otomatik olarak tetiklenen temel içgüdülerimiz var. Örneğin, yüksek kalorili yiyecek gördüğümüzde, o şeyi yemeye hazırlanmak üzere, ağzımızda fazla tükürük salgılanması ve bazen aç hissetmeye başlamamız gibi. Bunlar, otomatik olarak tetiklenen temel içgüdüler. Başka bir temel içgüdü de, çocuk yapmak ve genlerimizi devam ettirmek için seks yapmak.

Bir insana karşı duyulan çekim, bir tercih değil. Bu insana karşı çekim duymalıyım diye düşünerek, bu insanın artıları ve eksileri diye liste yaparak duyduğunuz bir şey değil. Arzu, otomatik olarak ortaya çıkan bir dürtü.

Birinci önemli bilgi, cinsel çekimin, arzunun, tercih olmadığı. Bu nedenle de zaten, arzunun pazarlığı olmaz.

Arzu konusunda anlamanız gereken ikinci önemli şey ise, bir kadının bir erkeğe duyduğu çekimin mekanizmasının, erkeğin kadına duyduğu çekimin mekanizmasından çok farklı olduğu.

Bir erkek bir kadına bakıp, ona benim ‘anında çekim’ dediğim bir çekim duyar ve sadece görsel tetikleyiciler ile oluşan bu çekim, erkeği en azından kadınla konuşmak istemeye, onunla seks yapmak istemeye ve hatta ilişki istemeye motive eder.

Bugün modern dünyada bile, erkeğin tohumlarını, çekici, sağlıklı ve çocuk yapma çağında yetişkin bir kadının içine ‘ekme’ ilkel üçgüdüsü hala capcanlı. Kadını daha yakından tanımak ve onunla harika bir ilişki yaşamak da istiyoruz, onunla sinemaya, yemek yemeye ve tatile de gitmek istiyoruz ama bütün bunlar, erkeğin tohumlarını kadının içine ekme konusundaki temel, dürtüsel çekimden sonra geliyorlar.

Evet, erkeğin kadına duyduğu çekim saniyeler içinde gelişen, çekici bir kadının sağlıklı, çocuk yapma çağının baharında olduğunu gösteren gössel işaretlerle anında tetiklenen bir his. Bu nedenle kadınlar, erkeklerde çekim yaratmak için makyaj, giyim gibi görsel öncelikli özelliklere ağırlık veriyorlar. Makyajın büyük kısmı, al yanaklar, al dudaklar, sağlıklı pürüzsüz cilt gibi, çiftleşmeye hazır, kızışmış ve bu konuda hayatının baharında olan bir kadının fiziksel özellikleri.

Ama bir kadının bir erkeğe duyduğu çekim, bu şekilde çalışmaz. Kadının temel çekim hissi, erkeğin çocuk yapma çağında, sağlıklı, fiziksel olarak fit olması gibi işaretlerle harekete geçmez. Bir kadın için çekim açısından önemli olan tetikleyici, erkeğin nasıl biri olduğudur. Erkeğin başkaları ile nasıl etkileşime girdiği, tercih edilip edilmediği, kendine güvenli olup olmadığı, başarılı olup olmadığı ya da başarılı olma potansiyelinin olup olmadığı, duygusal olarak güçlü olup olmadığı, zor zamanlarda sırtını dayayabileceği sağlamlıkta mı yoksa zor zamanlarda destek olunması gereken zayıflıkta mı olduğu gibi.

Bir kadının bu tür değerlendirmeler yapması için de, erkekle konuşması, erkeğin vücut dilini bilinçli olmasa bile gözlemlemesi gerekli. Bir erkek bir kadınla konuşurken, ya kadında temel bir çekim dürtüsü tetikler ya da tetiklemez. Örneğin bir erkek bir kadınla konuşurken kendinden şüphe diyorsa, çekingense, kadının temel cinsel çekim içgüdüsünü tetikleyemez. Kadının, bilinçaltında erkek için faydadan çok, yük olacağı değerlendirmesi yapmasına neden olur. Bu erkek harika biri olabilir, başka alanlarda kendine güveni tam bir erkek olabilir, ama kadının temel içgüdüleri, bunlara aldırış etmez. Kadının temel içgüdüleri, kadının cinsel çekim duymasını tetikleyecek özelliklere sahip bir erkek ile konuştuğunda hareketlenirler. Bir kadının bu konuyu düşünmesi gerekmez, bu hareketlenme kendiliğinden meydana gelir.

Evrensel olarak kadınlar, kendine güvenen, eğlenceli, karizmatik, maskülen, tahmin edilmesi zor ve sosyal zekaya sahip erkekleri çekici bulurlar.

Bu özellikler ise, bir erkek ile bir kadın konuşurken ortaya çıkabilirler. Bu nedenle de bir erkek bir kadını gördüğünde, saniyeler içerisinde onunla seks yapmak istediğini hissedebilirken, bir kadın bir erkeği gördüğünde en fazla ‘kim bu adam?’ der.  ‘Bu adam nasıl biri, onunla konuşmalıyım” der.

Burada bir parantez açayım ve zeka ile arzu arasındaki ilişkiye değineyim. Kadınlar zekaya önem vermezler gibi bir algı var ama aslında zekaya önem verirler. Ama cinsel arzu mekanizması, bir erkeğin matematik problemleri çözmesi ile değil, ince zeka, ince espri ve sosyal zeka gibi özellikleri ile tetiklenir.

Bazı kadınlar bir erkeğin sadece dış görünüşüne bakarark onunla seks yapmak isteyebilirler ama bu kadınlar azınlıktır. Kadınların çoğu, çekim duymak için bir erkekle konuşmaya ve temel çekim içgüdülerini erkeğin dedikleri ve davranışları ile tetiklenmesine ihtiyaç duyarlar.

Örneğin erkek kendine güvenli mi yoksa kendine güvensiz mi? Kadının gülümsemesine ve kendisini iyi hissetmesine mi neden oluyor yoksa sıkılmasına ve daha fazla konuşmak istememesine mi? Erkek duygusal olarak güçlü bir erkek mi yoksa kadın kendisini erkekten daha güçlü mü hissediyor?

Bir kadının size cinsel çekim duymasını istiyorsanız, doğru özellikleri sergilemeniz gerekli. Özellikle de kadınla konuşurken.

Örneğin bir kadın ile etkileşiminde, erkek kendine güvenli, eğlenceli ve karizmatik ise, kadının beyininde dopamin hormonu salgılanır ve bu da, kadının erkeğe cinsel ilgi duymasına neden olur.

Erkek kadınla etkileşime devam ettiğinde ise, kadının beyninde oksitosin salgılanmaya başlar ki bu hormon, kadının erkeğin yanında rahat hissetmesine, kendisini erkeğe yakın hissetmesine neden olur.

Bunlar deterministik bir şekilde, şu düğmelere basarsan şu olur şeklinde mekanizmalar değiller. Bu tür özellikler göstermeniz, spesifik bir bir kadının size kesin olarak çekim duyacağı anlamına gelmez ama bir kadının size çekim duyması için bu özellikleri göstermeniz çok önemli.

Kadın görsel olarak çekici ise, bir kadının bir erkekte cinsel çekim tetiklemesi çok zor değil. Birçok erkek çekici, sağlıklı ve çocuk yapma yaşında bir kadını gördüğünde, “evet onunla yatabilirim, bu kızla ilişki yaşamak istiyorum, onunla evlenmek istiyorum, onu kız arkadaşım yapıp ona hediyeler almak istiyorum” diye düşünmeye başlar.

Bir kadın ile etkileşime girdiğinizde, bir kadının sizi cinsel olarak istemesine neden olan özellikler sergilerseniz ve bu özellikler, kadının size cinsel çekim duymasına neden olurlarsa, kadın bu çekimi mantık ile kapatamaz. Çünkü bu çekim temel, otomatik ve kontrolümüzün dışına bir dürtü.

Mantık, çekime rağmen harekete geçmemeyi ya da reddetmeyi sağlayabilir. Örneğin siz de çok güzel bir pavyon kadınına karşı çekim duymaya karşı koyamayabilirsiniz ama çekime karşı koyarak, bağı bahçeyi satan dayılara dönmeye karşı koyabilirsiniz. Burada bahsedilen, arzunun pazarlıkla, mantıkla elde edilmediği, otomatik olarak ortaya çıktığı.

Bir kadının size çekim duyup duymadığını düşünmesine gerek yoktur. Siz kadınla konuşurken, kadınların cinsel olarak arzu duyduğu özellikleri sergiliyorsanız, kadının size çekim duyma ihtimali yükselir. Bu olursa, beyni dopamin salgılamaya başlar ve siz kadınla bağlantı kurmaya başladığınızda, beyni oksitosin salgılamaya da başlar. Oksitosin, kadının kendisini size daha yakın hissetmesini, size bağlanmasını sağlar.

Bazı erkekler, daha çekici olmak için spor salonlarında saatler geçirerek kas yaparlar. Bazı erkekler gecelerini gündüzlerine katarak bir kariyer ve statü sahibi olurlar. Bazıları pahalı ve modaya uygun kıyafetler alırlar, bazıları iyi bir araba ya da motorsiklet alırlar. Bunlar sizin hedefleriniz ise tabii ki yapın ve aynı zamanda bunlar arzu açısından oldukça yararlı olsalar bile, kadınlarla beraber olmak ya da sevgili yapmak için bunlara ihtiyacınız olmadığını bilin.

Bazı kadınlar erkeğin çok iyi vücuda sahip olmasını ön şart koyarlar, bazıları ise çok iyi bir kariyer veya statü sahibi olmasını. Bazıları giyimi ön koşul koyarlar, bazıları ise bir araba sahibi olmasını. Böyle kadınlar var ama böyle kadınlar azınlıktalar. Çoğu kadın için, sizin çekici bir şekilde konuştuğunuz ve davrandığınız 5-10 dakikalık bir muhabbet yeterlidir.

Burada 2000’lerde kullanılmaya başlayan, basit ama çoğu erkeğin güzel ya da hoşlandığı bir kadınla karşılaşır karşılaşmaz unuttuğu çekim kanununu hatırlatalım:

“Birinci kural, çekici ol.

“İkinci kural, itici olma.”

Bu kanunu unuttuğu için birçok erkek, hoşuna giden kaç kadınla konuşursa konuşsun, o kadınların içinden tek bir tanesinde bile arzu uyandıramıyor. Örneğin bir erkek zamanının çoğunu spor salonunda kas yapmaya harcıyor ve bir kadının kasları nedeniyle kendisini çekici bulacağını düşünüyor. Ama güzel bir kadınla konuşurken kendine güvensiz, çekingen, kaygılı, vs. bir erkek, çok iyi bir vücuda sahip olsa bile itici oluyor. Sonuçta bir kadını ve çocuklarını koruma ve onlara gelecek sağlama konusunda, kendine güvenen bir erkeğin, kaslı bir erkekten çok daha fazla potansiyeli ve şansı var. Kendinize güveniniz olsun da, isterseniz obez olun ya da toplama kampından yeni çıkmış gibi olun demiyorum. Ama ortalama fizikte bir erkek ile çok iyi vücuda sahip bir erkeği karşılaştırdığımızda, duygusal olarak güçlü ama fiziksel olarak ortalama bir erkek, fiziksel olarak çok iyi ama duygusal olarak güçsüz (en azından hoşuna giden bir kadın karşısında güçsüz, kendinden emin olmayan) bir erkekten daha çekicidir.  Ortalama gelire sahip, faturalarını zamanında ödeyen ve sosyal zekası, sosyal kabiliyetleri, espri yeteneği iyi bir erkek, zengin ve statü sahibi ama sosyal zekası, kabiliyetleri ve espri yeteneği güdük bir erkekten daha çekicidir.

Bazı kadınlar çok yüzeysel bir şekilde sadece çok iyi vücut, çok iyi araba, çok para, vs. peşinde olabilirler ama bu kadınların hem oranı az hem de çoğunun erkeğe olan arzusu şüpheli. Özellikle de para, araba, statü öncelikli kadınların arzusu çok şüpheli.

Bir kadınla etkileşiminizde kaygılı, elini ayağını nereye koyacağını bilemeyen, kendinden şüphe eden bir erkek, “çekici ol – itici olma” kuralını ihlal eder. Bir kadınla etkileşiminde, duruşuna dikkat etmeyen, esprili, rahat olmayan, sadece arkadaşça davranan, efendi erkekliğini gösterip kadının güvenini kazanmaya çalışan erkek, “çekici ol – itici olma” kuralını ihlal eder.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Sorularınıza Patreon chat alanında daha hızlı cevap verebiliyorum.