Sizden gelen sorular – Şubat 2026

Soru #1: Kız evde sürekli olarak bana bir şeyler yaptırmaya çalışıyor.

Mahmut abi kızın ev içindeyken senden bir şeyler istemesi shit test midir? Evi biliyor ilk gelişi değil. Mesela mutfaktan geliyor “susadım bana su getirir misin?” Ya da ortada kendi eşyası olmasına rağmen “bana ceket getirir misin” ya da “ayağıma terlik getirir misin”, “kahve yapar mısın” gibi isteklerinde beni mi deniyor sence?

Birkaçını eğlenen ustalıkla geçiştirdim fakat bazen bu istekleri artınca birkaçını yaptım ve bende ondan bir şeyler istedim. Sence bu shit test mi abi eğer öyleyse ne yapmam lazımdı?

Kız arkadaşınızın sizden arada bir, bir şeyler istemesi normalde anormal bir durum ya da test değil. Mesela siz mutfaktan gelirken su istemesi. Fakat seninkisi bariz anormal. Muhtemelen senin kendini ne kadar kullandıracağını, seni ne kadar kullanabileceğini test ediyor.

Bu tür bir kızla güzellikle anlaşamıyorsan yani birkaç kere kibarca “güzelim kaldır kıçını sen al” dedikten sonra da böyle şeylere devam ederse, kızı hızlıca bırakmak en iyisi. Özellikle de bundan tatsızlık çıkarıyorsa, hemen bırakman lazım.

Soru #2

Abi selamlar. Bir kızla konuşuyoruz kopuk kopuk ama nasıl desem bazen birkaç dakikada bir donuyor bazen 3 saat sonra.Ama bir yazıyı okuduğumda bunun çok önemli olmadığını söylemiştin. Çünkü kız mesajlaşma noktasında böyle olsa da dün beni dışarı yemege çağırdı ilk buluşmamızda ben çağirmistim bu sefer o çağırdı. Olumlu gittiğini söylemek mümkün mü? Ben biraz geç yazmasindan yakınır tarzda bir mesaj attım o da kusura bakma projem var yetistirmemiz lazım bu yüzden telefona bakamıyorum dedi. 

Geç yazmasından yakınman, geç yazdığı da yok, senin için olumsuz olmuş.

Doğru bu arada perşembe önemli bir proje sunumu olacak ve yetiştirmesi lazım. Ayrıca  mesajıma dönmediği o aralıkta aktif de olmuyor diyebilirim sosyal medyada veya whatsappta.

Sana hemen cevap vermeyince kızı ciddi ciddi stalklıyorsun. Bu kaygılı davranışlara devam edersen, en olumlu süreci bile olumsuza çevirirsin, seni kimse tutamaz. Bunlar aşırı duygusal yatırım yapar. Zaten geç mesaj atıyorsun diye şikayet ederek ilişkinin kadını rolüne oynuyorsun. Bu stalk olayı ile kadını olabileceğin bir ilişki bile olmaz.

Geçen kırmızı bir kıyafet giymis çok yakismis dedim profilini o kıyafetle değiştirmiş. Şu an bir sorun gözüküyor mu sence?

Soru #3: 

Mahmut abi selam, ben seni takip eden bir kadınım. 5 aydır adını koyup koymadığımızdan emin olmadığım bir ilişki içerisindeyim.

Adını koyup koymadığınızdan emin değilsen, adını koymadığınızdan emin olabilirsin.

İlişkimiz aynı şehirdeyken başladı ve 2 ay sonra ben şehir değiştirdim. O ay içerisinde buluştuk ve her ay düzenli görüştük. 4 5 gün birbirimizin bulunduğu şehirlerde kaldık. Fakat mesajlaşma konusunda 1-2 saat sonra kısa kısa yazan konuşmalar oluyor. Çok fazla merak yok, aramalar her gün değil. Bazen o, bazen ben arıyorum. Çok nadir haftada birkaç kez anca.

Çok fazla bir geçmişiniz olmadan uzak mesafeye geçmiş, anladığım kadarıyla da yakın gelecekte aynı şehre geçme durumu da yok. Her gün aramama olayı normal ama kısa kısa mesajlaşma anormal. Gerçi sana kısa geliyor olabilir.

Onun dışında birbirimizi ne yaptığımızdan haberdar edip iyi geceler dileyip her günü böyle devam ettiriyoruz. Birbirimize aşk ve ilgi cümleleri belirtmiyoruz. İlişki hakkında romantik konuşmalar yok. Naber, nasılsın, napıyosun, eve geldim gittim tarzında konuşmalar. Bunu sorun olarak karşıya hiç yansıtmadım ama hayatını daha cok anlatan benim. Ama ona göre de davranıyorum. Bir saat sonra yazıyorsa bazen ben de aynısını yapıyorum. Ama şu düşünceye hep itiliyorum. Bana belki de yeterince ilgili ve sevgi dolu degildir?

İlişkinin senin için sıkıcı, uzak ve yavan olduğu gerçeği ortada. Uzak mesafe olmasının etkisi büyük. İlgisi yetersiz, sana yetersiz olduğu için, kendine yakın bir ilişki için, bu işi bırakman en iyisi.

Soru #4:

No contact sürecindeyim. Şimdi diyelim, meraktan ötürü “naptın, ne ettin?” gibi bir geri dönüş yaptı. Tam anlamıyla dönecek değil de hani merak kendini rahatlatma. Bu durumda no contact bozuluyor ama sonuca erişemiyoruz yine de aynı duruşumuzu koruuyup yanıt mı verelim?

Yanıt vermezsen no contact olmuyor, ghosting oluyor. No contact siz ona ulaşmayın demek, o size ulaşsa da cevap vermeyin demek değil. Genellikle geri dönüş ihtimalini düşüren bir tepki. Geri dönmesini istemiyorsan bu şekilde davranabilirsin ama buraya yazdığına göre geri dönmesini istiyorsun.

Sizi terk eden size “affet beni, dönmek istiyorum” diye heyecanlı heyecanlı yazmaz. Bu bazen olur ama genellikle sizin uzun süredir ulaşmamanızın da etkisi ile ayak parmaklarını suya sokup sıcaklığı test eder gibi basit, “ne haber, nasılsın?” tarzında bir şeyler yazar. “Kedin nasıl?”, “sınavın vardı” gibi basit şeyler yazar. Bu durumda da sizinle buluşmak istediğini varsayıp, kısa bir mesajlaşmadan sonra buluşma teklif edin.

Soru #5:

Selam abi, kız arkadaşımı bir iş arkadaşı bırakmış. Bu beni rahatsız etti. Belki ben abartıyorumdur.

Sana haber vermemesi sıkıntı, o konuda uyar. Bu düzenli olursa da sıkıntı.

Neyse bunu konuştum. Şimdi de bunlar 4 kişi çalışıyor o gün dışarıda işleri. Anlattığına göre 1’inin işi çıkıyor 1’i de ana binaya dönüyor ama öğlen tekrar buluşacaklar bu ve iş arkadaşı( eve bırakan değil) beklemek için kahve içmeye gidiyorlar. 2 saat sürmüş.

Çalışma hayatında böyle şeyler olur. Ben de planda olmayan bir şekilde iş arkadaşım bir kadınla bir yerde bir şeyler içip birini beklemek zorunda kalıyorum bazen. Düzenli duyduğun bir olay değilse dert değil.

Kız da ben sadece bir iş arkadaşımla beklemek için kahve içtim aklıma başka bir şey gelmedi ki dedi. Evi de yakın oraya. Nasıl diyim içim almıyor yani bunu kabul edemiyorum da ben mi abartıyorum acaba onu anlamak için soruyorum. Ayrılmayı düşünüyorum.

Sen abartıyorsun.

Soru #6:

19 yaşındayım. Bu zamana kadar kızlarla ciddi bir ilişki kuramadım. Muhafazakar bir ailede büyüdüm ve ailem sürekli olarak – özellikle annem- kızlardan uzak durmam gerektiğini telkin etti. Hala o muhafazakar düşüncelerin etkisi üzerimde ve kızlara yürümeye çok zorlanıyorum. Eğer yürürsem de hemen oneitis geliştiriyorum. Hemcinslerimle olan sohbetlerimde, günlük hayatımda yapmam gereken şeylerde özgüvensizlik yaşamıyorum ama karşı cins ile temasa geçmem benim için bir imkansız. Sal çayıra mevlam kayıra modunda da değilim. Düzenli kitap okurum ve aynı zamanda vücut çalışırım lakin kendimi sürekli olarak yetersiz görüyorum ve sanki hayatımda bir şeyler eksikmiş gibi hissediyorum. Boyumun kısa olması -1.68- ve tipimi beğenmemem özgüvenimi çok etkiliyor. Bu zihin yapımı hala değiştirebilmiş değilim. Bana tavsiyen nedir?

Tanımadığın kızlarla da tanışıp konuşman gerekeceği şekilde, yürüme baskısı olmadan daha da sosyalleş. Bir süre buna alış. Ondan sonra bu korkunun kendiliğinden, seni tutan zincirlere rağmen iş çıkarabileceğin bir zihin yapısına geçersin. Belki 1 sene sürer, belki 2 sene ama yaşın genç zaten.

Soru #7:

11 aylık bir ilişkim vardı, kız bana çok bağlı ve sadıktı ama biraz fazla dürtüseldi ve bu beni çok bunaltıyordu. Bu huyu yüzünden benim için hayatımın en önemli günlerinden birini mahvetmişliği bile vardı.

Sadakat gerekli koşul, yeterli değil. Bir erkek ilişkide duygusal güç kaynağıdır, kadın da huzur. Huzur yoksa istediği kadar sadık olsun, kötü bir partnerdir.

En son onunla tanışmadan önce takipleştiğim aramda konuşma bile olmayan bir kızı bulmuş, telefonda konuşurken şakayla “bu flörtünle niye konuşmayı kestin” diye sordu. Ben de yine şakayla karşılık verdim ve güldüm. Söylediğim abartı bir cümle değildi. Bana birden bire “sen mal mısın salak salak konuşma” diye bağırdı o sırada iş yerindeydim telefonu kapattım.

“Sen kimsin benimle böyle konuşuyorsun?” diyerek, haddini bildirerek kapadın umarım.

Mesajlaşmada da benimle böyle konuşamayacağını söyledim doğru dürüst özür bile dilemedi ben de ayrıldım. Çünkü çok bunalmıştım.

Doğru karar.

Birkaç gün sonra bana mesaj attı, bitirmek istemediğini söyledi özür diledi fakat özür cümlesinden çok beni suçlar cümleler kurmuştu özrü kabahatinden büyüktü o yüzden kabul etmedim.

Doğru yapmışsın. İçten özür dileyip dileyip sonra yine böyle şeyler yapıyor olsaydı da bırakmak doğru karardı.

Bu sırada arkadaşlarımla bana doğum günü planladığını öğrendim. Biz ayrılınca onlara da benim hakkımda kötüler şekilde konuşmuş buna çok sinirlendim. Birkaç gün sonra da profil fotoğraflarını değiştirdi alkollü bir mekanda açık dekolteli bir fotoğraf koymuş bunu her yerde profil fotoğrafı yapmış ve benim bundan hoşlanmayacağımı biliyor.

İyi yapıyor. Sana ayrılığın ne kadar doğru bir karar olduğunu gösterip seni rahatlatıyor.

Bunu instagramda birilerini eklediğimi düşündüğü için yapmış ama eklememiştim- ben bu duruma çok sinirlendim tamamen bittiğini düşündüm. Sinirle eski görüştüğüm bir kıza mesaj attım.

Yanlış hareket. Toksik biri ile gereğinden uzun kalırsan, sen de toksik, saçma sapan birine dönüşüyorsun.

Bir iki saat konuştuk kız görüşmek istedi fakat ben yeni bir ayrılık yaşadım o yüzden şu an görüşmek istemiyorum dedim. Daha sonra da o kızla bir daha konuşmadım çünkü ayrı olsak da yaptığımın etik olmadığını düşündüm pişman hissettim.

Neyse ilerlememişsin, dert değil.

Birkaç gün sonra bu ayrıldığım sevgilimi dayanamayıp aradım, ben ayrıldığım için de bir problem görmedim bunda.

Bu çok büyük bir problem. Bu kıza bir kayarsın, hayatının 2-3 senesi uçar gider.

Konuştuğumuzda problemleri anlattım beni anladı, konu barışmaya geldi düzeltebiliriz vs. dedi tutumundan dolayı barışmak istedim ama vicdanım hiç rahat değildi. bir gün sonra arayarak “belki barışıp düzeltebiliriz ama benim vicdanım rahat değil, ben seninle birlikte olmadan önce görüştüğüm başka bir kızla ayrı olduğumuz bu süreçte mesajlaştım, seni aldatmadım ama bunu bilmeye hakkın var” diyerek olayı anlattım, yalvarıp özür dilemedim ama “hata yaptığımın farkındayım ama senin koyduğun fotoğraf benim gücüme gitti bu yüzden yaptım” dedim.

Aşırı aptalca bir hareket ama senin durumunda, kıza ulaşıp yeniden başlama aptallığına engel olacağı için faydalı olabilir.

“Seni sevdiğime pişmanım beni asla arama” diyerek telefonu kapattı. Bir anda her yerden engelledi. Yarım saat içinde başka bir telefondan ulaşmaya çalıştım, onu da engelledi en son kısa bir mail attım, “yaptığımın yanlış olduğunu biliyorum, senin yaptığından çok etkilendim ve hataydı. telafi edebilirim, fikrin değişirse bana ulaş lütfen” yazdım bir daha da ulaşmaya çalışmadım.

Kendine gel yahu. Bu kızla ilişkiye başlayıp kendini küçük düşüreceksin.

Kendimi vicdanen çok kötü hissediyorum ama bir yandan o bunu bildiği için hafiflemiş hissediyorum sonuçta çok yanlış bir şey yaptım. Sence bu yaptığım aldatmak mıdır abi?

Olmaz ama seni yeniden alınmaması gereken biri yapar. Gerçi bu seni geri almasa senin için daha iyi.

Kız beni çok seviyordu, hayranlıkla bakıyordu, ilgisi çok yüksekti.

Böyle karın ağrısı saçma sapan kızlara herkes düşmez. Senin gibi bazı yetersizlik problemleri olan adamlar düşer. Onlar böyle kızları yüceltmeyi başarırlar.

Sence bu davranışım ve sonradan yapışmamla gözünde kendimi çok ezik ya da kötü bir duruma mı düşürmüşüm?

Bu kızı bırakmak yerine gözündeki yerini düşünüyorsan, eziksin zaten. Öyle görünsen ne olur, görünmesen ne olur?

Kız beni bekarken çapkın olarak görüyor buna biraz takıyordu ama ilişki içinde asla sadakatsizliğim vs olmadı. Sence tekrar bana ulaşır mı? Ulaşmazsa da hatamın bir bedeli olacak elbet, şu anda no contact devam.

Bazen diyorum ki, sizin de bir işleviniz var. Böyle saçma sapan kızları hayatınızda tutarak kendi hayatınızın içine ediyorsunuz ama en azından sizden daha akıllı adamların başına bela olmalarına engel olup milli görev icra ediyorsunuz.

Başkaları için kendi hayatının içine ediyorsun, gerek yoktu ama erkek milleti sana minnettar. You go boy.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sevgilim üniversite için başka şehre gitti, “sadece arkadaşız” dediği bir erkekten çok bahsetmeye başladı. – Vaka çalışması

Mahmut Abi kız arkadaşımla ayrıldık. 3 yıllık bir ilişkimiz vardı ve benim ilk ilişkimdi. Bu yüzden biraz kolay bağlanmıştım kendisine. Kız arkadaşlarından çok erkek arkadaşları vardı ve ben erkeklerle daha iyi anlaşıyorum diyordu.

Bu bir kırmızı alarm. Ayrıca böyle kızlar erkeklerle daha iyi anlaştıklarından daha az kız arkadaşa sahip değiller. Diğer kızlar ya da çoğu kız tarafından dışlandıkları, arkadaş olarak istenmedikleri için kız arkadaşları yok ve erkeklerle arkadaşlığa meyilleri sebep mi sonuç mu belli de değil.

Bende ilişkimizin başlarında “benden önce onlar vardı”, dostları düşüncesiyle ona da güvendiğimden sorun etmedim.

Sorun aslında.

Üniversiteyi kazanıp başka bir şehire gittiğinde orada da farklı erkeklerle tanıştı.

Üniversiteye başka şehre gitti, en az 4 sene yok. Bu durumda ilişkiyi bitirmen lazımdı. Kaldı ki bu, çevresinde çok erkek döndüren bir kadın. Kafa rahatın için, proaktif ayrılman gerekliydi.

Sürekli tartışmaya başladık ama ben hep bir şekilde gönlünü alıyordum hatalı olmasam dahi.

Türkçesi, kız seni terk eder korkusu ile omurgasız ve korkak bir şekilde eğilip büzülüyordun. Bunun sonucunda da ilişkinin devam edeceğini sanıyorsun ama %90 terk edileceksin ve kendini küçültüğünle kalacaksın.

Sonrasında ben de derslerimin yoğunluğundan ve uzak mesafe olmasından dolayı ihmal ettim ama bunu bir şekilde telafi ettim.Yanına gidemediysem aradım telefonda mesaj atıp durumu izah ettim.Sorunlarımızı hallettiğimizi sanmıştım ama hep bunları ısıtıp ısıtıp önüme koydu ve ayrılıkla tehdit etti.

Çok iyi bir ayrılık fırsatını kaçırmışsın. Bak belki “ayak paspası olurum, erkeklik onurumu ayaklar altına aldırırım, bugün ayrılacağıma yarın terk edilirim ama bu işi bir ay daha uzatırım” kafasındaysan bilemem, bence bu da çok acınası bir kafa. Ama böyle omurgasız davranarak bu ilişkinin bir yerde toparlanacağını sanıyorsan, fena halde yanılıyorsun. Seçeneğin bugün terk etmek ile terk edilene kadar küçük düşüp, acı çekip terk edilmek. Sonuna kadar beklersen yüksek ihtimalle de başkası için terk edilip duble acı çekeceksin.

Ayrıca, bugün terk etsen yani hala kontrolün ve kafanda sanal bir düzelme ihtimali varken terk etsen, bu olaydan güçlenerek çıkarsın. Terk edildiğin, artık elinde bir kontrol kalmadığı noktaya kadar gidersen, bu olaydan zayıflayarak, bir sonraki ilişkinde daha boktan şeyler yaşayacak şekilde çıkarsın.

Bir şekilde iyi kötü devam ettik ama 1 ay önce ayrıldık.

Umarım yanlış tahmin ediyorum ama muhtemelen terk edildin.

Ayrılığımızdan birkaç hafta önce üniversitede tanıştığı erkekle yakınlaştığını hissetmiştim. Bana onunla konuşmalarını aktarması,beraber kütüphaneye gidip ders çalışması,onunla telefonda konuşmalar verebileceğim en basit örnekler.

Evet bu tip kadınlar bunu çok yapıyorlar. Sanki “ya ben sana söylemiştim, tamam içime kaçıp durduğunu söylememiştim ama yani onu da sen anlasaydın, benden günah gitti” mantığı ile çenelerini kapayamıyorlar.

Ben kendisine bu çocukla arasına mesafe koymasını istediğimde “ne var ya sadece ders çalıştık “ tarzında bir cümle kurdu.

“Ne var ya! Sadece arkadaşız!”

Bana ben çocuğu ders için kullanıyorum,notları almak için yakın davranıyorum,benden kısa boylu biri diyerek dalga geçiyordu.

Önemli olan boyu değil, aslen bu vatandaşın ne işlevi olduğu.

Bu tavır beni aşırı rahatsız etmişti ve aramıza bir soğukluk girdi sonrasında da zaten ayrıldık ve her şey için beni suçlayarak gitti.

Bu tür ciğeri beş para etmez insanlardan kurtulmanız lazım. Bunu bu noktaya kadar terk etmemen, kendine bu ciğeri beş para etmez insanı sevgili diye yakıştırman, senin ayıbın. Gaslighting yapıyor, utanmadan da ayrılırken seni suçluyor. Ama anlattığın tepkiye bakarsak, terk edilmemişsin sanki. Son anda ruhunu kurtarmışsın.

Arkadaşlarımdan duyduğum kadarıyla o çocukla 1 hafta içinde sevgili olmuş ve yılbaşını beraber baş başa geçirmişler.

Şaşırtıcı değil. Ayrıca muhtemelen seninle ayrıldıktan bir hafta sonra olayı kamuoyuna duyurdular, kornişonun giriş çıkış vizesini önceden almış olma ihtimali de çok yüksek.

Böyle bir durumu yaşadığım için utanıyorum ve nasıl atlatacağımı bilmiyorum.

Utan ve uzun süre acısını çek ki, bir daha böyle bir şey yapma.

Beni çok iyi manipüle etti kendimi suçlu hissettirdi.

Ama iyi tarafından bakarsak, artık bu ciğeri beş para etmez kız, daldan dala atlayan kız, o kornişonun problemi.

Önerilerinize açığım kızla iletişim kurmuyorum her yerden engelli zaten, yakın arkadaşlarını da takipten çıkardım hayatıma odaklanmaya çalışıyorum derslerime odaklanmaya çalışıyorum ama ara ara aklıma geliyor ve beni olumsuz etkiliyor yaşananlar.

Bakın, ne kadar büyük aptallık yaparsanız, o aptallığı bir daha yapmayın diye o kadar çok acı çekmeniz gerekir. Erkek gibi, “ben ettim, ceza sürem neyse yatıp çıkacağım” diyeceksiniz. Bir daha bu kadınla asla iletişime geçme, ondan bilgi alma ve ağlaya ağlaya da olsa kendi hayatına odaklan. Bu geçer. Başında bıraksan 4-5 ayda geçecek şey, bu kadar uzatmanla 8-10 ayda geçer ama geçer.

Bir de yeri gelmişken şunu söyleyeceğim. 27 sene önce üniversiteye başladığımda ve sonrasında burada dinlediğim hikayelerde bunu çok gördüm. Böyle liseden tanışıp üniversite ile uzak mesafeye dönen çiftlerin çok büyük bir kısmı, bir sene içerisinde daldan dala ayrıldılar. Bunu yapanın erkeğini de gördüm, kadınını da. Buna maruz kalanın erkeğini de gördüm kadınını da. “Yok abi biz 3 senedir beraberiz, kimse ona olan sevgimi değiştiremez zaten kimseyi gözüm görmüyor” laflarını çok duydum, gözü görecek biri çıktığı an o lafların buhar olup gittiğini de çok gördüm.

Sevgiliniz ile, üniversite gibi hayatı çok değiştiren ve bir daha yollarınızın kesişme ihtimalini azaltan ayrılık olduğunda, kendinize bir iyilik yapın ve ayrılın. Kız böyle yan apartmanda oturuyor olsa bile terk etmelik olmayabilir, iyi bir sevgili olabilir ama artık sizin yollarınız ayrıldı.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Sizden gelen sorular – Ocak 2026

Soru #1

Yaklaşık 1,5 yıl flört ve sevgili olduğum bir kız vardı. Zaman zaman aramızdaki çeşitli olumsuz sebeplerden görüşmediğimiz ama kısa süre sonra devam ettiği dönemler oldu. Yine bu dönemlere denk gelen geçen yaz memlekete gittiğimde başka bir kızla tanıştım. Başta diğerini sevdiğim için kesinlikle reddetsem de o ilişkinin olumsuz yönleri ve bu yeni tanıştığım kızın makul görünmesi sebebiyle kabul ettim.

İlişkinin olumsuz yönleri varsa önce ondan ayrılırsın, 2-3 ay yalnız kalırsın ve sonra yeni limanlara açılırsın. Bu tür daldan dala sizi kadınsız kalmaktan korktuğu için sürekli olarak kötü ilişkiye yapışan ve/veya aldatan zayıf birine çevirir.

O ilişkini aldatmışsın.

Diğeri ile konuşmayı kestim ancak sebebini söyleyemedim.

Sebebini söylemen gerekmiyor ama ayrılman gerekiyor.

Bu süreçte bir ay bana ulaşmaya ve devam etmemiz için ikna etmeye çalıştı. Aklım onda kalıyordu fakat yeni tanıştığım kızla güzel vakit geçirdiğim için ve bunun hep böyle devam edeceğini düşündüğüm için görmezden geliyordum.

Sanırım bununla olmazsa ona dönerim kafası ile oyaladın kızı. Yalnız kalmaktan bu kadar korkarsanız, bu işi adam gibi yapmazsanız, dejenere olursunuz ve kadın bağımlısı olursunuz. Sen gerçi halihazırda öylesin ama daha da kötü olursun.

Yazın sonunda yeni kızla ilişkiyi bitirdik ve yeni kıza o andan sonra bir daha ulaşmadım. Fakat aradan zaman geçmesi sebebiyle diğer kızdan eski tepkiyi alamadım ve artık istemiyordu.

Normal değil mi? Seni bekleyeceğini mi sanıyorsun?

Ben de çok zorlamadim ancak iletişimi koparmadim. Bu sırada bir ay sevgili yaptı ve ondan da ayrıldı. Ancak tekrar konuşmak istediğimde yine eski tepkiyi vermeyip reddetti. Onunla eski günlere dönmek mümkün mü?

Mümkün değil. Birlikte olma ihtimaliniz de düşük. Birlikte olsanız eskiye dönmeniz de çok zor.

Kızı aldatmış ve yedek lastik yapmışsın. Azıcık insan ol ve kızın peşini bırak. Bir daha da böyle bir şey yapma. Sevgiliniz varken gözünüz dışardaysa, ilişkiden memnun değilseniz cesur, onurlu ve güçlü olun ve ayrılın.

Soru #2:

Merhaba Mahmut abi. Ben bir kızla yeni konuşmaya başladım. Kızla aynı ortamda oluyoruz haftada 2-3 kez, bazen de mesajlaşıyoruz. Bugün onu görmek için dershanede eksta bekledim (işimde vardı aynı zamanda). Kız bir türlü bana kendini göstermiyor, saklanıyordu. Ona baktığımı biliyor ama kendini göstermemeye çalışıyordu. Bazen görüyordum arkadaşı da ortamda olduğumu kontrol etmek için bakıyordu bana. Bunun shit test olma şansı var mı? Bu gün akşam yazmayı düşünüyodum ama yazmayacağım. Sanki önemsememiş gibi takılacağım. Sence doğru mu yapıyorum?

Bunu daha çok seninle yalnız kalmak istemiyor olarak yorumlaman daha gerçekçi.

Kızla arada bir nasıl mesajlaşıyorsunuz? Kız mesajlaşma başlatmıyorsa, çok az başlatıyorsa, sana karşı çok sıcak değilse, mesajlaşmayı uzatmamaya çalışıyorsa, bu son olayı da üstüne koyarak, seninle ilgilenmediğini anla ve kıza yürümeyi bırak. Kendi sana, sen ona hiç ulaşmadan iki kere ulaşırsa buluşmaya çağır.

Eğer kız sıcaksa, o da mesaj başlatıyorsa, kıza mesaj at ama bu durumu asla açma. Kendisi açarsa bile “evet işim vardı ondan kaldım” diye geçiştir, onu beklediğini asla belirtme. Bu şekilde shit test olmasa bile, kendine güveni ve onuru olan bir erkek gibi davranıp, test olmadan testi geçersin.

Soru #3:

Mahmut abi herhangi bir tehlikeli durumda, bu az tehlikeli de olsa panikliyorum, göğsümde bir yük oluyor. Bu da korkmama sebep oluyor. Henüz gençken bu beni yiyip bitiren sorunu çözmekte kararlıyım. Teyzem ve anneannem herhalde genetikten kaygıları yüksek az durumlarda panikliyorlar. Belkide nesilden nesile birbirine etkileniyorlar bilmiyorum. Bu sorunu nasıl çözerim? Telkin diye birşey duydum neye inanırsan o olursun diyor ben kendime soğukkanlı,cesur telkinini iyi şekilde düzenli yaparsam sonuç verir mi veya senin önerin nedir? Esenlikler diliyorum.

Bunun benim bildiğim çözümü, bulabildiğin en tehlikesiz durumdan, tehlikeyi gerçekten tehlikeli olan durumlara gitmeden azar azar arttırarak aşamalı olarak maruz kalma terapisi uygulamak. Gerçekten tehlikeli durumda korkmak ve kaçmak gerekli bir adaptasyon, o durumlarda da tehlikeye göğüs germek istemezsin.

Tanımadığınız insanlarla neden konuşamıyorsunuz yazısındaki durum ve çözümü, senin durumunda da geçerli.

Soru #4:

4 yıl süren güzel bir ilişkinin sonunda yüzük takıp evlenme teklifi ettikten 4 ay sonra, evim olmadığı için kız arkadaşımla ayrıldık. Ayrılırken de çok olgun ve hala severek ayrıldık.

Bu konuya daha önce değinmiştim. Türkiye’de bir çift genellikle, evlenir ve kiraya çıkar. 30 – 40 yaş bandında ev alır. Normali bu. Bunu dert edip senden ayrılan kızla evlenmemen iyi olmuş.

Tek arkadaşı bendim,

Bu büyük bir problem. Arkadaş edinemeyen bir insanın duygusal – ruhsal olarak normal olma olasılığı çok düşük. Ayrıca, senin sırtına yük olur. Bu kızla nasıl güzel bir ilişkin oldu? Gerçekten ilginç.

benden ayrıldıktan bir ay sonra çalıştığı yere gidip gelen zengin müşterilerinden biri ile ilişkiye başlamış.

4 senelik ilişkiden bir ay sonra ilişkiye başlayabilen kadından hayır gelmez birader. Gerçekten Allah kurtarmış. Keşke sen kendi iradenle kurtulsaydın ama önemli olan kurtulman. Artık o zengin abinin derdi, senin değil.

Konuştuğum da aldatmadığını ve “ne yapayım 4 senede yokluğuna mı alışayım” dedi. Ayrılalı 2 ay oldu ancak hala WhatsApp durumlarıma ilk o bakıyor bu bir rebound ilişki midir?

1 ayda işi pişirmiş insanın aldatmadığı şüpheli ve aldatmadım diyecek tabii ki. Daldan dala atlamış. Ayrıca birader, bu kızın numarası neden hala ekli? Hemen çıkar, sana ulaşmaya çalışırsa engelle.

Rebounddan çok çıkar ilişkisine benziyor ama rebound olsa ne olacak? Zengin abiden tekmeyi yiyince geri mi alacaksın?

Ve sürekli durumlara bakması neyi ifade ediyor? 

Hiçbir şey ifade etmiyor. En fazla merak veya daha kötüsü bu abi ile olmazsa kenarda bekle diye ekmek kırıntısı. Bu kızın numarasını çıkar, bir daha muhatap olma.

Bunca yaşanmışlığa rağmen bu kadar kısa sürede başka biriyle olabiliyorsa benim yanımda yeri yoktur.

O zaman numarası neden silinmedi? Neden abi amacı ne? diye sorarsın.

Hayatıma devam ediyorum ancak insan elbet üzülüyor ve düşünüyor ama geçecek.

Geçecek tabii ki. Böyle kalitesiz insanlar daha kolay unutulurlar ama senin bu kızı silmen lazım.

Soru #5:

Abi merhaba.İlk buluşmamız gayet iyi geçti ikinci buluşmayı da teklif ettim hemen arkasından yani bir gün sonra. Ama onun bir durumundan dolayı buluşamadık. Tekrardan bir gün sonra teklif etmeli miyim yoksa onun teklif etmesini mi beklemeliyim? Benim ettiğimi varsayarsak aradan bir kaç gün geçtikten sonra mı teklif etmeliyim o süre zarfını nasıl ayarlayabilirim. Teşekkürler.

Buluşmaları erkek teklif eder. 3-5 gün sonra, bir önceki buluşma teklifi hiç olmamış gibi teklif edebilirsin. Yalnız bir buluşma teklifi olmuş, bir durum yüzünden buluşamadıysanız, hemen o buluşma gününü değiştirsen boş yere bir can yanmamış olurdu.

Soru #6:

Merhaba, 3 senelik uzun ilişki sonrası erkek arkadaşımla ayrıldık.Sık tartışıyorduk bu yüzden ayrıldık, ihanet veya başka bir kişi yüzünden ayrılık yaşamadık.

Sık tartışmalı ilişki kötü ve bitmeye mahkum bir ilişkidir.

2 senedir ayrıyız benim ondan sonra 1 sevgilim oldu çok sürmedi. 3 4 ay kadar sürdü ve bitti. Ben önceki sevgilime mesaj attım kendisi kısa kısa ve geç cevaplar veriyordu, yani pek konuşmak görüşmek istemiyormuş gibi.

Gibi mi?

Sonra kendisine barışmak isteyip tekrardan denemek istediğimi söyledim.Onun arkadaşları benimle takipleşiyordu. Ondan sonra birisiyle olduğumu galiba ona söylemişler, yoksa başka haberi olamaz. Bana birisiyle birlikte olup olmadığımı sordu ve ben de oldu dedim dürüstçe anlattım. Sonra ben bunu kabul etmem bir daha bana ulaşma önüne bak dedi. Sonraki mesajlarıma da sadece görüldü atmış.

Birçok erkek kendisinden sonra birinin olmasını kaldıramaz. Burada senin bir suçun, yanlışın yok. Ama birçok erkek kabul etmez.

Yalnız bu adam zaten seni reddetmek için bahane arıyor gibi de geldi.

Engellemiyor ama ne yazarsam görüldü atıp bırakıyor.

Engellememesinde olumlu tek bir kırıntı yok. Adam seninle bir daha görüşmek istemiyor. Bence başka biri olmasa da görüşmeye niyeti yokmuş.

Bir şey de yazmadı bu yazdığından sonra. Kendisine bu 2 yılda sevgilisinin olup olmadığını sordum.Onun da olmuş ve ayrılmış aynı durumdayız. Bunu söylediğimde bana ” sen kabul edebilirsin ama ben bunu kabul etmiyorum,bana ters ”dedi. Kendisi çok prensipli birisi uzun süredir tanıyorum, bir konuda fikri hiçbir zaman değişmez.Kendisine böyle prensipler edinmiş,sadakatinden yana hiçbir zaman şüphem olmadı baya karakterli biri.Onu tekrardan kazanmak istiyorum , nasıl yapabilirim?

Adam seni istemiyor. Bu adamla bir daha asla olmayacağını kabul edip önüne bakmalısın.

Ayrıca bu adamı “kazansan” ne olacak? Eski kavgalı ilişkinize geri dönüp yine ayrılma ihtimaliniz çok çok yüksek olurdu.

Soru #7:

Mahmut Abi, kız arkadaşım 22 yaşında ve çok yoğun çalıştığı bir işi var. Aynı iş yerinde, 35 yaşında, evli ve çocukları olan bir adam, kız arkadaşımı bazen saat geç olduğu zaman evine bırakıyor. Çünkü kızın iş yeri ile evi arası gerçekten çok uzak.

Bir erkeğin bırakması beni rahatsız ediyor bunu kıskanmam ve kızı uyarmam gerekir mi?

Gerekir. Evli ve çocuklu bir adamın bunu yapmaması da gerekir. Birkaç kişiyi bırakıyorsa neyse ama sadece senin kızı bırakıyorsa çok yakışıksız bir durum.

Yoksa gereksiz kıskançlık yapmış mı olurum?

Gereksiz kıskançlık yapmış olmuyorsun.

Bir yandan “saçmalama adamın çocuğu var evli” falan diyorum ama bi yandan da rahatsız hissediyorum. ne yapmalıyım?

Adamla senin kız arasında bir şey olma ihtimali değil konu. Konu, adamın ve kızın kendilerini bu ortama sokmaları. Yakışıksız. Şöyle düşün. Gecenin bir saati annen ve baban senin kız arkadaşını başka adamla arabada gördü. Hoş bir durum mu bu?

Bir kere zorunluluktan olur anlarım ama bunun birkaç kere olması yakışıksız bir durum.

#Soru 8:

Bu soruyu ayrı yazı yaptım: Üniversitede yürüdüğüm kızın erkek arkadaşı bana saldırdı – Vaka çalışması

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Bu ay, YouTube kanalında da aşağıdaki soru cevap yayınını yaptık.

Üniversitede yürüdüğüm kızın erkek arkadaşı bana saldırdı – Vaka çalışması

Mahmut Abi, başıma çok kötü bir şey geldi. Üniversitenin kütüphanesinde ders çalışıyordum, mola vereyim dedim dışarıya çıktım. Güzel bir kız gördüm, 2 kişilerdi. Yani 2 kızdı ve gözüme kestirdiğim kişiyle göz teması kurarak merhaba diyerek başladım ve biraz sohbet ettikten sonra kahve içmeye davet ettim.

Üniversitede böyle direkt ve hızlı oyun oynanmaz. Tanışmanda sorun yok ama hemen kahve içmeye çağırman sakat.

Kız benle gülümseyerek konuştu, sonra erkek arkadaşım var dedi.Ben de tamam dedim ve tekrar ders çalışmaya döndüm. Tam oturacakken omzuma birisi dokundu arkama baktım 4 kişilerdi. Gelsene birader sen bizle dedi ve gittim.

Üniversitede direkt ve hızlı oyunun tehlikelerinden biri de bu.

İşte soru sordular sen daha yeni dışarda mıydın diye evet dedim. Yürü gel kantine gidiyoruz dedi kantin ne alaka dedim gel görürsün dediler. Gittik işte.

Gitmesen daha iyi.

Bu erkek arkadaşı olan kahveyi aldı. Al onu eline şimdi gidip tekrar o kızdan özür dileyeceksin dedi. Ben bilmiyordum erkek arkadaşı olduğunu bilsem yanına zaten gitmezdim karaktersiz birisi değilim dedim. Sonra zaten kütüphanenin bahçesinde tekme attılar 4 kişilerdi bir şey yapamadım.

4 kişiye bir şey yapamazdın.

Kız ayırmaya çalıştı da tabi olan oldu, sonra kızdan özür dilettirdiler ben de çıktım gittim.

Mide bulandırıcı kız arkadaş tipi. Yani sen psikopata olsan, azıcık medeni olmasan, biri kendisine yürüdü diye erkek arkadaşını bıçaklatacak saçma sapan bir kız. Erkek arkadaş da ayrı saçma sapan biri.

Abi çok kötü travma oldu bu bende ben 20 yaşındayım.

Tabi az rastlanır iki öküze denk gelmişsin, kötü olmuş. Ama olayı yükseltmeden atlatmışsın, bence bir daha direkt ve hızlı yürüme yapma. Memlekette böyle hanzo – öküz çift var. Ben o adam yerinde olsam, o adam adam değil gerçi, o kızı terk ederdim. Arada görüyoruz, böyle hırt kızlar adamı öldürtüyorlar.

Lisedeyken kız arkadaşlarım çok oldu ama üniversitede böyle bir şey yaşayacağımı düşünmezdim.

Üniversitede böyle hırtların daha az olması lazım.

Yani kızlara yürüyecek cesaretim de özgüvenim de kalmadı artık. Baya moralim bozuldu, gururum kırıldı. Sence ne yapmalıyım ne tavsiye edersin?

Üniversite ortamında sosyal oyun oyna. Böyle direkt gidip kahve içelim falan deme. Şurada yazdığım oyun: Sosyal ortamlarda beğendiğimiz kıza nasıl yürüyebiliriz?

Geçmiş olsun, az rastlanır bir olaya denk gelmişsin ama bu hatalı yürüme şeklini bırakırsan bir daha böyle bir olaya denk gelmen zor. Olayı yönetilmesi gerektiği gibi yönetmişsin. 4 kişi kıstıran hayvanlarla dalaşılmaz.

Kızın erkek arkadaşı tam bir SIMP bu arada. Böyle simplikler yapacak biri varsa uyarayım. Kızı rahatsız eden, taciz eden adama yapsa anlarım ama bu olayı bu şekilde yönetmek, kız arkadaşının kıçını yalamak oluyor. Yarın kız arkadaşınızın kıçını yalayım derken, böyle birini dövüp sonra dövülen adam tarafından ne olduğunu anlamadan bıçaklanmak da olası.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Spor salonunda kızlarla nasıl tanışılır?

Sürekli sorulan bir soru:

Spor salonunda kızlarla nasıl tanışılır?

Bir erkeğin bu soruyu sorması doğal çünkü spor salonu önemli miktarda vakit geçirdiğiniz ve oldukça çekici kadınların olduğu bir yer. Birçok erkek, spor salonunda güzel bir kadınla göz teması kurduktan sonra hayallere dalabiliyor. Zaten testosteron seviyesi de yüksek iken, insan daha fazla tanışma azimli olabiliyor.

Spor salonu, bir bardan çok sosyal ortam olarak nitelendirebileceğiniz bir yer. Buraya düzenli olarak gidiyorsunuz ve insanlar sizi tanımasa bile sizi sima olarak biliyorlar. Yani bu bariz olmasa bile, spor salonu az çok sosyal bir ortam, sosyal kuralların geçerli olduğu bir ortam.

Spor salonunun sosyal bir ortam olmasının önemi şu: Burada direkt açılış yapmak -soğuk yaklaşıp daha ilk muhabbetten kızı dışarı çağırmak – ortama uygun bir açılış değil.

Bir barda ya da sokakta bir kıza açılış yaptığınızda, o kızı muhtemelen bir daha hiç görmeyeceksiniz. Direkt olmanız, ilk muhabbette kızın telefon numarasını almanız ya da dışarı çağırmanız bar ya da sokak ortamında göze alabileceğiniz bir şey ama spor salonunda akıllıca değil.

Ayrıca gece kulübü ya da bar ortamında, kadınlara yürümek daha kabul edilebilir bir şey. Spor salonunda ise kadınların orada olması, yürünmeye açık oldukları anlamına gelmiyor. Burada önemli farklardan biri de, spor salonunda yanlış açılış ve reddedilme, sadece açılış yaptığınız kadınla aranızda olan bir şey değil, o ortamdaki tüm herkesin sizinle ilgili algısı üzerinde etkili bir şey. Spor salonunda ya da genel olarak sosyal ortamlarda direkt ve hızlı tek bir açılış bile, sizi “şu herkese yürüyen adam” yapabilir.

Yani spor salonunda direkt ve hızlı değil dolaylı ve yavaş oyun çok daha etkili ve akıllıca. Yani spor salonunda sosyal oyunu, sosyal ortamlarda beğendiğiniz kıza nasıl yürüyebilirsiniz yazısında bahsettiğim oyunu kullanmanızı tavsiye ederim.

Düzenli olarak spor salonuna gidin ve insanlarla arkadaşça iletişime geçin. Beğendiğiniz kadının sizin diğer erkek ve kadınlarla da sosyalleştiğinizi görmesini sağlayın. Bu tür bir dolaylı yürümenin haftalar, bazen birkaç ay sürmesine izin verin.

Bu süreçte kadınla ufak muhabbetler edin ve ilgisini ölçün. Sizinle konuşmaya istekli mi yoksa kısa kısa cevaplarla geçiştiriyor mu? Eğer geçiştiriyorsa, ne kadar hoşunuza giderse gitsin, bir şansımı deneyeyim mantığı ile kıza yürümeyin. Eğer sizinle konuşmaya istekli ise, bir sonraki adıma geçebilirsiniz.

Bir sonraki adım derken, kahve içmeye çağırmayın. Yapmanız gereken şey, kızla konuşurken kızın hoşlandığı, ya da sizin hoşlandığınız ve kızın ilgi gösterdiği ya da ortak hoşlantılı bir şeyler yakalamak. Bunu yakaladıktan sonra, eğer kız da sizinle konuşurken sıcaksa, daha da iyisi sizinle konuşmaya istekliyse, kızı bu üç kategoriden birinde bir şeyler yapmaya davet edin.

Abi spor salonunda kızı bir daha görmeme ihtimalimiz yüksek diyeceksiniz. Kısmet artık. Sosyal oyunda her hoşunuza giden kıza yürüyemezsiniz.

Sosyal oyunda yürüyebileceğiniz kadın sayısı, direkt oyunda yürüyebileceğiniz kadın sayısından çok daha az olsa da, sosyal oyunda yaptığınız yatırımın dönüş oranı çok daha yüksektir. Örneğin gündüz oyununda birkaç ayda 50 kıza rahatça yürüyebilirsiniz ama 50 kızda bir iş çıkarabilirsiniz, belki 30 kızda bir. Sosyal oyunda belki aylar içinde sadece 5 kıza yürüyebilirsiniz ama 5’te bir iş çıkarabilirsiniz.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Eski sevgilimden sonra hayatıma çok kız girdi ama hiçbirini isteyemedim – Vaka çalışması

Klasik bir eski sevgilimi unutamıyorum, başka kızlara karşı bir şey hissetmiyorum vakasına daha bakacağız. Zaten soru, o yazının altına yazılmış.

Bu versiyonunda erkek, birçok kadınla beraber olabilmesine bakarak, bir kadını unutmayı başaracak güce sahip olmayan, düşük rütbeli bir erkek olduğunu göremiyor. Rütbesini yükseltmesi için, içinde bulunduğu durumu görmesi şart ama “çok kız var, ben onları istemiyorum hacı” bataklığında debeleniyor.

Mahmut abi selamlar. Hoş ve ilgimi çok çeken bir kızla lisede çok güzel bir ilişkiye başlamıştık. İnanılmaz güzel, dolu dolu geçen 2 yılın ardından üniversite yüzünden yollarımız ayrıldı. Maalesef biraz uzaktan denedik olmadı. Ben ayrıldım ama ilişkinin gidişatı beni mecbur bıraktı, istediğimden değil yani.

Hayatın akışında normal bir şey bu. Zaten yeni ortamda olduğun için, kendine yeni bir hayat kurarsın, eski ilişki de tarihin tozlu sayfalarına gömülür gider.

Hayatıma devam ettim. Yapmam gereken herşeyi yaptım. Üniversite için yeni bir şehre gelmiştim. Acıma yenilmeden sıfırdan güzel bir çevre kurdum, vücut yaptım, para kazandım istediğim şeyleri aldım derslerimde ilerledim ve ek olarak oldukça canlı bir ilişki hayatı yaşadım.

Acına yenilmediğine emin misin? Bu kadar şeyi arka arkaya sıralayan insanlar genellikle bir şey ispat etmeye çalışan insanlardır ve atlatamadıkları bir şeyi saklamak için böyle şeyler sıralarlar. Bu cümle kendini fazlaca ispatlama çabasına işaret ediyor.

Çok fazla kız hayatıma girip çıktı ama aklımdan eski sevgilim çıkmıyordu.

Ben bunu anlamıyorum. Çok fazla kız dediğin yerde, sayı arttıkça kalite azalır. Kızlar teker teker kaliteli de olabilirler – zor ama olabilirler – fakat senin çok ilişki kurduğun yerde duygusal derinlik, ilişki kalitesi azalır. Sen sanki eski kız arkadaşının acısı ile başbaşa kalıp bunu sindireceğine, kalitesiz ilişkilerle kendini uyuşturmayı seçmişsin. Acının bir süre sizi yakıp tükenmesini göze alamazsanız, acıyı bastırırsanız, acı yanıp tükeneceğine çoğalır.

İstemsiz, sürekli yeni kızlarla eski sevgilimi kıyaslıyor ve eski sevgilimin daha iyi bir kız olduğunu düşünüyordum. Hala da öyle geliyor bilmiyorum. Ben mi yüceltiyorum ama bu şekilde yani.

Hem sen yüceltiyorsun, hem ilişkileri uyuşturucu gibi kullanmaya çalıştığın için ilişki kaliten düşük hem de lise aşkını unutamayacak kadar zayıf, unutmak için gerekli yalnızlıktan korkan biri olduğun için, derin ve kaliteli ilişki kurabileceğin kızlar seni itici buluyorlar, onlara ulaşımın az.Ulaşımın olsa bile o kızların senden soğuduğunu önceden sezip, kovulmadan istifa eder, “hacı zaten ben soğudum” diye kendini kandırırsın.

İlişkilerim ise tek gecelik ilişkiler değil birisiyle tanışıyor birkaç hafta bazen 1 ay ama fazlası değil güzel vakit geçirip istemsizce kendimi sıcak hissedemiyor eski kız arkadaşımla hissettiğim kadar mutlu huzurlu hissedemeyip bitiriyordum.

Tek gecelik olmayabilirler ama çoklar ve çok = kalitesiz şeklindeler. Burada bahsettiğin şey, yaygın bir aptallık. Normalde, aşırı duygusallığın yüzünden çalışmayan kafan biraz çalışıyor olsa, çok kız paralel evreni ile ilişki evreninin farklı çöplükler olduğunu görebilirdin ama şu an göremiyorsun.

Ayrıca sen eski sevgilisini unutamayan bir erkek olarak, duygusal olarak düşük statülü bir erkeksin. İstediğin kadar tipin, paran, vs. olsun. Eski sevgilin seni aştı, hayatını yaşıyor. Sen ise onun bıraktığı yerde, duygusal olarak hala ona bağlı bekliyorsun. Bu seni düşük statülü erkek yapar. Sen muhtemelen kırılgan egon yüzünden bu kısmı göremiyorsun, içine sinebilecek kızları istemediğini sanıyorsun ama, sen içine sinebilecek kızların tepeden baktığı, itici bulduğu bir adamsın.

Tekrar edeceğim, burası önemli. Eski sevgilisi kendisini aşmışken eski sevgilisini unutamayan erkek, düşük rütbeli bir erkektir. Parası, statüsü, tipi ne olursa olsun düşük rütbeli bir erkektir. Kendini layık gördüğü kızlara itici gelir, kendi gerçek rütbesindeki kızları kendisi beğenmez.

Kendime sanırım bu benim ciddi ilişki yaşayabileceğim o aradığım kız değil diyordum. Bazı herkesin yapabileceği hatalar olan minik itici hareketler bile beni fazlasıyla itebiliyordu.

Burada bir başka sorun da, ilişki travmasını aşamama, aşmama nedeniyle kişinin kaçıngan bağlanan birine dönüşmesi. Yani çok yakınlaştın, çok acı çektin. Sonucunda da “yakınlaşırsam acı çekerim” gibi bir şey öğrendin. Şimdi ise bir kızla yakınlaşmaya başladın mı, korkuya kapılıp ondan uzaklaşıyorsun. En boktan sebeplerle.

“İlişkinin gidişatı beni mecbur bıraktı istediğimden değil” dediğin yer muhtemelen sana fena koyduğu için ve bu acıyı sindirmek yerine uyuşturmayı seçtiğin için, uzun süreli ilişkilere girip acı çekmekten kaçar hale gelmişsin. Uzun süreli ilişkiye girip acı çekmekten ödü kopan, kaçıngan bağlanan bir adam, ben korkuyorum, korkağım demek yerine sıkılıyorum, içimden gelmiyor, eski sevgili ile kıyaslıyorum diye çeşitli bahaneler uydurur. Senin muhtemelen korku nedeniyle ilişkiye girmekten kaçma problemin var. Ben korkağım diyemediğin için de “o kızlar eski sevgilim gibi değil, benim gibi kartanesi pırlanta paşaya layık değil” diyorsun.

Bir yerden sonra hayatıma girip çıkan insan sayısı oldukça çoğaldı ve artık düşünmeye başladım neden olmuyor eskisi gibi diye.

Hem çokluk kalite azlığına neden oluyor, hem sen düşük rütbeli bir erkek olarak istediğin seviyede ilişkiye giremiyorsun hem de yakınlaşmaktan korktuğun için her yakınlaşmadan kaçıyorsun.

Bunu halletmek istiyorum.

  1. sorum bu neden iyi kızlarla bile ilişki kuramıyorum sıcak hissedemiyorum eğlenemiyorum ve benlik bir kız değil bu kız hissi geliyor gerçekten benlik kız mı daha karşıma çıkmadı yoksa bende mi sorun var? ilişkilerimi iyi yönettiğimi genelde ben bitirirken karşı tarafın bitirmek istemediğini eklemek istiyorum yani seviliyorum da ama durum böyle. Güzel bir ilişki içinde bulunmak ve bunu halletmek istiyorum.

O zaman öncelikle en az 5-6 ay yalnız kalarak, kısa süreli ilişkilerde olmayacak şekilde, bu eski sevgilinin sana yüklediği acıyla başbaşa kal ve onu kadınsız atlat. Bu seni şu an düşük rütbeli yapan şeyden kurtarır.

İkincisi, bu süreçten sonra da ufak tefek nedenlerle yakınlaşmadan kaçmama çalış. Kaçtığın yerde kendini üstün taraf olarak konumlayan “ben istemiyorum hacı, bu kadıncıkların ufak tefek hataları gözüme batıyor hacı” diye egona 31 çektirmek yerine, korktuğunu kabul et. Korktuğunu hissedebilirsen ona meydan okuyabilirsin. Egoist “bunlar bana layık kızlar değil hacı” ayakları ile egonu sıvazlamak, seni olduğun durumda tutar.

2.sorum ise

eski sevgilimi artık rüyalarımda görmekten veya bi anda aklıma gelmelerinden sıkıldım. Ayrılalı 1 yıldan biraz fazla oldu ve hep şunu yaşıyorum aklımdan tamamiyle silemiyorum arada bir aklıma gelmeleri bitmedi gitti.

Eski sevgiliyi rüyada görmek demek, onu değil uzun süreli ilişkileri istiyorsun demek. Eski sevgilini her düşündüğünde, onun artık kendi hayatına baktığını, senin ise ilişkinin bittiği noktada bekleyip durduğunu düşünmen gerekecek. “Ben, beni aşıp fersah fersah ilerlemiş kızın bıraktığı yerde bekleyecek kadar düşük rütbeli miyim?” diye kendine sorman lazım.

Bazen sebepsiz geliyor bazen yeni bir kızla daha her şeyi bitiriyorum ve derin bir boşluk geliyor birkaç günlüğüne galiba hiçbir zaman eski sevgilimle olduğum kadar mutlu olamıcam gibi.

Sebepsiz değil. Ya kızın gerçekten eski sevgilisini unutamamış düşük rütbeli bir erkek olduğunu fark edip seni bırakmasına fırsat bırakmadan, kovulmadan istifa ediyorsun ya da yakınlaşmadan korktuğun için kaçıyorsun.

Kız hayatına bakarken sen onun bıraktığı yerde ölmüş ilişkinin nöbetini bekliyorsun ve bu nedenle de ilerlemek için atacağın her adımı kendin yok ediyorsun. Bu şekilde devam edersen tabii ki hiçbir zaman eski sevgilinle olduğun kadar mutlu olamayacaksın. Ama ileride bulabileceğin ilişkiler daha mutsuz olacağından değil. Sen kendin ölmüş ilişkinin nöbetini tutmakla meşgul olduğun, yakınlaşmaktan kıorktuğun için böyle olacak.

Bu durumda istemsizce acaba bir şekilde birleşmek için savaşmalı mıydım ayrılmak yerine veya şimdi tekrar görüşmeyi mi denemeliyim gibi soruları getiriyor ki bu senaryolar bana mantıklı gelmiyor.

Kız sana ulaşmıyorsa, seni çoktan aşıp hayatına bakıyordur. Ulaşsan bunu görüp yıkılma ve daha düşük rütbeli bir pozisyona düşme ihtimalin çok yüksek.

Ayrıca bu “istemsizce” lafını çok kullanan erkekler genellikle kendilerini gözlemleyemeyen ya da gözlemlerinin sonucunu kabul edemeyen erkeklerdir.

Onca kızdan hiçbiri onun gibi hissetiremedi.

Bunun nedeni kısmen “onca kız” olması ama daha çok senin o zamankinden çok daha düşük rütbeli biri olman.

Genel hayatımda mutsuz değilim veya sürekli eski sevgilimi düşünmüyorum aşk acısı çekmiyorum hayatım akıyor gidiyor ama arada bir böyle aklıma gelip beni boğmasından da sıkıldım. Bir gün evlenmek istiyorum bu hayal bana güzel geliyor ama hayatımda evlenirim dediğim eski kız arkadaşım dışı bir kişi bile olmadı bu durum da beni korkutuyor bir daha olmucak mı diye çünkü hayatımda gerçekten yanında sıkılmadığım her gün görüşüp yine de eğlendiğim tek kız oydu bana inanılmaz uyumlu bir insandı. Bu yüzden zaten ayrılmak hata mıydı sorusu geliyor hep ama şunu da biliyorum ki mantıksız bir ayrılık yapmadım hedeflerimiz farklıydı ve ilerleyen dönemlere birbirimizin yanında olmak için hedeflerimizi esnetmemiz gerekiyordu belki de vazgeçmemiz.

Bazen eski sevgilimi özlüyorum bazen de o güzel eski zamanları. Düşüncelerini merak ediyorum abi.

Şu an eski sevgilini ara ara hatırlamandan çok, stratejik zamanlarda onun arkasından onu bekleyerek kendini düşük rütbeli bir erkek yapman sorun. Bunu kabul etmen ve bu kızın arkasından bekleyen düşük rütbeli bir erkek olmaya hayır demen lazım.

Senin derdin, sen kendini kafanda yükselttiğin bu kıza layık ve diğer kızlardan daha yüksek bir mertebede sanmak. Sen bu kızı kafanda yükseltip onun bıraktığı yerde otlayarak, çoğu kızın burun kıvırdığı, düşük statülü bir erkek olduğunu göremiyorsun. Kendini, diğer kızları boktan sebeplerle eleyebilen yüksek statülü erkek sanıyorsun. Korktuğunu kabul edemeyip, diğer kızlardan sıkılan biri olduğunu sanıyorsun.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Looksmaxxing nedir? Çoğu erkek için neden işe yaramaz?

Looksmaxxing, fiziksel görünüşü en iyileme, bir erkeğin dış görünüşünü, en detaylı ve radikal şekilde en iyilemesi (maxing) anlamına geliyor. Aslen 2010’lu yılların ikinci yarısında incel forumlarında ortaya çıkan bu kavram, sosyal medya üzerinden genel nüfusa da yayılmaya başladı.

Bir erkeğin fiziksel görünüşünü olabileceği en iyi seviyeye çıkarmasında bir yanlış olmadığı gibi, aslına bakarsanız ortalama bir erkek belli bir yaştan sonra patatese dönüşme eğiliminde olduğu için, yapılması gereken bir şey.  Belki bazı erkekler için burun estetiği, saç ektirme gibi cerrahi müdahaleler de oldukça makul tercihler. ,

Fakat looksmaxxing denilen şeyin pratiğine baktığımızda, çok aşırı uçlara gitmenin, terime içsel olduğunu görüyoruz. Bu, neredeyse dinsel bir ritüel şeklinde spor salonlarında profesyonel sporcuların harcayabileceği saatleri harcamaktan (gymcel), estetik cerrahi ile köşeli çene yaptırmaya hatta oldukça acılı ve riskli cerrahi boy uzatmaya kadar gidiyor. Bu durumda birçok erkek, zayıflama takıntısı olan bir kadının vücut dismorfik bozukluğu denilen ruhsal bozukluğa yakalanıp, fiziksel çekiciliği arttıran inceliğin çok ötesine geçip bir deri bir kemik kalması gibi, fiziksel çekiciliğin çok ötesinde kaslı, kendi sırtını kaşıyamayan adam dediğimiz balona dönüşebiliyor.

Bir erkeğin gerçekten de fiziksel olarak en iyilendiği şekilde looksmaxxing yaptığını düşünelim. Böyle bir erkek genellikle asıl amacına da ulaşamıyor. Fiziksel görünümüne harcadığı o kadar emeğe ve zihinsel enerjiye rağmen ve hatta bu sebeple (birazdan buna değineceğim) kadınlarla daha başarılı da olamıyor.

Fiziksel olarak daha çekici olmanız, kadınların size daha fazla bakmasını ve sizin gidip onunla konuşmanıza daha fazla davetiye çıkarmasını sağlar. Instagram’da ve buluşma uygulamalarında daha fazla cevap ve eşleşme almanızı da sağlar. Ama yine de kadınlar size gelip “selam, tanışabilir miyiz?” demezler ya da sizin looksmaxxing için harcadığınız zaman sonucunda kapandığınız iş – spor salonu – ev mağarasında sizi bulmak için hazine avına çıkmazlar.

Kadınlardan daha fazla bakış, dönüş, beğeni ve eşleşme almak ayrı şeyler, bir kadınla yatmak ya da kız arkadaşı yapmak ayrı şeyler! Bunlar kadının size kapıyı açmasını sağlar ama o kapıdan geçip işi sonuca götürmek için kendine güvene, cesarete, kaygı ve korkularınızı yatıştırabilecek duygusal güce/dengeye, onaya muhtaç olmamanızı sağlayacak bir özdeğere sahip olmanız lazım. Son cümledeki özelliklere paket halinde isim verirsek, duygusal çekiciliğe sahip olmanız lazım.

“İyi de, hem fiziksel çekicilikte en iyileme yaparız, hem duygusal çekicilikte en iyileme yaparız, bunlar birbirlerine alternatif değiller ki” diyebilirsiniz. Evet, duygusal ve fiziksel olarak çekici bir erkek, duygusal olarak çekici bir koltuk patatesinden çok daha kolay bir şekilde yatağa ya da sevgili ilişkisine gidebilir. Ama maalesef looksmaxxing yapan erkeklerin hemen hemen tamamının gerçekliğine baktığınızda, iki nedenden dolayı duygusal çekiciliğin olmadığını ya da olanın da köreldiğini görebilirsiniz.

Birinci neden, duygusal çekiciliği arttırmak ile fiziksel çekiciliği arttırmanın aynı kısıtlı kaynaklar için rekabet eden aktiviteler olmaları. Looksmaxxing çok fazla zaman, enerji ve sıklıkla para tükettiği için, kişinin duygusal çekiciliğini, sosyal çekiciliğini arttıracak tecrübeye vakti kalmıyor. Okumak ve çalışmak zorunda değilseniz belki ikisine de her türlü kaynağınız olur ama çoğumuzun böyle bir lüksü yok.

Daha vahim olan neden ise, looksmaxxing yapan insanların çoğunun, zaten tam olarak da duygusal çekiciliği arttırmaktan kaçmak için looksmaxxing yapmaları. Bir insan neden duygusal ve sosyal çekiciliği arttırmaktan kaçsın ki? Incel komünitesinde bu neden daha bariz çünkü araştırmalara göre %40’ında otizm var (bu oran genel nüfusta %2-3), %50’den fazlası depresyon, sosyal kaygı gibi problemlere sahip. Daha da kötüsü, önemli bir kısmında bunların iki ya da üç tanesi birden var. Yani kendini incel olarak tanımlayan birinin, duygusal ve sosyal çekiciliğini arttırması zor ve acılı bir süreç.

Fakat incel olmayan birçok erkekte de sebep, o kadar bariz olmasa da biraz derine indiğinizde aynı. Çocukluğundan yetişkinliğine güvenli bağlanma stili ile geçmemiş, duygusal dengesi düşük bir erkek için de bu zor ve acılı bir süreç.

Gerçekten gayet boylu poslu, yakışıklı olduğu için bakış alan, kapıyı daha kolay açtıran ama güvensizlikleri yüzünden 5-10 dakikalık bir konuşma sonrasında bile kadınları iten birçok erkek görüyorum. Böyle bir erkek, fiziksel olarak güçlü olmasına rağmen hoşuna giden bir kadının yanında kendinden şüphe ediyor, bilinçaltından bu kadın için yeterli olmadığını düşünüyor, onun onayını kazanmaya çalışıyor ve sonuç olarak, kadına itici gelecek şekilde zayıf davranıyor. Bu erkek, sonra neden böyle davrandığını, aslında böyle biri olmadığını düşünüyor ama o zaman zaten iş işten geçmiş oluyor.

Bir erkeğin böyle zayıf davranmasının nedeni, gerekli duygusal çekicilik öğelerine sahip olmaması. Odaklanması gereken en iyileme de duygusal çekicilik alanında en iyileme.

Looksmaxxing akımına kapılan erkekler, “yüksek değerli erkek olursan sana gelecekler” mantığı ile hareket ediyorlar. Bunun nedenlerinden birisi de, kadınlar konusunda duygusal güç – çekicilik kazanmayı olduğundan çok zor bir şey olarak görüyorlar. Bu erkekler için bu gerçekten zor olabilir, özellikle de kaygılı bağlanma problemine sahiplerse. Ama sandıkları kadar zor değil. Sonuçta cephede savaşmak için çelik gibi sinirlere, sarsılmaz bir özgüvene ve cesarete sahip olmaktan bahsetmiyoruz. Alt tarafı hoşunuza giden, arzuladığınız ama yine de bir insan olan bir kadınla iletişimde özgüvenden, cesaretten bahsediyoruz. Alt tarafı reddedilmekten bahsediyoruz. Bu alanda cesaret ve özgüven yoksa kazanması uzun sürebilir, ama içinden geçeceğiniz ve karşısında güçleneceğiniz korku cephede ölüm korkusu değil, kaçınılmaz olan reddedilme korkusu değil mi? Değil maalesef. “Nasıl ya?” diyorsanız açıklayayım.

Kaygılı bağlanma çocukluktan kalma bir problem ve çocuk için kaygılı bağlanma gerekli bir hayatta kalma stratejisi. İnsan çocuğu tarih boyunca ihmal edilmekten, ebeveynleri tarafından dışlanmaktan ya da reddedilmekten dolayı hayatını kaybedebilecek bir şekilde yaşamış (bir de eskiden her ailenin 6-10 çocuğu olduğunu düşünün). Daha az sevgi ve cesaretlendirme ile büyüyen çocuk, kıtlık zamanlarında bir sürü kardeş arasında ölüme daha yakın olmuş, ateşin etrafından uzaklaştığında daha az dikkat görmüş ve karanlıkta bir yırtıcı hayvan tarafından kapılma ihtimali daha yüksek olmuş. Son 150 yıldır dünya böyle bir yer değil ama bunlar eski zamanlardan kalma bir kodlama.

Kısacası çocukluktan gelen kaygılı bağlanma gerçekten ölüm korkusu gibi hissedilebiliyor. İyi haber şu ki artık yetişkin bir erkeksiniz. Yetişkin bir erkek olarak, anneniz de dahil bir kadın tarafından reddedilmek, onaylanmamak, terk edilmek sizin için bir ölüm riski içermiyor. Beyninizdeki kablolama hala çocukluk tehdidine göre düzenlenmiş ama artık bu kablolamanın bir işlevi yok. Sizi geçmişte kalmış bir şeyden korumaya çalışıyor. Böyle bir erkekseniz günümüzde yapmanız gereken şey, bu sanal ama güçlü korkuya meydan okuyarak, defalarca fakat aşamalı olarak maruz kalarak, sonunda bu korkunun çok uzak geçmişinizde kaldığını yaşayarak görmek (*).

Peki ya iş yaşamı, sosyal yaşamda elde edecekleriniz? Araştırmalar daha çekici erkeklere iş yaşamında daha fazla kapı açıldığını gösteriyor ama ilişkiler alanındaki problemler burada da geçerli. Looksmaxxing sizi bir yere taşır, oradan ileriye gitmeniz ise çalışkanlığa, ince zekanıza, sosyal becerilerinize, stres ve korku karşısında sakin kalabilmenize, vs. bağlı.

Kısaca tekrar edersek, fiziksel çekiciliğinizi arttırmak için elinizden geleni yapın ama bunun size kapıyı açtıktan sonra tek başına bir başarı getirmeyeceğini bilin. Fiziksel çekiciliğinizi maksimum seviyeye çıkarmanın, kısıtlı zaman, enerji ve finansal kaynakları fazla tüketerek, duygusal çekiciliğinizin aleyhine çalışmasına izin vermeyin. En önemlisi de bunu, kazanması kolay olmayan duygusal çekicilikten, eninde sonunda maruz kalacağınız reddedilme, terk edilme, istenmeme deneyimlerinden kaçmak için amaç haline getirmeyin.

Looksmaxxing teoride, zaten yeterince duygusal çekiciliği olan erkeği daha ileri taşıyabilir ama yaşamın pratiğinde, birçok erkeğin duygusal çekicilik de dahil birçok alanda gerilemeden looksmaxxing yapacak zamanı, enerjisi ve parası yok maalesef.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

(*) Bu nüfusun küçük ama önemli bir kısmı için çalışır bir durum değil. Yani bazı erkekler korkularına sürekli olarak maruz kaldıklarında, güçlenmek yerine travmaya uğrayabiliyorlar. Bundan kendine güven kazanmanız neden imkansız yayınında bahsetmiştik.

İlişkilerde Bağlanma Stilleri

bağlanma stilleri güvenli bağlanma kaygılı bağlanma kaçıngan bağlanma
(E-Kitap – 149 sayfa – PDF/EPUB)

Kitabı Türkiye’den almak için tıklayınız.
(Alım güvenilir Shopier ödeme sisteminden olup sizin ödeme bilgileriniz bize gelmiyor.)

Şu ana kadar ilişkilerde hep başarısız mı oldunuz?
İlişkileriniz hep aynı noktada mı tıkanıyor?
Başlangıçta her şey iyiyken, bir süre sonra neden bozuluyor?
Neden hep yanlış insanları seçtiğinizi hissediyorsunuz? Ya da bu sefer farklı deyip hep aynı tip insanları?
İlişkiler sizin için neden bu kadar yorucu ve karmaşık?

Ya da,

Kadınlarla tanışıyorsunuz ama bir türlü ilerlemiyor mu?
Flört aşamasında her şey varken, bağ bir noktada kopuyor mu?
Yakınlaşma ihtimali ortaya çıktığında içinizde bir şey mi geri çekiliyor?
“Bir şeyler eksik ama ne?” duygusuyla mı yaşıyorsunuz?

Peki ya,

  • Mesajlara geç cevap gelince içinizi bir huzursuzluk mu kaplıyor?
    Sevilmek için fazla mı çabaladığınızı hissediyorsunuz?
    İlişkide daha çok seven, daha çok isteyen taraf hep siz misiniz?
    Terk edilme ihtimali zihninizi ele mi geçiriyor?
    “Ya giderse?” korkusu yüzünden kendinizden mi ödün veriyorsunuz?

    Ya da,

    Yakınlaşma arttıkça geri çekilme isteği mi duyuyorsunuz?
    “Henüz hazır değilim” cümlesi size tanıdık mı geliyor?
    Ciddi ilişki fikri ortaya çıktığında boğulmuş gibi mi hissediyorsunuz?Bağımsızlık adına duygusal mesafe mi koyuyorsunuz?
    İlişkiler size özgürlüğünüzü elinizden alacakmış gibi mi geliyor?

Her türlü ilişki probleminizin altında, yıllar önce öğrendiğiniz ve sizi sürekli olarak tetikte tutan güvensiz bir bağlanma stilinin olabileceğini biliyor muydunuz?

Bu kitapta, bu bağlanma stillerini yalnızca tanımlamakla yetinmeyip, onların nasıl oluştuğunu, yetişkin ilişkilerinde nasıl tezahür ettiğini ve nasıl dönüştürülebileceğini ele aldım. Güvenli, kaygılı, kaçıngan ve korkulu bağlanma stillerini; soyut kişilik etiketleri olarak değil, erken dönem deneyimlerin sinir sistemi üzerinde bıraktığı izlerin doğal sonuçları olarak inceledim.

Bağlanma teorisinin temelleri, John Bowlby’nin klinik gözlemleri ve Mary Ainsworth’un deneysel çalışmalarıyla atılmıştır. Daha sonraki yıllarda nörobilim alanında yapılan araştırmalar, bu teorik çerçevenin biyolojik karşılıklarını da ortaya koymuştur. Beyin görüntüleme çalışmaları, hormon ölçümleri ve sinir sistemi regülasyonu üzerine yapılan araştırmalar, bağlanmanın yalnızca psikolojik bir kavram olmadığını; fizyolojik ve nörokimyasal bir temele sahip olduğunu göstermektedir.

Bu kitap, söz konusu bilimsel birikimi merkeze alırken, onu gündelik ilişki deneyimleriyle ilişkilendirmeyi amaçlıyor. Romantik ilişkilerde yaşanan tekrar eden döngüleri, yoğun kaygıyı, yakınlıktan kaçınmayı, terk edilme korkusunu, mesafe ihtiyacını ve duygusal kopukluğu; bu çerçevede ele aldım. Amacım, okuyucuya kendisine bir etiket yapıştırması için yeni kavramlar sunmak değil, yaşadığı deneyimleri daha net bir şekilde anlamasını sağlamak.

Özellikle vurgulanması gereken noktalardan biri şu: Bağlanma stili, karakter kusuru değil. Güçsüzlük, irade eksikliği ya da bilinçli tercih sonucu oluşan bir şey değil. Bağlanma stilleri, erken dönem bakım ilişkilerinde öğrenilen ve zamanla otomatikleşen sinir sistemi tepkileri. Bu nedenle, “neden böyleyim?” sorusu yerine “bu nasıl öğrenildi?” sorusu çok daha işlevsel.

Kitabın önemli bir bölümünü, bağlanma stillerinin romantik ilişkilerde nasıl etkileşime girdiğine ayırdım. Aynı zamanda bağlanma problemlerinin nasıl çalışıldığını da ele aldım.

Güvensiz bağlanma stillerinden güvenli bağlanmaya geçişin mümkün olduğu, hem klinik hem de nörobilimsel verilerle desteklenmekte. Nöroplastisite kavramı, bu noktada merkezi bir rol oynuyor. Beynin, tekrarlanan deneyimler yoluyla kendini yeniden düzenleme kapasitesi, bağlanma örüntülerinin değişebilir olduğunu gösteriyor.

Bilgilendirme amaçlı olan bu kitap, terapi yerine geçmez. Amacım, kendi bağlanma dinamiklerinizi fark edebilmeniz, otomatik tepkileri ayırt edebilmeniz ve daha güvenli ilişki örüntüleri geliştirebilmeniz için gerekli kavramsal altyapıyı sunmak. Aynı zamanda da bu amaçla kullanabileceğiniz pratik teknikleri öğretmek.

Son olarak şunu belirtmek gerekir: Bazı bölümler, kendinizle ilgili hoşunuza gitmeyen yönlerle yüzleşmenizi gerektirebilir. Fakat bağlanma ile ilgili gerçek dönüşüm, ancak bu tür bir açıklık ve dürüstlükle mümkün.

İyi okumalar.

Mahmut Abi

İçindekiler

Bağlanma Stilleri 9
Giriş 9
Klasik bağlanma teorisi deneyi 10
Bağlanma teorisi ve yakın / samimi ilişkiler 11
Bağlanma stilleri 14
Kaçınma / kaçınganlık ekseni 16
Kaygı ekseni 16
Güvenli bağlanma stili 18
Kaygılı bağlanma stili 18
Kayıtsız kaçıngan bağlanma stili 19
Korkulu kaçıngan bağlanma stili 20
Bağlanma stilleri ve ilişki problemleri 20
Bağlanma stilleri ve romantik ilişkiler 22
Giriş 22
Bağlanma stillerinin temelleri 23
Kaçıngan Bağlanma ve ilişkiler 26
Kaçıngan bağlanan kişinin aradığı hayali idealizasyon 29
Kaçıngan bağlanma ve anlaşmazlıklar 31
Kaçıngan Bağlanan insanın çocukluğu 32
Kaçıngan bağlanma, seks ve oyuncu aşk (ludus) 33
Kaygılı bağlanma ve ilişkiler 35
Kaygılı bağlanma ve duygu durumu bozuklukları 37
Zihin Kuramı (Theory of Mind) 39
Güvenli Bağlanma Stili 42
Bağlanma stilinizi nasıl düzeltirsiniz? 46
Kaygılı bağlanan – kaçıngan bağlanan ilişkisi 47
Güvensiz bağlanma stilinden güvenli bağlanma stiline nasıl geçersiniz? 51
Kaygılı bağlanma stilini iyileştirmek 51
Protesto Davranışı 54
Kaygılı bağlanma ve maskülenitenin çelişmesi 56
Kaçıngan bağlanma ve ilişkiler 57
Kaçıngan bağlanma stilini iyileştirmek 59
Sağlıklı bağlanan insanlardan alınacak dersler 60
Mentalizasyon 60
Öznelerarasılık 61
Kaygılı bağlanma stili ve hiç ilişkinizin olmaması 62
Kaygılı bağlanan insanlar bukalemun gibidir. 64
İçsel algınızı değiştirmek 66
Erkekler için Kaygılı Bağlanma Stilini Düzeltme Rehberi 69
Kaygılı bağlanmanın özündeki düşünce / inanç 69
Kaygılı bağlanmanın çocukluktaki temelleri 69
Kaygılı bağlanmaya neden olan deneyimler 70
Tutarsız anne – baba tepkileri 71
Aşırı müdahaleci ya da korumacı ebeveyn 72
Duygusal bağımlılığı teşvik eden anne – baba 73
İhmalkar ya da ulaşılmaz ebeveynler 74
İstismarcı, travma ve travma sonrası stres bozukluğu yaratan ebeveynler 75
Kaygılı Bağlanmadan Güvenli Bağlanmaya Geçiş 75
Kaygıyı düzenlemek için kullanabileceğiniz nefes teknikleri 77
Fizyolojik iç çekiş: Kaygıyı azaltmanın en hızlı yolu 77
Kaygı zincirinden çıkmak için 60 saniyede 3 + 3 nefes tekniği 78
Kaygıyı azaltmak için kan şekerini yakmak 79
Maruz Kalma Terapisi 80
Dürtü sörfü (urge surfing) ile duygusal güç kazanma 81
Mesafe ve ilişki dışı duygusal düzenleme ile kaygılı bağlanmadan kurtulma 85
Birinci adım: Negatif hislerinizi kabul edin ama kaynağını bulmaya çalışmayın. 87
İkinci adım: Partnerinize yapışmak yerine, ondan bir iki adım uzağa çıkın. 89
Üçüncü adım: Sağlıklı bir ilişkinin sürekli yakın olmak değil, uzaklaşmak da olduğunu kabul edin. 91
Dördüncü adım: Duygularınızı dolambaçsız bir şekilde konuşun. 92
Beşinci adım: Sizi sakin bir duruma getirecek anlaşmaları bulun. 93
Efendi Adamın Toksik Kırılganlığı olarak kaygılı bağlanma 96
Giriş 96
Kaygılı bağlanan erkek, cinsel/duygusal çekimi nasıl sabote eder? 99
Gizli Sözleşmeler 101
Gizli sözleşmeler 101
Geleneksel terapinin kaygılı bağlanan erkeği daha kötü yapması 107
Terapi ve olumlama işe yaramıyorsa ne işe yarar? 109
Erkek depresyonu kadın depresyonundan çok farklı 111
4 Adımlık Güvenli Bağlanma Planı 112
Birinci adım, ihtiyaçlarınızı direkt olarak dile getirin. 112
İkinci adımda, maskülenitenizi terk edip durmayı bırakın. 113
Üçüncü adım, bir alanda yetkinlik inşa edin. 114
Dördüncü adımda, sizi korkutan şeyleri yapın. 114
Erkeklerde Anne Sorunları (Mommy Issues) 116
Anne sorunları (mommy issues) ve bağlanmanın bilimi 118
Anne sorunları yaratan 4 anne tipi 120
#1 Duygusal ihtiyaçlarını oğlu üzerinden karşılayan anne 121
#2 Soğuk, duygusal olarak mesafeli anne 123
#3 Sürekli eleştiren, mükemmeliyetçi anne 125
#4 Bir sıcak bir soğuk, istikrarsız anne 127
Anne sorunları neden baba sorunlarından (daddy issues) daha derin 128
Anne sorunlarını çözmek ve güvenli bağlanmak için 4 adımlık program 130
Özet ve sonuç 136
Erkekler için Kaçıngan Bağlanma Stili Rehberi 138
Kaçıngan Bağlanma Çeşitleri 139
Kaçıngan bağlanmanın sebepleri 140
Kaçıngan bağlanan biriyseniz ne yapabilirsiniz? 144
Sıkılma, isteksizlik sandığınız şeyin korku olduğunun farkına varmak 144
Kaçmayın, maruz kalın 145
24 Saat Kuralı 146
Maruz Kalma Terapisi

Tanımadığınız kadınlarla nasıl konuşulur? Kadınlarla nasıl mesajlaşılır?

Bu yazıda tanımadığınız kadınlarla nasıl konuşulur konusunu ele alıyoruz. Burada yazdıklarımız kadınlarla nasıl mesajlaşılır konusu için de geçerli.

Erkeklerin kadınlarla konuşma denemelerinde yaptıkları en büyük hatalardan birisi, soru ardına soru sorup durmaları. “Nasılsın?”, “adın ne?”, “ne içiyorsun?”, “nerelisin?”, “buraya sık gelir misin?” “hangi bölümde okuyorsun?”, “burayı beğendin mi?”, “müziği beğendin mi?” diye ardı ardına sorular sıralıyorlar.

Bir kadınla konuşurken soru ardına soru sıralamanın problemlerinden birisi, erkekle kadın arasında iki taraflı bir diyalog yaratmaması. Bu tip bir konuşma genellikle tek taraflı sorgulama yaratıyor. Kadın “bu adam neden bana soru ardına soru soruyor?” diye düşünüyor ve size karşı temkinli ve mesafeli olmaya başlayabiliyor.

Böyle bir konuşmanın problemlerinden bir diğeri ise, erkeğin kadınlarla konuşmayı bilmediğini göstermesi. Erkek burada soru ardına soru sorarak, bir şekilde ikili bir diyalog başlayacağını, kadının birden bire ısınıp uzun uzun konuşmaya başlayacağını umuyor. Ama genellikle umduğunun aksine, kadının kalkanları kalkıyor ve konuşma tıkanıyor.

Bir kadına soru soramazsınız demiyorum ama bir kadınla konuşmanın ve o kadını konuşmanın içine çekmenin, size karşı bir çekim hissetmesinin çalışır yolu, sorudan önce bir şeyler ifade etmeniz.

Bir sorudan önce ifade kullanmanın nasıl yapılacağı hakkında size bazı örnekler vereceğim. Ama şunu da söyleyeyim ki bir kadına sorduğunuz her sorunun önünde bir ifade olmak zorunda değil. Bu biraz da kadının size karşı ne kadar çekim duyduğuna bağlı. Çünkü bir kadın size karşı görece yüksek çekim duyuyorsa, siz ona basit bir soru sorsanız bile, o size cevabında birçok şey söylemeye çalışır ve sonrasında size sorular sorar. Ama kadının size olan ilgisi yüksek değilse, konuşmanın akması için size yardım etmez. Daha çok önce size karşı bir şeyler hissedip hissedemeyeceğini, sizin onda bir çekim yaratıp yaratamayacağınızı görmek ister.

Göz önünde bulundurmanız gereken bir başka gerçek de, bazı kadınların daha nazik, bazı kadınların ise daha kaba oldukları ya da en azından nazik olmadıkları. Bu durum siyah – beyaz değil yani bir kadın nazik – kaba ekseninde herhangi bir seviyede olabilir, ya naziktir ya da kabadır diyemezsiniz. Ama kibar bir kadına denk gelirseniz, bu kadın sizi çekici bulmasa bile, konuşmanın akmasına yardımcı olur. Soru ardına soru sorsanız bile o soruları cevaplayabilir, konuşmaya katkıda bulunabilir.  Buradan çıkarmanız gereken sonuç, bir kadının konuşmanın akması konusunda size yardımcı olması, konuşmaya katılması, gülümsemesi ve sıcak olması, otomatik olarak o kadının size karşı çekim hissettiği anlamına gelmez.

Şimdi örneklere geçelim. Bir barda olduğunuzu ve bir kızla konuşma başlattığınızı düşünün. Basir bir “merhaba, nasılsın?” dediniz ya da başka şekilde açılış yaptınız ve kendinizi tanıttınız. Peki bundan sonra ne söyleyeceksiniz, nasıl konuşacaksınız? O konuşmayı nasıl devam ettireceksiniz?

Eğer kadına soru ardına soru sorarsanız, muhtemelen size karşı kapanmaya başlar. Ama soru önüne bir ifade koyarsanız, size dair biraz bilgi alır ve sizin bir kişiliğinizin olduğunu görür. Sizle ilgili ilginç şeyler olduğunu görür, sizin nasıl hissettiğinizi ya da düşündüğünüzü anlar. Bu durumda da sorunun cevabından sonra size bir şeyler söyleyerek ya da sorarak, konuşmaya katılma ihtimali artar.

Bu nedenle açılıştan sonra “bu akşamki müzik hakkında ne düşünüyorsun?” diye sorup, cevabını aldıktan sonra, sonraki soruya geçmeyin. Önce sizin bu konuda ne hissettiğinizi gösteren bir ifade kullanın. “Bu akşamki müziğe bayıldım, bar da çok güzel. Ya sen? Bu akşamki müzik hakkında ne düşünüyorsun?”

Bunu yaptığınızda öncelikle kadın, kendi fikrinizi belirtecek kadar kendinize güvendiğinizi hisseder. Onun “ben müziği sevmedim, barı hiç sevmedim?” deme potansiyelinden korkmadığınızı görür. Birçok erkek, böyle ifadeler kullanırlarsa, kadının bu ifadeye ters bir şey söyleyeceğinden ve kadınla şansını kaybedeceğinden korkar. Ama kadının erkeğe duyduğu çekim bu şekilde çalışmaz.

Peki kadın gerçekten de “ben burayı sevmedim, aslına bakarsan başka yere gitmeyi planlıyoruz” derse, ne yapacaksınız? Bir çuval inciri berbat mı ettiniz?

Birçok erkek burada u dönüşü yapar, kıvırmaya çalışır. “Ya aslında evet, bar da müzik de o kadar iyi değil” anlamına gelecek şeyler söylemeye çalışır. Aslında uyumsuz olmadıklarını, onunla ne kadar uyumlu olduklarını göstermeye çalışır.

Bunu yapmanıza gerek yok, bunu yapmamalısınız. Bu, bir kadınla etkileşimdeyken kesinlikle yapmamanız gereken onay arayışıdır. Bir kadın onun onayını almak için kıvırmanızı, onu kopyalamaya çalışmanızı oldukça itici bulur. Sizin tam tersini yaparak, ifadenizi değiştirmemeniz ama daha da önemlisi, bu tür fikir ayrılıklarını fazla ciddiye almamanız gerekli. Yani orada ayaküstü, kadınla bar – müzik güzel ya da değil tartışmasına da girmeyin. Bu da, onu ikna etmeye yani başka bir şekilde onayını almaya çalıştığınızı gösterir.

Bunun yerine eğlenceli bir şekilde ve gülümseyerek “gerçekten mi? Barla ilgili neyi beğenmedin?” diye sorabilirsiniz. Bu, sizin kendinize olan güveninizi devam ettirdiğinizi gösterir ve aynı zamanda onu ikna etmeye çalışmadığınızı görür. Aslında onunla eğlenceli ve ciddi olmadığı belli olan bir tartışmaya da girebilirsiniz ama önemli olan, “ben bir şey dedim, o tersini söyledi, uyuşmuyoruz, benden hoşlanmayacak” diye panik ve kaygıya kapılmamanız.

Aslına bakarsanız, bu tür ufak çatışmalar oldukça iyi birer fırsatlar. Kadınların size karşı çekim duymasına en çok katkıda bulunan şeylerden birisi, bu tür uyumsuzluk durumlarını, konuşmada ortaya çıkabilecek fikir ayrılıklarını erkek adam gibi paniğe ve kaygıya kapılmadan yönetebildiğinizi görmeleridir. Bir diğeri de, sürekli olarak onunla uyumlu olmaya, onunla %100 aynı fikirde olmaya çalışmadığınızı görmektir. Bu, sırf çekim yaratayım diye yapay uyumsuzluklar yaratın demek değil, birbirini tanımayan iki insan arasında doğal olan uyumsuzluğu erkek gibi yönetin yeter. Bu şekilde davranmanız, kadının size olan saygısını arttırır, sizin ilginç ve kişilikli biri olduğunuzu düşünmesini sağlar.

 

Burada cesareti yüksek ve kendine güvenen bir erkek, kıza oyuncu bir şekilde sataşabilir de. Bu, abartılmadan yapıldığında, pozitif cinsel gerilim yaratmak için en hızlı yöntemlerden birisi. Örneğin burada, “oyunbozanlık yapıyorsun ama?” diyerek gülümsemek mesela. Ya da “nesi var ya buranın? Söyle not alayım da istek kutusuna ben kendi ellerimle atayım” gibi.

Bir kadın uyumsuz olduğunuz yerlerde kendisine oyuncu bir şekilde meydan okuduğunuzda, burada sergilediğiniz güven ve cesarete saygı duyar. Daha önce defalarca gördüğü, kendi onayını almaya çalışan efendi erkeklerden farklı biri olduğunuzu görür.

Efendi erkek/iyi çocuk genellikle “hımm, evet belki de o kadar güzel bir yer değil”, “evet aslında biraz dar bir yer ve sandalyeler pek rahat değiller”, “ya evet aslında müziğin sesi yüksek değil mi?” gibi şeyler söyleyerek kıvırmaya çalışır. Onunla aynı fikirede olduğunu gösteren bir şey söylemeye çalışır. Bu panik, kaygı, özgüvensizlik hali ise kadının ona saygı duymamasına neden olur.

Kadınlara oyuncu, eğlenceli ve hafif bir şekilde meydan okuyan, kadının üzerine bir miktar kendini onaylatma ihtiyacı yükleyen erkek çekicidir. Bu erkek bu tür meydan okumalar yapmasa bile, kendi duruşunu, kadının onayını almaya çalışmak için bozmaz. Kadınla bazı konularda aynı fikirde olmadıkları için, kadınla aralarında bir şey olamayacak diye düşünmez.

Başka bir örnek vereyim. Birçok erkek bir kadınla konuşmaya başladığında şu şekilde sorular sorar:

“Ne içiyorsun?”

“Buraya sık gelir misin?”

“Eğleniyor musun ya da kız bir grup arkadaşı ile beraberse, kızlar eğleniyor musunuz?”

Burada dikkat ederseniz bu adam kadının dünyasına girmeye çalışıyor, onun dünyasında kendisini rahatsız, istenmeyen biri gibi hissediyor. Bu nedenle soru sormaya devam ederse, kadının dünyasına kabul edilebileceğini, kadının kendisine açılacağını umuyor.

Erkek “evet bugün arkadaşlarla biraz eğlenmek için dışarı çıktık. Ya sen? Seni buraya getiren nedir?” gibi bir şey söylediğinde, erkek sosyal durumun içinde daha rahat hissettiğini gösterir, dışarıdan kadının kabul etmesi için beklemediğini gösterir. Oraya ait olduğunu, “kızlar ne haber, ne içiyorsunuz?” demekle yetinen erkek gibi dışarıdan içeriye girmeye çalışan bir erkek olmadığını gösterir. Erkek burada kendi başına ya da arkadaşları ile zaten iyi vakit geçirdiğini bildirir. Fakat burada abartmamak, olayı şova dönüştürmemek lazım. Mesela şöyle ifadelerden kaçının: “Arkadaşlarla dışarı çıktık, harika vakit geçiriyoruz. Gel sen de partiye katıl, ama bakalım bize katılmayı hak edecek kadar eğlenceli misin?”

Bir başka dikkat etmeniz gereken şey de, ifadeler kullandıktan sonra soru sormaktır. Örneğin sürekli olarak “Ben bugün şunu içiyorum” gibi soru ile devam etmeyen şeyler söylemeyin. Neden? Çünkü karşılaştığınız bazı kadınlar kaygılı veya utangaç olacaklar. Bazı erkekler maalesef bu gerçeği bilmezler ve tüm kadınların kendilerine güvenli olduklarını, kaygılı veya utangaç olmazlar sanarlar. Ama bazı kadınlarla konuşmaya başladığınızda, bu kadınlar bir şeyler söyleyemeyecek kadar kaygılı ya da utangaç olabilirler. Bu nedenle sadece bir şeyler ifade etmekle yetinmeyin. Sorduğunuz soru, böyle bir kadının konuşmaya devam etmesine yardımcı olur.

Bu şekilde davranmanın bir artısı da, bu şekilde davranmanın çekici olması. Bu şekilde kendinizle ilgili bir ifadeden sonra soru sormanız, kendine güvenli bir davranıştır. Eğer pozitif cinsel gerilim kullanırsanız, bu da kendine güvenli bir davranıştır, orada onunla konuşmaktan kaygı duymadığınızı ifade eder. Pozitif cinsel gerilim ya da eğlenen ustalık, kadına, onunla dalga geçmeden oyuncu bir şekilde sataşmaktır ve kendine güven, rahatlık sinyaller.

Örneğin üniversitede hoşunuza giden bir kadın ile tanışmak istiyorsunuz ve bir üniversite etkinliğinde kadınla konuşmaya başladınız. Kızla bir muhabbetiniz yok ama mühendislik okuduğunu biliyorsunuz. Yine soru ardına soru sormak yerine, kendinizle ilgili bir bilgi verip soru sorun.

“Hangi bölümdesin?” diye sormak yerine “ben işletmedeyim. Sen hangi bölümdesin?” diye sormak daha doğru. Ama daha iyisi, olaya pozitif cinsel gerilim eklemektir.

Burada örneğin tahmin oyunu oynayabilirsiniz. Diyelim ki kız uykusuz görünüyor. “Ben işletmedeyim. Sen … dur tahmin edeyim … sende mühendis tipi var? Mühendislik misin?” Bunu ciddi ciddi değil, şakacı bir yolla yapın. Kız “evet nereden bildin” gibi bir şey söyleyerek karşılar. Bu durumda gözlerini göstererek “uykusuz her gece, yorgun ölesiye” şarkısını mırıldanın.

Ya da kız psikoloji okuyor diyelim (uykusuz değil). “Ben işletmedeyim. Sen … dur tahmin edeyim … kesinlikle mühendislik değil. Mühendislik olsa burada olmazdın” diyebilirsiniz.

Bu tür bir muhabbet, yani sizin bir insan olarak belli özelliklerinizi ifade etmeniz, sonra soru sorup fikir bildirmeniz, sonra belki bir daha soru sormanız, sürekli soru sorup konuşmanın bir yere gitmesini uman çaylak erkeklerden ayrışmanızı sağlar.

Bazı durumlarda ard arda soru sormanız sizi arıza bir tip bile yapabilir. Örneğin iş yerinde bir kızla konuşuyorsunuz ve kızı tanımasanız da az çok gördüğünüz bir kız. İnsan kaynakları departmanında çalıştığını biliyorsunuz. Ard arda soru sormaya başladığınızı düşünün:

“Selam, ben Mahmut. Ne haber?”

“Hangi bölümde çalışıyorsun?”

“Kaçıncı katta?”

“Hilmi Bey’in ekibi mi?”

Kadın, bu adam bu kadar detayı neden soruyor, amacı ne diye düşünmeye başlayabilir. Çünkü öyle bir amacınız olmasa bile sanki birazdan adresine kadar sorup kızın stalker belalısı olacak bir adam gibi soru soruyorsunuz. Bunun yerine kendinizle ilgili bir ifade, soru, bir fikir – gözlem, sonra soru şeklinde gitmeniz, daha doğal ve kadının daha rahat hissedeceği bir konuşma tarzı.

Örneğin,

“Selam, ben Mahmut ne haber?”

“2 aydır bu şirketteyim, ilk şirket aktivitem. Bu aktiviteler eğlenceliymiş. Ya sen? Ne zamandır buradasın?”

“Ben satıştayım, sen hangi departmandasın?”

“Kadınlar matinesi (şirket içinde oraya verilen ve bilinen ad). Gerçekten öyle mi birgün gelip görmek istiyorum 🙂”

Bir süre konuştuktan sonra, kızla ilgili garip kaçmayacak bir şeyi bildiğinizi de belirtebilirsiniz.

“Ben doğa yürüyüşleri yapmayı seviyorum. İş arkadaşım Aslı bana şirkette ara ara doğa yürüyüşü organize ettiğiniz söylemişti. Benim gelecek ay bir organizasyon planlıyorum, şirketten gelmek isteyen olursa nasıl ayarlarız?”

Son olarak konuşmada kullanabileceğiniz bir başka yöntem de, ilk buluşmada ne konuşulur yazısında bahsettiğimiz bilgi tohumları.

Üniversitede etkinlikte bir kızla konuşuyorsunuz ve ona hangi bölümde okuduğunu sordunuz. Soru – cevap gitmediğinizde ve kız da sizinle konuşmaya devam etmek istiyorsa, cevaplarına ekstra bilgi koyar:

“Ben buraya ilk defa geliyorum. Sen?”

“Ben de. Zaten okula yeni başladım.”

Burada okula yeni başladığı bilgisi, ekstra bilgi, yani bilgi tohumu. Sizinle konuşmayı devam ettirmek istemeyen kız, ekstra bilgi verip konuşmayı uzatmaktan kaçınır. Burada ise okula yeni başlamış olması, konuşmayı uzatmanız için size verilen bilgi tohumu.

“Hadi ya, ben 3. Sınıfım. Okula nereden geldin, İstanbullu musun?”

Ya da “Ben 3. Sınıfım. Okulu, ortamı nasıl buldun?”

“X’den geldim.”

“X’e geçen yıl gitmiştim, çok sevdim.”

“Bence çok sıkıcı bir yer.”

“O zaman X’e 3 gün Y’ye 5 gün ayırarak iyi etmişim desene.”

Bu son cevabınızda da birdenbire çark etmiyorsunuz, kızla “ama çok güzeldi” diye tartışmaya girmiyorsunuz (ki “o kadar acımasız olma ya” diye şakasına tartışmaya girmek de yöntem).

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz. Youtube, Spotify ve Patreon kanallarımızı da takip etmeyi unutmayın.

Tavsiye edeceğim diğer yazılar:

Toksik ilişkilerde umut tuzağı

Sizi her geçen gün darmadağın eden bir ilişkiye yapıştınız ve bu ilişkiyi bırakamıyorsunuz. Sizi ilişkide tutan işlerin gerçekten iyiye gitmesi ya da onun gerçekten değişiyor olması değil. Sizi ilişkide tutan, onun bir gün değişeceği umudu, çünkü karşınızdaki ara ara iyi bir modda oluyor, size biraz ilgi, sıcaklık ve huzur veriyor, yani açlıktan ölmeyin diye size ekmek kırıntıları atıyor. Bu ekmek kırıntıları da sizi berbat ilişkinize aylarca, belki yıllarca ve daha da kötüsü hayat boyu mahkum olarak tutuyor.

Bu bölümde, umudun sizi çok uzun bir süre berbat, toksik ilişkilere saplanıp kalmış halde tuttuğunu konuşacağız. Bölümün sonunda da size gerçekten oldukça acımasız bir gerçekten bahsedeceğim.

#Birinci neden, onun hiçbir zaman gerçek olmamış bir versiyonuna aşık olmanız. Bu insanla flört etmeye başladığınızda, onun gerçek, sabit kişiliği ile karşılaşmadınız. Onun kısa ama sizi ilişkide tutmaya yetecek kadar uzun bir süre oynayabildiği, idealize bir versiyonu ile karşılaştınız. Bu süre boyunca o, sizin beyaz atlı prensi, her şeyi yoluna koymak ve onu kurtarmak için gönderilmiş şövalye olduğunuz fantezisi içinde yaşadı.

Duygusal fırtınalar ve dengesizlikler yüzeye çıkmadan önce sizinle çok hızlı bir şekilde bağ kurmak üzere, bu versiyonunu yaşadı ve size gösterdi. Size yoğun bir ilgi, kimya, sıcaklık, kırılganlık, tutku ile geldi. Siz bunu gerçekmiş, içtenmiş ve bu dünyaya ait olamayacak kadar güzelmiş gibi hissettiniz. Ama onun bu versiyonu dengeli ve sürdürülebilir değildi. Bu versiyon onun sadece en iyi yönlerini sergilediği reklam filmiydi.

Umut sizi bu nedenle kapanın içinde tutabiliyor çünkü duygusal dengesizlikler, suçlamalar, kaos, bir sıcak – bir soğuk dinamikleri yoğunlaştığında, zihniniz sürekli olarak onun idealize versiyonunu, sizin aşık olduğunuz ve ruh ikiziniz gibi hissettiğiniz kadını arıyor. Ve bir noktada, bu insanın gerçekten kim olduğunu hiç bilebildim mi?” diye soruyorsunuz.

Bu da tam bir bilişsel çelişki yaratıyor zira aşk bombardımanı sırasında oradaydınız, aşk bombardımanını hissettiniz, tüm vücudunuz o ilk zamanlardaki kimyayı ve bağı kaydetti. Ama aynı zamanda manipülasyonu, saygısızlığı,  çifte standardı da hissettiniz.

Size bilmeniz gereken şeyi söyleyeyim. İlişkinin başlarındaki tüm o sıcak, sevgi dolu, aşık versiyonu, o zamanın içinde gerçekti. Ama bu versiyonu, onun asıl versiyonu değildi, değil ve olmayacak. O idealize persona çöktükten sonra, aşık olduğunuz kadın ile şu an gerçekten ilişkide olduğunuz manipülatif kadını bağdaştıramadınız.

Bakın, siz özel olduğunu hisseden ilk erkek değildiniz, son erkek de olmayacaksınız. Anlamanız gereken şey, onun bağımlılık yapan versiyonu, hızlıca bağ kurmak, güven kazanmak, duygusal olarak yatırım yapmanızı sağlamak için devreye sokulan geçici bir versiyon.

#İkinci neden, siz sadece ona değil, onunlayken nasıl biri olduğunuza da aşık oldunuz. İlk tanıştığınız zamanlarda, size yoğun bir ilgi, kimya, seks ve duygusal yakınlık verdi. Ama aynı zamanda sizin en iyi versiyonunuzu, güçlü olduğunuz yanlarınızı, sadakatınızı, zekanızı, vizyonunuzu yani ideal versiyonunuzu size yansıttı. Sizin olmak istediğiniz erkeği size yansıttı, sizin olmak istediğiniz erkek gibi hissetmenizi sağladı.

Yani ilişkinin başlarında sadece ona değil, onunlayken kendiniz hakkında nasıl hissettiğinize de düştünüz. Ve o ara ara sizi idealize edip yansıtınca, size nasıl da hayran olunan, anlaşılan, canlı, dünyanın tepesinde hissettirdiğini de hatırlatıyor.

Ama bu bir tuzak. Size sadece kendisinin değil, sizin de idealize bir versiyonunuzu da gösteriyordu. O versiyonunuzu görmek size çok iyi hissettirdiği için, size başlarda verdiği kahraman kimliğini bırakamıyorsunuz. Hala, içinizdeki o ideal erkeği yeniden ortaya çıkaracağını umuyorsunuz.

#Üçüncü neden, zirvelerin ve diplerin, sinir sisteminizi darmadağın etmesi. Onunlayken hiçbir şey dengede değil. Sizi günlerce eleştirdikten sonra, birdenbire çok yumuşak davranabiliyor. Hiçbir işaret vermeden birden bire soğuk ve mesafeli oluyor ve sonra yine hiçbir işaret vermeden duygusal ve özürler dileyen birine dönüşebiliyor. Birgün öfke patlaması yaşarken, birgün ağlama krizine girebiliyor.

Burada farkında olmayabileceğiniz şey, vücudunuzun bu zirve – dip döngülerine bağımlı olduğu gerçeği. Uzun süre devam eden bu gerilim ve dengesizlik içinde, en ufak bir sıcaklık, gülümseme ya da huzur bile size büyük bir ödül ve rahatlama gibi, umut gibi görünüyor.

Ama bunlar işlerin sonunda düzelmeye başladığına, onun durumu kabul ettiğine ve değişeceğine işaret değiller. Bunlar gerilimin, bir sonraki zirveye doğru çıkmadan önce yaşadığı geçici düşüşler sadece.

Siz bağımlı olduğunuz için bekliyorsunuz. Bir sonraki sakin zamanı, ödülü bekliyorsunuz. Kendinizi, bunların bir anlamı olduğuna ikna etmeye çalışıyorsunuz ama bunların hiçbir anlamı yok. İyi zamanlar, mağduru olduğunuz toksik istismar döngüsünün birer parçası sadece. Ve iyi zamanlar birer tuzaklar.

Bu ilişkide kalmaya devam ediyorsunuz, bu ilişkiden çıkamıyorsunuz zira siz bir bağımlısınız. O rahatlamayı ve ödülü, bir sonraki iyi zamanı kovalıyorsunuz.

Umut sizi bu şekilde saplanıp kalmış bir şekilde tutabilir.

#Dördüncü neden, sorumluluk almaması. Sizi her kırdığında, hikaye bir şekilde ters yüz oluyor ve siz onu kırmış oluyorsunuz. Aşırı tepki gösteren, tetiklenen, onun bu şekilde davranmasına neden olan siz oluyorsunuz. Bu anlarda oldukça ikna edici davranabiliyor ve ağlayabiliyor. Hatta yıkılmış görünebiliyor. Hatta söylediklerine kendi bile inanabiliyor.

Anlamanız gereken şey, sorumluluk almayan biri değişemez. Yüksek derecede borderline ya da narsist özelliklere sahip biri için yansıtma ve suçu karşı tarafın üstüne yıkma sadece birer taktik değil, birer refleks ve hayatta kalma mekanizması.

Borderline bir partner, kendisinin oldukça farkında olabilir. Kendisini tetikleyen şeyleri söyleyebilir, travması hakkında konuşabilir. Ama kendisinin farkında olması ile sorumluluk alması aynı şeyler değiller. Çünkü yoğun terapi ve uzun süreli çaba olmadan, refleksleri ve hayatta kalma içgüdüsü, kendisi ile ilgili iç görüsünü her zaman ezecekler.

Yoğun terapi ve uzun süreli çaba olmadan uzun vadeli değişim olmayacak. Ama bu iç görü, kırılganlık ve duygusallaşma anları, size umut veriyor. “Değişmeye başladı, bu bir ilerleme” diye düşünüyorsunuz.

Fakat bunlar geçici anlar çünkü yaptıklarının sorumluluğunu üzerine almadığı sürece değişim olmayacak.

#Beşinci neden, çok çabalarsanız, size vaad edilen fantezi geleceğe eninde sonunda ulaşabileceğinize inanmanız.

Ne kadar kötü olursa olsun ilişkiyi bırakamıyorsunuz çünkü bu işin sonunda sizi bir hazine beklediğine inanmaya koşullandınız. Eğer daha fazla çabalarsanız, daha iyi severseniz, daha fazla sabırlı olursanız, onu tetiklemeyi bırakırsanız, her şeyi doğru yaparsanız, sonunda o fantezi geleceğe ulaşabileceğinizi sanıyorsunuz.

Başından beri, sadece görmek istediğini şeyi gördünüz. Sonra da o şeyi kaybetmenin sizin suçunu olduğuna ve o şeyi yeniden kazanmanız gerektiğine inandırıldınız. Böylece hamsterlerin üzerinde koşturdukları tekerleğe bindiniz ve bir fanteziyi kovalayıp duruyorsunuz ve gerçeği kabul etmeyi reddediyorsunuz. Arada ekmek kırıntısı şeklinde o versiyonunun kısa süreli reklamını izlediğinizde beyniniz, “gördünüz mü, ödüle daha yakınız, belki de sonsuza kadar mutlu yaşayacağımız bir bitiş çizgisi var” diyor. Ama hiçbir zaman var olmamış ve olmayacak bir şeyi kovalıyorsunuz, biraz daha fazla çaba ile, biraz daha hızlı koşarak sonunda finale ulaşabileceğiniz yanılgısı içinde debeleniyorsunuz.

Peşinde koştuğunuz ilişki, gerçek dünyada var olan bir şey değil ve hiçbir zaman da var olmayacak.

#Altıncı neden, onun travması size bir ilerleme gibi görünüyor. Size çocukluğunu, yaralarını, acısını açtığında, tüm gardınız yere iniyor. Öfkeniz diniyor ve “bana açılıyor” diyorsunuz. Ama bu duygusal kırılganlık, size takılmak üzere hazırlanmış bir kancadan başka bir şey değil. Çünkü siz ne zaman ağlasa ya da acı bir hikaye paylaşsa, tüm o kaosu, saygısızlığı ve manipülasyonu unutuyorsunuz. Ve bir anda o kurtarıcı rolünüze geri dönüyorsunuz ve kendinizi ondan sorumluymuş gibi hissediyorsunuz.

Ama biraz dikkatli bakarsanız, sizinle travmalarını ondan uzaklaştığınızda, yaptığı şeylerin sonuçlarını ödeme ile karşı karşıya kaldığında ya da kontrolü kaybediyor olduğunda paylaşıyor. Yani sorumluluk almaktan, sonuçları yaşamaktan kaçmak için bir taktik olarak size açılıyor.

#Yedinci neden, değişmeyi teşvik edecek bir şeyin olmaması. Siz bu ilişkide, ilişki harika olduğu için değil, o aşık olduğunuz versiyonunun geçici ve gelmeyecek bir versiyon olduğunu defalarca ispatlasa da, değişecek umuduyla kalıyorsunuz. Ve sizin umudunuz onun sözlerine, potansiyeline, ilerleme ihtimaline bağlı kaldığı sürece, bu döngüye saplanıp kalacaksınız.

Şunu kendinize sorun: Bu insan neden değişsin? Onun bakış açısından bakarsanız, ilişki çalışıyor. O ilgiyi, güveni ve kontrolü alıyor, siz ise kaosu, suçluluk duygusunu ve tüm sorumluluğu. Bu kadının değişmesi, kendisine fayda sağlayan bu durumu değiştirmesi için hiçbir mantıklı neden yok.

Bu noktada da, sizinle paylaşacağımı söylediğim acımasız gerçeğe geliyoruz: onu şu an olduğu gibi sevip kabul edemiyorsanız, onu sevdiğiniz falan yok. Siz bir fanteziye aşıksınız, onun başlangıç versiyonuna mı dersiniz, potansiyel versiyonuna mı dersiniz bilmem ama gerçekten beraber olduğunuz kadını sevdiğiniz falan yok. Ve bu kadın şu ana kadar değişmediyse, ya değişme kapasitesi yok ya da değişme isteği. NOKTA.

Belki yaralı, belki hayatın altında ezilmiş belki de stresli. Belki sinir sistemi hayatta kalma moduna saplanmış vaziyette. Belki travması var. Ama bu durumun sorumluluğunu yüklenmediği sürece, onu ve ilişkiyi kurtarmak için yapabileceğiniz hiçbir şey yok.

Bu gerçeği kabul ettiğiniz anda, umudunuz kafesiniz olmaktan çıkar ve bir dönüm noktası olur. Bu noktadan itibaren gücü elinize almaya başlarsınız.

Şunu unutmayın: toksik ilişkiler daha iyi ilişkilere dönmezler. Daha berbat yıkım getirecek ilişkilere evrilirler.

Toksik ilişkiler rehberimize de bir göz atabilirsiniz.

Kaynak: The Harsh Truth: Why She’s Not Going to Change (Hope Is a Trap)