Hiç boşta kalmam diyen ama 8 sene bir kıza takılıp kalan adam – Vaka Çalışması

Merhaba öncelikle kanalı yaklaşık 1.5 yıldır takip ediyorum. Eğer videolu cevaplayabilirseniz yani cevabınızı gorebilirsem çok sevinirim.

Yaklaşık 8 yıl liseden başlayan herseyin ilklerini yaşadığım değer verdigim bir kadın ile vakit geçirdim.

Vakit geçirdim mi? Hayırdır İnşallah.

Baskın ve zor bir karakterdi.

Beraber oldum dememişsin, vakit geçirdim demişsin ama eğer bir dönem kız arkadaşın olduysa, baskın ve zor karakterli kızlarla ilişkiden kaçının derim. Daha kolay anlaştığınız ve feminen karakterli bir kızı tercih edin. Her dediğinize “sen ne istersen beyim?” diyen bir kadından bahsetmiyorum, baskın ve daha önemlisi zor olmaması yeterli.

Ama aslında toksik kıskanç ve borderline olduğunu sizi ve sizin gibi kanallardan öğrenerek anladım.

Bunu anladığın anda bu kızı tamamen, bir daha hiç görüşmeyeceğiniz şekilde hayatından çıkaracaksın. Çıkarmadın mı, ne anlatırsan anlat, hak ediyorsun, sana bunların yapılmasını sen istiyorsun, sen teşvik ediyorsun ve sana verilecek tek cevap var: bu kızı tamamen hayatından çıkar. Başka her cevap vakit kaybı.

Çevremde ilişkimi yaşarken onlarca kadından teklif aldım. Maddi durumu iyi ortalamanın üstünde okul ve sosyal hayatta dikkat çeken biri oldum.

Bu tür büyüklenmeler maalesef “birazdan nasıl ezikliğin dibinin dibinden bir erkek oldum onu anlatacağım, ama ben öyle ezik deelim” demek. Böyle büyüklenmelerden sonra maalesef gülünç derecede zayıflık hikayeleri geliyor. Öyle ki yıllardır bu tür şeyler okuduğumda gerisine bakmadan “nasıl ezik şeyler yaptın bakalım” diyorum.

Başarı ve tek eşli evlilik düşünen biri olarak onetis diyerek defalarca ayrıl barış yaşayarak 8 sene geçirdim.

Sen başarılı ve tek eşli evlilik düşünmüyorsun, bu kızdan kopamıyorsun. Başarılı ve tek eşlilik isteğini bu kızdan kopamama zayıflığını kutsal bir davranış olarak kendine yutturmak için bir bahane olarak kullanıyorsun.

Ayrıca bir ilişkide iki kereden fazla ayrılık olmasına izin vermeyin. İki kere ayrıldınız mı bitecekti. Bitmediyse, senin suçun.

Yaşadığım üzücü bir kayıptan dolayı 3 sene önce ayrıldım ve onlarca kadınla konuşup birlikte oldum.

Başarılı ve tek eşli ilişki isteğine ne oldu? Onlarca kadınla birlikte olman büyük dert değil ama bunu hayatın bir rengi olarak mı yaptın yoksa başarılı ve tek eşli ilişki yürütemiyor olmanla başa çıkma mekanizması olarak mı?

Sonrasında tekrar barıştım.

Anladığım kadarıyla onlarca kadınla yattın ama biriyle bile normal, sağlıklı bir ilişkiye girmeyi başaramadın.

Fakat telefonumda eskilerden birini gördü ve onunla bir seyler yaşadığımı öğrendi. Ve beni aldattın furyasiyla ki toksik bir kadın olduğu için feryat figan ayrıldı.

Ayrılması iyi olmuş. Ayrıca eskilerden biri ile hala görüşüyorsan terk edilmeyi de hak etmişsin, toksik bir durum yok.

1.5 sene ayrı kaldık ve ben tekrar kapısına gittim.

Az önceki büyüklenmeler tahmin ettiğim gibi, sonrasındaki eziklikleri dengelemeye yönelik 🙂 Here we go …

Ve o da bu hatayı affederek zor da olsa 3 4 ay peşinde kosarak ( sonrasında defalarca başıma kakarak) 1 sene geçirdim.

Anladığım kadarıyla eskiden konuştuğun kızla görüşmeni yakaladı. Kızdan önceki bir konuşmayı değil. Bu durumda bir ilişki, özellikle de sizinkisi gibi aşırı boktan bir ilişki bir daha toparlayamaz.

Ta ki şu ana kadar. Kendisiyle 2 hafta önce ayrıldım. Sebepsiz şekilde. Benle ilgilenmiyorsun tarzı seylerle ve öfke kontrolü olmadan sürekli engel atarak benden ayrıldı.

Terk edildin yani. Beklenen son. Sizden asla olmayacağını ne zaman kabul edeceksin acep? Bari şimdi et.

Ve bende iyi sen bilirsin mantığıyla yaklaşarak çünkü nasıl olsa yazar diyerek aramadım. Gece yarısı beni arayarak “whatsapa bak ” diyerek benim 4.5 sene önce çiçek gönderdiğim kizi gönderilen siteden görerek bana bunu nasıl yaparsın o zaman ben vardım diyerek tekrar suçlu hissetirerek ayrıldı.

O zaman o varsa haklı. Bu arada, sen iyi bir ilişkilik adam değilsin muhtemelen. Muhtemelen de bu yüzden uzun süreli ilişki için anca, toksik, deli dediğin bir kızı çekebiliyorsun.

Ve anında instagram açarak başkalarını takip etti.

Tencere kapak.

Bu 1 sene boyunca aldatmayan yalan söylemeyen evlenme peşine düşen emek veren bir erkek olarak bu bahanelerle ayrılması bana koydu.

Eğer daha önce kızla beraberken arkasından iş çevirdiysen gayet haklı bahaneler.

Ve bana yalnızım ben o zaman geldiğinde de yalnızlığıma geldin tarzı cümle kurdu ve beni manupile ederek suçlu hissettirerek başka erkeklere kendini göstermesi tam tersi bende güven kaybına neden oldu.

Tamam, uzak durman lazım o zaman.

Ve çok sinirlendim. Telefonla arayarak annesine gerekeni anlattım.

Bundan sonra bu kızda azıcık gurur, özdeğer varsa, seni tamamen hayatından atmalı ve kendisine ulaşmana kesinlikle izin vermemeli.

Sonra kendisi beni aradı ve ” rahatsız etme uzaklaştırma alicam” tarzı ütopik saçma sapan şeyler söyledi.

Bence yapması lazım.

Bende bağırarak bana kahpelik yaptın seni affetmeyecegim dedim.

Bir de hakaret davası yersin, tadından yiyemezsin.

O da halen instagramdan beni sinir edecek paylaşım ve takiplere devam ediyor.

O kadar umrunda değilsin muhtemelen. Senin için yapmıyor olma ihtimali yüksek. Kız seni bırakıp hayatını yaşamakla meşgul, sen ise onu ezik bir şekilde stalklamaya devam ediyorsun ve her şeyi üstüne alınmaya çalışıyorsun.

Şuan bu onetis durumunu bitirmek üzereyim.

Stalklamayı bitiremediğin sürece, bu kızı hayatından atmadığın sürece bitiremeyeceksin.

Biraz tavsiye ve göremediğim şeyleri görmek istiyorum. Ki ben ilişki konusunda vur geç mantığında biriyim ve boş kalan bir adam degilim.

Hikayen çok bayat ve sıkıcı. Sırf son cümlen için yer verdim. Vur geç mantığında adamlar genellikle ilişkilik kadınlarla olamazlar. Kullandığın kelimeler tesadüfi değil. Kadınlar tarafından ilgi gören, birden fazla kadınla olabilen biriyim değil de “vur geç” diyorsun. Fazla kuyruk acısı dolu. Liseden beridir bir kere bile düzgün, duygusal olarak doyumlu bir ilişki yaşayamamış birisin. Boş kalan birisin maalesef. Hem de aşırı boş kalan birisin. Kadınlarla başarı, “vurarım  geçerim” ile olmuyor. Kadınlarla olabilmek tabii ki artı sağlar ama senin durumunda bu, sağlıksız bir başa çıkma mekanizması ve aynı zamanda senin ilişkilik bir adam olmanı tamamen engelliyor. 24-25 yaşındasın ve yetişkin hayatının çoğunu tek bir kızın peşinde koşarak geçirmişsin. Bunun acısını bastırmak için böyle “siker geçerim hacı” büyüklenmelerindesin. Ama hayatının bu aptal ilişkisini tamamen kapamadan, kadınlarla başarısız bir erkeksin ve kapamadığın sürece de öyle kalacaksın. İstersen 10 bin kadınla yat. Burada kitabını da yayınladığımız Pook’un dildo vatandaşından başka bir şey olmazsın.

Ama hayalimi ve emegimi son 1 sene düzelerek sadık kaldığım ilişkiyi bitirmesi acaba benden intikam almak mı amacı ?

Hayır, seni geçmişte bırakmak ve sensiz bir yaşama yürümek. Onun için en iyisi bu. Senin için de en iyisi, onun seni bıraktığını, pek umrunda olmadığını kabul edip, onu geride bırakmak.

Dönüşünüzü bekliyorum.

Dediğim gibi gerçekten saçmasapan bir hikaye ama, bir erkeğin vur kaç ile uzun yıllar doyamayacağına, tam tersine bunun bir doyumlu hayat yerine, zayıflıklarındna kaçma ve görememe aracına döneceğine iyi bir örneksin. Ayrıca vurarım kaçarım kafan yüzünden muhtemelen bundan sonra da böyle bir kız bulacaksın. Başkası seninle uzun süreli olmayacak. Tabii bu kafanı değiştirmezsen.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Andrew Tate: En ünlü dolandırıcı

Andrew Tate dolandırıcısının bir podcastte erkekleri camgirl kullanarak nasıl soyduğunu mide bulandırıcı üslubu ile anlattığı yayınla ilgili video yapacaktım, bu videoya denk geldim. Güzel olmuş.

(Tate kızların klavyelerinin kablosunun takılı olmadığını, klavyede adamlarla yazışanın kendisi olduğunu ve kızmış gibi yazışarak ve adamı oraya geleceğim evleneceğiz diye kandırarak 250 bin Dolar dolandırdığını anlatıyor.)

Düşük değerli erkek olmaktan kurtulmayı hedefleyin

Market , depo, garson , şöför , ofis boy, kargo, mağaza calısanı gibi düşük değer meslekdeki erkekler ne yapacaklar? Kadınlar eğer güzel ise bir şekilde yükseliyorlar.

Bu soruyu katıla koyduğum 10 soru 10 cevap serisinin en son bölümünde cevapladım ama burada da cevaplamak istiyorum.

Son zamanlarda, biz buna hipergami diyoruz bro yayınında da eleştirdiğim bir mevzu var: yüksek değerli erkek konusu. Bu işin odağı alfa – beta ayrımında kaymaya başladı, yüksek değerli erkek kavramı ile iyice sapıttı. Kırmızı hap sitelerinde bahsedilen yüksek değerli erkek, erkek nüfusunun %1’inden de az bir “elit”.

Yapmanız gereken şey, düşük değerli erkek olmaktan kurtulmak, bakın yüksek değerli erkek olmak demiyorum, düşük değerli erkek olmaktan kurtulmak. Toksik bir şekilde kırılgan efendi adam olmamak, iyi çocuk psikolojisinden kurtulup, piç erkek de olmadan erkek adam olacaksın, duygusal olarak güçlü olacaksın, duygusal yatırımını kontrol edebilen adam olacaksın, vs. Zihniniz ve psikolojiniz güçlü olacak, erkek olacak. Maskülen olacak. Bunlar için paraya ve tipe ihtiyacınız yok. Şimdi Allah’ın cezası, evlat olsa çekiilmez bir incel çıkıp “tip ve para yoksa meme yok” diyecektir eminim ama ben memeden bahsetmiyorum, gerçekten yüksek değerli olmaktan bahsediyorum. Siz kadınlar çevrenizde dönmeden değerli olamıyorsanız o sizin probleminiz. Ama arkadaşlar, zihinsel ve psikolojik olarak düşük değerli erkek olmaktan kurtulursanız, kadınlarla da az çok başarılı olursunuz onu da söyleyeyim.

Market , depo, garson , şöför , ofis boy, kargo, mağaza calışanı vs. fark etmez. Herkesin kendi çöplüğü var ve her çöplükte yeterince kadın var, güzel ve iyi kadın var. Siz kendi çöplüğünüzde doktorlarla, iş adamları ile, doktoralı finansçılarla rekabet etmiyorsunuz, etmeyeceksiniz. Bu adamlar özellikle Türkiye gibi fakir bir ülkede nüfusun %1’i gibi bir şeyler ve bu nüfusunda önemli bir kısmı yaşlı ve evli zaten. Matematik olarak mümkün değil.  Sosyal medya beyninizi düzdüğü için öyle sanıyor olabilirsiniz ama o sizin beyin mancınıklamanız.

Yüksek değerli erkek olmaya çalışmak yerine düşük değerli erkek olmaktan kurtulmayı hedefleyin. Sizi erkek olmaktan utanmak düşük değerli yapıyor. Sizi kendi başınıza mutlu olmayı öğrenmemek, ben değersizim, ben sevilmeye layık değilim diyen tarafınız düşük değerli yapıyor. Sizi duygusal güç kaslarınızı geliştirmek yerine sürekli olarak dopaminerjik şeylere (porno, bilgisayar oyunu, Youtube, sosyal medya, vs.) kaçarak duygusal güç kaslarınızı güdük bırakmanız düşük değerli yapıyor.

Sonra da internette yüksek değerli erkek, tenhalarda ateş osuran ve kokusu piliçleri 100 kilometreden arı gibi çeken sigma erkek içerikleri izlediğinizde ne oluyor? Kendinizden daha fazla utanıyorsunuz, duygusal olarak güçlensem, zihinsel olarak güçlensem ne olacak diyorsunuz. Daha da düşük değerli erkek oluyorsunuz, daha da düşük değerli kalıyorsunuz.

Kadınlarla birlikte olmak için Everest’e tırmanmayı geçtim K2’ye tırmanmanız gerekiyor sanıyorsunuz ve bugün 10 metre tırmansam ne olacak sanki K2’nin zirvesine daha 5000 metre var diye pes ediyorsunuz.

Kendinizi bu high value men adamlarla karşılaştırıyorsunuz ve çok aşağıda hissediyorsunuz. Karşılaştırma yapmak, zihninizin sizi ilerleme konusunda sizi durdurmak için kullandığı bir silaha dönüyor: “Şu adama bak, 1.90 boyunda, BMW’si var, sen onun yanında nesin ki? Boşver sen gelişmeyi falan, aç bir PornHub neşemize bakalım.”

Hipergami diyoruz bro yayınında da söyledim, manosphere’in eski halini özledim ve o halinin erkeklere daha yararlı olduğunu görmüş biri olarak eskiye dönmeye karar verdim. Eskiden AFC olma, efendi erkek olma, zayıf davranma, pasif davranma proaktif olarak kızlara yürü vs. vardı. Bunları düzelttin mi kendiliğinden çıkacağın yere çıkardın.

Yanlış anlaşılmasın, bir yüksek hedef tabii ki vardı. SoSuave’nin Don Juan’ı (Pook’un Kitabında sık sık geçen nihai erkek adam) ya da İlişki Sihirbazı Kitabındaki Erkek Adam (The Man) gibi. Ama bu kavramların farkı, bunlar herkesin, teoride tüm erkeklerin ulaşabileceği ve hatta finansal, fiziksel ve statü olarak ortalama kalarak bile ulaşabileceği hedefler. Sadece tepe %1’e girerek ulaşacakları hedefler değil.

Bugün yüksek değerli erkek içeriğinde eksik olan şey, hiç yok da diyemem ama çok eksik olan şey, zihinsel ve duygusal olarak güçlü olmak.

“Spor salonuna git bro.”

“Para kazan bro.”

“Yan iş yap bro. Yan işin de yan işini yap bro.”

“Osurma bro, tıksırma bro.”

Bu nedenle bu tür videoları izlediğimde siz ne görüyorsunuz ama ben o kadar devasa bir beta öder ol ki her kadını satın al erkeği görüyorum. Bunun gerçeğini de çok görüyorum. Bunun yanında senin nedense düşük değerli dediğin mesleklerdeki adamlar zihinsel ve duygusal zayıflıklarını düzelttiler mi, gayet başka bir şey yapmadan kadın da buluyorlar, mutlu da oluyorlar.

10 yıldan fazla zamandır kendi evimde yalnız yasıyorum ama farkettim ki oyunum yok sizleri izleyerek fikir edinmeye calısıyorum , kırmızı hapdan sonra eski arkadaşlarımla kafam da uyusmuyor , plasstation oynamaya cagırıyorlar ben spor yapıcam diyorum , nargileye çağırıyor ingilizce çalısıcam diyorum

Kırmızı hapın en tehlikeli taraflarından birisi de bu, kendinizi bir kendini geliştirme robotuna çevirip, sosyal hayattan izole olmanız. Bunu özellikle de tek tip bir fikre maruz kalarak yaptınız mı, “Mahmut hapı içselleştirmiyor, hap Mahmut’u içselleştiriyor”. Jung’un “insanların ideolojisi yoktur, ideolojilerin insanları vardır” dediği şekilde, hayatınızı kontrol altına almak için zihninize aldığınız bir bilgi yığını, sizi kontrol etmeye başlıyor.

Sosyal hayata zaman ayırın. Kendinizi kendini geliştirme balonuna hapsetmeyin. Kendinizi narsist bir kendini beğenmişlikle, mavi haplı dediğiniz arkadaşlarınızdan  üstün görmeyin. İnsanlarla kaynaşabilmek, toplum içinde bir persona takınabilmek bir sosyal yetenek, bunu yapamamak ise sosyal özürdür, anlaşılamamış ve atanamamış sigma errrrkekin kutsal yalnızlığı değil.

veya kırmızı hapla ilgili bişilerden bahsediyorum sıkılıyorlar anlamıyorlar.

Anlayamazlar. Hapın köpürtüsü, …

Bunlar uygulamak için var. Kendinizi bir şey biliyor ve ahlaki olarak diğerlerinden daha üstün hissetmek için diğerlerine zorla yutturmanız için değil.

Son zamanlarda Youtube kanalımızın gelişmesine katkıda bulunan katıl üyeliğimize de bir göz atabilir, bize bu yolla destek olabilirsiniz. Katıla da güzel videolar koyuyoruz.

Toksik ilişkiden sonra kendime gelemiyorum – Vaka Çalışması

34 yaşındayım. 2022’de işyerime gelen 25- 26 yaşlarında bir kadınla tanıştım. Niyetim ciddi, ileriye dönük bir ilişkiydi.

Tanışır tanışmaz mı? Kızın nasıl biri olduğunu bilmiyorsun, kızla uyumlu olup olmadığını bilmiyorsun. Duygusal yatırımını hafif tutarak 6-8 ay vakit geçirmeden ileri dönük bir ilişki oluyor mu olmuyor mu anlaman zor. Çoğu erkek ileri dönük, ciddi bir ilişkiyi hemen düşünme dediğimde “ne yani gönül mü eğlendirelim?” diye çıkışıyor. Ben gönül eğlendirin demiyorum, siz duygusal düşünüyorsunuz. Bu ikisinin ortasında bir sürü ilişki modu var. Hemen ciddileşme, ileri yönelik düşünme dediğinde maalesef efendi erkeklerin çoğu bunu bas geç tavsiyesi sanar zira bu erkekler kendilerini neredeyse feda edercesine tam vermezlerse, ilişki hak etmediklerini, kaka çocuk olduklarını düşünürler.

İlk defa bir ilişkiye başlamıyordum. Daha önce de 4-5 ilişkim oldu. Hepsinde de uyumluyduk. Güvensizlik yaşamıyorduk. Stres, ciddi tartışma gibi olumsuz mevzularımız olmadı. Kız arkadaşlarımın hepsi de bana saygı duyar, kırmızı çizgilerimi çiğnemezlerdi. Yani ilişkilerim sağlıklıydı. Fakat bu bahsettiğim/bahsedeceğim böyle durumları ilk defa yaşadım. Ciddi manada yıprandım. Etkisinden çıkamıyorum. Kabullenemiyorum. Kullanıldığımı düşünüyorum.

Onu göreceğiz. Henüz gerisini okumadım ama kadın nüfusunun onda biri arızadır. Bu kızlar her zaman karşınıza çıkmaz ama hayatınız boyunca bir ya da ikisinin karşınıza çıkma ihtimali düşük değildir. Yani daha önceki 4-5 ilişkin normal kızlarla olmuş, ilk defa arıza bir kızla beraber olmuş olabilirsin.

Bakalım.

Tanıştığım kızla başta 2-3 hafta ciddi bir sorun yaşamadık. Bana
uyumlu olduğunu görüyordum. Sınırlarımı ihlal etmiyordu. Fakat daha sonra beni ciddi manada rahatsız eden durumları peş peşe yaşamaya başladım. Kırmızı çizgilerimi çiğnediğini gördükçe defalarca ayrılmak istedim keskin bir şekilde ifade ettim fakat anlayamadığım bir şekilde beni geri ilişkiye çekmeyi başarıyordu.

Şimdi rüzgarda savrulan yaprak değilsin, bir yerde ayrılacaktın. Bu tamamen senin suçun. Ama kız manipülasyonu, kendine bağımlı etmeyi biliyor olabilir.

Örneğin; Hayatımdaki kişinin iş konusu, alışveriş gibi mecburi
konular dışında herhangi evli veya bekar bir erkekle samimileşmesi, yakın durması, muhabbet etmesi, arkadaşlık kurması asla kabul edebileceğim bir durum değildir. Eski kız arkadaşlarım bu konuda bana hak verir sınırlarımı
aşmazdı. Fakat bu kız arkadaşım ilişkinin en başında söylememe ve bana hak vermesine rağmen sürekli gözlerimin içine baka baka bu kırmızı çizgimi çiğnerdi. Bu durum için ayrılmak istediğimi söylediğimde dik başlı davranırdı.

Ve sen, 34 yaşında olmana ve böyle önemli bir çizgin sürekli aşılmasına rağmen ayrılmadın? Ayrılmadıkça zayıflarsın, zayıfladıkça daha da muhtaç olursun, muhtaç oldukça zayıflarsın ve bu aşağı yönde döngü senin posanı çıkarır.

Kararlı olduğumu görünce de bana hak verdiğini dile getirip bir şekilde beni ilişkiye çekerdi. Hatta bu durum yüzünden bana birçok kez hakaret-beddua etmişliği de vardır.

Size hakaret eden, sürekli kırmızı çizgilerinizi aşan kızı bırakmak zorundasınız. Bırakıp bırakmama konusunda kararsızken tercihiniz tamam mı devam mı tercihi değil. Şimdi tamam deyip 10 birim acı çekmek mi, yoksa çok sonra ayrılıp (%90 terk edilip) 1000 birim acı çekmek mi arasında tercih yapmanız gerekiyor. 100 birim acıdan korkup ayrılamayınca, birgün mutlu olmayacaksınız, acıyı ileri alıyorsunuz ama katlıyorsunuz.

Bunun dışında; ilişki süresince telefondan gece-gündüz-sabah beni arardı, yazardı ama iş buluşmaya gelince bakarız, müsait değilim, çıkamam derdi. Bazen canı istediğinde görmek isterdi. İki üç günde bir görüşürdük bazen araya bir ay girerdi.

Ben aksi ispatlanana kadar bunun, kızın başka erkekle görüştüğüne işaret olduğunu varsayardım. Olmayabilir ama bu ihtimal yüksek. Bir kadının erkeği ile buluşmaya ihtiyacı vardır ve o ihtiyacını sizinle karşılamıyorsa kiminle karşıladığını kendinize sormanız lazım.

Genelde de görüntülü arardı. Bir işi düşünce canım, sevgilim gibi kelimeleri kullanırdı. Bunun dışında kullanmazdı. Ben böyleyim duygularımı yansıtamıyorum derdi.

Yüzüne karşı faydalı aptalsın seni de pek sevmiyorum ama canım sevgilim dediğinde istediğimi yaptırabiliyorum diyecek hali yok herhalde.

Whatsappta bazen onu uzun uzun çevrimiçi gördüğümde arkadaşlarımla konuşuyorum derdi. Uzun uzun çevrimiçi kaldıktan sonra aniden bana hadi telegrama geç seninle oradan konuşalım derdi. Ben şüphelenip sebebini sorduğumda bana bağırıp çağırıp sen bu ilişkiyi mafediyorsun. Bu ne güvensizlik diye tepki verirdi.

Tipik toksik kadın saldırganlığı. Toksik ilişkileri önceden bilip kendinizi korumanız lazım. Kitabını bile yazdım.

Whatsapp çevrimiçi özelliğini bazen kapatıp bazen de açardı. Anlam veremiyordum.

Başkaları ile görüşüyor işte nesine anlam veremedin?

Sebebini sorunca arkadaşlarım beni merak ediyor ondan açıyorum bazen derdi. Oysa hiçbirimizin arkadaşı çevrimiçi olup olmadığımızı kontrol etmemiştir. Bazen de telegramda gece uzun uzun birileriyle konuşurdu. Arkadaşlarımla konuşuyorum derdi. Buluşmalarımızda benim telefonum genelde masanın üzerinde dururdu. Oysa kendisi telefonunu ters çevirip elinde tutardı.

Bu telefonu ters çevirme her zaman olmasa da çoğu zaman aldatmaya işaret.

Asla telefonu bana vermezdi. Telefonum benim özelimdir derdi.

Senin kız sağlam tabak çeviriyor olmalı.

Evlilik konusunun açılması onu ciddi manada rahatsız ederdi.

Evlilik?!? Sen açıyordun yani? Kızın evliliği bırak ilişki materyali olmadığı bir alnında yazmıyor. Böyle kızlarla iyi vakit geçirilir, genç işte gittiği yere kadar denir ve çok da uzun sürmez. Sen evlilik mi düşünüyorsun?

Bana ilk tanıştıktan birkaç ay sonra yazın bizimkilere senden bahsederim dedi. O da olmadı.

Neyse ki kız genç. Kapağı bir enayiye atma zamanı geldi dese, görüştüklerin arasında en enayi benim lütfen beni seç diye atlayacaksın.

Hatta bırak ailesine bahsetmeyi bir arkadaşına bile bahsetmedi. Ben özelimin kimse tarafından bilinmesini istemiyorum derdi. Beni hep gizli tutardı.

Sen yan piliç (side chick) olabilirsin. Yani bir sevgilisi olabilir. Başka erkekler olduğu çok bariz.

En son geçen yaz bununla yola devam edemeyeceğimi iyice anladığımda durumu kendisine açtım. Üstüne birkaç tane sürekli tartışma yaşadığımız konu da eklenince iyice bunaldım. Araya mesafe koydum. Bu sene ortamlarımız değişti. Aynı ortamda çalışmadık. Ama bağımız kopmadı. Üç ay önce bana bir mesaj attı: Bana sen mi bana kargo istedin diye. Yok dedim.
Yanlışlıkla gönderdiler o zaman dedi. O gün buluşacaktık. Ben buluşmadan önce şüphelendim gidip kargoyu almaya karar verdim. Kargo hediye paketiydi. Onun adına gelmişti. Fakat göndericinin adı-soyadı-adresi yoktu. İnkar etti. Sinirlendi. Hakaret etti. Üstüme saldırdı. Kimin gönderdiğini bilmiyorum dedi. İyice bağımız koptu.

Kız arıza. Az önce dediğim gibi. Kız nüfusunun bir kısmının arıza olduğunu önceden bilmeniz lazım. 3-4 normal kızla çıkarsın böylesine hiç rastlamazsın sonra birden rastlarsın ve böyle bir şeyin farkında değilsen, ağa düşebilirsin.

Bu kızla geçirdiğim süre içerisinde anlam veremediğim birçok şey yaşadım. Kara kutu gibiydi. Borderline, narsist olduğunu düşündüm.

Kıza ilaç yazmayacağın için toksik olduğunu bilmen yeterli. Neden toksik, o kızı ve yakınlarını ilgilendirir. Sen toksik olduğunu anladın mı hayatından tamamen atman lazım.

Senin kanalınla tanıştım. Birçok araştırma yaptım. Anne-baba ilişkilerini birkaç kez sordum. Aile ilişkilerini sordum. Bir sonuç çıkaramadım.

Senin bu yaptığın, dipte efendi erkek davranışı. Kızı düzeltme güdüsü ile araştırma yapıyorsun.

Ailesinden biri eşiyle çok ciddi sorunlar yaşıyordu. Bahsettiğinde çok üzülüyordu. Bunu öğrenebildim. Bana daha önce hiç erkek arkadaşım olmadı. Ben erkeklere güvenmiyorum diyordu. Bir konuyu tartıştığımızda nefesini tutar, çıldırırdı. Hakaret-beddua ederdi.

Kadın açık açık toksik. Tamam bağırıyor, beddua ediyor, hakaret ediyor, fiziksel saldırıyor. Ya sen? Sen neden oradasın hala? Bunlara rağmen orada kalıp sonra kabullenemiyorum diyorsun!

Hatta bana oruspu çocuğu, piç gibi söylemlerde bulunurdu.

Bakın arkadaşlar. Size orospu çocuğu diyen kızı orada kalaylayıp tamamen hayatınızdan atmanız gerektiğini bilmeniz için, benim kanalıma veya bu tür kanallara rastlamanıza bile gerek yok! Minimum özsaygı yeterli. Size bu küfrü eden kızla oracıkta ayrılın. Her ay 3-4 tane böyle hikaye dinliyorum ve hep aynı şeyi söylüyorum. Normal bir erkeğe orospu çocuğu desin  karısını boşar. Siz ise orada durup, hakareti dinleyip sonra hak ettiğiniz şekilde bir çöp gibi çöpe atılınca hiddetten kuduruyorsunuz! Birader sen orada neden duruyorsun hala?

Küçümserdi. Sinirlenirdi. Üzerime saldırdığı, yumruk attığı oldu.

Senin böyle bir şeye boyun eğerek katlanmanın nedeni nedir? Terapiye gitmeni tavsiye ederim. Kız %100, yüksek şiddette arıza. Gerçi küçümsemesi normal. Onu hak ediyorsun.

Başta öyle olmadığı halde daha sonraları ben evlilik düşünmüyorum. Git kendine birini bul derdi.

Sen hala evlilik düşünüyor musun? Kadın sana hakaret ediyor ve sen hala anasının onayını kazanmaya çalışan pısırık oğlan çocuğu gibi eteğindesin. Git diye bağırıyor, gitmiyorsun.

Bakın arkadaşlar, hayatta bazı ilkeleriniz olsun. Hakaret eden (hele de o.ç. gibi hakaretler eden), fiziksel şiddet uygulayan kadını içiniz kan ağlasa da, size biri bundan sonra ölene kadar kadınsız kalacağınızı bir şekilde ispatlasa bile gidin. Hayatınızdan %100 atın. Sonunda birden düğmeye basılıp kız düzelecek olsa bile gidin (öyle bir şey olma ihtimali de sıfır bu arada). Kız geri kalan hayatını size layık biri olmak için feda edecek olsa da gidin (bu da olmayacak).

Tüm o küfürleri, şiddeti, hakareti, vs. sineye çektiğinizde elde edeceğiniz tek şey, belki birkaç ay ya da bir iki yıl daha fazla amcık ve sonra aldatılarak terk. Çöpe atılma. Kadına da kızmayın. Tamam ciğeri beş para etmez biri ama kendinize çöp gibi davrandıran, ben çöpüm diye bağıran sizsiniz. Yapmayın yahu.

Hakaret-beddualardan sonra özür dilemezdi.

Af buyur niye dilesin? Senin kendinden özür dileyip bıraktığın yok, o neden senden özür dilesin?

Hiçbir şey olmamış gibi gelir sana ihtiyacım var. Benimle ilgilen derdi. Ben buna anlam veremediğimde tekrardan hakaret ederdi. Senden adam olmaz. Sen bu ilişkiyi berbat ediyorsun. Sen kimsin ki derdi.

Kırılgan narsist kadının 10 toksik taktiği yazısını, hayatınızda o ana kadar böyle bir kadınla karşılaşmadıysanız bile 10 kere okuyun. Tamam biliyorum ücretli ama, böyle bir kadınla hiç karşılaşmamış bile olsanız toksik ilişkiler rehberini okuyun. Ben bunları şansıma böyle bir kadınla karşılaşmadan öğrenmiştim ve yol yakınken bırakmıştım. Siz de kendinizi koruyun.

Beni değiştirmeye çalışma derdi. Ben sağlıklı bir ilişkinin ne olduğunu anlattığımda yine manipülasyonlara sarılırdı.

Sen sağlıklı bir ilişkinin ne olduğunu bilsen orada işin olmazdı.

Bazen ben bile bana tahammül edemiyorken sen nasıl bana tahammül gösteriyorsun diye sorardı.

Kıza “beni kullandı” diye çamur atma. Tamam kullanmış ama başından itibaren bak kullanıyorum seni, razı mısın diye de sormuş. Sen kendini kullandırmak için çaba harcamışsın.

Sen aslında güçlü, her kızın istediği gibi bir erkeksin ama bende iş yok derdi.

Dalga geçiyor.

Bazen de önceliğim sen değilsin derdi. Erkeklerle muhabbet etme demeye gelince sen doğruları diyorsun ama benim işime gelmiyor demişliği vardı.

Utanç verici.

Ben ilişki süresince onu hiç aldatmadım. Sürekli korudum. Sürekli yardım ettim. Hastalandığında onunla uyumadım. Canının istediği, yemek istediği şeyleri bile alırdım. Üzerine giydiği kıyafetten, eline aldığı kaleme kadar ona hep ben alırdım. Babasının bile yapmayacağı iyiliklerde bulundum. İşlerini ben yapardım. İçtiği suya kadar ben alırdım.

Ve klasik bir sinsi erkek pardon efendi erkek olarak, takdir bekliyorsun, takdir edilip kafan okşansın diye yaptın. Bunları sana o.ç. diyen kız için yaptığını hatırlatırım.

Abi hediyenin derdinde değilim ama mesela ben kaç kez ona hediye de aldığım halde o hiçbir zaman bana hediye almadı.

İnsan değer verdiğine, sevdiğine hediye alır. Sen kendine değer vermiyorsun, kendini sevmiyorsun. O seni neden sevsin? Neden değer versin?

Neticede seven bir kız bir çöp dahi olsa alır bunu sende her zaman görmek istiyorum der. Bu da bana tuhaf geldi.

Seni sevmediğini kabul edemediğinden. Yoksa alması tuhaf olurdu.

Şimdi bu anlattıklarım doğrultusunda bu kişinin kişilik özellikleri nedir abi? Borderline-narsist olma ihtimali var mı?

Bana ne? Sana ne? Muhtemelen ikisi de ama sana ne? Hatun ileri derecede toksik, sadakatsiz, deli, ciğeri beş para etmez, mahalle karısı ağızlı biri. Bunlar sana yetecek bilgi. Bilinçaltındaki onun sorununu bulup düzelteceğim, efendi erkek olarak kendimi feda edip onu düzelteceğim dürtüsünü siktir et ve bunu sormayı bırak.

Bana göre çok zeki-şeytanı bile kandırabilecek kapasitede.

Hayır. Bir erkeği duygusal olarak düşürdüklerinde, bu tür kadınlar hiç de zeki olmak zorunda değiller. Sen duygusalllıktan, bağımlılıktan aptallaşıyorsun. Aslında sağlıklı kafayla bakan için, bu kızlar embesillik derecesinde tahmin edilebilir, düz insanlardır. Ne yapacakları, neden yapacakları her zaman bellidir.

Böyle bir insanın aldatma potansiyeli nedir?

Çok yüksektir. Seni aldatmamışsa çok şaşırırım. Gerçekten çok şaşırırım.

Böyle bir insana güven olur mu?

Hahahaha. Troll müsün nesin?

Böyle bir insan mutlu olabilir mi?

Böyle bir insanla yaşayacağın hayat sadece mutsuzluk olsa neyse. Izdırap olur. Anlıyor musun? Sadece mutsuz olsam razıyım dersin. Sen bu kızla evlenecek kadar gerizekalıysan sana acımam ama çocuklarına acırım.

İnsanların iyi niyeti üzerinden bu davranışları gösteren bir insan kimlerle mutlu olur?

Eziyet ettiği ve posasını çıkardığı bir zavallıyla belki mutlu olur. Sen o zavallı mı olmak istiyorsun? Ha o adamı da havada karada onlarca kez boynuzlar.

Şimdi böyle bir insan benim için ben onu kullandım. Sınavımı da kazanıp işimde mutlu olup kendime göre birini de bulup güzel bir hayat geçireceğim mi diyecek? En son ben ilgimi çektiğimde, işlerini yapmayı bıraktığımda o da zaten ortadan kayboldu. Bana iyi geliyordun, ilişkiyi berbat eden sensin. Yaşının adamı değilsin dedi ve gitti. Şimdi benim ne yapmam gerekiyor abi?

Her yerden engelleyeceksin. Bir daha asla ulaşmayacağın gibi sana ulaşmasına da izin vermeyeceksin. Asla!  Sana yazarsa okumayacaksın, ararsa konuşmayacaksın, yolda karşına çıkarsa görmezden geleceksin, konuşmaya çalışırsa dinlemeyeceksin.

Ben aciz bir insan değilim

Şu an çok aciz bir insansın.

fakat geriye baktığımda yaptığı manipülasyonlar, hakaretler, yalan ilişkisi zoruma gidiyor.

Azıcık erkek ol ve bütün bunları sineye çekenin, bunlara davetiye çıkaranın sen olduğunu kabul et. Sen ettin, sen buldun. Hak ettiğin acıyı adam gibi çek. O acıyı çek ki bir daha böyle bir şey yapma. Dediğim gibi uzak durursan acı da gider merak etme. Ama şimdi hak ettiğin acıyı çekiyorsun, bitene kadar da çekmeye devam et.

Benim gösterdiğim iyi niyete karşılık bunları yaşamayı kabullenemiyorum.

Geç bunları. Sen bunu iyi niyetinden yapmadın. Kendimi ezdirirsem beni sever belki diye yaptın tabii ki olmadı.

Yapamıyorum. Aklımdan çıkmıyor. Bana geri dönsün demiyorum fakat bu süreci atlatamıyorum.

Terapiye git. Bu kızdan tamamen uzak durmayı başarırsan geçer. Zaten senin bu saçmasapan, küçük düşürücü ilişkin, kadın – erkek ilişkileri dinamiğinde değil, madde bağımlılığı dinamiğinde ele alınmalı. Sen bağımlısın. Kız da bağımlı olduğun şey. Şu an yoksunluk sendromu çekiyorsun. Bu sendrom aylarca sürecek ama bağımlılık yapıcıdan tamamen uzak durduğunda geçecek.

Kendimi aptal gibi hissediyorum.

Güzel. Bunun acısını çek ve cezanı çek. Cezanı çek ve bitir. Tövbe et.

Bu durumdan nasıl kurtulabilirim? Teşekkür ederim.

Tekrar ediyorum. Senin bu saçmasapan, küçük düşürücü ilişkin, kadın – erkek ilişkileri dinamiğinde değil, madde bağımlılığı dinamiğinde ele alınmalı. Sen bağımlısın. Kız da bağımlı olduğun şey. Şu an yoksunluk sendromu çekiyorsun. Bu sendrom aylarca sürecek ama bağımlılık yapıcıdan tamamen uzak durduğunda geçecek.

Bu tip toksik kızlarda no contact falan değil, direkt bu kızı size ulaşamayacağı şekilde hayatınızdan atmak işe yarar. Bağımlılık yapan şeyi ve kişiyi hayatınızdan atınca, eski sevgiliyi özleme değil de yoksunluk sendromuna girersiniz. Daha şiddetlidir ama geçer.

İyi haber de şu ki. Bu kızın ciğeri beş para etmez bir zavallı olduğunu ve hayatından tamamen uzak tutman gerektiğini anlayıp tamamen hayatından uzak tutarsan, zaman içinde acını çeker düzelirsin. Bu kızı tamamen hayatından çıkarmak, kendine saygını onarmaya başlar. Ben bu durumdan çıkamayan çok az adam gördüm. Ama kendine kazdığın çukur derin. Tüm uyarılara rağmen bütün bu süreçte derin bir lağım çukuru kazıp içinde aylarca debelendikten sonra, bir sıçrayışta içinden çıkıp tertemiz olmayı bekleme. Başlangıçta sürüneceksin ama zamanla çıkacaksın.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

 

 

 

 

Beyninizi aşırı cinselleşmiş düşünce ve fantezilerden arındırın

Bugün daha iyi bir yaşam için beyninizi cinselleştirilmiş, işgalci düşüncelerden arındırma hakkında konuşacağız. Beyninizi porno ya da internet üzerinden kolayca ulaşılabilen çok ama çok yüksek miktarda cinselleştirilmiş içerik nedeniyle meydana gelen hasardan iyileştirme hakkında konuşacağız.

Beyniniz aşırı miktarda cinselleşmiş düşünce, arzu ve fantezilerle dolu olabilir ve bu birçok insanın gündelik hayatına tam olarak odaklanmasına engel olan bir durum. Bu yazıyı kendiniz ve dürtüleriniz üzerinde yeniden kontrol sahibi olmanız ve porno gibi cinsel içeriklerin zihninize doldurduğu bu yükten kurtulmanız için yazıyorum. Çünkü dürtü kontrolü zayıf ya da neredeyse hiç olmayan bir erkekseniz, hayatınız kötü bir durumda olmaya meyilli olur. Disiplinden, sağlıklı karar verebilme kabiliyetinden uzak olmaya meyilli olursunuz. Bugün birçok erkek farkında olarak ya da olmayarak bu problem ile mücadele ediyor.

Günümüzde cinselleştirilmiş içeriğe hem ulaşım inanılmaz kolay hem de dönüp baktığınız hemen her yer bu tür içerikle dolu. Günümüzde “seks satar” mantığı ile hemen her alan bu tür içerikle tıka basa dolu. Kötüsü, sosyal medya ya da Youtube gibi algoritma temelli uygulamalar, bir iki cinselleştirilmiş içerik tükettiğinizde, önünüze daha fazla sayıda ve oranda bu tip içerikler çıkıyor.

Günümüzde hemen her şey cinselleştirilebiliyor. İnsanlar Youtube’da kadınlar sırıkla yüksek atlama müsabakalarını, kadın plaj voleybolu müsabakalarını izliyorlar zira kadın sporcular oldukça cinselleştirilmiş şekilde giyiniyorlar. Youtube sürekli olarak bikini ya da iç çamaşırı deneyen kadınların videolarını öneriyor. Birçok erkek Youtube ya da Instagram gibi uygulamalarda, açlık tuzaklarına düşüyor.

Bu arada bir ebeveynseniz, oğlunuzun da bu tür içeriklerin bombardımanı altında olduğunu unutmayın. Bugün bir erkek çocuk, porno veya türevlerinden herhangi birine 8 – 12 yaş arasında rastlıyor.

Peki bu konuda neler yapabilirsiniz? Bunları sıralayalım.

#1 – Negatif duygularınızla, ekrana ve cinselleştirilmiş içeriklere kaçmadan başa çıkmayı öğrenin.

Birçok erkeğin, cinselleştirilmiş içeriğe boğulmasının en temel sebeplerinden birisi, kaygı, can sıkıntısı, yalnızlık gibi negatif duygulardan kaçmak. Bu duygular her zaman var oldular ama onlardan kaçmak ya da onları bastırmak hiçbir zaman bu kadar parmaklarımızın ucunda, bu kadar kolay olmadı.

Herhangi bir nedenden dolayı stres, kaygı, yalnızlık, can sıkıntısı, dışlanmışlık, vs. hissettiğinizde bunlardan kaçmak için Instagram, TikTok ya da herhangi bir porno sitesine girerek bu duygudan kaçıyorsunuz. Bu kaçıştan hemen önce de, kafanızda cinsellikle alakalı düşünceler geçiyor.

Yapmanız gereken şey, bu tür bir negatif duygu hissettiğinizde, ekrana kaçmak yerine daha verimli ve yararlı kaçış mekanizmaları bulmak ya da bu duygularla baş başa kalmayı öğrenmek. Örneğin kalkıp yürüyün, evin içinde bile olsa yürüyün. Temizlik yapın, odanızı toplayın, çıkıp birkaç kişiyle muhabbet edin. Ya da kaçmayın ve yürüyerek ya da pencereden dışarı çıkarak bu duyguların sıkıntısını hissedin.

#2 – Hayatınıza heyecan getirin.

Hayatınızı ne kadar az seviyorsanız, internette aşırı cinselleştirilmiş içeriklerin ağına düşme ihtimaliniz o kadar artar. Eğer işiniz, medeni durumunuz, sosyal hayatınız, vücut şekliniz, vs. yüzünden mutsuzsanız, hayatınızda tutunabileceğiniz bir zevk ve heyecan yoksa, internette aşırı cinselleştirilmiş içeriklerin ağına düşme ihtimaliniz yüksektir.

Aşırı cinselleştirilmiş içerik, size hayatınızda olmayan heyecanın, zevkin ya da dopaminin bir kısmını verir. Bu nedenle de istemeseniz bile bu tür içerikleri uzun süre tüketir durumda yaşayabilirsiniz.

Bunu önlemek için bir hobi edinmek, daha iyi arkadaşlar edinmek, hayatınızı daha da renklendirmek için bir şeyler yapın. Bunlar sizin aşırı cinselleştirilmiş içeriklere yönelen dikkatinizin bir kısmını çalacaktır. Aslına bakarsanız, yaptığınız şeyin üretken bir şeyler yapmanıza bile gerek yok. Heyecan verici ama gerçek dünyada bir şey olması yeterli.

#3 – Açlık tetikleyicileri kapatın.

Bu biraz zaman isteyen bir şey ama Instagram’da, Youtube’da, vs. karşınıza birdenbire çıkan az giyinmiş çok sergilemiş kadın imajlarını gördüğünüzde, bu hesapları takip ediyorsanız takipten çıkın, bu içerikle ilgilenmediğinizi algoritmaya bildirin (bunun için örneğin Youtube menüsünde bir konut var) ve zaman içinde bu uygulamalarda bu tür içeriklerin görünmemesini sağlayın.

İnternette tükettiğiniz içeriğin ne olduğuna dikkat etmeye başlayın. Diyet yapan birinin ne yediğine dikkat etmesi gibi, bu içeriğe dikkat verin. Özellikle aşırı cinselleşmiş içerikleri paylaşan hesapları engelleyin.

Aşırı cinselleştirilmiş içerik, boş kalori gibidir, sağlığınızı bozar. Bunları tüketmek yerine, daha besleyici içerikler tüketmelisiniz. YouTube’da can sıkıntısından bikinili kadın videolarına bakmak size zararsız görünebilir ama bu tür içerik size anlık olarak boş dopamin verseler de, uzun vadede sizin daha kötü hissetmenize neden oluyorlar.

Ayrıca birçok erkek, Instagram’da vücuduna yapışmış ve fazla bir bölgesini kapatmayan giyeceklerle açlık tuzağı kuran, pardon spor eğitimi veren bir kadının videosuna bakarken transa geçiyor ve 15-20 dakika sonra düzinelerce aynı şekilde içeriği tükettikten sonra birden kendine geliyor. Bu kadar çok cinsel içerikle dolduktan sonra da daha pornografik sitelere girip mastürbasyon yapıyor ve çalışırken geçirmesi gereken bir saatte ne çalışıyor ne de dinleniyor. Bu maalesef çok sayıda erkek için günlük ve hatta günde birkaç kerelik bir rutin.

#4 – Boş dopamin tüketmeyi bırakın ve dopamin için çaba harcamaya başlayın.

İnternetteki aşırı cinselleştirilmiş içerik, size çok kolay ve hiç çaba göstermeden dopamin sunuyor. Sorun dopaminden çok dopaminin hiç çaba harcamadan ve çok büyük miktarda ulaşılabilir olması (sorunun karbonhidrat değil de karbonhidratların hiç çaba harcamadan ve çok büyük miktarda ulaşılabilir olması gibi).

Bu tür beleş dopamin sizin sıkıntı, kaygı, hayat kavgasının bunaltması, yalnızlık, kızgınlık, kırgınlık gibi negatif duygulardan kaçmanızı sağlıyorlar. Bu tür duyguları yönetmek için dopamin ile kaçış, sizi bu tür duygulara karşı daha zayıf yapar. Bunun yerine bu tür duyguları yönetmek için daha sağlıklı mekanizmalara yönelin. Meditasyon, nefes egzersizleri, uzun yürüyüş, günlük tutmak, volta atmak gibi.

Yani örneğin içinizde büyük bir porno izleme isteği oluştuğunda, bunun yerine yapacağınız yararlı duygu yönetim mekanizmasını önceden seçin. Örneğin evin içinde volta atmak gibi. Sonra porno izleme isteği geldiğinde ya da kendinizi porno izlerken yakaladığınızda, bu mekanizmayı devreye sokun.

#5 – Çalışırken internetten kopun.

Çalışırken telefonunuzun ya da bilgisayarınızın uçak modunu kullanın. Çalışma süresince mümkün olduğu sürece offline olur. Pornoyu ya da belli siteleri bloklayan ya da belli süreler içinde bloklayan uygulamalar kullanabilirsiniz ama mümkün olduğunca internetten kopun. Bunun için en pratik araç, bilgisayarınızdaki uçak modu. 1.5 saatlik çalışma dilimlerinde, bilgisayar ve cep telefonunuzu mümkün olduğunca bu modda tutun.

#6 – Medyadaki cinselleştirilmiş görsellere bakmayın.

Bugün sanal dünyanın yanında gerçek dünyada da birçok mekan aşırı cinselleştirilmiş durumda. Reklamlar, gazetelerin ilgi çekmek için koydukları içerikler, aşırı cinselleştirilmiş durumda. Gözlerinizi bu tür materyallerden kaçırmayı alışkanlık haline getirin.

#7 – Vücut hatlarını veya vücutlarını sergileyen kadınlara, kadınların vücutlarına bakmayın.

Erkek erkeğe konuşuyoruz ve ara ara hepimizin gözü önümüzde yürüyen ya da karşımıza çıkan güzel bir kadına takılıyor. Ama bu günde bir belki iki günde bir olmalı. Dışarıdayken kadınların vücutlarına bakmayın, önünüzdeki kadın ne kadar açık giyinirse giyinsin. Bunu utangaçlıktan değil, durduk yere ve zamansız bir şekilde cinsel olarak uyarılmaktan korunmak için yapacaksınız.

Bütün bu arındırma süreci uzun bir süreç ve öyle birkaç haftada olacak bir şey değil. Etkilerini aylar içinde görebileceğiniz bir süreç. Ama zihninizdeki aşırı cinselleşmiş düşünce ve fantezileri beslemeyi bırakırsanız, zaman içinde ciddi miktarda zihinsel enerjinizin boşta kaldığını, daha berrak düşündüğünüzü görebilirsiniz. Zihinsel enerjinizin önemli bir kısmını sadece aşırı cinselleşmiş düşüncelere değil aynı zamanda sürekli tetiklenen düşünce ve fantezileri bastırmaya da harcıyorsunuz:

Gerçekten ilginç olan bir başka zihin özelliği de, cinsel aktivitenin bastırılmasının, irade tükenmesinin bir numaralı sebebi olması. Kendimizi düzenleme kabiliyetimize bakarsak, bunun bir sınırı olduğunu görürüz. Örneğin gerçekten yoğun bir iş gününden sonra eve geldiğimizde gerçekten yorgun oluruz ve hiçbir şey yapmak istemeyiz. Bir pizza ısmarlarız zira salata yiyecek irademiz kalmamıştır. Duygusal ya da zihinsel olarak tükenmiş hissettiğimizde, irademiz kalmaz.

İşin bilimine baktığınızda, irade tükenmesinin en güçlü nedenlerinden birinin, cinsel düşünceleri ve cinsel aktiviteleri bastırmak olduğunu görürsünüz. NOFAP yapmanın çok zor olmasının nedenlerinden biri de bana göre, tüm bu cinsel düşünce, arzu ve aktivitelerimizi düzenlememizi gerektirmesi. Tüm irademizle NOFAP yapacağız ama altta yatan arzular ve hormonlar hakkında bir şey yapmadığınızdan irade gücü bulamayız. Yani cinsel düşünce ve arzularınızı sürekli düzenlemek zorunda kalırsınız ve bu da iradenizi tüketir.

Klinik çalışmamda gördüğüm bir şey var. İnsanlar sürekli seks yapıyorlar anlamında değil, düşüncelerinin çoğunun azgınlık, şehvet hakkında olması, sürekli seks düşünmeleri anlamında cinsel takıntıya kapıldıklarında, hayatları donuyor. Daha çok araştırma yaptıkça, bu adamların hastalıklı ya da beta olduklarından değil de, beyinlerinin cinsel dürtülerini düzenlemeye çok fazla zaman ve enerji harcamasından ötürü böyle olduklarını anladım. Beyinleri bu işe o kadar çok zaman ve enerji harcıyor ki, hayatlarının başka alanlarında başka şeyler inşaa etmeye yakıt kalmıyor.

Bakir Erkekler Gerçekte Nihai Alfa Erkeklerdir

Bu tür konularda daha iyi bir yaşam için serimize ve pornoyu bırakmanın çok kolay yolu kitabımıza da göz atabilirsiniz.

Kız arkadaş bulmak gerçekleştirilebilir bir hedef değil

Daha iyi bir yaşam için serisine girmeyen Dr.K podcastlarından birini burada yayınlıyoruz.

“Aranızdan biri gerçekten bir kız arkadaş edinebildi mi? Bu topluluk içinde kız arkadaş bulamayan çok fazla sayıda insan var. Dr. K’da bu konuya sık sık değiniyor ve tavsiyeler veriyor. Ama merak ediyorum, aranızdan biri gerçekten bir kız arkadaş edindi mi?”

Şimdi bu yorumu anlamaya çalışalım. Aşk arıyorsunuz. Bunun için internet dediğimiz bu aleme geliyorsunuz ve soruyorsunuz:

“Bir insan kendisine nasıl bir sevgili bulur?”

Bu soruya cevap bol. Youtube tonlarca tavsiye ile dolu. Reddit tonlarca tavsiye dolu. Sayısız forumda tonlarca tavsiye var. İnternette insanların nasıl ilişki bulunabileceğini konuştukları bir sürü yer var.

Bu konuda alfa erkek videoları izliyorsunuz, beta erkek videoları izliyorsunuz, sigma erkek videoları izliyorsunuz. Kendileri ile duygusal olarak bağlantıda olan insanların videolarını izliyorsunuz. Gelişim hakkında videolar izliyorsunuz. Dr.K’yı izliyorsunuz. İzliyorsunuz da izliyorsunuz. Herkes size cevaplar veriyor. O kadar çok çeşit cevap var ki!

İlişki tavsiyeleri subredditine bakalım. En tepedeki yorumlara:

“Kız arkadaşımla ortak arkadaşımız aracılığı ile bir partide tanıştık. Ben ona yürümeyi bile düşünmüyordum, sadece iyi vakit geçiriyordum. Birkaç hafta sonra bir gece ikimiz de sarhoşken birlikte olduk ve ilişki başladı.”

“Benim standartlarım mı çok yüksek yoksa ilişkiler pazarı berbat bir yer mi?”

“’Mükemmel’ bir kız buluşmayı, buluşmaya 20 dakika kala iptal etti. Ben taksi ile buluşmaya gidiyordum.”

Bu konu ile ilgili güçlük şu: Bir ilişki arıyorsanız, siz motive bir insansınız değil mi? Bu konu sizin için önemli ve bu konuya odaklanacağım diyorsunuz. Bu nedenle de gidip bilgi topluyorsunuz, araştırma yapıyorsunuz.

İnsanlar size kendiniz üzerinde çalışın, çok fazla kasmayın, sadece kendiniz olun, olabileceğiniz en iyi versiyonunuz olun gibi tavsiyeler veriyorlar. Siz de tamam diyerek işe koyuluyorsunuz. Kendiniz üzerinde çalışıyorsunuz, kendinizi geliştiriyorsunuz. Çünkü herkes size, “ilişki bulmaya çalışma zira bu senin muhtaç görünmene neden olur” diyor. “Sadece kendini geliştir ve ilişki sana gelir” diyor. “Tek yapman gereken evrene kendini açmak ve ilişki sana gelecek” diyor. “Kendine odaklan. Başkalarının davranışlarını kontrol edemezsin, sadece kendi davranışlarını kontrol edebilirsin.”

Siz de kendinizi geliştirmek için çalışıyorsunuz. 6 ay, bir yıl hiçbir ilişki olmadan kendinizi geliştirmeye odaklanıyorsunuz. Sonra bir miktar şevkiniz kırılıyor ve bu işe bir süre ara veriyorsunuz. Çünkü sigma sürekli çalış çalış çalış işini nereye kadar sürdürebilirsiniz ki?

Birkaç ay geçiyor ve kendinizi yine yalnız hissetmeye başlıyorsunuz. Bu nedenle internete yine dönüyorsunuz. Bu konu hakkında ne yapacağım diye düşünüyorsunuz ve herkes size yine aynı tavsiyeleri veriyor:

“Kendini geliştir, kendin üzerinde çalış.”

Siz de tamam hadi bir daha başlıyoruz diye işe girişiyorsunuz. 6 ay böyle geçiyor. 8 ay böyle geçiyor. Bir yıl böyle geçiyor. İlerleme kaydediyorsunuz. Daha iyi bir vücuda sahip oluyorsunuz. İşte terfi alıyorsunuz ve hem geliriniz hem de statünüz artıyor. Terapiye gidiyorsunuz. Her şeyi doğru yapıyorsunuz.

İkinci senenizi de bu şekilde geçiriyorsunuz. Bir iki buluşmaya gittiniz ama biri az önce gördüğümüz adamın başına geldiği gibi 20 dakika kala buluşmayı iptal etti.  Bir diğeri birden mesajlaşmayı kesti. Siz de yavaş yavaş “bir dakika yahu! Bu şeyler gerçekten işe yarıyor mu?” diye sormaya başlıyorsunuz.

Ama yine de birkaç ay daha, 6 ay daha, kendiniz üzerinde çalışmaya devam ediyorsunuz:

“Başkalarının yaptıklarını kontrol edemem. Sadece kendi yaptıklarımı kontrol edebilirim. Kendimi kontrol etmeliyim ve kendim üzerinde çalışmalıyım. Daha fazla çalışmalıyım. Daha fazla çalışmalıyım. Daha fazla çalışmalıyım!”

Ama bir noktada bunun bir getirisi olmalı değil mi? Bu döngüye birkaç kere girdikten sonra, bir getiri olmayınca, sorular soruyorsunuz. Ama cevap “birader o zaman kendin üzerinde daha fazla çalış” oluyor.

Siz de “tamam” diyorsunuz ve uzun süredir çalışmanıza rağmen sonuç alamamanın hüsranını aşmak için çok fazla miktarda irade gücü kullanarak kendiniz üzerinde çalışmaya devam ediyorsunuz.  Çünkü birkaç yıldır kendi üzerinizde azimle çalışıyorsunuz ama bu kimsenin umrunda değilmiş gibi görünüyor. Ne kadar ilerleme kaydettiğiniz kimsenin umrunda değil gibi görünüyor.

Sonra belki yine de kendi üzerinizde çalışmaya devam ediyorsunuz ama bir yerde boğa sizi sırtında atıyor. Siz de “kendi üzerimde çalışmaktan, kendimi geliştirmekten çok yoruldum” diyorsunuz.

“Ne zaman sonuç alacağım ha ne zaman? Herkes sürekli nasıl yapacağımı söylüyor. Kimse ne zaman sonuç alacağımı söylemiyor. Kimse sonuç var mı, kazanacak mıyım diye konuşmıyor.”

Kendinizden şüphe etmeye başlıyorsunuz. Burada ne olduğu konusunda hiçbir fikriniz yok. Bunu nasıl halledeceksiniz? Halletmeyi bırakın, burada ne olup bittiğini nasıl anlayacaksınız?

Her şeyden önce neden herkes kendine odaklan, kendini geliştir deyip duruyor?

Ve neden bu tavsiye işe yaramıyor gibi görünüyor?

Bu tavsiye işe yarıyor mu ya da neden işe yaradığını düşünüyorlar?

Ya da neden onların işine yarıyor ama benim işime yaramıyor?

Neyi göremiyorum?

Bu sorulara cevap aramaya, inanç yapılarının nasıl oluştuğunu anlamaya çalışarak başlayacağız. Bilginin internette nasıl çok kötü bir şekilde yayıldığı hakkında konuşacağız. “Temel inançlar” hakkında konuşacağız.

Yaşamımızda yol alırken beynimiz sürekli olarak şeyleri anlamlandırmaya çalışıyor, hayatı daha kolay yapacak formüller bulmaya çalışıyor. Beynimiz bunun için bir sürü değişik deneyime bakıyor ve bunlardan bir sonuç elde ediyor.

Eğer çocukken bana çok bağırıldıysa, beynim “ben iyi bir insan değilim” sonucunu çıkarıyor ve bu adaptif (uyumlu) bir şey.

Yetenekli bir çocuğu ele alalım. Bu çocuk gerçekten başarılı ve ebeveynleri çocuğu feci şekilde kıskanıyorlar (bu arada bu gerçekten olan bir şey). Çocuğu kıskandıkları için ne yapıyorlar? Çocuğa bağırıyorlar, çocuğu aşağılıyorlar, dövüyorlar, vs. Çocuğa iyi bir çocuk olmadığını söylüyorlar.

Çocuk bir süre sonra bu inancı içselleştirmeye başlıyor.  Ben ne zaman iyi iş çıkarsam annem babam bana bağırıyor. O zaman ben kötü bir insan olmalıyım diyor.

Kötü bir insansan olduğuna ikna olan çocuk ne yapıyor? İyi iş çıkarmayı bırakıyor. Bunun yerine ebeveynlerinin beklentilerine uymaya çalışıyor. Bu daha az can yakıyor, çocuk oyunu nasıl oynaması gerektiğini anlıyor. Ve böylece çocuğun kendisi ile ilgili kötü biri olduğu düşüncesi temel bir inanç haline geliyor. Temel inançlar, “ben sevilecek biri değilim”, “sonsuza kadar yalnız kalacağım” gibi inançlar.

Temel inançlar daha sonra adaptasyonlar oluşturuyor. Yani insan temel inançlarına göre varsayımlar yapmaya, hayatı bu temel inançlara göre nasıl yaşayacağını belirleyen kurallar koymaya başlıyorlar. Bu kurallar ise otomatik düşünce denilen şeyleri yaratıyorlar. Örneğin bir kadın mesajını hemen cevaplamadı diye, otomatik olarak kadının seni umursamadığını düşünmek gibi. Bu düşünce anında ortaya çıkıyor, oldukça yoğun ve otomatik.

Yogiler sindirilmemiş duygusal deneyimlerinizin dibe çökeceğini ve orada atıl bir şekilde bekleyeceğini söylerler. “Bu duygular daha sonra tetiklenebilirler ve bu duygu ile gelen tüm o düşünceler, şu anki durumunuza uygulanırlar” derler.

Örneğin en son partneriniz mesajlarınıza cevap vermemeye başlıyor ve siz daha sonra aldatıldığınızı öğreniyorsunuz. Bu, insanın yönetebileceğinden çok daha fazla duygusal yük getiriyor. Bu insandan ayrılıyorsunuz ama bu duygusal yük, sırtınızda bir ilişkisel yük olarak duruyor.

Hepimiz, insanların ilişkisel yüklere sahip olduğunu biliyoruz. Bunlar, geçmiş ilişkilerden bugünküne taşınan duygular, kalıplar ve varsayımlar. “İnsanlar güvenilmezdir” varsayımı gibi. Bu varsayımı taşıyorsanız, partneriniz size bir iki saat cevap vermediğinde, otomatik olarak onun sizi aldattığını düşünmeye başlarsınız.

Bu düşünceler nereden geliyorlar? Çünkü bu insan sizin ona güvenmemenizi gerektirecek hiçbir şey yapmadı. Bu güvensizlik aslında sizden kaynaklanıyor.

Eğer ilişkiler havuzuna giriyorsanız, ilk anlamanız gereken şey, bu havuz hakkındaki inançlarınızın neler olduğu.

Birini bulabileceğinize inanıyor musunuz?

Sevilebilir biri olduğunuza inanıyor musunuz?

İyi bir ilişkiyi hak edecek kadar değerli olduğunuza inanıyor musunuz?

Bir ilişkiyi hak edeceğinize inanıyor musunuz?

Bu konuda başka temel inançlarınız da olabilir. Mesela bir ilişkiyi hak ettiğinize ama sizin kontrolünüz dışındaki faktörlerin bir ilişki bulmanıza engel olduklarına inanıyor olabilirsiniz.

Bu tür inançları, cinsel Pazar değeri gibi kavramlarda görebiliyoruz. Bunlar, “yalnız kalmaktan çok korkuyorum” gibi fikirleri yatıştıran adaptif inançlar.

Temel inançların içten gelip dışarı doğru etki ettiğini düşünmeye meyilliyiz. Bir şekilde tetiklendiğinizde, duygusal olarak kötü hissediyorsunuz ve bu da zihninizde düşüncelere neden oluyor ve bunlar da davranışlar üretiyor. Yani sizin düşüncelerinizi belirleyen bir inanç var. Bu düşünceler de duygularınızı şekillendiriyor, davranışlarınızı şekillendiriyor.

Burada insanların kaçırdıkları nokta, temel inançların sadece düşünceleri değil, aynı zamanda büyük ölçüde algıyı da etkilediği. Eğer sevilemez biri olduğunuza inanıyorsanız, size gelen sinyallerin bazılarını yükselteceksiniz ve bazılarını da alçaltacaksınız. Yani örneğin bir kadın size yeniden görüşmek istediğini söylese ama bir başka kadın mesajlarınıza geri dönmese, zihniniz mesajınıza dönmeyene çok daha fazla takılı kalır. Pozitif bilgiyi filtreleyip dışarıya tutmaya ve etkisini azaltmaya, negatif bilgiyi ise filtresiz bir şekilde içeri almaya, etkisini yükseltmeye eğilimli olursunuz.

Bu problem binlerce yıldır var ama günümüzde bir şey çok ciddi bir şekilde değişti. Artık negatif bilgiyi yükselten ve pozitif bilgiyi alçaltan sadece sizin zihniniz değil. İnternetin kendisi de negatif bilgiyi yükseltiyor ve pozitif bilgiyi alçaltıyor.

Bunu biraz düşünmenizi istiyorum. İnternette hangi sitede olursa olsun ilişkiler konusunda bilgi aradığınızda, sağlıklı ilişkiler içindeki insanların ard arda girişler yazdıklarını görüyor musunuz? Harika giden ilişkilerini paylaşan topluluklar var mı?

İlişki tavsiyeleri ile ilgili bir forumda ne kadar harika bir ilişkiniz olduğuna dair bir şeyler yazsanız ne olur? Yazınız hunharca eksilenir ve böbürlenmek ile, kibirli biri olmakla suçlanırsınız. Forum üyeleri size karşı öfke dolarlar.

İnternette nasıl ilişki bulacağınıza dair on binlerce video var ama harika ilişkim için minettarım tadında video sayısı çok daha az. Zaten kim, harika ilişkim için minettarım videosu izlemek ister ki? Ne gereği var?

Yani bireylerin bireysel çarpıtmalarının yanında internet o bireysel çarpıtmaları daha da arttırıyor. Yani hem kişinin kendisi hem de internet pozitif olanı azaltırken, negatif olanı yükseltiyor. Görünen o ki, bu ikisi beraber, negatifi aşırı şekilde abartırken, pozitifi aşırı şekilde düşürüyorlar. Bunun sonucunda da belli bir algıya sahip oluyoruz.

Yorumlarda bir takipçi, “29 yaşındayım ve bugüne kadar bırakın kız arkadaşı, bir kadının yanına bile yaklaşamadım” diye yazmış. Bu, otomatik düşüncelere güzel bir örnek. “Ama ben diğer insanlar gibi değilim, ben ümitsiz bir vakayım”. “İyi olmadığıma, kimsenin hiçbir zaman beni istemeyeceğine inanıyorum” temel inancından kaynaklanıyor.

Bir başka takipçi cevaben “ben de eskiden senin gibi düşünürdüm ama şu an nişanlıyım” demiş. “Yakın bir arkadaşımın ilk defa 30 yaşında bir kızarkadaşı oldu ve bu kızla milli oldu.”

Problem şu ki, çoğu insan kendine odaklan – kendini geliştir tavsiyesinin çalıştığını ve nasıl çalıştığınız anlatıyor. Ama kimse size ne zaman sonuç alacağınızı söylemiyor. Sonra birkaç sene dediklerini yapıp uğraştıktan sonra bir yerde “zittir et ben bunu bırakıyorum” diyorsunuz. “Bana söylenen her şeyi yaptım ama bu çalışmıyor” diyorsunuz.

Bu tohumdan meyve ağacı yetiştirmeye benziyor. Bir meyve ağacı ektiğimizde, hemen önümüzdeki sene meyve beklemeyiz. Bu meyve ağacının birkaç sene içerisinde olgunlaştıktan sonra meyve vereceğini biliriz.

Başka bir benzetme yaparsak, iş bulmak için üniversiteye gitmeye karar verdiniz ama kimse size ne kadar süre üniversiteye söylemiyor. Bir senedir bu üniversitedeyim ama peki iş nerde derseniz bu çok aptalca. Sonra üniversiteyi bir süre bırakıp geliyorsunuz ve ikinci senesinde de iş nerede diye soruyorsunuz. İnsanlar size sürekli olarak üniversiteye git diyorlar ve siz üç senedir üniversitedesiniz. Ama hala iş yok!

İş ilişkilere geldi mi, kimse size bunun ne kadar süreceğini söylemiyor. Bu nedenle de ne beklemeniz gerektiği konusunda hiçbir fikriniz olmuyor. Peki neden kimse bu konu hakkında konuşmuyor? Zira bu işin ne kadar süreceği, ne kadar süre sonra sonuç alabileceğiniz tamamen kişiye bağlı bir şey. Ama biz burada verilere bakıp olayı bir miktar daha iyi anlayabiliriz.

İlişkiler konusunda size verilen ve kendine odaklanma – kendini geliştirme merkezli tavsiyeler işe yarıyorlar mı? Evet işe yarıyorlar ama sonuç getirmeleri çok uzun zaman alıyor. 3, 4, 5 ve bazı insanlar için 7 sene gibi sürelerden bahsediyoruz.

Sizin için ne kadar süreceğini ve şansınızın ne olduğunu bilemem ama eğer hiç sosyal yeteneğiniz yoksa ve hayatınız hiçbir yere gitmiyorsa, en az bir 5 yıl verin derim.

“Ama ben bunu yapamam, 5 sene çok uzun bir süre, bu kadar sürmesi aşırı depresif bir şey” diyebilirsiniz. Ama size başka ne diyebileceğimi bilmiyorum. 5 sene o kadar da uzun bir süre değil. Bu süre boyunca sosyal yeteneklerinizi geliştirin, iş yaşamınızda bağımsız hale gelin, finansal olarak bağımsız hale gelin, iyi bir fizik yapın, fiziksel ve zihinsel sağlığınızı düzeltin, vs.

Ama bir yandan da ben bunun gerçekten 5 sene süreceğini düşünmüyorum. Burada sihirli bir şekilde çalışan şey şu: siz bir hedef belirlediğinizde, mesela 5 sene verdiğinizde, önümüzdeki 2 sene boyunca pek bir şey beklememeye başlarsınız. Bu işin de, en az beklediğiniz zaman olma ihtimali yüksek.

Az önce ilişkiler subredditteki en tepe yorumu hatırlayın:

“Ben ona yürümeyi bile düşünmüyordum, sadece iyi vakit geçiriyordum. Birkaç hafta sonra bir gece ikimiz de sarhoşken birlikte olduk ve ilişki başladı.”

Bu en başarılı yollardan birisi. Karımla tanıştığımızda romantik buluşmalara gittiğimizin farkında bile değildim. Bana “beni buluşmalara götürüyorsun” diyordu ama ben “hayır, öyle yapmıyorum, sadece sana şehri gezdiriyorum” diyordum. “Sen şehirde yenisin ve ben de sana şehri gösteriyorum. Sen Tayland yemeği seviyorsun ve ben de çok iyi bir Tayland yemeği restoranı biliyorum mesela. Hadi oraya gidelim.”

Kendinize kesinlikle odaklanın ve buna 2-5 yıl kadar süre verin. Ama asıl gerekli olan şey olayın farkında olmamak. Bu garip gelebilir ama bir kez kafanızın içinden çıktınız mı, her şey çok daha kolay olur. Çünkü bunun neden bu kadar zor olduğunuzu düşünürseniz, insanlarla buluşurken kendi kafanızın içinde kalırsanız, diğer insana dikkat veremezsiniz. Bu durumda da onunla empatik bağlantı kuramazsınız. Bunun yerine, kaygılı benliğiniz ile empatik bağlantı kurarsınız. Bunu yaptığınızda da, kaygılı birine dönüşürsünüz.

Burada süreç şöyle çalışır: kadına dikkat vermeyi bırakırsınız. Dikkatiniz dağılmıştır, boş bakmaya başlarsınız ve bu, karşınızdakine rahatsız edici, arıza görünmenize neden olur. Karşınızdaki biraz rahatsız olur ve kafanızın içindeki kaygı da “oh hayır, artık zevk almıyor, artık eğlenmiyor” vs. demeye başlar. Şimdi ne yapmalıyım? Onu nasıl eğlendireceğim?” diye sormaya başlar. “Onu eğlendirmek için ne yapmalıyım?” “

Siz bu kaygılı düşüncelerle dolmaya başladığınızda, kadın yüzünüzdeki muhtaçlığı görmeye başlar ve birdenbire ne olduğunu anlamaya çalışır. Bir kadınla buluştuğunuzda ya da genel olarak, kafanızın içinden çıkmanız, kendinizi ve dikkatinizi dışarı vermeniz lazım.

Sonuç olarak bu işe zaman vermeniz gerekiyor. Muhtemelen ilk bir iki sene bir iş çıkaramayacaksınız. İlk bir iki sene olaya hazırlanıyorsunuz, seviyenizi arttırıyorsunuz ve henüz tam anlamıyla cepheye çıkmıyorsunuz. Ama olay birçok insan için seneler gerektirebiliyor.

Bugün bir erkek için ortalama evlenme yaşı 30. Ama ben 33 yaşındayım ve bekarım diyenlere hatırlatayım, ortalama yaş 30. Yani 35 yaşında evlenen bir sürü erkek de var, 35 yaşında evlenen bir sürü erkek de var.

Size son vereceğim tavsiye, tüm bu süreç ile ilgili hissettiğiniz tüm o kızgınlık %100 haklı ve kesinlikle hakkında bir şeyler yapmanız gereken bir kızgınlık. Umutsuz ve öfkeli hissetmeniz normal.

Kızgın olmanız normal ve bu kızgınlığı ilişkiler pazarının dışında yönetmelisiniz. Çünkü kızgınlık ilişkiler pazarına yansıdığında, sizin ayağınıza çok fena sıkmaya başlıyor. Örneğin birine bir mesaj atıyorsunuz ve görüldü yiyorsunuz. Bu durumda kızgın bir mesaj daha attığınızda, kendi kendinizi sabote ediyorsunuz, olayı kendini gerçekleştiren kehanete çeviriyorsunuz. Zira insanların zerre umrunda olmadığınıza dair temel bir inancınız var ve kızgınlık ile hareket edip insanları kendinizden uzaklaştırdığınızda, bu inancınız güçleniyor. İnsanların uzaklaşma nedeni umurlarında olmamasından çok, o kızgınlığı hissedip rahatsız olmaları. Dışarı kızgınlık sinyalleri gönderdiğinizde ne olacağını sanıyorsunuz? Bir kadının size kızgınlık sinyalleri gönderdiğiniz için aşık olacağını mı düşünüyorsunuz?

Bu zor olacak biliyorum ama duygularınızı ilişkilerin dışında yönetin. Bir terapist ya da yaşam koçu ile çalışın mesela. Arkadaşlarınızla konuşun, Discord’da bağırıp çağırın. Bu negatif duyguları yönetmeniz lazım ama bunu ilişkiler alanı dışında yapın.

Çeviri: Getting a Girlfriend is NOT an Achievable Goal

Hayatımı değiştiren 5 alışkanlık

Bugün sizlerle son birkaç yılda geliştirdiğim, hayatımda en az çaba ve yatırım ile kalıcı değişiklikler yapan, verimliliğimi, esenliğimi ve başarımı ciddi ölçüde iyileştiren 5 alışkanlıktan bahsedeceğim. Bu alışkanlıkların sizin için de geçerli olabileceğini düşünüyorum.

Ben alışkanlık geliştirmekte oldukça zorlanan biri olmama rağmen alışkanlık geliştirmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Hergün eksikliklerimin üstesinden gelmek için irade kullanmak zorunda kalmak oldukça verimsiz.

#1 – Uyandıktan sonraki 30-60 dakika boyunca ekranlı teknoloji kullanmayın.

Teknoloji toplumunda yetiştiğimiz için, sürekli olarak teknoloji kullanmak zorunda hissediyoruz ya da teknoloji her zaman parmağımızın ucunda.

Ben artık uyandıktan sonraki yarım saat ila bir saat arasında teknoloji kullanmıyorum. Ama sabah uyanır uyanmaz teknoloji kullanmamak çok zor zira teknoloji bağımlılık yapıcı bir şey.

Sabahları uyandıktan sonraki teknoloji kullanımıma dikkat etmeye başladım. Sabahları yeni uyandığınızda oldukça uykulu oluyorsunuz. Çalışmak istemiyorsunuz ama çalışmak zorundasınız. Yani sabah uyanır uyanmaz telefona ya da bilgisayara bakma sebebimiz, vakit öldürmek ya da eğlenmek bile değil. Gerçekten iş yapmak gibi oldukça savunulabilir bir nedenden teknoloji başına geçiyoruz.

Ben sabah uyandığımda ilk yapmak istediğim şeyler, e-postalarımı kontrol etmek, takvimime bakmak ve bugün ne yapmam gerekiyordu diye hatırlamak oluyor. Örneğin banyo için bir saatim olup olmadığına bakıp ona göre karar verebiliyorum.

Fakat sabah uyanır uyanmaz günlük işlerime baktığım zaman bunun beni nasıl hissettirdiğine dikkat etmeye başladım. Sabah takvimimi açıp şunu yapmam lazım, sonra şu var, şunu yarına alayım, şunu bugüne alayım, bak şu iş de var derken, duygusal olarak eziliyorum. Bütün bu işler bana, tırmanmam gereken koca bir dağ gibi görünmeye başlıyor ve bunların ağırlığı altında duygusal olarak eziliyorum. Zira yanlış bir şey yapıyorum çünkü sabah uyanır uyanmaz henüz zihinsel olarak çalışmaya hazır bir zihin yapısında olmuyorum.

Peki bunun sonucunda ne yapıyorum? Bu duygusal yükü nasıl yönetiyorum? Başka bir uygulamayı açıyorum. Örneğin Reddit’I açıyorum, bir canlı yayında ne olduğuna bakıyorum. Bunu yaptığımda da, oldukça savunulabilir bir işle alakalı teknoloji kullanımından, duygusal olarak uyuşturan, dopaminerjik bir teknoloji kullanımına geçiyorum. Genellikle de bu döngüye hapsoluyorum. Günün başında, bu tür uyuşturucu ekran kullanımına karşı irade gücümü kullanmak ve kendimi işe sürüklemek zorunda kalıyorum.

Teknoloji kullanımını, uyandıktan 30 dakika ya da 1 saat sonrasına ertelediğimde, duş alıyorum, bir bardak çay içiyorum, bir şeyler okuyorum ve biraz dışarı çıkıyorum. Sonrasında işe başladığımda da daha iyi bir zihinsel durumda oluyorum ve irade pilim hala %100 şarj edilmiş olarak duruyor çünkü bağımlılık yapıcı ekranlı teknolojilerle mücadele etmem gerekmiyor.

#2 – Kafein kullanımını azaltın ya da tamamen kesin.

Ben bu dersi garip bir şekilde öğrendim. Birkaç yıl önce gıda zehirlenmesi yaşadım ve bir süre kahve de dahil hiçbir şey yiyip içemedim. Hasta olmama rağmen birkaç gün sonra kendimi normalden biraz daha iyi hissetmeye başladım. Aynı zamanda öğleden sonra ve akşam, zihinsel olarak ne kadar uyanık olduğuma şaşırdım.

Bunun nedenini araştırdıkça, kafeini kesmem nedenli olduğunun farkına vardım. Kafein ile ilgili anlamanız gereken birkaç çok önemli şey var. Bunlardan birincisi, kafeinin aslında size enerji vermediği. Kafeinin nörobiyolojik mekanizması, adenozin alıcılarını bloke etmek şeklinde.

Hücrelerimizdeki temel enerji molekülü ATP. ATP yaktığımızda, ortaya adenozin çıkıyor. Daha fazla adenozin, beynimize yorgun olduğumuzu, çok fazla enerji tükettiğimizi sinyalliyor. Sonra uyuduğunuzda, bu adenozin birikimi temizleniyor ve tüm bu adenozin, ATP üretiminde kullanılıyor.

Kafein size enerji vermiyor. Kafeinin tek yaptığı, sizin yorgunluk sinyallerinizi uyuşturmak. Bunu bilmeniz önemli zira siz daha fazla kafein tükettikçe, vücudunuzda çok daha fazla yorgunluk biriktiriyorsunuz.

Şimdi gelin kafein kullandığımızda ne olduğunu ve kafein kullanmayı bırakmanın neden zor olduğunu anlamaya çalışalım.

Beyinde bağımlılık konusunda çok basit bir prensip var. Bir şeyin fayda etkisi ne kadar hızlı ise, o şey o kadar bağımlılık yapıcıdır. Kafein kullanır kullanmaz, odaklanmamızda artış sağlarız. Hergün yapacak önemli şeylerimiz olduğu için, odaksız olmanın maliyeti yüksektir ve bu nedenle de hemen kafeine yöneliriz. Kafein aldıktan sonraki birkaç saat, gerçekten de bir sürü şey üzerinde çalışabiliriz.

Kafeinin etkisi azldıkça, daha uyuşuk olmaya başlarız ve akşama doğru gerçekten çok yorgun oluruz. Çalışamamaya başlarız ve paniğe kapılırız. Bunun üzerine de daha fazla kafein alırız ve kafeine bağımlı hale geliriz.

Kafein kullandığınızda, gün içinde yüksek seviyede verimli olduğunuz bir zaman dilimini, düşük seviyede verimli olduğunuz bir zaman dilimi izler.  Önce “enerji patlaması” yaşarsınız ve kafein harika dersiniz. Ama sonra da “enerji çöküşü” yaşarsınız ve ne kadar büyük bir çöküş yaşarsanız, beyniniz o kadar çok “daha fazla kafeine ihtiyacım var” şeklinde öğrenir. Sonra da bu yüksek “enerji” – “enerji çöküşü” döngüsüne gireriz ve bu döngü de uzun vadede bizi negatif etkiler.

Peki kafeini nasıl azaltacaksınız ya da keseceksiniz? Öncelikle, kafein alımınızı erteleyin. Birçoğumuz, kafein alana kadar zombi gibi geziyoruz ama uyandıktan sonra ilk 30 dakika boyunca kafein almayın. Kafein almadan sabah duşunuzu alabilirsiniz.

Kafeini kesmek için bundan sonra yapacağınız şey ise bariz: daha iyi ve yeterli uyuyun. Yeterince dinlenmediğiniz zaman kafeini kesmek çok zor.

Ve son olarak da, gün içinde enerjinizin çökeceğini bilerek, mümkünse öğle ya da ikindi zamanı bir süre uzanabilirsiniz. Ben çoğu zaman uykuya dalmıyorum, sadece gözlerimi kapıyorum ama bu bile bana oldukça faydalı oluyor.

Kafeini kesmek ilk 3-4 gün zor olacak ve bunu önceden bilin. Bunun en önemli öğesi, gece iyi ve yeterli uyku almak.

#3 – Volta atın.

Şimdi paylaşacağım alışkanlık, benim hayatımda devrim yaptı ve aynı zamanda yapması çok kolay bir şey. Artık günde birkaç kere ayağa kalkıyorum ve bir o yöne, bir tersine volta atıyorum.

Bu sana nasıl bir fayda sağlıyor ki diye sorabilirsiniz. Bu sorunun cevabı, neden volta attığımızda ve volta atmanın neyin yerine geçtiğinde.

Çalışırken yoruluyoruz ve dikkatimiz dağılıyor. Peki yorulup dikkatimiz dağıldığında ne yapıyoruz? Cep telefonu gibi ekranlı cihazlardan birini açıyoruz ya da bilgisayar ekranında başka bir pencere açıyoruz. Youtube, Twitter, Reddit, vs. açıyoruz ve bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz.

Bu uygulamaları kullanırken bilmeniz gereken ilk şey, bu uygulamaların sizin onlarla etkileşiminizin yoğunluğunu arttırmak için tasarlandıkları. Sadece bir Youtube videosu izleseniz bile, size tavsiye edilen videolar hemen yan tarafta, videonun içinde veya sonunda sıralanıyor. Sadece bir dikkat dağıtma, iki dikkat dağıtmaya, üç dikkat dağıtmaya ve dört dikkat dağıtmaya dönüyor. Birçok durumda, 5 dakikalık dikkat dağıtma, bir saatlik dikkat dağıtmaya dönüyor.

Bu uygulamaları kullanırken bilmeniz gereken ikinci şey de, bunların zihninizi daha da yormaya meyilli oldukları. Örneğin Twitter’ı açtığınızda, dünyada kötü giden her şeyi görüyorsunuz. Bu sizce işe geri dönmenize yardımcı mı oluyor? Genel olarak konuşursak, döngüye dikkat ederseniz, Twitter açıp kullandıktan sonra çok yorulduğunuzu göreceksiniz. Sonunda Twitter’dan sıkılıp işe döndüğünüzde, çalışmak için bir seviyede, zihinsel olarak tükenmiş olacaksınız.

Volta atmak iki şekilde faydalı. Bana bir saate patlayacak ya da beni zihinsel olarak tüketecek bir dikkat dağıtıcıya kaçmamı engelliyor. İkincisi, volta atmak sizin zihinsel negatif birikiminizin gazını alıyor.

İnternette çileden çıkarıcı içeriklerle etkileşime girdiğinizde, duygularınız ateşleniyor ve işe konsantre olmanız zorlaşıyor. Volta attığınızda ise zihniniz de bir şekilde oradan oraya dolanıyor. Bunu açıklamak için en uygun kelimeleri bulmakta zorlanıyorum ama internet sizin zihninizde basıncı arttırırken, volta atmak azaltıyor. İnternet ile rahatsız oluyorsunuz, volta atarak rahatlıyorsunuz.

İşe ya da çalışmaya ara verdiğinizde, bilgisayar ekranından ya da herhangi bir ekrandan uzak kalın. Hem kan dolaşımınız düzelsin hem de bir ileri bir geri yürüyerek kaslarınız rahatlasın.

Volta atmak aynı zamanda bir sonraki alışkanlık ile de alakalı ve ona olanak sağlayan bir alışkanlık.

#4 – Kendinize düşünmek için zaman verin.

Bu alışkanlık oldukça ilginç zira ben, insanlık olarak, düşünmek için zaman ayırmayı unuttuk.  10 bin yıl önce, insanların düşünmek için bol bol vakti vardı. Bir çiftçi olsanız bile, tarlada ya da ahılda monoton bir iş yaparken bile düşünmeye vaktiniz oluyordu.

İnsan beyni, düşük zihinsel aktivite sırasında işleme diyebileceğimiz bir fonksiyona sahip olacak şekilde evrim geçirmiş. Birçok uyaran tarafından sürekli bombardıman edildiğimizde, oturup bunları işlemeye zamanımız olmuyor ve bugün toplum olarak sürekli bir şeyler yaparak bu tür bir işlemek için hiç zamanımız olmuyor. Bunun yerine bazı insanlar, yoğunlaştırılmış basınç alma diyebileceğimiz şeyler yapıyorlar. Terapiye gidiyorlar, meditasyon gezisine gidiyorlar ve tüm o zihinsel işlemeyi, küçük bir zaman dilimine sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bunlar faydalı şeyler.

Duşta gelen düşünceler diye bir fenomeni duymuşsunuzdur. Birçok insana duşta güzel düşünceler geliyor ve bu insanlar kendilerini iyi hissediyorlar. Duşta kendinize düşünmek için bir zaman veriyorsunuz ve zihninize düşünmesi için zaman vermek, hayatınızda devrim yaratacak bir alışkanlık.

#5 – Tüketimi, üretime çevirin.

Bu son alışkanlık, muhtemelen en önemli alışkanlık.

Artık çok daha fazla oranda tüketici haline geldik. Sesli kitaplar, youtube videoları, sosyal medya, video oyunları, porno, vs. tüketmeye büyük zaman harcıyoruz. Bir şeyler yaparken bile podcast tüketmeye devam ediyoruz.

Birçoğumuz, bu tür tüketimi kutsuyor. Günde bir kitap okumayı, 2 podcast dinlemeyi, vs. çok takdir edilesi bir şey olarak görüyor. Ama ben bunları yaparken sadece tükettiğimi, tükettiğimi ve daha çok tükettiğimi fark ettim. Ve eğer başarılı olmak istiyorsam, yapmam gereken tüketmek değil, üretmek.

Beni yanlış anlamayın. Okumak, öğrenmek gerçekten faydalı olabilir ama dünyaya bir değer vereceksem, gerçekten bir değer kazanacaksam, bu üretimden geliyor, tüketimden değil.

Ben, daha çok üretmek, daha az tüketmek için bir şeyler yazmaya başladım. Ama üretken bir insan olmanın birkaç problemi var. Ama bir numaralı problem, bir ürün üretmek. Eğer yazar olmayacaksanız, yazmanızın bir anlamı yok. Eğer müzisyen olmayacaksanız, müzik üretmenizin bir anlamı yok. Bu nedenle de, üretici süreci bir ürün ile birleştirdim.

Ama yaratıcı süreci bir kez ürün ile birleştirdiğinizde, işler çok zorlaşır. Zira bir kitap üretmek için yazıyorsam, yazmaya başladığım andan itibaren, mükemmeliyetçilik ile problem yaşamaya başlarım. “Bu yeterince iyi değil, bu yeterince iyi değil, …” diye düşünürüm. Bir yandan da bir yayıncı bulmalı mıyım, insanlar bunu sevecek mi gibi soruları düşünürsünüz. Sonra da yazar blokajına toslarsınız. Daha çok öğrenmeli, daha çok araştırmalıyım dersiniz.

Benim tavsiyem, sadece tüketmek yerine, üreten olun. Bugüne kadar tek bir kitap bile yayınlamadım ama bir sürü kitap yazdım. Burada amaç, pasif bir tüketici olmaya son vermek.  Bir kez üretici süreç ile uğraşmaya başladınız mı, birçok sorundan kurtulacaksınız.

Bir şeyler yaratarak tüketimden üretime geçmek neden zor? Zira üretimi bitmiş ürünlerle ilişkilendiriyoruz. Başarılı olmak istiyoruz. Hiç kimse okumayacaksa bir kitap yazmanın hiçbir anlamı yok. Ben bunlara kesinlikle katılmıyorum. Tüketimi tamamen bırakın demiyorum. Tüketim için harcadığınız zamanın %10-%20 kadar üretime dönüşmeli.

Eğer alışkanlık edinmekte zorlanan biriyseniz, bu alışkanlıkları geliştirmeye birinciden başlamanızı tavsiye ederim. Önce uyandıktan sonraki 30-60 dakika boyunca teknolojiden uzak durun. Sonra kafeini kesin. Sonra volta atmayı alışkanlık haline getirin. Volta atmak hem çok kolay, hem de size düşünmeniz için zaman veren bir alışkanlık.

Kendinize düşünmek için zaman verdikçe, o düşüncelerin bazılarını gerçek hayata koyun ve bir şeyler üretmeye başlayın.

Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları – 101 ve 201 kitaplarımıza da bakabilirsiniz.

Kaynak (Youtube): 5 Habits that Changed My Life

Dalia Dippolito’nun Tuhaf Hikayesi

Yukarıda, kocasını öldürmesi için kiralık katil tutan bir kadının, kocasının “öldürüldüğünü” duyduğunda sergilediği oldukça başarılı rolü izlediniz.

Ama daha da iyi rol kesenler polisler. Zira birazdan anlatacağım şekilde olayı önceden haber alan polis, kocişin öldürülmesine engel oluyor. Buna rağmen daha sağlam delil olacağından mıdır yoksa can sıkıntısından mıdır, az önceki tiyatroyu kurup içinde çok iyi bir performans sergiliyorlar. Muhtemelen Dalia’nın performansına gülmemek için kendilerini tutmakta zorlansalar da, harika poker suratı sergiliyorlar.

Şimdi hikaye çok ilginç ve ibretlik.

Dalia, kociş Michael’in ikinci eşi. Kociş Michael, ilk karısı şehir dışındayken bir fahişe (yeni neslin eskort, eski neslin orospu, solcuların seks işçisi dedikleri meslek) kiralıyor. Bu fahişe ile dingo dingodan iki hafta sonra ilk eşine boşanma davası açıyor ve 25 bin dolarlık yüzükle, bu fahişeye evlenme teklif ediyor. Evet, Dalia yani ikinci eş, o fahişenin ta kendisi.

Ecnebilerin çok sevdiğim tabiri ile, what can go wrong? / ne yanlış gidebilir ki?

Dalia Micheel ve çevresine, kocasına aşık, saçını süpürge eden bir kadın rolü oynarken (kadında oyunculuk iyi, yapacak bir şey yok) bir yandan da adamı hapse gönderip malına konmak için türlü türlü planlar yapıyor.

Şimdi bu Michael zamanında dolandırıcılıktan hapse girmiş ve şartlı tahliye edilmiş. En ufak suç işlese, uzun süre hapse dönecek.

Dalia önce abinin arabasına uyuşturucu koyup abiyi ihbar ediyor. İlk denemesine malı iyi sakladığı için polis uyuşturucuyu bulamıyor. İkinci denemesinde bu sefer bulsunlar diye malı o kadar kötü saklıyor ki, Michael “bu benim değil biri komplo kurmak için koymuş” dediğinde “kimse bu malı buraya koyacak kadar mal olamaz” diye adama inanıp işlem yapmıyorlar 😀

Bu arada Michael, ikinci yakalanışta o gece orada olacaklarını sadece kendisinin ve Dalia’nın bildiğini fark ediyor. Ama Dalia’ya bunu söyleyince kadın bağır, çağır, ağla, yatağa çek inle, vs. İle Michael’i ikna ediyor 😀 Polis aksini düşünse de, Michael harbi mal. Ama günahını almayalım, Dalia Reis de gaslighting’in godmother’ı. Birazdan neden böyle dediğimi anlayacaksınız.

Neyse, Dalia da bakıyor böyle olmayacak, en iyisi ben bir kiralık katil tutayım ve bu adamı öldürteyim diyor. Ama önce eski bir erkek arkadaşını daha doğrusu simpini arayıp “kızanım seni çok özledim, gel beni duvardan duvara çarp ama önce …” diyerek, simpe bir avukatmış gibi Michael’i aratıyor. Avukat rolündeki simp (Türkçe’si amsalak) “abi sen üç vakte kalmaz hapse girersin, malı karının üstüne yap yoksa kaybedersin” demeye ikna ediyor ve Michael de bunu yiyor! Evet, Dalia arabasına uyuşturucu koyup kendini şikayet ediyor diye şüphelenirken, evi karının üstüne yapıyor.

Dalia daha sonra başka bir eski erkek arkadaşını, bu pis bir herif bulsa bulsa bu bulur diye arayıp, bana bir kiralık katil bul, kocamı öldürteceğim diyor. Bu eski erkek arkadaş tamam diyerek kabul ediyor ama soluğu poliste alıyor. Ve böylece Dalia’nın yıllarca her erkeği forever simp varsayıp her istediğini yaptırmaya alıştığı ve bu nedenle de kibirden körleştiği yıllarının, bir simpin “yetti lan bu orospu (mecaz değil hatun kelime anlamıyla da orospu)” demesiyle sonu geliyor.

Polis önce adama inanmasa da, adam bunları ikna ediyor ve bir sivil polis kiralık katil rolü yaparak Dalia ile buluşuyor ve Dalia’nın “kocamı öldürmeni istediğime %5000 eminim” demesi de dahil tüm bu kiralık katil tutma işini kameraya çekiyorlar. “Kiralık katil” Dalia’ya her zamanki gibi spor salonuna git, ben senin kocişi öldürdükten sonra eve gel diyor. Polis ise Dalia gelmeden kocişe olayı haber verip adamı karakolda misafir ediyorlar ve başta izlediğiniz tiyatroyu hazırlıyorlar.

Bu konuda çok güzel bir belgesel var (aşağıda), İngilizce biliyorsanız izlemenizi tavsiye ederim. Dalia’nın polis sorgusu, sorguda bile hala cazibesi ve sık sık başvurduğu yapmacık çocuk sesi ile her erkeğe istediğini yaptıracağını sanmaya devam etmesi, polisler etkilenmese bile ısrarla buna devam etmesi izlemeye değer. Bir ara ben de bu olayın belgeselini yapmaya soyunmuştum ama yarım kalmıştı.

Yakalanıp tutuklandıktan sonra ilk iş olarak da kocişi arıyor. Adam “yahu senin kiralık katil ile pazarlığının videosunu izledim, sana mı inanayım, gözlerime ve kulaklarıma mı?” gibi bir şey demesi üzerine “gözlerine, kulaklarına değil bana inan” diye ısrar etmesi, bir gaslighting başyapıtı.

Michael’in mahkemedeki konuşması çok güzel ve eğlenceli. Kadın Michael’in konuşmasında (victim impact statement ya da mağdura etkisi konuşmasında) dediği gibi hala kendini akıllı, milleti aptal sandığından, mahkemede evlere şenlik bir savunma yaptı. Savunmasında kocamın çok sapkın fantezileri var, kiralık katil tuttuğum şeklinde rolplay yaptırdı ama eski sevgilim ile bana komplo kurdular diye savunma yaptı.

Mahkeme yemedi tabii. Fakat teknik bir hatadan dolayı Dalia sonra hapisten çıktı. Yeniden yargılanmayı beklerken ev hapsinde kaldı, röportajlar verdi. Ve olaydan yıllar sonra ve sonunda, hapse gitti ve şimdi yıllar sürecek cezasını çekiyor.

Merak edenler için söyleyeyim, Dalia kocişi avukat rolünde arattığı eski sevgilisine vermemiş. Olaydan sonra adamı ghostlamış.

Yine merak edenler için söyleyeyim, Michael evini geri aldı.

Aynı sınıftan birine aşık olmak ama karşılık bulamamak – Vaka çalışması

Merhaba mahmut abi.

1.5 yıldır tanıdığım bir kız var. Aynı sınıftayız. Biliyorum aynı ortamdan kızlara yürümek yanlış olduğunu düşünüyorsun ama ben hoşlanıyorum bu kızdan.

Şimdi arkadaşlar, aynı sınıftan veya iş yerinden bir kadına yürümek doğru ya da yanlış olduğundan değil, sonuçları nedeniyle tavsiye etmediğim bir şey. Çoğu insanın sosyal olarak izole olduğu için sınıf ve iş yeri gibi ortamları çıkartırsan, önemli bir tanışma ortamından mahrum kalacağını biliyorum. Ama aynı iş yerinde bir kadına yürüyen erkeklerin en çok karşılaştıkları ve başa çıkmakta zorlandıkları senarya, reddedilmek ve sonra da aynı mekanda hergün gördüğü için unutamamak, takıntı yapmak.

Reddedilmeyip ilişkiye başladıktan sonra da bir yerde ayrıldığınızda, bu sefer daha beter bir durum ortaya çıkıyor. Flört dediğinin hiçbir hükmü yok, gerçi takıntı yapacak kadar zayıf olan onu da takıntı yapıyor, ama bu sefer eski kız arkadaş ile aynı mekanda olma, hergün görme var.

Bu kıza olan ilgimi en baştan beri belli ettim.

En baştan dediğin 1.5 yıldır mı ilgilisin ve bir şey olmadı? 😮

İlgini belli etmek dediğin sürekli ilgi göstermek ise hata etmişsin. Bir kadının aşık olmak için bir erkeğin bir miktar belirsiz olması, kadının erkek için çabalaması gerektiğini düşünmesi gerekli. Sen “ben seni %100 istiyorum, sen he de yeter” modunda ilgi belli ediyorsan, belirsizlik ve çaba tamamen ortadan kalkıyor. Sana aşık olabilecek kızın olamamasını sağlıyorsun.

İlgi duyduğu konular hakkında muhabbetler açtım, konuştum.

Efendi erkek modu.

Belli derecede yakınlaştık. Fakat kız işi bir üste taşımaya hiç yanaşmadı.

Kız seni arkadaştan fazlası olarak istemiyor.

Birkaç kere birlikte oturma, ders çalışma voleybol maçı izleme gibi tekliflerde bulundum. Ama bahane buldu hep.

Kız seni en fazla iki kere reddetti mi, seni istemediğini kabul etmeyi bileceksin. Bir kadının seninle başbaşa bir şey yapmaması, çok açık bir şekilde seninle ilgilenmediği anlamına gelir. Kaldı ki bu kız sınıf arkadaşın olduğu için, aslında normalde seninle bir yere gelirdi. Gelmiyor zira senin ondan hoşlandığını biliyor ve sana aranızda bir şey olabilir imajı vermemek için özellikle gelmiyor.

Kızın nasıl biri olduğunu bilmem ama bu kaliteli kız davranışı bu arada. Kendisinden hoşlanan adamın hoşlanmasını görmezden gelip arkadaş takılıyoruz ayağına uydu yapmak yerine, araya sağlıklı bir mesafe koyuyor.

Kızı tanıdığım kadarıyla zaten çok bi karşı cinsle birlikte zaman geçiren biri değil ama 0 da değil yani.

Kızın sana ilgisi yok. İlgisi olduğu bir erkekle işi yukarıya taşıyacaktır. Sana ise gayet kibar ve medeni bir şekilde, bana o şekilde yaklaşma diyor.

Ben kıza inatla yakın olmaya çalışmaya devam ettim.

Seni istemeyenin peşinden koştun yani. Aferin. Kibarlıktan anlamıyorsan, bir süre sonra kız kabalaşmak zorunda kalacak.

Öğrenci temsilcilerinden olduğun için özellikle okul ile ilgili bir çok işini gördüm.

Efendi erkek, aşırı iyi çocuk, kişisel sekreter, best friend forever modu. Bunların işe yaramamayı bırak, olabilecek işi bile oldurmayacak, itici, muhtaç davranışlar olduğunu artık herkesin bilmesi gerekiyor yahu.

Fakat bir süre sonra bana saygısızca davranmaya başladı. Dinlememe, beklememe vs.

Normal. Kız gayet medeni bir şekilde araya mesafe koyuyor, ben seni istemiyorum diyor. Sen kibarca hayırdan anlamıyorsun, seni istemeyenin yörüngesinde, peşinde dolanıyorsun. Neredeyse kızın uşağı modundasın. Kendine saygın yok, kızın da yavaş yavaş bu muhtaçlığa tahammül edememesi normal. Kibar ve medeni davranmayı bırakıp kabalaşmak zorunda olması da normal.

Burada “fakat” demen de saçma. Tabii ki bir süre sonra sana saygısızca davranmaya başladı.

Sonra burayı takip etmeye başladıktan sonra uzak durmaya saygısızlık yapmasına müsade etmemeye başladım.

Geç de olsa doğru yapıyorsun ama burada kız sana saygısızlık yapmıyor. Senin hayırdan anlamaman artık tahammül edemeyeceği bir noktaya gelmiş.

Başta “Noldu küs müyüz” tarzı birkaç defa yokladı beni. Daha sonrasında ise bıraktı.

Normal. Ama dediğim gibi, kızdan kaliteli davranışlar geliyor. Seni yörüngeye almaya çalışmamış. İstemiyor ve yörüngede de istemiyor.

Şu an daha çok “cockblocker” diyebileceğim yakın kız arkadaş grubuyla takılıyor.

Senin yaklaşmanı engelleme gibi bir amacı da olabilir. Kızlar zaten senin hayırdan anlamadığını bilip, senin kıza yaklaşmana izin vermiyorlardır. Gerçi o grupta olmasa da pek bir şey değişmez.

Ben kaybettiğim saygıyı nasıl alabilirim bilmiyorum. Nasıl etkileyebileceğimi bilmiyorum.

Senin sorunun da tam olarak burada. Seni istemeyen bir kadının onayı peşinde olman. “Nasıl etkilerim, nasıl saygısını kazanırım, gözüne nasıl girerim?”

Sen önce kendine saygı duyacaksın ve seni istemeyenin peşinde koşmayacaksın. Koşmamakla da kalmayacaksın, aklına “nasıl etkilerim” geldiğinde, “ben daha çekici olabilirim ama onu etkilemek zorunda değilim” diyeceksin.

Sonra önce kendini etkileyeceksin. Seni reddeden kıza arkanı dönüp, onun onayını dilenme ile ilgili tüm fantezilerine rağmen arkanı dönüp giderek kendini etkileyeceksin.

Önce sen kendine saygı duymadan, saygı duyulacak bir insan gibi davranmadan, sana başka kimse saygı duymaz.

Önce sen kendini etkilemeden, başka kimse senden etkilenmez.

Genel olarak bir kızla birlikte olmak onu etkilemeye çalışmaktan geçmez. Onunla iyi vakit geçirip, aranızda duygusal ve cinsel bir bağ kurmaktan geçer. Kızı nasıl etkilerim zihin yapısı, kızı etkilememek için her türlü zayıflığı yaptırır.

Bu konuda tavsiyeni istiyorum.

Bir insanı, yenilgilerle başa çıkıp, yenilgilerde hayatta kalmak güçlendirir, başarılar değil.

Bu kız seni istemiyor. Kızın saygısını kazanma, etkileme gibi ezik kafa yapısını bırak. Sen o kafa yapısını tabii ki sabahtan akşama bırakamayacaksın. Ama bırakan bir insan nasıl davranıyorsa öyle davranarak, kızı etkilemeye çalışmayarak ve yukarıda dediğim gibi kendini telkin ederek, zaman içinde bu kafayı tersine çevirebilirsin. Bu yola girersen, bonus olarak da duygusal yatırımını bir daha ilk yüzüne gülen kızın üstüne kusmamayı öğrenirsin.

Dediğim gibi aynı sınıftayız ve hergün yüzünü görüyorum.

Onu daha önce düşünecektin. Ama abartma. Bu kız, eski kız arkadaşın değil. Aranızda hiçbir bağ yok. Her ne kadar sen aptalca bir inatla kıza aşırı yatırım yapmış olsan da, aranızda hiçbir tarihçe ve bağ olmadığı için, olduğundan çok daha ezik davranmak ve düşünmek için ne kadar uğraşırsan uğraş, bu kızı hergün görsen bile unutman çok zor değil.

Bir ‘başarısızlık örneği’ gibi yüzüme çarpıyor onu görmek. Modumu düşürüyor fazlasıyla gün içerisinde kafama takıyorum.

Anasının gözüne girmeye çalışan oğluş, premsesin gözüne girmeye çalışan serf kafasını bırakmadığın sürece de kafaya takacaksın. Seni istemeyeni etkilemeye çalışmayı bırakmadığın için böylesin.

Yarın öbür gün sevgili yapsa ki galiba biriyle görüşüyor, çok kötü bir psikoloji yaşayacağım.

Dediğim gibi şu lafların %90’I gerçek dışı bir abartı. Bu kız eski sevgilin değil.

Biliyorum bırak diyeceksin, ama dediğim gibi onu ‘başarısızlığım’ olarak görüyorum ve buna katlanamıyorum.

Kadınlarla başarısız, tercih edilmeyen erkeklerin, kadınlarla başarılı olana kadar anlamadıkları şey, reddedildiğinde bırakamamanın başarısızlık, eziklik ve acizlik olduğu. Seni istemeyen bir kızın peşinde koşup koşup durmanın başarısızlık, eziklik acizlik olduğu. Ve bu, o kızı “elde etsen”, “etkilesen” bile başarısızlık, eziklik, acizlik.

Bakın sizi reddedene siktir çekin, soğuk yapın, haddini bildirin demiyorum. Peşinden koşmayın, kendi hayatınıza odaklanın diyorum. Kız da size adım atmıyorsa, peşinden koşarak arada bir doğru zamanda doğru yerde doğru muhtaçlıkta kızla beraber olabilirsiniz. Ama bu hem düşük ihtimal hem de olduğu zaman genellikle erkeğin sürekli çabası, acısı ile devam eden bir şey.

Kız size somut bir adım atana kadar bu kızla olmayacak diye düşünün. Size şans lütfeden prenses kafasıyla değil, “ben de adım atmaya değerim, bana adım atmayan için uğraşmak ne bana ne de başka bir insana yakışır” diye olmayacak. Size adım atarsa, o zaman bir şans daha verebilirsiniz. Ama bu adım gelecek diye beklemeyin.

Onu başarısızlığın olarak görmen, senin hala onun takdirini, onayını dilenmeye hazır biri olman, onu nasıl etkilerim diye bir muhtaçlığa odaklanmandan. Bunu bıraktın mı umrunda olmaz. Bu hemen olmaz ama davranışlarınla vazgeçersen ve sonra kendine sürekli olarak “herkes daha çok reddediliyor, benim de reddedilmen normal. Normal olmayan, benim bir efendi erkek, uşak modunda kızın peşinde koşmuş olmam. Ama dersimi aldım ve bir daha bunu yapmayacağım. Bu kız da hayatımdan böyle ezik bir erkek olmaktan kurtulmamı sağlayacak kısa bölümde oynamak için geldi geçti” gibi şeyler düşüneceksin.

Evet arkadaşlar. Hayatınıza birçok insan, size bir şeyler öğretmek için girer çıkarlar, kalıp hayatı sizinle paylaşmak için değil.

Tavsiyelerini bekliyorum. Teşekkürler

Reca ederim, ne demek.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Daha İyi Bir Yaşam İçin Psikoloji ve Nöron Bilimi Temelli Pratik İpuçları – 201

(150 sayfa – PDF & EPUB)

Merhaba,

Bu kitap, son bir iki senedir izlediğim ve bana 40 yaşından sonra bile birçok pratik şey öğreten Dr. K’nın podcastlarından derlediğim serinin ikinci kitabı

Not: Serinin tüm kitaplarından oluşan daha iyi bir yaşam için kitap setine de bakınız.

Dr. K, psikiyatrist ve nöron bilimi çalışmalarının yanında zamanında bir süre rahip olarak da yaşamış ilginç birisi. Kendisi Hint kökenli bir Amerikalı ve internette herkese açık kanalında çok pratik ve faydalı paylaşımlar yapıyor. Özellikle günümüz dünyasında teknolojinin yarattığı ortamın, beynimizin evrimleştiği uzun geçmişimizden oldukça farklı olmasından kaynaklanan disiplinsizlik, odaklanamama, sürekli yorgunluk, motivasyon eksikliği, başarısızlık, vs. gibi sorunlar üzerine eğilen ve bu konularda iyileşmeniz için oldukça pratik bilgiler veren bu yayınları İngilizceniz varsa izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Son zamanlarda yaptığımız nöroplastisite serisindeki bölümlerin aksine, bu kitaptaki bölümler çok daha kısa ama yoğun ve oldukça pratik bilgiler içeriyorlar. Birçoğunu ben kendi hayatımda da uyguluyorum ya da uygulamaya başladım ve oldukça dönüştürücü ve iyileştirici pratikler olduklarına şahit olduğum için sizinle paylaşmak istedim.

Şimdiden iyi okumalar,

Mahmut Abi

Kitabı Türkiye’den almak için tıklayınız.
(Not: Sepete ekleyerek %30 indirim alabilirsiniz).
(Alım güvenilir Shopier ödeme sisteminden olup sizin ödeme bilgileriniz bize gelmiyor.)

Kitabı Türkiye dışından almak için tıklayınız.
(Alım güvenilir Payhip ödeme sisteminden olup sizin ödeme bilgileriniz bize gelmiyor.)

Kitabın içindekiler:
Önsöz 8
Mutluluk için Negatif Düşünce Döngüsünden Çıkmak 9
Düşünce Yetisini Kullanarak Mutluluğa Ulaşmak 9
İnsanların mutluluğunu belirleyen şeyler 9
Daha sağlıklı bir şekilde düşünmek 9
Doğru düşünme şeklini kazanmak 11
Bilişsel yeniden çerçevelemeyi nasıl yaparız? 13
Mutluluğumuzun kaynağı olarak düşünceler 15
Günümüz Dünyasında Mutsuzluğun Nedeni ve Çözümü 16
Neden mutsuzsunuz? 16
Mutluluğun değişkenliği 17
Can sıkıntısı 19
Zihnin düşünmesini yavaşlatmak 21
Hayattan aldığımız keyfi yeniden kazanmak 22
Neden ne yaparsanız yapın sürekli yorgun hissediyorsunuz? 25
Giriş 25
Birdenbire tükenmiş hissetmek 26
Evrim 27
Duygular aynı zamanda fizyolojiktir 28
Vücudum neyi yapmamamı istiyor? 29
4 saat Youtube izledikten sonra neden hiçbir şey yapasınız gelmiyor? 32
Giriş 32
Tüketici nörobilimi 33
Bizi daha az farkında yapmanın yollarını arayan şirketler 34
Neden teknolojiye yöneliyoruz? 35
Teknoloji kullanmaya neden devam ediyoruz? 35
İkili (siyah – beyaz) düşünce şekli 37
Fedakarlıklarınızı takdir edin 38
Porno izlemeyi neden bırakamıyorsunuz? 41
Günümüzde bir amaç bulmak neden çok zor? 46
Hayatın amacı ne? 46
Toplum, amaç hissini kaybetti 47
Son 20 yılda ne değişti? 48
Sosyal medya ve etkili kişiler (influencers) 50
Uyuşmuşluktan nasıl kurtulursunuz? 51
Kendini keşfetme yolculuğu 52
Düşüncenin sonuna erişmek 53
Hayatı daha kolay hale getirmek 54
Neden hiçbir şey yapmamakta daha iyi olmalısınız? 56
Hiçbir şey yapmamanın değişik şekilleri 56
Başa çıkma mekanizmaları üzerine araştırma 57
En kötü başa çıkma mekanizması 57
Standart başa çıkma mekanizması 58
En iyi başa çıkma mekanizması 61
Pes eden biri mi olmak istiyorsunuz yoksa zorluklarla başa çıkabilen biri mi? 63
Terapi Erkekler İçin Neden İşe Yaramıyor? 64
Terapi erkekler için neden zor? 64
Erkekler duyguları ile nasıl başa çıkarlar? 65
Erkeklerin evlilik terapisini sevmeme nedeni 66
Erkeklerin iletişim şekli kadınlardan farklıdır 66
Erkekler duygusal sağlıkları konusunda oldukça fizikseldir 67
Erkek ruh sağlığı konusunda ne yapabilir? 68
Duygusal sağlığınız için vücudunuzu çalıştırın 70
Neden hayatı yaşamakta çok kötüsünüz? 72
Giriş 72
Hayatı yaşamayı beceremiyorsunuz 73
Hayatı nasıl yaşayacağımızı nasıl öğreneceğiz? 75
Maneviyat, kişisel psikolojidir 75
Bir parçanızı gömülü tutmak 76
Kendin ile yeniden bağlantıya geçmek 77
Bilişsel yeniden çerçeveleme (cognitive reframing) 79
Kendi içine nasıl bakılır? 79
Geçmişin savaşlarını savaşmak ve güvensizlikler 82
Güvensizliğin yarattığı açlık 82
Güvensizliğin yarattığı açlıktan nasıl kurtulursunuz? 83
Negatif duygulara katlanmayı öğrenmek 85
Disiplin aslında bir duygudur 87
Nasıl daha fazla disiplinli olursunuz? 87
Disiplin yeşertmek neden zordur? 87
Duygunun ne olduğunu tam olarak anlamıyoruz 89
Disiplin zihnin neresinden gelir? 90
Disiplin değil kararlılık kazanın 91
Kararlılık nasıl kazanılır? 93
Uyumsuz (maladaptif) gündüz düşü bozukluğu ve çözüm önerileri 97
Giriş 97
Uyumsuz gündüz düşü hakkındaki hipotezler 97
Uyumsuz gündüz düşü ile eşzamanlı bozukluklar (komorbite) 99
Uyumsuz gündüz düşü ve kişilik özellikleri 100
Uyumsuz gündüz düşü ve ağ teorisi 102
Uyumsuz gündüz düşü neden yaygınlaşıyor? 104
Düşük değerli erkek olmaktan nasıl kurtulursunuz? 106
Düşük değerli erkek kavramı saçmalık değil 106
Kırmızı Hap (Red Pill) – Manosphere neden yaygınlaşıyor? 106
Bir erkeği ne düşük değerli erkek yapar? 108
Bu kadar utanç nereden geliyor? 109
Dating uygulamaları istatistiği 110
Düşük değerli erkek olmaktan kurtulmak 111
Kırmızı hap içerik tüketimini azaltın 113
Dating uygulamalarını bırakın 113
Gerçek dünyadaki gerçek buluşma mekanları 114
Bir kız arkadaş bulamayacak kadar çirkinim 116
Giriş 116
Kendini Kabul Etme 117
Genel Bakış ve Düşünce Yapısı 118
Çözümler Tarafından bunaltılmak 120
Dr.K’nin Kişisel Anektodu 121
Kendinizin En İyi Versiyonu Olmanıza İzin Verin 122
Çözülemez Bir Problem Yaratmak 124
Motivasyon 126
Haklı Olabilirsin 126
Yapabileceğin Şeyler Üzerine Çalışmaya Başlamak 127
Daha az motive olmak neden daha fazla sonuç almanızı sağlar? 128
Yanlış yönde fazlaca motivesin 128
Hedonik mutluluk – eudaimonik mutluluk 130
Yogadan gelen teknik 131
Zevkten kaçınmak 132
Motivasyon kötü bir şeydir 133
İçe dönük insanların sahip olduğu büyük avantaj 136
Giriş 136
Motive olmak 136
Travma için terapi 136
Mantra nedir? 137
Dil eylemin yerini alabilir 139
Bunun sizin için anlamı nedir? 139
Yeniden içselleştirme 140
Beyin sisinden neden kurtulamıyorsunuz ve kurtulmak için ne yapmalısınız? 143
Beyin sisi fizyolojik bir problemdir 143
Merkezi sinir sistemi iltihabı 144
Beyin sisinin potansiyel nedenleri 144
Beyin sisi konusunda neler yapabiliriz? 147
Daha İyi Bir Yaşam İçin Okuyabileceğiniz Diğer Kitaplarımız 150