Bir daygame (gündüz oyunu) raporu

Avm’de Starbuck’tan kahvemi almış, spora doğru geçiyordum ki konuşmak için ideal bir kız gördüm. Şöyle ki bu kızın bir acelesi yoktu, çevreye bakınarak yavaş adımlarla yürüyordu. Üstelik güzeldi. Direksiyonu önüne kırıp bir selam verdim. “Selam” deyip gözlerime baktı. Şurada görüp selam vermek istediğim tarzında bir şey söyledim. Sonra “sana baktığımda şunu görüyorum, şöyle bir havan var” diyerek kızı analiz ettim. Kızı kıza anlatmam 40 saniye kadar sürmüştü ki. Kız lafımı bölüp, “sen bunu sürekli yapıyor musun?” dedi. Bu soruyu kızlardan çok duydum. Kız daha sonra beraber kahve içmeye giderken bu sorduğu soruya dürüst cevap vermeyip, ilk defa yaptığımı söyleseydim benimle konuşmayı devam ettirmeyeceğini söyleyecekti.

Tabi ki “tabi ya sen benim hayatımda konuştuğum ilk kızsın!” ya da “aynen bugün konuştuğum 100.kız sensin!” gibi cevaplar verilebilir. Ancak zamanla en etkili olarak bu soruya daha dengeli bir cevap vermenin daha iyi sonuçlar doğurduğunu anlamıştım. Şöyle söyledim: “Bak, ben sosyal medyadan kızlarla tanışmıyorum, birkaç kez tanıştım ama hoşuma gitmedi. Kafelerde, şurada burada hoşuma giden bir kız görürsem selam verdiğim olur”. Tabi konuştuğum 10.000’inci kız olduğunu da ona söylemek olmazdı. Yani dengeli bir cevap verdim… Dürüstlüğüm için bana teşekkür etti.

Neyse biraz lafladık. Benim elimde az önce aldığım kahve vardı, kızla ayaküstü konuşurken arada kahvemi yudumluyordum. Baktım ki muhabbet uzayacak, “gel sana da bir kahve alalım, hem otururuz” dedim. “Tamam” dedi. Eskiden kızlarla oyunda yol kat ettiğim bu aşamalarda heyecanlanırdım ama artık doğal habitatıma epeyce uyum sağlamıştım ki ortalıkta sessiz rüzgarlar estirmemek adına aklıma gelen makul şeylerden bahsedip duruyordum, arada da kızı gülümseten espriler yapıyordum. Mantıksal sıkıcı konulardan kurtulup kızı gülümsetmek önemlidir. Geçen gün yaptığım bu podcastte “bu yaptığımız bir şovdur ve kız gülüyorsa şov devam ediyordur” demiştim. Hayat zaten sıkıcı ve insanlar onları bir şekilde güldüren kişilerle zaman geçirmeyi daha çok seviyorlar, mantıksal bilgi yüklemelerini sevmiyorlar.

Starbucks’a girdiğimizde “buraya 5 dakika içinde 2.kez geliyorum, çok sadık bir müşteriyim” dedim. Sıra beklerken haliyle kıza ne sipariş ettiğini sordum, seçmiş olduğu kahve üzerine biraz konuştuk. Podcasti dinlediysen “sıradan şeyler hakkında güzel bir enerjiyle konuşmanın yeterli olduğunu” söylediğimi hatırladığını düşünüyorum. Neyse sonunda bir masa bulup oturduk. Kendimden bahsederken kıza dijital pazarlamayla ilgilendiğimi ve kendi yazdığım kitapları sattığımı söyledim. Tabi disiplin kitabım hariç diğerlerinin içeriklerinden ona bahsedemezdim 🙂 Kızlarla tam da bu şekilde güzel bir şekilde tanışmayı anlattığım bu kitaplarımdan…

Kitap yazmış olduğumu öğrenmek kızın epey hoşuna gitmişti ve ilgisini çekmişti. “Yaaa” dedi etkilenmiş bir şekilde. İş dışında neler yaptığımı sordu. Kızın bizim hakkımızda sorular sorması hayra alamettir. Ona boş zamanlarımda yaptığım istemediği kadar şey anlattım. Motosikletle Türkiye turu yaptığımdan ve spor yaptığımdan bahsettim. “Mecburen Rusca öğrenmeyi ve youtube’a İngilizce öğretme içeriği üretmeyi bırakmak zorunda kaldım çünkü gün 24 saat ve zaman yetmiyordu” diye bitirdim kendimi anlatmamı.

Bu kız instagram kullanmıyordu, fitness sporu yapıyordu, yazılı olan her şeyi okuduğunu söylüyordu (duvardaki yazıları bile) ve sosyal medya konusunda benimle benzer fikirleri vardı. Motorla gezeriz o zaman dediğimde kabul etti. Hangi günler boş olduğumu söyledim ama programına bakıp beraber zaman geçireceğimiz bir boşluk bulamıyordu. Telefonuma numarasını yazdı, onu geri çaldırdım. “Bak uyanıksın, ya yanlış numara verseydim, çaldırıp garantiye alıyorsun” dedi. “Yoo nezaketen çaldırdım. Yanlış numara vermek için ne sebep var ki?” dedim.

Muhabbetin sonrası mesajlarda devam etti… Aşağıdaki yazışmaları eleştirenler olacaktır. Ama unutmamak lazım ki ben kızla çekimi zaten yüz yüze sağladım, yani onlinedan yeni tanıştığım bir kızla olduğu gibi çekicilik yaratmam gerekmiyor. Bu mesajlar sadece kalan muhabbetin devamı.

Oyun adına bildiğim tüm doğruları yapmıştım, muhtemelen tekrar buluşacağım güzel bir kızla kahve içip muhabbet etmek oyunun doğrularını sergileyince bu kadar kolaydı.

 

Oynayan ve yazan 🙂 ->> Secret

Sen de bu şekilde kızlarla tanışmayı öğrenmek ister misin ? O zaman senin için hazırladığım “kızlarla etkili tanışma” kitap setimi okumalısın. Link burada

Centilmen Kulübü Çekici Erkek Eğitim Seti

Raporun devamı: https://erkekadam.org/2022/06/04/bir-daygame-gunduz-oyunu-raporunun-devami/

Erkek Adam Türkçe Podcast – Secret ile gündüz oyunu (daygame) nasıl yapılır?

Gündüz oyunu yapmak isteyen ama nasıl yapılacağını, nereden başlanacağını bilemeyenler için yaptığımız bu yayın, doğaçlama oldu ama umarız bu konuda çekinceleri olanlara, bilgi edinmek isteyenlere faydalı olur.

Yayınları Odysee ve Spotify kanallarından da izleyebilirsiniz.

Centilmen Kulübü Çekici Erkek Eğitim Seti burada.

Aşağıda Youtube linki var. Youtube kanalımıza henüz üye değilseniz, kayıt olmayı ve uyarıları (çan işareti) açmayı unutmayın.

Erkek Adam Türkçe Podcast – Bekir Şükrü Kılınç ve Mahmut Abi ile gündem

Bekir Şükrü Kılınç ile Ocak 2022’de konuşmuştuk. Bu sefer de gündemdeki başıboş köpek problemini ve mülteci sorununu konuştuk.

Yayınları Odysee ve Spotify kanallarından da izleyebilirsiniz.

Aşağıda Youtube linki var. Youtube kanalımıza henüz üye değilseniz, kayıt olmayı ve uyarıları (çan işareti) açmayı unutmayın.

Türkçe Podcast – Toksik kadınlardan korunma

Bu bölümde, toksik ve ruh hastası kadınlardan nasıl korunacağınızı tartışıyoruz.

Konuyla alakalı videolar:
Sınırda kişilik bozukluğu
Modern, iyi kocalar ve psikolojik şiddet uygulayan kadınlar cehennemi
Gaslighting nedir? Bu psikolojik şiddet nasıl anlaşılır?
Aşk bombardımanı (love bombing) nedir?

Yayınları Odysee ve Spotify kanallarından da izleyebilirsiniz.

Aşağıda Youtube linki var. Youtube kanalımıza henüz üye değilseniz, kayıt olmayı ve uyarıları (çan işareti) açmayı unutmayın.

Önceliğin kadının değil, kendi misyonun olmalı

III. Önceliğin kadının değil, kendi misyonun olmalı

Esas oğlanın kendisini tamamlayan kadına ilanı aşk ettiği tüm o romantik klişeleri unutun. Bunun her fırsatta aksini iddia etmelerine rağmen kadınlar bir erkeğin “her şeyi” ya da varlığının merkezi olmayı istemezler. Tam tersine değerli bir erkeğin hayat amacına destek olmayı arzularlar, o erkeğin amacını gerçekleştirmesine yardım eden dişil güç olmak ve o erkeğin gösterdiği yolu takip etmek isterler. Bir kadının bütünlüğüne saygı gösterin ve ona “benim her şeyimsin” diye yalan söylemeyin. O sizin “her şeyiniz” değil, ve eğer öyle ise, yakında öyle olmayacak merak etmeyin.

Amcığın 16 Buyruğu yazısından.

Bu da Ekşi itiraftan (silerse diye buraya aktarıyorum):

benim bir evliliğim vardı; aslında dünya tatlısı bir kadının birlikteliğimizin uzun bir döneminde beni gerçekten çok sevdiği, gözümün içine aşkla baktığı tutku dolu bir şeydi. nasıl bu kadar şanslı olabildiğime inanamazdım.

birbirimizin bedeninde yaşardık biz. sabaha kadar hiç ayrılmadan sarılarak uyuyan insanlardık. aslında hep kolum ağrır ve uyuşurdu ama ben çekmezdim hiç, çekmek aklıma bile gelmezdi. keyif alırdım bundan. televizyon izlerken bile neredeyse benim üstümde yatardı mesela, bana sarılmadan film izlemeyi reddederdi. tek başına yatağa gitmezdi hiç, hatta ne zaman uykum yok desem gerekirse kavga çıkarır bir şekilde beni o yatağa getirirdi, uyuyamazdı bensiz. uyumadan önce kafa kafaya verirdik, benim verdiğim nefesi o alırdı, onun verdiği nefesi ben alırdım. birbirimizin nefesi olurduk.

benim bir evliliğim vardı; sabahları işe hep geç kalırdık. tüm gece sarılıp uyuduktan sonra çıkamazdık yataktan bir türlü, öyle tatlı gelirdi ki ayrılamazdık. sonra işe geç kalacağız diye panikler kavga etmeye başlardık. ben kavgadan dolayı gergin görünürdüm ama içten içe hep gülümserdim bu yüzden, fark etmezdi. panikti zaten hep, hemen heyecanlanır ve acele edeceğim diye daha fazla vakit kaybederdi.

benim bir evliliğim vardı; eşim olmadan bir şey yaptığımda veya bir yere gittiğimde eksik hissederdim. o yanımda olmadığında geri kalan her şey eksik kalırdı, tat vermezdi. mutlu olabilmenin ön şartıydı benim için; dünyanın en eğlenceli şeyi bile onsuz yetersiz kalırdı. tamamlayıcı parçam, diğer yarımdı benim.

benim bir evliliğim vardı; öyle güvenirdim ki ona. ne sevgisi ne de sadakati için o uzun yıllar boyunca bir an bile şüphelenmedim. o da bilirdi beni, gözümüz arkada kalmazdı hiç. zaten benim için dünyanın en güzel kadınıydı, fiziksel kusurları o kadar tatlı gelirdi ki bana, kepçe kulaklarına aşıktım mesela anlamazdı.

benim bir evliliğim vardı; sorumluluk paylaşabildiğimizde birlikte bir şeyler yapmaktan çok zevk alırdık. kavgalı olmadığımız zamanlarda mutfağa birlikte girer harikalar yaratırdık mesela. temizlik konusunda çok kavga ederdik ama; beğenemezdi bir türlü.

benim bir evliliğim vardı; şu hayattaki en büyük zevkim onun neşeli olduğunu görmekti. “ceylan gibi sektiğinde..” derdim ona, işte o zaman dünyalar benim oluyor. o neşeli olduğunda yaşadığımı hissederdim, onun neşesi kadar mutlu edemedi hiçbir şey beni tüm hayatım boyunca.

benim bir evliliğim vardı; babamı kaybettiğimde limanım olmuştu benim eşim. bu kadar zaman geçti, hala sadece onun yanında ağlayabildim mesela. artık babam için ağlayamıyorum tek başıma.. “büyük adam” olmak zorunda hissetmediğim tek yerdi onun kolları. benimle birlikte ağladığında hafiflerdi acım. güvenirdim ona.

bunlar sadece bir kısmı, daha binlerce güzel şey anlatabilirim. biz bir zamanlar birbirimizi gerçekten çok sevdik. iki değil, bir kişiydik. birbirimizin nefesiydik.

ama benim evliliğim yukarıdakiler gibi mükemmel şeylerden ibaret değildi. bir zaman sonra çok kötülük ettik birbirimize. kavga ettiğimizde çok kırdık birbirimizi, utanılacak şeyler yaptık ve söyledik. egolarımız ve intikamlarımız önüne geçti sevgimizin. en sonunda kötülüğün sevgiden bile güçlü olduğunu öğrendik. güzel şeyler önemsizleşti, elimizde kin kaldı sadece. faturalar kesmeye başladık birbirimize.

en temiz duygularla seven, gerçekten birbirine aşık iki insandık bir zamanlar ve ne yapıp edip bunu mahvetmeyi başardık. artık sebepler, gerekçeler ve bahaneler önemli değil. acı gerçek şu ki; her şeye rağmen kaybettik. artık “eş” değiliz, birbirimize nefes değiliz, yabancılaşmaya başladık. sonunda anladım ki artık beni sevmekten vazgeçmiş. canı sağ olsun; insan isteyerek aşık olmuyor ki isteyerek bundan vazgeçsin, kimsenin elinde değil.

itiraf kısmı ise şu; ben öyle sevmişim ve öyle güvenmişim ki onun beni sevmekten vazgeçtiği, nefeslerimizin birbirimize ait olmadığı bir senaryoyu aklımın ucuna bile getirmemişim hayatım boyunca. şu anda hiç tecrübe etmediğim, daha önce aklımdan hiç geçmeyen bir şeyi yaşıyorum. çocukluğumuzdan beri, insanın aşık olabileceği ilk yaşından beri seviyorduk biz birbirimizi, var mı ötesi?

ama işte sonunda anladım ki öyle veya böyle, şu veya bu sebeple; uzun uzun anlattığım bu kadın artık bana ait değil. benim bildiğim, özlediğim ve sevdiğim kadın; şu anda aynı isimle tek başına nefes alabilen kadınla aynı kişi değil. benim eşim, bana ait olan nefesim ölmüş.

boşanmaya karar verdiğimizde değil; boşanmamızın onun için üzücü değil bilakis heyecan verici bir şey olduğunu hissettiğimde anladım. benim düşündüğümden çok daha önce benden vazgeçtiğini, son zamanlarımızda birlikteyken bile aslında benden ayrılmış olduğunu, gözünün artık bana değil dışarıya baktığını, beni nefesi olarak değil de sadece aşılması gereken bir engel olarak gördüğünü, kendini başka insanların yanında hayal ettiğini ve yeni insanlar, yeni heyecanlar için heveslendiğini görünce anladım.

kabullendim, bitti.

Erkek Adam Türkçe Podcast – Evlilik, boşanma ve hukuk (2)

Avukat Cem Gonceli ile evlilik, boşanma, aldatma, nafaka, evlilik sözleşmesi gibi konuları ve bu konulardaki güncel hukuku konuşmuştuk. Bu ikinci bölümde buradan devam ettik, sonra nasıl girdiysek Asyalı kızlardan konuştuk 🙂

Yayınları Odysee ve Spotify kanallarından da izleyebilirsiniz.

Aşağıda Youtube linki var. Youtube kanalımıza henüz üye değilseniz, kayıt olmayı ve uyarıları (çan işareti) açmayı unutmayın.