Kişiye 17 Yaşındaki Halinin Vereceği Tepki

Ekşisözlük’te an itibarıyla 11 sayfa olan (sayfa başı 100 entry) böyle bir başlık var. Ve başlıktaki sadece son sayfadan birkaç alıntı:

— hâlâ aynı bataklıktasın hani hayallerim.

— artık bataklıktan yüzünü çevirip yıldızlara bakmalısın.

— bu ne amk.

— mk senin ben.

— oha kimi yedin?

— şu haline bir bak çok şişmansın, kaç kilosun sen?

— daha ölemedin mi sen?

— ben senin amk.

— öl, geber daha iyi.

— hişşşııykrt (bilek kesilme sesi)

— amına koduğum şişmanı

İnsanların kendine öfke kustuğu, hatta yaşamamış olmayı dilediği, bu derece birbirine benzer, bir yığın pişmanlık ifadesi neden var?

Farklı başlangıç noktalarından başlanıp ilerlenen farklı istikametlerin sonunda gelinen konumdan duyulan tiksinti, neden birbiriyle bu derece örtüşen, bu derece tahmin edilebilir bir model halini almıştır?

Arthur Schopenhauer şöyle der:

“Hayatımız, her daim peşinde koşup durduğumuz dinginliği hiçbir zaman bulma ihtimaline sahip olmayan bir devinim biçimine bürünmüştür: tıpkı bir tepeden aşağıya koşan adam gibi, eğer durmaya çalışırsa kaçınılmaz olarak düşecektir; ve ancak sürekli koşması halinde ayaklarının üzerinde durabilecektir. Yahut bir parmağın ucunda dengede duran çubuk, ya da yörüngesinde hızla ilerlemezse güneşi tarafından yutulacak olan bir gezegen gibi. Devingenlik varoluşun temel ayırt edici özelliğidir.”

Arthur Schopenhauer
Schopenhauer

Bu devingenliğin kritik önemini kavrayamayıp “Ne olacaksa olsun, sal rölantide gitsin” moduna girdiğin anda, o rölantideyken yıllar sandığından çok çabuk geçer ve soldaki saf mavi haplı çocuk sağdaki adama evrilir, hayata ve kendine dair bütün mavi düşleri suya düşmüş, hayata küsüp bunun öfkesiyle ve umutsuzluğuyla boğuşan biri. İyi bak:

kişiye 17 yaşındaki halinin vereceği tepki

Böyle olmak zorunda değil.

“Yapabileceğim hiçbir şey yok” bir bahane değil.

Bunu söyleme lüksünü hak ettiğini düşünüyorsan, sonuçlarını en baştan kabul edebilecek kadar ermiş olman gerek. Ermiş falan da değilsin, ee?

Namludaki 1 derecelik minik sapma 100 metre ilerideki bir hedefi 1.7 metre (2πr/360) ıskalamanıza, yani karavana atmanıza sebep olur. Bunun gibi, şu anki tercihlerinizde yaptığınız küçük bir ince ayar, bugün baktığınız istikametin 10 yıl ilerisinde tamamen farklı bir noktaya sizi götürür. Hatta “kelebek etkisi” yaratıp tahmin edemeyeceğiniz sonuçlar doğurur.

Konu, kontrolün dışında olan değil kontrol edebileceğin şeylerse, yaptığın ve yapmadığın tercihlerin, aldığın ve almadığın risklerin ve sorumlulukların toplamısın.

Bunun sonuçlarından da kaçamazsın.

Seni Seviyorum Meriç – İyi ki Varsın SJW

Erkek Egemenlik Hiyerarşisi

Kadınlarla başarılı olmak isteyen bir erkek, erkek egemenlik hiyerarşisindeki yerini yukarıya çekmelidir. Her ne kadar bir erkeğin kendine bakması, temiz ve medeni olması, karşı cinsle ilişkisinde önemli olsa da, erkeğin kadınlarla başarısını belirleyen temel şey, egemenlik hiyerarşisindeki yeridir. Bu nedenle bir erkeğin cinsel pazar değerine en çok etki eden şey, onun statüsüdür.

 

Yukarıda harikulade bir yazı mevcut, okumayanların ya da konudan haberdar olmayanların ve daha önce okumasına rağmen hala pratik edemeyenlerin göz atmasını istiyorum.

Erkek Egemenlik Hiyerarşisinde yükselmenin ve ortalama 65-80 yıl arasında yaşayacağımız hayatta ortaya bir değer koymanın; Eğitim, Kariyer ve Kişisel Gelişim odaklı üç ana dalı olduğunun artık bilincindeyiz, belki hala harekete geçmediniz ya da nereden başlayacağınızı bir türlü kavrayamadınız, olabilir en nihayetinde uzun yıllar bunu size “Paran yoksa o iş yaş” gibi sığ düşüncelerle anlatmaya çalıştılar. Hiçbir dayanak, hiçbir araştırma örneği olmadan.

Ne oldu sonra? Instagram, Twitter, Youtube demeden fenomen olma gayreti başladı. Toplum nezdinde değer kazanmanın birkaç siktiri boktan video çekmek olduğunu düşündünüz ya da olayın eğitim almak olduğunu kavramadan yetenekli olduğunuz yalanı anne, abla, teyze, anaanne, babaanne tarafından ” Şu ünlüden ne farkın var?!?! ” gazıyla pompalanarak setlerden setlere koşuşturarak, ülkenin büyük girişimcilerinden birinin gerizekalı turnusolu yetenek yarışmalarında vakit harcayarak yıllarınızı heba ettiniz ( Bu arada beyefendi bahsi geçen israfların katkılarıyla şu sıralar kendisinden 20-25 yaş küçük manitayı götürüyor, emeği geçenlere sevgilerimi iletiyorum. Tam olarak yaşamak istediğiniz hayat değil mi? ) ya da hayalinizdeki ev, araba, kadın için üç-beş kuruş elinize geçer geçmez sayısal, iddaa, altılı oynamaya başladınız.

Ama asla ÇALIŞMAK gerektiğini düşünmediniz. Çünkü size kolay yoldan kazanmak öğütlendi. Paran yoksa olmaz dendi, arabası olana veriyorlar dendi, ev olmazsa apart dendi, apart parası yoktu; Sevişemedik.

Pekala, bu kadar ofansif olmayacaktı fakat yine tutamadım kendimi. Şimdi gelelim yaptığınız/yaptığımız hatalara ve toparlamak için yapılması makul olanlara.

Yapacak çok şeyiniz olduğunu düşünüyorsanız, hiçbir zaman en önemli şeyi yapamazsınız.

Öncelikle şunu bir kavrayalım. Kırmızı Hapı aldınız, okumaya başladınız, değişim çok yakın.. Lakin bir terslik var; Yamyam gibi her şeyin ucundan tutmak için can atıyorsunuz. Sınırlarınızın bilincinde olmadan, saldırganlaştınız. Sakin olun, Neo bile ne acılar çekti.Hedefleriniz uğruna çaba harcamak için hiçbir motivasyon duymuyor musunuz? Aslında bu, birçok kişinin başına gelen son derece normal bir durum. Dünyanın en başarılı insanları bile zaman zaman hiçbir motivasyon duygusu hissetmiyor ve yaptıkları şeylere karşı hiçbir istek duymuyor. Hedefleri gerçekleştirmek için motivasyonun çok önemli bir rol oynadığı gerçek. Ancak her şeyi motivasyondan da bekleyemeyiz. Başarılı insanların en önemli sırrı, bir işe karşı günlük hislerinden bağımsız olarak çalışmaya istekli olmalarından kaynaklanıyor. Siz de motivasyonun bir duygudan ibaret olduğunu ve duyguların gelip geçici olduğunu kabul etmelisiniz. Kendinizi motivasyona bağlamak yerine, hedeflerinizi gerçekleştirmek için hazırladığınız planı alışkanlığa dönüştürün. Böylelikle motivasyondan bağımsız olarak hedefinize doğru ilerleyebilirsiniz.

Birçok kişinin hedeflerini gerçekleştirememelerinin en sık karşılaşılan nedenlerinden biri de, nasıl yapacaklarını bilememekten kaynaklanıyor. Bilgi ve beceri eksikliği, hedeflere ulaşmanın önündeki en büyük engellerden biri. Başarı, bilgi gerektirir. Hedefinizi gerçekleştirmek için hazırladığınız planı, nasıl uygulayacağınızı bilmelisiniz. Bunun için bir mentordan yardım alabilirsiniz, daha önce başarılı olmuş kişilere danışabilirsiniz, konuyla ilgili kitaplara başvurabilirsiniz, internet üzerinden araştırma yapabilirsiniz, eğitimlere katılabilirsiniz.

Birçok kişi büyük hedefler belirliyor, planlar yapıyor ancak bu planları uygulamak için yeterince çaba harcamıyor. Aksiyon, hedeflerle gerçekler arasındaki köprüdür. Eğer bu köprüyü oluşturmazsanız, hedeflerinizle gerçekler arasındaki boşluk hiçbir zaman kapanmaz ve ulaşılmaz olmaya devam eder. Hedeflerinize ulaşmak için hızlı stratejiler, şipşak çözümler araştırmaktan vazgeçin ve bir an önce çaba harcayarak aksiyon almaya başlayın. Hedeflerinizi ulaşmanın yolu, her gün çalışmaktan geçer. Bunun herhangi bir kısa yolu yok.

Ne kadar hızlı koşarsanız koşun, hep batıya doğru koştuğunuz sürece Güneş’in doğuşunu hiçbir zaman göremezsiniz. Birçok insan hedeflerine ulaşmak için çok fazla çalışmanın yeterli olduğunu düşünür. Oysa doğru stratejiyi geliştirip o yönde çok fazla çalışırsanız başarıya ulaşabilirsiniz. Stratejinizin, hedefinize uygun olup olmadığını sorgulayın. Eğer yanıtınız hayır ise, kendinize daha iyi bir strateji oluşturun ve planlarınızı bu stratejiye göre güncelleyin.

Yapacak çok şeyiniz olduğunu düşünüyorsanız, hiçbir zaman en önemli şeyi yapamazsınız. Bazen insanlar kendilerini bunalmış hissettikleri için harekete geçemez ve hedeflerine ulaşmakta başarısız olur. Bir yılda 100 hedefi gerçekleştiremezsiniz. Odaklanmalı ve gerçekten istediğiniz, önemli hedefleri belirlemelisiniz. Eğer seçim yapmakta zorlanıyorsanız, Pareto 80/20 kuralını uygulayabilirsiniz. Size istediğiniz sonuçların yüzde 80’ini sağlayan yüzde 20’lik iş gerektiren hedefleri belirleyin ve onları hayata geçirmek için çalışın.

Hedeflerinizi neden gerçekleştirmek istiyorsunuz? Eğer bu soruya verdiğiniz yanıt duygusal veya yeterince cesaretlendirici değilse, başarısız olma ihtimaliniz yüksek demektir. Hedeflerinizin altında yatan amaç, sizin o hedefe bağlılığınızın ve hesap verilebilirliğinizin göstergesidir. Eğer hedefinize bağlı değilseniz ertelemek, bahaneler uydurmak veya en basitinden harekete geçmemek çok kolay hale gelir. Hedeflerinizi neden gerçekleştirmek istediğiniz sorusuna, güçlü ve duygusal yanıtlar vermelisiniz. Eğer o hedefi neden gerçekleştirmek istediğinize dair bir fikriniz yoksa, işler zorlaştığında vazgeçmeniz çok daha kolay hale gelir.

Birçok insan hedeflerini belirler ancak zaman geçtikçe dikkatleri dağılır ve başka şeylerle ilgilenmeye başlarlar. En sonunda da hedeflerini hiçbir zaman gerçekleştirmeden unutup giderler. Eğer dikkatinizi çeken başka bir şey varsa, bir fırsattan diğerine zıplamaya çalışmak yerine hedefinizi hatırlayın ve dikkatinizi yoğunlaştırmaya çalışın. Dikkatiniz dağıldığında, odağınınızı da kaybedersiniz. Odağınız kaybolduğunda ise enerjiniz ve motivasyonunuz da kaybolmuş demektir.

Başarısızlıkları hiçbir zaman hafife almayın. Hedeflerinizi gerçekleştirmek için başarısızlıklara da ihtiyacınız var. Başarısızlık olmadan başarı da olmaz. Başarıya giden yolun basamakları, başarısızlıklardan oluşur. Başarısızlıklar bu kadar önemli olmasına rağmen birçok insan başarısızlıkları nasıl karşılaması gerektiğini bilmiyor. Başarısızlığa uğrayan birçok kişi ya vazgeçip bırakmayı ya da daha fazla çalışarak aynı süreci yeniden yaşamayı seçiyor. Ancak aynı şeyi tekrar yaparak, aynı sonuçları alırsınız. Başarısızlıkları karşılamanın en iyi yolu, onları birer geri bildirim olarak algılamak ve yanlışları ortaya koymaktan geçiyor.

Maalesef birçok insan yanlış hedef belirliyor. Gerçekten istemedikleri veya başkalarının istedikleri şeyleri hedef olarak belirliyor. Başkalarının sizin için istedikleri şeyleri kendinize hedef olarak belirlediğinizde, motivasyon duygusu hissetmek zorlaşır ve o hedefe ulaşsanız bile tatminsizlik duygusu ortaya çıkar. Bu yüzden gerçekten istediğiniz hedefleri belirleyin. Kalbinizin en derin noktasından kendinize bu hedefi isteyip istemediğinizi sorun ve iç sesinizi dinleyin.

Kazanan asla vazgeçmez, vazgeçen de asla kazanamaz. İnsanların hedeflerini gerçekleştirememelerinin nedenlerinden biri de vazgeçmektir. Oysa ilerlemeye ve çalışmaya devam ettikçe, hiçbir zaman başarısız olmazsınız.

Bazen hedeflerinize ulaşmaz, planladığınızdan daha uzun sürebilir, daha zor bir yolculuk olabilir. Her gün az da olsa ilerleme kaydederek, sonunda hedefinize ulaşabilirsiniz. Ancak vazgeçerek hiçbir şeye ulaşamazsınız. Hedefiniz için çalışmaya devam edin, gerekiyorsa stratejinizi değiştirin ama hedefinizden vazgeçmeyin.

Kaynak : TheSelfImprovementBlog
Wanderlust Worker

Yukarıda belirtilen detaylar için kaynakları inceleyebilirsiniz, dilerseniz devam edelim. Erkek Egemenlik Hiyerarşisinde adım atacak kudretin içinizde bir yerlerde olduğunu fark ettiğinizi umuyorum. Değinmek istediğim bir diğer nokta ise bu hiyerarşik düzene katılmayı reddeden, reddetmese dahi bunu kadınlara ulaşmak için kullanmayan ya da kullanmadığını iddia eden Meriçler, SJW’ler ve sizin bunlara karşı aşırı umursayan tavırlarınız. Bugün Twitter’da dolanırken Sir Tristan’ın RT’lediği bir diyalog gözüme çarptı, öncelikle bunu sizinle paylaşacağım.

Bana bir ineğin 8.000 takipçisi olduğu söylense; “Olay Hindistanda geçiyor değil mi?!” derim.Twitter baya komik bir yer, velhasıl diyaloğun devamında görecekleriniz ile büyük başa yatırımın sadece kurban bayramında büyüklerimiz tarafından yapılmadığını acı ve üzüntü içerisinde fark edeceksiniz, devam edelim.

5 lira mı?!? Satıyorum, satıyorum, saaaat..

Arka sıradaki enayiden 8 lira geldi.. Evet, başka teklif yoksa satıyorum, satıyorum..Saaaat..

Evet, beyefendi erkekliğini ortaya koyarak hanımefendinin yeni sahibi oluyor.
Yani, sanırım senaryonun böyle işlemesi gerekiyordu. Öyle işlemediğini ve işlemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Günahkar58 oturum açtı. Sevap kisvesi altında ne güzel yalakalık yapıyor, takdire şayan.

Değinmek istediğim nokta aslında bu ve minvali erkeklerin, Erkek Egemenlik Hiyerarşisi içerisinde yer almak istememeleri veya sahip oldukları statüyü doğru kullanma eğilimine sahip olmamaları. Kırmızı Hap ile haşır neşir olan ve yeni başlayanların hatalarından biri Meriç, Sjw, Feminist, LGBT destekçisi herkesi alaşağı etme çabaları ve aynı çabayı hiyerarşik düzende basamak atlamak için göstermemeleri. Meriçlerin, Sjwlerin veya siz onlara ne diyorsanız, bu oğlan çocuklarının elinde kadınlarla arkadaş olmak ya da öyle davranmak dışında hiçbir silah yok!. Kadınlar onlara acıyor, kadınlar onlardan tiksiniyor ve onlar bunun farkında. Yinede umut fakirin ekmeğidir, bırakın öyle yaşasınlar.
Onları kendinize rakip olarak görmekten ve meriç oldukları için aşağılamaktan ya da eleştirmekten vazgeçin. Meriçleri ve Sjwleri ve türevlerini sevin. Belki elinde yeterince imkan olan ve eğer Kırmızı Haptan haberdar olsaydı, önünüze geçebilme ihtimali olan bir erkeğin sırf sosyal programlama ve öğrenilmiş çaresizlik ya da kendini pasifize ederek hiyerarşik düzende yer almayı kabul etmemesi sizin çaba sarf etmeden bir basamak daha atlamanız demek, çalışmadan elde edebileceğiniz en büyük başarı Meriçlerin varlığından kazanabileceğiniz statüdür. Siz, Kırmızı Hap ile tanışarak onlardan birkaç adım daha öne geçtiniz, peki bunu devam ettirmek için neyi bekliyorsunuz?

Blog içerisinde yazarlık yapan ve Kırmızı Hap ile ilgili pusula kabul ettiğiniz erkeklere bir bakın, hiçbirini maddi yetersizlik, duygusal yoksunluk, hiyerarşik düzene isyan içerisinde göremezsiniz. En önemlisi hiçbirini ÇALIŞMIYOR bir halde bulamazsınız. Daima meşgul, daima başında birden fazla iş olan, daima iş üstünde olduklarını fark etmişsinizdir.Çünkü başarı eşittir kadın, başarı eşittir saygı, başarı eşittir mutluluk.Ve başarıya ulaşmak için yapılması gereken; Çalışmak, çalışmak, çalışmak.

Single Instruction Single Data – Tek Komut Tek Veri Akışı

Baktık sizin değişeceğiniz yok, biz değişelim dedik. Sabaha karşı yapılan oylama doğrultusunda artık bilişim sektöründe devam etme kararı aldık. Haliyle bende bilişim teknolojileri ve programlama alanına dair araştırma yapmaya başladım birde ne göreyim?

Single Instruction Single Data, bir yerden tanıdık gelmiş olmalı. Tek komut tek veri akışı, peki ne demek bu?! Dante sahaya çıkar, sahada başına gelenleri anlatır, olmadı bir, iki felsefi aktarım yapar değil mi? Değil.

Blog içerisinde bulunan tüm yazıları bende sizler gibi evire çevire okudum, anlamadığım noktada SVBG ve Mahmut Abi’nin suyu çıkana dek sordum, öğrendim. Benim içinde pek yabancı bir kavram sayılmaz, dile kolay 19 yıl boyunca tek bir komut ve tek bir veri akışı ile sadece tek bir hedefe dayalı yaşamış ve en nihayetinde bu böyle olmaz demiştim.

Öncelikle Single Instruction Single Data ne demek bir bakalım.  Birim zamanda tek bir komutun, tek bir data işlemesi.

Biraz daha açayım; Bir komut işlenmeden, bir diğer komuta geçilememe hali. Deterministik hal. Ve komut bitirildikten ve data işlendikten sonra yine aynı eylemin tekrar etmesi durumu.

Bildiğiniz dilden konuşalım;

 

Ölümcül Oneitis Belirtisi

 

Sonra Bodrum,  amatör kulüp başkanlığı, alkol koması, parmak kesilmesi falan.

Interwieving Beach Girls(ONEitis)

 

Video boyunca görebileceğiniz üzere kadınlar ONEitisden müzdarip erkeklerle ilgili ezik, muhtaç, zavallı gibi düşüncelere hakim.

Peki o ezik, muhtaç, zavallıları hayatlarından defetmişler mi?

Elbette HAYIR!

Çünkü onaylanmaya ve ilgiye muhtaçlar. Çünkü blog içerisinde yazılan her yazının altına ” O kız, şu kız, bu kız, beriki kız ” diye yaldır yaldır cevap arayan sizler, o güzel atlara binip gitmek yerine o güzel atları tımarlamakla, ayaklarına batan çiviyi çıkarmakla, sakat kalan atları beslemekle meşgulsünüz.

At koşmuyorsa vurursunuz beyler. İyi bir jokey olmadığınız için değil atlara karşı beslediğiniz duygusal bağ yüzünden bu haldesiniz. Binemediğin atı, beslemeyeceksin.

Düşündümde bilişim teknolojileri yerine altılı ganyan tüyosu verebileceğimiz bir bloga evrilmek beni daha çok mutlu edecek.

Konuyu dağıtmadan usulca bitirelim ama önce ONEitis sizi nereye götürüyor bir bakalım.

Elbette Obsesif Kompulsif (Saplantılı Kişilik Bozukluğu)’ten muzdarip, zavallı bir birey olmaya. Kimdir Obsesif kişiler?

Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, bireyin çabalarına rağmen kurtulamadığı düşünce olarak tanımlanan obsesyon, bazı bireylerde kompulsif eylemler biçimine dönüşmüştür. Kompulsiyon bireyin eğilim ve isteğine uymayan istenmeyen düşüncelerin oluşturduğu bunalımların, etkisiyle sık sık tekrarlamak zorunda kaldığı tepki olarak tanımlanır. Bu kişiler genellikle etkin, ortalama düzeyin üstünde aydın, yüksek törel ölçüleri olan aşırı vicdanlı dürüst kişilerdir.

Aşırı vicdanlı, dürüst kişiler? Çok şükür vicdanım beni yapabileceklerimden alıkoymuyor ve kadınlarla ilgili herhangi bir noktada dürüst olmadığım yüzlerce konuyu ortaya dökebilirim. Devam ediyoruz;

Bu kişiliğe sahip olanlar son derece dakik kişilerdir. Cimrilik, inatçılık, aşırı düzenlilik, kuşkuculuk ve aşırı titizlikleri de vardır. Denetlemekten zevk alırlar. Kişiler arası ilişkilerinde esneklikten yoksundurlar. Kendilerini bir işe yada okumaya yöneltemezler.

Karar vermede güçlük çeker sorumluluktan kaçınırlar. Davranışlarında çifte standart görünür. Yaptıkları davranışlar arasında tekrarlı el yıkama, günlük elbiseleri yada diğer eşyaları üzerine birşey bulaşmışçasına yıkama, sayı sayma sayılabilir. Saplantılı zorlu düşüncelerin etkisi altında kalan kimi hastalar kişilik yapısıyla bağdaşmayan anlamsız, gereksiz, saçma davranışlarda bulunurlar. Bu arada çevredeki insanlara ve nesnelere zarar verebilirler.

Boşandığı eşini vuranların, ayrıldığı sevgilisini dövenlerin, sevişmek istemeyen manitasını parçalayanların ana problemi; ONEitis. Ben konuyu detaylandırırken, psikolojik bir veriyi kendi dünyamıza yani Kırmızı Hap’a uyarladım tutupta psikolojik derlemeler sıralamayın, lakin anlayabileceğiniz kadar basite indirgedim.

Single Instruction Single Data kavramını bulan Micheal Flynn’in Single Instruction Multiple Data kavramını bulduğunu biliyor muydunuz? Yani, cevap bizde değil sizde.

 

Saha Raporu Değerlendirme – Soru & Cevap –

Saha Raporu – Sıradaki Şarkı Tüm Evlilere Gelsin –

Sorular, cevaplar, yorumlar, eleştiriler doğrultusunda son saha raporunu değerlendirmek ve soruları cevaplandırmak istedim.

Evvela bir konuda anlaşalım. Kız tavlama, diyaloğu sekse götürme işi Kırmızı Hap öğretisi ardından tanıştığım bir konu değil. Birkaç Amerikalı girişimcinin “Pick Up Artist” adı altında yıllardır mahalle kültürünün dinamiklerinden biri olan manitacılığı teknik, taktik detaylarla süsleyip satması ve bunu cinsel gerilimi artırmaktan yana eksiklik yaşayan birçok erkeğin kapış kapış öğütmesi tam bir delilik. Manitacılık, seviyorsan git konuş abicilik ya da saf, temiz sevgi cümlelerinin bir isme ve bunca şaşaalı tekniğe malik olduğunu öğreneli 9 ay oluyor, evet. Lakin 25 yıllık yaşantımı, bir öğreti ile geçen 9 aya endeksli yürütmüyorum.

Ben 9 aydır kız tavlamıyorum, 9 aydır sevişmiyorum, cinsel dürtülerimi Kırmızı Hap tetiklemedi. Ben belli karakteristik özelliklere sahip bir varlıktım ve Kırmızı Hap törpülenmesi ya da sivrilmesi gereken yönlerimi açığa çıkarmamda bana yardımcı oldu.

Eleştirilere karşı daima saygı ve sevgi ile yaklaşmaya gayret gösteriyorum fakat bir konuyu unutmamanızı rica etmek durumundayım uzun bir süredir Kırmızı Hap ile ilgilenen, kadınlar  ve hatta erkekler hakkında yeterli hayat tecrübesine sahip Mahmut Abi ile SVBG’nin tutupta “Hayal gücün baya genişmiş kardeş, gel sen bizim çocuklara masal anlat” dediğini düşünür gibi bir haliniz var. Eleştirirken tüm koşulları göz önünde bulundurun, size doğru yolu ve yapılması gerekenleri anlatan bu iki insanın yanlış bir örnekle sizi başbaşa bırakması ve emek verdikleri sistemi kirletmeme müsade etmesi mümkün değil.

Gelelim sorulara ve yorumlara.

Kardeş kusura bakma da kadim meriç taktiklerini uygulamışsın.Karıyı öpmen veya birlikte olman bir şeyi değiştirmez.Ha seks yanına kar kalır ama karının kocası bir şekilde öğrenirse başın derde girebilir.Attığınız baş ürküttüğünüz kuşa değsin.

———————–

@ Şahsın bahsettiği nokta benim kadını dinlemem, birçoğunuzda olduğu gibi hatta bunu öngererek rapor içerisinde “Nice Guy etiketi yiyeceğim” demiştim.

Mahmut Abi önce şöyle demiş;

Şunlara meriçlik yazan arkadaşlar kız tavlamayı nasıl bir şey olarak düşünüyorlar? Dante burada meriç ise ben de mericim. Anlatın bakalım siz kızı saçından tutup itirazsız mağaranıza nasıl sürüklüyorsunuz. Biz de öğrenelim.

Ardından şöyle devam etmiş;

Hocam sikme ihtimali olmayan ve yörüngesinde haftalarca döndükleri kadını sürekli dinlemeye meriçlik denildi ya şimdi her dinlemeyi meriçlik sayacaklar.

Biri de demiyor ki Mahmut Abi 30% siz konuşun 70% o konuşsun diyordu bu abi de meriç değil mi? Dinleyeceksiniz tabii gençler ama dert babasına dönmeyeceksiniz. Kıza yardım etmeye kalkmayacaksınız.

Pozitif cinsel gerilim sadece sululukla yaratılmaz.

@ Bu konuyu çözdüğümüzü düşünüyorum. Bakış açınız çok, çok, çok dar.

———————–

Rogers says:
Benim bu tür konularda hazir cevapligim yok yani bir kadin bana git basimdan gibi seyler soyleyince hicbir bok yapamiyorum ve moral olarak dibe vuruyorum. Sen bunu yenmem için ne önerirsin yani hazircevap olabilmem için önerebilecegin bir kaynak var mi? Kitap gibi…
———————–
@ Hazır cevaplılık, beynin hızlı kullanımı ve fikirlerin süratle işlenmesine bağlı olarak çabuk düşünerek, etkileyici, düşündürücü ya da şaşırtıcı cevap verebilme becerisidir.
Tıpkı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aşağıda paylaşacağım hikayesinde olduğu gibi bir hazır cevaplılıktan bahsediyoruz.

İngiltere Kralı Edward da özel yatıyla İstanbul’a gelmişti. Atatürk, konuğunu Dolma bahçe Sarayı’nın rıhtımında karşıladı. Kral onuruna, akşam büyük bir şölen veriliyordu.

Ziyafet sofrasına hizmet eden garsonlardan biri, elinde getirdiği tepsiyle, ayağı halıya takılarak yere yuvarlandı.

Atatürk, Krala eğilerek şöyle dedi: “Majeste, Türk ulusuna her şeyi öğrettim, yalnız UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM!”

Etkileyici değil mi? Buradan bu büyük insanı saygı ve rahmet ile anmış olalım. Konumuza dönecek olursak bahsettiğin konuya dair aylar önce okuduğum (Beyin Gücü Dergisi)’nde gördüğüm egzersizi paylaşacağım.

1- Her gün gittiğiniz yolu, sabah uyandığınız müziği, oda ve büronuzun düzenini, birtakım rutin olarak yaptığınız şeyleri değiştirerek, beyninizi şaşırtın. Çalışmayan beyin hücrelerini çalışır hale getirirsek, 60 yaşında bile bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.

2- Her gün kendinize rastgele 15 kelime yazın. (Su aygırı, nar, fıskiye, kalem…)  Her birinden tek tek en az 6 kelimelik cümle kurun. Ardından bu 15 kelimenin her biri hakkında en az 1 dakika aralıksız ve akıcı konuşma yapmaya çalışın. Ardından bu 15 kelimeyi sırasıyla kullanarak saçma, ilginç, sıra dışı bir hikaye kurgulayın.

3- Bir hikayeye başlayın ve sonunu düşünmeden devam edin. Örneğin aklınıza ilk gelen cümleyi kurun. “Bir varmış bir yokmuş, uzak bir ülkede bir sincap yaşarmış…” gibi.

@ Şimdilik tavsiye edebileceğim egzersizler bunlar, bununla birlikte ben genellikle Stand-Up gösterileri izliyorum. Her ne kadar çok sevmesem de Tolga Çevik hazır cevap olmak konusunda esprili yaklaşımı benimsemek için güzel seçim.

———————–

Ben merak ediyorum dante, zihin yapın nasıl? Kinoları nasıl yaparsın? Neg atarken kendi beden dilin ve zihin rahatlığın nasıl? Kadın gibi hissettirmek nasıl olur?

———————–

@ Zihin yapımdan kastın nedir? Kadınlara karşı tutumundan bahsediyorsan hepsi varolması gereken ve varoluşları ile beni mutlu eden küçük canavarlar. Kadınlar gözümü korkutmuyor ya da onları her şeyi hak eden seks oyuncakları olarak görmüyorum. Yaratılışları ya da inançsızsanız bilimsel olarak tanımlamam gerekirse genetik kodlamalarında bulunan kusurları onları sevmemem için engel değil, aksine ben bu kusurları kendi lehime kullanmayı daha doğru buluyorum. Kino kısmına gelelim;  Konuşmalarımda, diyaloğa girişlerimde kendime on dakikalık bir üst limit belirledim. Kadının hafif meşrep-orta-rahibe gibi kavramlar dahilinde değerlendirilmesi mümkün hareketleri doğrultusunda Kinolarımı yönlendiririm. Bulunduğum çevre gereği kapalı, ilişkiden ve seksten uzak kadın yok. Genellikle diyaloğun 10. dakikası itibari ile  lise 3. sınıfa giden ilgi fukarası bir hatun simülasyonu oynarım. Bunu dedim diye gidip bir kızla tanışır, on dakika sonra hatunu avuçlarsan gelip bana sallama. İlişkilerinizde dozu tutturmak size kalmış, biz kalburüstü bilgileri paylaşırız karşınızdaki hatuna göre dozu artırmak veya düşürmek sizin işinizdir. Neg atarken hafif ve seyrek bir gülümseme ile karşımda bir çocuk olduğunu hayal ederek hareket ederim. Ben genellikle rahatımdır, o an özelinde bir rahatlık yok. Hayata bakış açım şu; Olursa olur, olmazsa olmaz. Kasmaya gerek yok. Kadın gibi hissettirmek, kadın gibi hissettirmektir. Buna dair çok derin örneklendirmeler yapmaya gerek var mı? Az sonra sevişeceğin hatunun saçlarını köpek okşar gibi okşayıp gel bakalım ufaklık demesi mi seni erkeksi hissettirir yoksa sen iki kolunu ve bacaklarını açmış boxer’ınla oturup, sigaranı tüttürürken kucağına oturup seni öpmeye başlaması mı? Anladın değil mi? Kadın olduğunu hatırlatmakta böyle bir şey. Özellikle problemli ilişkiden çıkan kadınlar, eski aşığı ona kadınsı hissettirmediği için şikayetçidir. Kadınsı hissetmemenin bir diğer çağrışımı ise kadının, erkeğini erkek olarak görememesi durumudur. Dengeyi sağladığın takdirde her şey kendiliğinden gelişecektir.

———————–

” Ona kadın olduğunu hissettirdim” bu cümlede uyguladıklarını biraz daha açabilir misin biz genç dimağlar için

———————–

@ Yukarıda belirttim aslında fakat aradığın detayı vermedim. Öküz gibi olmamak kaydıyla kadının kalçalarına bakmak ve kalçalarına baktığını hissettirmek dahi onun bir kadın olduğunu hatırlatmak için yeterlidir. Ben bu hatuna şunu yaptım. Gözlerinin içinden başlamak kaydıyla önce boynuna, ardından göğüs dekoltesine doğru hafifçe süzdüm ardından “Vücut dilime” ne yapıyorsun, o kadının harika bir parça olduğunu onu gözlerinle yiyerek anlatmana gerek yok tavrı sergiledim ve bunu o kadının anlamasını sağladım. Derinlemesine düşünürsen, ne demek istediğimi anlayacaksın.

———————–

Mahmut Abi says:

evli bir kadınla birlikte olmakta beis görmüyorum diyen kişi, aynı şekilde ileride başkasının kendi karısı ile birlikte olmasından ya da fırsat değerlendirmesinden beis görmüyorum da diyor. Dolaylı olarak dediği, benim gardım düştüğünde ve hatun hipergamisini kontrol edemediğinde, problem yok.

Ben yaparım başkası bana yapamaz ise komik bir düşünce. Senden daha yakışıklısı, zengini, eğitimlisi, kariyerlisi, kaslısı, vs … her zaman vardır.

———————-

@ Hayatımı bir kadının iradesine hapsetmeyeceğim konusunda kendi doğrularıma güveniyorum. Beni aldatmak isteyen kadın, aldatır. Bunun için benim yapabileceğim, eskimiş ilişkiyi yenisiyle değiştirmek. Bu söylediklerim ben yer, içer, sevişir, kıçımı döner yatarım ya da saha raporuna konu olduğu üzere hatunu çakallarla dolu bir mekanda bırakır giderim değil. Kırmızı Hap’ın vurguladığı erkek olurum, gardımı düşürmem. Gardım ilk düştüğünde (ki hayat şartları kime ne yapar bilinmez) beni boynuzlayan hatun için üzülmem, gerilmem yoluma devam ederim. Bu nedenle evli bir kadınla sevişmeyi, birlikte olmayı aykırı görmüyorum. Erkek dünyasının ticaret dünyasıyla eşdeğer olduğuna inanıyorum.

———————–

Selam Dante, oncelikle basarili bir rapor tebrik ederim. Ama bazi yerler yarim birakilmis gibi,
Kadin senin gitmeni istediginde shit sayip devam etmissin ama her devaminda siddet de artmis, peki bu arada kadinin vucut dili nasildi ve sen nasil bir davranis sergiledin?

———————–

@ Benim yazılarımın geneli kopuk. Sahaya çıkması güzel fakat yaşadıklarını aktarması çok sıkıcı. Yinede elimden geldiğince odaklanmaya çalışıyorum. Soruya gelecek olursak; Evli ve az evvel çatır çatır tartışmış bir kadının shit testleri artırmasının gayet doğal olduğunun bilincinde olarak hareket ettiğimden ve olmama halinde bekar ve daha müsait hatunlarla vakit geçirme ihtimalini düşündüğümden ruh halim, vücut dilim “15 yaşında bir delikanlıya” – Kimler gelir, kimler geçer delikanlı. Üzme tatlı canını – diyen amcadan halliceydi. Yaşadıklarının farkındayım ama şu an yaşayacağımız seksin sertliğine odaklan, siktir et kocanı gibi bir hal düşün.

————————

Kardeş bura alfa sitesi yanlış yerdesin.29 30 yas kadin icin tehlikeye bak aq. Dante yazını okurken lisede zevkine dayak attigim çocukları hatırladım. 30 yaşındaki teyze seni sıkmış kullanıp atmış kocasına kizginligindan. Tıpkı prezervatif gibi.

Mahmut abi çok fazla kadın üzerine yazı var. Şu erkek adam nasıl olunur ne yapar,bir erkek için hayatin amacı , başarmak , dünyayı gezmek vs. Bu tur erkek üzerine yazılar cogalmalidir bence.

———————–

@ Üsluba ayrı, fikre ayrı, sana ayrı.  Evvela alfa sitesi nedir ya? Biz alfa falan üretmiyoruz arkadaşlar bunu bir defa unutun. Bir topluluğa ait fikirleri sizlerle paylaşıyoruz. Onu bir geçin öncelikle. Haydi bana yazdığın kısmı es geçelim. Kadının kullanması falan (Ki şöyle birkaç hatunun seni kullanması için takla atmazsan Taksim’de tanga giyer dolaşırım) ikinci kısma odaklanalım.

Erkeğin özellikle burada dolanan erkeklerin yakıtı kadın, sıyrılın şu elitist tavrınızdan. Saha raporlarına yeri geliyor yüzden fazla görüş gelirken, alelade bir felsefi ya da hayata dair farklı konulara gelen bildirim sayısı benim gördüğüm en fazla elli. Varsayalım odak nokta kadınlar değil kendimiz. Mahmut Abinin sana yeni bir hayat standartı, maceraperest birkaç öneri sunması çok saçma değil mi? Erkek olmanın tanımını, hayatınıza yeni bir standart oturtmayı siz bilmeyecek kadar sığ mısınız? Maddi ve Ailevi ve Manevi konularda sınırlarını bul, sınırlarında problem varsa genişlet ve yeni bir dünya yarat kendine. Bunun için bizim yazı yazmamıza ya da senin okumana gerek yok. Bu sende bitiyor, bizde değil.

———————–

Dante senin yazılarını seviyorum ama burada henüz boşanmamış evli bir hatunla olarak büyük bir sistemsel hata islemişsin.

senin yerinde Yargıtay’dan 9 tane hırsızlık ve adam yaralamadan dosyası olan biri olsaydı o da aynı şekilde hareket ederdi.
sonunu hiç düşünmeden

———————–

@ Sen evlendiğin kadını gecenin bir yarısı sırf tartıştığın ve nedeni onu aldatman olduğu halde bilmediğin bir ortamda sap gibi bırakırsan, yürürüm. Konu kilit. Yemişim sistemi, saygıyı, değeri.

Benim yerimde gözlüklü, saçlarını sağa doğru tarayan, gömlek-süveter-kumaş pantolon kombinli inek modeli olsaydı hatunla ilgili türlü ıslak rüyalar görürdü, beni ondan ayıran ve bir mahkumla eşdeğer görmeni sağlayan onun hayal kurması, benimse hayallerimi gerçekleştirmek konusundaki kararlılığım.

———————–

Tamam Dante seni severiz, iyisin hoşsun djlik yaptığın ortamlarda açtığın setleri saha raporu diye yutturuyorsun ona da eyvallah da bu yazı bu site için fazla “duygusal” olmuş.

Saatlerce kadının derdini dinlemelere deginmiyorum bile. Yani burayı baştan sona okuyup da bu saha raporuna gelen adam; “e bu ne simdi? Ben bunları zaten yapıyordum!?” Gibi bir tepki verebilir ki haklı da.

———————–

@ Sabah koşusu, Tinder saha raporu ve birden fazla komfor alanım dışında raporum mevcut. Hani yutturuyorsun falan, gereksiz. Bunu senden ikinci okuyuşum, ben şahsen bir adama inanmıyorsam ya da yılanladığını düşünüyorsam uzak dururum, okumam, ilgi alanım içerisinde bulundurmam bu konuda anlaşalım. Mantıklı ve yorumlanabilir kısma gelirsek. Mahmut Abi 30-70 kuralından bahsetmiş. Telefon görüşmesi herkeste şöyle bir algı oluşturmuş sanırım; Kadın kocasından bahsetti, ben dinledim. Ben o telefon konuşması boyunca hatunla ilgili aldığım bilgiler ışığında hatunla sevişmenin kapısını açtım. Tüm siteyi hatmedip benim sıradan saha raporumda çuvallayacak adamlara tavsiyem gitsinler baştan okusunlar.

———————–

Mahmut Abi ciddi bir sıkıntım sorunum var. Öncelikle kırmızı hapı yutmuş sindirmiş öncesinde de Pua olan birisiyim set açma sayım 300 ü geçmiştir.

Üniversite de ilk günüm hazırlık sınıfı 20 kişilik çoğu da kız. Kendimi biraz tarif edicem 190 boyundayım takıntılı derece de modaya dikkat eder üstüme yakışanı giyer bir ayakkabı aldığımda vans gibi tahmini giyme süremi 3 yıl belirler akşamları ayakkabı mı temizler hergün farklı giyinir spor yapar beslenmeme pür dikkat eder ve uyku düzenimi sağlarım disiplin=özgürlük nokta. Sınıfa ilk girdiğim de sınıfı süzdüm benden daha değerli bir erkek yok bir kızı gördüm o kızı arkadaş mı yapıcam sikicem mi 2 snye de karar verdim. Kalan tüm kızları friendzone a attım. Ama burası önemli ben attım bunu da belirttim kanka, ortak vs diyerek sürekli o kızlarla dolaşarak bana bir şeyler yaparak kendime değer kattırdım. Kızlar benim için çabalıyor gittiğim yere geliyorlar ve DHVm zirvede ama bir kız var hiç umursamıyor beni. hiç etkilenmedi sıfır yani sıfır ya. Beden dilini okuyorum bana karşı ilgisi sıfır gittim bu kızın en yakın arkadaşını bile etkiledim çekici geleyim diye hatta en yakın arkadaşından birkaç tane de İli aldım ama bu kız da hiçbir şey yok ben ömrümde böyle bir kız görmedim yani, akşam saat 7 de başka bir kızla date im var ama ben sınıfımdaki kız gibisini görmedim yok oynadığım en iyi oyunu oynadım, en iyi rolü, en iyi içtenliği en iyi sosyal statüyü gösterdim. Sınıfın en yüksek değerdeki erkeği benim bütün kızlar benden hoşlanıyor benimle takılıyor ve bana değer katıp İlgi işareti verirken bir bu vermiyor yok yani kız içine kapanık eyvallah ta kızın yanına oturuyorum ertesi gün yerini değiştiriyor en iyi arkadaşını etkiliyorum tık yok dedim ki eğer sosyal statün zirvedeyse diğer kızlar senden hoşlanır ama bu kız da işlemiyor bu en sonunda sabrım taştı yanımdaki uyduyu aldım ve bugün birlikte yemek yiyelim dedim amınakoyim kız konuşmuyor en çok ekmeğini yediğim Pick up taktiklerini yaptım gizem oluşturdum kıza kendisini kanıtlaması için neg attım vücudu üzerinden ilginç şeyler söyledim yok yine pes etmedim tam vazgeçicem yine denedim yemek yedik çıkarken dedim çimlere oturalım konuşalım bu sefer de diğer kızın tuvaleti varmış şimdi ikisi de tuvalete girdi. Kız benden uzaklaşıyor nedense ve vücut dilimde bu arada çok iyi bütün dominantlığı kontral edercesine oturttum ses tonum keza öyle ukalalık da dozunda var ama anlamadım ben yani bugün telefonda konuşurken duydum sevgilisi varmış yine de bu önemli bir nokta değil benden etkilenmesi lazımdı evet havuz var evet tüm kızlar sana uymaz ama benim korkularım her zaman arzularımdan daha büyük arzularımı gerçekleştiremeyeceksem niye vücut geliştireyim niye pick up yapayım?

———————–

@ 300 tane set açmış adam evvela şunu bilir; Her kadınla sevişemezsin. Bunu 300 set açmaya bağlıyor olmaktan utanıyorum, bunu herkes biliyor aslında. 300 tane set açmış adamın kendini kadınla dolu bir sınıfta potansiyel tüm fuckbuddy ve onslardan koruyup, tek bir hatuna odakladığı nerede görülmüş? Bilerek ve isteyerek friendzone, sonuç; “Ben istedim de oldu” – O kız içinden demez mi? ” Lan bu keko tüm kızlarla arkadaş, ben ne diye vereyim buna ” Topuğuna sıkmışsın, o ayrı. Modaya aşırı ilgi dediğin bir ayakkabıyı üç sene giymekse eğer o moda falan değil baya har vurup harman savurmak, ana-baba parasıyla şekil çizmek, görgüsüzlük. 5 yıldır her Ekim-Mayıs ayları arasında askeriyeden getirdiğim postalları giyerim. 4 yıl önce Diesel Outletten aldığım 3 pantolonu her ay farklı yerine yama yaparak, yırtıksa yamalarla değilse kendi imkanlarımla yırtıklar yaparak giyerim. Pantolonlara toplam ödediğim tutar 1500 lira, 4 yıldırda alışveriş düşünmem. Yani modaya düşkünlük değil senin yaptığın. PUA falan demişsin ama geçelim o hikayeyi. Çatır çatır Mavi Haplısın, Allah sabrını da verir.

———————–

Sorulan sorulara, yorumlara, görüşlere ve eleştirilere kendi bildiğim doğrularla cevaplar sundum. 3-4 raporda bir tekrarlamayı düşünüyorum. Umarım faydalı olur, hepinize teşekkürler.

Keyifli okumalar.

Saha Raporu – Sıradaki Şarkı Tüm Evlilere Gelsin –

Tabak Çevirme İle İlgili Yanlış Anlamalar

– Üzgünüm, birtanesi kartanesini seçip, filmlerdeki gibi onun için doğru çabayı gösterip onun kalbini çalma gibi inanmayı canıgönülden istediğiniz çocuk masallarının gerçek dünyada üç kuruş değeri yok. Onlara hala inanmak istiyorsanız, hala erkek değil çocuk olduğunuzdan, önce büyümeye bakmanızı tavsiye ederim. Dikkat edin, inanmak istiyorsanız dedim, inanıyorsanız demedim. Çoğu okur artık bunların masal olduğunun artık farkında ama bu gerçek onlara acı veriyor, bu nedenle inanmak istiyorlar. Bu acının nedeni çocuk olmanız hala, ilk hedef almanız gereken problem de bu. –

Okumaktan asla sıkılmayacağım yazılardan biri, blogun en iyilerinden. Bir kız, şu kız, o kız, berideki kız. Tek bir kadını kapsayan tüm sorularınız sizi günümüzün Simo Häyhä ‘si yapmaya doğru koşar adım götürüyor, bu tehlikeli beyefendi ile aranızdaki tek fark siz namluyu tek bir hedefe doğrulttuğunuzu sanırken, aslında kendi kafanıza sıktığınız.

Twitter üzerinden aldığım bazı soruları yanıtlarken, bir soruya takıldım.

Şöyle diyor; ” Kırmızı Hap bize ne yapmaya çalışıyor? ”

Kırmızı hap seni tekli atış modundan, seri atış moduna geçiriyor. Elindeki Kanası alıyor, M4A1 veriyor nasıl ama?

Bu saha raporunda kendimle ilgili fark ettiğim ve bir süredir cevabını aradığım bir sorun üzerinde ilerleme kaydettiğimi gördüm. Bildiğiniz üzere tek gecelik ilişkilerde ne kadar başarılı isem, tabak çevirmek hususunda bir o kadar başarısızdım. Mahmut Abi ve Sonsuzluk ile konuyu enine boyuna tartıştık ve onların mantıklı cevapları ile sorunun kökenine indim. Evet, parti kızları sığınaklarından çıkabilir artık iki tabak sahibiyim. Yalnız küçük bir problemimiz var; Tabaklardan biri evli.

Bu durum beni metres yapıyor mu? Öncelikle bu konuyu küçük bir oturum ile halletmek istiyorum. – Sanırım evet.

Olayların gelişim sürecini özetleyeceğim, uzun bir yazı olmayacak, saha raporu olarak adlandırmış olsam da, daha çok bir durum değerlendirmesi diyelim.

Yaklaşık iki haftadır şehrin şaşaalı semtlerinden birinde pek tutulmayan fakat ortamını sevdiğim bir mekanda haftanın iki gecesi üçer saatliğine çalıyorum.

Kitleyi özetlemek gerekirse; 25 yaş ve üzeri, evli-dul-nadiren bekar ve problemli çiftler. 25 yaş altı grubu oluşturan genelde çalışanlar ve tabaklarımdan birini içinde bulunduran sahne ekibi. O hatunla ilgili bir rapor ayrıca yazacağım fakat önceliğim ikinci tabağım olan 29 yaşında, sorunlu bir evliliğe sahip, hızlı ve atik hatun.

Evli bir kadınla birlikte olmakta beis görmüyorum. Aksine fırsatları değerlendirmemenin daha büyük problem olduğu konusunda ikna olmuş durumdayım.

Gelelim tanışma ve bahsi geçen hatunun tabak olma sürecine.

Gece yarısını geçtikten sonra arkadaşlarla birlikte mekana giriş yaptım. Beşerli bir grup, üç çift ve sanırım doğum günü kutlaması gibi bir sebeple mekanda bulunan üç arkadaş dışında ortam pek hareketli değildi. Sohbet, muhabbet derken arkadaşların ısrarı ile birkaç kadeh bir şeyler içtim bu esnada elimi yüzümü yıkamak için lavaboya yöneldiğim esnada oturduğum yerden dört sıra kadar uzakta karşılıklı sohbet eden çiftin kadını hiddetli bir şekilde konuşuyor, elindeki bardağı ultimatom verecek şekilde masaya tatlı-sert vuruyor ve hepimizin bildiği “Ağlama” rolü ile görevini yerine getiriyordu. Bir an karşısındaki erkek için üzüldüm fakat hatun oldukça albenili, HB 7,5-8 civarıydı. Geçerken gayri ihtiyari gözünün içine ve herhangi bir ihtimale karşı sol eline doğru baktım fakat ne göz göze geldik, ne de yüzük takıp takmadığını görebildim sanırım bu artık bir refleks oldu.

İşimi hallettikten sonra tekrar arkadaşlarımın yanına yönelirken, hatunun tek başına oturduğunu fark ettim. Terk edilmiş olabileceğini ya da yanındaki adamın bir şeyler almak için bara yöneldiğini kafamdan geçirdim fakat mekanda o saatlerde iki garson çalışıyordu, yinede bara doğru bir göz attım bar kısmında çalışanlar dışında kimseyi göremedim. Lavaboda da biriyle karşılaşmadığımdan, hatunun terk edilme ihtimali kuvvetlenmişti. Yinede hatuna yaklaşmak oldukça riskliydi fakat bunun için birden çok kılıf uydurmuştum bile.

Mekan çalışanı olduğumu söyleyebilirdim, lavaboyu soruyor olabilirdim, mekana yeni geldiğimi ve barın nerede olduğunu soruyor olabilirdim ve türlü bahaneler. Kimsenin benden şüphelenmeyeceğine artık eminim.

Risk aldım ve hatuna doğru yöneldim.

Hala sinirli, ağlamaklı ve sanırım genetiğinden kaynaklı ters ve soğuk bir kadındı. Bahane yok, bir kez karar verdim ve şansımı deneyecektim.

” Bir saate kadar sahnede olacağım, senin için bir parça çalmamı ister misin?

– Hayır, sadece rahat bırakman yeterli.

” Bende birkaç kez terk edildim, başlarda sinirden ne yapacağını şaşırıyorsun fakat birkaç saat sonra inanılmaz bir rahatlama geliyor, birkaç ağlama krizi derken alışıyorsun ”

– Gidecek misin artık? Şikayet mi edeyim illa?!?

” Elbette gideceğim, beyefendi gibi bende gideceğim ama şimdi değil ”

– Hasta mısın sen, belamı arıyorsun gerizekalı?!?

” Hayır, çalıştığım mekanda iç huzuru sağlamakla görevliyim ayrılmış çiftleri teselli etmek için yüklü miktarda para alıyorum ”

– Ben sana yüz lira vereyim, rahat bırak. Cidden güvenliği çağıracağım.

” ikiyüz liraya anlaşalım, yok veremem diyorsan şimdi anlatmaya başlasan, sabaha kadar sürer ”

– Gaspçı mısın sen? Anlatırsam gidecek misin!?

” Patron sadece dert dinle, teselli kısmı ekstraya girer dedi ”

– Kocam o benim, beni aldattığını öğrendim. Böyle güzel bir gecede yüzüne vurmak istedim, vurdum. İlişkisinin hala devam ettiğine eminim, yalan söylüyor biliyorum. Hala inkar ediyor, tek gecelik bir şeydi deyip geçiştiriyor.

” Konu beni aşar ama baya sağlam boşanma avukatları tanıyorum, tek celse, kılçıksız ”

– Bu hizmetide mi mekan sunuyor yoksa bu senin işgüzarlığın mı?

” Bu tamamen benim sunduğum bir hizmet, ha avukatım var dersen geceyi içerek geçiririz sonra evine gidersin ”

– Evliyim ben, birazdan ya o gelir ya da ben eve giderim.

” Evli olduğun konusunda tamamız, o kısmı tekrar etmene gerek yok. Hem ben eli kimsenin eline değmemiş bir hatun arıyorum ”

-Kaldıysa kardeşime bulalım bir tane.

” Bulursam haber ederim, bir daha gelir misin buralara? ”

– Boşandıktan sonra belki, gerçi boşanır mıyım, boşanmaz mıyım?!? Muamma.

” O halde numaranı alıyorum, ilerleyen günlerde paslaşıyoruz. ”

(Dur, olmaz diyene kadar aldım telefonu aradım kendimi “Bunu bir önceki saha raporunda da yapmıştım, ben genelde yaz numaramı, çaldır beni kısmından hoşlanmıyorum” telefon kocasının arama ihtimaline karşı masanın üzerinde duruyordu sanırım)

– Artık gidecek misin? Olurda gelirse kötü bir pozisyonda kalmak istemiyorum.

” Pekala gidiyorum, yarın ararım seni ”

-Neyi arıyorsun ya, arama ne araması?! Vallahi karakola giderim sapık mısın nesin?!

” Evet, sapığım. Mekan mekan gezip ayrılan çiftleri kovalıyorum. Kadın yalnız kaldığında hemen masaya çöküp bir ilişki başlatıyorum ”

– Beni arama, ben istersem seni ararım.

” Olabilir, bende istersem seni ararım ”

– Of bela mısın nesin defol git, tamam arayacağım tamam, git.

 

Bundan sonraki süreçte bir, iki gün kadar ne mesaj attım, ne aradım. Açıkçası abartmak ve başıma bela almakta istemiyordum, ben o gece yapmak istediğimi yaptım ve bir denemede bulundum. Eğer olursa beni arayacak ve kocasıyla ilgili yaşadığı problemleri ya da benimle vakit geçirmek istediğini söyleyecekti. Bir gün daha derken saat öğlen 3 civarı bir mesaj aldım.

– Bugün mekanda mısın? Arkadaşlarla geleceğiz, merak etme seni dövdürtmeyeceğim.

” Siz gidin, belki gelirim ”

 

(Neden bu cevabı verdiğimi herkes biliyor değil mi? Kocasıyla barışmış ve o geceyi anlatma ihtiyacı duymuş olabilir ve bu benim problem yaşamam demektir. Belki bir, iki kişiyle başa çıkabilirim fakat kadının kardeşi olduğu detayı, enişte beyin tek gelmeme ihtimali ile kendimi kollama ihtiyacı hissettim)

Seni dövdürtmeyeceğim ne demek ayrıca? Neden bunu belirtme ihtiyacı duyar bir kadın?

Velhasıl mekana birkaç saat önce gittim ve tenha bir köşede beklemeye koyuldum. Hatun hakikaten arkadaşlarıyla geldi, üç kişilerdi. Kendisi ve HB 9 iki arkadaşı. Bir saat kadar bekledikten sonra masaya doğru yaklaştım ve;

 

” Hoşgeldiniz biralarınızı tazeleyeyim mi? ”

– Belki gelirmiş, geleceksin tabi. Kızlar arkadaşım Dante, mekanda DJ’lik yapıyor yalnız baya çapkın dikkat edin.

(Şuraya bir not düşeyim ve Mahmut Abi’nin tecrübelerini rica edeyim; Evli bir kadın beni nasıl oluyorda arkadaşları ile bu denli rahat tanıştırabiliyor?)

” Hiçte bile ben dj değilim arkadaşlar, üçyüz metre ilerideki camiinin imamlığını yapıyorum. Çapkında değilim, hatta hiç sevgilim olmadı. ”

(Gülüşmeler)

derken yaklaşık bir saat kadar muhabbetin ardından bir bahane ileri sürerek yanlarından ayrıldım ve eve geçtim. Duş, yemek falan derken telefonuma bir mesaj geldi.

– Bu gece için teşekkür ederim, kendimi uzun zaman sonra rahat ve huzurlu hissettim.

(Neden kadın böyle hissetti, ne konuştun diyecek olursanız; Ona kadın olduğunu hissettirdim, kinoları sıklıkla uyguladım fakat asla sekse çağırır bir tavır sergilemedim. Aksine ona işi bilen fakat sınırlarını koruyan bir genç olarak yaklaştım)

Mesaja cevap vermedim. Açıkçası Mahmut Abi’nin evli kadınla birlikte olmayı yanlış bulması bugün raporu yazarken dahi zihnimin bir köşesinde yankılanıyor.

Ertesi gün bir mesaj daha aldım.

– Canım çok sıkkın, arayabilir miyim?

” Pek müsait değilim, yarım saate kadar seni arayacağım ”

Çünkü düşünmem gerek, planlı hareket etmezsem başıma iş alabilirim. Cinayete kurban gitmek istemiyorum.

Derken aradım ve biraz dert dinlemek zorunda kaldım. Bu esnada boşanma işlemlerinin başlayacağını, avukat tutulduğunu ve eşinin baya baya diğer hatunla gezip tozduğunu öğrendim. İyide nasıl?! Baya üzerinde düşündüm ne yalan söyleyeyim. Hatunun geçiş sürecini atlatacağı erkek olma ihtimalimden tutun, ilişkinin tekrar toparlanıp kapı önüne konulmama kadar her şeyi düşündüm fakat bir konuya odaklandım. Kötü ihtimal – tek gecelik ilişki – (Çünkü kadın psikolojik buhranda) İyi ihtimal – Çevrilecek bir tabak. (Çünkü kadın terk edilmeyi hazmedemediği için psikolojik buhranda) velhasıl muhabbet sohbet, dert dinleme faslını atlatmam ile birkaç gün sonrası için kahve içmek ve daha yakınlaşmak maksadıyla sözleşildi. Aslında olay kahve içmekten ibaret gözükse dahi, bunun anlamının iki tarafında duyduğu çekimin adlandırılmasıydı.

Buluşma gününe dek kimse konuşmadı. Ne mesaj, ne arama. Buluşma günü akşam üzerine doğru sabırsızlanmaya başlamışken; – Unutmadın değil mi? Saat 17:00’da XXX Avm’de. Ama çok kalamayacağım.

” Hatırlattığın iyi oldu, başka birine söz vermedim şansına 🙂 ”

Buluştuk. Daha rahattım, o da öyle. Ayrıldıktan sonra yapmak istediklerini söylüyordu, ikili arasındaki sürecin baya büyük bir geçmişi vardı. 4 yıllık bir evliliğin yaklaşık 2 yılını bu ve benzeri problemlerle geçirdiğinden bahsetti. “Çokta umurumdaydı” yinede dinledim, aslında bu zihniyeti pek sevdiğim söylenemez bana sadaka seksi gibi geliyor. “Nice Guy” etiketi gibi düşünebiliriz.

Konuşma gözlerinin yaşarması ile devam etti, doğru anın bu olduğunu düşünebilirsiniz fakat değil. Bir kadın duygusal girdaba girmişken ona asla yatırımda bulunmayın. Size ilerleyen günlerde şöyle diyecektir; ” O an boşluktaydım, hepsi bu”

Evet, bu engele takılmamak için onun kendini en güçlü hissettiği anı beklemeliydim. Bekleyemeyeceksem onu güçlü hissettirmeliydim. Sohbet istediğim gibi gelişiyordu ve ardından benim için doğru anın geldiğini vurgulayan şu sözleri duydum –  Hepsinin üstesinden gelebilirim, hayatım boyunca birçok problem atlattım bunuda atlatacağım –

” Atlatacağına eminim, seni gördüğüm ilk andan bu yana güçlü bir kadın olduğun konusunda ikna olmuş durumdayım ” dedim ve ona hafifçe yaklaştım, burun burunaydık ve onun kokusunu içime çektikten sonra ” Seni öpmek istiyorum ” dedim.

İstiyorum! fakat bunu yapmayacak kadar kendi üzerimde hakimiyet sahibiyim. O an onu öpmedim ve yakınlaşmamız sona erdiğinde yüzünde aptal bir mutluluk belirdi. Şans ona gülmüştü ve kendisini bunca zaman boynuzlayan kocasından sonra (Beyefendiye üzülmüştüm ben değil mi?! Bazen cidden çok temiz düşünceli oluyorum)

Ona değer veren birini bulmuştu.Ya da öyle sanıyordu. Öpüşmemiz ikimizde evlerimize gitmeden önce bir veda busesi olarak meydana gelmişti. Kafede onu öpmemek oldukça akıl kârıydı, seçen bendim seçilen ise o. Artık bir tabak sahibiydim, bir süredir flört hali devam ediyor. İmkan buldukça günaydın, iyi geceler gibi kısa ve ilgi belirten mesajlar alıyorum.

Haftaiçi ailesinin yanına gitmek üzere hazırlık yaptığını ve belirlenen tarihten bir gün önce evden ayrılacağını belirtti, bunun ne anlama geldiğini ve neden bana söylendiğini tahmin etmişsinizdir.  Seks is kaming?!?

Evet, kurallara aykırı hatta belki nice guy olarak dahi damgalanabileceğim bir raporun böylelikle sonuna geldik.

Yorumlarınızı merakla bekliyorum, şimdiden iyi – kötü tüm fikir ve düşünceleriniz için teşekkür ederim.

 

 

Metroda Bacaklarını Açanlara Çamaşır Suyu Dökmek

metroda bacaklarını açanlara çamaşır suyu dökmek

İnsanlar, metroda bacaklarını açarak oturan(*) erkeklerin kasıklarına çamaşır suyu döken Rus feminist haberinin linkini bana atıp duruyorlar.

Öncelikle, kadının bunu videoya aldırmasından ve erkeklerin nihai tepkilerini asla görmediğimizden dolayı, bunun koordine bir çalışma olduğu aşikâr.

Bazılarıysa, kadının troll olduğunu ve olayın da feminist bir mesaj vermek için kurgulandığını söylüyor. Bu adamlar sinirlendiklerinde neler olduğunu göremiyoruz ama kadın eğer bunu New York metrosunda yapsaydı ilk denemesinde birkaç dişini kaybederdi.

Buna rağmen, bir erkeğin bacaklarını açarak oturma tandansını kadınlar neden kendilerine yapılmış bir “hakaret” olarak algılıyorlar bu kadar acaba?

Bu erkeklerin çoğu başkalarının kişisel alanını işgal etmiyorlar, bazıları sadece tek başına oturuyor ve üstelik tren dolu bile değil.

Bu şekilde oturup “bencilce yer işgal ettikleri için” sadece erkeklerin birer dallama olduğu savı bence bir saçmalık. Özellikle de, çantalarını ve alışveriş torbalarını 2-3 koltuğa yayarak oturan kadınları sürekli görüyorsanız. Öyleyse, bacaklarını açarak oturan erkekler konusu da neyin nesi böyle?

Cevap basit; kadınlar beta olarak algıladıkları fakat alfa vücut dili sergileyen erkekleri küçümserler. Bacaklarını açarak oturmak erkeklere has bir davranıştır. Kadınların bilinçaltı bunu seksüel fırsat sunan bir erkek davranışı olarak algılar, fakat altbeyinleri ise buna hipergami filtresini uygular.

Kadın için, beta olduğunu bildiği fakat kendini alfa olarak onaylatmaya çalışan bir erkek kadar aşağılayıcı bir şey yoktur. Bu, kadının limbik zihninde kökleri çok derine dayanan bir buyruktur; çünkü bu davranış sahte bir görünüşe dayanarak kendisiyle çiftleşme teşebbüsü olarak algılanır.

Evrimsel geçmişimizde, kadının hipergamik filtresini kandıran bir erkekten hamile kalması kadar kadının hayatını zarara uğratan bir şey olamazdı: Kendini alfa olarak tanıtan fakat kadını hamile bıraktıktan sonra beta olduğu meydana çıkan bir erkek.

Kadınların hipergamik filtreleri sahte alfaları ayırt edecek hassaslıkta evrimleşmiş olmalıydı ve bu üreme stratejisini benimseyen her şarlatan aslında kadının hayatını mahvetmeye teşebbüs ettiği için en kötü cezayı hak edecekti. Sahte alfalar, kadınlar için birer varoluşsal korku haline geleceklerdi.

Basit anlatımıyla, kadının kendi seksüel stratejisini kandırmak beta bir erkeğin hilekar fakat akıllıca bir stratejisidir. Çocuk büyütmek hayat boyu devam eden bir beklenti olduğu için bu aslında kadının hayatına yapılan bir saldırıdır. Erkek, kadının hipergamik tercihlerini kontrol altına almaya cüret etmektedir.

David Beckham manspreading
“-Kızlar, David Beckham’a da çamaşır suyu dökecek miydik?”

Böylece, bir Rus metrosunda 2018’e ileri sardığımızda, bacaklarını açtığı için erkeğin kasıklarına çamaşır suyu döken bir kadın görürüz. Kadın, erkeğin genital bölgesini bu şekilde sergilemesinden rahatsızlık duyar ama bunun nedenini tam olarak size açıklayamaz.

Fakat aslında ilkel altbeyni, bilinçsizce bacaklarını açan beta erkeği, kendine ve hemcinslerine alfa olarak yutturmaya çalıştığı için, lakayt bir tavırla cezalandırmaktadır.

(*)manspreading: erkeğin bacaklarını açarak oturmasına yabancı ülkelerde feministlerin taktığı isim.
__
çeviri: Yin
Rollo Tomassi

Mavi haplıya sıkıcılık görünen sikicilik

Okur Rene şöyle bir yorum bırakmış :

Altta verdiğim yazı hakkında bir yazı yazılabilir. Maskülenlik ve sıkıcılık arasında ki fark nasıl ayarlanır?
O çizginin neresinde olmamız gerekli?

Yazıdan kısa bir alıntı bırakıyorum.

“Şimdi kafamda 2 düşünce var. Ya bize erkeksi gelen hareketler kadınlara erkeksi gelmiyo. Ya da kadınların maskülenite dışında ilgisini çeken başka şeyler var.

http://baycentilmen.com/kadinlar/günümüz-erkeksiliğinin-sıkıcılığı/

Rene burada klasik mavi haplı zihniyeti ile kırmızı hap yazan bir siteye gelip mavi haplı bir ideale (kadınlara göre kendimizi nasıl ayarlayacağımız) çözüm arıyor.

Bir yazıyı okumadan yorum yapmayı entellektüel tembellik sayarım ama linkteki yazının sadece başını okudum ve bana yetti (abi tam okusaydın, adam kinaye yapmış diyorsanız bir bakarım)

Bu adamın erkeksi olmadığını düşünen yoktur herhalde. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Gel gelelim bugüne kadar bir çok kadınla iletişim kurmama rağmen hiçbir zaman bir kadının Jason Statham’a olan hayranlığını dile getirdiğini duymadım. Sanırım bir kere duymuştum. O da 30 lu yaşlarda evli bir kadındı.

Tek paragraftaki faüllere bakalım.

1) Kadınların söylediklerine bakarak kadınları anlamaya çalışan ve daha da kötüsü başka erkeklere tavsiye veren mavi haplı. Buraya kadarı mor bile değil. Bunları dinleyecek genç adamlara da Allah yardım etsin.

2) Verdiği örnek Jason Motherfucking Statham. Daha önce yazmıştık.

50 yaşına geldiğinizde şu aşağıdaki abi gibi mi olmak istemez misiniz? Maskülen sikici pardon sıkıcı abimizi yeni yetme veya 20lik ilgi orospuları değil de duvar sonrası hatunlar beğeniyormuş. Bu abinin sıkıcı olmadığına eminim de kendinden 20 yaş hatunlara çekici gelen bir başka tarafını söyleyeyim : kadınların ne dediğine bakıp da kendi maskülenitesini onlara göre ayarlamamak, ilişkileri beta ip cambazlığı sanmamak.

Bonus : Çocukluğumuzun ve ilk gençliğimizin maskülen apex alfa idolü, gençliğinde Monicca Belluci’yi götüren Vincent Cassel ve 21 yaşındaki karısı. Cassel’i sevgilisi ile evlendiği için mavi hap tarafına doğru buluyorum ama adam sikici maskülenitenin yeryüzü sembollerinden biri. Alfa oğlu alfa. Onu da ben hiçbir zaman kadınların ağzından düşmeyen biri gibi duymadım ama kim takar!

O nedenler Mr. Rene, linkini verdiğin yazarın dediği gibi peacocking (tavus kuşu) yapabilirsin ki eski bir PUA tekniğidir. Ama takım elbiseli, sade görünümlü alfalara teenage kızlar gibi sıkıcı dersen resmin önemli bir kısmını kaçırırsın.

O çizginin neresinde olmamız gerekli?

-mamız gerekir soruları buraya çok geliyor. Soran saf saf cevap bekliyor ama sorun bu dengeyi ayarlayamaması değil zihniyet. Sizin probleminiz, kadınları zihin merkezinize alıp onların beğenisine göre hareket etmek. Kadınların beğeneceği bir figüre bürünmekte bir yanlış yok, yanlış kadınları zihin merkezinize almanız ve sonra da sihirli bir denge formülü aramanız.

Stilin Olsun

Dünyada erkek nüfusunun milyonda biri kadar bir apex alfa var. Bunlar hemen her kadına hitap eder. Bu yazıyı yazan da okuyan da onlardan biri değil. Geri kalanımız ise bir grup kadına hitap ederken bir grup kadına zerre hitap etmeyiz. Bazı kızlar dövmeli, bar grubu solisti tipli adamlara erirken takım elbiseli finansçı adamların yüzüne bakmaz. Bazı kızlar da iş kıyafetli ve kariyerli adamları çok seksi bulurken, dövmeli – bar grubu solistini kendi liginde bile saymaz.

HER KADINA HİTAP EDEMEZSİNİZ. Her kadına hitap etme arzusu mavi haplı oneitis hastalığının uzantısıdır. Oneitisinizin istediği erkek gibi olamama ve onun tarafından reddedilme korkusudur. Oysa kırmızı haplı bir erkek için oneitis yoktur, HAVUZ vardır. Sizi beğenecek kadınlar havuzu. Bu havuz çok geniştir ama her kadın içinde değildir. Tek bir kadını ONEITIS yapmayacak adam için havuzun geniş olması önemlidir, spesifik bazı kadınların bu havuza girip girmemesi değil. Şöyle düşünün. 1 milyon dolarınız olması mı önemli, Benjamin Dede’nin en yakışıklı olduğu serideki 1000 dolara sahip olup olmamanız mı?

 

 

 

Kendinin Tanrısı Ol, Kendini Yarat!

İnsan kendi düşüncelerinin ürünüdür.

Ne düşünürse o olur.

 — Mahatma Gandhi —

Özgüven çekim alanı oluşturur, bunun farkına vardık değil mi? Özgüven etrafınızdakilerin saygısını, hayranlığını ve ilgisini kazandırır. Zorlu çocukluk dönemi, pek iyi olmayan dış görünüş, boş banka hesabı, siktiri boktan araba, hatta cüzdanın kombineli müşterisi toplu taşıma kartı, azalan saç, olmayan stil, amaçsızca yapılmış kıyafet kombinleri erkekleri korkak fareye dönüştürür. Unuttuğumuz bir şey var; Duygularımızı, algılarımızı, hislerimizi, dış görünüşümüzü biz kontrol ederiz. Hayatımızı ideal formuna kavuşturmak için zihnimizi yeniden programlamak mümkün. Her birimiz inançlarımız, algılarımız, eylem ve tepkilerimiz, düşünce ve duygularımız aracılığıyla kendi kişisel gerçeklik deneyimimizi yaratırız. Bunun neticesi yaratıcı potansiyelimizin sınırsız olmasıdır. 

Geçmişe dayalı sınırlayıcı inançların yerine bugün ve geleceğe dair sınırsız inançlar koymak oldukça mühim. 

Dünya siz ne düşünürseniz odur. Düşüncelerinizi değiştirin, dünyanızı değiştirin.

Gördüğünüz ayrımlar, sınırlayıcı zihnin ortaya koyduğu keyfi baskılardır. Kendinizle, başkalarıyla ve Tanrı ile aranızda hiçbir sınır yoktur.

Sizi görmezden gelen bir kadına, sürekli bu olaya odaklanarak gününüzü mahvetme gücü vermeyin. Enerji dikkatin odaklandığı yere yönelir.

Şu anda sizi engelleyen hiçbir geçmiş deneyim yoktur. Dün dünde kalmıştır. Geleceğin tohumlarını atmak ise elinizdedir.

Güç insanın içindedir, değişim istiyorsanız bunu yapacak ilahi güç yine sizsiniz. Kutsal bir müdahale bekliyorsanız, aklınıza yönelin.

Siz izin vermedikçe kimse kaderiniz ve siz üzerinde söz sahibi olamaz. Aileniz, arkadaşlarınız, patronunuz, eski sevgiliniz değil suçlu arıyorsanız aynada gördüğünüz kişidir. 

Hayatınızı kolaylaştıran şeyler yapın. Etkinlik hakikatin ölçüsüdür.

Negatif bir tutumu pozitife dönüştürmenin en basit yolu, ortaya çıkan negatif düşüncelerin farkına varmak ve onları bilinçli bir şekilde pozitif düşüncelerle değiştirmektir. Bilinçaltınızdaki sınırlayıcı etkenleri değiştirmek, alışkanlıklarınızı değiştirmekten geçer. Ses ve Postür Egzersizlerinde bilinçaltınızda bunu sıkıştırmaya çalıştım. Tam şu an değindiğimiz konu; Alışkanlıklarınızı değiştirmek. Beyin pırtlarının farkına varmak ve yok etmek, eğri ve kambur duruşunuzu düzeltmek gibi küçük alışkanlıklarınızın farkına varmak ve değiştirmek ile aslında bu konuyla tanıştınız. Odağımız şu; Kötü bir alışkanlığın farkına var ve onu görmezden gelmek yerine değiştir. Bilinçaltınız size yardım etmek istiyor fakat bazen iyi bir eğitim almamış bilinçaltı sizi yarı yolda bırakıyor. Bir gerçek var ki; “Bilinçaltınız asla sizin aleyhinize olan bir şeyi yapmaz.” Bilinçaltınızla iletişim kurarak motivasyonlarınızı anlayabilir ve olumsuz olanları değiştirebilirsiniz. 

Örneklendirmek gerekirse; Kendinizi bilinçaltınızın duygusal tepkileriyle özdeşleştirmekten vazgeçin. Yeni bir duygu ile karşılaştığınızda onun amacını ve çıkış noktasını belirleyin. “Bu duygu nereden geldi? Neden şu anda bunu hissediyorum?” Duygularınızın kaynağını keşfetmeniz için makul bir yöntem. Bahsettiğim konuyu kavrayabilmek için iradenin gücünü anlamak mühimdir. Amaçsız hedefler anlamsızken bir hedefe sahip olmak her amaca anlam verir. Yaşamınızı geliştirmek için aklınızı kullanarak kadınlarla başarıyı yakalamak için kaçınılmaz bir bileşen olan özgüveninizi güçlendirebilirsiniz. “Her şeyde bir iyilik bulmaya çalışın eğer bulamıyorsanız iyilik katmanın bir yolunu bulun”

Kaynak : Mastering Your Hidden Self – Serge K. King

Enchiridion – Stoacı Felsefe ve Yaşama Rehberi – Bölüm III.

9. Hastalıklar sadece vücudunun işlemesine engeldir, tercih yapma iradeni engelleyemezler, yeter ki senin iraden engellenmeyi tercih etmesin. Topallık bacağının kösteğidir, tercih yapma iradenin değil. Her şartta bunu kendine tekrarla. Göreceksin ki engeller seni değil, başka şeyleri kısıtlamaktadır.

10. Karşılaştığın her zorlukta, onunla baş etmek için hangi güçlere sahip olduğunu düşün. Çekici bir insanı görerek tahrik olduğunda, bu arzuya karşı kendini tutma gücün olduğunu keşfedersin. Acı çektiğinde tahammül gücünü keşfedersin. Hakarete uğradığında sabır gücünü keşfedersin. Zamanla bu alışkanlığın kuvvetlenir ve bu kuvvet dış etkilerin seni sürükleyip götürmesini engeller.

11. Asla “şunu kaybettim” deme, sadece “geri verdim” de. Çocuğun öldü mü? Hayır, geri verildi. Eşin öldü mü? Hayır, geri verildi. “Malıma mülküme el kondu.” O da geri verildi. “Ama onu alan kişi kötü biriydi.” Sana verilen şeyin geri alınması için kimin görevlendirildiğinden sana ne? Emanet sende olduğu sürece ona iyi bak, ama sana aitmiş gibi düşünme, bir handa konaklayan yolcu misali.

12. İlerleme kaydedebilmek için, “işlerime dikkat etmezsem yoksulluğa düşerim” veya “kölemi disiplinli olmaya zorlamazsam işe yaramazın teki olup çıkar” gibi düşünceleri terket. Yeis ve endişeden uzak olarak açlıktan ölmek, refah içinde huzursuz yaşamaktan iyidir. Sen mutsuz olacağına kölen işe yaramaz olsun, daha iyi.

Bunu sağlamak için değeri düşük şeylerle başlayarak – dökülen biraz yağ, çalınan bir miktar şarap – kendine şunu tekrarla: “Sükunet ve iç huzuru için ödenecek küçük bir bedel bu. Tamamen bedava hiç bir şey yok. Kölene seslendiğinde onun seni duymazdan gelmesi ihtimaline hazırlıklı ol, veya cevap verse bile, senin söylediğini yapmamasına. İç huzurunu ona emanet etme.

13. Dünya işleri konusunda bilgisiz veya saf olduğunu düşünebilirler. İlerleyebilmek uğruna, buna katlanman gerekiyor. Bir âlim olarak şöhret salmaya heveslenme. Başkaları senden etkilenebilir ve önemli biri olduğunu düşünebilir, bunlara kendini kaptırma. İradeni doğaya uygun hizada tutmaya çalışırken bir yandan da harici şeylerle ilgilenmen zordur. Birine fazlaca eğilirsen diğerini ihmal etmek zorunda kalırsın.

14. Çocuklarının, eşinin, arkadaşlarının sonsuza kadar yaşamalarını dilemekle aptallık edersin; bu, senin elinde olmayan bir şeyi dilemektir ve sana ait olmayan şeylere sahip olmayı istemektir. Keza, hizmetkârlarının hatasız ve dürüst olmasını istemek de aptallıktır; bu, kötülüğün kötülük değil de başka bir şey olmasını istemeye denktir. Arzu ettiğin şeylerde hüsrana uğramaman sadece kendi elinde olan şeylere odaklanmanla mümkün olur.

Arzuladığın şeyleri ihsan etme veya kaçındığın şeyleri engelleme gücüne sahip olanlar sana efendi olurlar. Özgür olabilmek için başkalarına bağlı olan hiç bir nimeti arzulama, hiç bir külfetten çekinme. Aksi halde onların kölesi olursun.

15. Her zaman bir ziyafetteymiş gibi davranman gerektiğini hatırla: Yiyecekler ve içecekler yanına geldiğinde elini uzat ve kibarca kâfi bir miktar al. Yanından geçip gidiyorsa onu çekiştirip durdurmaya çalışma. Henüz sana ulaşmadıysa iştahla gözün dönmesin, sana gelene kadar sıranı bekle. Çocuklarına, eşine, servetine ve makamına da aynı tavrı göster, böylece tanrıların ziyafet sofrasına oturmaya hak kazanırsın. Daha da ileri gidip önüne konan şeyleri bile almaktan imtina edebilirsen, tanrıların sofrasında sadece bir konuk olmaz, onlara denk olursun. Diogenes, Heraklitus ve onlar gibi başkaları aynen bu şekilde davranarak ilâhi olarak anılmayı hak etmişlerdir.

16. Birisini evladından ayrıldığı için veya işlerinde zarara uğradığı için üzüntüyle gözyaşı dökerken görürsen, dışarıdan görülen intibaya kapılıp durumunun gerçekten kötü olduğunu düşünme. Zihnini hazırlıklı tut; düşün ki bu kimse olayın kendisi yüzünden değil –öyle olsa başkaları da aynı acıyı çekerdi– olaya dair kendi hükümleri yüzünden acı çekiyor. Yine de ona destek olmaktan geri durma. Sözlerinle, hatta onun üzüntüsünü açıkça paylaşarak onu teselli et. Ama bu üzüntünün senin içine de sirayet etmemesine özen göster.

17. Bir müsameredeki bir aktör olduğunu hatırında tut. Oyunun nasıl olacağına yazarı karar verir: Kısa isterse kısa, uzun isterse uzun. Senin yoksul birini oynamanı uygun görmüş olabilir, veya bir kötürümü, bir hükümdarı, veya basit bit vatandaşı. Rolün ne olursa olsun onu doğana uygun şekilde oyna. Çünkü senin işin, sana tayin edilen karakteri en iyi şekilde canlandırmaktır. Karakteri seçme işi başkasına aittir.

Bitti.

 

Kaynak : Enchiridion- Epiktetos – Dover Publications – Sf : 1-30

Saha Raporu – Az Masrafla S – Kapanış –

Son saha raporuma konu olan hatundan hala haber alınamıyor. Paragraf bitiminde belirttiğim üzre kendisini şehrin merkezinde yer alan barlardan birinde bir saat kadar beklettikten sonra, arayıp; “Ben gelmiyorum, halletmem gereken bir iş var” dedim ve o günden sonra kendisiyle görüşmedim. Bunu neden yaptığımı sorgulayanlar olmuş, makul bir sorgulama. Tamamen egomu tatmin etmek için yaptım, ayrıca o saatlerde şu an yazdığım saha raporuna konu olan hatun ile ilerleme kaydediyordum. Geçen raporda bahsi geçen risk durumu burada devreye giriyor, benim için risk yanında erkek olan bir kadını elde etmek değil aksine elde ettiğiniz kadının potansiyelini kavramadan hareket etmektir. Elimin altında garanti bir seks varken, seks olma ihtimali yarı yarıya düşmüş bir kadına yatırım yapmak makul bir hareket değil. Risk yönetimi tam olarak budur. Doğru olanı tahayyül etmek ve o yolda ilerlemek. Bir ufak açıklama ise benim içinde bulunduğum durum ve Kırmızı Hap’a dair ters düşen tavırlarımı yorumlayan sevgili okurlarımıza gelsin; Uzun yıllar iğdiş edilmeye çalışıldım, benimde sizler gibi başarısız olduğum birden fazla hikayem var. Bugün Kırmızı Hapı almış olsam dahi, bunu pek hayra alamet işlere kullandığım söylenemez. Kırmızı hapı almış olmamın ana nedenlerinden biri kendimi dizginlemek, fazlasını yapacağım noktada  dur levhası olarak kullanmak.

Genç dimağların beni örnek alması, benim açımdan sorun teşkil etmiyor. Sonsuzluk ve Mahmut Abi gibi iki harikulade örnek varken, sırf ben birkaç hatunla net ifadeler içeren diyaloglar kurup, sevişiyorum diye beni örnek alacak yaşı küçük okurlarımızın gelecekten yana tek beklentisi seks, seks, seks. Asıl problem burada başlıyor. Tüm yazılanların temelini kadınları elde etmeye bağlıyoruz. Her konu başlığı altında “Bir kız var, bir kadın var, eski sevgilim, sevgili aday adayım” gibi konuyu saptıran yorumlar bunun en basit örneği. Gereksiz uzattım farkındayım, bu haddinden fazla detay içeren ve açılışlarıma dair açıklamaların bulunduğu uzun bir rapor bunu bilerek okumaya devam etmenizi tavsiye ederim. O halde başlayalım. 

Gürültülü geçen birkaç günün ardından kafa dağıtmak için sokağa çıkmaya karar verdim. Nereye gideceğimi düşünürken bir yandan yürüyordum, bir yandan müzik dinliyordum. Metroya doğru yöneldiğimde karşıma “Engellilere destek amaçlı” dergi sattığını söyleyen 1.71 boyunda, sarışın, fit bir hatun çıktı. O an onunla iki kelime etmek istemediğimi fark ettim fakat kriterlerimi karşılıyor olması yanında hatun cidden tahrik edici derecede güzeldi. “Birkaç işim var, dönüşte görüşelim ne dersin?” dedim. “Hep öyle söylüyorlar ama kimse dönmüyor” dedi. “Büyük ihtimal bende onlardan biriyim, yinede bir saate kadar buralarda olmaya çalış” dedim. Velhasıl işlerimi hallettim, güzel bir yemek ve harika bir kahveden sonra eve dönüş yoluna koyuldum. Metrodan çıktığım anda hatun karşımda oturuyordu, beni görmedi. Bir sigara yakma bahanesiyle dururken, yaklaştığını fark ettim. Hatunun vücut dili tamamen cebimdeki paraya odaklandığını belli ediyordu. Ben ise 5 lira karşılığında bir engelli dergisi ve sert bir seks alabileceğim konusunda kendimi ikna etmiştim bile. 

“Şimdi bu dergiyi engelli vatandaşlar için satıyorsun yani?” 

  • Evet, aslında bugünkü kotamı doldurdum yarın buralarda olacak mısınız?

“Pek sanmıyorum, evim buraya oldukça yakın fakat seni görmek ister miyim emin değilim?!”

  • Niye yaa?!? Hem topluma yararlı bir birey olacaksınız, hemde biraz sohbet etmiş olacağız.

“Peki akşam biraları kiminle içeceksin? Kazandığın paranın yüzde doksanının bira, patates kızartması, sigara olarak sana geri döndüğünden eminim. Eğer paylaşımcı olacağına inanırsam, bunu kimseye söylemem” 

  • Aaa.. Siz baya baya konuya hakimsiniz ama biz tamamen engelliler için çalışıyoruz.

“Tamam, tamam ben bunu yemiş sayılayım. Aslında madem bugün işin bitti, gelip bana eşlik edebilirsin. Arkadaşlarımla bir şeyler içmeye gideceğim, ortamdaki çirkin kız ihtiyacını karşılarsın” 

  • Ben mi çirkinim?! Tamam siz dergi almayın, bende sizinle gelmeyeyim. 

“Gideceğim mekanda olabildiğince alıngan kız var, bana çirkin kız lazım alıngan değil”

  • Belki başka zaman, görüşmek üzere.

“ Pekala, yarın 16:00 gibi burada olacağım. O saate dek işlerini bitirmiş ol, unutma biralar senden”

  • Bakarız.

Şimdi bu noktaya dek ne yaptım? Birkaç ufak neg attım. Güzel bir kadını gözümde çöp tenekesine çevirdim, onun yaptığı işin bilincinde olduğumu belirttim, onu değersizleştirdim ve kendi değerimi onun üzerinde konumlandırdım.

Bu direkt bir açılıştan ziyade indirekt bir açılış, burada benim herhangi bir çabamda söz konusu değil. Açılış olarak adlandırdığımız, sahaya çıkmak olarak nitelendirdiğimiz şey işi, gücü bırakıp kadınlarla dolu bir gün yaşamak değil sadece alıcıları açık tutmak ve fırsat kollamaktır. Sabah Sporu adlı saha raporunda ben kadınlara yönelerek bir seçim yapıyorken, burada bana farklı bir konu ile yaklaşan hatunu fırsat olarak gördüm. Ayrımı iyi yapmak lazım. 

Kadınlara yaklaşmak ne kadar zorsa, kaba bir şekilde reddedilmekte o kadar zor. Açılış yapmakla ilgili sorun yaşayanlara için ise şunu söyleyeceğim; Çoğumuzun dünyaya gösterdiği şey her zaman gerçek benliğimiz değildir. Kötü alışkanlıklar ve geçmiş yıllarda yaşadığımız korkuların kombinasyonudur. Kadınların sizinle sevişmek istemediğini mi düşünüyorsunuz? Şuna bir baksanıza; Klitoral, vajinal, psikolagnik birçok orgazm yaşayan bir canlıdan bahsediyoruz. Doğru  erkek olursanız, sizinle sevişmek için can atacaklardır. Konumuza dönelim.

Akşama dek yapılması gereken işlerimi hallettikten sonra, hatunun bulunduğu caddeye doğru ilerledim. Gece için birkaç arkadaşımla sözleştim ve hatunu arkadaşlarımın yanına davet etmek için kendimle iç diyalog kurdum. Arkadan sinsice yaklaştım ve ona doğru eğilmeden, net ve güçlü bir ses tonuyla;

“İyi, iyi ciro yaptığını gördüğüme sevindim. Akşam için güzel bir planım var. İşlerini halledebildin mi?”

  • Gelmezsin sanıyordum, dergi alacak mısın? 

“Henüz karar vermedim, beni ikna etmeni bekliyorum”

  • Hahaha, illallah ettirdin iki günde. Bir saate işim biter. Bekleyecek misin?

“Seni mi? Bilmem. Şöyle yapacağız. Telefonun yanında değil mi?”

  • Evet, ama numaramı falan vermem.

“Numaranı isteyen kim?. Versene telefonunu.”

  • Çabuk ama işlerimi bitirmem lazım.

(Burada küçük bir kötülük yaptım ve numarasını istemeyeceğimi söylediğimden, kendi numaramı kaydettim ve kendimi aradım) 

  • Eee?!? Numaramı aldın.

“Evet, ben senden numara istemeyeceğimi söyledim. Almayacağım demedim. (33. No’lu Gülüş). Ararım seni yarım saate, görüşürüz.”

Hatunun yanından ayrıldım ve biraz mağazaları dolandım, bu hatundan iş çıkacağına inandığımdan kaynak ayırmaktan çekinmedim. Alınabilecek bir risk, zira harcadığım büyük bir emek ya da kullandığım bir açıcı yok. Ayağıma gelen bir fırsat var ve bunu kullanmak elimde.

Reddedilebilirdim, bu gayet doğal. İhtimaller dahilinde olan her şeye kabulüz. Kendimizi bir sakız olarak hatuna sunuyoruz, sakız çiğnemekten hoşlanmayabilir ya da o an sakız çiğnemek istemiyor olabilir belki dişleri sakız çiğnemek için müsait değildir? 

Velhasıl yarım saat sonra hatun aradı.

  • İşim bitti, pek vaktim yok. Neredesin?

“ xxx’e gel. Arkadaşlarla oturuyorum.

Hatun geldi. Arkadaşlarla tanıştırıldı, sohbetler edildi. Birkaç kadeh ben, birkaç kadeh hatun şarap içtik. Bu tamamen beklenmeyen bir gelişme oldu benim için, ben iki biradan sonra hatunun huysuzlanmasını bekliyordum. Sohbet koyulaşmaya, hatun bana ve arkadaşlara uyum sağlamaya başladı. Bu sırada telefonuna gelen mesajlarda ev ahalisi ile problemleri olduğunu fark ettim. Ve bunu bir silah olarak kullanmaya karar verdim. Konuyu şöyle gündeme getirdim.

“Aslında.. Uygun koşullar oluştuğunda gayet topluma faydalı bir bireyim, özellikle ailevi konularda kafam rahatsa, çevremi mutlu etmek benim için baya çocuk oyuncağı”

Not : Anlatıldığında gayet absürt gelen bu giriş, birçok kadını temelden etkileyen bir üslup ile oldukça etkili bir silah.

  • Aile mi? Benim pek anlaşabildiğim söylenemez. Babamla hiç frekansımız tutmuyor, bazen kocaya kaçasım gelmiyor değil. (Hahaha) 

Not : Burada kaybolan baba figürünü kendimde klonladım, bunun ne olduğunun bilindiğine eminim. Şefkat, hatunun hayatına tatlı-sert getirilmiş yorumlar, küçük negler. Ezcümle sohbet tam olarak istediğim kıvama geldi. Hatunu kulak memesi kıvamında yumuşattıktan sonra artık davete icazet etmesi gerektiğini işlemek ve ardından davet sunmak gerekiyor.

“Gece geç saatlerde dışarıda olman, küçük bir kız için uygun bir hareket değil.”

  • Ne o şimdide babam olmaya mı karar verdin?

“Ben eve gidiyorum. Geceyi sokakta mı geçireceksin?”

  • Soruma cevap verecek misin?!

“Hangisine? Kafanın içinde yüzlerce soru olduğuna adım gibi eminim, hepsini burada cevaplayamam. Birkaç sokak ötede oturuyorum, uzatmasak?”

  • Seninle sevişmeyeceğim.

“Sevişmek? Ben bakirim!”

  • N..Nasıl?

“Anlatırım bir ara”

  • İyi, çok durmayacağım eve çağrılabilirim. Anahtarlar bende.

“Problem yok, evimde uzun süre kalmanı isteseydim kira bedelini konuşmamız gerekirdi”

Not : Diyalog arasında olan biten her şey bir geribildirimdir. Söylediklerinizi tepkilere göre uyarlayın. Aldığınız her olumsuz geribildirimi çekiciliğinizi artıracak unsurlara dönüştürecek yanıtlar geliştirin. Ne yaparsanız yapın şunu asla unutmayın; Kadın size gelebilir, siz kadına gidebilirsiniz fakat tek yapmanız gereken sizin açmanız. Siz açın. Kontrolü elinize alın ve bir daha asla bırakmayın. 

On dakika kadar sonra evde olduk. Bir şeyler atıştırmak üzere mutfağa yöneldiğimde kanepenin bir köşesinde oturup kitaplarımla ilgilendiğini gördüm, burada birkaç ilgi gösterisinde bulunabilirdim fakat o an tek isteğim yemek yemekti, hatun en nihayetinde evimdeydi ve yaklaşık yirmi dakika sonra sevişeceğimizi tahmin ediyordum. İşi oldukça ağırdan aldım. Yemek yedik, bir kadeh daha şarap içtik. Oldukça yakınlaştık, şimdi aynı kanepede yan yanaydık ben tam olarak bu anı beklediğimi söyleyebilirim. Yinede birkaç dakika seviştik, bu esnada bana – Hani bakirdin sen?! – dedi. “Evet, ilk sen olacaksın baya heyecanlıyım umarım sıçıp sıvamam” dedim. Pek tabi tecrübeli olduğumun farkındaydı. Fakat fazla beklemiş olacağım ki telefonu çaldı, eve geçerken bahsettiği acilen çağrılma yalanı, gerçek olmuştu. Ailesi kapıda kalmış ve gitmesi gerekti. Bu noktada birçok erkek gitme, kal, beklesinler, on dakika geç git diyecektir eminim.

  • Gitmem gerek. (Bunu gerçekten tahrik edici bir tonda, iniltiyle söyledi) 

“Öyle mi? Tamam, bende çıkıp biraz dolanırım. Müsait olduğumda seni ararım, paslaşırız”

  • Nezaketen bi kal deseydin.

“Bende ne zaman gideceksin diye düşünüyordum. İyi oldu aslında, gittiğinde teşekkürlerimi ilet sizinkilere”

  • Sanki ben kendim geldim, şuna bak ya. Gelmeyiz bi daha. 

“Biraz içerlemiş gibisin?”

Not : Lan bu repliği çok seviyorum, sonunda bir kadına karşı kullanma imkanı bulduğum için çok mutluyum. Eruhluya selam olsun.

  • Dalga mı geçiyorsun?

“Çıkalım mı? Yarın ararım seni.”

Derken çıktık, hatunu yolumun üzerinde olduğu için gideceği yere bıraktım, sonrasında ertesi gün buluşuldu, muhabbet edildi. Birkaç kadeh bir şey içildi. Ardından eve geçildi. Ne olduğunu detaylandırmam lüzumsuz. Konuyu haddinden fazla uzatmamak adına son geceyi paylaşmıyorum zira bir önceki gün ve gece tüm temeli attığımı açıkça anlattım. Son rapor doğrultusunda detaylandırma yapmam istenmiş, konuyu elimden geldiğince detaylandırarak aktardım. 

Bir sonraki saha raporunda görüşmek üzere.