İlişkimize ara verelim diyen kadın

Özgür rumuzlu okuyucu sormuş :

“Arkadaşlara bir soru:

Ara verelim diyen bir kadının niyeti nedir, bu bir shit test midir, özellikle daha en başta “Okul açılınca bunları konuşalım, o zamana kadar ara verelim.” diyene ne demek doğru olur.

Tabak bile mi olmaz?”

Kısa cevap : Ara verelim diyen kadın ile ilişki bitmiştir. Hemen terk edilir ve bu kadından tabak bile olmaz.

Uzun cevap :

Bir kadının ara verelim demesi, kabaca “ben başkaları ile beraber olmak istiyorum” demektir. Bu kadın erkeği terk etmeye niyetlidir ama bir başkasını denedikten sonra hüsrana uğrarsa bu erkeğe geri dönme alternatifini de canlı tutmak istemektedir. Ya da sayıları giderek artan günümüz özgür kızlarının yaptıkları gibi sevgiliyi kenarda tutarken yeni deneyimler yaşamak istemektedir. Şu yazıda değinmiştik : Birazda gülelim – Erkek arkadaşına açık ilişki teklif eden kızın dramı.

İlişki tam bu noktada bitmiştir. Eski sevgiliyi eski sevgili olmadan geri döndürme yazısındaki hiçbir taktiği bu kızla tavsiye etmem. Zira burada kızın ne istediğinden bağımsız, erkeğin kızı terk etmesi lazımdır.

Peki yeniden olmaz mı? Benim bekaret hakkındaki görüşlerim malum. Ama şöyle bir kuralım var ve  tavsiye ederim : Benden sonra başkası ile yatmış ya da bu opsiyonu yaratmış bir kızla asla romantik ilişkiye girme. Tamam, birkaç kere beni terk eden eski kız arkadaşımı sonradan siktim ama bu sırf güzel kadın oldukları içindi ve asla sikmeden öteye gitmesi. Bu kural sizi, hipergamisine dizgin vuramayan zayıf ve kalitesiz kadınlardan korumakta çok işinize yarar. Kafasında başkası olan ama sessizce ayrılan kız neyse de bu kadın açık açık niyetini belli ediyor. Böyle bir saygısızlık asla affedilmez.

Beautiful young woman with bananas. Tropical fruits. Summer concept. Healthy eating.

Bu terk etme 2 şekilde yapılabilir :

(1) Kızın ara verme isteğine “tamam ara verelim” deyip, kıza söylemeden kızı terk etmek. Bu aşamadan itibaren erkek artık bekardır. Hemen yeni limanlara yelken açar. Başkasını bulur. Eğer kız muz reyonundan çıkıp geri döner ve “ara verelim dedim ama seni unutamadım” diye ağlarsa çok soğukkanlı bir şekilde “ben ara vermekten gayet memnun oldum ve bir daha seninle birlikte olmak istemiyorum” denir. Kız geri dönmezse bile eninde sonunda erkeği yeni hatunu ile göreceğinden aynı olayın sözel olmayanı cereyan edecektir.

Yukarıdaki açık ilişkideki arkadaşın yaptığı tam da bu. Özellikle birkaç ay ara verip yaz tarrağı pardon aşkı bulma niyetindeki kızlara fena bir vuruştur.

(2) Eğer mutlaka canınız çekiyorsa, konuşun ve terk edin. Ama bu kadınla konuşmak bile ona gereksiz zaman harcamaktır.

Eğer konuşacaksanız, asla “sen gideceksin muz yiyeceksin, ayrılalım” demeyin. Asla açıklama yapmayın. Erkek oyununu asla söze dökmez. Bu kadın zaten açıklamayı haketmiyor. “Ara vermek değil ayrılmak istiyorum” deyin. Neden diye sorarsa, “bir nedeni yok öyle istiyorum” deyin ve kısa kesin. Yüzyüze yapmazsanız daha iyi.

Her iki şekilde de kızla tüm irtibatınızı kesin. Sosyal medya, telefon, vs … Eğer ararsa da telefonunu açmayın. Senin yazdığın durumda zaten yaz nedeniyle aynı mekanda değilsiniz. Asla irtibata geçme. Çık ve kendine yeni kız bul.

Mahmut Abi der ki, “Bir hatunun seni terk  etmesi, seni başka kızları yemen için serbest bırakmasıdır”.  Olaya hep bu tarafından bak.

NOT : Bu arada şaka maka Erkek Adam’da 500. yazı da yayınlanmış oldu.

Alfa bir kafa yapısıdır, demografik değil

Alfa – beta ikilisi ile ilgili en fazla yapılan hata, bunların biyolojide kullanıldığı şekilde bir bireye sıfat olduğunu düşünmektir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, biz de burada kolaya kaçıp “alfa davranışları baskın erkek” / “beta davranışları baskın erkek” demek yerine, alfa erkek / beta erkek deyip geçiyoruz. Oysa alfa bireye değil bir kafa yapısına ya da davranış şekline sıfattır.

Alfa bir kafa yapısıdır, demografik değil. – Rollo Tomassi

Üstelik durum biraz daha karışık :

  • Bir erkeğin hayatının bir alanında alfa kafa yapısına sahip olması, onun diğer alanlarında da alfa kafa yapısına sahip olacağını garantilemez. Buna en güzel örnek, kız arkadaşı Asia Argento’yu oneitis yaptığı ölmeden önce verdiği demeçlerde, fotoğraflarda ve arkadaşlarının verdiği bilgilerde belli olan ve söylentiye göre Asia Argento’nun kendisini aldatmasından sonra intihar eden ünlü şef Antony Bourdain. Bu adam, iş hayatında tamamen alfa kafa yapısında olsa da, aşk hayatında neredense tamamen beta kafa yapısında.
  • Bir erkeğin alfa kafa yapısında olması, mavi haplı olmasına engel değildir. Yine Antony Bourdain’i ele alalım. Kız arkadaşı Asia Argento’nun uzun süreli ilişki materyali olmadığı her tarafından bağırıyor : vücut dövmelerle ve metalle kaplı. Kendi rızasıyla Harvey Weinstein’ın casting couchundan geçtikten yıllar sonra MeToo hareketi ile bunun tecavüz olduğuna karar verip bunu lehine kullanmaya çalışan bir ilgi orospusu. 25 yaşında bir rockstardan sonra 35 yaşında daha efendi bir adamdan çocuk yapmış, ikisini de boşamış. Normalde ucundan kırmızı haplı bir erkeğin 100 metre yanına yanaşmayacağı bir hatuna sırıl sıklam aşık. Ki bir öncesinde MMA savaşçısı bir kadınla evlenip, onun boynuzuyla boşanmış (hatun Bourdain’i parasını kendi ödediği trainer ile aldatmış) bir erkek.

Erkeklerin alfa algısı genelde “erkeklerin lideri” diye anılan grup erkek. Oysa aşağıdaki grafikte göreceğiniz gibi, bunların sadece bir kısmı alfa.

Alfa – beta kavramlarının bir kafa yapısına sıfat olduğunu unutursanız, kırmızı hap bilgileri sizi büyük bir karamsarlığa itecektir. Zira erkeklerin 80%si beta 20%si alfa (ki aslında 90% – 10% muhtemelen) lafını duyunca, bunun kader olduğunu düşünürsünüz. Bir bireyin ya alfa ya da beta olduğunu sanarsınız.

Oysa kafa yapısı olarak alfa – beta, daha dinamiktir. Tepe alfa davranışları baskın erkek grubu oldukça dinamiktir. Orada kalmak zordur ve sürekli çaba ve şans ister. Bu gruba sürekli alttan bireyler çıkar ve sürekli olarak da bu gruptan bireyler beta davranışları zaman içinde baskınlaşarak aşağı düşerler. Örneğin bekar iken alfa davranışları baskın bir erkek, evlendiğinde salarak müzmin bir betaya dönüşebilir. Bu arada evliliği boyunca beta ayak paspası olan bir erkek, boşanma tecavüzüne uğradıktan sonra hayatta kalırsa, hızla alfa davranışı baskın bir erkeğe dönüşebilir.

Bu gerçeği ara ara hatırlatmakta fayda var. Zira siteye sürekli yeni insanlar geliyor.

Alfa bir kafa yapısıdır, demografik değil

Red Pill Karşıtı Erkekler

Uzun bir aradan sonra tekrar sahalara döndüm. Bu zaman zarfında gözlemler ve okumalar yaptım, belli konuları badilerimle tartıştım. Red Pill üzerindeki karalama kampanyalarını inceledim, gerekli yanıtları verdim. Dikkatimi en çok çeken şey, Red Pill’in safsata olduğunu düşünen ve son derece çirkin bir üslupla bunu canhıraş şekilde savunmaya çalışan meriçlerdi. Öfkenin ve hasedin girdiği yerde kuşkusuz, mantık devre dışı kalıyordu. Buna cinsellik ve kadınlardan men edilme durumu da eklenince meriçler baya baya sinir küpüne döndüler ve işi kişisel şovdan çıkartıp açıkça düşmanlığa döktüler. Burada söz konusu düşmanlık, biri yer biri bakar düşmanlığı. Yani sana öğretilen masallara göre yaşayıp hatuna iyilikler yapıyorsun, ona prensesmiş gibi davranıp her söylediğini onaylıyorsun, bir dediğini iki etmiyorsun, hamallığını, hizmetçiliğini yapıyorsun, o kızla dertleşiyorsun, hatun omzunda ağlıyor ama sonra gidip başkasıyla yatıyor. Sen belki bana da verir umuduyla bunu normalize edip hatunu özgür, ilerici ilan ediyorsun ama o hatun asla senle sevişmiyor. Bir ton emek, zaman, enerji israfı ve elde var sıfır.

Bu adamın, istediğini elde edebilen, edemese bile onurunu muhafaza ettiği için kadınlardan saygı gören erkeklere düşmanlık beslemesi çok doğal. Bunun yanında, doğuştan paraya, statüye, iç açıcı bir görünüşe sahip olan meriçler de var. Bunlar ekseriyetle şanslı azınlıktan olup elindeki kaynaklarla kısa süre de olsa istedikleri hatunu rahatça elde edebilen, sekse ulaşımı sorunsuz tipler. Benim bu yazıda değinmek istediğim tipler de bunlar.

Hepiniz ilişkiler konusunda hatalar yaptınız. Sevdiğiniz kızdan ilgi görmediniz, terk edildiniz, emek verdiniz, ilişkiyi devam ettirmek istediniz ama olmadı. Sizi terk eden hatun çabucak başka birini buldu ve unutuldunuz. Sonra bunu sorgulamaya başladınız. Bir şeylerin yanlış olduğunu fark ettiniz ve Red Pill ile tanıştınız. Kafanızı kemiren soruların çoğuna yanıt buldunuz, rahatladınız. En kemik kavramlardan biri olan hipergami ile tanıştınız. Artık yaşadıklarınızdan ders almaya ve yolunuza devam etmeye çalışıyorsunuz. Peki bu kötü tecrübeleri hiç yaşamasaydınız? Size ömür boyu sadakat sözü veren, size deliler gibi aşık olduğunu her fırsatta dile getiren hatun tarafından terk edilmeseydiniz, yine de Red Pill’i keşfedebilir miydiniz? Bu sorunun cevabı: kesinlikle hayır. Muhtemelen hala aşk, meşk yalanlarıyla, onetis masallarıyla hayatınıza devam edecektiniz. Tabi bu da sağlam bir kayaya çarpana dek sürecekti ve sonunda çok ciddi travmalarla, bunalımlarla yüzleşecektiniz. Damdan düşeni sadece damdan düşen anlar sözü buraya cuk diye oturuyor işte. Hepiniz hipergami mağdurusunuz. Buna ben de, skeptico da, Mahmut Abi de dahil. Hipergamiyi yaşayarak öğrendik. Şahsen ben öğrenciyken öğrenim kredisinin yatmasını dört gözle bekliyor, sonra da onu çekip kirayı ödüyordum. Benim yaşıtlarımın bir kısmı ise son model bmw’leri ile kampüste turluyor, bugün hangi hatunu kaldırsam diye düşünüyordu. Hatunlarla kantinde tost yemek vs hatunlarla barda eğlenmek… Bu adamlar, hipergamiden tokat yememiş adamlar. Çoğunun ailesi zengin, geleceği garanti altında. Bir kısmı Avrupa’da okuyor, Türkiye’de üst düzey şirketlerde çalışıyor ve bizim 10 yılımızı vererek gelebildiğimiz yerlere 1 seneden kısa sürede geliyorlar. Bu adamların Red Pill’i reddetmesinden doğal ne olabilir? Hangimiz hasta olmadıkça keyfi yere ilaç alıyoruz? Hangimiz durduk yere derman arıyoruz?

Bankada 10 haneli rakamlarla paran varsa shit test size uğramıyor. Uğrada da kaynak ve alternatif bol. Babanızın villası varsa, altınızda son model BMW varsa kim takar Red Pill’i? Ama o işler göründüğü gibi değil. Umursamadığın milyonların ömür boyu senin olma garantisi yok. Bir kadına servetini nafaka, tazminat vs. niyetine hibe etmeyeceğinin garantisi yok.

En yaygın 5 sinsi cazibe katili

Bir erkeğin yürüdüğü ya da beraber olduğu bir kadının gözünde tüm cazibesini öldürebilecek, erkeği en kısa sürede “ya Mahmutcan çok iyi çocuk ama …” statüsüne ışınlanacak bir sürü şey var. Bunlardan bazıları hemen göze çarpmayan, aslında iyiymiş gibi görülen ve algılanan sinsi katiller. Aşağıdaki beşi en yaygın ve garantilileri. Israrla uzak durunuz.

1 – Tam Açıklık

Özellikle ilk buluşmalarda ama genel olarak ilk aylarda asla kendi hayat hikayenizi, karakterinizi, değerlerinizi vs. kıza fazlaca açmayın, kadının erkeğe arzu duymasına neden olan biyo-kimyasalları tetikleyen mistik atmosferi ortadan kaldırmayın. Kadının erkek ile ilgili kafasındaki imgenin asıl seksi kısmı, erkeğin hayatındaki bilinmezlikleri hayal gücü ile doldurmasıdır ve cinsel elektriğin asıl kaynağı bu hayalgücüdür.

Ortalama iyi çocuk, bu hatayı daha kızla karşılaştığı ilk 15 dakikada yapar ve daha sonra da neden kızın “bitse de gitsek” diye kendisinden kurtulmaya çalıştığına şaşırır.

Aşinalık baştan çıkarıcılığı öldürür. Oyunu, arzuyu ve lipidoyu bilinirlikten daha hızlı öldüren başka birşey bulmak zordur. Kadınlar ne kadar “birbirimizi tanıyalım” oyunu oynasalar da, karşılarındaki erkekle sekse giden yolda asıl ihtiyaç duydukları şey hayal güçlerinin kamçılanmasıdır.

Bir kadının hayal gücü, oyun cephaneliğinizdeki en önemli silahtır. Her teknik, her gündelik tepki, her jest, üstü kapalı söz ve sözel olmayan iletişim, kadının hayalgücünü uyarma temeline dayanır.

2 – Seni Seviyorum.

Daha yeni tanıştığınız bir kıza “seni seviyorum” demeyin. Burada daha yeni “3 ay” gibi bir süre, “dün” değil.

Bir kıza en az birkaç ay tanımadan “seni seviyorum” demek sizi hem muhtaç hem de aptal gösterir. Neden?

… sıkı durun …..

Kızı birkaç ay tanımadan “seni seviyorum” diyen erkek gerçekten aptal ve muhtaçtır da ondan. Bana “ama abi bildiğin gibi değil, aşk bu başka bir şey demetyin”. Daha yeni tanıdığınız birini sevemezsiniz. Bunu kıza söylediğinizde kız aslında sizin ona muhtaç olduğunuzu / olmaya başladığınızı çakacaktır. Bu da kontrol onda demektir. Dominantlığı çöpe atmanın daha hızlı yolu yoktur. “Seni seviyorum” diyerek tüm kartları kıza verirsiniz.

Bu aynı zamanda sizin lehinize olan pozitif cinsel elektriği de öldürür. Kendi cinsel çekiciliğine güvenen bir erkek, en az birkaç ay geçmeden bir kıza asla seni seviyorum demez. Ve bu süre sonunda da bu sözleri sadece kendi değerini ispatlamış bir kadına söyler. Ve eğer söyleyecek bile olsa, şu kuralı bozmaz:

Buyruk 1 – Asla seni seviyorum diyen ilk sen olma

Kadınlar bir erkeğin kalbini kazanmak için engeller aşmaları gerektiğini hissetmek isterler. Başka kadınların ilgisi için rekabet ettiği bir erkeğin ilgisini kazanmak için çabalamayı çok arzularlar ve sonunda onun kararsızlığını aşıp tek eşli bağlılığını kazanmayı. Duygusal dünyasını kadının ayaklarına kolayca seren bir erkek, kadının erkeğin aşkını kazanma zevkini gaspeder. Ona aşıksanız bile, o size seni seviyorum demeden, siz ona seni seviyorum demeyin. Onun yin tatminine doğru savaşma ihtiyacı için kendinizi tutkuyla dizginleyin. İlk adımı onun atması için onu esinlendirin, bu iyiliğinizin karşılığını size bin katıyla verecektir.

The Sixteen Commandments of Poon, Amcığın 16 Buyruğu

Not : Bu dediğimizi, kıza hiç seni seviyorum demeyin olarak anlayacak arkadaşlara diyeceğim tek şey şu ki ben o düşüklükte IQ ile bilgisayar kullanılamaz sanıyordum.

3 – Çok güzelsin.

Daha yeni tanıştığınız kıza “çok güzelsin” ya da bu anlama gelecek birşey söylemeyin. Bazı erkekler toptan iltifat yerine, kaşına ve gözüne iltifat etmeyi zararsız sanarlar ama aynı şey.

Birçok erkek, güzel bir kıza yürüdüğünde onun ne kadar güzel olduğunu belirtecek birşeyler söyler. Ya da diğer zilyon tane şekilde yalakalık yapar.

Yalakalık yapmak sizin oyundaki en büyük düşmanınızdır. Yalakalık sizi, cinsellik için yalakalık yapmak zorunda olan aşağı biri gibi gösterir. Aynı zamanda erkeklerin yüzde 99u şu ya da bu şekilde güzel kızlara yalakalık yaptığından, sizin iltifatınızı siz ne kadar yalakalık saymasanız da, kadın tarafından yalakalık olarak algılanır.

Buyruk 2 – Onun güzelliğini görmezden gel

Güzel bir kadını düşünürken beyninin ödül merkezini kontrol altına alabilen erkek, kadınlarla olan etkileşimini inanılmaz bir şekilde dönüştürebilir. Böyle yapabilirse, heyecanı ve endişesi kaybolur ve arzularının nesnesi ile daha samimi ve içten bir etkileşime girebilir. Büyük çapkınların idare edebileceklerinden çok fazla aşka boğulmalarının sebeplerinden biri budur – bir sürü güzel kadınla bir sürü pozitif deneyimden sonra güzellik önünde ortaya çıkan saygı ile karışık korkuları kaybolur, ve bununla beraber güzellik karşısındaki güçsüzlük de ortadan kalkar. Hoşunuza giden kızları tanımlamak için “güzel”, “tatlı”, “bomba”, “afet” gibi kelimeleri tamamen lugatınızdan çıkarmak size çok doğru bir zihinsel çerçeve kazandırır. Bunun yerine kendinize “bu kız ilginç” ya da “bu kız tanımaya değebilir” gibi şeyler söyleyin. Bir kadına asla güzelliği konusunda iltifat etmeyin, özellikle de henüz sikmediğiniz hatunlara. Beyninizin onları “gökten düşmüş meleğe” ya da “nadide bir kar tanesine” dönüştürmeye çalışan kısmının fişini çekin. Bu tür bir Zen Nirvanası seviyesine ulaşmak için yapabileceğiniz ileri eğitim tekniklerinden biri de yatabileceğiniz kadar güzel kadınla yatmanız (gerilemek istemiyorsanız çok fazla çirkin kadınla yatmayın). Kısa zamanda bir Jedi aşığa dönüşeceksiniz.

The Sixteen Commandments of Poon, Amcığın 16 Buyruğu

4 – Büyülenmek

Diyelim ki bir bardasınız ve bir kadının yanına oturmaya karar verdiniz. İlkin onun onayını arıyormuş gibi algılanacak hareketlerden kaçının. Mesela vücudunuz ona dönük olmasın ve sadece arada ona bakmak için başınızı çevirerek konuşun. Kadın ilgi gösterene kadar vücudunuzu ona dönmeyin.

Kısacası bir kadınla beraber iken, özellikle de güzel bir kadın ile beraber iken, ONA ONUN BÜYÜSÜ ALTINA GİRMEDİĞİNİZİ GÖSTERİN.

Bunu yapmanın en yaygın yolları kızla konuşurken fazla gülümsememek, kız sizinle konuşuyor diye heyecanlanmamak, ona fazla odaklanmış bir dikkat vermemek, onu oyuncu bir şekilde alaya almak ve kıza sizin standartlarınızı geçmesi gerektiğini hissettirmektir. Bunlar sadece onun iç direncini kırmakla kalmaz, sizi BAŞKA KADINLAR TARAFINDAN YÜKSEK TALEP GÖREN bir erkek gibi de gösterir. Unutmayın, kadınlar sürü psikolojisine yatkındır ve başka kadınların çekici buldukları erkekleri ister istemez çekici bulmaya meyillidirler.

5 – Uslu ve söz dinleyen erkek

Genel olarak kadına yalakalık yapmadığınız zaman ona sizin kadar onun da sizin için çabalaması gerektiğini gösterirsiniz. İlk yaklaşmayı siz yapmış olsanız bile. Ve onunla aranızda birşey gelişmesi için önünde diz çökmeyeceğiniz mesajını da verirsiniz.

Unutmayın, kadınlar sizin kankanız değiller. Kankanız ile beraberken çok birşey ispat etmek zorunda değilsiniz. Erkek Adam olduğunuzu sürekli göstermek zorunda değilsiniz (fakat kankanızla bile itilip kakılmaya gelmeyecek biri olduğunuz göstermeniz lazım).

Kadınlar KENDİLERİNİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKMEYECEK, HİÇBİR ŞEYE İHTİYACI OLMAYAN VE BİRŞEY İÇİN YALVARMAYAN ERKEKLERİ arzularlar.

Kadınlar, bir erkeğe olan duygularının ŞEHVET olduğunu hissetmek isterler. Duygularının “ona bunu borçluyum” dan kaynaklanmasını istemezler. Bu oldukça zayıf ve hastalıklı birşeydir. ŞEHVET ise karşı konulmaz bir kaynaktır.

Kızlara yürümek, kadınların MASKÜLEN ERKEKLERİ şiddetle arzuladıklarını anladıktan sonra oldukça kolay bir hareket haline gelir. Kadınlar efemine ve yalaka iyi çocukları değil, Erkek Adamları çekici bulurlar!

Eğer Erkek olmanın zevkine ve ayrıcalığına varmak istiyorsanız bunu asla unutmayın. İNSİYATİFİ ELİNİZE ALIN VE KADINLARIN NE DEDİĞİNE ALDIRMAYIN.

KADINLAR SADECE SÖZLERİNİ GEÇİREMEDİKLERİ ERKEKLERİ SEVERLER!

İyi çocuklar kadınların her dediğini dinleyip, her istediklerini yaptıkları için kaybederler. Bunu yapma sebepleri “iyi” olmaları değil, “zayıf” olmalarıdır. Ve “iyi” maskeleri, kadınların milyonlarca yılda evrilmiş “zayıf erkek belirleme” içgüdülerini kandıramaz.

Bir kadın size ayı, serseri, vs. gibi kötü çocuk olduğunuzu ima eden birşey söylüyorsa derin bir nefes alın ve hafifçe sırıtarak “iltifatın için teşekkürler” deyin. Ona onun sizin hakkınızda ne düşündüğünüzü zerre kadar takmadığınızı gösterin.

Saha Raporu – Metro yürümesi

Kırmızı hapı yutalı bir ay oldu. 25 yaşında bir betayım (şimdilik). İki başarısız game’den sonra, sabah metroda giderken kitap okuyan HB8 i gördüm. Kendimi uykusuz ve yorgun hissetmeme rağmen bu blogta ki abilerimin sanki o an bana yarış atıymışım gibi “yürü be oğlum kim tutar seni” tezahüratlarını hissedip konuşmaya karar verdim. Ama en zoru kızın ineceği durağı bekleyene kadar geçirdiğim 15 dakikaydı ve hepinizin bildiği gibi stresin tavan yaptığı iğrenç bir bekleyişle karşı karşıyaydım.

Edebiyata biraz hakim olduğum olduğum için sohbeti okuduğu kitaptan açmaya karar verdim :

Ben: Merhaba.
Kız : ….
B : Sürükleyici bir kitap sanırım.
K: Evet.
B:Adı ne kitabın ?
K:Bla blaeeale.
B:Üniversitede mi okuyorsun , hangi bölüm?
K:Gıda, sen?
B: İşe gidiyorum ama senin için yolumu biraz uzattım.
K:gülücük.

Sohbet karşılıklı şekilde kitaplar üzerinden 2 dakika daha devam etti…

B: Birazdan yollarımız ayrılıyor, numaranı verir misin?
K: Gülücük -hayır ya başka zaman belki.
B:Başka zaman yok, şimdi lütfen…
K:Ben vermeyim sen numaranı söyle.
B:0506…. muhtemelen aramayacaksın ama yine de bekliyorum( bunu heyecandan söyledim. Aklıma Mahmut abinin “kıza numara verilmez kızdan numara alınır” öğüdü geldi ama çokta ısrar etmeyi doğru bulmadım. İnstagram istemeyi de akıl edemedim)

Sonra görüşürüz dendi ve kız 12 saat geçmesine rağmen hala yazmadı(önemli de değil artık :))

Aynı gün öğleden sonra vapurda bir kız elimde ki dergiyi gördü ve sohbeti kendisi açtı. İnene kadar sohbet ettim ama hb5 olduğu için üstelemedim.
Vapurdan indim selfie çeken iki kızın arkasına yanaşıp “Beni de kadraja alın like sayınız artsın” dedim ama tebessüm ederek söylemediğim için soğuk bakışlar yiyerek terslendim(hiç bir önemi yok :))

Kendimi Tyler Durden kadar iyi hissettiğim bir gündü , neticeleri ne olursa olsun.

Yorumlarsanız sevinirim

İyi ki sizleri tanıdım.

Konuk Yazar : Sydney Carton

Annelik Üzerine

Bugün anneler günü. Hani şu, ana gibi yar olmaz denilen kadınların… Bu söz, kesinlikle doğru. Sizi bu hayatta kimse anneniz gibi karşılıksız sevmeyecek. 50 Yaşına da gelseniz anneniz sizin sağlığınız, moraliniz, huzurunuz için endişelenecek. Hatta birkaç istisna dışında nasıl olduğunuzu önemseyecek tek kadın anneniz olacak.

Kırmızı Hap’ı almadan önce tüm erkekler, hayatına giren doğru kadının onları anneleri gibi karşılıksız seveceğini düşünürler ve buna göre davranırlar. Sonunda da hüsranla karşılaşırlar. Sizin sevgili, eş dinamiğindeki rolünüz, ilişkiye yön veren, sorumluluğu göğüsleyen, etkin bir karakter olmanız. Aksi taktirde hipergaminin gazabına uğramak kaçınılmaz olacaktır. Annelik rolü, hayatınızdaki kadının sadece çocuğunuz için sergileyebileceği bir rol. Bu rolü koca rolüyle karıştırmamak gerekiyor.

Annelik, günümüzde giderek etkisi azaltılmaya çalışılan, kadının çaresizliği gibi lanse edilen önemli bir müessese. Bunun önemi kuşkusuz çok sonra anlaşılacak. Kadınlara dayatılan, 30 yaşına kadar gez, toz, önüne gelenle yat zihniyeti, kadının kendisi başta olmak üzere topluma zarar veriyor. Aileler kağıttan kule gibi yıkılırken yalnız büyüyen coçuklar, ruhsal bunalımı kolay kolay üzerinden atamıyorlar.

Kıssadan hisse: Annenize gereken saygıyı ve sevgiyi gösterin. Onun tüm kadınlardan daha değerli olduğunu da unutmayın.

Erkeği parmağında oynatan kadın – 3 aşamalı kadın manipülasyonu

 

Kadınlar erkekleri parmaklarında oynatmak için 3 aşamalı bir manipülasyon stratejisi takip ederler. Bu aşamalardan bir sonraki, sadece bir önceki işe yaramadığında ortaya çıkar. Bu aşamaları bilmek ve onları aşmak, mavi haptan kırmızı hapa geçmek için oldukça önemlidir.

Birinci Aşama : İnkar

Bir erkek kadının yalanını / oyununu yüzüne vurduğunda, kadın HER ZAMAN inkar ile manüpilasyon serisine başlayacaktır. Erkekler, kadınlarının kendileri üzerinde oyun oynadığına ya da kendilerine yalan söylediğini inanmak istemedikleri için, maalesef çoğu erkeği manipüle etmek için inkar yeterlidir ve çoğu durumda kadının ikinci aşamaya geçmesine gerek kalmaz. Çoğu erkek, yılların açlığından sonra buldukları nadide “çiçeklerini” kaybetmekten o kadar çok korkar ki, hatunlarının kendilerine yedirdiği her türlü saçmalığı mideye indirmeye dünden razıdır. Fakat bir erkek daha kırmızı haplı olduğundan ya da eldeki delil inkar edilemeyecek olduğundan inkar işe yaramazsa, ikinci aşamaya geçilir.

İkinci Aşama : Kurbanı Oynamak

Bu aşamaya geçmek zorunda kalan kadın genelde ağlamaya ve başkalarını ya da hayatın koşullarını suçlamaya başlar. Burada kadınlar erkeğin koruma içgüdüsüne oynamaktadır ve genelde de başarılı olurlar. Bu yalana inanan mavi haplı erkekler inanılmaz saçmalıklar yapabilirler. Örneğin hatunun aldattığı sevgilisi, hatunun “beni kullandı” yalanına inandığı için, kızın erkek arkadaşı olduğunu bile bilmeyen diğer erkeğe saldırabilir. Ya da evliliği cehenneme çeviren bir kadın, tüm suçu “kendisi ile yeterince ilgilenmeyen” erkeğe yıkabilir, erkeğin suçu olmasa da. Bu aşama, erkeklerin ezici çoğunun görüp görebildiği son aşamadır.

Kurban kartının güçlü olmasının nedeni de, kadını varsayılan kurban olarak gören kültürdür.

Üçüncü Aşama : Suçlama / Karşı Saldırı

Kırmızı hapa bir sevgili / eş tarafından itilen erkeklerin çoğunun geldiği bu aşamayı, genel toplumdaki erkeklerin çoğu bilmez. Üçüncü aşamada bir kadının bir erkek kadar hatta daha fazla şiddete meyilli olduğu açığa çıkar. Kadın bir öfke ile erkeği suçlamaya başlar. Bu aşamaya gelen kadının suçu mahelle esnafıyla grup yapıp erkeğin hesabını boşaltmak gibi ağır bir suç olsa bile, öfke ile erkeği yeterince evde olmamakla, kendisini arzulanır hissettirmemekle suçlar. Bu aşamada kadın umarsızca yıkıcı olacaktır. Bağıracaktır, fiziksel şiddete başvuracaktır ve eşyalara zarar verebilir. İşin kötüsü size vururken parmağını kırsa, hatuna şiddet uyguladığınız için sizi mahvedecek yargıya rahat rahat “parmağımı kırdı” diye yalan söyleyecektir (Red Pill belgeselinde bir polis elemana böyle demişti : “Eğer hatun sana vurmaya başlarsa hemen evden kaç zira sana vururken tırnağı kırılsa suçlusu sen olursun”).

Bu aşamaya şahit olup da hala olayın kendi hatası olduğu sonucunu çıkaracak bir sürü erkek var. Zaten hatunlar da bu aşamayı bu nedenle uyguluyor.

Eğer bu üç aşamaya da şahit olup, hatunun kıçına tekmeyi basan azınlıktaki erkeklerden iseniz, hayatınızda yeni bir belalınız olacaktır. Hatun, sizi zerre kadar siklememesine rağmen, erkeği manüpile edememek bir kadında ağır travma yaratır. Ve sizi manüpile edemeyen kadın genellikle ailenizi, arkadaşlarınızı, kadına inanmaya dünden razı toplumu ve yargı sistemini manüpile etmeye başlar.

Fakat aynı zamanda bu aşamaları bilen ve bunlara pabuç bırakmayan erkek, arzu edilir bir erkektir. Eğer herhangi bir aşamada hatunun oyununu yüzüne vurup kapıyı göstermeye hazır bir ruh halinde iseniz, kadın manüpilasyonuna maruz kalma ihtimaliniz astronomik olarak azalır.

Kaynak : The Manipulated Men

Saha raporu – Uydu erkeklik yerine onurlu reddediliş

Selam Mahmut abi ve değerli erkek adam camiası.

Ben 17 yaşında, genç bir okuyucunuzum. Daha az önce reddedildim ve bunu buraya yazmanın daha en doğrusu olduğunu düşündüm, sonuçta toplumun verdiği ilişki tavsiyeleri genelde çöp ötesi oluyor ve bir işe yaramıyor. Neyse bir ay önce bir kızla konuşmaya başladım, kız sarışın mavi gözlü güzel denilebilecek bir tip. İlk buluşmamız güzel geçmişti fakat ikinci buluşmada bana eski sevgililerinden falan bahsetmeye başladı. Ben bunu istemediğimi hafif esprili bir dille dile getirdim fakat 5 dakika sonra dışarıdan bir çocuk gördü ve camdan kalkıp el sallamaya başladı. Yerine oturunca da bana onunla buluşmak istediğini söyledi. Ben o lafı duyar duymaz eve gitmek ister misin deyip masadan kalktım ve yüzü değişti şaşırmış gibi oldu ama sonra gülümsemeye başladı.

Aradan bir hafta geçti ve hiç yazmadım ona daha sonra hiçbir şey olmamış gibi mesaj attım ve konuşmaya başladık. Birkaç gün konuştuktan sonra iş şuraya geldi :
Hatun: Wanderlust bi çocukla konuşmaya başladım okuldan ama çook dikkatliyim hiç bi şekilde güvenmiyorum.

Wanderlust: Peki.

Hatun: Ne peki?Wanderlust: Ben bu tarz muhabbetleri dinlemeyi sevmiyorum özellikle senden bunu biliyorsun.

Hatun: Biliyorum ama arkadaşız sen de bunu biliyosun .s.s

Wanderlust: Arkadaş mıyız?

Hatun: Değil miyiz?Wanderlust: Kanka değiliz, seni beğendiğimi anlamış olman gerekir.

Hatun: Yahu ben seninle arkadaş kalmak istiyorum biliyorum benden hoşlandığını fakat en doğrusu bu (O mesaj geldiğinde hemen siteye girip “Arkadaş Kalalım Diyen Kıza Cevap” adlı yazınızı tekrar okudum ve sizin cevabınızı aynen ona ilettim).

Wanderlust: Gerçekten arkadaş kalmayı çok isterdim ama ben birbirimiz için daha fazlasını ifade ederiz diye düşünmüştüm ve dürüst olmak gerekirse ben arkadaşlıktan fazla bir şey bekliyorum. Kusura bakma ama yanılmışım.

Hatun: Üzgünüm Wanderlust, benden hoşlanıyorsun evet ama bu doğru değil ben seni arkadaş olarak görüyorum.

Açıkçası sinirlenmedim ben. Buna cevap vermedim ve tavsiyenize uyup onu sosyal medyada takip etmeyi bıraktım. Evet belki reddedildim, fakat arkadaşlık kivsesi altında uydu erkeklik yapacağıma onurlu bir şekilde reddedilirim daha iyi diye düşündüm ve öyle büyük bir moral bozukluğu yaşamadım.

Yorum yaparsanız sevinirim, sitede paylaşmaya değer görüyorsanız da kıvanç duyarım.

Konuk Yazar : Wanderlust

Maskülinitenin evrimi

İnsanlar karşılarına çıktığında, masküliniteyi bilirler ve onu hissederler. Ona tepki gösterir ve onu ölçerler. Buna rağmen çoğu erkeğe masküliniteyi tarif etmelerini söylediğinizde, bir sürü karışık ve çelişkili cevap alırsınız.

Çoğunlukla, maskülinite tanımı diye ahlak ve “gerçek bir erkeğin” ne yapması, ne yapmaması, ne giymesi ve ne giymemesi gerektiği ile ilgili bir ders dinlersiniz. Cevaplar da, sosyal sınıftan sınıfa ve kültürden kültüre değişir. O kadar ki çoğu insan, maskülinitenin hiçbir anlam ifade etmediğini bile düşünür. Onlara göre maskülinite, toplumsal bir yapılandırmadır. Kendi görüşlerini doğrulamak için de değişik erkek gruplarının maskülinite hakkındaki değişik fikirlerini öne sürerler.

Fakat bu çeşitli gibi görünen maskülinite tanımlarında, erkekler için oldukça önemli olan ortak değerler vardır. Tarih boyunca ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşamış ve yaşayan erkeklerin maskülinite ile ilişkilendirdikleri değerleri listelediğinizde, çoğu erkeğin şu noktalarda hem fikir olduğunu görürsünüz :

  • Erkek güçlü olmalıdır.
  • Erkek cesur olmalıdır.
  • Erkek yetkin olmalıdır.
  • Erkek onurlu olmalıdır.

Bunlar taktik erdemlerdir :

  • Güç
  • Cesaret
  • Ustalık
  • Onur

Bunlar, erkeklerin bir ölüm – kalım senaryosunda birbirlerinden isteyecekleri, ihtiyaç duyacakları, talep edecekleri özelliklerdir.

İçinde bulunduğunuz binanın birdenbire zombilerce çevrelendiğini düşünün. Bu değerler, bir anda sizin yanınızdaki erkeklerde olmasını isteyeceğiniz değerler olacaktır.

Güç, cesaret, ustalık ve onur sadece erkeklerin tekelinde değil. Ama tarih boyunca bir erkeğin bu değerlere sahip olması daha önemli olmuştur.

İnsanoğlu, yüzbinlerce yıllık bir süreçte, bugün içinde yaşadığımızdan çok çok daha tehlikeli bir çevrede evrimleşti. Bu uzun süreçte erkeklerin birinci görevi, grubu doğadan, dış dünyadan, tehlikelerden ve diğer erkeklerden korumaktı. Kabilenin sınırlarını korumak ve gerektiğinde tehlikeyi göze alarak o sınırların dışına çıkıp kabilenin ihtiyaçlarını bulup ele geçirmekti.

Eşeysel seçilim (kadınların erkekleri ve erkeklerin kadınları nasıl seçtiği), Darwin’in kuramında doğal seçilimle beraber, türlerin değişimini yöneten-açıklayan temel bir prensip olarak üzerinde çok yazılan ve çizilen bir teori. Ama maskülinite, kadınların erkekleri nasıl elediği kadar erkeklerin birbirlerini nasıl elediği ile de alakalı. Maskülinite, erkeklerin kendilerini diğer erkeklere ispat etmesi ile de alakalı. Maskülinite, erkeklerin kendilerinin takımın vazgeçilmez bir parçası olduğunu ispat etme çabası ile de alakalı.

İnsanoğlu her zaman sosyal bir hayvan olmuştur ve açık seçik cinsel rollerin olduğu gruplarda evrimleşip hayatta kalmışlardır. Ortak atadan 6 milyon yıl önce ayrıldığımız şempanzeler de sosyaldir ve açık seçik cinsel rollerin olduğu gruplarda yaşarlar, ürerler, mücadele ederler ve hatta savaşırlar.

Avlanmak, savaşmak ve kabilenin sınırlarını korumak tarih boyunca erkeğin işi olmuştur. Yeterince güçlü, cesur ve yetkin olmayan erkekler, diğer erkeklerin kendileri hakkındaki görüşlerine dikkat etmeyen erkekler, herhangi bir nedenden dolayı kendi yüklerini taşıyamayan ya da taşımaya gönüllü olmayan erkekler; basitçe takımın bir parçası olmayan erkekler ya kadınlar ve çocuklarla beraber diğer erkeklerin bakmaları gereken insanlar oldular ya da kabileden şutlandılar. Bir insanı öldürmek ve yemek üzere tasarlanmış, çok tehlikeli bir dünyada yapayalnız ve tek başlarına kaldılar. Bu erkeklerin büyük çoğunluğu, muhtemelen hayatta kalamadı ve genlerini geleceğe geçiremediler.

Birbirlerine güçlü, cesur, yetkin ve onurlu oduklarını ispat eden, takımın değerli bir parçası olan erkeklerin ise genlerini gelecek nesillere geçirme şansları muhtemelen çok daha fazla idi. Bugün dünyada yaşayan her erkek, kesintisiz bir şekilde on binlerce nesilde hayatta kalan ve genlerini gelecek nesillere geçirebilen bu başarılı takım oyuncularının oğulları.

Bugün çok azımız avlanmak, savaşmak ya da sınırları korumak zorundayız. Önemli bir kısmımız yataktan, sandalyeye, sandalyeden koltuğa, koltuktan yatağa bir hayat yaşıyoruz. Yaşadığımız çevre tarihte hiç görülmediği kadar güvenli. Bugün yaşayan bir erkeğin şişmanlıktan ölme ihtimali, savaş, cinayet, açlık ya da hastalıktan ölme ihtimallerinin toplamının kat be kat üstünde. Fakat bu yüzbinlerce yıllık evrimsel geçmişi bir kalemde silip atamıyor. Bu çevre bizim güçlü, cesur, yetkin ve onurlu bir erkek olma arzumuzu bir kalemde silip atamıyor. İnsanlığın artık hayatta kalmak için bolca çocuk yapma ihtiyacının olmamasının bizim içimizdeki seks arzunu zerre kadar silip atmadığı gibi.

….

Evet, günümüz toplumunun, sizin maskülinitenize ihtiyacı yok ya da toplum öyle sanıyor. Günümüz toplumunda, maskülinite opsiyonel, ya da çoğu erkek öyle sanıyor. İnsanlığın uzun geçmişinin %99u boyunca büyük bir ihtiyaç olan maskülinite, artık %90ımız için ihtiyaç değil. Erkeklerin tarih boyunca bizzat oynadığı roller, bugün az sayıda erkeğe ve teknolojiye havale edilmiş durumda.

Günümüz toplumunda hayat çok kolay. Maskülin olmak ise zorluk gerektiren bir şey. Maskülin olmak için hayatınızı zorlaştırmanız lazım. Bir kasın gelişmesi için nasıl ağırlığa ihtiyacı varsa, maskülinitenin gelişmesi için de “dirence” ve “baskıya” ihtiyacı var. Aynı şekilde hiçbir ağırlığa maruz kalmayan bir kasın erimesi gibi, tamamen kolay ve zorluktan arınmış bir ortamda maskülinite de erir.

İyi haber şu ki, bir erkek hiç kullanmadığı için erimeye bıraktığı maskülinitesini, kas geliştirir gibi geliştirebilir. Başlangıçta hafif ağırlıklarla başlayıp, ağırlığı zamanla arttırarak, maskülinitesini güçlendirebilir.

İyi de bunu neden yapsın ki? Hayatta kalmak için buna ihtiyacı yok. Genlerini gelecek nesillere aktarmak için bile masküliniteye ihtiyacı yok. 30larına kadar sabrederse, güvenlik ve kaynak ihtiyacı, maskülinite ihtiyacını geçmiş bir kadınla üreyebilir.

Fakat bir erkek için, maskülin olmak, doğanın içine kodladığı ve gerçekleştirerek en doğal ve doyumlu halini bulabileceği durumdur. Bir erkek için, içindeki maskülinitenin yükselişine şahit olmasından daha güzel bir deneyim yoktur. Güçlükleri aştığını görmesi, yapabileceğini bilmediği bir şeyi yapabilmesi, kahramanca davranması, içindeki ateşten ve iradeden başka bir şey kalmasa dahi “dayan” diyerek meydan okuması kadar güzel bir deneyim yoktur. Bu neredeyse manevi bir deneyimdir. Maskülinite bir seçim ve bir erkeğin hayattan gerçekten tatmin olabilmesi, kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesi için neredeyse tek yol.

Bir erkeğin bu deneyimi yaşaması, toplumun umrunda değil. Çoğu insan için bir erkeğin rahat ortamında, kendisini olduğu gibi kabul edip sevmesi daha kabul edilir bir davranış. Bu nedenle, masküliniteyi geliştirmek için gerekli zorluğu, erkeğin kendisinin arayıp bulması gerekli.

Ağırlık kaldırmak ve gym, sadece kasları geliştiren değil, maskülinite için gerekli zorluk olarak da faydalı olan bir aktivite. Ve bu sitede gerekliliğini defalarca dile getirdik. Ama daha etkili bir zorluk erkeğin kendisine, sadece  erkeklerden oluşan ve kendisinden güç, cesaret, yetkinlik ve onur talep eden ve bu konuda da erkeğe karşı acımasız olan bir takım bulması. Bu bir spor takımı da olabilir, bir av takımı da. Ama bu takımın karşısında erkeğin olduğu takımın cesaret, güç (fiziksel ve duygusal) ve yetkinlik ile yenebileceği başka erkek takımları ya da doğa olmalı. Bu nedenle örneğin ipli zirve tırmanışı yapan bir dağcılık takımı maskülinite için gerekli zorluğu yaratacaktır ama Counter Strike takımı bir boka yaramayacaktır.

Eğer gerçekten maskülin olmak istiyorsanız, gidip bu takımı bulun. Bulamazsanız ise kendiniz yaratmaya çalışın. Sizin içinizdeki masküliniteyi bu takım ile beraber mücadeleden daha hızlı geliştirecek bir şey yoktur.

İnternette Hatun Kovalamak

İnternette hatun kovalama, benim de arada sırada yaptığım ve nadiren pozitif sonuç aldığım oyun türlerinden biri. Mesaj atan değil, aksine mesaj alan tarafta olmama rağmen nadiren sonuç almamın sebebi, beni devasa erkek havuzundan ayıran dış görünüşe ve maddi imkanlara sahip olmamam. İnternette işler böyle yürüyor. İletişim imkanları gerçek hayattaki oyuna nazaran oldukça kısıtlı. Bu yüzden de gerek beden diliniz, gerek ses tonunuz, gerekse verdiğiniz tepkilerle kendinizi ifade edemiyorsunuz. Bu da sizin değersiz erkek havuzundan çıkıp hatunun hipergamisini tatmin etmenizi engelliyor.

İnternetin aldatıcı yanları da var. Örneğin, oldukça sıradan, belki de gerçek hayatta yakınlaşmak bile istemeyeceğiniz bir hatun, üç- beş filtreli fotoğrafla kendini size manken gibi sunmaya çalışıyor. Bunu bir süre sonra içselleştiriyor ve öyle olduğunu sanıyor. Tabi bunda internetin en alt kesimden erkekleri bolca barındırmasının ve kadına olan talebin gerçek hayattakine nazaran çok daha fazla olmasının da etkisi var. Gerçek hayatta belki de o hatunla konuşamayacak, ezik, abaza tipler, mesajla kadına yürüyor. Bu kadar talep gören bir hatun da kendini olduğudan çok daha değerli görüyor.

İnternette kadın olmak çok kolay. Erkek olmaksa çok zor. Fotoğrafınız olmasa bile bir erkekle konuşurken kadın olduğunuzu belli etmeniz, o erkeğin size gösterdiği ilgiyi arttıracaktır. Hayalinde belki de sizi ince, güzel, seksi bir hatun olarak canlandıracak ve hayali kadını kaybetmemek için elinden geleni yapmaya çalışacaktır. Erkekseniz, kadının anlamsız egosuyla uğraşmak zorunda kalacak, kendi değerinden çok daha fazla paha biçilen bir ürünü alıyormuş gibi kazıklanacaksınız.

Benim size önerim, internetten hatun kovalama işine umut bağlamamanız ve sadece zevk için, biraz vakit ayırmak suretiyle bu işi yapmanız. Hiç yapmamanız elbette en iyisi ama bundan vazgeçmeyeceğinizi biliyorum. En azından bir mesaj aldığınızda hemen gol atmak isteyeceksiniz fakat karşınızdakinin bir profil olduğunu unutmayın. O, kanlı canlı bir hatun değil, sadece bir profil. Belki de şişman, kaba, suratsız, şapırdatarak yemek yiyen, görgüsüz bir hatun. Hiçbir hatunu kafanızda idealize etmeyin. Her söze, her görünüşe aldanmayın. Kadın denilen canlı, olduğundan farklı görünme sanatını ustalıkla icra eden bir canlıdır. Bunu aklınızın bir köşesinde tutun.