Kırmızı Hap Anayasası – Bölüm I

Illimitable Men‘in kaleminden çıkan ve kırmızı hap dünyasının özeti niteliğindeki bu metni paylaşmak için aslında geç bile kaldık diyebilirim. Bugüne kadar bu sitede kadınlar ve ilişkilere dair okuduğunuz her şeyi özetleyen bir başucu eseri. Tek seferde yutmalık bir kırmızı hap. 

Madde 1. Feminizm, Acındırma, Güç ve Ayrıcalık

Feministler, erkeklerin güçlü olmasını sağlayan ayrıcalıkları elde etmek istiyorlar. Kadınlara faydası olan durumlarda (hesabı erkeğin ödemesi veya cesaretin erkekten beklenmesi gibi) “gelenekçi” davranırken bu geleneklerin önlerini kestiği durumlarda ise (önüne gelenle yatan kadının kınanması, kadınların liderliğine güvenilmemesi vs.) birden “ilerici” kesiliyorlar. Bu amaca ulaşmak için kadınların toplumdaki “yumuşak gücünün” (yani cazibelerinin) etkisini örtbas etmeye çalışarak kadınları ve erkekleri sadece görünürdeki güç (ekonomik ve siyasi) üzerinden kıyaslıyorlar. Bu tek taraflı bakış açısının gücü, insanların kadınlara karşı duyduğu acıma hissinden geliyor. Böylece kadının güçsüz olduğu masalı kendilerine daha fazla güç olarak geri dönüyor.

Feminizm, hümanist eşitlikçilik kisvesine bürünmüş bir kadın ayrıcalığı hareketidir. Erkeklerin bariz şekilde üstün olduğu alanlarda kadınların beceriksizliğini haksızlıkmış gibi göstererek erkekleri suçluyor ve söz konusu alanlarda kadınlara öne çıkarılmas için önünde hukuki düzenlemeler yaptırıyorlar. Bu sayede kadınlar, erkeklerin eskiden beri iyi olduğu sahalarda toplumsal kazançlar elde etmeye başladı.

Kadınlar, yumuşak gücü sessiz sedasız kullanmaya devam ediyor. Sosyal etkileri ölçmek zor olduğundan güzellik ve acındırma eşitliği bozan faktörler olarak görülmüyor. Feministler bu durumun ne kadar gülünç olduğu anlaşılmasın diye ev işi gibi ekonomik değeri son derece düşük becerileri göz önüne çıkarıyorlar. Dolayısıyla böyle küçük ekonomik değerleri ölçerken kadın güzelliği veya kırılganlığının etkisini hesaba katmamak ikiyüzlü bir davranıştır. Erkeklerin sert gücü tekeline aldığı tam tersi durumlarda zayıf kalan erkeklere destek sağlanması, 50 seneyi aşkın bir sosyal mühendislik sayesinde mümkün olmuştur. Beceriksiz olduğu halde saygı görme ayrıcalığı, kadınlara has ve nedense pek az dile getirilen bir sosyal avantajdır. Zaten feministler de ideolojik temelini bu psikolojik dayanak üzerine kurmuştur.

Terazinin bir kefesinin kadınlar lehine ağır basmaya başladığı zamanlarda benzer bir erkek hareketi ortaya konulamadı. Bunun başlıca sebebi, toplumun erkeklere pek acımamasıdır. Merhamet arayan bir erkek, yardımdan ziyade bu zayıflığından ötürü hakir görülür. Bu yüzden, kadınların ekonomik ve siyasi gücünü doğuran psikolojik mekanizma erkekler için çıkmaz sokaktır.

Madde 2. Kadınlar, Mantık ve Duygusal Muhakeme:

Kadınlar mantıksız ve tutarsızdır. Elbette mantık kapasiteleri vardır; ama bunu kullanmaya pek meyilli değillerdir. Fabrika çıkışlarında mantık olmadığından mantıklı davranmak için daha fazla çaba harcamak zorundadırlar. Erkeklerinse mükemmel olmasalar bile mantığa yatkınlığı kadınlara göre daha fazladır. O yüzden tüm dünyada erkeklerin muhakeme ve karar verme becerisi daha üstündür.

Kadın mantıklı olmaya çalışsa bile duygusallığa hemen geçiş yapabilir. Bu özelliğinden ötürü bir kadın ne kadar zeki olsa da sağduyusunu kaybetmeye daha meyillidir. Kadınların akıl yürütme konusunda kötü olmalarının nedeni budur. Çünkü bir kadın kararlarını mantıktan ziyade o anki duygusal durumuna göre alır. Adil ve mantıklı olanın ne olduğunu görse bile o andaki duygu seline kapılır kapılmaz bunu inkâr edip sırf “doğru olduğunu hissettiği” şeye yoğunlaşacaktır. Bir kadının mantıklı bir şey duyduğu anda duygularına yenilip “Umrumda değil!” dediğine ve ağzından ondan başka herkese mantıksız gelecek sözler çıktığına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. İşte bu “solipsizm” dediğimiz olayın en belirgin örneğidir. Solipsizm, bir kadının dış etkilere kendini kapatıp duygularına göre karar vermesidir. Hal böyleyken bir kadının kararsız ve çelişkili davranmasını beklemek gerekir. Kadınlar kaypaktır, akıllı adam kadınların dediklerinden çok yaptıklarına bakan adamdır.

Madde 3. Kadınların Manipülatif Doğası:

Kadınlar, doğası gereği çıkarcıdır. Ortalama bir erkeğe göre ikna ve sosyal manipülasyon konusunda çok daha başarılıdırlar. Cinsiyetler arasındaki bu farkın evrimsel temeli, kadınların bedensel olarak daha güçsüz ve zayıf olmasından kaynaklanır. Bu sayede erkeklerle rekabet etmek yerine onları etkileyip kullanmayı öğrenmişlerdir. Yani kadınların gücü fiziki güçten ziyade zihinsel bir güçtür. Fiziki şiddet yasadışıyken duygusal şiddet böyle değildir. Dolayısıyla fiziksel şiddet isteğini bastırıp duygusal şiddete yönelmek kadınlar için sosyal bir avantajdır. Bu sayede hukuk sistemi tarafından yargılanma tehlikesiyle karşılaşmadan toplumda istediklerini elde ederler. O yüzden erkeklerin de duygusal şiddet konusunda kadınlar kadar becerikli olmayı öğrenmesi gerekir.

Hukuk, erkeğe karşı uygulanan duygusal şiddete ceza vermez. Çünkü fiziki şiddet görünür ve ölçülebilirken (tabii bu kadının erkeğe fiziki şiddet uyguladığı durumlarda pek geçerli değil) duygusal şiddet karakterle ilgili bir sorundur ve yasaya göre değerlendirilemez. Erkeğin kızınca yumruk atmak istediği gibi kadınlar da kızınca sizi perişan etmek ister. Zihinsel yaralanmaların da fiziksel olanlar kadar can yakıcı olduğu su götürmez. Özetle, kadınlar erkeklere göre duygusal açıdan daha agresiftir.

Madde 4. Kendini Kısıtlayan Genetik Belirleyicilik

Zengin ve/veya başarılıysanız ırkınızın hiçbir önemi yoktur. Küçük beyinli çoğu erkek, beyaz, siyah, Asyalı, Hintli, Arap olmak gibi yüzelsel kimliklere takılıp kalmıştır. Hepiniz dünyaya kendi etnik kökeninizin getirdiği bir bakış açısıyla yaklaşıyorsunuz. Örneğin Batı ülkelerindeki beyaz olmayan kişiler, etnik kimliklerinden ötürü utanç veya öfke duyarlar. Özellikle Asyalılar beyaz olmayı yücelterek kendi kültürlerine karşı içlerinde bir nefret büyütürler. “Hiçbir zaman mükemmel olamam çünkü beyaz değilim” düşüncesi hastalıklı bir kafa yapısına işarettir. Çünkü bu düşünce sizi sınırlayan ve özgüvensizlik aşılayan bir inanıştır. Yaşadığınız yerde beyaz adam üstün görülüyor olabilir; ancak güç, tüm etnik engelleri aşar ve para da güç demektir. Kızların dalga geçeceği ufacık bir çükü olan 1.60’lık bir erkekseniz bol sıfırlı bir banka hesabı ve özgüvenli bir duruş bunu telafi edecektir.

Beyazlara kızarak veya onları kıskanarak hiçbir yere varamazsınız, bu aşağılık duygusunu yenmeniz gerekiyor. Kendinizi ırkınızdan ötürü harap etmek yerine başarılı olmaya çalışın. Erkekler, hayatlarında bulundukları konuma göre ölçülür. Başarılı adam sevilir, başarısız olan sevilmez. Değiştiremeyeceğiniz özelliklerinize bakıp üzülmek zihninizi kirleterek başarılarınızı engeller. Kökeninizden utanmayın; çünkü değiştiremeyeceksiniz.

Madde 5. Hipergami ve Dal Değiştirme:

Kadın hipergamisi erkeklere ikili bir bakış açısıyla yaklaşır. Onlara göre bir erkek ya üstündür ya da değildir. Bir kadın karşısındaki erkeğin değersiz olduğunu düşünüyorsa onunla asla sevişmez. Ancak üstün gördüğü bir erkekle yatabilir. Bu yüzden kadınlar erkeklerin üstünlüklerini kanıtlayacak şekilde güç sergilemesini bekler. Bir kadın kendini erkekten aşağıda görüyorsa ona karşı arzu duyar. Buna da hipergami denir. Bir nevi sosyal merdivende yukarı çıkma isteği de diyebiliriz. Hipergaminin etkisinden ötürü kadınlar yakışıklılık, zenginlik, özgüven, popülerlik gibi yüksek statü göstergelerine ilgi duyarlar.

Hipergami çok farklı şekillerde ortaya çıkabilir. En çok görülen örneği para avcılığıdır. Yani bir kadının bir erkekle sırf parasından ötürü birlikte olmasıdır. Daha az çıkarcı ilişkilerde ise kadınlar kendisinden daha özgüvenli buldukları erkeklerle sevgili olurlar. Genel olarak özgüveni düşük kadınların hipergami dürtüsü de düşükken egoist olanlarınki daha yüksektir.

Hipergami fırsatçılığı doğurur. Hipergamisi kontrol altında tutulmayan bir kadın daha yüksek statülü bir adam bulduğu anda aldatacaktır. Eğer bu adam kendisiyle uzun dönemli ilişkiye hazırsa birlikte olduğu adamı bırakıp ona koşması yüksek bir ihtimaldir. Bu eyleme “dal değiştirme” denir. Muhafazakâr bir aile hayatı ve güçlü bir aile reisi figürüyle kontrol altında tutulmayan hipergami, kadınların aşırı derecede fırsatçı ve sadakatsiz olmasına yol açar. Gelenekçi toplumlarda kadınların hipergamisi aile, toplum ve kültür tarafından dizginlenir ve kadınların “daha iyisi gelene kadar beklemesine” izin verilmeden yaşıtı biriyle evlenmesi sağlanır.

Bazı kadınlar diğerine göre daha hipergamik olabilir; ama her kadın mutlaka hipergamiktir. Bunu bir ölçek gibi düşünün, her kadının farklı bir hipergami derecesi var. Hipergami Pandora’nın kutusu gibidir. Bir kere içine girildi mi bir daha çıkmak zordur. Kadın ne kadar deneyimliyse hipergamisi o kadar çoğalır ve ilişki materyali olmaktan o kadar uzaklaşır. Aile kurma ve annelik için en uygun kadınlar, hipergamisi kontrol altında tutulanlardır. Maddecilik ve hafifmeşreplik hipergamik davranışlardır, kadındaki “sürekli daha iyisini isteme” duygusunun bir göstergesidir. Bu kadınlarla ciddi ilişkilerden kaçınmak gerekir. Tutumlu ve alçakgönüllü kadınlar uzun süreli ilişkiye daha uygundur.

Madde 6. Yüzde 80/20 Kuralı:

Yüzde 80/20 kuralı, hipergaminin doludizgin yaşandığı toplumlarda erkeklerin yüzde 20’sinin kadınların yüzde 80’i ile yatacağını anlatan teoridir. Bu durum, pareto ilkesinin cinsel ilişkilere uyarlanmış halidir. Sadece evlilik yanlısı muhafazakâr toplumlarda her erkeğin kendi sosyal çevresinden bir kadınla evlenmesi garantidir. Aile düzeni yıkılıp zevkine düşkünlük topluma yayıldığı zaman görülecek doğa düzen yüzde 80/20’dir.

Madde 7. Aşk Hiyerarşisi:

Aşk, kadının hipergamisinin doyurulmasından ibarettir. Bir kadın sizden iyi olduğunu düşünürse size saygı duymaz. Size saygı duymazsa da size âşık olamaz. Çünkü kadınlar erkeklerden farklı şekilde severler. Kadınların aşkı, hayranlık ve saygının bir birleşimidir. Saygı da güçten doğar. Dolayısıyla sevilmek istiyorsanız güçlü olmak zorundasınız. Zayıf bir erkek her zaman hor görülür. Hipergami kadına güçsüz olan erkeğin aşka layık olmadığını telkin eder.

Kadınların aşkı faydacıdır. Karşısındaki erkeği koşulsuz olarak sevmeleri mümkün değildir. Bu tür bir karşılıksız sevgi sadece çocuklarına özeldir. Bu davranışlarının kaynağı Briffault Kanunu’dur. Fakat bir erkek karşısındaki kadına yaptığı şahsi yatırımdan ötürü karşılıksız bir sevgi duyabilir. Aşkın hiyerarşisi, erkekler > kadınlar > çocuklar şeklindedir. Yani kadınlar aşk ve para söz konusu olduğundan erkeklerden daha bencildirler. Erkeklerin aşkta fedakârlık yapması beklenirken kadın böyle değildir. Erkekler fedakâr, kadınlar fırsatçı âşıklardır.

Devamı gelecek… 

Çeviri: The Red Pill Constitution

Sevgi ile çekicilik farklı şeylerdir.

Kırmızı Hapın ortaya çıkardığı ve birçok erkeğin kabul etmek çok zorlandığı en acı gerçeklerden ikincisi (birincisinden Aşk Hiyerarşisi yazısında bahsettik), kırmızı hap camiasında bilinen şekli ile şudur :

Affection is not same as attraction. Yani “sevgi / şevkat ile çekicilik aynı şey değildir”.

Aslında bu Aşk Hiyerarşisinde bahsedilen gerçeğin uzantısıdır :

Erkek doğasının aptallığı, kadının anaç içgüdülerinin özüyle ilgili sadakatin, romantik aşk için de ulaşılır olduğuna dair inançtır. Erkek budala bir şekilde, annesi kendisini nasıl sevdi ise idealleştirdiği kızarkadaşının da kendisini öyle seveceğine inanır. Kadınların çocuklarını nasıl sevdiklerini gözlemleyerek kadınların büyük bir sevgi kapasitesine sahip olduğunu çıkarır. Bu doğrudur, kadınların büyük bir sevgi kapasitesi vardır. Ama maalesef bu büyük sevgi sadece çocuklarına reserve edilmiştir ve erkeklerinin ulaşımına açık değildir. Bu nedenle erkeğin kadın aşkı konusundaki ideali gerçekçi değildir.

Kadınlar, zayıf erkekleri en fazla sevebilirler, ama onlara asla çekim duyamazlar. Bunun tam tersini söylemelerine rağmen. Her yerde, duygularını açabilen, zayıflıklarını paylaşan erkekler istediklerini söyleselerde, böyle erkeklere en fazla şevkat duyarlar. Ama onlarla cinsel partnerlik fikrinden iğrenirler. Bakın, özellikle dikkatinizi çekiyorum, İĞRENİRLER! Hiç abartmıyorum. Bu hayatın acı bir gerçeği ama inanın YÜZDE 100 HAYATIN BİR GERÇEĞİ.

Kadınlar masküliniteyi çekici bulur ve arzularlar. Maskülinite ise güç ve dayanıklılık demektir. Oysa iyi çocuk olmak tam tersine erkeksi hiçbir güce sahip olmamak demektir. İyi çocuk, maskülin erkeğin zıttıdır.

Bir kadının önünde iyi çocuk olduğunuzda, ona “benim hiçbir gücüm yok” mesajı gönderiyorsunuz. Onun için, tüm çerçeveyi ve gücü istediği anda kadına verebilecek bir sünepeden başka birşey değilsiniz.

Bir erkek olarak, her zaman ama özellikle de cinsel partneriniz olmasını istediğiniz veya olan kadının yanında güçlü olmalısınız. Zayıflıklarınızı, dertlerinizi, duygusal çalkantılarınızı ondan saklamalısınız. Asla onunla paylaşmamalısınız. Eğer paylaşırsanız, sizi arzulayan kadının arzu seviyesi sıfıra iner, geriye sadece sevgi ve şevkat kalır. Bunlar da kadının çocuğuna reserve duygularıdır, size kullanılmak için orda değillerdir. Olurda bu duygular size yönelirse, sizi kadının çocuğu haline getirir ve bu da sizi cinsel partnerlikten çıkarır.

Eğer dertlerinizi paylaşmanız gerekiyorsa, erkek arkadaşlarınızla paylaşın. Düşen bir erkeğe yabancı bir erkeğin yardım etme / edebilme olasılığı, tanıdığı bir kadının yardım etme olasılığından daha fazladır. Erkek arkadaşlarınız yoksa en kötü gelin burda paylaşın. Ama kadınlarla ve özellikle de kadınınızla paylaşmayın. Unutmayın, kadınınıza arkadaş gibi davranırsanız, gerçekten arkadaşı olursunuz ve artık erkeği olamazsınız.

Kid Rock’tı sanırım şöyle güzel bir laf etmişti. Kadınınıza derdinizi anlattığınızda tabii ki “aşkım merak etme bunu beraber aşacağız lafını duyacaksınız. Ama hiç kendinizi kandırmayın. O andan itibaren geri sayım başlamıştır. Eğer alarm çalmadan düze çıkmazsanız, başınız dertte”.

Eğer ağlamanız gerekiyorsa gidin helada ağlayın. Bir hastalığınız varsa, bu doktorla sizin aranızda. Gidin bir yardımlaşma grubuna katılın. Babalarımız bunu çok iyi biliyordu ve kadınlar önünde bugün ortalama bir erkeğe çok kasıntı gelen davranışlarının sebebi buydu :

Yaşlı adam hasta yatağında, gebermesine ramak kalmış, hala gürlemeye, sertlikler yapmaya devam ediyor. Çevresindeki kadınlar da sessiz ve anlayışlı koştururken, bir yandan da onu hoş tutmaya uğraşıyorlar. Bu durumun ne kadar gülünç olduğunu çocukken bile görüp hem gülmüş, hem de adama çok kızmıştım (Ulan be adam! canın çıkmış hala kadınlarına eziyet ediyorsun! Daha güler yüzlü olsan ne olur?). Şimdi düşününce (davranışı hala onaylamasam da) bir açıdan adamı haklı bulabiliyorum. Çünkü üstlendiği rolü son anına kadar sürdürmeye gayret ediyormuş…

Şevkate oynamak sizi Oyunsuzluğun hazin sonundan kurtarmaz, o sonu hızlandırır.

Bunun bir uzantısı ise, çoğu erkeğin oyunsuzluğuna alternatif olarak kullandığı ve hemen her zaman hüsranla sonuçlanan, kendini aşağılama taktiğidir. Rollo Tomassi Baba’nın bu yaygın beta oyunu ile ilgili özel demirden kanunu var, unutmayın :

Tomassi’nin 9 Numaralı Demirden Kanunu

ASLA, kendini küçültme, bir kadına güçsüz, kırılgan olduğunu ima edecek bir söz söyleme. Bu kendi tetiklediğin bir felaket ve tam anlamıyla senin onun için ödül olma mantığının karşıtı. Bir kez kendini aşağıya doğru ittiğinde bunun geri dönüşü yok.

Bu konuyu açalım. Burda anlatmaya çalıştığımız kadının acıma duygusuna oynamak. Büyük hata. Çekiciliği acıma duygusundan daha hızlı öldüren çok az şey vardır.

Demirden Kanunlar yazısında güzel bir örnek var. Ben de bu siteye sıcak sıcak gelen bir vaka çalışmasından örnek vereyim :

Kız: İyi geceler , tatlı rüyalar.

Erkek: Sana da. Sınavdaki kötü not için üzgünüm herşeyi düzelteceğim.

Kız: Ha şey neden böyle birşey dedin ?

Erkek: Hep sana mücadele etmen gerektiğini söylemiştim ne olursa olsun gücünü kaybetme demiştim fakat bir anlığına ben kaybettim.

Kız: Düzelteceksin

Erkek: Söz veriyorum.

Kız: Bana karşı sorumlu hissetmeni istemiyorum aslında.

Burda Tomassi’nin 9 Numaralı Demirden Kanunu ihlal ediliyor. Sonuç ortada. Ne seviyede kasmanız gerektiği ile ilgili o yazıya yazmıştım. Burada tekrarlayayım :

İkincisi, Rollo Baba’nın dediği gibi kendini aşağılamak, kırılgan göstermek ya da yenilgilerini paylaşmak, “duyarlı ve kırılgan tarafını gösteren erkek” olmak oyunsuzluğa çare değildir. Feminen kız çerçevesidir. Çok ölümcül hatadır. Yenilgini paylaşmışsın.

Sen Supermensin unutma. Supermen işemez bile bırak yenilmeyi. Yıllar önce yırtık bir abim bana kızla ilk buluştuğunda sakın tuvalete gitme demişti. Sebebini sorunca da “sen supermensin oğlum. Süpermenler işer mi, sıçar mı?” demişti. Bu abartı olabilir ama ana fikir şu : sen supermensin. Sen sınavda yenilmezsin. Yenilsen de bunu asla paylaşmaz içinde halledersin.

Maalesef arkadaşlar. Süpermen işemez, sıçmaz, hastalanmaz, yenilmez. Bunları Klark Kent yapar. Süpermen’in çişi gelince gider Klark Kent olur, ondan sonra tuvalate gider. Lois Lane ise kime deli olur, kimi ‘sever’ biliyorsunuz. Süpermen asla Klart Kent olduğunu Lois’e göstermez. (bizim eskiden ne güzel rol modellerimiz vardı, sizin böyle modelleriniz yok maalesef).

Kırmızı hapın bu ikinci en acı maddesinin acı olmasının da sebebi budur : erkekler yanında rahatlayacakları ONEitis’ini aramaktalar, bu kadın milleti içinde BİRtanesini. Onun yanı, performans beklentisinden ve stresten uzak, kasmadan, arkadaşça, dostça, sevgi ve şevkat içinde boğulacağı gizli cennettir. Biz ise diyoruz ki, bu MASALDIR. Siz buna kasmak diyorsunuz ama bu MASKÜLİNİTEDİR. Eğer bu terimi kullanmak istiyorsanız evet kasacaksınız. Hem de, sıkı durun :

Kadınla karşılaştığınız ilk saniyeden, onu son gördüğünüz ana kadar sürekli ‘KASACAKSINIZ’.  Bir kitap yazıyorum, ondan sneak peak vereyim (bu bölüm aynı zamanda ilişki öncesinde alfa olup, ilişkide beta olmak ne demek açıklıyor):

Unutmamanız gereken bir başka nokta da kadınınız ne kadar içinize düşerse düşsün, Erkek Adam olmayı asla bırakmamanız gerektiğidir. Sosyal koşullanmanın erkeklere aşıladığı masallardan biri de, hayatının kadınını bulup, onunla dertsiz, tasasız bir sonsuz aşk yaşamaktır. Bulduğu kadın hayatının kadını olduğundan, onu o olduğu için sevdiğinden ve onu her haliyle seveceğinden (!), erkek ilişkide Erkek Adam olmayı bırakır ve bir süre sonra da kadının kendisinden soğumasını izlemek zorunda kalır.

Artık kızı tavladım, işleri biraz salabilirim derseniz büyük bir hata yaparsınız. Eğer bu hataya devam ederseniz de ilişki hızla bozulmaya başlar.

Birçok erkek, kızı tavlayana kadar doğru zihin yapısındadır ama bir kez ilişki başladı mı, özellikle de kadın büyük bir ilgi gösteriyorsa, bu erkekler artık “gerçek” benliğine dönebileceğini düşünür. Oysa dönmek istediği, yıllardır içinde yaşadığı için oldukça aşina olduğu ve rahat hissettiği feminen beyin yıkamasıdır.

….

Kadın size ne derse desin, onun iltifatlarına iltifatlar ile cevap vermeyin. Böyle yaparsanız, kadının iltifatlarının hızla kesildiğini göreceksiniz.

Yine aynı şekilde kadın size ne derse desin, ilk seni seviyorum diyen olmayın, ilişki 3 – 4 aylık olmadan seni seviyorum demeyin ve bu kelimeleri çok sık söylemeyin.

Şimdi burayı çok dikkatli okuyup özümseyin:

KADIN İLTİFAT ETMEDİĞİNİZDEN, “SENİ SEVİYORUM” DEMEDİĞİNİZDEN NE KADAR ŞİKAYET EDERSE ETSİN, ASLINDA İLTİFAT ETMENİZİ VEYA “SENİ SEVİYORUM” DEMENİZİ İSTEMEZ!

Zira bu sadece siz yelkenleri suya indirecek misiniz diye bir testtir. Beklenti, kadına boyun eğmeyerek testi geçmenizdir. Yani kadını tatmin etmek istiyorsanız, onun istediği gibi (testi geçen) biri olun.

Kadınlar onlardan büyülenmeyen, onlar için eriyip bitmeyen erkeklerden hoşlanırlar. Böyle bir erkek çok daha seksidir. Nazik olmamanızı tavsiye etmiyorum, ama dominant olmayı hiçbir zaman elden bırakmamalısınız.

İyilik değil zayıflık

Dost acı söyler, Mahmut Abiniz de acı söyleyecek. Çok duyarım, siz de duymuş hatta söylemişsinizdir : “Ona çok iyi davrandım, onun için şunu şunu yaptım. Neden beni sevmedi (de o kötü çocuğu sevdi).”

Bırakalım artık bu “iyi” maskesini. Siz de çok iyi biliyorsunuz ki buradaki iyi çocuk erkek iyi falan değil, zayıf. İyi çocukların ortak özellikleri, kendileri ne kadar farkında olmasalar da, kadına ihtiyaç duymaları. İhtiyaç bir zayıflıktır ve dünya üzerindeki hiçbir kadın, zayıflık gösteren ve birine muhtaç olan bir erkeği çekici bulamaz. İyi çocuk oyunu, kadın – erkek ilişkilerinde, erkeğin kamikaze oyunudur.

Bu “iyilik yaptım nankör kevaşeden kötülük buldum” hikayelerinin ayrıntısını dinleyin, şu gerçek yüzünüze hemen çarpar : Erkek fazla iyi ve naziktir ve bu doğal değildir. Bu şekilde davranmak bir erkeğin cinselliğini ve maskülinitesini engeller ve gizler. İyi, şevkat uyandıran çocuk olmak beyni tamamen yıkanmış erkeğe doğal görünür.

Yani kadını, erkeğin farketmediği bir gerçeği, o erkeğin iyi değil zayıf ve sinsi olduğu gerçeğini, farkettiği ve bu nedenle de doğal olarak erkeği reddettiği için suçlamak hiç adil değil.

Şu sitenin ömrü hayatında bu maddeyi hiç böyle açık açık yazmadık sanırım. Bu hatayı telafi edelim dedim.

Vaka Çalışması – Mavi hap tarafından yenilip yutulmak

Merhaba arkadaşlar, size anlatacağım olayı tamamen ibretlik olması açısından yazıyorum. Etkileyici bir saha raporu olmasını canı gönülden dilerdim ama maalesef değil. Betalığın, hatta omegalığın diplerinde gezinmek ve işin en berbat kısmı psikolojik çöküntü yaşamak cidden çok kötü. Hala o zamanlarımı hatırlarım. Vücudumun nasıl sıkıldığını, nasıl haftalarca ızdırap olduğu aklıma gelir. Şimdi geri dönüp düşününce “beynini sktiğim salağı” diyorum kendi kendime. O zamanlar yaşadığım stresten saçlarım dökülmeye başlamıştı ve ilerleyen yaşla beraber dökülme de arttı. Kim için? Nemfomanik şizofren bir kaltak için.

Bahsettiğim olay, bizim Antalya’dan kalkıp asıl memleketimize gelmemizle başladı. Batı Karadeniz bölgesinde kalıyor bizim memleketimiz. Çoğunuzun pislik olarak addedeceği olaylar silsilesi aslında tüm bunlar. Ben ergenliğime girerken gelmiştik memlekete. Köyde küçükken oyunlar oynadığım bir kız vardı. Meral’di adı ve ikimiz de büyüdükçe oynadığımız oyunların şiddeti biraz artıyordu (gelişmekte olan ergenlerin farkında olmadan flörtleşmeye başlaması ama bunu farkedemeyecek kadar sığır olmaları durumu) benden iki yaş küçüktü. Arada sanırım akrabalık da vardı. Zamanla beraber büyümenin ve çok sık beraber olmanın ayrıca da hormonların dayanılmaz etkisiyle bende ufak ufak çekimler başladı. Belki o benden çok daha önce hissetmişti bende bişeyler olduğunu, bilmiyorum. Kız, küçük yaşta babasını kaybetmişti, amcası ve abileri vardı sadece. Kalabalık bir ailedeydi. Aynı köyden olduğumuz için kesinlikle aramızda bişey dahi olması kabul edilemezdi. O yüzden elimden geldiğince bunu gizlemeye çalıştım. En büyük epic fail’ı da burada yaptım: Lisede aynı sınıfta olduğum piçin tillahı bir çocuk vardı. Adı Mertcan’dı. Çocuğun babasının güvenlik şirketi vardı, çocuk baya yakışıklıydı, ayrıca baya da zengindi. Katıldığımız bir düğünde Mertcan, Meral’i oynarken görüyor ve gelip bana soruyor. Ben de hem kızın hem de tüm çevrenin anlamaması için güya ters köşe yapmak amacıyla ikisini tanıştırıyorum. Hatta üçümüz beraber oturduk ki, güya ikisi yalnız başına oturmasın. (Betalığı, omegalığı geçtim, bildiğin alagavatlığın da doruğuna çıktığım anlardı anlayacağınız) Daha sonra ben üniversiteyi kazandım ve Trabzon’a gittim. Yarıyılda döndüğümde tahmin edeceğiniz üzere baya bir yol almışlardı: Sahil kenarındaki ilçeye arabayla kaçamaklar, gece geç vakitlerde içmeli sıçmalı gezmeler, Mervelerde kalmalar, vs. Anladınız siz. Daha sonra kızın ailesi, durumu farkedip çocuğa telefon bile etmişlerdi. Nolur kızdan faydalanma, bak o şöyledir böyledir üzme vs tarzında konuştular. Daha sonra da kızın ailesi, kızı çocukla tanıştırdığım için bana cephe aldı. Ortada normalde suçum yokken bi anda günah keçisi olduğumu sanabilirsiniz ama gerçek şu ki, yaptığınız şey absürd ve yanlış bişeyse, mutlaka dönüp sizi buluyor. Neyse. Kız daha sonraları bayılmaya ve kasılmaya başladı. Sara teşhisi kondu. Tabii bu arada kız gitgide daha da manyaklaşmaya başladı. Benim tanıştırdığım çocukla mesafe koyup başka bi herifle vuruşmaya başladı. Adam evde kızı hunharca kullanıyordu, güya evlenmek istiyorlarmış. Çocuk askere gittiğinde buralardan kalkıp ta Ankara’lara gitmişliği var. Sonraki yaz, yazları köye gelen başka bir çocukla takılmaya başladı. Fındık ağaçlarının arasında yiyişiyolardı amk. Sonra onun da peşinden kalkıp, çocuğun yaşadığı Ereğli’ye kadar gitti. Aynı odada falan kalmışlar hatta. Ereğli’yi bilen bilir. Ben de tüm bunları duyup bildikçe kıza karşı korkunç bir öfke duymaya başlamıştım onunla konuşmuyordum (İyi ki gizlemeye çalışmışsın amk dediğinizi duyar gibi oluyorum) Sonraki sene bu İstanbul’da üniversite kazandı ama özel üniversite tabii. Hayvan gibi ücretli olduğunu bilmeden direk tercihe yazdığı için kolayca tuttu. Gözü hırs bürümüş ablası sayesinde apar topar İstanbul’a taşındılar. Maalesef anneleri, büyük şehrin temposuna dayanamadı ve fenalaşıp hayatını kaybetti. Kızın annesinin cenazesinde, kız, artık iyiden iyiye manyaklaşmıştı ve ben de bütün betalığımla tüm olan biten kırgınlığı unutup, ona iyi davrandım (niyeyse?) Sonra konuşmalar uzadı, uzadı uzadı ve uzadı. Herşey yolunda gibi görünüyordu; beta olarak kızın en zor zamanlarında yanındaydım ve ona tüm sahipleniciliğimle kol kanat geriyordum. Olayların en trajik kısımları da tam olarak burada başlıyor.

Ablamın kocasıyla aram pek iyi değildir. Kendisinin durumu bi hayli iyidir. Ailesi asker kökenli olduğu için ve babası eski OHAL zamanlarında Güneydoğu’da aktif görevlerde bulunduğu için hayvani paralar kazanmışlar ve bunu değerlendirmişler. Kendisi ablamla evlendiği günden beridir hep bizimkileri, akrabalarımızı ve beni hakir gören, aşağılayan, su katılmamış kallavi bir orospu çocuğudur. Beni sürekli kıza tekrar yanlamam için gazlamaya başladı. Başardı da. Bir gece odasında konuşurken (tabii kıza yapıştırma beklentisi had safhada götlüğün lüzumu yok.) bir anda kucağımda buluverdim. Sonradan özgüvensizliğimden, beceriksizliğimden, korkumdan ve kıza üzüldüğümden (üzüldüğüm kısmı doğruydu) kalkıp gitmek zorunda kaldım. Kapının önüne geçti, yalvardı, yakardı gitmemem için. Ama çıkıp gittim. Birkaç öpüşme ve yalaşmadan ötesine gitmemiştim. İlerleyen günlerde kız, Mertcan askerden döner dönmez evine gitti ve bütün geceyi çocuğun evinde geçirdi. İki gün sonra diğer herifin evinde sabahladı. Sonraki günlerde kızın bir arkadaşı vardı. Geyik olsun diye, ablamın kocasının da olduğu bir ortamda “yea, şu kızı ayarlasana bana” demiştim. Ve ciddiye alınmıştı bu dediğim. Pezevenk enişte de “e tamam işte tam senlik bu kız, yürü, yapıştır, koçum, aslanım vs” diye onaylıyordu. Bi anda tanımadığım kızı müstakbel sevgilim yapmışlardı. Ama benim aklım Meral’deydi. Oysa, ben istemediğimi söylememe rağmen arkadaşıyla konuşmuştu bile. Ertesi günü bir kafede buluşulacaktı. Eniştenin 4×4 jipiyle kafeye gidildi. Kızın ortalama bir tipi vardı. Sonradan, Meral ve enişte kalktılar ve “sizi biraz yalnız bırakalım” gibisinden bişeyler söyleyip gittiler. Yaklaşık bir saat kadar da gelmediler. Ben artık önümdeki kızı dahi unutmuştum, kız da muhtemelen benden iğrenmişti. Normalde o düzeydeki bir kızın benden iğrenmesini egoma büyük bir darbe olarak algılar, haftalarca şişinip bunalıma girerdim (genç kız hareketleri dikkat ederseniz) Bende jeton neyse ki erken düştü. Hala delilim yok ama adım gibi eminim ki kız, puşt enişteyle jipin içinde emmeli gömmeli skişmişti. Sonradan kızla konuşurken attığım zarfları yutan kızın paniklemiş hali, tüm mevzuyu teyit etti. Götoğlanı enişteye gittiğimde tabii ki de inkar etti. Evlerine gittim. Durumu ablama dahi söyledim. Ablam bana inanmadı. Öyle bi kızın bu adamla ne işi olur? dedi. Enişte de bir anda “İzmir’in yarısı benim ailemin, sıkıntı olursa hepsi gelirler” tarzında bişeyler geveledi. Oysa ki ona göre endişelenecek bişey yoktu. Olayı büyüklere anlatmadım. Sadece anneme anlattım. Orospu çocuğu enişte, telefonda anneme benim psikoloğa görünmem gerektiğini, boşlukta kaldığımı ve artık tehlikeli olmaya başladığımı söylemiş. Sonradan oturup anneme anlattığımda annem bana inandı, sadece ablamın huzuru kaçmasın diye kimseye bişey söylemedi. Mallığın doruklarında gezindiğim bu olayda, hem kendi elleriyle sevdiği kızı başkasının kucağına meze eden bir alagavattım. Diğerinde de kızın pezevenk enişteyle yalnız kalabilmesi için sıçrama taşı olmuş bir gerizekalıydım. Hem aşağılanmış, hem küçümsenmiştim, ayrıca suçlanmıştım, hem de giren bana girmişti. İkisi de kaldıkları yerden devam ediyorlar. Manyak olan ben oldum amk. He, ikisini tanımam için müthiş bir fırsat oldu. Ayrıca kırmızı hapla ilgili ciddi anlamda sorgulamalarımı başlatan travmatik olay da budur. Ben de sitede, aranızda olan biriyim ama bazı tanıdıklarıma blogdan bahsettiğim için ayrıca rumuzumu da bildikleri için, farklı rumuzla yazmak istedim. Herkes buna benzer olaylar yaşamış mıdır bilemem ama bu baya baya şiddetliydi. Belki biraz daha normale yakın ve kaldırılabilir bi mevzu olsaydı, tabak çevirmek veya hatunlara yanaşmak konusunda bu kadar tereddütte olmazdım. MGTOW yoluna kötü şekilde giriş yaptım anlayacağınız. İşin kötüsü kızla ve o orospu çocuğuyla görüşmeye devam etmem gerekiyor. Nefret gitti ama yapılanları da unutmuş değilim. Benzer bişeyi yaşamış olanınız varsa, sakın intikam almaya falan çalışmayın. Daha da pis boka batarsınız, çıkamazsınız. Şuan tabi skimde değil, 7-8 sene geçmiş amk. Herhangi bi sorun yok davranışlarımda, gayet normalim. Ama ikisinden biri önümde tökezlerse de tekmeyi atmakta sakınca görmem. Mahmut abiye de paylaştığı için teşekkür ederim. Kendinizi kullandırmayın. Kırmızı hapın da ötesinde, elinizi sikin ama şerefli, onurlu yaşayın. Kimseye eyvallahınız olmadığında, sizden iyi olduğunu düşündüğünüz kim varsa, ondan öndesiniz demektir. Bence bir erkeğin sahip olabileceği en büyük güç, kimseye mecbur olmamaktır. Sitedeki yazıları iyi belleyin. Yoksa böyle belletiyolar. Umarım sitedeki herkes, istediği noktaya gelir. Kendinize iyi bakın.

Rumuz: Toyboy

Arada kaybedeceksin ama kaybeden değilsin

Kirmizi hap ile karşılaşan, bu yolda kendini değiştirmek için çabalayan ve hatta bu bilgi sonucu kızgınlık ve umutsuzluk duyan arkadaşlar. Aşağıdaki fikirleri bir an önce içselleştirmeye bakın. Cinsel etkileşimlerinizde kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

1. Tüm kızları elde edemezsin ama kızları elde edeceksin.

Hayatın değişmez yasasıdır : herkes sizi sevmeyecektir, sizden hoşlanmayacaktır. Eğer kırmızı hapı tamamen yutunca tüm kızların sizin varlığınızda eriyip biteceğini sanıyorsanız, çok sert bir tokat yemeye hazır olun. Tüm kadınların ilkel beynindeki arzuları harekete geçirebilmek gibi bir gizli sır falan yok. Ne kadar maskülinite ve yüksek statü gösterirseniz gösterin, bazı kızlar sizden zerre kadar hoşlanmayacak. Bu bazı kızlar içinde, mavi hapın birtanesi / kartanesi kızları da olacak.

Ama kızları etkilemeyi ve onlarda arzu yaratmayı öğreneceksiniz. Bunun hangi kız olduğu konusunda çocukça ısrarı, yani mavi hapı, bırakırsanız, hayatınız çok güzelleşecek. Aslına bakarsanız, kırmızı hap tavsiyelerini uygulayınca, eskiden sizinle birlikte olabilecek bazı kadınlar sizden tiksinmeye bile başlayabilir. Ama eskisine göre çok daha fazla kızın yürümelerinize olumlu tepki verdiğini ve yürüme davetiyesi gönderdiğini göreceksiniz.

Bazı kızlar sizin için eriyecek, bazıları sizden tiksinecek. Ama çoğu kız, görelim bakalım senin numaran neymiş diyecek.

2. Tüm kadınlar sizi sevmeyecek ama  bazı kadınlar sizin için eriyecek.

Sizin için hazır ve nazır olan kızlarla birlikte olmak isteyeceksiniz, beraber iken sizi #1 erkek olarak gören kızlarla. Kızların beraber olmak için zaman yarattığı adamlardan olmaya bakın, beraber olmak için kızların çizelgesinde uygun boşluk bulmaya çalışan adamlardan olmayın.

Sizi sadece “Himm, BELKİ bir şeyler yaparız, sana döneceğim ben” erkeği olarak gören kızları etkilemeye yatırım yapmayın. Özellikle sizin için zaman yaratmak için yanıp tutuşan bir tabağınız varsa. Çeşit güzel şeydir ama öte tarafta sizin ağzınızın içine bakan bir kadın varken, alt tarafı başka bir kadın için deveye hendek atlatmaya çalışmanın gereği nedir? Sizden hoşlanan kızlar, hayatı sizin için kolaylaştıracaklardır.

Tamam, işe yeni koyulduğunuzda, çevrenizde sizin için yanıp tutuşan bir kadın hazır olmayacak. Ama biraz pratik, zaman ve kendini yürümeye maruz bırakarak bazı “himm, BELKİ sen …” kadınlarının bazılarını “LÜTFEN SEN OL” kadınına, bazılarını da “benden 500 metre UZAK dur” kadınına çevireceksiniz.

“Birader benim bu kıza ihtiyacım yok, zaten beni bekleyen başka kız(lar) var” demeye başladığınızda, hayat güzelleşecek.

3. Sizin için (yaratılmış) özel bir kız yok – ama sanki sizin için yaratılmış on binlerce kız var.

Ve bu orduya hergün 18, 20, 22, … yaşlarına gelerek binlerce hatun ekleniyor.

Bu kızların hiç biri tek tek özel değil, hayatınızın aşkı değil. Sizin yürüme cesareti ve maskülinite göstererek karşılaştığınız o hatunlardan biri. Aranızda bir kıvılcım var, hepsi bu. Bu olmasa idi, eğer o kahve kuyruğunda bir adam daha az olsa idi, servisi kaçırmasaydınız, otobüs durağına yürümeseydiniz ve durakta onunla karşılaşmasaydınız, başkası olacaktı.

4. Beraber olduğunuz zaman hariç hiçbir kız size ait değil.

Hatununuz ile beraberken aklında tek siz olmalısınız. Telefonda uzun uzun arkadaşları ile konuşmalar falan olmamalı. Yalnız ve başbaşa olmalısınız. Sizin zamanınız, başkasına ayıramaz. Fakat tabii seks yaptıktan sonra siz masanızda çalışmaya, o da telefonunda arkadaşları ile muhabbete başlayabilir. İkinizde kendi yolunuza gidebilirsiniz.

Ama bir kez kızı evine bıraktınız mı, kız artık kendi başına ve size ait değil. Uydu erkekleri ile konuşabilir, bazı B planı erkeklerle flört edebilir, vs … Böyle bir şey olabilir diye kıskançlık krizine girmeyin.

Fakat eğer sizle bir şey yaparken (yemek yaparken, seks yaparken, kahve içerken, bilardo oynarken), başka erkeklerle mesajlaşıyor ise, bir şeyi çok yanlış yapıyorsunuz demektir.

5. Tüm kadınlar öyledir ama tüm kadınlar yapmaz.

Kadınlar silah gibidir. Eğlenceli, tehlikeli ve size ciddi zarar verme potansiyeli olan. Doluymuş gibi davranın.

Şu kırmızı hap korku hikayesini çok duymuşsunuzdur : erkek ve kadın ayrılmalarına imkan olmayan bir ilişki içindedir ama birgün daha iyi bir sik gelir ve kadın o dala atlar.

Kendinizi bir sürü kalp kırıklığından koruyun ve Tüm Kadınlar Öyledir (AWALT)ı kafanızın bir köşesine yazın. Başınıza gelme ihtimali olan şeyleri ve doğanın işleyişini kabul edin. Hatun tek eşli değil hipergamik olmak için yaratılmış.

Bunun olabilme ihtimalini kabul edip, riskleri azaltarak hayata devam etmek, bir köşede korku ve olasılıklar paranoyası ile felç olmaktan çok daha iyidir.

Eğer hatununuzun karşısına sizin daha iyi bir versiyonunuz çıksa, sizin aynınız ama sizden daha güçlü ve statülü biri, hatun sizi onun için terk eder miydi? Çoğu kadının bu şansı olmayacak ama bana göre birçok kadın bu fırsatı değerlendirecektir. Bunu kabul edin.

Tüm silahlar ateş alabilir ama hepsi dolu değildir.

Tüm kadınlarda aldatma POTANSİYELİ vardır ama tüm kadınlar aldatmaz.

Tüm kadınlar öyledir ama tüm kadınlar yapmazlar.

6. Kaybedeceksiniz ama kaybeden değilsiniz.

Kızlara yürüdüğümde alay edeni oldu, yanındaki kıza tip tip bakıp basıp gideni oldu, beni aylarca bekletirken yağız bir delikanlı ile vuruşanı oldu. Hepsi başıma geldi. En olabilecek kızları bile betalık yapıp kaçırdığım oldu. Çok kaybettim.

Ama şunlar da oldu. Bir afetin dikkatini çekip sikiştiğim en afet kadınla birlikte oldum. Bir mankeni uzun dönem tabak yaptım. Fuckbuddy olmayı teklif edip yediğim kızlar oldu.

Bu iş karate gibi. Beyaz kuşaklar binbir kere binbir şekilde minderi öperler. Arada sırada yenerler ve zamanla kötü durumdan nasıl kurtulacaklarını, kendilerini iyi durumlara nasıl sokacaklarını öğrenirler. Bir de bakmışsın usta onu yeni gelenleri mindere sermeye çağırıyor.

Hiçbir kara kuşak karateci oraya sayısız kere minderi öpmeden gelmedi. Ve kara kuşak alınca ne olacak biliyor musunuz? Hala ara ara minderi öpeceksiniz.

Kara kuşak bilgisi ile daha sık ve kolay yeneceksiniz ama hala kaybetmeye de devam edeceksiniz. Tüm doğru hareketleri bilip otomatikleştirmiş olmanıza rağmen kaybedeceksiniz.

Hayat bu. Alışın.

7. Sizin suçunuz değil.

Asla yeterince alfa olmayacaksınız. Kadına ayı verin güneşi isteyecek. Hatununun aldatmayacağı, ihanet etmeyeceği ya da çizgiyi aşmayacağı bir alfa seviyesi yok.

Kadın eğer aldatmak isterse aldatır. İstersen en zengin ve güçlüsünden ünlü biri ol, yine de aldatılabilirsin. Kimse hipergamiye karşı bağışıklık kazanamaz.

Bunu ne kadar erken kabul ederseniz, o kadar iyi. Hayat acımasız. İstersen dünyanın en statülü alfası ol, dünyanın en sefil erkeklerinden biri senin cebindeki 10 lira için kafana sıkabilir. Bir saniyede alfa malfa kalmaz.

Ölme ihtimali sizi yaşamaktan alıkoyuyor mu? Reddedilme ve aldatılma ihtimali de sizi cinsellikten alıkoymasın.

Hayat mükemmel değil ama oldukça eğlenceli olabilir.

Yarı çeviri kaynağı : You will lose – but you are not a user. O yazının üslubu tadında (kadın dediğin am deliğinin etrafındaki ettir üslubu) bana göre değil. Ana fikre sadık kalıp kendi üslubunla yazdım.

Vaka Çalışması – Yapılmaması Gerekenlerden Gerçek Bir Örnek – 1

Blogu uzun bir süredir takip ediyorum ve çok şey öğrendim. Red Pill forumunu da takip ediyorum tabi ki. Hatalarımı kabul etme konusunda bir problem yaşamıyorum tam tersi paylaşmam gerekenleri de blogla veya sizinle paylaşmak istiyorum. Uygun görürseniz yayınlayabilirsiniz. Yayınlama gereği duymasanız bile okuyup yorumlamanız bana çok şey katacak. Olayın özeti Meriçliğin ve betalığın ötesi bir durum. Bunları görüp yapmasınlar diye paylaşıyorum ki zaten bu blogdan birşeyler öğrenmiş insanların bu duruma düşeceğini zannetmiyorum. Bu benimle kız arasında geçen konuşma. Kızla aynı sınıftaydık ve bildiğiniz üzere sınıfın Whatsapp grubu kuruldu. Ben kıza mesaj atmayı düşünüyordum ama beklemediğim bir şekilde ilk mesajı bana kız attı. Konuşmalar gayet iyi gidiyordu fakat sık mesaj atmam bir hataydı ki Erkek Adam Bloğunda da buna değinildi. 2 haftalık sürecin sonlarına doğru ben umursamayan ve bir kıza ihtiyacı olmayan adam havasından çıkınca haliyle işler yokuşa sürüklenmiş oldu. Kız benim davranışlarımın değiştiğinin farkına varınca benim ondan hoşlandığım düşüncesine de kapılmış oldu. Konu gece bir şekilde bu yöne kaydı ve 2 gün içinde olanlar oldu. Konuşmaları zaten sizinle paylaşacağım. Yaptığım hatalara değineceğim ki daha tecrübeli olanlar daha farklı ve ayrıntılı yorumlar getirebilirler.

Kız: İyi geceler , tatlı rüyalar.

Erkek: Sana da. Sınavdaki kötü not için üzgünüm herşeyi düzelteceğim.

Kız: Ha şey neden böyle birşey dedin ?

Erkek: Hep sana mücadele etmen gerektiğini söylemiştim ne olursa olsun gücünü kaybetme demiştim fakat bir anlığına ben kaybettim.

Kız: Düzelteceksin

Erkek: Söz veriyorum.

Kız: Bana karşı sorumlu hissetmeni istemiyorum aslında.

Erkek: Neden ?

Kız: Bilmiyorum rahat hissettirmiyor.

Erkek: Hoşlandığımı mı düşünüyorsun ?

Kız: Hayır öyle bir fikirden bağımsız.

Erkek: Sana karşı sorumlu hissetmiyorum fakat fikirlerine önem veriyorum seni ayrı bir yerde görüyorum yeterli mi ? ( İşte y**rağı burada yemiş olduk bir anlamda. )

Kız:Yeterli değil. Açık değil. Oturmuyor tam bende sanırım.

Erkek: Açık mı olmamı istiyorsun

Kız: Bilmiyorum. Sanırım.

Erkek: Sana karşı içimde saf bir sevgi var ama bu öyle sıradan insanların anlattığı saçma aşk teorileri gibi bir şey değil.

Kız: Anladım.

Erkek: Artık uyu seni çok tuttum

Kız: Ben sanırım bana karşı oluşturduğun merakın dışında özel bir ilgi oluşturman fikrini oturtamıyorum. Mesela ben de seni çok merak ediyorum ama ben başka ilgimi çeken ortak ilgi alanlarımız olduğunu düşündüğüm herhangi bir insanı merak ettiğim gibi ediyorum. ( Ben seni arkadaşım olarak görüyorum anlamına geliyor bu )

Erkek: Bende neyi merak ediyorsun. Sormak istediğin bir şey olunca açıkça sorabilirsin

Kız: Sohbetimiz içerisine giriyor bunlar zaten

Erkek: Tamam o zaman problem özel ilgi mi

Kız: Özel ilgi ve kastettiğin sevgiyi biraz açar mısın

Erkek: Özel ilgi değil sadece seni diğer insanlar gibi sıradan görmüyorum anlatabildim mi

Kız: Evet

Erkek: Şimdi sevgiden mi bahsetmemi istiyorsun

Kız: Evet

Erkek: Sen ne hissediyorsun. Benim sana bakış açımı nasıl hissediyorsun.

Kız:Bilmiyorum. Bunu anlatmak istemiyorum sanırım.

Erkek: Özgür olmalısın

Kız: Bazen beni izlediğin hissine kapılıyorum

Erkek: İzlemek derken ne anlamda ?

Kız: Gün içerisinde

Erkek: Gözlerine bakmam gibi mi ?

Kız: Hayır aynı ortamda değilken mesela sen başka insanlarla sohbet ederken ben başka insanlarla koridorda. Bunun gibi.

Erkek: Yani bilerek mi geldiğimi düşünüyorsun. Takip etmek gibi mi

Kız: Takip etmek değil. Bakmak, gözlemlemek. Odak noktasının ben olması gibi.

Erkek: Seni gözlemlemeye ihtiyacım yok ki zaten çoğu şeyi anlattın bana.

Kız: Tamam

Erkek: İçine dert ediyorsun.

Kız: Rahat değilim.

Erkek: Bu benden mi kaynaklı ?

Kız: Bilmiyorum. Benden de kaynaklı bence

Erkek: Seni seviyor olma ihtimalim seni korkutuyor.

Kız: Evet

Erkek: Eğer sevseydim ne yapardın ?

Kız: Niye böyle şeyler düşünüyorum bilmiyorum.

Erkek: Peki neden korkuyorsun ? Önemli olan bu. Kırmaktan mı , kaybetmekten mi ?

Kız: Biri beni sevsin istemiyorum pek.

Erkek: Farkındayım seninle okulda çok konuşmamamın sebebi buydu. ( Kırmızı hapın acı tadını almaya başlıyoruz. )

Kız: Neydi.

Erkek: Sana karşı duygusal bir şey hissetme tehlikesine karşılık kaçıyordum.

Kız: Evet bence de iyi yapıyormuşsun. ( Hapın boğazdan inişi )

Erkek: Ama hissediyorum bu konuda senden özür dilerim. ( Bir de özür dileyerek sıvadık )

Kız: Hayır özür dileme

Erkek: Daha dikkatli davranmaya özen göstereceğim

Kız: Böyle hareketlerini kısıtlamasını istemem kimsenin bana karşı ama bu bir korku.

Erkek: Aklın karışıyor ve kendini iyi hissetmiyorsun. Bu benim için iyi bir durum değil ben kendimi düşünerek yaşayan birisi değilim.

Kız: Yani evet.

Erkek: Bunlara takılma bu benim sorunum. Artık uyumalısın.

Kız: Uyuyorum o halde

Erkek: İyi uykular

Kız: İyi geceler

Evet beyler gördüğünüz gibi olan oldu zaten geri dönüşünün olması da mümkün değil. Bu olaydan sonraki gün okula gittik ve aynı sınıfta olmamıza rağmen kıza hiç bakmadım bana dönüp baktığında hiç umrumda olmadı. Bir kelime bile konuşmadık. Kız neredeyse ağlayacak gibiydi 1 saat içinde sık sık bana baktı. Okul bittikten sonra eve gittiğimde bana şu mesaj geldi:

Kız: Konuşmayacak mıyız ?

Erkek: Neden bu kadar aklına takıyorsun ?

Kız: Neden mi? Ciddi mi soruyorsun bunu

Erkek: Evet

Kız: Bence bunun cevabını kendin verebilirsin.

Erkek: Ne cevap vermemi bekliyorsun. Seninle güzel şeyler paylaştık sırlarımızı anlattık. Bu yönden bu tepkiyi beklemiyordun bunu biliyorum ama dün beni izlediğini hissediyorum rahat değilim dedin ben de ona göre davrandım.

Kız: Ona göre böyle mi davranmak lazım. Kafanı çevirmek. Özür dilerim bunu söylediğim için ama çok kırıcı geldi fazlasıyla.

Erkek: Konuşmak istemediğimden değil ama öyle rahatta davranamazdım. Benim de senin gibi kendi yarattığım bir duvar var.

Kız: Pekala o zaman. İyi akşamlar diliyorum.

Erkek: Herşey normalmiş gibi davranıyorsun.

Kız: Sana karşı herhangi bir davranışta bulunmadım. Sadece bugün yüzüme dahi bakmadığın için sormak istedim konuşmayacak mıyız diye. Sen de neden öyle tepki verdiğini anlattın kendi duvarlarından bahsettin .

Erkek: Konuşmakta sakınca bulmuyorsan konuşurum bu problem değil.

Kız: Konuşmakta sakınca bulmak ? Ben bunların hiçbirini dile getirmeyi bırak düşünmüyorum bile.

Erkek: Sen tehlike görmüyorsun yani

Kız: Pek çok insanla sohbet ediyorum. Şu an bunu açıkladığıma inanamıyorum mesela. Her sohbet ettiğim insanı tehdit olarak görmüyorum ben. Fakat bugün kafanı çevirdin. Sohbet etmeyi bırak kafanı çevirdin ısrarla.

Erkek: Tamam kırıcı davranışımdan dolayı özür dilerim. ( Asla edilmemesi gereken bir özür. )

Kız: Ben pek ifade edemiyorum kendimi.

Erkek: Ben seni anlıyorum. Bana anlatmana gerek yok gözüne bakmam yeterli benim için.

Kız: Bunu ben istemedim. Ben sadece korktuğum birşeyi dile getirdim. Keşke getirmeseydim. Çünkü bugün sana günaydın bile diyemedim.

Erkek: Sakin olur musun

Kız: Sakinim

Erkek: Demek istediğin herşeyi anladım. İfade etmek istediklerini de o yüzden rahat ol lütfen.

Kız: Ben arkadaşlığımızı çok kıymetli görüyorum.

Erkek: Ben de öyle görüyorum. Bir an öyle düşünmediğimi düşündün ama

Kız: Evet

Erkek: sonuç olarak şimdi nasılsın

Kız: İyiyim tabiki

Konuşmalar gördüğünüz gibi böyleydi. Bu günden sonra herşey normalmiş gibi devam etti fakat bir süre sonra mesajlarıma geç cevap almaya ve devamında da hiç cevap almamaya başladım. Konuşmalarından tamamında ” Meriçliğin ve betalığın zirvesine nasıl ulaşılır? ” sorusunun cevabını almış olduk. İşin kötüsü de bunları yapmamam gerektiğini bildiğim halde yapmamdı bu apayrı birşey. Aslında herşey apaçık ortada. Yapmam gereken şey zaten belli. Kızdan hızlıca uzaklaşmak. Bundan sonraki yorumlar sizlerin.

Konuk Yazar : Secret Child

Pasif Meriç: Dert Dinleyen Erkek

Meriç, genellikle duygusal/cinsel karşılık almadan kıza iyilik yapan, para harcayan, iltifat eden veya kızın hatalarını savunan erkeklere deniyor ki bunlar doğru. Dikkat ederseniz bunların hepsi erkeğin harekete geçerek yaptığı şeyler. Ancak bir de erkeği hiçbir şey yapmadan pasif meriç durumuna düşüren bir hadise var: kızın derdini dinlemek. Beta tuzaklarından biri olduğu için biraz açmayı düşündüm. O yazıda son maddede belirtilmiş; ancak anlatacağım olay onun biraz genişletilmiş hali.

Bir gün herhangi bir sosyal ortamda bir kızla tanışırsınız. Karşılaşmadan itibaren elektrikler havada uçuşur, numaralar kolayca alınıp verilir. Erkek başta çekingen davranır, kıza mesaj atarken ne yazsam diye düşünüp durur. Sonuçta bu şansı (!) kaçırmak istememektedir.

Derken beklemediği bir şey olur! Kız kendisine mesaj atar. Hem de çok üzgündür, yardım istemektedir. Erkeğimizin beklediği fırsat ayağına gelmiştir. Kızı dinleyerek onu ne kadar anladığını ve dolayısıyla kıza ne kadar değer verdiğini (!) gösterecektir. Farkında olmadan meriç pozisyonuna sokulmuştur bile, hiçbir şey yapmadan. Sadece dinleyerek.

Bunları nereden mi biliyorum? Çünkü ben de böyle bir meriçtim, hele ki lisede. O yaşlarıma dönüp kendime amına kodumun merici demek istiyorum. Tamam sakinim.

Yukarıda link verdiğim yazıyla anlattığım şey arasındaki fark şu: orada kızın maddi bir sorunu olmasından bahsediliyor. İşte dersim var, hastayım, param yetmiyor vs demesi. Burada yardım etmezseniz kız sizi meriç haline getiremez. Fakat benim anlattığım durumda sadece dinleyerek aslında kendinizi friendzone kuyusuna atıyorsunuz. Çoğu erkeğin farkında olmadan düştüğü bir tuzak bu, çünkü ortada görünür bir sorun olmadığı için “ben kıza için bir şey yapmadım o zaman meriç değilim” diye kendimizi kandırmamız yüksek ihtimal.

Ve günlerce devam edecek pasif meriçlik durumu başlar. Kız anlatır, erkek dinler. Her gün ilk mesajı atan, daha uzun mesajlar yazan, iç dünyasını döken kız olduğu için erkek kızla “yakınlaştığını” zanneder. Ve bu sürecin sonunda yeterince “paylaşım” yaptıklarını düşünüp kıza sevgili olmayı teklif eder. Cevap ise “ben seni arkadaş olarak görüyorum?!”

Neden böyle oluyor? Çünkü kız, erkeği psikolog olarak kullanmaktadır. Alakalı bir yazıda sivil palyaço nickli sözlük yazarı durumu güzel anlatmış:

adam geldi bana bir gün dedi ki: “abi ben bir kızla günde 10 saatten fazla konuşuyorum. sürekli bir şeyler paylaşıyoruz. beni rüyalarında gördüğünü söylüyor, beni özlediğini söylüyor. hatta bana beni sevdiğini bile söyledi!”. “eee, ne güzel işte beraber olun o zaman. tut elini, sarıl ve takılın” dedim haliyle. adamın bana dediği şu; “abi kız seviyor ama sevgili olmak istemiyor..”. oğlum manyak mısınız siz? nasıl bu konuma düşürüyorsunuz kendinizi? sonra günde 2 paket sigara içip alkol masalarından kalkmıyorsunuz. hiç mi anlamıyorsunuz, günde sana 10 saat abuk sabuk şeyleri anlatan kadına sen değil anlatmak iyi geliyordur. senin yerine put koysalar kadın o puta da anlatır. köpek koysan ona da anlatır. ama onların vereceği ilgi senin ilgine eş değil. çünkü sen zamanla seveceksin. onu düşünecek, arzulayacaksın. folloş hale geleceksin. kadının niye umrunda olsun? ona göre siz yakın arkadaştınız(!), ama sen duygular beslemeye başlayınca her şeyi mahvettin. bu kadar basit.

Evet güzel kardeşim, senin yerine put koysan o kız puta da anlatır.

Peki çözüm?

Bir kadınla eğer cinsel/romantik bir ilişki düşünüyorsanız maddi manevi hiçbir derdine kulak asmayın. Kırmızı hapın 50 tonu serisinde de belirttiğimiz gibi kadınların dertlerinin çoğu tiyatrodan ibaret. Kendilerine icat çıkartır gibi dert çıkarıyorlar. Aslında saçma sapan duygu dalgalanması yaşadıklarının farkındalar, dolayısıyla kendileri saygı duymadıkları şeyleri ciddiye alıp dinleyen adama da saygı duymuyorlar.

Bir daha size dertlerini anlatıp psikologu yapmaya çalışan bir kadın gördüğünüzde bir bahaneyle yanından ayrılın. Hele ki ilişkinin başında böyle şeylere asla tahammül etmeyin. Birkaç gün sonra konuşmayı tekrar siz başlatın, hala aynı ruh halini size yansıtmaya çalıyorsa iletişimi kesin. Karşılaştığı her erkek kadının duygusal ayıcığı moduna girmeye hazır olduğu için bu hareketiniz onun kafasında farklı ve kendine saygısı olan bir adam izlenimi uyandırmak için tek başına yeterlidir.

Unutmayın, sizin gerçekten bir derdiniz olsa ve bunu paylaşmak isteseniz, kadın bunu mızmızlanma ve zayıflık olarak görüp sizden uzaklaşacaktı. Aynı acımasızlığı erkek olarak sizin göstermeniz daha elzem. Zaten siz onun derdini dinledikten 10 saniye sonra rahatlamanın verdiği hisle sizin bu iyiliğinizi unutacak.

Tabak çevirme ile ilgili yanlış anlamalar

Rollo Tomassi’nin kırmızı hap camiasındaki en önemli yazı dizisi Tabak Teorisi‘ni Türkçe’ye çevirmiştim. Benim kendi tavsiyelerimle de paralel olduğu için, çeşitli zamanlarda gelen sorulara cevaben “tabak çevirin” diyorum. Ama gelen mail ve yorumların azınlık ama sayıca önemli derecede fazla bir kısmından anladığım kadarıyla, tabak çevirmek konusu ile ilgili bir iki ciddi yanlış anlaşılma var. Bunlara o yazılarda da değindik ara ara ama toplu olarak bir daha üstüne basalım.

Tabak çevirmek ve aldatmak

“Abi tabak çevirme yazılarını okudum ve tavsiyene uyacağım. Kız arkadaşıma yakalanmadan nasıl tabak çeviririm biraz tüyo versene …” Ya da “abi tavsiyen güzel de şimdi kız arkadaşım var vicdanen ona bunu yapamıyorum. Bana bir yol göster”.

Ben bütün o yazıları çevirdiğim için her kelimesini okudum. Rollo Tomassi ve bu sitede biz tabak çevirin derken kız arkadaşınızı ya da karınızı aldatın tavsiyesi vermiyoruz. Tabak çevirmek, uzun süreli ilişkiye alternatiftir, paralelinde yapılacak bir şey değildir. Ha hiç mi şeytana uymadık. Uyduk bazen ama bu aktif arayarak yaptığımız ya da övündüğümüz hele hele tavsiye edeceğimiz bir şey değil.

Eğer ilişkiden memnun değilseniz, ilişkiyi bitirin ve tabak çevirin. Paralelinde çevirmeyin. Bunun tek istisnası, karısı kendisi ile seks yapmayan amcalardır. Onlar çevirmeyip ne yapsın?

Tabak çevirmek ve bekar erkek

Önemli bir yanlış anlama da tabak çevirmenin bir seks yapma stratejisi olduğu. “Ulan Türkiye’de yaşıyoruz, ne tabağı?” ya da “lan adam bir tane kadın bulamıyor, sen 3 tane kadınla yat diyorsun” suçlamaları da hep bu yanlış anlamadan. Tabak çevirmek, tabaklarla yatıyorsunuz anlamına gelmez. Aslında tabak çevirmenin çoğu erkek için en gerekli ve pratik versiyonu seks yapmadan olan versiyonu zaten.

Ne demek istediğimi anlatayım. Bence bir erkeğin tabak çevirmeden en faydalanacağı dönem, bekar ve kız aradığı dönemdir. Bu dönemde tabak çevirmeyi kazanan tek strateji olarak görüyorum. Bize en çok mail atan grup, sniper yöntemi ile kız arayan erkekler. Sorular da bu hedefteki kızı nasıl sevgili yaparım ya da burdan bana ekmek çıkar mı, kız ilgilenmiyor, kaşlarını kaldırdırken sol gözbebeği 20 derece sağa kaydı sence bunun anlamı “sana kızgınım ama boş ta değilim” mi, vs … vs … tadında. Çoğunun cevabı “ben nerden bileyim amk” ama üşenmeyip ciddi ciddi cevaplamaya çalışıyoruz. Sağolsun Ölümcül Oneitis belirtisi yazısından sonra Destansı Oneitis hikayeleri neredeyse bitti ama kısa öykü dalında eserlerden bolca alıyoruz.

Arkadaşlar şunu iyi belleyin : Öyle tek bir kızı (haşa çarpılacağım, kız ne demek meleği ya da tanrıçayı demem lazım) görüp vurulmak, aşık olmak, sevdalanmak, onunla ilgili hayaller kurmak, planlar yapmak ve sonra da onun peşinde koşmak devri bitti artık. Ha bana sorsanız yüzde 90ınız doğmadan önce bitti ama kesin olan bir şey var ki, 20 yıldır başka bir devirde yaşıyoruz. Feminizm, modern toplum falan derken o tip kadın – erkek ilişkilerinin zemini kaydı ve artık. İşin acı tarafı, kadınlar bunun az çok farkındalar ve davranmaları gerektiği gibi – pragmatik bir şekilde – tabak çeviriyorlar. Ama erkeklerin büyük bir kısmı ise hala Ediz Hun filmlerinde yaşıyor.

Bir sonraki cümleyi okumadan gidin “bir şişe rakı, Orhan Gencebay CDsi ve abi sana kız mı yoğkk” diyecek pohpohlayacak bir lavuk bulun. Canınızı sıkacağım : Hedefinizdeki birtanesini sevgili yapma şansınız, fişi yeni çekilen sizin için %10 ve en baba Oyun üstadı olsanız bile taş çatlasa %30. Size birtanesini tavlamak için dünyanın en sağlam tavsiyelerini versem ve harfiyen uygulasanız, şansınız en fazla 3’te bir. Siz muhtemelen bu kızın 4 – 5 talibinden birisiniz (kadınların tabak çevirmesi farklıdır). Yeni kadın – erkek ilişkileri devrinde birtanesini tavlamaya çalışma stratejisi / sniper methodu / mavi haplı çocuk oyunu, oyunu en iyi şekilde taklit etseniz bile sakat bir stratejidir. Bu devirde ancak tabak çevirme stratejisi / pompalı tüfek methodu / kırmızı haplı çocuk oyunu ile şansınız var.

Yani, bu genelde arkadaş çevrenizde olan kızı ilk olarak birtanesi olmaktan çıkarmalısınız. Bunun için de hemen iki üç hedef daha yaratmalısınız. Aynı arkadaş çevresinde 3 tane hatuna paralel yazmak ters tepeceği için bunları yeni av sahalarında bulmanız gerekecek. Bu şekilde paralel yürüyerek ve düşen tabağın yerine bir başka kız koyarak ancak başarılı olursunuz. Bunlardan biri kız arkadaş olduğunda, diğerlerine yürümeyi bırakırsınız. Genelde kız arkadaş olan size en ilgili ve sizin de en beğendiğiniz kriterlerinin ortada bir yerde buluştuğu kızdır.

Üzgünüm, birtanesi kartanesini seçip, filmlerdeki gibi onun için doğru çabayı gösterip onun kalbini çalma gibi inanmayı canıgönülden istediğiniz çocuk masallarının gerçek dünyada üç kuruş değeri yok. Onlara hala inanmak istiyorsanız, hala erkek değil çocuk olduğunuzdan, önce büyümeye bakmanızı tavsiye ederim. Dikkat edin, inanmak istiyorsanız dedim, inanıyorsanız demedim. Çoğu okur artık bunların masal olduğunun artık farkında ama bu gerçek onlara acı veriyor, bu nedenle inanmak istiyorlar. Bu acının nedeni çocuk olmanız hala, ilk hedef almanız gereken problem de bu.

Neo: Gözlerim neden acıyor?
Morpheus: Çünkü onları daha önce hiç kullanmadın.

(The Matrix filminden)

Kısacası; tabak çevirmenin en pratik ve yapılabilir olanı, bekar bir erkeğin birden fazla kıza paralel yazmasıdır. Bu tavsiyemi unutmayın, herhangi bir zamanda bekarsanız ya hiçbir kıza yürümeyin ya da birden fazla kıza aynı anda yürüyün. Asla tek kıza yürümeyin.

Ama abi vicdanım elvermiyor?

Bu şaşırtıcı olmaması gereken fakat her duyduğumda şaşırdığım bir şey. Eğer kız arkadaşınız / karınız ile uzun süreli ilişkide iseniz ve tabak çevirmek size vicdan azabı veriyorsa anlıyorum. Zira kötü bir şey yapıyorsunuz, vicdanınız da bunu size söylüyor. Dediğim gibi. Arada şeytana uyup yapmadık mı? Yaptık maalesef. Ama dikkat edin, burada saha raporu olarak tek bir aldatma hikayesi yok. Zira anlatmaya utandığımız bir zayıflık.

Ama zaten vicdanım sızlıyor diyenler aldatan erkek arkadaşlar ya da kocalar değil. Onlar vicdan falan düşünmüyor bile. Vicdanı sızlayanlar, hiçbir kadınla ilişkisi olmayan ve kısa sürede de bu medeni durumu değişecek gibi durmayan erkekler. Bu erkeklerin vicdan dediğinin vicdan olmadığına eminim.

Peki nedir bu? Söyleyeyim. Birtanesine (oneitis) ihanet sonucu duydukları suçluluk duygusu. Yani, olmayan bir şeye karşı.

Oğlumuz, uzaktan bir kızı istiyor, ona küçük adımlarla yürüyor. Oğlumuz farkında değil ama birtanesi olmuş bile. Evet oğlumuzun problemlerinden biri de, kızlara yürüyecek cesareti olmadığından, yeni kızlara yürümemek için birtanesi bahanesini kullanıyor. Yani, bu durumun sebeplerinden biri korkaklık. Ama yine aynı derecede sorun ise bu kutsal birtanesi / kartanesi miti. Ya bu kız O özel kadın ise (ki kızımız tam o anda muhtemelen tabak çeviriyor).

Ya üzülürse diye düşünenler de az değil. Ya bu kızların hepsi üzülürse. Birincisi, bu bir rekabet oyunu. Bazıları bu maçı kaybedip üzülecek. Ne yani, kadın milleti üzülmesin diye siz kaybetmeye mi razısınız?

Bakın dikkat edin, siz üzülürken kızların sikinde mi, gidin siz de üzün demiyorum. Oyunun kuralı bu, her maçı herkes alamaz. Üzüntü oyunun doğasında var. Siz yine de yenmek için oynamalısınız.

Kısacası, bekar bir erkeğin birden fazla kıza aynı anda yürümesi, bu devirde oyunun kuralı. Oyunu size böyle oynatmayan ise vicdanınız değil, çocukluğunuzdan beridir bir uslu bir koca olmanız için size işlenen feminen buyruk. Bu buyruk, hem erkeklerin hem de kadınların geleneksel sorumluluklarına bağlı olduğu, olmadığı zaman ise toplumun baskı yaptığı zamanlarda en azından erkeğe aile babası, toplumun üretken bir bireyi saygısı ve aile saadeti getiriyordu. Kadınların (en azından sizin hedef sınıfınızdaki kadınların) geleneksel rollerinden azad olduğu devirde sizin bunlara sadık kalmanızın beklenmesi, bunun size böyle öğretilmesi, sizin bunu vicdan meselesi yapmanız, size ancak hayal kırıklığı getirir.

 

 

 

 

 

 

Erkek Düşmanlığı Balonu (The Misandry Bubble) – Bölüm 2 – Ekonomik Tez

Birinci Bölüm olan Kültürel Kriz‘in ardından Ekonomik Tez ile devam ediyoruz.

Camdan Tavanlar ve Zeminler : Erkek düşmanları, büyük şirketlerin CEO’larının yüzde 50sinin kadın olmamasını, her tarafa sinen cinsiyetçiliğin “camdan tavanları” ile bas bas bağırarak açıklıyorlar. Hiçbir zaman değinilmeyen ise aynı derecede geçerli “camdan zeminler”, mahkumların, intiharların ve sakat bırakan iş kazalarının kurbanlarının yüzde 90ının erkek olması. Eğer bu sonuçlar, sonuçların acısını çeken erkeklerin tercih ve hareketlerinin sonucu ise, “camdan tavanın” yukarısına çıkan erkekler için de aynı şey geçerli değil mi? Erkek düşmanlarının bu gerçekleri samimi bir şekilde konuşamama sebepleri, bu insanların tamamen irrasyonel hak sanısı hakkında bize bir şeyler söylüyor.

En yalan mitlerden bir tanesi de kadınların aynı iş için erkeklerin yüzde 75’i ödeme aldıklarıdır. Bu miti darmadağın etmeme izin verin ve bu süreçte de bu insanlar için böyle yalan inançlar yaymanın neden karlı ve çekici olduğunu görelim.

Kadınların ortalama olarak yıllık bazda erkeklerden daha az kazandığı doğrudur. 22 yaşında birinin ortalamada 40 yaşında birinden daha az kazandığı da doğrudur.  Neden ikincisi yaş ayrımcılığı değil iken birincisi cinsiyet ayrımcılığına örnek olarak gösterilir?

Eğer kadınlar gerçekten aynı iş için erkeklerden daha az çalışıyor olsalardı, cinsiyetçi olmayan her CEO sadece kadınları işe alarak maaşlardan 25% tasarruf sağlayıp rakiplerini alaşağı edebilirdi. Tüm CEO ve yönetim kurulu üyelerinin milyarca dolar kar imkanını çöpe atacak kadar cinsiyetçi olduğuna mı inanacağız? Rahibeler cemaatinin “Sosyal Sorumluluk Direktörü” Cypress Semiconductor şirketinin CEO’su TJ Rodgers’a yönetim kurullarında daha fazla kadın olması gerektiğini yazdığında, Rodgers kar etmeye çalışan bir müessesede bu tür politik doğrucu şeylerin neden yeri olmadığını açıklayan bir mektup ile cevap vermişti. Bir rahibeler cemaatinin birine “Sosyal Sorumluluk Direktörü” adı altında ekonomik gerilemeden etkilenmeyen bir maaş ödemesi kendi başına bu şımarık varoluşa örnek. Ve ben rahibelerin seküler Marksist inançları yaydığının da farkında değildim.

Amerika’da 2008’de iş kazasından ölenlerin yüzde 92.7 si erkek.

Eğer maaş farkı varolsa idi, kadın girişimciler kadın çalışan alarak rakiplerinin önüne geçebilirlerdi ama dünyada hiçbir ülkede böyle bir şeyin olduğunu görmüyoruz. Serbest pazar güçleri kadın maaşlarında böyle bir yanlış fiyatlamayı düzeltirdi, eğer gerçekten böyle bir yanlış fiyatlama olsa idi. Ama yanlış fiyatlama yok ve bunu iddia edenler ekonomi cahili olduklarını ilan ediyorlar ama büyük bi mutlulukla da aynı şekilde ekonomi cahili kadınları da olmayan bu adaletsizlik konusunda öfke ile dolduruyorlar. Halka açık firmalarda CEO olarak görev yapan / yapmış kadınların, yarattıkları değere nazaran kadınlara daha az ödeme yaptıran bir komplo ile ilgili konuştuklarını hiç duymadım.

Eğer mahkumların yüzde 50sinin, ağır makine kullanımı gereken işlerin yüzde 50sinin, dışarda çalışmayı gerektiren ya da zehirli gazlarla çalışmayı ya da tehlikeli suçlulara gardiyanlık yapmayı gerektiren işlerin yüzde 50sinin de kadın olmasını zorlayacak yasalar geçirecek isek, Fortune 500 CEOlarının yüzde 50sinin kadın olmasını zorlayacak yasalar geçirmeye varım. Adil ise adil bu. Var mısınız?

‘Erkekdurgunluğu’ ve ‘Dişikonomi’ : Bir kadının ekonomik başarısı kendi meziyetleri sayesinde ise, bu başarıdan mutluluk duyarım. Birçok kadının ekonomik başarısı kendi meziyetleri sayesinde var. Ama çok fazlası da serbest pazar güçleri ya da meritokrasi değil de politik rüşvet ve ideoloji temelli yolsuzluk sayesinde.

Yakın zamandaki ekonomik durgunluk ve işsiz toparlanma da, erkek işsizlik oranı kadın işsizlik oranından çok daha yüksek. Bu durum basitçe piyasa güçlerinin sonucu olsa idi tamam. Ama ‘feminist’ gruplar, devlet teşvik fonlarının erkeklere yardım aleyhine kadınların iş bulmasını arttırmak üzere kullanılması için çok yoğun çalıştılar. Solcu Obama yönetimi itaat etmeye dünden razıydı ve servetin zorla transferi gerçekleşti. Bu, paranın ekonomi için en iyi kullanımı anlamına gelmese de.

Önce dedesi sonra da kocası tarafından kazanılan devasa servet ile dünyanın en şanslı kadınlarından biri olan Maria Shriver, geçenlerde yayınladığı recently ‘A Woman’s Nation : The Shriver Report’ (Bir Kadının Devleti : Shriver Raporu) adlı raporda, kadınların artık nasıl erkeklerden daha iyi ekonomik performans gösterdikleriyle ilgili böbürleniyordu. Tüm rapor baştan aşağı yalan feminist mitlerle, yanlış istatistiklerle dolu ve “kadınlar erkeklerden daha iyi yöneticilerdir” gibi açıkça cinsiyetçi söylemlerle dolu (bir erkeğin tersini söylediğini hayal edin). Bunun yanında rapor “kadınlara daha az ödeme yapılıyor” miti ya da işletmeler kar etmek için değil de  sosyak mühendislik için varlarmış gibi ekonomik cahilliklerle dolu.

Bütün bu yalan raporlar ve organize erkek katşıtı lobi faaliyeti başarılı oldu. Bugün erkek işsizliği, kadın işsizliğinden çok daha kötü durumda ve arada büyük bir uçurum var. ‘Erkekdurgunluğu’, ABD ‘dişikonomi’ye evrilirken devam ediyor. Ve milyonlarca işsiz erkek arasında, kendi çocuklarını iki ebeveynli evden mahrum eden kendileri olmasa da korkunç seviyede iştirak nafakası borcu olan ve kendilerini hapiste bulan erkekler de var. Dahası, tekrar vurgulamak isterim ki çalılan Amerikan erkek nüfusunun 10 – 30%sini efektif olarak 70% vergi altında ezmek, onların yeni teknolojiler geliştirme ya da yeni şirketler kurma şevklerini ortadan kaldırıyor. İşgücünün bir dilimi 70% vergi yükü altında iken gelir vergisi 35% mi olsun 39.6% mi tartışması komik duruyor.

Bu zorbalığın ötesinde, işsiz erkeklerin bir bölümünü hapiste tutmak da vergi verenlere yük oluyor. Artan oranda erkeği vergi yaratan kategorisinden vergi tüketen kategorisine atmak devlet bütçesinde iki kere delik açacak. “ABD dünyanın en büyük hapishane nüfusuna sahip” lafını bir daha duyduğunuzda, bu erkeklerin bir çoğunun orada olma sebebinin iradeleri dışında boşanmış ve işlerini kaybetmiş olmak olduğunu hatırlayın. Kadınlar ise bu arada teşvik üstüne teşvik alıyorlar.

Devlet Balonu : Devlet özel sektör işgücü dağılımı cinsiyet ile yüksek derecede ilişkili olmasa da, 100,000 Doların üstünde kazanan kadınlara odaklandığımızda ilişki görürüz. Aşağıdaki çizim Cato Enstütüsünden ve toplam kazanca (maaşlar ve maaş harici imkanlar) bakıldığında, bu on yılda devlet sektörünün özel sektörü fazlaca aştığını görürsünüz. Devlet çalışanının verimliliği özel sektör çalışanından daha fazla mı arttı ki devlette çalışan özelde çalışanın iki katı kazanıyor? Vergi verenler ödediklerinin karşılığını alabiliyorlar mı?

Bitmedi. Sosyal sigorta vergilerinin çoğu erkekler tarafından ödeniyor ama kadınlar tarafından kullanılıyor (kadınlar ortalama 7 yıl daha fazla yaşadığı için). Bu tek başına problem değil ama kadınların ABD sağlık harcamalarının üçte ikisini kullandığı ve bu 2.5 Trilyon Dolarlık yıllık harcamanın çoğunun erkekler tarafından ödendiği gerçeği mutlaka tartışılmalı. Kadınların doğum yaptıkları için daha fazla sağlık harcaması kullanmaları ‘doğal’ olabilir. Ama erkeklerin bunu kadın milleti için değil de sadece kendi karıları için ödemeleri daha ‘doğal’ olurdu. Sağlık sektörü aynı zamanda devasa bir kadın işgücüne sahip. Hemşirelik gibi katmadeğeri olan işlerde değil sadece, bürokratik ve yönetim pozisyonlarında da. Aslında Medicare’den Obamacare’e, devlet sigortasından kamu işlerine ve hapishanelerin genişletilmesine savunma ve altyapı hariç tüm devlet harcamaları ya erkeklerden kadınlara net servet transferi ya da Evlilik 1.0ın direk sonuçları. Her iki durumda da suçlu feminizm.

Bu Cato Enstütüsü çizgisi, savunma hariciFederal Devlet harcamalarının 1960lardan beri nasıl arttığını gösteriyor. Savunma harcamalarındaki azalış vergi verenlere “barış karı” olarak geri dağıtılmamış, daha fazla sosyal programa aktarılmış. Artan masraflara rağmen kimse Amerikan kamuoyunun 2010 yılında 1960lara göre daha iyi savunma harici yönetim aldığını iddia edemez. Daha önce belirttiğimiz gibi artışın çoğu ‘feminizm’in dolaylı ya da dolaysız sonucudur. Eyalet ve yerel hükümet israflarını da ekleyin, GSMH’nin yüzde 20sinin devleti Evlilik lurumunun yerine geçirmek için kullanıldığını görürsünüz ama bu da başarılı bir yerine geçirme değil. Erkeklerin gelirlerinin vergilerin 70 – 80%sini ödediğini hatırlayın.

Solcular sonunda zorba bir devlet yaratmak için mükemmel bir truva atı buldular. ‘Feministler’ servetin erkeklerden kadınlara ve özelden devlete transferi için lobi yapabilirler ve bunu yaparken kendilerine karşı çıkan herkesi “kadın düşmanı” diyerek, kendilerinden önceki askeri ajanların ve düz sosyalistlerin kendilerine muhalefet edenleri susturabildiklerinden çok daha etkili bir şekilde susturabilirler. Muhafazakarların bu utandırma diline özel bir zaafı var ve birçok muhafazakar, muhalefet etmenin “kadın düşmanlığı” olacağı “centilmenlik / şövalyelik” şeklinde paketlendiği sürece her türlü sosyalizmi sonuna kadar savunmak üzere vurguladıkları prensiplerinden vazgeçebilirler. Fakat ABD’nin birçok yerinde (Kaliforniya, New York, New Jersey gibi eyaletlerde) toplanılan vergi miktarının doyuma ulaştığına inanmamız için nedenler var. Optimal nokta çoktan geçildiği için, bundan sonra her vergi artışı, vergi gelirini arttırmayıp azaltacak. Ve Federal vergilerdeki artış bugünden tam bir yıl sonra, 1/1/2011 tarihinde, zaten fakirleşmiş erkeklere kolayca yüklenemeyek başka bir ekonomik durgunluk yaratabilir.

Erkekler boşanmayı durdurma hakları olmadan çocuklarından koparıldıklarında, iş pazarından serbest piyasa eli ile değil de sosyal mühendislik ile dışlandıklarında, bir zamanlar inandıkları ve bazı durumlarda korumak uğruna askeri oldukları toplumun kendi isteklerine zerre saygısı olmadığını gördüklerinde, bu erkeklerin toplumu desteklemek için bir nedenleri kalmayacak.

Cinsiyetler Arasındaki Anlaşma : Bekar bir erkeğin hayatta kalması için fazlaca bir şeye ihtiyacı yoktur. Çoğu bekar erkek yılın sadece 2 ayı çalışarak kendini rahatça geçindirebilir.  Bir erkeğin çok çalışarak çok daha fazlasını kazanma motivasyonu, rekabetin çok olduğu alanda kendine bir eş çekebilmek, bir evi geçindirebilmek ve birkaç çocuk sahibi olabilmek ve evli ve toplumun direği bir erkek olarak saygı görebilmektir.    Eskiden yüksek ekonomik potansiyel gösteren ve sosyal dokunun desteklediği genç bir erkek, kızın anne ve babasını etkileyerek kız ile evlenebilirdi. Bunun sonucunda erkek çok çalışmak zorunda kalırdı ve emeğinin karşılığının 80 -90%si  devlete, işverene ve ailesine giderdi ama karşılığında bir aile ve yüksek statü elde ederdi. Bu nedenle de kazancının çoğu başkalarına gitse de durumdan mutlu idi.

Dört Canavar Düdüğü bunu değiştirdi ve kadınların beta erkekleri tamamen görmezden gelerek, alfa erkeklerle evlenme şansları matematiksel olarak çok az olsa da alfa erkeklerin peşinde koşmalarına olanak sağladı. Sorumluluk sahibi ve üretken bir yaşam sürmeleri öğütlenen beta erkekler ise dolandırıldıklarını anladılar.

Sadece 20 yıl önceki sosyal kurallar altında başarı kazanan erkekler bugünün kurallarının ihanetine uğradılar. Bu da onların üretkenliğine ve becerilerine bağımlı olan toplumu desteklemeyi reddetmelerine yol açtı.Kadınlar kendilerini tüm geleneksel sorumluluklarından özgürleştirirken (komikdir ki bu onları eskiye göre daha mutsuz yaptı) erkeklerin tüm geleneksel rollerini harfiyen yerine getireceklerini sanıyorlardı. Özellikle de kadınlara kaynak veren ve onları koruyan rollerini. Belirtmeye gerek yok ki centilmenlik / şövalyelik doğalarının bir parçası olmasına rağmen erkekler, centilmenliğin karşılığında bir takdir gerektirdiğini ve kadınlardan bu takdirin gelmediğini hissedecekler.

Kocaların ve babaların rollerinin değersizleştirilmesinin ve yerlerine devletin geçmesinin sonucunun ne olacağını görmek için çok uzaklara bakmaya gerek yok. ABD siyah topluluğuna bakmak yeterli. Detroit’te ortalama ev fiyatları daha 2003’te 98,000 Dolar iken bugün sadece 14,000 Dolar. Otomotiv sektörü işleri.Detroit’i 2003’ten çok daha önce terk etti ve bu nedenle düşüş endüstrinin gitmesine bağlanamaz.  Baltimore, Oakland, Cleveland, ve Philadelphia gibi şehirler de çok daha iyi durumda değiller. Bunun beyazlarda olmayacağını düşünenler, İngiltere’nin alt tabakasına baksınlar.  Beyaz nüfusun alttaki yarısı siyahlarla aynı kadere mahkum. Los Angeles gibi şehirler de ‘Detroitleşebilir’.

Buna ek olarak insanlar toplumun fiziksel güvenliğini unutmuşa benziyorlar. Toplumun ve özellikle kadınların fiziksel güvenliği,tamamen ‘saldırgan’ erkek – ‘koruyucu’ erkek oranının belli bir seviyenin altında kalmasına bağlıdır. Daha çok erkek işgücünden dışlandıkça, suç bir alternatif haline gelir. En eğitimli erkek bile eğer ihanete uğradığını düşünürse şiddete başvurabilir. Batıdaki her toplu silahlı saldırı ve hatta terör teşebbüsü eğitimli ve iyi iş potansiyeli olmasına rağmen sevgisiz kalan erkeklerce yapıldı.

Profesyonel işi olan erkekler hemen hiçbir zaman suça bulaşmasalar da, saldırıya uğrayan bir kadına yardım etmemeyi tercih edebilirler. Birçok erkek basitçe kurtarıcı olmak istemeyecekler ve bu erkek düşmanlığı tarafından horlanan polisleri de kapsayabilir. Güvenlik oksijen gibidir – sadece kalmadığı zaman farkedilir. Büyük miktarda umursamayan erkek yaratarak kadınlar çok şey kaybedecekler.

Ataerkil sistem çalışır zira erkek ve kadınların güçlerinin birbirlerini tamamlayarak işbirliği yapmalarını sağlar. ‘Feminizm’ ise kadınları, eninde sonunda en dayanıklı betadaki şövalyeliği bile yok edebilecek kadında ahlaksız davranışlara teşvik ederek, iki cinsiyeti de çürütür. Bekar anneliğin teşvik edilmesi sır değil. Daha az görüneni ise bekar kız kuruluğunun da sürdürülemez ve karşılıksız yollarla teşvik edildiği. Erkek düşmanı bir topluma doğal çözüm, bu toplumun düşürülüp ele geçirilmesidir.

Nüfus kaydırımı : Sonunda büyük oranda erkekler tarafından ödenen vergilere ve anayasal olmayan gölge devletin  erkeklerden zorbaca aldığı nafaka ve iştirak nafakasına, erkekler tarafından sürdürülen alt yapıya, erkekler tarafından icat edilen tekonolojilere ve erkekler tarafından sağlanan güvenliğe göbekten bağlı ‘feministlerin’ ‘güçlenmiş’, ‘bağımsız’ ve ‘kendine güvenli’ hissettiği bir topluma ulaştık. Peki dünyanın şimdiye kadar gördüğü en ayrıcalıklı insan sınıfı olan bu kadınlardan toplum ne fayda gördü?

Açıkça söyleyeyim bence bir kadın ne kadar çocuk yapacağına, çocuk yapıp yapmayacağına kendi özgür iradesi ile karar verebilmelidir. Ama, çocuksuz yaşlı bir kadın başka kadınların çocuklarından kaynak elde edememelidir. Adil olalım, çalışma yaşındaki insanların yaşlılara bakma yükümlülüğü, ürememeyi seçmiş kadınları desteklemek için kamulaştırılmamalıdır.

20 yaşında 3 adet hayali kadını ele alalım. Biri şehirli solcu ‘feminist’, diğeri kırsal muhafazakar ve üçüncüsü de inançlı bir müslüman. Aşağıdaki tablo, 3’ü de paralel yaşlanırken hayat çizgilerini gösteriyor. İnsanlar Batı’daki doğum oranlarındaki düşüşü konuşurken çocuğu 23 yaşında yapmakla 33 yaşında yapmak arasındaki ek farkı dikkate almıyor. Tabloda görüleceği gibi, 3 genç kadının 1:1:1 olan oranları 40 yıl içinde 12:4:0 toruna dönüşüyor.  Bu 40 yıllık sürecin 20 yılının geride kaldığını da düşünürseniz, bu 3 kadın da şu an 40 yaşında.

Şehirli solcu feminist çocuksuz. Taşra muhafazakarı 30 yaşında evli ve 1 çocuklu ve 40 yaşında evli ve 2 çocuklu. Müslüman kadın ise 30 yaşında, evli ve 3 çocuklu. 40 yaşında evli ve 4 çocuklu. 60 yaşlarında iken feministin sıfır torunu var. Taşra muhafazakarının 4 torunu var. Müslüman kadının ise 12.

Kısacası, genç kadınların bardan bara atlamaktan, 300 dolarlık cüzdan almaktan ve devlette bürokrat olarak çalışmaktan ve devleti koca yerine koymaktan ibaret hayatı seçmesi şeklinde organize olan toplumun ilerde çıkaracağı değeri nasıl tahmin ederiz? Acınası 60 yaşında code pink (aktivist) bir nenenin 12 müslüman ergene ‘cinsiyet toplumsal bir kurgudur’ diye ders vermesinin hayali çok komik görünüyorsa, olaya bir de makro bakalım.  Aşağıdaki haritada 15 yaş altı çocukların (1990 – 2005 arası doğanların) nüfusa göre ülkelere nasıl dağıldığı görülüyor.  Meksika ve ABD’de aynı sayıda çocuk var iken Pakistan ve Bangladeş’teki toplam çocuk sayısı tüm Batı Avrupa’daki çocuk sayısına eşit.  Gelişmekte olan ülkelerin doğurganlık oranı her ne kadar Batı seviyelerine düşmeye başlasa da, 1990 – 2005 doğumları bazı gerçekleri sabitleştirdi. Zamanı 15 yıl ileri aldığımızda, bu çartlardaki değerlerin 2025 yılında 20 – 35 yaş arası (kadınların doğurganlık yaşları) yetişkin oranları olacağını söylemeye gerek yok.  Yakın gelecek bile işe koyulanların.

Solcu ‘feministler’in soyları tükenecek ve kısa sürede nefret ettikleri muhafazakarlar tarafından değil, ‘feminizme’ tamamen zıt başka kültürler yerlerini alacak. Solcu ‘feministler’in hayran oldukları devlet, bu kadınların ne yeni vergi veren ne de yeni teknoloji üretmediklerini anladığında, hızlıca onlara karşı pozisyon alacak ve onları ‘güçlenmiş’ hak sanısı pozisyonlarından indirecek. Bir kocaya karşı yükümlülüklerin berbat bir olasılık olduğunu düşünüyorlarsa, bir de koca yerine koydukları devlete karşı yükümlülüklerini görsünler.

İnsanlığın Dokusu Yırtılacak

Bize benzeyen insanlar 100,000 yıldır hayattalar ve bize benzeyen daha önceki insansılar da ondan önceki 1 – 3 milyon yıldır varlar. İnsansı tarihinin ilk 99.9%sinde, türümüzün ana amacı diğer tüm türlerle aynı olmuş – üremek. Dişiler daha kıt üreme kaynakları idiler zira çoğu erkek ölse doğabilecek çocuk sayısında düşüş olmaz ama her kadın öldüğünde doğabilecek çocuk sayısı azalır. Geçmişte insanların da 40 – 45 yaşına yaşadığını daha önce belirtmiştik. Bu nedenle insan beyni atalarımızın evrimsel devrelerini devam ettirdi ve kadınların esenliğini erkeklerin esenliğinden daha üstün tuttu ve erkekler harcanabilir cinsiyet olarak görüldü. Eldeki kaynakların mümkün olduğunca kadınlara aktarılması, çocukların hayatta kalması demek olduğu için, hem erkekler hem de kadınlar bu statükoyu normal görecek şekilde evrimleşti. Feminen Buyruk, insanlığın buyruğu idi.

İnsan toplumu geliştikçe, öncelikler değişti. Öncelikle, teknolojik ilerleme ve zenginlik sayesinde çocuk ölüm oranları 50% gibi bir orandan çok düşük seviyelere indi. Bu nedenle artık 6 tane yetişkinliğe ulaşan çocuk için 12 doğum yapmaya gerek kalmadı.  İkincisi, insanlar tarımdan bilgi toplumuna geçti ve istenen çocuk sayısı düştü. Bugün yüksek ve orta gelirli tüm ülkelerde doğurganlık oranı 2%den daha aşağıda ve birçok kadın hiç çocuk yapmıyor. Üçüncüsü, artık bariz ki insanlar çocuktan başka birşey üreten ilk tür oldular; insanlar artık teknoloji üretiyorlar. Sonuç olarak, daha önceki 99.9%lik zamanda varolan kadınlara kaynakları aktarmanın çocukların hayatta kalması ile ilişkisi artık geçerli değil.

Buna rağmen gömülü beyin devreleri bu çok yeni dönüşüme adapte olmadı, belki de olamıyor. Kadınlar doymak bilmeden kaynak elde etmeye programlanmışlar ve birçok erkek de kaynak sağlamaya. Bu bir zamanlar geçerli ama şimdi geçerli olmayan biyolojik neden sebebi ile toplum hala soru sormadan, kaynaklarının çoğunu kadınlara yönlendiriyor. Ama çocuklara gitmek yerine, bu para kadınlara yönelik tüketim malzemelerine giderken, gölge devlet bütün masraf ve sonuçların kadınlardan uzağa taşınmasını sağlıyor. Birçok insan şu anki toplumu normal görebilir ama bu insanlar paranın kadınlara yönlendirilmesinin artık gereksiz olduğunu göremiyorlar. 21. yüzyılda böyle bir kaynak yeniden dağılımına hiçbir neden yok. Eğer varsa bile bu 50 – 50% olmalıydı.

Bugün herhangi bir mağazaya ya da alışveriş merkezine gidin. Sergilenen malların yüzde 90ını almayı, sıradan bir erkek aklının ucundan bile geçirmez. Buna rağmen bu mallar çok değerli raf alanı kaplıyorlar yani bu ürünler büyük hacimlerde satılıyor. Bu ürünleri alıyor? Refah içinde herhangi bir ülkede etrafa bakın, toplumun kadınlara kanalize ettiği para ile alınan ve kadınlara hitap eden ürünler görürüz. Mağazalardaki ürünlerden, paket servisi restoranların yaygınlaşmasına, ev kredisi faizlerinden, yargı sisteminin kadın hipergamisini teşvik edecek şekilde bozulmasına herşey kadınların artık çoğunlukla yerine getirmedikleri bir fonksiyon için kadınlara kaynak aktarımının sonucu. Bu tarihin en büyük kaynak yanlış kullanımı ve bu tür bir yanlış yatırım her zaman balonun patlaması şeklinde düzelir.

12 çocukluk doğum oranlarına dönelim demiyorum, bu ne arzı edilir ne de gerekli bir şey. Burada büyük resim şu : insan ruhunun ana yönlerinden birisinin, hem kadınlar hem de erkekler nedeniyle artık miadı doldu. Düzeltme geldiğinde, bu insanlığın gördüğü en yıkıcı olay olacak. Bazıları bunun ‘Teknolojik Singularite’nin bir varyasyonu olacağını ve 2020’den çok sonra (muhtemelen 2060 – 65 civarında) olacağını düşünüyorlar. Ama başlıca düşünürler bile, bariz cinsiyete yönelik kaynak akımı düzelmesi konusundan uzak duruyorlar.

Erkek Kurtuluşunun 4 Atlısı

Daha önceki bölümde, Feminizmin 4 Canavar Düdüğünün hiç beklenmeyen şekilde bir araya gelerek kadınlara daha önce hayal bile edemeyecekleri tercihler sağladığından bahsetmiştik. Bazı kadınlar topluma pozitif katkı yaptılar ama azımsanamayacak sayıda kadın da erkek düşmanlığının ve dizginsiz bir açgözlülüğün kendilerini ele geçirmesine izin verdiler. Bu kadınlar şu an şahit olduğumuz felakete yol açtılar. Teknoloji statükoyu her zaman yıkar ve her dalgada yeni kazananlar ve kaybedenler yaratır. Yüzyıllar sonra, Gloria Steinem bir öğretmen ve Mystery ise bir sarah soytarısı olabilir.

Bu yazının başlığı “Erkek Düşmanlığı Krizi” ve hatta “Erkek Düşmanlığına Karşı Savaş” değil. Başlık “Erkek Düşmanlığı Balonu” zira erkeklere kötü davranılmasına neden olan güçlerin sonu ufukta belirdi bile. Erkek Kurtuluşunun Dört Atlısını tanıtmama izin verin. Bunlar bahsettiğimiz birçok gücün birleşimi ve bugünün sürdürülemez hiyerarşik düzenini 2020 yılına kadar yırtıp atacaklar :

1) Oyun:Kadın zihninin nasıl çalıştığını öğrenmek, her erkek için paha biçilmez ve yüce bir bilgi bütünüdür. Erkek bu bilgiyi tamamen adanmış bir Pick-up-Artist olarak da kullanabilir, bir ömür boyu evlilikte ruh ikizini yaratmak ya da kısa süreli ilişkiler için de. Oyun ile bir erkek, olaydan bihaber betaların altında ezildikleri yüklerden bağımsızdır.

Bir erkek, mantıklı tüm finansal analizlerin aksine 50,000 Dolarlık bir araba, 20,000 Dolarlık bir yüzük, 50,000 Dolarlık bir gelinzilla festivali ya da aşırı pahalı bir ev alması için (toplamda 2 Milyon Dolarlık bir mahvoluş) hiçbir neden olmadığını öğrendiğinde hem özgürleşir hem de büyük bir sevinçle dolar. Bir erkek gelirini yarıya düşürmesinin cinsel adayların sayısını çok az düşürdüğünü anladığında, daha kolay, evine daha yakın ve daha az stresli bir işe geçebilir. Bir erkek, kadını tatmin etmenin, kadını baştan çıkarma sürecinde yapması gerekenin tam tersi olduğunu öğrendiğinde, o aşağılayıcı ritüellerin tamamını çöpe atabilir.

Zirveye ulaşan erkek için iki ya da üç paralel ilişkinin zevki çok zor değil. Bu, talihsiz betaları daha çok kadınsız bırakacaktır (erkeklerin kadına olan ilgisi sıfır toplamlıdır ama kadınların erkeklere olan ilgisi sıfır toplamlı değildir). Erkeklerin yüzde 80inin Oyunu anlayıp Oyunda ustalaşacak entellektüel kapasitesi olmasa da, Oyunun sağlam uygulayıcılarının sayısının yüzde 20ye yaklaşması ile bile, otlakçı kadınlardan vergi emen devlete, yolsuzluğa batmış emlaktan, boşanma avukatı endüstrisine tüm parazit yaratıkları açlıktan öldürecektir.

2) 2020’de Yetişkin Eğlence Teknolojileri : Peki Oyunun temel prensiplerini içselleştiremeyen ve bu konuda ustalaşamayan 80% ne yapacak? Onlar hayalkırıklığı dolu bir hayata, aşağılanmaya ve neredeyse köle durumunda ikinci sınıf vatandaşlığa mı mahkum? Neyse ki bu zavallı ruhlar, teknoloji sayesinde doyum sağlayabilecekleri bir özgürlük yaşayabilecekler, kadınların doğum kontrol hapı, çamaşır makinesi ve elektrik süpürgesi ile yaptıkları gibi.

Birçok nedenden dolayı, internet pornosu, VHS kasetlere ve 90ların Skinimax içeriğine göre daha fazla bağımlılık yaratıcı. Fakat başka çeşit bir teknoloji piyasaya sürüldüğünde,  cinsel pazarı dağıtacak ölçüde büyük etkiler yaratacaklar.

Bu sitede daha önce, dokunma duyusu, hareket algısı ve grafik teknolojilerinin 2012’den itibaren video oyunlarını eğlencenin en yüksek formu haline sokacağını anlatmıştık. 3-D/ hologram görüntüler, dokunma duyulu arayüzler ve yeterince yapay zeka ile henüz olgunlaşmamış olan “sanal seks” teknolojileri 2020’den önce birçok erkeğin ulaşabileceği bir teknoloji olacak ve 2020 sonrasında ise bu teknolojilerin piyasaya doğum kontrol hapları ve İnternet pornosundan çok daha fazla etki eden bir noktayı geçtiğini göreceğiz. Erkek nüfusunun büyük bir kısmı farkında olmadan sanal sekse bağımlı hale gelecek.

2020lerin sanal seksinin gerçek seksin yerine geçemeyeceğini söyleyenler (çoğu kadın) için şunu diyeceğim : sanal seksin eksiklikleri, sanal kadının HB10/10+ bir güzellikte olması ve gerçek dünyada bir beta erkeğin HB 4 – 7 arası ile idare etmesi gerektiği gerçekliğinin yanında önemli olmayacak. Gerçek HB10 > sanal HB10 > gerçek HB7. Bu nedenle sanal HB10’un gerçek HB10 (gerçek kadın nüfusunun yüzde 1’i) yerine geçemeyeceğini söylemek anlamsız zira sanal 10, gerçek kadınların çoğundan (7 ve altı) daha iyi olacaktır. Bekar erkekler Cuma akşamı işten eve geldiğinde, sanal aleme dalacaklar ve ‘beta testing’ kavramına yeni bir boyut katacaklar. Bu münzevi erkekler bariz şekilde bar ve gece klüplerinden çekilecekler ve birçok işletmenin kapanmasına neden olacaklar. Bu erkeklerin beyinleri, gerçek kadınların çoğuna libido ayıramayacak kadar yamulacak. Bu durum, gerçek cinsel pazarda kadınların değerinde büyük düşüşe neden olacak ve HB8 kadınların HB5ler gibi davranılmasına ve 35 yaşında bir kadının 55 yaşında bir erkeğin bile ilgisini çekememesine neden olacak. Roadrunner ve çakal anı birçok kadı için birkaç yıl öne çekilecek ve Oyunun alfaları ise çaresiz kadınların daha da kolay avlandığını görecekler.

Japonya’da geliştirilen bir başka teknoloji ise gerçek boyutlada ‘dişi’ robotlar. Seks robotlarının yazılım / oyun türevi çözümlere göre ekonomik ve pratik olacağına inanmıyorum.  Çünkü bu robotlar fiyat, çok yönlülük, kişiye özellik ve bir üst modele geçme konusunda sanal  ile rekabet edemezler.

Bazı ‘feministler’ bu teknolojilerin piyasaya çıkması ile tufan gibi gelen kadınların cinsel değer azalmasına kör değiller ve şimdiden bunları yasaklamaya çalışıyorlar. Böyle yasaklar tabii ki mümkün değil ve sanal seks teknolojileri video oyunlardan ve home theatre tekonolojilerden ayrılamaz. Fakat onların yasak için lobi denemeleri öğretici olacak.

İleri yetişkin eğlencesi teknolojilerinin bir diğer pozitif sonucu da kadınların bu tür teknolojilerin sağlayamayacağı tek özelliklerini geliştirmelerine neden olması – bir erkeği seviliyor hissetirme kapasitesi. Modern kadınların rekabet edebilmek için bu antik kavrama yeniden aşina olmaları gerekecek. Bu gereksinim, pragmatik kadınların bugünkü durumu yaratan ve ‘feminizm’ maskesi altında yapılan erkek düşmanlığını reddeden bir harekete başlamalarına neden olabilir. Bu da hem erkekler hem de kadınlar için faydalı olabilir.

3) Küreselleşme : Dördüncü atlı ise birçok alt başlık içeren büyük bir konu. Ana tema şu : serbest piyasa güçleri, eninde sonunda bir ülkenin yasal sınırlarının etrafından dolanacak bir yol bulacaktır :

a) İslam : Feministlerin yaşadıkları Batı şehirlerdeki müslümanların yüksek doğum oranlarının yanında, genelde solcuların ve özelde kadın düşmanlarının yumuşak karnı, kadınlar üzerinde gerçekten baskı kuran diğer kültürlere meydan okumaya isteksizlikleridir. İngiltere’de, İslamcı Mahkemeler şu an çalışır haldeler ve Şeriat Yasalarına göre kararlar veriyorlar. İngiltere boşanma yasaları ABD’dekilerden bile daha erkek düşmanı ve bu nedenle birçok erkek, İngiliz yasaları tarafından yokedilmemek için şeriat yasalarına dönüyor. Şeriat mahkemeleri bu erkeklere kucak açıyor ve ‘feministler’ ise bu konuda hiç ses çıkarmaya cesaret edemiyorlar. İngiliz erkeklerini şeriat mahkemelerinin kucağına atarak erkek düşmanlığı kendi ayağına kurşun sıkıyor. Geçen yüzyılın krizinde düşman olan grup, bu yüzyılda mütteffikimiz. Bunu sırf kendim de müslüman olduğum için söylemiyorum.

b) Yabancı ülkede çalışmak : Amerika büyük yetenekleri ve yüksek hacimde (yasal) gçöçmeni kendine çekmeye devam etse de, Asya ve Latin Amerika’ya yerleşen erkeklerin hemen hemen tamamı, yeni hayatlarının kalitesi konusunda övgü dolu sözler söylüyorlar. Daha erkek dostu bir ülkede yaşayan ve orada yerel bir kadınla evlenen erkekler, ABD’deki 3 paraziti sırtlarından atıyorlar – vergilerini toplayan devlet, hayatını elinden alabilecek müstakbel eş ve parasını harcaması beklenen endüstriler (düğün, tek taş, emlak ve boşanma avukatları). Bu durum, ABD’de yaşayan erkek sayısı da azaltıyor. Kendi erkek düşmanlıklarını kadın düşmanlığı olarak yansıtan erkek düşmanları ise bu erkeklerin göçünü kızgınlıkla izliyorlar. Kadın düşmanları gidiyor diye ‘feministler’ seviniyor olmalıydı değil mi? Burada bir kez daha erkeklere karşılığından bir şey vermeden erkeklerden herşeylerini alma beklentisindeki ‘feministlere’ örnekler görüyoruz.

Bir yer ne kadar adaletsiz olursa, yetenekli insanların başka yerlere göç ettiğini görürüz. ABD boşanma yasalarının korkunçluğu Hindistan ve Çin’de fark edilirse, bazı erkekler buraya göç etmekten vazgeçecek ve ABD gelecekteki vergi verenlerini de kaybedecektir.

c) Tıp Turizmi : ABD’de bağışlanmış yumurta + tüp bebek + taşıyıcı anne toplam 150,000 USD tutarken, bu iş Hindistan’da en iyi kliniklerde 20,000 Dolara yapılabiliyor. Bu herkese göre bir yöntem değil ama 20,000 Dolara (paralelede iki yaparsanız 35,000 Dolara) ama artık erişimi görece kolay bir yöntem. Hindistan’daki müşterilerin çoğu çiftler olsa da, kendi bebeklerini bu şekilde yapmaya karar veren az da olsa yalnız erkekler var. Hindistan’da fakir taşıyıcı anne 10 yılda kazanabileceği parayı sadece 9 ayda kazanıyor. Herkes için kazan – kazan durumu olan bir sistem. Aşırı yüksek masrafları yüzünden erkeklerle evlenme pazarının dışında kalan Batılı kadınlar hariç.

Tıp turizmi bazı prosedürlerde ABD sağlık sisteminin devre dışı bırakabiliyor. ABD sağlık sistemi ise yönetimsel ve bürokratik sisteminde, özel sektörde kazanabileceklerinin 2 katını kazanan büyük sayıda kadın çalıştırıyor. Bu kadınlar, sanayii işlerinde çalışan erkeklerin yaşadıklarını yaşayacaklar, yüksek maaşlaraı gittikçe pahalılaşan devlet balonu tarafından korunuyor olsa da.

Gördüğünüz gibi küresel güçler, şimdiki statükodan çok daha güçlüler.

4) Erkeklerin Ekonomiden Çekilmesi ve Vergi Kaybı : Daha önceki bölümlerde, en egomanyak ‘feministin’ bile erkek emeğine ne kadar bağımlı olduğunu gördük. Tekrar edeyim : erkeklerin üretici ve girişken kapasitelerinin tamamını kullanmaya zerre motivasyonları olmadığı hiçbir toplum, ayakta kalamaz.

Şehirli ABD’de erkekler ve kadınlar arasındaki anlaşma bozuldu (taşrada hala bir miktar devam etse de). Aşamalı vergi sisteminin varsayımı, erkeklerin aileleri için her zaman kendi ihtiyaçlarının 10 katını kazanacakları varsayımı üzerine kurulu. Bu tür ailesel motivasyonu olmayan bir erkek, daha kolay ve az para ödeyen bir iş seçerek, devlete kazandırdığından daha fazlasına mal olabilir. Daha az vergi demek, sadece bekar anneler ve kadınlar için devlet işlerine değil, polis gücü için de daha az para demek. Daha az polis memuru ve gardiyan demek. Feminist hipergamik ütopya, kendi kendini finanse edecek güce sahip değil. Her beta erkeğin tam potansiyeline ulaşacak şekilde çalışmasına bağımlı. Beta erkeklerin böyle çalışmaması ise erkek düşmanlığı balonuna göbekten bağlı devlet balonunu patlatacaktır. Bu nedenle erkek düşmanlığının uzun süre finanse edilebilmesi matematik olarak mümkün değil.  Küçük bir delet gücü, sürekli yayılan büyük bir devlet gücünden daha sürdürülebilirdir. Sürekli büyüyen devlet finanse edilemez ve toplu çelişkiler çukuruna düşer. Günümüz Rusya’sına hakim olan mafya kapitalizmine bakmanız yeterli.

Bu Dört Atlı on yılın sonunda erkek düşmanlığının yükünü erkeklerden kadınlara yönlendirecek şekilde birleşecekler. 1/1/2020 tarihinde, erkek düşmanlığı balonunun nasıl patladığını ve kadınların kaderlerinin kontrolünü ‘feministler’e yükleyerek nasıl acı çekeceklerini göreceğiz. Dikkat ederseniz, herhangi bir Erkek Hakları grubunun ortaya çıkışını Dört Atlı içinde saymadım. Saydığım nedenlerle bunun mümkün olacağını sanmıyorum.

Dört Atlı’yı eleştirecekler için (benim tahminlerime karşın kendi tahmin geçmişlerini görmek isterim) : Kadınlar kendi Dört Canavar Düdüklerine sahip oldular ve artık dengeler karşı tarafa geçiyor. Bu yüzyılda 4 atlıyı aklınızda tutun ve 2010’un bu ilk gününde okuduğunuz bu yazıyı aklınızdan çıkarmayın.

Kimi ilgilendiriyor?

ABD’nin güvenliği ve refahı için tehditin İslamcı Terörizm olduğu 10 yılı geride bırakıp asıl tehlikenin erkek düşmanlığı olduğu 10 yıla girerken, aşağıdaki konulardan herhangi biri ile ilgili bir kişinin bu tehlikeyi ciddiye alması gerek :

  • Oğlu, erkek kardeşi, erkek yeğeni evlenecekler ya da kendisi evlilik yapacak erkekler (özellikle de evlilik anlaşması olmayanlar). Daha önce anlattığımız gibi, bu erkeğin hayatı mahvolabilir, çocuklarından ayrılabilir ve ileri demokraside olabileceği çok az kişinin aklına gelecek şekilde hapse atılabilir. Boşanmış erkeklerin intihar oranı şoke edecek kadar yüksek
  • İki ebeveynli ailelerde büyüyen insanların daha çok olduğu toplumların, yetişkinlerin çoğunun iki ebeveynli sağlam ailelerden gelmeyen toplumları yok edecekleri konusunda hem fikir olanlar.
  • Küçük torunu, torununun çocuğu , yeğeni ya da kuzeni olanlar. Boşanma yasaları kadınlara çocukları rehine olarak kullanma şansı veriyor ve bunun çocuğu boşanmadan sonraki uzun yıllar kötü etkileyeceğini kimse inkar edemez. ‘Feministler’ sahte araştırmalarla babanın rolünü hiçleştirmeye çalışsa da, gerçek hayat örnekleri bunun tersini gösteriyor.
  • Pahalı evi olanlar. Erkeklerin aile kurmaktan sakınmaları, ev talebini azaltacak. Evinin konut kredisinin %80’i duranlara hatırlatayım, ev fiyatları %20 düşerse, evde sizin payınız %100 siliniyor. Beta erkeklerin iş bulma şanslarının yok olduğu ilk ABD şehri olan Detroit’te ev fiyatları 2003’te ortalama 98,000 USD iken bugün sadece 14,000 USD. Eğer eviniz varsa, servetiniz iki ebeveynli ailelerin oluşup kalıcı olmasına bağlı.
  • Artan suç oranlarından endişeli olanlar. ABD’de siyah çocukların %72’si bekar annelere doğuyor ve bu sayı beyaz çocuklarda %30lara geldi. Erkek ekonomik gerilemesi de eklenince birçok erkek için hayatta kalmanın tek yolu mafyaya katılmak olacak. Sevgi görmeyen erkekler, eskiden evlenebiliyorlardı ama şimdi mafya için kolay avlar.
  • Federal ve devlet bütçesindeki sağlık hacamalarında artan açıktan endişe duyanlar. Devlet bu açığı kapamak için harcamaları düşürmek yerine vergileri arttırmakta diretiyor. Yüksek maaş kazanmak için çok çalışmayı seçen erkek sayısı azaldıkça, vergilerin %75’ini tepe %10 öder modeli kırılacak. Nafaka, yatakta iyi olmamak veya kendini kadın şiddetinden korumak yüzünden hapsi boylayan erkek sayısı arttıkça, vergi geliri düşecek. Bir mahkümu parmaklıklar ardında tutmanın maliyetinin yılda 60,000 USD olduğunu hatırlatalım.
  • ABD anayasasının değerli bir döküman olduğunu düşünen herkes. ‘Suçlu olduğu kanıtlanana kadar herkes masumdur’ ilkesi, feminist ağırlıklı birçok yasada işlemiyor. Daha önceden üzerinde durduğumuz ‘gölge devlet’, masum erkekler üzerinde her türlü zorbalık için ‘feminizm’i kullanıyor. Bu da ABD’nin özgürlükler ülkesi olduğu savını savunulmaz kılıyor.
  • Ulusal güvenlik konusunu ciddiye alan herkes. Bu toplumun kendisine ihanet ettiğini düşünen erkek sayısı arttıkça, kendisi görevdeyken boşanma avukatlarının karısını boşanmaya teşvik ettiğini görmek için orduda hizmet etmeyi göze alacak erkek sayısı azalacak. Savaş meydanlarından eve dönen erkekleri hemen başka türlü bir savaşın içine atmak, en iyi erkeklerimize yapılan başka bir utanç verici ihanettir. Dahası, İngliz erkeklerinin, erkek düşmanı İngiliz boşanma mahkemelerince mahvedilmemek için nasıl şeriat yasalarına döndüğünü anlatmıştım. Bunlardan bazıları, İslam’ın kendilerine kendi toplumlarından daha fazlasını sağladığını düşünecektir.
  • ‘Feminist’ doktrinden sapan her kadının uğradığı saldırılardan ve kendilerini ‘feminist’ ilan edenlerin söz ve davranışlarından bıkan her kadın. Her etkinin aynı şiddette ve eşit tepki ile karşılaşacağına inanan biriyseniz, ‘feministler’in canayakın köpeği sürekli tekmelemelerinden endişe duymanız lazım.
  • Son olarak da genç kızı ve kızkardeşi olan herkes. Aklını yitirmiş ‘feministler’in yaptıklarının bedelinin erkeklerden kadınların sırtına yüklenmesi (feminizmin nefret doktrini ile alakaları olmasalar bile) ile artık sadece en güzel kadınların evlenebileceği bir dünyaya gidiyoruz. Baştaki yönetim özetinde bahsettiğim gibi, feministler kadınları felakete sürüklüyorlar.

Listeyi daha da uzatabilirdim ama anlatmak istediğim çok açık. Önümüzdeki on yılın en büyük problemini anlattık.

Sonuç

Ben sadece bir gözlemciyim ve herhangi bir çeşit aktiviste dönüşmeyeceğim. Ama daha önce de söylediğim gibi, Gandhi ruhlu bir ‘aktivist’ olmak da çok güçlüdür. Bir Gelecekçi olarak, bunlar çoğunluk tarafından farkedilmeden önce bazı şeyler tahmin ettim. Düzenli okurlar, benim tahminlerimin gerçekleşme oranlarını bilirler. Bana inanın, erkek düşmanlığı balonunun şişmesi ve ardından patlaması, ABD’de gelecek 10 yılı tanımlayacak. 2010lu yılların bu ilk gününde, daha binlerce makaleye neden olacak makaleyi yazıyorum.

Yukarıda da belirttiğim gibi bu yazıyı okumak, birinin 1997 yılında 2000li yılların Terörle Savaşını detaylı anlattığı bir yazıyı okumak gibidir. Bu sitenin emlak balonunu 2 yıl önceden ve hisse senedi balonunu 6 ay önceden bilmesi gibi, burada detaylıca yazdığım Erkek Düşmanlığı Balonunun çöküşü de büyük bir doğrulukla gerçekleşecek. Ben balonu görünce tanırım ve erkek düşmanlığı da bu çağın en büyük balonu. Tahminlerimin aksine yatırım yapmanız riskli.

Bu site 2030’da ABD’nin hala süper güç olacağını tahmin etti. Bu tahmini modifiye etmek istemiyoruz ama ABD’nin 2030’da süper güç kalmasının önünde bir tehlike olduğunu söylemek istiyorum. Erkek Düşmanlığı Balonu tatmin edici ve düzenli bir şekilde atlatılmazsa tehlike var. Hangi toplumun, iki cinsiyet de iyi davranış görürken refahını arttırmaya devam edeceğini göreceğiz ama ABD şu an doğru yolda yürümüyor. Bu nedenle ben Erkek Düşmanlığı Balonunun güzelce sönme ihtimalini düşük buluyorum. Sönecek ama şiddetli bir kasırga şeklinde sönebilir. Sadece taşra Amerikası ulusu barışçı bir geçişe taşıyabilir. İngiltere ise maalesef artık kurtarılacak durumda değil.

Bitti

Kaynak : The Misandry Bubble

Day Game saha raporu ( birlikte değerlendirelim. )

Son 1 aydır tatil ve finaller dolayısıyla paylaşım yapamadım, daha doğrusu paylaşacak bir şeyim yoktu. Dün 1 tane set açabildim, onun raporunu paylaşıyorum arkadaşlar.

Akşam saat 11 civarı yalnız başına yürüyen kıza arkasından hızlı adımlarla
yaklaştım. Durup “merhaba ben epavarman’ diyerek güler bir yüzle selam verdim.
Duruşum, ses tonum, enerjim gayet yerindeydi.

Çok hoş göründüğünü ve az ilerde bir kafe de otururken onu fark ettiğimi söyledim.
2 – 3 dakika konuştuktan sonra acelesi olup olmadığını öğrendim. Gecenin o vakti başka bir kafeye kahve içip fal baktırmaya gidiyormuş. Tabii ben bakayım gel
diyerek kendi oturdugum cafeye davet ettim onu ilk önce. Sonra bilen biri baksın gibi bir bahane ile reddetti. Sonra görüşmek için telefon numarasını istedim.
Telefon numarasını vermek istemeyince instagram hesabından takipleştik her şey buraya kadar çok güzel. Karşılıklı gülüşmelerle geçen güzel bir setti.

Gelelim instagram da ki konuşmalara kafam burada çok karıştı. Acaba shit teste mi maruz kaldım yoksa red mi edildim kararsızım oyun da en çok tıkandığım noktalardan bir tanesi tam da burası.

instagram da geçen konuşma tam olarak böyle
1 – 2 saat aralıklarla gerçekleşiyor.
Ben : Falında çıkmışımdır bence 😀
Kız : Valla çıkmadın.
Ben : Yanlış olmuş o, dedim sana ben bakayım diye 😀
Kız : Ahahahahah keşke ya beğenmedim.
Ben : Peki o zaman kabul etmemeni şaşkınlığına veriyorum ben de bakarım sana başka bir gün 🙂
Kız : Keşke gerçekten bakabilsen.
Ben : Bakarım bu akşam.
Kız : Olur.
Ben : Akşam haberleşiriz o zaman.
Kız : Tamam.
Ben: Saat 9 da çıkalım olur mu 🙂 (saat akşam 7 civarında gönderilmiş bir mesaj ve bir daha mesaj gelmedi görüldü de yapılmadı ben de tabi ki kızın bu tavrına karşılık tekrar mesaj atmadım)

Anlamadığım nokta tam olarak şu mesajımın görülmemesi cevaplanmaması bir test midir yoksa reddediliş midir ? Bu durumdan sonra nasıl davranmalı. Oyun da tecrübeli arkadaşların yorumlarını bekliyorum herkes fikrini paylaşabilir.
Epavarman

Disiplinin Pratiği – Bölüm 3 – Yeniden şarj etmek

Yazının ikinci bölümünde küçük ve aşamalı değişikliklerin gücünü görmüştük.

Hayatınızın kontrolünü elinize almak istiyorsanız, dikkat etmeniz gereken çok önemli bir şey daha var. Yorgun düşmeyin ve stres olmayın. Demesi kolay biliyorum ama merak etmeyin. Nasıl yapacağınızı size göstereceğim.

Zihinsel olarak tükendiğinizde, yaptığınız ya da yapmadığınız şeyler sizin bilinçli ve en iyi yargı gücünüze dayanmaktan uzaklaşır. İyi alışkanlıklar kazanmak istiyorsanız, kendinizi yeniden şarj etmeyi öğrenmeniz lazım.

Eğer bunun yumurta – tavuk olayı olduğunu düşünüyorsanız – yani stresi ve yorgunluğu engellemek için hayatınızın kontrolünüz altında olması gerekirken, kişinin hayatını daha iyi kontrol etmesi için stresli ve yorgun olmaması gerekliliği durumu – tamamen haklısınız. Ama stresli bir hayata, efektif bir yeniden şarj pratiği ekleyerek, döngüyü en zayıf noktasından kırabilirsiniz. Aslına bakarsanız, eğer stresli bir hayatınız varsa, bunu özellikle yapmalısınız. Bu pratik kolay ve sadece 10 dakikanızı alır.

Bu pratiğin pratiği hızla artmakta – internet yavaşça bu tavsiye ile dolmaya başladı ama çok az tavsiye disiplin bağlamında veriliyor – özellikle egoyu söndürmek ve “yorgunluk” hakkında. Bu şaşırtıcı zira bahsedeceğimiz pratiğin en önemli ikinci kullanımı, bu bahsettiğimiz alanlar (birincisi genel olarak ruhsal sağlık).

Bu pratik (alkışlar gelsin) meditasyondur. En basit haliyle (ki bence en iyi hali bu), oturun, kafanızı temizleyin, nefesinizi sakinleştirin ve “boş” zihninizi doğal haliyle gözlemleyin – hepsi bu. Başka her şey opsiyonel.

(Çevirenin notu : eleman meditasyonu anlamamış maalesef. Siz başka kaynaklardan nefes meditasyonuna bakın. Basitçe olay şimdiye / ana odaklanmaktır. Şimdi gibi sıkıcı ama hep orda olan nefese odaklanabilirsiniz. Amacınız zihninizi nefes alıp vermelerinize odaklamak. Odak noktanız nefesinizi nerde en iyi hissediyorsanız orası olabilir. Örneğin burun deliklerinin ucu. Sakin bir şekilde nefes alıp verin ve zihninizde bir şey düşünmeden nefese odaklanın.

Budistlerin maymun beyin dediği ve sürekli düşünceden düşünceye atlayan içsel konuşma tabii ki odağı hemen saçma sapan bir şeye çevirecektir. Bu içsel konuşmayı yakalayın, orada bırakıp zihninizi nefese çevirin. Kızmayın ve kasmayın. Halı üstünde oynaması gerekirken beton zemine emeklemiş yaramaz bir bebeği yeniden halı üzerine getirir gibi sakin olun. Maymun beyin 100 kere başka dala atasa, 100 kere nefese geri getirin.

Önceleri günde sadece 5 dakika ile başlayın. Her 3 haftada 5 dakika ekleyerek minimum 15 dakikaya çıkarın. Mümkünse 30 dakikaya. Başlangıçta zihin nefeste en fazla 5 – 10 saniye kalacaktır. Zamanla bu meditasyon süresine kadar artabilir. )

Söz veriyorum bu size bilinçli tercih ve planlarınızı yürütmek için daha fazla güç verecek ya da en azından bunu yapabilme şansınızı önemli oranda arttıracak. Meditasyon, zihnin pit stopudur, irade kuyusudur.

Bu, içsel olarak yapmanız gereken şey. Bunun yanında çevrenizdeki ilgi dağıtan ya da sizi işinizden alıkoyacak şekilde cezbeden şeyleri kaldırın. Bu şekilde zihniniz (bilinçaltında bile) bir sürü küçük şeyle meşgul olmayacak ve o an yapmakta olduğunuz şeye daha iyi odaklanacaktır. Efektif multitasking diye bir şey yoktur. Multitasking için dikkati dağıtmak, sıfır toplamlı bir oyundur.

Çevre yönetiminin temelleri

Düzenli bir yaşam alanı size çok yardımcı olacaktır. Darmadağın bir ev sizin felaket döngünüzün bir parçası ise arkadaşlarınızdan yardım dilenin (“evimi toplamaya çalışıyorum. Lütfen bana yardım et. Sana bira ve pizza alırım ve aynı şekilde sana yardım ederim). Ya da temizlikçi tutun. Çevrenizdeki stres kaynaklarını kaldırın ki hayatınızdaki diğer herşeyle başa çıkacak gücünüz kalsın.

Cezbedici şeyleri kaldırın. Diyet yapıyorsanız, gözünüzün önündeki Nutella kavanozlarını ve pizza sipariş ilanlarını kaldırın. Sigarayı bırakmaya çalışıyorsanız, çakmakları kaldırın. Gözden ırak, zihinden ırak. Bunlar yerine sizi dürtecek ve gaza getirecek yaratıcı hatırlatmaları göz önüne koyun. Mesela donunuzdan başka bir şey giymeden çekilmiş fotonuzu buzdolabına asın. Aslına bakarsanız benim vücut ölçüm buzdolabının kapağında duruyor. Fareler üzerinde özenle hazırlanmış deneyler gibi ama burada özellikle sizin davranışlarınızı kontrol etmek için.

Stresi azaltmak istiyorsanız, size gelen bilgi akışını düşürün. Kendinizi mağaraya kapatmayın ama kaliteyi sayıya tercih edin. Yüksek kaliteli haber kaynakları bulun ve sadece onları takip edin. Magazin ve sansasyonel yayın yapan kaynaklardan uzak durun. Eğer haber sizi sinirlendiriyorsa, muhtemelen orada kötü gazetecilik vardır ve bu kaynak sizin zihin sağlığınız için iyi değildir.

Disiplinin altta yatan mantığı,sizin yüksek yönetim fonksiyonlarınız olan rasyonel yetişkin zihniniz ile sizin oldukça fazla kararınızı yöneten içinizdeki 3 yaşındaki çocuk arasında yapıcı bir ilişki kurmak ve gücü dengelemektir.

Hiç kendinizi kandırmayın, o küçük göt hala içinizde. İnsan kişiliği ağaç gibidir – dışa doğru büyür, yeni katmanlar ekler ama derinlerdeki her zaman derinlerde kalır (aslında yaşlı ağaçların içinde boşluk oluşurken insanlar yaşlanınca dış katmanlar kalkar ve kişi ikinci çocukluğuna geriler … her benzetmenin bir sınırı var). Bütün impulsif davranışları, düşük dikkat süresi ve ani zevkler peşindeki miyop koşuşu ile içinizdeki çocuk hala orada. Genellikle siz yetişkin fonksiyonların kontrolü elinde tutmasını tercih edersiniz. Bu, stresli ve yorgun iken çok zordur ve bu nedenle de zihin meditasyonu ve çevre yönetimi önemlidir.

Bitti

Çeviri : Practical Discipline