Sinir Harbi: Red Pill’i Sindirememek

Bugün aynı konu hakkında aldığım 2 mesaj bu yazıya esin kaynağı oldu. Mesajların içerikleri şöyle: Bir kızla bayadır konuşuyorduk. Hatta cinsel mevzulara dahi girdik. Sevişeceğimize %100 ihtimalle bakıyordum ama kız, bahaneler uydurarak bir şekilde görüşmeyi sekteye uğrattı. Ben de bunun üzerine kıza hakaret edip ” zaten benim seninle işim olmaz, pis orospu! diyerek kızı her yerden engelledim. ”

Şimdi burada yatan sinir harbi, mavi haptan tam olarak kurtulamamakla yakından ilgili. ” Kırmızı hapı aldığımda her kadın bana verecek, iyi bir işim olacak, çok para kazanacağım. Tek eksiğim kırmızı haptı, onu da aldım” kafası, emeksiz ziyafet çekmek isteyen arkadaşların çok sık içine düştüğü bir durum. Dahası, Red Pill’in büyük üstadları bile her kadına garanti gözüyle bakamıyorken ve reddedilme riskinin var olduğunu biliyorken sitedeki tüm yazıları okuyup ” tamam, artık ben oldum. ” düşüncesine sahip arkadaşların bu tavrı bana çok saçma geliyor. Sanıyorlar ki iki- üç kez kızla buluşup bir şeyler içince kesin sevişirim. Bir kızla bakıştım ve yanına gidip numarasını aldım. O halde kesinlikle bu benim manitam olur.

Hayır, o hatunun senin manitan olma ihtimali var. Bu ihtimali oyunla, parayla, görünüşle, maskülenlikle, statüyle arttırabilirsin ya da azaltabilirsin. O hatunun %100 senin olma ihtimali yoktur. Bu, Rollo Tomassi de olsan böyledir. Belki şansın %95 olur ama asla %100 olmaz.

Bir diğer mevzu da ” Millennial Nesli Ve Snowflake Kavramı” isimli yazıda belirttiğim gibi erkeklerdeki prens kompleksi. ” Ben her şeyin en iyisini hak ediyorum, o halde her şeyi elde edebilmeliyim. ” düşuncesi. Hayır, bu imkansız. Hiçbirimiz hayal dünyamızdaki şeyleri gerçekte elde edemeyiz. Güzel bir kadınla yatamayabiliriz, son model BMW’ye binemeyebiliriz ya da lüks bir villada oturamayabiliriz. Bunları elde etmek için çalışıp gereken emeği sarf edebiliriz ama bunları elde etme garantisi diye bir şey yoktur.

Başarısızlık halinde duygusal manipülasyona ve ajitasyona girmeden başarısızlığın esas sebeplerini bulup bunlar hakkında kafa patlatırsanız bu tip başarısızlıklarla bir daha karşılaşma ihtimaliniz azalır. Ağlayıp sızlarsanız ve mantığınızı devre dışı bırakırsanız yine aynı hataları yapma ihtimaliniz artacaktır.

Başarısızlıklarınızı gözünüzde büyütüp dev yapmayın. Onlara bakarak ne kadar talihsiz bir insan olduğunuzu düşünmeyin. Bazen %100 doğru hareket etseniz bile bir şeyin olmayacağı varsa olmaz. Kadınlar mantıklı canlılar değildir. Erkek arkadaşına kızıp size yazmış olabilir, sizi kafasında çok farklı hayal etmiş olabilir( online datingte sık karşılaşılan bir sorun) , diğer kızlara kendini ispatlamak için sizle buluşmuş olabilir vs vs. ” Her yürüme başarılı olmak zorunda, eğer olmuyorsa tek sorumlusu benim. ” kafası sizi ruhen ve fiziken tüketir. Kadınların dengesiz ruh hali yüzünden neden kendinizi tüketesiniz?

Öncelikle böyle ilgisiz bir tutum içine giren kadınla ilişkinizi sınırlandırın. Baktınız artık hiç yazmıyor ya da aramıyor, o zaman siz de onu aklınızın hurdalığına atın. Farklı hatunlarla yolunuza devam edin. Geçmiş hatunda yaptığınız yanlışları bir daha yapmamaya özen göstererek gelişme kaydedin.

Solipsizm, Duygu Ve Tartışmalar

1- Tanıtım:

Anlamalarını, razı olmalarını ya da size katılmalarını istediğinizde kadınlarla tartışmazsınız. Kadınların duygularıyla tartışamazsınız, yalnızca onları manipüle edersiniz. Argüman sebep gerektirir ama kadınlarla tartışmada sebep etkisizdir. Politik olmayan konularda bir adamın daha üstün mantık ortaya koyacağı yerde bir kadın bunu yapmaz. Bu yüzden bir adam, kadının hislerini, işbirliği yapacak şekilde manipüle etmeli ya da kadını hiç meşgul etmemelidir.

Eğer bir kadın, onun tartışma konusundaki baskısından kaçamayacağınızı biliyorsa ya da size öfkeliyse, ona mantıklı şekilde yaklaşmaktansa makyavellist şekilde yaklaşmak daha akıllıca olacaktır. Erkekler bir kadın tarafından tartışmaya çekildiklerinde savaşta olduklarını bilmelidirler.
Bu tartışma mantık temelinde değil, makyavelizm temelinde bir tartışmadır. Medeni bir tartışma değil, bir oyundur. Tartışmanın, gerçeğin saptanması ile ilgili ortak işbirliğine dayanan bir tartışmadan ziyade kadının duygusal açıdan yatışmasına yönelik bir tartışma olduğunu bilen bir adam, kaçınılmaz olan üzerinde çalışır. Bir adamın problem çözmekteki isteği, temel anlamda bir kadının arınma isteğiyle yarışamaz.

2- Erkek Cehaleti:

Erkeklere oldukça yanlış şekilde kadınların duygularını yatıştırmaları veya akıl almaz şekilde nafile girişimlerde bulunarak onları ikna etmeleri
gerektiği öğretilmiştir. Bu, çatışma başlamadan önce güç kaybetmektir. Bu tip stratejiler size çatışmayı kaybettirir. Erkek ne kadını sakinleştirmeli ne de sıkıntı yaşayan kadınları ikna etmeye çalışmalıdır. Bunlardan ziyade, kadını etkileyerek çatışmayı yüzeysel tutmalıdır. Tartışma kaçınılmaz olduğunda erkek, kadını küçümsemek için yeterince makyavelist olmalıdır. Hiçbir durumda kadını ciddiye alıp buna göre geri dönüş yapmamalıdır. Bir kadının duygusal durumuyla savaşmak aptallık olduğu kadar mazoşistliktir.

Eğer çatışma kaçınılmazsa ve sebep anlaşılamazsa, yapılması gereken, hakimiyetin ortaya konmasıdır. Bu, bir kadının psikolojik olarak erkeği domine etmeyi denediğinde erkeklerin başvuracağı tek kaynaktır. Kadının duyguları yatıştığında erkeğin mazeretini ve beklentilerini kadına rehberlik edecek şekilde açıklaması akıllıcadır. Ama sadece tartışmanın dışında kalacak şekilde… Doğal olarak kadın buna değmiyorsa böyle bir peygamber sabrı gereksizdir. Bu, isteğe bağlıdır.

3- Güvensizlik: Dişil Hakimiyet İçin Bir Temel:

Bir tartışma başladığında, kadının duyguları onun uzlaşmasına engel olur. Bir kadın, memnuniyetsizliğin uç noktasında durduğunda onun sakin olma konusundaki uzlaşmazlığı onu anlamsız bir tartışmaya sürükler. Bu nedenle uzlaşmanın anahtarı, duygu durumunu pozitif tutmakta yatar. Tıpkı birinin su için volkana baraj kurmaması gibi bir kadını sakinleştirmeye
çalışmamak akıllıca olacaktır.

Bir kadının hisleri çabucak değişir. En iyi eleştiriler ve endişeler bile, büyük ölçüde kadının böyle şeylerle başa çıkamamasının haklılığı ile hastalığayol açabilir ve böylece bir kadınla tartışmanın tuzağı her zaman oradadır ve bir adam, kendini filtrelemeden kendini ifade etmelidir. Çoğu zaman bir adam, böyle iyi yorumların böyle ciddi bir dargınlıkla sonuçlanmayacağını bilir.

Ancak bu türden gösterişsiz duyarlılık, kadınlık için içgüdüseldir. Tek başına kadınlardan ziyade, güvensizliği tanımladığımı düşünen biri
yanılmış olmaz. Bunlar hem kadınların hem de güvensizliğin özellikleri midir? İkisi de diyebilirim ama öyle olsaydı kadınların üçgüdüsel olarak güvensiz olduklarını öne sürerdim ve ortaya birçok argüman çıkardı çünkü
Bu konuya dair eldeki önemli meseleye rağmen bir kadın güvensizliğinin dinmesini ister.

4- Sebep & Etki vs Suçlama niteliği:

Bir kadının hislerine karşı koyduğunuz zaman duygularının ifadesinin
geçerliliğini üstü kapalı olarak kabul etmiş şekilde onun çerçevesine girersiniz. Onun duygusal güvenilirliğinin mantıksızlığını onaylamak
gerekir. Bu yüzden herhangi bir onaylamadan kaçınılmalıdır.
Birçok ortak sıkıntımıza rağmen bir kadının hisleri meşru değildir. Ne hissederse hissetsin, neden hissederse hissetsin kadın, hislerinin
arkasındaki şeyleri önemsemez. Yalnızca hisseder. Bu şekilde, bir hissin varlığı, bir kadın için geçerliliğinin yeterli bir kanıtıdır, bir tür sonsuz solipist döngü içinde “duygu vardır, bu nedenle geçerlidir”.

Eğer negatif bir duygu hissederse içinde bulunduğunuz pozisyona bakmaksızın bunun için sizi suçlayacaktır. Bu şekilde neden ve etkinin önemini göz ardı eder çünkü bu tip şeylerde kadının duygusunun solipsizmiyle alakası yoktur. Sebep ve etki kadın zihninin dışında gerçekleştiği için, onunla ilgilenmez, soyutlamayı önemsemez.

Şimdi birisi, kadının niye öyle hissettiğini ve gerçekte öyle olmadığını sorgulayabilir çünkü suçlama tamamen solipsist doğasının keyfi bir ürünüdür. Soyutlama eksikliğinden dolayı bu, duygusal durumun kendini devam ettirebilmesi için basit bir suçlama niteliği ve onaylamadır. Kelimenin güçlü hissiyatındaki araştırmada değildir.

Eğer ” niye” ile ilgilenseydi hissettiği gibi davranırdı. Suçlamanın ötesine bakar, yanlışlarını analiz ederdi ve hislerinin mantıklı gerekçekeri olup olmadığına bakardı. Eğer mantıksız bulmuşsa bunları önemsemez ve en başında problemin çözümüyle ilgilenirdi. Duygularını tetikleyen konu üzerinde hislerine öncelik vermektense bunu yapabilirdi. Tabi ki kadınlar böyle çalışmazlar.

Onlar için konunun kendisi değil, hissettirdiği önceliklidir. Kadınların küçük bir kısmı bunu geriye dönük olarak yapabilir ama ben bunu zamanında yapabilen bir kadın tanımadım. Tanıyan birinin de olabileceğini sanmıyorum.

5: Kadın Duygularının Geçersizliği ve Sinirsel Etkileşim:

Bir kadın meslektaşınıza işinde önemli hatalar yaptığını söyleyin ve tekniğini nasıl geliştirmesi gerektiği konusunda ona tavsiye verin. Eğer bu tavsiyeleri düzgün bir dille diplomatik olarak vermediyseniz onu gücendirirsiniz.

Gördüğünüz gibi bu öncül kadın için oldukça kusurludur çünkü bir kadını gücendirmek çok zor değildir ve gücenmek için bir kadının mantıklı bir sebebe ihtiyacı yoktur. Kötü hissetmesi yeterlidir. Kadınlar strese tahammülsüzdür.

Bu çok sık inkar edilen bir şeydir. Bu yüzden kadın, doğası gereği erkeğin kendini eleştirmesinden daima kaçınır ve duygusal esenliğinin kutsallığını ihlal ettiği için erkeği suçlar. Erkeğin meselenin özüyle ilgilendiği yerde kadın, meseleyle değil, yalnızca meselenin ona nasıl hissettirdiğiyle ilgilenir. Erkek, kadındaki olumsuz duyguları mantıklı gerekçelerle ikiye
katlar. Bu da kadının duygusal durumunun önemini iki kat arttırır.

Böylece kadın, meseleyi ne ele alır ne de mesele üzerinde fazla düşünür. Daha çok, iyi niyetli erkeğe işkence eder. Doğal olarak bu, bitmeyen bir hüsrana neden olur ve yalnızca iki tarafın birbirine yabancılaşmasına hizmet eder. Kadınlar kolay gücenir, kolay kızar ve düşmanlık olmasa bile konu hakkında yavaş mantık yürütürler. Aslında bu tür özellikle sıklıkla
düşmanlığa sebep olur. Erkek, çözmesi gerektiğine inandığı bir problemi ele almak için çabalarken, problem, kadının aklındaki pozitif duygu durumunun iyileştirilmesidir. Erkek, meselenin temelindeki sorunu halletmeye çalışırken kadın daha çok rahatsız olur ve duyguları görmezden gelinir.

Böyle bir dönüm noktasında erkek ile kadının doğası birbirine yabancıdır. erkek, doğru ya da gerçek olduğuna inandığı şeyi takip etmek ister. Kadınsa ne olursa olsun iyi hissetmek için duygularının onarılmasını ister. Bu sebeple kadınlara” evdeki en sorumlu ergenler” deriz. Erkeklerin başa çıktığı stresle başa çıkamazlar. Bu yüzden ne erkekler gibi tartışabilir ne de mantıklı olabilirler. Birinin tartışmayı kazanmak için daha mantıklı olması gerektiğini unutmayın. Kadının maharetle tartıştığı yerde sizin psikolojik olarak daha baskın olmanız gerekir.

Küskün bir kadın, kendi hislerinin özellikle hislerinin kaynağının öfkeli bir
incelemesindeki ortak noktanızı sürdürerek ortak bir etkileşim alanına hükmedecektir ve tabi ki tartışmada şüphesiz, onun negatif duygularını uyaran kişi sizsiniz. Bu akıl çerçevesinde, kesinlikle hiçbir şey onun duygularını anlama ve meşruiyetlerinin geçerliliğini alma ihtiyacı dışında önemli değildir. Bu noktayı sıklıkla vurguluyorum ama bu önemli. Bu kanıksanmış. Eğer kendini duygusal açıdan rahatsız hissederse sizin savunduğunuz şey onun için anlamsızdır.

6- Duygusal Dayanıklılık:

Bir kadın eğer aldatmışsa ya da itaatsizlik etmişse yanılıp yanılmadığını önemsemez. Mantığıyla hareket etmeyen bir canlı için üzüldüğünde bir şeyin ne kibarlıkla ne de minnettarlıkla ilgisi vardır. En iyi zamanlarında bile kadınlar mantıklarıyla duyguları arasında denge kurmakta zorlanırlar. Tartışma esnasında ise bunu denemezler bile. Pes etmezler çünkü solipsizm, kadınları inatçı olarak görür.

Tartışmalar kadınları duygusal olarak besler. Duygusal erkeğe karşı çıkarlar. Tartışmalar kesinlikle erkekleri tüketir. Yalnız bu değil, esas sebep gizlenerek erkeğin pes etmesi daha olası hale gelir. Onun öfkesi sadece sizin yüzünüzden değil, benzer şekilde kendinize destek olduğunuz için sürecektir.

Eğer öfkelenirseniz, öfkeniziniz aşırı duygusal güvenilirliğini doğrularken aynı zamanda anlaşmazlığınızı geçersiz kılmak için kullanılacaktır. Öfkeniz size geri dönecektir. Baskıcı olarak adlandırılacaksınızdır ve o, kurban olacaktır. Kızgınlığınız için kendinizi suçlu hissedeksinizdir ve öfkeniz eskiden olduğu gibi günah keçisi olmanız için kullanılacaktır.

Öyle olmasa bile, onu gücendirmeniz sizin hatanız olarak kabul edilecektir. Asıl meselenin bununla ilgili olmadığını bilseniz ve bunu komik bulsanız dahi, kadınlar bunu önemsemezler.

7- Kapanış:

Onlarla işbirliği yapmak varken onun duygularıyla çatışmak sizin işiniz değildir. Duygularından yararlanın, onları hedeflerinize ulaşmak için kullanın. Ona nasıl iyi hissettireceğinizi bilin ve uzlaşmaya varın. Duygularıyla çatışmanız halinde ne kadar iyi tartışsanız da size katılmayacaktır. Eşitlik ve mantıklı olma, kadının duygusal öz tatminine yönelik küçük bir şeydir. Kadınlar iyi ruh halini, ahlaki ve mantıklı olan şey için feda etmezler. Bunu yapmaktansa duygusal ihtiyaçlarını karşılamayı ahlaki ve mantıklı olan şeylere tercih ederler.

Kendinize yarar sağlayacak şekilde hislerini manipüle ederek kadının çerçevesini değiştirebiir ya da onu kendi yanınıza çekebilirsiniz. Bu yüzden “amuse mastery” harikadır. Bir kadının duygularıyla çatışmak, erkek tarafından tercih edildiği gibi kaybetme meselesidir. Akıllarının tutkusuzluğuyla sarsılmak için duyguları çok fazla içseldir, kalp kafanın ne düşündüğünü umursamaz, ve kadınlar için daha doğru bir şey söylenemez.

Yazar : Illimitable man
Çeviren : Sonsuzluk ve bir gun

Çeviri : Solipsism emotion & arguments

Red Man Group Episode 21 Notları – Kendine güven, özgüven nasıl kazanılır?

The Red Man Group Episode #21 – $$$ vs. Looks vs. Game grubun en bomba bölümlerden biri idi. Bu önemli kısımda çokça sorulan kendine güven, özgüven nasıl kazanılır sorusu cevaplanıyor.

Rollo : Özgüven nasıl kazanılır, kendine güvenimi arttırmak için tavsiye verir misiniz gibi soruları alıyorum. Eskiden beridir özgüvenin gerçek ve elle tutulur opsiyonlardan türediğini düşünüyorum. Kendine güven düşünce gücü ve doğru düşünce şekli ile içinizde türetebileceğiniz sihirli bir duygu değildir. Bu deli saçması bir düşünce. Özgüven opsiyonlardan ve bu opsiyonlar üzerinde kurduğunuz başarılardan gelir.

“Artık kırmızı hap farkındalığına sahibim ama şimdi ne yapacağım?” Her zaman tavsiye ettiğim şey bir tür yarışma ortamına girin. Neyde iyi iseniz. Satranç ya da güreş olması umrumda değil. Atletik ve fiziksel birşey olmasını tercih ederim ama bir şeyde iyi olun. Robert Greene’nin Ustalık adlı kitabında dediği gibi bir şeyde çok iyi olun. Bir şeyde, o şeyde kazanan biri olacak kadar iyi olun. Elinizde “herşey boka sarsa bile en azından bunda iyiyim” diyebileceğiniz birşey olsun.

Günümüzde rekabetçi olmayan bir ideolojiye düşmek çok kolay. Günümüzde daha çok “işten eve gidince kendimi rahatlatmak için ne yapmalıyım” diye düşünüyoruz. “Kendimi geliştirmek” ya da “bir şeyde kazanmak” için ne yapmalıyım diye düşünmüyoruz.

Zira diğer insanlarla rekabet etmediğiniz sürece birşeyde  kazanan olamazsınız. Ne yapıyor olursanız olun bir rekabet içindesiniz. Her zaman söylediğim kendinize iyi olduğunuzu düşündüğünüz birşey bulup o şeyde rekabetçi olmayı öğrenin. Benim için bu dövüş sanatı ve esktrimdi. Bunlara spor olarak girdim ve eskrimde uzun süre çok iyi idim.

Bir erkek kazandığında, bir rakibi yenerek kazandığında, hatta bir erkeğin tuttuğu takım kazandığında ve “evet kazandık” diye sevinçten uçtuğumuzda kanımızdaki testosteron seviyesi artıyor. Kaybettiğinde ise testosteron seviyen düşecek. Bu bilimsel bir bulgu. Bunun nedeni “kazanan” erkeklerin evrimsel bir fonksiyona sahip olmaları. Bunu şimdi size söylüyorum : kadınlar erkeklerdeki bu testosteron artışının yarattığı bilinçaltı iletişim ipuçlarını, kendine güveni ve ukalalığı hissederler.

Sanırım bunu Rossie söylemişti : erkeklerin irrasyonel bir kendine güvene sahip olması lazımdır ve bu irrasyonel kendine güven için de rekabet etmek zorundasınız.

Kendinize iyi olduğunuzu düşündüğünüz bir alan bulun. Bu alanda profesyonel seviyede iyi olmanıza gerek yok. En minimumda dışarı çıkıp ve rekabete giriyor olun. O zaferler size gerekli kimyasal itkiyi verecekler.

Bence günümüzde çok fazla erkek, özellikle MGTOW topluluğundaki erkekler, rekabetçi olmak istemiyorlar. Rekabeti kenara itip eve gitmek ve rahatlamak istiyorlar.

Bir de şu eğer hayatında bir kadın yoksa bu seni diğer tüm o fantastik şeyleri yapmak için özgür bırakacak fikri var. Eğer rahip moduna girecekseniz girin. Ama rahip modunda iken gidin yeni bir dil öğrenin, programlamayı öğrenin, ya da başka birşey yapmayı öğrenin.

Ben çok ama çok az MGTOW erkeğinin bunu yaptığını görüyorum. “Artık benim böyle bir derdim yok, siz kaşkavallar gidin ve kadınlarla uğraşın. Ben eve gidip kendimi geliştirmeye, içsel gelişimime veya çakralarımı ayarlamaya vs … gideceğim” diyorlar. Ama rekabet etmek zorundasınız.

MGTOWlar ile her konuşmamda, bende hiç rekabetçi olmadıkları izlenimini bırakıyorlar.

Karl (Black Label Logic) : MGTOW ile ilgili çokça olan şu : Robert Greene’nin Güç Kurallarından biri der ki “insanlar elde edemediklerini küçümserler”. Rekabetçi olmak istemediklerinden, istedikleri şeyi elde edemediklerini kabul etmek yerine onu küçümsüyorlar.

Uzun süreli ilişkiye girmeyeceğim ve evlenmeyeceğim gibi şeylerde MGTOW ile paralel düşünüyorum ama yine de gidip yavrulara yürüyüp para kazanacağım ve gyme gideceğim. Evde oturacağım, ot içeceğim ve Counter Strike’da 12 yaşında veletleri tokatlayacağım MGTOWcuları ile paralel değilim. Bunlar bir açıdan üzüntü verici adamlar zira erkek istese de istemese de rekabetçidir. Eğer bu Xbox oyunundaki skoru bile olsa rekabetçidir. Sadece gerçekten önemi olan birşeyde rekabetçi değildir. Zira önemi olan birşeyde rekabet etmek demek dışarı çıkıp yenilme riskini göze almak demektir. Bilgisayar oyununda kimseye görünmeden yenildiğin ve oyun hesabını silip yeniden açabildiğin için aslında yenilme riskin yok.

 

Red Man Group Episode 21 Notları – Tip mi, oyun mu yoksa para mı?

The Red Man Group Episode #21 – $$$ vs. Looks vs. Game grubun en bomba bölümlerden biri idi. Biramı alıp seyretmek isterdim ama olmadı. Onun yerine yükleyip uçakta bazı kısımlarını çevirdim. Bu önemli kısmı paylaşarak bitmeyen tartışmayı yeniden ateşleyeyim. Oyuncu Emre mi, yakışıklı Buğra mı yoksa BMWli Berkecan mı?

Rollo : Kırmızı Hap camiasında çok bilinen bir tartışmadır bu. Bu tartışmada taraf erkekler iki kamptan birine düşerler. PUA tarafındaki erkekler, kendine güvenin yüksek, oyunun iyi ayarlanmış olduktan sonra ve kadında bir duygu yaratıyorsan, duygusal bir iz bırakıyorsan nasıl göründüğünün önemli olmadığını söylerler. Bu adamlar size sokakta güzel kızlara yürüyen ve telefon numarası alan şişman erkeklerin videolarını göstereceklerdir. Oyunları iyi olduğu için bu kızları götürebiliyorlar mesajı vermek için bu videoları hazırlıyorlar. Bunları şimdiye kadar sadece RSD videolarında gördüm ama biliyorsunuz bu ihtimal dahilinde bir olay. Videolardan birinde şişman gösterecek şeyler giyen ve kadınlara yürüyüp oyun oynayan bir adamı seyrettim. Bu gerçek mi sahte mi bilmiyorum.

Neyse, iki kamp var. Oyunun herşey olduğunu düşünen erkekler ve olayın sadece dış görünüş ve yakışıklılık olduğunu düşünen erkekler. Eğer yakışıklı değilsen, 185 boyunda değilsen, simetrik surata ve hatlı kaslara sahip değilsen şansın yok ya da çok az adamları. Oyun kampındakiler dış görünüşü tamamen önemsiz sayarken tip kampındakiler oyunun tip yeterli değilse işe yaramayacağını düşünür.

Bir de herşey servet ve para diyen erkekler vardır. Eğer paran yoksa kızlar sana bakmaz diyen erkekler.

Rollo der ki :

Tip.

Oyun.

Para.

En azından ikisine sahip olun. 3üne de sahipseniz en iyisi. Ama sadece birine sahip olacaksanız oyun en önemlisidir. Zira oyun sizi en azından alışık olduğunuzdan bir basamak yukarıda kadınların radarına sokacaktır.

Bu üçü içerisinde en çok direkt kontrolünüz olanı tip. Zira daha değişik giyinebilir, gyme gitmeye başlayabilir ve kendinize çeki düzen verebilirsiniz. Eğer dış görünüşünüz iyi ise oyununuz daha kolaylaşır. Eğer tipinize özen gösterirseniz daha çok IOI (Indication of Interest – İlgi Göstergesi) alırsınız. Bu durumda kadınlar size daha çok dokunacaklar, daha dokunaklı olacaklar. Bu aşamada sıçmamak ise size kalmış.

Zira tipi çok iyi ama oyunu olmayan boğazına kadar mavi hapa batmış birçok erkek gördüm. Bunlar ilk aşamayı ve tanışmayı geçebilirler hatta seks de yapabilirler. Ama her zaman yanıp tutuştukları kız arkadaşa bir türlü sahip olamazlar. Zira boğazlarına kadar mavi hapa batmışlardır.

Birçok erkek olayın sadece para ile ilgili olduğunu düşünür. Eğer paran ve kaynakların yoksa kadınlar sana yüzvermeyecektir. Benim N-sayımın (yattığım hatun sayısı) çoğu cebimde beş kuruş para yokken oldu. Bir pickup arabam, amplifierım ve müzik aletlerimden başka birşeyim yoktu. Kadınlar benim Kuzey Hollywood’daki tek oda stüdyoma gelip benle seks yapıyorlardı. Zira ben o dönemde onların idealindeki alfa sikerdim. 22 yaşında (rock müzik grubu üyesi) …

Oyununuzu ve dış görünüşünüzü geliştirebilir ve biraz ekstra para da kazanabilirsiniz. Ama para çoğu erkek için 20lerinizin sonuna ve 30larınızın başına kadar gerçekten gelmeyecek. Bu nedenle erkeklerin cinsel pazar değeri zirvelerini erken 30lara koyuyorum.

Carl (Black Label Logic) : Son zamanlarda insanları sinir eden tweetler atıyorum. Geçenlerde böyle bir tweet attım. Biz erkekler kadınların peşinde onlara yürüyüp duran 6 – 7 milyarder koşuyormuş gibi bir izlenime kapılıyoruz ama gerçekte ellerinde olan 50 tane instagram takipçisi var. Bunlarda ortalama erkekler ise ortalama 1.77 boyunda, BMI indeksleri 29 civarında (obezite sınırı) ve 101 cm gögüs ölçüsüne ve yıllık ortalama 40,000 USD gelire sahip, kendilerine bir iki numara büyük gelen crocs ve kargo short giyen erkekler. Bu sürünün üstüne çıkmak o kadar da zor değil. Abur cuburu bırakıp, biraz daha fazla para kazanmanın bir yolunu bulup o bol giyecekleri arka bahçenizde yakarsanız …

Sorun şu : günümüz ortalama erkeği çıtayı o kadar düşürdü ki … eğer kendinizi o seviyenin üstüne çıkaramıyorsanız sizin asıl sorununuz çalışma ahlakınız.

AJ : Eğer erkeksen ve daha fazla kızın radarına girmek istiyorsan daha iyi giyin, hijyene önem ver, daha iyi ayakkabılar giy … Bunlar tamamen temel şeyler. Çoğu hergün duş almak ve nasıl göründüğüne biraz dikkat etmek ile alakalı. Ve bu konuda benimle tartışan adamlar biliyorum. “Benim ayakkabılarıma ve ne giydiğime önem veren bir kadınla asla birlikte olmam” diyen erkekler. Çıta o kadar hastalıklı şekilde düşük ki …

Eğer bir erkeksen ve fiziksel olarak fit olmak için çalışırsan vücudunda doğal fizyolojik değişimler meydana geliyor. Daha kendine güvenen ve kendini ileri süren biri haline geliyorsun. Bunu zaten gymde yapıyorsun ama gymdeki metafor hayata taşınıyor.

Kadınlar için çok hayal kırıcı olan şeylerden biri fit ve çekici bir erkek görüp sonradan bu erkeğin mavi haplı olduğunu anlamak. Böyle vücut geliştiriciler gördüm.  Fiziksel olarak 10 numara olmalarına rağmen bir kadının çevresinde yavru köpeğe dönüyorlar zira o mavi haplı kafa yapısı içindeler. Çok çekici görünüyorlar ama ağızlarını açtıklarında olay bitiyor. Azıcık oyuna sahip olsalar bile arzuladıkları hatunu bulunca AFC kafa yapısına geri düşüyorlar.

Rollo’nun dediği gibi bu alanların hepsini (para, oyun ve dış görünüş) geliştirmeye çalışmalısınız. Sadece birinde çok iyi olup kadın – erkek ilişkilerinde ve hayatta o şeyin sizi ileri götürmesini bekleyemezsiniz.

Saha raporu – Açılış

Blogun uzun zamandır okuyucusu ve takipçisiyim. Kısa ve özet şekilde okuyupta yapamadıklarımı ve yapılması gerekenleri elimden geldiğince yazmak istiyorum. Oneitis hastalığına kapılıp bir kızı oneitisim haline getirdim ki bunu yaparsanız onu kazanma şansınız aynı derecede düşüyor. Sebebi blogta yazan açılışları, beden hareketlerini istediğiniz şekilde yapamıyorsunuz. Birde ona açılmadığınız her gün bunun zararı da aynı şekilde büyüyor. Eğer oneitisiniz varsa bir an önce ne olacaksa olsun sikerler böyle işi deyip açılarak belirsizliği bitirmeniz gerek. Yoksa gereksiz zaman ve enerji kaybı yaşıyorsunuz, bunu yapmayın.

Açılış Yapmak: Bunu kendi yaşadığım ve blogta okuduğum şeylerin özeti olarak yazacağım. Şimdi arkadaşlar ilk açılışımı diyalog halinde yazmadan önce blogtaki önerilen açılış ile karşılaştırarak yazacağım.

Öncelikle karşılıklı diyalog sırasında aklınıza gelebilecek 3 – 5 değişik soruyu önceden belirlemenizde fayda var. Şunu özellikle belirteyim ki belirli bir plan dahilinde yürümek çok önemli. Uygulayabileceğiniz bir plan yoksa eğer konuşma anındaki heyecanla birlikte işler karışıyor ve aklınıza bir şey gelmediği için kaçmaya çalışıyorsunuz. O yüzden önceden planlı olmak çok faydalı, daha detaylı bilgi için “ Londra Gündüz Oyunu” başlıklı makaleyi okuyun.

Kızın Yanına Varış:

Mutlaka değinmem gereken noktalardan birisi bu. Kızın yanına varış süreniz ne kadar az ise o kadar iyi. Özellikle daha yeni açılış yapacak veya yapanlar için söylüyorum, kızın yanına varana kadar ki heyecan sürekli artıyor. Çok fazla heyecan olursa daha yanına varmadan kaçabilirsiniz, dikkat 😊..

Set Açmak Aslında Çok Zevkli:

İşin en zevkli kısmına geldik, kızı durdurduk ve artık karşı karşıyayız. Blogta ki neredeysi tüm saha rapolarını okumuşumdur ki okuyanlarda bilir standart bir açılış var : “ Seni şuradan gördüm, farklı geldin bana tanışmak istedim ben x” gibi.. Bende bu şekilde bir giriş yaptım, ismimi söyleyip elimi uzattım, ama bu sırada gülüyorum ve vücudum ona göre dik pozisyonda bu nedense o sırada sürekli aklımdaydı. O da gülerek ismini söyledi ama ikimizde nedense çok hoş bir şekilde gülüyoruz sürekli. Diyalogu altta yazacağım için çok girmeden burda yaptığım şu hatayı belirteyim. İlk kısımda değindiğim gibi bir planım olmadığı için bir kaç soru dışında aklıma bir şey gelmedi sohbet yaklaşık 2-3 dakika sürdü ki bu süre az. Blogta belirtildiği gibi mutlaka ortalama 5 dakika civarında bir konuşma olması gerek. Benim konuşma kısa sürdü.

Sonuç:

Kıza artık dönmem gerek diyip numarasını istediğim de instagram adresini vermeyi teklif etti bende tamam dedim yazdı instagramını ikimizde gülerek ayrıldık..

Diyalog:

B: Merhaba, bir kaç seferdir görüyorum, bana farklı geldin, artık tanışalım istedim. Ben x

K: (Gülerek) Merhaba, ben xx

B: Sanırım buralarda oturuyorsun, bir kaç seferdir seni buralarda gördüm?

K: Evet, aşağıda oturuyorum.

B: (Hep gülüyoruz :D)  Burada üst yola bakarak biliyorsun yukarıda çalışıyorum, şimdi gitmem gerek bana numaranı ver konuşalım.

K: İnstagramımı vereyim oradan konuşalım.

B: Olur. ( instagram açıp adresini girdirdim.)

1 gün mesaj atmadım kıza, bir gün sonra mesaj attım. Konuşmaya başladık ama çok geç mesajlara dönüyordu, bende mesajlara aynı şekilde geç döndüm. O çabuk cevap verdiğinde ben bir kaç dakika geç cevap verdim. Konuşmaya başladığımızda sürekli iş yerimin ordan geçmeye başladı ama mesajlaşma çok ağır gidiyordu, numarasını aldım ama yine de instagramdan konuştuk.

Bir gün ben şuraya geçicem sende gelicen mi tarzın da mesaj attım, bana göre bahane ama akrabalarının görebileceğini söyledi. Tamam dedim sonra bir daha aynı şekilde buluşma mesajı attım. Saatlerce dönmedi, mesajımı yok sayıp başka bir şey sordu bana kendi ile ilgili bende mesajımı görmedin mi diye sordum, gördüm dedi bende hadi o zaman kendine iyi bak dedim. Sohbeti kestik. Bir daha konuşmadık.

Benim ilk açılışımdı ama devamı gelir o zevki aldım. Ben kendimde gördüğüm hataları yazdım. Zamanla olacak şeyler bunlar, yaşaya yaşaya öğreneceğiz.. :=)

Konuk Yazar : Emre

Bir boşanma hikayesi – Tehlike sinyalleri

Bir boşanma hikayesi yazısının devamı. Şu istek üzerine yazıldı :

“Bu hikayenin ibretlik olması için şu soruyu sormam lazım : bu kızın böyle olacağını evlenmeden önce hiç göremedin mi yoksa mavi hap yüzünden görsen bile erkek olarak doğru olanı yapıp evlendin mi? Varsa ne tür özellikleri kırmızı alarmdı.”

Bu sitede neyden sakındırılıyorsa o geldi başıma. Tam bir mavi haplı idim. Ben 32 kız 30 yaşlarında idi. Hiç evlenmemiştim.

Geldi gitti yanıma. Hiç de güzel değildi ve çalışmıyordu. Açık öğretim çeko mezunu idi. Bana kapağı attı. Duvara toslamadan beni elde etti. Mavi haplı olduğum için göremedim. Biraz görür gibi oldumsa da ailem ve çevrem beni utandırarak ve evlenmeyen yaşlı bir erkek olmaya gittiğimle beni korkutarak, beni sevdiğini (!) iddia eden bu kız konusunda ikna ettiler.

Nişanlılıkta kız çok açık verdi. Gezmeci, bencil, sevgi yoksunu ve benimle sırf maaş için evlendiğini olduğunu gösterdi. El değmemiş çiçek gibi dursa da okumamış ve kasabada yetişmiş bir bayanın kendi çevresinden bu kadar erkekle hem arkadaşlığı, samimi konuşmaları hem facede falan yazışmalarını hep iyiye yordum. Uyanacak olsam ailem azarladı. Mavi haplı olmak, bir gün seni beğendiğini söyleyen bir kadını oneitis etmeyi ve onu melek olarak görmeyi emrediyordu.

5 gün 5 gece düğün bizim buranın adetidir. Okumuşlardan yapan kalmadı. Düğün salonumda 3 saat yapar bitirirler. Kız tarafları, okumuş erkekten bu sokak düğününü isteyemezler ama ben olaya kız tarafından baktığım için bana teklif bile edinmeden yaşıma maaşıma bakmadan bu işe giriştim. Kızın içinde ukte kalmasınmış dedim.

3 aylık evlilikte sofraya kadar ben kaldırırdım. Kızın her dediğini yaptım. Önce beni bir centilmen olarak beğenen kız benden hemen soğudu. Peşimde o kadar gezen kız beni aşağılamaya ve boşanma lafları ermeye başladı. Gecelere kadar akraba ve arkadaş evlerinde vakit geçirmeye başladı. Engellemek istedim ailem usanır dedi beni durdurdular. Kız en sonunda ağzındaki baklayı çıkardı:

“SEN ERKEK OLSA İDİN BEN BİR YERE GİTMEZ VE HER DEDİĞİNİ YAPARDIM. SEN BUNA LAYIKSIN. BU HALİMİ BEĞENMEZSEN HADİ BOŞANALIM. SEN KAYBEDERSİN. BEN YAPACAĞIMI BİLİRİM.”

Ben bu erkek olmamayı bu sitede geçen erkekadam olmamak olarak biraz anladım ama mavi hap gözümü kör gibi etmişti. Yoksa cinsel anlamda erkektim.

Bir de kime danıştı isem biraz daha kıza özgürlük ve benim ev işini yapmamı tavsiye ettiler. Özellikle kadınlar bunu tavsiye ettiler. Ailemde olsa akrabam da olsa kadınlara danışmamak lazımmış.

Kız saatlerce telefonda boşanmış kız arkadaşlarıyla fikir alışverişi yapıyordu. Boşanmış o kızlardan biri bir kasapla kaç yıl evli kalmışmış da o kasap bu kızı dövmüşmüş de hatta camdan bile sarkıtmışmış da. Ben de dedim ki eşime: “Niye bununla dertleşiyorsun. Biz evleneli birkaç ay oldu. Ben sana şakasından hayvan bile demedim. Bir gün el kaldırmadım, her dediğini yaptım. Bir gün senden ayrı yatmadım. Sigara, alkol, karı kız dahil bir kötü alışkanlığım bile yok. Küfür bile etmem. Neden dertleşiyorsun…”

Bana verdiği cevap: ” Sen dur her şeyin bir zamanı var.”.

Oysa ben akıl alabileceğim erkeklere ve avukatlara utandığımdan gidemedim. Ayıp olmasın diye kızın çok yaptığını aileme de anlatamadım. Kızın bu boşanalım yaygaralarını hiç bilmediler ve hep bana itidal tavsiye ettiler. Ben de hep durdum.

Kıza öğüt verdim, arzunun ve sevginin pazarlığını yaptım. Kötü erkekleri örnek verdim, ben şunun gibi dövüyor muyum, falan dediğimde ‘keşke dövsen daha iyi, onlar erkek sen değilsin…’ ayaklarına giriyordu.

Gerisini anlattım. Bu siteyi o zaman görseydim keşke. Boşanma tecavüzüne uğradım. Ailem, ülke yasaları, akıl verenler ve mavi hap birleşince böyle oluyor. Bence sokakta kadın kesen zavallıların benim gibi hikayeleri vardır. Benim mesleğim ve karakterim sabırla davranmamam neden oldu.

Zeka ve eş seçimi

Erkeklere En Çok Söylenen Yalanlar yazısında optimusprime34 rumuzlu arkadaş bir daha sormuş (daha önce de sorulmuştu) :

Sitenizi uzun süredir takip ediyorum ve ekşi sözlük’te red pill başlığını da. Geçenlerde 1f trp hakkında eleştirel bir yazı yazdı ve ne yalan söyleyeyim sanki ikinci defa kırmızı hap almış gibi oldum.

https://eksisozluk.com/entry/79034038

Burada eşinizi seçerken ya kendinizden ya çocuğunuzdan feda edeceksiniz, feminenlik ile yüksek zeka ters orantılıdır, çok feminen kadından iyi anne olmaz, mutlaka zeki kadın seçmelisiniz ama siz de ondan zeki olmak zorundasınız ve kadınlar zekileştikçe erkek otoritesine olan ihtiyacı azalır diyor. Bir de game’in orta yaşlı kadınlarda aynı güçte etkili olmayacağını söylemiş ve olayın kadının özsaygısı ile ilgili olduğunu özsaygı arttıkça daha az feminen olacağını anlatmış. Okuyunca argümanları çok mantıklı geliyor ve sanki hala evlenip çocuk sahibi olmayı düşünerek kendimizi kandırıyoruz hissine kapılıyorum? Siz ne düşünüyorsunuz bu eleştiriler hakkında? Ayrıca en sonda paylaştığı yazıda flörtle eş seçilmez deniyor ama peki eşimizi nasıl seçeceğiz?

Ben “kafasına vurup sikecen sonra kapıya koyacan” tadında adamları takip etmiyorum ama bahsedilen linke sorudan sonra baktım.

Evet TRP’de “ideal kadın” tanımı yapan adamı ciddiye almayın. Evlenmek için ideal kadın diye birşey yok. Evlenilmeyecek kadın var ve evlenmeye girilebilecek bir çerçeve var.

İdeal kadın nedir biliyor musunuz? Erkeğin kaytarması mümkün olmayan performans yükünden kaytarmak için varolmasını arzuladığı ama gerçekte olmayan kadındır. İdeal kadın, “ben erkek olmasam da beni erkeği sayacak” kadındır. Yoktur.

Zeka konusunda da dürtülerinizden ziyade aklınızı kullanın. Bunu daha önce yazmıştım ama yorumlarda kaldı:

Insan cocuk icin, icinde ask olmayan mantik evliligi yapabilir. Eski usul. Kadinin erkege hayranlik ve sevgi duydugu ama erkegin mantik cercevesinden cikmadigi bir evlilik bence bu devirde riski en aza indiren evlilik. Bir de ortam o kadar fazla guzellige tapan mavi hapli dolu ki biraz kafanizi calistirip IQsu yuksek ama CPDsi sizden bir iki puan az bir kadinla evlenirseniz daha iyi. Evrim kadinda yuksek zekayi eleyecek sekilde calismiyor ve cocugunuza IQ sizin ve esinizden geciyor. Bana sorarsaniz diger hersey esitse HB6.5 ama IQ 120 bir kadini HB8.5 ama IQ 90 (Turkiye ortalamasi 93) kadina tercih ederim. Bizim evrimsel mekanizmalarimiz bagisikliga cok odakli ama zekaya odakli degil (modern zamana kadar 100 uzeri zekanin bir yarari olmadigindan). Ama bu devirde zeka cok onemli (bagisiklik asi ile hallediliyor). 15 puan IQ ustunlugu hayat boyu gelirde inanilmaz fark yaratiyor.

Kadınlar için de aynı şey geçerli. Alfa dediğin adamın temel evrimsel avantajı bağışıklık sistemi ama bu devirde zeka (beta bir adamda çok yüksek olabilen) çok daha önemli. Şahsen onlara da aynı tavsiyeyi veririm ama burası erkeklere yönelik bir site o nedenle erkeklere odaklanacağız.

Feminenlikle zeka arasında ise 1f’in dediği ilişkinin olduğunu düşünmüyorum ama eğer bu yönde bir araştırma varsa bakarız. Şu doğru, çoğu yüksek yönetici kadın çok zeki ve aynı zamanda feminen değil ama bunun sebebi muhtemelen yapay seleksiyon. Tepeye gelmek için sadece zeki değil aynı zamanda çocuk bakma ile ilgili şeylerden fedakarlık etmek ve erkek gibi agresif olmak lazım bu nedenle de zeki ama feminen kadınlar zeki ama feminen olmayan kadınlar kadar göze görünecek yerlere gelemezler. Bu nedenle de zeki kadınların hepsi maskülen görünüyor olabilir.

Dünyayı siyah – beyaz gören adamların yaptığı en büyük hata popülasyonların uçlarına bakmaktır. Buna erkekler kadınlardan zeki midir? yazısında değindim.  feminenlik ve yüksek zeka nadiren bir arada bulunur önermesi IQ’nun yüksek ucunda doğru olabilir ama ortalama IQ’nun 2 standart sapma üstünde böyle birşeyin gözlemlendiğini okumadım.

Zeka ile feminenlik ve zeka ile güzellik arasında ters muhtemelen uçlarda var. O da ne kadar dramatik tartışılır. Yani “yakışıklı alfa erkeklik ile zeka arasında ters” orantı var da diyebilirsin ama benim bildiğim çok çok zeki ve beta adamlara ne kadar çirkin diyebilirsin tartışılır. IT sektöründe herkes bir Bill Gates çirkinliğinde değil. Hatta Bill Gates istisna.

Evet zeka güzelliğe basar. Eğer çocuk yapacaksam güzel ama zeka konusunda pırıltısı olmadığı belli bir kadın yerine zeki ama güzellik konusunda pırıltısı olmayan kadınla evlenirdim. Tabii sizi idealize edilmiş bir güzellik anlayışına mahkum ederek 20lerinizde açlığınızı garantileyen ve açlıkla bir kadının eline düşmenizi sağlayan mavi haptan kafasını tam olarak kurtaramamış bir erkekseniz, HB 5.5 – 6 arasına HB 4 ya da HB 3 diyebilirsiniz ve sizin için zeki kadın ne güzeldir ne de feminendir. Sizin işiniz çok zor evet.

Erkekler kadınlardan zeki midir?

Dünyayı siyah – beyaz gören adamların yaptığı en büyük hata popülasyonların uçlarına bakmaktır. erkekler kadınlardan daha zekidir önermesi IQ’nun PHD veya akademisyen seviyesi ucunda doğru olabilir ama ortalama IQ’nun 2 standart sapma üstünde böyle birşeyin gözlemlendiğini okumadım. 130 ve üstü (2 standart sapma ötesinde olabilir).

Bakın aşağıdaki grafik IQ dağılım grafiği :

100 ortalama (Türkiye ortalaması 93, Hong Kong 105 yani bölgeden bölgeye değişir) ve üniform dağılmış değil. Normal dağılım. İstatistik bilmeyen için yukarıdaki dağılım normal dağılım. Popülasyonun çoğunun ortalama etrafında toplandığı ve çoğu karakteristik (örneğin güzellik) için kullanılabilecek dağılım.

Zeki deyince eğer dünyaya siyah – beyaz bakan bir adamsanız 120 ya da 130 üstüne bakarsınız. Ama orası çok az kişinin hatta çok az kadının girdiği bir alandır.

Kadın ve erkek nüfusunda zeka ortalaması eşit ama 115 üstünde ezici çoğunluk erkek. Aynı şekilde 85 altında da ezici çoğunluk. IQsu 120 olan bir kadın mesela çok zekidir, Türkiye’de IQsu 105 olan kadın da görece çok zekidir.

Eğer uçlara bakma eğilimi olan biri iseniz “erkekler kadınlardan zekidir” diyebilirsiniz. Ama sokaktan rastgele bir erkek ve rastgele bir kadın seçtiğinizde ve erkeğin daha zeki olduğuna bahse girdiğinizde, paranızı kaybetme ihtimaliniz 50%ye yakın.

Erkekler kadınlardan daha zekidir diyenlerin kafasında canlanan şu aşağıdaki uç :

Bu fotoğrafta tek bir kadın var zira yukarıdaki IQ dağılımının yüksek zeka ucunda bu adamlar. Ortalamaları 140 – 160 arası. Aralarında Max The Great Plank ve Niels Awesome Bohr (adamım) var amk. Ortadaki Einstein!

Böyle fotoğraflarda neden yeterince kadın yok diye bağırıp çağıran ikiyüzlü feministlerin teorisi “ataerkil toplum kadınların potansiyelini kullanmalarına izin vermiyor, erkek egemenliği kadınları bastırıyor”dur. İkiyüzlü dedim zira bu kadınların dağılımın öteki ucu olmayan siklerinde değildir. IQ 85 altında da pek kadın yok ama oradaki nüfusun da ezici çoğunluğu erkek. Basit işleri bile yapamayan bu erkekleri toplumca görmezden geliyoruz ama orada bir yerde sessizce acı çekiyorlar. Feminist ablaların teorisi ne “ataerkil toplum bu erkekleri bastırıyor mu?” Teorileri yok zira umurlarında değil.

Kısacası erkekler kadınlardan zeki midir sorunun cevabı, nereye baktığına göre değişir. Sokağa bakıyorsan orada değildir hatta sokağın az gelişmiş bölgesinde (IQ eğrisinin 100 değerinin altı) kadınlar ortalama olarak daha zeki bile olabilir. Ama üniversiteye bakıyorsan, orada erkeklerin ortalaması daha yüksektir.

Bir boşanma hikayesi

Ben de boşandım. 3 ay evli kaldım. 5.gün 5.gece.düğün, gelinliğe kadar masraflar için neler harcadım neler.

Bu yazıyı ibret alın diye erinmeden şu saatte uzun uzun yazdım. Evlenmeyin diyemem ama güzel ülkemin erkeklerini ne beklemektedir, aşağıdaki yazımı(başıma getirilenleri) okumadan anlayamazsınız ve anlamadan evlenmeniz bir facia olur. Siteden bu yazıyı ayrı bir başlıkta yayınlamasını erkeklerimizin iyiliği için istiyorum. Karar kendilerinin.

Başlıyorum:

Neyse anlaşamadık ve ben dava açtım. Dava 1 yıl sürdü ve kızın boşanmak istemiyorum, beyanıyla davam reddedildi ve 3 sene ayrı yaşama verdi Mahkeme. Bu davada bende ya da kadında bir kusur tespiti yapılmadı.
Bu karardan 3 ay sonra kız tarafı bu sefer bana boşanma davası açtı. Ve dava 1 yıl sürdü. Kadın tarafının açtığı bu davada ben boşanmayı kabul ettim. 2 taraf da boşanmayı istediğinde hakime düşen, boşanmaya hükmetmek oldu. Gelelim nafaka ve diğer şeylere.

Ben de kusur bulunamadı ve bunun için kadının manevi tazminat isteği reddedildi. Ama komik bir gerekçe ile maddi tazminata hükmedildim. Boşanmadan dolayı kadının maddi kayıpları oluşmuş, aynen böyle diyordu gerekçe. Ben yargıtaya bile itiraz ettim. Kadın kendi dava açtı ve boşanmayı istedi. Kendi dava açıp da boşanmadan dolayı maddi kayıp da ne oluyormuş, falan dedim ama temyizim reddedildi.

Gelelim nafakaya. Nafaka yükümlüsü oldum. Peki kusur tespiti yapılmadan nasıl nafaka yükümlüsü oldu. Sıkı durun aynen şu gerekçeyle:

“Erkek tarafı reddedilen boşanma davası açmakla kusurlu taraf haline gelmiştir. Bunun için nafaka ödemesine…”

Hani 1.davayı ben açmıştım ya. 2. Davayı kadın açmıştı ya. O 1. Davam reddedildi ya, mahkeme onu kastediyor.

Yargıtaya başvurdum. Her dava bağımsızdır, dedim. 1. Davam reddedildiyse kadın tarafı 2. Davayı açmasaydı, dedim. Hem 1. Davayı reddettiren ve 3 yıl ayrı yaşama ve eşini (beni) ikna hakkı kazanan kadın tarafı(eşim), yeni 1 tek kusur bile isnat etmeden neden 1 ay sonra dava açtı, dedim.

Neyse reddedildim.

Gelelim takı ve çeyize. Karşı taraf bir liste sundu mahkemeye. Annesi ve kardeşini tanık gösterdi. Hakim anneye sordu. 102 madde olan bu çeyizler hakkında ne diyorsun. Annesi aynen katılıyorum, bu çeyizleri biz erkek evine verdik, dedi. Hakim yaz dedi katipe, annesi listeye aynen tanıklık etti. İtiraz ettim o an. Bu listede bir çatal takımına 700 tl denmiş. Böyle marka ve sayılar tek tek belirtilmiş ve fiyatlar fahiş. Madem annesi bunları tek tek eliyle yerleştirmiş ise, listeyi aynen katılıyorum diyeceğine eliyle koyduklarını saysın, dedim. 1 tek ördekçioğlu tencere seti, diyebildi. Ama mahkeme o listeyi benden aynen istedi. Ağzım açık kaldı.

Takı konusunda da öyle oldu. Kızla ayrılık günümüzde tartıştık ve kız çekti gitti. Hastaneye gitmiş sakinleştirici almış. İşte bu ilaçlar ve hastaneye gitmesi takı meselesinde bana karşı kullanıldı. Kıza demişim ki ben evden gidiyorum, ben gelmeye evden gitmiş ol. Kız da ben evde yokken beni beklemiş ve benim gelmeyeceğimi anlayınca psikolojisi bozulmuş ve evden ayrılmış ve takıları alamamış. Ben de daha önceki 2 boşanma davasında bana kusur tespit edilmemesini bu takı davasında delil olarak sundum. Eğer bir kusurum olsa idi, kovma gibi bir kusur tespiti yapılırdı ve ben manevi tazminata hükmedilirdim. Karşı taraf ise kusurlu olduğum tespit edildiğini ve nafaka yükümlüsü olmama hükmedildiğimi, söylediler. Ben de nafaka yükümlüsü olmam, davayı benim açmam ve bu davanın reddedilmesi gerekçesiyle olduğunu söyledim. Üstelik hem bu davalarda hem öncekilerde karşı taraf yani kız tarafın 2 şahidi olduğunu; biri kızın annesi biri de kızın (eşim yani) kardeşi.

Sonuç altınların faiziyle iadesi.

Eşimin avulatı haber salmış. Boşuna yargıtaya verip para harcamasın, kadın her durumda haklı, kız istese 8 değil 16 bilezik bile isteyebilirdi, demiş.
Avulatları haklı, dedim ve temyiz etmedim.

Ha unutmadan söyleyeyim. 1. Davada 3 ay süren ekonomik araştırna yapıldı. Ben öğretmenim ve kız çalışmıyor. O gün için benim maaşım 1830 tl falan. 500 tl tedbir nafakası (dava bitene kadar bağlanan nafaka) bağlandı. Ve davaya devam ara kararı alındı. 3.5 aylık nafaka 1800 ediyordu. Diyelim mahkeme bugün 15.00’te bu tedbir nafakası ara kararını verdi ya. Yarın sabah 08.30’de beni icraya verdiler. 1800 tl oldu bir gecede 3500 falan. Avukatları aynı zamanda icra vekili olduğu için 1500 tl vekil ücreti, icra mahkeme masrafı falan eklediler.

Neyse 1. Davam reddedildi ve davayı kaybettiğim için 400 tl 3 yıl ayrı yaşama nafakası artı mahkeme masrafları artı karşı tarafın vekalet ücretine hükmedildim. Yine ertesi gün sabah icraya verildim. Önceki icra 1. İcra dairesinde ise bu icra 3. İcra dairesinde açıldı. Ve maaşıma haciz geldi. Eğer önceki icra dairesine bir dilekçe verselerdi otomatikmen maaşa icra gelirdi ama vekilleri tekrar vekalet ücreti alamazdı ve ben tekrar icra mahkemesi masrafı ödemezdim. Bir de 1 gün beklemeden nafakayı ödemiyor diye maaaşıma haciz ile beni okulda rezil etmek istediler.

2. Davamız açıldı demiştim. Onda da tedbir nafakası bağlandı. O davanın da bir sonu oldu. Her defasında beni farklı bir icra dairesinden dava ettiler. Ve her defasında hem asıl Aile mahkemesinde hem 1 gün sonra açılan farklı icra dairelerinden vekalet ücreti ve mahkeme masrafları ödedim. Hakime şikayet ettim bu durumu. Oralı bile olmadı, avukatları söz aldı. Bizim yasal hakkımız dedi. Bir şey diyemedim. Kızın ailesinin fabrikası var dedim. Kız nasıl baba evine sığınır kabul edilsin ki dedim. Vekilleri; kızın ailesinin maddi durumu mahkemenin konusu değil, dedi. Öyleymiş sustum. Azarlandıklarımı hiç saymıyorum. Kendimi yıllarca davadan davaya düşmüş yargılanan bir suçlu terörist gibi hissettim hep. Vekiller benim gibileri bekliyor ki yolsun. Neyse…

Hatta maddi tazminat 18000 tl bağlandı ya bunu da farklı dairede icraya verdiler. 1 gecede 23 bin tl oldu bu para. Vekalet, masraflar… falan. Ödeyemeyeceğimi beyan ettim. Maaşıma haciz geldi. O günkü maaşımın 4’te 1′ olan 500 tlye hükmettiler. Tam 36 ay boyunca ayda 500 tl kesildi. Toplamda 18 bin tl kesilmiş oldu. 18 binin 23 bin tl olması yetti mi icra dairesine gittim. Kalan ne kadar dedim. 18000 tl kaldı dediler. 18 bin tl, 36 ayda toplam 18 bin tl kesilmesine rağmen nasıl 18 bin tl kalır dedim. Müdüre kadar hesaplattım. Doğru 18 bin tl kalmış. Faizler, karşı tarafın avukatının bir kaç bahane ile itiraz dilekçeleri dolayısıyla vekil ücretleri katlamış gitmiş.

Neyse bu arada başka ile ve okula tayinim çıktı. Vekilleri tekrar dilekçe vermiş. Ek.ücretlerime de haciz geldi. Haftada 30 saat.derse giriyordum. Hafta sonları kurs açmıştım. Sınav ücretleri dahil her şeye icra geldi. Maaşımın dörtte biri artı tüm ek ödemeler. Yeri geldi ayda 2800 tl kesildi. 5 ayda 11700 tl daha kesildi. Tekrar icraya gittim. Ne kadar borcum kaldı, dedim. 16700 tl kalmış. 18 bin kalmıştı nasıl olur da 5 ayda 11700 ödememe rağmen 16700 kalır dedim. Memurun biri dedi ki: Bu şekilde bitmez bu borç. Toplu kapat. Nerden nasıl bulursan bul, dedi.

Neyse buldum buluşturdum kapattım.

İşte bundan 15 gün sonra da takı ve çeyize 40 bin tl geldi. Aman maaaş haciz gelmesin diye karşı tarafa haber saldım. İcraya vermeyin de peşin ödeyeyim dedim. Peşin deyince ve ayaklarına düşünce tamam dediler. Kredi çektim. Nisan 2018de 40 bin tl Halk bankasından maaş müşterilere özel indirimli çektim. Faizle birlikte 57 bin tl. 48 ay taksitle ayda 1200.

Şu an Temmuz 2018’dayız. Şimdi olsa o altınlar falan 60 bin Tl ederdi.

Faizde yükseldi. 28 bin falan ediyor. 88 bin toplam. Ayda 2000 tl falan ederdi. İyi ki bu güne kalmamış. Zaten bankalar 50 bin tlden fazla tüketici kredisi vermiyorlar. Tam 6 yıla yakın davalar nedeniyle elde avuçta bir şey kalmamıştı. Mecbur maaşıma ve ek ücretlerimin tamamına icra gelirdi. Tahminim ayda 2000 tl kıza öderdim. Ve 10 seneden aşağı da bitmezdi.
Çocuk da yok. 3 ay evlilik. Ve kusur tespiti yapılmadı.

Ben hikaye olsun diye anlatmadım bunları. İlk defa burada hikayemi anlattım. Evet bu site bunların hem yeri hem bu anlattıklarım için tam sırası.

Maalesef Türkiye tüm diğer ülkelerden daha kötü durumda. AB ve ABD’de hemen hemen nafakalar kalktı. 1 yıl evliliğe 1 yıl nafaka falan kesiliyor. Daha benim çocuk da olmadı. Bu hikayeye iştirak nafakası, icra ile alınan çocuk, gösterilmeyen çocuklar falan da eklemedim.

Hakimler çok değişti. Biri bana acıdı. Toplu nafaka kesti. O zaman 9000 tl idi. Karşı taraf toplu para diye sanırım itiraz etmedi. Yıllarca belki bir ömür ödemekten kurtuldum. Her erkek benim kadar şanslı değildir. 2 güne 10 yıldır ödeyenleri duyuyoruz basın yayında. Kadın evlense veya nikahsız yaşasa ya da sevgili edinse erkek tarafın haberi bile olmaz. Olsa bile ispatlaması lazım. Zina bile artık suç değil. Polis kimsenin evini basmaz. Ahlak polisi bitti o dönemler. Kimse de (özellikle kadınlarda) vicdan kalmadı.

İlginç mahkemeler ve feminist basın hatta tamamı Beta olan erkeklerimiz kadını yalan söylemez,ahlak abidesi melekler olarak görüyor.

Avrupada yine evlilik kurumu bitmiş. Bizdeki evli erkeğin rezilliği kimesede yok. Bizim Türkiyede hala bekara ev verilmeme,adam yerine konulmama ve utandırma hala yaygın ve güçlü.

Türkiyede hala düğünü erkek yapar, takı kadınındır, eşya erkeğin sırtında.

Erkek ve evlilik.

Yok ya.

İkinci Bölüm : Bir Boşanma Hikayesi – Tehlike Sinyalleri

Konuk Yazar : Metin Bey

Erkeklere En Çok Söylenen Yalanlar

Dün Youtube’da erkek kanalı isimli video kanalını izlerken keşfettim ki gerçekten umutsuz şekilde sevgili edinmeye çalışan snowflake‘lere söylenen yalanların haddi hesabı yok. Bu halde bile kanalın 182.700 abonesi var. Kanaldaki videoları izleyen erkekler, gerçekten kadınlar konusunda başarılı olabilecekleri ümidini taşıyorlar. Klasik beta erkek bilgilerini sindirip de hayal dünyasını genişlettiklerinde mavi hapın aslında çok tatlı olduğunu sanıyorlar.

İyimser düşünmek insanı mutlu eder, evet. İnsan birçok şeyin üstesinden bu şekilde gelir ama ikide bir duvara toslayıp hala taktik değiştirmeden iyimser düşünmeye devam ediyorsan bunun salaklıktan başka bir açıklaması olamaz. Zaten kanal da mavi hap yalanlarını güzelleştirip saf erkeklerin önüne koymaktan başka bir şey yapmıyor. İşte bu yalanlardan bazıları:

1- Seni sen olduğun için sevecek biri olmalı:

Bu malesef en çok inanılan yalanlardan biri çünkü erkeğimiz gerek fiziksel gerekse mental açıdan kendini geliştirmeye üşeniyor. İstiyor ki oturduğu yerden ona en güzel hatunlar gelsin. İstiyor ki hiç emek harcamadan mucizevi şekilde iyi bir hatuna sahip olayım. Hayır, kendini geliştirmiş bir adamla suya sabuna dokunmayıp konfor alanından dışarı çıkmamış bir adam asla bir olmaz. O hatun, birinci tip adamın ikinci hatta üçüncü sevgilisi olmayı seninle olmaya tercih edecek.

2- Hayatının kadını, seçilmiş kişi:

Bu özellikle 18- 25 yaş arası gençlerde çok yaygın. Sebebiyse tecrübesizlik. İlk defa elini tuttuğunuz kadın sizin için özeldir. Onun diğer kadınlardan çok farklı ve üstün olduğunu düşünürsünüz çünkü o kadını kendi zihninizde özel bir yere koymuşsunuzdur. Bu, kadını kaybetmemek için geliştirdiğiniz zihinsel bir reflekstir. Birlikte uyuduğunuz, tatile gittiğiniz, seviştiğiniz kadın sayısı arttıkça kadınları zihninizde kutsama hastalığınız da azalır.

3- Kadını memnun et, onu el üstünde tut:

Mavi hapın belki de en zehirli yönlerinden biri bu. Kadını kendinden üstün tutma ve onu her koşulda memnun etmeye odaklanma. Bu bakış açısına sahip erkeklerin %90’ı hayalkırıklığına uğrar ve gösterdiği fedakarlıkların bedelini ya terk edilerek ya da aldatılarak öder çünkü kadınlar, kendilerini yanında güvende hissedebilecekleri, cesur, kadın tarafından onaylanma ihtiyacı hissetmeyecek erkekleri severler. Beklentileri her zaman erkeğin onlardan üstün olması yönündedir.

4- İlişkide para önemli değildir:

Bunu herhangi bir videoda kadınlardan duyduğumda gerçekten ekranı yumruklayasım geliyor. Bir insan göz göre göre yalan söyler mi? Kadınsa ve doğası gereği kendini cici kız olarak göstermek istiyorsa söyler.

Para gerçekten çok önemlidir. Belki de ilişkideki en iyi jokerdir çünkü para= statü= güçlü erkek= sağlıklı nesillerdir. Kadının güdüsel seçilimi böyledir. Çoğu zaman parası olan erkek, çirkin ve şişman olsa bile en güzel kadınlar tarafından tercih edilebilir. O andan itibaren erkeğin kusurları kadın tarafından görülmez olur.

5- Kadınlar masum ve iyidir:

Gerçekten tüm kadınların Disney karakterleri gibi olduklarını düşünen erkekler var ve bu erkeklerin sayısı hiç de yabana atılacak gibi değil. Twitter’da çoçuklarına köpek maması veren, hastanedeki hastaların ilacına zehir katan, öz çocuklarını döven, eşini öldüren, terör örgütü mensubu olan vb. birçok kadına dair haberler okuyorum. Daha beterleri de var. Mesela kocasının kafasını kesip köy meydanında gezdirenler, pompalı tüfekle kafasını uçuranlar vs vs. Bunun yanında, kadınlar genellikle fiziksel açıdan erkeklerle başa çıkamadıkları için zihinsel şiddete başvuruyorlar. Yani kadınları melek gibi görüyorsanız bir daha düşünün.