Mistik Feminenlik

Muhtemelen yüzyıllardır kadınların sahip oldukları en kullanışlı şey, “ bilinmezlik” olmuştur. Bu kelimeyi uydurdum ama kullanışlı bir kelime. Yüzlerce yıldır kadınlar, kuşaktan kuşağa bu bilinmezliği, bilerek ya da farkında olmayarak geliştirdiler. İşte bu, mistik feminenlik, kadınsı ayrıcalıkla elden ele geçen şey oldu. – Her kadının fikrini değiştirme hakkı vardır. –  kadın sezgisi ( efsanesi)- Mesela “ Kadınlar bilir “ diye bir söz vardır. Bir erkek hiçbir zaman bu kadar saygı görmezken ve kararlı görülmezken – onlara, kastettiğin şeyi söyle ya da söylediğini kastet denirken- kadınların zor anlaşılır olmaları toplum tarafından ödüllendirilir ve destek görür. Şunu da söyleyeyim, bu oldukça mantıksızdır. Aslında, doğru yapıldığında bu anlaşılmazlık kadını hem etkileyici hem de çekilmeyecek derecede sinir bozucu yapar. Bunu elde etmek için bir kadın anlaşılamaz olmalı ya da öyle görünmeye çalışmalıdır. Tüm erkekler, kadınların anlaşılmaz canlılar olduklarına inandırılmışlardır.

Aynı sebeplerden ötürü mistik feminenlik, kadın ruhuna çekici gelir ve PUA tekniğinde karı kız tavlama konusunda baya işe yarar. Din, batıl inanç, sezgi vb. metafizikle bağlantılı bazı “ gizli güç” dinamiklerine çok çekici gelir. Birinin, kadınların içindeki dedikodu aşkını görmek için çok uzağa bakmasına gerek yoktur. Kadınların gizli güçleri vardır. Bunca zamandır feminenliğin cadılıkla ilişkilendirilmesi boşuna değildir. Tarihsel olarak erkeğin domine ettiği kültürde, gizliliğin ve mistisizmin gücüne erkeği etkilemek ve kontrol altına almak için bir kaynak olarak ihtiyaç duyulmuştur. Bu bazen bir kadının kazıkta yakılarak öldürülmesiyle sonuçlanmıştır ama daha çok, tahtın arkasındaki güç anlamına gelmiştir ve kadının etkilediği erkeğin statüsüne bağlıdır.

Bu mistisizmi cinsellikle birleştirdiğinizde feminen mistisizmini elde edersiniz. Bu, uygun hipergami arayışı için feminen zorunluluğun sahip olduğu en kullanışlı araçtır.

Mistik feminenlik, cinsiyetler arası iletişime nüfuz eder. Her forumda, her blogta, her Facebook postunda ve bir kadın tarafından yazılan herhangi bir yazıda mistik feminenliğin bir kalıntısı vardır. Bir kadın, kadınlar hakkında yazılmış kötü bir gözleme sert yanıt verirken verdiği cevaptaki standart yanlış yönlendirme HER ZAMAN öngörülmeyen, kaprisli, kadınsı bilinmezliklerle doludur. Mistik feminenliğin ilk ( ve ikinci) dövüş klübü kuralı, kadının efsanevi, bilinemez yapısını korumaktır. Kız kardeşlik, buna ihanet edenlere acımaz. Roissy’nin deyişiyle, siz gerçeğe ne kadar yakınsanız, kadınlar size seslerini o kadar yükselteceklerdir.

Yıllarca kadın davranışlarını gözlemleyerek kafa karışıklığını gidermeye ve yaygın sorunların üstesinden gelmeye çalıştım. Kadınlar, erkeklerle az çok aynı temel mantığa ve yönteme sahip canlılardır. Esas mesele şu ki, kadınlar da erkekler kadar sıradışı ya da sıradan ama fark şu, istisnalar hariç, erkekler kadınlar gibi mistik maskülenliğin tadını çıkarmıyorlar. Biz kendimizi efsaneleştirmiyoruz çünkü kadınlar gibi bunu yaptığımızda ödüllendirilmiyoruz. Bunu yapmaya da ihtiyacımız yok. Kadınlar kendilerini efsaneleştirdiklerinde ona sahip olan erkek, ödül kazandığını sanıyor ve bu da kadına ilgi olarak geri dönüyor. Bir kadın delirdiği zaman herhangi bir sebepten delirdiğine emin olabilirsiniz. Kadınlar da erkekler kadar kurnazdır hatta iddia ediyorum, kadınlar erkeklerden daha kurnazdır çünkü bu mistisizmin arkasına saklayacakları çok günahları vardır. Mantıksız değillerdir. Bir kadının hareketlerini, davranışlarını ve bunların arkasındaki gerçek sebebi görebilmek için sadece yeteneğinizi geliştirmeniz gerekir.

Modern çağda erkekler kadınların irrasyonel yaratiklar olduklarini söyleyerek kestirip atmaya çok hevesliler. Freud bile kadınların histerilerine kanıp gelişigüzel şekilde kadınların aciz ve sahtekar olduklarını yazdı. Yaşını başını almış bir adamdan “ kadınları hiçbir zaman anlayamayacağız” gibi bir söz duymanın ne kadar sinir bozucu olduğunu anlatamam. Bir arkadaşınızın şu soruyu sorduğunu kim bilir kaç kere duydunuz : “Dün gece Kristy ile şansın yaver gitti mi?” Bu soruyu pek sorgulamayız ama soru öyle kurulmuştur ki erkekler bu mistik (feminen) mitini farkında olmadan yayıp dururlar. Sizi (kadinla) yatağa götüren şey şans değildir. Doğru zamanda doğru erkek olmanın rolü tabi ki var ama burada işleyen mekanizma o değil. Ama şanslı olduğumuzu, piyango kazandığımızı, nadir ve değerli bir ödül aldığımızı düşünürsek bu bizim neyi doğru yaptığımızı anlamamıza yardımcı olmaz. Üstelik bu, kadınları esrarlı birer ödül dağıtıcısı olarak düşünmemize neden olur ve kadınları dolaylı yoldan kaybetmekten korktuğumuz ödülün ete kemiğe bürünmüş hali olarak kurgulamamıza ve onların konuma gelmelerine neden olur.  Bu mistik kadınla seks yaptığın için şanslısın. Bu nadir ve değerli bir şey olmalı!

Mistik feminenlik cinsiyetler arasındaki süreçleri ve motifleri sorgulamamızı zorlaştırır. Erkekler, bilinemez, gizemli, anlayamadığı ve zor bulunan bir kadını elde ettiği için bile mutlulardır. Cinsel yokluk ile birleştirildiğinde şans faktörü, seksi daha ilgi çekici yapar. Erkeklerin bu “şans”koşullanması ve bunun kadınlarca teşvik edilmesi, yokluk zihniyetinin ve sıklıkla ONEITIS’in nedenidir. Bir erkeğin mistik feminen mitini özümsemesi, kadınlara hizmet eder. Cinsellik bir kadının ilk ve en iyi aracıdır ve bunun değerini arttıran her mekanizma teşvik edilecektir.

Kaynak: The feminine mystique

Mavi haplıya sıkıcılık görünen sikicilik

Okur Rene şöyle bir yorum bırakmış :

Altta verdiğim yazı hakkında bir yazı yazılabilir. Maskülenlik ve sıkıcılık arasında ki fark nasıl ayarlanır?
O çizginin neresinde olmamız gerekli?

Yazıdan kısa bir alıntı bırakıyorum.

“Şimdi kafamda 2 düşünce var. Ya bize erkeksi gelen hareketler kadınlara erkeksi gelmiyo. Ya da kadınların maskülenite dışında ilgisini çeken başka şeyler var.

http://baycentilmen.com/kadinlar/günümüz-erkeksiliğinin-sıkıcılığı/

Rene burada klasik mavi haplı zihniyeti ile kırmızı hap yazan bir siteye gelip mavi haplı bir ideale (kadınlara göre kendimizi nasıl ayarlayacağımız) çözüm arıyor.

Bir yazıyı okumadan yorum yapmayı entellektüel tembellik sayarım ama linkteki yazının sadece başını okudum ve bana yetti (abi tam okusaydın, adam kinaye yapmış diyorsanız bir bakarım)

Bu adamın erkeksi olmadığını düşünen yoktur herhalde. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Gel gelelim bugüne kadar bir çok kadınla iletişim kurmama rağmen hiçbir zaman bir kadının Jason Statham’a olan hayranlığını dile getirdiğini duymadım. Sanırım bir kere duymuştum. O da 30 lu yaşlarda evli bir kadındı.

Tek paragraftaki faüllere bakalım.

1) Kadınların söylediklerine bakarak kadınları anlamaya çalışan ve daha da kötüsü başka erkeklere tavsiye veren mavi haplı. Buraya kadarı mor bile değil. Bunları dinleyecek genç adamlara da Allah yardım etsin.

2) Verdiği örnek Jason Motherfucking Statham. Daha önce yazmıştık.

50 yaşına geldiğinizde şu aşağıdaki abi gibi mi olmak istemez misiniz? Maskülen sikici pardon sıkıcı abimizi yeni yetme veya 20lik ilgi orospuları değil de duvar sonrası hatunlar beğeniyormuş. Bu abinin sıkıcı olmadığına eminim de kendinden 20 yaş hatunlara çekici gelen bir başka tarafını söyleyeyim : kadınların ne dediğine bakıp da kendi maskülenitesini onlara göre ayarlamamak, ilişkileri beta ip cambazlığı sanmamak.

Bonus : Çocukluğumuzun ve ilk gençliğimizin maskülen apex alfa idolü, gençliğinde Monicca Belluci’yi götüren Vincent Cassel ve 21 yaşındaki karısı. Cassel’i sevgilisi ile evlendiği için mavi hap tarafına doğru buluyorum ama adam sikici maskülenitenin yeryüzü sembollerinden biri. Alfa oğlu alfa. Onu da ben hiçbir zaman kadınların ağzından düşmeyen biri gibi duymadım ama kim takar!

O nedenler Mr. Rene, linkini verdiğin yazarın dediği gibi peacocking (tavus kuşu) yapabilirsin ki eski bir PUA tekniğidir. Ama takım elbiseli, sade görünümlü alfalara teenage kızlar gibi sıkıcı dersen resmin önemli bir kısmını kaçırırsın.

O çizginin neresinde olmamız gerekli?

-mamız gerekir soruları buraya çok geliyor. Soran saf saf cevap bekliyor ama sorun bu dengeyi ayarlayamaması değil zihniyet. Sizin probleminiz, kadınları zihin merkezinize alıp onların beğenisine göre hareket etmek. Kadınların beğeneceği bir figüre bürünmekte bir yanlış yok, yanlış kadınları zihin merkezinize almanız ve sonra da sihirli bir denge formülü aramanız.

Stilin Olsun

Dünyada erkek nüfusunun milyonda biri kadar bir apex alfa var. Bunlar hemen her kadına hitap eder. Bu yazıyı yazan da okuyan da onlardan biri değil. Geri kalanımız ise bir grup kadına hitap ederken bir grup kadına zerre hitap etmeyiz. Bazı kızlar dövmeli, bar grubu solisti tipli adamlara erirken takım elbiseli finansçı adamların yüzüne bakmaz. Bazı kızlar da iş kıyafetli ve kariyerli adamları çok seksi bulurken, dövmeli – bar grubu solistini kendi liginde bile saymaz.

HER KADINA HİTAP EDEMEZSİNİZ. Her kadına hitap etme arzusu mavi haplı oneitis hastalığının uzantısıdır. Oneitisinizin istediği erkek gibi olamama ve onun tarafından reddedilme korkusudur. Oysa kırmızı haplı bir erkek için oneitis yoktur, HAVUZ vardır. Sizi beğenecek kadınlar havuzu. Bu havuz çok geniştir ama her kadın içinde değildir. Tek bir kadını ONEITIS yapmayacak adam için havuzun geniş olması önemlidir, spesifik bazı kadınların bu havuza girip girmemesi değil. Şöyle düşünün. 1 milyon dolarınız olması mı önemli, Benjamin Dede’nin en yakışıklı olduğu serideki 1000 dolara sahip olup olmamanız mı?

 

 

 

Boşanma tecrübesi

Boşanmayla ilgili,hem kendim yaşamış biri olarak,hemde ilgili yasaları takip eden birisi olarak paylaşımda bulunmak, hem beni psikolojik olarak rahatlatacağı için hem de bazı bilmeyen arkadaşlara durumun vehametini anlatabilmek için önemli diye düşünüyorum.

Kendi boşanmamla ilgili süreç sorunsuz oldu desem yeridir, zira anlaşmalı olarak boşandım. Ama ne acıdır ki 13 yıllık evliliğin bitişini hem de en ön sıradan canlı olarak bizzat seyretmek kötü oldu. Öğlen 12:00 de dilekçeyi verip, 15:30 da boşanmak da herhalde örneği pek rastlanır bir durum değildir. Hatta öyle ki,hakim karşısında geçen süre sadece 5-6 dakika filandı, gerisi evrak işleri, hakimi beklemek ,duruşma saatini beklemek v.s. idi. Boşanmak değil ama,maalesef bir yuvanın daha yıkılıyor oluşu beni çok üzdü.

Neticede,mal paylaşmadım, kadına tazminat ödemedim, avukat tutmadım, sadece çocuk için belli bir miktar nafakayı (ki onuda anlaşarak, ki zaten çocuk için nafaka olmalı) ödeme konusunda karar verilerek mahkemem bitti. Ama yanlış anlaşılmasın bu kadar hızlı ve bu kadar zararsız bir boşanma süreci sadece anlaşmalı ayrıldım diye olmadı, birazdan anlatacağım üzere aynı yasalar o günde geçerli idi bu günde geçerli. Hızlı oluşu küçük bir turistlik beldenin az olan nüfusunda ve ondan daha da az olan boşanma davalarının arasında gizliydi. Sorunsuz oluşu ise,hakimin iki defa ısrarla sormasına rağmen kadının kendim için bir şey istemiyorum demesinde gizliydi. Dine bakışınız nedir bilmiyorum ama,mihr bile istemedi.helal ediyorum dedi.

Neden bittiği konusuna gelince, o klasik bildiğimiz karı-kız, içki, kumar, şiddet, kıskançlık vs gibi sebeplerin hiçbirisi yoktu. Onca yıl geçmesine rağmen sebebini tam olarak bende bilmiyordum,çözemiyordum. Belki onda bir cevabı vardır diye düşünüyordum. Sorduğumda ondan da tam bir cevap alamıyordum. Öte yandan her zaman sözüm ona hiçbir sebep yokken bu evliliğin boşanmayla sonuçlanması beni her zaman düşündürmüştü. Boşanmadan sonra adeta tez yazar gibi,bu işler neden oluyor diye araştırırken birşeylerin farkına vardım. Ama araştırmam kendimden ziyade yani kızgınlıktan, hırstan, ya da acı ve üzüntüden değil, tamamen psikolojiye olan merakımdan dolayıydı. Freud , Adler, Jung, Horney gibi isimleri severek okurum.

Tutanaklar, mahkeme kayıtları, üçüncü sayfa haberleri, hukuk siteleri, konuyla ilgili tartışma programları söyleşilere katılma, psikoloji kitapları vs. derken belli bir yol katettim. Kadınların güce ve dominantlığa aslında hayran olduklarını o yıllarda keşfetmiştim, ama neylersin ki boşanmadan sonra bunları öğrenebilmiştim. Meğer ben istemeyerek, farkında olmadan, aslında iyi olacağı umuduyla çok hatalar yapmışım, Tek tek saymanın anlamı yok ama en büyük hata onun mutlu olmasının herkesi mutlu edeceği hatasına düşmüş olmam imiş (en büyük betalık ta bu değil mi zaten). Sitenin neresinde okudum hatırlamıyorum”bizim bunları anlatacak büyüklerimiz yoktu”. O yıllarda, bu arada 90 lı yıllardan bahsediyorum. 25 inde evlensem, 13 yıl evli kalsam, ayrılalı da 10 sene olduysa artık yaşımı tahmin edersiniz 🙂

Bu sitenin bana faydası, benim düşüne düşüne bulmuş olduğum şeylerin, aslında başkaları tarafından da düşünüldüğünü, işin aslının ne olduğunu anlama yardımcı olması oldu. Kendimi düşündüğümde, galiba ben artık bir MGTOW um. Zaman zaman parasız olarak gelenim gidenim olsa da,bu işlerin artık beni kafa olarak yorduğunu hissediyorum.

Uzun oldu biraz biliyorum ve affınıza sığınıyorum. Buraya kadar kendimle ilgili olanı anlattım. Anlattım zira,bu siteninde anlattığı gibi, gelecekte eksik sahaya çıkmanın benim ki gibi neredeyse bir ömüre maloabileceğini görmek açısından önemlidir diye düşünüyorum.

Şimdi arkadaşlar, iki çeşit boşanma türü vardır. Biri anlaşmalı diğeri çekişmeli boşanma. Her iki çeşit boşanmada da erkeğe fayda sağlayacak birşey yoktur, kadının tüm hakları ikisinde de aynen devam eder. Anlaşmalı boşanmanın tek farkı hakimin soracağı soruları tarafların kendi arasında taratışma olmayacak biçimde mahkemeden önce karara bağlamış olmasıdır. Hal böyle olursa da işler daha çabuk ilerler, yalnız dikkat edin daha çabuk diyorum daha az zararlı demiyorum. Zira kadınlar herşeyin etkisiyle,(eş-dost, akraba, feminizmin etkileri, kadınlık içgüdüleri, kızgınlık, acı vs.) her an verdiği sözden cayabiliyor, eğer cayarsa da işte o zamanda iş çekişmeli boşanmaya dönüyor. İş oraya dönünce de,belki hepsinde değil ama bir çoğunda insanı insanlığından utandıracak manzaralar yaşanıyor. Siz siz olun dilemem ama, günün birinde boşanmayla yüzyüze kalırsanız ne yapın edin anlaşmalı olarak ayrılmaya çalışın, zira maddi yıkım her iki boşanma türünde de olacak ama manevi yıkım çekişmeli boşanmalarda çok daha had safhada olabiliyor.

İster çekişmeli ister anlaşmalı boşanma olsun,boşanma davasını kim açarsa açsın,temel olarak hakim 4 şeye bakıyor. Sırasız olarak

1-Kadına verilen nafaka(yoksulluk nafakası).
2-Çocuk için verilen nafaka(iştirak nafakası).
3-Velayet(çocuğun kimde kalacağı).
4-Mal paylaşımı.

Bunun dışında tedbir nafakası yardım nafakası gibi türler de var ama temelde bu 4 maddenin sonuça ulaştırılması mahkemenin birincil görevidir. Mahkemeler özellikle velayet ve iştirak nafakasını tartışmasız biçimde hükme bağlarlar. Diğerleri biraz daha pazarlığa tabi olabilir. İşin teknik ayrıntıları lafa boğulmamak için sonraya bıraktım.

Kardeşlerim, her ne kadar kanun maddeleri eşit ortak iki eşten bahsediyor gibi görünse de, öyle yazsa da, işleyiş, ya da genel teamüller, gerçekten belirgin, geçerli kanıtlar yoksa, örneğin evli bir kadının ben kocamı aldattım demesi ve aldattığı adamın da bunu onaylaması (bu nasıl mümkündür tahmin edin) gibi durumlarda erkeğin lehine işler, bunun dışında tamamen kadının lehine olan birşeydir boşanmak. Bu durum nasıl olur demeyin gerçek bu, bizdeki biraz daha ağır olmakla birlikte gelişmiş dediğimiz toplumların tümünde durum bu. Hatta Kanada da durum o kadar had safhaya vardı ki erkeklerde boşanma sendromu denen bir sendrom oluşmaya başlayınca Kanada yargıtayı boşanmalarda daha adil davranılması şeklinde görüş bildirmiş, uygulanıyor mu yada ne kadar uygulanıyor bilmem. Peki bu durum neden böyle oluyor, neden herşey kadının tekelinde, erkeğe neden bu kadar zalimce davranılıyor, kadın nafakayı neden hakediyor yada haketmiyor gibi soruların cevabı başka bir yazıda olsun.

Şu bir gerçek ki, boşanma davalarında tutacağınız memleketin en iyi avukatı bile sizi tazminat ödemekten kurtaramaz, en fazla yapabileceği sizin,bu soygundan daha az zararla çıkmanızı sağlayabilmektir. Haksızlık etmek istemiyorum ama erkeğin tuttuğu avukat bile,bazı sebeplerden dolayı aslında erkeğin o davayı kaybetmesini için için bekler.
Tek bir yazıda işin hem teknik ve hukuki yönünü hemde psikolojik ve manevi yönünü anlatmak zor olduğu için şimdilik burda kesiyorum. En kısa zamanda tekrar yazmak istiyorum.

Konuk Yazar : Atma ZİYAA

Kız arkadaş ve dominantlık

Erkek Adam twitter hesabında 30 yaşındaki adamın 20 yaşındaki kızla çıkması başlığındaki şu girişi paylaşmıştım :

hiç de normal ve sağlıklı olmayan bir durum (arkadaşımdan biliyorum)

kız bara gidecek; izin yok.
saçını mor yapacak; izin yok.
kısa giyinecek; izin yok.
arkadaşlarıyla eğlenecek; izin yok.

kız fazlasıyla hayat dolu, güzel ve diri ama adamın içi geçmiş, saçlar dökülmüş, iş-güç derdinde. kız, bir kadının nirvanaya ulaştığı 30 yaşına geldiğinde adam antropozdan, prostattan malum organına söz geçiremez hale gelecek ve kadın asla tatmin olamayacak, en iyi zamanlarını yaşayamadan yaşlanacak. kız kendi eğlenceli dünyasından, adamın 30’luk – 40’lık arkadaş grubuna geçecek ve haliyle ‘ben niye buradayım’ hissi doğacak; bu, adam için de geçerli.

malum 30’luk şahıs, kıza hemen evlilik teklifinde bulundu mesela. çünkü o yaştaki güzel bir kızın uçup gideceğini ve maymun gözünü açınca kel kafanın ve ayva göbeğinin meydana çıkacağını çok iyi biliyor; haliyle de hemen kızın ayağını prangalamaya çalışıyor. e tabii kendi yaşıtındaki hatunlar da ona ilgi göstermiyor, milyonda bir ihtimalle oltaya takılan balığı da bir şekilde kapması lazım; olgunluğunu, maddi gücünü ve tecrübesini kullanarak bir baba figürü çizip kızı kendine bağlıyor, ki kız da bunu hakikaten yiyor fakat doğaya aykırı olan her şey gibi, bir sürü problem sebebiyle bir türlü beraber olamıyorlar (ki artık konuşmuyorlar).

genç kız dostlarım, sizi bir şekilde sınırlandıracak erkeklerden uzak durun; hayatınızı yaşayın!

Gerçi bu abi bir tık fazla kısıtlamış ama mor saç olayını görünce bunu yazan hatun olayın genç kız için ne kadar sağlıklı bir ilişki türü olduğunu anlatmış ama farkında değil demiştim.

Bunun üzerine Sorol rumuzlu kullanıcı şu yorumu yazmış :

Mahmut abi merhabalar.
Twitter hesabında ekşi sözlükten bir entry’nin paylşaşımını yapmışsın daha sadece başını okudum ve şunu anlayamadım kız neden erkekten izin alıyor? (durun durun vurmayın feminist değilim)çoğu kız günümüzde babasını bile takmıyorken sevgilisinden izin isteyen bir kız ilginç geldi (öyleki soruyu soramıyorum oturtamadım cümleyi) neyse biz nasıl kıza izin verecek konuma geliriz?
sorular üstte kalınca sanırım görmüğyorsun abi

Şimdi öncelikle babasını bile takmayan kız, kız arkadaş materyali değildir. Herhangi bir konuda kızdan “babam beni öldürür” lafını duyuyorsanız bu o kızın ilişki materyali olması konusunda önemli bir pozitif gösterge.

Örneğin şu yorumdaki kız gibi hatunlar ile çıkmayın ya da eğer çıkıyorsanız fazla uzun sürecek birşeye girmeyin :

hocam merhaba kız arkadaş çerçevesini sürekli dayatmaya çalışırsa ve bizim çerçeveyi korumaya çalıştığımız vakitte ben güçlü kadınım bildiğin ezik kadınlardan değilim tarzı bir cümle kurarsa tepkimiz nasıl olmalı ve sade bir siktir çekmeli miyiz ? bu durumda siktir çekersek kadın tüm suçu psikolojik olarak bize mi atar ? ilerki zamanlarda geri dönme gibi bir durum olma olasılığı düşüyor mu ?

Burada bahsedilen kadın ilişki açısından psikolojik olarak defoludur. Çok büyük ihtimalle kız arkadaşı materyali değildir. Kırmızı haplı bir erkek böyle kızlardan uzak durur. Dikkat edin sadece uzun süreli ilişki materyali olarak değil genel olarak zira sahte taciz iddiaları bu tip hatunlardan gelir (hepsi yapmaz bunu ama bu tip hatunların yapma ihtimali çok olarak daha fazla).

Feminizm günümüzde kadınlara erkek için herhangi birşey yapmayı veya erkeğin en ufak telkinini kabul etmeyi yenilgi olarak öğretiyor. Bu propogandadan etkilenen bir kadınla ilişki yaşamanız çok zor. Zira hatun iki ucu boklu değnek. Eğer normal bir ilişkide olan erkeğin karışacağı ölçüde karışırsanız feminizm virüsü ile size diklenip kavga çıkaracak, eğer her istediğini yapmasına izin verirseniz bilinçaltı devreye girip sizden tiksinecek yine kavga çıkaracak.

Yukarıdaki hatun tabii ki kendisinden ayrıldığınızda tüm suçu size atacak, sizi utandırmaya çalışacak ve her yerde sizin nasıl geri kafalı, sert, kazak bir göt vs … olduğunuzu söyleyecek. Size ne? Bırakın yapsın. Aptal kız gerçekten ilişki materyali olan kızlara sizin reklamınızı yapıyor daha ne olsun 😀

biz nasıl kıza izin verecek konuma geliriz?

Uzun süreli ilişkinin en başında çoğu erkek zaten o konumda başlıyor. Kendi farkında olmasa da. Kadınların özellikle de Türk kadınlarının büyük çoğunluğu, herhangi bir konuda karar vermeye üşenip bunu erkek arkadaşlarına bırakmaya eğilimlidirler. Çoğu kadın erkeğin sürdüğü arabada oturup, nereye gidileceğini erkeğe bırakıp yolun keyfini çıkarıp tırnakları ile oynamayı ister. Ama çoğu erkek dominantlığın tam tersi bir şekilde eşitlikçi beyin yıkamadan dolayı daha ilişkinin birinci gününden itibaren herşeyi kadına sorarak bu dominant statüsünden hızla aşağı iner.

Erkek Adamın 12 özelliğinden birincisine sürekli ters hareket ederler.

1 – Erkek adamlar karar vericidir.

Hayatınızı başkalarının karar vermesini bekleyerek mi geçiriyorsunuz, yoksa hızlı ama iyi düşünülmüş kararlar verebilen bir lider misiniz? Örnek verelim :

Gerçek bir erkek adam, kız arkadaşı / karısı “bu akşam dışarı çıkacak mıyız?” sorusuna asla şu şekilde cevap vermezler :

“Oh, bilmiyorum hayatım, sen ne yapmak istersin?”

“Bilmiyorum bebeğim. Sen ne istersin?”

“Himmm, bilmem ki. Senin kafanda birşey var mı?”

Bu ne lan!

Gerçek bir erkek, sorumluluğu ele alıp hemen olumlu ya da olumsuz bir karar verir.

“Evet, hadi çıkıp birşeyler içelim ve sonra sahilde yürüyelim.” ya da;

“Bugün birşey yapasım yok. Yarın konuşalım”.

Aradaki farkı görebiliyor musunuz? İlk örnekte alfa erkeği olumlu ve spesifik bir karar veriyor. Kadının kararı beğenip beğenmediği önemli değil. Önemli olan spesifik bir kararı hızlıca vermek. Zaten kızın soruyu sormasının sebebi de bu. Senin soru ile geri dönmen değil, bir karar vermen.

Erkek adam ne istediğini bilen biridir sonuçta.

Kadının her dediğine “sen bilirsin hayatım”, “sen ne istersen aşkım”, vs … diyen, her kararda ona soran (nereye oturalım bebişkom) erkek (ki çoğunluk) kadını izin istemeyen bir canavara çevirir.

Nasıl dominant olunur yazısında dominant olmayı anlatmıştık. Geçenlerde TRP Discord tartışmasında bir arkadaş “dominant olacaksın, ona kimin üstün olduğunu göstereceksin” gibi birşey söyledi. Yanlış, dominant demek egemen  / yönetici demek, üstün demek değil. Eğer üstünlük sanarsanız, bir yandan zorba olursunuz diğer yandan da ilişkide liderlik kısmını göstermeyi bilmezsiniz.

Başından itibaren kızla beraber iken hep dominant olursan, kız doğal olarak böyle şeylerde senden izin alır. Tavsiye alıyormuş gibi yapsa da. Sonuçta kızın izin almaması doğal değil.

Peki kız siz dominant iken böyle davranırsa ne yapacaksınız. Ali rumuzlu arkadaş ile mesajlaşmanız size fikir verebilir (Ali önce bahsetmeyi mavi haplı algıladığını söylese de hemen ardından asıl derdini söylüyor ve bu arada çoğu erkeğin içselleştirdiği mavi hapı dillendiriyor – altını çizdim) :

Ali : Kız arkadaşım instagramdan erkekleri geri takip ediyor bu durum benim hoşuma gitmiyor daha hiç bahsetmedim bahsettiğimde mavi haplı gibi kendine güvensiz davranıcağımı düşünüyorum sizce ne yapmalıyım

Güzin Abi a.k.a Mahmut : Mavi hap kiz arkadaşına ve “aşk”a duygusal yatırımınla alakalı birşey. Neden kızı bu konuda uyaramayacaksın ki? Kıza muhtaçmış gibi görünmemek için mi?

Biz burada kıza nasıl göründüğümüzden çok kendi çerçevemiz ile ilgileniyoruz. Kırmızı haplı bir erkek bu konunun hoşuna gitmediğini kız arkadaşına söyler ve uyarır. Mavi haplıdan farkı nedir peki? Kız eğer direnir veya daha kötüsü “sen karışamazsın” gibi birşey söylerse kızın kıçına tekmeyi basar. Kendine güven budur. İçin içini yerken sus pus olmak değil.

Yani birader, eğer KHlı şekilde bitirmeyi göze alabiliyorsan söylersin. Eğer MHlı bir şekilde söyleyip de kız direnince devam edeceksen evet söylemek sakat.

Ali : Her hangi bir şekilde duygusal yaratırımım yok abi kıza karşı şuan bitse direk yoluma devam ederim fakat bu şekilde takip etmenden hoşlanmadığımı söylesem sanki ona inancım ve ilişkimize karşı güvenim yokmuş gibi görünmez mi bu da benim kendime ve ona güvenmediğim için kendine güvensiz, yatırım yapmış gibi gözükmez miyim

Mahmut :Kıza nasıl göründüğünü düşünmen seni onun çerçevesine sokar. Eğer kıza inancım ve ilişkime güvenim var desen rahatsız olmazdın. Senin için sen önemlisin, o ikinci planda. O nedenle kızın ne düşüneceğinden çok senin bu duygudan kurtulman lazım. Bunu çözmenin bir yolu olayı takmayı bırakmak eğer bu olmazsa kızı uyarmak. Aklına başka yol gelen var mı?

Bir de asıl olay şu ki eğer içinde bu iş yanlış diyen bir dürtü varsa ve kızı kaybetme korkusunun bahanelerinden biri olan “ilişkime güven ve ona inanç” balonları yüzünden bu dürtüyü bastırıyorsan söyleyeyim, o dürtü denilen şey senin içindeki evrimleşmiş uyarı mekanizması. Genelde doğru alarm verir.

Ali : Abiler kız arkadaşıma yazdım hoşlanmıyorum böyle yapamadan hoş bir şey değil yaptığın şey dediö ‘ istiyorsan tanımadığım kişileri takipten çıkabilirim şey senin için kimi takip ettiğim önemli mi dedi’ bende evet aynı davranışı yapmadığım için senden de böyle bir şey bekliyorum soruna gelirsek evet önemli dedim. Tekrar sordu ‘takipten çıkarayım’ mı diye bende takip ettiğin kişileri takip ettiğin için problem olduğu için onları takipten çıkarman gerekir dedim. Oda ‘tamam çıkarabilirim ‘dedi bende tamam çıkar o zaman dedim olay bu reisler

Mahmut :Kız arkadaşın, kız arkadaşı materyali olan bir kızın vereceği şekilde cevap vermiş. Bence sözünde durduğu sürece sorun kalmamış. Eğer sözünde durursa da sen kıza pozitif erkek dominantlığı uyguladın ki bu da senin hanene artı yazılır.

Bu arada kız arkadaşım dediğiniz kıza duygusal yatırım olur. Başlangıçta sınırlı da olsa. O yatırımı korumak için böyle şeyler yapmanızın ise maskülenliğe negatif değil pozitif etkisi var.

Bu arada orada yazılan şu yorumu da eklemek istiyorum zira bu tip bir duygusal güç nerden gelir sorusuna cevap.

Mahmut, okuyan da sanar am denizinde yüzüyorsun, alessandro ambrosio’dan çıkıp candice swanepoel’e giriyorsun! hiç nicelik değil de nitelik diye bir şeye baktın mı?

Baktım tabii. Erkekleri beğenip duran ve bununla ilgili rahatsızlığını söyleyen erkek arkadaşına diklenen hatun mu nitelik (kız böyle davranırsa)? Onu nitelik sayanların olsun ben almamayım.

Am denizinde yüzdüğümden değil, ilişkide benim çerçeveme zarar veren bir kadınla birlikte bir ay geçireceğime, 6 ay yalnız kalmayı tercih edeceğimden böyle davranabiliyorum. Herşey am değil. Benim ilişkide khlı olmam bu tercihimden geliyor. Am denizinde yüzmemden değil.

Ve evet, eninde sonunda birini, genelde daha iyi birini bulabileceğime inancım var zira hep böyle oldu. Dışarda adayların bol olması daldan dala atlamak anlamına gelmez. Bu dal çürükse başka dal var anlamına gelir. Çürük olmayan daldan neden atlayayım?

Solipsizm, Duygu Ve Tartışmalar

1- Tanıtım:

Anlamalarını, razı olmalarını ya da size katılmalarını istediğinizde kadınlarla tartışmazsınız. Kadınların duygularıyla tartışamazsınız, yalnızca onları manipüle edersiniz. Argüman sebep gerektirir ama kadınlarla tartışmada sebep etkisizdir. Politik olmayan konularda bir adamın daha üstün mantık ortaya koyacağı yerde bir kadın bunu yapmaz. Bu yüzden bir adam, kadının hislerini, işbirliği yapacak şekilde manipüle etmeli ya da kadını hiç meşgul etmemelidir.

Eğer bir kadın, onun tartışma konusundaki baskısından kaçamayacağınızı biliyorsa ya da size öfkeliyse, ona mantıklı şekilde yaklaşmaktansa makyavellist şekilde yaklaşmak daha akıllıca olacaktır. Erkekler bir kadın tarafından tartışmaya çekildiklerinde savaşta olduklarını bilmelidirler.
Bu tartışma mantık temelinde değil, makyavelizm temelinde bir tartışmadır. Medeni bir tartışma değil, bir oyundur. Tartışmanın, gerçeğin saptanması ile ilgili ortak işbirliğine dayanan bir tartışmadan ziyade kadının duygusal açıdan yatışmasına yönelik bir tartışma olduğunu bilen bir adam, kaçınılmaz olan üzerinde çalışır. Bir adamın problem çözmekteki isteği, temel anlamda bir kadının arınma isteğiyle yarışamaz.

2- Erkek Cehaleti:

Erkeklere oldukça yanlış şekilde kadınların duygularını yatıştırmaları veya akıl almaz şekilde nafile girişimlerde bulunarak onları ikna etmeleri
gerektiği öğretilmiştir. Bu, çatışma başlamadan önce güç kaybetmektir. Bu tip stratejiler size çatışmayı kaybettirir. Erkek ne kadını sakinleştirmeli ne de sıkıntı yaşayan kadınları ikna etmeye çalışmalıdır. Bunlardan ziyade, kadını etkileyerek çatışmayı yüzeysel tutmalıdır. Tartışma kaçınılmaz olduğunda erkek, kadını küçümsemek için yeterince makyavelist olmalıdır. Hiçbir durumda kadını ciddiye alıp buna göre geri dönüş yapmamalıdır. Bir kadının duygusal durumuyla savaşmak aptallık olduğu kadar mazoşistliktir.

Eğer çatışma kaçınılmazsa ve sebep anlaşılamazsa, yapılması gereken, hakimiyetin ortaya konmasıdır. Bu, bir kadının psikolojik olarak erkeği domine etmeyi denediğinde erkeklerin başvuracağı tek kaynaktır. Kadının duyguları yatıştığında erkeğin mazeretini ve beklentilerini kadına rehberlik edecek şekilde açıklaması akıllıcadır. Ama sadece tartışmanın dışında kalacak şekilde… Doğal olarak kadın buna değmiyorsa böyle bir peygamber sabrı gereksizdir. Bu, isteğe bağlıdır.

3- Güvensizlik: Dişil Hakimiyet İçin Bir Temel:

Bir tartışma başladığında, kadının duyguları onun uzlaşmasına engel olur. Bir kadın, memnuniyetsizliğin uç noktasında durduğunda onun sakin olma konusundaki uzlaşmazlığı onu anlamsız bir tartışmaya sürükler. Bu nedenle uzlaşmanın anahtarı, duygu durumunu pozitif tutmakta yatar. Tıpkı birinin su için volkana baraj kurmaması gibi bir kadını sakinleştirmeye
çalışmamak akıllıca olacaktır.

Bir kadının hisleri çabucak değişir. En iyi eleştiriler ve endişeler bile, büyük ölçüde kadının böyle şeylerle başa çıkamamasının haklılığı ile hastalığayol açabilir ve böylece bir kadınla tartışmanın tuzağı her zaman oradadır ve bir adam, kendini filtrelemeden kendini ifade etmelidir. Çoğu zaman bir adam, böyle iyi yorumların böyle ciddi bir dargınlıkla sonuçlanmayacağını bilir.

Ancak bu türden gösterişsiz duyarlılık, kadınlık için içgüdüseldir. Tek başına kadınlardan ziyade, güvensizliği tanımladığımı düşünen biri
yanılmış olmaz. Bunlar hem kadınların hem de güvensizliğin özellikleri midir? İkisi de diyebilirim ama öyle olsaydı kadınların üçgüdüsel olarak güvensiz olduklarını öne sürerdim ve ortaya birçok argüman çıkardı çünkü
Bu konuya dair eldeki önemli meseleye rağmen bir kadın güvensizliğinin dinmesini ister.

4- Sebep & Etki vs Suçlama niteliği:

Bir kadının hislerine karşı koyduğunuz zaman duygularının ifadesinin
geçerliliğini üstü kapalı olarak kabul etmiş şekilde onun çerçevesine girersiniz. Onun duygusal güvenilirliğinin mantıksızlığını onaylamak
gerekir. Bu yüzden herhangi bir onaylamadan kaçınılmalıdır.
Birçok ortak sıkıntımıza rağmen bir kadının hisleri meşru değildir. Ne hissederse hissetsin, neden hissederse hissetsin kadın, hislerinin
arkasındaki şeyleri önemsemez. Yalnızca hisseder. Bu şekilde, bir hissin varlığı, bir kadın için geçerliliğinin yeterli bir kanıtıdır, bir tür sonsuz solipist döngü içinde “duygu vardır, bu nedenle geçerlidir”.

Eğer negatif bir duygu hissederse içinde bulunduğunuz pozisyona bakmaksızın bunun için sizi suçlayacaktır. Bu şekilde neden ve etkinin önemini göz ardı eder çünkü bu tip şeylerde kadının duygusunun solipsizmiyle alakası yoktur. Sebep ve etki kadın zihninin dışında gerçekleştiği için, onunla ilgilenmez, soyutlamayı önemsemez.

Şimdi birisi, kadının niye öyle hissettiğini ve gerçekte öyle olmadığını sorgulayabilir çünkü suçlama tamamen solipsist doğasının keyfi bir ürünüdür. Soyutlama eksikliğinden dolayı bu, duygusal durumun kendini devam ettirebilmesi için basit bir suçlama niteliği ve onaylamadır. Kelimenin güçlü hissiyatındaki araştırmada değildir.

Eğer ” niye” ile ilgilenseydi hissettiği gibi davranırdı. Suçlamanın ötesine bakar, yanlışlarını analiz ederdi ve hislerinin mantıklı gerekçekeri olup olmadığına bakardı. Eğer mantıksız bulmuşsa bunları önemsemez ve en başında problemin çözümüyle ilgilenirdi. Duygularını tetikleyen konu üzerinde hislerine öncelik vermektense bunu yapabilirdi. Tabi ki kadınlar böyle çalışmazlar.

Onlar için konunun kendisi değil, hissettirdiği önceliklidir. Kadınların küçük bir kısmı bunu geriye dönük olarak yapabilir ama ben bunu zamanında yapabilen bir kadın tanımadım. Tanıyan birinin de olabileceğini sanmıyorum.

5: Kadın Duygularının Geçersizliği ve Sinirsel Etkileşim:

Bir kadın meslektaşınıza işinde önemli hatalar yaptığını söyleyin ve tekniğini nasıl geliştirmesi gerektiği konusunda ona tavsiye verin. Eğer bu tavsiyeleri düzgün bir dille diplomatik olarak vermediyseniz onu gücendirirsiniz.

Gördüğünüz gibi bu öncül kadın için oldukça kusurludur çünkü bir kadını gücendirmek çok zor değildir ve gücenmek için bir kadının mantıklı bir sebebe ihtiyacı yoktur. Kötü hissetmesi yeterlidir. Kadınlar strese tahammülsüzdür.

Bu çok sık inkar edilen bir şeydir. Bu yüzden kadın, doğası gereği erkeğin kendini eleştirmesinden daima kaçınır ve duygusal esenliğinin kutsallığını ihlal ettiği için erkeği suçlar. Erkeğin meselenin özüyle ilgilendiği yerde kadın, meseleyle değil, yalnızca meselenin ona nasıl hissettirdiğiyle ilgilenir. Erkek, kadındaki olumsuz duyguları mantıklı gerekçelerle ikiye
katlar. Bu da kadının duygusal durumunun önemini iki kat arttırır.

Böylece kadın, meseleyi ne ele alır ne de mesele üzerinde fazla düşünür. Daha çok, iyi niyetli erkeğe işkence eder. Doğal olarak bu, bitmeyen bir hüsrana neden olur ve yalnızca iki tarafın birbirine yabancılaşmasına hizmet eder. Kadınlar kolay gücenir, kolay kızar ve düşmanlık olmasa bile konu hakkında yavaş mantık yürütürler. Aslında bu tür özellikle sıklıkla
düşmanlığa sebep olur. Erkek, çözmesi gerektiğine inandığı bir problemi ele almak için çabalarken, problem, kadının aklındaki pozitif duygu durumunun iyileştirilmesidir. Erkek, meselenin temelindeki sorunu halletmeye çalışırken kadın daha çok rahatsız olur ve duyguları görmezden gelinir.

Böyle bir dönüm noktasında erkek ile kadının doğası birbirine yabancıdır. erkek, doğru ya da gerçek olduğuna inandığı şeyi takip etmek ister. Kadınsa ne olursa olsun iyi hissetmek için duygularının onarılmasını ister. Bu sebeple kadınlara” evdeki en sorumlu ergenler” deriz. Erkeklerin başa çıktığı stresle başa çıkamazlar. Bu yüzden ne erkekler gibi tartışabilir ne de mantıklı olabilirler. Birinin tartışmayı kazanmak için daha mantıklı olması gerektiğini unutmayın. Kadının maharetle tartıştığı yerde sizin psikolojik olarak daha baskın olmanız gerekir.

Küskün bir kadın, kendi hislerinin özellikle hislerinin kaynağının öfkeli bir
incelemesindeki ortak noktanızı sürdürerek ortak bir etkileşim alanına hükmedecektir ve tabi ki tartışmada şüphesiz, onun negatif duygularını uyaran kişi sizsiniz. Bu akıl çerçevesinde, kesinlikle hiçbir şey onun duygularını anlama ve meşruiyetlerinin geçerliliğini alma ihtiyacı dışında önemli değildir. Bu noktayı sıklıkla vurguluyorum ama bu önemli. Bu kanıksanmış. Eğer kendini duygusal açıdan rahatsız hissederse sizin savunduğunuz şey onun için anlamsızdır.

6- Duygusal Dayanıklılık:

Bir kadın eğer aldatmışsa ya da itaatsizlik etmişse yanılıp yanılmadığını önemsemez. Mantığıyla hareket etmeyen bir canlı için üzüldüğünde bir şeyin ne kibarlıkla ne de minnettarlıkla ilgisi vardır. En iyi zamanlarında bile kadınlar mantıklarıyla duyguları arasında denge kurmakta zorlanırlar. Tartışma esnasında ise bunu denemezler bile. Pes etmezler çünkü solipsizm, kadınları inatçı olarak görür.

Tartışmalar kadınları duygusal olarak besler. Duygusal erkeğe karşı çıkarlar. Tartışmalar kesinlikle erkekleri tüketir. Yalnız bu değil, esas sebep gizlenerek erkeğin pes etmesi daha olası hale gelir. Onun öfkesi sadece sizin yüzünüzden değil, benzer şekilde kendinize destek olduğunuz için sürecektir.

Eğer öfkelenirseniz, öfkeniziniz aşırı duygusal güvenilirliğini doğrularken aynı zamanda anlaşmazlığınızı geçersiz kılmak için kullanılacaktır. Öfkeniz size geri dönecektir. Baskıcı olarak adlandırılacaksınızdır ve o, kurban olacaktır. Kızgınlığınız için kendinizi suçlu hissedeksinizdir ve öfkeniz eskiden olduğu gibi günah keçisi olmanız için kullanılacaktır.

Öyle olmasa bile, onu gücendirmeniz sizin hatanız olarak kabul edilecektir. Asıl meselenin bununla ilgili olmadığını bilseniz ve bunu komik bulsanız dahi, kadınlar bunu önemsemezler.

7- Kapanış:

Onlarla işbirliği yapmak varken onun duygularıyla çatışmak sizin işiniz değildir. Duygularından yararlanın, onları hedeflerinize ulaşmak için kullanın. Ona nasıl iyi hissettireceğinizi bilin ve uzlaşmaya varın. Duygularıyla çatışmanız halinde ne kadar iyi tartışsanız da size katılmayacaktır. Eşitlik ve mantıklı olma, kadının duygusal öz tatminine yönelik küçük bir şeydir. Kadınlar iyi ruh halini, ahlaki ve mantıklı olan şey için feda etmezler. Bunu yapmaktansa duygusal ihtiyaçlarını karşılamayı ahlaki ve mantıklı olan şeylere tercih ederler.

Kendinize yarar sağlayacak şekilde hislerini manipüle ederek kadının çerçevesini değiştirebiir ya da onu kendi yanınıza çekebilirsiniz. Bu yüzden “amuse mastery” harikadır. Bir kadının duygularıyla çatışmak, erkek tarafından tercih edildiği gibi kaybetme meselesidir. Akıllarının tutkusuzluğuyla sarsılmak için duyguları çok fazla içseldir, kalp kafanın ne düşündüğünü umursamaz, ve kadınlar için daha doğru bir şey söylenemez.

Yazar : Illimitable man
Çeviren : Sonsuzluk ve bir gun

Çeviri : Solipsism emotion & arguments

Red Man Group Episode 21 Notları – Tip mi, oyun mu yoksa para mı?

The Red Man Group Episode #21 – $$$ vs. Looks vs. Game grubun en bomba bölümlerden biri idi. Biramı alıp seyretmek isterdim ama olmadı. Onun yerine yükleyip uçakta bazı kısımlarını çevirdim. Bu önemli kısmı paylaşarak bitmeyen tartışmayı yeniden ateşleyeyim. Oyuncu Emre mi, yakışıklı Buğra mı yoksa BMWli Berkecan mı?

Rollo : Kırmızı Hap camiasında çok bilinen bir tartışmadır bu. Bu tartışmada taraf erkekler iki kamptan birine düşerler. PUA tarafındaki erkekler, kendine güvenin yüksek, oyunun iyi ayarlanmış olduktan sonra ve kadında bir duygu yaratıyorsan, duygusal bir iz bırakıyorsan nasıl göründüğünün önemli olmadığını söylerler. Bu adamlar size sokakta güzel kızlara yürüyen ve telefon numarası alan şişman erkeklerin videolarını göstereceklerdir. Oyunları iyi olduğu için bu kızları götürebiliyorlar mesajı vermek için bu videoları hazırlıyorlar. Bunları şimdiye kadar sadece RSD videolarında gördüm ama biliyorsunuz bu ihtimal dahilinde bir olay. Videolardan birinde şişman gösterecek şeyler giyen ve kadınlara yürüyüp oyun oynayan bir adamı seyrettim. Bu gerçek mi sahte mi bilmiyorum.

Neyse, iki kamp var. Oyunun herşey olduğunu düşünen erkekler ve olayın sadece dış görünüş ve yakışıklılık olduğunu düşünen erkekler. Eğer yakışıklı değilsen, 185 boyunda değilsen, simetrik surata ve hatlı kaslara sahip değilsen şansın yok ya da çok az adamları. Oyun kampındakiler dış görünüşü tamamen önemsiz sayarken tip kampındakiler oyunun tip yeterli değilse işe yaramayacağını düşünür.

Bir de herşey servet ve para diyen erkekler vardır. Eğer paran yoksa kızlar sana bakmaz diyen erkekler.

Rollo der ki :

Tip.

Oyun.

Para.

En azından ikisine sahip olun. 3üne de sahipseniz en iyisi. Ama sadece birine sahip olacaksanız oyun en önemlisidir. Zira oyun sizi en azından alışık olduğunuzdan bir basamak yukarıda kadınların radarına sokacaktır.

Bu üçü içerisinde en çok direkt kontrolünüz olanı tip. Zira daha değişik giyinebilir, gyme gitmeye başlayabilir ve kendinize çeki düzen verebilirsiniz. Eğer dış görünüşünüz iyi ise oyununuz daha kolaylaşır. Eğer tipinize özen gösterirseniz daha çok IOI (Indication of Interest – İlgi Göstergesi) alırsınız. Bu durumda kadınlar size daha çok dokunacaklar, daha dokunaklı olacaklar. Bu aşamada sıçmamak ise size kalmış.

Zira tipi çok iyi ama oyunu olmayan boğazına kadar mavi hapa batmış birçok erkek gördüm. Bunlar ilk aşamayı ve tanışmayı geçebilirler hatta seks de yapabilirler. Ama her zaman yanıp tutuştukları kız arkadaşa bir türlü sahip olamazlar. Zira boğazlarına kadar mavi hapa batmışlardır.

Birçok erkek olayın sadece para ile ilgili olduğunu düşünür. Eğer paran ve kaynakların yoksa kadınlar sana yüzvermeyecektir. Benim N-sayımın (yattığım hatun sayısı) çoğu cebimde beş kuruş para yokken oldu. Bir pickup arabam, amplifierım ve müzik aletlerimden başka birşeyim yoktu. Kadınlar benim Kuzey Hollywood’daki tek oda stüdyoma gelip benle seks yapıyorlardı. Zira ben o dönemde onların idealindeki alfa sikerdim. 22 yaşında (rock müzik grubu üyesi) …

Oyununuzu ve dış görünüşünüzü geliştirebilir ve biraz ekstra para da kazanabilirsiniz. Ama para çoğu erkek için 20lerinizin sonuna ve 30larınızın başına kadar gerçekten gelmeyecek. Bu nedenle erkeklerin cinsel pazar değeri zirvelerini erken 30lara koyuyorum.

Carl (Black Label Logic) : Son zamanlarda insanları sinir eden tweetler atıyorum. Geçenlerde böyle bir tweet attım. Biz erkekler kadınların peşinde onlara yürüyüp duran 6 – 7 milyarder koşuyormuş gibi bir izlenime kapılıyoruz ama gerçekte ellerinde olan 50 tane instagram takipçisi var. Bunlarda ortalama erkekler ise ortalama 1.77 boyunda, BMI indeksleri 29 civarında (obezite sınırı) ve 101 cm gögüs ölçüsüne ve yıllık ortalama 40,000 USD gelire sahip, kendilerine bir iki numara büyük gelen crocs ve kargo short giyen erkekler. Bu sürünün üstüne çıkmak o kadar da zor değil. Abur cuburu bırakıp, biraz daha fazla para kazanmanın bir yolunu bulup o bol giyecekleri arka bahçenizde yakarsanız …

Sorun şu : günümüz ortalama erkeği çıtayı o kadar düşürdü ki … eğer kendinizi o seviyenin üstüne çıkaramıyorsanız sizin asıl sorununuz çalışma ahlakınız.

AJ : Eğer erkeksen ve daha fazla kızın radarına girmek istiyorsan daha iyi giyin, hijyene önem ver, daha iyi ayakkabılar giy … Bunlar tamamen temel şeyler. Çoğu hergün duş almak ve nasıl göründüğüne biraz dikkat etmek ile alakalı. Ve bu konuda benimle tartışan adamlar biliyorum. “Benim ayakkabılarıma ve ne giydiğime önem veren bir kadınla asla birlikte olmam” diyen erkekler. Çıta o kadar hastalıklı şekilde düşük ki …

Eğer bir erkeksen ve fiziksel olarak fit olmak için çalışırsan vücudunda doğal fizyolojik değişimler meydana geliyor. Daha kendine güvenen ve kendini ileri süren biri haline geliyorsun. Bunu zaten gymde yapıyorsun ama gymdeki metafor hayata taşınıyor.

Kadınlar için çok hayal kırıcı olan şeylerden biri fit ve çekici bir erkek görüp sonradan bu erkeğin mavi haplı olduğunu anlamak. Böyle vücut geliştiriciler gördüm.  Fiziksel olarak 10 numara olmalarına rağmen bir kadının çevresinde yavru köpeğe dönüyorlar zira o mavi haplı kafa yapısı içindeler. Çok çekici görünüyorlar ama ağızlarını açtıklarında olay bitiyor. Azıcık oyuna sahip olsalar bile arzuladıkları hatunu bulunca AFC kafa yapısına geri düşüyorlar.

Rollo’nun dediği gibi bu alanların hepsini (para, oyun ve dış görünüş) geliştirmeye çalışmalısınız. Sadece birinde çok iyi olup kadın – erkek ilişkilerinde ve hayatta o şeyin sizi ileri götürmesini bekleyemezsiniz.

Haftanın öne çıkan uyduları : Haşmetsat, flört1 ve flört2 …

Ekşi’de Haşmetsat adlı uydu erkeği kızın arkadaşını mesajla terslemesi başlığı açmış ve şu konuşmayı yazmış. Siler miler, buraya yazayım:

Başıma gelmiştir. mesajı aktarıyorum.

ben: gunaydin nasilsin ? nasil oldun ?

kız: daha kotu ise gttim 5 dk sonra ciktim

ben: hadiya uzuldum. var mi yapabilecegim bisey

kız: yok saol

ben: aksama kurs var
umarim iyilesirsin aksamakadar

kız: gelmiycm bugn galiba

ben: ozaman ben aksama gelicem zaten
gecerken sana bisey vermek istiyorum
malum senin rahatsizligindan dolayi gorusemedik birturlu
enazindan iki dak kapinin onune inersen sevinirim

kız: hasmet hastayim diyorum ise gttim 9 da 9 5 gece aglaya aglaya cktm diyorum aksam derse gelemeyebilirim yatamiyorm bile diyorum senn derdin bisey vericm bisey soyliycem mi ya atesim var diyorm kafayi yiycem canimin derdindeyim ya dusuncesizligin bu kadari yani

ben: tamam . ben düşüncesizlik yapmak istemedim şuanki durumundan dolayı sen yanlış anladın sanırım beni sen ne zaman kendini iyi hissedersen o zaman görüşürüz. tekrardan geçmiş olsun

kız: ıyi olursam gelcm zaten knusuruz

Haşmet ilk 11de değilsin kardeşim anla artık yazmış bir suser.Haşmet bu atılganlıkla yedek klübesinden de atılacak (ki kötü bir şey değil).

Yörüngedeki tek Haşmetsat değil.

Twitter’da ise Bihter Eyşan Durulay, yörüngedeki uydularını sergilediği bir tweeter paylaşmış.

Flört – 1 ve Flört -2 adını verdiği uyduları, isimlerinden de anlaşılacağı gibi Haşmetsat gibi High Eart Orbitte değil daha yakındaki Low Earth Orbitte dönmekteler. Bu yörüngedeki uydular, esas oğlan kötü çocukluk yaparsa bir omuzda ağlamalık ya da ertesi sabah unutulacak bir sarhoş öpücüklük yakınlıktadırlar.

Heveslenmesinler, low earth de olsa uydu uydudur.

 

En yaygın 5 sinsi cazibe katili

Bir erkeğin yürüdüğü ya da beraber olduğu bir kadının gözünde tüm cazibesini öldürebilecek, erkeği en kısa sürede “ya Mahmutcan çok iyi çocuk ama …” statüsüne ışınlanacak bir sürü şey var. Bunlardan bazıları hemen göze çarpmayan, aslında iyiymiş gibi görülen ve algılanan sinsi katiller. Aşağıdaki beşi en yaygın ve garantilileri. Israrla uzak durunuz.

1 – Tam Açıklık

Özellikle ilk buluşmalarda ama genel olarak ilk aylarda asla kendi hayat hikayenizi, karakterinizi, değerlerinizi vs. kıza fazlaca açmayın, kadının erkeğe arzu duymasına neden olan biyo-kimyasalları tetikleyen mistik atmosferi ortadan kaldırmayın. Kadının erkek ile ilgili kafasındaki imgenin asıl seksi kısmı, erkeğin hayatındaki bilinmezlikleri hayal gücü ile doldurmasıdır ve cinsel elektriğin asıl kaynağı bu hayalgücüdür.

Ortalama iyi çocuk, bu hatayı daha kızla karşılaştığı ilk 15 dakikada yapar ve daha sonra da neden kızın “bitse de gitsek” diye kendisinden kurtulmaya çalıştığına şaşırır.

Aşinalık baştan çıkarıcılığı öldürür. Oyunu, arzuyu ve lipidoyu bilinirlikten daha hızlı öldüren başka birşey bulmak zordur. Kadınlar ne kadar “birbirimizi tanıyalım” oyunu oynasalar da, karşılarındaki erkekle sekse giden yolda asıl ihtiyaç duydukları şey hayal güçlerinin kamçılanmasıdır.

Bir kadının hayal gücü, oyun cephaneliğinizdeki en önemli silahtır. Her teknik, her gündelik tepki, her jest, üstü kapalı söz ve sözel olmayan iletişim, kadının hayalgücünü uyarma temeline dayanır.

2 – Seni Seviyorum.

Daha yeni tanıştığınız bir kıza “seni seviyorum” demeyin. Burada daha yeni “3 ay” gibi bir süre, “dün” değil.

Bir kıza en az birkaç ay tanımadan “seni seviyorum” demek sizi hem muhtaç hem de aptal gösterir. Neden?

… sıkı durun …..

Kızı birkaç ay tanımadan “seni seviyorum” diyen erkek gerçekten aptal ve muhtaçtır da ondan. Bana “ama abi bildiğin gibi değil, aşk bu başka bir şey demetyin”. Daha yeni tanıdığınız birini sevemezsiniz. Bunu kıza söylediğinizde kız aslında sizin ona muhtaç olduğunuzu / olmaya başladığınızı çakacaktır. Bu da kontrol onda demektir. Dominantlığı çöpe atmanın daha hızlı yolu yoktur. “Seni seviyorum” diyerek tüm kartları kıza verirsiniz.

Bu aynı zamanda sizin lehinize olan pozitif cinsel elektriği de öldürür. Kendi cinsel çekiciliğine güvenen bir erkek, en az birkaç ay geçmeden bir kıza asla seni seviyorum demez. Ve bu süre sonunda da bu sözleri sadece kendi değerini ispatlamış bir kadına söyler. Ve eğer söyleyecek bile olsa, şu kuralı bozmaz:

Buyruk 1 – Asla seni seviyorum diyen ilk sen olma

Kadınlar bir erkeğin kalbini kazanmak için engeller aşmaları gerektiğini hissetmek isterler. Başka kadınların ilgisi için rekabet ettiği bir erkeğin ilgisini kazanmak için çabalamayı çok arzularlar ve sonunda onun kararsızlığını aşıp tek eşli bağlılığını kazanmayı. Duygusal dünyasını kadının ayaklarına kolayca seren bir erkek, kadının erkeğin aşkını kazanma zevkini gaspeder. Ona aşıksanız bile, o size seni seviyorum demeden, siz ona seni seviyorum demeyin. Onun yin tatminine doğru savaşma ihtiyacı için kendinizi tutkuyla dizginleyin. İlk adımı onun atması için onu esinlendirin, bu iyiliğinizin karşılığını size bin katıyla verecektir.

The Sixteen Commandments of Poon, Amcığın 16 Buyruğu

Not : Bu dediğimizi, kıza hiç seni seviyorum demeyin olarak anlayacak arkadaşlara diyeceğim tek şey şu ki ben o düşüklükte IQ ile bilgisayar kullanılamaz sanıyordum.

3 – Çok güzelsin.

Daha yeni tanıştığınız kıza “çok güzelsin” ya da bu anlama gelecek birşey söylemeyin. Bazı erkekler toptan iltifat yerine, kaşına ve gözüne iltifat etmeyi zararsız sanarlar ama aynı şey.

Birçok erkek, güzel bir kıza yürüdüğünde onun ne kadar güzel olduğunu belirtecek birşeyler söyler. Ya da diğer zilyon tane şekilde yalakalık yapar.

Yalakalık yapmak sizin oyundaki en büyük düşmanınızdır. Yalakalık sizi, cinsellik için yalakalık yapmak zorunda olan aşağı biri gibi gösterir. Aynı zamanda erkeklerin yüzde 99u şu ya da bu şekilde güzel kızlara yalakalık yaptığından, sizin iltifatınızı siz ne kadar yalakalık saymasanız da, kadın tarafından yalakalık olarak algılanır.

Buyruk 2 – Onun güzelliğini görmezden gel

Güzel bir kadını düşünürken beyninin ödül merkezini kontrol altına alabilen erkek, kadınlarla olan etkileşimini inanılmaz bir şekilde dönüştürebilir. Böyle yapabilirse, heyecanı ve endişesi kaybolur ve arzularının nesnesi ile daha samimi ve içten bir etkileşime girebilir. Büyük çapkınların idare edebileceklerinden çok fazla aşka boğulmalarının sebeplerinden biri budur – bir sürü güzel kadınla bir sürü pozitif deneyimden sonra güzellik önünde ortaya çıkan saygı ile karışık korkuları kaybolur, ve bununla beraber güzellik karşısındaki güçsüzlük de ortadan kalkar. Hoşunuza giden kızları tanımlamak için “güzel”, “tatlı”, “bomba”, “afet” gibi kelimeleri tamamen lugatınızdan çıkarmak size çok doğru bir zihinsel çerçeve kazandırır. Bunun yerine kendinize “bu kız ilginç” ya da “bu kız tanımaya değebilir” gibi şeyler söyleyin. Bir kadına asla güzelliği konusunda iltifat etmeyin, özellikle de henüz sikmediğiniz hatunlara. Beyninizin onları “gökten düşmüş meleğe” ya da “nadide bir kar tanesine” dönüştürmeye çalışan kısmının fişini çekin. Bu tür bir Zen Nirvanası seviyesine ulaşmak için yapabileceğiniz ileri eğitim tekniklerinden biri de yatabileceğiniz kadar güzel kadınla yatmanız (gerilemek istemiyorsanız çok fazla çirkin kadınla yatmayın). Kısa zamanda bir Jedi aşığa dönüşeceksiniz.

The Sixteen Commandments of Poon, Amcığın 16 Buyruğu

4 – Büyülenmek

Diyelim ki bir bardasınız ve bir kadının yanına oturmaya karar verdiniz. İlkin onun onayını arıyormuş gibi algılanacak hareketlerden kaçının. Mesela vücudunuz ona dönük olmasın ve sadece arada ona bakmak için başınızı çevirerek konuşun. Kadın ilgi gösterene kadar vücudunuzu ona dönmeyin.

Kısacası bir kadınla beraber iken, özellikle de güzel bir kadın ile beraber iken, ONA ONUN BÜYÜSÜ ALTINA GİRMEDİĞİNİZİ GÖSTERİN.

Bunu yapmanın en yaygın yolları kızla konuşurken fazla gülümsememek, kız sizinle konuşuyor diye heyecanlanmamak, ona fazla odaklanmış bir dikkat vermemek, onu oyuncu bir şekilde alaya almak ve kıza sizin standartlarınızı geçmesi gerektiğini hissettirmektir. Bunlar sadece onun iç direncini kırmakla kalmaz, sizi BAŞKA KADINLAR TARAFINDAN YÜKSEK TALEP GÖREN bir erkek gibi de gösterir. Unutmayın, kadınlar sürü psikolojisine yatkındır ve başka kadınların çekici buldukları erkekleri ister istemez çekici bulmaya meyillidirler.

5 – Uslu ve söz dinleyen erkek

Genel olarak kadına yalakalık yapmadığınız zaman ona sizin kadar onun da sizin için çabalaması gerektiğini gösterirsiniz. İlk yaklaşmayı siz yapmış olsanız bile. Ve onunla aranızda birşey gelişmesi için önünde diz çökmeyeceğiniz mesajını da verirsiniz.

Unutmayın, kadınlar sizin kankanız değiller. Kankanız ile beraberken çok birşey ispat etmek zorunda değilsiniz. Erkek Adam olduğunuzu sürekli göstermek zorunda değilsiniz (fakat kankanızla bile itilip kakılmaya gelmeyecek biri olduğunuz göstermeniz lazım).

Kadınlar KENDİLERİNİN ÖNÜNDE DİZ ÇÖKMEYECEK, HİÇBİR ŞEYE İHTİYACI OLMAYAN VE BİRŞEY İÇİN YALVARMAYAN ERKEKLERİ arzularlar.

Kadınlar, bir erkeğe olan duygularının ŞEHVET olduğunu hissetmek isterler. Duygularının “ona bunu borçluyum” dan kaynaklanmasını istemezler. Bu oldukça zayıf ve hastalıklı birşeydir. ŞEHVET ise karşı konulmaz bir kaynaktır.

Kızlara yürümek, kadınların MASKÜLEN ERKEKLERİ şiddetle arzuladıklarını anladıktan sonra oldukça kolay bir hareket haline gelir. Kadınlar efemine ve yalaka iyi çocukları değil, Erkek Adamları çekici bulurlar!

Eğer Erkek olmanın zevkine ve ayrıcalığına varmak istiyorsanız bunu asla unutmayın. İNSİYATİFİ ELİNİZE ALIN VE KADINLARIN NE DEDİĞİNE ALDIRMAYIN.

KADINLAR SADECE SÖZLERİNİ GEÇİREMEDİKLERİ ERKEKLERİ SEVERLER!

İyi çocuklar kadınların her dediğini dinleyip, her istediklerini yaptıkları için kaybederler. Bunu yapma sebepleri “iyi” olmaları değil, “zayıf” olmalarıdır. Ve “iyi” maskeleri, kadınların milyonlarca yılda evrilmiş “zayıf erkek belirleme” içgüdülerini kandıramaz.

Bir kadın size ayı, serseri, vs. gibi kötü çocuk olduğunuzu ima eden birşey söylüyorsa derin bir nefes alın ve hafifçe sırıtarak “iltifatın için teşekkürler” deyin. Ona onun sizin hakkınızda ne düşündüğünüzü zerre kadar takmadığınızı gösterin.

Dark Side’a Geçmek

Hatunların efendi erkek yerine piç tercihi çok tartışılan bir konu. Kadınlar her ne kadar kabul etmeseler de güdüsel olarak piç erkeği arzularken, gelecek kaygıları, hayatı kaçırma korkuları, ailevi değerleri, onların efendi erkeği (beta diyebiliriz) kafalayıp stabil bir ortamda çocuk büyütmek istemelerine yol açıyor. Günümüzde çoğu kadın 30 yaşına kadar her türlü cinsel deneyimi yaşayıp hoyratça bir yaşam sürdürdükten sonra biyolojik zamanın hızla tükenmesi tehdidi baş gösterdiğinde, denize düşen yılana sarılır hesabı, 20’li yaşlardayken alay edip küçümsediği betalara kapağı atmaya çalışıyor. Amaç tabii ki ATM koca edinmek, evliliğin prestiji ve aidiyetin dayanılmaz hafifliğine sahip olmak. Zaten beta boylar da bu evlilik işine dünden razı. Adamlar 30’lara kadar sevgili edinememişler. Doğru düzgün cinsel hayatları yok. Hatunların ya yedeğe attığı ya da numarasını verip aramadığı adamlar bunlar. Birçoğu, hatunların dark triad‘ın çekimine kapılmasına anlam veremiyor. Piç erkeklerin tipsiz ve çoğu zaman meteliksiz olmalarına rağmen onlara selam bile vermeyen kadınları kuzu gibi meletmelerinin sebebini anlamıyorlar. Umarım uzun bir süre de anlamazlar çünkü Red Pill karşıtı hareketlere baktığım zaman hep bu adamları görüyorum. Kendi kurtuluşunu reddeden, reçetesini çöpe atan adamları…

Bu adamları boşverip siz, kafası karışık erkeklere gelelim. Az çok kadınlar konusunda tecrübe yaşadınız. Hatalar yaptınız, bir şeyler eksikti ama ne olduğunu bulamadınız. Kafa yordunuz ve bu siteyi görüp geldiniz. Şimdi bunları okurken muhtemelen bana katılmayacaksınız. Belki de rahatsız olup siteden çıkacaksınız ama bunlar değişmeyen gerçekler olarak hep orada duracaklar.

Bir anda dark side’a geçmek olmaz. Zaten çoğunuz bunu ahlaki bulmayacaksınız ama bilmeniz gereken, dark side’a geçen bir erkeğin sizden bir adım önde olduğu. Bozuk saat günde 2 kez doğruyu gösterir hesabı, ilişkiler konusunda gerçekliği kanıtlanmış sözlerden birisi de şudur: Kadınlar, kendilerini üzen erkeklerle sevgili olup iyi erkeklerle arkadaş olurlar. Yani sen betaysan seninle dertleşecek, onu dinlediğin için sana minnettar olduğunu söyleyecek ama diğer yandan seni sevgilisi olarak görmeyecek. Sen onun için değerli olmayacaksın. Büyük ihtimalle senin gibi umut verip ilgisiyle beslendiği üç- beş kişiden birisin. Zaten Red Pill’in en temel argümanı, yüzleşmedir. Kendinle ve gerçeklerle yüzleşeceksin. Bu gerçekleri kabul edip değişeceksin. Bu değişim sözde ve görünüşte bir değişim olmayacak, içselleştireceksin.

Şimdi gelelim dark side’a. Kadınların piç erkekleri tercih etmelerinin çok basit bir sebebi var. Piç erkek her zaman özgüveni yüksek, otorite tanımayan, alaycı, kavgacı, umursamaz bir adam. Kısacası alfayla benzer özellikleri var ama çoğu, alfa değil. Efendi erkekse özgüvensiz, itaatkar, ürkek, tecrübesiz ve zayıf. Haliyle kadının hayatta kalma güdüsü her zaman piçten yana. Hipergami oyununu kazanan taraf piçler. Aslında bu serseri tayfa, mantıksız, öngörü kabiliyeti olmayan, gelecek vaadetmeyen tiplerden oluştuğu için bu adamlar da kaybetmeye mahkum. Sadece kısa süren bir saltanatları var. Dark side dediğimiz şey, piçlerin içinde bulunduğu bir ortam değil. Kısa bir süre ziyaret edip çıktığı bir ortam. Dark side, benmerkezci, otoriter, çerçevesi çelikten, kadınları sadece seks ve eğlence objesi olarak gören, sert mizaçlı, mantık yönü ağır basan, acıyı seven adamların mekanı. Bu adamlar, her kadının gölgesine sığınmak isteyeceği türden adamlar. Gizemliler ve kesinlikle kadınlar için aşırı tahrik ediciler. Bir grupta liderliği göğüslemeye pek yanaşmayan ama bunun üstesinden başarıyla gelebilecek yapıda adamlar. Alfa erkekleri bu kategoriye rahatlıkla koyabiliriz. Kesinlikle iradeleri sapasağlam. Hiçbir kadının eğemeyeceği türden…

İşte bu adamlardan biri olmak, Red Pilli özümseyip bunu dışarıya, bilhassa da kadınlara sızdırmamaktan geçiyor. Frame teorisine harfiyen uymak, sadece kendine değer vermek ve ikinci şahıslarla olan mesafeyi hep korumak, dominant olmak, yatakta sert olmak ve kadına kendini nimet gibi sunmaktan geçiyor. Tabi nimet gibi sunmak için önce nimet olmak lazım. Burada da irade, başarı, özgüven ve çaba konuşuyor.

Para – statü – görünüş

– sa beyler, siktim ortalığı. Nezaket paradoksu yazısındaki hatalı bir kısıma cevap vereceğim diye başladım bilmem kimin ebesine kadar uzadı konu. Okuyanlar para-statü-görünüş’ün KADINLARDA CİNSEL ÇEKİM UYANDIRMA İLE KESİNLİKLE BİR ÂLAKASI OLMADIĞINI FARK EDECEKLER

BÖLÜM 1

“sonsuzluk ve bir gun”, şöyle demişsin:

– “eğer yürümek istediğin hatunun senle birlikte olma ihtimali düşükse o hatunla hiç vakit kaybetme. Bu ihtimali nereden anlayacaksın? Çok basit, bir hatundan görünüş, para ve statü bakımından aşağıdaysan o hatun seni çekici bulmayacak ve seninle birlikte olmak istemeyecektir. Bunu, hatunun sana olan tavrından, hareketlerinden rahatlıkla anlayabilirsin.”

BU KISIM YANLIŞ. Madde madde ele alayım:

1-) “eğer yürümek istediğin hatunun senle birlikte olma ihtimali düşükse o hatunla hiç vakit kaybetme. Bu ihtimali nereden anlayacaksın?”

Bir hatunun senle yatma ihtimalinin düşük olması SENİ İLGİLENDİRMEMELİ, BUNU HESAPLAMAYA ÇALIŞMAMALISIN.

– “Tomassi’nin 8 Numaralı Demirden Kanunu

Bir kadının seninle niye yatmayacağını anlamasını HER ZAMAN kadına bırak, asla bunu onun için yapma.”

Seninle neden yatmaması gerektiğini ANLAMAYA ÇALIŞIRSAN, kızla aynı tarafta kendine karşı savaşırsın. Çünkü o kız da neden senle yatıp/yatmaması gerektiğini aklında hesap ediyor ona yürüdüğün an da. Bunu senin yapmana gerek yok. Ayrıca yaparsan özgüvensiz davranmana yol açabilir, veya yatma ihtimalin olduğu hâlde KENDİ KENDİNE “bu benle yatmaz” diyerek kızı KENDİNE LAYIK görmeyebilirsin.. YANLIŞ.

Ayrıca bu düşünce oyunun en önemli kavramı olan İÇSEL OYUNA zarar verir.

Senin düşünce yapın, çerçeven; “BEN YETERLİYİM” çerçevesi olmak zorunda.

Nedir “ben yeterliyim çerçevesi?”

Post: Savaş Lordu Gibi Hatun Kaldırmak – İÇSEL OYUN

– Madde 13: “Ben Yeterliyim” Çerçevesi = 9 ve 10’luk hatunlara götüren altın anahtar.

İçsel oyunuzun temeli “ben yeterliyim” düşüncesi olmalıdır. Diğer bir deyişle, sırf erkek olduğunuzdan ötürü kadınlar için değerlisiniz. Her şey bu temel düşünce üzerine kuruludur. Bir kadının ilgisini çekmek için hiçbir şey “yapmak” zorunda değilsiniz. Zaten siz ondan daha rahat davrandığınız için kadın size ilgi duyar. Hiçbir şeyi değiştirmenize gerek yok. Şu andaki “oyununuzu” geliştirmenize gerek yok. Daha yakışıklı olmanıza gerek yok. Bunları onlar isterse ve size yardım ederlerse zaten YAPABİLİRSİNİZ. Ama yapmak zorunda değilsiniz. Zaten erkek olduğunuz için “yeterince iyi” bir adamsınız. Çünkü testosteronunuz ve bir sikiniz var. Kadınlar da buna değer veriyor.”

Düşünce yapısı bu olmak ZORUNDA. SEN SADECE ERKEK OLDUĞUN İÇİN DÜNYADAKİ BÜTÜN KADINLAR İLE YATABİLİRSİN. Çünkü seks için gereken şeyler: testosteron-sik ve östrojen vajina. Nike ayakkabı-Lacoste T-shirt falan değil. Ve Bunlar birbirini mıknatıs gibi çekiyor ve bunlar seks yapmak için yeterli, ikinizde de var. O hâlde istediğin bütün kadınlara yürüyebilirsin.

İşte böyle düşünerek kıza yaklaşmak gerekiyor. Yatmak istediğin bir hatuna yaklaşırken onun dış görünüşüne bakıp güzelliğini düşünürsen, ayakkabı markasına bakıp statüsünü-parasını düşünürsen ve BUNLARI KENDİNİNKİLER ile kıyaslayıp ona göre o hatunla yatıp-yatmama ihtimalini düşünüp-hesaplamaya çalışırsan içsel oyunun “şu açılardan yetersizim, o yüzden bu hatun beni çekici bulmaz. Zaman kaybetmeyeyim en iyisi ben, gidip benden daha fakir,daha çirkin kızlara yürüyeyim” gibi sağlıksız bir hâl alır. Bu sağlıksız hâl SENİN özgüvensiz-korkak-kaybetmeye meyilli bir şekilde kıza yaklaşmana ve neredeyse kıza seni reddettiği için HAK VERMENE, ezik psikolojisi yaşamana sebep olur.

Senin düşünce yapın= BEN O KADINI Arzuluyorum, o kadınla birlikte olmak için gereken şeylere ise (testosteron+sik) SAHİBİM. Erkek olmamdan ötürü yeterliyim. Benden erkek olduğum için etkileniyor.

Düşünce yapısı bu olmayan erkek ÖZGÜVENLİ falan DAVRANAMAZ. Sürekli bir dış faktöre “yeterli” olmanı bağlarsan, asla TAM YETERLİ hissedemezsin. İÇSEL OYUN HER ŞEYDİR. “Savaş başlamadan önce içeride kaybedilip kazanılır.”

Abi şu Savaş Lordu Gibi hatun kaldırmak yazısını yazan herifin daha ÇOK yazısını çevirin lütfen. İbnenin dediği her harf altın kural diye yazılır buraya. O yazıyı okumayan ben “kız tavlamayı biliyorum” demesin bana amına koyim.

Her neyse, yüksek ihtimalle Mahmut Abi’nin falan bu dediğine karşı bir şey yazacağını tahmin etmiştim ki, “de bruyne” güzel bir yorum atmış, Mahmut Abi’de katılmış, ve sonra sonsuza kadar mutlu… Pardon. De bruyne demiş ki:

– “yanlış. sen oyununu oynarsın,o seninle yatacak mı yatmayacak mı karar verir. söylediğine kalsa 9’luk hatunlar 9’luk berkecanlarla takılırlardı. daha aşağısına bakmazlardı. bunun dışında iyi bir yazı,teşekkürler.”

Kesinlikle, SEN HER ZAMAN OYUNUNA ODAKLANMALISIN. “Beni neden kabül etmez bir düşüneyim?” şeklinde ki boş sorulara değil. Bunları “zaman kaybetmemek” için düşünmene gerek yok. Kız fiziksel anlamda sana karşılık vermiyorsa, kendi çerçevesini dayatmaya çalışıyorsa zaten etkilenmemiştir. Olup olmadığını karşıdan “aldığımız ÇIKARA” bakarak yorumlamalıyız. Muhabbet sizi sarıyor, eğleniyorsanız bu bir ÇIKAR. Meriç konuşunca genelde kız tarafı eğlenir. Fiziksel temas varsa on numara çıkar..

Neyse ikinci maddeyle devam edelim.

2- “bir hatundan görünüş, para ve statü bakımından aşağıdaysan o hatun seni çekici bulmayacak ve seninle birlikte olmak istemeyecektir. Bunu, hatunun sana olan tavrından, hareketlerinden rahatlıkla anlayabilirsin.” (????)

Hocam kusura bakma ama burada AĞIR SAÇMALAMIŞSIN. Kadını etkileyen asıl şeyin para-statü-tip’den çok maskulin beden dili, duygusal güç, çerçevenizin sağlam olması, testlerini geçebilmemiz olduğunu BU KADAR VURGULAYARAK anlatan bu site de sen tutup “para-statü-görünüş” bakımından senden aşağıdaysa; “seni çekici bulmayacak” demişsin.

Tivıtırına da göz attım, MGTOW reetwetleri falan yapmışsın. Muhtemelen o yöne biraz kaymış bi erkeksin.

Çünkü özellikle şu MGTOW kanserleri kadınlarla olan ilişkiyi sadece MADDESEL ÇIKARLARA dayandırıyor, ÇEKİMİN ASIL NEYİ OLUŞTURDUĞUNU BİLMEDİĞİ İÇİN; Bunu paraya-statüye bağlıyor ve kadınları duygusuz,seksten keyif almayan,seks yapmak istemeyen; AMCIĞINI SADECE iyi imkânlara erişim amaçlı kullanan ŞEYTAN ORDUSU GİBİ YORUMLUYOR.

Senin yazdığın üzere sana göre ÇEKİCİLİĞİN KARŞITI ŞUNLAR:

1) para
2) statü
3) görünüş

Kadından bu konularda altta isek bize arzu duymayacağını, bize çekim hissetmeyeceğini söylemişsin. Altta vereceğim yazıları acilen gözden geçirmen gerekiyor. Yazar olup sitede makale yayınlıyorsun fakat yayınladığın makale, sitede diğer yayınlanan eski makaleler ile ÇELİŞİYOR. Hangi makaleler mi?

1- Arzunun Dinamiği
2- Kızların Zengin Erkek Tercihi

Şuan aklıma bu ikisi geldi, özellikle ikinci makale olan “kızların zengin erkek tercihi” MAHMUT ABİ TEK KELİMEYLE KUSURSUZ yazmış diyebilirim. Yalan-yalakalık yok. Harbiden ÇOK SAĞLAM yazmış. Para konusunun kadınlarla ilişkileri nasıl etkilediğini ordan gayet iyi öğrenebilir herkes. Seninde göz atman gerekiyor.

(BÖLÜM 2 ALTTA, CİNSEL ÇEKİM VE KAYNAKLARI İŞLENİYOR)

Konuk Yazar : Neym