O İstediğini alacak! Bunu Kabul Et ve Umursamayı Bırak

Etrafta birçok eleman 27 yaşındaki atlı karıncaya biner gibi takılan hatunun 30 yaşına gelip duvara çarparak yaşayacağı duvar sendromunu ve geçmişi ile ilgili yaşayacağı pişmanlığı düşünüp mutlu oluyor. Ancak siz eşitlikçi karma (ÇN:Karmic Fairness) kafasında düşünen bazı kötü haberlerim var.

Hiç de öyle olmayacak. Hepsi birer betaya kapak atacak!

Hani şu partide 3 elemana birden vurduran hatun vardı ya? 30 yaşına geldiğinde kendine bakir bir beta sağlayıcı bulup kendine 30 bin liralık çiçek ve büyük bir düğün yaptırıp, eşiyle ayda yılda bir seks yapıp, alfa s*ki aramaya devam edecek ve ondan hamile kalacak sonra da boşanıp betaya nafakayı geçirecek.

Adamın suratında şişe patlatan kızı hatırladın mı? Eleman karşılık verdiği an beyaz şövalyeler tarafından linç edilecek.

Okulda güzel bir hatun vardı hani? Betalar manyak gibi ödevlerine yardım etti. Şimdi feminist önceliği tanınmış bir şekilde İntel’de çalışıyor. Çünkü kadınlar daha fazla iş hayatında yer almalı.

Uzun lafın kısası senin o kızın başına gelecekleri bilmen ve bunan sinir olman diğer 1000 tane aç betanın hatunun hizmetinde olmadığı anlamına gelmiyor.

O yüzden hayatına devam et. Onun ikinci X kromozomu ona birçok avantaj sağlayacak. Bunu düşünmeyi bırakmalısın. Nasıl doğacağımızı seçme şansımız yok maalesef.

O yüzden hayatına devam et. Onun ikinci X kromozomu ona birçok avantaj sağlayacak. Bunu düşünmeyi bırakmalısın. Nasıl doğacağımızı seçme şansımız yok maalesef.

Afrika’da aç bir çocuk olarak dünyaya gelebilirdik.

Bir çocuk asker olabilirdin.

Kuzey Kore’de doğmuş olabilirdin.

Prenses Diana’nın en büyük oğlu olabilirdin.

Evet yeryüzü acımasız ama buradan bakınca hiçbirimiz fena şartlarda yaşamıyoruz. Hatta gayet iyi durumdayız. Doğum haklarımız üzerinde değil de kendi hayatımız üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu anlamalıyız bence.

Senden üstte ve altta olan insanlar var. Bu sadece kadınlar erkekler arasında değil, bütün sosyal sınıflar arasında olan bir şey.

Bırak sinirin itici gücün olsun. Onu nasıl kullanacağını öğren ve yoluna daha anlamlı şekilde devam et.

Bazı insanların daha az emekle hep daha fazla kazanacağını ne kadar erken kabul edersen o kadar hızlı yakınmayı bırakıp kendini geliştirmeye başlarsın.

Çünkü yakınmak feministlerin işi.

Sinirden çıldırmak sana yardım etmeyecek. Sadece olaylara daha fazla acı bir şekilde bakmanı sağlayacak ve seni en hızlı tüketecek şeylerden birisi de budur.

Çeviri: She’s Going To Get Away With Whatever She Wants. Accept It. Stop Caring.

Çeviren : Jagdpanzer

Tek taş pırlanta yüzük neden alınmaz?

Bugün zorla da olsa ödeyebilene sanki zorunlulukmuş gibi algılanan tek taş pırlanta yüzük, feminen öncelikli propogandanın beyin yıkama kabiliyetine en güzel örneklerden biri. Bu “adet”, elmas üreticisi De Beers’in 1938 yılında elmas fiyatlarını şişirmek ve yeni pazar açmak için yaptığı bir reklam kampanyasından geliyor, öyle romantik bir geçmişi yok (nişan yüzüğünden bahsetmiyorum, sorsan “başlık parası mı ne kadar çağdışı” diyen modern kadının başlık parası olan tek taş pırlanta yüzük adetinden bahsediyorum).

Bugün beyaz yakalı bir erkeğin 3 maaşını bu saçmalığa gömmesi bekleniyor. Gömmeyin. Bu yaşıma kadar gelmiş ve evlenip boşanmış biri olarak övündüğüm şeylerden biridir, gücüm yetse de “bana kimse o taşa o kadar para verdiremez” deyip bunun arkasında durmuş olmam. Almadım, almayın, aldırmayın.

Her neyse, yazıyı yazma sebebim, aşağıdaki tek taş yüzük reklamı (alt yazıyı açın). JamesAllen.com firmasının “How Do You Know If A Girl Loves Her Diamond Ring” adlı reklam filmi (“bir kızın tek taş pırlanta yüzüğünü sevdiğini nereden anlarsınız”).  Rollo Tomassi’nin sıklıkla bahsettiği ve son zamanlarda utanmazca ortaya sürülen açık hipergaminin (göstere göstere alfa siker beta öder) iyi bir örneği.

 

Hatunun kucağında bir gece hopladığı Jose de beğenmiş! Ne kadar romantik değil mi? Yüzüğü veren sünepenin diz çökerek attığı bekleyen beta (ya da yavru köpek) bakışına, hatunun eski erkek arkadaşı ve Jose’nin resmedildiği zengin alfa – fakir ama piç alfa tiplerine dikkat.

Günümüzde reklamcılar alıcısı aslında erkekler olan bir ürünü satarken bile erkekleri aşağılayıp dalga geçmekten gocunmuyor.

Kadına tek taş alan bizden değildir.

Kadına diz çökerek evlenme teklif eden bizden değildir.

Tek taş kollektif yapılan shit testlere iyi bir örnek. Diz çökerek evlilik teklif etmek de.

Zamanın Kutsallığı

Hak ettiğiniz şey bu. Bugün daha iyi olabilirdiniz ama onun yerine siz yarını seçtiniz.

Marcus Aurelius

1- Zamanın Felsefesi

Başarma azmi olan bir adam, hayatta çok farklı bakış açılarının olduğunu ve zamanın yeterli olmayacak kadar kısa olduğunu bilir. Başarı için yaşayan bir adam, bunun sürekli böyle olması gerektiğini, üretkenlikteki eksikliklerin kişinin kendisinden nefret etmesine yol açtığını bilir. Zamana saygı duyan bir adam, onu harcadığında kendine saygısını yitirir. Bu, onun üretkenliğine sıkı sıkıya bağlı kalma sebebidir.

Eğer başarı azmi olan bir adam üretkense mutludur. Eğer mutlu değilse üretken değildir. Bu, Başarmak istemekten ziyade başarılması gereken bir şeydir. Böyle bir adamın başka seçeneği yoktur. Elbette eğer mutluluğu üretkenliğine bağlı değilse hayatının böyle olması tek çıkar yoldur. Hayatı böyle olmasaydı, yaşanmaya değer olmazdı. Zamanı sırf eğlence için harcayan bir adam, taktir edilmez. Başarma azmi olmayan bir adam cehaletin yolunda kaybolmuştur. Eğer başarı hırsı olmayan bir adam üretken benliğinin yaşamına bakabilseydi önünde duran şeyin bir saçmalık olduğuna inanırdı. Cehalet tarafından harcanmış, yücelik ve üretkenlik arasındaki ilişkiyi takdir etmekten uzak olan sıradan bir adam, hayallerini gerçekleştirmeyi bırakın, hayal bile kuramaz.

Şimdiki ya da gelecekteki başarılarının farkında olmaktan yoksun bir adam önceki benliğinin gölgesindedir. Başarı bağımlılık yaratır ve hırs önemlidir. Pes eden bir adam gerçek bir adam değildir, gerçek bir erkek gibi hissetmez ve kimse onu öyle görmez. Böyle bir adamdan beklenti fazladır ama böyle bir adamın başarısı yoktur.

Kendini gerçekleştirmiş bir adam olmak yalnızca başarılı olmak değildir. Böyle olmaya devam etmektir. Kendini gerçekleştirmek için emekliliğe gerek yoktur. Bir adamın işi ölene kadar sürer. Zaman kısıtlıdır, hırs açgözlüdür. Bu yüzden bir adam, değecek şeyle değmeyecek şeyi birbirinden ayırmalıdır. Sıkı kararlar verin ve geçmişe yönelik şeyleri umursamadan verdiğiniz kararları uygulayın.

Zamanı harcamak, parayı harcamak gibi insanın elinde olan bir şey değildir.. İnsan, zamanın farkında olamaz. Zaman tükenene kadar gidebilir. Zamanın insanların iradesinden bağımsız olduğunu bilen akıllı bir adam, bunu mümkün oldukça iyi kullanmaya çalışır. Bu üretkenlik takıntısı doğuştan gelir. Doğuştan gelen zaman miktarı sabit olmasına rağmen kalitenin öyle olmasına gerek yoktur.

Başarı hırsı olan adam, zamanın oldukça kısa olduğunun farkındadır. Hiçbir zaman yeteri kadar başarılı olamayacağını bilse bile aklı yettiğince bundan yararlanmaya çalışarak kendine ihanet etmekten kaçınır.

Eğer bir adam zamanını optimize edebilir ama rekabette bunu yapamazsa rekebeti kazanabilir. Eğer rekabet için eşit zaman varsa ama daha az zamanla daha fazlasını yapabiliyorsa rekebati yenebilir. Hepimize ayrılmış bir zaman vardır ama hepsi aynı kalitede değildir. Zamanın kalitesini belirleyen kişiyken, miktarını belirleyen fırsatlardır.

Zamanın kalitesini belirleyen 3 temel faktör vardır: Bakış açısı, enerji ve odaklanma. Enerjisi olmayan bir adam harekete geçemez, vizyonu olmayan bir adam çaba gösteremez, odaklanma gücü olmayan biri, gerçekleştiremez. Bu üç özellikte ustalaşan birinin zamanının kalitesi oldukça artar. Birinin eksikliğinde ise potansiyeli o kişiyi terk eder. Tek başına vizyon yeterli değildir ve bir adamın hayal etmesinin ama başarılı olamamasının sebebi budur.

Enerjiden yoksun olan vizyonla bir şey ortaya koyulamazken, odaklanma gücünden yoksun vizyon, uygulamaya dökülecek işin disiplinini içinde barındırmaz.

Başarısız bir adam bu üç özelliğe dikkat etmelidir ve zamanını ayırarak iç gözlem yapmalıdır. Karakterinde hangisinin eksik olduğunu tespit etmelidir ve fonksiyon bozukluğunu gidermek için plan yapıp harekete geçmelidir.

2- Dramadan Kaçınma

İnternet, bir insanın hayal ettiğinin ötesinde bilgiler barındırır ama bu, insanların sürekli şikayet ettikleri ve dikkat çekmeye çalıştıkları bir denizdir. Sıradan bir insanın öz disiplini, sıradan bir narsistin arzularından öndedir. Bu yüzden gerçekliğin ışığında bir insan, zamanını ayırdığı kişilere özen göstermelidir.

İnterneti etkili kullanmak disiplin gerektirir. İnternet bir dikkat ekonomisidir ve bu yüzden aşırı duygusal narsizm burada büyük iş yapar. Bu, sıradan insanlar için iyidir ama büyük olmak isteyen insanın böyle saçmalıklara ayıracak vakti yoktur.

Drama bir ilgi pornosudur ve çöp bilgidir. Fiziksel olarak bir erkeğin odaklanmasını engeller ve çöp yiyeceklerin insana zarar vermesi  gibi insanı zamanından eder. Drama yaratan tipler sizin daha iyi bir adam olmak için gösterdiğiniz çabayı önemsemezler. Sizi kendileri gibi yapmak için zamanınızı çalmaktan mutluluk duyarlar. Onlara izin vermeyin.

Bir adamın zamanı yalnızca onun için değerli değildir, ayrıca onun ilgisini tekeline almak için duygularını avlayanlar için de değerlidir. Zenginlik, dikkat çekme üzerine kuruludur ve bunu elde etmenin en kolay yolu dramadır. Her şey erkeğin zamanına mal olur ama her şey onun zamanına değer katmaz. Verimlilik, bunu uygulayan kişiyi geliştiren şeyler yaparak zamanın değerini arttırmakla ilgili ise drama, erkeğe hiçbir şey katmayan ve hiçbir ödeme yapmaksızın erkeğin mental durumunu bozmakla ilgilidir.

Drama, histeri yaratır ve histeri onu tüketen piyonların işine yaramaz, onu kontrol edenlerin işine yarar. Bu yüzden zamanı verimli kullanmak dramadan kaçınmayı gerektirse de büyük adamlar stratejik bir ortam yaratmak için dramayı kullanırlar fakat diğerlerinin ağına düşmezler.

3- Elitist Bir Baloncuk Yarat:

Bir erkeğin tükettiği bilgiyi filtrelemesi önemlidir çünkü bu bilgiyi sergiler hale gelir. Eğer bayağılık izlerse, okursa ve bunu tartışırsa bayağılığa yönelir. İzah edildiğinde bu açıkça görülebilir fakat pratikte böyle değildir.

Bir erkek yalnızca dramadan uzak durmamalıdır aynı zamanda bayağı şeylerden de uzak durmalıdır. Sıradan insanlar pisliktir çünkü sıradan olan bayağıdır. Ne büyük bir adam olmaya ne de vizyon sahibi olmaya hevesleri vardır. Bu yüzden basit bir adamın içinde bunlara sahip olmaya yönelik en ufak bir umut yoktur.

Sıradan insanlar hayatlarında bir yerlere gelemezler. Bu yüzden kendilerini meşgul tutmak için önemsiz şeylere tapınırlar. Bir adam, yaşamı inşa etmediğinde diğerlerinin ona kıyasla nasıl inşa ettiği konusunda yorum yapmakla meşguldürler. Bu, üretici ile tüketici mentalitesini kazanan ile kaybedenden ayıran bir manifestodur. Bunlar, kaçınmanız gereken insanlardır.

4- Angaryayı Sev:

Başarısız bir adam, enerjisini kullanarak kendini geliştirmek yerine sürekli bir şeylerin ne kadar zor olduğundan şikayet eder. Burada esas mesele, ezilmekten keyif almaktır. Eğer bir adam bir şeyleri verimli yapabiliyorsa, bunu iş yapıyormuş gibi hissetmez ve buna iş olarak bakan birine göre daha başarılı olur. Bir erkek her zaman bir şeyleri daha iyi yapmaya çalışmalıdır. Böylece daha iyi olmak için gereken çaba ona normal gelmeye başlayacaktır.

Bir erkeğin amacı, mental olarak istediği ama ulaşmayı hayal bile edemeyeceği yere ulaşmak olmalıdır. Bu durum oyundan kaçanlara aykırıdır çünkü onlar bundan korkarlar. Bu yüzden vasat pop kültürün, eğlencenin, okumanın, ağırlık kaldırmanın, çevre oluşturmanın peşinden giderler.

Duygular, bir insanın mantığının ne kadar zayıf veya güçlü olduğuna bakılmaksızın ne yaptığını belirler. Bir işe yönelik olumsuz algı, o işin zor olup olmadığını bakılmaksızın o işi zorlaştırır. Eğer bir adam yücelik arıyorsa zor işler için pozitif algılar yaratmalıdır.

Bir adam ancak zoru takip edip mücadele etmenin acısını dindirebilirse kendine iyi bir hayat kurabilir. Pişmanlık için vakit kaybetmemelidir. Her ne kadar kimse zaman harcamak için can atmasa da böyle yapılmaması gerektiği unutulmamalıdır. Yani, birini geçmişteki ciddiyetsizlikleri için cezalandırmak bugünün ciddiyetsizliğidir.

Kaynak:  The Sanctity of Time

Hemen şimdi değişmek …

Yeni bir alışkanlığı veya perspektifi edinmeye çalışan insanlarla ilgili en hayran verici (!) şeylerden biri de olayın bokunu çıkarmaları, aşırıya kaçmalarıdır.

Daha önce hiç ağırlık kaldırmamış bir erkek, hızlıca sonuç almak için haftada 6 gün, günde 2 saat ağırlık çalışmaya kalkar ve sonunda bir tarafını incitir. Oysa yavaş yavaş arttırarak başlamanız ve sabırlı olmanız lazım.

Daha önce aşırı şeker bağımlılığı olan ve fast food ağırlıklı beslenen adam, birden bire hergün su, tavuk ve haşlanmış brokoli yemeye kalkar.

Bu aşırılık, yapmak istediğiniz şeyi başaramamanızı garantiler.

 

Değişimin kalıcı hale gelme şansına sahip olması için, hayatınızı yavaş yavaş ilave edilmesi gereklidir. Bunu yapsanız bile çeşitli nedenlerle ayağınız kayacak ve eski alışkanlıklarınıza döneceksiniz.

Hayatın akışına dalarsınız, kötü bir gün geçirirsiniz, biri sizi yanlış yönlendirir, vs … Kimse mükemmel değildir.

Uzun vadede bir şeye 100% uyum imkansızdır. Bir şeye 90% uygun davranmak kısa vadede oldukça yönetilebilirdir ama uzun vadede mümkün değildir. Uzun vadede bir şeye 80% uyumluluk yönetilebilir ve gerçekçidir.

Peki insanlar neden bu tür aşırılıklara kaçarlar?

Nedeni basit : zira HEMEN ŞİMDİ ÇOK BÜYÜK SONUÇLAR istiyorlar! Ama yılların ihmal edilmişliğini 2 – 3 hafta abanarak telafi edemezsiniz.

İyi haber şu ki çoğumuzun aslında öyle bir acelesi yoktur ve hergün azar azar yükselerek ilerlemek en büyük değişime neden olan yöntemdir.

Çeviri : Black Label Logic

20’lerindeki Erkekler: Güç Yolunda, İmparatorluğun 10 yılı

Gücü kovalamak, hiç bir istisna tanımayan, temel bir insan güdüsüdür. Her insan gücü ister, hepimiz rekabet içindeyiz, işbirlik içinde, planlayarak, tasarlayarak en büyük rekabete katılıyoruz – domine ederek,  genetik mirasını kim aktarma hakkını kazanacak oyununu oynayarak ve bunları yaparken eğlenerek hayatta kalmak.

Hepimiz başarıyı ararız, ancak başarı bir bedelle gelir – kişisel fedakarlıklar yapmak;  özdisiplin ister, lezzet ve motivasyon gerektirir, boyun eğmez bir bencillik ister. Keskin, güçlü bir zihin ister ama bunların yanında en şeytani şey, gücü diğerlerinden alırken bir şey hissetmemeni ister. Bir zamanlar bir hocanın anlattığı gibi – 30larını yarısında duvar sonrası KHlı bir hatundu – “bu hayatta herkes kazanamaz, eğer herkes kazansa idi sokakları kim temizlerdi?”

Ortada sınırlı miktarda güç vardır, güç görecelidir; gücün diğerlerinin sahip oldukları güce göre ölçülür. Eğer herkes neredeyse eşit derecede akıllı ve zengin olsaydı, senin aklın ve paran en uçta olsa bile farkedilmez olacaktı. Güç denge ile alakalıdır ve sonuç olarak “eğer boğayı boynuzlarından yakalayıp fırsatı değerlendirirsen, bu başkası için kaçmış olan bir fırsattır, eğer o kişi direkt sana meydan okumuyorsa.

Güç diğer herkesten daha iyi olmaktır ve gücü kovalamak bir erkeğin temelindedir, tamamen temelinde, eğer biri kendine saygı duymak veya diğerlerinin saygısını kazanmak istiyorsa, eğer lider, şöhretli, kayda değer, belki de efsanevi biri olmak istiyorsa gücü elinde bulundurmalıdır. Bir erkeğin yaşamı gücü elde etmek yolunda olmalıdır ve gücün eldesi sonrasında o gücü sürdürmek, savunmak yolunda ilerlemelidir.

Bazıları güç istemediklerini söylerler. Yalan söylüyorlar, ya sadece size ya da eğer bir yanılgıdalarsa hem kendilerine hem size. Herkes gücü ister. Kadınlar bile. Bir maskülen gücün boyundurluğuna girmekten hoşlansalar da, o gücü yönetmekten de hoşlanırlar. Kadınların gücü dolaylıdır, güçleri erkeğin gücünü kendi yararlarına kullanmaktan gelir.”power by proxy theory”, bunu gençliklerini kullanarak ve erkeklere vücutlarına erişme izni veren bir ticaret ile sağlarlar. Bunun feministlerin canını sıkmasının sebebi de feminen gücün kadının yaşı ile ters orantılı olması, kadınlar her zaman başkalarının gücünü kullanırlar, kendilerininkini değil. Ancak konuyu saptırıyorum, bu başka bir makalenin konusu olmalı.

20’lerinin başlarında gençliklerini uygun bir talibi (tercihen 20’lerinin sonunda ya da 30’larının ortalarında başarılı bir erkek)  kapamak için kullanması gereken kadınların aksine genç bir erkek 20’lerini sosyal pazardaki pozisyonunu artırmak için ne gerekiyorsa onu yapmak için uğraşmalı. Tabi sadece birileriyle yatmak için değil, kendi kalıtsal potansiyelini tam olarak kullanıp şu anki kendinden çok daha iyi biri haline gelmek için. Ortalama, kendine güvensiz 20 yaşındaki halinin, kendine saygı duymak, üretken hissetmek ve bir erkek olma yoluna adım atmak için yapması gereken şeyleri yapmalısın.

Sizin tüm 20leriniz kendinizi gerçekleştirmekle, geliştirmekle, fırsatları kovalamakla, kendini zenginleştirmekle geçmeli. Sorumluluklardan, aile yaşamının yüklerinden uzak, kız arkadaş ya da eş gibi zincirleriniz olmadan seks için tabak çevirirken Allah korusun uzun süreli kız arkadaşınız olmadan geçmeli. Tabii ciddi bir güç istiyorsanız. Eğer halinizden memnunsanız, tebrik ederim. Kişisel hırslarınız gerçekleşmiş demektir. Ama bu yazı en tepede olmak isteyen, en büyük hıslara sahip, gücü avlamak isteyen erkekler için yazıldı.

Kadınlar size beklenti, drama ve lüzumsuz stres dışında bir şey getirmeyerek kendinizi geliştirmeniz yolunda size yük olacak, ket vuracak ve çabalarınızı boşa çıkaracak yüklerden başka bir şey değiller.  Neden henüz olmak istediğin erkek bile değilken kendine bir ilişkiyi sürdürebilecek sorumluluğu yükleyesin ki? Eğer 30’larındaysan ve aile kurmayı düşünüyorsan ve zaten bir erkek gibi 20’lerindeyken kazançlarla, ter ve tecrübe ile bir güç temeli kurmuşsan ve 30’ların eğlenceli geçiyorsa fena bir fikir değil -Anlamsız bir şekilde geçen ve değersiz bir ölümle sonuçlanacak bir başka dönem değilse eğer…  Basit bir yaşam, yerine getirilmemiş bir yaşamdır.

Gücü nasıl inşa edersin? Açık ve içselleşmiş bir kırmızı hap felsefesi ile başlayacağım ki yeterince güçlendirici, senin onları görmek istediğin gibi değil de oldukları gibi görmek günümüzün topluca kendini kandırma toplumunda çok değerli bir varlıktır.

Aşağıda yazacaklarım bir erkeğe gücünü sağlayacak temel köşe taşları.

 Oyun

Bu bir erkeğin en önemli kişisel gücüdür, sadece kadınlarla değil tüm insanlarla. Oyuna sosyal yetenekler de diyebiliriz. Oyunu oynamak ve çekimi oluşturmak sadece cinsel olarak algılanmamalı, insanların size değer vermesi ve sizi kabul etmesi tabirince düşünün. Bu sizin sosyal çevrenizi kurmanızı, diğer sosyal çevrelere erişiminizi, network yapmanızı ve mülakatlarda işi kapmanızı sağlar. Tamamen kişiliğinizi nasıl ekip biçtiğiniz ve bunun gerçek olması ile alakalı, kendinizi olduğunuz gibi sevmediğinizden rol yapma ihtiyacı duymamak değil, aksine kim olduğunuzu bilerek daha güçlü ve çekici olmak için geliştirdiğinizden kaynaklanır.

Oyun birinin ömrünün bir döneminde gelişir ve hiç bir zaman alakasız ve demode olmaz. Şimdi oyunu birbirleriyle ilintili bir kaç alt gruba ayıracağız.

-Makyavelizm- Eğer bir durumu kavrar ve bu durumda nasıl oynayacağınızı görürseniz galip çıkarsınız, neyin gerçek neyin olmadığını bilmek, insanların neyi neden yaptığını bilmek, bir başkasının oyununda bir piyon olarak ya da teatral bir budala şeklinde oynatıldığını görmek.

-İnce zeka- Shit testleri geçmenize olanak verecek yegane şey, hayatta bir yere gelmeniz için bir mihenk taşı. İnsanlar sizin değerinizi yüzeysel bir şekilde anlayabilmek için ilk tanıştıklarında size sürekli shit test yapacak. Cevap hızınız, iletişiminizdeki yaratıcılığınız ve başarılı bir şekilde bunu iletme tarzınız hep ince zekanızın elementleridir. Güçlü bir çerçeve için mihenk taşıdır ve genel olarak shit testleri aşmanız için gerekli bir stratejidir(onayla ve abart gibi). Eğer ince zekanızın kötü olduğunu düşünüyorsanız size bol bol stand-up izlemenizi öneriyorum. Güzel bir başlangıç noktasıdır. Ne demek, rica ederim.

-Cazibe- Basitçe narsisizm, özgüven, kendinden emin olma durumudur. Bu sinsice karşıdakine tek kelime etmeden yüksek değerli olduğunu empoze eder. Doğuştan üstün olduğu hissini yaratır ve bunun atıp tutmaktan daha çok gerçeğe dayanması tabi daha iyidir zira bunu gerçekleştirmek için çok çalışmışsınızdır ve bazı şeylerde iyisinizdir. Ancak kişisel gelişimlerinin başındaki elemanlara benimsetmek istediğim tek yanılgı: fake it until you make it! (yapana kadar yapıyormuş gibi yap!)

-Mizah- Güçlü bir çerçevenin bir başka mihenk taşı. Mizah genellikle negatif bir durumdan türer. Negatif enerjiyi pozitife çevirir ve karşıdakilere bu başarısızlıktan/ kötü durumdan etkilenmediğini empoze eder. Mizah kimin taş gibi sinirlere sahip kişiler olduğunu gösterir ve diğer erkeklere shit test uygulamak için kullanışlı bir erkek aracıdır. Soyut kelimelere bile aşırı duyarlı olan zayıf, sinik ve duygusal olarak zayıf erkekler, gerçek hayatın gerçek sorunları ile başa çıkamazlar. Eğer mizahınızın sınırları varsa onları aşın. Mizah gücün ve etkilemenin mihenk taşıdır ve cazibe ile ilintilidir. Mizah onayla ve abart ile bir çok yerde kullanılabilir. Örneğin: “Evet o kadar rahatsız edici ve kadınsıyım ki insanlar beni Justin Bieber mı Miley Cyrus mu diye çağırsak karar veremiyorlar. Ama bence Miley’in saçları Justin’e göre daha erkeksi umarım bana onun takma ismini koyarlar.”

Para:

İyi bir oyun size para kazanmanızda yardımcı olabilir. Bağlantılar oluşturmak ve kişisel favorilerini veya sırtını kaşıyanları işe alan ve onları terfi eden acımasız networklere girmek için de paraya ihtiyacınız var. Hepimizin güç arayan insanlar olmasından ötürü meritokrasinin de limitleri var. Hiyerarşinin bir noktasındaki her lider kendi tarafında birinin olmasını daha iyi eğitilmiş ancak birlikte çalışılması rahatsız edici birine ya da tehdit olarak görünen birine tercih eder(şu aşırı kalifiye olduğundan işten red almak buna bir örnektir.) Burayı ay sonunu getiremeyen, birikim yapmamış bir şekilde okurken meritokrasiyi ortaya koyarak savunabilirsiniz ya da bla bla, ama ruhsuz aptal bir denyonun şampanyayı diktikten sonra koca bir Moet şişesini bacaklarının arasından sallandırarak herkese sözsüz bir şekilde “Koca bir yarrağım var kızlar, baksanıza!”diye haykırdığını görür ve belki meritokrasi hakkında idealize ettiğiniz şeyin gerçek olmadığını anlarsınız.

Para, oyundan daha fazlasını gerektirir. Oyun tamamen sizin bilişsel bağlantılarınıza bakarken, para bunun yanında diğerlerinin yararlanabileceği ayrı bir yetenek gerektirir. Ekonominin ihtiyacı olduğu ve bu yüzden bize ödeme yapacağı bir şey gerektirir. Eğer üniversiteye gidecekseniz hiç para getirmeyecek veya para getirmesi için %50’den az şansınız varsa boşu boşuna gitmeyin. Tabi ben de felsefeyi bir başkası kadar seviyorum ve psikoloji de cool bir şey. Ama ömrünüzün sonuna kadar A-101’de çalışmak istemiyorsanız ve hayatta kalmaktan ziyade iyi bir rekabetçi olmak istiyorsanız iyi para kazandıran bir departmana girin ya da boşuna kasmayın. Eğer yaratıcı yazarlık üzerine lisansınızı yapıyorsanız ay sonunu getirebilmek için yaşayıp kredinizin sınırlarınca basit bir hayat yaşayabilirsiniz (*Amerikan üniversitelerinin yüksek eğitim ücretinin borçları içinde yaşayanlar hakkında konuşuyor). Çünkü ben bile yeterince yaratıcı yazılar yazabiliyorum ve bu boktan lisansta bir diplomam yok, çoğu diğer yazarın da olmadığı gibi.

Ekonomik yeteneklerin akademik olmak zorunda değil.  Eğer bunlar size uygun değil ve ellerinizi sanayide, inşaatta kirletemeyecek kadar narinseniz o zaman pişirmeyi öğrenin. Kesinlikle herkes yemek yapmayı öğrenebilir ve uzun ve zor uğraşlar sonucunda gelişse de imkanları sınırsız! İnsanlar her zaman yemeğe ihtiyaç duyar yani aşçılıkkaybolup gidecek bir sektör değil. Üstelik yeterince tutkulu olursanız ve bu sanata dönüşür. Elinizin uzandığınca iş saatini harcarsanız belki bir gün bir restoran açarsınız ya da belki bir kitap yazarsınız-Sadece siz kendinizi, aklınızı viyonunuzu ve inançlarınızı sınırlarsınız.- Uğraşmayarak gücünüzden feragat etmeyin. Para getiren bir disiplinde odağınız olsun ve ona sıkı tutunarak ilerleyin. Yoksa “yanında patates kızartması ister misiniz?” ya da “Başka bir içecek ister misiniz”den ileri gidemezsiniz. Bunun olmasına siz izin vermiş olursunuz.

İnsanı motive etmek için savuşturulan hakaretler bir yana, oyun para getirir ve para da daha iyi oyun. Gelişen oyun daha çok paraya ulaştırır ve bir pozitif feedback döngüsü kurarsınız.  Züğürtlük baskılayıcıdır, söylediğimin tam tersidir ve negatif feedback döngüsüyle sonuçlanır. Sizi müthiş olmanın ne anlama geldiğinden alıkoyar, fakirlik köleliğin sosyal olarak kabul edilen formudur. Sizi bu konumdan ileriye götürmeyecek bir maaş uğruna tüm zamanınızı vermenizi sağlar. Fakir insanların bir çoğu kendi konumlarını kabul ederler ve sefalet içinde ömürlerini harcarlar. Kendilerini bu süreçte porno ucuz oyunlar ve alkol ile uyuştururlar zira pes etmişlerdir. Onlardan olmayın, bir rekabetçi olun.

Daha çok para daha çok imkan, daha çok imkan daha çok gelişim demektir. Para varlıktaki en güçlü sezgisel olmayan nesnedir. Her insanın varlığını sürdürebilmesi için gerekli, gücün ondalık sisteme çevrilmiş bir ölçüsüdür. Para kazanın, tomar tomar kazanın. Felsefi olarak azıcık, gücün ölçüsü olarak herşeyi ifade eder. Hiç parası olmayanlar için azıcık herşey, çok parası olanlar için hiçbir şey ifade etmez.

Estetik/Güzellik:

Bu bir kadın için çok önemli ama sakın bir erkek olduğunuz için bunun alakasız bir konu olduğunu düşünmeyin, güzellik ayrıcalığı gerçek bir şeydir, güzel gözüken bireyler çirkinlere göre daha çok ikramiye alırlar. Çirkin bir orospu çocuğu olup uygun koşullarda yaşayabilirsiniz ya da tek gecelik ilişkilerde iyi olabilirsiniz ama şu an biz güç hakkında konuşuyoruz, sadece rastgele gecelerde lojistik uygunsa birileriyle yatıp kalkmayla değil. Güzel görünerek bir çok alanda yüksek bir değer sunarsınız.

Neden güç yolundaki bir mihenk taşını imkanımız varken görmezden gelelim ki? Hemen söyleyeyim, spor salonuna gidin, sadece fiziksel gücünüzü artırmanın yanında nasıl göründüğünüzü iyi bir noktaya getirir. Size bakabileceğiniz ve saygı duyacağınız bir vücut verir. Testosteronunuzu ve isteğinizi / itkinizi arttırır. Sizi güçlendikçe ve güçlendikçe mental olarak canlandırır.

Saçınızı ve sakallarınızı bakımlı tutun. Kötü tıraşlı biri çirkin biridir. Güzel giyinin, kötü giyinmiş biri resmen düşük sosyal statülüyüm, aptalım ve fakirim diye bağırır. İnsanlar yüzeysel özelliklerimizi sürekli yargılar yani üzerinde kontrol sahibi olduğunuz herşeyi düzelttiğinizden emin olun. Eğer tıfıl biriyseniz ya taşaklarınız küçüktür ya da  bir çeşit kronik bir bozukluğunuz vardır ve bununla yüzleşmek zorundasınız. Yaşam böyle, diğer yönlerinizle farkınızı koyun, böyle şeyler sizin mükemmeliyetçi ideallerinizi bloke edecek çünkü dezavantajları oldukça göze çarpıyor. Ama bu sizi doğru bir zihin yapınız varsa güçlü olmaktan alıkoyamayacak bu yüzden bunu bir bahane edinip pes etmeye kalkmayın. Eğer pes ederseniz güçsüz olmaktan zevk alın zira kimsenin sikinde değilsiniz.

Pratik yetenekler

Gençken daha hızlı öğrenirsiniz. Yaşlandıkça yeni yararlı şeyler öğrenme süreciniz yavaşlayacak ve zorlaşacak.(örneğin yabancı diller) Yani demektir ki bu hemen bunları aşın ve öğrenin. Öğrenmeyi, bir kadının biyolojik saatine göre yumurtalarının bitmesi gibi algılayın. Hemen yap! Koşullar en uygun zamanda iken yap! Neden uygun zamandayken yapabilirken hayatınızı gereksiz yere zorlaştırasınız ki?

Sosyal pazar değerinizi artıracak yeteneklerden bazılarını derledim.

-Bir disiplinde bir kavrayışınız olsun- Örneğin yemek yapmak, inşaat, tesisat, araba mekanizması vs.

-Dans etmek, insansı bir eşleşme çağrısı- Tarzınıza uyanlardan birini seçin.

-Bir kaç dil konuşmak- Zekayı, çok yönlülüğü gösterir. Normalde dil bariyeri yüzünden kapalı olacak sosyal çevreler açar. “İspanyol tayfam”,”Benim Araplar” falan filan. Cahil İngiliz kümesine karşın hayatınızı zenginleştirecek İngilizce bilmeyen bir sürü insan ve tabiki de koca bir okyanus dolusu amcık.

-Fiziksel gücünüzün uygulanması ve gösterilmesi- spor sanatları, fiziksel bir disiplin olmasına rağmen listelediğim diğer disiplinlerden psikolojik olarak ayrılır. İnsanlara nasıl tekme tokat dalınabileceğini bilmek insanın güveni üzerinde önemli bir etkiye sahiptir, yani çevresindekiler için güzel bir çekim yaratır. Kendini ve kendilerininkileri koruyabilirsin. Sana veya arkadaşlarına bulaşan kimse yüzleşmek zorunda kalacağı bir fiziksel kuvvetle karşı karşıyadır. Eğer bir zombi istilası olacaksa bir kaç kafa patlatabileceğin anlamına gelir. Üstüne uğraşan her insanın öğrenebileceği böyle bir yeteneği görmezden gelmesi akla mantığa uymaz.

Böylesi hedefleri ciddi uzun süreli bir ilişki ile hayata geçirmenin ne kadar zor olduğunu anlatmadan olmaz. Kız arkadaşınız sizin değerli nöronlarınızı kendi gereksiz dırdırları, irrasyonel duygusallığı ve vizyonsuz endişeleri ile tekeline alır.

Büyük resme bakın hele, sizin ortalama 20’lik kızınızın aklındaki şeyler bir alfa tarafından bir güzel sikilmek, ne giyeceği, az önce nasıl hissettiği ve şöyle şöyle yaparsa nasıl hissedeceği, arkadaşlarının onun hakkında ne düşündüğü, bla bla sikeyim bla. Şu gürültüyü siktir edin, onları tabak olarak çevirin ve bağlılığınızı 30’larınıza gelene kadar kimseye vermeyin. 30’larınıza vardınız artık, artık seksi 20’lik çıtırlarla takılır ve çıtanızı çer çöpten çok daha yukarılara çıkarırsınız çünkü artık CPD’niz uçlarda geziyor.

Erkek olmak zordur. Bunun için çok çalışmanız lazım. Hayata adımınızı 18 yaşında toplumun belki %50’sinin gözdesi bir yakışıklı olarak atmıyorsanız, ekonomik ve kişisel olarak üste çıkmak için çok kan, ter ve gözyaşı dökmelisiniz. İşte bu yüzden 20’leriniz sizin genç olduğunuz için eğlenmeniz gereken yaşlar değil aksine olmak istediğiniz erkek olmak için hayatınızı inşa edeceğiniz yaşlar. Eğer şimdi yapmayacaksanız hangi en enerjik, şekil verilebilen zaman aralığında yapmayı planlıyorsunuz? 30’larınızda mı? 40’larınızda mı? Yoksa sürekli Xbox’a bağımlı porno yayınlarını izleyip 31 çeken ergen halinizle mi kalmayı planlıyorsunuz. Bunu yapabilirsiniz, kısıtlı varlığınızda sadece eğlenmeyi seçebilirsiniz. Böyle olarak asla güçlü biri olamayacaksınız ama belki kendi monoton, tek düze yaşamınızda zevki tadarsınız.

Özetlemek gerekirse: 20’lerinizi olmak istediğiniz adam olmak için çalışarak, gücün peşinde koşarak harcayın. 30’larınızı ise kazandığınız güçten, kendi inşa ettiğiniz sizden zevk alarak geçirin. Gücünüzü korumakla ve desteklemekle geçirin ki 40’larınızda da hala sefasını çekebilesiniz. Güç peşinde koşma görevi hiç bitmez ama 20’lik bir adam en üstteki %5’te(Hedeflerinizi yüksek tutun piçler!) olana kadar oldukça uzun bir yola sahiptir.

Büyükleriniz, özellikle başarılı kişiler, sizden korkabilirler ama kartlarınızı düzgün oynayın ve size tecrübe ve kaynaklarla mentorluk edeceklerdir, sizin içinizde kendilerinin genç halini görerek. Yolunuz açık olsun kardeşlerim!

Kaynak : 20’s Men – The Quest for Power, The Decade of Empire

Çeviren : Olaf

Yorgun Hissetmenin Önüne Nasıl Geçilir?

Enerji, yaratıcılığın anahtarıdır. Enerji, hayatın anahtarıdır.

William shatner

1- Giriş:

Bu bölümde sizlere daha az soyut, daha çok pratik bir şey kazandırmak için her zamanki ulvi yazılarımdan yola çıkacağım. Çoğu zaman anlattığım şeylerin daha çok edebi, stratejik ve teorik kısımlarına değinmeme rağmen sanırım, zaman zaman pratik konularda basitçe yazı kaleme almak da önemli.

Sonuç olarak, kendi kelime bilgimi süsleyip püslemek için burada değilim. Kendi tecrübelerimden ve gözlemlerimden öğrendiklerimi insanlara yardım etmek amacıyla paylaşmak için buradayım.

Bu nottaki enerji optimizasyonunun benim için büyük bir önemi var. Elbette yüksek enerjili biri değilim fakat oldukça akıllıyım ve size şunu söyleyeceğim: Yüksek enerjili, beyinsiz tipler, düşük enerjili akıllı tiplerden daha başarılı olacaktır.

Enerji kraldır. Bir başkasının size tersini söylemesine izin vermeyin. Yüksek enerjili bir aptal, her zaman düşük enerjili bir dahiden hata yapmaksızın daha iyi performans gösterecektir. Bu kişi sadece herhangi bir senaryoda zirvede olmayacak, dayanıklılığı da daha iyi olacaktır.

Enerji olmaksızın hiçbir şey yapamazsın.

Dahi bir çocuk koltuğuna yaslanıp oturduğu yerden para kazanmak istediğinde aptal bir çocuk, ayak işlerini yapmak için etrafa bakınır.

Bir insanın herhangi bir insani faaliyeti yapabilmesi için gerekli olan tek şey enerjidir ve bu yüzden bir şeyi kontrol altına almak için bundan kesinlikle ve kesinlikle daha önemli bir şey yoktur.

Eğer yüksek enerjili biri değilseniz ve bu yazıyı okuyorsanız, amacınız bunu değiştirmek olmalıdır. Öncelikle neden ve nasıl düşük enerjiye sahip olduğunuzu belirleyin. Sonra problemi çözmek için yaşamınızı değiştirecek tedavi yöntemlerine katılın.

Bu, daha iyi bir yaşam için izlemeniz gereken rotadır, kişisel gelişim eğlencesi materyali değildir. Kişisel gelişim materyali size enerji vermez. Sadece vereceği tavsiyelere uymanız için halihazırda enerjiniz olduğunu varsayarak size yapmanız gerekeni anlatır.

Düşük enerjili olmak, kabul edilebilir bir yaşam biçimi değildir. Bu, sıradan insanlar için normaldir çünkü sıradan insanlar sağlıksız olmaya alışkındır ama eğer IM’i okursanız, sıradan bir insan olmak ilginizi çekmeyecektir ve ne olursa olsun hayatta kazanan kişi olmak isteyeceksinizdir.

Ne kadar akıllı olduğunuzu düşünmenizin, ne kadar yetenekli olduğunuzu düşünmenizin ya da herhangi bir şeyin önemi yoktur. Ben akıllı biri olarak size kimin hayatı boyunca aşırı yorgunlukla mücadele etmesi gerektiğini anlatacağım:

Akıllı adamlar, yorgun olmadıklarında daha akıllıdırlar.

Net, kolay bir odaklanmaya sahip olmak ve bilinç karmaşasıyla mücadele etmemek yalnızca performansınızı arttırmaz, sizi ayrıca bilinç karmaşasından kaynaklanan hayal kırıklığından da kurtarır.

Yani ne kadar akıllıca olursa olsun, sürekli yorgun durumda olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Sürekli yorgun olmasaydınız, daha akıllı biri olurdunuz. Eğer yüksek enerjili biri değilseniz asla potansiyelinize ulaşamazsınız. Sosyal olmakta, üretken olmakta ya da motive olmakta zorlanırsınız.

Hevesli olan hiçkimse bunu kendisi için istemez.

Berbat olduğunuz için değil. Tembel olduğunuz için genetik olarak psikolojik açıdan ya da uyuşturucu kullanımı yüzünden diğer insanlar sizden daha iyi oldukları için ya da siz onlardan daha az üretkensiniz diye değil.

Hormonel profiliniz berbat olduğu için. Hormonlarınızda sıkıntı yoksa hayatta başarılı olmanız kolaydır. Bu yüzden birçok başarılı kişi, kan görüntüleme paneline ve hormonal optimizasyona girer. Sürekli yorgunsanız hormonlarınız berbattır ve sizi geride tutar. Tembel olarak anılan başarısız insanlar aslında mental açıdan hırslı ve kararlıdır ama ya hırslarını eyleme dökecek enerjileri yoksa?

O zaman tüm bu amaçlar ve niyetlere rağmen tüm dünya sizin bir ezik olduğunuzu düşünür. Kimse sizin yorgun olmanızı önemsemez. Sadece sonuçlara bakarlar. Yeteri kadar üretmenizi istedikleri için üretmeniz gerekir!

Bir roket gemisi olup olmadığınızı önemsemezler. Eğer roket yakıtınız yoksa Marsa nasıl gidebilirsiniz? Gidemezsiniz.

Yüksek enerjili ve iyi hormonlara sahip birinin düşük enerjili, kötü hormonlara sahip birine çok çalış demesi kolaydır. Bunun yalnızca kişinin kendi hatası olduğunu ve kişinin berbat durumda olduğunu söylemesi kolaydır. Böyle egoistçe konuşan tipleri sürekli görüyorum. Yine de benim amacım, bu makalede laga luga yapmak değil, insanlara yardımcı olmak. Bu gürültü patırtının gerekli olduğunu düşünüyorum çünkü doğuştan başarısız olduğunuzu, bunun suçlanabilir bir problem olduğunuzu düşünüyorsunuz. Bunun hiçbir umudunuzun olmadığı, çözülebilir bir biyolojik problem olmadığını sanıyorsunuz.

Dünyanın adil olmayan bir yer olduğunu ve başarısız olmanızın kaynağının ortalamanın altındaki sağlık durumunuzdan kaynaklandığını fark ettiğinizde bu konuda yapılabilecek olacaktır. Bu makalenin amacı, yukarıda bahsettiğim adamlar.

2- Enerji & Sosyal Yetenekler:

Birçok uyuşuk tip, aslında sosyal yeteneklerinin berbat olduğunu düşünür ama aslında öyle değildir. Bu, aslında hormonal olarak iyi durumda yüksek enerjili insanlar olsalar bile sosyal güç açısından onları bir yerlere  gelmekten alıkoyan basit bir yorgunluktur.

Çocuklar sosyal olmaya oldukça yatkındır çünkü çok enerjiktirler. Yaşlılar onlara göre daha az yatkındır çünkü enerjileri yoktur.
Popüler insanlar hakkında fark edeceğiniz bir şey de onların yüksek enerjili insanlar olduğudur. Düşük enerjili insanlar bir konuda heyecanlanmazlar çünkü sürekli yorgundurlar. Enerjiniz düşükse sosyalleşmek için içinizde bir heyecan barındırmazsınız.

Yorgunluk, istemsizce içe kapanıklığa sebep olur.

Yorgunken sosyalleşmek için çabalasanız bile başkalarıyla bağlantı kurabilme ve zengin bir şekilde etkileşime geçme beceriniz düşük olacaktır.

Eğer uzun zamandır yorgunluktan dolayı sıkıntı çekiyorsanız bunun gerçekte olduğunuz kişiyle alakası yoktur. Gerçekte olmanız gereken yerden çok daha aşağıdasınızdır ve bir şeyler yapma vaktiniz gelmiştir.

3- Sebebi tanımlamak:

Çoğunuz iğneleri sevmezsiniz. Bu yüzden de bu söylediğimi görmezden geleceksiniz ama eğer sürekli kendinizi yorgun hissediyorsanız kan testi yaptırıp sorunun nereden kaynaklandığını öğrenmeniz gerekecektir.
Düşük enerjinin en yaygın sebeplerinin aşağıdakiler olduğuna inanıyorum:

– Tedavi edilmemiş düşük testestoron
– Tedavi edilmemiş tiroit yetmezliği
– Tedavi edilmemiş diabet
– D3 Vitamini eksikliği
– B Vitamini eksikliği

Yorgunluğa yol açan birçok sebep ve mineral eksikliği olsa da insanların bunları yorumlarda tartışacağından şüpheliyim. Bununla birlikte, her şeyi bir makalede ele alamıyorum.

Sadece erkeklerde yorgunluk probleminin sebebi olduğuna inandığım en yaygın 5 maddeyi ele aldım.

Kaynak: https://illimitablemen.com/2017/02/23/how-to-stop-feeling-tired/

Çeviri: SVBG

Jordan Peterson – Kestirme olanı değil, anlamlı olanı yap

Jordan Peterson Türkçe alt yazılı bu videoda, 12 Rules For Life adlı kitabındaki “Kestirme olanı değil, anlamlı olanı yap” kuralını açıklıyor.


– Anlamlı olanın peşinde koşun, kestirme olanın değil. Kitapta diyorsunuz ki “kestirme / (belki doğru olmayan fakat) elverişli olanı yapmakta zerre inanç, cesaret ve fedakarlık yoktur”.

Hayallerinin peşinde koşmayan ve kariyerlerine mahkum olmuş izleyicilerimize ne dersiniz? Sebebi de anlamlı bir şey peşinde koşmanın riskini almaktan çok korkmaları …

– İlk söyleyeceğim şey şu : risk alıp anlamlı olanı yapmak tabii ki sizi korkutmalı. Ama eğer sizi zavallı durumuna düşürüyorsa, bulunduğunuz yerde kalmak sizi daha fazla korkutmalı.

İlk yapmanız gereken şey, şu fikirden kurtulmak : sürekli bir güvenlik içinde olabilirim fikri. Kabul edip adapta olma yeteneğiniz var, sürekli güvenli bir alan yok. Çocuklardaki olayla aynı.Orada öylece oturup perişan olarak bir bedel ödüyorsunuz.”Tamam, bildiğim şeytan bilmediğim şeytandan iyidir” diyebilirsiniz. Bundan bu kadar emin olmayın. Zaman akıp gidiyor. Eğer bugün işinizde acı çekiyorsanız ve bir şey yapmazsanız, 5 sene içinde daha fazla acı çekeceksiniz ve çok daha yaşlı olacaksınız.

– Ama anlamlı olanı izlemek lüks değil mi? İzleyicilerimizin ipotekleri, çocukları, ödemeleri ve borçları var. Bunu yapmak lüks zira bunun için kaynaklarımız yok.

– Ben sizi mutlu eden şeyin peşinden koşun demiyorum. Sizi mutlu eden şeyin peşinde koşmak lükstür. Anlamlı bulduğunuz şeyi izlemek ise sizin ahlaki sorumluluğunuzdur. Bu, kolay bir şey olduğu anlamına gelmez. Fedakarlık yapmayı gerektirebilir.

Diyelim ki, işinizi değiştirmek istiyorsunuz. Aileniz ve çocuklarınız var. Ev ipoteğiniz ve sorumluluklarınız var. O sorumlulukları zaten siz kendiniz aldınız, öylece çekip gidemezsiniz. “İşimi sevmiyorum, istifa ediyorum” diyemezsiniz. Bu strateji falan değil.

Ama yapabileceğiniz şey, “bu iş benim ruhumu öldürüyor tamam, bu konuda ne yapabilirim. Başka iş aramalıyım. Kimse beni işe almak istemiyor”. Hımm, tamam … Belki daha fazla eğitime ihtiyacınız var. Belki CVnizi güncellemeniz gerekli. Belki iş görüşmesi yapma korkunuzu yenmeniz lazım. Belki sosyal yeteneklerinizi keskinleştirmeniz lazım. Bu şeyler hakkında stratejik düşünmeniz lazım.

Eğer kariyer değiştirecekseniz bunu zeki ve sorumluluk sahibi bir insan gibi yapmalısınız. Bunu doğru düzgün yapmak size birkaç yıllık bir çabaya malolabilir.

– Anlamlı olanı yapın derken, kabiliyetinizin olması önemli değil mi?

– Bence bir değer ve inanç sisteminizin ve ahlakınızın olması daha önemli. Future Authoring adlı bir programım var. Bu, insanların hayatlarına dair bir vizyon geliştirmesine yardım eden ve strateji geliştirmelerini sağlayan bir program. Şu fikre – aslında kitaptaki (12 Rules For Life) fikirlere- dayanıyor … ya da hemen hemen aynı çizgide … İlk yapmanız gereken, kendinizi, önemsediğiniz biri gibi kafanızda canlandırmak ki bu 2. kural aslında.

Sonra da şuna karar vermelisiniz : “Eğer istediğiniz ve ihtiyaç duyduğunuz şeye sahip olabilecekseniz, bu nedir?” Nasıl arkadaşlarınız olmalı … Aile ilişkileriniz nasıl olmalı … Çocuklarınızla nasıl bir ilişkiniz olmalı … Kendinizi nasıl eğiteceksiniz. Bunları düşünmeniz lazım.

Eğer o yeteneğiniz olsa idi hayatınız nasıl düzenlenirdi, düşünmeniz lazım. Sonra da bunu hedefleyebilirsiniz. Komik olan şu ki böyle bir hedef oluşturur ve onu hedeflerseniz ona doğru ilerlemeye başlayacaksınız. Hedef değişecek çünkü yolu yürürken yeni şeyler öğreneceksiniz.A ma klinik ve danışmanlık yaparken yüzlerce kişi ile çalıştım ve kim bir hedef oluşturup ona yöneldi ise işler istese de istemese de daha iyiye gidiyor.

Yani lüks değil. Evet zor bir şey.  Ahlaki bir yükümlülük ve mutluluk değil. Peşinde koşulan mutluluk değil.

– Yani, anlamlı olanın peşinden gitmek, ahlaki bir sorumluluk.

– Kesinlikle.

Nasıl Mutlu Olunur?

Mutluluk ne zaman ne düşündüğünüz, ne söylediğiniz ve uyum için ne yaptığınızdır. “ –

Mahatma Gandhi

Birisi bana gençken şu an yazmak üzere olduğum şeyi anlatsa idi, hayatım şu an tamamen farklı olurdu. Geçenlerde, hayatımın bazı ciddi noktalarını ortaya çıkarmak için hayatımın bazı mücadelelerini açığa çıkarmanın gerekli olduğunu hissettiğim bir mesaj aldım. Benim cevabım, soruyu ele almak için sarfettiğim uzun çaba yüzünden uzadı ve sonuç olarak bu makale doğdu.

Soru: Nasıl mutlu olurum?

Mutluluk, kendiniz hakkında olumlu düşünme ayrıcalığı kazanmanızdan ( evet kazanılması gerekir) gelir. İnsanlar çoğu kez mutsuzlar çünkü disiplinsiz oldukları için kendilerine kızgınlar ya da olmaları gerektiğine inandıkları kadar hızlı bir başarı gösteremedikleri için kızgınlar ( hırs ve başarı uyumsuzluğu).

Hayatımda birçok kez üzüldüm ve bu, iki karakter hatasından kaynaklanıyordu.

– Öz Disiplin Eksikliği:

Öz disiplin hiçbir zaman bana kolayca gelmedi çünkü dikkat sürem berbattı ve iyi bir şekilde yetiştirilmemiştim. Bir çocuk olarak istediğim her haltı yapmama izin verildiğinden büyüyünce öz disiplini gelişmemiş bir yetişkine dönüştüm. Eğitim(sizlik)im her zaman en az dirençte yükümlülüklerimi yerine getirmem anlamına geliyordu.

Elbette çocuklarını adam akıllı yetiştirmeyen ebeveynlere sahip olmak kötü bir şey ama kendi hatalarınızdan dolayı onları suçlamak size hiçbir başarı elde ettirmez. Bir yetişkin olarak kendinizi disiplinize etmek için sorumluluk almanız gerekir.

Neden Disiplin Çok Önemli?

Eğer herhangi bir değere sahip bir adam olmak istiyorsanız öz disiplin önemlidir. Eğer disiplin sizde eksikse, en başta yapmanız gereken şey bunun üzerinde çalışmaktır. Bunun yerini dolduracak başka bir şey yoktur.

Dışarda size özgüven sahibi olmayı vadederek cebinizdeki parayı almaya çalışan dandik seminerler ve kitaplardan milyonlarcası vardır. Bunların %99.9’u mantıksızdır. P. T. Barnum’un dediği gibi,

“ her dakika başarısız biri doğar. “

Gerçek: Ancak sen kendini özgüvenli yapabilirsin.

Disiplinli insanlar özgüvenli insanlardır (bu aynı zamanda her zaman egoistlerdir anlamına gelmez) çünkü yaptıkları şeyden gurur duyarlar. Bir işe giriştiğinizde çabaladığınızı bilmenin yan ürünlerinden biri kıvançtır.  Kıvanç, özgüvene dönüşür. Özgüvense cazibeye… Bu bir döngüdür ama her şey disiplinle başlar, her şey. Disiplin, başarının köküdür, 3’ün 9’un kökü olduğu gibi. Eğer doğanın büyülü şekilde kutsadığı, doğuştan özgüveni olan biri değilseniz, özgüveni şöyle elde edersiniz:

Aşırı Analitik Olma:

Doğal olarak analiz felcine yatkınım çünkü analitik (sorgulamacı) bir doğam var. Önemli miktarda öz disipline sahip olmayı başardığınızda kendinizi bir şeyleri ertelerken yakalayıp harekete geçmek için kendinizi zorlarsınız.

Yapmanız gerekenleri ertelemenin dışında fazlasıyla analitik olmanın diğer problemi, dünyadaki tüm ( çok fazla, hergün, her yerde) olumsuzlukları görmenizdir. Eğer dikkat etmezseniz bu sizi büsbütün boğabilir.

Eğer entelektüelseniz, analitik beceriniz hayata olumsuz bir filtre uygular çünkü alaycılığa, çok düşünmeye ve hareketsizliğe yatkın hale gelirsiniz. Bu özellikler depresyonun kaynağıdır ve depresyon verimliliği mahveder. Sanırım az önce gelmiş geçmiş tüm zeki kaybedenleri tanılmadım : çok bilen ama çok az kayda değer iş yapan.

Gençliklerinde onlara yardım edecek sağlam rehberleri olmayan çoğu erkek gibi benim de kendi yolumu kendim bulmam gerekti. Düzenden yoksun ve dürtülerine göre hareket eden biriydim. Üç hafta öncesinden sınavlara çalışıp rahat etmek yerine çalışmaya sınavın hemen öncesinde başlardım. Anlamlı bir hobi edinmek, dil öğrenmek, enstüriman çalmak, spor yapmak ya da savaş sanatını öğrenmek yerine arkadaşlarla (kendim gibi dümensiz, ortalama insanlarla) aylaklık ederdik. ( ya da zamanı dolduracak bir şey yapardık). Bu, kendi çocuklarımın yapmasına asla izin vermeyeceğim bir hatadır.

Değerli olduğumu anlamam için çok zaman kaybetmem gerekti çünkü amacı olmayan bir ezik olduğunuzda ne kendinize ne de zamanınıza önem verirsiniz. Zamanınızı sürekli anlamsızca ziyan etmenin yollarını ararsınız çünkü hiçbir amacınız yoktur. Amaçların olsa bile onları gerçeğe çevirmek için disiplinden gelen ve onları gerçeğe dönüştürmek için gerekli olan dürtüden yoksunsunuzdur.

Ben de büyük hayaller kuran ama harekete geçmeyen adamlardan biriydim. Ve tekrar eden umursamazlık yüzünden çok mantıksız bir korku kök saldı. Ben momentumu kaybedene kadar hareketsizlik korkuyu besledi ve momentum olmaksızın depresyon riski altındasınızdır. Einstein’in sözüyle:

“ Hayat, bisiklete binmek gibidir. Dengenizi korumak için hareket etmeye devam etmeniz gerekir. “

Her zaman ne yapmam gerektiğini biliyordum. Kimse gelip bana “sen salaksın” demedi ama zeka yeterli değildir. Zeka sizi karakter eksikliklerinize karşı bağışıklı kılmaz, size iş ahlakı vermez (disiplin verir) ve mutluluğunuzu tehdit eder (aşırı uyaran yüklenmesi). Hayata meydan okuyup mücadele eden aptal bir adam hayatın meyvelerini, hayatı kenardan öylece izleyen zeki bir adama göre çok çok daha fazla yer.

Benim tembelliğim beni mutsuz etti. Kendi konfor alanımın mahkumu oldum.

İç gözlem yaparak, şu ana kadar yazdığım şeylerin hepsinin farkına vardım. Sorgulamacı yapımın bana bir faydası oldu : kendi üzerimde psikanaliz yaptım ve neden – sonuç ilişkilerini ortaya çıkardım. Güçsüzlüğüm bir güç haline geldi. Bunun yanı sıra kırmızı haptan öğrendiklerim, kendimi yeniden programlamam için gerekli zihniyet değişimini sağladı.

Mutsuzdum çünkü potansiyelimi kullanmadığımı biliyordum. Mutsuzluğumun kaynağı, kendi olabileceğimin en iyisi olmamamdan dolayı dolayı kendime duyduğum kızgınlık ve hoşnutsuzluktu. Olduğum kişiyle olmak istediğim kişi arasında uçurum çok büyüktü. Fakat çok uzun bir süre  sıkıntılarımın ve ara ara gelen depresyon ataklarının kaynağının bu olduğunun bilincinde değildim.

Kırmızı hapı keşfetmeniz harika bir şey ama kendi kafanızda takılı kaldıysanız ve disiplin eksikliğiniz varsa okumanın ötesine geçemezsiniz. Ve hayatınız iyiye gitmeyince de, eğer bunun nedenini anlayacak kadar uyanık değilseniz, bu başarısızlığı kendi sorunsuzluğunuza değil, kırmızı hapa yüklersiniz.

Kırmızı hap hayatınızı tamir etmeyecek. Zira kırmızı hap sadece bir alet çantasıdır. O nasıl kullandığınız, hayatınızı gurur duyacağınız bir şeye dönüştürüp dönüştürmemenize karar verecektir. Derler ya “ İyi bir zanaatkar asla sahip olduğu aletleri suçlamaz.” Kırmızı hap sadece bir alet çantasıdır. Bilmek yeterli değildir, “yapmak”, harekete geçmek gereklidir. Ve yenildiğiniz yerde, kendi yenilginizin sorumluluğunu almanız gerekir.  Eğer hayata yaklaşımınızı değiştirmediğiniz için kırmızı hap sizin için çalışmıyorsa, bu sizin suçunuz, başka kimsenin değil.

Kaslanmak için, ağırlık kaldırmak zorundasınız. Para kazanmak için kıçınızı yırtarak çalışmak zorundasınız. Hatun yapmak için hatuna yaklaşmak zorundasınız. ( ya da kaslı fotoğraflarınızı Tinder’a koymak zorundasınız. ) Sanırım ne demeye çalıştığımız anladınız. Bilgi, uygulanmadığı sürece anlamsızdır. Eğer tüm bu makale içinden sadece bir sözü kendinizi tekrar edecekseniz, o söz budur. Eğer yeni şeyler yapmaktan korkuyorsanız, siz de benim geçmişte olduğum gibi konfor alanınızın kölesisiniz demektir. Ve hergün sıklıkla gözlemlediğim çekingen vücut dili bir şeye işaret ediyorsa, korkarım çoğunuz bu durumdasınız. Bundan sessizce utanıyorsunuzdur.

Peki ama mutluluğu nasıl bulurum? Ben kendime rağmen kendimi kabul ettim. İnsanlar sıçtıklarının farkına vararak mutluluğu bulurlar. Mutsuz olmaktaki sorun üretkenliğinizi ve sosyalliğinizi yok etmesidir. Zavallı insanlar, hiçbir şeyde bir anlam göremeyen nihilist insanlardır. Hayatlarını geliştirebilecekleri insanları etkileyemezler çünkü düşük enerjileri onları itici yapar.

Eğer mutsuzsan iyi uyuyamazsın ve bir şeyler yapacak enerjin olmaz. Sosyalleşmek ya da sosyal etkileşimleri baltalarsın çünkü enerjin diptedir. Tüm dünya angarya gelir ve bu olduğunda kendin için istediğin yaşamı inşa edemezsin.

Bu ilk adımın, mutsuzluğun üstesinden gelmek için önemli olduğunu gördüm. Tekrar söylememe izin verin.

Kendime rağmen kendimi kabul ettim. Bir kaybeden olduğum için kendimi hırpalamayı bıraktım ve olmak istediğim kişi olabilme yolunda yapabildiklerim için kendimi kutlamaya başladım.

Hırsımın dayattığı komik derecede yüksek standartlarda bir başarıya sahip olmasam bile, elimden gelenin en iyisini yaptığım sürece elimde olanı ve kim olduğumu kabul ettim. Zira en iyiniz sahip olduğunuz tek şeydir ve kendinizden en iyinizi aşan şeyler beklemek, sürekli kaçan bir havucu kovalamaya benzer.

Hergün biraz daha az boktan olma yolunda yürümekten zevk alıyorum. Baskıyı, mücadeleyi ve itiş kakışı seviyorum. Bir yere ulaşabilmek için zaten sevmek zorundasınız. Eğer elimden gelenin en iyisi yetersiz ise öyle olsun. Başka bir şey denerim. Kusurlu olmakla bir sorunum yok.

Yenilgiyi, hayatın değişmez bir parçası olarak kabul ediyorum.Yeterince iyi olmadığın için yenilmek, yeterince iyi olmamaktan korktuğundan yenilmekten daha iyidir. Her şey, pes etmekten iyidir. Winston Churchill şöyle der:

“Asla pes etme. Asla, asla, asla… Büyük ya da küçük olsun, önemli ya da önemsiz olsun, iyiye olan inanç ve onur dışında bir şeye boyun eğmeyin. Asla güce teslim olmayın: Asla düşmanın görünüşte ezici gücüne teslim olmayın. “

Hırs eğer bir şeyi başaramadığınız için sizi üzmeye yarıyorsa, tamamen faydasızdır. Hırs (amaçlar) teşvik edilmeye ihtiyaç duyar. ( bir ezik olmamak için) Birçok insan, amaç edinmenin mutluluk getireceğini düşünür ve ilk başarında öyle de olur ama sürmez. Sürekli mutluluk, kendini kabul etmekte yatar. Mutluluğun diğer tüm formları geçicidir.

Yaptığım zekice şeylerden biri, korkularımı kendime karşı kullanmamdı. Bir zamanlar beni mahkum eden korku, şu an beni harekete geçiren şey. Korkularımdan kurtulmadım,  sadece onları tersine çevirdim. Konfor alanımdan çıkma korkusunun potansiyelimi yok etmesine izin vermek yerine, kaybeden olma korkumu harekete geçme motivasyonu olarak kullandım ve bir zamanlar kaçındığım şeyleri yapmaya başladım. Çatışmaya girmekten ya da garip bir sosyal duruma düşmekten çok ziyade, kaybeden olmaktan korkuyorum. Korkmak bende işe yarıyor. Benim işime yarıyor.

Birçok insan bir ya da iki sebepten mutsuz (muhtemelen ikisi birden sebep) :

– Onlar, en iyi kaynaklarını, zamanlarını boşa harcayan sersemler. Eğer bir ay tembellik yaparsan mutlu olabilirsin çünkü anın keyfini yaşarsın ama bir ay, iki ay geçerse geriye bakıp şuanki halinle eski halini kıyaslarsan daha iyi biri olmayacaksın hatta daha kötüsü olacaksın. Bu seni sarsacak. Acınası bir halde olacaksın çünkü hayal kırıklığına uğrayacaksın.

– Onların tutkuları, kişiliklerinin çok ötesinde ve statü eksiklikleri onlara nefes bile alamayacak kadar baskı yapıyor. Yüzlerindeki güneş, burunlarındaki hava gibi basit şeylerin bile tadını çıkaramıyorlar.

Ben her ikisinden de etkilendim. Siz de bunlardan birinden etkilenebilirsiniz. Hiçbirinden etkilenmiyorsan ama hala mutsuzsun isen zehirli insanlar ile çevrilisin ya da yalnızsındır.

Eğer mutsuzsan ama kaybeden değilsen:

Eğer başarılıysanız ama hala mutsuzsanız, başarılı ama hiçbir başarı ile yetinemeyen birisinizdir. Hırslarınız sizi mahvediyor. Bu tatminsizlik, hayatın tadına varmak yerine daima bir şeyleri yetiştirmeye çalışan biri olduğunuzu gösterir.

Buradaki problem, oraya ulaştığınızda bunun yeterli olmayacağıdır çünkü mutlu olmayı öğrenmemişsinizdir. Eğer paranız, bağımsızlığınız, iyi bir vücudunuz, yüksek IQ’nuz/ yeteneğiniz ve iyi bir işiniz olursa hala acınasısınızdır çünkü kendinizi kabul etmeyi öğrenmemişsinizdir. Başarı sorun değildir. Ona bolca sahipsinizdir. Sorun, kendinizi kabul edememeniz.

Bir insan, elinden gelen şeyleri kabul etmelidir. Bu, tembel olma anlamına gelmez. Siz insansınız, günün her dakikası %100 üretken olamazsınız. Kusursuz değilsiniz, başarılısınız ama kusursuz değilsiniz. Eğer kendinize insanüstü standartlar dayatırsanız daima kendinizden nefret edersiniz ( amacınızı gerçekleştirmiş olsanız bile). Bu yüzden özünde mutsuz olursunuz. Zayıflıklarınız için kendinizi affedin ve onlara sahip olduğunuz için kendinizden nefret etmek yerine bunların üstesinden gelin.

Başarılı olursanız ve kendinizle barışıksanız ama hala mutsuzsanız, muhtemelen yalnız ya da korkunç tiplerle çevrilisinizdir.

İyi arkadaşlar edinin. İyi arkadaşlar, hayatın boktanlığını azaltırlar. Her şey iyi bir dostla güzeldir. Yalnızlık, tembellik kadar zayıflatıcı olabilir. Eğer yalnızlığa düşkünseniz sizi tam keşiş moduna girmeye karşı uyarıyorum. Bu sizi daha kötü yapar. Sosyalleşmek ve kendinize gelmek için 2 gün ayırın.

Birçok adam, doğru kadını bulmak için hayatını harcarken iyi dostluklar bir ömür sürer. Bir kadın nadiren hayat boyudur. Gerçek arkadaşlar sizin ilgi alanınızı önemser. Kadınlarsa kendi ilgi alanlarını önemser. Gerçek dostlar nadirdir. Birçok insan sizden ne alacağını ya da sizi nasıl kullanacağını düşünür. Gerçek bir arkadaş, sizin ilerlemenizi önemseyen, kan bağınızın olmadığı bir aile üyesidir ve zor zamanlarınızda sizin yanınızdadır.
Onlar sizin problemlerinizi önemser mi? İhtiyacınız olduğunda size zaman ayırırlar mı? Hayır mı? Öyleyse onlar dostunuz değildir. Adı ne olursa olsun, diğerleri sadece tanıdıktır.

Kaynak: How to be happy?

Jordan Petersons – Mutluluk ve hayatın gerçeği

Jordan Peterson’un mutluluk ile ilgili videolarından birini YouTube kanalına koyduk. Video ve içerik metni aşağıda :

 

Bazı insanlar şöyle diyecekler, “Hayatın amacı mutlu olmaktır”. O insanlar gerizekalılar. Mutluluk, gerçekliğin ilk acımasız darbesi ile tuzla buz olacak bir şey. Hayatta o kadar çok durum var ki, mutluluk yanlış olan karşılıktır ve dahası mutluluk beklentisi sizi yapmanız gereken şeylere hazırlayamayacak bir psikolojik duruma sokar.

İnsanlar çok geniş bir yelpazeye yayılan motivasyon ve duygusal durumlar hissetmek üzere yaratılmış canlılardır. Yani şefkatli olmanın bir zamanı var … saldırgan olmanın bir zamanı var.

Acı içinde olmanın bir zamanı var …

Kaygı içinde olmanın bir zamanı var.

Neşeli olmanın bir zamanı var …

Tatmin olmanın bir zamanı var.

İyi adapte olmuş ve sağlıklı bir insanın geniş yelpazede ince bir şekilde farklılaşmış duygusal tepkileri vardır. Bunlar örneğin mutluluk – mutsuzluk gibi tek bir boyuta indirgenemezler. Hayat o kadar basit değil. Hayat karmaşık, trajik ve zor …

Mutluluğun insan olmanın ideal durumu olduğunun kitlelere sürekli pompalanmasındaki problem şu : Bütün bu insanları, genç insanları,
kendi acılarından utanç duymaya itmesi. Eğer acı çekiyorlarsa ve hayatları temelde trajik ise kendileri ile ilgili bir yanlış olduğunu hissediyorlar. Bu da onların kendi trajedilerinin gerçekleri ile ilgili iletişime geçebilmelerini anında engelliyor.

Eğer sürekli tatmin ve mutluluk halinde iseniz, hiçbir şey sizi daha derin biri yapmaya yetecek kadar derinden etkilemeyecektir. Ve derinlikten yoksun bir yaşam, tanım itibarı ile, sığ ve anlamsızdır.

(Farklı duyguların) yaptığı hayatınızı genişlemek ve derinleştirmektir ki bunu asansör müziği ile Beethoven senfonisi arasındaki farka benzetebilirsiniz.

Senfoni daha mutluluk dolu bir müzik değil. Aslına bakarsanız tam tersi. Ama senfoni daha derin, daha köklü, daha zengin, daha içerikli ve kendini daha çok doğrulayan bir müzik. Ve bu hayatı anlatmaya daha uygun bir metafor. Mutluluk değil ama ızdırabın derinliği ve kaçınılmazlığı ile boy ölçüşebilecek bir derinlik, farklılaşmış nitelikler, köklülük.

Jordan Peterson – Bir yaşam rehberliği – Bölüm 3

Jordan Peterson’un konuşma ve derslerinden derlenen A Guide to Life videosunun Türkçe’ye çeviriminin üçüncü ve son bölümü. Birinci ve ikinci bölüm.

Bölüm 6 – Kendine iyi davran.

Kendine inan ve kendin için pazarlık yap.
Başarını sahiplen.
Sheryl Sandberg

Sevdiğin, iyi davrandığın birini kafanda canlandır ve kendine de öyle davranmaya çalış. Kendini kendinden biraz soyutla ve şöyle düşün : “Ben diğer insanların arasında bir insanım ve en az diğerleri gibi saygıyı hakediyorum. Kalan zamanımda kendimi hor görmek ve kendime zarar vermek yerine potansiyel olarak değerli bir insanmışım gibi kendime yardım edeceğim.

Bu zor bir şey. İnsanlar kendilerine gerektiği gibi özen göstermezler. Bunu ahlaki açıdan söylemiyorum. Demeye çalıştığım, aslında değerli biri olabileceğiniz konusunda kendinize bir şans verin. Odanızı toplayın, işlerinizi halledin ve kendinize biraz saygınız olsun. Sizin bir sürü potansiyeliniz var ve yapabileceğiniz bir sürü şey var. Siz gereklisiniz … evet düşündüğünüzden daha gereklisiniz. Eğer ard arda kötü tercihler yaparsanız, işler kötüye gider. Sadece sizin için değil. İşler kötüye gider. Bu nedenle de ne yaptığınız önemli. Yapmanız gereken şeylerden biri de kendinize, yaptığı şeyler önemli biri gibi gibi davranmanız. Bu nedenle de kendinize biraz saygınız olmalı.

Son Bölüm – Kendini geçmişten kurtar.

Hayat budur : bireylerin sürekli birbiri ile kesiştiği ve diğerlerinin hayatını farkında olmadan etkiledikleri zincirleme reaksiyonlar.

Sizin için çok önemsiz görünen bir karar, dünyanın kaderi için anıtsal olabilir.
J.D.Stroube

Genç insanlar, dünyayı değiştirmenin yollarını düşünmeyi severler. Ve bu aslında onların gelişiminin pozitif bir tarafı. Bu, gelişimsel psikolog Jean Piaget’in mesih aşaması dediği gelişimsel dönemdir ve Piaget bu dönemi geç ergenlik dönemi ile ilişkilendirir. Genç insanlar dünyayı değiştirmek isterler ama burada problem şu ki bu enerji başkalarını değiştirmeye çalışmaya kanalize olur.

Ama yapmanız gereken şey bu değil. Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsanız önce kendinizi değiştirmelisiniz. Aleksandr Solzhenitsyn’ın Sovyetler Birliğini analiz ettikten sonra söylediği gibi : “İyi ile kötüyü ayıran sınır çizgisinin politik görüşler, ülkeler arasında uzandığını düşünmeyin. Bu sınır ruhunuzun tam ortasından geçer. Ve dünyayı düzene koymak istiyorsanız yapmanız gereken şey kendinizi düzene koymaktır. Bu ciddi bir iş. Derler ki kendinizi yönetmek bir şehri yönetmekten daha zordur. Zira siz karmaşıksınız ve güçlü ve yararlı biri olmadan önce içinizde evcilleştirilmesi, hizaya gelmesi ve boyun eğmesi gereken canavarlar var.

Dışarı çıkıp dünyayı değiştirmek için başka kötü insanları değiştirmeye çalışmak yerine, insanlar önce içlerine bakıp kendi içlerini doğru şekilde düzene sokmalılar.

Eğer 18 aydan daha eski bir anınız varsa ve o anıyı hatırladığınızda hala duygusal tepki veriyorsanız, bu o anıyı açık seçik söze dökememişsiniz demektir. O anıyı neden – sonuç ilişkisinde yeterince analiz edememişsiniz ve kendinizi o anının pençesinden kurtaramamışsınız demektir.

Ve siz o anıyı sanki ağırlıkmışçasına taşıyorsunuz. Bu tip ağırlıklardan ne kadar çok taşıyorsanız o kadar fazla kortizol (stres hormonu) salgılarsınız. Kortizol sizi yaşlandırır.

Hayatınızı 6 devire ayırın. Doğumdan anaokulu sonuna, anaokulu sonundan ilkokul sonuna, vs … Nasıl yapmak isterseniz öyle ayırın. Sonra her devrin içindeki önemli duygusal olayları yazın. Ve sonra da onların sizin üzerinizdeki etkilerini yazın. Sonra da o durumda nasıl tepkiler verdiğinizi, neleri farklı yapabileceğinizi ve gelecekte neleri daha değişik yapabileceğinizi yazın. Geçmişinizi düzeltmek için.

Eğer geçmişi düşünüyorsanız bu neden – sonuç zincirini analiz etmediğinizi gösterir. Söyle düşünün, neden geçmişi hatırlıyorsunuz? Örneğin bu soruya geçmişin nesnel bir kaydını tutmak için cevabı verebilirsiniz. Ama bununla alakası yok. Geçmişi hatırlamanızın tek bir nedeni var : geleceğe hazır olmak. Geçmişi bu nedenle hatırlıyorsunuz.

Yapmanız gereken şey, geçmişi almak ve ondan bilgelik çıkarmak. Bilgelik ise körlemesine tümseklere takılmama yeteneğidir. “Şu, geçmişimde korkunç bir tümseğe körlemesine ve kafadan daldığım bir olay … bunun sonucunda bana korkunç şeyler oldu … ” O olayı parçalarına ayırmak ve olayın meydana gelişinde sizin işbirliğiniz oldu mu, oldu ise nasıl oldu anlamanız lazım. Gönüllü ya da gönülsüz işbirliği. Bu korkunç sonuç sizin katılımınızla nasıl ortaya çıktı? O şey neden oldu ve o şey olurken siz daha farklı nasıl tepki verebilirdiniz?

Bunu yaptığınız zaman beyniniz bu anıyı bırakacak ve anı takıntı olmaktan çıkacaktır. Zira beyninizin stres / endişe üreten bölgeleri size nerelerde engeller olduğunu söylemeye çalışıyor. “Oraya gitme, orada ateş var!” Belki, ama belki ateşin yöneticisi olacaksınız. Böylece ateşin efendisi olacaksınız, kurbanı değil. Birçok durumda tehlike, o durum üzerindeki ustalığınıza bağlı olarak aslında tehlike değildir. Hayat böyledir.

Sonuç olarak bir anıya bağlı negatif duygu, sizin o konuda ustalaşmanız için bağırmaktadır. Ve yazmak bu konuda size çok yardımcı olacaktır. Otobiyografik şekilde yazı yazarken beyninizi yeniden düzenliyorsunuz.

Duyguları düşünün. Anılar beyninizin değişik seviyelerinde depolanabilirler. Beynin ilkel, sürüngenler çağından kalma, fotografik ve oldukça duygusal derinliklerinden en tepeden söze dökülmüş gelecek planlarına kadar seviyelerde depolanabilirler. Negatif ve duygusal olan her şeyi alıp bunları geleceğiniz için açıkça dile dökülmüş bir vizyona çevirmek istersiniz.  Bu sizi geçmişten kurtaracaktır. Geçmişi düşünmüyor olmanız lazımdı.  80 yaşında iyi yaşanmış bir hayata dönüp bakıyorsanız tamam, o başka bir şey. Ama eğer 35, 30 hatta 25 yaşında iseniz ve zamanınızın çoğu geçmişi düşünmekle geçiyor ise bu sanki ruhunuz orda geçmişte tutsak kalmış gibi bir şey.Ruhunuzu araştırma ile kurtarmanız lazım. Burada metafizik dil kullanmak da uygun. Bir anlamda yaptığınız bu, geçmişe hapsolmak. Tüm kaynaklarınızı geleceğe yürümek adına kullanmak için bu durumdan kurtulmanız lazım.

Sıklıkla düşünürüm, insanlar kendilerini diğer insanlara kıyasla çok fazla sevmelerine rağmen, nasıl olurda kendi düşüncelerine diğerlerinin düşüncelerinden daha az değer verirler.

– Bitti –