Saha Raporu – Beşin biri

Selam,

Günde ortalama 2 açılış ile 3 aydan fazla süredir elimde 3 tabak tutmaya çalışıyorum. Bazen oyunun zevki ile bu sayıyı aştığım oluyor. Bu durumda eskimiş tabaklar da kendiliğinden düşüyor. Her yaklaşmayı not alıyorum, hatalarımı not defterime kaydediyor bir sonraki açılışta dikkat ediyorum. Hatalarından ders almadıkça yeni bir girişim pek bir ileriye götürmez bizleri. Notlarımdan derlediğim birkaç rastgele açılışı paylaşmak istiyorum.

Starbucks seti.

Kahveciler açılış yapmak için çok uygun mekanlar, bu mekanlarda sayısız numara aldım, bunun için spesifik bir yöntem yok sadece gözümü fırsatlara açıyorum. Mekana girer girmez hedefleri göz ucuyla kontrol ettim, pek beni heveslendirecek bir hedef göremediğim için içeriye yöneldim. O gün henüz bir açılış yapmamıştım ve öncelikli hedefim öncelikle biraz laflayarak ağız tembelliğimi aşmaktı. Kahve alırken baristalarla onların konuşmasını sağlayacak ufak konuşmalar yaptım. Oturacak yer ararken uzun masada çalışan HB7 dikkatimi çekti. Koltuklarda boş yer olmadığı için masaya onun iki yanına oturdum ve kitabımı okumaya başladım. Koltuklardan biri boşalınca onunla birlikte koltuğa yöneliyormuş gibi yaptım, sonrasında koltukları paylaşmayı teklif ettim ve kabul etti. Karşısına oturduktan sonra benden konuşmamı beklediğini ve bunun gerginliğini hissettim işin doğrusu. O yüzden bu sessiz gerginlik geçene kadar kendi işime baktım, kahvemi içip kitabımı okudum. Yaklaşık yarım saat sonra okuduğu kitabı sorarak açılışa başladım, ilk etapta çok temkinliydi ve sadece sorduğum sorulara cevap verdi. Ben de okuduğu yazarla ilgili yarım yamalak bir şeyler geveledim. Yaklaşık 5 dakika sonra kendi okuduğum kitapla ilgili birkaç yem attım amacım onun da soru sormasını sağlayarak oyuna dâhil olmasını sağlamaktı. İlgi belirtisi aldıktan sonra “–Ne iş yapıyorsun” sorusu üzerine soruları kişisel alana doğru çektim. Soğuk okuma yaptım. Ortak ilgi alanlarını ortaya çıkarttıktan sonra, daha önce vermiş olduğum ‘zaman sınırlaması’ sebebiyle, (ki gerçekten kalkmam gerekiyordu) hoş biri olduğunu bir ara konuştuğumuz konular üzerine bir etkinlik yapmanın güzel olabileceğini söyledim. “Nasıl haberleşebiliriz” diye sorduktan sonra birkaç shit test aldım, nasıl savurduğumu hatırlamıyorum bunlar artık biraz içgüdü haline geldi ama işin temeli ciddiye almadığımı belli ederek abartarak dalgaya vurdum. Telefonunu aldıktan sonra iki gün sonraki aramama mesajla cevap verdi, birkaç gün süren mesaj oyununu beceremediğim için nextlemek zorunda kaldım.

Kitapevi seti.

Bu sette öncelikle belirtmem gereken şey, Mystery’den öğrendiğim kadarıyla yaklaşmaya zaman sınırlaması koymak ve beden diline dikkat etmek. Beden dilinde dikkat edilmesi gereken şey vücudunun tamamen ona dönük olmaması ve her an gidecekmiş izlenimi verilmesidir. Ek olarak göz temasının onun tarafından bozulması gerektiği gibi çokça detaya şimdilik girmiyorum.

Ufak bir kitapçıda kitaplara bakarak vakit öldürüyorum. Bir bölümde durarak gerçekten ilgimi çeken kitaplarla ilgilenmeye başladım. Bir süre sonra biraz yakınımda bir HB5,5’un olduğunu fark ettim. Göz ucuyla seçtiği kitaba baktım, en ufak bir fikrim dahi yoktu. Hey! diyerek giriş yaptım, – “bugün o yazarın kitabını başka birinde daha gördüm, nasıl bir yazar bugünlerde çok popüler galiba”.

  • Evet iyi bir yazar aslında blablabla…
  • Sanırım X kitabını da yazan kişi değil mi?
  • Evet, falanfilan…
  • Aynı isimde bir tiyatro oyunu izledim geçenlerde, sen izleyebildin mi?

Bundan sonra konu bu kadar çabuk olmasa da kitaptan bağımsızlaşarak sevdiğimiz yazarlara, gittiğimiz oyunlara geldi anladığınız üzere. Bu sırada vücut dili tamamen bana dönük olduğu ve söylediğim komik olmayan şeylere bile güldüğü için benimle ilgilendiğini anlayabildim. Bu sefer laf kalabalığı yapmak yerine ufak sessizliklerin olmasına izin verdim ve önüme dönerek kitapları incelemeye devam ettim ve tahmin ettiğim üzere sessizlikler her seferinde onun tarafından bozuldu. Etraftan bana kulak kabartanlar olduğunun farkındaydım bu beni gerdi ama yansıtmamaya çalıştım. Sonrasında aslında bir arkadaşımla buluşacağımı ama işten çıkamadığı için biraz vaktim olduğunu yakınlardaki Y kahvecisine gitmeyi planladığımı söyledim, eşlik etmesini istedim ve kabul etti. Oturduktan sonra ne iş yaptığımdan başlayarak aralıksız sorular sordu, bunun ilgi olduğunun farkındaydım ancak neredeyse verdiğim cevapları bile dinlemeden sorular peşpeşe geliyordu. Belli bir yakınlığı, aşinalığı kurma ve diğer buluşmanın temelini atma girişimlerinden sonra telefonumu çıkararak – “o halde seni haftasonu ararım” dedim bu noktada sevgilisi olduğunu söyledi, ben de “güzel haftasonuna kadar sana göz kulak olacak biri var anlaşılan” diyerek savuşturdum ve telefonunu aldım. Bundan sonraki buluşmada özellikle doğrudan mekânda buluşmak gibi söze dökmediği bir niyeti vardı. Bu buluşmada biraz saldıraylaşmış olabilirim ya bundan ya da gerçekten kızın sevgilisi olduğundan ikinci buluşmaya taşıyamadım.

Kendi istatistiğimi tuttuğumda yaklaşmaların %50 sinin telefonunu alabiliyor, bunların yarısını ilk buluşmaya götürebiliyor, bunların yarısını da ikinci buluşmaya taşıyabiliyorum. Prensip gereği pek az sayıdaki f-close’ları paylaşmıyorum. Sonuç olarak hayatımı buna adamadım ancak buna uyumlu hale getirdim. Bence işin püf noktası içsel oyun, çerçeve ve fazlasıyla sosyal olmak. Fazla pua bilgileriyle beyninizi yorup atalete kapılmayın. Fırsatlar ayağınıza kadar geliyor emin olun. En sık yaptığım açılışlardan örnekler paylaşmaya çalıştım. En kısa zamanda hatalarımı görme adına başarısız ilk buluşmaları da yazacağım okuyan herkese teşekkürler.

Konuk Yazar : Givemefive

Saha Raporu – Ansızın gelişen saha raporu ve numara kapanışı

Bugün yakın arkadaşımın eşiyle bir yerlerde oturup bi çay içelim, iki
sohbet edelim dedik. Kendisini kardeş gibi görürüm, kocası da kaç
yıllık yakın arkadaşım, evlenmelerine vesile olmuşluğum var, şükür…

Neyse, olaya geçecek olursam, nerdesin nerdesin, yanımda X var dedi, x
kim dedim kısa bir breefing ardından, biz malum mekana geçiyoruz dedi,
mekanı söyledi, ben de zaten oraya geçin ben gelirim diyecektim dedim.

Bundan sonra, Ben için b, Hedef kız için Hk kısaltmalarını kullanacağım.

Mekana gittiğimde oturuyorlarmış, selam verdim, Hk: elindekileri bana
verebilirsin dedi. Sadece çantayı vereyim lavaboya gidip geleceğim.

Gidip geldikten sonra;
B: Birşey söylediniz mi?
Hk: Seni bekledik sadece sıcak çikolata içiyorduk.

Sohbetler selamlaşmalar falan, kız branşımı, ne öğretmeni olduğumu
sordu, karşılıklı sıcak bir muhabbet.

Bir ara onlar iki arkadaş muhabbet ederken, sessizleştim, kız benimle
muhabbete girdi yine ve neden sessizleştin diye sordu.

Ben: ikiniz muhabbet ediyordunuz, muhabbeti bölmemek için girmedim

Hk: üşüyorum, biri benim titrememe engel olsun.

B: Getir ben engel olurum, elini avcuma aldım, sonra diğer elimi de
koydum üstüne.

Olumsuz hiçbir tepki vermedi, bir süre kaldıktan sonra normal bir
şekilde çekti, ben de yavaşça çektim.

Bir ara kız masadan kalktı, benim arkadaşın eşi olan kadına dedim şu
kızı bana ayarla, ilginçtir normalde böyle birşeyi sıkıntı etmeyecek
olmasına rağmen, bu sefer çok isteksiz gördüm.

Dedim sen sadece buluşmaları arttır, başka birşey yapmana gerek yok.

Dedi sıkıntıları var onun falan, yani öyle tahmin ediyorum.

Neyse sonra kız geldi sohbet devam etti, zaman zaman kız masanın
altından ayağıma vuruyor hafif hafif, muhtemelen bunu farketmeden
yaptı.

Hk: Ya ben senin ayağına mı vuruyorum? farketmedim, özür dilerim.

B: Ayağıma vurduğun her dakika için ellerinle yapacağın yöresel bir
yemek borçlanıyorsun.

Hk: Ne? ben mi yapacağım, ben kendime bile yemek yapmıyorum.

B: Yemek yapmayı bilmiyormusun yoksa?

Hk: pek değil, ama ısmarlayabilirim.

Sonra araya başka şeyler karıştı, sohbet, neg‘ler atıyorum falan.

Hatta birinde şöyle bir sohbet geçti.

Hk: Ya X’in rüzgarına bir türlü alışamadım, yüzümü ısırıyor resmen.

Ben: Aşılarını yaptırdım ben onun merak etme, birşey olmaz, alışırsın.

Her ikisi de kahkahalara boğuldular.

Ha bu arada, damla sakızlı kahve önerdim, kahveyi içemedi, bayağı
dalga geçip, bunu neg aracı olarak kullandım, lakap taktım falan.

Hk: Diline düştük ya artık, kurtulamayız.

Neyse uzun lafın kısası, ben çay aldım, kız bana içemediği kahveden
sonra, çayla eşlik etti, çaylar kahveler falan, kalkmadan hemen önce
bunlar lavaboya gittiler, kız diğerini bırakıp yanıma geldi, ama
, çantasını almak için de gelmiş olabilir, çıkıyoruz diye, o arada
numarasını aldım.

Hesabı ödedim, birlikte çıktık, bunlar iki kız önümden yürüyorlar, ben
arkalarındayım, kaldırıma sığmak mükün olmayacağı için kızın yan
tarafına geçme şansım olmadı, önlerine de geçmedim.

Bu ikisi sohbet ederken hedef kız bana, Haftasonu huzur evine
gidiyoruz sen de gelirmisin dedi, aftaya ertelerseniz gelirim
diye cevap verdim.

Sonra muhabbet arasında kaynadı, otobüs durağının orada durduk ve
hedef kız karşıya geçecek, bizim kardeş orada kalacaktı, sana eşlik
edeyim, birlikte geçelim falan dedemedim, siz artık buradan
gidersiniz, görüşürüz deyip usulünce oradan ayrıldım.

Eski ben olsa, i halt etmiş gibi mutlaka kızla beraber karşıya geçip
geri dönerdi mal gibi, bugün bunu yapmadım.

Sohbet süresince çerçevemi korudum, oldukça rahat ve doğaldım, beden
dilim dik ve imkanlar el verdiğince kıza bakarak konuştum ve asla
eğilmedim.

Şimdi niyetim yarından sonra kıza mesaj atıp aynı mekanda kahveye davet etmek, oradan da bir yerlere ya da en azından kordon boyunda bir yürüyüşe çıkarız diye düşünüyorum (tabii işler istediğim gibi giderse).

Not: 1. kızın genel hali cana yakınmış, bu yüzden mi benimle muhabbet
etti, yoksa ilgilendi mi bunu tam algılayamadım, ama , açıkçası yürüme davetiyesi gibi de geldi.

2. kız başörtülü, doğulu, bizim arkadaş kültüründen dolayı sevgili
mevgili muhabbetlerine açık olmadığını düşündüğünü söledi.

Evet bro’lar, bu benim ilk saha raporumdu, umarım beğenmişsinizdir.

Mahmut bey başta olmak üzere sizler de eğrisiyle-doğrusuyla saha
raporumu yorumlar, bundan sonra neler yapmam gerektiğini,
fikirlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

Sağlıcakla kalın.
Alphaisloading

İlk buluşmayı ayarlama ile ilgili birkaç tavsiye

15karakteryetmi (anladık yetmiyormuş :)) rumuzlu okuyucu sormuş :

Selamlar,

İki adet sorum olacak biri kısa ötekisi uzun olacak şekilde.

1) Kadınlarla tartışırken özellikle yaptığım bir hamle var. Sessiz kalmak. Aslında her insanla tartışırken işe yaradığını düşünüyorum ama kadınlara karşı etkili bir silah. Karşımdaki kadın bağırıp çağırarak içinde ne varsa boşaltıyor ve sonra kendimden emin bir şekilde doğru argümanlarla onun yanlışını tane tane anlatınca kedi gibi oluyor. Soru ise şu; bu tarz bir davranışın kırmızı hap mentalitesi ile sizce yorumu nasıldır?

2) Bir daha içinde bulunmayacağım ortamlarda tanışıp, telefon numarasını aldığım kadınları görüşmeye davet ettiğimde uzun uzun mazeretler (veya gerçek yoğunlukları) belirterek nazikçe geri çeviriyorlar.

Kendileri ile tanıştığım günkü sohbetlerimde gayet pozitif reaksiyonlar aldığımdan dolayı telefon numaralarını istiyorum ve veriyorlar.

Mesajlaşmayı kullanmamaya çalışıyorum, dolayısıyla davetlerimi arayarak yaparım ve daha önce pek karşılaşmadığım şöyle diyaloglar yaşamaya başladım.

(hal hatır muhabbetinden sonra)
– çok güzel bir mekana gittim geçenlerde. seni de akşam yemeğine götüreyim oraya. perşembe akşamı kaçta çıkıyorsun işten?
– davetin için çok teşekkür ederim ama son zamanlarda çok yoğun bir iş temposundan çıktım. kısa bir süre sonra da sınavım var, ona da hazırlanıyorum bir yandan. perşembe akşamı da aile ziyareti var, biraz dinlendikten sonra ders çalışacağım, ardından da ziyarete gideceğim.

Bu şekilde cevap veren kadınların önceliği olmadığımı dolayısıyla da bana alternatif bir tarih sunmadıklarından dolayı next mi yapmalıyım?

Yoksa, ailesine ve kendi gelişimine değer veren bir kadın olduğunu, next yapmadan önce farklı bir tarihte tekrar bir davette bulunmalı mıyım?

Teker teker alalım, bazı temel bilgileri ara ara tekrarlamakta yarar var :

1) Kadınlarla tartışırken özellikle yaptığım bir hamle var. Sessiz kalmak. Aslında her insanla tartışırken işe yaradığını düşünüyorum ama kadınlara karşı etkili bir silah. Karşımdaki kadın bağırıp çağırarak içinde ne varsa boşaltıyor ve sonra kendimden emin bir şekilde doğru argümanlarla onun yanlışını tane tane anlatınca kedi gibi oluyor.

Kadınla tartışmazsın, hatun duygusal patlamasını yaşarken sessizce dinlersin ya da anahtarını alır gidersin ve hatun sakinleşince söyleyeceğini söylersin ya da gereksiz ise bir şey söylemezsin. Kırmızı haplı bir davranış. Duygularına yenilip karşılıklı bağırışma ise mavi haplıdır.

2) Bir daha içinde bulunmayacağım ortamlarda tanışıp, telefon numarasını aldığım kadınları görüşmeye davet ettiğimde uzun uzun mazeretler (veya gerçek yoğunlukları) belirterek nazikçe geri çeviriyorlar.

Kendileri ile tanıştığım günkü sohbetlerimde gayet pozitif reaksiyonlar aldığımdan dolayı telefon numaralarını istiyorum ve veriyorlar.

Bundan 10 yıl önce telefon numarası almak işin 50%si idi. Şimdi ise pek bir anlamı yok. Çoğu hatun nezaketinden konuşuyor ama telefon verirken aslında telefon vermeyip yüzyüze reddetmek yerine sonra reddetmeyi düşünüyor. Günümüz ilişkilerinin gerçeği. Ortam bu diye kabul edip avlanacaksınız. Hatta şunu söyleyeyim 10 sene önce ortalama bir erkek bugünkü kadar telefon alamazdı. Ama günümüz erkeği daha yetenekli olduğundan değil, telefon vermenin öneminin sıfırlanmasından.

– çok güzel bir mekana gittim geçenlerde. seni de akşam yemeğine götüreyim oraya. perşembe akşamı kaçta çıkıyorsun işten?

İlk buluşmada yapmaman gerekenler listesinin en tepesinden 2 hatan var :

1 – Akşam yemeği : İlk buluşmada bir kızı asla yemeğe götürmeyin. Asla. Sex and the City dizisinde Carrie Bradshaw karısı “kötü ilk buluşma yoktur, iyi ilk buluşma veya bedava akşam yemeği vardır” diye muştuladığından beridir akşam yemeği bedavacı kızların aptal erkek yolma yöntemi oldu. Yani geldi mi neden geldiğini bilemezsin? Oysa bir kahve içip oradan bir iki şey içmeye gelen kızın aptal silkelemek için gelmediği daha barizdir.

Ama akşam yemeğinin asıl problemi şudur : senin kıza “bak yanlış anlama ben sağlayıcı betayım, hani alfa falan sandıysan yanılıyor olabilirsin” demen gibi bir şey bu. Kız ne yapsın? Hayatına giren erkeklerden maskülen alfa olanları hafif bir iki içki / kahve içmeye çağırmış, bunlar dışındaki beta sürüsü ise yemeklere çağırmış. Nasıl bir eşleştirme yapacakları aşikar.

2 – perşembe akşamı kaçta çıkıyorsun işten?

Yarı dominant. Yeri söylemişsin, günü söylemişsin, saati neden soruyorsun? Neden olduğunu ben sana söyleyeyim. Çünkü kızı yeterince geç bir saatte çağırıp (830 mesela) sonra ordan yatağa geçme ihtimalini düşündüğünü belirtmeye cesaretin olmadığı için. Tavşanlık – saldıraylık dengesinde saldıray görünmemek için tavşan görünme riskini göze alıyorsun. Dezavantaj, kızın bilinçaltına uslu çocuk mesajı atıyorsun.

Bu şekilde cevap veren kadınların önceliği olmadığımı dolayısıyla da bana alternatif bir tarih sunmadıklarından dolayı next mi yapmalıyım?

Hayır. Muhtemelen önceliği değilsin ama bu aşamada kızın gerçekten bahsettiği bahanelerle gelmeme ihtimali yeterince yüksek. Tavsiyem, bir kızı iki kere dışarı davet etmek ve eğer ikisinde de reddediyor fakat alternatif sunmuyorsa nextlemektir. İki davet ve sıfır alternatif önerisinden sonra gerçekten bir bahanesi olma ihtimali güvenli bir şekilde ihmal edebileceğiniz kadar azdır.

Hadi bu aşağıdakiler de benden bonus :

1 – İlk buluşmada iki aşamalı geçiş yapın. İlkin ucuz bir yerde, mesela Starbucks’ta veya simitçide buluşun. Sizinle beraber olma ihtimalini düşünen hatun bunlara hayır demez. Burada birbirinizi beğenirseniz daha pahalı içkilerin olacağı mekana geçin, beğenmezseniz kız bir bahane bulur. Bulmazsa siz bir bahane bulup sıvışabilirsiniz.

2 – İlk buluşmayı evinize yakın ayarlayın. İlk buluşmada bir iki öpücükten sonra yatakta son dakika direnci yaratmaya en müsait olay, trafikte 45 dakika taksi ya da araba seyahati ile o buluşmanın ateşinin sönmesidir. Evinizin sokağındaki pastane de olmasın yalnız, o da kızda tam tersi yönden son dakika direnci yaratabilir.

3 – Asla çok içmeyin, çok içirmeyin. Sarhoş bir kadını evinize götürmeyin, sarhoş kadının evine gitmeyin. Güvenli bir şekilde eve gitmesini sağlamak isterseniz okey ama çok sarhoş ise o gece orada biter.

4 – Evde ise eğer içiyorsanız bir iki içkiniz ve yedekte prezervatifiniz olsun.

Single Instruction Single Data – Tek Komut Tek Veri Akışı

Baktık sizin değişeceğiniz yok, biz değişelim dedik. Sabaha karşı yapılan oylama doğrultusunda artık bilişim sektöründe devam etme kararı aldık. Haliyle bende bilişim teknolojileri ve programlama alanına dair araştırma yapmaya başladım birde ne göreyim?

Single Instruction Single Data, bir yerden tanıdık gelmiş olmalı. Tek komut tek veri akışı, peki ne demek bu?! Dante sahaya çıkar, sahada başına gelenleri anlatır, olmadı bir, iki felsefi aktarım yapar değil mi? Değil.

Blog içerisinde bulunan tüm yazıları bende sizler gibi evire çevire okudum, anlamadığım noktada SVBG ve Mahmut Abi’nin suyu çıkana dek sordum, öğrendim. Benim içinde pek yabancı bir kavram sayılmaz, dile kolay 19 yıl boyunca tek bir komut ve tek bir veri akışı ile sadece tek bir hedefe dayalı yaşamış ve en nihayetinde bu böyle olmaz demiştim.

Öncelikle Single Instruction Single Data ne demek bir bakalım.  Birim zamanda tek bir komutun, tek bir data işlemesi.

Biraz daha açayım; Bir komut işlenmeden, bir diğer komuta geçilememe hali. Deterministik hal. Ve komut bitirildikten ve data işlendikten sonra yine aynı eylemin tekrar etmesi durumu.

Bildiğiniz dilden konuşalım;

 

Ölümcül Oneitis Belirtisi

 

Sonra Bodrum,  amatör kulüp başkanlığı, alkol koması, parmak kesilmesi falan.

Interwieving Beach Girls(ONEitis)

 

Video boyunca görebileceğiniz üzere kadınlar ONEitisden müzdarip erkeklerle ilgili ezik, muhtaç, zavallı gibi düşüncelere hakim.

Peki o ezik, muhtaç, zavallıları hayatlarından defetmişler mi?

Elbette HAYIR!

Çünkü onaylanmaya ve ilgiye muhtaçlar. Çünkü blog içerisinde yazılan her yazının altına ” O kız, şu kız, bu kız, beriki kız ” diye yaldır yaldır cevap arayan sizler, o güzel atlara binip gitmek yerine o güzel atları tımarlamakla, ayaklarına batan çiviyi çıkarmakla, sakat kalan atları beslemekle meşgulsünüz.

At koşmuyorsa vurursunuz beyler. İyi bir jokey olmadığınız için değil atlara karşı beslediğiniz duygusal bağ yüzünden bu haldesiniz. Binemediğin atı, beslemeyeceksin.

Düşündümde bilişim teknolojileri yerine altılı ganyan tüyosu verebileceğimiz bir bloga evrilmek beni daha çok mutlu edecek.

Konuyu dağıtmadan usulca bitirelim ama önce ONEitis sizi nereye götürüyor bir bakalım.

Elbette Obsesif Kompulsif (Saplantılı Kişilik Bozukluğu)’ten muzdarip, zavallı bir birey olmaya. Kimdir Obsesif kişiler?

Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, bireyin çabalarına rağmen kurtulamadığı düşünce olarak tanımlanan obsesyon, bazı bireylerde kompulsif eylemler biçimine dönüşmüştür. Kompulsiyon bireyin eğilim ve isteğine uymayan istenmeyen düşüncelerin oluşturduğu bunalımların, etkisiyle sık sık tekrarlamak zorunda kaldığı tepki olarak tanımlanır. Bu kişiler genellikle etkin, ortalama düzeyin üstünde aydın, yüksek törel ölçüleri olan aşırı vicdanlı dürüst kişilerdir.

Aşırı vicdanlı, dürüst kişiler? Çok şükür vicdanım beni yapabileceklerimden alıkoymuyor ve kadınlarla ilgili herhangi bir noktada dürüst olmadığım yüzlerce konuyu ortaya dökebilirim. Devam ediyoruz;

Bu kişiliğe sahip olanlar son derece dakik kişilerdir. Cimrilik, inatçılık, aşırı düzenlilik, kuşkuculuk ve aşırı titizlikleri de vardır. Denetlemekten zevk alırlar. Kişiler arası ilişkilerinde esneklikten yoksundurlar. Kendilerini bir işe yada okumaya yöneltemezler.

Karar vermede güçlük çeker sorumluluktan kaçınırlar. Davranışlarında çifte standart görünür. Yaptıkları davranışlar arasında tekrarlı el yıkama, günlük elbiseleri yada diğer eşyaları üzerine birşey bulaşmışçasına yıkama, sayı sayma sayılabilir. Saplantılı zorlu düşüncelerin etkisi altında kalan kimi hastalar kişilik yapısıyla bağdaşmayan anlamsız, gereksiz, saçma davranışlarda bulunurlar. Bu arada çevredeki insanlara ve nesnelere zarar verebilirler.

Boşandığı eşini vuranların, ayrıldığı sevgilisini dövenlerin, sevişmek istemeyen manitasını parçalayanların ana problemi; ONEitis. Ben konuyu detaylandırırken, psikolojik bir veriyi kendi dünyamıza yani Kırmızı Hap’a uyarladım tutupta psikolojik derlemeler sıralamayın, lakin anlayabileceğiniz kadar basite indirgedim.

Single Instruction Single Data kavramını bulan Micheal Flynn’in Single Instruction Multiple Data kavramını bulduğunu biliyor muydunuz? Yani, cevap bizde değil sizde.

 

Saha Raporu Değerlendirme – Soru & Cevap –

Saha Raporu – Sıradaki Şarkı Tüm Evlilere Gelsin –

Sorular, cevaplar, yorumlar, eleştiriler doğrultusunda son saha raporunu değerlendirmek ve soruları cevaplandırmak istedim.

Evvela bir konuda anlaşalım. Kız tavlama, diyaloğu sekse götürme işi Kırmızı Hap öğretisi ardından tanıştığım bir konu değil. Birkaç Amerikalı girişimcinin “Pick Up Artist” adı altında yıllardır mahalle kültürünün dinamiklerinden biri olan manitacılığı teknik, taktik detaylarla süsleyip satması ve bunu cinsel gerilimi artırmaktan yana eksiklik yaşayan birçok erkeğin kapış kapış öğütmesi tam bir delilik. Manitacılık, seviyorsan git konuş abicilik ya da saf, temiz sevgi cümlelerinin bir isme ve bunca şaşaalı tekniğe malik olduğunu öğreneli 9 ay oluyor, evet. Lakin 25 yıllık yaşantımı, bir öğreti ile geçen 9 aya endeksli yürütmüyorum.

Ben 9 aydır kız tavlamıyorum, 9 aydır sevişmiyorum, cinsel dürtülerimi Kırmızı Hap tetiklemedi. Ben belli karakteristik özelliklere sahip bir varlıktım ve Kırmızı Hap törpülenmesi ya da sivrilmesi gereken yönlerimi açığa çıkarmamda bana yardımcı oldu.

Eleştirilere karşı daima saygı ve sevgi ile yaklaşmaya gayret gösteriyorum fakat bir konuyu unutmamanızı rica etmek durumundayım uzun bir süredir Kırmızı Hap ile ilgilenen, kadınlar  ve hatta erkekler hakkında yeterli hayat tecrübesine sahip Mahmut Abi ile SVBG’nin tutupta “Hayal gücün baya genişmiş kardeş, gel sen bizim çocuklara masal anlat” dediğini düşünür gibi bir haliniz var. Eleştirirken tüm koşulları göz önünde bulundurun, size doğru yolu ve yapılması gerekenleri anlatan bu iki insanın yanlış bir örnekle sizi başbaşa bırakması ve emek verdikleri sistemi kirletmeme müsade etmesi mümkün değil.

Gelelim sorulara ve yorumlara.

Kardeş kusura bakma da kadim meriç taktiklerini uygulamışsın.Karıyı öpmen veya birlikte olman bir şeyi değiştirmez.Ha seks yanına kar kalır ama karının kocası bir şekilde öğrenirse başın derde girebilir.Attığınız baş ürküttüğünüz kuşa değsin.

———————–

@ Şahsın bahsettiği nokta benim kadını dinlemem, birçoğunuzda olduğu gibi hatta bunu öngererek rapor içerisinde “Nice Guy etiketi yiyeceğim” demiştim.

Mahmut Abi önce şöyle demiş;

Şunlara meriçlik yazan arkadaşlar kız tavlamayı nasıl bir şey olarak düşünüyorlar? Dante burada meriç ise ben de mericim. Anlatın bakalım siz kızı saçından tutup itirazsız mağaranıza nasıl sürüklüyorsunuz. Biz de öğrenelim.

Ardından şöyle devam etmiş;

Hocam sikme ihtimali olmayan ve yörüngesinde haftalarca döndükleri kadını sürekli dinlemeye meriçlik denildi ya şimdi her dinlemeyi meriçlik sayacaklar.

Biri de demiyor ki Mahmut Abi 30% siz konuşun 70% o konuşsun diyordu bu abi de meriç değil mi? Dinleyeceksiniz tabii gençler ama dert babasına dönmeyeceksiniz. Kıza yardım etmeye kalkmayacaksınız.

Pozitif cinsel gerilim sadece sululukla yaratılmaz.

@ Bu konuyu çözdüğümüzü düşünüyorum. Bakış açınız çok, çok, çok dar.

———————–

Rogers says:
Benim bu tür konularda hazir cevapligim yok yani bir kadin bana git basimdan gibi seyler soyleyince hicbir bok yapamiyorum ve moral olarak dibe vuruyorum. Sen bunu yenmem için ne önerirsin yani hazircevap olabilmem için önerebilecegin bir kaynak var mi? Kitap gibi…
———————–
@ Hazır cevaplılık, beynin hızlı kullanımı ve fikirlerin süratle işlenmesine bağlı olarak çabuk düşünerek, etkileyici, düşündürücü ya da şaşırtıcı cevap verebilme becerisidir.
Tıpkı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aşağıda paylaşacağım hikayesinde olduğu gibi bir hazır cevaplılıktan bahsediyoruz.

İngiltere Kralı Edward da özel yatıyla İstanbul’a gelmişti. Atatürk, konuğunu Dolma bahçe Sarayı’nın rıhtımında karşıladı. Kral onuruna, akşam büyük bir şölen veriliyordu.

Ziyafet sofrasına hizmet eden garsonlardan biri, elinde getirdiği tepsiyle, ayağı halıya takılarak yere yuvarlandı.

Atatürk, Krala eğilerek şöyle dedi: “Majeste, Türk ulusuna her şeyi öğrettim, yalnız UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM!”

Etkileyici değil mi? Buradan bu büyük insanı saygı ve rahmet ile anmış olalım. Konumuza dönecek olursak bahsettiğin konuya dair aylar önce okuduğum (Beyin Gücü Dergisi)’nde gördüğüm egzersizi paylaşacağım.

1- Her gün gittiğiniz yolu, sabah uyandığınız müziği, oda ve büronuzun düzenini, birtakım rutin olarak yaptığınız şeyleri değiştirerek, beyninizi şaşırtın. Çalışmayan beyin hücrelerini çalışır hale getirirsek, 60 yaşında bile bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.

2- Her gün kendinize rastgele 15 kelime yazın. (Su aygırı, nar, fıskiye, kalem…)  Her birinden tek tek en az 6 kelimelik cümle kurun. Ardından bu 15 kelimenin her biri hakkında en az 1 dakika aralıksız ve akıcı konuşma yapmaya çalışın. Ardından bu 15 kelimeyi sırasıyla kullanarak saçma, ilginç, sıra dışı bir hikaye kurgulayın.

3- Bir hikayeye başlayın ve sonunu düşünmeden devam edin. Örneğin aklınıza ilk gelen cümleyi kurun. “Bir varmış bir yokmuş, uzak bir ülkede bir sincap yaşarmış…” gibi.

@ Şimdilik tavsiye edebileceğim egzersizler bunlar, bununla birlikte ben genellikle Stand-Up gösterileri izliyorum. Her ne kadar çok sevmesem de Tolga Çevik hazır cevap olmak konusunda esprili yaklaşımı benimsemek için güzel seçim.

———————–

Ben merak ediyorum dante, zihin yapın nasıl? Kinoları nasıl yaparsın? Neg atarken kendi beden dilin ve zihin rahatlığın nasıl? Kadın gibi hissettirmek nasıl olur?

———————–

@ Zihin yapımdan kastın nedir? Kadınlara karşı tutumundan bahsediyorsan hepsi varolması gereken ve varoluşları ile beni mutlu eden küçük canavarlar. Kadınlar gözümü korkutmuyor ya da onları her şeyi hak eden seks oyuncakları olarak görmüyorum. Yaratılışları ya da inançsızsanız bilimsel olarak tanımlamam gerekirse genetik kodlamalarında bulunan kusurları onları sevmemem için engel değil, aksine ben bu kusurları kendi lehime kullanmayı daha doğru buluyorum. Kino kısmına gelelim;  Konuşmalarımda, diyaloğa girişlerimde kendime on dakikalık bir üst limit belirledim. Kadının hafif meşrep-orta-rahibe gibi kavramlar dahilinde değerlendirilmesi mümkün hareketleri doğrultusunda Kinolarımı yönlendiririm. Bulunduğum çevre gereği kapalı, ilişkiden ve seksten uzak kadın yok. Genellikle diyaloğun 10. dakikası itibari ile  lise 3. sınıfa giden ilgi fukarası bir hatun simülasyonu oynarım. Bunu dedim diye gidip bir kızla tanışır, on dakika sonra hatunu avuçlarsan gelip bana sallama. İlişkilerinizde dozu tutturmak size kalmış, biz kalburüstü bilgileri paylaşırız karşınızdaki hatuna göre dozu artırmak veya düşürmek sizin işinizdir. Neg atarken hafif ve seyrek bir gülümseme ile karşımda bir çocuk olduğunu hayal ederek hareket ederim. Ben genellikle rahatımdır, o an özelinde bir rahatlık yok. Hayata bakış açım şu; Olursa olur, olmazsa olmaz. Kasmaya gerek yok. Kadın gibi hissettirmek, kadın gibi hissettirmektir. Buna dair çok derin örneklendirmeler yapmaya gerek var mı? Az sonra sevişeceğin hatunun saçlarını köpek okşar gibi okşayıp gel bakalım ufaklık demesi mi seni erkeksi hissettirir yoksa sen iki kolunu ve bacaklarını açmış boxer’ınla oturup, sigaranı tüttürürken kucağına oturup seni öpmeye başlaması mı? Anladın değil mi? Kadın olduğunu hatırlatmakta böyle bir şey. Özellikle problemli ilişkiden çıkan kadınlar, eski aşığı ona kadınsı hissettirmediği için şikayetçidir. Kadınsı hissetmemenin bir diğer çağrışımı ise kadının, erkeğini erkek olarak görememesi durumudur. Dengeyi sağladığın takdirde her şey kendiliğinden gelişecektir.

———————–

” Ona kadın olduğunu hissettirdim” bu cümlede uyguladıklarını biraz daha açabilir misin biz genç dimağlar için

———————–

@ Yukarıda belirttim aslında fakat aradığın detayı vermedim. Öküz gibi olmamak kaydıyla kadının kalçalarına bakmak ve kalçalarına baktığını hissettirmek dahi onun bir kadın olduğunu hatırlatmak için yeterlidir. Ben bu hatuna şunu yaptım. Gözlerinin içinden başlamak kaydıyla önce boynuna, ardından göğüs dekoltesine doğru hafifçe süzdüm ardından “Vücut dilime” ne yapıyorsun, o kadının harika bir parça olduğunu onu gözlerinle yiyerek anlatmana gerek yok tavrı sergiledim ve bunu o kadının anlamasını sağladım. Derinlemesine düşünürsen, ne demek istediğimi anlayacaksın.

———————–

Mahmut Abi says:

evli bir kadınla birlikte olmakta beis görmüyorum diyen kişi, aynı şekilde ileride başkasının kendi karısı ile birlikte olmasından ya da fırsat değerlendirmesinden beis görmüyorum da diyor. Dolaylı olarak dediği, benim gardım düştüğünde ve hatun hipergamisini kontrol edemediğinde, problem yok.

Ben yaparım başkası bana yapamaz ise komik bir düşünce. Senden daha yakışıklısı, zengini, eğitimlisi, kariyerlisi, kaslısı, vs … her zaman vardır.

———————-

@ Hayatımı bir kadının iradesine hapsetmeyeceğim konusunda kendi doğrularıma güveniyorum. Beni aldatmak isteyen kadın, aldatır. Bunun için benim yapabileceğim, eskimiş ilişkiyi yenisiyle değiştirmek. Bu söylediklerim ben yer, içer, sevişir, kıçımı döner yatarım ya da saha raporuna konu olduğu üzere hatunu çakallarla dolu bir mekanda bırakır giderim değil. Kırmızı Hap’ın vurguladığı erkek olurum, gardımı düşürmem. Gardım ilk düştüğünde (ki hayat şartları kime ne yapar bilinmez) beni boynuzlayan hatun için üzülmem, gerilmem yoluma devam ederim. Bu nedenle evli bir kadınla sevişmeyi, birlikte olmayı aykırı görmüyorum. Erkek dünyasının ticaret dünyasıyla eşdeğer olduğuna inanıyorum.

———————–

Selam Dante, oncelikle basarili bir rapor tebrik ederim. Ama bazi yerler yarim birakilmis gibi,
Kadin senin gitmeni istediginde shit sayip devam etmissin ama her devaminda siddet de artmis, peki bu arada kadinin vucut dili nasildi ve sen nasil bir davranis sergiledin?

———————–

@ Benim yazılarımın geneli kopuk. Sahaya çıkması güzel fakat yaşadıklarını aktarması çok sıkıcı. Yinede elimden geldiğince odaklanmaya çalışıyorum. Soruya gelecek olursak; Evli ve az evvel çatır çatır tartışmış bir kadının shit testleri artırmasının gayet doğal olduğunun bilincinde olarak hareket ettiğimden ve olmama halinde bekar ve daha müsait hatunlarla vakit geçirme ihtimalini düşündüğümden ruh halim, vücut dilim “15 yaşında bir delikanlıya” – Kimler gelir, kimler geçer delikanlı. Üzme tatlı canını – diyen amcadan halliceydi. Yaşadıklarının farkındayım ama şu an yaşayacağımız seksin sertliğine odaklan, siktir et kocanı gibi bir hal düşün.

————————

Kardeş bura alfa sitesi yanlış yerdesin.29 30 yas kadin icin tehlikeye bak aq. Dante yazını okurken lisede zevkine dayak attigim çocukları hatırladım. 30 yaşındaki teyze seni sıkmış kullanıp atmış kocasına kizginligindan. Tıpkı prezervatif gibi.

Mahmut abi çok fazla kadın üzerine yazı var. Şu erkek adam nasıl olunur ne yapar,bir erkek için hayatin amacı , başarmak , dünyayı gezmek vs. Bu tur erkek üzerine yazılar cogalmalidir bence.

———————–

@ Üsluba ayrı, fikre ayrı, sana ayrı.  Evvela alfa sitesi nedir ya? Biz alfa falan üretmiyoruz arkadaşlar bunu bir defa unutun. Bir topluluğa ait fikirleri sizlerle paylaşıyoruz. Onu bir geçin öncelikle. Haydi bana yazdığın kısmı es geçelim. Kadının kullanması falan (Ki şöyle birkaç hatunun seni kullanması için takla atmazsan Taksim’de tanga giyer dolaşırım) ikinci kısma odaklanalım.

Erkeğin özellikle burada dolanan erkeklerin yakıtı kadın, sıyrılın şu elitist tavrınızdan. Saha raporlarına yeri geliyor yüzden fazla görüş gelirken, alelade bir felsefi ya da hayata dair farklı konulara gelen bildirim sayısı benim gördüğüm en fazla elli. Varsayalım odak nokta kadınlar değil kendimiz. Mahmut Abinin sana yeni bir hayat standartı, maceraperest birkaç öneri sunması çok saçma değil mi? Erkek olmanın tanımını, hayatınıza yeni bir standart oturtmayı siz bilmeyecek kadar sığ mısınız? Maddi ve Ailevi ve Manevi konularda sınırlarını bul, sınırlarında problem varsa genişlet ve yeni bir dünya yarat kendine. Bunun için bizim yazı yazmamıza ya da senin okumana gerek yok. Bu sende bitiyor, bizde değil.

———————–

Dante senin yazılarını seviyorum ama burada henüz boşanmamış evli bir hatunla olarak büyük bir sistemsel hata islemişsin.

senin yerinde Yargıtay’dan 9 tane hırsızlık ve adam yaralamadan dosyası olan biri olsaydı o da aynı şekilde hareket ederdi.
sonunu hiç düşünmeden

———————–

@ Sen evlendiğin kadını gecenin bir yarısı sırf tartıştığın ve nedeni onu aldatman olduğu halde bilmediğin bir ortamda sap gibi bırakırsan, yürürüm. Konu kilit. Yemişim sistemi, saygıyı, değeri.

Benim yerimde gözlüklü, saçlarını sağa doğru tarayan, gömlek-süveter-kumaş pantolon kombinli inek modeli olsaydı hatunla ilgili türlü ıslak rüyalar görürdü, beni ondan ayıran ve bir mahkumla eşdeğer görmeni sağlayan onun hayal kurması, benimse hayallerimi gerçekleştirmek konusundaki kararlılığım.

———————–

Tamam Dante seni severiz, iyisin hoşsun djlik yaptığın ortamlarda açtığın setleri saha raporu diye yutturuyorsun ona da eyvallah da bu yazı bu site için fazla “duygusal” olmuş.

Saatlerce kadının derdini dinlemelere deginmiyorum bile. Yani burayı baştan sona okuyup da bu saha raporuna gelen adam; “e bu ne simdi? Ben bunları zaten yapıyordum!?” Gibi bir tepki verebilir ki haklı da.

———————–

@ Sabah koşusu, Tinder saha raporu ve birden fazla komfor alanım dışında raporum mevcut. Hani yutturuyorsun falan, gereksiz. Bunu senden ikinci okuyuşum, ben şahsen bir adama inanmıyorsam ya da yılanladığını düşünüyorsam uzak dururum, okumam, ilgi alanım içerisinde bulundurmam bu konuda anlaşalım. Mantıklı ve yorumlanabilir kısma gelirsek. Mahmut Abi 30-70 kuralından bahsetmiş. Telefon görüşmesi herkeste şöyle bir algı oluşturmuş sanırım; Kadın kocasından bahsetti, ben dinledim. Ben o telefon konuşması boyunca hatunla ilgili aldığım bilgiler ışığında hatunla sevişmenin kapısını açtım. Tüm siteyi hatmedip benim sıradan saha raporumda çuvallayacak adamlara tavsiyem gitsinler baştan okusunlar.

———————–

Mahmut Abi ciddi bir sıkıntım sorunum var. Öncelikle kırmızı hapı yutmuş sindirmiş öncesinde de Pua olan birisiyim set açma sayım 300 ü geçmiştir.

Üniversite de ilk günüm hazırlık sınıfı 20 kişilik çoğu da kız. Kendimi biraz tarif edicem 190 boyundayım takıntılı derece de modaya dikkat eder üstüme yakışanı giyer bir ayakkabı aldığımda vans gibi tahmini giyme süremi 3 yıl belirler akşamları ayakkabı mı temizler hergün farklı giyinir spor yapar beslenmeme pür dikkat eder ve uyku düzenimi sağlarım disiplin=özgürlük nokta. Sınıfa ilk girdiğim de sınıfı süzdüm benden daha değerli bir erkek yok bir kızı gördüm o kızı arkadaş mı yapıcam sikicem mi 2 snye de karar verdim. Kalan tüm kızları friendzone a attım. Ama burası önemli ben attım bunu da belirttim kanka, ortak vs diyerek sürekli o kızlarla dolaşarak bana bir şeyler yaparak kendime değer kattırdım. Kızlar benim için çabalıyor gittiğim yere geliyorlar ve DHVm zirvede ama bir kız var hiç umursamıyor beni. hiç etkilenmedi sıfır yani sıfır ya. Beden dilini okuyorum bana karşı ilgisi sıfır gittim bu kızın en yakın arkadaşını bile etkiledim çekici geleyim diye hatta en yakın arkadaşından birkaç tane de İli aldım ama bu kız da hiçbir şey yok ben ömrümde böyle bir kız görmedim yani, akşam saat 7 de başka bir kızla date im var ama ben sınıfımdaki kız gibisini görmedim yok oynadığım en iyi oyunu oynadım, en iyi rolü, en iyi içtenliği en iyi sosyal statüyü gösterdim. Sınıfın en yüksek değerdeki erkeği benim bütün kızlar benden hoşlanıyor benimle takılıyor ve bana değer katıp İlgi işareti verirken bir bu vermiyor yok yani kız içine kapanık eyvallah ta kızın yanına oturuyorum ertesi gün yerini değiştiriyor en iyi arkadaşını etkiliyorum tık yok dedim ki eğer sosyal statün zirvedeyse diğer kızlar senden hoşlanır ama bu kız da işlemiyor bu en sonunda sabrım taştı yanımdaki uyduyu aldım ve bugün birlikte yemek yiyelim dedim amınakoyim kız konuşmuyor en çok ekmeğini yediğim Pick up taktiklerini yaptım gizem oluşturdum kıza kendisini kanıtlaması için neg attım vücudu üzerinden ilginç şeyler söyledim yok yine pes etmedim tam vazgeçicem yine denedim yemek yedik çıkarken dedim çimlere oturalım konuşalım bu sefer de diğer kızın tuvaleti varmış şimdi ikisi de tuvalete girdi. Kız benden uzaklaşıyor nedense ve vücut dilimde bu arada çok iyi bütün dominantlığı kontral edercesine oturttum ses tonum keza öyle ukalalık da dozunda var ama anlamadım ben yani bugün telefonda konuşurken duydum sevgilisi varmış yine de bu önemli bir nokta değil benden etkilenmesi lazımdı evet havuz var evet tüm kızlar sana uymaz ama benim korkularım her zaman arzularımdan daha büyük arzularımı gerçekleştiremeyeceksem niye vücut geliştireyim niye pick up yapayım?

———————–

@ 300 tane set açmış adam evvela şunu bilir; Her kadınla sevişemezsin. Bunu 300 set açmaya bağlıyor olmaktan utanıyorum, bunu herkes biliyor aslında. 300 tane set açmış adamın kendini kadınla dolu bir sınıfta potansiyel tüm fuckbuddy ve onslardan koruyup, tek bir hatuna odakladığı nerede görülmüş? Bilerek ve isteyerek friendzone, sonuç; “Ben istedim de oldu” – O kız içinden demez mi? ” Lan bu keko tüm kızlarla arkadaş, ben ne diye vereyim buna ” Topuğuna sıkmışsın, o ayrı. Modaya aşırı ilgi dediğin bir ayakkabıyı üç sene giymekse eğer o moda falan değil baya har vurup harman savurmak, ana-baba parasıyla şekil çizmek, görgüsüzlük. 5 yıldır her Ekim-Mayıs ayları arasında askeriyeden getirdiğim postalları giyerim. 4 yıl önce Diesel Outletten aldığım 3 pantolonu her ay farklı yerine yama yaparak, yırtıksa yamalarla değilse kendi imkanlarımla yırtıklar yaparak giyerim. Pantolonlara toplam ödediğim tutar 1500 lira, 4 yıldırda alışveriş düşünmem. Yani modaya düşkünlük değil senin yaptığın. PUA falan demişsin ama geçelim o hikayeyi. Çatır çatır Mavi Haplısın, Allah sabrını da verir.

———————–

Sorulan sorulara, yorumlara, görüşlere ve eleştirilere kendi bildiğim doğrularla cevaplar sundum. 3-4 raporda bir tekrarlamayı düşünüyorum. Umarım faydalı olur, hepinize teşekkürler.

Keyifli okumalar.

Saha Raporu – Sıradaki Şarkı Tüm Evlilere Gelsin –

Tabak Çevirme İle İlgili Yanlış Anlamalar

– Üzgünüm, birtanesi kartanesini seçip, filmlerdeki gibi onun için doğru çabayı gösterip onun kalbini çalma gibi inanmayı canıgönülden istediğiniz çocuk masallarının gerçek dünyada üç kuruş değeri yok. Onlara hala inanmak istiyorsanız, hala erkek değil çocuk olduğunuzdan, önce büyümeye bakmanızı tavsiye ederim. Dikkat edin, inanmak istiyorsanız dedim, inanıyorsanız demedim. Çoğu okur artık bunların masal olduğunun artık farkında ama bu gerçek onlara acı veriyor, bu nedenle inanmak istiyorlar. Bu acının nedeni çocuk olmanız hala, ilk hedef almanız gereken problem de bu. –

Okumaktan asla sıkılmayacağım yazılardan biri, blogun en iyilerinden. Bir kız, şu kız, o kız, berideki kız. Tek bir kadını kapsayan tüm sorularınız sizi günümüzün Simo Häyhä ‘si yapmaya doğru koşar adım götürüyor, bu tehlikeli beyefendi ile aranızdaki tek fark siz namluyu tek bir hedefe doğrulttuğunuzu sanırken, aslında kendi kafanıza sıktığınız.

Twitter üzerinden aldığım bazı soruları yanıtlarken, bir soruya takıldım.

Şöyle diyor; ” Kırmızı Hap bize ne yapmaya çalışıyor? ”

Kırmızı hap seni tekli atış modundan, seri atış moduna geçiriyor. Elindeki Kanası alıyor, M4A1 veriyor nasıl ama?

Bu saha raporunda kendimle ilgili fark ettiğim ve bir süredir cevabını aradığım bir sorun üzerinde ilerleme kaydettiğimi gördüm. Bildiğiniz üzere tek gecelik ilişkilerde ne kadar başarılı isem, tabak çevirmek hususunda bir o kadar başarısızdım. Mahmut Abi ve Sonsuzluk ile konuyu enine boyuna tartıştık ve onların mantıklı cevapları ile sorunun kökenine indim. Evet, parti kızları sığınaklarından çıkabilir artık iki tabak sahibiyim. Yalnız küçük bir problemimiz var; Tabaklardan biri evli.

Bu durum beni metres yapıyor mu? Öncelikle bu konuyu küçük bir oturum ile halletmek istiyorum. – Sanırım evet.

Olayların gelişim sürecini özetleyeceğim, uzun bir yazı olmayacak, saha raporu olarak adlandırmış olsam da, daha çok bir durum değerlendirmesi diyelim.

Yaklaşık iki haftadır şehrin şaşaalı semtlerinden birinde pek tutulmayan fakat ortamını sevdiğim bir mekanda haftanın iki gecesi üçer saatliğine çalıyorum.

Kitleyi özetlemek gerekirse; 25 yaş ve üzeri, evli-dul-nadiren bekar ve problemli çiftler. 25 yaş altı grubu oluşturan genelde çalışanlar ve tabaklarımdan birini içinde bulunduran sahne ekibi. O hatunla ilgili bir rapor ayrıca yazacağım fakat önceliğim ikinci tabağım olan 29 yaşında, sorunlu bir evliliğe sahip, hızlı ve atik hatun.

Evli bir kadınla birlikte olmakta beis görmüyorum. Aksine fırsatları değerlendirmemenin daha büyük problem olduğu konusunda ikna olmuş durumdayım.

Gelelim tanışma ve bahsi geçen hatunun tabak olma sürecine.

Gece yarısını geçtikten sonra arkadaşlarla birlikte mekana giriş yaptım. Beşerli bir grup, üç çift ve sanırım doğum günü kutlaması gibi bir sebeple mekanda bulunan üç arkadaş dışında ortam pek hareketli değildi. Sohbet, muhabbet derken arkadaşların ısrarı ile birkaç kadeh bir şeyler içtim bu esnada elimi yüzümü yıkamak için lavaboya yöneldiğim esnada oturduğum yerden dört sıra kadar uzakta karşılıklı sohbet eden çiftin kadını hiddetli bir şekilde konuşuyor, elindeki bardağı ultimatom verecek şekilde masaya tatlı-sert vuruyor ve hepimizin bildiği “Ağlama” rolü ile görevini yerine getiriyordu. Bir an karşısındaki erkek için üzüldüm fakat hatun oldukça albenili, HB 7,5-8 civarıydı. Geçerken gayri ihtiyari gözünün içine ve herhangi bir ihtimale karşı sol eline doğru baktım fakat ne göz göze geldik, ne de yüzük takıp takmadığını görebildim sanırım bu artık bir refleks oldu.

İşimi hallettikten sonra tekrar arkadaşlarımın yanına yönelirken, hatunun tek başına oturduğunu fark ettim. Terk edilmiş olabileceğini ya da yanındaki adamın bir şeyler almak için bara yöneldiğini kafamdan geçirdim fakat mekanda o saatlerde iki garson çalışıyordu, yinede bara doğru bir göz attım bar kısmında çalışanlar dışında kimseyi göremedim. Lavaboda da biriyle karşılaşmadığımdan, hatunun terk edilme ihtimali kuvvetlenmişti. Yinede hatuna yaklaşmak oldukça riskliydi fakat bunun için birden çok kılıf uydurmuştum bile.

Mekan çalışanı olduğumu söyleyebilirdim, lavaboyu soruyor olabilirdim, mekana yeni geldiğimi ve barın nerede olduğunu soruyor olabilirdim ve türlü bahaneler. Kimsenin benden şüphelenmeyeceğine artık eminim.

Risk aldım ve hatuna doğru yöneldim.

Hala sinirli, ağlamaklı ve sanırım genetiğinden kaynaklı ters ve soğuk bir kadındı. Bahane yok, bir kez karar verdim ve şansımı deneyecektim.

” Bir saate kadar sahnede olacağım, senin için bir parça çalmamı ister misin?

– Hayır, sadece rahat bırakman yeterli.

” Bende birkaç kez terk edildim, başlarda sinirden ne yapacağını şaşırıyorsun fakat birkaç saat sonra inanılmaz bir rahatlama geliyor, birkaç ağlama krizi derken alışıyorsun ”

– Gidecek misin artık? Şikayet mi edeyim illa?!?

” Elbette gideceğim, beyefendi gibi bende gideceğim ama şimdi değil ”

– Hasta mısın sen, belamı arıyorsun gerizekalı?!?

” Hayır, çalıştığım mekanda iç huzuru sağlamakla görevliyim ayrılmış çiftleri teselli etmek için yüklü miktarda para alıyorum ”

– Ben sana yüz lira vereyim, rahat bırak. Cidden güvenliği çağıracağım.

” ikiyüz liraya anlaşalım, yok veremem diyorsan şimdi anlatmaya başlasan, sabaha kadar sürer ”

– Gaspçı mısın sen? Anlatırsam gidecek misin!?

” Patron sadece dert dinle, teselli kısmı ekstraya girer dedi ”

– Kocam o benim, beni aldattığını öğrendim. Böyle güzel bir gecede yüzüne vurmak istedim, vurdum. İlişkisinin hala devam ettiğine eminim, yalan söylüyor biliyorum. Hala inkar ediyor, tek gecelik bir şeydi deyip geçiştiriyor.

” Konu beni aşar ama baya sağlam boşanma avukatları tanıyorum, tek celse, kılçıksız ”

– Bu hizmetide mi mekan sunuyor yoksa bu senin işgüzarlığın mı?

” Bu tamamen benim sunduğum bir hizmet, ha avukatım var dersen geceyi içerek geçiririz sonra evine gidersin ”

– Evliyim ben, birazdan ya o gelir ya da ben eve giderim.

” Evli olduğun konusunda tamamız, o kısmı tekrar etmene gerek yok. Hem ben eli kimsenin eline değmemiş bir hatun arıyorum ”

-Kaldıysa kardeşime bulalım bir tane.

” Bulursam haber ederim, bir daha gelir misin buralara? ”

– Boşandıktan sonra belki, gerçi boşanır mıyım, boşanmaz mıyım?!? Muamma.

” O halde numaranı alıyorum, ilerleyen günlerde paslaşıyoruz. ”

(Dur, olmaz diyene kadar aldım telefonu aradım kendimi “Bunu bir önceki saha raporunda da yapmıştım, ben genelde yaz numaramı, çaldır beni kısmından hoşlanmıyorum” telefon kocasının arama ihtimaline karşı masanın üzerinde duruyordu sanırım)

– Artık gidecek misin? Olurda gelirse kötü bir pozisyonda kalmak istemiyorum.

” Pekala gidiyorum, yarın ararım seni ”

-Neyi arıyorsun ya, arama ne araması?! Vallahi karakola giderim sapık mısın nesin?!

” Evet, sapığım. Mekan mekan gezip ayrılan çiftleri kovalıyorum. Kadın yalnız kaldığında hemen masaya çöküp bir ilişki başlatıyorum ”

– Beni arama, ben istersem seni ararım.

” Olabilir, bende istersem seni ararım ”

– Of bela mısın nesin defol git, tamam arayacağım tamam, git.

 

Bundan sonraki süreçte bir, iki gün kadar ne mesaj attım, ne aradım. Açıkçası abartmak ve başıma bela almakta istemiyordum, ben o gece yapmak istediğimi yaptım ve bir denemede bulundum. Eğer olursa beni arayacak ve kocasıyla ilgili yaşadığı problemleri ya da benimle vakit geçirmek istediğini söyleyecekti. Bir gün daha derken saat öğlen 3 civarı bir mesaj aldım.

– Bugün mekanda mısın? Arkadaşlarla geleceğiz, merak etme seni dövdürtmeyeceğim.

” Siz gidin, belki gelirim ”

 

(Neden bu cevabı verdiğimi herkes biliyor değil mi? Kocasıyla barışmış ve o geceyi anlatma ihtiyacı duymuş olabilir ve bu benim problem yaşamam demektir. Belki bir, iki kişiyle başa çıkabilirim fakat kadının kardeşi olduğu detayı, enişte beyin tek gelmeme ihtimali ile kendimi kollama ihtiyacı hissettim)

Seni dövdürtmeyeceğim ne demek ayrıca? Neden bunu belirtme ihtiyacı duyar bir kadın?

Velhasıl mekana birkaç saat önce gittim ve tenha bir köşede beklemeye koyuldum. Hatun hakikaten arkadaşlarıyla geldi, üç kişilerdi. Kendisi ve HB 9 iki arkadaşı. Bir saat kadar bekledikten sonra masaya doğru yaklaştım ve;

 

” Hoşgeldiniz biralarınızı tazeleyeyim mi? ”

– Belki gelirmiş, geleceksin tabi. Kızlar arkadaşım Dante, mekanda DJ’lik yapıyor yalnız baya çapkın dikkat edin.

(Şuraya bir not düşeyim ve Mahmut Abi’nin tecrübelerini rica edeyim; Evli bir kadın beni nasıl oluyorda arkadaşları ile bu denli rahat tanıştırabiliyor?)

” Hiçte bile ben dj değilim arkadaşlar, üçyüz metre ilerideki camiinin imamlığını yapıyorum. Çapkında değilim, hatta hiç sevgilim olmadı. ”

(Gülüşmeler)

derken yaklaşık bir saat kadar muhabbetin ardından bir bahane ileri sürerek yanlarından ayrıldım ve eve geçtim. Duş, yemek falan derken telefonuma bir mesaj geldi.

– Bu gece için teşekkür ederim, kendimi uzun zaman sonra rahat ve huzurlu hissettim.

(Neden kadın böyle hissetti, ne konuştun diyecek olursanız; Ona kadın olduğunu hissettirdim, kinoları sıklıkla uyguladım fakat asla sekse çağırır bir tavır sergilemedim. Aksine ona işi bilen fakat sınırlarını koruyan bir genç olarak yaklaştım)

Mesaja cevap vermedim. Açıkçası Mahmut Abi’nin evli kadınla birlikte olmayı yanlış bulması bugün raporu yazarken dahi zihnimin bir köşesinde yankılanıyor.

Ertesi gün bir mesaj daha aldım.

– Canım çok sıkkın, arayabilir miyim?

” Pek müsait değilim, yarım saate kadar seni arayacağım ”

Çünkü düşünmem gerek, planlı hareket etmezsem başıma iş alabilirim. Cinayete kurban gitmek istemiyorum.

Derken aradım ve biraz dert dinlemek zorunda kaldım. Bu esnada boşanma işlemlerinin başlayacağını, avukat tutulduğunu ve eşinin baya baya diğer hatunla gezip tozduğunu öğrendim. İyide nasıl?! Baya üzerinde düşündüm ne yalan söyleyeyim. Hatunun geçiş sürecini atlatacağı erkek olma ihtimalimden tutun, ilişkinin tekrar toparlanıp kapı önüne konulmama kadar her şeyi düşündüm fakat bir konuya odaklandım. Kötü ihtimal – tek gecelik ilişki – (Çünkü kadın psikolojik buhranda) İyi ihtimal – Çevrilecek bir tabak. (Çünkü kadın terk edilmeyi hazmedemediği için psikolojik buhranda) velhasıl muhabbet sohbet, dert dinleme faslını atlatmam ile birkaç gün sonrası için kahve içmek ve daha yakınlaşmak maksadıyla sözleşildi. Aslında olay kahve içmekten ibaret gözükse dahi, bunun anlamının iki tarafında duyduğu çekimin adlandırılmasıydı.

Buluşma gününe dek kimse konuşmadı. Ne mesaj, ne arama. Buluşma günü akşam üzerine doğru sabırsızlanmaya başlamışken; – Unutmadın değil mi? Saat 17:00’da XXX Avm’de. Ama çok kalamayacağım.

” Hatırlattığın iyi oldu, başka birine söz vermedim şansına 🙂 ”

Buluştuk. Daha rahattım, o da öyle. Ayrıldıktan sonra yapmak istediklerini söylüyordu, ikili arasındaki sürecin baya büyük bir geçmişi vardı. 4 yıllık bir evliliğin yaklaşık 2 yılını bu ve benzeri problemlerle geçirdiğinden bahsetti. “Çokta umurumdaydı” yinede dinledim, aslında bu zihniyeti pek sevdiğim söylenemez bana sadaka seksi gibi geliyor. “Nice Guy” etiketi gibi düşünebiliriz.

Konuşma gözlerinin yaşarması ile devam etti, doğru anın bu olduğunu düşünebilirsiniz fakat değil. Bir kadın duygusal girdaba girmişken ona asla yatırımda bulunmayın. Size ilerleyen günlerde şöyle diyecektir; ” O an boşluktaydım, hepsi bu”

Evet, bu engele takılmamak için onun kendini en güçlü hissettiği anı beklemeliydim. Bekleyemeyeceksem onu güçlü hissettirmeliydim. Sohbet istediğim gibi gelişiyordu ve ardından benim için doğru anın geldiğini vurgulayan şu sözleri duydum –  Hepsinin üstesinden gelebilirim, hayatım boyunca birçok problem atlattım bunuda atlatacağım –

” Atlatacağına eminim, seni gördüğüm ilk andan bu yana güçlü bir kadın olduğun konusunda ikna olmuş durumdayım ” dedim ve ona hafifçe yaklaştım, burun burunaydık ve onun kokusunu içime çektikten sonra ” Seni öpmek istiyorum ” dedim.

İstiyorum! fakat bunu yapmayacak kadar kendi üzerimde hakimiyet sahibiyim. O an onu öpmedim ve yakınlaşmamız sona erdiğinde yüzünde aptal bir mutluluk belirdi. Şans ona gülmüştü ve kendisini bunca zaman boynuzlayan kocasından sonra (Beyefendiye üzülmüştüm ben değil mi?! Bazen cidden çok temiz düşünceli oluyorum)

Ona değer veren birini bulmuştu.Ya da öyle sanıyordu. Öpüşmemiz ikimizde evlerimize gitmeden önce bir veda busesi olarak meydana gelmişti. Kafede onu öpmemek oldukça akıl kârıydı, seçen bendim seçilen ise o. Artık bir tabak sahibiydim, bir süredir flört hali devam ediyor. İmkan buldukça günaydın, iyi geceler gibi kısa ve ilgi belirten mesajlar alıyorum.

Haftaiçi ailesinin yanına gitmek üzere hazırlık yaptığını ve belirlenen tarihten bir gün önce evden ayrılacağını belirtti, bunun ne anlama geldiğini ve neden bana söylendiğini tahmin etmişsinizdir.  Seks is kaming?!?

Evet, kurallara aykırı hatta belki nice guy olarak dahi damgalanabileceğim bir raporun böylelikle sonuna geldik.

Yorumlarınızı merakla bekliyorum, şimdiden iyi – kötü tüm fikir ve düşünceleriniz için teşekkür ederim.

 

 

Diskalifiye Tekniği – Müsait değiliz –

Başarılı saha raporlarımın sayıca üstünlüğü “Atma Ziya” repliği patlatıyor değil mi zihninizde? Merak etmeyin, bende uzun bir süre yaşadıklarımın gerçekliği hakkında şüpheye düşmedim değil. Lakin şunun farkındayım; Türkiye’de her arkadaş ortamında, her toplulukta ya da kümede nerede derseniz, erkeklerden kadınlarla ilgili paylaşımda bulunulması, kadınlara dair bir şeyler anlatılması istenir. Anlatıldığında ise “Hassiktir lan” çekilir. Yani gösterdiğiniz tepkilerin bana değil, anlattıklarıma olduğunun ve bunun genetik bir aktarım olduğunun farkındayım, en azından sokak jargonunda böyle. 

Konumuza dönecek olursak; Ben neden çevremdeki bir çok erkekten fazla kadınla birlikte oluyorum?. Bunun birçok nedeni var. Eskiye nazaran kendime yatırım yapıyorum, bir metroseksüel olmak için çabalamıyorum fakat en azından alkol, sigara, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıkların kalıcı etkilerinden kurtulmak için bakım yapıyorum, yaptırıyorum. Maddi açıdan kendimi rahat hissetmemek adına sürekli bir takım konuları zihnime dikte ediyorum. Ve bilumum şeyler. Birde herkesin özene bezene anlattığı, bir halt sandığı ve aslında kimsenin anlamını zerre bilmediği Dark Triad özellikleri var. En azından psikolojik olarak bahsi geçen özelliklerden muzdarip olmayan bir erkeğe nazaran bolluk zihniyetine doğuştan sahibim. Genç arkadaşlarımıza uyarımdır, psikoloji rahatsızlıklarınız sizi ne çekici, ne farklı, ne de seks makinesi yapmaz. O çok özendiğiniz Karanlık özelliklerin sonu; 20 MG Tranko Buskas yutup, ölü gibi yatmaktan öteye gitmiyor. Çok dağıtmayacağım, konumuz uzun süredir bahsettiğim diskalifiye tekniği.

Tekniğin ana kaynağı; Muhtaç olmama halidir. Rollo Tomassi’nin -Tabak Çevirme- yöntemi ile benzerdir. İkisini birbirinden ayıran nokta Tabak Çevirmek tamamen kadınları tanımaya ve onları kendilerine has özelliklerine ayırarak, kendimiz için doğru olanı seçmek üzerine iken, Diskalifiye tekniği geceyi yalnız geçirmemek adına yapılan küçük bir kurnazlıktır, baştan uyarayım yatırım tavsiyesi değildir. Uzun zamanda getirisi yoktur, bas-geç.

İlgilendiğiniz kadının yanından uzaklaşmaktan, hedefiniz dışındaki insanlarla sohbet etmekten, kadında hemen harekete geçmediği takdirde şansını kaybedeceği izlenimini yaratmaktan ibaret bir teknik aslında. Bir şey için ne kadar çok uğraşmak zorunda kalırsak ona o kadar çok değer veririz. Dolayısıyla her etkileşimde onay veren taraf olun, onay arayan taraf değil. 

Bir kadını diskalifiye etmek için etkileşimin başında onunla ilgilenmediğinizi gösterin. Onun peşinden koşuyor olsanız bile diskalifiye etmek durumu tersine çevirir ve ona sizi kovalamak zorunda olduğunu hissettirir. Örneklendirmek gerekirse; Esmer bir hatuna, bugüne dek hep sarışın hatunlarla sevgili olduğunuzu belirtmek onu diskalifiye etmektir. Güzel kadınlar her daim erkeklerin radarındadır. Onlar her erkeğin kendileri ile yatmak istediğini düşünürler. Dolayısıyla kendinizi bu havuzdan çıkarırsanız, göze çarparsınız zira herkes sahip olamayacağı şeyi ister. Arkadaş gruplarında kadını diskalifiye etmenin bir diğer avantajı; onun her daim o kadının ilgisini çekmek için çabalayan erkekleri püskürtmeye alışkın arkadaşlarının kalbini kazanacak olmanızdır. Diskalifiye etmek güven oluşturur, tek motivasyonunuzun onunla yatmak olmadığını bilinçaltına yerleştirmiş olursunuz. İlgi göstermeden önce bekler ona sizi cazibesi, kişiliği ve zekasıyla kazanması için fırsat vermiş olursunuz. Diskalifiye tekniği her durumda gerekmez, bazen duygular karşılıklıdır. Bu ve benzeri durumları ayırt etmekte sizin elinizdedir, dünden razı bir hatuna gidipte bu bahsettiklerimi uygularsanız akşama Elizabeth ile mum ışığında tükrük köfte yersiniz söyleyeyim. Dış görünüşü nedeniyle kendini diskalifiye eden hatunlar için yine bu tekniğe başvurmanız gerekmemekte, onlar zaten bu silahı kendilerine doğrultmuş durumdalarsa, silahı ellerinden alın. Gerçi her 10 kadından 8’inin obez olup, yine 10 kadından 9’unun kendini güzel sandığı bir Türkiye’de son söylediğim pek mümkün değil ama istisnai durumların üzerinden geçmeden bırakmayayım. Bu kavramı akıcı olarak kullanmaya başladığınızda, flört etmenin temeli olduğunu kavrayacağınıza eminim. Diskalifiye tekniği asla ayrıştırıcı, yargılayıcı ve art niyetli değildir. Yüksek standartlarınız olduğunu ve her önünüze gelenle yatmadığınızı, herkesle ilişki kurmadığınızı göstermenin bir yoludur. Unutmayın kadınlara küçük kardeşinize sataşıyor gibi hafif tebessümle yaklaşmak bu işin temelidir.

Kadınlar buluşmada, saha çalışmalarında sürekli sizi test eder ve birçoğumuz orada öylece oturup, testi çözmeye çalışır. Tıpkı bir yarışma programında yeterince puan toplamaya çalışan zavallılar gibi. Fark edilmeyen şu; Teste boyun eğerek, zaten puan kaybediyorsun. Bu noktada ise eleme yöntemi devreye giriyor. Çok zor değil, eleme yöntemi olayı tersine çevirmenize ve kadının sizin standartlarınızda olup olmadığını görmenize yarar. Bunu yapmadan önce standartlarınızı belirleyin. Zihninizde ideal kadını oluşturun fakat ideal kadını bulayım derken, vasat üstü ve iyi kadınları kaçırmayın. Küçük bir örnekle anlamlandırayım; Hangi filmi seversin? Dediğiniz bir hatun ne cevap verirse versin; “Cidden o filmi sevdin mi ya, oldu o halde görüşmek üzere” deyin. Ya da “Hayatında yaptığın en çılgınca şey neydi?” Dediğiniz bir hatunun cevabına istinaden; “Harika anaannemle çok iyi anlaşırsın” deyip onu diskalifiye edin. Dans becerisinden, sevdiği dondurmaya kadar bir kadını diskalifiye etmek için türlü seçenek olduğunu unutmayın. Unutmayın, elemenin amacı kadını kötü hissettirmek değildir. Amacımız kendinizi önüne gelenle yatmayan, standartları yüksek bir erkek olarak tanıtmak asıl hedefimiz. Diskalifiye tekniği ile birlikte tam tersi kabullenme ve it-çek tekniği bir arada kullanıldığında her şey istediğiniz gibi ilerler. Hatuna iyi davranışlar için puan verirken, kötü davranışlar için puan kırın. Daha zorlu olmasını istiyorsanız, ona belirli eşiklerde ödüller verin. 40 puan = Kol kaslarına dokunmak (Spaghetti gibi kollarınız olmadığını varsayıyorum). 80 puan = Telefon numarası gibi. Bahsettiklerimin tümü prematüre bir ilişki yaratmakla alakalıdır. Gülümseyin ve onunla sevgili olacağınızı ya da evleneceğinizi söyleyin, dakikalar sonra söylediği bir şeye üzülmüş rolü yaparak ilişkinin statüsünü değiştirin. 

Onu kendinizden kurtarın. Birini uzaklaştırmaya çalışmak, sizi kovalamasının en iyi yoludur. Bunu kadınların nasıl yaptığını hepimiz tecrübe ettik. “Ben sana layık değilim, kötüyüm ben” uzaklaş benden değil mi? Evet, hiçbiriniz ne bana ne de bu yazıyı okuyan erkeklere layık değilsiniz. Girip çıkmak istediğimiz bir delik olmasaydı, sizinle asla uğraşmazdık. Bir hatun size yaklaştığında; “Senin gibi iyi bir kızın, şuradaki iyi çocukla yakışacağını düşünüyorum” iyi bir örnek.

Kendinize maddi bir değer biçin. Tıpkı bir kadının evlenmek için “5.000 liralık tek taş” istemesi gibi düşünün. Size dokunan bir kıza “ 50 dolardan başlıyor bu yaptığın” deyin. 

Onu friendzone’a atın. Nasıl ama? Hep bize mi lan?! Evet, flört esnasında “Harika bir dostluk kuracağız” deyin. Götünüz yerse tabi. Bu noktada patlamadıysanız, asla patlamazsınız.

Rolleri değişin. Bariz tavlama laflarından uzak durmasını, size bir et parçası gibi bakmaktan vazgeçmesini söyleyin. Senaryo imkansızsa, sonuç etkili olacaktır. 

Küstah olun. Açmama gerek yoktur sanırım? Saha raporlarımdan az çok kavramışsınızdır, hani şu “Neg değil bu hakaret” dedikleriniz.

Rekabet etmesini sağlayın. Daha ilginç kadınlarla konuşmak için fırsat kollayın, alıcıları daima açık tutun.

Ona meydan okuyun. Henüz sizinle takılmak için yeterince çılgın, enteresan ya da akıllı olmadığını belli edin. Karar verme aşamasında bir süre takılı kalın. 

Birçoğunuz için bu yöntem zor olacaktır, sebep tekniğin zor olması değil sizin hoşlandığınız kadınların etrafında söylemek üzere yetiştirildiğiniz şeylere aykırı olmasındandır. Diskalifiye ifadeleri tepki, cevap, karşılıklı beklenmeyen bir ruh hali ve vücut diliyle yapılmalıdır. Kimi zaman aşırı tepki gösterenler olacaktır, bu noktada panik yapmayın zira aldığınız her tepki flörtü başlatmak için verilmiş bir onaydır. Dozajını kişinin karakteristik özellikleri belirler.

Birçok PUA’nın (Ünlü-Ünsüz) başvurduğu tekniklerin atası olan Diskalifiye tekniğini ilişkilerinize adapte edebilirseniz, başarı oranınız %50 artacaktır. 

Keyifli günler. 

Saha Raporu – Ağlamak Yok Yüreğim –

Geçtiğimiz pazar günü Türkiye’nin en büyük eğlence etkinliklerinden birinde sahneye çıktım, pek çetrefilli bir iş olduğuna inanmıyorum zira ortamın kalitesi ile paralel olarak aslında oldukça zor bir süreç olmasına rağmen, birkaç yüz gigabyte’a yakın USB bellek ve bir setup ile mekana ulaştım, yapılan anlaşma gereği iki saat boyunca fuara gelenleri içinde bulunduğumuz dönemin hit müzikleriyle eğlendirecektim, ardından mekanın nimetlerinden faydalanmak için arkadaşlarıma katılmayı ve kendimde eğlenmeyi planlıyordum. Aslında neşem kaçmadı fakat birkaç saatlik bir sürecin ardından kendimi canı sıkılmış hissettim ta ki dün akşam üzeri olayın kahramanlarından birinin attığı ve benim zaferimi tescilleyen mesaja dek.

Konuya geçelim. Ortam şahane fakat yaş ortalaması beklenenin altında, kendime sağlam birkaç açılış arıyorum. İşim henüz bitmiş, ortam ısınıyor derken arkadaşlardan birini yakından tanıyan, 1.68 boylarında sıska, kızıl bir oğlan çocuğu yanında taş gibi bir hatunla mekana girdi. İşte o taş gibi hatunun yanında kim olsaydı o an onu tavlamak için bir şeyler yapacaktım, şans bu ya hedefin yanında küçücük bir oğlan çocuğu vardı.

 

Selamlaşma, kaynaşma derken hatun kişiden birkaç shit test aldım. Nedir bunlar diyeceksiniz değil mi? Söyleyeyim. “DJ’lik yapıyormuşsun bu ortam için fazla yaşlı duruyorsun!”  Burada hatuna olgun erkek seven körpe kız etiketi vurdum. Ardından “90’lar falan çalmıyorsundur umarım, ben 2000’liyim olayı kaçırırım” gibi komik ve ucuz bir shit test ile yaşımı ve aramızdaki yaş farkını sorgulamaya devam etti. Bu noktada kendimi geri çektim ve “Dert değil, olayım seni kapsamıyor” dedim. Birkaç ufak şakalaşmanın ardından sporcu olması hasebiyle beni yok yere çekişmeye davet etti, bilek güreşi yapsak ben seni yerim dediği an bunu bir ilgi göstergesi olarak aldım diğer tüm testlerde olduğu gibi ve hatunu hemen orada mat ettim. Bu esnada 4 yıldır hatunun peşinde olduğunu söyleyen, ileri gidip bana “Çok havalısın, tarzın çok iyi” diye geveleyen genç delikanlı hala yanımızda. Sıra çocuğu ortamdan uzaklaştırmaya geldiğinde topu arkadaşlara gönderdim, çocuk on dakika kadar kaybolduğunda hatuna döndüm ve; “Haydi mağlubiyetini kutlayalım” dedim “Nasıl” demeye kalmadan öpüşmeye başladık. Son dakika direnci göstermedi diyemem fakat ben her şeyi yapan, güçlü kızım kafasında bir kadını tavlamak çok daha kolay. Asıl olay bundan sonra başladı, hatunu cepte görüp rahatladım ve kendimden beklemediğim şekilde birkaç blue pill harekette bulundum, ortam oldukça neşeliydi ve ben hatunlar tarafından hedef görüldüğüm bir ortamda aşırı rahat hareketler, blue pill’e kayan efektler ile nadiren saçmalayabilirim. Bunu kendime hak görüyorum zira dilediğimde bunu lehime kullanabilecek kıvraklığı yakaladım.

Velhasıl bir mühlet sonra hatunun ilgisini kaybettim, günün ilerleyen saatlerinde tekrar bir yakınlaşma oldu. Öpüşme öncesinde “İlk görüşte seni baya sevdim fakat şimdi, ne bileyim. Negatif bir elektrik alıyorum” diyen hatunla çatır çatır yiyiştim. Yanımdan ayrıldığında bizim ufaklıkla vakit geçirdiğini fark ettim, yarım saat sonra telefonuma bir mesaj geldi. Sanırım numaramı hatundan almış olacak; “Abi, neden yanımda gelen bir kızla öpüştün”, “Ne gerek vardı, kötülük bu” gibi Amerikanvari mesajlar ile devam etti. Genç neslin problemi bu. Ne lan öyle “Hey dostum, senin problemin koca kafanın koca kıçından büyük olması” tarzı komik mesajlar. Çok mu bilendin saldır, dayak mı yiyeceksin? Umursama giriş, cesaret en büyük silahtır. Yoksa öyle mesajlarla ancak taşak geçerler adamla. Vicdanen kendimi rahat hissediyor olsam dahi, bir şeyler yapma gereksinimi hissettim ve çocuğu buldum. Hatun başka erkeklerle fingirdeşirken, bu arkasında ağlayarak dolanıyordu. Beni gördüğünde hıçkırarak devam etti. Aldım karşıma ve anlattım, hatunun aslında bir seks makinesi olduğunu ve kendini heba ettiğini fakat nafile, hatun benim duygusal yatırıma kapalı olduğumu ve tehlike arz ettiğimi, ufaklığın ise tam olarak erkek olmadığını fark ettiğinden baya mutsuzdu. Midyata pirince giderken eldeki bulgurdan oldu diyelim. Çocukla birlikte mekandan ayrıldılar, sonrasında öğrendim hatun direk evine, çocuk ise arkadaşlarının yanına geçmiş. Bunu niye öğrenme ihtiyacı hissettin derseniz; Ben henüz oltayı çekmedim. Bu esnada Mahmut Abi ile süreci sıkı bir şekilde değerlendirdik, hatta son değerlendirmeyi Sonsuzluk VBG ile yaparken dün akşam üzeri hatundan mesaj aldım. O güne dair birkaç şey, bugün akşam saatlerine bir date ve büyük ihtimal ateşli bir gece fakat aksilik bu ya, akşam saatlerinde farklı bir hatunu evime davet ettim, aslında dün gecenin devamı olacak bir buluşma ve henüz onunla işim bitmedi. Bu nedenle sanırım yukarıda anlattığım olaylar silsilesinin yan karakteri olan bu hatunu mekana gönderip, birkaç saat beklettikten sonra oraya gidemeyeceğimi söyleyeceğim. Elde ne kaldı derseniz; Birkaç damla göz yaşı, ateşli bir öpüşme ve sonunda benim kazandığım bir saha raporu.

Olay günü Twitter üzerinde yazdığım birkaç şey baz alınarak baya bir nefret tohumu ekmiş olacağım ki, çatır çatır küfür yedim fakat problem değil. İnsanlar duygusal yaratıklar, hepimizin ironi yeteneği tam olarak istenildiği gibi olmayabiliyor. Kendimi o ufaklığın yerine koymayı beceremediğim için üzgünüm çocuklar. 🙂

Doğru Duruş ve Alexander Tekniği

Ağzınızdan tek kelime çıkmadan bir kadın aklında size dair bir ilk izlenim oluşturur.
İlk izlenim ağırlıklı olarak vücut dilinize bağlıdır, bir önceki yazımda konuşma bozuklukları ve diksiyon, ses hacmi gibi konulara değinmiştim. Sıralama size farklı gözükebilir, zira öncelikle duruş ve ardından konuşma bozuklukları gelmeli diye düşünebilirsiniz fakat ben konuşma alışkanlıklarını sadece kadınlarla değil, diğer tüm insanlarla doğabilecek iletişim problemlerinin önünü alabilmesi adına her zaman daha öncelikli bir sıralamaya koyuyorum. Konumuza dönecek olursak, basit bir teknik olan duvar duruşu ile özgüveninizi bir nebze olsun toparlayabilirsiniz.

Sırtınızı bir duvara yaslayın ve dimdik durun. Topuklar, kalça, omuzlar duvara yaslansın. Başınızın arkasını da duvara değdirin ve birkaç dakika bu pozisyonda bekleyin. Beliniz ve duvar arasında büyük bir mesafe olmamalı.

Şimdi duvardan bir adım uzaklaşın ve birkaç dakika pozisyonunuzu bozmadan bekleyin. Bu pozisyonunu hafızanıza kazıyın. Bu egzersizi gün içinde mümkün olduğunca sık tekrar edin. An itibari ile duruşunuzu sürekli olarak kontrol edin ve pozisyonunuzun bozulduğunu hissettiğiniz an toparlanın. Bu sadece özgüveniniz için değil, sağlığınız içinde oldukça mühim.

Dilerseniz birazda Alexander Tekniğine göz atalım. Bu teknik duruş eğitimi olarak görülüyor olsa dahi, vücut ve zihnin uyum içinde olmasını sağlamaktadır.

 

Bu konuda en çok yakınanlar oturuştan ayakta durmaya ya da yatıştan oturmaya geçerken vücutlarını kötü kullananlar ve başlarını geriye itenlerdir.
Matthias Alexander’ın 1932’de yayınlanan ‘Kendini Kullanma’ kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Diğer alternatif tıp terapilerine benzemeyen Alexander tekniği, bir uzmanın denetlediği ve cesaretlendirdiği kendi kendini eğitme sürecidir. Alexander tekniğine yönelen kişinin yapacağı belirli alıştırmalar yoktur. Alexander tekniğinde kullanılan metotlar uygulayanlara, günlük hayatın normal hareketlerinden sonra en uygun duruş haline gerilimsiz olarak dönebilmeleri için yardım etmektedir. 
Herşeyden öte hepimiz bazı şeyler yüzünden gergin duruyoruz, bir çoğumuz ofis masalarında eğik oturuyor, direksiyon başında kamburlaşıyor ve televizyon karşısındauygunsuz pozisyonlarda uyuya kalıyoruz. Bu yanlış hareketler, Alexander tekniğini bilmeyenlerde alışkanlıktan dolayı fiziksel hastalıklar yaratıyor.

Pierce Jones`un ve diğerlerinin çalışmaları Alexander prensibi hakkında aşağda sıralanan hipotezleri desteklemektedir.

  

1. Vücudun temel duruş refleksleri diğer refleks sistemlerine entegre olmuştur ( yoga pratisyenleri için bu sonuç yeni bulunan bişey değildir) .

2. Medeni yaşamın zorlamasıyla bu refleksler baş, boyun ve gövde arasındaki ilişkileri bozan alışkanlıkla veya öğrenilerek kazanılmış cevaplarla engellenmektedir.

3. Kişinin dikkati bir kez bu engellemeye çekildiğinde bunu önleyip, vücut fonksiyonlarının iyileştirilmesi öğretilebilmektedir.

 

“Düzgün yürü!”, “Sallanıp durma!” Küçüklüğümüzde anne ve babalarımızdan zaman zaman hepimiz duyduk bu talimatları. Sürekli hareket etmeye, sürekli değiştirmeye yönelik doğal isteğimizi kontrol etmeyi ve katı ve öğrenilmiş bir hareket şekli ya da alışkanlığı edinmeyi öğrendik. Ancak daha sonraları çevremizdeki yetişkinleri taklit ettikçe kötü duruş alışkanlıkları kazanmaya ve bedenlerimizi kötü kullanmaya başladık. Ergenlik çağına geldiğimizde hemen hepimiz yürürken, otururken ve ayakta dururken kötü duruş alışkanlıkları edinmiş oluruz. Bu alışkanlıklar öylesine kök salar ki bize doğal gelmeye başlar. Bu aşamada artık duruşumuz bozulmuştur! Araba kullanırız, işte ve evde kötü tasarlanmış sandalyelerde otururuz ve bir yere gitmek için yürümemiz gerekmez. Yaşımız ilerledikçe çöker ve kamburlaşırız. Pek çok yaşlıda görülen bu iki büklüm duruş kaçınılmaz değildir!
Oturma, yürüme sırasında başımızı öne veya arkaya götürme eğilimiz vardır. Bu durum boyun kaslarında gerginliğe neden olur. Tüm vücudumuz başımıza göre hatalı konumlanır. Baş ağrısı, miğren, sırt-bel ağrısı, astım gibi solunum sorunları, konuşma ve ses bozuklukları, sindirim sorunları gibi fiziksel rahatsızlıklar ve bazen de depresyon, panik atak, kaygı gibi psikolojik problemlerin daha da büyümesine neden olur. Kişinin kambur durması karşısındakiler üzerinde negatif bir etki oluşturmaktadır. Bu durum kişisel iletişimde 1-0 yenik başlamanıza neden olur. Alexander söz konusu tekniği geliştirirken duruşunu istemli olarak düzeltmeye çalıştığında daha kötü hale getirdiğini farketti. Tüm vücudu istemli olarak konumlandırmak pek mümkün değildi. Alexander tekniğini özü de burada yer alır. Sadece başını yukarı ve ileri konumlandırır ve boyun kaslarınızın gevşek olmasını sağlarsanız vücudun geri kalanı kendiliğinden pozisyonunu ayarlayacaktır. Alexander duruşun düzeltildiğinde sahne performansının, ses hakimiyetinin düzeldiğini de gözlemlemiştir. Burada önemli olan kısım başın iskelet ile aynı paralelde yer almasıdır. Bu paralelliği otururken, yürürken, yatarken devam ettirirsek zamanla istemsiz kaslarımız pozisyonun devamlılığını isteğinizin dışında devam ettirecektir. Yürürken başımızın tepesine bağlı bir ipin bizi yukarı çektiğini, tuttuğunu ve desteklediğini hayal edebiliriz. Bu bir hareket değildir: Bir imgelemdir, bir yeniden programlamadır.

 

 

Alexander tekniğine göre doğru oturma şekli.

Alexander tekniğine göre sırt üstü yatış egzersizi.

 

Alexander Tekniğinin yardımcı olabileceği fiziksel problemler;

– kas ve iskelet problemleri örneğin sırt ağrısı, her türlü eklem ve kas problemi, artrit ve romatizma gibi kronik rahatsızlıklar

– baş ağrısı ve migren

– ameliyat, sakatlanma veya hastalık sonrası rehabilitasyon dönemi

– astım gibi solunum sorunları

– konuşma bozuklukları dahil ses rahatsızlıkları

– yüksek tansiyon dahil dolaşım sorunları

– sindirim sorunları

 

Alexander Tekniğinin yardımcı olabileceği psikolojik problemler;

– strese bağlı bozukluklar

– depresyon

– hiperventilasyon (solunum hızı ve derinliğinde artış)

– asabiyet ve panik ataklar.

 

Kıssadan hisse konu size dağınık gelmesin, okuduklarınızı anlayabilin diye fotoğraflamamış olmama rağmen bu konuda bende öğrenme aşamasını henüz atlatmış ve uygulama aşamasına geçmiş durumdayım. Birkaç aydır, oldukça fayda sağladığımı itiraf etmeliyim. Size tekniğin varlığını, bir takım tekniklerini ve amaçlarını anlattım. Hatta birçok kitapçıdan Richard Craze’in  – Alexander Tekniğiyle Bel Ve Sırt Ağrısının Üstesinde Gelin – adlı kitabını bulmanızı ve okumanızı tavsiye ederim.

Başarılı yaklaşımlar ve odağı yakaladığınız diyaloglar kurabilmek için ses çalışmalarının ardından, duruş pozisyonuna odaklandığınızda yakaladığınız özgüvenle çok daha başarılı olacağınızı düşünüyorum. Bir sonraki yazının yaklaşımlarımızı değerlendirmek, söze nasıl başlayacağımız ve bilumum köklendirme, zaman kısıtlaması ve benzeri konularla ilgili olacak.

Şimdilik bahsi geçen çalışmaları tekrarlamanız yeterli olacaktır, hepinize başarılar.

Sesin Seni Anlatıyor

Biz bu dünyada 4 şeyle değerlendirilir ve sınıflandırılırız: Ne yaptığımız, nasıl göründüğümüz, ne söylediğimiz ve nasıl söylediğimiz! Kırmızı Hap ile tanışan ve şu an bu sitede bulunan herkes ne yapması gerektiğinin bilincine varmış durumda, karmaşık gözüktüğü dönemler muhakkak vardır ve olacaktır fakat herbirini irdelemektense birkaç cümle bunun için yeterli; Ne yaptığımızdan kasıt benliğimize yakışır, irademize ve varoluş amacımıza öncelikle kendi saygımızı yönelterek yaşamak. Bunları açacak olursak kariyer, genel kültür, spor, sağlıklı beslenme. Nasıl göründüğümüzü sağlıklı beslenme, spor, belki bir nebze giyim ve kuşamla çözebileceğimizden hepimiz haberdarız. Ne söylediğimize gelecek olursak; Oyun dediğimizde herbirimizin aklına tamamen dişi odaklı, seks içerikli, kaldırmalı, vurmalı, parçalamalı film şeritleri yansıyor fakat büyük bir detayı kaçırıyoruz. Şahsi değerlendirme yapmam gerekirse bunu kimse bilmediğinden ve artık itiraf etmemin iyi olacağına inandığımdan açık yüreklilikle söyleyebilirim; İyi bir kariyer fırsatını, iyi bir maaşı, gelecek vaadeden bir konumu yaklaşık beş ay kadar önce yukarıda bahsi geçen kavram karmaşası nedeniyle kaybettim. Oyun, hayatın kendisine karşı verdiğimiz mücadeleyi nasıl yürüttüğümüzle ilintili. Hayatımız ise kadınlardan ibaret değil. Onlar bizim derecelendirme yapmamız adına önümüze koyulan birer basamaktan ibaret. Oyun, bir kadına karşı değil tüm insanlığa karşı kendi değerimizi ortaya koymamıza yarayan bir içsel gelişim sürecinin dışa vurumu. Ne söylediğimiz ile ilgili tüm bunları topladığımızda ortaya içinde bulunduğumuz ve oynamaktan kaçınmayacağımıza kendimizi ikna ettiğimiz oyun çıkıyor. Bugün ele alacağımız konu ise nasıl söylediğimiz. Sesimiz kimliğimizdir. Sesimizi kontrol etmeyi çok küçük yaşta öğreniriz. Yeni doğmuş bebek binlerce değişik ses çıkartabilir. Fakat 6 aylıktan itibaren bu sesler genellikle ana dillerinin sesleriyle sınırlanır. İngilizce’de tahminen herbiri üç saniye süren 50 ses vardır. Bu sesler soluk, fonasyon, rezonans ve telâffuzun birleşmesiyle oluşur.  Nefes ve Duruşunuz sağlıklı olmadığı, bu iki dinamikte problemleriniz varolduğu mühletçe diyaloğa hakim olmanız pek mümkün değil. Siteyi uzun zamandır takip ettiğinizi, kadınlara açılacak ve onlarla tanışacak kadar özgüven sahibi olduğunuzu tahmin ediyorum ve bu nedenle herbirinizi kadınlara açılma cesaretini gösteren fakat konuşma başlangıcında problemler yaşayan bireyler olarak ele alıyorum, bu yazıyı yazmakta ki başlıca amacım budur. Eğer hala bir kadına açılmakta zorlanıyorsanız, gidin tüm yazılanları baştan sona tekrar okuyun. Aramızda hala kadınlara açılmakla ilgili problemleri olanlara tek söyleyebileceğim; OYNAMAZSANIZ KAZANAMAZSINIZ.

Hükmen mağlup olmayı kim ister ki? O halde yukarıda belirttiğim üzre bir randevu, bir iş görüşmesi, bir toplantı, bir aile yemeği her nerede olursanız olun, konuşmaya anlam katmanıza ve dinlenmenize yardımcı olacak birkaç ipucu ve kendi şahsi görüşümü buraya bırakıyorum.

Konuşmaya başlamadan önce derin bir nefes alın, bu ciğerlerinizi olabildiğince dolduracak ve söylediklerinize dolgunluk katacaktır. Derin nefes aldığınız esnada göğsünüz değil karnınız yükselmelidir. Bunu yeterince iyi yapabilmek için bir egzersiz paylaşmam gerekirse;

Eğik pozisyonda çalışırken benchin sağlam olması oldukça ehemmiyetli. Sizi ve ağırlıklarınızı desteklemesi gerekiyor. Eğik çalışmak ile düz çalışmak arasında olabildiğince fark olduğunu sporla ilgili arkadaşlar çok daha iyi kavrayacaktır. Bu egzersiz boyunca diyaframınızı olduğu kadar kollarınızı ve vücudunuzun çeşitli bölgelerinide olabildiğince kullanacaksınız. Egzersiz esnasında sonlara yaklaştıkça baskı oldukça artacaktır, yoğunluğun oldukça arttığı gösteren bir emaredir. Minvali şudur ki; Diyaframınız hemen göğüs kafenizin altına konumlanmaktadır. Bu egzersiz ile diyaframınızı açılmaya, genişlemeye, hareket etmeye zorluyorsunuz. Ve bu sizi nefes alıp vermeye mecbur bırakacak. Diyaframınız buna ayak uydurmak ve kendini buna göre ayarlamak zorunda kalacak. Diyaframınızı kullanmaya başlamanın en hızlı yolu yukarıda verdiğim linkte saklı. 

Bunun yanında yanlış duruş pozisyonu hem vücut diliniz, hemde ses tonunuz açısından oldukça tehlikeli. Sizi nasıl gösterdiğine ilerleyen zamanlarda değineceğim fakat şimdilik dik durmak için sadece hayali bir ipin kafatasınızın üstünden, kuyruk sokumunuza dek uzandığını hayal etmenizi istiyorum. İpi başınızın üzerinden çekin, fazla germeyin. Rahat olun fakat rahatlık omuzlarınızı, belinizi, başınızı öne eğmeyecek bir rahatlık olsun. Kısık ve Yumuşak bir ses tonuna sahip olabilirsiniz. Bunun için sesinizin hacmini dikkatle odaklamanız gerekmekte. Büyük ve geniş bir oda ve telefonunuzun ses kaydedecisi pratik yapmanız için yeterli.  Ses kayıt cihazını açın ve üç adım uzaklaşarak tekrar edin; “ Bunu bağırmadan söyleyebilir ve yine insanların duymasını sağlayabilirim “ Tekrar et, diyaframına derin bir nefes al. Nefesini tut. Sonra yavaşça ver. İki derin nefes daha al ve ver. Bu defa sesini, kaydedecinin arkasında bir kadın hayal ederek o noktaya yönlendir ve yukarıda yazılanları tekrar et. Şimdi bir kez daha üç adım geriye git, olabildiğince uzaklaş. Çığlık atmadan, bağırmadan yazılanları tekrar et. Ses hacmini yükseltene hatta yükselttikten sonra dahi haftada en az bir kez bu egzersizi devam ettir. Bir diğeri hızlı ve dengesiz konuşmadan, kelimeleri yutmadan diyalog kurabilmek için daha dingin bir ses tonu yakalamanıza yarayacağını düşündüğüm oldukça faydalı bir egzersiz. Öncelikle yine diyaframınıza derin bir nefes alın ve yavaş yavaş verin. Son bir nefes ile diyaframınızı doldurun ve olabildiğince hızlı bir şekilde; “ Artık hızlı konuşmayacak ve tüm kelimelerimi tek bir nefese sığdırmaya çalışmayacağım çünkü kafamda bir sürü düşünce var ve hepsini bir kerede atmaya çalışıyorum ve eğer durursam insanların dinlemeyi bırakacaklarından korkuyorum “

Özellikle kadınlarla konuşmaya başladığımız esnada beynimizde birden fazla düşünce oluşur ve sıkı bir sirkülasyon başlar. Ne söylemeliyim? Nasıl söylemeliyim? Duruşum, pozisyonum, saçım, başım, gülüşüm derken duygu yoğunluğu konuştuklarımıza yansır ve “Nasıl söylediğin önemli” kısmında sıçarız. Egzersize dönecek olursak, bir kez daha kısa bir nefesi diyaframınıza doldurun ve uzun esler vererek yukarıda yazılanları tekrar edin. Bunu ortalama bir konuşma alışkanlığı edinene dek tekrar edin. Esleri kısaltarak, stabil bir diyaloğa kendinizi hazırlayın.

Şimdi beyin pırtlarına göz atalım. Günlük bir konuşma esnasında kendinizi dinleyin. Hatta mümkünse gündelik hayatınızda sesinizi kaydedin ve akşam eve gidin, dinleyin. Birden fazla “ Iıııı, şey, yani, ondan sonra “ gibi beyin pırtlarının konuşmanızda aralara sıvıştığını fark edeceksiniz. Bunlar ilgiyi ve dikkati kaybetmediğinizi garanti etmek için kullandığınız duraklamalardır. Fakat bu duraksamalar insanlarda “Güvensiz” olduğunuz intibası yaratır. Bunun için yapabileceğin en iyi pratik kendinizi dinlemek, konuştuklarınızın bilincinde olmaktır. Ben beyin pırtlarımı kahvenin yanında sigara arayan bir müptela gibi her konuşmamda didikliyorum, hatta gün içerisinde dinleyicilerimi (Eş, dost, müşteri, bakkal her kim olursa) maruz bıraktığım her beyin pırtı için kumbaraya birkaç lira atıyorum, ay sonunda ise biriken paralarla bu eziyete maruz bıraktığım yakınlarıma, dostlarıma birer bira ısmarlıyorum. Kendimce geliştirdiğim ve baya eğlendiğim bir yöntem hatta bunu bir açıcı olarak kullanıp tüm geceyi içerek geçirdiğim ve üç kez tekrarlanan date ile kapanan bir saha raporunuda ilerleyen dönemde sizinle paylaşacağım, şimdilik konuyu dağıtmayalım. Bir başka problemimiz monoton ve sıkıcı bir ses tonuna sahip olmak. İyi bir anlatım sesiniz olduğunu anlayabilmek için öncelikle kısa bir hikaye bulun ve sesinizi kaydedin, hikayeyi bir çocuğa anlatır gibi tekrar, tekrar, tekrar kaydederek gerekli anlatım düzenini yakalayın. Eğer bu konuda kendini eksik hissediyorsan televizyon, radyo ya da bir youtube kanalı aç ve sevdiğin bir komedyeni, sunucuyu, spikeri, televizyon yıldızını pürdikkat dinle. Anlattığı konuya nasıl hakim olduğunu, sesinin nasıl enerji, sıcaklık ve netlikle çıktığını fark et. 

Son olarak dinleyiciye onay arar ve soru gibi gelen ifadeleri toparlayalım. Kayıt cihazını aç ve onu balık sevmeyen bir arkadaşın olarak hayal et. Şimdi onu Sushi yemeye ikna etmeni istiyorum. Aslında bunu ben değil Neill Strauss istiyor. Sesinin tonunun bildirimsel cümlelerin sonunda yükseldiğini fark ettiysen, bunun seni kendinden emin değilmiş gibi gösterdiğini bilmen gerek. Olumlama bekleyen sorular sormak yerine görüşünü ortaya koyan, belirleyici ifadeler kur. Düşüncelerini belirt ve konuşmayı kes. Kesin ve güçlü bir sona ulaştığından emin ol, neden bahsettiğini biliyor gibi her söylediğine inan. Kıssadan hisse sesiniz benliğinizdir, sizi anlatır. Hakim olmadığınız her konu, yaklaşma korkunuzu tetikler. Ve inandığım bir gerçek var o da şu; “ Nasıl söyleyeceğini bilen birinin, ne söylediği önemli değildir “ Duygusal veya cinsel bir birliktelik hedefi ile değil, eğlenmek için kadınlara yaklaşın. Kendinizi şartlamayın, reddedilmenizin size bağlı olmayan yüzlerce nedeni olabilir. Bizim yaptığımız kendinizin neden olabileceği reddedilme yollarını tıkamak ve kabul görmenize yarayacak küçük bilgileri sizinle paylaşmak. Siz bir kadınla ya da iş, eğitim, sosyal yaşantı esnasında herhangi biriyle konuşur halde, ona bir şeyler anlatırken sesinizde sizi anlatıyor. Şimdilik bu kadar, ilerleyen dönemde bu konu üzerine tekrar eğileceğiz, bu süre zarfında sesinizi ile ilgili gelişim sürecinizi benimle paylaşmayı, ilgi çekici tecrübelerinizi aktarmayı unutmayın.