Saha Raporu – AVM Mağaza yürümesi

Dün akşam 8 gibi Avm’de yeni bir şeyler almak için geziyordum. Mağazaya girdim klasik size nasıl yardımcı olabilirim diyen reyoncu bir kız geldi. Gösterdiğim pantolona uygun bir gömlek bakmasını söyledim. Getirdi ve “gelin kabine deneyebilirsiniz, ben burada olacağım beden seçiminde veya renk uyumu sorununda yardımcı olabilirim” dedi. Getirdiği gömlek benim hoşuma gitmedi. Yeni bir şeyler getirdi durdu. Bari hazır dışarıdayım az kendimi geliştireyim demiştim. Buradan tanıdığım bir arkadaşımdan öğrendiğim soğuk okumaları denedim.Ben(B)
Kız( reyoncu)

(B)- Part time çalışıyorsun belli kesinlikle okuyorsun hatta kimya mühendisliği bölümün değil mi?
(reyoncu)- Hayır ya(gülümseyerek) nereden çıktı kimya?
(B)- Böyle her an gizli karışımı çıkartıp üstüne döküp yok edicekmişsin gibi duruyorsun.
(reyoncu)- Cidden o kadar yorgun mu duruyorum? /Burada sohbeti uzatmak için bu tepki.
(B)- Perişan duruyorsun beni de olumsuz etkiledin bak şimdi almasam mı gömleği acaba?
(reyoncu)- Hayır çok yakıştı almalısın.

Bana bir kaç soru sordu. Sporcu(karate) olduğumdan bahsettim. Kendisi de judocuymuş, iyi denk gelmişti. İkimizinde spor dalları aynıydı konu oradan ilerlemişti. Kabine bir kız arkadaşı geldi. Gelen arkadaşı da konuya dahil oldu onlar aralarında konuşmaya başladı. Ben ise beğendiğim gömleği aldım kabinin kapısını açtım çıktım.

Benimle ilgilenen kız sohbete yeni dahil olan kızın götüne şaplak attı, sırıttı. Ben de şaşırmadım değil ne tepki vereceğimi şaşırdım :d Kız beni görünce çok özür dilerim felan dedi. “Neden özür diliyorsun?” dedim, “bu durum için” dedi. “Sorun yok benim için de hoş bir anı oldu” dedim.

(B)- Seninle hoş bir sohbet ettik. Saat 10 gibi işin biter diye tahmin ediyorum. Benim bir eve uğramam gerekli daha sonrasında seninle bla bla yerde ki cafede oturup kahve içelim dedim.

(reyoncu)- Bilemiyorum yeni tanıştığım biriyle ne kadar uygun olabilir ki?

(B)- Kararını verirsin sen ben dediğim yerde olucam(gülümsedim)

10.15 geçe felan mekana gittim. Ben zaten gidicektim gelmese de sorun olmayacaktı. 10.35 civarı geldi aslında beklemiyordum ama geleceğinden eminmişim gibi bir yüz ifadesi sergiledim. Ayağa kalktım elini uzattı elini sıktım. Yanak yanağa öpüşmeye geldi öptüm ve oturduk. Güzel loş ışıklı bir mekandı.

“Filtre kahve söylüyorum iki tane. Senin ki sütlüdür diye tahmin ediyorum.”

“Evet” dedi. Sipariş verdim sohbet ettik. Genel tanışma felan buraları çok detaya girmiyorum. Zaten yukarıda bir çok şeyi detaylı anlattım.

Sporumdan sorular yöneltti. İkimizin de ilgi alanıydı aslında gerçekten iyi bir tesadüftü. Hiç sıkılmadan konuşuyor keyif alıyordu. Beni salonuna davet etti. Klubunde ki hocalarını tanıdığımı söyledim. Bir tanesi öz amcam oluyor.

(reyoncu)- Çevren çok geniş herhalde? / Burada ah evet böyle geniş dersen büyük hata olur.

(B)- Yeteri kadar olduğunu düşünüyorum.

(reyoncu)- Peki daha önce neden denk gelmedik çevremde bu kadar tanıdığın olduğu halde?

(B)- Gelmişizdir belki de?

(reyoncu)- Evet olabilir. Olsun sonuç olarak şuan denk geldiğimizi biliyoruz.

Sohbet böyle devam etti. Bir tek çevre konusunda tetikleyici bir soru ile karşı karşıyaya bıraktı beni. Ondan da gayet başarılı şekilde ne kendimi büyük göstererek veya küçük göstermeden atlatmış oldum.

Hoş bir sohbetti ama artık kalkma vaktimiz geldi. Hesabı ben ödedim davet benimdi sonuçta orada ben ödeyeyim. Bırak lütfen demeye başladı tamam bir sonra ki buluşmamızda sen ödersin dedim.(ikinci buluşmaya da sinyal çakıldı burada)

İkimizin de yolları ters olduğundan metroya kadar beraber gittik .

(B)- Başka bir zaman görüşürüz reyoncu
(reyoncu)- Olur görüşelim 🙂
(B)- Telefonunu ver.

Numaramı yazdım kaydetti. Gece için teşekkür etti ben evime o evime ayrılmış olduk.

İlk kez bir set sonrası buluşma yaptım. Gerçekten kendini inanılmaz iyi hissediyorsun. Burada beni tetikleyen kısım kızın götüne şaplak atması olmuştu. Eğer böyle bir olay yaşanmasa böyle bir sete girişmecektim. Gömleğimi alıp mağazadan çıkıp evime gidicektim. Hem güne +1 skor eklemiş oldum, hem de benim için çok iyi bir anı olmuş oldu. Geri döneceğini biliyorum. Numaramı da bu yüzden vermedim. Bıraktığım etkileşimle ,gece sonunda kendisinin yanağımdan öpmesiyle, ve bir çok detaylarla anlamış oldum.

Detayların bir çoğunu kaçırmış olabilirim. Çok detay verip sıkmakta istememiş olabilirim karışık o durumlar bilemiyorum. Herkesin dışarıya çıktığında algılarını açık tutmasını, bir yere gittiğinde mekanı enerjisiyle parlatmalı diye düşünüyorum. Gün sonunda hiç bir şey yolunda gitmiyorken çok güzel olaylarla karşılaşılabiliyor. Bu olaylar sadece kadınlar felan değil bir çok şeyden o yüzden Anı değerlendirebilmek gerçekten harika bir olay.

Okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Herkese iyi oyunlar

Konuk Yazar : Oxampyl

Kırmızı Hap Sohbetleri – Mesaj oyunu

Öğrenen Adam : Ya Mahmut Hoca?

Mahmut Hoca : Söyle ya seydi.

Öğrenen Adam : Şu sana söylediğim kız var ya. İnternetten tanışıp buluştuğum ve el ele tutuşup yiyiştiğim. Ya mesela en son dün öğlen konuştuk. Aramadı ya da mesaj atmadı. Canım sıkıldı bu duruma.

Mahmut Hoca : Bunlar işte hep duygusal yatırım çekirge. Kızın aramasını beklemek, buna canını sıkmak falan.  O 5 saat konuşmaların acısı çıkıyor işte. Yerken iyi de işte çıkışı da var bunun 🙂

Öğrenen Adam : Normali nasıl olmalıydı?

Mahmut Hoca : Bu kadar erken aşamada kıza ya ilk mesajı sen atarsın ya da kız arayana kadar kızı unutur hayatına devam edersin. Örneğin ilk mesajı sen atarsan – ki erkek olarak atabilirsin – cevap verene kadar kızı unutursun.

Unutmaya çalışırsın değil, unutursun. Ben zamanında kendini hatırlatmadığı için çok kızın varlığını unuttum 🙂 Sonra kız pat diye mesaj atınca hatırlamak için özel çaba harcıyorsun.

Öğrenen Adam : Sabah gunaydın mesaji, öğleden sonra ve akşam arama vs olmalı mı?

Mahmut Hoca :

Ben de bunu anlamıyorum. Nedir bu sizin neslin sürekli mesajlaşma olayı. Açıkçası bir ilişkide frame kızda mı erkek te mi bir numaralı göstergelerden biri de bu.

Öğrenen Adam : İletişim sıklığı ve süresi ne olmalı ya da ne olunca aha kız elden gidiyor diye düşünmeliyim? Ben onun aramasını mı bekleyeyim?

Mahmut Hoca : Bilmem. Ama sık sık 24 saat konuşmasanız normal. Sonuçta işiniz gücünüz var. Günlerce aramasan sıkıntı olur tabii de.

Bu arada : aha kız elden gidiyor diye düşünmeliyim? mi dedin?

Öğrenen Adam : Evet 🙁

Mahmut Hoca : Genç adam sen çok fazla kız ödül bakışından düşünüyorsun.

Öğrenen Adam : Nasil yani?

Mahmut Hoca : Sen kızdan sık olmamakla beraber ilk aramayı yap, sonrasında aha kız beni kaybediyor diye düşün. Eğer düşüneceksen. Bu hatunlar arada tabak çevirirken seni unutuyor ve sonra pat diye seni arıyorlar. Sen de başka hatunlayken bunun ismine bön bön bakar kalırsın, Aslı kimdi lan diye.

Öğrenen Adam : Tabak cevirsem mi cevirmesem mi onu bile bilmiyorum …

Mahmut Hoca : İster çevir ister çevirme ama neden sen kızı kaçırıyorsun da o seni kaçırmıyor?

Öğrenen Adam : Hocam bir de ben sanırım bir mallık yaptım. Dün kızla ilk buluşmanın gecesi hatuna “seni özlemek” diye bir şiir yolladım.

Mahmut Hoca :

Öğrenen Adam : Dogru diyorsun, afc mentalitesi … Hata mıydı?

Mahmut Hoca : Allahım sana geliyorum …

 Öğrenen Adam : Evet, kızın avcundaki adam pozisyonuna girmiş gibi oldum.

 Mahmut Hoca : Hocam hayatında başka alternatifleri olan adam daha ilk buluşmadan sonra aşk şiiri atar mı yahu?

Öğrenen Adam : Yok, onda sen benim icin tek ve ozel degilsin imajini olusturdum.

Mahmut Hoca : Yok ya. Hiç göstermiyorsun Maşallah. Tüm hayalgücü, tüm rekabet stresi hepsi kalktı.

Öğrenen Adam : Serefsizim benim aklıma gelmisti 🙂

Mahmut Hoca : Aşk şiiri atmışsın ne özel değilsini Allah aşkına. Anlamamış olabilir o, kapısına şöyle git de tek ve özel değilsini tam anlasın :))

Mahmut Hoca : Sende ciddi bir oyun eksiği var. Sana Corey Abiyi tavsiye ederim.  Tam olarak kırmızı hap diyemezsin ama mühendis olmasının da etkisi ile her şeyi adım adım anlatan güzel bir kitap bu. Sana yararı olacaktır. Ya da yine tam kırmızı haplı olmasa da oldukça zihin açıcı Michael W abiyi.

Öğrenen Adam : Valla döner ismarlamissin gibi sevindim.  Cami yaptirsan bu kadar sevap islemezsin bak. Pook‘a basladim bu arada. O bitsin bunlara bakacağım.

Mahmut Hoca : Derler ya “KH teori Oyun pratiktir ve biri diğeri olmadan yarımdır” diye. Sende oyun kötü. Ben senin yaşındayken sadece oyun vardı. Sadece oyun ile hiçbir ilişki tuzağını göremiyorsun. Ama sadece KH ile de kadın – erkek ilişkilerinde ilerleyemiyorsun.

Öğrenen Adam : Oyunu ogrenmenin en iyi yolu tabak cevirmek ve deneyerek tecrube etmek di mi?

Mahmut Hoca : Evet ama bu kitaplar yıllarını alacak bir süreci aylara kısaltabilirler.

Öğrenen Adam :Peki abi kız sevgilin olduğunda iletişim sıklığı ne olacak? Mesela kim yazacak once ya da sıklıkla yazacak?

Mahmut Hoca : Mesajlaşma kadın alanı. Kadından daha sık mesaj atma yeter. Bir de sürekli mesajlaşmaya diren. O kadar boş olmaman lazım. Kızla 3 öğün mesajlaşıyorsan orda derdin çok mesajlaşmaktan çok o kadar boş olman.

Arada sık sık bütün gün mesajlaşmamak normal. Maalesef günümüzde erkekler kadınlaştığı için bunu anormal sanan, “abi kız 12 saattir mesaj almadı acaba beni sevmiyor mu” diye gelip soran çocuklar var. Şaşırarak okuyorum. Normali o zaten.

Öğrenen Adam : En son dün bu saatlerde mesaj atmisim. Simdi ariyim mi yoksa onun aramasiii mi bekliyim?

Mahmut Hoca :

Öğrenen Adam : Pardon aramistim.

Mahmut Hoca : Bu sorunla kız muhabbeti çeviriyoruz farkında mısın? Börek ve çay var mı?

Öğrenen Adam : Kısır olur mu abi? :))

Mahmut Hoca : Olur bir de tvde Müge Anlı varsa süper.

Birader öncelikle bu sorular çok yanlış. Bunların hepsi aşırı duygusal yatırım. İstendiğini varsayacaksın. Sen mesaj at mesela. Ama mesela attın mesajı o cevap verene kadar atma ki bu bir daha mesajlaşmaman demek olabilir. Mesela şimdi mesaj attın diyelim. Kız dönene kadar kızı unut.

Öğrenen Adam :Abi peki kızı ne zaman nextleyeceğimi nasıl anlayacağım?

Aslına bakarsan oyunu olan bir erkekte olay şöyle işliyor. Diyelim şimdi ben senin gibi yalnızım. 3 tabağım olurdu. Bu üç tabaktan ikisi nazlı biri ise aktif olurdu. Aktif olanla yazışırken bu kızlar sırayla kendiliklerinden düşerdi. Ben düşeni “ha lan bu kız düşmüş” diye farkedince yerine tabak koyardım.

Öğrenen Adam : Abi hani sevgili olunca tabaklar dusuyordu?

Mahmut Hoca : O ayrı.  Belli bir günde 3 tabağın olur ama sürekli biri düşer biri yerine konur. Senin nextleme eşiğini nasıl anlayacağım maalesef klasik mavi hap sorusu. Senin oyunun beta.  Beta oyunu oynuyorsun. Bak sana beta demiyorum. Öylesin ya da değilsin ama oyunun beta oyunu.

Öğrenen Adam : Yani hem boyle surekli ilgi bekleyen arayan beta olmak istemiyorum hem de aranmamamin sebebini ogrenmek istiyorum. Yoksa uzuluyor degilim. Nextleyip nextlememe konusunda net degilim.

Mahmut Hoca : “Aranmamamin sebebini ogrenmek istiyorum” – Nope. Bu yanlış. O kızın problemi senin değil. Senin gibi bir ödülü aramayıp kaçıran kızın neden aramadığı ödül çocuk senin mi derdin kızın mı?

Ben bir kız bana mesaj atmazsa ilk mesajı atarım. Ve hemen o mesajdan sonra kızı cidden harbi unuturum. Açıp sürekli görüldü attı mı falan diye kontrol etmem. Düşünmem. Stratejiyi cevap verince düşünürüm. Genelde örneğin kız 5 saat sonra mesaj attı ise ben de 5 saat bekler atarım. Ama 5 gün sonra attı ise 1 – 2 gün bekler atarım.

Öğrenen Adam : Ama abi kaç erkeğin 3 tabağı olabilir? Realist olalım, ya hiç tabak yoksa?

Mahmut Hoca : Hah çekirge! İyiki bu soruyu sordun. Şimdi sana bu muhabbetlerimizden alacağın en faydalı bilgilerden birini vereceğim.

Her erkeğin hayatında hemen bir haftada 3 tabak olabilir.

Öğrenen Adam : Nasıl abi? Haftada 2 kız?

Mahmut Hoca : 2 kız demedim, tabak dedim. Her erkeğin hayatında biri olsun ya da olmasın, 3 adet tabağı olmalı :
1 – İşi / dersleri
2 – Ailesi / arkadaşları
3 – Hobisi

Bunlara gymi de ekleyebilirsin. İşin sırrı şu. Evli ve uzun süreli ilişki yaşamış hemen her erkek takdir eder ki bu bu 3 uğraş kadının neredeyse kendisine rakip gibi algıladığı, erkeği uzaklaştırmaya çalıştığı ve neredeyse korku oyunu yaratacak birer kadınmış gibi gördüğü şeylerdir. Bu kadın – erkek ilişkisi dinamiğini lehinize kullanın.

Gidip tabak olarak kız bulmanız en sağlamı ve bunu ihmal etmeyin. Ama bu olana kadar bu 3 tabağa kendinizi verirseniz kız tabakların yerine geçerler. Özellikle siz bu üçüyle iken sanki başka bir kadınlaymış gibi onlara odaklanabilirsen.

Öğrenen Adam : Hiç bu açıdan bakmamıştım. Özellikle kadınların bu üçüne karşı davranışları gerçekten de dediğin gibi.

Mahmut Hoca :Kullan bunu. Hayatındaki tek kadın varsa (bence kız arkadaşın olana kadar ya sıfır ya da birden fazla olması lazım ama hadi bir kız var olsun) ona olan zamanını ve dikkatini bu 3ü ile eşit dağıt. İlgi yönetimi yani.

Saha Raporu : Secret’in Day Game maceraları – 4

Dışarı çıktığımda kendime ödev veriyorum ve bugün 3 tane kıza açılış yapacağım diyorum. Dün spor salonuna bir hayli geç gitmiştim ve ödevi tamamlamak için spor sonrasında kendimi caddeye atmak zorunda kaldım. Günlerden Cumartesi, saat 21.30’du.

Aslında buna bir ödevden ziyade bir nevi ritüel, hobi demem daha doğru olur. Kimileri gitar çalar, dans eder. Bu da benim için git gide daha uzmanlaştığım bir hobi.

Caddenin kenarında durdum ve gelen geçenleri hızlıca bir kolaçan ettim. Bu arada şapka takmış, şapkanın üzerine de sweetshirt’ünün kapşonunu örtmüş bir kız fark ettim. Hemen yakınında yürüyen kişilerle beraber mi değil mi diye dikkat ettikten sonra tek olduğunu anlayınca harekete geçtim.  Kapatmadığı kadarıyla biraz yandan yüzünü görebilmiştim ama güzele benziyordu.

Metroya girmeden hemen önce gidip merhaba dedim, önce durmadı. Elimin tersiyle biraz güç uygulayınca durdu. (Bu kendi geliştirdiğim ve yaparken rahat hissettiğim ileri seviye bir teknik- açılışta tamamen rahat olmadan yapılması önerilmez). Durup dönerek bana baktıktan sonra onu sadece sözsüz olarak gülümsememle selamladım, eğer o da bu gülümsemeye gülümseyerek karşılık verirse daha konuşmadan onu biraz da olsa etkilemiş olacaktım. Ki o da bu rahat, güvenli, sempatik enerjiyi alarak gülümseyerek karşılık verdi.

Aramızda aşağı yukarı şöyle bir konuşma geçti, tabi tüm konuşmaların ayrıntısını hatırlamam mümkün değil, hatırlasam da tüm konuşmayı yazmak sıkıcı olur, o yüzden hatırladığım kadarıyla yazacağım.

Ben-Nasılsın ?
Kız-İyiyim siz nasılsınız ?
Ben-İyidir, hırsız gibi giyinmişsin!
Kız-(GÜLER)
Ben-Bak yurt dışına gitsem ve akşam karanlık bir saatte, izbe bir sokaktan geçerken seni görsem, beni gasp edersin diye korkardım ! 🙂
Kız-(GÜLER)
Ben-(Burada kıza çok fazla yatırım yapmayan ve çok basit bir iltifatımsı kullandım ve onu o yüzden durdurduğumu söyledim)
Kız-(Teşekkür etti ancak acelesi olduğunu söyledi)
Ben-Şurada acelesi olmayan bir tane insan var mı acaba 🙂 Dünyayı kurtarmaya gitmeden önce 1 dakikanı çalıcam o zaman.
Kız- Tamam
Ben-Sen böyle işten çıkmış çok yorgun gibi görünüyorsun öyle mi ?
Kız-Yorgunum ama işten çıkmadım.
Ben- Nereden ?
Kız-Kurstan çıktım
Ben- İngilizce ?
Kız- Hayır, çizim kursu.
Ben-Aa çizim mi ? Sanat tamam da. Çizimden falan hiç anlamam biliyor musun? Senle ben ayrı dünyaların insanlarıymışız, ben gidiyorum ! (Bunu söyleyince vücudumu tersi istikamete biraz çevirerek gidiyormuş gibi yapıp, geri geldim)
Kız-(Bu hareketim üzerine oldukça güldü)

(Bu arada bir kaç şey daha konuştuk ancak hatırlamıyorum, tekrar acelesi olduğunu ve metroya girmesi gerektiğini söyleyince konuşma şöyle devam etti)

Ben-Madem acelem var diyorsun. Bak tüm söyleyeceklerimi 10 saniyeye sığdıracağım, hani dizilerde olur ya, daha önceki episode larda ne oldu? diye kısa bir özet verirler 🙂 Bak ben genelde buralarda oluyorum, pek konuşamadık ama şimdi gideceksin, daha sonra seninle burada bir şey içme fırsatımız olur mu ?
Kız-Olur
Ben-Tamam numaranı alayım o zaman ben senin.

Bu kız metroya girip gidince 1,5 dk sonra tam tersi istikamete giden bir kıza yaklaştım, bu aralar hiç bir şey söylemeden sadece benden diliyle durdurma pratikleri yapıyorum eğer açılış konusunda kendinizi tamamen rahat hissediyorsanız bunu yapınca kızları ilk 10 saniyede fazlaca etkileyebiliyorsunuz. Şu aklınızda olsun :

Eğer bir şeyi daha az sözle söyleyebiliyorsan, söylediğin şey güçlenir. Ancak hiç kelimesiz söyleyebiliyorsan işte o zaman en güçlü haliyle söyledin demektir.

Çünkü bunu yapmak normal açılış yapmaktan 3 kat daha zor ve çok baskın bir duruma geçiyorsunuz. Bu kızı aynı bu şekilde hiçbir şey demeden durdurdum.

Ben- Üzerindeki kabanla minik kuşa benzemişsin. Minik kuşu biliyorsun değil mi ? (90 larda yayınlanan susam sokağı çocuk dizisinde bir karakter-Kızın üzerindeki kaban aynı minik kuşun tüyleri gibi kıvırcık kıvırcıktı)

Minik Kuş- Temsili
Minik Kuş- Temsili

Kız-Evet
Ben-Susam sokağında… Seninle jenerasyonlarımız yakın bilmen gerek… Yorgun görünüyorsun, dur tahmin edeyim bugün çok çalıştın ve bitmiş haldesin.

(Birkaç kelimelik cevapları zorlanarak verirken sürekli gider gibi hareketler yapıyordu, vücudu sürekli ileri doğru atılmak için bekliyordu. Ve bu sırada da gitmem gerek gibi şeyler söylüyordu)

Ben-“ya dursana bi dakika işte, yoruyorsun şuan beni” diyerek o an ki ses tonuma göre daha sert bir komut verdim. Kadınlarda kendinden emin komutlar çoğu zaman işe yarıyor. Bu sefer vücudunu tam bana döndürmeyi başardım.
Kız-Ama seni tanımıyorum ki, yolda bu şekilde konuşayım. (gibi bir şey söyleyerek tatlı sert bir şekilde bana sitem etti, aslında muhabbetim ve enerjim hoşuna gitmişti ama bahsettiği durumdan ötürü tereddüt yaşıyordu)
Ben-Benden çekiniyorsun yani ?
Kız-Evet, seni tanımıyorum çünkü.
Ben- Ya sen bi boyuna baksana Allah aşkına (kızın boyu 185 di). Sen döversin zaten beni bu fizikle. O yüzden korkmana gerek yok. Bu arada yorgunum diyorsun, yoga çok iyi gider, ben bir ara yapmıştım. Sen de bilirsin psikolojik ve fizyolojik yorgunluk çok farklı şeyler aslında. Senin ve benim gibi insanlarda daha çok psikolojik yorgunluk olur.
Kız-Sen ve ben gibi mi ?
Ben-Evet fizik olarak sen de güçlü duruyorsun. Baksana. Senin yorgunluk psikolojik mi fizyolojik mi ?

(Buna benzer konuşmalar yaptık, açıkçası ne konuştuğumu hatırlamıyorum. Sadece sürekli konuşup, konudan konuya atladım. Gitmek konusunda ikilemde kalan kızı karşısında güvenle durarak, cümleleri ardarda, hızlı hızlı bağlayarak lafa tuttum)

Ben-Sen gideceksin de, gel şurada bir şey içelim öyle gidersin. (Tüm bu zor şartlara rağmen hızlı hızlı konuşma tarzım, tıkanmadan güzelce farklı konulardan bahsetme özelliğim hoşuna gitmişti)
Kız-Ben de zaten bir sigaralık mola verecektim.

Hemen 10 adım ileride bir simit sarayı vardı, bahçesindeki kapıya en yakın masaya oturduk.

Otururken…

Ben-Şimdi ben bunu torunlarıma bile anlatırım, yolda kızla tanıştım da böyle şeyler oldu diye. (Dalga geçer ve onu hafife alır şekilde- aranızda redpill e göre betasın diyenler olur şimdi, tüm bunlar sarkastik olarak şaka amaçlı söylenen şeyler)
Kız: 🙂

(Mesleğini tahmin edememiştim ve ne iş yaptığını hala bilmiyordum. Ben konuşuyordum ve birbirinden ilginç şeyler anlatıyordum. Ama o bazen çok gülerek, bazen imalı bakarak sigarasını içiyordu. Pek konuşmasa da eğlendiğini biliyordum.)

Kız-Çok yanlış bir insana denk geldin.
Ben-Niye kimsin sen ya, olayın ne senin ?
Kız-Psikologum.
Ben-Ne psikologu ?
Kız-…Hayvan psikologu 🙂  (Kız da espri yapmaya başlamışsa bu önemli bir ilgi işaretidir)
Ben- 🙂

(Bu arada onu konforlu hissettirmeye ve açmaya yönelik pek çok konudan konuştum, artık daha rahattı, daha çok gülümsüyordu ve daha çok konuşuyordu)

(Konu bir ara gene ilginç kıvırcık kıvırcık olan kabanına geldi ve ona laf attım bu konuda)

Kız-Evet, böyle giyinirkenki tek amacım senin dikkatini çekmekti.
Ben-Çabaların sonuç verdi 🙂
Kız-(Şaşırır ve güler)

–Bir süre sonra–

Kız-Şuan dışarıdan bakıyorum da böyle bunu yapmak çok mantıksız.
Ben-(Bir elimle suratımı kapattım ve gerçekten bu söylediği şey yüzünden onun adına biraz utanmıştım, oldukça vizyonsuz bulmuştum onu.) Psikologsun ve böyle düşünüyorsun öyle mi ?  Yakın bir arkadaşım olsan azarlardım şuan seni ama aramızda bir resmiyet var. Etrafına baksana sen bir tane mantıklı bir şey görüyor musun ? Yaşadığın sistemin kendisi bizzat mantıksız zaten, nasıl bir mantık arıyorsun. (Bunların hepsini tatlı sert söylüyorum, yazıldığından daha yumuşak algılanıyor. )

Ben-(Kaç kardeş olduğunu sordum ve davranışlarından ilk çocuk olduğunu tahmin ederek bildim, sonrasında ilk çocuklara ailelerin yaklaşımından ve ilk çocukların son çocuklara göre karakteristik olarak farklarından bahsederek onun böyle düşünmesinin biraz da bu sebeplerden  kaynaklandığını söyledim, sonrasında da “sen zaten psikologsun benden iyi biliyorsun bunları” dedim.)

Kız-Şuan gevezelik yapıyorsun ? (gülerek)
Ben-Napayım, duvar gibi durayım mı ? Bak bir yazar şöyle söylüyordu : “muhabbet erkeklerin kadınlar konusunda geçmek zorunda oldukları bir sırat köprüsüdür”.
Kız-(Bunun üzerine güldü ve “şuan masa altından sana tekme atmak istiyorum” dedi. (bu oldukça güzel bir ilgi işaretiydi)
Ben- Valla muhabbet güzel sonra görüşelim diyeceğim de diyemiyorum . Çünkü pek konuşmadığın için bilmiyorum muhabbetin güzel mi ? 🙂 (Aslında sonlara doğru yeteri kadar konuşmuştu ama gene de bu konuda ona takıldım)
Kız- (Güler)
Ben- Hani sonuçta konuştuk bu kadar, eğlenceli bir sohbetti, güldük, espriler… yani senin de bir espri anlayışın vardır sonuçta, pek göstermesen de, bir yerlerde vardır mutlaka 🙂
Kız-(Güler)
Ben-Tekrar görüşelim kahve içeriz gene.
Kız- Olabilir
Ben-Al yaz numarayı.

Zor bir setti gerçekten, ama domine etmeyi ve acelesi olduğu halde instant date yapmayı başardım, sakin bir özgüvenle uzun uzun konuştum, bir sürü çıkarım yaptım, esprilerle güldürdüm.

Şimdi bugün için tamamlamam gereken 1 açılışım kalmıştı, sonrasında nihayet artık eve gidebilirdim. Acele ediyordum çünkü spor salonunda önce 50 dakika ağırlık kaldırmıştım üzerine de yarım saat koşu bandında tempolu bir kardio yapmıştım, diyette olduğum için de açtım, eve gidip yemek yemeyi hayal ediyordum.

Üçüncü seti artık “lan artık bir tane kızda reddetse de hemen gitsem, yoruldum” diyerek arıyordum. 2 dakika sonra gerçekten manken ayarında güzel bir kız gördüm. “Tamam işte, bu beni çabucak reddeder, ben de eve giderim” dedim.  Şuan bile bu kızın bana gülümseyişi gözümün önüne geliyor; güzel bir doğa olayıydı.  Neyse…

(Durdururken gene elimi kullandım ve dokunarak durdurdum)

Ben-(Klasik bir açılış cümlemi kullandım, dozunda bir ilgi ifadesi ile)
Kız- (Enerjim ona geçti ve yüzünde olumlu yumuşamayı görebildim)
Ben-Biliyor musun sen sert biri gibi görünüyordun, acaba bugün şansımı nereye kadar zorlarım ki diye düşündüm ve seninle konuşmaya karar verdim.
Kız-(Güler ve bir şeyler geveler)
Ben-Sen ne iş yapıyorsun ya merak ettim. Dur tahmin edicem, 1-işsiz
Kız-Hayır işim var 🙂
Ben- 2-çek senet mafyası, 3-……

(3 ü söyletmeden o muhteşem gülümsemesini de alıp gitti, 20 saniye kadar tutabilmiştim ve en azından güldürebilmiştim)

Özellikle bu kıza açılış yaparken arkasından 2 ayrı erkek grubu geliyordu, genelde insanlar bu durumda açılış yapmaktan imtina edebilirler çünkü bazen kendileri fark etmeseler bile aslında bir çok insanın açılış korkusunun ana nedeni açılış yapacağı kız değil, çevrede kafalarında tehtid olarak olarak algıladıkları sade insanlardır. Bu insanlarda en fazla kızı durdurduktan sonra sizi geçerler ve meraklı olanlar geriye doğru bir bakış atıp yürümeye devam ederler.

Aldığım numaralara mesaj atmadan önce genelde araya 1 gün koyuyorum ve o gün sahadaki muhabbetle alakalı esprili bir mesaj yazıyorum. Bu da başka bir makalenin konusu olabilir.

Herkese iyi oyunlar

Saha Raporu : Secret’in Day Game maceraları – 3

Sıcak bir İstanbul akşamıydı. Arkadaşlarımla biraz zaman geçirmiş eve dönmek üzereydim.  Beğendiğim bir kaç kızla konuşmuştum ama henüz istediğim gibi bir sonuç almış değildim. Bugünlük bu kadar yeter diyerek otobüs durağına doğru yönelecektim ki yanımdan bir kız kulaklıklarıyla müzik dinleyerek hızlı adımlarla geçti. Az ilerideki ışıklarda karşıya geçmek için beklemeye başladı. Bu kızla da konuşur eve öyle giderim diye düşündüm. Işık yandıktan sonra yanına gitmeye çalıştım ancak o kalabalık meydanın insan trafiğine karışmıştı bile. Hızlı adımlarla ilerlemeye devam ettim. Sol tarafta sokağa sandalye atmış oturan esnaf topluluğuna gelmeden hamlemi yapacaktım. Ama önce karşıdan gelen 4 lü yaşını başını almış erkek grubunun geçmesini beklemek istedim. Onlar geçerken kıza yakın olan taraftaki kafasını yarım metre kadar uzatıp kızın görüş alanına sokarak yiyecekmiş gibi baktı kıza, daha sonra bakışlarını kaydırdığı yer poposuydu. Kız ufukta kaybolana kadar onu izleyecek gibi bir halleri vardı. Birazdan yanına gidip konuşacağım kız hakkında ileri geri konuşmalarına şahit oldum. Bu bütün hayatları boyunca yalanıp duracaklarının bir göstergesiydi benim için. Bu yüzden onlara kızma ve acıma arasında bir duyguya kapılmıştım.

Tabletine bağladığı kulaklığıyla müzik dinlerken beni duyamayacağı için omzuna dokundum. Henüz taciz edilmişti, bu yüzden yüzüme bir gülümseme takınmaya özellikle dikkat ettim, korkutmamayı başarmıştım onu. Kulaklığı çıkartıp yüzüme baktı. Kim sanmıştı acaba beni? Ne diye durduruyordum onu?

“Seni ışıklarda fark ettim ama takip etmedim zaten bu tarafa gidiyordum çok güzel bir tarzın var bence, gelip iltifat etmek istedim” diye uzun bir cümle kurdum.
-”Teşekkür ederim” dedi.
-”Sana demin laf attılar ya, biraz sinirlendim” diyerek durumla alakalı bir geçiş yaptım.
-”Görmedim ki, ben insanlara hiç bakmıyorum yürürken” dedi.

Burası öğrencilerin yoğun olarak yaşadığı bir yer olduğundan onun da öğrenci olduğunu tahmin ettiğimi söyledim. Sonra yorumlarıma karşılık kazandığım soru hakkımla Mimar Sinan Üniversitesinde mimarlık okuduğunu öğrendim. Biraz lafladık. Saat zaten geç olmuştu, akşam 10’a geliyordu. Telefon numarasını verirse daha sonra görüşebileceğimizi söyledim. Elini çantasına atar gibi oldu, ben de telefonumu çıkarttım.

Sonra duraksadı ve yüzüme bakıp, “aslında biraz vaktim var, şurada oturup birer bira içebiliriz” dedi. Teklif ondan gelmişti. Yüzümdeki kocaman gülümsemeyi hiç bozmadan “Olur” dedim. “Tabii.”

Kendime güveniyordum, merdivenden yukarı çıkarken önümde yükselen çok güzel poposunu bakma gereği duymadım bile. Ufak hinliklere gerek yoktu. Dürüst ve cüretkâr olacaktım. Adeta içimin güzelliğiyle götürecektim onu. Beni götürdüğü yerin 2.katına çıktık, sadece bir masanın sığabileceği büyüklükte bir balkondu burası.

-”Ameliyat olacağım” dedi oturur oturmaz.
-”Ne ameliyatı ?” dedim
-”Kıç! Kestirip kurtulacağım!”

Orasına baktığımı mı sanmıştı acaba? Normal şartlarda bakardım! Kahkaha attım. Eğlenceli konulardan bahsettik. Hararetliydi konuşmamız. “Aşk yoktur” deyip duruyordu, katıldım ona. Aşk yoktu ama insan doğası gereği sevmeliydi. Doğa, hayvan, insan fark etmez! Sevmeyen insanın var olamayacağı gibi şeyler… Okuduğum kitapların bende yarattığı ufuklardan da faydalanarak biraz ahkam kestim ona.

-”Bunları bilmek sana ne kazandırıyor?” dedi elindeki sigarayı bileği bükülü şekilde tutarak. Gözlerimin içine bakıyordu.  Hafifçe öne doğru eğildim ve şöyle dedim:
-”Bilmiyorum ama belki seni kazandırır!”

Bugün gördüğüm en devasa gülümseme beliriverdi yüzünde. Gamzeleri ortaya çıktı. Bembeyaz ve orantılı bütün dişlerini görebiliyordum.

Sonraki aşamaya geçmiştik artık, karşısında oturuyordum, yakınlaşmam için yanına geçmem gerekiyordu, kızın kafaya taktığı birkaç sorunu olduğunu öğrendiğim için, ”şimdi seninle ilgilenmem gerek” diyerek yanına geçtim. Önce çantasını kaldırıp diğer sandalyeye koymam gerekti. Bir elimi omzuna atarak, sağ elini sağ avucumun içine aldım.

-”Fazla ileri gitme istersen” dedi.

Sürekli tehdit edip duruyordu beni, yapmam gerektiği gibi hiç birine duygusal reaksiyon vermiyordum bunların. Gözlerinin içine baktım ve takıldığı bazı şeyleri kastederek:

-”Bu seni neden kötü hissettiriyor” dedim. Anlatmaya başladı. Derken e yoğun yerde kestim sözünü.
-”Beni öpmek ister misin?” dedim gözlerinin içine bakarak.
-”Hayır!”dedi
-”Öpmek istermişsin gibi bir halin vardı o yüzden sordum”
-”Hayır!”
Tutup öptüm onu yanağından. 20 dakika kadar sonra:
-”Sigaram bitti” dedi ikinci kez.
-”Bak aşağı gidip sana bir sigara alırım ama sen de biraları ısmarlarsın” dedim.
-”Zaten ben ısmarlayacağım biraları” dedi.

Cimri görünmek istemiyordu herhalde. Ne zaman karar verdi ki buna diye düşünüp ”tamam” dedim. Döndüğümde oturmak için yerinden almış olduğum çantası eski yerine gelmişti. Karşısına oturmak zorunda kaldım. İlkokul 1 de bir kızın beni reddetmesi ve çok üzülmüş olmamla ilgili bir hikâye anlattım. Bu hikâyeye çok güldük, öne doğru eğildim.

-”Biraz şefkat fena olmaz, hadi öp beni” dedim esprili bir şekilde ve yanağımı uzattığımda öpmedi.
-”Hadi öp!” dedim ikinci kez güvenimden bir şey kaybetmeden yanağımı biraz daha uzatarak. Emindim kendimden. İşte bu yüzden öne doğru gelip öptü.

Aramızda o aradığım sinerji artık oluşmuştu. Bir kaç saat önce caddede tanıştığım bu güzel kızla gecenin sonuna geliyorduk. Şimdi onu iyi bir şekilde yönlendirmeliydim.

-”Benim alkolle aram berbattır. Sarhoş olsaydım ne yapardın?” diye sordum. Aklımdan bir sürü düşünce geçiyordu.
-”Bırakmazdım seni tabi ki, ya bir otele yerleştirirdim ya da adresini öğrenmeye çalışırdım taksi için” dedi.

Yüzümü astım imalı bir şekilde.

-”Ne yani evime mi alayım?” dedi.
-”Olabilir aslında!” diyerek yanıt verdim gülerek.
-”Benim odamı görsen harabe oldu, odamı boyuyorum, yatağım bile yok”
dedi. Ben de ona kendi evimin güzelliklerinden süsleyerek bahsettim, bize gidelim diye ima ettim. Sözle söylemese bile vücut dilinden oluru almıştım.

Bir saat sonra… Üzerimdeyken kalçasında olan ellerimi tutup çekti, yastığa yapıştırdı.

-”Hayır” dedi, ”sen değil ben seni yapmak istiyorum!” İlk defa böyle bir şey duyuyordum hayatımda, fazla film izlemiş olabilirdi belki, o da en az benim kadar hayalciydi ve bunu şuan gerçeğe dönüştürüyordu.

Uyuduk. Sabaha karşı tabletinin alarmı çaldı. Tableti çantasından çıkartıp kapattım. “Kalkacak mısın?” diye sordum ona, “Hayır gel buraya” dedi.

Tek bir günlük bir şey olarak başlamıştı ama öyle kalmasını istemedim. Ertesi gün konuşurken bana sahilde gitar çalmak istediğini söyledi. Atladım hemen. İkimiz de birbirimize iyi hissettiriyorduk.

Saha Raporu – Daygame ve yaklaşma korkum

Değerli erkekadam okurları ve Mahmut Abi, Merhaba. Ben Mr.Deer. 2 yıl önce üniversiteden Chianski lakaplı akıl hocam ile karşılaştım. İlk başlarda beni test etti yapabilir miyim diye; ölçütü, biçti, tarttı en sonunda Neil Strasuss, Mystery, evrimsel psikoloji ve arsız-komik gibi konulardan bahsetti. İlk olarak The Game kitabından başladım. Sıkı bir psikolojik eğitime tabi tuttu beni öz güvenimi oturtana kadar bana laf attı, dalga geçti başlarda bozulur gibiydim fark etti ve üstü kapalı bir şekilde ‘’bu tarz sözleri umursamamayı öğrenmelisin’’ dedi. Haklıydı, daha üstadımın laflarına bozulursam kadınlar bana neler yapardı. Sonra 1 sene önce bu blog’a girdim ve yazılar sayesinde çok yol aldım. Başlarda Pick-Up Artistlik eğitimi aldığımı düşünürken Chianski bana PUA’lıktan ziyade Red Pill öğretileri veriyormuş.

‘’Yapmaman gereken şeyleri öğrenmek için sahip olduğun her şeyi kaybetmek gibisi yoktur. Kaybetmemek için neyi yapmaman gerektiğini bildiğinde, kazanmak için gerekli olan şeyleri öğrenmeye başlarsın. ‘’
~ Edvin Lefevre ~

Berbat bir ilişkiden çıkmıştım 6 ay süren tüm mavi hap olgularını yerine getirmiş bir aptaldım ama zamanla hayatım değişti. 110 kiloydum 2,5 ayda gibi kısa bir sürede 25 kg verdim. Sadece zayıflamam, zamanında flört dönemlerimde yüz vermeyen Robert Greene’in Koketçe (dengesiz duygu durumu) olarak tabir ettiği kadınların yolda görünce görmezden gelmek yerine boynuma atlamalarına, sarılmalarına şahit oldum. Kitap okuma alışkanlığı edinirken, eskiden hayalini kurduğum, HB 6,5- 7 civarı ve üstü kızları baştan çıkarttım. Kendime yatırım yapmayı öğrendim. Farklı birçok alanda kendimi geliştirdim. Adeta yeniden doğdum, kendimi ve vücudumu sevmezdim fakat şimdi adeta kendime âşık oldum, öz güvenim tavan yaptı. Özellikle o gençlik festivallerinde, bir köşede birası ve sigarası elinde arkadaşları ile efendi bir şekilde oturan yanındaki hatunlardan çekinerek tavan yapan testosteron yüzünden pantolonundaki çadırını çanta, mont tarzı eşyalarla saklamaya çalışan o korkak soya çocuğu değil de tanımadığı hatunlara içki ısmarlatan, dudakları morarana kadar onlarla öpüşen birisi oldum. (Festivaller, konserler, karnavallar dışarıya göre çok kolay pratik ve yeni başlayanlara ideal, Robert Greene’nin Baştan Çıkarma Kitabında bahsettiği -baştan çıkarıcı ortam/ Baştan çıkarıcı zaman s;645). Ama bir sorunum vardı yaklaşık 6 ay önce Mahmut Abi’ ye attığım e-postanın konusu: Blog içerisinde örneği var ‘’ abi bana bir şey yapmalısın’’. Mahmut abi de bana ‘’cevabını zaten biliyorsun’’ demişti. İşte bu yeni başlayanların korkusuydu.

The moment I said ‘hi’, I already won. – RSD Max

AVM’de, yolda, kafede tanımadığım hatunları durdurup konuşmak, adeta karnıma sancılar sokuyordu. 2 yılda 3-4 kez hüsran dolu yıkıcı açılış yapabilmiştim ta ki o güne kadar. 3 Aralık’ta şehrimde ki bir AVM’ de de 12 gibi işlerimi hallettikten sonra, akşam saat 5’te de sporum vardı. 5 saatlik bir boşluktan yararlanarak, yaklaşık 23-25 grubu açtım. (Aralarında erkek olanlar da vardı ki bu benim -The Game’deki GEAR-, ‘’kâbusumdu’’) ve ilk bir iki tanesinde tüm kemiklerim adeta titriyordu. 16 tanesi kayda değerdi. Hoş sohbet, sihirbazlık, zihin okuma (soğuk okuma vb.) ile yaklaştım. Peki değişen neydi, ben nasıl yaptım.

Hep iyi bir giriş bulabilmek için Youtube de blogda ilgili makale ve videoları araştırdım. (Fazlası harekete geçmeyi önlüyor özellikle Youtube videoları) Asıl hata sürekli mükemmel olmaya çalışmaktı ama şunu kavradım önemli olan ne söylediğin değil nasıl söylediğindi. Bodrumda lifeguard’lık yaptım bu yaz HB’si tavan kadınlarla (genelde yabancı) takıldım ve Adana’ya (gitmeden 1 hafta önce bir anda tüm tabaklarım kırılmıştı) dönünce direk kafamda şu kelimeler belirdi ”wtf” porno yıldızı gibi hatunlardan sonra kendimi oyunda geri plana attım. Kendimi mastürbasyon ve porno krizinin içinde buldum elimden geldiğince kendime söz geçirmeye çalışıyordum ama nafile 3 güne bir atak geliyor, uyuyamıyordum. Sonrasında buradaki yazıları daha dikkatli okumam gerektiğini fark ettim.

‘’Yine de en çok çiy damlası, en sessiz gecede düşer, bilirim.’’
Friedrich Nietzsche ~

Hallowen Partisi saha raporu (sessiz oyun) 26 Ekim 2018

Bodrum sonrası ilk tetikleme cadılar bayramında, katıldığım iki katlı bir barda içerisinde İngilizce pratik yaptığımız nispeten samimi olduğum arkadaş grubum ve geneli üniversite çağındaki insanların katıldığı bir partide oldu. Herkes saçma sapan kostüm ve boyalara bürünürken, ben Casonova’nın maskelerine benzeyen maskülen bir venedik maskesi taktım. Üzerimde sade bir pelerin ceket (dışarıda giydiğim tavus kuşu ceketim), köpek parçalamış gibi gözüken siyah dar kot pantolonum , ayağımda çizmelerim ve dikkat çeken bir resim baskılı üzerine delikler açılmış siyah tişörtüm. İlk dakikalarda etrafta dolanıp güzel hatunları neg’liyorum ve insanlarla kaynaşıyorum. İlerleyen dakikalarda bir anda daha önce hiç denemediğim bir taktiği denedim. Maymun kabilelerindeki danslarda alfa maymunun kendini göstermesi gibi kendimi göstermek için ortamdaki tüm yalnız erkeklerle kaynaştım ve onları parti alanın ortasına çektim. Çünkü insanlar henüz bistro masalarından uzaklaşıp ortaya gelmemişlerdi ve partide soğuk bir hava vardı. Ben öz güvenim ve figürlerim ile müzikle bir bütün olmuş adeta ortada parlıyordum. İnsanların övgü ıslıkları, alkışları tam bir ilgi yumağı haline geldim fakat sonra terledim, sıcak bastı bronşitim tuttu, nefesim daraldı kendimi zorlukla dışarıya attım.

‘’Bir koyunun önderlik ettiği yüz kişilik aslanlar ordusundan ziyade bir aslanın yönettiği yüz kişilik koyunlar ordusundan daha çok korkarım.’’
Charles-Maurice de Talleyrand ~

Orada sigaraya çıkan erkeklerin benimle sohbete girmeye çalışmasını falan atlatıp tuvalete gittim o sırada piste durum nedir en ufak bir fikrim yoktu. Düşüncem etki dağılmıştır sanıyordum ki bir baktım o beta ve abazan erkekler gitmiş pistte uydu erkekler ve çıtırlar kalmıştı. Arkadaş grubuma yaklaştım, direkt beni görünce güvenlik çemberlerini açıp beni aralarına aldılar. Sağdan bir kız yanaştı bana doğru arkadaşlarım tanıyor zannettiğim 170 cm boylarında esmer bir bomba HB 6,5’lik güzel vücutlu. Fark ettim kaçak bakışlarını önce dans ederken yan bir şekilde omzumu değdirdim ardından o da değdirdi beklediğim hareket geldi. O an mideme yumruk yemişten beterdim. Sırtımı döndüm geriye doğru yaslandım sırtlarımızı birbirimize yaslamış dans ediyoruz. 5-6 saniye sonra birden ona döndüm fark etti ama o dönmedi ufaktan kolum kaldırıp sırtına yasladım koluma iyice yaslandı işaret geldi kalçasının yanlarından tuttum bedenimi yasladım ses yok yılan gibi oldu dansı. Tuttum çevirdim durdum 5 sn. gözlerine baktım, kendini çekmedi adeta hipnoz etkisinde gibi bakıyordu gözlerimin zifiri karanlığına. Dedim tamam hafif yaklaştım dudağıma yapıştı. Pistin ortasındaki gösterim işe yaramıştı HB 6,5’lik bir kızla ağzımı açmadan öpüşmeye başladım bir anda rahatladım elinden tuttum üst kata çıkarttım ama orası hizmete kapalı ve karanlık, tabi ben bunu biliyorum soktum içeriye koltuğun üzerine oturdum kucağıma aldım öpüşmeye devam ediyoruz. Sonra dizlerim ağrıdı masaya yatırdım dudaklarımızı parçalıyorduk resmen ellerim her yerinde, beklenen son geliyordu ama ‘’o da ne’’ tahmin edeceğiniz şey pornonun zararı, penisim sertleşmiyor evet 5 dk önce çıkart beni artık diyen tepegöz dostum uyku moduna geçmiş, hafif kasılmış yılan gibi etkisizdi. Aklımdan geçenler utanç duruma düştüm gibi hissederken en iyi repliğim aklıma geldi ‘’ ilgiye ihtiyacı var’’ dedim. Bunu ne zaman desem oral sekse geçilir. Sonrasında 2 kez sigara molalı oral yaptı. (Prezervatif arabada kalmıştı onun psikolojik etkisi de vardı üzerimde). Sigarayı 3 hafta önce Chianski’nin tam beynime saplanan sorusundan beridir içmiyordum ve öpüştüğümüzde anladım kül tablası yalamanın ne demek olduğunu. O meşhur soru ‘’kendisine saygısı olan adam sigara içer mi.’’

Bu tetikleme ile The Game kitabını tekrar elime aldım. Daha zinde kalmak için erken yatıp erken kalkıyorum. Uyku saatimi Blog’daki bir yazıyı okuduğumdan beri 7 saat yapmıştım.  Şimdi ise 5 saat uyuyor, 00:00-05:00 arası daha dinç ve enerjik kalkıyorum. 5 saat uyku denemelerim sayesinde ikinci bir tetiklenme yaşadım. AVM’deki açılışlarımın olduğu gün deneyimin 4.günüydü ve internette bu uyku deneyi yapan insanların 4. ya da 6.günde depresyona girmesi bekleniyordu ama ben enerjimi yüksek tutmak için çok uğraştım. Erken kalkmaya başladığımdan beri öğrendiğim sihir numaralarını insanlara yaparak açılışlar denedim böylece korkumu yendim.

16 grupla sohbet ettim fakat ne Instagram ne de telefon numarası alamadım. Fakat alamadığım için üzülmek yerine edindiğim deneyim için sevindim. Gün devam ediyordu…

‘’Duygularıyla hareket edenler için hayat bir trajedi, aklıyla hareket edenler için bir komedidir.’’
~ Jean de La Bruyere ~

Etkinlik gecesi saha raporu (Mystery) 3 Aralık 2018 

Akşam spor sonrası haftada iki gece İngilizce pratik yaptığımız nispeten samimi olduğum arkadaş grubumla buluştum. Kafenin dış kısmında oturan bir kızın bana kaçamak bakışlar attığını fark ettim ama kalkamadım çünkü masamdan oyun daha bitmemişti. Biraz bekledikten sonra bir arkadaşı daha geldi. O sıra masadan kurtuldum ve yanlarına giderek sabah üzerinde denemeler yaptığım açılışımı yaptım.

D =ben
K=kızlar
H= hedef

D: Merhaba hanımlar bir konuda fikrinizi alabilir miyim?
K: Tabi ki konu neydi.
D: Üzerinde çalıştığım yeni bir sihir numaram var. Ben size küçük bir gösteri yapayım siz de bana değerlendirme yapın.
K: Tamam yap hadi (şaşkın ve heyecanlı bir sesle). Yaptığım numarayı çok beğendiler ve sonra hedefe:
B: Aklından 1 ile 10 arası bir sayı tut dedim.
H: Tuttum. dedi.

Numaranın sonunda aklından tuttuğu ülke, şehir ve hayvanı tek tek söyledim ama bu sırada sağ eli sol elime yaslanmış avuç içi yukarı bakıyor (kino). Sağ işaret parmağım avuç içinde daireler çiziyor, gözlerinin içine bakıyorum, tabiki cevapların doğruluğunu duyunca şaşırdı garibim. Sonrasında arkadaşını kazanırken bunu tatlı tatlı bokunu çıkarmadan neg’ledim. Sonrası soğuk okuma numara için telefon numarasını aldım ve 3 gün sonra perşembe günü buluştuk. Ama 3 gün boyunca aramadım ve mesaj atmadım zaten numaramı da vermemiştim. Perşembe öğle saatlerinde aradığımda önce açmadı işlerime devam ettim. 15-20 dk. sonra aradı açmadım yemek yiyordum. (Birçok erkek eski ben gibi yemeğini ya da işlerini bırakır direk telefona yoğunlaşır. Buna birazdan değineceğim.) 5-6 dk. sonra mesaj geldi. ”Mr.Deer?” Benim olduğumu tahmin etmişti. 10 dk. sonra işlerimi bitirip telefonu elime aldım ve aradım. Çok heyecanlıydı,

H: Akşam müsait misin? Müsaitsin değil mi, buluşuyor muyuz, buluşalım mı, akşam boş musun? Dedi. Konu buluşmaya gelinde ağzından kaçırdı bunları heyecan tüm vücudunu sarmıştı sesinden bariz anlaşılıyordu.

B: Saat 8 de baraj yolunda olun.
H: Hangi mekân.
B: Sürpriz.
bla bla bla bla bla

‘’İnsanlar düşündüklerinden daha ahlaklı, hayal  edebildiklerinden daha ahlaksızdırlar.’’
~ Sigmund Freud ~

Akşam buluştuk yanında o gün tanıştığım arkadaşı değil de başka bir kız arkadaşı vardı. Yürüyerek 5 – 6 dakikalık ilerideki mekâna gittik dış kısımdaki dörtlü koltuğun olduğu yere geçtik. Hedef yanıma kız arkadaşı da karşımıza sandalyeye oturdu aramızda masa vardı. Vücut dilim blog’tan öğrendiğim şekildeydi bacaklarım açık kollarım geride koltuğun sırt dayama bölgesine boylu boyunca uzanmış. Bedenim yeni tanıdığım karşımdaki kıza dönük, hedef sağımda omuz üstünden konuşuyorum onunla. Kısa sürede arkadaşını kazandım soğuk okuma bilinç altı testi (kino) arkadaşının elini elimde görünce hedef kıskançlıktan çıldırıyordu resmen yüzünden anlaşılır bir şekilde. Tahmini 1 saat sonrasında hedef iyice sağdan sağdan bana sokulmuş eli elimdeydi. ”Havada iyice soğudu” dedi. ”Gel sarıl ısınırsın” dedim çektim direkt. Ama burada tamamen kendi isteği ile durduğundan emindim, birkaç IOI dan sonra emin olunca yaptım yoksa ilk buluşmada ters tepebilir. Arkadaşı sunumu için dosyalarını düzenliyor bizimle pek ilgilenmiyordu. Hedefimin saçını kokladım şampuan markasını vs. sordum evrimsel faz değiştirme yapıyordum. Arkadaşı lavaboya gitti. Amacım sadece yanaktan öpmekti ama bir anda şehrin elektrikleri gitti dudağına zarif bir şekilde buse kondurdum. Mekânın jeneratörü çalıştı ışıklar geldi ve kız çok farklı bir duygu içerisindeydi ve birkaç saniye sadece gözlerime baktı. Sonra ”Bunu sen mi yaptın?” dedi kendinden emin olmayarak. Dedim ”belki ”(c şeklinde gülüş (bu gülüşler hakkında bir yazı yayınlanmalı). Zaman tamamen bu acemi sihirbazın lehine işliyordu. Sonra kalktık ve artık numaramı almıştı ve hem zorlandığım hem de çok keyif aldığım o text game başlamıştı aramızda.

 ‘’Bir insanın hareketleri, sözlerinden daha yüksek sesle konuşur.’’  ~Aristoteles ~

Kütüphanede açılış (Beden dili’nin önemi) 10 Aralık 2018

Mezun olduğum üniversiteye şehrimi terk etmemeden önce iki arkadaşımı ve tabaklarımı görmeye gittim. Arkadaşlarımdan biri kütüphanede ders çalışıyormuş, onu görmeye gittim. Kütüphaneye girdiğim anda Daniel Craig gibi öz güvenli bir yürüyüşüme ve çizmelerimin her adımda çıkarttığı o ses tavus kuşu tarzımdan daha çok dikkat çekiyordu. 2. kata çıktım arkadaşıma bakınırken yüzümdeki o insanın içini ısıtan çapkın gülümsememle, onu gördüm ve yaklaştım. Selamlaştık ve o anda oturduğu masanın diğer ucundaki kızların bana nasıl baktığını fark ettim, gözlerimde şimşekler çaktı. Sonra arkadaşımla daha iyi konuşabilmek için dışarı çıkmaya karar verdik tam 2 adım attım durup arkadaşıma ”1 dk bekle ” dedim. Geri döndüm hedefime ”merhaba biz hava almaya gidiyoruz eşyalarımıza bakarak olur musunuz ” dedim. H: Tamam, zaten burada bir şey olmaz, çok önemli şeyler var sanırım” dedi gülerek şakalaşırcasına. Sonra indik kütüphanenin önünde biraz sohbet ettik. Sonra kütüphaneye geri girdik ve hedefimle aramda şu konuşma başladı.

D: Ben
H: Hedef

D: Teşekkür, eşyalarıma göz kulak olduğun için, (yüzümde o iç ısıtan çapkın bakış)
H: Önemli değil.
D: Bu böyle kuru kuruya olmaz, üzerinde çalıştığım sihir numaramı göstereyim size hem sıkılmışsınızdır biraz neşe katarım size. (O anda kızlar birbirine baktı- bilirsiniz işte)
H: Ama burası kütüphane.
D: Gece burada yatmayacaksınız ya, (gülüşmeler)
H: Hayır tabiki.
D: Tamam şöyle yapalım birazdan mola verin dışarı çıkalım.
H: Tamam.

Tahmini 15 dk. sonra kızlar ayağı kalktı, davetkar bakış attılar. Sonra direk ayağı kalktım ‘’hadi beni takip edin’’ dedim. Gülüşmeler eşliğinde aşağı iniyoruz ve ilk shit test;

H: Neden böyle yürüyorsun’’ dedi hedef bana.
D: Nasıl ne var ki yürüyüşümde siz neden böyle yürümüyorsunuz.
H: Garip yürüyorsun, diğer insanlar böyle yürümez.
D: Sadece yakışıklı sihirbazlar böyle yürür. Onayla-abart, bunu tamamen refleksif söyledim çalışılmış bir söz değil. Kahkahalara boğuldular.

‘’Arzu ve Aşk bir insanın sahip olmadığı nesnelere ya da niteliklere karşı hissettikleridir.’’
~ Sokrates ~

Sonra sihirbazlık, zihin okuma (NLP ve Kino), kısa bilinç altı testi yaptım. Birkaç numara daha istediler. ‘’Bir kahve ısmarlarsanız olur’’ dedim. Arkadaşı ‘’ben kahve sevemem, içesim yok diyerek bizi yalnız bırakmaya çalıştı. Sonra yukarı geri çıktık. Yarım saat sonra hedefimi aldım ve kampüsteki bir kafeye geçtik ve sıçışlar başladı. İçeri girdik masa seçiyordum başka bir yeri gösterdi ‘’orası kapı ağızı, burası daha iyi ‘’dedi. Bir 5 saniye durdum oturmuştu ‘’hadi gel ‘’dedi davetkar bir sesle, otururken ‘’bu seferlik’’ böyle olsun dedim. ‘’Normal de sen mi seçersin’’ (shit testi) dedi. ‘’sıklıkla’’ dedim (o iç ısıtan çapkın bakışımla). Sonra ‘’hadi kahve içmiyor muyuz’’ dedi. Mekân self servis. ‘’Hadi dedim kahveler sendendi’’ dedim. ‘’Ne münasebet daha seni tanımıyorum bile ben kadınım’’ dedi. ‘’Ne alakası var illaha erkek mi öder’’ dedim. ‘’Almıyor musun’’ dedi. ‘’Alırsan orda ben almam, dökülür beceriksizim’’ dedim (Gülerek). Burayı umursamadım normal sohbete geçtik. Beden dilimi hep korudum otururken. Sonra arkadaşı çıkıyormuş kütüphaneden bu eşyalarını almaya gitti. Ben de birer tane çay alıp dışarıdaki masaların en arkasındakine geçtim. Geldi.

H: Neden bu kadar geriye geçtin.
D: Sende hiçbir şey beğenmiyorsun, bak her yeri görüyoruz işte,
H: Hani kahveydi çay almışsın, hani getiremezdin.
D: Nescafe yokmuş Türk Kahvesi de çarpıntı yapıyor, çay iyidir iyi (yüzümde o iç ısıtan çapkın bakış) kaz ayaklarına birebir.
H: Nasıl ya benim kaz ayaklarım yok ki dedi. (Mal oldu ellerini göz kenarlarını yokluyor)
D: Dudağımı bükerek çocuksu bir sesle ‘’ (Bak dedim hep döküldü elim yandı)

Sonra birkaç numara daha el yazısı falı vs. kalkarken numarasını istedim vermedi, ‘’Instagramı mı verim’’ dedi. Tatlıca ısrar yaptım yok vermedi. Bozuntuya vermedim, Klasik kapanış sözüm; bu aralar biraz yoğunum bakalım belki boş olduğum bir gün yazarım bir şeyler yaparız. (Piç gülüşü). ‘’Alla Allah belkiymiş’’ dedi. (Gülerek hafif bozularak) Not: Bu HB 5,5’luk kızla o masa muhabbetinde ve kim alacak muhabbetinde neden böyle davrandığımın o anda da farkına varamadım bir istisnadır oldu.

‘’Burası meleklerin yerine görüş açılarının bulunduğu, insanların ahlaktan söz edip güç ilkeleriyle hareket ettikleri bir dünyadır.’’
~ Saul Alinsky~

Artık alışmıştım tanımadığım kadınlara açılış yapmaya. Pazar günü (9 Aralık) AVM’de işlerimi hallettikten sonra yemek bölümündeki 3’lü kıza yaklaşıp Mystery tarzı açılışla numaralarını aldım. Hayat tamamen benim lehime döndü artık. 2 yılda çok şey kazandım ve kaybettim. İnsanlar başta bana sadece güldü aşağılamaya çalıştı bunlara boş iş dediler. Abim başta olmak üzere arkadaşlarım senin için üzülüyorum bunlar hiçbir işe yaramaz burası Türkiye kendine gel, bir gün çok pis dayak yersin diyorlardı. Ama ne mi oldu bir süre sonra insanlar bana ilişkileri hakkında sorular sormaya başladı, text game konusunda yardım ister hale geldiler ve ben sadece zor demiştim gibi sözlerle kıvırmaya çalıştılar. 2,5 ayda 25 kilo verdim yoga ve intermittent fasting (aralıklı oruç) sayesinde. Soğuk duş almaya alıştım hem kilo verme süresinde vücudumda çatlamalar olmadı hem de sabahları soğuk duş daha enerjik ve dinç yapıyor.

“Her insan kendisi olması karşılığında topluma bir bedel öder. Kimse bedelsiz kendi olamaz. Bu bedel çoğu kez yalnızlıktır.”
~ Murathan Mungan ~

O sünepe öz güvensiz insanların saygı duymadığı çocuk gitti yerine çekici, sorumluluk sahibi, öz güvenli, sağlıklı beslenen, ağırlık kaldıran, kitap aşığı, saygı duyulan, duygusal yönden güçlü, sürekli tabak çeviren, sağlam bir çerçeveye sahip âdeta bir süper yıldız gelmişti.

Başlar da hiçbir şeyden habersiz bir şekilde 5 kişilik sağlam erkek arkadaş grubumdaki 3 arkadaşımın aramıza sonradan aldığımız kıza yürüdüklerini bilmeden (ama kız biliyormuş), bir anda herhangi bir çaba harcamadan (Oscar Wilde mıknatıs teorisi) kızla birlikte oldum ve seçilen olduğum için 3 arkadaşım birlik olup üstüme geldiler aramız açıldı. Sadece 1 tane arkadaşım kalmıştı o gruptan bana hak veren her şeyi bilen yanımda duran arkadaşım olaylardan 1 sene sonra o ve grubu dağılmasına yol açan kız birlikte olmaya başladılar ve habersizce o arkadaşım da beni terk etmişti ve çevremde güvenebildiğim (şu an biri ile hiç görüşmediğim diğeri de-hanımcılığa gönül vermiş, sevgili yaptı fazla görüşemiyoruz) 2 arkadaşım ve Chianski kalmıştım. Gerçek anlamda 1 kızın sıkı dost erkekleri basitçe birbirine düşürebildiğini görünce artık kadınlara karşı kesin bir gard aldım, onlara güvenmemem gerektiğini acı yoldan öğrendim.

‘’Nasıl acı çekileceğini bilen bir insan her şeye cesaret edebilir.’’
~ Luc de Clapiers ~

Ne Değişti?

Evet bu yol dikenli çok fedakârlık yaptım. Video oyunları gitti. Abur cubur gitti. Kıskançlık yapan arkadaşlarım benimle yarışmaya kalktı birbirimize girdik. Bir dönem Chianski ‘ye cevabını bildiğim soruları sormamdan dolayı kızdırdım beni cezalandırdı uzaklaştı yalnız kaldım ama hepsi beni çok daha güçlü kıldı çünkü ben zaten karanlık yolda Chianski olmadan da yolumu bulabilir duruma gelmiştim. O bunu öğretmişti ama ben biraz geç fark ettim. Şu an aramız daha iyi üstadımla. Beni yavaşlatan tüm gün video oyunu oynayan sürekli dramatik ruh haline sahip yıkık insanlar gitti. Sigara ve alkol gitti. Uyuşturucuyu hiç sevmedim zaten. Sorunlar gitti. Kadınların tabağı olup kırılmıyorum. Fazla kilolarım gitti. Seksi ve kaslı oldum. Para kazanmayı öğrendim. İnsanlara hayır diyebiliyorum. Sağlam bir çerçevem var. 1 hafta içinde takribi Mystery usulü 7 saatte bir kızı öpemiyorsam kolayca next yapıyorum, tabiki duruma göre değişiyor israf haramdır. Saçma sokak kavgaları ve sinirlenmeler de gitti. Düzenli egzersiz. Düzenli 5 saat gece, 2 kez 21 dk veya 1 saat gün uykularım. Daniel Craig gibi öz güvenli bir yürüyüşe sahip oldum (güçlü beden dili). Üniversitede eğitimini aldığım mesleğin yanı sıra kaliteli meslekler. İngilizce ve biraz Rusça. Yakında zamanda kendi evime çıkıyorum ailemin kanatlarından sıyrılıp batıya Eskişehir’e taşınıyorum. Antidepresan ve 4 yaşından beridir kullandığım gereksiz DEHP ilaçları gitti. Yüksek kültür. İstediğimi giyebilme ”kendi bedenim kendi kararım”. Ve yeni başlayan birçoğunun belki de tek istediği şey ”kadınlar”. Ama tek istediğin kadınsa bir an önce kafanı değiştir Red Pill mantığını iyi anla sıçarsın.

‘’Çoğu insanın başarısız olmasının temel nedeni gerçekten ne istediklerini seçmek yerine şu anda ne istediklerini seçmeleridir.’’
~ Napoleon Bonaparte ~

Yukarıda da bahsettiğim ”telefona cevap vermedim yemeğe devam ettim.” Bu kelimenin asıl nedeni hani mesaj geldiği zaman direk yazma, aradığın da hemen açma telefonun başında beklediğini sanmasın gibi, ne kadar geç cevap atıyorsa 2 katı kadar zaman sonra sen at vb. yani meşgul olduğunu bilsin, muhtaç olmadığını bilsin tarzı çerçeveyi koru o seni değil sen onu beklet mevzusu kısaca. Burada ki en çok yapılan hata bende başlarda çok yaptım, aptalca zaman saydım resmen telefonun başında işte bu Blog’da da çok bahsedilen -mış gibi yapmak, bunu bırakıp gerçekten önüne iş koyunca zaten istemeden oluyor mesela ben bu yazıyı yazarken tabaklarıma yeri geldi 6-7 saat yazmadım telefonlarını açmadım çünkü açarsam konsantrem bozulacak diye.

‘’Life İs Variable./ Hayat Değişkendir.’’
~ Mr.Deer ~

İşte Erkekadam  okurları bu yazımda birkaç saha raporumla yaklaşma korkumu nasıl yendiğimi, bu maceramın nasıl başladığına ve nasıl geliştiğine değindim. Umarım beğenirsiniz. Ve şu abi bir kız var muhabbetlerinden nasıl kurtulduğumu ki bunun hakkında yaklaşık 6 ay önce Mahmut abi ‘ye sihirli değnek lazım demişliğim var. Tüm bunlar için başta Style, Mystery ve 6 aylık ilişkimin sonunda enkaz olan beni ayağa kaldırıp beni bu serüvene iten mükemmel derece sabırlı (latife yapmıyorum gerçekten sıkıntılı bir öğrenciydim üni’ye kadar çok sıkıntı çektim) ve bildiği her şeyi bana yılmadan öğreten canım Dostum, Akıl hocam Chianski’ye ardından da o az önce bahsettiğim mesaja ne yapman gerektiğini zaten biliyorsun diyen Mahmut abiye ve sitede yazı yazan, çeviri yapan herkese yürekten teşekkürler. Ayrıca discort grubunda tanıştığım Eskişehir maceramda elimden geldikçe bir şeyler öğrettiğim yeni kanadım Travis’e bu yazıyı yazarken vermiş olduğu tüm emeğe sonsuz teşekkürler. Eskişehir’de ki açılışlarımı konu alan bir yazı yazmayı da düşünüyorum.

PUA ve kırmızı hap bana bedenimde kimsenin hakkı olmadığını öğretti. Bir kıyafeti veya aksesuarı önemli olan kendinin yakıştırıyor olmasını öğretti. Evet benim açılış sözlerim ve giyiniş tarzım PUA ama hayat disiplinim ve ilişkilerde konumum kırmızı hap üzerine kurulu. Şehir ve zaman belli değil ama eğitim atölyesi ve buluşmalar düzenleme fikrim var.

Konuk Yazar : Mr. Deer

Saha Raporu : Secret’in Day Game maceraları – 2

Hava karanlıktı ve büyük bir caddede pek az sayıda insan vardı. Mağazalar kapanmak üzereydi. Seksiliğiyle caddenin soluk renkli havasını adeta canlandıran çiçek desenli elbisesiyle bir kadın, bir mağazadan çıkıp hemen karşısındakine giriyordu. Derken gidip onu durdurdum. Yarım saat sonra bu kadınla nezih bir yerde oturuyor ve bir şeyler içiyor olacaktık. Çok hoş ve kibar yaklaşmamın onun çok hoşuna gittiğini ve hayatında ilk defa bir erkeğin böyle bir teklifine “evet” dediğini söyleyecek ve şaşkın olduğunu dile getirecekti.

Aslında onunla o ilk 5 dakikalık konuşmamda, kendimi ortaya koyma tarzımla etkilemiştim onu. Onunla ilk konuştuğumda bir ara konu özgüvene gelmişti ve özgüvenli olduğumu söylüyordu. ”Sen sokakta beğendiğin kişilere böyle mi yaparsın hep?” dediğinde. “Eğer sürekli olarak yapıyor olsaydım onun adı özgüven değil, arsızlık olurdu” dedim. Konuşmanın sonlarına doğru açıkçası bir şeyler içme teklifimi kabul edip etmemesine %50 ihtimal olarak bakıyordum çünkü konuşma güzel gitse de yaşı benden bir hayli büyüktü. “Bak sana ne diyeceğim, bir ara görüşüp kahve içelim. Reddetmek çok kolay ama önemli olan yapıcı bir şekilde adım atabilmek” dedim. “Zaten reddetmeyeceğim ki!” diyerek, ”yaz!” deyip gözüyle cebimdeki telefonumu işaret etti. Çıkarıp numarasını aldım.

Yalnızca 3 dakika sonrada onu aradım. “Hadi bir şeyler içelim, neredesin?” dedim. Mango mağazasında olduğunu söyledi. “Ee tamam sen çıktığında hemen kapıda bekle beni, ben de geliyorum oraya doğru.” dedim. Gittiğimde mağazadan çıkmış ve beni bekliyorken buldum onu. Koluma girmesini söyledim. Bana olan tavrı çok hoş ve nazik olduğu için ”Bugün senin gibi güzel bir kadınla kol kola olmak gururumu okşadı ” diyerek ödüllendirdim onu. Oturup bir şeyler içtik. Konuşmamızda kadının bir kız yurdunun müdiresi olduğunu, sanat ve sporla ilgilendiğini öğrendim, vücudunu fit tutmak için pilates yapıyordu. Yarım saat kadar oturduktan sonra, bu gece yurda gitmesi gerektiği için kalktık.

Yürüyerek, ona taksiye kadar eşlik edecektim. Yolda çok daha fazla yakınlaştık. Yolda onun alımlı havası ve seksiliğinden dolayı yol kenarındaki barlarda oturan pek çok erkekten kaçamak bakışların geldiğini fark ediyordum. Bu durumu lehime kullanarak, ”ben kıskanç bir erkeğim, gel buraya diyerek elimi vücuduna doladım, o da benim belimden tuttu ve birbirimize sevgili gibi sarıldık. Artık çok yakındık. ”Çocuksun!” dedi bana, bana hem takılıp, hem de sınamak için, ”Çocukların yapamadığı şeyleri yapabiliyorum!” dedim. Gözlerimin için hınzırca baktı. Belimden tuttuğu eliyle bana çimdik atıyordu. ”Kalite kontrol mü yapıyorsun ?”dedim.  Bu yürüyüş sonunda taksinin önüne geldiğimizde ise, ona sarılarak, yanaklarından öptüm. Gözlerine baktım. Sonra “bir kere daha” diyerek tekrar öpüp sonunda dudaklarına bir öpücük konduracaktım ki bu öpücük gerçekleşemeden kendini çekti.

Bir sonraki görüşmemizde onu arkadaş ortamıma götürdüm. Arkadaşımın merkezi bir yerde evi vardı ve orada muhabbet ediyorduk. Sallanan okuma koltuğunda oturuyor ve ileri geri sallanıyordum. Daygame’den tanıştığım benden 7 yaş büyük kız arkadaşım, alkol kullanmadığı için arkamdaki mutfak tezgâhında kendine kahve yapmakla meşguldü. Biz bayılmaya çalışırken, o adeta daha da ayılmaya çalışıyordu. ”Siz ne zamandır berabersiniz ?” diye sordu arkadaşımın kız arkadaşı. “2-3 gün önce tanıştık” diye cevap verdim. “Hadi canım gidin kandıracak başka birini bulun!” dedi. Sanırım dışarıdan yıllanmış sevgililer izlenimini veriyorduk insanlara.

Nasıl olduğunu sorduğunda sokakta tanıştığımızı söyledim, iyiden iyiye şaşırıp adeta şok olur vaziyette kalmıştı. Kız arkadaşım arkamdaki tezgâhta hala kahve yapmakla meşguldü. Bu söylenenlerden rahatsız olup söze girerek olayın nasıl olduğunu kısaca özetlemeye başladı. ”Evet, beni yolda giderken durdurdu ve bende kahve teklifini kabul ettim”. Kızın tepkisi ise şuydu: “Bana yolda yürürken biri gelecek ve kahve içmeyi teklif edecek, isterse karşımdaki Brad Pitt olsun, asla böyle bir şeyi kabul etmezdim!”. Bir yandan gülümserken, içimden “senin gibi ucuz kaltaklar anlayamaz” diye geçiriyordum ki, kız arkadaşım elinde kahveyle kıza döndü, ben hala koltuğumda sallanıyordum. “Bak hayatım ben yıllarca eğitimcilik yaptım,(eski öğretmendi ve artık kız yurdu işletiyordu) o kadar çok insan tanıdım ki artık görür görmez insanların ne olduğunu anlıyorum, daha önce hiç böyle bir şeyi kabul etmedim ama böyle bir adamı nasıl reddedeceksin ki? O yüzden onunla biraz konuştuktan sonra teklifini kabul ettim.” dedi.

Üstelik bunu söyleyen kız arkadaşım ondan çok daha güzel, alımlı, uzun boylu ve kültürlüydü. Beni böyle anlatmasına bayılmıştım ve ne yaptığını bilen bir adam edasıyla koltuğumda daha keyifle sallanmaya devam ettim.

Artık bir şey dememe gerek kalmamıştı. “Peki, siz nereden tanıştınız?” diye sordum, “biz bir arkadaşım aracılığıyla tanıştık” cevabını verdi. “Aa görücü usulü yani” diyerek golü attım. O gün 3 erkek ve 2 kız bir aradaydık, herkes gülmeye başlamıştı. Sonrasında gece boyunca arkadaşımın kız arkadaşının (ciddi bir ilişki değildi) bana olan alıcı gözle bakışlarını hep üzerimde hissettim. Ben lavaboya giderken, kendi kız arkadaşımla zaman geçirip dans ederken zaman zaman birer adet bana kitlenmiş göz fark ediyor ama onun bakışlarına karşılık vermiyordum.

Bu kadının benim kız arkadaşımla olan hikâyemi dinlemeden önce bu şekilde ilgisini çekmiş olduğumu sanmıyorum. Olay kız arkadaşımın benim nasıl bir adam olduğumu anlatması ve 2-3 günde onu ne kadar cezp ettiğimin ortaya çıkmasından kaynaklanıyordu. Başka bir kadın tarafından seçilmiş olmanın ortaya çıkardığı değer mükemmel bir şekilde değerimi yükseltmişti. Artık geç olmuştu ve günün sonlarına doğru kız arkadaşım lavaboya gittiğinde, lavabonun tam karşısındaki küçük misafir odasına geçtim. Lavabodan çıktığında sadece onun duyabileceği şekilde, “gel buraya” diyerek kız arkadaşımı çağırdım ve kapıyı kilitledim. Herhalde ne yapacağımızı herkes anlamıştır diye düşünüyordum.

İçeride yeterince kaldık. Duş almak için, belime havlu dolayıp tam karşıdaki lavaboya geçerken, onunla ilk defa göz teması kurdum, bana çok pis ve keskin bir şekilde bakıyordu, kız arkadaşımın yerinde olmak istediğini hissetmiştim.

Saha Raporu : Secret’in Day Game maceraları – 1

Merhaba erkekadam.org ailesi, yaklaşık on senedir daygame yapıyorum. İlk kez bir kızı yolda durdurup iltifat etme fikrinin tüylerimi diken diken etmesinden bugüne kadar arada uzun süreli ilişkilerimi, askerlik, hastalık gibi dönemleri saymazsam genelde sahalardaydım. Tüm bu süreç boyunca oyuna karşı yaklaşımım, oyun tarzım, kızlara bakış açım evrim üzerine evrim geçirdi. İlk dönemlerde büyük bir başarısızlık yaşadığımı da ekleyeyim çünkü benim başladığım zamanda Türkiye’de daygame yapan hiç kimse yoktu dolayısla böyle bir şeyin mümkün olup olamayacağı kafamda büyük bir soru işaretiydi.

Uzun yıllar daygame i yabancı kaynaklardan okuduğum ve kendimden bir şeyler kattığım kadarıyla içimde hep o bir parça“yanlış bir şeyler var, garip duruyor, doğal olmuyor” hissiyatlarıyla yaptım. Bu beni oldukça rahatsız eden ve kızlara yaklaşma korkusunu tetikleyen bir durumdu. Daygame de kendi tarzımı yaratmam, tam anlamıyla doğallığı yakalamam ve olayı basit, etkili hale getirip yaptığım şeyi çok etkili bir sosyal silah haline getirmem ise son 2-3 senemde tam anlamıyla gerçekleşti diyebilirim.

Tabi daygame konusunda yazılacak yüzlerce sayfa şey var. Ancak girişi çok uzatmadan day game ile alakalı genel bilgileri size bir yandan da en son yaşadığım daygame maceramı anlatırken vermek istiyorum.

Bir kere daygame haftanın belli günleri hazırlıklı olarak dışarı çıktığınız ve o gün 20 kızla konuştuğunuz bir avlanma seansı olmamalıdır. Eğer bu işte verimli olmak istiyorsanız daygame i spontane yapmak zorundasınız. Yani herhangi bir sebeple dışarı çıktığınızda bulunduğunuz yerin yakınlarında hemen birkaç kadınla konuşmaktan bahsediyorum. Böyle olmalı ki devamlılık sağlansın ve stres faktörü minimuma insin.

Bu benim uzun süredir uyguladığım bir sistemdi ve 2019 yılının ilk cumartesi günü de bu durumun bir istisnası değildi. İş çıkışı sporumu yapmış ve bünyemdeki testesteronu biraz daha açığa çıkardıktan sonra avm içerisinde birkaç tur atıp ilk hoşuma giden kızla konuşmaya başladım. Olayın üzerinden 1 hafta geçtiği için diyalogları pek zayıf bir şekilde hatırlıyorum ve iletişimi genel hatlarıyla anlatacağım. Unutmadan söyleyeyim ki genelde hiçbir açılışım ve konuşmayı devam ettirme şeklim birbirine benzemiyor. Genel olarak güvenli bir şekilde kasmadan kızlarla konuşmaya başlıyorum, kulağa hoş gelen akıcı bir muhabbet kurmaya ve araya da birkaç tane yaratıcı espriyi her zaman eklemeye çalışıyorum. Aslında oyunum 4 parçadan oluşuyor: 1- Rahatça ve alelade bir şekilde konuşmaya başla. 2 – söylediklerin kulağı tırmalamasın ve mümkünse akıcı olsun 3-  Birkaç espri yap 4- Son olarak da kızı ustaca bir şekilde yönlendir. Ne derler bilirsiniz bir şeyi yaparken ne kadar basit gibi gösterebiliyorsanız o kadar iyi yapıyorsunuzdur.

Bu kıza yaklaşım tarzım çok sade ve netti. Sadece “Merhaba, nasılsın ?” diyerek konuşmayı başlattım. Sonrasında ise ilk söylediğimi anlamayışından yabancı olduğunu fark ettim ve İngilizce konuşarak anlaşmaya başladık. Kızımız bir yardım kuruluşunda temsilci olarak çalışıyor ve Türkiye’ye birkaç günlüğüne gelmiş. Annesi Arap, babası Amerikalıymış. Genel olarak konuştuğumuz şeyler Araplara benzemediği ve açık tenli olduğu, bildiğim birkaç kelime Arapçayı söylemem ve gülmemiz, Amerika ve Türkiye arasındaki kültür farkları ve bu konudaki birkaç komik anektor vb… Ayaküstü konuşmamız 5 dakikayı rahat bir şekilde doldurduktan sonra artık konuşmayı sonuca doğru yönlendirmem gerektiğini biliyordum. Bir şeyler içmeye davet ettim ancak o an elinde poşetler vardı ve bana nazikçe şuan kafasında hemen yapması gereken pek çok şey olduğunu ve kafasındaki tüm o çözüm bekleyen meselelerle bir yabancıyla oturmanın kendisi için zor olacağını söyledi. Ben de bugünün cumartesi olduğunu ve gecenin ilerleyen saatlerinde isterse İstanbul’un pek popüler yeri olan Beşiktaş’ta güzel mekanlar bildiğimi söyledim. Telefon numaralarımızı değişerek vedalaştık.

Birkaç saat sonra mesaj atıp “sen ne iş yapıyorsun anlamadım, yoksa gizli ajan mısın?” diyerek ona takılmaya başladım. “Evet öyle bir şey” dediğinde ise “tamam sen bu gece benim bodyguardım olacaksın o zaman” dedim. “Ciddi misin ben sadece onlara seni soymaları için yardım edebilirim çünkü hayatını kurtarabilmem için fazla uzun ve ağırsın” diyerek güldü. Ben de “merak etme bugün beni soymasına izin verebileceğim tek kişi sensin” dedim ve buluşmayı kopartmıştım.

Gece 1 de ortak bir noktada buluştuk ve onu arabayla alıp sahile çektim. Hava oldukça soğuktu ve muhabbet güzel gidiyordu. Ancak muhabbet ne kadar güzel olsa da dokunmaları arttırmadığım sürece aramızdaki şeyin bir arkadaşlık toplantısından öteye geçmeyeceğini biliyordum. Önce “Avm de elini sıktığımda çok yumuşaktı bir bakayım” diyerek ellerini tuttum ve parmaklarımı parmaklarının arasına geçirerek biraz oynadım. Sonrasında bununla konforlu hissettiğini görünce bayağı bir süre elini tutmaya devam ettim. Gene saçına dokundum ve en sonda ona sarıldım. Gece bu şekilde muhabbetlerle ilerledi ve artık bayağı kaynaşmış ve fizikselliğimiz ilerlemişti.

Ancak beni bu kızda oldukça şaşırtan bir şeyler vardı. Sıra dudağına ufacık bir öpücük kondurmaya geldiğinde o an içinde neler hissettiğini deli gibi merak etmeme neden olacak tepkiler vermeye başladı. Onu öpüp bıraktığımda gözleri kayıyor, yüzündeki ifadenin dünyanın en azgın kadınına mı yoksa duygu karmaşası yaşayıp ağlamak üzere olan bir kadına mı ait olduğu konusunda git gel yaşıyordum. Sonrasında iş ilerleyip hassas bölgelerine her dokunuşumda bu tepkileri daha da abartılı vermeye başladığını gördüm. Ve o an bu ufak dokunuşlardan, öpmelerden vs bu kadar aşırı şekilde etkilenmesinin nedeninin bakire olmasının ve daha önce bir erkekle böylesine yakınlaşmamış olduğuna emin oldum. Zaten aklımdaki şüpheyi gidermek için sorduğumda o da bakire olduğunu onayladı. Durum öyleydi ki bu kadına otobüste ya da yolda yürürken bir erkek yanlışlıkla temas etse birden inlemeye başlayacak gibi duruyordu. Çünkü her dokunuşumda gözleri ve çıkardığı sesler saniyesinde değişiyordu.

Neyse, artık saat gece 5 i geçmişti. Bazen onun gözlerine bakıp Türkçe olarak bazı cinsel olarak agresif şeyler söylüyordum. Tabi ki tek kelime anlamıyordu ama birden şaşırıp kahkaha atarak “şuan hiç de iyi bir şey söylemediğini biliyorum!” diyordu. Bakire olduğunu biliyordum ama gene de bir arabada tıkışıp kalmaktan daha büyük serbestîye ihtiyacım olduğunu hissediyordum. İkimizde dört duvar arasında olmamız gerektiği ihtiyacını hissettik ve kızın oteline doğru yola çıktık. Daha rahat sevişebilir ve en azından oral seks gibi şeyler yapabilirdik.

Bu kızda içine yaratık girmiş gibi gariplikler silsilesi bitmemişti tabi. Önce bana porno filmlerde gördüğüm gibi boğazına kadar sokmalı oral sekslerden birini yaşattı. Ben o an “madem seks yapamayacağız bari bunu iyi yap” kafasındaydım. Ama gariplik şu ki kız 5 saniye yaladıktan sonra ağzından çıkartıp inleyip çığlık atıyor sonra tekrar yalamaya devam ediyordu. Gerçekten ben seksten en çok zevk alan kızlarda bile böyle bir boyut görmemiştim. Ve o an geldiğinde hatunun meğerse sürprizi sona saklamış olduğunu anladım. Üzerime oturmak için hamle yaptı. Bakire olduğunu bildiğim için “emin misin ?” vs gibi şeyler sormaya başladım çünkü sonrasında pişman olan ve kafayı yiyen bir hatunla uğraşmak istemiyordum. Ve birkaç gitgelden sonra aslında bakire olmadığını çözmem zor olmamıştı. Hatun bana son saniyeye kadar yalan söylemişti.  Hayatımda seks sırasında hiç bu kadar bağıran ve kafayı yiyen biriyle karşılaşabileceğimi de sanmıyorum. Bir süre tepiştikten sonra artık içindeki o canavar tatmin olmuş şekilde yatakta yorgun uzanırken kafasını çevirip bana baktı ve sonunda ağzından gecenin tek sevgi sözcüğü dökülüverdi: “i love you”.

Daygame maceramda çok şey öğrendim ve anlatıldığında kulağa inanması güç gibi gelen bir çok şey yaşadım. Daygame sayesinde ünlü genç şarkıcıların annelerinden tutunda seks yaptıktan sonra ertesi gün sabah kalkıp işerken yoksunluğunu duyacağım kadar seksi kızlara, bir çok harika ilişkim oldu. Bunların hepsini de aslında kendini son çare olarak sahaya atan ve bulabildiği son şey olan daygame e sarılan aşırı utangaç bir çocuk olarak başladığım bu maceramda geçekleştirdim. Ve hala her sene öğrendiklerim ve uygulamalarım azımsanmayacak oranda değişime oluyor ve sürekli yeni şeyler öğreniyorum. Elbette ki bu mecrada paylaşım yapmama izin verildikçe ben de raporlarımı ve bu süreçte öğrendiğim şeyleri sizlere aktarmaya devam edeceğim. Yazımı işinize yarayacak genel bir tavsiyeyle bitireyim.

Genelde kadınlar konusunda steril kalmış ve sosyal olarak kabız erkekler pick up yada redpill gibi konuları keşfettiklerinde bunu kurtarıcı olarak görüp dört elle sarılırlar. Bu yaklaşım doğrudur da!  Ancak sadece burada okuduklarının ve beyinlerinde birden bire yanan onlarca ampulün bir anda onları değiştireceğini sanırlar. Ve bir çoğu kafalarındaki bildikleri önemli ancak pratikte onlara 5 kuruşluk değer oluşturmayan atıl bilgilerle yıllar geçirirler.  Oysa bir bilgiyi duymakla, bilmekle onu kullanıp içselleştirmek arasında muazzam bir irade gücü farkı vardır. Ben bu sitedeki “her bir yazıyı okudum artık olaya hakimim” diyemezsin, sen aslında hiçbir şey bilmiyorsun. Bu bilgileri henüz uygulayamadığın için aslında ne kadar cahil olduğunun farkına vardın. Ne zamanki bu bilgileri uygulamaya cesaret edersen o zaman yeni beceriler elde edecek ve eski işe yaramayan sosyal davranışlarından kurtulmaya başlayacaksın.

Olmayan kırmızı hap mucizesi

Öğrenen adam : cpd’si yuksek bir adamin bi hatunla date’e cikma ya da seks yapma sansi kactir?

Mahmut Hoca : Çok iyi ise 20 25% ama gerçekçi olursak en iyisinin bile 12%.

Öğrenen adam: Oha, çok düşük değil mi?

Mahmut Hoca : 20% çok fazla, 12% daha gerçekçi. Donovan Sharpe en son Red Man Group podcastında bu rakamı veriyordu.

Ö.A : Ben 70 – 80% sanıyordum!

M.H: O nasıl bir hayat olurdu birader? Hemen her yürüdüğün yatakta!

Ö.A: Abi yani merak ediyorum, soyle kasli, uzun boylu, altinda arabasi olan adamlarin random bi hatunda sansi %20 mi yani?

M.H : 20% çok çok yüksek bir rakam. 5 kadında bir. Haftada 1 kadına yürüsen neredeyse bir yenisi yatakta, 10 kadına yürüsen 2 …

Ö.A : Anliyorum. Yani ben kirmizi hapin mucizeler yaratmasini bekliyormusum. Insan dogasi cok tuhaf. Erkekler olmadan yasayamayan bir cins, erkekleri %20 oraninda talep ediyor. O da en iyileri

Ben bazilarinin neredeyse hic reddedilmedigini dusunuyordum.

M.H : Belki Leonardo Di Caprio tarzı tepe binde bir öyledir. 10 üzerinden 10 adamlar.

Ö.A : Ama bi sebebi olmali bu kadar reddedilmenin … Simdi daha iyi anliyorum adamlarin niye oneitis’e sıkı sıkıya bagli kaldiklarini …

M.H : Düşünsene ortalama bir erkek ilk pua oyununa başladığında yatak yürüme oranı 1%dir. Ben hatırlıyorum böyle arka arka reddedildiğim dönemi … 100 kıza yürüsen, 30u senle konuşur. 10 tanesi tel verir. 3 – 5 ile buluşursun. 1 tanesi yatak … Tom Torero’ya göre uzman PUAda bu oran 3%!

Reddedilme olayını ben şöyle çözmüştüm. Dedim ki kendime : “Bak oğlum Mahmut. 10 tane kızla konuştun mu bunlardan biri ile yatacaksın. Diğer 9u ise bu kıza yürürken geçmen gereken yolun engebeleri …

Bir kız seni 1000 sebeple reddeder. Kişisel algılayamazsın.

1 – Sen bir sebeple yürümeyi bok edersin. Ben hala sıklıkla ederim.

2 – Biyolojiniz uymuyordur zira cinsel seçilim algoritmaları feromen seviyesinde seçim yapar. Bahsetmiştim, eğer bağışıklık sistemi genleriniz fazla birbirine yakınsa sen kıza kötü kokarsın.

3 – Kızın erkek arkadaşı vardır, sevdiği vardır, vs …

4 – Tipini beğenmez. Ben 1.78im hatun 188 ister, kelsindir kel istemez, kızdan çok büyüksündür yüzüne bakmaz, bazı kızlar kendileri yaşıtlarına bakmaz sen kızla aynı yaştasındır.

vs … vs …”

Tinderda ben 100 kız sağa atsam boost ile 20 kızla eşleşiyordum. Bunlardan üçü ya da beşi ile buluşup biriyle yataktayım. 10 kızdan biri yatakta ise çok tercih edilen bir adamsın demektir. Kırmızı hapın alfa erkek tanımını bir yazıda yazdım :

Alfa erkek hedefindeki kadını üstün maskülenitesi ile mutlaka ıslatıp tavlayan erkek değildir. Bu fantazidir. Alfa erkek, maskülenitesinin tepesinde oyununu iyi oynayan, onun maskülenitesinden etkilenen kızlara yatırım yapıp, tepki vermeyen hatunları hemen bırakan adamdır.

O yüzden ergenler alfa oldum tüm kızlar hasta falan yazınca adamlara acıyorsun.

Ama şu var. Kızlar maskülen ve duygusal olarak güçlü erkekleri, hanzoluk etmediklerini varsayarsak, maskülen olmayan erkeklere göre daha kibar reddederler.

Ö.A : Abi bu cok buyuk bir zaman ve enerji demek. Ve aldigin sey seks …

Nasıl? Yukarıdaki örnekte Tinder’da boost ile yüz kadını 20 dakikada sağa atarsın. 20 kadına 10 dakikada mesaj atarsın zaten 10u sana dönmez. Diğer 10unun beşi ile kız başına 5 dk muhabbet gitmez. Onlara da kız başı 3 dk desen 15 dk. 5 kızla muhabbet et toplam 30 dk.

3 kızla 3 gece buluş ve yatak … Koltuğundan 1.5 saate 3 buluşma ayarla. Git eğlen, muhabbet et sonra oluyor işte.

Sokakta da aynı. Ben 20lerimde iken sokakta gündüz oyunu ya da hayat oyunu oynamak ya da gerçek hayat tinderı yapmak  için vakit harcarken aynı vakitte akranlarım Marsa uydu göndermeye çalışmıyorlardı. Ya bir tane hatunu memnun etmeye ya da Half Life2 ‘de leş koleksiyonu yapmaya çalışıyorlardı. Yani aldığın seks de seks zevkli bir şey.  Değil mi? Bence harcadığın zamana değer. Tabii hayat boyu öyle yaşayamazsın ama en azından bir süre.

1 tane kızı bir hafta düşünmek, 5 kere buluşmak ve öpücük almak … bak işte o meyvesine göre çok zaman alan bir şey.

Saha Raporu – Beşin biri

Selam,

Günde ortalama 2 açılış ile 3 aydan fazla süredir elimde 3 tabak tutmaya çalışıyorum. Bazen oyunun zevki ile bu sayıyı aştığım oluyor. Bu durumda eskimiş tabaklar da kendiliğinden düşüyor. Her yaklaşmayı not alıyorum, hatalarımı not defterime kaydediyor bir sonraki açılışta dikkat ediyorum. Hatalarından ders almadıkça yeni bir girişim pek bir ileriye götürmez bizleri. Notlarımdan derlediğim birkaç rastgele açılışı paylaşmak istiyorum.

Starbucks seti.

Kahveciler açılış yapmak için çok uygun mekanlar, bu mekanlarda sayısız numara aldım, bunun için spesifik bir yöntem yok sadece gözümü fırsatlara açıyorum. Mekana girer girmez hedefleri göz ucuyla kontrol ettim, pek beni heveslendirecek bir hedef göremediğim için içeriye yöneldim. O gün henüz bir açılış yapmamıştım ve öncelikli hedefim öncelikle biraz laflayarak ağız tembelliğimi aşmaktı. Kahve alırken baristalarla onların konuşmasını sağlayacak ufak konuşmalar yaptım. Oturacak yer ararken uzun masada çalışan HB7 dikkatimi çekti. Koltuklarda boş yer olmadığı için masaya onun iki yanına oturdum ve kitabımı okumaya başladım. Koltuklardan biri boşalınca onunla birlikte koltuğa yöneliyormuş gibi yaptım, sonrasında koltukları paylaşmayı teklif ettim ve kabul etti. Karşısına oturduktan sonra benden konuşmamı beklediğini ve bunun gerginliğini hissettim işin doğrusu. O yüzden bu sessiz gerginlik geçene kadar kendi işime baktım, kahvemi içip kitabımı okudum. Yaklaşık yarım saat sonra okuduğu kitabı sorarak açılışa başladım, ilk etapta çok temkinliydi ve sadece sorduğum sorulara cevap verdi. Ben de okuduğu yazarla ilgili yarım yamalak bir şeyler geveledim. Yaklaşık 5 dakika sonra kendi okuduğum kitapla ilgili birkaç yem attım amacım onun da soru sormasını sağlayarak oyuna dâhil olmasını sağlamaktı. İlgi belirtisi aldıktan sonra “–Ne iş yapıyorsun” sorusu üzerine soruları kişisel alana doğru çektim. Soğuk okuma yaptım. Ortak ilgi alanlarını ortaya çıkarttıktan sonra, daha önce vermiş olduğum ‘zaman sınırlaması’ sebebiyle, (ki gerçekten kalkmam gerekiyordu) hoş biri olduğunu bir ara konuştuğumuz konular üzerine bir etkinlik yapmanın güzel olabileceğini söyledim. “Nasıl haberleşebiliriz” diye sorduktan sonra birkaç shit test aldım, nasıl savurduğumu hatırlamıyorum bunlar artık biraz içgüdü haline geldi ama işin temeli ciddiye almadığımı belli ederek abartarak dalgaya vurdum. Telefonunu aldıktan sonra iki gün sonraki aramama mesajla cevap verdi, birkaç gün süren mesaj oyununu beceremediğim için nextlemek zorunda kaldım.

Kitapevi seti.

Bu sette öncelikle belirtmem gereken şey, Mystery’den öğrendiğim kadarıyla yaklaşmaya zaman sınırlaması koymak ve beden diline dikkat etmek. Beden dilinde dikkat edilmesi gereken şey vücudunun tamamen ona dönük olmaması ve her an gidecekmiş izlenimi verilmesidir. Ek olarak göz temasının onun tarafından bozulması gerektiği gibi çokça detaya şimdilik girmiyorum.

Ufak bir kitapçıda kitaplara bakarak vakit öldürüyorum. Bir bölümde durarak gerçekten ilgimi çeken kitaplarla ilgilenmeye başladım. Bir süre sonra biraz yakınımda bir HB5,5’un olduğunu fark ettim. Göz ucuyla seçtiği kitaba baktım, en ufak bir fikrim dahi yoktu. Hey! diyerek giriş yaptım, – “bugün o yazarın kitabını başka birinde daha gördüm, nasıl bir yazar bugünlerde çok popüler galiba”.

  • Evet iyi bir yazar aslında blablabla…
  • Sanırım X kitabını da yazan kişi değil mi?
  • Evet, falanfilan…
  • Aynı isimde bir tiyatro oyunu izledim geçenlerde, sen izleyebildin mi?

Bundan sonra konu bu kadar çabuk olmasa da kitaptan bağımsızlaşarak sevdiğimiz yazarlara, gittiğimiz oyunlara geldi anladığınız üzere. Bu sırada vücut dili tamamen bana dönük olduğu ve söylediğim komik olmayan şeylere bile güldüğü için benimle ilgilendiğini anlayabildim. Bu sefer laf kalabalığı yapmak yerine ufak sessizliklerin olmasına izin verdim ve önüme dönerek kitapları incelemeye devam ettim ve tahmin ettiğim üzere sessizlikler her seferinde onun tarafından bozuldu. Etraftan bana kulak kabartanlar olduğunun farkındaydım bu beni gerdi ama yansıtmamaya çalıştım. Sonrasında aslında bir arkadaşımla buluşacağımı ama işten çıkamadığı için biraz vaktim olduğunu yakınlardaki Y kahvecisine gitmeyi planladığımı söyledim, eşlik etmesini istedim ve kabul etti. Oturduktan sonra ne iş yaptığımdan başlayarak aralıksız sorular sordu, bunun ilgi olduğunun farkındaydım ancak neredeyse verdiğim cevapları bile dinlemeden sorular peşpeşe geliyordu. Belli bir yakınlığı, aşinalığı kurma ve diğer buluşmanın temelini atma girişimlerinden sonra telefonumu çıkararak – “o halde seni haftasonu ararım” dedim bu noktada sevgilisi olduğunu söyledi, ben de “güzel haftasonuna kadar sana göz kulak olacak biri var anlaşılan” diyerek savuşturdum ve telefonunu aldım. Bundan sonraki buluşmada özellikle doğrudan mekânda buluşmak gibi söze dökmediği bir niyeti vardı. Bu buluşmada biraz saldıraylaşmış olabilirim ya bundan ya da gerçekten kızın sevgilisi olduğundan ikinci buluşmaya taşıyamadım.

Kendi istatistiğimi tuttuğumda yaklaşmaların %50 sinin telefonunu alabiliyor, bunların yarısını ilk buluşmaya götürebiliyor, bunların yarısını da ikinci buluşmaya taşıyabiliyorum. Prensip gereği pek az sayıdaki f-close’ları paylaşmıyorum. Sonuç olarak hayatımı buna adamadım ancak buna uyumlu hale getirdim. Bence işin püf noktası içsel oyun, çerçeve ve fazlasıyla sosyal olmak. Fazla pua bilgileriyle beyninizi yorup atalete kapılmayın. Fırsatlar ayağınıza kadar geliyor emin olun. En sık yaptığım açılışlardan örnekler paylaşmaya çalıştım. En kısa zamanda hatalarımı görme adına başarısız ilk buluşmaları da yazacağım okuyan herkese teşekkürler.

Konuk Yazar : Givemefive

Saha Raporu – Ansızın gelişen saha raporu ve numara kapanışı

Bugün yakın arkadaşımın eşiyle bir yerlerde oturup bi çay içelim, iki
sohbet edelim dedik. Kendisini kardeş gibi görürüm, kocası da kaç
yıllık yakın arkadaşım, evlenmelerine vesile olmuşluğum var, şükür…

Neyse, olaya geçecek olursam, nerdesin nerdesin, yanımda X var dedi, x
kim dedim kısa bir breefing ardından, biz malum mekana geçiyoruz dedi,
mekanı söyledi, ben de zaten oraya geçin ben gelirim diyecektim dedim.

Bundan sonra, Ben için b, Hedef kız için Hk kısaltmalarını kullanacağım.

Mekana gittiğimde oturuyorlarmış, selam verdim, Hk: elindekileri bana
verebilirsin dedi. Sadece çantayı vereyim lavaboya gidip geleceğim.

Gidip geldikten sonra;
B: Birşey söylediniz mi?
Hk: Seni bekledik sadece sıcak çikolata içiyorduk.

Sohbetler selamlaşmalar falan, kız branşımı, ne öğretmeni olduğumu
sordu, karşılıklı sıcak bir muhabbet.

Bir ara onlar iki arkadaş muhabbet ederken, sessizleştim, kız benimle
muhabbete girdi yine ve neden sessizleştin diye sordu.

Ben: ikiniz muhabbet ediyordunuz, muhabbeti bölmemek için girmedim

Hk: üşüyorum, biri benim titrememe engel olsun.

B: Getir ben engel olurum, elini avcuma aldım, sonra diğer elimi de
koydum üstüne.

Olumsuz hiçbir tepki vermedi, bir süre kaldıktan sonra normal bir
şekilde çekti, ben de yavaşça çektim.

Bir ara kız masadan kalktı, benim arkadaşın eşi olan kadına dedim şu
kızı bana ayarla, ilginçtir normalde böyle birşeyi sıkıntı etmeyecek
olmasına rağmen, bu sefer çok isteksiz gördüm.

Dedim sen sadece buluşmaları arttır, başka birşey yapmana gerek yok.

Dedi sıkıntıları var onun falan, yani öyle tahmin ediyorum.

Neyse sonra kız geldi sohbet devam etti, zaman zaman kız masanın
altından ayağıma vuruyor hafif hafif, muhtemelen bunu farketmeden
yaptı.

Hk: Ya ben senin ayağına mı vuruyorum? farketmedim, özür dilerim.

B: Ayağıma vurduğun her dakika için ellerinle yapacağın yöresel bir
yemek borçlanıyorsun.

Hk: Ne? ben mi yapacağım, ben kendime bile yemek yapmıyorum.

B: Yemek yapmayı bilmiyormusun yoksa?

Hk: pek değil, ama ısmarlayabilirim.

Sonra araya başka şeyler karıştı, sohbet, neg‘ler atıyorum falan.

Hatta birinde şöyle bir sohbet geçti.

Hk: Ya X’in rüzgarına bir türlü alışamadım, yüzümü ısırıyor resmen.

Ben: Aşılarını yaptırdım ben onun merak etme, birşey olmaz, alışırsın.

Her ikisi de kahkahalara boğuldular.

Ha bu arada, damla sakızlı kahve önerdim, kahveyi içemedi, bayağı
dalga geçip, bunu neg aracı olarak kullandım, lakap taktım falan.

Hk: Diline düştük ya artık, kurtulamayız.

Neyse uzun lafın kısası, ben çay aldım, kız bana içemediği kahveden
sonra, çayla eşlik etti, çaylar kahveler falan, kalkmadan hemen önce
bunlar lavaboya gittiler, kız diğerini bırakıp yanıma geldi, ama
, çantasını almak için de gelmiş olabilir, çıkıyoruz diye, o arada
numarasını aldım.

Hesabı ödedim, birlikte çıktık, bunlar iki kız önümden yürüyorlar, ben
arkalarındayım, kaldırıma sığmak mükün olmayacağı için kızın yan
tarafına geçme şansım olmadı, önlerine de geçmedim.

Bu ikisi sohbet ederken hedef kız bana, Haftasonu huzur evine
gidiyoruz sen de gelirmisin dedi, aftaya ertelerseniz gelirim
diye cevap verdim.

Sonra muhabbet arasında kaynadı, otobüs durağının orada durduk ve
hedef kız karşıya geçecek, bizim kardeş orada kalacaktı, sana eşlik
edeyim, birlikte geçelim falan dedemedim, siz artık buradan
gidersiniz, görüşürüz deyip usulünce oradan ayrıldım.

Eski ben olsa, i halt etmiş gibi mutlaka kızla beraber karşıya geçip
geri dönerdi mal gibi, bugün bunu yapmadım.

Sohbet süresince çerçevemi korudum, oldukça rahat ve doğaldım, beden
dilim dik ve imkanlar el verdiğince kıza bakarak konuştum ve asla
eğilmedim.

Şimdi niyetim yarından sonra kıza mesaj atıp aynı mekanda kahveye davet etmek, oradan da bir yerlere ya da en azından kordon boyunda bir yürüyüşe çıkarız diye düşünüyorum (tabii işler istediğim gibi giderse).

Not: 1. kızın genel hali cana yakınmış, bu yüzden mi benimle muhabbet
etti, yoksa ilgilendi mi bunu tam algılayamadım, ama , açıkçası yürüme davetiyesi gibi de geldi.

2. kız başörtülü, doğulu, bizim arkadaş kültüründen dolayı sevgili
mevgili muhabbetlerine açık olmadığını düşündüğünü söledi.

Evet bro’lar, bu benim ilk saha raporumdu, umarım beğenmişsinizdir.

Mahmut bey başta olmak üzere sizler de eğrisiyle-doğrusuyla saha
raporumu yorumlar, bundan sonra neler yapmam gerektiğini,
fikirlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

Sağlıcakla kalın.
Alphaisloading