Saha Raporu – Arayış

Herkese selam.

Uzun zamandır yoktum şimdi kıssadan hisseler çıkardığım bir raporla sizlerleyim.Daygame yada sosyal ortam oyunu yapacak vaktim yoktu. Bu aralar yarı monk yarı game beraber gidiyordu. İnstagramda pek aktif olmama rağmen game yapmaya karar verdim. Aynı anda birçok kıza mesaj attım. Genellikle okullar bölümler veya biyodaki dikkat çekme amacıyla yazılan saçma sözleri negleyerek konuşmalara girdim. Az takipçiliydim (50-60) ve fotoğraf paylaşmadığından dolayı ağır shit test yağmuruna tutuldum.

  • Neden fotoğrafın yok?
  • Neden okulunu yazmıyorsun?
  • Neden yazdın bana?
  • Fake misin? vs vs

Mesaj attığım kişiler toplam 20-30 civarıydı. Mesajlarıma dönen 10 kişiden 4 ü ile muhabbetimi devam ettirdim. Diğer 6sı fake olduğumu düşündü sanırım. Aslında seni tanımayan ve başlarda soğuk yapan biriyle muhabbet etmek ve yüksek değer göstermek oldukça zor bunun da etkisi oldukça fazla. Bazı kızlar bana “yaaa sen misin neden böyle yapıyorsun kendi hesabından yazsana “ gibi aptalca şeyler bile söyledi. Herhalde uydularından biri zannettiler. High Solipist hatunlar.

Bakın tekrar ediyorum takipçim çok az ve fotoğrafım yok

Son 3 kızla aynı gün whatsapp a geçtik ama baya soru sordular güvenmemiz lazım vs gibi ilginç durumlar vs

Takipçi sayıları

1.sinin 700

2.si 500

3.sü 300

4.sü 600

2 tanesi nextlendi 1 i ile buluştuk .Diğer 1 i kayıp aq sanırım beni arıyor halen.

Elenen kızlardan (hb 7 )

1.sinin sebebi ;

Buluşma konusunda yer zaman belirlemiştim bize taraf gelecekti ama ne hikmetse ertesi gün “Ben neden geliyorum sen gel“ dedi. Tamamen shit test idi, başlarda umursamamıştım.

Çerçevemi korudum ama kızın ilerleyen dakikalarda cevabı ;

“Ya biz en iyisi görüşmeyelim dedi “.

Mesajı görüldüde bıraktım ve nextledim.

Numarasını sildim ve beni de instadan engelledi 🙂

Diğer kızla konuşurken deney amacı ile “Hafta içi ne zaman müsaitsin? “ dedim.

(Aslı bu olmalıydı “ben gidiyorum sen de gel” “oraya gidelim “ gibi)

“Hiçbir zaman. Hafta içi hep dersim var” dedi.

Mesajı görüldüde bıraktım ve kız peşime düştü

Gece 1-2 de mesaj atmaya başladı “uyudun mu “

“Görüldüde bırakılmaktan hoşlanmam “dedi(benlarka shit atmak ha ?)

Tabi o saygsızlıktan sonra asla umursanmadı ve nextlendi.

Günlerce mesaj attı bana.

En sonunda “numaramı sil defol “ diyip hard next yaptım.

Zaten hali hazırda başka bir kız var idi,

Son kızla konuşup muhabbeti ilerlettim. Buluşmaya çağırdım. İlk buluşmada her zaman yaptığım gibi kızın yanına oturdum.Karşısına oturmak biraz riskli. Beden diliniz veya tipiniz fazla analiz için fırsat bulur.En iyisi kızın yanına oturmak.İçecekleri ben belirledim ve işe koyuldum.Kız başlarda baya soğuktu ama soru sorarak beni tanımak istiyordu.Sakin soğukkanlı ve komik tavrım kırmızı haptan  beri içime işlediğinden rahat espriler yaptım ve baya samimi bir ortam oluştu haliyle.Sorduğu ilginç sorular pas geçildi.

Çantasına bakmak için yanaştım ve temas ettik o ara çantasındaki ses hakkında biraz dalga geçtim, fare mi taşıyorsun içinde gibi.Ek olarak sırtım ağrıyor biraz masaj yapsana minik ellerin ne güçlüdür şimdi diyip kinoları artırdım.

Elini tutmak bence ilk buluşmanın unlock-lock noktası.Elini tuttum bir anda yavaşça geri çekti.Volumu yavaşça  artırarak son hamlemi yaptım ve elini tekrar tuttum , bu sefer sıcak davrandı kendisi de elimi tuttu.

Belinden tutup kendime çektim,yakın mesafeden konuşmaya başladım sessiz ve cool modda.Konuşma balonu vardır insanlarla sözsüz olarak mesafesi 20-30 cm kadar.O  sınırı makul olarak aştıysak gerisi tamamdır.

Kısa süre sonra konuşurken kızı aniden öptüm. Başta afallamış gibi yaptı ama ses etmedi tabi ki.

Daha ileriki dakikalarda yakınlaşmalar artmaya devam etti.

Kiss close ile kapanan 3.buluşmamdı.

İşim var diyip kızdan ayrıldım eve gelince pişman olduğumu farkettim.

İlişki istemediğimi anladım. Discorddaki arkadaşlarla bu konuyu konuştuk. Captan Charisma adlı bir arkadaş dedi ki madem soğutacaksın deney yapalım. Betalaş tepkisini görelim dedi. Aslında bir kız için değmezdi ama diğer gençlere örnek olsun diye başladık yazmaya.

Akşamında kıza “sana aşık oldum galiba” “çok farklısın , iyi ki varsın” gibi kısa ve soğutucu mesajlar yazıp kızı soğutmak zorunda kaldım. Bela olabileceğinden endişelendim  çünkü ilk buluşmada kiss close ve tits touching e alışkın biri değildir diye düşündüm . Soğuttum kızı ve bana dediği şey aynen şu :

“Numaramı siler misin “

“Seni böyle bilmemiştim “vs..

Hipergamisini yerim oy.

Uzun zamandan beri-Trp öncesine dek 2 sene öncesine kadar – hep başarısız bir loser olduğumu düşünürdüm bu yüzden ilişkinin kendisindense , kızı etkilemek ve kiss close yapmak yada one-night stand benim için daha ilgi çekici geldiğini anlamış oldum.

Kadınları, ilişkileri değil de kendimi aramalıymışım…

Zamanla aradığımız şeyin kadınlar değil de kendimizi bulmak , hayatı anlamak , hedeflerimize yol almak olduğunu zamanla anlayacaktır her trp genci.Umarım geç kalmazsınız…

Asla uzun süreli ilişki ve türevlerine  de sıcak bakamayacağım.Bazı konuşmalarda ayrıntıya giremedim şimdi notlarda kısaca anlatacağım dostlar.

Sonuç olarak ilk buluşma notlarım:

1.Kızla mekanı ve yeri netleştirin.

Sakin ve sessiz bir ortam olmasına dikkat edin.

2.Kinolara ne kadar erken başlarsanız o kadar iyi ama saldıray gibi olmamaya dikkat etmek önemli.Beta olmaktansa %60-70 saldıray iyidir.

3.Esprili ve zekice kısa cevaplar vermek çok önemli.Sakin ve yüz okunamaz bir ifadeyle shit testleri geçmek çok değerli.

4.Asla sinirlenmek yok asla bunu önceki saha raporlarımda da bahsettim.

5.İşler ters giderse olayı analiz etmek çok önemli .Ani hareket etmek-eğer kontrol planınız yoksa ters teper büyük ihtimal.

6.Buluşmada pek anlaşılmıyor kızdan ltr mi yoksa short term ilişki çıkıp çıkmayacağı.İyi izlenim bırakmak ile kızı tanımaya çalışmak biraz uyuşması zor şeyler gibi geliyor.Bence en iyisi anı yaşamak.Buluşma bittikten sonra kızın rütbesi net belli olmalı.Çok seksi bir kız olabilir ama ilişki materyali değildir yada tam tersi vs.

7.Ağırlık kaldırıp fit olmak çok önemli.

Giyim ve tarz fit oldukça gelişir.

Fazla kilolu/ çok zayıf olunca tarz bile oluştumak çok zor.

Takı kolye gibi şeyler de önemli , hikayesi olur oradan devam edersin.

Ya da kızda bunlar olur oradan kinolarsın .

İsteğe bağlı tabi.

8.Liderlik etmek olayın belki de tek noktası

Ya liderlik et ya da liderlik edilsin

Mümkün mertebe kontrol sende olsun

“Otobüsle gidecem “ diyen kıza.

“İzin vermem kalabalıktır şimdi metroyla tramvayla vs git “ gibi ilginç otoriter tavırlar kızı afallatabilir.

9.Kızın karşısına oturmayın.Yanına oturun ama çok da abartmayın.Sakince tansiyonu artırabilirsiniz.

Bende alışkanlık oldu bu işler ama yeni başlayan biri iseniz absürt beden diliniz yada göz temasını ayarlamamanız durumunda kızın karşısında socially awkward varmış gibi bir durum oluşabilir.

Omuz üstünden konuşmak ve çoğu insan için vücudun yüksek testestoronlu düzgün sol yanı kıza daha iyi sunulabilir.

10.Uzlaşmacı yönünüzü pek göstermeyin.

Her türlü konuşma , fikir , olayı kendi frame inizden çekin yorumlayın.

11.Kızı iyi analiz edin .Beden dili okumayı öğrenin.

Son olarak

Trp nin %20 si okumaksa %80 i harekete geçmektir.

Okumakla zaman kaybetmeyin.

Discord tayfasına buradan söyleyeyim yakın zamanda tekrar geleceğim .

kolay gelsin .

Konuk Yazar : BenLark

Saha Raporu: Uzun bir aradan sonra sahalara geri dönmek

Uzun bir aradan sonra kendimi yeniden toplayıp sitede yazmaya kaldığım yerden devam ediyorum. Tabi bu süre zarfında gerek teorik, gerekse pratik anlamda gelişme kaydettim ve oyunu sahada oynamaya başladım. Önceleri kendi çevrem dışında ya da online ortam dışında hatunlara yürümüyordum ki bunda bile günde en az 2 hatun düştüğü oluyordu.

Öncelikle şunu söyleyeyim, kırmızı hapın pratiği oldukça zor. Daha önce hiç tanımadığınız hatunlara yürümek ciddi özgüven ve cesaret gerektiriyor. Reddedilmek hatta kız tarafından hiç siklenmemek bu işin doğasında var. O yüzden zihinsel açıdan güçlü olmanız, değilseniz bile kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Burada başarısız olan ve eleştirilen adamlara hak verdim. Zaten önemli olan, kabul edilmek değil. Oyun oynayacak cesarete sahip olmak. Neyse lafı fazla uzatmadan bu son iki haftanın yürümelerine geçeyim.

1- otobüs yürümesi

Sıkış tıkış bir otobüsteyim. Önümde şaşkın bakışlı bir eleman var. Üniversiteye yeni geldiği çok belli. Onla hangi bölümdesin falan derken arkadaşı olan hatunla tanıştık. Sonrasında kızla sohbeti baya ilerlettik. Çocuk indikten sonra kızla sohbete başladık.

Ben: Merhaba ben Svbg
Kız: Ben de Merve
Ben: Memnun oldum. Hangi bölümdesin?

Kız: x sen hangi bölümdesin?
Ben: y. Güzel bölüm. Kaçıncı sınıfsın?
Kız: 3 ama bir sürü dersim var alttan.
Ben: Aferin sana. Hazırlığı geçmişsin ama?
Kız: O zamanlar çalışkandım. Sonradan saldım kendimi.
Ben: Ahaha. X’e mi takılıyordun tüm gün? ( öğrencilerin yoğun olduğu, cafeler bulunan ve gece geç saatlere kadar açık olan mekanların toplu bulunduğu yer.)
Kız: Ahaha evet. Bu arada ben bu semte yeni taşındım. Yalnız kalıyorum. Nerde ineceğimi de bilmiyorum.
Ben: Normalde nerede iniyordun ki?
Kız: X’de sanırım
Ben: O zaman şöyle yapalım, ben numaranı alayım. Daha sonra senle görüşelim. Bu arada galiba bu durakta ineceksin.
Kız: Numaram ….. Teşekkür ederim. Mutlaka görüşelim.

Bir süre sonra mesaj attım, mesajlaştık. Sonradan mesajlarıma geç dönmeye başladığı için bir şey demeden numarasını sildim. ( direkt arayıp buluşma ayarlamam lazımdı. Neyse)

2- Yemekhane yürümesi

Tabldotumu almış oturacak temiz masa bakarken gözüme bir hatun ilişti. Yalnız oturmuş kitap okuyordu. Yanına gittim. Önce kitaplarımı masaya bıraktım. Sonra kıza bakıp,

Ben: Merhaba

Kız: Merhaba

Ben: Tüm masalar kirli olunca ben de buraya oturdum. Ne okuyorsun?

Kız: x. Bunu biliyor musun? (Uzun uzun anlatmaya başladı. Bir toplama kampından bahsetti.

Ben: Polonya’daki auschwitz’ten mi bahsediyorsun? Hani şu yahudilerin katledildiği?

Kız: Evet, kadınların ve çocukların. Güçsüz olanların…

Ben: ( içimden aha dedim bu feminist amk. Ama değilmiş. ) Tren vagonlarına bindirilip tek yönlü yolculuk yapıyorlar vs

Kız: Evet. Bu kitaptan biraz sonra sınavım var. O yüzden bunu okumam lazım. Kusura bakma.

Ben: Ahaha önemli değil, oku tabi. Bu arada svbg ben.

Kız: Ben de x. Memnun oldum.

Ben: Şöyle yapalım, ben senin numaranı alayım. Daha sonra seninle görüşelim.

Kız: Ya ama ben şu sıralar çok doluyum. Telefon vermemek için değil, gerçekten. Tiyatro, okul, kısa film vs. Sonra zamanın yok demek de olmasın.

Ben: Anlıyorum. Olsun, illa ki zamanın olur.

Kız: Tamam vereyim numaram: …. ama dediğim gibi. Şubata kadar biriyle görüşmem zor. Anca şubattan sonra.

Ben: ahaha peki ama bence sen vakit yaratırsın.

Kız: Hadi görüşürüz.

Birkaç yürüme daha var. Sonuçta bu ay 4-5 yürüme yaptım. Daha da yapmayı planlıyorum. Bakalım neler olacak. Skor olduğunda yazarım yine.

Kendini dün ne olduğunla karşılaştır, bugünkü başkaları ile değil.

Jordan Peterson’un 12 Rules for Life kitabının en faydalı bölümlerinden biri Kural 4 : Kendini dün ne olduğunla karşılaştır, bugünkü başkaları ile değil.

Bu özellikle Türkiye’de çoğunlukta olan kendini başkaları ile karşılaştırıp sonra da kadere lanet okuyup oldukları yerde sayan insanların dinlemesi gereken bir öğüt.

Kendini bugünkü başkaları ile karşılaştırmaktan pratik bir yarar elde etmeniz kolay değil. Zira kimse hayata aynı yerden başlamıyor ya da bugüne gelene kadar aynı yollardan geçmiyor. Her ne kadar Türkiye’de sanılanın aksine bu adamların sayısı çok çok az olsa da bazıları sizden çok çok daha avantajlı doğuyor, hayat boyu onlara yetişme şansınız çok zor. Bu durum her ne kadar az sayıda insanda pozitif bir hırs oluştursa da büyük çoğunlukta kendini oldukları yere çivileyen bir öfke ve kin olarak gösteriyor. Öte yandan kendinizi sizden çok çok geride başlamış ve hala geride olanlarla karşılaştırmak da sahte bir başarmışlık duygusu yaratıp yerinizde saymanıza neden olabilir.

Kendinizi başkaları ile karşılaştırmanızın bir zararı da oyunu sıfır toplamlı görmenizdir. Birinin kazanması için diğer(ler)inin kaybetmesi lazımdır oyunu. Oysa günümüz dünyası son 200 yıldır oyunun bu olmadığını anlayanlar sayesinde hemen herkesin toprak köylüsü olduğu bir ortamdan bugüne geldi.

Kendinizi dünkü sizle karşılaştırmanız naif ve faydasız görünebilir ama çoğu insanın bunu yapmama ve bundan çeşitli sebeplerle kaçma nedeni tam tersidir : kendini dünkü senle karşılaştırıp hergün azar azar daha iyileştirmek, senden daha iyilere bakıp lanet okumaktan ya da büyük adımlar peşinde koşmaktan çok daha zordur.

Evet, kendinizi dünkü sizle karşılaştırmanız zordur ama pratiktir. Zira size basit bir uygulama listesi ortaya koyar :

1 – Şu an yapmakta olduğun ama yapmaman gerektiğini bildiğin şeyler ile yapmadığın ama yapman gerektiğini bildiğin şeyler listesi çıkar (tamamen kendi kriterlerinle)

2 – Bu listedeki şeyleri yapmayarak / yaparak 5 yıl sonra olabileceğin iyi durumu gözünde canlandır. Aynı şekilde yapmaya / yapmamaya devam ederek içinde bulunacağın kötü durumu gözünde canlandır. Bu durumları kağıda dök.

3 – Her gece ya da her sabah bir 15 dakika kendine şu soruyu sor ve cevapları yaz : “yarın akşam / sabah bu soruyu sorma saatinde bugüne göre az da olsa daha iyi durumda olmak için neleri yapmam / yapmamam lazım.

Yukarıdaki listede ortaya çıkan yapmanız gereken ama yapmak istemediğiniz şeyler, muhtemelen en hızlı şekilde yapmanız gerekenlerdir. Bu konuda benim çok faydalı bulduğum bir alışkanlık, en yapmak istemediğim şeyleri kendime zorla ilk olarak yaptırmaktır.

Dünyanın en kuvvetli değişim gücü azar azar ama eklenerek meydana gelen değişimdir. Einstein’ın “dünyanın en büyük gücü” dediği bileşik faiz gibi çalışır. Kendinizi her sene bir önceki yıla göre 10% daha iyi duruma getirmek (ki bugüne kadar yan gelip yattı iseniz ilk yıllarda değişim 100%lere bile çıkabilir) sizi başlangıç durumundan çok daha öteye atacaktır.

Bu pratik oldukça basit adımlardan oluşsa da disiplin ve sabır gerektirdiği için çok zor. Özellikle de Türkiye gibi ikisinin de insanların kişiliğinde olmadığı ülkelerde. Bu zor yola girmek yerine kaynak dağılımı adil değil diye ağlamak daha kolay ki zaten herkesin yaptığı bunu sanki gerçekçilikmiş gibi dile getirmek.

Evet kaynak dağılımı eşit değil, hiç olmadı ve olmayacak da. Başından kaynak bolluğunda doğan adam seviyesine gelememe ihtimaliniz yüksek. Ama bu sizin kendinizi 5e katlamanızı anlamsız yapmaz.

Çöp toplayarak karnını doyuran adam muhtemelen hiçbir zaman üniversite okuyan yaşıtı ile aynı seviyeye gelemeyecek ama bu onun hergün biraz daha iyiye giderek bir fabrikada işe girmeye terfi etmesini anlamsız yapmaz. Daha önce tweetlemiştim :

2000 TL maaştan 6000 TL maaşa çıkmak için çalışıp başarabilecek iken “adam babasından 50000 TL harçlık alıyor ben 6000 TL kazanmışım neye yarar” diyen adam gerçekçi değil aptaldır. 6K ile 2K arasındaki fark öyle anlamsız falan değildir çünkü.

Örneğin lisede çalışıp ODTŬye girebilecek iken “çalışsam ne olur kaynak dağılımı adil değil ki” diyen ve saşma sapan bir üniversiteye giren adam gerçekçi değil aptaldır. Zira ODTU mezunu bir hayat ile tabela üniversitesi mezunu hayat aynı değildir.

Siz kendinizi dünkü sizle karşılaştırıp azar azar gelişirken, bu tip gerçekçi “kaynak dağılımı eşit değil, sömürü, dayın / paran yoksa boşa kasıyon” insanlar sizinle dalga geçecek ya da size öfke duyacaklar. Bu adamlara aldırmayın. Bunlar kaale alınacak insanlar değiller. Biliyorum Türkiye’de çoğunluk bunlar ama unutmayın öncelikli motivasyonları sizi boşa çabadan kurtarma nezaketi değil. Kendilerinin disiplin ve sabır gösterme kabiliyleri olmadığından hayat boyu yerlerinde sayacaklarını bilmelerinin öfkesi. Buna bir de yavaş yavaş gelişebilen ya da en azından bu yola girmeyi göze alan insanlara karşı duyulan kindar kıskançlık eklendiğinde, çevrenizden hemen atmanız gereken bir düşünce asalağı elde edersiniz. Böyle adamlar “ama hayat adil değil, ne yaparsan yap eğer kötü bir yerden başlarsan hiçsin” derken aslında şunu söylüyorlar : “ama hayat adil değil, ben ne yaparsam yapayım kötü bir yerden başladıysam hiçim“.  Kendi çaresizliklerini yansıtmaya çalışıyorlar. Sizin bu adamlarla laf dalaşına girme gereğiniz yok zira onların yapamaması sizin yapamayacağınız demek değil, sizin probleminiz değil.

Jordan Peterson’a göre bu teknik özellikle 30 veya 40 yaşının üstündekiler için faydalı :

“20 yaşındakiler kendilerini yine diğer 20 yaşındakilerle karşılaştırabilirler belki. Zira tüm 20 yaşındakiler hemen hemen aynı seviyededir. Ama 40 yaşındakiler ve hatta 30 yaşındakiler birbirlerinden oldukça farklı yerlerdedirler.

Şöyle meditasyon tipi bir pratik edinebilirsiniz : Sabah kalktığınızda ya da akşam yatmadan önce kendinize şunu söyleyin : günümü öyle düzenlemek istiyorum ki gün bittiğinde, hayatım günün başına göre az da olsa daha iyi bir düzende olsun. Sadece biraz daha iyi. Zira azar azar artışlı süreç çok çok etkilidir zira üstel meyveler verir. Bileşik faiz veren banka hesabı gibidir. Azar azar artma süreci zaman içinde katlanarak artmaya dönüşür.

Yani sabah kalktığınızda “hayatımda bugün düzene koyabileceğim şeyler var” diye düşünün. Bunlar genelde yapmak istemediğiniz şeyler. Şöyle devam edin “hayatımı biraz daha düzene sokmak için yapmam gereken ve yapmak isteyeceğim şeyler neler?” Kendinize sormanız lazım ve hatta hangi koşullarda yapacağınızın kendinizle pazarlığınızı yapmanız lazım. Kendinize dikte edemezsiniz, kendinizle pazarlık edebilirsiniz. Bunu yapınca mesela kendinize ödül verebilirsiniz. Bunların soru olması önemli, elinize kırbaç alıp kendinizi kırbaçlayamazsınız. Böyle yaparsanız kendinizin berbat bir efendi ve aynı zamanda berbat bir köle olduğunuzu anlayacaksınız.

Özellikle yeterince aşağılara bakarsanız daha iyi sonuçlar alırsınız. Carl Jung’un bir lafı vardır : “Modern insan Tanrı’yı göremiyor zira yeterince aşağıya bakmıyor.” Modern insan yeterli alçakgönüllülüğe sahip değil.

Ne istediğiniz hakkında düşünün. Etrafınızda neyin doğru olmadığına bakın. Etrafınızda doğru olmadığını düşündüğünüz şeylerin bir listesini yapın. Ve bu listedeki kolay ve bariz şeyleri yapmaktan başlayın. Sizin şu anki haliniz gibi disiplinsiz bir aptalın bile yapabileceği şeylerden başlayın. Bu sizi olmanız gereken yöne doğru hizalayacaktır. Kendinizin bir kaybeden olduğunuza karar vermeden önce bunu 1 sene deneyin ve görün.

Ama bunu 1 sene boyunca hergün yaparsanız kendinizi şu ankinden gözle görülür derecede iyi bir yerde bulacaksınız. 20 yaşında iseniz 60, 40 yaşında iseniz 40 seneniz var. Bunu sürekli yaparsanız, 30 ya da 40 yaşında başlasanız bile büyük yol alırsınız.

Ve son olarak da bir kere bu yola girdiğiniz zaman, geçmişte yaptığınız hatalar, yaşadığınız yenilgiler veya kaybettiğiniz zaman konusunda kendinizi olması gerekenden daha fazla dövmeyin.

 

 

Tinder Mesajlaşma Taktikleri – Kızın numarasını vermesi

Tinder hesabımdaki bazı mesajlaşmalarımın screenshotlarını yayınlarım diye almıştım. Bir dosyada öylece unutmuşum. Aslında o zaman bir sürü mesajı arşivlemişim ama bu siteyi bolca hatun da okuduğu için Türkiye’de olan çoğunluğu es geçeceğim. Yurt dışında yatağa giden (veya gitmeyen) mesajlaşmalarımı örnek olsun diye yazacağım.

Aşağıdaki örnekteki hatun telefonunu kendisi vermişti. Olay yatağa gitti. Biliyorum, Türkiye’de işler daha zor ve hatunlar genelde daha soğuk. Asya’da HB7.5 – 8 bir hatunla nasıl hoş bir muhabbet geliştiğini görünce gösleriniz de dolacak. Ama hatun hatundur ve aynı mekanizma az çok burada da işler. Türkiye’nin tek problemi – bence – bazı öküz kızlar çok kabalaşabiliyorlar ve onların da çözümü tek tuşla unmatch!

Neyse, kızımız Pinay güzeli. Süper bir poposu olduğundan süper like atmıştım, çok da hoş bir kız çıktı. Negleri abartıyorum, shit test yiyorum diyenler için olayın nasıl ince iş ama neşe ile yapılabileceğine örnekler var. Ayrıca olayın “merhaba ben Saldıray … telefon numarasını ver” şeklinde değil de hatunla bir muhabbet kurma olduğuna (bu muhabbeti iyi çocuk tarafına hiçbir zaman fazla kaydırmadan) örnek.

Mahmut (M), Nicole (N):

M : Selam Nicole. Mahmut ben. Ne haber? Kendine karşı çok acımasızsın (profiline ugly bitch – çirkin orospu yazmış). Hadi Nicole’u yeniden güzel hissettirelim (Let’s make Nicole feel cute again – Trump Reis oyunu).

Yukarıdaki mesaj 08:40’da atılmış. Kız 10:30’da yazıyor.

N : İyiyim. Kendime karşı neden acımasızım?

M : Kendine çirkin orospu demişsin?!?

N : Evet sevmeyenlerim öyle derler … Sanırım beni elde edemeyen erkekler bana çirkin, şişman orospu diyorlar 😀 (ben bunu deyince profilinde bio’yu sweet and innocent girl olarak değiştirmiş)

M : Hahahaha . Ama ben tatlı ve masum bir kız görüyorum . Neyse o elemanların hiçbirinin seni elde edemediğine sevindim.

N : Evet. Şimdi daha dikkatliyim. Çünkü daha önce başıma bir şey geldi.

M : Oh zavallı kız, ne oldu?

N : Bir oğlum var. Ama evlenmedim hiç. Hey, bu arada sen nerelisin?

Burada erkeklerin çoğunun kurtarıcı şemasına girip elendiğini bilmek acı. Oysa karşımda sorumsuz ve dürtü kontrolü zayıf bir kadın var muhtemelen. Ben ağlama Melis olayına girmeden olayı espiriye ve fırsattan istifade ilk cinsellik imasını masaya vurmuşum.

M : Oh dur çok hızlısın 😀 (buna bir şey deniyordu unuttum şimdi, kendi niyetini kıza yansıtma). Hamilelikten korunmak şart ama ben henüz senin kalbini çalmadım. Türk’üm. Sen Pinay mısın (Filipinli)?

N : Evet. Kaç yaşındasın? Burada ne yapıyorsun?

M : Sana CV yollayayım en iyisi 😀 İş gezisindeyim. Sen ne yapıyorsun?

N : Hahaha … Sorumu yanıtlamadın. Kaç yaşındasın? Ben hemşireyim. Huzur evinde çalışıyorum.

M : Ben yaşlıyım … Ama babacık olacak kadar yaşlı değilim (not daddy old). 39 yaşındayım (burada dalga geçmek için yaşımı yükselttim).

N : Hahahaa ihtiyar … Ben sadece 28 yaşındayım. (shit test) Evli misin?

M : Eğer hoşuna gidecekse bana daddy diyebilirsin 😉 (onayla abart) Hahaha, “sadece” 28 yaşında mısın? (neg) Küçük kız seni …

N : Hahaha … Peki evli misin?

M : Artık değilim ama bana evlenme teklif edeceksen avcunu yalarsın. Yeniden evlenmek için çok gencim ben. Bu ihtiyarın bakımını yapabilir misiniz huzur evi hemşiresi hanım?

N : Hahahaha …. Çok eğlencelisin. Ne kadar süre önce boşandın ve neden artık evli değilsin? …. Merak etme sana evlenme teklif etmeyeceğim … Hahahaha.

Burada iş görüşmesi modunu kırmak şart oldu ve genelde kırdığım şekilde bitiriyorum.

M : Çok derin konulara giriyorsun, bunlar sadece bir bira eşliğinde muhabbette konuşulacak konular. Bunlara cevap istiyorsan benimle bir çıkman (date) lazım … küçük kız (neg).

N : Pahalı bir restoranda şarap içeceksek tabii ki! …

Burada iş yüzünden muhtemelen bir ara 10 dk vermiştim sanırım.

N : Korktun mu? (shit test)

M : Hahaha …. pahalıyı tanımla 😀

N : 😀 😀

M : (Tinder’da ilk fotosunda şahane poposuna vurgu yapan çok güzel, dar bir siyah elbisesi var. Hatunun surat HB7, vücut HB 8.5). Eğer şu ilk fotondaki siyah elbiseyi giyip geleceksen tabii ki. Ama bak o halin çok seksi, senin ihtiyarlardan bir iki kalp ilacı araklayıp getir bana.

N : Tabii ki hoş bir elbise giyeceğim. Hahahaha. Espri anlayışına bayıldım. Whatsapp’ın var mı? Numaramı alabilirsin.

(Seni seviyorum Asya!)

M : Evet bebek (bundan sonra hatuna hep bebek dedim). Kullanıyorum. Numaran ne?

N : +852 XXXX XXXX

Hatunla whatsapp’tan buluşma ayarladım. Starbucks’ta buluştuk, sonra da Hong Kong Adası’nda merkezde IFC civarında güzel bir rooftop bara gittik. Ordan da otele. Arsız bana gece boyu ihtiyar veya daddy deyip durdu.

Seni Seviyorum Meriç – İyi ki Varsın SJW

Erkek Egemenlik Hiyerarşisi

Kadınlarla başarılı olmak isteyen bir erkek, erkek egemenlik hiyerarşisindeki yerini yukarıya çekmelidir. Her ne kadar bir erkeğin kendine bakması, temiz ve medeni olması, karşı cinsle ilişkisinde önemli olsa da, erkeğin kadınlarla başarısını belirleyen temel şey, egemenlik hiyerarşisindeki yeridir. Bu nedenle bir erkeğin cinsel pazar değerine en çok etki eden şey, onun statüsüdür.

 

Yukarıda harikulade bir yazı mevcut, okumayanların ya da konudan haberdar olmayanların ve daha önce okumasına rağmen hala pratik edemeyenlerin göz atmasını istiyorum.

Erkek Egemenlik Hiyerarşisinde yükselmenin ve ortalama 65-80 yıl arasında yaşayacağımız hayatta ortaya bir değer koymanın; Eğitim, Kariyer ve Kişisel Gelişim odaklı üç ana dalı olduğunun artık bilincindeyiz, belki hala harekete geçmediniz ya da nereden başlayacağınızı bir türlü kavrayamadınız, olabilir en nihayetinde uzun yıllar bunu size “Paran yoksa o iş yaş” gibi sığ düşüncelerle anlatmaya çalıştılar. Hiçbir dayanak, hiçbir araştırma örneği olmadan.

Ne oldu sonra? Instagram, Twitter, Youtube demeden fenomen olma gayreti başladı. Toplum nezdinde değer kazanmanın birkaç siktiri boktan video çekmek olduğunu düşündünüz ya da olayın eğitim almak olduğunu kavramadan yetenekli olduğunuz yalanı anne, abla, teyze, anaanne, babaanne tarafından ” Şu ünlüden ne farkın var?!?! ” gazıyla pompalanarak setlerden setlere koşuşturarak, ülkenin büyük girişimcilerinden birinin gerizekalı turnusolu yetenek yarışmalarında vakit harcayarak yıllarınızı heba ettiniz ( Bu arada beyefendi bahsi geçen israfların katkılarıyla şu sıralar kendisinden 20-25 yaş küçük manitayı götürüyor, emeği geçenlere sevgilerimi iletiyorum. Tam olarak yaşamak istediğiniz hayat değil mi? ) ya da hayalinizdeki ev, araba, kadın için üç-beş kuruş elinize geçer geçmez sayısal, iddaa, altılı oynamaya başladınız.

Ama asla ÇALIŞMAK gerektiğini düşünmediniz. Çünkü size kolay yoldan kazanmak öğütlendi. Paran yoksa olmaz dendi, arabası olana veriyorlar dendi, ev olmazsa apart dendi, apart parası yoktu; Sevişemedik.

Pekala, bu kadar ofansif olmayacaktı fakat yine tutamadım kendimi. Şimdi gelelim yaptığınız/yaptığımız hatalara ve toparlamak için yapılması makul olanlara.

Yapacak çok şeyiniz olduğunu düşünüyorsanız, hiçbir zaman en önemli şeyi yapamazsınız.

Öncelikle şunu bir kavrayalım. Kırmızı Hapı aldınız, okumaya başladınız, değişim çok yakın.. Lakin bir terslik var; Yamyam gibi her şeyin ucundan tutmak için can atıyorsunuz. Sınırlarınızın bilincinde olmadan, saldırganlaştınız. Sakin olun, Neo bile ne acılar çekti.Hedefleriniz uğruna çaba harcamak için hiçbir motivasyon duymuyor musunuz? Aslında bu, birçok kişinin başına gelen son derece normal bir durum. Dünyanın en başarılı insanları bile zaman zaman hiçbir motivasyon duygusu hissetmiyor ve yaptıkları şeylere karşı hiçbir istek duymuyor. Hedefleri gerçekleştirmek için motivasyonun çok önemli bir rol oynadığı gerçek. Ancak her şeyi motivasyondan da bekleyemeyiz. Başarılı insanların en önemli sırrı, bir işe karşı günlük hislerinden bağımsız olarak çalışmaya istekli olmalarından kaynaklanıyor. Siz de motivasyonun bir duygudan ibaret olduğunu ve duyguların gelip geçici olduğunu kabul etmelisiniz. Kendinizi motivasyona bağlamak yerine, hedeflerinizi gerçekleştirmek için hazırladığınız planı alışkanlığa dönüştürün. Böylelikle motivasyondan bağımsız olarak hedefinize doğru ilerleyebilirsiniz.

Birçok kişinin hedeflerini gerçekleştirememelerinin en sık karşılaşılan nedenlerinden biri de, nasıl yapacaklarını bilememekten kaynaklanıyor. Bilgi ve beceri eksikliği, hedeflere ulaşmanın önündeki en büyük engellerden biri. Başarı, bilgi gerektirir. Hedefinizi gerçekleştirmek için hazırladığınız planı, nasıl uygulayacağınızı bilmelisiniz. Bunun için bir mentordan yardım alabilirsiniz, daha önce başarılı olmuş kişilere danışabilirsiniz, konuyla ilgili kitaplara başvurabilirsiniz, internet üzerinden araştırma yapabilirsiniz, eğitimlere katılabilirsiniz.

Birçok kişi büyük hedefler belirliyor, planlar yapıyor ancak bu planları uygulamak için yeterince çaba harcamıyor. Aksiyon, hedeflerle gerçekler arasındaki köprüdür. Eğer bu köprüyü oluşturmazsanız, hedeflerinizle gerçekler arasındaki boşluk hiçbir zaman kapanmaz ve ulaşılmaz olmaya devam eder. Hedeflerinize ulaşmak için hızlı stratejiler, şipşak çözümler araştırmaktan vazgeçin ve bir an önce çaba harcayarak aksiyon almaya başlayın. Hedeflerinizi ulaşmanın yolu, her gün çalışmaktan geçer. Bunun herhangi bir kısa yolu yok.

Ne kadar hızlı koşarsanız koşun, hep batıya doğru koştuğunuz sürece Güneş’in doğuşunu hiçbir zaman göremezsiniz. Birçok insan hedeflerine ulaşmak için çok fazla çalışmanın yeterli olduğunu düşünür. Oysa doğru stratejiyi geliştirip o yönde çok fazla çalışırsanız başarıya ulaşabilirsiniz. Stratejinizin, hedefinize uygun olup olmadığını sorgulayın. Eğer yanıtınız hayır ise, kendinize daha iyi bir strateji oluşturun ve planlarınızı bu stratejiye göre güncelleyin.

Yapacak çok şeyiniz olduğunu düşünüyorsanız, hiçbir zaman en önemli şeyi yapamazsınız. Bazen insanlar kendilerini bunalmış hissettikleri için harekete geçemez ve hedeflerine ulaşmakta başarısız olur. Bir yılda 100 hedefi gerçekleştiremezsiniz. Odaklanmalı ve gerçekten istediğiniz, önemli hedefleri belirlemelisiniz. Eğer seçim yapmakta zorlanıyorsanız, Pareto 80/20 kuralını uygulayabilirsiniz. Size istediğiniz sonuçların yüzde 80’ini sağlayan yüzde 20’lik iş gerektiren hedefleri belirleyin ve onları hayata geçirmek için çalışın.

Hedeflerinizi neden gerçekleştirmek istiyorsunuz? Eğer bu soruya verdiğiniz yanıt duygusal veya yeterince cesaretlendirici değilse, başarısız olma ihtimaliniz yüksek demektir. Hedeflerinizin altında yatan amaç, sizin o hedefe bağlılığınızın ve hesap verilebilirliğinizin göstergesidir. Eğer hedefinize bağlı değilseniz ertelemek, bahaneler uydurmak veya en basitinden harekete geçmemek çok kolay hale gelir. Hedeflerinizi neden gerçekleştirmek istediğiniz sorusuna, güçlü ve duygusal yanıtlar vermelisiniz. Eğer o hedefi neden gerçekleştirmek istediğinize dair bir fikriniz yoksa, işler zorlaştığında vazgeçmeniz çok daha kolay hale gelir.

Birçok insan hedeflerini belirler ancak zaman geçtikçe dikkatleri dağılır ve başka şeylerle ilgilenmeye başlarlar. En sonunda da hedeflerini hiçbir zaman gerçekleştirmeden unutup giderler. Eğer dikkatinizi çeken başka bir şey varsa, bir fırsattan diğerine zıplamaya çalışmak yerine hedefinizi hatırlayın ve dikkatinizi yoğunlaştırmaya çalışın. Dikkatiniz dağıldığında, odağınınızı da kaybedersiniz. Odağınız kaybolduğunda ise enerjiniz ve motivasyonunuz da kaybolmuş demektir.

Başarısızlıkları hiçbir zaman hafife almayın. Hedeflerinizi gerçekleştirmek için başarısızlıklara da ihtiyacınız var. Başarısızlık olmadan başarı da olmaz. Başarıya giden yolun basamakları, başarısızlıklardan oluşur. Başarısızlıklar bu kadar önemli olmasına rağmen birçok insan başarısızlıkları nasıl karşılaması gerektiğini bilmiyor. Başarısızlığa uğrayan birçok kişi ya vazgeçip bırakmayı ya da daha fazla çalışarak aynı süreci yeniden yaşamayı seçiyor. Ancak aynı şeyi tekrar yaparak, aynı sonuçları alırsınız. Başarısızlıkları karşılamanın en iyi yolu, onları birer geri bildirim olarak algılamak ve yanlışları ortaya koymaktan geçiyor.

Maalesef birçok insan yanlış hedef belirliyor. Gerçekten istemedikleri veya başkalarının istedikleri şeyleri hedef olarak belirliyor. Başkalarının sizin için istedikleri şeyleri kendinize hedef olarak belirlediğinizde, motivasyon duygusu hissetmek zorlaşır ve o hedefe ulaşsanız bile tatminsizlik duygusu ortaya çıkar. Bu yüzden gerçekten istediğiniz hedefleri belirleyin. Kalbinizin en derin noktasından kendinize bu hedefi isteyip istemediğinizi sorun ve iç sesinizi dinleyin.

Kazanan asla vazgeçmez, vazgeçen de asla kazanamaz. İnsanların hedeflerini gerçekleştirememelerinin nedenlerinden biri de vazgeçmektir. Oysa ilerlemeye ve çalışmaya devam ettikçe, hiçbir zaman başarısız olmazsınız.

Bazen hedeflerinize ulaşmaz, planladığınızdan daha uzun sürebilir, daha zor bir yolculuk olabilir. Her gün az da olsa ilerleme kaydederek, sonunda hedefinize ulaşabilirsiniz. Ancak vazgeçerek hiçbir şeye ulaşamazsınız. Hedefiniz için çalışmaya devam edin, gerekiyorsa stratejinizi değiştirin ama hedefinizden vazgeçmeyin.

Kaynak : TheSelfImprovementBlog
Wanderlust Worker

Yukarıda belirtilen detaylar için kaynakları inceleyebilirsiniz, dilerseniz devam edelim. Erkek Egemenlik Hiyerarşisinde adım atacak kudretin içinizde bir yerlerde olduğunu fark ettiğinizi umuyorum. Değinmek istediğim bir diğer nokta ise bu hiyerarşik düzene katılmayı reddeden, reddetmese dahi bunu kadınlara ulaşmak için kullanmayan ya da kullanmadığını iddia eden Meriçler, SJW’ler ve sizin bunlara karşı aşırı umursayan tavırlarınız. Bugün Twitter’da dolanırken Sir Tristan’ın RT’lediği bir diyalog gözüme çarptı, öncelikle bunu sizinle paylaşacağım.

Bana bir ineğin 8.000 takipçisi olduğu söylense; “Olay Hindistanda geçiyor değil mi?!” derim.Twitter baya komik bir yer, velhasıl diyaloğun devamında görecekleriniz ile büyük başa yatırımın sadece kurban bayramında büyüklerimiz tarafından yapılmadığını acı ve üzüntü içerisinde fark edeceksiniz, devam edelim.

5 lira mı?!? Satıyorum, satıyorum, saaaat..

Arka sıradaki enayiden 8 lira geldi.. Evet, başka teklif yoksa satıyorum, satıyorum..Saaaat..

Evet, beyefendi erkekliğini ortaya koyarak hanımefendinin yeni sahibi oluyor.
Yani, sanırım senaryonun böyle işlemesi gerekiyordu. Öyle işlemediğini ve işlemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Günahkar58 oturum açtı. Sevap kisvesi altında ne güzel yalakalık yapıyor, takdire şayan.

Değinmek istediğim nokta aslında bu ve minvali erkeklerin, Erkek Egemenlik Hiyerarşisi içerisinde yer almak istememeleri veya sahip oldukları statüyü doğru kullanma eğilimine sahip olmamaları. Kırmızı Hap ile haşır neşir olan ve yeni başlayanların hatalarından biri Meriç, Sjw, Feminist, LGBT destekçisi herkesi alaşağı etme çabaları ve aynı çabayı hiyerarşik düzende basamak atlamak için göstermemeleri. Meriçlerin, Sjwlerin veya siz onlara ne diyorsanız, bu oğlan çocuklarının elinde kadınlarla arkadaş olmak ya da öyle davranmak dışında hiçbir silah yok!. Kadınlar onlara acıyor, kadınlar onlardan tiksiniyor ve onlar bunun farkında. Yinede umut fakirin ekmeğidir, bırakın öyle yaşasınlar.
Onları kendinize rakip olarak görmekten ve meriç oldukları için aşağılamaktan ya da eleştirmekten vazgeçin. Meriçleri ve Sjwleri ve türevlerini sevin. Belki elinde yeterince imkan olan ve eğer Kırmızı Haptan haberdar olsaydı, önünüze geçebilme ihtimali olan bir erkeğin sırf sosyal programlama ve öğrenilmiş çaresizlik ya da kendini pasifize ederek hiyerarşik düzende yer almayı kabul etmemesi sizin çaba sarf etmeden bir basamak daha atlamanız demek, çalışmadan elde edebileceğiniz en büyük başarı Meriçlerin varlığından kazanabileceğiniz statüdür. Siz, Kırmızı Hap ile tanışarak onlardan birkaç adım daha öne geçtiniz, peki bunu devam ettirmek için neyi bekliyorsunuz?

Blog içerisinde yazarlık yapan ve Kırmızı Hap ile ilgili pusula kabul ettiğiniz erkeklere bir bakın, hiçbirini maddi yetersizlik, duygusal yoksunluk, hiyerarşik düzene isyan içerisinde göremezsiniz. En önemlisi hiçbirini ÇALIŞMIYOR bir halde bulamazsınız. Daima meşgul, daima başında birden fazla iş olan, daima iş üstünde olduklarını fark etmişsinizdir.Çünkü başarı eşittir kadın, başarı eşittir saygı, başarı eşittir mutluluk.Ve başarıya ulaşmak için yapılması gereken; Çalışmak, çalışmak, çalışmak.

Fotoğraflarındaki gibi değilsin shit testleri

Birgün shit test ansiklopedisi yazıp tanesini 10,000 TLye satana kadar her shit testi yazabilme lüksümüz yok. Zaten shit testleri aşmak için gerekli olan şey her türlüsünü bilmek değil genel mantığını bilmektir.

Fakat Kerem’in şu sorusunu yazıyla yanıtlayacağım zira burada genel olarak defalarca işlediğimiz bir zihin yapısı problemi var :

Selam Mahmut Bey;
Buluştuğum bir sürü kızdan şunu duydum:
“Fotolardaki kadar havalı değilsin” bunu söylerken bu durumdan hoşnutmuş gibi söylüyorlar ama…
Havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından adım gibi eminim.
Nasıl daha havalı biri olabilirim? Ve nasıl daha az “makul ” bir erkek olabilirim?

Kerem Bey, bu bir shit test. Kız gerçekten hayal kırıklığı da yaşamış olabilir ama sen kızla buluşuyorsan çerçeveni sağlam tutacaksın ve “kızın hayal kırıklığı varsa bile kızın problemi” deyip takmayacaksın. Yani sen shit test sayacaksın.

Senin mesajindan tahminim bunun shit test olduğunun bile farkında değilsin (kendi zihin merkezinde kizlar var ve hala havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından gibi abuk subuk seyler soyluyorsun) ve bu nedenle de cuvallamişsındır.

“Sen fotoğraflarındaki gibi X değilsin” özellikle sosyal medyadan ya da Tinder’dan tanıştığınız kızlardan çok duyacağınız bir şey.

“Sen fotograflarındaki kadar havalı değilsin” diye duysam mesela “sen de fotoğraflarındaki kadar güzel değilsin” diye gelişine çakarım, hiç acımam.

“Ya sen amcaymışsın ya” diyene “bana amca diyorsan göster bakalım kimliğini sen reşit misin …. ufaklık” diye yapıştıracaksın.

Kendini kadınların dediklerine göre ayarlama. “Sen fotoğraflarındaki gibi uzun değilmişsin” dese gelip buraya nasıl uzarım diye mi soracaksın? Kız kısaysa “bu boyla basketçi mi arıyorsun” diye güleceksin ya da kız uzunsa “he ya, tam kolunun altına alıp sarmalığım” diyeceksin.

Şimdi sen bu shit testleri aşıyor musun bilmem. Eğer bunlara eğlenen ustalıkla karşılık vermiyorsan, kızın dediğinde gerçek payı var. Alt tarafı kızın birine cevap yapıştıramayacak kadar heyecanlanıp, Prensesin huzurunda tedirgin, ürkek, kapalı, vs … davranıyor olabilirsin. Eğer kızla buluştuğunda heyecanlanıyorsan, ya da bu tür shit test cevaplarının kızı kaçıracağını düşünüp korkuyorsan, kızı tepeye, kendini aşağı koyuyorsundur. O nedenle de vücudun bir asilzade huzurundaki toprak kölesi davranışını belirtiyordur.

Havalı ne demek hiçbir fikrim yok. Maskülen ama centilmen davranıp gerisini boşvereceksin. Shit testlere böyle gelişine vurabilirsen zaten daha az makul olursun.

Single Instruction Single Data – Tek Komut Tek Veri Akışı

Baktık sizin değişeceğiniz yok, biz değişelim dedik. Sabaha karşı yapılan oylama doğrultusunda artık bilişim sektöründe devam etme kararı aldık. Haliyle bende bilişim teknolojileri ve programlama alanına dair araştırma yapmaya başladım birde ne göreyim?

Single Instruction Single Data, bir yerden tanıdık gelmiş olmalı. Tek komut tek veri akışı, peki ne demek bu?! Dante sahaya çıkar, sahada başına gelenleri anlatır, olmadı bir, iki felsefi aktarım yapar değil mi? Değil.

Blog içerisinde bulunan tüm yazıları bende sizler gibi evire çevire okudum, anlamadığım noktada SVBG ve Mahmut Abi’nin suyu çıkana dek sordum, öğrendim. Benim içinde pek yabancı bir kavram sayılmaz, dile kolay 19 yıl boyunca tek bir komut ve tek bir veri akışı ile sadece tek bir hedefe dayalı yaşamış ve en nihayetinde bu böyle olmaz demiştim.

Öncelikle Single Instruction Single Data ne demek bir bakalım.  Birim zamanda tek bir komutun, tek bir data işlemesi.

Biraz daha açayım; Bir komut işlenmeden, bir diğer komuta geçilememe hali. Deterministik hal. Ve komut bitirildikten ve data işlendikten sonra yine aynı eylemin tekrar etmesi durumu.

Bildiğiniz dilden konuşalım;

 

Ölümcül Oneitis Belirtisi

 

Sonra Bodrum,  amatör kulüp başkanlığı, alkol koması, parmak kesilmesi falan.

Interwieving Beach Girls(ONEitis)

 

Video boyunca görebileceğiniz üzere kadınlar ONEitisden müzdarip erkeklerle ilgili ezik, muhtaç, zavallı gibi düşüncelere hakim.

Peki o ezik, muhtaç, zavallıları hayatlarından defetmişler mi?

Elbette HAYIR!

Çünkü onaylanmaya ve ilgiye muhtaçlar. Çünkü blog içerisinde yazılan her yazının altına ” O kız, şu kız, bu kız, beriki kız ” diye yaldır yaldır cevap arayan sizler, o güzel atlara binip gitmek yerine o güzel atları tımarlamakla, ayaklarına batan çiviyi çıkarmakla, sakat kalan atları beslemekle meşgulsünüz.

At koşmuyorsa vurursunuz beyler. İyi bir jokey olmadığınız için değil atlara karşı beslediğiniz duygusal bağ yüzünden bu haldesiniz. Binemediğin atı, beslemeyeceksin.

Düşündümde bilişim teknolojileri yerine altılı ganyan tüyosu verebileceğimiz bir bloga evrilmek beni daha çok mutlu edecek.

Konuyu dağıtmadan usulca bitirelim ama önce ONEitis sizi nereye götürüyor bir bakalım.

Elbette Obsesif Kompulsif (Saplantılı Kişilik Bozukluğu)’ten muzdarip, zavallı bir birey olmaya. Kimdir Obsesif kişiler?

Bilince takılarak korku ve bunalım yaratan, bireyin çabalarına rağmen kurtulamadığı düşünce olarak tanımlanan obsesyon, bazı bireylerde kompulsif eylemler biçimine dönüşmüştür. Kompulsiyon bireyin eğilim ve isteğine uymayan istenmeyen düşüncelerin oluşturduğu bunalımların, etkisiyle sık sık tekrarlamak zorunda kaldığı tepki olarak tanımlanır. Bu kişiler genellikle etkin, ortalama düzeyin üstünde aydın, yüksek törel ölçüleri olan aşırı vicdanlı dürüst kişilerdir.

Aşırı vicdanlı, dürüst kişiler? Çok şükür vicdanım beni yapabileceklerimden alıkoymuyor ve kadınlarla ilgili herhangi bir noktada dürüst olmadığım yüzlerce konuyu ortaya dökebilirim. Devam ediyoruz;

Bu kişiliğe sahip olanlar son derece dakik kişilerdir. Cimrilik, inatçılık, aşırı düzenlilik, kuşkuculuk ve aşırı titizlikleri de vardır. Denetlemekten zevk alırlar. Kişiler arası ilişkilerinde esneklikten yoksundurlar. Kendilerini bir işe yada okumaya yöneltemezler.

Karar vermede güçlük çeker sorumluluktan kaçınırlar. Davranışlarında çifte standart görünür. Yaptıkları davranışlar arasında tekrarlı el yıkama, günlük elbiseleri yada diğer eşyaları üzerine birşey bulaşmışçasına yıkama, sayı sayma sayılabilir. Saplantılı zorlu düşüncelerin etkisi altında kalan kimi hastalar kişilik yapısıyla bağdaşmayan anlamsız, gereksiz, saçma davranışlarda bulunurlar. Bu arada çevredeki insanlara ve nesnelere zarar verebilirler.

Boşandığı eşini vuranların, ayrıldığı sevgilisini dövenlerin, sevişmek istemeyen manitasını parçalayanların ana problemi; ONEitis. Ben konuyu detaylandırırken, psikolojik bir veriyi kendi dünyamıza yani Kırmızı Hap’a uyarladım tutupta psikolojik derlemeler sıralamayın, lakin anlayabileceğiniz kadar basite indirgedim.

Single Instruction Single Data kavramını bulan Micheal Flynn’in Single Instruction Multiple Data kavramını bulduğunu biliyor muydunuz? Yani, cevap bizde değil sizde.

 

Saha Raporu Değerlendirme – Soru & Cevap –

Saha Raporu – Sıradaki Şarkı Tüm Evlilere Gelsin –

Sorular, cevaplar, yorumlar, eleştiriler doğrultusunda son saha raporunu değerlendirmek ve soruları cevaplandırmak istedim.

Evvela bir konuda anlaşalım. Kız tavlama, diyaloğu sekse götürme işi Kırmızı Hap öğretisi ardından tanıştığım bir konu değil. Birkaç Amerikalı girişimcinin “Pick Up Artist” adı altında yıllardır mahalle kültürünün dinamiklerinden biri olan manitacılığı teknik, taktik detaylarla süsleyip satması ve bunu cinsel gerilimi artırmaktan yana eksiklik yaşayan birçok erkeğin kapış kapış öğütmesi tam bir delilik. Manitacılık, seviyorsan git konuş abicilik ya da saf, temiz sevgi cümlelerinin bir isme ve bunca şaşaalı tekniğe malik olduğunu öğreneli 9 ay oluyor, evet. Lakin 25 yıllık yaşantımı, bir öğreti ile geçen 9 aya endeksli yürütmüyorum.

Ben 9 aydır kız tavlamıyorum, 9 aydır sevişmiyorum, cinsel dürtülerimi Kırmızı Hap tetiklemedi. Ben belli karakteristik özelliklere sahip bir varlıktım ve Kırmızı Hap törpülenmesi ya da sivrilmesi gereken yönlerimi açığa çıkarmamda bana yardımcı oldu.

Eleştirilere karşı daima saygı ve sevgi ile yaklaşmaya gayret gösteriyorum fakat bir konuyu unutmamanızı rica etmek durumundayım uzun bir süredir Kırmızı Hap ile ilgilenen, kadınlar  ve hatta erkekler hakkında yeterli hayat tecrübesine sahip Mahmut Abi ile SVBG’nin tutupta “Hayal gücün baya genişmiş kardeş, gel sen bizim çocuklara masal anlat” dediğini düşünür gibi bir haliniz var. Eleştirirken tüm koşulları göz önünde bulundurun, size doğru yolu ve yapılması gerekenleri anlatan bu iki insanın yanlış bir örnekle sizi başbaşa bırakması ve emek verdikleri sistemi kirletmeme müsade etmesi mümkün değil.

Gelelim sorulara ve yorumlara.

Kardeş kusura bakma da kadim meriç taktiklerini uygulamışsın.Karıyı öpmen veya birlikte olman bir şeyi değiştirmez.Ha seks yanına kar kalır ama karının kocası bir şekilde öğrenirse başın derde girebilir.Attığınız baş ürküttüğünüz kuşa değsin.

———————–

@ Şahsın bahsettiği nokta benim kadını dinlemem, birçoğunuzda olduğu gibi hatta bunu öngererek rapor içerisinde “Nice Guy etiketi yiyeceğim” demiştim.

Mahmut Abi önce şöyle demiş;

Şunlara meriçlik yazan arkadaşlar kız tavlamayı nasıl bir şey olarak düşünüyorlar? Dante burada meriç ise ben de mericim. Anlatın bakalım siz kızı saçından tutup itirazsız mağaranıza nasıl sürüklüyorsunuz. Biz de öğrenelim.

Ardından şöyle devam etmiş;

Hocam sikme ihtimali olmayan ve yörüngesinde haftalarca döndükleri kadını sürekli dinlemeye meriçlik denildi ya şimdi her dinlemeyi meriçlik sayacaklar.

Biri de demiyor ki Mahmut Abi 30% siz konuşun 70% o konuşsun diyordu bu abi de meriç değil mi? Dinleyeceksiniz tabii gençler ama dert babasına dönmeyeceksiniz. Kıza yardım etmeye kalkmayacaksınız.

Pozitif cinsel gerilim sadece sululukla yaratılmaz.

@ Bu konuyu çözdüğümüzü düşünüyorum. Bakış açınız çok, çok, çok dar.

———————–

Rogers says:
Benim bu tür konularda hazir cevapligim yok yani bir kadin bana git basimdan gibi seyler soyleyince hicbir bok yapamiyorum ve moral olarak dibe vuruyorum. Sen bunu yenmem için ne önerirsin yani hazircevap olabilmem için önerebilecegin bir kaynak var mi? Kitap gibi…
———————–
@ Hazır cevaplılık, beynin hızlı kullanımı ve fikirlerin süratle işlenmesine bağlı olarak çabuk düşünerek, etkileyici, düşündürücü ya da şaşırtıcı cevap verebilme becerisidir.
Tıpkı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aşağıda paylaşacağım hikayesinde olduğu gibi bir hazır cevaplılıktan bahsediyoruz.

İngiltere Kralı Edward da özel yatıyla İstanbul’a gelmişti. Atatürk, konuğunu Dolma bahçe Sarayı’nın rıhtımında karşıladı. Kral onuruna, akşam büyük bir şölen veriliyordu.

Ziyafet sofrasına hizmet eden garsonlardan biri, elinde getirdiği tepsiyle, ayağı halıya takılarak yere yuvarlandı.

Atatürk, Krala eğilerek şöyle dedi: “Majeste, Türk ulusuna her şeyi öğrettim, yalnız UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM!”

Etkileyici değil mi? Buradan bu büyük insanı saygı ve rahmet ile anmış olalım. Konumuza dönecek olursak bahsettiğin konuya dair aylar önce okuduğum (Beyin Gücü Dergisi)’nde gördüğüm egzersizi paylaşacağım.

1- Her gün gittiğiniz yolu, sabah uyandığınız müziği, oda ve büronuzun düzenini, birtakım rutin olarak yaptığınız şeyleri değiştirerek, beyninizi şaşırtın. Çalışmayan beyin hücrelerini çalışır hale getirirsek, 60 yaşında bile bir gencin beyni kadar aktiviteye sahip olabiliriz.

2- Her gün kendinize rastgele 15 kelime yazın. (Su aygırı, nar, fıskiye, kalem…)  Her birinden tek tek en az 6 kelimelik cümle kurun. Ardından bu 15 kelimenin her biri hakkında en az 1 dakika aralıksız ve akıcı konuşma yapmaya çalışın. Ardından bu 15 kelimeyi sırasıyla kullanarak saçma, ilginç, sıra dışı bir hikaye kurgulayın.

3- Bir hikayeye başlayın ve sonunu düşünmeden devam edin. Örneğin aklınıza ilk gelen cümleyi kurun. “Bir varmış bir yokmuş, uzak bir ülkede bir sincap yaşarmış…” gibi.

@ Şimdilik tavsiye edebileceğim egzersizler bunlar, bununla birlikte ben genellikle Stand-Up gösterileri izliyorum. Her ne kadar çok sevmesem de Tolga Çevik hazır cevap olmak konusunda esprili yaklaşımı benimsemek için güzel seçim.

———————–

Ben merak ediyorum dante, zihin yapın nasıl? Kinoları nasıl yaparsın? Neg atarken kendi beden dilin ve zihin rahatlığın nasıl? Kadın gibi hissettirmek nasıl olur?

———————–

@ Zihin yapımdan kastın nedir? Kadınlara karşı tutumundan bahsediyorsan hepsi varolması gereken ve varoluşları ile beni mutlu eden küçük canavarlar. Kadınlar gözümü korkutmuyor ya da onları her şeyi hak eden seks oyuncakları olarak görmüyorum. Yaratılışları ya da inançsızsanız bilimsel olarak tanımlamam gerekirse genetik kodlamalarında bulunan kusurları onları sevmemem için engel değil, aksine ben bu kusurları kendi lehime kullanmayı daha doğru buluyorum. Kino kısmına gelelim;  Konuşmalarımda, diyaloğa girişlerimde kendime on dakikalık bir üst limit belirledim. Kadının hafif meşrep-orta-rahibe gibi kavramlar dahilinde değerlendirilmesi mümkün hareketleri doğrultusunda Kinolarımı yönlendiririm. Bulunduğum çevre gereği kapalı, ilişkiden ve seksten uzak kadın yok. Genellikle diyaloğun 10. dakikası itibari ile  lise 3. sınıfa giden ilgi fukarası bir hatun simülasyonu oynarım. Bunu dedim diye gidip bir kızla tanışır, on dakika sonra hatunu avuçlarsan gelip bana sallama. İlişkilerinizde dozu tutturmak size kalmış, biz kalburüstü bilgileri paylaşırız karşınızdaki hatuna göre dozu artırmak veya düşürmek sizin işinizdir. Neg atarken hafif ve seyrek bir gülümseme ile karşımda bir çocuk olduğunu hayal ederek hareket ederim. Ben genellikle rahatımdır, o an özelinde bir rahatlık yok. Hayata bakış açım şu; Olursa olur, olmazsa olmaz. Kasmaya gerek yok. Kadın gibi hissettirmek, kadın gibi hissettirmektir. Buna dair çok derin örneklendirmeler yapmaya gerek var mı? Az sonra sevişeceğin hatunun saçlarını köpek okşar gibi okşayıp gel bakalım ufaklık demesi mi seni erkeksi hissettirir yoksa sen iki kolunu ve bacaklarını açmış boxer’ınla oturup, sigaranı tüttürürken kucağına oturup seni öpmeye başlaması mı? Anladın değil mi? Kadın olduğunu hatırlatmakta böyle bir şey. Özellikle problemli ilişkiden çıkan kadınlar, eski aşığı ona kadınsı hissettirmediği için şikayetçidir. Kadınsı hissetmemenin bir diğer çağrışımı ise kadının, erkeğini erkek olarak görememesi durumudur. Dengeyi sağladığın takdirde her şey kendiliğinden gelişecektir.

———————–

” Ona kadın olduğunu hissettirdim” bu cümlede uyguladıklarını biraz daha açabilir misin biz genç dimağlar için

———————–

@ Yukarıda belirttim aslında fakat aradığın detayı vermedim. Öküz gibi olmamak kaydıyla kadının kalçalarına bakmak ve kalçalarına baktığını hissettirmek dahi onun bir kadın olduğunu hatırlatmak için yeterlidir. Ben bu hatuna şunu yaptım. Gözlerinin içinden başlamak kaydıyla önce boynuna, ardından göğüs dekoltesine doğru hafifçe süzdüm ardından “Vücut dilime” ne yapıyorsun, o kadının harika bir parça olduğunu onu gözlerinle yiyerek anlatmana gerek yok tavrı sergiledim ve bunu o kadının anlamasını sağladım. Derinlemesine düşünürsen, ne demek istediğimi anlayacaksın.

———————–

Mahmut Abi says:

evli bir kadınla birlikte olmakta beis görmüyorum diyen kişi, aynı şekilde ileride başkasının kendi karısı ile birlikte olmasından ya da fırsat değerlendirmesinden beis görmüyorum da diyor. Dolaylı olarak dediği, benim gardım düştüğünde ve hatun hipergamisini kontrol edemediğinde, problem yok.

Ben yaparım başkası bana yapamaz ise komik bir düşünce. Senden daha yakışıklısı, zengini, eğitimlisi, kariyerlisi, kaslısı, vs … her zaman vardır.

———————-

@ Hayatımı bir kadının iradesine hapsetmeyeceğim konusunda kendi doğrularıma güveniyorum. Beni aldatmak isteyen kadın, aldatır. Bunun için benim yapabileceğim, eskimiş ilişkiyi yenisiyle değiştirmek. Bu söylediklerim ben yer, içer, sevişir, kıçımı döner yatarım ya da saha raporuna konu olduğu üzere hatunu çakallarla dolu bir mekanda bırakır giderim değil. Kırmızı Hap’ın vurguladığı erkek olurum, gardımı düşürmem. Gardım ilk düştüğünde (ki hayat şartları kime ne yapar bilinmez) beni boynuzlayan hatun için üzülmem, gerilmem yoluma devam ederim. Bu nedenle evli bir kadınla sevişmeyi, birlikte olmayı aykırı görmüyorum. Erkek dünyasının ticaret dünyasıyla eşdeğer olduğuna inanıyorum.

———————–

Selam Dante, oncelikle basarili bir rapor tebrik ederim. Ama bazi yerler yarim birakilmis gibi,
Kadin senin gitmeni istediginde shit sayip devam etmissin ama her devaminda siddet de artmis, peki bu arada kadinin vucut dili nasildi ve sen nasil bir davranis sergiledin?

———————–

@ Benim yazılarımın geneli kopuk. Sahaya çıkması güzel fakat yaşadıklarını aktarması çok sıkıcı. Yinede elimden geldiğince odaklanmaya çalışıyorum. Soruya gelecek olursak; Evli ve az evvel çatır çatır tartışmış bir kadının shit testleri artırmasının gayet doğal olduğunun bilincinde olarak hareket ettiğimden ve olmama halinde bekar ve daha müsait hatunlarla vakit geçirme ihtimalini düşündüğümden ruh halim, vücut dilim “15 yaşında bir delikanlıya” – Kimler gelir, kimler geçer delikanlı. Üzme tatlı canını – diyen amcadan halliceydi. Yaşadıklarının farkındayım ama şu an yaşayacağımız seksin sertliğine odaklan, siktir et kocanı gibi bir hal düşün.

————————

Kardeş bura alfa sitesi yanlış yerdesin.29 30 yas kadin icin tehlikeye bak aq. Dante yazını okurken lisede zevkine dayak attigim çocukları hatırladım. 30 yaşındaki teyze seni sıkmış kullanıp atmış kocasına kizginligindan. Tıpkı prezervatif gibi.

Mahmut abi çok fazla kadın üzerine yazı var. Şu erkek adam nasıl olunur ne yapar,bir erkek için hayatin amacı , başarmak , dünyayı gezmek vs. Bu tur erkek üzerine yazılar cogalmalidir bence.

———————–

@ Üsluba ayrı, fikre ayrı, sana ayrı.  Evvela alfa sitesi nedir ya? Biz alfa falan üretmiyoruz arkadaşlar bunu bir defa unutun. Bir topluluğa ait fikirleri sizlerle paylaşıyoruz. Onu bir geçin öncelikle. Haydi bana yazdığın kısmı es geçelim. Kadının kullanması falan (Ki şöyle birkaç hatunun seni kullanması için takla atmazsan Taksim’de tanga giyer dolaşırım) ikinci kısma odaklanalım.

Erkeğin özellikle burada dolanan erkeklerin yakıtı kadın, sıyrılın şu elitist tavrınızdan. Saha raporlarına yeri geliyor yüzden fazla görüş gelirken, alelade bir felsefi ya da hayata dair farklı konulara gelen bildirim sayısı benim gördüğüm en fazla elli. Varsayalım odak nokta kadınlar değil kendimiz. Mahmut Abinin sana yeni bir hayat standartı, maceraperest birkaç öneri sunması çok saçma değil mi? Erkek olmanın tanımını, hayatınıza yeni bir standart oturtmayı siz bilmeyecek kadar sığ mısınız? Maddi ve Ailevi ve Manevi konularda sınırlarını bul, sınırlarında problem varsa genişlet ve yeni bir dünya yarat kendine. Bunun için bizim yazı yazmamıza ya da senin okumana gerek yok. Bu sende bitiyor, bizde değil.

———————–

Dante senin yazılarını seviyorum ama burada henüz boşanmamış evli bir hatunla olarak büyük bir sistemsel hata islemişsin.

senin yerinde Yargıtay’dan 9 tane hırsızlık ve adam yaralamadan dosyası olan biri olsaydı o da aynı şekilde hareket ederdi.
sonunu hiç düşünmeden

———————–

@ Sen evlendiğin kadını gecenin bir yarısı sırf tartıştığın ve nedeni onu aldatman olduğu halde bilmediğin bir ortamda sap gibi bırakırsan, yürürüm. Konu kilit. Yemişim sistemi, saygıyı, değeri.

Benim yerimde gözlüklü, saçlarını sağa doğru tarayan, gömlek-süveter-kumaş pantolon kombinli inek modeli olsaydı hatunla ilgili türlü ıslak rüyalar görürdü, beni ondan ayıran ve bir mahkumla eşdeğer görmeni sağlayan onun hayal kurması, benimse hayallerimi gerçekleştirmek konusundaki kararlılığım.

———————–

Tamam Dante seni severiz, iyisin hoşsun djlik yaptığın ortamlarda açtığın setleri saha raporu diye yutturuyorsun ona da eyvallah da bu yazı bu site için fazla “duygusal” olmuş.

Saatlerce kadının derdini dinlemelere deginmiyorum bile. Yani burayı baştan sona okuyup da bu saha raporuna gelen adam; “e bu ne simdi? Ben bunları zaten yapıyordum!?” Gibi bir tepki verebilir ki haklı da.

———————–

@ Sabah koşusu, Tinder saha raporu ve birden fazla komfor alanım dışında raporum mevcut. Hani yutturuyorsun falan, gereksiz. Bunu senden ikinci okuyuşum, ben şahsen bir adama inanmıyorsam ya da yılanladığını düşünüyorsam uzak dururum, okumam, ilgi alanım içerisinde bulundurmam bu konuda anlaşalım. Mantıklı ve yorumlanabilir kısma gelirsek. Mahmut Abi 30-70 kuralından bahsetmiş. Telefon görüşmesi herkeste şöyle bir algı oluşturmuş sanırım; Kadın kocasından bahsetti, ben dinledim. Ben o telefon konuşması boyunca hatunla ilgili aldığım bilgiler ışığında hatunla sevişmenin kapısını açtım. Tüm siteyi hatmedip benim sıradan saha raporumda çuvallayacak adamlara tavsiyem gitsinler baştan okusunlar.

———————–

Mahmut Abi ciddi bir sıkıntım sorunum var. Öncelikle kırmızı hapı yutmuş sindirmiş öncesinde de Pua olan birisiyim set açma sayım 300 ü geçmiştir.

Üniversite de ilk günüm hazırlık sınıfı 20 kişilik çoğu da kız. Kendimi biraz tarif edicem 190 boyundayım takıntılı derece de modaya dikkat eder üstüme yakışanı giyer bir ayakkabı aldığımda vans gibi tahmini giyme süremi 3 yıl belirler akşamları ayakkabı mı temizler hergün farklı giyinir spor yapar beslenmeme pür dikkat eder ve uyku düzenimi sağlarım disiplin=özgürlük nokta. Sınıfa ilk girdiğim de sınıfı süzdüm benden daha değerli bir erkek yok bir kızı gördüm o kızı arkadaş mı yapıcam sikicem mi 2 snye de karar verdim. Kalan tüm kızları friendzone a attım. Ama burası önemli ben attım bunu da belirttim kanka, ortak vs diyerek sürekli o kızlarla dolaşarak bana bir şeyler yaparak kendime değer kattırdım. Kızlar benim için çabalıyor gittiğim yere geliyorlar ve DHVm zirvede ama bir kız var hiç umursamıyor beni. hiç etkilenmedi sıfır yani sıfır ya. Beden dilini okuyorum bana karşı ilgisi sıfır gittim bu kızın en yakın arkadaşını bile etkiledim çekici geleyim diye hatta en yakın arkadaşından birkaç tane de İli aldım ama bu kız da hiçbir şey yok ben ömrümde böyle bir kız görmedim yani, akşam saat 7 de başka bir kızla date im var ama ben sınıfımdaki kız gibisini görmedim yok oynadığım en iyi oyunu oynadım, en iyi rolü, en iyi içtenliği en iyi sosyal statüyü gösterdim. Sınıfın en yüksek değerdeki erkeği benim bütün kızlar benden hoşlanıyor benimle takılıyor ve bana değer katıp İlgi işareti verirken bir bu vermiyor yok yani kız içine kapanık eyvallah ta kızın yanına oturuyorum ertesi gün yerini değiştiriyor en iyi arkadaşını etkiliyorum tık yok dedim ki eğer sosyal statün zirvedeyse diğer kızlar senden hoşlanır ama bu kız da işlemiyor bu en sonunda sabrım taştı yanımdaki uyduyu aldım ve bugün birlikte yemek yiyelim dedim amınakoyim kız konuşmuyor en çok ekmeğini yediğim Pick up taktiklerini yaptım gizem oluşturdum kıza kendisini kanıtlaması için neg attım vücudu üzerinden ilginç şeyler söyledim yok yine pes etmedim tam vazgeçicem yine denedim yemek yedik çıkarken dedim çimlere oturalım konuşalım bu sefer de diğer kızın tuvaleti varmış şimdi ikisi de tuvalete girdi. Kız benden uzaklaşıyor nedense ve vücut dilimde bu arada çok iyi bütün dominantlığı kontral edercesine oturttum ses tonum keza öyle ukalalık da dozunda var ama anlamadım ben yani bugün telefonda konuşurken duydum sevgilisi varmış yine de bu önemli bir nokta değil benden etkilenmesi lazımdı evet havuz var evet tüm kızlar sana uymaz ama benim korkularım her zaman arzularımdan daha büyük arzularımı gerçekleştiremeyeceksem niye vücut geliştireyim niye pick up yapayım?

———————–

@ 300 tane set açmış adam evvela şunu bilir; Her kadınla sevişemezsin. Bunu 300 set açmaya bağlıyor olmaktan utanıyorum, bunu herkes biliyor aslında. 300 tane set açmış adamın kendini kadınla dolu bir sınıfta potansiyel tüm fuckbuddy ve onslardan koruyup, tek bir hatuna odakladığı nerede görülmüş? Bilerek ve isteyerek friendzone, sonuç; “Ben istedim de oldu” – O kız içinden demez mi? ” Lan bu keko tüm kızlarla arkadaş, ben ne diye vereyim buna ” Topuğuna sıkmışsın, o ayrı. Modaya aşırı ilgi dediğin bir ayakkabıyı üç sene giymekse eğer o moda falan değil baya har vurup harman savurmak, ana-baba parasıyla şekil çizmek, görgüsüzlük. 5 yıldır her Ekim-Mayıs ayları arasında askeriyeden getirdiğim postalları giyerim. 4 yıl önce Diesel Outletten aldığım 3 pantolonu her ay farklı yerine yama yaparak, yırtıksa yamalarla değilse kendi imkanlarımla yırtıklar yaparak giyerim. Pantolonlara toplam ödediğim tutar 1500 lira, 4 yıldırda alışveriş düşünmem. Yani modaya düşkünlük değil senin yaptığın. PUA falan demişsin ama geçelim o hikayeyi. Çatır çatır Mavi Haplısın, Allah sabrını da verir.

———————–

Sorulan sorulara, yorumlara, görüşlere ve eleştirilere kendi bildiğim doğrularla cevaplar sundum. 3-4 raporda bir tekrarlamayı düşünüyorum. Umarım faydalı olur, hepinize teşekkürler.

Keyifli okumalar.

Red Man Group Episode 27 Notları – Tabak çevirmek ve dini inanç

Red Man Group Episode 27 – The Curse of The Thirsty Beta podcastına bağlanan birinin tabak çevirmek ve dini inançla ilgili sorusu ve Rollo Tomassi’nin yanıtı :

Sorum Rollo’ya. Geçen yayında bir erkek 30 yaşına kadar bir kadına tekeşli ilişki sözü vermemeli demiştin … Burada bir problemimiz var … Senin dediğine katılmıyor değilim ama ben istisnai bir durumdayım. Zira Hristiyan’ım ve evlilik dışında seks yapmak ahlaki olarak bana yasak. 22 yaşındayım ve kızların bana geldiğini ve istesem yapabileceğimi görüyorum ama … sorunum şu ki hem senin 30 yaşına kadar tek eşliliğe açık olma tavsiyeni dinlediğim hem de Hristiyan olarak tabak çevirmediğim için … senin bekleyen betalarından ne farkım kalıyor?

Rollo : Öncelikle sen kırmızı hapın farkındasın ve bu da seni bekleyen betalardan ayırıyor. Zira o erkeklerin çoğu kendilerine biçilen rol hakkında zerre fikre sahip değiller. Bana sorduğun soruyu aslında sürekli alıyorum. Şu an din ve kırmızı hap ilişkisi hakkındaki kitabımı yazıyorum. Kitabın önemli bir kısmı Hristiyanlık hakkında. Aslında kırmızı hapın dinsel tarafları ile ilgili de bir program yapmak istiyorum.

Eğer sen inançlarına uygun yaşayacaksan ve evlenene kadar seks yapmayacaksan … senin konuşmandan anladığım kadarıyla işlerin yolunda ve 22 yaşından bakıp “8 yıl daha seks yapmayacak mıyım” diyorsun. Beta olduğundan değil. Evet, eğer 30una kadar evlenmeyecek ve inançlarına göre yaşayacaksan, burada asıl mesele 8 yıl daha seks yapmayacak mısın?

Sen nasıl beta değilsin? Benim kitaplarımı okuduğun ve bu programı dinlediğin için. Kitapların hastalığa toptan çare olduğunu iddia etmeyeceğim ama senin bağlı olduğun kiliseyi bilmesem de birçok kilisenin günümüzde feminize olduğunu söyleyebilirim. Modern dating sitesinden John’un dediği gibi kiliseler beta çiftliğine döndü. Bugünün kilise kültürü erkeği daha beta yapma üzerine ve kadının pit stop ekibindeki yerine alıştırma üzerine.  Erkeğin çelişkisi de bu. Kendime öncelik vermem lazım ama dinin başkalarına öncelik vermemi söylüyor.

30una kadar tabak çevirin deme sebebim daha fazla hayat tecrübesi edinmeniz ve kadın – erkek ilişkilerinde daha fazla deneyim kazanmanız için. İnsanlar tabak çevirin derken “birçok kadını sikin” tavsiyesi verdiğimi düşünüyor. Hayır, bunu demiyorum. Demeye çalıştığım, bağlılık yok kafa yapısı geliştirmeniz ve eğer senin için seks mümkün değilse bile yine de aynı anda 3 ya da 4 kadınla çıkmanı tavsiye edeceğim. Hangisinde neyi sevdiğini, neyi sevmediğini deneyimle zira bu kadınlar hakkında hayat dersi almaktır.  Böylece sonunda bir kadınla tek eşli ilişkiye girdiğinde en azından “kadınlarla deneyimim oldu ve kadınlarda neyi sevip sevmediğimi tecrübe ile biliyorum” dersin. En azından bu ilişkiye dini inanç yüzünden itilip zorlanmadım dersin. Zira benden beklenen beni sevdiğini söyleyen ilk kızı almam değil mi?

Bir erkeğin kendini inşaa etmesi ve insanları doğru değerlendirecek tecrübeyi kazanması zaman alır. Kendilerini finansal olarak yukarı çıkarmaları ve eğitimlerini tamamlamaları zaman alır. Bir erkeğin kadının uzun süreli hayat arkadaşında aradığı kriterleri kazanması çok zaman alır. Bir de bunun arzu tarafı var yani gyme gitmen, sağlığına dikkat etmen, kendine bakman da lazım. Yani erkeğin erkek olması zaman alan bir şey.

Diyebilirsin ki “kendimi o kadar geliştirip istediğimi elde edeceğim ama o yine hipergami yüzünden benden daha iyisini arayacak, yok öyle yağma”. Fakat olay öyle düz mantık değil örneğin iş dine gelince bazen öyle değil. Sanırım bu kadar bekledikten sonra aynı dini inançlara sahip bir kadınla evleneceksin.

 

Hemen şimdi değişmek …

Yeni bir alışkanlığı veya perspektifi edinmeye çalışan insanlarla ilgili en hayran verici (!) şeylerden biri de olayın bokunu çıkarmaları, aşırıya kaçmalarıdır.

Daha önce hiç ağırlık kaldırmamış bir erkek, hızlıca sonuç almak için haftada 6 gün, günde 2 saat ağırlık çalışmaya kalkar ve sonunda bir tarafını incitir. Oysa yavaş yavaş arttırarak başlamanız ve sabırlı olmanız lazım.

Daha önce aşırı şeker bağımlılığı olan ve fast food ağırlıklı beslenen adam, birden bire hergün su, tavuk ve haşlanmış brokoli yemeye kalkar.

Bu aşırılık, yapmak istediğiniz şeyi başaramamanızı garantiler.

 

Değişimin kalıcı hale gelme şansına sahip olması için, hayatınızı yavaş yavaş ilave edilmesi gereklidir. Bunu yapsanız bile çeşitli nedenlerle ayağınız kayacak ve eski alışkanlıklarınıza döneceksiniz.

Hayatın akışına dalarsınız, kötü bir gün geçirirsiniz, biri sizi yanlış yönlendirir, vs … Kimse mükemmel değildir.

Uzun vadede bir şeye 100% uyum imkansızdır. Bir şeye 90% uygun davranmak kısa vadede oldukça yönetilebilirdir ama uzun vadede mümkün değildir. Uzun vadede bir şeye 80% uyumluluk yönetilebilir ve gerçekçidir.

Peki insanlar neden bu tür aşırılıklara kaçarlar?

Nedeni basit : zira HEMEN ŞİMDİ ÇOK BÜYÜK SONUÇLAR istiyorlar! Ama yılların ihmal edilmişliğini 2 – 3 hafta abanarak telafi edemezsiniz.

İyi haber şu ki çoğumuzun aslında öyle bir acelesi yoktur ve hergün azar azar yükselerek ilerlemek en büyük değişime neden olan yöntemdir.

Çeviri : Black Label Logic