Jordan Peterson – Maskülinite zehirli değil

Rebel Wisdom bu ay Jordan Peterson ile ilgili çok güzel bir belgesel yayınladı : Jordan Peterson: Truth in the Time of Chaos (Kaos Zamanı Gerçek). Güzel bir belgesel, izlemenizi tavsiye ederim.

Belgeselin bir bölümünde Peterson’a maskülinitenin şu an krizde olmasının, erkeklerin krizinin sebebini soruyorlar. Aşağıdaki videoda (Türkç alt yazılı), üstadın soruya cevabının olduğu kısım ve onun altında da metin çevirisi var.

Bence en derin seviyede Batı, maskülinite fikrine olan inancını kaybettiği için. Bunun “Tanrı’nın ölümü”nden farkı yok. (*) Aynı şey. Nietzsche bunun sonucunun ne olabileceğini biliyordu. Yazdıklarının çoğu bununla ilgili idi.

Diyebiliriz ki maskülinitenin ilahi sembolü yok edildi. Bunun sonucunda başka ne bekleyebiliriz ki? Ne olacaktı? Bunun sonucunda maskülinite zayıflayacak. Ve aynı zamanda maskülinite karalanırsa, ki kesinlikle kötüleniyor, ne olacak? Bu demektir ki erkeklerin arzuladığı ideal yok ediliyor. İdealiniz parçalandığında siz de zayıflarsınız.

Sanırım erkeklerin benim düşünceme pozitif tepki vermesinin sebebi, benim bu saçmalıkları satın almıyor olmam. Maskülin ruhu seviyorum. Maskülinite gerekli ve özünde katliam ve talan falan değil. Özünde tecavüz kültürü değil. Özünde dünyayı yok eden bir şey değil. Ve bütün bu şeyler maskülinitenin üzerine atılıyor. Bunun nedenlerinden biri, Batı toplumunun teknolojik ilerleme yüzünden duyduğu suçluluk duygusu.

Bunlar insanlığın önüne koymak için mantıklı karşı çıkmalar. Ama eleştirmeden sineye çekecek, mantıklı suçlamalar değiller.

Arzulayabileceğimiz maskülinite nedir?

Temelinde sorumluluk almak. Sembolik olarak söylersek sizin sorumluluğunuz, logos’un(**) ruhunu canlandırmak. Bu sizin sorumluluğunuz, hayattaki rolünüz. Bu sizin ulu ve sonsuz bir gerçekliğe inanıp inanmamanıza bağlı da değil. Bunun lehine ya da aleyhine konuşmuyorum. Bu şeyler insan anlayışının ötesinde. Ama insanlar kötü davranışlar sergilerse ne olacağını biliyoruz. Biliyoruz ki dünya cehenneme o kadar yakın bir yere dönüyor ki aradaki fark önemsizleşiyor. Bunu biliyoruz, bu 20. yüzyılın hikayesi.

Bu dersi almalıyız. Ders de şu : Dünyayı omuzla ve ileri doğru yürü. Dünyayı tüm problemleri, ızdırabı ve kötülüğü ile omuzla ve ilerle. Bu yükü taşırken farkına var ki sen o yükü omuzlayacak güçte bir yaratıksın. Ve bu nedenle de saygıyı hakediyorsun. Bu, logosun tanımıdır. Bundan daha iyi bir fikirle karşılaşmadım. Çünkü bu fikir hiç de toy değil, toy olmanın tam tersi. Evet dünyada berbat kötülükler ve ızdırap var. Sonu yok AMA insan ruhu bunu gönüllü bir şekilde meydan okuma olarak alabilir. Denemeye değer.

Diğer insanların, en azından inanılmaz alaycı olmayan diğer insanların,  saygı duyduğu insanlara baktığınızda, bu insanların sorumluluk alan ve bu sorumluluğu yetkin bir şekilde yerine getiren insanlar olduklarını görürsünüz. Bunun arzulanabilir olmasında mistik bir şey yok. Ama eğer bu sorumluluk gücünün ırza geçen, talan eden, dünyayı mahveden, doğayı kirleten, kansere benzer ataerkil kültür olduğuna inanırsanız, bu gücü küçümsersiniz. Hayır, ben bunu satın almıyorum.

(*) – Friedrich Nietzsche’nin meşhur “Tanrı öldü” lafı, Nietzche hristiyanlığa düşman olduğu için sanki sevinerek söylenmiş gibi yanlış algılanır ama Nietzsche her ne kadar dine karşı olsa da, dinin içindeki mitolojik öğelerin insan toplumlarını ve ahlak sistemlerini bir arada tutan tutkal olduğunu ve bunun yıkılmasının ise felaket olduğunu düşünür. Tanrının ölümü ile oluşacak bu boşluğun ilerde çok büyük yıkımlara yol açacağını söyler ki 20. yüzyıldaki büyük katliamları önceden tahmin edebilmiştir.

(**) – Logos açıklaması zor bir kavram. Söz, akıl, anlam, düşünce, kavramlarının tumunu kapsayan bir deyim. Peterson bunu genellikle Hristiyan teolojisinde (daha çok Kuran’da da sıklıkla yer alan Eski Ahit kozmolojisinde) ortaya dökülen anlamı ile kullanıyor. Kaosun karşıtı olan, düzen yaratan, söze dökülmüş gerçeklik. Ama burada anlam daha çok araştırmacı, maceracı bir vurguya sahip ve kahraman miti ile alakalı. Gerektiğinde kaosun olduğu yere gidip orada kaosu bitiren ve o kaostan düzen yaratan güç ki felsefe ve son 200 yılda bilim bunun bayrak taşıyıcısı. Fakat Peterson kaosun düzene döndürüldüğü her noktayı önemli sayıyor. Örneğin iyi bir sınıf öğretmeni, Peterson’un logos kavramındaki kahraman zira öğrencilerini kaotik toyluktan alıp onları bilgili ve düzen tarafında sağlam temelleri olan bireyler yapıyor. Hatta mesela iyi bir muslukçu, kaosu (patlayan boru) tamir edip düzeni yeniden kuruyor.

Toronto Üniversitesi Psikoloji Profesörü Jordan Peterson,  ilkin Social Justice Warrior‘larla (SJW) girdiği başarılı mücadele ile gündeme gelse de, genç erkeklerin hiç duymadıkları, ama eksikliğini derinden hissettikleri sorumluluk ve hayatına yön verme mesajları ile kısa zamanda erkek popülasyonu tarafından yoğun takip edilen biri haline geldi. Peterson’u erkekler arasında bu kadar meşhur eden şey, erkeklerin babalarından duymaları gereken ama artık hiç duymadıkları mesajları veriyor olması. 12 Rules for Life: An Antidote to Chaos adlı kitabı Ocak 2018'de piyasaya çıkan kitap, Peterson'un Maps of Meaning: The Architecture of Belief  adlı bir kitabı da mevcut. Jordan Peterson'un Türkçe çevirilerini burada Jordan Peterson Türkçe etiketinden takip edebilirsiniz.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

13 thoughts on “Jordan Peterson – Maskülinite zehirli değil”

  1. güç ve iktidar yanında büyük bir sorumuluk ve acı da getirir. Avcı toplayıcı dönemden bu yana kadın-erkek işbölümünü tersyüz edip kadını erkek rolüne sokmayı hedefleyen neo-feminizm avcı olmanın acılarına, sıkıntılarına hazırlar mı peki? Kapitalizm denen vahşi ormanda avcılık daha da zor olacak. Bir şeyleri eleştirmek, bir kuruma müdür , yönetici olmak kolay asıl sorun karşılaştıkları problemleri çözebilecekler mi? Bir iphone ortaya çıkarabilecekler mi? Marsa seyahati hayal edebilecekler mi? Salgın hastalıklara karşı aşı geliştirebilecekler mi? Kadınları önemli sınavlar bekliyor bence.

    1. Üçüncü Dalga feminizmin hesaplayamadığı şey masküliniteyi zayıflatınca erkeklerin çoğunun toplumsal hayatta sorumluluk almaktan çekildiği. Onlar erkekleri pis işlerde kullanmaya devam edebileceklerini sanıyorlar ama bir erkeğin eğer eş bulma ihtimali kalmamışsa pis işleri yapacak motivasyonu olmadığını hesaplamıyorlar. Maskülinite yıkılırsa medeniyet de ardından yıkılacak. Bazı 3. Dalga feministler için bu arzu edilir birşey ama çoğu olayın farkında değil.

      Diğer hesaplayamadıkları ise Batı dışı dünyada maskülinitenin pek yara almadığı. Yani Batıda erkekleri alaşağı edince kadınlar iktidara gelecek sanıyorlar ama pek muhtemelen Batıda maskülinite yıkılırsa olacak olan maskülinitesi yüksek bir dış güç tarafından işgal edilecekler.

      Ben Peterson’ın Maskülinitenin ölümü olayını “Tanrının Ölümü” kavramına bağlamasını yerinde bir uyarı olarak görüyorum. Bunun sonu ciddi problem.

  2. Türkiye açısından düşünürsek burada da paradigma değişiyor. Boşanma oranları tavan yaptı, muhafazakar kesimler de buna dahil, belki doğu-güneydoğu kesimleri nispeten bunun dışında olabilirler oralara son yıllarda hiç gitmedim ama büyük şehirlerde bariz bir değişim var. Siyasi-sosyal yapısı ne olursa olsun aileler çocuklarına ciddi yatırım yapıyorlar. Adam kız çocuğunu dershaneye özel kursa gönderiyor üniversite okutuyor sonra iş sahibi olmasını sağlıyor ardından kızı evleniyor ve eşiyle sorun yaşadığında bu kadar yatırım yaptığı biricik kızına adam muhafazakar da olsa geleneklerin aksine burnundan kıl aldırmamasını gerekirse boşanmasını salık verebiliyor. Ciddi bir sosyal dönüşümle karşı karşıyayız.

  3. Hocam tabaklarımı düşürürken sıkıntı yaşıyorum birini nextleyecem ama kendine zarar verir diye endişelendim zira çoğu şeyi ilk defa yapıyormuşuz onun anlattığına göre
    Nasıl how to broke up

  4. Erkek adam hocam Jordan petersondan daha çok çeviri istiyoruz birde konuyla alakasız ama bişey merak ettim.

    Savaş gelinleri yazınızı okudum ve daha önce duyduklarım ile birleştirince ortaya tuhaf bişey çıktı şöyleki ;

    Kadınlar bana göre yeri gelince çoğu erkekten acımasız olabiliyor.
    Mesela o yazinizda kadınların travma sonrası stres bozukluğuna az uğradığı yazılmış çok doğru. Bir örnek vermek gerekirse. Yazdığım doğru demiyorum ama mesela yolda yürürken sokakta güçlü birinin güçsüz birisini haksız yere hani brutal derler ya o şekilde katlettigini gördünüz bu bir erkek için ne olursa olsun travma etkisi yaratır ve şok olursunuz. Ama bir kadın için o kadar derinden yaralamaz. Hatta üniversitelerde kadınlar otopsiye girmeye izlemeye erkeklerden daha cesur olduklarını duymustum.

    Tüm.bunlari birleştirince kadınlar ciddi manada acimasizlar yeri geldiğinde bana göre. Yorumunuzu bekliyorum erkek adam. Konuyla alakasız oldu biraz ama 🙂

    1. Kadınlar acımasızdan ziyade pragmatikler. Erkekler ise aşkı idealize ettikçe aptallar.

      Sokaktaki vahşet örneğine katılmıyorum. Kadınları da aynı hatta daha fazla etkileyecektir. Fakat günümüzde kadınlar karanlık taraflarına (shadow) daha iyi entegreler, erkeklerin büyük kısmı ise maskülinitenin kötülenmesi nedeniyle bu konuda zayıflar.

  5. JBP ve yazından sonra birçok soru oluştu zihnimde. Peki günümüz erkeklerinin uyanıp, durumun farkına vardıktan sonra kabaca (tahminen) bu süreç nasıl gelişir ? Feminen gücün yarattığı toplum kişisel olarak KH’ı yutmuş, neyin ne olduğunu bilen ve Peterson’un ne demek istediğini (yükü omuzlamak) anlayan birisini bireysel olarak nasıl etkiler ? Elbette tehkile olacaktır ama bu toplumsal olarak düzeltilmesi gereken bir sorun olup herkesin (kadın-erkek) bilinçlenip elini taşın altına atması mı gerekiyor ?

  6. Twitter hesabında bugün bir gariplik var mı? Veya bana mı öyle geldi? “Tık tuzağı” diye tabir edilen gönderileri paylaşan hesaplar RT edilmiş boyuna.

    Bir hacklenme durumu falan mı var? Yoksa normal seyrinde mi hesap?

  7. merhabalar hocam bi şeyi merak ediyorum, eski sevgiliden duyulan çok değişmişsin, beklediğim gibi değilsin, farklısın laflarını nasıl yorumlamalıyız?

    1. “Seni muhtaç bir beta olarak bırakmıştım, sen kendine güvenen bir alfa olmuşsun, pişman oldum bıraktığıma” demektir. Sakın değiştin suçlamalarına inanma, total bullshit. Bunu demesine neden olan hareketlerine aynen devam et.

    2. Yorumlamazdım. Umursamaz geçerdim. Eski sevgili asla daha iyi olmanı istemez zira bu onun hipergami açısından hata yaptığı ve pişmanlık anlamına gelir. Bu kadın için çok katlanılır birşey değil.

      Eski sevgili ile muhatap olmayın.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *