Fişten çekilmenin 5 Aşaması

Bu sabah ölüm acısı ile karşılaşmanın ve bu acı gerçeği kabullenmenin 5 aşaması ile ilgili bir yazıyı okudum. Tamam biliyorum bu suyu çıkmış pop listenin bir sürü gülünç versiyonu var ama bunun Matrix’in fişinden çekilen betanın durumuna nasıl uyduğunu merak ettim ve biraz arama ile blog rollumda şunu buldum :

 1. İnkar – Hala fişte : “Bu adamlar bir palyaço. Bunların kadınlar üzerinde çalışma şansı yok. Kadınlar aptal mı? Kadın düşmanları!”

2. Öfke – Kırmızı hap sonrası : “Bu çok saçma! Kadınlarla ilgili, neden deveye bu kadar hendek atlatmalıyım ki? Ben sadece kendim olmak istiyorum.  Ben de doğal alfa olamaz mıydım? Ebeveynlerimi / kardeşlerimi / öğretmenlerimi / Tanrıyı / liberalleri / feministleri / medyayı / toplumu suçluyorum, belki de James Holmes o kadar da deli değildi!”

3. Pazarlik – Fişten çekili : “Tamam burda yararlı şeyler var ama güzel kızları boşver, herkesin bir ligi var. Bu sıradan tipli bir hatunla işe yarıyor mu bir deneyeceğim. Koca bir şapka giyip siyah oje sürmeme gerek var mı?

4. Depresyon – Kırmızı hapın acı ilacı : “Kadınlar bu tür abartılı şeylere olumlu tepki gösteriyorlar demek. Ve erkekler buna bu kadar para harcayıp sonra da ama boğuluyorlar! Çok üzücü … ”

5.a Kabullenme – Oyunun farkına varma : “Belki de işlerin doğal mekanizması geçekten bu. Sanırım Cinsler Arası İlişki Mitolojisini bırakmam gerek … Hey şu negleri uydurdum (neg = PUA camiasında hatuna aslında iltifat olan negatif birşey söyleme), ne düşünüyorsun?

5.b Bıkkınlık – MGTOW : “Sikerim bu kuralları öğrenmesini. Seks buna değmez ve kadınlar da zaten o kadar eğlenceli değiller. Rutinler ve Kız Tavlamanın 5 Aşaması, öğrenmek istediğim en son şeyler!  Okuyacak, öğrenecek çok şey var. Dışarı çıkıp kadınlara yürümeye kimin zamanı var ki zaten? Video oyunları ve porno çok daha eğlenceli ve kolay ulaşılır. Tek yapmam gereken iyi görünmek ve kadınların bana gelmesini beklemek.”

Peki siz nasıl fişten çekildiniz? Aydınlanmanın birden indiği bir an oldu mu yoksa bir proses sonucu mu kırmızı hapı yuttunuz? Ya da şu an hala ara bir aşamada mücadele mi ediyorsunuz?

Çeviri : 5 Stages Of Unplugging

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

24 thoughts on “Fişten çekilmenin 5 Aşaması”

  1. Bence MGTOW erkekleri 2. aşamadalar öfkelenip hiyerarşi dışı kalmak istiyorlar. Bıkkınlık kısmında yazılı metin 2. aşamaya tam oturuyor.

  2. İkinci kısımdaki öfke safhasını geçeli çok oldu. Ben şahsen 5. seviyedeyim. Burada tabii ki de bu konular hakkında bilip, bişeylerin farkına varmak şöyle dursun, seks veya kadınlarla olmak, özellikle de Türkiye gibi hipergaminin inanılmaz şiddetli yaşandığı yerlerde astarı yüzünden pahalıya gelen bişey maalesef. Attığım taş, kaçırdığım kurbağaya değsin. Ki herkes de böyle düşünmeli bence.

      1. Yazı üzerinden editleyerek yanıtlayayım:

        5.a Kabullenme – Oyunun farkına varma : “Belki de işlerin doğal mekanizması gerçekten bu. Sanırım Cinsler Arası İlişki Mitolojisini bırakmam gerek … Hey şu negleri uydurdum (neg = PUA camiasında hatuna aslında iltifat olan negatif birşey söyleme), ne düşünüyorsun?

        (BENİM DÜŞÜNCELERİM)

        5.a İşler böyle yürüyor. Mekanizma ve kendime dair gerçekler de bunlar. Mitolojiler birer Disney masallarından ibaret. Neg – meg de uydurmadım; bir kadına sırf kadın olduğu için ilaveten ilgi göstermeye mecbur değilim.

        5.b Bıkkınlık – MGTOW : “Sikerim bu kuralları öğrenmesini. Seks buna değmez ve kadınlar da zaten o kadar eğlenceli değiller. Rutinler ve Kız Tavlamanın 5 Aşaması, öğrenmek istediğim en son şeyler! Okuyacak, öğrenecek çok şey var. Dışarı çıkıp kadınlara yürümeye kimin zamanı var ki zaten? Video oyunları ve porno çok daha eğlenceli ve kolay ulaşılır. Tek yapmam gereken iyi görünmek ve kadınların bana gelmesini beklemek.”

        (BENİM DÜŞÜNCELERİM)
        5.b Kuralları da sikeyim, onları kim düşünüp koymuşsa onları da sikeyim. Kadınlar hipergamiktir, insan canlısı da tamahkardır. Sekse ulaşmak için atılan bunca taklaya değmez ve en önemlisi seks oyunu (hatta hayatta da başarılı olmak için) biraz adilik gerektiriyor. Kendini ısrarla metalaştırmış ve götünden başka sermayesi olmayan, ayrıca da gelişime kendini ısrarla kapatmış beyinsiz insan dişilerinin peşinde yeterince maymun olursam, küçücük sulu bi deliğe girmeye hak kazanacağım yani? Sikerler. Ben almayayım. Mastürbasyonun pek faydalı olmadığını biliyorum, onun için bişey diyemem. Ama boş zamanımda bana mantıklı argümanlarla sonuç veren bir video oyununu oynamak, bir kadınla hiç kazanamayacağım muğlak bir yarışa girmekten daha akıllıca geliyor. (Oyunlardaki hızlı başarı ve ödül korelasyonuysa apayrı bir konu) Olay kadın-erkek ilişki parametrelerini de aşıyor. Türkiye’de oyunun kuralları bu. BMW’li ve kaslı Berkay’ın kılını kıpırdatmasına bile gerek yok. Ama aynı kızı ben etkileyebilmek için Homeros’un İlyada’sından daha muhteşem bişey ortaya çıkartmalıyım. Görünürsem sadece kendim için iyi görünürüm. Kadın bana geliyorsa “git” demem ama gelmiyorsa da onun için çaba gösterip, bir sürü barzoyla da rekabete girmem. Sabah sekiz akşam beş sistemini döndüren çarktır bu. Ucunda cinselliğe ulaşmak olmasa, dünyadaki erkek nesli oturduğu yerden kıçını bile kaldırmaz.

        Yarın sosyal medyada yeni bir akım başlasa? Denilse ki, “Pembe oje süren erkekler inanılmaz seksi ve kadınların hayallerini süslüyor.” Akabinde tüm hatunların Instagram’da pembe ojeli ve kaslı erkek fotoğrafları paylaştığını falan düşünün. Bir hafta içinde sokaklarda pembe ojeli koskoca herifler görebilirsiniz. Hayat boktan değil, bazıları bunu boktan hale getiriyor.

        Tercihim ateşin veya şöminenin başında viskinizi içip, Frank Sinatra dinleyin.

          1. İyi anlamda mı, yoksa kötü anlamda mı ettin ona uyanamadım. Ya da “Sen kesinlikle MGTOW’sun” anlamında mı? Kafam karıştı valla.

          2. MGTOW olmussun bile. Bunun iyi mi kotu mu oldugunu bilemedim simdi. Biz tabak cevirme taraftariyiz ama kirmizi hapla uzun sureli iliski ya da mgtow olani da elestirmiyoruz.

          3. Hapı aldıktan sonraki yol ayrımı da zaten burada başlamıyor mu? Tabak çevirenler ve MGTOW cular. Ben ikincisini seçtim. Yaşlılıkla ilgili post da biraz bununla ilgili aslında. MGTOW olan biri, muhtemelen yalnız şekilde yaşlanacak ama şimdilik bunu dert etmiyor gibiyim. Umarım ileride de böyle olur.

        1. “BMW’li ve kaslı Berkay’ın kılını kıpırdatmasına bile gerek yok. Ama aynı kızı ben etkileyebilmek için Homeros’un İlyada’sından daha muhteşem bişey ortaya çıkartmalıyım.”

          Bu düşünce bizim bu blogda sürekli anlatmaya çalıştığımız ama senin daha henüz anlamadığın birşeyle ilgili. Bu düşünce erkeklerin çoğunun hiçbir zaman cinsel pazar değerinin farkına varmamasını ve böylece zamanı geldiğinde uslu bir beta sağlayıcı olmasını sağlayan yazılımın bir parçası! Bir kere dediğin tamamen yanlış. Sadece yarım saat istiklal caddesinde otursan ve kızlar kimlerin kollarında diye gözlemlesen, bu “gözlemini” çürütürsün.

          Evet, hayat adil değil. Evet, para ve tip gerçekten işleri çok kolaylaştırır. Ama “aynı kızı ben etkileyebilmek için Homeros’un İlyada’sından daha muhteşem bişey ortaya çıkartmam gerek” memesinin işlevi tam olarak senin (a) kendi cinsel pazar değerini daha aşağıda görmen (b) kendi cinsel pazar değerini arttırmanın nafile olduğuna inanman ve (c) fakat aslen, zaman ve kaynaklarını düşünmeden bir kıza adaman.

          Bu kumpası gören erkeklerin MGTOW’a yönelmesinin mantığını anlıyorum ama ciddi bir çoğunluk oraya gidiyor ve bu mutlu bir alternatif değil.

          Emin olun, OYUN her şeyi eşitler! Bu arada da zahmet olmazsa o BMWli ve kaslı Berkayın düzdüğü plastik hatunları da etkilemeyiver. Hiçbir şey kaybetmezsiniz, emin ol 🙂

          1. Burda anlayamadığım herhangi bişey olduğunu düşünmüyorum hocam. Benim söylediklerim tüm bunlardan daha öte bişey. Cinsel pazar değeri arttırmak veya olanı yükseltmek de sonunda yine cinsellik için. Türkiye gibi geri kalmış gerizekalı Ortadoğu ülkelerinde Pareto analizi dibine kadar işliyor. Üstelik herhangi bir garantisi de yok. İstiklal’de gezen çiftleri kriter alırsak, kaba saba hareketleri olan ama çok maskülen bir barzo, gelip elimden çevirdiğim tabağı alabilir. Diyeceğim o ki, seks için bunca çabaya, taklaya değmez abi. Oyunu oynamak için önce oyunu bilmek gerekir. Ben bunu Birinci Dünya Savaşı’na benzetirim. İtilaf Devletleri, savaşın sonunda Osmanlı’ya Sevr Antlaşması’nı sundular. Şartlar ağırdı; çok sevdiğim Mustafa Kemal Paşa da “hassiktir lan ben bildiğimi yaparım, siktirin gidin.” diyerek kendi yoluna gitti ve hepsini kışkışladı biliyorsunuz. Ben de ekşisözlük, reddit ve burası sayesinde iyi-kötü oyunun kurallarını biliyorum ve oynamak istemiyorum. Zamanı geldiğinde beta-sağlayıcı da olacağımı hiç sanmıyorum çünkü artık kendi cinsel pazar değerimi biliyorum. Taş gibi bir hatun gelip de bana ilan-ı aşk ederse burada çok büyük bokluk olduğunu biliyor olacağım. Alfalık veya betalık da umrumda değil. Bir kadını etkilemek veya seks yapmak da artık o kadar eğlenceli gelmiyor, onu da belirteyim. Ben bu red pill’in ne olduğunu 25-26 yaşlarımda askerden döndüğümde farkettim. Erken bilseydim, belki daha çok yol alabilirdim. Ama öğrendikten sonra, beta davranışlarım olsa da, son ilişkimde kıza asla tüm kaynaklarımı adamadım, götünü yiyiim ayağı da yapmadım. En son kendisi de bitirdi (çünkü halihazırdaki tabaklarından birine şans verecekti) Yani diyeceğim o ki, kadınlar konusunda “siklememekle tetikte olmak” arasında bi yerlerde kalacağım sanırım. Çoğunluğun neden MGTOW tarafına gittiğini ben sana Türkiye gerçekleriyle kendimce açıklamaya çalışayım kardeşim: Ödülmüş gibi sundukları cinsellikleri onların olsun. Çünkü ilişki kriterleri fazla ütopik. Günümüzde zaten alfa dul olmayan kadın yok. 10 üzerinden 3’lük kadın, 7’lik veya 8’lik adamın altına girince kendi değerini de öyleymiş gibi sanıyor. Betalık zamanlarımdan 3-4 sene boyunca kendini rahibeye bağlamış hatun tanıdım. Sabah akşam adama lanet okuyor ama adamdan en ufak ışık aldığında koşa koşa gidiyordu. Buradaki hatunu etkilemek için, geçmişi araştırıp, alfa beyimizi analiz etmek ve mümkünse ondan daha iyi olabilmek gerekiyor, yanlış mıyım? Peki tüm bunlar ne için? Prensesimiz için. “Nazlı ceylanımızın gönlü olsun diye, kafasındaki profile yakın adamlar olmamız gerekiyor”a çıkar bu. Bunca değişiklik, oyunlar ve diğer şeyler çok yorucu. Zaten bedelleri de fazla oluyor; kendinden özünden gidiyor. “Zamanı geldiğinde beni de benim gibi sevecek biri çıkar illaki” demiyorum, öyle bişey yok çünkü. Tüm bu oyunlar fazla yorucu ve attığım taş, kaçırdığım kurbağaya değmiyor güzel kardeşim. İşin özeti bu.

            İstiklal’den örnek verdiğinize göre muhtemelen sayfa kurucuları olarak İstanbul’da yaşıyorsunuz. İstanbul’un böyle olduğu doğrudur ama diğer bahsedilen faktörleri (tip, para, konum, mevki vb) çok fazla görmezden geliyorsunuz bence. Değerli cevaplarınız için teşekkür ederim.

          2. Çoğunluğun neden MGTOW tarafına gittiğini ben sana Türkiye gerçekleriyle kendimce açıklamaya çalışayım kardeşim: Ödülmüş gibi sundukları cinsellikleri onların olsun. Çünkü ilişki kriterleri fazla ütopik.

            Hocam sağolasınız çoğunluk MGTOW olunca hem kızların kişiliğini bozan kıç yalayan beta sayısı azalıyor (o nedenle tipik MGTOWa, ilişkili ama kapı paspası betadan daha fazla saygımız var) hem de kızlar bize kalıyor ama, seks güzel şey yahu. Ben 40lara gidiyorum doludizgin doyamadım, siz 20lik gençler neden mahrum kalasınız 🙂

            Kadınların ilişki kriterleri utopik ama biz kadın istemedikçe bir erkek neden ilişkiye böyle istekli anlayamıyoruz. Ben sizden bir önceki nesile aitim. Evet bizim yaş grubumuzda da beta sürüsüne bereket idi ama biz genelde bir kız ilişki için bastırmazsa ilişkisiz kalmayı tercih ederdik. İlişki kriterleri çok ütopik ise de erkeklik grurundan bu istekleri yerine getirmez ve en kötü terk edilirdik. Ne zaman bu roller döndü kaçırdım ben. Daha düne kadar CPDlerinin tepesindeki 25 üstü kızlar işi gücü yerinde bir erkeği kapayıp ilişki peşinde koşardı erkekler ise ulan daha 25 yaşındayım ne ilişkisi derdi. Şimdi erkekler ilişki peşinde kızlar ise kendini keşfetme 🙂

          3. Tüm bu oyunlar fazla yorucu ve attığım taş, kaçırdığım kurbağaya değmiyor güzel kardeşim. İşin özeti bu.

            Tam bu konuyla ilgili Rollo’nun harika bir yazısı var Idealism. Tam şu ara çeviriyorum ama 2000 üstü kelime o nedenle biraz zaman alacak. Tam bu konuya çok güzel değiniyor.

          4. İstanbul’un böyle olduğu doğrudur ama diğer bahsedilen faktörleri (tip, para, konum, mevki vb) çok fazla görmezden geliyorsunuz bence.

            Hocam tip, para, konum, mevki vb … şeyler önemli ama burada başka bir dinamik daha var, her erkeğin bir seviyeye kadar edinebileceği. Bizim sektörde (Bilişim – IT) çokça gördüğümüz için belki biz çok fazla farkındayız. Parası ve konumunun yanında tipi de fena olmayan ve karmaşık yazılım sistemleri geliştiren bir arkadaşım yıllardır yanlız ve seksten mahrum iken, onunla her bara gittiğimde parası, mevkii ve hatta muhtemelen uyuyacak doğru dürüst bir evi bile olmayan barmenin çevresinde bariz o gece sikeceği yeni piliçleri gözlemleyince burun buruna geliyorsun bu dinamikle. Benim arkadaşımın herşeyi var ama oyunu yok, o çulsuzun ise var. Doğal mı, sonradan edinilmiş mi bilmem. Ama bunu sonradan edinmiş insanlar biliyorum.

            Tekrar ediyorum, Oyun herşeyi dengeler. Rollo’nun dediği gibi :

            Tip
            Para
            Oyun

            Bunlardan en az ikisine sahip olun. Bu ikisinden biri her zaman Oyun olsun. Sadece birine sahip olacaksanız da bu Oyun olsun.

  3. 40’lara yaklaşıyorsan abi demem gerekiyor:) Ben de 20’lik sayılmam abi; 29 yaşındayım. Hatunlar size kalabilir.

    “Evet bizim yaş grubumuzda da beta sürüsüne bereket idi ama biz genelde bir kız ilişki için bastırmazsa ilişkisiz kalmayı tercih ederdik. İlişki kriterleri çok ütopik ise de erkeklik grurundan bu istekleri yerine getirmez ve en kötü terk edilirdik.” kısmı benim için doğru, önce onu söyleyeyim:)

    Çeviri için bekleyeceğim, tam olarak benim merak ettiğim bir konuya benziyor.

    Aşırı muhafazakar (hatta yobaz) yerlerde açıkçası bahsettiğiniz “oyun” da pek yemiyor açıkçası. Burada gençlerin elele yürümesine bile millet dik dik bakar. Daha çok para, para ve daha çok para geçerli oluyor. Zaten inanılmaz genç yaşlarda (19-20 yaşlarında) kız kaçırarak veya normal şekilde aileler vasıtasıyla evlenmeler çok sık.

    Bir de abi, Twitter’da @HakikiSkeptico hesabında “litmus testi” diye bişey gördüm. Nedir bu?

    Tek tek cevaplamışsınız, elinize kolunuza sağlık.

  4. Değerli hocam , sanırım ben 5(a) seviyesindeyim.Şuan ilerdeki hayatım için en büyük ilişki yatırımlarını 20 gibi bir yaşta yaptığım için çok mutluyum.Cidden sizin refaranslığınız olmasaydı sanırım hala gücünü farkedememiş bir alfa olarak yaşamıma devam edicektim ve büyük ihtimal betalar kervanında kendi sıramı alacaktım. Sitedeki bütün herşeyi okudum ve iyice analiz etmeye çalışıyorum tabiki her zaman bilgiyle olacak iş değil bunlar sizinde bildiğiniz gibi tecrübe lazım.Uni için radarımı kapattığımdan dolayı fazla bir tecrübe yaşayamıyorum ama iyikide tecrübeden önce bilgiyi öğrenmişim diyorum zira ilerki hayatımda bol bol kullanırım. Hocam kafanızı şişirdim ama bir sorum olacak 😀 kırmızı hap ve mavi hap yutan erkekler rekabetinde ben açıkçası ikisinide bir üstülük getiremedim.Yanlış anlamayın sakın hocam hani sizin savundugunuz kırmızı hapı elbette daha mantıklı ve gerçekte olması gereken olduğunu düşünüyorum ama hayatın bazı alanlarındada sanırım mavi haplı arkadaşların duygusallığını kullanmamız ve onların kartlarından birkaçını oynamamız gerekiyor 🙂 Biraz absürt kaçacak ama yarım kırmızı hap yarımda mavi hap(mor hap diyorum ben kendi kitabımda 😀 ) güç dengesini bu şekilde muhafaza etsek acaba nasıl olurdu ?

  5. Çok ilginçtir ben ilk başta red pill’i sadece meraktan okumaya başladım. Kendimi hep mantıklı, açık fikirli biri olarak gördüğümden bu evrelerin hiç biri olmadı, beşincisi (kabullenme) hariç.

    Hep farkında olduğum bir şey vardı, istemediğim ‘amaaan olmasa da olur’ dediğim kadını elde edebilirken ‘aga ben bunu bu hafta içinde sikerim’ dediğim ve kesin gözle baktığım kadınlarla olmuyordu. Sebebi de kesin gözle baktığım kadın hakkında ‘ne yaparsam yapayım nasıl olsa bana gelecek’ düşüncesiyle davranıp üzerine fazla eğilmemdi.

    Kısaca bu yazıda anlatılan etkilerin bir çoğunu ya yaşamadım ya da çok az bir şekilde hissettim ve hızlıca büyümeden söndürdüm.

    Şimdi bir kaç sorum olacak;

    Benim gibi hapı alıp tadının acı gelmediği başka birilerini tanıyor musunuz ? Yani belki entellektüel bir şeyler öğrenirim amacıyla gelip bambaşka bir dünyaya (matrixten uyanış) geçtiğimi görmem ve bu durumun beni yıpratmaması, duygusal olarak zorlamaması normal mi ? Yoksa felsefesini tam özümseyemedim mi acaba ?

    Hapın, kendi tabiatımda bulunan ‘meraklı’ tarafımı beslediği için acı gelmemesi ne kadar doğal ? Sonuçta yeni bir şeyler öğrenip benimsiyorum. (her zaman değil tabi ki, burada anlatılanları bir süzgeçten geçirip öyle özümsüyorum. bazen geçiremediğim oluyor, tamamen alıp bi kenarda denemek üzere bekletiyorum olumlu sonuç alırsam özümsüyorum vs)

    1. Selam. Sıklıkla olan bir durum. Bazılarının özellikle çevresel nedenlerle tek itişe ihtiyacı vardır. Ben örneğin ilk okuduğumda ki oturup bütün gün okumuştum, “ha siktir lan tabii ki olay bu” demiştim. Bana olay acı değil gayet olması gerektiği gibi gelmişti. Ama Morpheus Reis’in dediği gibi. “Yolu bilmekle yürümek aynı şey değil Neo.” Piyano kitabını ezberlemek hemen Mozart çalabileceksin anlamına gelmiyor.

  6. Dostum bende de senin dediğin gibi oldu.Evrimsel psikoloji ve kadın-erkek ilişkileri dinamiği okuyordum.Ted konuşmalarından başladım sonra ekşi’de buldum kendimi.İlk başta Frege ile tanıştım.Onun entrylerini okurken sonrasında 1F ile tanıştım.1F’in”yeniyaşamtarzı” adında bir blogu var.Bilen bilir.Ordan okurken Skeptico’nun ”KırmızıHaporg” blogu ile tanıştım.Dırdır serisini okuduğumda ”hassiktir lan,adam resmen Tanrı” demiştim,Skeptico için.Sonrasında ise burası oldu.Bunların hepsi bir gün içerisinde gerçekleşti.Akşam 10 sularında başlayıp,öğlen 12ye kadar okumuştum.Zaten okurken uyuya kalmışım.Vizem vardı ona bile gidemedim düşün.Öyle sarstı beni bu blog ve Trp camiası.2 gün aralıksız sadece yemek yiyip,yatarak bu blogu okudum.Okurken bir yandan not çıkarıyorum bir yandan ise çeşitli linklerle ileri okuma falan kovalıyorum.Amacım tüm bilgileri emmekti.Zaten 3-4 senedir sürekli okuyan bir ruh halinde olduğum için bende bu özellik dürtüdür.Neil Strauss’un kitabında ki Tyler Durden gibiyim resmen.Her şeyi okuyup,oluşumda ne varsa silip süpürmek ve kullanmak ana hedefim.Bu 2 hafta boyunca böyle devam etti.Daldan dala okurken Monk Mode yazıları gözüme çarptı.5-6 kere okudum arka arkaya.Sonradan bende kıvılcım çakmaya başladı.Hemen akabinde sağlam bir temizlikle evi temizledim (Jordan Peterson-Odanı topla).Erken yatmaya başladım.Resmen aydınlandım diyebilirim.Birden hayatımı değiştirdim.Diksiyon,ingilizce çalışmasına başladım vs derken değişime birden ayak uyduramadım ve bıraktım.30 gün boyunca burayı okudum aralıksız.Tek yaptıgım erken uyanmak ve odamı toplu tutmaktı.Bu bile başarı aslında benim için.Öncesinde asla tam bir beta değildim.Kadınların götünü kaldırmaz, onları yüceltmez yanlarında rahat takılırdım.Disiplin tek eksiğimdi.Mahmut abinin gelişim lineer değildir aşama aşama gidin yazısını okuyup aşama aşama başladım her şeye.2 ay falan oldu gönderi ile tanışalı. 1 ay bölümümle alakalı öğretim planı yazarak geçti.Harekete geçemedim ödevler ve finallerden dolayı.2 Gün önce sınavlarım bitti home fitness (p90,p90x) çalışmalarına başladım.Diyafram egzersizleri yapıyorum bir yandan.1 hafta sonra ya da bugun (bırakmaktan korktugum için birden başlayasım yok ) ingilizceye başlıcam.Gidiyoruz bakalım.Bundan sonra her şeyin daha güzel olacagını hissediyorum.Daygame falan bile başladım hatta bir ara yorum yapmıştım disiplin özgürlük yazısına.Trp cidden harika bir şey.Umarım 1 sene sonra her şey daha parlak olur.Burdan Mahmut abiye ve yöneticilere bize bu amme hizmetini verdikleri için teşekkürlerimi sunmak istiyorum.Genç bir kardeşiniz olarak okuyuculara ise bir şeyler söyleyecek olursam şunları söyleyebilirim;
    Daima gelişim içinde olun ve kendinizi zorlayın.Dota,lol gibi oyunları bırakın (lol diamond 1dim usta olacaktım,5 sene oynadım 1 senedir oynamıyorum,siktir ettim her şeyi).Aziz Sancar’ın dediği gibi zeka değil çalışma vardır.Bizim gençligimizi feminen buyruk masalları ve insanları ötekileştirme politikaları ile sindirdiler.Memur ol,devlete sırtını daya,evlen,ev araba al,öl.Fırsat vermemek çok önemli.Herkese siktiri çekin ve önünüze bakın.İvan Aleksandroviç Goncarov’un Oblomov kitabında bahsettiği ”masalları ve gerçek hayatı”ayıramayan insanlardan olmayın.
    ”Peri masalları onun kafasında gerçekle öyle karışmıştı ki,bazen farkına varmadan niçin masalın hayat,hayatında masal olmadığına üzülüyordu”–Gonçarov.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *