Her Erkek Aslında Eğlenen Ustadır

Tabii feminist propagandaya maruz kalmadan önce.

Bildiğiniz gibi kırmızı hap camiası her erkeğin aslında doğuştan az veya çok maskülen karakter özelliklerine sahip olduğunu, ancak bunun maalesef son 40-50 senedeki 3. dalga feminist hareket nedeniyle büyük ölçüde yok edildiğinden bahseder. Dolayısıyla eğlenen ustalık diye adlandırdığımız şeyi kullanılmaz hale gelecek şekilde törpüleyen de bu süreç.

Bunun kanıtlarından birisi küçük çocuklardır. Bir ilkokul bahçesine veya parka giderek oradaki küçük erkek çocuklarının kendi yaşıtı kızlarla nasıl uğraştığına bir bakın. Ve tabii kızların şikayetçi olmasına rağmen nasıl hala onlarla oyuna devam ettiğine… Benim diyen yetişkin erkek, hiçbir kıza bu kadar korkusuz ve özgüvenle yaklaşmaya cesaret edememiştir. Saç çekme, silgi atma, basit tekerlemelerle karşı tarafa takılma gibi bize şimdi çocukça gelen eylemlerin aslında eğlenceli ustalığın güzel bir versiyonu olduğunu düşünüyorum.

Peki nasıl oluyor da 8 yaşındaki halimiz kızlara yaklaşım konusunda 28 yaşımızdaki halimizden daha başarılı? Çünkü feminizm odaklı okul müfredatı henüz beynimize işlenmemiş. Sonucunda da bu ustalık “doğal” olarak ortaya çıkıyor, çaba göstermemize gerek kalmıyor. Erkekte fabrika çıkışı bir özellik kesinlikle.

İşte dün Tomassi’nin eğlenen ustalık yazısını  çevirirken çocukluk dışında da bu ustalığın doğal olarak ortaya çıktığı bir süreç daha keşfettim: hoşlanmadığımız kızlar. Ve bilin bakalım bu kızların çocukluğumuzda saçını çektiğimiz kızlarla ne gibi bir benzerliği var?

İkisinde de kızlara “yaranmak” gibi bir derdimiz yok. Kız hayatımızda olsa da olmasa da keyfimizden gram taviz vermiyoruz. Yani feminist propagandanın aksine kadına el pençe divan durup saygı gösterince değil, tam aksine ona çocuk muamelesi yapınca başarılı bir eğlenen usta oluyoruz. Hatırlarsanız Tomassi de bu ustalığı kızıyla arasındaki ilişkide keşfettiğinden bahsediyordu. O kız çocuğu olduğu için yaranma gibi bir kaygısı yok, bu da ustalığın rahat bir kafayla uygulanmasını sağlıyor.

Kendi hayatımdan bir örnekle destekleyeyim. Geçmiş bir saha raporu da diyebiliriz.

Bundan yaklaşık 6 sene önce ilk iş yerimde benden 2 yaş büyük bir hatunla tanıştım. Aynı hafta göreve başlamıştık. Bana göre güzel bir hatun değildi, HB5 diyeyim. Bu yüzden hatuna yürümek gibi bir niyetim yoktu. Zaten siz çok güzel bile olsa yine de iş veya okul gibi sosyal ortamlarda birine yürümeyin, reddedilme veya bir şeyler başlasa bile ilişkinizin yürümemesi durumunda itibarınız düşer. Bir hatun için riske girmeye değmez.

Lafı uzatmayayım, bu hatun işe resmen evlenecek adam bulmak için gelmiş. Her hareketinden bunu anlıyordum. Ortamda benim gibi 2-3 bekar adam daha var, yaş olarak en ufak bendim,  belki de bu yüzden ilk bana yürüdü. Fakat bu yürüme değil bildiğin tahrik etme hareketiydi.

Daha tanışmamızın ilk haftasında odama geldi, üzerinde dar bir pantolon, hatlar ortada. Odada sandalye mevcutken geldi benim masaya oturdu, kalçalar yarım metre yakınımda. Ben tabii içimde “oha amk napıyor bu?” diye düşünsem de aradaki resmi nezaketi bozmak istemedim. Önce bunun gözüme soktuğu kalçalara baktım, ardından kafamı kaldırıp gözlerine. O 4-5 saniyelik bakışmada yüzümdeki gülümseme ile ne yapmaya çalıştığını farkettiğimi ona gayet iyi hissettirmiştim. Ardından hemen “kusura bakmayın işim var” diyerek bilgisayarıma döndüm, pek de memnun olmayan bir ifadeyle odamı terketti.

Aradan birkaç hafta geçti, denk geldikçe yine konuşuyoruz. Ben tabii kendimi beğendirme gibi bir derdim olmadığı için şapkasına, kıyafetlerine, bazen de odasındaki eşyalarına takılıyorum. Gülüyor ama yüzündeki memnuniyetsizliği de farkediyorum, zira istediği iltifatlar etmek yerine sürekli kendiyle dalga geçen biri var karşısında.

Derken bir gün çalıştığımız yerden yaklaşık bir saat uzakta olan şehir merkezine gideceğini ve ben de orayı iyi bildiğim için kendisine rehberlik etmemi istedi, nasıl olsa ben de o haftasonu gideceğim diye kabul ettim. Hiç aklımda yokken 3-4 saatlik başbaşa bir buluşma gibi oldu, şehirde yeni olduğu için biraz gezdirip etrafı tanıttım. Tabii yine elini omzuma koymak, karşıdan karşıya geçerken güya beni korumak amacıyla elini belime atmak, söylediklerime kahkahalarla gülmek gibi ufaktan tahrik etme çabalarını hunharca sergiliyordu. Kıyafet yine şık ama malzemeyi belli eden cinsten. Fakat ben kafamda yürümek gibi bir düşünce olmadığı için yine esprili ve iğneli konuşmalara devam ettim. Yaptığı her flörtöz hamlenin ardından benden gelen umursamaz şakalardan sonra bardağı taşıran son damla, şehri tanımadığı için yaptığı saçma bir yorumla dalga geçmem olmuştu. Son yarım saatte beyaz bayrağı sallayıp konuşamayacak halde geldi. Yüzünde “ne yaparsam yapayım bundan ilgiyi koparamadım” der gibi bıkkın bir ifade vardı.

Ertesi hafta bu arkadaşın gezimiz sırasındaki acemiliklerini diğer iş arkadaşlarımızın da olduğu bir sohbet ortamında anlattım, o anda kendi de orada. Ben anlatırken zoraki gülse de meğer hassas ve narin egosu çok kırılmış. Kıyamam.

Bir sonraki gün gelip bana çok kırıcı olduğumu, kendisini üzdüğümü ve insanların içinde küçük düşürdüğümü söyledi. Anlaşılan o ki beni kendine çekmek için yaptığı flörtöz hatun taktikleri tutmayınca bu sefer de devreye acındırma ve suçlama yöntemi girmişti, böylelikle benim sempatimi kazanmak ve sevgili olamasa bile özür dileterek kendini reddedilmiş hissetmemek istiyordu.

Tabii ki özür dilemedim. “Ben böyle biriyim, daha dün takılmama gülerken bugün niye kızdın? Yanlış bir şey yaptığımı düşünmüyorum, zaten böyle alıngan biriyle arkadaş da olamam” deyip yanından ayrıldım. Klasik “bir kadına nasıl böyle yaparsın?!” utandırma taktiği de elinde patlamıştı. Zaten ondan sonra da merhaba, nasılsın gibi havadan sudan konuşmalar dışında pek görüşmedik.

Ve işin ilginci ne biliyor musunuz? Bütün bunları yaparken eğlenceli ustalık ve kırmızı haptan zerre haberim yoktu, henüz fişten çekilmiş olduğum bir dönem değildi. Ama kızın cinsellik kokan hareketlerle yaptığı her atağa verdiğim esprili ve umursamaz cevaplar ağzımdan otomatik olarak çıkıyordu, çünkü kadına karşı duygusal hislerin etkisi altında değildim. Ona “yaranmaya” çalışmıyordum.

Benim anlattığım eğlenen ustalığın boku çıkarılmış versiyonu, siz bu kadar abartmayın tabi. Romantizm yazımda da belirttiğim gibi sürekli geri çekilerek başarılı olamazsınız, arada kıza ödül verip ateşi harlamak gerek. Ben bunu hiç yapmadığım için kız doğal olarak dayanamayıp kaçmak zorunda kaldı. Halbuki eğlenen ustalıkta karşı tarafı aşırı gücendirmeden dalga geçmek var, ama benim onunla ilişki amacım olmadığından bunu dengeli uygulamadım.

Kıssadan hisse: Bunu yapmak zor olacak biliyorum ama yürüdüğünüz hatunlara sanki hoşlanmadığınız ve dünyada varlığı zerre umrunuzda olmayan bir kızmış gibi davranın. Her erkeğin geçmişinde mutlaka kendisine yazdığı halde beğenmediği bir kız vardır, o kıza karşı umursamaz ve alaycı davrandıkça nasıl sizin peşinizde gezdiğini düşünün. İşte bunu yerinde ilgi ve seyrek buluşmalarla soslayıp beğendiğiniz hatunlara da uyguladığınızda eğlenen ustalığı nirvanaya çıkarma yolunda en büyük adımı atarsınız. Çünkü bu yetenek zaten erkeğe verilmiş, özünüze dönün.

 

 

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Çeviri Manyağı

Sitenin anti-feminist ve gözlemci abisi, kardeşi. Kendisine thalesengeditor@gmail.com adresinden karı-kız meseleleri için ulaşabilirsiniz.

24 thoughts on “Her Erkek Aslında Eğlenen Ustadır”

  1. Sanırım blogdaki en sağlam yazılardan birisini yazmışsın.İnsan arkasına bakıp da takmadığı hatunların peşinden ayrılmadığı günleri anımsayınca düşüncelerine biraz daha hak veriyor.Eline sağlık.

  2. Şu “HOW TO GET LAID LIKE A WARLORD!” yazısını okudum ama kafama takılan bir şey var.

    Yazıda, biz sağlam frame ile kadınlara yaklaşınca, kadınların bizi direk yüksek değerli erkek olarak algılayıp, heyecandan ne tepki vereceklerini şaşırdıklarını, bu yüzden de “passive shit tests”(garip garip bakma, kafasını çevirme, ilgilenmeme, tersleme vs.) dediğimiz davranışları sergilediklerinden bahsediyor.

    Sizce bu ne kadar doğru ?

    Link de burada;

    https://www.reddit.com/r/TheRedPill/comments/5fihmu/how_to_get_laid_like_a_warlord_37_rules_of/

    1. Bazen doğru bazen yanlış. Yani bir erkek istediği kadar kendi frame’inde olsun her kadında aynı etkiyi yaratmaz. O yazıda katılmadığım şeyler var, bu tür olayların yüzde 100 başarı formülü varmış gibi konuşuyor.

      Amma velakin, yukarıdaki aşırı iyimser ve kendine güvenli tavrı takınabilen adam da kararında bir güvene ve iyimserliğe sahip adamdan daha fazla seks yapar. Eğer aşırıya kaçacaksanız böyle iyimserlik ve kendine güvende kaçın, kötümserlik ve çekingenlikte değil.

  3. hocam,

    sık sık feminist propagandadan, feminizm odaklı okul müfredatından, feminizm bombardımanı altında büyümüş bir erkek neslinden bahsediyorsunuz. tüm bunlar nedir örneklerle açıklayabilir misiniz? dünya genelinden ülkemize doğru bunun örnekleri nelerdir? erkeklerin maruz kaldıkları yanlış (feminen) yetiştirilme şekilleri, yöntemleri nelerdir? vs. vs.

    okuldan işe, evden devlet dairelerine, meydanlardan toplu taşımalara, tatil yerlerinden askeriyeye kadar kısacası hayatın her yerinde karşımıza çıkabilen, feminizm kokan şeyleri somut bir şekilde bize gösteren bir yazı yazsanız?..

    1. +1’imle katılıyorum. daha somut bir ifadeyle dile getirmek gerekirse, feminizme olan nefretim beni kadın düşmanı yaptı. bundan dolayı mgtow felsefesini benimsedim. benefitimi yükseltmek tek amacım oldu.

      1. Feminizmin amacı da zaten sizi kadın düşmanı yapmak ki iki taraftan ataerkil düzenin temel taşı aile yıkılsın. Ekmeklerine yağ sürmeyin.

        Unuymayın ki ABD ve İngiltere gibi 3. dalga feminizmin azgın olduğu yerlerde bile kadınların sadece %7si kendini feminist olarak tanımlıyor! Kadınların %90dan fazlası kadın – erkek eşittir demesine rağmen. Yani feminiklerin iddia ettiği gibi kadın erkek eşitliği = feminizm dolmasını kadınlar bile yemiyor.

        3. dalga feministler kadınlar içinde çok örgütlü, güçlü ama feci şekilde azınlık bir grup. Onlar yüzünden genel kadın nüfusundan nefret etmeyin.

      2. Hapı ilk aldığında bu kızgınlık normal, zamanla geçer. ABD ve İngiltere gibi batılı ülkelerde işin boku çıkmış olsa da ülkemizde hala kadın erkek rollerinin sağlıklı şekilde yürüdüğü ilişkiler var çok şükür. Üç beş tane saçını mora boyatmış feministe bakıp kadınları yargılamayın. Biz burada kadınları düşman belleyin diye değil psikolojik yapılarını öğrenin de ona göre hareket edin ve daha sağlıklı ilişkiler kurun diye yazıyoruz. Oyunu öğrenin, size iyi gelecek kadınları bulmak için kullanın

      3. @Cuneyt Dostum neden kadın düşmanı oluyorsunuz anlamıyorum. Kırmızı hapı tam olarak içselleştirmiş erkek kadınlardan nefret etmez, aksine kadınların çalışma prensibini anlayıp onları böyle sever. Kırmızı hap nedir bilmediğim zamanlarda kadınlara negatif gözle bakmazdım (red yesem bile olsun der geçerdim) çünkü tam olarak şu anki kadar olmasa da temel bir mantalite vardı bende. Kırmızı hap ile tanıştıktan sonra kadınları daha çok sevdim diyebilirim açıkçası. Çalışma prensibini bildiğin arabaya hararet yaptı diye kızmazsın değil mi, bu şekilde düşün.

    2. Bu arada feminizm bombardımanından değil feminen – öncelikli propogandadan bahsediyoruz genellikle. İkisi alakalı ama aynı şey değil.

  4. Bu konuda Rollo Tomassi’nin bir diğer yazısı olan Alfanın Kökeni yazısını tavsiye ederim :

    Kimsenin 5 yaşında sağlıklı bir oğlan çocuğuna nasıl Alfa davranmasını öğretmesine gerek yok, o bunu kendi başına kavrayabilir. Çeşitli durumlarda bu minik Alfalar çevrelerini keşfetmeye, risk almaya, neyin çalışıp neyin çalışmadığını denemeye, sonuçları kendisine zarar verecek ya da kendisini yok edecek olsa da çalıştığını düşündüğü şeyleri uygulamaya isteklidirler. Bu kendisini tek teker bisiklet sürme denemeleri ya da babasının bilgisayarını kurcalama olarak gösterebilir, ama bu ham ve rasyonel olmayan özgüven, Alfa kasıntıları, çeşitli derecelerde de olsa erkek olmanın kendine has bir durumudur.

    Yetişkinlerin yapabilme kapasitesi olan soyut düşünce ile engellenmemiş bir oğlan çocuğu (bu kapasite 3 yaşından 21 yaşına kadar gelişir) Alfadır ve hep öyle olacaktır. O, kimseyi takmayan bir Alfadır ve onun içindeki Alfayı dize getirip onu acınası bir betaya çevirmek ve varlığını garanti altına almak için feminen buyruk, bir dünya sosyal koşullamanın bastırmasına ihtiyaç duyar. Tam da bu nedenle dünyanın Alpha Buda /Corey Worthingtonlarının ham, sorumsuz, bastırılamaz, vurdum duymaz Alfa enerjisi bizi bu kadar rencide eder.

  5. İlkokul örneğiyle beraber farkında olmadan yaptığım eğlenen ustalıklarımı hatırlamam ve üniversitedeki rezalet set açmalarım geldi aklıma… PUA ile ilgili ve aynı konuda yazılar bekliyoruz.

  6. Eğlenen ustalık 1990lı yılların ortalarına kadar filmlerdeki esas oğlanın esas kıza karşı varsayılan modu idi. İlk karşılaştıklarında erkek kadını çileden çıkarırdı. Han Solo da böyleydi, Kara Murat da. Aradaki arabesk faciasını saymayacağım. Sonrasında ise genelde esas oğlanın ilk görüşte hayatının aşkına çarpıldığı ve aşkından şapşallaşıp sakarlaştığı bir senaryoya geçtik. Özellikle romantik komedilerde.

    Bir de eskiden filmlerin esas oğlanları sigmalar idi (egemenlik hiyerarşisini ve bunun tepesindeki alfaları siklemeyen müzmin bekar alfalar) şimdi ise kadın fantazisi olan sonradan evcilleşen serseri alfalar ya da aşkını elde etmek için hayatını adayan betalar.

    1. Top Gun bu dediğine çok iyi bir örnek. Film boktandı ne yalan söyleyeyim ama sırf Tom Cruise ve o sarışın piliç için izlenebilecek bir film 😀

      1. İçinde F14A Tomcat ve alfa dog savaş uçağı pilotları olan bir film nasıl kötü olabilir ?!? Tomcatler emekli oldu, Val Kilmer dombili biz de kazık kadar adam ama Tom Cruise yine aynı.

        Not : Kelly McGillis (senin sarışın) aslen lezbiyenmiş.

  7. Kız babası olarak çocuk parklarını turlayan biriyim ve sahada durum kötü beyler. Elbette doğal 5 yaş alfalığı hala mevcut ama çocuklar hiç yetişkinsiz oynayamadıklarından erkek çocukların sürekli törpülendiğine şahit oluyorum ve 5 yaşında bile betalaşmış bir sürü çocuk görüyorum. Bu çocukların babası olacak sümsüklerden birini birgün tepeleyeceğim sinirden. Oğlan benim kıza hakettiği bir kabalık yapıyor ben (biraz kızım kendi başının çaresine bakmayı öğrensin biraz da haksız birşey yaparsa karşılığını göreceğini bilsin diye) ağzımı açmıyorum herif gelip çocuğa zorla özür diletiyor. Ne olursa olsun kızlara öyle davranmamalıymış. Embesil herif kendi oğlunu iğdiş ediyor.

    1. Haha bu çok iyi hocam ya 😁 ben çocuklarda var hala diyordum ama demek onları da kaybettik.
      Dediğin sözü ben yazıda uzun uzun anlatmıştım, sen özet geçmişsin eline sağlık.

  8. Beta davranis aliskanliklarindan kurtulmak isteyipte canli ornek, fikir gormek isteyenlere: Casino Royale, The Thomas Crown Affair, Top Gun, Chocolate, Miami Vice filmlerini ve Supernatural dizisini onerebilirim. Basrollerin her cumlesine, her tavrina dikkat edilmeli. Hepsi birer eglenen usta.

    1. Daniel Craig de gayet iyi ama klasik eğlenen usta / alfa için Bond’un Sean Connery versiyonlarını tavsiye ederim.

      Adam nasıl bir maskülinite protatipi şu aşağıdaki haberden anlayın artık 😀

      Dr NO! Millennials watching classic Bond movies for the first time blast ‘sexist’ and ‘racist’ plots online – and describe Sean Connery’s 007 as ‘basically a rapist’

      Sean Connery’nin Bond filmlerini izleyen milleniallar karakteri cinsiyetçi, kadın düşmanı ve hatta tecavüzcü buluyormuş!

      1. Evet ama Casino Royale’in senaristi kesin bu isi biliyor. Diger ajan kadinla girdigi diyaloglar da testleri muthis bi sekilde geciyor. Bir de kumar da mafyanin arabasini kazandigi sahneden sonra mafyanin sevgilisini eve davet etmede ki cumlesi ve tavri super.

        Soylemeyi unuttum, Die Hard serisi de mukemmel. The Mentalist dizisi de guzel.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *