Bill Burr – Meriçler ve kızgın karıları / kız arkadaşları

Bill Burr’dan, karılarından korkan sünepe erkekler ile ilgili harika bir skeç.

Metni:
Karımla iyi geçinmeye çalışıyorum … işleri alttan almaya.

İlişkimde götlüğü azaltmaya …

Pilot ateşini tamamen söndürmüyorum tabii. İçimde biraz savaş bırakıyorum … O kılıbık erkek olmayacağım … Oracıkta durup “sanırım tatilde kurabiye yapıyoruz” diyen. Şu düşük omuzlu eleman …

“O … o şeyleri yapıyor işte benim de onların üstüne toz şeker serpmem gerekiyor.”
“O kadar lezzetli olduklarını bile düşünmüyorum”

Hayır, ben bazen kuyruğumu dik tutuyorum … bazen görmezden geliyorum. Ayarlamanız gerek … biliyorsunuz.

Geçen gece kavga ettik, bana çok kızdı ve “biliyor musun, gidip aşağıda (koltukta) uyuyabilirsin”.

İnanamıyorum. Hayatım boyunca duyduğum en küstah şeylerden biri.

İnanabiliyor musunuz, bir yetişkin, diğer bir yetişkine nerede uyuyacağını söylüyor.

“biliyor musun, gidip aşağıda (koltukta) uyuyabilirsin”

Ne yani ayağa kalkıp Linus (Linus van Pelt) gibi battaniyeyi kapıp “TAMAM

“AŞAĞIDA NEREDE BU ARADA. BURASI AŞAĞIDA MI ORASI AŞAĞIDA MI?”

“NEREDE YATAYIM?”

“Kafayı mı yedin, aşağıda falan uyumuyorum.”

“Nerede uyuyacaksın peki!” … “Nerede olacak ya, her gece uyuduğum yerde.”

“Yatağın senin olmayan siktiğim tarafında istersem.”

“Ne yapacaksın! Ben senden daha iriyim.”

“Çarşafa yapışacağım gel beni at … Gıdıklamak yok … Eeghhh”

“Bana nerede uyuyacağımı söyleme (kadın) … nerede istersem orada uyurum”.

Hatun “sen bana nerde uyuyacağımıs söyleyemezsin”. “İNSANLARA NEREDE UYUYACAKLARINI SÖYLEYEN BEN DEĞİLİM”

Bildiğin ilişki kavgalarından biri idi. Gecenin ikisi … İkiniz de yarı çıplaksınız. Hatun sütyensiz, sizin taşaklardan biri bokserdan sarkıyor …

“BUNU SÖYLEMEM LAZIM … KENDİMİ AŞAĞILANMIŞ HİSSEDİYORUM!”

Evet gerçek ötesi. Beni öldüren de dışarda öyle erkekler var. Bu boku gerçekten dinliyorlar.

Evet adama dersin “hey Simon nasılsın?” …

“Biliyorsun … son birkaç gündür kanepede uyumak zordu … ne demek istediğimi biliyorsun değil mi?”

Hayır! Bilmiyorum.

Anlamıyorum.

Kendini o duruma nasıl soktun?

Neden korkuyorsun ki?

Hayır dersen ne yapacak ki?

Seni boğarcasına mutfak masasına mı yapıştıracak?

Tamam anlıyorum eğer UFC, MMA bokunu yapan bir kadınla birlikte iseniz …

hatun nerde yat diyorsa orda yatacaksın tabii .. mecburen …

Size gelecek siz de .. TAMAM … TAMAM …

Böyle vurarak … Daha kötüsü sizi boğup bayıltır …

11 dakika sonra koltukta ayılırsınız böyle …

Ceketinizi kanepenin arkasından alıp “bunu yapmasından nefret ediyorum”

“Yani, adil değil bu”

“Hiç normal bir insan gibi tartışamıyoruz”.

Burda birine konuşacağım … gerçekten kapenede uyuyan birine. Bu birinci korku.

At pencereden dışarı. Hatun sizi fiziksel olarak ezemez.

Bu gitti, diğer korku ne? Hatun seksi kesecek?

Siktir et. Etkisiz hale getir.

En boş tehdit.

Önünde yap … “KATIL BANA …”

Bu tehditi hiç anlayamadım.

Sanki biri buzdolabının etrafına zincir sarıyor ama

cebinizde zaten bir sandeviç var. Doğru değil mi?

Hiç bitmeyen bir sandeviç.

İncilsel birşey sanki İsa ekmek dağıtıyor .. ya da her neyse.

Yani son olarak yapabileceği şey ne? Ne yapacak? Trip atacak?

Bununla başa çıkamayacak mısınız yani? TV’nin yanından size bakmadan geçecek?

Mutfakta sadece kendine birşeyler hazırlayacak? Kimin umrunda.

“Hayır benim karım yapar .. ben ben sadece orda otururum …

“Ah yine geliyor, TV’nin yanından geçiyor”

“Hatun cidden çok kızgın olmalı”

Hatun beni bir kere bile vurup yere sermedi! Hiçbir kere!

Bill Burr – Annelik dünyanın en zor mesleği (!)

Kadınların birbirlerine sürekli söyledikleri ve kimsenin de düzeltmediği bir yalandır anneliğin dünyanın en zor mesleği olması. Üstad Bill Burr üzerinden pijamalarını çıkarmadan yapılabilecek bu işin neden dünyanın en zor mesleği olmadığını kendi üslubu ile çok güzel anlatıyor.

Evli ve mavi haplı

Dün Ekşi Sözlükte kadın siniri ile mücadele başlığında bulunan aşağıdaki entryi görüp (adam siler falan diye buraya tamamını taşıdım), bir tweet attım.

Olay evlilik hayatı ile ilgili ve yazar 40 yaşında. Bu sitenin okurlarının yarısı (48%) 25 yaş ve altında, yüzde 40’ı da 35 yaş ve altı. Bu nedenle çoğunuz daha evlilikten uzaksınız fakat yazıyı mutlaka okuyun ve mavi hap mentalitesi ile evliliğe girerseniz başınıza ne geleceğini görün.

Okumadan önce uyarayım, “eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var” kısmından itibaren olay dramadan korku filmine dönüyor  :

gençken insan uğraşıyor ediyor durum düzelsin diye ama kırk yaşına gelince hiç çekilmiyor arkadaş.

hanım diyor ki beni sen delirtiyorsun, sana o yüzden bağırıyorum; tamam da arkadaş, benim de öfkelendiğim zamanlar oluyor, bugüne kadar hiç sesimi yükseltmedim sana, saygımızı kaybetmeyelim diye tek kelime argo söz kullanmadım, bu nasıl oluyor? tasvip etmediğim birşey olunca, kılıçdaroğlu modunda “doğru bulmuyorum” diyorum ama tüm evliliğimiz boyunca hiç bir falsom olmamasına rağmen, mesleki kurstan tanıştığım bir bayan sabah whatsapp’tan bir kitap indirimi ile ilgili mesaj atınca benim ne zamparalığım kalıyor, o günahsız kızın ne orospuluğu; kursa hatun bulmaya gitmekle suçlanıyorum, evde sabahın köründe bağırış çağırış kıyamet kopuyor; ağzımı açıp bir şey söylemeye kalksam “zeytinyağı gibi üste çıkmakla” suçlanıyorum; bu nasıl oluyor?

perşembe gecesi evde, cuma sabahı beşe kadar çalışmış, hazırlanıp sekiz uçağı ile antalya’ya gidip duruşmalara girmiş öğleden sonra ankara’ya dönüp toplantıya katılmış, oradan zorunlu bir yemekli çalışmanın ardından gece onbirde yorgun argın eve girmişim; ayağımda on sekiz saattir aynı çorap daha dururken “ben evde çok sıkıldım, bunaldım” diye trip atıp, kavga çıkartmak neden?

bu başlığın ilk entrysi çok doğru; ben dahil biz erkeklerin çok kusuru, günahı vardır elbette; kadına şiddet hiçbir şekilde kabul edilemez ama kadının erkeğe şiddetinin de konuşulması lazım.

çevremde iyi eğitimli, sosyal durumu düzgün arkadaşlarıma bakıyorum; efendi adamların ağzına ediyor kadınlar; buradan elbette kadına kötü davranılsın mesajı çıkmasın ama bir kadın, erkeği eline geçirdi mi kedinin, yumakla oynadığı gibi oynamaktan çekinmiyor arkadaş; hele bir de evlilik olursa önce arkadaşlarından, sonra ailesinden koparmaya, yerine kendi ailesi ve arkadaşlarını koymaya çalışıyor; akşam evde erkeğin istediği dizi bile izlenmiyor; eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var; karşı çıkmaya kalktığında karısı öyle bir kıyameti koparttı ki çocukcağız sırf ağzının tadı kaçmasın diye yıllardır hafta içi hemen her gece aptal programlardan kendisi aptallaştı.

ortalama türk kızı ve kadınının, evlilik ile tavan yapan, bir erkek ile birlikte olduğunda neler yapması gerektiğine dair çok kötü hazırlanmış bir ön programı var; sevgililik, nişanlılık ve evlilik, kadın için mülkiyet ilişkisi üzerinden yürüyor; erkeği sahiplenmek, onun hayatını sahiplenmek, dünyasını onunla sınırlamak, öyle ki ne kendisi ne de erkek için nefes alacak en ufak bir boşluk bırakmamak; herşeyi birlikte yapmaya çalışmak, erkeğe bir mahremiyet alanı bırakmamak; saat başı arayıp kontrol etmek; sosyal medya hesabı açtırmamak, açtığı varsa sürekli kimlerle arkadaş olduğu ve paylaştıklarını takip etmek (bu arada kendisi ınstagram başta bir yığın sosyal medya sitesinde fink atmak) erkeğin, arkadaşları ile birlikte arada bir vakit geçirmesine engel olmak, es kaza program yapmışlarsa sürekli arayıp mesaj atarak trollemek; sürekli bitmez bir ilgi beklentisinde olmak, yoksa trip atmak; çok mu yazdım? bence az bile.

bizde ne erkek çağdaş bir birey olabiliyor ne kadın maalesef; birey olamayan erkek, kadına fiziksel şiddet uyguluyor, birey olamayan kadın da erkeğe psikolojik şiddet; ikisi de kabul edilebilir şey değil ve özellikle kırk yaşında hiç çekilmiyor.

Eğer evli bir erkekseniz ve evlilik hayatınız buna yakın ise, sizin acilen Skeptico’nun Dırdır serisi yazılarını okumanız lazım. Evlenmeye hazırlanan her erkeğe kitapçık olarak basılıp verilmeli o seri.

Daha önce bir yerde söyledim, Matrix’ten kırmızı hap ile uyandığınızda kendinizi bulabileceğiniz en zor ve acı pozisyon, mavi hapla evlenmiş ve yıllarınızı evli ve mavi haplı geçirmiş biri olarak kendinizi bulduğunuz pozisyondur. Fakat bu pozisyon ne kadar zor olsa da, 60 yaşında bir mavi haplı dede olmaktan daha iyidir.

akşam evde erkeğin istediği dizi bile izlenmiyor; eş baskısı nedeniyle acun’un programlarını izlemekten kurdeşen olan arkadaşım var; karşı çıkmaya kalktığında karısı öyle bir kıyameti koparttı ki çocukcağız sırf ağzının tadı kaçmasın diye yıllardır hafta içi hemen her gece aptal programlardan kendisi aptallaştı.

Şunu okuyana kadar beni en çok şaşırtan erkek, karısı kendisi ile seks yapmadığı halde, hala ona mükemmel bir kadın diyen ve yana yana o kadını tekrar kendisi ile yatmaya nasıl ikna edeceğim diye araştıran erkek tipi idi. Geçenlerde Bettina Arndt‘ın ICMI 2017 Keynote konuşmasını dinliyordum. Kadının Avustralyalı evli erkeklerin seksiz evliliklerinin dramını gösteren kitabını okuyan bir Arjantinli gazeteci, Arndt’ı arayıp şöyle sormuş :

“Avustralyalı erkeklere inanamıyorum. Bizde böyle birşey olsa o erkek hemen kendisine bir metres bulur”.

Bu seksiz evlilik benim başıma gelmedi ama benim böyle bir problemim olsa, hiç düşünmeden karıyı boşama işlemlerini başlatır ve bu arada da gider dışarda seks yapmaya başlardım. Sonuçta Türk Yasalarında seksizlik boşanma sebebi olarak sayılıyor. Ama bu erkeklerin derdi yasa değil zaten, ONEitis ve mavi hap.

Hadi televizyonu kaptırdın diyelim ama yukarıdaki erkeği, hiç sesini çıkarmadan anahtarlarını alıp akşam dışarı çıkmaktan alıkoyan nedir onu da anlamak da zor. Kadın kıyameti koparıyor ne demek? Ya tamam, Türkiye Tekvando Şampiyonu gibi bir kadınla evlisinizdir, kapıya yönelirken uçan tekme ile yere serilir, koltukta kendinize gelirsiniz anlarım. Ama yüzde 99umuz, yanılıp şaşırıp fiske vursa idik yeri öpecek kadınlarla evliyiz. Yani sırf bağırıp çağırma ile duran adam, aşırı mavi haplıdır.

 

Eskiden bu erkeklere kılıbık denirdi ve sayıca azlardı. Sanki şimdi norm bu adamlar olmaya başladı. Bill Burr’un yukarıdaki videoda dediği gibi, bu yazıda yazdığın duruma gelmek için ne yaptın sen arkadaş!