Dopamin Detoksu / Orucu

Dopamin doğanın tüm hayvanlara doğru yolda olduklarını bilmeleri ve onları doğru yolda tutmak için geliştirdiği bir hormon. Birçok insan dopamini bir işi başarınca salgılanan bir hormon olarak biliyor ve evet dopamin bu durumlarda da salgılanıyor. Ama dopamin hormunu asıl hedefe giden her köşe taşına ulaştığınızda veya kendinizi o hedefe doğru yürüyor hissettiğinizde salgılanıyor.

Sosyal medyanın hayatımızın merkezine bu kadar yerleşmesinin sebebi, dopamin sistemini, insanları sosyal medyaya bağlamak için kullanması. Bu hiç de tesadüf eseri olan bir şey değil. Daha fazla reklam görmeniz için mümkün olduğunca sosyal medyada kalmanızı sağlayan algoritmaların ve mekanizmaların tamamı bu tür nöropsikoloji çalışmalarının sonucunda tasarlanıyor.

Bir insan sosyal medyada bir paylaşım yapıp like aldığında, beyni dopamin salgılıyor. Aslına bakarsanız sosyal medya ya da mesaj uygulamalarının notifikasyonları da size dopamin sağlıyor. Burada mekanizma B.F. Skinner tarafından 1930’larda tanımlanan değişken ödül çizelgeleri (variable reward schedules). Ödül rastgele / şansa bağlı bir şekilde verildiğinde (kumarhanelerdeki slot makinelerinde ya da sosyal medyada olduğu gibi) ve ödülü kontrol etmek kolay bir iş ise, dopamini tetikleyen davranış alışkanlık haline geliyor.

Peki kolay yoldan dopamin almanın zararı ne? Zararı sizi dopamine karşı hissizleştirmek ve hemen her zaman çok daha fazla gerçek ödüle sahip, daha zor ama daha az dopamin salgılatan kaynakların artık bir gereğinin kalmaması.

Dopamin bahsettiğimiz gibi şu an harcadığınız emeğin, hedefinize ulaşmanıza katkıda bulunduğunu düşündüğünüzde salgıladığınız bir kimyasal. Üniversite sınavına çalışırken hergün planladığınız gibi 5 saat ders çalışmak dopamin (dopamin) salgılatacaktır. Bu salgılama ise size o yolda yürümek için gerekli “zihinsel enerjiyi” veren şey. İçsel ödül mekanizması.

Peki siz bu ödülü bir telefon ekranını sıklıkla kontrol ederek alıyorsanız, düzenli ders çalışıp başarılı olmak gibi zor bir şeyden dopamin kazanmanıza ne gerek var ki?

Beyindeki dopamin seviyesinin sert bir şekilde yükselmesi ya da uzun süre yüksek kalması zaman içinde beyninizdeki dopamin alıcılarını azaltabilir. Ne kadar az alıcınız varsa, hayatınız için önemli hedeflerin peşinde koşmanın vereceği dopamini o kadar az hissedersiniz ve sosyal medya gibi uyaranlara daha bağımlı hale gelirsiniz.

Peki bunu tersine çevirebilir misiniz? Evet. Eğer aşırı şeker içeren besinlerden bir ay uzak durursanız, bir avuç çilek size en sevdiğiniz dondurma kadar zevk verecektir. Aynı şekilde sosyal medyadan uzak durursanız, planladığınız gibi 2 saat ders çalışmak size binlerce like almışsınız gibi zevk verecektir.

Bu nedenle dopamin detoksu yapmalısınız. Aslında dopamin detoksu yanıltıcı bir isim zira aslında dopamin değil, aşırı dopamin salgılatan, faydasız ve bağımlılık yaratıcı aktivitelerden uzak durup kendinizi gerçek hedeflerin yolunda yürümekten gelen dopamine mecbur bırakıyorsunuz.

Bunun için yapmanız gereken ilk şey sizde yaptıktan sonra stres yaratan, dengenizi bozan ve bağımlılık yapan şeyleri sıralamanız. Günümüzde bu gruba giren en yaygın şeyler şunlar:

  1. Duygusal yemek yeme alışkanlığı.
  2. Sosyal medya
  3. Bilgisayar oyunları
  4. Alışveriş
  5. Heyecan peşinde koşma
  6. Kumar
  7. Uyuşturucu
  8. Porno ve mastürbasyon

Dopamin orucu, dopamin salgılamamak için rahibe dönmek değil (arada onu yapmanın yararı da var(*)) bu şeylerden uzak durmakla alakalı. Bu konuda yapabileceğiniz şeyler şunlar:

Hergün saat 09:00’dan ya da en geç 10’dan sonra telefonunuzdan uzak durun. Cep telefonunuzu yatağınızın yanına koymayın.

Günlük sosyal medya kullanımınızı bir saatin altında tutun.

Her hafta en az bir gün sosyal medyadan tamamen uzak durun. Bunu zamanla arttırın ve haftada en az üç gün sosyal medyadan uzak durun.

En az bir sosyal medya platformundan tamamen çıkın. Bu konuda en gereksiz ve zararlı algoritmalara sahip olan twitter’dan tamamen çıkmanızı şiddetle tavsiye edeceğim. Tüm sosyal medya platformlarında olmayın. Instagramdaysanız Facebook’ta, Facebook’taysanız Instagramda olmayın.

Tüm sosyal medya uygulamalarının notifikasyonlarını kapatın. Mesajlaşma uygulamaları için de aynı şeyi tavsiye edeceğim. İş yerindeyken sosyal medyanızı kontrol etmeyin.

Pornoyu tamamen bırakın. Porno özellikle günümüzde özellikle erkekler için alkol kadar yıkıcı bir bağımlılığa döndü. Bir daha hiç porno izlemeyin. Mastürbasyonu ise haftada 2’ye indirin. Yılda bir veya iki ay da tamamen mastürbasyon orucu tutun.

Ayda bir veya iki gün, tüm sosyal medya, internet, mastürbasyon, abur cubur, alışveriş, vs. gibi şeylerden tamamen uzak durun. Bu günlerde telefonunuzu da sadece aramaya açık tutun ve internetini kapatın.

Bu dediklerimi yapamam diyorsanız tebrikler, siz çoktan bağımlı olmuşsunuz. Sosyal medyadan ciddi para kazanmıyor ama ondan iki gün uzak duramam diyorsanız, siz sosyal medya bağımlısısınız.

Yukarıdakiler sizin ödül ihtiyacınızı karşılamayı bıraktığında, boşluğu spor yapmakla, ders çalışmakla,işinize / ek işinize konsantre olmakla, yeni alışkanlıklar edinmekle doldurun. Karbonhidratları pastadan, dondurmadan, şekerlemeden almayı bırakıp meyveden sebzeden almaya başlamanız gibi dopamin tetiklemelerini sosyal medyadan, pornodan, abur cuburdan almayıp kendiniz için bir şey yapmaya başlayın.

Gençliğinizde dopamini sanal ateşleyicilere bırakıp bu nedenle hedefleriniz için çalışmayı ne kadar ihmal ederseniz, ilerde o kadar doyumsuz, yetersiz ve mutsuz bir hayata sahip olacağınızı unutmayın.

(*) – Yılda bir veya iki kere bir veya iki haftalık %100 rahip modu işinize yarayabilir. Mesela bir haftalığına dağcılık yapmak, tatile giderken interneti ve telefonu geride bırakmak, vs.

Ayrıca Andrew Huberman Notları – Nöroplastiste ve dopamin sistemi ile beyni yeniden kablolama ve Pornoyu Bırakmanın Çok Kolay Yolu kitaplarına da bakabilirsiniz.

Beni engelledi, ne yapmalıyım?

Flört ettiğim kişi/eski sevgilim/sevgilim beni engelledi, ne yapmalıyım?

Ayrıntıya girmeden önce kısa cevabı hemen vereyim:

Sizi engelledi ise bu engeli aşmaya çalışmayın!

Bu kişi sizi bir iki kanaldan engellediyse sizi ENGELLEMİŞTİR! Başka kanallar açık olsa bile. “Whatsapp’da instadan engelliyim ama Facebook açık oradan yazayım” demek, kapıyı pencereyi kilitledi ama bacadan gireyim demek gibidir.

Sizi engelleyen birine ulaşmaya çalışmayın! Özellikle sanal ulaşım yollarından tamamen engellendiyseniz, malum kişi ile konuşmak için evine ya da iş yerine gitmeyin!

Durumunuzu anlıyorum. Başınıza böyle bir şey geldiğinde duygularınızın esiri olursunuz ve hemen bir şey yapmanız gerektiği konusunda aşırı bir kaygı tüm benliğinizi sarar. Malum kişiyi tamamen kaybettiğiniz ve eğer şimdi bir şey yapmazsanız onun sizden sonsuza kadar uzaklaşacağı fikri zihninizi esir alır. Hemen bir şey yapma ihtiyacı hissedersiniz. Onunla hemen şimdi konuşmanız gerektiğini düşünürsünüz. Ve eğer onunla sosyal medyadan ya da telefonla konuşamıyorsanız aklınıza onun evine veya iş yerine gitmek gelebilir.

Fakat eğer bu düşüncelere yenilip malum kişinin kapısında biterseniz, onun size karşı öfke ve hatta tiksinti duymasına neden olabilirsiniz. Bazı durumlarda sizi polis çağırmakla tehdit edebilir hatta size karşı şiddete başvurabilir.

Neden?

Her şeyden önce sizi engelleyene ulaşmaya çalışırsanız, bu sizi insanların peşinde koşan ezik bir kaybeden gibi gösterecek. Karşınızdaki size beni rahat bırak deyip azıcık nefes bile alamıyor. Karşınızdaki kim olursa olsun sizi böyle ezik biri olarak görmesini istemezsiniz. Karşınızdaki kim olursa olsun sizin kendini kontrol edemeyen, zayıf ve başkalarına saygısı olamayacak kadar kendisine saygısı olmayan biri olarak görmesini istemezsiniz. AMA DAHA ÖNEMLİSİ siz kendinizi böyle kontrolsüz, zayıf ve ve başkalarına saygısı olamayacak kadar kendisine saygısı olmayan biri olarak görmek istemezsiniz.

Malum kişi sizi engellediğinde bu engelin etrafından dolaşmak için e-posta göndermek, el yazısı mektup yazmak, araya birini koyup ona ulaşmaya çalışmak veya fiziksel olarak onunla konuşmaya çalışmak kesinlikle yapmamanız gereken şeyler. Zira sizi engellemesinin amacı, sizin onunla irtibata geçmenizi engellemek. Sizi engellemesi, “bana ulaşma seninle görüşmek istemiyorum” demek. Bu engeli aşmak malum kişinin size olan saygısını daha da azaltacak. Ayrıca böyle ezik ve muhtaç davranmak sizi daha da itici yapacağı için malum kişinin içinde hala bir miktar ilgi varsa bile bu ilgi de ciddi oranda azalacak.

Neden engellendiniz?

Çoğu insan fazla peşinden koştuğu, hayırdan anlamadığı, karşısındakini bunalttığı için engellenir.  Bu durumda engeli aşmaya çalışmanın ne kadar aptalca olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Delilik, aynı şeyi yapıp durmaya devam edip farklı sonuçlar beklemektir. – Albert Einstein

Engellenme nedeniniz malum kişinin acı çekmesi de olabilir. Mesela eski sevgilinizdir ve ayrılık acısı çekiyordur.

“Eğer durum buysa, bunu düzeltmek kolay. Ona ulaşayım ve acısını hafifleteyim.”

HAYIR!

Eğer sosyal medyada veya mesajlaşma uygulamasında sizi çevrimiçi görmek onun canını acıtıyorsa, artık sizin hayatınızda olmadığınız gerçeği de onun canını acıtacak. Sizi engellemek bu acıyı dindirmeyecek. Ve eğer siz engellendiğinizin farkına varsanız bile ona ulaşmazsanız, ayrılık acısını daha da şiddetli hissetmeye başlayacak. Ayrılığın bedelini daha da şiddetli hissetmeye başlayacak. Bu nedenle ONA ULAŞMAYA KALKMAYIN! Ona ayrılık acısını yaşama fırsatını verin. Bu sizin için iyi bir şey.

Malum kişi sizi ona başka yollardan ulaşmanız için engellemiş olabilir, sizin üzülmemeniz için sizi engellemiş olabilir, size ders vermeye çalışıyor olabilir, vs. vs.

Aslına bakarsanız engelin nedeni sizin için bir iki istisnai durum hariç önemli değil. Siz, sizi engelleyene ulaşmayın.

Engellemelerin Birçoğu Geçicidir.

Eğer siz engeli aşmaya çalışmazsanız, engel sıklıkla geçici bir şeydir. Malum kişi engeli aşırı tepki verdiğini ya da fazla ileri gittiğini düşünerek geri kaldırabilir. Bir hareketinizi daha sonra yeniden düşünüp ondan pişman olabilirsiniz. Özellikle karşınızdaki kişiyi yanlış değerlendirdiğinizi düşünürseniz. Eğer malum kişi sizi engellediğinde ona ulaşmak için harekete geçmezseniz, ona istediği uzaklaşmayı verirseniz, bu durumda ona ve kendinize gerçeklikle bağı sağlam ve duygusal olarak güçlü biri olduğunuzu gösterirsiniz.

Gerçeklikle bağı kopuk ve duygusal olarak zayıf bir insan, engelleme ile karşılaşsa bile, genellikle kapıyı yumruklamaya ve beni içeri al diye yalvarmaya devam eder. Karşısındaki “şu an seninle konuşmak istemiyorum” dese de “hayır, beni içeri alacaksın” diye bağırır ve kapıyı yumruklamaya devam eder. Böyle davranmak çok itici ve zayıflık göstergesi. Aynı zamanda gerçekten de rahatsız edici.

Sırf bu ısrarcılık, hayırdan anlamama, engellensen bile kapıyı yumruklama yüzünden, karşınıdaki sizi geri dönüşsüz silebilir. Kim gerçeklikten kopuk ve yapışkan birini hayatında ister ki? Kim gerçeklikten kopuk ve yapışkan biri olmak ister ki?

Yapışkan, kendini zorla kabul ettirmeye çalışan insan zayıf ve iticidir. Mesafesini koruyan, karşısındakine yapışmayan ve onun sınırlarını ihlal etmeye gerek kalmayacak şekilde kendine güvenen ve istenmediği halde başkasının peşinde koşmak zorunda hissetmeyen insan ise çekicidir.

Eğer engellendiğinizde engel kalkana kadar malum kişiye ulaşmazsanız bu sizin olgunluğunuzu ve kendine güveninizi yansıtır. Engeli aşmaya çalışmazsanız, ondan uzak durabilmeyi başarırsanız, onun saygısını ve ilgisini çekersiniz. Kendi özsaygınızı güçlendirirsiniz. Bu da sizi daha çekici biri yapar.

Siz bu olaya böyle bakmamış olabilirsiniz ama filmlerden öğrendiğiniz şekilde yapışmak tacizcilik  ve yapışkanlık olarak görünür. Filmlerde romantik bir şey gibi yutturulmaya çalışılsa da acınası bir şeydir. Kendinizi zorla kabul ettirmeye çalışmak, zorla konuşmaya çalışmak, kapılar yüzünüze kapanınca bacadan girmeye çalışmak çok itici bir şey.

Duygularınızın ve muhtaçlığınızın üzerine çıkıp mantığınızı kullanabilmeniz ve kısa süreli korku ve güvensizliklerinizin esiri olmak yerine uzun vadeli düşünüp hareket etmeniz sizin lehinize harikalar yaratabilir.

Engelleyen Eski Sevgiliye Ulaşmanın Tek Bahanesi

Engeli aşmanızı gerektirecek tek bir bahane var : Eğer malum kişi sizi yapmadığınız bir şey için engellediyse, ona ulaşıp olayı anlatabilirsiniz. Örneğin malum kişi sizin onu aldattığınızı sanıyor ama siz böyle bir şey yapmadınız. Ya da başka bir iftiraya maruz kaldınız. Ya da dediğiniz bir şeyi tamamen yanlış anladı. Bu durumda ona başka yollardan ulaşıp olayın aslını açıklamalısınız. Fakat bu durumda bile engellenir engellenmez ona ulaşmaya çalışmayın. Ona birkaç gün süre verin ve sinirinin soğumasını bekleyin.

Engel Sizin İçin Bir Testtir

Malum kişi sizi engellerse, olaya şöyle bakmanızı tavsiye edeceğim. Bu sizin için bir test. Bu test sizin aslında olgun, kendine güvenen, kendine saygısı olan, duygularını kontrol edebilen ve kendi hayatına devam edebilen güçlü bir insan olduğunuzu gösterme fırsatı. Malum kişiye gösterme fırsatı tamam AMA ASIL KENDİNİZE GÖSTERME FIRSATI!

DAHA DA İYİSİ, zihin ve duygular davranışları takip edeceği için, eğer engeli aşmaya çalışmazsanız bu test sizin daha olgun, daha kendine güvenen, daha kendine saygısı olan, daha duygularını kontrol edebilen ve kendi hayatına devam edebilen daha güçlü bir insan olmanızı sağlayacak!

Yani engel sizin kendinize ve dünyaya çekici ve arzu edilir bir insanın özelliklerine sahip olduğunuzu göstermeniz için bir test ve arzu edilir bir insanın özelliklerine sahip olmanız için bir egzersiz.

Karşınızdaki sizi test etmek için sizi engelliyor demiyorum. Muhtemelen böyle bir şey aklından bile geçmiyor. Aslına bakarsanız eğer bilinçli bir şekilde sizi engelleyerek test etmeye çalışıyorsa bu gerçekten hastalıklı bir şey ve onu neden istediğinizi ciddi ciddi düşünüp onu bırakmanın daha iyi bir fikir olabileceğini değerlendirmenizi tavsiye ederim.

Ama siz engellendiğiniz süreçte ona ulaşmaya çalışmaz ve kendi hayatınıza bakarsanız, malum kişi geriye dönüp baktığında sizin kendinizi ispatladığınızı görecek. Bu ise size olan saygısını arttıracak ama daha önemlisi sizi daha çekici ve arzu edilir bulacaktır. Bu sıklıkla, malum kişinin sizi araması ile sonuçlanır.

Bu konuda daha genel bilgi için Eski Sevgili Nasıl Geri Döner – İletişimi Kes Kuralı kitabına bakabilirsiniz. Sorularınız varsa site yorumlarında sorabilirsiniz ya da bana özel olarak ulaşabilirsiniz. İlişkiler konusundaki ilişkiler setimizi de tavsiye ederim.

Terk eden eski sevgiliyi sizin engellemeniz gereken durumlar için: terk eden eski sevgiliyi engellemek

Kadını el üstünde tutmak

Twitter ve İnstagram gibi sosyal medya hesaplarında, takipçi çekmeye yönelik tartışma yaratmak amacıyla dolaşımda olan bir sürü kopyala – yapıştır mesaj var. Mesela “erkek dediğinin götünün altında arabası, kafasının üstünde evi, on yüzbin lira maaşı olacak …” mesajları gibi.

Bunların çoğunu yorumlamam isteniyor ama ben bunları pek ciddiye almıyorum. Yine de ısrarla yorumlamam için bana mesajlanan birini geçenlerde twitter’da yorumladım. Burada biraz daha açayım. Mesaj şu :

genelde özgüvenli ve basarili erkekler hayatlarinda olan kadinlari el üstünde tutarlar, hakettigi gibi davranirlar ve bunu soylemekten de cekinmezler. kadini ezmeye calismak sadece ve sadece asagilik kompleksli ezik erkeklerin yaptigi bi seydir.

Tek tek gidelim :

genelde özgüvenli ve basarili erkekler hayatlarinda olan kadinlari el üstünde tutarlar

El üstünde tutmak “çok sevgi ve saygı göstmek” demek. Doğrudur ama burada önemli bir ayrıntı var : özgüvenli ve başarılı erkeklerin sırrı kendilerini daha çok sevmeleri ve saymalarıdır. Kişi kendini daha çok sevip saydıktan sonra kadınını istediği kadar sevip sayabilir.

Hayatı boyunca el üstünde tutmayı, kendinden önceye koymak olarak uygulayan ve sonra burada yazılanlar gibi şeylerle karşılaşan birçok erkek, yılların aptallığına panzehiri hayatlarındaki kadına çok kötü davranmak sanıyorlar. Oysa piçin sırrı “kötü davranması” değil kendine öncelik vermesidir.

Kötü davranmak kısmını tırnak içine aldım çünkü aslında fişe takılı yaşayan, kadın merkezli ortalama erkek için kadına ve onun ihtiyaçlarına öncelik vermeyen her davranış “kötüdür” zaten. Yoksa aslında kötü davranmaların çoğu kötülük de değil.

Kendiniz daha çok sevip saydıktan sonra kadınınızı istediği kadar sevip sayın. Bu bencillik değil. Bencillik kendini sevip başkasını zerre kadar sevmemektir.

hakettigi gibi davranirlar ve bunu soylemekten de cekinmezler

Evet ama sırf kadın ve sevgili diye el üstünde tutulmayı hakettiğinden değil kendi çabası ile sevgi ve saygıyı hakettiğinden. Ve eğer hatun sevgi ve saygıyı haketmiyorsa da hakettiği gibi hayatlarından çıkarırlar.

Saf olmayalım, birçok kadın bunu paylaşırken Tanrı vergisi bir iyisini haketme mantığı ile paylaşıyorlar ama onların niye paylaştığı önemli değil. Siz eğer yüksek değerli bir erkekseniz, size kimse ne olursa olsun beni el üstünde tut diye dayatamaz.

kadini ezmeye calismak sadece ve sadece asagilik kompleksli ezik erkeklerin yaptigi bi seydir.

Buna da katılıyorum. Başarılı erkek kendi değerini yükselterek hipergami açısından yüksekte durur, değersiz erkek ise kendi yükseleceğine kadını aşağı çekmeye çalışır. Kendi değerinizi olabileceğinizin en iyisi olarak yükseltin, kendinizi ön plana koyun, kadınınıza hakettiği gibi davranın yeter. Buradan çok daha sağlıklı ilişki ve pozitif cinsellik yaratırsınız.

Peki abiciğim kadını ezerim, sikerim atarım zararı ne?

Bunun etik olmaması bir yana asıl zararını İllimitable Man vakasında anlattım. Bu kafada birçok adamla karşılaştım ve temel problemleri sarkacın bu kadar aşırı uca salınması ile oluşan enerjinin, eninde sonunda sarkacı öbür uca taşımamasının mümkün olmaması. Stabil bir ruh hali değil. Dün “sikecen atacan” hacı diye dolaşanların “onu çok seviyorummmm” diye ağlaması ve sonra daha da bir kinlenip “kafasına vurup sikecen” tarafına savrulması çok ama çok yaygın bir şey.

Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı

Bugün farkına vardım. Eski PUAlardan (evlendi sanırım) Mark Manson’un “The Subtle Art of Not Giving a F*ck” (Sikine Takmamanın İnce Sanatı) daha edepli bir isimle Türkçe’ye çevrilmiş : Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı. Ben bu kitabı İngilizcesinden okudum o nedenle Türkçe çevirisi nasıl bilemeyeceğim ama mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Mark Manson’un kitabı sıradan bir self – helf kitabı sanılabilir ama Napoleon Hill’den beridir (Secret akımı diyorum ben buna) devam eden Polyanacılık tadındaki self – help akımından farklı olarak bizim burda Jordan Peterson’ın Mutluluk ve Hayatın gerçeği videosundaki gibi daha ayakları yere basan bir düşünce sahip. Ayrıca yine Jordan Peterson’un üstünde çok durduğu sorumluluk kavramı üzerinde inşaa edilmiş bir kitap. Kitabın tanıtımı, kitabın iyi bir özetini sunmuş.

“Büyük Güç Büyük Sorumluluklar Getirir.” Doğru. Ama bu sözün daha iyi bir akış açısı var, ve gerçekten derin bir bakış açısı. Tek yapmanız gereken sözlerin yerini değiştirmek: “Büyük sorumluluklar büyük güç getirir.”

“Her şeyi iyi tarafından görmek” gibi bir şey iyi gibi görünse de, gerçek şu ki hayat bazen berbattır ve yapabileceğiniz en sağlıklı şey de bunu kabul etmektir. Negatif duyguları inkâr etmek daha derin ve daha uzun ömürlü negatif duygulara ve duygusal bozukluğa neden olur. Sürekli pozitif olmak hayatın sorunları için geçerli bir çözüm değil, bir inkâr biçimidir.

Doğru değerleri seçerseniz, bu sorunlar size zindelik, kuvvet ve şevk verir. Dedemin zamanına dönersek, kendini çok kötü hissettiğinde şöyle düşünürdü, “Bugün berbat bir günümdeyim. Ama n’apalım hayat böyle, ben samanları havalandırmaya devam etmeliyim.” Ama ya şimdi? Şimdi beş dakikalığına bile kendinizi çok kötü hissetseniz son derece mutlu ve harika hayatları varmış gibi sunan insanların 350 fotoğrafıyla bombardıman ediliyorsunuz, bu durumda hatanın sizde olduğunu hissetmemeniz imkânsız kuşkusuz.

Değmeyecek şeyleri kafaya takmamak çok önemlidir. Dünyayı kurtaracak olan şey budur. Dünyanın bazen berbat olduğunu ama bunun da doğal olduğunu kabul ederek yaşamak gerek. Çünkü her zaman böyleydi ve her zaman da böyle olacak.

Sosyal medyada her gün milyonlarca kere paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur” tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur: Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir. Ve de tam tersine, insanın negatif deneyimini kabul etmesinin kendisi pozitif bir deneyimdir.

Pokerde elinde korkunç kağıtlar olan biri çok güzel eli olan birini yenebilir. Elbette eli güzel olanın kazanma ihtimali daha büyüktür, ama sonunda kazanan her oyuncunun oyun süresinde yaptığı seçimlerle belirlenir. Hayatı da aynı şekilde görüyorum. Hepimize dağıtılmış bir el var. Bazılarının eli daha iyi. Sadece kağıtlara bakarak berbat durumda olduğumuzu söylemek kolaysa da, gerçek oyun o kağıtlarla yapacağımız seçimlere, almaya karar verdiğimiz risklere ve birlikte yaşamayı seçtiğimiz sonuçlara bağlıdır. İçinde bulundukları duruma göre sürekli en iyi seçimleri yapanlar tıpkı pokerde olduğu gibi hayatta da öne çıkarlar ve illa da eline en iyi kağıtlar gelmiş olmaları gerekmez.

 

Fotoğraflarındaki gibi değilsin shit testleri

Birgün shit test ansiklopedisi yazıp tanesini 10,000 TLye satana kadar her shit testi yazabilme lüksümüz yok. Zaten shit testleri aşmak için gerekli olan şey her türlüsünü bilmek değil genel mantığını bilmektir.

Fakat Kerem’in şu sorusunu yazıyla yanıtlayacağım zira burada genel olarak defalarca işlediğimiz bir zihin yapısı problemi var :

Selam Mahmut Bey;
Buluştuğum bir sürü kızdan şunu duydum:
“Fotolardaki kadar havalı değilsin” bunu söylerken bu durumdan hoşnutmuş gibi söylüyorlar ama…
Havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından adım gibi eminim.
Nasıl daha havalı biri olabilirim? Ve nasıl daha az “makul ” bir erkek olabilirim?

Kerem Bey, bu bir shit test. Kız gerçekten hayal kırıklığı da yaşamış olabilir ama sen kızla buluşuyorsan çerçeveni sağlam tutacaksın ve “kızın hayal kırıklığı varsa bile kızın problemi” deyip takmayacaksın. Yani sen shit test sayacaksın.

Senin mesajindan tahminim bunun shit test olduğunun bile farkında değilsin (kendi zihin merkezinde kizlar var ve hala havalı olmadığım için hayal kırıklığı yaşadıklarından gibi abuk subuk seyler soyluyorsun) ve bu nedenle de cuvallamişsındır.

“Sen fotoğraflarındaki gibi X değilsin” özellikle sosyal medyadan ya da Tinder‘dan tanıştığınız kızlardan çok duyacağınız bir şey.

“Sen fotograflarındaki kadar havalı değilsin” diye duysam mesela “sen de fotoğraflarındaki kadar güzel değilsin” diye gelişine çakarım, hiç acımam.

“Ya sen amcaymışsın ya” diyene “bana amca diyorsan göster bakalım kimliğini sen reşit misin …. ufaklık” diye yapıştıracaksın.

Kendini kadınların dediklerine göre ayarlama. “Sen fotoğraflarındaki gibi uzun değilmişsin” dese gelip buraya nasıl uzarım diye mi soracaksın? Kız kısaysa “bu boyla basketçi mi arıyorsun” diye güleceksin ya da kız uzunsa “he ya, tam kolunun altına alıp sarmalığım” diyeceksin.

Şimdi sen bu shit testleri aşıyor musun bilmem. Eğer bunlara eğlenen ustalıkla karşılık vermiyorsan, kızın dediğinde gerçek payı var. Alt tarafı kızın birine cevap yapıştıramayacak kadar heyecanlanıp, Prensesin huzurunda tedirgin, ürkek, kapalı, vs … davranıyor olabilirsin. Eğer kızla buluştuğunda heyecanlanıyorsan, ya da bu tür shit test cevaplarının kızı kaçıracağını düşünüp korkuyorsan, kızı tepeye, kendini aşağı koyuyorsundur. O nedenle de vücudun bir asilzade huzurundaki toprak kölesi davranışını belirtiyordur.

Havalı ne demek hiçbir fikrim yok. Maskülen ama centilmen davranıp gerisini boşvereceksin. Shit testlere böyle gelişine vurabilirsen zaten daha az makul olursun.

Beta vücut dili – Instagram erkek arkadaşları ve anasının kuzusu oğluşlar

Instagram, bir erkeğin dikkatle ve kırmızı hap farkındalığı ile bulunması gereken bir ortam. Kim ne derse desin bu uygulamanın ana kullanım amacı kadınların ilgi çekme ihtiyacını karşılamak. Bu ortamda selfie ya da bir erkekle fotoğraf koyan kadın o erkeği, erkek sevgilisi bile olsa, fotoğraf aksesuarı olarak kullanıyor. Uydu erkeklerin de instagramda “Melis benimle fotoğrafını koymuş, bana önem veriyor …” dedikleri fotoğrafların amacının ne olduğunu daha önce yazmıştık.

Bu yazıda çiftlerin vücut dilindeki beta alametleri konusuna tekrar gireceğim. Rollo Tomassi son aylarda bu konuda birçok örnek fotoğraf ve video paylaştı ve geçen gün Man Effect’te Timothy Wegner ile bu konuda bir podcast yaptı.

Yukarıdaki foto, Rollo Tomassi’nin Beta Tells (beta alametleri) yazısından. Erkek kadına doğrı eğilmiş ve kadın ondan demir korkuluğun fiziksel olarak izin verdiği son noktaya kadar geriye kaçmış. Vücut dili erkeğe oldukça kapalı.

Kadınlar söz konusu olduğunda söylenen değil yapılan mesajdır. Bunu bir kez öğrenen erkeğin taktığı kırmızı hap gözlükleri ile hayata baktığınızda, birçok çiftin ilişkisindeki statüsünü vücut dilinden anlayabilirsiniz. Kadınlar erkeklere göre çok daha fazla oranda vücut dili ve hareketlerle “konuşurlar” ve bir erkek kadının bu “konuşmasını” duymuyor ise kadın bilinç altında o erkeği tecrübesiz = kadınlar tarafından tercih edilmeyen diye yaftalar.

Instagram erkek arkadaşları

“Eğer kız arkadaşınız size sıklıkla fotoğrafını çektirip Instagram’a koyuyor ise o durumda bir aksesuar olduğunuzu unutmayın.  Kadınlar neden Instagram’a fotoğraflarını koyuyorlar : ilgi çekmek için. Bir kadın Instagram için fotoğraf / selfie çekiyorsa ve siz de o fotoğrafın içinde iseniz siz o fotoğrafta aksesuarsınız. Giydiği bir kolye kadar aksesuarsınız.”

Aşağıdaki foto bir ara çok moda olan ve bir erkeğin en kepaze şekilde aksesuar olduğu instagram foto akımından.

“Kadın erkeğin önünde giderken onu elinden tutup sürüklüyor. Kadınlar bunu neden yapıyorlar? Kendilerinin reklamını yapmak için.  Bu fotoğraflarla ilgili yorumumu eleştiren erkekler “abartma ama sadece öylesine sıradan bir fotoydu” diyorlar.  Evet işte tam da sıradan olması problem. ”

 

Aşağıdaki foto, “instagram aksesuarı erkek arkadaşa” bir başka güzel örnek. Hatunun duruşuna dikkat edin. Eleman orda yokmuş gibi. Fotoğraf “çift fotoğrafı” diye etiketlenmiş ama hatun eleman orda yokmuş gibi poz veriyor. Gerçekten de elemanı bu fotoğraftan çıkarsanız, hatunun verdiği poz hiç garip kaçmaz. Ama eleman hatunun içine düşmüş, fotodan hatunu çıkaramazsınız. Aksesuar derken Rollo bunu kastediyor.

“Bu tür erkek kızın içine düşmüş ama kız erkek yokmuş gibi başka yöne bakıyor fotoğraflarındaki mesaj nedir? Mesaj şu : ‘ben hala uygunum ve mümkünse başkasını arıyorum. Bu elemanın beta olduğunun farkındayım ve bu elemandan uzaklaşmak istiyorum'”.

“Aşağıdaki foto sahiplenici eş korumacı bir pozisyon. ‘Bu piliç benim’ diyor. Bunun kendi başına hatalı bir şey olduğunu söylemiyorum. Kadının elinin erkeğin saran kolunda olması ise kadının bundan hoşlandığına işaret ediyor. Hatuna eğilmesi ve fazla duygusal pozu faüllü ama hadi tamam diyelim.

Antonie Bordain‘in böyle birçok fotosu var ve orada Bordain hatunu sarmalamış ve hatuna eğilmişken Asia Argento ise adamdan uzağa eğilmiş ve ‘yardım edin, beni alın buradan’ duruşunda.”

Anneciğimi çok seviyorum pozu

Aşağıdaki son zamanlarda klasikleşen bir poz.

“Adını hatırlayamıyorum ama bu adam ünlü biri. Elemanın parası var ve her şeye sahip. Bu foto bir fotoğraf serisinden. Hepsinde eleman böyle hatuna eğilmiş ve öpmeye çalışıyor. Ve hatunun suratına bakın. Hatun elemanın karısı. Sanırım eleman şarkıcı. Her neyse.

Elemanın sarışın güzeli bir karısı var. Elemandan genç gibi duruyor. Kadın kesinlikle henüz parti yıllarını geride bırakmamış bir kadın gibi duruyor. Fakat oldukça zengin olan bu adama yamanmış. Fakat kadının eline bakın. Bu fotoğraf yukarıda kadını kolları arasına almış adamın fotoğrafından çok farklı.  Orada eş koruma (mate guarding) var ama buradaki eleman tamamen “anneciğimi çok seviyorum” pozunda.

“Ben bu poza “anneciğimi çok seviyorum” pozu diyorum. Eleman öpücüğe abanmışken kadının nasıl giyindiğine, dışarıya (kameraya) nasıl baktığına ve gülüşüne dikkat edin. Kocasına değil ‘sana’ bakıyor. Bu bir reklam pozisyonu.”

“Bu tür fotoğraflar hep gündelik instagram fotolarında ortaya çıkıyor. Biliyoruz ki instagram fotoları kadınların dışarıdan ilgi toplama aracı. İlgi, kadınların dünyasının akçesidir.  Kadın bir erkekle beraber olduğunda, o erkek ya kadının arkadaşlarının kıskandığı ve kadının gözünün içine baktığı bir adam olur ya da aksesuar. Bu fotoğraftaki eleman kesinlikle aksesuar. Bu kadın böyle bir elemanla ünlü veya zengin olmasa idi asla beraber olmazdı.”

Fotoğrafta kadının elinin adamı nasıl kendisinden uzak tutmaya çalıştığına dikkat edin.

Aşağıda çiftin bir başka fotoğrafı var.

“Sanki adamı o fotoğrafa fotoşop ile koymuşlar. Sanki dalga geçmek için fotoğrafa fotoşop ile eklenmiş. Fakat maalesef fotoğraf gerçek. Elemanın bu kadınla her fotoğrafı böyle.

Kadının dışarı anons ettiği şey şu : ‘Ben sırf pratik olduğu için bu adamlayım’. Hatun eleman yokmuş gibi dışarı bakarak ‘umarım birileri bu fotoğrafı görür zira ben hala uygunum’ diyor. Kadın ‘ben hala uygunum’ bakışı atarken eleman ‘anneciğim seni çok çok seviyorum’ pozunda.

Çok trajik ama bugünlerde bu pozu çok görüyorum. Eleman muhtemelen beta kafa yapısını taşıma lüksü olacak kadar zengin.”

Aşağıdaki fotoğrafta ise dünyanın en soylu mavi haplısı Prens Herry var. Herry tipik bir mavi haplı.  Alfa mı beta mı tartışılır. Çocukken acayip ana kuzusu idi, babası dünyanın en beta soylularından biri ama kendisi 20lerinde gayet alfa takılan bir abi idi. Her neyse.

Yukarıdaki gibi berbat olmasa da Prens Harry’nin buradaki pozundaki hatuna eğilişi onu da neredeyse “anneciğimi çok seviyorum” pozuna sokmuş.  Kötü çocukların kucağında hopladıktan ve duvara tosladıktan sonra kendinden genç bir prensi kafalayan feminist ablanın yüzüğü dünyaya gösterişi de dikkate değer. Kendi hayatını yaşamış çoğunluk gibi sıradan bir bekleyen beta ya da kedilerle dolu bir evde sonlanmadım sevinci.

Aşağıdaki oğlan ise “anneciğim seni çok seviyorum” pozunu anahtarlık yapıp kıza hediye vermiş.  Trajik.

“Hatun dışarı bakıyor ve ‘bu elemanın beta olduğunu biliyorum ve bundan daha iyisini arıyorum. Bu elemanla birlikteyim ama hala uygunum’ sinyali gönderiyor. Eleman bunu kıza hediye yapıp vermiş. Kız ne zaman kız arkadaşlarıyla dışarı çıksa elemanı hatırlamak zorunda. Trajik olan şu ki eleman bunun tatlı bir şey olduğunu düşünüyor. Ama değil. Bu kıza sürekli yapışkan, duygusal ve fazlaca bağlı bir erkekle olduğunu hatırlatıyor.”

“Eleman bunu kıza bir çeşit bölgesini işaretleme jesti olarak vermiş. Kız dışardayken ona evde erkek arkadaşı olduğunu hatırlatacağı kadar diğer erkeklere bu kadının bir erkek arkadaşı olduğunu gösteriyor. Burada büyük bir kendine güvensizlik ve süper beta bir davranış var. ”

Ama trajedi istiyorsanız, olay bu aşağıdakidir. Fotoda yazan şu :

“Ben kelime anlamıyla bu adamı yıllarca peşimde koşturdum … ve nihayet kaçmaktan yorgunum. Hayatıma yeniden hep olması gerektiği gibi başlamaya hazırım. Seni seviyorum.”

Elimizde yine “anneciğim seni çok seviyorum” fotosu var. Yine adamı fotoğraftan at, kızın pozu zerre sırıtmaz zira adam orada yok gibi poz vermiş. Suratında yine yukarıdaki kadınların suratındaki ifade var.

Burada yakında duvara çarpacağını anlamış, Rollo’nun uyanış aşaması dediği aşamaya gelmiş bir kadın var. Bekleyen betasını kullanmak üzere yörüngeden indirmiş. Eleman hatunun kucakta hoplamalı parti yılları bitene kadar bekleyecek kadar aptal.  Hatunun suratında Prens Herry’nin gelini Megan gibi “parti yıllarımda hayatımı yaşadım ama sonunda da cezasını çekmeyeceğim” mutluluğu var.

Erkeğin eş kollama sarılışı yukarıdaki oğlandan farklı. Orada kız vücut dili ile bunu onaylıyordu (elini erkeğin koluna koyarak) ama burada erkek 100% aksesuar. Fotoşopla at kimse farketmez.

Açlık tavanda …

Sosyal medya kullanmıyorum. Hiç bulaşmadım. Fotolarda güzel olup, buluşunca patatese çıkan kızları antalıyordu arkadaşlarım,duyuyordum. Geçenler de böyle bir olay başıma geldi. (tezgaha geldik amk).

Kızın melek gibi yüzü var. Yaşı benden epeyce küçük. Kumral, renkli göz, hafif balık et falan filan. Kızla buluştuk. bir de ne göreyim.. (bu kısım küçümsemek için değil bir yere bağlıcam).

1,50 boy, 70 kilo

Kollar, sırt, omuz, göğsüne kadar kıl …

Bel- kalça oranı sıfır, bildiğin top gibi bir şey.  At yere yuvarlansın …

Ben de 1 yılı geçti düzenli spor yapıyorum, besleniyorum. 1.78 boyum var . Abartmak istemiyorum da makina gibiyim amk. Neyse kankalar kız bana diyor ki;
” ya makyaj da yapmadım ama” (yapsan ne olur amk) ,
” yani sende çok uzun değilmişsin”
” ben böyle mutluyum kilo vermeyi düşünmüyorum” ( öyle bi konu açılmadı bile)
” kellik de yaşlı gösteriyor yeaa” ( ben bilmiyom sanki)

Kızda öyle bir ego var ki şaşırıp kaldım. ” AMIM VAR BENİM” modundaydı resmen. Buluşmadan önce Facebook resimlerine bakmıştım arkadaşın üyeliğinden. Alttaki yorumlar ; “aşık olduğum kız” , ” canım çok tatlısın” , ” bakmalara doymadım” ” orası şurası değil mi yeaa” bunları yazanlar da ayrı dünyadan değil.

 

Bakın sağınıza solunuza o eşekler ile dolu her yer. şikayet ediyoruz ama sorumlusu biziz bu durumum. Diyeceğim o ki; bizler şanssız bir nesil değiliz (aslında kendimi bu gruba sokmak da istemiyorum) siz MALSINIZ . Yapmayın oğlum tapmayın bunlara. ” BEN DEĞERLİYİM” yazısı vardı, aratın okuyun..

BİR KIZI GÖRDÜĞÜNÜZDE BUNU KİM SİKİYOR DEMEYİN. KIZLARIN SİZİ GÖRDÜĞÜNDE BU ADAM KİMİ SİKİYOR DEMESİ İÇİN ÇABA GÖSTERİN. AĞIRLIK KALDIRIN. İYİ/TEMİZ GİYİNMEYE ÇALIŞIN. HER ZAMAN KENDİNİZE YATIRIM YAPIN.

Konuk Yazar : İlteriş

Bunlarla nasıl baş edeceğiz?

Ali rumuzlu okur demiş ki :

Hocam ben gerçekten şanssız bir nesil olduğumuzu düşünüyorum. Teknolojik anlamda neredeyse her şey ama her şey aleyhimize. Ciğeri 5 para etmez kızlar bile ciddi ciddi kendini bir halt sanıyor. Özellikle şu İnstagram denen illetle nasıl baş edeceğiz bilmiyorum!? Ülkemizdeki karaktersiz troll sürüsü yüzünden en tipsiz rezil kızların bile burnu bulutlardan inmiyor, orta-üst seviye olanlarınki zaten galaksiyi aşmış. Bu dediklerim bilhassa 18-23 yaş arası kesim için geçerli, belki diğerlerinde de durum aynıdır bilemem.

Sizce bu işin çözümü nedir? Bunlarla nasıl baş edeceğiz? Lütfen yardım edin.

Bir kızla etkileştiğinizde kızın size karşı kendini bir halt sanmasının 3 nedeni var :

  1. mavi haplı ilgisi,
  2. instagram gazlı şımarma
  3. sizin disiplinsizlik, hedefsizlik, porno, oyun, mastürbasyon, kızı zihinsel merkez yapma ve mavi hapınız nedeniyle düşük değerli olmanız.

Eğer 1 ve 2 olmasa bile 3 yüzünden başınız dertte olabilir. Örneğin değer olarak düşük veya hiyerarşide dipte bir adama karşı en düzgün kız bile kendini “bir halt” sanar. Hipergami gereği. Doğal bu. Sizin nesil için de böyle, 1018 yılında yaşayan nesil için de.

Problem şu ki çoğunuz 3üncüyü değiştirmek gibi zor bir işe girişip onda ısrar etmek yerine daha kolay olan yolu seçiyorsunuz : 1 ve 2den şikayet etmek. Devir zaten mağduru oynama devri. Bakın 1 ve 2 çok ciddi problemler ama eğer 3 için en az 1 sene çabalamadı iseniz sizin bu konuda şikayet etmeye hakkınız yok. Zira 1 ve 2, 3te yığılı erkeklerin eseri.

Hiyerarşi ile değeri ayrı kullandım zira 18 yaşında bir erkek hiyerarşinin herhangi bir yerinde değildir. Ama değersiz değildir, değeri potansiyelinden, maskülenitesinden ve fiziksel özelliklerinden gelir. 35 yaşında bir erkek ise maskülenite ve fiziğin yanında hiyerarşide gerçek bir yerde olmak zorundadır.

Sizce bu işin çözümü nedir? Bunlarla nasıl baş edeceğiz?

Öncelikle kendi odanızı toplayacaksınız yani kendi değerinizi arttıracaksınız. Günde en az bir posta pornoda “first person shooter” olan  elemanın (espriyi anladınız mı?) derdi “ciğeri 5 para etmez kızlar bile ciddi ciddi kendini bir halt” sanması değildir. Tüm kadın popülasyonu için değersiz olmasıdır. Aynı şekilde “abi konsantre olup ders çalışamıyorum” diye ağlayan adamın derdi de kızlar değil. Bu adamlar kendi hayatlarına ve zamanlarına sıfır değer veren erkekler. Kendi hayatına ve zamanına değer vermeyen adama bir kadın neden değer versin.

Önce kendi kişisel değerini arttıracaksın. AMA bunu kendin için yapacaksın, bir kız için değil. Burası önemli. Bunu daha çok kadın için yapabilirsin zira “ben bundan zevk alıyorum” diye yani kendin için yapacaksın. Ama Nalan’ı elde etmek, Zehra’yı “o kaybettiğin adama bak istedim” diye üzmek için değil.

Kendi çöpünü toplayıp merdiveni tırmanmaya başlamayan adama taktik vermek zaman kaybı. Bunu daha önce yazdık, kağıttan kaplan olmayın. Gerçek bir kaplan olun :

Kadınlarla ve hayatta gerçekten başarılı olmak için dominant / egemen olmak zorundasınız. Daha kendi hayatına ve düşüncelerine dominant olamayan erkek başkalarına dominant olamaz. Olsa olsa zorba ya da götün teki olur.

Mesela, buraya gelip ya da mail atıp “abi acil yardım” diye kız meselesi / sorunu çözmek için tüyo / yardım isteyen ama bahsettiğimiz disiplin ve spor hayatını ısrarla yapmayan adamlara tek kelime yazmak israf. Siz gerekli ağır antrenmanı yapmadan ringe çıkan boksörlere benziyorsunuz. Biz size kenardan en iyi gardı, en seri yumruk kombinasyonlarını bağırsak ve siz hepsini tek tek yapsanız bir işinize yarayacak mı sanki? O tıfıllıkla isterseniz en teknik gardı alın, en seri yumrukları atın. Dayak yemeye ve nakavt olmaya mahkumsunuz. Ve süpriz süpriz süpriz … Bu maçtan çıkıp da yine ağır antrenman yapmadan ringe çıkarsanız, bilin bakalım ne olacak?

İkincisi de tabii ki başkasının avının kıçını kaldırmayın. Kendini geliştirmek zaman ister ki bu yıllar sürebilir. Ama oneitisi bırakmak, yörüngeden inmek ve ilginizi dikkatli dağıtmak hemen yapılabilecek şeyler. Paralel bir evrende hatunların kendilerine göz kırpan adama bacaklarını açtığını düşünün. Erkeklerin en boktanı bile kendini bir halt sanardı. Durum bunun tersi. Böyle düşünürseniz az çok ne yapacağınızı da anlarsınız.

Son olarak da, instagram ile ya da ciğeri beş para etmezlerle başa çıkmanın yolu, onları yok saymaktır.Bakın mavi haplı iken yüzüne bakmadığım bazı kızların sonradan geçmiş fotolara bakınca aslında oldukça güzel olduklarını ama kolumda gezdirmek için göz kamaştıran bir tanrıça arayışım yüzünden (ezik onay ihtiyacı) onları tamamen görmezden geldiğimi görüyorum. Sizin de en az böyle bir tane kız vardır çevrenizde. Onları nasıl görmezden geliyorsanız instagram güzeli tipli hatunları da yok sayın.

Kırmızı haplı bir erkek olun ve instagram güzeli tipli hatunlara yapmanız gerektiği gibi tepeden bakın. Bugün squad poposu fotoğrafı koyan, Yakuza tetikçisi gibi dövmeli, iyi kalite şişme bebek mi gerçek mi anlamak için 2 dk bakmanız gereken, şımarık, kişiliksiz kızlara tepeden bakma kabiliyetinizi kızların güzelliği ile ateşlenen açlığınızca boğulmasına izin vermeyin.

Türkiye’de çok dangalak bir laf vardır : “Abi yeme bizi, böyle diyorsun da verse sikmez misin?” Bunda anlaşılmayacak ne var bilmiyorum ama “evet, verse sikmem”.  NOKTA.

NOT : Burayı takip edip de son bir ay içerisinde Instagramdan bir kız selfiesine like atan adam varsa burada “ben eşeğim” yazıp yorum bıraksın.

Sosyal medyanın zararları

Sosyal medya varolmadan önce daha mutlu değil miydik? Sosyal medya bizi bu haliyle en temel insanlığımızdan soyutluyor. Zeka gelişmimizi durduruyor, depresif yapıyor ve ilişkilerimizi geri dönülmez şekilde mahvediyor.

Facebook’un ilk çalışanlarından birisi, Facebook’un kullanıcılarını programladığını ve toplum dokusunu mahvettiğini itiraf ederek bombayı patlattı :

“Çok suçluluk duyuyorum. Şu an bu öyle bir noktada ki biz toplumun çalışır dokusunu paramparça eden araçlar yarattık. Bugün bulunduğumuz yer bu. Davranışlarınız, siz farkında değilsiniz ama, programlanıyorlar. Bu bilmeden ve kasıtsız yapıldı ama şimdi siz ne kadar şeyden vazgeçeceğinize karar vermelisiniz.”

Sosyal medya bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandı. Sigara, alkol ve kumar ile aynı çeşit dopamin salgılatıyor.

“Biliyoruz ki sosyal medya ve telefonlarımızla uğraşmak dopamin denilen bir kimyasal salgılatıyor. Bu nedenle bir mesaj aldığınızda, iyi hissediyorsunuz.

Biliyorsunuz hepimiz bazen kötü ve yalnız hissederiz. Sonra 10 arkadaşa 10 mesaj atarız: “slm, slm, slm, slm, slm, …” Neden? Çünkü bir cevap aldığınızda iyi hissediyorsunuz.

Bu nedenle like’ları sayıyoruz, geri gidip 10 kere Instagramım yavaş mı büyüyor … bir şey mi yanlış yaptım, beni artık beğenmiyorlar mı … gençler için takipten /arkadaşlıktan çıkarılma travma yaratan bir şey.

Mesaj aldınız mı dopamin shot alıyorsunuz ve bu nedenle de iyi hissediyorsunuz. Bunu seviyoruz ve sürekli sosyal medyaya gidiyoruz.

Dopamin sigara içtiğimizde, alkol aldığımızda ve kumar oynadığımızda iyi hissettiren kimyasal ile aynı. Başka deyişle SOSYAL MEDYA ÇOK ÇOK BAĞIMLILIK YARATICI.”

Kaynak : Radikalsanat

O kadar bağımlıyız ki bazen beynimiz bizi dopamin popması kapıda diye kandırıyor. Öyle olmamasına rağmen. Hayalet titreşim sendromundan bahsediyorum. İnsanların öyle olmamasına rağmen telefonlarının titreştiğini sanması. Psikologlar bu sahte aramaların sadece kafanızda olduğunu söylüyorlar. Sürekli telefonla konuşanlar veya telefonu mesaj ve tweet için sıkça kullananlarda bu sahte arama hissi daha fazla görülüyor.

Bir dahaki sefer kalabalık bir caddede araba sürerken pencereden dışarı bakın. Kaç tane gencin kafalarının telefonlarına gömülü olduğunu görün. Potansiyel bir tehlike ya da engel olan, ilginç ve gözleme değer şeylerim olduğu ortamlarda bile kafalarını telefondan kaldıramıyorlar. Bu bağımlılık temel hayatta kalma mekanizmalarını devre dışı bırakıyor : açık alanda çevrenin farkında olma. İşte bu kadar bağımlılar.

Millenial nesil sosyal medya bağımlılığına daha yatkın çünkü ebeveynleri ve okulları tarafından sürekli ve muhtaç bir onaylanma ihtiyacıyla dolduruldular. Bu “ben ben ben” nesli gelmiş geçmiş en düşük özsaygılı nesil.  Sürekli “ben varım” güvencesine ihtiyaç duyan bir nesil. Bu ihtiyacı doyuran ne : sosyal medya.

Millenial neslin hayatla başaçıkabilme mekanizmaları o kadar çok erozyona uğradı ki, dizginsiz bir narsisizm, stres boşaltmanın bir formu haline geldi. Bu narsisizmleri en çok nerede ödüllendiriliyor? Doğru tahmin ettiniz : sosyal medyada.

Like, share ve retweetler, bir bebek için emzik ne ise bir milenial için de o.  Sosyal medya, kelime anlamı ile beynimizi bebekleştiriyor. Bizi bebekliğimize geri döndürüyor. Bebekliğin bir başka özelliği de ne : kısa dikkat aralığı.

Akıllı telefonlar yüzünden insanların dikkat aralığı süs balıklarından daha kısa. Dikkat aralığı sosyal medya tarafından katledildi. Sürekli bir dikkat dağınıklığı ve bozulması halinde yaşıyoruz. Sürekli yeni bilgi akışı beyinlerimizin o bilgiyi işleyip uzun dönemli hafızamıza göndermesini engelliyor. Hafızanızın eskiden olduğuna göre neden daha kötü olduğunu hiç merak ettiniz mi? Dikkatiniz sürekli yeni akışı ile bozulursa herhangi bir konuya dikkat edecek ilgiyi oluşturamazsınız. Yani herşey sadece yüzeysel enstantane fotoğraf olur.

Beynimiz, değişen çevreye fiziksel olarak adapte oluyor. Buna nöroplastisite denir. Sosyal medya ve genel olarak internet beynimizi, sadece yüzeysel düşünecek şekilde yeniden kabloladı. Aynı zamanda çalışmalar gösteriyor ki ne kadar dikkatiniz dağılmış ise empati hissetmeniz o kadar zorlaıyor. Empati, sosyal medyanın bir başka kurbanı.

Araştırmalara göre Facebook kullanmak sizi depresif yapıyor. Sosyal medya depresyon da yaratıyor çünkü insanlar diğer insanların “inanılmaz ilgi çekici” hayatlarının, özenle düzenlenmiş bölümleri görüyorlar sadece. Ve bunu kendilerininki ile karşılaştırıp yetersiz ve yalnız hissediyorlar.Buna milenyal neslin sosyal medyayı streslerini azaltmak için kullanmalarına rağmen daha fazla strese girmelerinin ironisini ekleyin.

Avustralya’da yapılan bir araştırma gösteriyor ki Facebook’u bırakmak kortizol seviyelerinde azalma sağlıyor. Queensland Üniversitesinde yapılan araştırma, Facebook’u sadece 5 gün bırakmak bile kortizol seviyelerinde görülür düşüş şağlıyor.

Sosyal medya beyne kısa devre yaptırıyor ve yeni yeni farketmeye başladık ki bunun zihinsel sonuçları var. Bu sonuçlardan biri de sürekli arka planı tamamen işgal eden ve uğuldayan bir anksiyete. Üniversitelerde akıl sağlığı çalışanlarına sorarsanız size söyleyecekler. Öğrenciler arasında yaygın sosyal medya ve akıllı telefon kullanımında artış ile beraber anksiyete bozukluğu patlaması geldi. Sürekli arka plan ansiyete uğultusuna maruz kalan öğrenciler duygusal olarak o kadar kırılganlar ki, en ufak şeyden tahrik olup patlayabiliyorlar.

Sosyal medyanın yararları? Güya artık herkesin bir sesi var. Prensipte bu bilginin demokratikleşmesine neden olsa da pratikte milyarlarca mankafanın yedikleri yemeklerin fotoğraf paylaşmasına ve “yanlış” fikirlere sahip kişilere alçakça hakaretler etmesine neden oluyor. Bunlar,  manyak cadı avcısı linç sürüsünden farksızlar. Sırf nahoş birşey söyledi diye insanların kariyer ve itibarlarını mahvediyorlar.

Artık hepimiz bağımlıyız. Davranışlarımız bizi kalıcı şekilde modifiye etmeden önce biz davranışlarımızı modifiye etmeliyiz. Bu elektronik gettodan kaçmamız lazım.

Şimdi şu anda hepimizin yapabileceği birkaç şey :

  1. Telefonunuzdaki tüm önemsiz notifikasyonları kapatın.
  2. Mesajlarınızı ve maillerinizi günde en fazla 5 kere kontrol etme alışkanlığı edinin. Mümkünse daha az.
  3. Interneti, ananız – babanız nasıl kullanıyorsa öyle kullanın. Internete yapmak istediğiniz şey için girin ve işiniz bitince çıkın. Binlerce farklı şeyle dikkatinizi dağıtmayın.
  4. Web’de gezinmeyin. Disiplinli olmaya çalışın.
  5. Kendi zamanınızın değerine saygı gösterin.
  6. Telefonunuzu yatağınızın yanında şarj etmeyin.
  7. Kalkar kalkmaz tüm hesaplarınızdaki tüm mesajları kontrol etme baskısına karşı koyun.
  8. Her fırsatta telefonunuzu, olduğunuz odadan başka bir oda da bırakın.
  9. Eğer kariyeriniz için gerçekten önemli değilse, sosyal medyadan tamamen çıkın.Kamuya mal olmuş bir figür olmanın yararlarını görmüyorsanız, kamuya mal olmuş biri olmayın.

Bu değişiklikleri hayata geçirirseniz, daha mutlu, daha verimli ve daha ilginç bir insan olacaksınız. Sosyal medyanın neden olduğu aksiyetenin ve depresyonun arka plan uğultusundan kurtulacaksınız.

Çeviri : Kaynak videosu alt yazı ile gelecek.

Sosyal Medya, Selfie ve Solipsizm Üçgeni

Özellikle Instagram çıktığından beri insanlar kendileri için değil sosyal medyada reklam yapmak için yaşamaya başladılar. Bunun kuşkusuz getirileri de var fakat götürüleri daha fazla. En başta kadınları en zayıf yerinden vuran, solipsist doğalarını okşayan, ilgi ve sevgi eksikliğini gidermesine yarayan bu sosyal medya işi, sekse ulaşımı kolaylaştırdı fakat bu sefer de kadınların kalitesi düştü. Ailesi tarafından yıllardır hipergamisini dizginleyip hanımefendi, aile kızı, ideal eş olması telkin edilen kadınlar, günümüzde henüz 20’li yaşlarda çift haneli partner sayısını gören, tek eşli olamayan alfa dullara dönüştü. Abarttığımı düşünebilirsiniz fakat tek bir kelimesi bile abartı değil. Kuşak güzellemesi yapıp bizim kuşak şöyle iyiydi, böyle iyiydi demeyeceğim ama özellikle 3. dalga feminizmin körüklemesiyle özgürlük ortamı bulan kadınlar bir de sosyal medyanın erkek erişimini ucuzlatması ve maksimize hale getirmesiyle iyice civataları gevşettiler. Zaten kadın doğasının en irite edici özelliği olan kendini özel sanma, dallanıp budaklandı ve günümüz kadını, solipsizmin zirvesine ulaştı.

Badim Dies Irae bu durumu bir fotoğrafla çok güzel özetlemişti. Söz konusu fotoğrafta bir kadınla erkek doğa harikası bir yerde oturuyorlar. Kadın kendini, erkekse doğanın güzelliğini fotoğraflıyor. Selfie denen şey de aynı evrimsel mirastan kaynaklanıyor işte. Kadının ben merkezci, sorumsuz doğasından…

Yaşanan durum ne olursa olsun kendini olayların merkezine koyan ve her zaman ayrıcalık bekleyen kadını kutsayıp kadına prenses muamelesi yapılmasını meşru kılan bu sistemde işler böyle yürüyor. Sosyal medya yaratıcıları da bunun farkında. Yani sırf kadın olduğu için takipçi sayısı beş yüzleri hatta binleri bulan kadınlar var ve bu kadınların hiçbir özelliği yok. Götünü devirip survivor izleyen, pop müzik dinleyen, kendini beyazlar içinde nikah masasında hayal eden, en az bir yabancı dizi takip eden sıradan hatunlar bunlar. Belki fakülte kantininde ya da durakta görseniz dönüp bakmayacağınız kızlar yani. Ben bu anlamda instagram’dan tiksiniyorum çünkü bana yalan söylüyor. Tıpkı salak aşk şarkıları, romantik komedi filmeri gibi… Evet, bu yüzden Ekşi Sözlük de dahil, badilerim hariç kimseye mesaj atmıyorum çünkü internette bir kadınla tanışmak için ilk adımı atmanın erkeği ister istemez talepkar beta konumuna düşüreceğini biliyorum.

Instagram ilgi budalası / orospusu
Instagram ilgi budalası

Kıssadan hisse, eğer ” ben Instagram’dan memnunum, kullanmaya devam edeceğim. ” diyorsan şunu kesinlikle bilmen gerekiyor: Dm’den yürüdüğün ya da fotoğrafını beğendiğin o hatun, kafanda canlandırdığın gibi bir hatun değil. Dahası, hatun 6/10 iken internet aleminin, erkekleri cesur kılması ve internetten yürümenin dayanılmaz hafifliği sebebiyle kadına ilgi normalden çok daha fazla olacağı için kadın kendini 8/10 olarak konumlandırmış durumda. Gerçekte böyle mi? Hayır. Bu yüzden de sıradan erkeklerden sıyrılıp öne çıkmak gerçek hayattaki oyundan daha zor. Tıpkı Tinder‘daki gibi. Hatun senin duruşunu, konuşmanı, beden dilini, fikirlerini, tavrını bilmiyor. Önünde sadece birkaç fotoğraf var ve ona göre seni değerlendiriyor. Ortanın üzere bir tipin yoksa ya da zengin değilsen match olmuyor. Bu bana bir nevi haksızlık gibi geliyor. Şekli şemali yerinde olup da soy boy olan bir sürü eleman var ve ben normalde bunlara karşı yarışı kazanacağım yerde kaybediyorum.