Aşk Hiyerarşisi

“Kadınlar aşık olmazlar, onlar sadece kendilerini düşünürler”.  Bu bir süre önce bir centilmenin yazdığı ve benim de rastladığımda durup düşünmeme neden olan bir yorum. Ve şimdi okuyacağınız yazıyı kaleme aldım. Bu yazıyı yazmama ilham veren yoruma katılmıyorum. Bu yorumu yazan centilmenin buna vücudunun her zerresi ile inandığını tahmin etmekle birlikte yorumun yanlış olduğunu düşünüyorum. Yine de kendisini anlıyorum. Her ne kadar doğru düşünmese de, tamamen yanlış düşünmüyor. Kırmızı hap topluluğunun eskiden beri bilinen bir gerçeği var : kadınlar erkekleri, erkeklerin kadınların kendilerini sevmesini istediği şekilde sevemez.

Aşk Uçurumu

Sorun sadece erkeklerin istedikleri şekilde sevilmeye olan açlığı değil aynı zamanda kadınların sevebilme kapasitesi. Erkekler fedakar bir aşk arzularlar, fedakarlık sadakat ve bağlılık ima eder. Kadınların aşktan beklentileri ve kadınların aşk kapasitesi arasında uçurum vardır.

İş aşka geldiğinde (sadece ihtiras değil), erkekler oldukça iyimser eşitlikçilerdir. Bir erkek, sevilmeyi istediği gibi sever. Aşk konusunda bir erkek genç ve kadın doğasından bi haber olduğu yaşlarda kendini tamamen altın kurala (sana nasıl davranılmasını istiyorsan, karşındakine de öyle davran) adamıştır.

Erkek doğasının aptallığı, kadının anaç içgüdülerinin özüyle ilgili sadakatin, romantik aşk için de ulaşılır olduğuna dair inançtır. Erkek budala bir şekilde, annesi kendisini nasıl sevdi ise idealleştirdiği kızarkadaşının da kendisini öyle seveceğine inanır. Kadınların çocuklarını nasıl sevdiklerini gözlemleyerek kadınların büyük bir sevgi kapasitesine sahip olduğunu çıkarır. Bu doğrudur, kadınların büyük bir sevgi kapasitesi vardır. Ama maalesef bu büyük sevgi sadece çocuklarına reserve edilmiştir ve erkeklerinin ulaşımına açık değildir. Bu nedenle erkeğin kadın aşkı konusundaki ideali gerçekçi değildir.

Erkek arzuladığı sevginin özünde annelik ile ilgili olduğunun ve kendisi için hissedilemeyeceğinin farkında değildir. Doğa burada erkeğin psikolojisi üzerinde acımasız bir oyun oynar. Erkeğe çocukluğunda saf ve yüksek kaliteli bir sevgi verir. Erkeğe, ilerde kadınlar için standart sandığı bir kadın aşkı şeması öğretir. Annesinin sevgisi ile, koşulsuz sadakatın, soylu karakterin, nazikliğin, fedakarlığın ve güvenin kadın doğasının özü olduğunu öğrenir. Bu nedenle çocukluktan erkekliğe adım atarken şu mantıksal çıkarımda bulunur : eğer “iyi bir adam” olursa, aşık olduğu kadın tarafından annesinden öğrendiği şekilde sevilmeyi bekleyebilir. Annesi de iyi niyetli ama oldukça yanlış bir şekilde bu oğlunun bu düşüncesini onaylar. Oysa bu şeytani bir yalandır ama henüz kalbi kırılmamış erkek bunun farkında değildir. Erkek, kadının sevgisinin değişmez olduğunu sanar. Onun çocuğu için olan sevgisinin, kendisi için olan sevgisinden oldukça farklı olduğunu bilmez.

Yani erkek, bu sevgi sadece çocuklara ayrılmış iken çocuk gibi sevilmeyi arzular. Kafasındaki aşk tipinin anne sevgisi olmasına rağmen romantik sevgi olduğuna inanır. Bu tip bir erkek ikisi arasındaki ayrımı yapacak tecrübeye sahip değildir. Ve onun için trajedi, kadınların erkekleri çocuklar gibi sevemeyeceğini öğrenmektir. Annelik bağının doğasında olan koşulsuz sadakat, çiftleşmek için biraraya gelen iki insanın arasındaki bağda yoktur. Çoğu erkek bunun farkında değildir. Bir kadın tarafından acımasızca ters köşeye yatırılana kadar saf ve erdemli bir aşk ile severler. Burada sorun bu trajik anın olup olmayacağı değil, ne zaman olacağıdır. Eğer şanslılarsa kendilerini bu blog ya da benzeri bir yerde bulurlar.

Buradan itibaren de erkek kadının sevgi kapasitesi konusunda kafasında bulunan normları yeniden değerlendirebilir. Bir kadının eşi için hissettiği sevginin, çocuğu için hissettiği sevgiye göre daha az psikolojik ve ahlaki kaliteye sahip olduğunu öğrenir. Bu güçlü bilgiye nasıl tepki vereceği ise onun nasıl bir erkek olacağına ait kararını şekillendirir. MGTOW da olabilir, kadınları sadece seks için kullanan müzmn bir bekar da olabilir ya da evini iş gibi idare eden, risklerin farkında ve bütün gücüyle bu tehlikelere göğüs geren bir baba da.

Bu ne kadar acımasız olursa olsun bir kadın, erkeğin sevgisine aynı karşılığı veremez. Erkek ve kadın farklı sever. Yukarıdan aşağıya sızan hiyerarşik bir aşk vardır ortada. Erkek kadın için fedakarlık yapar, kadın çocuk için. Nehir çok istisnai durumlarda yukarı doğru akar. Eğer bir erkek kadının kendisi kadar sevebileceğine inanırsa, kaderi hayalkırıklığı ve azaptır zira kadın adamın idealleştirmesine göre değil, doğaya göre hareket edecektir

İkaz

Çoğunuz buraya kadar beni takip edebildiniz, bazılarınız edemediniz. Başlangıçta “Erkek budala bir şekilde, annesi kendisini nasıl sevdi ise idealleştirdiği kızarkadaşının da kendisini öyle seveceğine inanır” demiştim. Bu dediğimde iki anlam var ve gerekli tecrübe ve nuans farkını anlatacak zihne sahip değilseniz ikinci anlamını anlamanız zor. Temel olarak aranızda iyi bir anneye sahip olanlar bu cümleyi okuduğunda, şimdi olmasa bile zamanında “umarım annem kadar tatlı ve ilgili bir kadın bulabilirim” demiştir. Ama annesi narsist, umursamaz ve sevgisiz olanlar için durum farklı. Bu tip anneler her ne kadar da toplum önünde mükemmel anne imajı çizseler de kişiliklerindeki bir bozukluk yüzünden anne sevgilerini oğullarından esirgemişlerdir.

Bu konuyu konuştuğumuzda, annesinin kendisini gerçekten hiç sevmediğini (benimki sevgi dolu bir kadındı) söyleyen erkek sayısının fazlalığı beni şok etti ama bugün bildiklerimden sonra bunun süpriz olduğunu söyleyemem. Annelerinin anne sevgisini kendilerinden esirgediği erkekler kırmızı hapı daha kolay yutarlar ve yetişkinliklerinde kadın doğasını daha iyi anlarlar. Benim kişisel gözlemim, anne sevgisi olmadan büyüyen erkeklerin yetişkinliklerinde kadınları idare etmek konusunda daha başarılı olmaları. İhmal edilmiş bir oğlan çocuğu olarak büyüyen bir erkek, kız arkadaşının kendisini anne gibi seveceği budalalığına kapılmaz, kadının kendisini kendi annesi gibi seveceğini bilir, aşırı bir şartlılıkla.

Bu demektir ki çocukken anne sevgisini deneyimlemeyen erkekler, olgunluklarında kadın aşkını idealize etmezler. Bu adamların kadın aşkı konusunda kafalarındaki fikir, doğal olana daha yakındır. Çoğu erkek gibi kadınlardan anne sevgisi benzeri bir fedakar sevgi beklemezler zira zaten bu tür bir sevgiyi hiç hissetmemişlerdir. Annesi kendisini anne gibi sevmemiştir, partneri ile olduğu gibi annesi de kendisini sağladığı fayda üzerine sevmiştir. Bu nedenle çocukken annesi tarafından anne sevgisi ile sevilmeyen erkek, yetişkin olarak diğerlerine göre avantaj sahibidir.

Kadın Aşkının Tanımı

Kadının aşkı, öncelikle sizin gücünüze olan arzusudur, ikincil olarak da sizin karakterinizin ona kendini nasıl hissettirdiği ile ilgilidir. Kabaca şöyle diyebiliriz : fırsatçılık ve duygusal ödünün, ihtiras soslanmış hali.

Erkekler aşkın fedakarlık açısından yukarı doğru çoğu zaman unuturlar. Bir erkek bir kadına ihtiras duymadan onu sevebildiği için, kadının da aynısını yapabildiğini sanar. Bu mümkün değil zira kadının aşkı fedakarlık üzerine kurulu değildir, erkeğin fedakarlığının takdir edilmesinin, ihtiras ile karşılaşması üzerine kuruludur. Bir erkek bir kadın için fedakarlık yaptıkça, yaptığı yatırım ölçüsünde ona olan aşkı derinleşecektir. Bir kadın içten gelen hayvani bir ihtiras olmadan, erkek için fedakarlık yaptıkça, ona olan sevgisi azalacaktır, kendi fedakarlık gerekliliğinin, erkeğin yetersizliği olduğunu düşünecektir. Yani, bu hiçbir zaman söze dökülmese de, kadının davranışlarından çıkarılabilir : kadın erkeğin kendisini, onun erkeği sevdiğinden daha fazla sevmesini bekler ve böylece aşk hiyerarşisini güçlendirir. Kadının fedakarlığının ihtiras gibi ön koşulları vardır. Erkeğin fedakarlığı ise ondan beklenir ve beleştir

Aşk ve Kadının Kendini Kandırması

Size karşı ihtiras hissetmeyen kadın sizi onun sizi sevmesini istediğiniz gibi sevemez. İhtiras, kadın aşkının temelidir, kadın ihtirassız sizden hoşlanır, sizi sevmez. Fakat bu kadın sizi kullanmak için size aşık numarası yapabilir. Eğer bir kadın için size aşık olmak kendisi için kullanışlı ise, kendisini size aşık olduğu konusunda kandıracaktır. Kadınlar, kendini kandırmanın ustalarıdır, o nedenle kadının kendini inandırdığı şeylere yüzde 100 güvenmemek gerekir. Bu duygulara safsata gözüyle bakın.

Kadınlar genelde duygusal olarak nörotiktir. Kendi benliğinin fazlaca farkına varan bir kadın içlerindeki hayvani öğelerden kurtulamadıkları için kendinden nefret edebilir. Kadınlar bunun için özel çaba gösterseler de sizi sizin istediğiniz gibi sevemezler. Bunu zorlarsanız, kadını tarifsiz ızdıraba sevkedersiniz. Kız arkadaşınızın sizi anneniz kadar sevememesi size ne kadar adaletsiz gelse de, onu sizi bu şekilde sevmeye zorlamak, kız arkadaşınız için adaletsizdir. Benim şahsi fikrim, toplumun kendininesiller boyunca bu nedenle kandırdığı. Gerçek, çekirdek aileyi tehdit edecek kadar güçlü, bunun için sadece MGTOW hareketine bakmanız yeterli. Birçok erkek, kırmızı hap gerçeklerini keşfettiğinde, aile kurma fikrini kabul edemiyorlar. Çoğu erkek için cehalet erdemdir, bu nedenle bu blogdaki bilgiler güçlü olduğu kadar da, tehlikelidirler

Kapanış

Kadınlar neyse olar, sizin kadınlarla ilgili algınızın ne olduğu, temel doğal gerçekler karşısında önemsiz. Bu öğrendiğiniz bilgiler ile onları olduğu gibi kabul etmeyi öğrenirsiniz, ya da “kadının aşkı derdine değmez” deyip onları hayatınızdan çıkarabilirsiniz. Bu benim sizin için yapacağım bir seçim değil, kendi kişisel tercihiniz. Bir kez bilgilendiniz mi, tercihiniz sizden geri alınamaz. Bu bilgi ile ne yapacağı, hayatın ne aşamasında olduğuna göre değişir.

Kırmızı hap gerçekleri bir erkeğe kadınlarla ve hayatı ile ne yapacağı konusunda karar vermek için büyük bir enerji verir. Bununla ne yapmak isteyeceğiniz, yaşınıza göre değişir. 20 yaşında bir delikanlı, safça hayatı boyunca bekar kalacağını düşünür. Boşanmış, yaşlı bir erkek, budalalık dediği bu işlerden elini eteğini çekebilir. Barlarda bir on yılını hatun kaldırmakla harcayan bir erkek, daha derin birşeyler istediğine karar verebilir. Erkeklerin yapmaya meyilli olduğu gibi, kadınlar nasıl sever, sevgi ihtiyacımı, kendini mahvetmeden nasıl karşıların sorularını sormaya başlar. Kendiliklerini kaybetmeden sevmenin bir yolu bulamayan erkekler ise, sevgiyi reddederler.

Çeviri : The Hierarchy of Love

Erkek Adam Notu : Her ne kadar yazılanların bazılarına katılmasam da, Illimitable Man’in bu yazısını önemli bulduğumdan çevirdim. Genel olarak kırmızı hap camiasının önemli bir ayağı olan Illimitable Man bloğundan çeviri yapmaya, yazılar çok uzun olduğu için girişmemiştim. Şimdi zamanla buradan da çeviriler yapacağım.

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Erkek Adam

Sitenin 30luk abisi ve admini. Üşengeçliğinden admin hesabından yaza yaza rumuzu erkekadam kaldı. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

4 thoughts on “Aşk Hiyerarşisi”

  1. Bütün yazıları baştan sona okusam da kırmızı hapı içinde hissettiren , sarsıcı bir çeviri olmuş . Yıllarca medyada filmlerde edebiyatta tiyatroda gösterileçen aşk figürünün , hepsinin fasa fiso olduğunu bu yazıda da yüzümüze vurmuş oldun . Teşekkür ederken bi yandan da içim buruk . Doğa , erkeğe verdiği fiziksel güçle kadından , aşkı(erkeğin algıladığı) ve fedakarlık duygusunu alarak adaleti sağlamış . Bu şekilde düşününce insanın yetiştirilme tarzının ne kadar yanlış olduğunu farkediyoruz . Zor .

  2. Şimdi burada asıl mevzu, gerçek olanın hangisi olduğu. İki şey çıkıyor:

    1- Ailesinden yeterli ilgi alamamış ve sorunlu büyümüş (ki ileride de toplum için tehlike arz eden kişiler oluyor bu insanlar) adamların yaptıkları mı doğru? Böyle adamlar, çoğu kızın radarında olur, biz bu sevgisiz, duygusuz ve saldırgan adamları nasıl atlayıp, hedefe ulaşacağız? Alfalık, (çok afedersiniz) eşittir orospu çocukluğu mu?

    2-İyilik, ahlak ve diğer potansiyel beta davranışları (ki totalde de iyi olduğu kabul edilen şeyler bunlar) sadece kadın-erkek ilişkilerinde pek işe yaramıyor düşüncesine çıkıyor. Hapı alan, veya almak isteyen tüm betalar bütün ahlakını ve vicdanını unutup, birinci şıktaki gibi mi olmalı?

    3-Sokakta yol vermediğiniz için sizi öldürmeye kalkışan barzonun alfalık özellikleri ve testesteron özellikleri görece tavan yapıyor. Siz ise bir betasınız ve böyle bir adam değilsiniz. Hapı aldıktan sonra herkes ilk örnekteki gibi bi yaratığa mı dönüşecek?

    4-Bunlar aslında dediğiniz üzere yaşam biçimi. Alfasındır veya betasındır. Alfanın çekiciliğiyse ilkel dürtüleri ve hormonlarının yüksekliğinden -yani ilkelliğinden- geliyor. İlkelliğe yakın insanlar olacaksak, hayvanlardan ne farkımız kaldı? Bunca buluş, icat ve teknolojik ilerleme, ya da o çok övündüğümüz (ama bir şekilde de düzeni sağlayan) maneviyat koca bir hiç midir?

    Sorgulamış gibi oldu ama merak ettiğim için soruyorum beyler. Hiç boş postunuz yok, elinize sağlık.

    1. Düşünüp sorgulayabilen ve sorgulama sonucu karar veren varlıklar olarak diğer hayvanlardan ayrıldığımız için , vahşi doğada hayvanlara atfedilen alfa tanımıyla bizim burada okuduğumuz alfa benzerlik gösterse de tıpatıp aynı değildir . Sorumluluk alma , gerektiğinde kendini savunabilme , liderlik etme , egemen olma , bir amaca sahip olma vb. özelliklere sahip “bireyler” alfa olarak nitelendirilir . Birey dedim çünkü sokakta yol vermediğimiz için bizi öldürmek isteyen bir barzoya birey denmesi anlamsız olur 😀 +

      Ayrıca testosteron seviyesi kişinin seçimlerine bağlıdır ( vizyonuna + misyonuna). Her ne kadar her erkek genetik faktörlerle belirli bir testosteron oranına sahip olsa da bu oranı asıl etkileyen faktör ( başka bir anormallik olmadığı sürece) çevresel faktörlerdir .

      Örneğin Ali arkadaşımız olsun : Akşam 5 te playstationu açıp 2 saat fifa oynuyor , yanında 2 paket cipsini gömdü . Ardından odasına geçti instada takıldı 1 saat . Sonra 31ini çekti bi güzel . 1 saat youtubeda video izledi . Ali bunu her gün yapıyor . ya da ;

      Ali 5 te üzerini giyindi , eski okuldan arkadaşlarıyla buluşmaya gitti 1 2 saat oturdu , sonra dedi hadi bana eyvallah işim var . Kimsenin Ali Gitme!!! demesine kulak asmadı çünkü onun planı kafasında belli . Evine döndü eşyalarını hazırladı çıktı spora . gereğiyle sporunu yaptı döndü evine güzelce yemeğini yedi .

      Sizce de iki Ali arasında fark yok mu ? İki Alinin de başını yastığa koyduğunda ruh hali aynı olabilir mi ? Testosteron hormonu ilkellikle bağlantılı olsa da insanın seçimlerine bağlı olarak artabilir ya da azalabilir . Umarım açıklayıcı olmuşumdur

    2. Hocam daha önce Alfa yazısında tam bu sorulara cevap var. Alfalık demografik bir gruba değil (senin örneklediğin tehlikeli ve sorunlu insanlar bir demografik grup mesela) davranış kalıbına işaret eder. Yani alfalık orospu çucuğu olmaktır (demografik) grup diyemezsin.

      Burada temel problem betaların önemli kısmının iyi ve ahlaklı olmasının sebebinin erdemli olmaları değil tavşan olmaları. Burada ben Jordan Peterson’un Nietzche ve Jung kaynaklı yorumuna katılıyorum :

      Videonun can alıcı mesajı ise ahlaklı olmanın, kimseye zararsız biri  tavşan olmanın ahlaklı ve iyi biri olmayla aynı şey olmadığı. Tam tersine Nietzche’nin ve Carl Jung’un değindiği gibi asıl ahlaklı olanın şiddet ve saldırganlık kapasitesi olup da bunu medeni bir şekilde kontrol altında tutabilen bir kişi” olduğu.

      Kadınların kimseye zararı olmayan tavşanları değil de aslen zarar verebilecek gücü olup da bunu medeni bir şekilde kontrol altında tutabilen erkekleri tercih etmeleri çok anlaşılmaz birşey değil.

      Yani zarar verebilecek gücü olup da bunu kontrol edemeyen ve hapisaneleri dolduran alfa davranışlı elemanlardan olmana gerek yok.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *