ONEities – Ruh İkizi Kişilik Bozukluğu

Bu konuya daha önce En büyük hata : O çok özel kadının peşinde koşup durmak yazımızda değinmiştik ama konu o kadar önemli ki, manosphere’in önemli öncülerinden Rollo Tomassi’nin efsane sitesi The Rational Male‘in en önemli yazısı There is No ONE‘dan esinlenerek konuyu bir kez daha vurguluyoruz. İngilizce biliyorsanız, gidip yazıyı okuyun.

İngilizce manosphere’de oneitis kelimesi, bu ruh hastalığını daha iyi açıklıyor. One, bir demek. “-ities”de hastalık anlamına geliyor :

ONEities : “Genelde karşılıksız sevgi ve odaktaki kişinin tamamen gerçeklikten kopuk bir şekilde idealize edilmesi ile paralel giden hastalıklı romantik saplantı”

ONEities felç eden bir hastalık.

Bir erkeği beta yapan koşulların bazıları genetik olsa da, betalık daha çok sosyal koşullanma ile ortaya çıkan bir durum, bir karakter özelliği. Günümüz toplumunda, erkeklerin çoğunu beta yapan en önemli mitlerden biri de “ruh ikizi”, “özel kişi” miti.

Olay şu : Bir erkeğin doğal yapısı, o erkeğin birçok kadınla birlikte olmasına meyilli. Yani bir erkeğin doğasında “özel bir kadın”, “ruh ikizi”, “hayatımın aşkı” hatta “aşk” gibi bir kavram yok. Bir erkeğin dışarda bir yerlerde onu bekleyen “diğer yarısı” da yok! Bir erkek için binlerce hatta onbinlerce beraber olabileceği ve beraber olmayacağı kadın var. Bunun karşıtını söyleyen herkes, erkeğe birşey satmaya çalışıyor.

Ruh ikizi, Batı toplumlarında kaynağını bulan ve günümüzde hemen her yerde yaygın olan bir mit-hastalık. Bu dünya görüşü o kadar yaygın ki, bir am uğruna kendi hayatını heba eden Ferhat ya da Mecnun hikayeleri, aslen bu tür saplantılı aşka tutulan bir erkeğin hayatının nasıl kararacağını gösteren birer ibret öyküleri iken günümüzde romantik aşk hikayeleri olarak pazarlanabiliyorlar.

Leyla Mecnun Karikatür
Öleyim mi manyak? …

Bu ruh ikizi fantazisi hemen hepimizin bir şekilde paylaştığı bir idealizasyon – güya hepimiz için bir özel insan var ve şansımız yaver giderse ve biz aramaya devam edersek, birbirimiz için yaratıldığımız o kişiyi bulabilme şansımız var. Her ne kadar bu konsept tatmin edici bir romantik film senaryosu çıkarsa da, hayatınızı üzerine kurup inşaa edemeyeceğiniz bir fantaziden başka birşey değil. Kötüsü, ruh ikizi miti genelde insanı felç eden birşey.

En şaşırtıcı olan da hayatını, kadın-erkek ilişkileri alanında hüküm süren bu saçma fantazi üzerine kurma düşüncesine sıcak bakan erkeklerin oldukça yaygın olması. Normalde psikoloji, biyoloji, sosyoloji, evrim, iş yaşamı, mühendislik gibi alanların değerini bilen ve bunların hayatlarımızı şekillendirmedeki önemini kavrayan erkekler, dışarıda bizi bekleyen bir ruh ikizinin olmaması ya da bizim bilinçaltında koyduğumuz ruh ikizi kriterine uyan binlerce kadının olabileceğini duyduklarında buna ilk karşı çıkan kişiler oluyorlar. Sanırım bu yalın gerçek, onlara fazla nihilistik geliyor – tıpkı çok inançlı birine Tanrı aslında yok demek gibi bir etki yaratıyor. Bu Batı kaynaklı romantik mitoloji, bizim hayatımızı birleştirebileceğimiz ve bizi tamamlayacak sadece bir insanın olduğu ve bir insanın kaynaklarının önemli bir kısmını bu özel kişiyi bulmaya harcaması gerektiği (batıl) inancı üzerine kurulu. Bu mit, batı toplumlarının kadınlaştırılması (feminization) yüzünden günümüz modern toplumlarında neredeyse dini bir inanç mertebesine ulaştı.

Pop kültürünün sürekli pompaladığı ruh ikizi miti, birçok erkeği, eşi veya sevgilisi ne olursa ya da ne yaparsa yapsın onunla beraber olmak konusunda koşulluyor ki zaten mitin kendisi, feminizm ideolojisinin direk sonucu. Mutlu bir birliktelik için gerekli olan karşılıklı saygı, bu koşullanma nedeniyle hastalıklı bir psikolojik bağımlılık olan “o kadın / adam” ruh hastalığı ile karıştırılıyor.

“Bu kadın senin hayatının kadını, onsuz nasıl yaşarsın” şeklinde özetlenebilecek bu ruh bozukluğu, birçok erkeği doyurucu olmayan ve düpedüz yıpratıcı bir ilişkiye hapsediyor. Daha da kötüsü (çünkü ilişkide en azından seks var), birçok erkeği, “aşık” olduğu bir kadın için sonuna kadar uğraşmaya iterek onları yanlız, sekssiz ve mutsuz bırakıyor. Bırakıp gitmek en mantıklı ve doyurucu hareket iken bir erkeği “biraz daha uğraşssam, şunu da düzeltsem” diye yıllarca saçma sapan bir ilişkiye, tek taraflı aşka (açık ara kadın erkek ilişkilerinin en saçma ve absürb durumu), ezikliklerin ezikliği friendzona hapsediyor.

Bir kadının bir erkeği oyuncak etmesinin en kestirme yolu, kadının erkeğinin tek seks ve mahrem yakınlık alternatifi olduğuna inanması. Dikkat edin, “alternatif” dedik, yani sevgilisi ya da karısı olan bir erkeğin başka kadınlarla seks yapması gerekir demiyoruz. Ama bir erkeğin, sağlıklı bir ilişki ve ruh hali için eğer beraber olduğu kadın belli bir çizgiyi aşarsa, gidip başkasını bulabilitesi olmasından bahsediyoruz. Bir erkeğin ruh ikizi masalını içselleştirmesi, ki kadınlar tarafından yetiştirilmiş nesillerin ortak paydasıdır bu içselleştirme, onu hayatına giren her kadına “tek kadın” muamelesi yapmaya iter. Bu beta erkekler seri olarak uzun süreli ilişkiye girseler ve her bir sevgililerine “o özel kadın” muamelesi çekseler bile, hala bu “o tek kadın” masalının saçmalığını göremezler.

Eski sevgilini unutamıyor musun, ruh ikizi kişilik bozukluğundan. “Ben seni sadece arkadaş olarak görüyorum” kadınına arkadaş mı oluyorsun, ruh ikizi kişilik bozukluğundan. Bekarsın ama tek bir kadınla ilişkiye giriyorsan ve diğer fırsatları yaratmıyor hatta değerlendirmiyorsan, ruh ikizi kişilik bozukluğundan. Onu unutamıyor musun, ruh ikizi kişilik bozukluğu. Seni aldattı, terk edemiyor musun (Allah aşkına yapma!!!), ağır ruh ikizi kişilik bozukluğu. İlişki biraz ilerleyince “karım / sevgilim benim hayatımın kadını diyerek kendini salıp, sonra terk edildi isen”, klasik ruh ikizi kişilik bozukluğu.

Kadın erkek ilişkilerinde başarısız isen, seni beta erkek konumundan alfa erkek konumuna doğru en hızlı ilerletecek şey, bu ruh ikizi masalından kurtulmak.

Yine link verelim, şu yazıyı okuyun : En büyük hata : O çok özel kadının peşinde koşup durmak

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

31 thoughts on “ONEities – Ruh İkizi Kişilik Bozukluğu”

  1. Mahmut abi, hasbelkader bir hata yaptık ve bir kızı kafamızda oneities yaptık diyelim. Bu durumdan kurtulmak için yapılması gereken yalnızca tabak çevirmek midir? Bu kızla henüz hiç konuşulmamış ise direkt pas mı geçilmelidir?

    1. Bir kız oneitis oldu mu geçmiş olsun. O kızdan iş çıkarmaya çalışacağına yenisine yürümek daha mantıklı.

  2. Bu arada oneities derken özel kişi veya ruh ikizim olarak görmüyorum fakat fisten çekilmeme rağmen tek bir kadına odaklanmaya ve enerjimi harcamaya hala meyilliyim. Bu kişi özellikle benden hoşlanan ve yürüme davetiyesi atan ve tip olarak da tanışmaya değer bulduğum bir kız oluyor.

    1. Farketmez. ONEitis öyle hayatımın kadını diye bilinçli vurulmanı gerektirmez. “tek bir kadına odaklanmaya ve enerjimi harcamaya hala meyilli” olmak oneitisdir.

  3. koskoca dünyada, 3.5 milyar kadın içerisinde ruh işinin ön sırada oturan Pelin olması da ilginç tabii, bu şans nedense sayısal lotoda işe yaramaz swh

  4. Üzerinden 3 ay geçti ama ulan hala merak ediyorum beni reddetti de kimi beğendi diye. Bende başkası değil de bu kızın reddedişinin etkisi bir türlü geçmiyor valla egom ciddi zarar gördü. Yok mudur şu işe çözüm olabilecek bir tavsiyeniz?

    1. Hacı bende aynı durumu yaşadım
      İşin çözümü kendimi zihinsel ve fiziksel açıdan güçlü tutuğ kızı kafanın içinden siktir edip her onunla ilgili düşünceleri uzaklaştırıp
      Ona karşı olan bağlılığın sende oluşturduğu nefreti sporla atabilirsin

  5. PART 1

    Bu yazının altında bir şey itiraf etmek istiyorum size. Erkek Adam buna yorum yaparsan ayrıyeten memnun olurum. Bunu hiçbir yerde alenen itiraf etmedim, kaldı ki red pill’deki değerli yazılarla yeni tanıştım. Aslında çoğunlukla zaten biliyor olduğum/gözlemlediğim şeyleri nesnel gerçekliklerle desteklenmiş bir şekilde okuyorum, bazen ekstra aydınlanıyorum çünkü bazı şeyleri çok net olarak buz gibi suratına çarpıyor.

    Benim başıma bir oneitis sendromu geldi, işin kötüsü bundan kurtulmaya daha dün karar verebildim ve bu zaman alacak. Daha da kötüsü bu ben bir alfayken başıma geldi, tüm bu bilgileri çoktan deneyimlemişken ve hatta Schopenhauerler falan da okumuş biri olarak nesnel olarak da işin bilincindeyken, kendimi bu yüksek çekime bıraktım. Ve finalde bazı yönlerden betaize oldum, bu da bana kaybettirdi çünkü aşk beyin dalgalarımı bozdu. Şimdi anlatacağım şey çok uzun hikaye aslında ama yüzeyselleştirerek özetlemeye çalışacağım.

    Öncelikle bu ilişkiye başlayana kadar hareketli ve çok eşli bir cinsel hayatım vardı. Harem bile kurmuştum. 7 kız tek ben olan bi ilişki çeşidi dahi yaşadım, bana “efendimiz” diye hitap ediyorlardı vs. Basit örnekler bunlar, neler neler var daha. Her neyse. Arada daşşağına çektiğim after sex selfielerini falan pp yapan biriydim yani. Ve mizacım da gayet piçti hep. Sonra birden tuhaf bir şey oldu. Onu bunu sikiyorum ama anlam yoktu. Sonra altın dişi diye tanımlayabileceğim üst düzey güzellikte bir kızın bana karşı saplantısı dikkatimi çekti. Aylarca onu da siklemedim aslında. Sarkastik cevaplar veriyordum genelde, sonra bir gün bu kızın ben onunla zerre ilgilenmesem bile aylarca tek saplantısının ben olmamdaki o sadakati beni fena derecede tahrik etti, hem de her yönden. Ve kararımı verdiğim bir gün, “gel buraya” dedim. Ve ilişkiyi başlattık. İlişkimizin ikinci haftasında ben hala aynı zamanda hovarda moddaydım, bunun bana trip attığı bir akşam bunun hareketine canım sıkıldı, gittim bi bara, hollandalı bi kadın düşürdüm, sabaha kadar siktim, kadın eve gittiğinde “you fucked me very well thank you” yazmıştı, bunu da daşşağına “Türkiye 1 – 0 Hollanda” diye paylaştım gülerek. Neyse bu sonra delirdi melirdi falan da iki gün sonra tatlıya bağlandı yani. “Ayyy ağlicam ben de seni seviyorum” dedi devam ettik. Sonrasında ben bunun bunun için ne kadar üzüldüğünü görünce beni gerçekten sevdiğini anladım ve bir daha böyle bir şey yapmadım. Artık tamamen tek eşli olmuştum. Ve vicdanım onunla paralel olmuştu zamanla. Sonrasında mükemmel de bir ilişkimiz oldu. Mutluluk hormonundan başım dönüyordu onunlayken. Aramızda öyle bir çekim ve aşk vardı ki ben bunu ‘madde ötesi’ diye değerlendirdim ve tüm bildiklerimi unuttum. Tek gerçekliğin bu olduğuna inandım. Bizim ilişkimiz bir yıl sürdü, 8 aydır da ayrıyız ara ara konuşuyorduk. Geçen hafta yine engelleşme muhabbetleri döndü. Şöyle söyliyim bu kız hem tertemizdi geçmişi yoktu, hem masumdu, hem de bana hayrandı. Kız bu profildeyken başladık ilişkiye. Finalde ve ayrıldıktan sonra sadakatiyle ilgili asla bi sıkıntı olmasa da bana karşı saygısından zerre eser kalmadı. Hatta şu mesajı veriyor yani ben onun ilki olduğumdan, “belki ben daha iyileriyle birlikte olucam” gibisinden. Yani eş havuzuna geri döndü. Şimdilik kimseyle olmasa da zamanla olacaktır. Ha ben yine de hayatında asla benden daha iyisini bulamayacağını biliyorum. Hayatında görebileceği ilk ve son büyük ilgiyi gördü benden. Evet işin orasına gelicem şimdi. Ben ona hayatımı adadım, onun iki sokak altından ev tuttum, onun semtinde yaşamaya, onun yakınlarında kendi işimi yapmaya başladım, kendimi kendi sosyal çevremden dahi soyutladım, bırakın başka bi kızı yedeklemeyi, telefonumda kendisinden başka kız numarası dahi yoktu, tüm çabam bizim için, tek bir dişi içindi. Bu duruma düşmeme rağmen ilişki yine uzun sürmüş diyorum bazen, varlığımın özünde alfa tecrübeleri olduğundan buna dönüşsem dahi o kapasitemin olduğunu biliyordu, ama ben kendi aleyhime şekilleneceğini bilmeden inadına inadına hayatımdaki tek insanın o olduğunu, onu her şeyden çok sevdiğimi söylüyordum, anlayacağınız kendimi %100 olarak asla terketmeyecek adam profiline soktum. Bu uzunca bi süre bi problem çıkarmadı aslında, çünkü gelişim gösteriyordum, hala ondan somut üstünlüklerim vardı, iyi para kazanıp ona pahalı hediyeler alıyordum. İlerleyen zamanlarda öyle bir obsesif hale geldim ki, bir garson sevgilime 3 saniye baktı diye kafama takıp ertesi gün mekanlarını basıp özür dilettirdim. Kontrol manyağı ne ki, en şeriatçısı yanımda demokratik kalır. Dehşet bi kafaya ulaştım. Onu kimsenin görmesini dahi istemiyordum. Zaten ilişkiyi yönetiyordum ama artık tavırlarım ona aşırı geliyordu, evet aşırıydı da ama seven bir insan için problem olmazdı, ama onun için olmaya başladı, yavaş yavaş saygısını yitirdi, konuşmaları küstahlaşmaya başladı, ben de berbattım her şeyi kafama takıyordum, beynim dramatik çalışmaya başlamıştı, yine de sert tartışmalar olsa da ilişkimiz hala yıkılmamıştı, ama bir şeyler ters gidiyordu, sonra bir gün bizim evdeyken onunla güzel bi gün geçirmiştik, sonrasında yatakta telefonuyla uğraşırken gir bakiyim feysine açık mı o dedim, senin iznin olmaksızın asla açmam dediği sosyal medya hesabını açtığını görünce deliye döndüm. Birkaç gün önce açmıştı kavga ettiğimizde ama bana inadına yapmıştır deyip kapatır dediydim kapatmadığını görünce delirdim. Kaldı ki birkaç gün önce açması da taviz ama ona art niyet besleyemiyordum, her şeyimdi çünkü. Neyse sonra kapat dedim bağırdım, kapatmicam dedi. Uzandım sonra sakin bi ses tonuyla kapat onu ve yanıma gel dedim. Hayır kapatmicam kapatmicam deyince tuttum suratını fırlattım yatağa kapatıcaksın dedim lan kapatıcaksın dedim diye bağırdım, ağlamaya başladığını görünce de yüzüme bak dedim vicdan azabı sikti attı içimi sarıldım ama bırak ya diye bağırıp telefonunu çarptı vs. Elini yüzünü yıkadı, rimelleri akmıştı o halde göndermemek için ne kadar çabalasam da göğsümü kolumu yumruklayarak çekil çekil diyordu mahalleyi ayağa kaldırdı yani, asansörde düzelticem ben söz dedi bıraktım gitti. Gidiş o gidiş. 3 gün sonra aldığım hediyeleri de annesiyle yolladı, kendi bana aldıklarını istemedi. Bunun için affetmedi de, durduk yere yapmamıştım zaten yaptıklarının canımı acıtmasına tahammül edemediğimden bunu yapmıştım. Sevgi her zaman güzelliklerin duygusu değildir, yanında öfke ve korkuyu de getirir mutlaka. Yolladıklarının içerisinde bana ithafen yazdığı ama henüz vermediği bi defter de vardı, 3 gün sonra yıldönümümüzmüş, onun için hazırlamış. Defterde bana olan hayranlığını anlatmıştı ama sonrasında gösterdiğim tüm barışma çabalarını yoksaydı. Tüm kapılar yüzüme kapandı. Ailecek cephe aldılar. Ne vurdum, ne dövdüm, sadece hırpaladım sarstım bana verdiği sözü tutmadığı için ama bu nasıl affedilemez bir şeye dönüştü? Kendisini aldatmamı dahi affeden kız, nasıl bana katlanamaz hale geldi? Bunun cevabı benim aptallığımda, aşktan dolayı bazı alfa özelliklerimi yitirişimde. Ki söylemeyi unuttum bu olaydan bir ay öncesinde ben onunla ettiğim bi kavgadan dolayı tüm ruh halim çöktüğü için iş dünyasında tekstil ticaretimi yaparken tüm malları bir liradan verdim kafayı yiyip, alkol 2 senedir kullanmama rağmen o paralarla da içip şahsi iflasımı da yaşadım. Artık param da yoktu yani. Hatta ona söylemedim bilgisayarımı dahi satmak zorunda kaldım sonrasında. Finalde de tekmeyi yedim.

    1. PART 2

      O evde zamandan mekandan kopuk birkaç ay nihilizmin doruklarında depresyonu yaşadım. Onunlayken öncesinde olan içsel dinginliğimi ve rahatlıģımı kaybetmiştim artık, sürekli tetikteydim, o kadar çok seviyordum ki durduk yere bile ya ona bi şey olursa diye ödüm kopuyordu yani anlayacağınız çok fena sıçtım. İlişkiyi yönetirken birden her şeyi kaybettim. Bu olaylardan sonra 6 ay boyunca konuşmadık, sonradan konuşmaya başlayınca olacak gibi olduysa da hepsi kavgayla sonuçlandı. Hala güzellik olarak beynimdeki best place’e sahip. Ve en trajikomik betalığımı da ne kadar saatlerce sevişsek de her şeyi yapsak da cinsel ilişkiye girmeyerek yaptım. Onun “hazır değilim”lerine kulak asarak yani. Özellikle içimi kemiren kısım bu zaten. Bu sözü değer vermediğim onlarca kızdan duymuşumdur ama her zaman dinlemeyip yapacağımı yapmışımdır ama aşk öyle bir şey ki işte seni böyle modlara sokuyor. Beklerim sorun değil ne zaman istersen diye başladım, her yeniden istediğimdeki “ı ıh ya olmaz”lara da iyi tamam aşkımlarla devam ettim. Kendime inanamıyorum şöyle bi dönüp baktığımda.

      Evet, peki noldu? Başlangıçta benden kat kat alt seviyede olan ve bana hayran olan kız, bana aşık olan kız, sonlarda bana “istersen ayrıl umrumda değil ben kızlarla o buluşmaya gidicem” demeye başladı. Ben sövsem dahi asla bana çıtını çıkarmayan kız “ya bi siktir git aq ya” demeye başladı. Başlarda “heheh nasıl tavladım ama seni” diyen kız, sonlarda “ya sen eski sevgililerinden nasıl ayrıldın allah aşkına onlardan taktik almak istiyorum bi rahat bırak beni ya” demeye başladı. Başlarda “her şeyimsin sen benim” diyen kız, sonunda “ben senin hiçbi şeyin değilim bunu o kafana sok” der oldu.

      Size bir alfanın beyin dalgalarının bozulup nasıl yıkıklaştığını aktardım. Itiraf etmek gerekirse hala bozuk, uzun bi süre zaten kimseyle konuşamadım, sonrasında da konuşmaya başlasam da seks dahi yapmak istemedim arkadaş olarak konuştum, en sonunda 5 farklı kişiyle seks yaptım ama hepsi finalde aklıma o kızı getiriyor, hatta boşalırken aklıma o geliyor veya aklıma o gelince boşalıyorum, ilişkiye girdiğimi oymuş gibi hayal ediyorum, post ejaculation sydrome yaşarken de bu sen olmalıydın diyorum onu düşünerek vs vs. Oneitis muhabbeti çok sıkıntılı. Ki biz erkeklerin, hele hele benim gibilerin hayatlarında 1 kere aşık olduklarını düşünürsek, ona karşı nasıl bi dopamin bastığımı siz hayal edin. Bundan tamamiyle kurtulup eski piçliğime ve vurdumduymazlığıma kavuşmam çok zaman alacak. Bu kadar ikiyüzlülüğe ve adaletsizliğe rağmen uzunca bi süre sevmeye devam ettim, beynim bana hep onun iyi yanlarını hatırlatıyor, gerçekten de nesnel olarak da asla onunla oldğum zamanlardaki kadar bi mutluluk patlaması yaşamadım. Ama aynı zamanda asla bu kadar stresli, overreactive, aşırı takıntılı, hatta bu kadar net kolaylıkla katil olma potansiyeli taşıyan birine de dönüşmedim.

      Bu blogda yazılanlar, ve alıntılanan yazarlar haklı. Bir erkeğin aşkı kadını elinde tutmaya asla yetmez, bi kadın erkek gibi koşulsuz sevmez, bir kadın sen güçsüzleştiğin gibi vefalılığını en fazla birkaç kere gösterir baktı olmuyor ne yaşadığınız umrunda olmaz gider.

      Nympholar bizi sekste tecrübelendirir, bu tarz kızlar da duygusal anlamda tecrübelendirir.

      Uzun vadedeki finalde o pişman olacak, ama bu o zaman benim umrumda olmayacak, işte şu andan sonraki sürecim o zamana ulaşmaya doğru başlayan süreç. Kendimi gerçekleştirmeyi bile bi kenara bırakıp totalde 2 yılımı bir kıza adadım. Ve zararlı çıktım. Hatıralarımız mükemmel evet, ama finalde aldığım zihinsel tahribatı iyileştirmekle uğraşacağım şimdi bir de. Umarım edindiğim bu yoğun acılı tecrübeyle eski halimden bile çok daha iyi ve olgun olurum ve bir daha gerçekleri unutmam.

      Bu ilüzyon çok tehlikeli. Ve zekanız, bilginiz, yeteneğiniz ne derece yüksek olursa olsun, sizi etkisi altına almayı başarıyor. Ve sizi, siz terkedilene kadar farkında bile olmadan, zaman zaman farkına varsanız dahi bunu değiştiremeyecek kadar güçsüzleştiriyor.

      Tabiat herkesi farklı silahlarla donatmıştır. Dişilerin main silahı da güzellikleridir. Ve bu birçok filozofun da hemfikir olduğu üzere dünyanın en önemli buluşunu yapmaya kendisini adamış bilgin bir bilim adamı dahi olsanız sizin akli melekelerinizi ele geçirebiliyor. Farkındalığınızla kalın. Bu acı tecrübenin içine düşmeyin. Finalde karakterinizden, huzurunuzdan, benliğinizden ödün vermiş olarak bulursunuz kendinizi.

      Şimdi tekrar kendime gelme zamanı…

      1. Selam. Kadinlarin dizginsiz alfayi evcillestirme fantazisi vardir ve senin kizdaki gibi bu konuda ciddi sabra sahip kadinlar vardir. Fakat kiz alfayi dizginledim derken sen en kralindan omegaya donmussun. Hayatinin odagi degil gunesi yapmissin. Hayatini bir kiz icin cope atmissin. Bu nedenle 100% senden kaynaklanmis. Insan bir asiri uctan kacayim derken fazla abartip oteki asiri uca giriyor.

        “O pisman olacak ama o zaman benim umrumda olmayacak” arabeski kizi unutamadiginin isareti. Bu kizi tamamen hayatindan cikarman lazim.

        1. Ne kadar arabesk dursa da söylediği yanlış sayılmaz bu herifin dediği yolda gidebilirse eğer. Sadece “benim baştaki halimden daha iyisini….” demesi gerekir belki.

  6. Bu arada eklemeyi unutmuşum, tüm bu gerçekliği böylesine yoğun bir acıyla idrak etmek gerçekten de Tanrı’ya bütünen inanmış birisine Tanrı yok demek gibi. Hatta onun var olmadığını öğrenmesi gibi. Bunu hala hazmedebilmiş değilim. Ama önüme bakıcam bunu da aşıp. Ben ondan bu şekilde asla bahsedemezdim, en azından kendimi zorlayarak bi yerden başladım. Zor şeyler.

    1. Çok etkilendim gözlerimin dolmasına engel olamadım. Gerçekten tarifi yok .
      Ama bu kadının başka sorunu olmalı. Size neden bağlanamadi bu iyiliğin sonucu olamaz bu bir yanılgı en azından kendim için böyle şimdi ben de hikayemi anlatayım.
      Neden ben sizin tabirinizle alfalik değil betalik özelliklerinden etkileniyorum. Hatta bu özelliklere bağlanıyorum. Eğer size göre ben vakıa İsem eleştiri yapabilirsiniz

      Eşim çevresinde kadın erkek hemen herkesin dikkatini çekecek bir karizmaya sahip, erkekler üzerinde yönetici konumunda , aslında statü bakımından, her anlamda(yakışıklılık cekicilik, varlıklı/zengin olmak dahil) çok yüksek bir durumda, kadınlar onunla sürekli ilgili kendisi lise yıllarından beri hep böyle oldu diyor. (Buraya kadar alfa özellikleri)
      Fakat ben bu özelliklere çekim duymadim.
      İlk olarak o beni farketti, sevgi gösterdi. ilk defa kendisini farketmeyen birisine ilgi duymuş hatta hayatinda ilk defa kendisi bir kıza açılmış. (Beta)
      Çünkü kızlar zaten ona her anlamda flört, tek gecelik ilişki, evlenme teklifi ediyorlarmış. (Alfa)
      İlk başta defalarca reddettim ve çok ciddiydim. (Buna rağmen ısrarla devam etmesi beta)
      Tahmin ettiğim gibi bir çok kadınin ilgisini çekiyordu ve ben böyle bir şeyle uğraşmak istemedim. Rekabet duygusu hissedeceğim bir evlilik yorucu olacaktı.
      Ama o vazgeçmedi.( Beta) Aynen sizin durumunuz gibi vazgecmemesi beni çok etkiledi.
      Arkadaşinin yanında ağlaması.(beta ötesi beta ) ki gerçekten bu ağlayisin kalbimdeki tesiri ona sevgi duymama hatta aramızda bir bağ oluşmasına sebep oldu nihayet bir daha reddetmemek üzere kabul ettim.
      O söylemeden internetteki tüm hesaplarimi sildim. Bunu neden yaptığıma hala anlam veremiyorum ama sanırım ben de böyle bir ihtiyaç vardı. Yani kendimi eşime sorumlu/bagli hissetmek .
      Bir daha da sosyal medya hesapları kullanmak aklıma dahi gelmedi.
      Evlilik içinde hep çok umursamaz oldu yani sonuna kadar bir alfaydi. Gösterdiği tüm ilgi sevgi sadece ben kabul edene kadar gösterdi. Daha sonrasında, sanki hiç tanışmıyormusuz gibi tavırlar. Aramızda bağ yokmuş gibi. Ben yabancıymisim gibi. Kendine ait hayatını beni katmadan yaşamaya devam etti. Beni içine bıraktığı yalnızlık tahammül edilebilir gibi değildi. Ve ayrılmak istedim. Ayrılma isteğimi her belirttigimde, çok acı çektiğini gözlerinin dolduğunu görmenin(beta) bana verdiği acıya tahammül etmem mümkün değildi ve onu çok uzmemin pişmanlığı ile ilgimi kat kat artırdım. Ve yaptığım hatayi telafi etmek ona verdiğim acıyı sevince çevirmek için çok çaba gösteriyordum. Ama bu hal kısır döngü halini aldı.
      Şöyle ki ; o yine
      beni yapayalnız bırakıyor bana karşı duyarsız umursamaz davraniyor ben sevilmeye şefkate ihtiyacim ve benden uzaklığı sebebi ile ayrılmaktan bahsediyor yine onda aynı acıyı görüp , ne büyük hata yaptığımı düşünerek kendimi suçlayarak yine kendimi affettirmeye çalışıyordum. Daha sonra şunu da anladım, o ayrılmayı onaylamazsa asla ayrilmamam gerektiğine dair çok güçlü bir inanç duygu düşünce var ben de. Bu iki kişilik bir ilişki ve ayrılmak için iki kişinin ayni anda istemesi gerekiyor. Sıkılsam bunalsam hatta sevgimi kaybetsem bile, o ayrılmayı kabul etmeden bunu yapmam mümkün değil.

      Sadece çocuklarına anne olarak seçilmiş olmanin, görünür de başka da hiç bir şey olmamanin acısı benimki de.

      Bir dönem ciddi ciddi çanta ve ayakkabılardan kendilerine hayat kurmuş gösteriş için yaşayan kadınlara hatta sokak fahiselerine bile imrendim.
      Geçmişimde herhangi bir ilişki yaşamamış olmamanin pişmanlığını duyduğum dönemler oldu belki bana değer verirdi o zaman, alışverişe, pahalı ev eşyalarına, gezmeye düşkün değildim, kaprisli, cinselliği kullanmayi aklına getiren bir kadın degildim ve bir sürü şey… ve çoğu kadın gibi olmamak, onun için “kadın” olmamakti belki de bu düşünceler arasında , değişmeye çalıştim…
      Tüm bunları benim defaultum olarak görüyordum çünkü. Ciddi ciddi o kadınlardan biri gibi olmayi sadece biraz olsun sevgi ve değer gorebilmek için istiyordum…
      Bu düşüncelerin saçmalık olduğunu zamanla anladım.
      Önüme attığı çok az bir sevgi kırıntısı benim için dünyevi herşeyden daha değerliydi ne alışveriş ne ülke ülke gezmek…
      Neden bu kadar takıntıliyim bilmiyorum. Anne ve baba sevgisinden çok küçük yaşlardan beri mahrum kalmamdir belki buna sebep.
      Benim değerimi belirleyecek olan şey nasıl olur da bir erkeğin bakış açısı olurdu, olurmuş işte… Sevgi şefkat ilgi değer görme bunlara nasıl da ihtiyaç içindeydim . Ve hala da böyle…
      Ama yapacak bir şey hiç bir çıkış yolu da bulamıyorum. Zamanla dine yöneldim ki ben dindar değilim. Allah’a dua ediyorum sürekli. Fakat bir türlü çözüm aramaktan da vazgeçemiyorum. Mgtow denilen akımı anlamadim ama bir kadın için de uygun görünüyor, bunu yapabilmeyi yani anladigim kadari ile sevgiyi bir erkekle yakınlık kurmayı önemsemeden kendime bir yol çizmeyi çok isterdim .

      1. Sizinki eski usul alfaya benziyor. Evlilik icin saf ve tecrubesiz kizi bulup eve atayim sonra o cocuklarla falan ugrasirken ben disarda hovardaliga devam edeyim olayi. Alfa oldugu 100% belli erkegin sizin betalik dediginiz davranislari, kadinin “dizginlenemez alfayi benim askim evcillestirdi” fantazisinin zekice bir manupulasyonuna benziyor. Bunlari bir beta yapsa tiksinti uyandirir ama alfa yapinca kadinin bu zayifligina oynuyor. 60 oncesi nesilde vardir boyle adamlar. Hala var demek ki.

        1. Adam alfa falan değil bir kere. Ama boğa. Ayrıca kadın da adamın beta hareketlerine falan bağlanmıyor, verme ihtimali olduğu “ilgi” kırıntısına bağlanıyor. Çünkü aileden göremediği sevgi açlığı var bu açık. Bu adam iyice betalaştığı zaman kadının tavrı ne olacak bilmiyoruz. Şu bir zamanlar 7 kızla harem yapıp sonra ona tapan bir kızdan nasıl kıçına tekme basan bir kız yarattığını yeni okuduk. Ben kadının da çok farklı davranacağını düşünmüyorum. Zaten fahişelere gold diggerlara özendiği dönemleri olmuş, koca betalaştığında bu dürtülerin hortlayacağı aşikar. Dediğim gibi adam sadece ehlileşmemiş bir boğa sadece. Kadının bu yazdığı da bu sitedeki bütün klasik kadın yorumlarından sadece biri : ” hayır hayır hayır öyle değil bakın…..betalar neden kötü olsun ki”

          1. Tari kakan siz ise
            beni muhatap görmemişsiniz ama ; cevap vermek durumundayim çünkü sadece iki kişinin diyalogu değil bu. Okuyanlara karşı da bir sorumluluk görevi var.
            Bir dönem siradan kadınlara hatta fahişelere imrendim kısmı ise orda nasıl olmuş ta sizin tarafınızdan anlaşılmamış.
            Beni kıskandırmaya çalıştığı kadınlara imrendim, onun tarzının “böyle olduğu” düşüncesine kapilacagim davranışları vardı.Onun geçmişimi tamamen öğrenebilmek için yaptığı bir teste kanmistim. Ve bunun test olduğunu bile 2 sene sonra anladım ki hala da emin olamıyorum. Anlattıklarına göre o tecrübeli kadın seviyordu, hatta bakireliğini korumak için anal oral yapan kızlar , o işi yapan birisi ile evlenmek hayali vardı vesair. Bu çok acımasızsa bir testti ve bende psikolojik travma sebebi oldu. Zihnimin derinliklerinde hatiralarimda geçmişimde en azından oral seks bulamamanin pişmanlığıni yaşamak trajedi olsa gerek ve bu “böyle olsam beni çok sevecek” duygusunun sonucuydu.
            Geçmişimde ona anlatmak için bulduğum tek şey (kendisi anlattirdi) , çok ama çok sevdiğim ve beni cok seven ama çok sevdiğim halde acı çeke çeke aşk acısından hasta olma pahasına kaçtıgim bir platonik vardı geçmişimde. Bunu duyunca cok fena afalladi. Çok üzüldüm.
            Sonuç olarak
            O kadınlardan biriyle evlenirse çok mutlu olurdu, tam olarak aradığı kadınların onlardan birisi olduğu düşüncesine saplanmam gercekten akıl alır gibi değil ama buna sebep olan onun psikopatisiydi.
            Böyle düşünüp ayrılmak istediğim zamanlar da oldu veya onlardan birisi olmalıyım ki sevgi ile sahiplensin beni düşüncesi de. Sonrasında bu düşünce beni manevî bir boyuta taşıdı. Şöyle ki ; ben temiz ve masum olmamin onun tarafından takdir edileceğini beklerken fahişelerin takdir edildiğini görmüş ve onlardan olmaya yönelmek istiyordum sadece onun sevgisini yakınlığını almak için !
            Evde bile olsa sadece ona, o şekilde davranıp ilgisini çekmek yine de ruhen karmaşik ve rahatsızlık vericiydi.
            Ve hayatımın farklı bir yöne doğru çekilmesine sebep olan o düşünce ;
            “eğer bir erkek, masum ve temiz olmamı takdir etse onun için masum ve temiz/
            Fahişe olmamı takdir etse ve böyle olduğum zaman sevgi ile yaklaşsa, onun için fahişe mi olacaktım ??
            Bu çok rahatsız edici ve surekli tekrarlanan, bir soruya dönüştü kafamda.
            Ben kime karşı sorumluluk sahibiydim!? Ben ne için, kim için …
            Bu sorunlu ilişki beni din ve iman boyutuna taşındı.
            *En büyük güç Allah onun da benim de yaratıcim ve en büyük güç odağı, Allah’a karşı sorumluluk bilinci içinde olma kararı aldım. Yani dünyevî bir şey almak için onunla pazarlık etmeyecektim, “onun” duygu durumuna göre degisken olan bir yapida değil Allah’ın benim için seçtiği istedigi yapıda olacaktım ne olursa olsun, yani isterse sevmesin, tek bir güç odağına karşı sorumluluk bilinci içinde olacaktım.
            Sonrasinda başka sorular da vardı kafamda, klasik “bedenim için sevilmek” … ifadesi her aklımdan gecitiğinde, “peki ruhun sen misin /ruhun senin mi ki ”
            veya seni sen olduğun için sevecekse “sen” kimsin,
            en çok ta “sen kiminsin” ? sorusu geçiyordu aklımdan.
            Yine zihnimde tekrarlanan bu soru da beni imana dine yönlendirdi, ait olduğum güç Allahtan başkası değildi. Teslimiyet göstereceğim tek varlık ta sadece Allah olmalıydı. Allah’in en sevdiğim ismi Melik. Yani mutlak sahip sadece benim değil herşeyin mutlak sahibi. “Ben Melik olan Allah’a aitim” buna inanmak, iman etmek, insanın kalbine sonsuz bir huzur duygusu veriyor.
            “sadece Allah’a muhtacım” ifadesinin su, yemek, sevgi gibi ihtiyaçları ayirmamasi gerektiğini aklımda bir yerlere koyarak özümsedim. Yani ben sadece Allah’a muhtacım ama Allah beni başka bir yarattığına örneğin suya muhtaç yaratmış, o halde suyu suyun sahibinden istemeliydim. Sudan su dilenilmez.

  7. Sevdiğim bi fıkra var: Bi papazın iki dişi papağanı varmış. Papaz çok dindar tabi, ama bu dişi papağanlar bundan da dindar her gün İncil okuyup ordan ayetler söylerler, sürekli dua ederlermiş. Cemaatte birinin daha papağanı varmış, bu erkek papağan da tam aksi küfürbaz, ağzı bozuk serseri bi papağan. Sahibi bundan çok şikayetçi tabi. Bu yüzden papaz adama “sen o papağanı bana ver, benim iki dindar papağanım onu yola sokar.”demiş. Adam kabul edip papağanı vermiş. Sonraki gün bu papağanı dişilerin kafesine koymuş. Papağan girer girmez : ” Hişt piliçler! Bu gece ateşli bir sevişmeye var mısınız?”. Dişi dindar papağanlar birbirine şaşkınlıkla bakarak “Tanrım sana şükürler olsun! Sonunda dualarımız kabul oldu!”. Sen de “Allah’ım neden ben de fahişeler gibi ilgi görmüyorum!? Fahişeler gibi ilgi görmek istiyorum Allah’ım!”diye dua ediyorsun büyük ihtimalle. Çünkü senin tek eksiğin bu. Basit. Farklı bi durumun yok. Adam sana ilgi vermiyor sen de buna açsın, bütün kadınların aç olduğu şey. Yok bedenime sahip ama ruhuma sahip olabildi mi falan.. Ruhunun ağzına bile sıçmış haberin yok sahip olmayı bırak. Gerçi ben adamların böyle kadınlar yaratmasına karşıyım, canı bile gidebilir elden. Doğal kadınsı dürtülerinin kurbanısın şu an sadece, o kadar. Bunu neden inkar ediyorsunuz anlamıyorum(!). Ayrıca bunları geçmişte büyük bir travma(lar) yaşamadığını varsayarak söylüyorum, aksi durumda “he bundan dolayıymış” denebilir belki.

    1. Olayı fark etmeden bir fıkra ile din boyutuna taşımışsiniz. O fıkrayı biliyorum. Öncelikle ben din konularında ahkam kesecek bilgi ve hayata sahip olmasam bile en azından temelde ve çok önemli bir mesele var o fıkrada . Ve insanların Allah’a uzaklığı belki de pürüzsüz, tertemiz lekesiz kendilerini “ilah” gibi kusurdan çok uzak yaşamak zorunda sanmalari sebebi ile bir uzaklik .
      Bir kimse Allah’tan ” tarif ettiğiniz bir geceyi” isteyebilir. Bunda dinen hiç bir sorun yok. Eğer bir kimse, ihtiyacını Allah’tan başkasından isteseydi, bu çelişki /çelişik olurdu. Ve yine “ihtiyacını” Allah sevgisinden/Allah korkusundan daha değerli bir yere koysa hayatında, bu yine Allah’a inanç iman dairesinden onu çıkarırdı .
      Şimdi burda kalbimde en değerli yere koymak istediğim Allaha karşı kabul ettiğim bir sorumluluğu yerine getirmek için cevap verdim.
      Çok fazla sorumluluk diyorum biliyorum. Böyle oldu bu mesajlar da.

  8. Furkan t’nin yorumu üzerine ben de yazmaya karar verdim ve kısa tutacağım:
    Çok yakın zamanda ilişkiye alfa olarak başlayıp çeşitli nedenlerle betalaşma sürecine girdim fakat her şeyin de farkındaydım..

    Neyse kızın bana olan kararsızlıklarına rağmen akışına bırakalım adını koymayalım dedikten sonra kızda biraz rahatlama ve ilişkide ilerleme olduysa da araya 1 saatlik mesafe girdiğinde kız benle ayrılma düşünceleri baş gösteriyordu..

    Neyse bir gün geldi dedi ki, fakat müzeyyen bir tutku filmini izledin mi orada bir kadın vardı zeki, (ben de o ara kızın zekasına fazla iltifat ediyordum ve beklediğim gibi şımarmasa da egosu okşanmıştı) ben de o’nun gibi gidebilirim haberin olsun dedi.
    Hiç duraksamadan; pişman olursun dedim.
    Şaşırdı ve sebebini sordu:
    Daha önceki sevgililerim dedim. Benden ayrılanlara bakıyorum ve ya fake hesaplarla beni izliyorlar ya da adlarını google’da falan bulamıyorum çünkü yokolup gidiyorlar dedim.
    “Seni iyi yetiştirmişler” dedi sadece.

    Öyle sürekli birilerinden akıl aldığım hatta birilerine akıl verdiğim yok ama hayat bana güçlü olmayı öğretti ve her sevgilimden ayrılışım sonrası yaşadığım tecrübelere bakarak iyi ki ayrılmışım/terketmişim ifadesi beliriyor zihnimde.

    Kısaca bir kız sizi ayrılmakla tehdit ediyorsa o duvarı yıkın gitsin. Bu durumda sizi daha güçlü kılacağını bilsin.

  9. Diğer mesele benim hayatıma gelince ben anne kuzusu, babasının prensesi olarak büyütülmedim. Bu da çok uzun bir konu. Ağladım yazarken . Sonra göndermekten vazgeçtim sildim. Her satırında merhamet sevgi şefkat eksikliği hissedilen bir hayatı duygusuzca sanki bir robotun hayatı gibi okumanizi istemedim.
    Eşime gelince zerre bir şey almadan tersine mümkünse maddi olarak verdiklerini vererek boşanmayi çok istedim.
    İlk yorumda bana karşı derin bir sevgi bağı olmasına inandırmasinin “manipülasyon” olduğunu bir an bile düşünmek, acaba demek, onun boşanmak istememesine duyduğum saygımi, ısrarla o evet demeden yerimden kimildamama sebep olan bağı, koparacak gibi hissettim kendimi, fakat bir çok şey var daha bunların manipülasyon olmasina ihtimal yok.
    Eğer mesele dark triad ise yani zerre umrunda değilsem ve bunu anlarsam gri taş metodu ile kendisinin git demesini sağlayabilirim.

  10. Çoğu yazınızı okudum gerçekten yürekten teşekkür ediyorum.
    Çok güzel tam hayalimdeki bir kız onunla nasıl oneitis olmadan konuşurum.Bu safhayı geçemiyorum onu alıp dünyamın merkezine koymaktan,hayaller kurmaktan nasıl kurtulurum.Bilinç altımın tuzağına düşüyorum,kız tam hayalimdeki kız engel olamıyorum.

  11. Kadınlar tek eşli ve çok eşli olmak yapısına uymadığı için çok eşli olmayı (birden fazla yorucu ilişki, aynı anda ilişki değil) sadece düşünmek bile ruhen ve bedenen huzursuzluk hissettirir.
    Aynı anda birden çok erkeği hayatinda düşünemez bile bu kadın da , gerçek manada sanki parçalanmışlik hissi verir.
    Ama kadın erkekten daha çabuk bozulur. Ruhen ve fiziksel olarak… O yüzden o özel erkeği beklemek zorunda hisseder.

    Erkekler için o özel kadın yok peki kadınlar için işte yukarıda yazdığım durum sebebi ile özel erkek var mıdır ?Ben lise yillarimdan bu yana “o özel adamı/erkeği ” bekliyorum.
    İlginç olan şimdiye kadar aldığım ciddi teklifler de , “aradığım sensin ” ifadesini duydum. Teklifler aşk ile bağlantılıydi ama ben de karşılığı yoktu o yüzden ben de beklemeye veya aramaya devam ettim.
    Son zamanlarda iki kayıp yaşadım.
    Annem ardindan kardeşim öldü…
    Doğrusunu söylemek gerekirse, toprağa çok bakar oldum… Ölüme sevgi duymaya başladım. Ölmek hoş geliyor bana. Özel insanmış şuymuş buymuş hayat çok kısa…

    1. Burada erkek sorunlarını tartıştığımız için kadın perspektifine bakmıyoruz ama oneitis erkeklerin olduğu kadar kadınların da problemi. Hatta kadınların CPD aralığı daha dar olduğu için kadın için daha zararlı.

      Başın sağolsun.Geride kimsen kalmadı mı? Baban, başka kardeşlerin? Onlara sarılman lazım.

      1. Teşekkürler cevap için. O düşünce bir anda bitti zaten hayata bakış açım ile çok bağlantıliymis. Bir anda başka bir yerden bakıyorsun artık herşeye.
        Babam ve kardeşim var . İkisi de tabii ki çok değerli.
        Evet kayıp yaşayınca daha bir değerli oluyor yakınlarimiz.
        Depresyon da değilim tersine sakinlik ve akışta hissediyorum kendimi.

  12. Ben lise yillarimdan bu yana “o özel adamı/erkeği ” bekliyorum degil bekliyordum/
    Son ifademde yazdığı gibi beklemiyorum artık varsa da yoksa da o özel şeyler burda-dunyada değil …
    Burda bir şey istemiyorum sanırım…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *