Senin derdin ne?

“İyi tercihler tecrübeden gelir. Tecrübe ise kötü tercihlerden.”

Yeni erkek paradigması ile bu kadar ilgilenmeye başladığımda yüzleşmem gereken engellerden biri, bu konuya bu kadar tutkulu bir ilgi göstermemin sebebini anlamaya çalışmaktı. SoSuave’ye ve genel olarak manosphere’e katkı yapmaya başladığımdan beridir, kendi cinsel ve ilişki geçmişimi, daha küresel fikirlere temel yapmamaya ve öne çıkarmamaya çalıştım. Kadınların fabrika ayarı tam olarak bunu yapmaktır; küresel sonuçlara ulaşmak için olayları kişiselleştirmek. Kendi deneyiminizin başka herkesin çerçevesini tanımlayacağını düşünmek sadece bir bencillik abidesi değil aynı zamanda istisnaların kuralı tanımladığını göremeyen ve miyop bir bakış açısıdır.

Benim kendi tecrübelerime fazla referans vermememin temeli buydu. İnsanlar sizin görüşünüzü şekillendiren koşullardan kolayca sonuçlar çıkarabilirler. Bu aslında bir kadını okumanın en kolay yollarından biridir zira kadınların kendi deneyimsel “ben önemliyim” sanısı onların gerçekliğini tanımlar. Ben daha pragmatik bir yaklaşım istedim ve bütün bunlar ben bir üniversite daha okumaya karar verdiğimde oldu – kişilik çalışmaları odaklı davranışsal psikoloji. Oyun, ya da daha sonra Oyun olacak şey, bu kararı benim için etkiledi. Düğmeye basınca TV’nin çalışıyor olduğunu bilmek yetmedi, TV nasıl çalışıyor bilmek istedim.

Buna rağmen neden diğer erkeklerin de fişten çekilmesi bu kadar umrumda sorusu hala ortada idi. Ben bir internet camiası ve erkeklerin deneyimlerini paylaştıkları ortamlar olmadan fişten çekilmiştim, gerisinden bana ne? Çoğu erkeğin çok iyi diyeceği 15 yıllık bir evliliğim ve cin gibi, zeki bir kızım var. İyi para kazanıyorum ve iyi geziyorum. Sesimin duyulması neden bu kadar önemli?

Böyle soruları cevaplamaya zorlandığım zamanlar, kendi tecrübelerimi denkleme koymaktan başka tercihim kalmıyor. Bunu yapmaya isteksizim zira eleştirenlerin bunu kendi amaçlarına göre kullanmaları kolay. “O kızgın, ağzı yanmış”, “Bu onun duygusal boşalması”, “Kin dolu”. vs. Fakat buna rağmen bu deneyimleri daha iyi bir anlayış geliştirmek için gözlem olarak ortaya sürmek lazım. Önyargısız rolü yapmayacağım, kimse önyargısız değildir. Ama ortaya sunduklarımı elimden geldiğince analiz ederek yazacağım.

Derdim ne bilmek istiyor musunuz?

Benim derdim, en dolaylı maskülin davranışın bile alay konusu ve şeytani olduğunu ve bastırılması gerektiğini düşünmeye programlanmış genç erkeklerle dolu bir dünyada yaşıyor olmak. Bu bastırma, alay ve kötüleme sonucunda ise maskülinitenin pozitif ve çekici bir şey olabileceğinin bile akıllarına gelmemesi.

Benim derdim, yakın bir AFC arkadaşımın, onu terk eden kız olmadan (kelime anlamıyla) yaşayamayacağını düşünüp kafasına bir kurşun sıkması.

Benim derdim, bir rahibin karısının, adam evliliklerinin her günü kadını tepeye çıkarıp kendini aşağıya çektiği için kocasını, 4 çocuğunu ve 18 yıllık evliliğini kendi hipergamisinin peşinde terk etmesi.

Benim derdim, 65 yaşında hayat boyu betanın, karısının 20 yıldır kendisine seks için nasıl şantaj yaptığını ve kadın terk eder korkusu ile nasıl adam gibi davranamadığını anlatırken dizimde hüngür hüngür ağlaması.

Benim derdim, 19 gibi çok genç yaşta evlenen arkadaşımı, karısının kendini aldattığı motelin otoparkında kadını öldürmekten vazgeçirmem. Sabahın 4ünde arabanın arka koltuğunda ağlayan 3 çocuk ile kadını sevgilisi ile kaldığı motele kadar takip etmişken.

Benim derdim, Şükran gününde aşırı dindar baldızım ve 20 yıllık eski kocası kadın artık onun “hayatının erkeği olmadığına” karar verdiği için kendini bir ağaca asıp intihar ettikten sadece 8 ay sonra evlendiği milyoner yeni kocasıyla medeni bir şekilde oturmak zorunda kalmak. Benim derdim, eski kocanın kurmak için kıçını yırttığı evin adam toprağa verildikten sadece 3 ay sonra satılması ile finanse edilen silikon memelere ve Porsche’ye bakmak zorunda olmak. Benim derdim, 22 yaşındaki yeğenime babası gibi AFC olmamayı öğretirken dolaylı bir şekilde annesinin edepsiz ve fırsatçı hipergamisini göstermek.

Benim derdim, Alzheimer’dan çürüyen babamın, seks için hayatı boyunca çalışır olduğunu düşünüp kullandığı kurtarıcı planı ile hala çaba harcaması. Benim derdim, 53 yaşında erken emekliliğe zorlayana ve ardından 2. karısı tarafından hızlıca terkedilinceye kadar takıntılı bir şekilde çalışmasına neden olan davranışa, zayıf bir şekilde düşmesini seyretmek.

Benim derdim, 2 karısından 3 kızı olan  ve 3. karısı (yine bir başka bekar anne) tarafından duygusal olarak manipule edilen iyi bir arkadaşıma danışmanlık yapmak. Bu adam öyle ümitsiz idi ki işten eve gidip kişisel problemleri ile yüzleşmekten çekinir, haftasonları Pazartesi sabahlarını iple çekerdi.

Benim derdim,kendisini diğer erkeklerden ayırmanın en iyi yolunun “şövalyelik / centilmenlik” olduğunu düşünen ve bu nedenle de 2 farklı babadan 3 çocuğu olan bir bekar anne ile ilişkiye giren ama sonunda da kadını 4. çocuğuna hamie bırakan ve doğru olanı yapmak adına kadınla evlenen adama danışmanlık yapmak.

Benim derdim,yeni erkek arkadaşının, kendisinin “ruh ikizi” olduğuna inanan ve “onu başkası ile görmektense hapiste çürümeyi” yeğleyen eski erkek arkadaşı tarafından 30 kere bıçaklanmasına şahit olmak zorunda kalan 17. yaşındaki bir kıza yardımcı olmaya çalışmak.

Benim derdim, 15 yıllık evlilikten sonra bile eşimin mayo modelliği yapabildiğini, benim Erkek olarak yaptığım tercihlerime güvenli bir saygı duyduğunu ve bunları 1950lerin mağara adamı, kadının ruhunu ezerek kaba egemenlik kurmacalı – şövenist bir erkek olarak değil, pozitif bir şekilde maskülin rol modeli olarak yaşayarak başardığımı, “modern kadınlara” anlatmaya çalışmak.

VE BENİM EN BÜYÜK DERDİM, 14 yaşında AFC hilkat garibelerinin kendilerini acınası, kitlesel medya gazlı, pop kültürü dayatması, idealize edilmiş ve feminen romantik / ruh ikizi miti için feda etmeye gönülden razı olmalarını izlemek. Neden? Başka bazı AFCler aynı bataklığa kendilerinden önce saplandı ve birbirlerini daha da hızlı batmak için pohpohlar ve onaylarken bu hastalığı diğer AFClere de hızla yayıyorlar diye. Bu bulaşıcı bir hastalık : ızdırap yoldaş sever gibi.(*) Benim korkum sadece tek bir Erkek olduğum ve bu elemanların kıçına AFC babalarının atamadığı ya da atmak istemediği tekmeyi yeterince güçlü atamayacak olmam.

Benim derdim bu. Bazen bu gerçekten ölüm kalım meselesi olabiliyor. Oyunu anlamak, onun nasıl ve neden çalıştığını bilmek, kelimenin tam anlamıyla hayatta kalma yeteneğidir. Sorgulamadan, üstünkörü ve yanlış yönlendirilerek elde ettiğimiz ve inanmaya koşullandığımız, aşk, cinsiyet, seks, ilişkiler, vs. hakkındaki varsayımlarımız ile verdiğimiz önemli kararları düşünün. Bu kararların sadece bizim değil ailemizin ve sonucu olan çocukların ve bunlara bağlı tüm domino taşlarının üzerindeki etkilerini düşünün. Kararlarımızın bilmediğimiz insanları bile nasıl etkileyebileceğini sürekli düşünüyoruz. Hayatta yaptığımız her şey, sonsuza kadar yankı yapıp dalgalanıyor. Benim çoğu insanın “derdin ne, ne uğraşıyorsun?” dediği yerde eğitmek, bu konuyla uğraşmak ve olayı analiz edip yeni şeyler inşaa etmekte mantığım bu.

(*) – Misery loves company. Izdırap yoldaş sever anlamında İngilizce atasözü. Izdırap sahibi insanların yine aynı ızdıraptan adamları bulup kaynaştığı ya da bu insanların diğer normal insanları da kendileri gibi acı çeker hale getirmek istediklerini belirtir.

Çeviri : What is your problem?

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

54 thoughts on “Senin derdin ne?”

  1. Gerçekten etkileyici bir yazı. İçimizden geçenleri adam dile dökmüş. Örnekler duygulandırıcı olmuş. 🙁

  2. Hocam biraz komplo teorisi gibi olacak fakat savaş hala devam ediyor. Biz sınırda fiilen savaşırken arka planda geleneksel kültürlere karşı bir savaş var. Bu savaşta düşmanımız bariz: Emperyalistler.

    Tek dünya devleti kurmak için kültür ve gelenekleri yontup değerlerimizi yok ediyorlar.
    Çünkü ortada kültür ve gelenek kalmayınca insanlar daha kolay manipüle edilebiliyor.
    Geleneklerimizi niye korumalıyız? Çünkü geleneklerimiz-kültürümüz, nesilden nesile aktarılmış bilgi, birikim ve tecrübelerin toplamıdır. Bir sonraki nesile nasihat ve rehberlik edici bilgilerle doludur. Bizi biz yapan değerlerdir bunlar.

    İslamı ve diğer dinleri, tasavvuf veya spritualizm adı altında sulandırıp özünden uzaklaştırma hareketleri de buna bir örnektir.

    Batıda gördüğünüz dejenere topluluklar çoktan hatırı sayılır bir biçimde kontrolü ele almışlar.
    Kimlerden bahsettiğimiz çok iyi biliyorsunuz.

    Yapmamız gereken şey okumak, araştırmak, kültürümüzü öğrenmek.
    Ülkeye teknolojik, kültürel sanatsal ve diğer alanlarda katkı sağlamak, eğer ülkemiz bu saydığım ve sayamadığım alanlarda güçlü olursa öyle kolay kolay diğer kültürlerin etkisi altına girmeyiz.

    Ben Red Pill’i ilişki mevzuları üzerinden tanıdım, sevgili edinmek falan, ergendim (kafa yapısı manasında) o zamanlar.
    Fakat şimdi size bir adam olarak sesleniyorum. Neden? Çünkü neredeyse 2 yıl oldu. Artık değiştim kendimi geliştirdim. Hala eksiklerim var mı? Tabi ki var! Fakat bunlar da zamanla düzelecek.
    Ben milliyetçi adamım, öyle Mhp ocağında çay içen tiplerden değil!
    Ben vatan için sadece ölmem vatan için çalışırım, araştırırım, geliştiririm. Siz de böyle kültürlü olun, vatanperverlik kisvesi altında maganda olmayın!

    Sonuç olarak medyada gördüğümüz dejenerasyon, ahlaksızlık emperyalizmin hamlesidir.
    Kimdir bunlar? ABD, Avrupa, Yahudiler…
    Bunlara karşı kendinizi geliştirin.
    Sağlıcakla kalınız efendim.

    1. üstad okurken ben ne zaman buraya yorum yazdım da hatırlamıyorun diye düşündüm yüzde yüz katılıyorum dediklerine

  3. Etkileyici bir yazı
    Hipergaminin böyle acı etkileri olduğunu görmek ve bu olaylardan ölen yada hayatı sikilen erkeklere yardımcı olamamak…
    En azından çevremizi düzeltmeye çalışsak bile bir sürü tepkiyle karşılaşıyoruz
    Nefret doluyum NEFRET…

    1. Sen kendini düzelt ve rol modeli ol. Yardım edebileceğin adamlar “abi sen bu işi biliyorsun bana da öğret” diye sana gelecekler zaten. Yardım istemeyen insana yardım etmeye çalışmanın bir yararı yok.

  4. Gel de bunu meriç kardeşlerimize anlat.Kız senin bütün hayatını mahvediyor güzel kardeşim sen hala,olsun abi ben onu öyle seviyorum,diyorsun.Ve istiyor ki sen de onun gibi ol.Ben bile bile kendimi niye yakayım güzel kardeşim.İstiyor ki onun gibi depresyondan depresyona koşalım,vasat bir insan olalım,başarısız olalım.Geçiniz . Bu arada misery loves company benim en sevdiğim cümledir, action speaks louder than words ile beraber.

  5. Tercihler ve tecrübe döngüsü..
    Ben bu erkek adam olmayla ilgili konuları arkadaşlarıma anlattığım halde yine çok tuhaf geliyor arkadaşlara. Hatta şu anlatacağım anıdan sonra bile.!olay bir önceki çalıştığım firmada ve bu ikna edemediğim arkadaş ile orada çalışan hatun ve kamyon soförü arasında geçti..
    Olayın geçtiği yer fabrika. kiz ve oğlan aynı ofiste yan yana çalışıyor,şoför abide üç günde bir geliyor ofise.şoför abi evli 4 çocuğu var,hatun ve bizim arkadaş bekar.şoför abi biraz kopuk yani belalı bir tip.hatun şoför abinin geleceği günler gayet dekolte memeler dışarıda,altta etekse mini etek,kot giyiyorsa dar kot ve koca bir götle şoför abiyi karşılıyor..ilginçtir hatun diğer erkeklere iltifat ediyor diye kızarken (oğlum abazamısınız lan ne bakıyorsunuz )şoför abi gelir gelmez “oooo yavrum bugün ne güzel giyinmişsin”deyip yanagindan makas almasına ses çıkarmıyor hatun..hatta hoşuna gidiyor
    -hatun:abi yolda kadın görüyormusun,denk geliyormu?malum yengenin yanına haftada bir gidiyorsun sanada yazık!
    -şoför abi:denk geliyor yavrum
    -hatun:eee abi güzelmiydi kadın.
    -şoför abi :yavrum senden güzel değil,senin maşallahın var kız..
    Hatun kalkar şoför abinin yanına oturur
    -hatun :abi beni gezdirmeye götür(istekli ve ısrarla der)
    -olur yavrum da ben sakat adamım biliyorsun adımız çıkmış dokuza… (gülüşmeler kahkahalar )halbuki iki gün önce bizim arkadaş hatuna konser bileti almış hatun”babam kızar olmaz”demiş ama şoför abiyle en az dört günlük yola babası kızmıyor, iki saatlik konsere baba izin vermiyor😂tabi dört gün gezmişler hatun ve şoför abi ama kamyonla değil şirketin arabasıyla bir tatil beldesinde sarmaş dolaş..şimdi bunu bildiği halde bu meriç kardeş daha hala bana kızıyor hipergamiyi anlattığımda..arkadalar bi tarafta hatuna zırnık emek çekmeyen bir hokkabaz dark triad kılıklı, diğer tarafta şerefli namuslu bir insan evladı…ama beta hemde beta oğlu beta..

    1. Normal adamlar hep feminenleşince, maskülinite böyle dark triad adamların tekeline kaldı. Kadın masküliniteye olumlu tepki veriyor. Çoğu beta bunu “lan bu dünyada kötü adam olacan, karıya eziyet edecen anca ondan anlarlar” diye yanlış okur. Ama mesele adamın piçliği değil maskülinitesi. Olayın piçlerin tekelinde olması da acı bir mevzuu. Bu devirde maskülin ol da, tip ya da kişilik ne olursa olsun hatunsuz kalmıyorsun.

      1. Hocam aslında efendilerin temel sorunu cinselliği tü kaka görmeleri. Konuşursam kız beni sapık zanneder düşüncesi. Halbuki kızı gördükçe imalı şakalarla odunu alttan alttan verse ateş büyüyecek. Ama bizimkiler öğrenmiş bir duygusal aşık modu anca kuru iltifat amk.

        Kızlar da böyle tiplere işte ahlak dersi veriyor. Iyy sapık dediği anda bizimki sütliman. “Erkeğim ben amk tabi ki cinsellik hoşuma gidecek sen hangi dünyadasın allahın kezosu” diye posta koymayı bilseler hatun daa yaptığının saçmalığını farkeder ama nerde…

        Bak bu abimiz bu istediğini açıkça belirttiği için daha sonra kız kendi ağzıyla karın yok sen duramazsın falan demiş. Bizim beta da hala çiçek böcek alma, aşk mektubu derdindedir allah bilir.

      2. Hipergaminin erkekler için bir kötü tarafı da, yaşı büyük adamlar da aktif olarak sahada ve sadece genç, zengin veya imkanlı adamlarla değil, bunlara sahip olmayıp yalnızca maskülenliğiyle hatunları kaldırabilen dayılarla da rekabet etmek. Bi de bunlar yaşlı kurt olduğu için ellerinden hatun kapmak da zor zanaattır.

      3. E yani doğru söylüyorsun hocam.adam gargamelde ona şüphe yok,hatunun derdi sert erkek,yobaz erkek!ve opsiyonu cok olduğundan bana göre..Hatun sözü betaya “seninle olmaktansa onun sonuncu hatunu olmaya razıyım”gerçi hemen bütün hatunlar böyle düşünüyor..

  6. Şu “kadın için intihar etmek” psikolojisini bir türlü anlayamıyorum. Geçen hafta kalabalık bir facebook grubunda, bir eleman, gece 12 gibi “karım şu anda beni aldatıyor, kendimi öldürmem lazım” gibisinden bir mesaj yazdı. Yapma etme, boşver diyenler oldu… Sonradan öğrendik ki, hakkaten de eleman o gece sabaha karşı 5 gibi intihar etmiş. Bir yandan üzüldüm, bir yandan da bu psikolojiyi analiz etmeye çalışıyorum, intihar etmek ya da intihar kadar radikal bir eylem yapmasa bile, ortalıkta intihar edeceğim diye yazmak bile çok acayip. Kendini küçük düşürmek. Ne için? Aldatan bir kadın için. Acayip mantıksız geliyor.

  7. Bu hatun yanındaki kız kankasina
    “Bunlar 31 çekmeye devam etsinler..çünkü beni hiçbiri haketmiyor”diyormuş..diyormuş ta bunu kulağıyla duyan beta kardeşim evet doğru tespit çiçek böcek peşinde..Alfa malı götürmüş daha hala aynı tas aynı hamam..diğeri kızı evire çevire duzecek betada 31 e devam yazık valla ne diyeyim

    1. Hatunun ağzından çıkan laflara bakılırsa pek aşağı bir yaratık gibi duruyor. Bırak elde etmeye çalışmayı, yanına yaklaşılası gelmedi bana.

      1. Hocam hb8 gibi..ama bu kız normalde çok iyi!ama yanına artık daha erkek mi dersin dark triad mı dersinsoför abi,yalancı,kinci,sahtekar,menfaatci,cici değil efendi değil sikecek hep sikecek bu hatun bunu biliyor bence bütün arzusu bu olgulara aşkı bu olgulara..efendiligi geç iyi çocukluğu geç hemde tam gaz geç..bu bloğu sevmemin nedeni yaşadım olaylarla burada anlatılanlar paralel gidiyor ve bana ilginç geliyor

      2. Acayip varoş bir hikaye. Herhangi bir şirkette bunların yaşanmayacağına eminim. Nefret körüklemek için düzmece hikayeler yazılıyor. Nefret içinde olanlar kendi duygularını başkalarına yaymak için bu yollara başvurur. Ciddiye alınmamalı.

        1. Gerçek mi düzmece mi bilmem ama şirketin gözü önünde kamyoncu abiye veren ve 31 çeksinler diyen hatun binde birdir ve normal, ortalama bir hatunu temsil etmez.

          Ve evet, işyerinde böyle göstere göstere … hatun adım çıkar diye hiç düşünmez mi?

          1. Sirketin gözü önünde olmaz böyle şeyler zaten ,bunu başkasının ağzından(tabi gorduklerim hariç) bu kadar anlatılıyor.31 olayida alanen bağıra bağıra söylenmez ,sirketin gözü önünde verilmez, çok yakınları duyarlar önce ufak ufak ortaya çıkar!biz bunu basitlestirip anlattığımız için öyle anlaşılıyor.mantıklı gelmedi değilmi hoca…bilirsinki yerden atmosfere her 200mt yaklasildikca hava 1 derece soğur, halbuki güneşe daha yakın ,neden böyle,böyle işte tabiat kanunları ..hoca, jordan reisten, rollodan alıntı yapıp yazı yazıyorsun sallama hoca demiyoruz dimi?gerçek mi,duzmecemi demiyoruz..hatta destekliyoruz. Beş sene sonra biride çıkar bu tezleri çürütür,ama şimdi bunlara inanıyoruz,çünkü aksi ispatlanamadı daha..Burda ben kimsenin yalan söyleyeceğini zannetmiyorum..aşağılık kompleksi varmıdır,yokmudur bilemem, yaşanmışlıklardan,bahsediyorken ben senin dediğin duzmecemi gerçek mi lafı tuhafima gitti…ama olsun be hoca sana darılmadım..yukarıda birisi yazmış varoş hikaye diye,etilerin göbeğinde oturuyor galiba bu arkadaş😂birde bunların yasanmayacagina eminmiş ah canım benim…nefret körükleyen duzmece hikaye (alkış alkış)..nefret içinde olanlar(benden bahsediyo😂canım benim )kendi duygularını başkalarına yayıyor(yine kocamaaan alkış bu adama)ha birde ciddiye alınmamalıdır denmiş bravooooo…!piç alfalar işte adamlar bunun için farklı, hayatı fazlaca kasmayan insanlar

  8. Bugün şahit olduğum olay çocuk biraz kasılarak dik yürümeye çalışıyordu.Arka sıradaki kezolar gülmeye başladı çocuğu hemen aşşa çektiler.Durum çok vahim erkekler kendi hakkını savunamıyor.Kezolarda bağırarak susturuyor.Maskulin davranış sergilediğin zaman gülümseyerek bakıyorlar.Tartışmaya girmiyorlar bakıyorum yüzlerine utanıyorlar.Zayıf halkayı bilinçaltlarında(buna da gerek yok ben anlıyorsam bir bakışta kızlar zayıflığı koklayabiliyordu zaten.) seziyorlar sanırım.DURUMLAR VAHİM ÇOĞU KIZDAN TEKME YİYİP İÇİNE KAPANIYOR BU VB. SİTEYE ULAŞAN KISIM ÇOK AZ SAYIDA.İşin ilginç tarafı ben kızlardan tekme yemeden araştırmaya başlamıştım hobi niyetine.

    1. Kızlarla tartışmaya bile gerek yok aslında. Çocuk kızlar güldüğünde gözlerine bakıp kızlara orta parmağını gösterse idi yeterli olurdu. Liseli erkek kızlara bunu bile yapamıyorsa artık yuh.

  9. Parmağı geçtim konuşmaya utanan erkekler var.Durumlar iç açıcı değil.Topluluğa hitap etme yeteneğim çok iyi bir sürü alanda bilgim olduğu için bir kaç kişiyi toplayıp konuşuyorum.Havadan sudan konuşmak beni rahatlatıyor.Keşke seminer filan verebilsem hem para kazanırım hem de sevdiğim şeyi yaparım.Bir an önce üniye geçsem de şu saçma ortamdan kurtulsam kimseye hesap verme derdim olmaz.Kendi başımın çaresine bakarım.Bilgim olduğu konuda kızlara bir iki bir şey anlatıyorum.Etkilemek adına bir şey yapmıyorum.Kız koluma giriyor ama bu kız da 2-3 arası bir şey bu fırsatı değerlendirsem mi yoksa hiç değmez mi? Kola girmek ne anlama geliyor diğer kızlara sahiplendim filan mesajı mı oluyor?SİZDEN RİCAM KADIN BEDEN DİLİ İLE İLGİLİ RESİMLİ BİR YAZI YAZMANIZ.Ama bilindik ayaktayken bacaklarını çaprazlarsa flört ediyor. Gibi şeylerden ziyade daha bilinmedik kilit şeyler olabilir.

  10. Site yöneticileri, yine merhaba. Hikayemi biliyorsunuz. Eski sevgilim şu an kendisinden 20 yaş büyük bir adamla ilişki içerisinde (evlilik düşünüyorlarmış hatta). Benim bir sorum olacak:
    Bu ay bir etkinlikten dolayı kendisiyle aynı ortamda bulunacaz. Nasıl davranmam gerektiğine dair bilgi verir misiniz? Yine bu ay bir düğünde bulunma ihtimali var (bu ihtimal kesin değil ama 1.etkinlikte %100 olacak).

    1. sağlam bir hatunla o etkinliğe gidebiliyorsan git. içten içe kafayı yer. hatta etkinlikte biraz kızı öp,seviş hafiften.

      1. Adam avukat. Sağlam bir sosyal eskorta parası elbet yeter, elbet yapabilir 🙂

        Önerdiğimden değil ama sosyal eskort, çalışan ve ortalama üstü kazanan birinin bütçesini aşmaz.

      1. hocam sizce bu olayların sonucu ne olacak? yani genel olarak diyorum. sizce kadınlar akıllanacak mı? gelenekselleşme alpha fucks beta bucks olayının önüne gayet güzel geçiyordu fakat güya modernleşme adı altında iyice tavan yapıyor bu olay. işi bilen adamların hayatları güzel geçiyor fakat işi bilmeyen adamlar cehennemı dünyada yaşıyorlar. sizce düzelir mi bu olay? yavaş yavaş amerikanlaşıyoruz gibi hissediyorum ben.

        1. Ortada kaotik bir yerdeyiz ama bana göre feminizm Türkiye’yi Amerikalılaştırmaz tam tersi daha geleneksel yapar. Şu an feminizm toplumun daha batılılaşmış 30 – 40% kesimini etkiliyor ve bu kesim üzerindeki en büyük uzun vadeli etkisi doğurganlık. İnternetin muhafazakar ailelerin çocuklarını feminizme bulaştırma oranı daha batılılaşmış ailelerin az çocuk yaparak kendi sınıflarını küçültme oranını geçmezse, doğum oranlarından dolayı Türkiye’nin muhafazakarlaşacağını öngörüyorum.

          Feminizmin en büyük etkisinin, bulaştığı kitlenin kadın başına düşen çocuk oranını dibe çekmek olduğunu unutmayın. Bu kitlenin nüfusunu birkaç nesilde dörtte birine indirme potansiyeli yüksek bir ideoloji bu.

    2. Hocam yanlış anlamayın ama o eski sevgiliyi çok kafaya takmışsınız, tekrar gözüne girme çabası hiç hayra alamet değil, açıkçası bu zaafiyetinizi gösterir. Bu durum yeni ilişki fırsatlarına karşı da körlük yaratır. Basın next düğmesine, başkası olacaksa gerçekten olsun göstermelik değil. Onun bulunduğu hiçbir ortama da girmeyin bence.

      1. Katılıyorum. Onur eğer NEXT düğmesine basabilirsen erkek adam olacaksın, basmadığın sürece ise içindeki çocuğun baskın olduğu biri. Benim şahsi fikrim senin davranışlarını ona göre ayarlaman problem olacaktır. Kendi ruhuna iyi bir mesaj göndermek için tamamen neşeli takıl ve görmezden gel. Ama benim tahminimce sen daha bu kızı NEXTleyemedin o nedenle de aynı ortamda bulunmamaya bak.

        1. Kızı %100 nextledim. Etkinlige meslegimden dolayi gitmek “zorundayım”. O da orada olacakmış. Almanya’da mülteci çocuklar için bir etkinlik yapılıyor. Kendisi de devlette gönüllü staj yapıyor, o da orada olacak yani. Tamamen tesadüf ama mecburi olarak bulunmak zorundayiz.
          Kizi kesinlikle nextledim. Baskasiyla flort halindeyim zaten, ki eski sevgilim hayatımdayken dahi konustugum ve hala kontakta oldugum baska kizlar da var. Bir nevi tabak çevirmek.
          Benim amacim sadece şu;
          Yine ortak bi arkadastan aldigim bilgiye gore “onur beni asla unutamaz” demiş. Insan ister istemez sinir oluyor ve sikimde olmadığını, coktan unuttugumu gormesini istiyorum. Yoksa onu geri kazanmak vs.. O dönse bile onunla olmam artik. Bendeki tek değeri “baska erkekle bedensel iliskisinin olmamasiydi”. Ben onun ilkiydim. Bu yaklasim belki dogru belki yanlis ama bendeki degeri buydu ve su an o degerini kendisinden 20 yas buyuk adamla olarak zaten coooktan kaybetti. Dönse bile olmam onunla artık.

          Yanlış anlasilmasin yani. Cooktan unutuldu.

          1. İsterse “Onur benim için her gece kendine jilet atıyordur” desin, seni alakadar etmez. Senin kendini kötü hissetmen için demiyorum ama orda dağılma diye söylüyorum. Kız hala tam next değil. Yoksa bu kadar yazmazdın. Ama next olacak. Kısa sürede.

            Ben olsam herkesle neşeli olurdum ama bu kıza bakmazdım bile.

            Bonus : Kız senin onu kısa zamanda unutmuş görünmenden rahatsız olmuş olmalı. Yoksa uluorta böyle beni unutamaz falan demezdi. Doğru yoldasın bozma bunu. Şu ana kadar yaptıkları ve dediklerinden bu kızın kız arkadaş olabilecek malzemeye sahip bir kız olmadığını çıkardım ben. Kusura bakma ama kendi insiyatifinle olmasa da kurtulduğun iyi olmuş. Kafanda bu kızı aşağı ve aslında senin gibi bir adamın yanından geçemeyecek bir zavallı olduğunu düşünen bir taraf olduğuna eminim. O tarafın haklı. O tarafını bastırma.

            Ben senin yerinde olsam o beni görünce düşünsüm derdim. Unutma, sen kendini birden çekince kızın hipergamisi error verdi. Acaba diyor. Zaten “Onur beni unutamaz” demek “Onur beni unutamaz umarım ki yanlış dala atlamışsam kafa üstü yere düşeceğime yine Onur”a asılayım umudu demek. Kuşkun olmasın. Seni küçültür gibi söylüyor elbet ama diline vuran kendi şüphesi. Yanlış mı yaptım şüphesi. Eğer kızı silersen ve o görüşme ve sonrasında sana dönemeyeceğini anlarsa bu şüphe içini kemirip duracak. Bu amcayla evlense bile. Sen o toplantıda betalaşıp kızın içine su serpmezsen (evet ben Onura dönebilirim o zaman şimdi bu dalda zevk ve gönül rahatlığıyla hoplayayım dedirtmezsen) senin gururun için çok iyi olur. Kızdan intikam istiyorsan da böyle alırsın. O amcayla her kötüye gittiğinde acı çeker. Ama bence kızdan intikam işin en önemsiz tarafı.

            Maalesef aşırı betalaşan erkeğin terk edilmesinin en büyük nedenlerinden biri kıza bilinç altında “git o dalı tut, maceranı yaşa bir tanem ben burda arabesk şarkılar eşliğinde uluya uluya ağlayarak seni beklerim, o dal kırılırsa bana atlarsan seni bağrıma basarım” mesajı vermesi. Bilinçaltı işler bunlar ama yine de orada arka planda dinamik bu. Bu başınıza gelmişse yapabileceğiniz en iyi şey hatuna size geri atlayamayacağını göstermek. Bu da kasıntı davranışlarla değil ama kızın geri dönüşsüz hata yaptığını ve kızı bir daha kabul etmeyeceğinizi içselleştirerek olur.

            Sizden başkası için ayrılan bir kızın hayatından anında buhar olup kendi hayatınıza bakarak kızın hipergamisine error verdirin. Türkiye gibi buna varsayılan tepkinin Müslüm Gürses dinleyip salya sümük ağlamak, içip içip kıza “sensiz ölürüm birtanem” ile “orospu” uçları arasında dalgalanan saçma sapan mesajlar atmak, vs. olduğundan hipergami duman çıkararak error verir 😀 Yapması zevkli bir şey tavsiye ederim.

    3. 1.etkinlige kesin gitmem gerek. Kendisi de kesin orada olacakmış.
      Eskorta da gerek yok, vakit ayirabildikce görüştüğüm cok guzel saf Alman bir kiz var zaten. Flört halindeyiz, cinsellik vs zaten uzun zamandir var. Ama onunla beraber gitmeyi düşünmüyordum. Iyi bir fikirse onunla gidiyim o halde.
      Gideceğim etkinlige hukukcu kimliğimle katilacam zaten. Şu eski sevgilimin henuz doğru duzgun mesleği yok. Meslek sahibi olmak için devlette gönüllü staj yapıyor su an (Almanya’da Freiwilliges Soziales Jahr diyorlar).

  11. Biz burada böyle iyiyiz reis. Bazı insanlara ne dersen de anlatamıyorsun. Buraya gelipte burayı benimsemiş insanlara gerçekten ayrı bir saygım var. Senden ve buradaki herkesten çok şey öğrendim ve usanmadan uygulayarak düşünerek hareket ediyorum. Burası olmasa eksik kalacak çok şey var. Ne kadar teşekkür etsek azdır.

  12. hocam ve değerli arkadaslar, konuyla alakasız ama bi soru sormak istiyorum. Dışarda, çalıştıgınız ortamda vs. birden cok güzel bir kız gördüğünüzde tam acılışı yapacakken icinize o garip korku giriyor mu, bunu aşabildiyseniz nasıl aştınız? Ben mesela uzaktan beni kestigini düşündüğüm kız yanımdan geçerken yüzüme bile bakmadı o yüzden fırsatı kaçırdım 🙁 Kız utandığı için mi böyle yapmıstır yoksa istemiyo mudur sizce? Bi de bulvarda kaldırımda yürürken karsıdan gelen kesistigim bi kızı kacırdım sonrasında sizde de böyle pişmanlıklar oluyor mu 😀

    1. Tam açılış yapacakken korku gelmese zaten herkes açılış yapar ki. Epavar sen ne dersin bilmem de ben hala korkuyorum. Aynı şiddette. Jordan Peterson’ın lafını çalacağım : Epavar veya yürüyebilen biri açılış yaparken sizden daha az korkuyor değiller. Farkları sizden daha cesur olmaları. Sebebi de yine JP’nin deyişi ile “korkularıyl gönüllü olarak yüzleşmek bir insanın daha az korkmasına değil daha cesur birine dönüşmesine neden olur”.

      Pişmanlık oluyor tabii de her fırsatta set açamazsın.

      1. Bi de ortam ne kadar doğalsa açılış o kadar kolay oluyor. Daha doğrusu bir amaç için toplanmış insanların (konser, uçak, konferans vs) arasında çok daha kolay yürürsünüz. Sosyal aktiviteleri bu bağlamda kaçırmamak lazım.

    2. Mike Tyson da maça çıkarken korkmuştur misal, korkmam diyen yalan söyler. Korku bir savunma mekanizması ve var olması gerek. Mühim olan korkunun yeteneklerimizi bastırmasına müsaade etmemek. Bir de sopa yemeden boks öğrenemezsin, korkuyu yenmenin tek çaresi üzerine gidip o kadar da korkulacak bir şey olmadığını görmek.

  13. merhaba

    sitenin tamamını okumadım ama bazı yazılar var ki , kadınları da ilgilendiriyor hatta hem kadın hem erkek her iki cinsiyetin de yararına.
    Okuduğum kadarıyla da birseyler eksik ve bu eksikliğin özellikle eş olarak seçeceğiniz ve çocuklarınızın annesi olmasına karar verdiğiniz kadının özellikleri ve onunla olan ilişki üzerine yazılar olması gerektigi kanaatiné vardım.

    2 oğlum, üç kızım var , ayrıca kardeşlerimin de erkek ve kız çocukları var. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak çocuklukta bariz olarak erkek çocukların kız çocuklara nazaran daha çok sevgi şefkat ilgiye ihtiyaç duydukları hatta sebebini anlamadığım bir şekilde kızlardan daha naif zayıf görünmeleri.
    Benden önce çocuk sahibi olan ablam henüz çocuğum olmadan önce, bana sürekli bak biz erkekleri güçlü sanırdık ama daha çok ilgiye muhtaçlar veya daha çok merhameti çeken bir havaları zayıf bir havaları var derdi.
    Daha fazla uzatmadan sebebini yazayım erkekler kızlardan daha açık bir algı ve idrak sahibiler dünyanın acı gerçeklerini daha çocukkenden sezinliyorlar.
    Bu durum aslında zayıflıkla değil tersine güçle ilgili.
    Gerçeği idrak etmenin ve bunun karşısında çaresiz hissetmek, omuzlarında hissettiğin yükü taşıyamamanın verdiği çaresizlik duygusu. Aslında daha küçücük bir çocukken sorumluluk hissetmek ve kendini ; sınırlarını tanımak. Belki de gücü ateşleyen bu .
    sonra büyüyorsun ve belki gücü elde ediyorsun fakat çocukken annenin ve babanın sefkati ile büyüyen sen eşinin şefkatinə sevgisine ihtiyaç duymadığını iddia ediyorsun. tmm ihtiyaç duymuyor olabilirsin ama bu şuna benzemiyor mu bahçende bir meyve ağacı var ve sen diyorsun kİ ona ihtiyacım yok ve evet gercekten ihtiyacın olmadığı dogru fakat bu onun meyvesinden faydalanmayacağın anlamına gelmiyor . O yüzden belki sitenin hepsini okusam boyle bir sey bulabilirdim ama sanki en azından eşinizin sevgi şefkat merhametini yok saymayın
    Allah insanı önce topraktan ondan da eşini(kadını) yaratandır. Allahın yarattığı özü inkar etmeyin
    yoksa bu öğreti de feminizm gibi kadınlara da erkekleré de sadece zarar verir.

    1. Merhaba. Kelime seçimleri konusunda her zaman dikkatli değiliz ama burada bahsettiğimiz şey, sevgiye ihtiyaç duymamaktan daha çok muhtaç olmamaya yakın bir kavram Zira erkeklerde bizim sitemizde bahsettiğimiz tarzda problemleri daha çok muhtaçlık hissi yaratıyor. Temel problem, insan – insan arasındaki ilişkinin ruh ikizi – oneitis şeklinde kutsallaşması, bu tip bir sevginin kaynağı tek bir kadın olduğu miti, modern toplumda insan – insan arası aşkın neredeyse dokunulmaz bir mutlak olması. Eskilerin ilahi aşk yerine dünyevi aşka tutsak olanların ibretlik ızdıraplarını anlatan Leyla- Mecnun, Ferhat – Şirin gibi hikayeleri bile bugünnü toplumunda sanki çok kutlu ve herkese nasip olması dilenen bir aşkın öyküleri gibi anlatılıyor.

      Erkek çocuklarla ilgili şeyi ben de (benim sadece bir kızım var ama çevremde) gözlemliyorum fakat bu ortak gözlemden yaptığınız çıkarımların yanlış olduğunu iddia edeceğim. Temel problem özellikle Türk toplumunda (daha doğrusu Akdeniz ülkelerinde) babanın rol modeli olarak çocuğun hayatında olmak yerine çocuğu tamamen anneye bırakması yanında yeni modern toplumda okul öncesi ve okul hayatının tamamen kız çocuklarına göre düzenleniş olması. Öğretmenlerin çoğunun kadın olmasından başlayarak eskiden erkek çocukların gelişiminde önemli yer tutan ve zarar görebilecekleri oyunların çocukların hayatından çıkarılmasına (80lerin sonundan itibaren), çocukların bir büyük olmadan yanlız kalmamalarından, erkek çocuk davranışlarının artık aşırılık kabul edilmesine kadar bir sürü nedeni var. Sonuçta erkek çocuk, kendisi için doğal olmayan bir ortamda ve daha fazla ilgiye ihtiyaç duyabilir. Bugünün ortamı tamamen kız çocuklarına göre.

      Örnek vereyim. Kızlar sözel, erkekler fiziksel kavga ederler. Benim kızımın kendisinin ve kız arkadaşlarının erkek çocuklara sözel olarak sürekli saldırmalarına rağmen gayet hakettikleri itmeyi – vurmayı yer yemez ağlayarak ebeveyne / öğretmene gittiklerini ve bu kişilerin ise daha olayı anlamaya ihtiyaç duymadan “kızlara vurulmaz” diye erkek çocuğu cezalandırdıklarını görüyorum. Bu da tabii kızları daha “kendine güvenli” yapıyorlar. Ortamın aleyhine olduğunu gören ufacık oğlan çocuğu ne yapsın.

      1. Yorum yayinlanmadan, onu değil bunu yayinlarmisiniz teşekkürler.

        Evet bunda haklısınız, erkek çocukları zaten kendilerini ilk defa ifade etmeye başladıktan sonra(1-2 yaş) içgüdüsel olarak olmalı, müthiş bir babaya düşkünlük ortaya çıkıyor, babasını sabah göndermek istemiyor veya o da onunla gitmek istiyor ,sürekli baba ile vakit geçirmek istiyor, ve bunda o kadar ısrarcı oluyor ki, eşim evden çıkmaya dayanamıyordu bu yüzden belli etmeden çıkmak zorunda kalıyordu. Kız çocuklarında böyle bir şey hiç gözlemlemedim. Ayrıca “dede olmak” ya da “baba olmak” gibi çevresinde gördüğü, kendisine rol model olabilecek yetişkinler hakkında hayranlik söylemleri oluyor.
        Giyim tarzı olarak babasını taklit etme eğilimi görüyorum. Babasına benzediği an çok mutlu ve gururlu hissediyor kendini.
        Hem kendi oğlum hem de çevremdeki erkek çocuk annelerin aynı şeyleri beyan etmelerinden dolayı bunun içgüdüsel bir tepki olduğunu düşünüyorum.
        Çok küçük yaşta iken,babası ölen erkek çocuk annelerinin tecrübelerine göre kendilerine örnek alacakları veya yol gösterecek yetişkin bir erkeğei
        rol model olarak mutlaka hayranlık duyma eğilimi gösteriyorlar.
        Fakat naif mahzun görüntüsünün bunun eksikliğini hissettiğinden olduğunu (doğru anladıysam ) hiç düşünmemiştim. Bu konuya önem verip gözlemleyecegim inşallah.

        Temelde yetişkin bir erkeğe (erkek hissetsin veya hissetmesin/hissetmek veya beyan etmek veya kabul etmek zorunda değil ) onu çok seven bir kadının mutlaka zaten ona karşı hissedeceği bir şefkat ve bu duygunun körüklemesi ile esine karşı hareket edeceği gerçeği var.
        Eş seçiminde çok dikkatli olunması gerektiğini herkes te biliyor zaten. Teşekkürler.

        1. Biz kadının sevgi ve şefkatinin hipergamik ön koşulları olduğunu (kadınlar bunun farkında olsalar da olmasalar da) ve bu ön koşulların erkeğin beklediği idealist sevgiyle alakasız olduğunu anlatıyoruz. Bazı erkekler bunu kadının sevgisi ve aşkı sahte olarak algılıyor ki bu yanlış. Bir şeyin ön koşullarının olması o şeyi sahte ya da zayıf yapmaz.

          Bu ön koşullar erkeğin kadın için fırtınada sığınabileceği bir kaya olması ile alakalılar. Para ya da yakışıklılıkla direk alakalı değiller. Bu açıdan bakınca bu ön koşullu aşkın sahte olmadığı görülebilir.

          Yani eş seçimi kadar ya da ondan daha önemli olan, erkeğin bu sağlamlığı kazanması ve kadın doğası konusunda hayalperest olmaması. Kocasına karşı sonradan soğuk ve acımasızlaşan kadınların hepsi yanlış seçim değil. Erkeğin erkek olmamak gibi bir günahı da var.

          1. Keşke bu ifadeyi cok önceleri okumuş olsaydım.

            “”Biz kadının sevgi ve şefkatinin hipergamik ön koşulları olduğunu (kadınlar bunun farkında olsalar da olmasalar da) ve bu ön koşulların erkeğin beklediği idealist sevgiyle alakasız olduğunu anlatıyoruz. Bazı erkekler bunu kadının sevgisi ve aşkı sahte olarak algılıyor ki bu yanlış. Bir şeyin ön koşullarının olması o şeyi sahte ya da zayıf yapmaz.””

  14. Anladım .
    Kadın erkek ilişkilerinde;
    Erkegin saglam durması veya gücü temsil edebilmesi/ kadının şefkatini çağırır veya şefkat merhamet sevgi hisleri oluşturur .

  15. Kurgulanmış algılardaki perdeleri bir nebze kaldıran yazı hocam. Sonuçta insan uzun yıllar boyunca oluşmuş bu evrende, bu dünyaya şu an yaşayan 7 milyar insanın içinde bir ihtimal olarak geliyor. Ortalama 60 ila 80 yıl yaşıyor. Onu da çevrenin, feminizmin, popüler kültürün, medyanın, ailesinin; travmaların vs. etkisiyle gölgede mi yaşamalı. Kendi hayatı üzerinde kendi kontrolü olmadan. Farkındalık önemli ama bana göre o kadar da tehlikeli. Sıcak hayallerin içinden soğuk gerçeklere ikili saltoyla atlamak da zihin için bir travma. Çöküş ya da çıkışın başlangıcı burada oluyor insanda.

    1. Şu an o dönemdeyim. İçimde müthiş bir kızgınlık ve içe kapanıklık var. Bir dönem olacak bu. Yıllardır kabullenmiyordum bunlari mavi hapin gercekligine derinlerde hep inandığımdan. Oyunu uzun süredir bildiğim halde naiflik ve iyilik arzusunun nasıl kötü algilanabildigini yeni kabullenebiliyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *