Zamanın Kutsallığı

Hak ettiğiniz şey bu. Bugün daha iyi olabilirdiniz ama onun yerine siz yarını seçtiniz.

Marcus Aurelius

1- Zamanın Felsefesi

Başarma azmi olan bir adam, hayatta çok farklı bakış açılarının olduğunu ve zamanın yeterli olmayacak kadar kısa olduğunu bilir. Başarı için yaşayan bir adam, bunun sürekli böyle olması gerektiğini, üretkenlikteki eksikliklerin kişinin kendisinden nefret etmesine yol açtığını bilir. Zamana saygı duyan bir adam, onu harcadığında kendine saygısını yitirir. Bu, onun üretkenliğine sıkı sıkıya bağlı kalma sebebidir.

Eğer başarı azmi olan bir adam üretkense mutludur. Eğer mutlu değilse üretken değildir. Bu, Başarmak istemekten ziyade başarılması gereken bir şeydir. Böyle bir adamın başka seçeneği yoktur. Elbette eğer mutluluğu üretkenliğine bağlı değilse hayatının böyle olması tek çıkar yoldur. Hayatı böyle olmasaydı, yaşanmaya değer olmazdı. Zamanı sırf eğlence için harcayan bir adam, taktir edilmez. Başarma azmi olmayan bir adam cehaletin yolunda kaybolmuştur. Eğer başarı hırsı olmayan bir adam üretken benliğinin yaşamına bakabilseydi önünde duran şeyin bir saçmalık olduğuna inanırdı. Cehalet tarafından harcanmış, yücelik ve üretkenlik arasındaki ilişkiyi takdir etmekten uzak olan sıradan bir adam, hayallerini gerçekleştirmeyi bırakın, hayal bile kuramaz.

Şimdiki ya da gelecekteki başarılarının farkında olmaktan yoksun bir adam önceki benliğinin gölgesindedir. Başarı bağımlılık yaratır ve hırs önemlidir. Pes eden bir adam gerçek bir adam değildir, gerçek bir erkek gibi hissetmez ve kimse onu öyle görmez. Böyle bir adamdan beklenti fazladır ama böyle bir adamın başarısı yoktur.

Kendini gerçekleştirmiş bir adam olmak yalnızca başarılı olmak değildir. Böyle olmaya devam etmektir. Kendini gerçekleştirmek için emekliliğe gerek yoktur. Bir adamın işi ölene kadar sürer. Zaman kısıtlıdır, hırs açgözlüdür. Bu yüzden bir adam, değecek şeyle değmeyecek şeyi birbirinden ayırmalıdır. Sıkı kararlar verin ve geçmişe yönelik şeyleri umursamadan verdiğiniz kararları uygulayın.

Zamanı harcamak, parayı harcamak gibi insanın elinde olan bir şey değildir.. İnsan, zamanın farkında olamaz. Zaman tükenene kadar gidebilir. Zamanın insanların iradesinden bağımsız olduğunu bilen akıllı bir adam, bunu mümkün oldukça iyi kullanmaya çalışır. Bu üretkenlik takıntısı doğuştan gelir. Doğuştan gelen zaman miktarı sabit olmasına rağmen kalitenin öyle olmasına gerek yoktur.

Başarı hırsı olan adam, zamanın oldukça kısa olduğunun farkındadır. Hiçbir zaman yeteri kadar başarılı olamayacağını bilse bile aklı yettiğince bundan yararlanmaya çalışarak kendine ihanet etmekten kaçınır.

Eğer bir adam zamanını optimize edebilir ama rekabette bunu yapamazsa rekebeti kazanabilir. Eğer rekabet için eşit zaman varsa ama daha az zamanla daha fazlasını yapabiliyorsa rekebati yenebilir. Hepimize ayrılmış bir zaman vardır ama hepsi aynı kalitede değildir. Zamanın kalitesini belirleyen kişiyken, miktarını belirleyen fırsatlardır.

Zamanın kalitesini belirleyen 3 temel faktör vardır: Bakış açısı, enerji ve odaklanma. Enerjisi olmayan bir adam harekete geçemez, vizyonu olmayan bir adam çaba gösteremez, odaklanma gücü olmayan biri, gerçekleştiremez. Bu üç özellikte ustalaşan birinin zamanının kalitesi oldukça artar. Birinin eksikliğinde ise potansiyeli o kişiyi terk eder. Tek başına vizyon yeterli değildir ve bir adamın hayal etmesinin ama başarılı olamamasının sebebi budur.

Enerjiden yoksun olan vizyonla bir şey ortaya koyulamazken, odaklanma gücünden yoksun vizyon, uygulamaya dökülecek işin disiplinini içinde barındırmaz.

Başarısız bir adam bu üç özelliğe dikkat etmelidir ve zamanını ayırarak iç gözlem yapmalıdır. Karakterinde hangisinin eksik olduğunu tespit etmelidir ve fonksiyon bozukluğunu gidermek için plan yapıp harekete geçmelidir.

2- Dramadan Kaçınma

İnternet, bir insanın hayal ettiğinin ötesinde bilgiler barındırır ama bu, insanların sürekli şikayet ettikleri ve dikkat çekmeye çalıştıkları bir denizdir. Sıradan bir insanın öz disiplini, sıradan bir narsistin arzularından öndedir. Bu yüzden gerçekliğin ışığında bir insan, zamanını ayırdığı kişilere özen göstermelidir.

İnterneti etkili kullanmak disiplin gerektirir. İnternet bir dikkat ekonomisidir ve bu yüzden aşırı duygusal narsizm burada büyük iş yapar. Bu, sıradan insanlar için iyidir ama büyük olmak isteyen insanın böyle saçmalıklara ayıracak vakti yoktur.

Drama bir ilgi pornosudur ve çöp bilgidir. Fiziksel olarak bir erkeğin odaklanmasını engeller ve çöp yiyeceklerin insana zarar vermesi  gibi insanı zamanından eder. Drama yaratan tipler sizin daha iyi bir adam olmak için gösterdiğiniz çabayı önemsemezler. Sizi kendileri gibi yapmak için zamanınızı çalmaktan mutluluk duyarlar. Onlara izin vermeyin.

Bir adamın zamanı yalnızca onun için değerli değildir, ayrıca onun ilgisini tekeline almak için duygularını avlayanlar için de değerlidir. Zenginlik, dikkat çekme üzerine kuruludur ve bunu elde etmenin en kolay yolu dramadır. Her şey erkeğin zamanına mal olur ama her şey onun zamanına değer katmaz. Verimlilik, bunu uygulayan kişiyi geliştiren şeyler yaparak zamanın değerini arttırmakla ilgili ise drama, erkeğe hiçbir şey katmayan ve hiçbir ödeme yapmaksızın erkeğin mental durumunu bozmakla ilgilidir.

Drama, histeri yaratır ve histeri onu tüketen piyonların işine yaramaz, onu kontrol edenlerin işine yarar. Bu yüzden zamanı verimli kullanmak dramadan kaçınmayı gerektirse de büyük adamlar stratejik bir ortam yaratmak için dramayı kullanırlar fakat diğerlerinin ağına düşmezler.

3- Elitist Bir Baloncuk Yarat:

Bir erkeğin tükettiği bilgiyi filtrelemesi önemlidir çünkü bu bilgiyi sergiler hale gelir. Eğer bayağılık izlerse, okursa ve bunu tartışırsa bayağılığa yönelir. İzah edildiğinde bu açıkça görülebilir fakat pratikte böyle değildir.

Bir erkek yalnızca dramadan uzak durmamalıdır aynı zamanda bayağı şeylerden de uzak durmalıdır. Sıradan insanlar pisliktir çünkü sıradan olan bayağıdır. Ne büyük bir adam olmaya ne de vizyon sahibi olmaya hevesleri vardır. Bu yüzden basit bir adamın içinde bunlara sahip olmaya yönelik en ufak bir umut yoktur.

Sıradan insanlar hayatlarında bir yerlere gelemezler. Bu yüzden kendilerini meşgul tutmak için önemsiz şeylere tapınırlar. Bir adam, yaşamı inşa etmediğinde diğerlerinin ona kıyasla nasıl inşa ettiği konusunda yorum yapmakla meşguldürler. Bu, üretici ile tüketici mentalitesini kazanan ile kaybedenden ayıran bir manifestodur. Bunlar, kaçınmanız gereken insanlardır.

4- Angaryayı Sev:

Başarısız bir adam, enerjisini kullanarak kendini geliştirmek yerine sürekli bir şeylerin ne kadar zor olduğundan şikayet eder. Burada esas mesele, ezilmekten keyif almaktır. Eğer bir adam bir şeyleri verimli yapabiliyorsa, bunu iş yapıyormuş gibi hissetmez ve buna iş olarak bakan birine göre daha başarılı olur. Bir erkek her zaman bir şeyleri daha iyi yapmaya çalışmalıdır. Böylece daha iyi olmak için gereken çaba ona normal gelmeye başlayacaktır.

Bir erkeğin amacı, mental olarak istediği ama ulaşmayı hayal bile edemeyeceği yere ulaşmak olmalıdır. Bu durum oyundan kaçanlara aykırıdır çünkü onlar bundan korkarlar. Bu yüzden vasat pop kültürün, eğlencenin, okumanın, ağırlık kaldırmanın, çevre oluşturmanın peşinden giderler.

Duygular, bir insanın mantığının ne kadar zayıf veya güçlü olduğuna bakılmaksızın ne yaptığını belirler. Bir işe yönelik olumsuz algı, o işin zor olup olmadığını bakılmaksızın o işi zorlaştırır. Eğer bir adam yücelik arıyorsa zor işler için pozitif algılar yaratmalıdır.

Bir adam ancak zoru takip edip mücadele etmenin acısını dindirebilirse kendine iyi bir hayat kurabilir. Pişmanlık için vakit kaybetmemelidir. Her ne kadar kimse zaman harcamak için can atmasa da böyle yapılmaması gerektiği unutulmamalıdır. Yani, birini geçmişteki ciddiyetsizlikleri için cezalandırmak bugünün ciddiyetsizliğidir.

Kaynak:  The Sanctity of Time

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Sonsuzluk ve Bir Gün

Sonsuzluk ve Bir gün, Türkçe kırmızı hap camiasının en bilinen ve takip edilen yazarlarından biri. Kendisini buradan olduğu gibi twitter hesabından (@sonsuzluk_vbg) ve Ekşi Sözlükten (@sonsuzluk ve bir gun) takip edebilirsiniz.

18 thoughts on “Zamanın Kutsallığı”

  1. Svbgye çok teşekkürler

    Anlamadığım nokta şu sadece
    Dramadan kaçının derken
    Mesela ;

    Haberleri izlememek çünkü zaten olan olmuştur ve bizi üzmek için dizayn edilen saçmalıkları görmezden gelmemiz gerekir

    Yada drama yaratan sorun çıkaran arkadaşları sevgilileri tabakları birbir hayatımızdan çıkarmak çünkü gereksiz drama erkeğin enerjisi ve zamanını çalan en tehlikeli şey gibi

    Bu açıdan mı anlamalıyız ?

    Ayrıca dramaya örnek verebilir misiniz Mahmut Abi ve Ziyaretçi Arkadaşlar?

    1. Duygularını kullanan manipülatörler, istediği birşeyi elde etmek için senin üzerinde bilinçli veya bilinçsiz bir etki bırakıp ,senin davranışlarını kendi menfaati doğrultusunda kullanması,bu bir insan ilişkisinde seni çerçevesine sokmaya çalışan biride olabilir..Seni çerçevesine sokamayinca problem çıkar, bahsettiğin arkadaş,eş, sevgili vs.vs. bu duygusal zorbalara” siktir git seviyesinde”davranmak senin tercihin.öyle bi yazı var okursun belki..https://kirmizihap.org/2017/07/28/siktir-git-seviyesi/

    2. Ben yazıdaki drama kavramını biraz daha mental bi yapı olarak görüyorum. Hatta drama = bahane diyebilirim.

      Mesela diyelim ki, ben şu an 5x maaş alıyorum, yapmayı planladığım hobim ya da aktivitem bana 3x e mal olacak. Ama benim giderlerim de 3x. Tamam param yok yetmiyor deyip geçmek ya da belirsiz ileri bir tarihe ertelemek drama. Bir ay boyunca freelance iş alıp, part time çalışıp ya da iş yerinde ekstra mesai yapıp toplamda 6x kazanıp istediğini elde etme sağlıklı bir mental yapı.

      Mesela ben uzay madenciliğine ilgi duyuyorum ve o sektörde çalışma hayalleri kuruyorum. “Abi Türkiye’de bölümü yok, okusam ne yapıcam zaten nerde iş bulucam, en iyisi mi boşver” demek drama. “Bu işin temelleri Amerika’da atılmaya başlandı. Hatta üniversitede bölümleri bile açılıyor. Eğitim için Amerika’ya gitmem gerekiyor. Ama ekonomik durumum yeterli değil. O halde para kazanmalıyım. Bunun için de Amerika’ya seyahat edebilmemi sağlayacak kadar para kazanmamı sağlayacak bir iş/sektör bulmalıyım.” ise hayran olunacak bir mental yapı. Tabii bu biraz sıkı bir örnek oldu, göt ister.

      RedPill de de durum aynı, “ayşe, çocuklarına baktığım için değil, beni gerçekten sevdiği için benimle evli. bulaşıkları yıkamama rağmen yüzünün gülmemesi ise bana anlatmadığı bir derdinin olduğunu gösteriyor” falan.

      Gerçeklerle yüzleşmek yerine olayları olguları duygusal soslarla rasyonalize etme durumu. Ben böyle bakıyorum bu kavrama.

      SvBG’nin en önemli çevirilerinden birisi oldu bence bu.

      Yeri gelmişken tavsiye üzerine okuduğum “robert greene – ustalık” kitabını tavsiye ediyorum, ben de baya bir şeyler değiştirdi.

  2. Bugün bulunduğum bir ekipte birisi, sırf wp grubunda “karı kız varmı orada” yazdığı için yerin dibine sokuldu. Herkesin içinde (yaklaşık 20 kişi) hesap soruldu abartısız 1 saat. Tabi mesele sadece bu mesaj değil, bir de biriyle tartışmış ama adama bildiğiniz sapık muamelesi çekilip rezil rüsva edildi..

    Yani bu tür riskler varken nasıl rahat olabiliriz? Adama tepki gösterilirken ben korktum şahsen.

    1. Korkmaya gerek yok, bütün o tepkiler shit test zeki bi kırmızı haplı onların hepsini takır takır geçerdi o wp grubunda, hatta özelden yazan bi kaç kız bile çıkardı shit testleri savuşturma sonrasında. Gerçi bi kırmızı haplı öyle bi soru sormaz da orada neyse

  3. Konuyla kismen alakali bir sey merak ediyorum. Onceden 4 ay boyunca aklimda olan ama aklima her geldiginde tabak cevirdigim kismen oneitisim olan bir kiz vardi. Sonrasinda buyuk bir terbiyesizlik yaptigi icin hem mecazen hem fiilen siktiri cektim. Simdi arkadaslarinin dedigine gore benden hoslaniyormus ve 1 kusur senelik sevgilisinden ayrilmis. Sizce boyle bir durumda hb9(gercekten “9” oneitis kafasini biraktigima adim gibi eminim) bir hatunu etinden sutunden faydalanmak icin tabak olarak bulundurmak mi daha mantikli yoksa zaman kaybetmeyip siktir etmek mi? Bu olay basina gelen olmustur illa ki. Onlara da bir cevap olur. Oneitis yapip kurtuldugun kizin sana ilgisini ogrenince ne yapmak gerekir gibi bir baslikla paylasilabilir. Her neyse fikirlerinizi ogrenmek istiyorum.

      1. Biliyorum ama prosfesyonel gibi davranmak istiyorum. Makyavelist gibi isini gor cikarina kullan problem yaratirsa ugrasma siktir et gitsin.

  4. Siteye felsefe-sosyoloji girdiğinden beri çıta iyice yükseldi. Sitedeki tek sıkıntı şu an yazıların bi sıralaması yok ama hepsi birbiriyle bağlantılı .

  5. “Bir erkeğin amacı, mental olarak istediği ama ulaşmayı hayal bile edemeyeceği yere ulaşmak olmalıdır. Bu durum oyundan kaçanlara aykırıdır çünkü onlar bundan korkarlar. Bu yüzden vasat pop kültürün, eğlencenin, okumanın, ağırlık kaldırmanın, çevre oluşturmanın peşinden giderler.”
    Burayı tam olarak anlayamadım, okumayı ve ağırlık kaldırmayı neden bunların arasına almış?
    Erkeğin kendini gerçekleştirmesi için ikisi de önemli yere sahip.

    1. Orada sanırım bir çeviri hatası var. Doğrusu şöyle olacak: “Bir erkek, mental olarak oyunu öylesine sevmelidir ki oynamaktan başka bir şey yapmayı düşünmemelidir. Bu, pop kültürünün sıradanlığından ve eğlenceden kaçıp okumaya, ağırlık kaldırmaya, çevre oluşturmaya ve üretmeye tam bir dönüşümden korkanlar ve bu yüzden oynamaktan kaçınanlar için tam bir zıtlık içerir.

  6. birkaç haftadır sanat ne demektir? bir işi yaparken takıldığın engeller senin yetersizliğin mi yoksa tefekkür edeceğin şeyler mi diye düşünüyordum. bir kitap okudum adı “dip”. bu postumu okuyan herkese birincil tavsiyemdir bu kitabı okumaları.

    sanatın ne olduğunu bir çok müzisyenden ve filozoftan okumalarım ve duyumlarım ile çıkardığım şey;

    bir canlı veya bir cansız yapının kendi enstrümanları* ile ortaya çıkardığı görülebilen, duyulabilen, sayılabilen ve hissedilebilen her şey sanattır. bir ağaçkakanın yaptığı delikler, bir heykel, bir senfoni, peri bacaları, falcon 9 füzeleri, ayasofya, çin seddi, everest dağı, gezegenler, evren, her şey.

    bu yüzden beethoven’ın “bilim ve sanatla uğraş, çünkü bunlar insanı tanrı katına yükseltir.” lafı çok anlamlı ve büyük bir laftır.(rivayet olduğunu düşünüyorum ama güzel ve haklı bir laftır.)

    bahsettiğim kitaptan birkaç örnek vereyim;

    bir işe başladığınızda ilk zamanlar çok güzeldir, kendinize güveniniz vardır ve dik bir ivmeyle ilerlersiniz. sonra bu ivme durgunlaşır ve çakılmaya başlar. çakılıp durduğu yer başladığınız noktadan yüksektir ve orada kalmışsınızdır. bakın başladığınız yere dönmediniz. önünüzde bir tepe daha var ama çok dik. yeterince çalışmayla ve zoru seçmekle o tepeyi de geçeceksiniz. sonra bir daha, bir daha ve bir daha. bu dip hiç bitmeyecek, ta ki siz tatmin olana ya da “ölene kadar”. bir insanın en tepe noktası ölümdür, zirvesidir. ancak bu “dipler” bazen “çıkmaz sokak” olur. buradan çıkmayı görmeniz gereken bir vizyonunuz olması gerek. eğer o iş üstünde yeterince çalışmazsanız, enerjiniz yoksa yeteneğiniz olsa bile orası “çıkmaz sokak”tır. doğru karar orada vazgeçmeyi bilmeli ve bakış açınızı farklı ve yeteneğiniz üzere iyi olduğunuz yönlere çevirmenizdir. bir de durağanlık, tekdüzelik ve vasatlık durumu vardır. dip’i aşarsınız ve dümdüz bir yol karşınıza çıkar. buranın da “çıkmaz sokak” dediğimiz yerden farkı çok yoktur. ortalama bir geliriniz, monoton bir hayatınız ve sıkıcı bir çevreniz olur, hep aynıdır. araf gibidir. konfor alanı da diyebiliriz.

    bir işe başladığınızda ki burada bahsettiğim şey sıradan işler değil. sanat veya bilim üst başlığı olan şeyler. bir bilim adamısınızdır veya sanatkarsınızdır. o işi saygıyla, o işi yapmak için yırtınarak değil de şan, şöhret, para vb. gibi getirilerini düşünerek yapmaya kalktığınız an o iş bir anda değerini yitiriverir. bunu vücut geliştirme için de söyleyebiliriz, ana amacınız eğer kadınlara karşı hoş görünmek, herkesin sizin hakkınızda konuşmasını sağlamak ki bunlar “kötü”dür. lakin bunu sağlığınız için yapıyorsanız doğru yoldasınızdır. çünkü sağlığınız için yapacağınız vücut geliştirmenin getirisi başta saydığım şeylerdir. amaç olarak “kötü” olarak addettiğim şeyleri edinirseniz sonuç alamazsınız. burada bahsettiğim olay “doğru dürtü”dür.

    hayatımdan bir kesit vermek istiyorum; lise yıllarımda müzik yapmak istiyordum ve uğraşıyordum ama ne yaptığım konusunda en ufak bir bilgim yoktu. kanım deli akıyordu ve en önemlisi yaptığım şeylere “saygı” ile yaklaşmıyordum. müzik yapmak istiyordum ama alt yapı yapmak istemiyordum, nota öğrenmekten nefret ediyordum, vokal yeteneğimi geliştirmek bana o kadar saçma geliyor o kadar boş bir özgüven doluydum ki olaya “saygı” göstermiyordum. gelişi güzel, herkesin yaklaştığı şekilde yaklaşıp bir değer yaratmaya çalışıyordum ve tabi ki olmuyordu. bir DAW** öğrenmiyor, zamanımı ve sağlığımı uyuşturucu, alkol vs. ile çarçur ediyordum. çünkü takip ettiğim müzisyenlerin hayatını öyle görüyordum. zaman geçtikçe bu insanların sadece kendilerini halka gösterdikleri mecra ve zamanlarda öyle takıldıklarını, geri kalan yaşamlarını dibine kadar sağlıklı geçirdiklerine şahit oldum. mesela ezhel, inanmayın şarkılarında bu kadar ot, çöp vs. geçirdiğine, arka planda öyle planlı ve sistematik bir olay işliyor ki bunlara vakıf olduğunuzda aklınız yerinden şaşar.

    saygı göstermeye başladığım an öyle bir cehaletin içinde olduğumu gördüm ki korktum ve sonra da depresyona girdim. anladım ki sen yaptığın işe saygı göstermeye başladığın an saygı görmeye başlıyorsun.

    yaptığınız iş, yaşadığınız hayat eğer “dolu dolu” olsun istiyorsanız, bu dünyada aptal yerine konmamak için yapacağınız ilk şey dil öğrenmeye başlamaktır. tabii ki ilk başta lingua franca*** olan “ingilizce”yi adam gibi öğreneceksiniz.

    şu an yazdıktan sonra fark ettiğim şey ise benim “feminenleştirildiğim” çünkü farkına varırsanız arka plandaki zorluğu ve emeği hiçe sayıp sonucu istemem gayet açık görünüyor. kendinizi iyi tanımanız, içinizdeki kendinizi kolay görmeniz zordur, bunu herkes için dilerim.

    *: kullanılan araç.
    **: digital audio workstation ör; fl studio, cubase.
    ***: dünya üzerinde her yerde geçen ortak dil.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *