Bir grup kadını ıssız bir adaya koyarsanız ne olur?

Aşağıdaki yazı, Return of Kings sitesinde yayınlanan Why patriarchy is the greatest social system ever created? yazısının yorum kısmında yer aldıktan sonra The Red Pill reddit grubunda tepeye oynadı.
“Birkaç yıl önce, Survivor yarışmasının Hollanda versiyonunu, feminist oda arkadaşımla izleme zevkine nail olmuştum. Hollanda Survivor’ın bu serisinde iki ada vardı ve birinde sadece erkekler ve diğerinde sadece kadınlar bulunuyordu.  Feminist oda arkadaşım serinin reklamını bana ve diğer öğrencilere haftalarca yaptı zira ona göre bu program bize kadınlar tarafından yönetilen bir toplumun ataerkil toplumun kötülüklerinden nasıl kurtulmuş olacağını gösterecekti.

Olayın nasıl geliştiğini anlatayım : iki grup kendi adalarına bırakıldı ve başlangıç için bir miktar erzak verilerek kendi hallerine bırakıldılar. İki grupta da başlangıçta insanlar yerel hiyerarşiyi anlayana kadar bir miktar karmaşa oldu. Erkekler genellikle neyin gerekli olduğunu düşündülerse onu yaptılar – ortamda emir veren bir lider yoktu. Kimi avlanmaya çıktı, kimi yiyecek toplamaya giderken kimi balığa çıktı. Bir elemana kumda oturmaktan gına geldi bank yapmaya başladı. Diğerleri zamanla büyüyen bir klübe yaptılar. Bir diğer eleman her gece yemek yaptı. Birkaç gün içinde, muntazam bir medeniyet çıktı ortaya, hergün bir öncekine göre biraz daha varlıklı bir medeniyet.

Kadın topluluğu da bir rutine bağladı hemen. Havularını asacak bir ip gerildikten sonra güneş banyosuna ve ağız dalaşına başladılar. Çünkü erkeklerin aksine kadınlar grubun ortak kararı olmadan hiçbirşey yapamıyorlardı. Ve grup en az bir düzine kadından oluştuğu için, hiçbir zaman ortak karar da alamıyorlardı. Birkaç bölüm içinde kadınlar tüm erzaklarını yediler, tropik fırtına ile sırılsıklam oldular, kum sineklerince çiğ çiğ yendiler ve genel olarak acınası bir haldelerdi. Erkekler ise gayet mutlu mesuttular. Çatışmalar vardı tabii ama bunlar genelde hızlıca çözülüyordu.

Bunu feminist arkadaşımla izlemek ise paha biçilmez bir deneyimdi. Önce farklılıklara kılıf uydurmaya çalıştı ama argümanları hızlıca zayıfladılar ve zayıfladılar. Sonunda program yöneticileri, birşeyler yapmaları gerektiğine karar verdiler ve kadınlara yardım etmek üzere erkek adasından 3 erkeği kadın adasına gönderdiler. Kadın adasından da 3 kadın erkek adasına gitti. Bu bölüm boyunca feminist arkadaşımın yüz ifadesi paha biçilmezdi.

Başlangıçta kadın adasına seçilen 3 erkeğin, gayet tahmin edebileceğiniz nedenlerle, ağzı kulaklarında idi. Ama sonra adaya gittiler ve kadınlarca karşılandılar. “Klübeniz nerede?” diye sordular. “Bizim klübemiz yok”. “Ezaklarınız nerede?” diye sordular. Cevap : “Tüm pirinci yedik”. Vs. Vs.

3 eleman sonuçta köpek gibi çalışmak zorunda kaldı. İlk haftalarda edindikleri tüm yetenekleri kullanarak ve deneye yanıla bir klübe inşaa ettiler, balık avladılar, kadınlara yiyecek toplama işi yaptırmaya çalıştılar. Kadınlar dırdıra ve güneş banyosuna devam ettiler.

Erkeklerin adasına giden 3 kadın ise oldukça mutlu oldular. Yemek, barınak ve yeterince erkek ilgisi hazırdı. Onlar da güneş banyosuna devam ettiler.

Ve dostlarım bu, ataerkil toplum düzeniydi. Benim eski arkadaşım ise artık feminist değildi.”

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

9 thoughts on “Bir grup kadını ıssız bir adaya koyarsanız ne olur?”

  1. Kadın faktörü devreye girmese; erkekler hem cinslerine düşman gözüyle bakmıyorlar.

    Tabii toplumlar gelişerek br düzene göre ilerledi, bu düzende kadın erkekler arasında ki bir hedef ve ödül haline geldi.(en fazla güç kimdeyse en güzel hatunu o götürür) Bu da zamanla erkekler arasında çekişmeye neden oldu diyebilirim.

  2. Kadın ve erkek bir bütündür . Takım arkadaşıdır . Dualist düşünce her zaman yaptığı gibi bütünü ikiye ayırıp birbirlerine karşı rakip olarak yarıştırmış . Şu an erkekler kazanmış gibi görünüyor ama ilerleyen zamanda sadece erkeklerden oluşan medeniyette de sorunlar çıkacaktır .
    Kadını özgürleştireceğiz güçlendireceğiz diye yola çıkan feminism akımı yoldan çıktı kadınla erkeği birbirine düşman etme yolunda ilerliyor .Ben bu konuda ne dindar ortadoğu kültürüne de ikicil batı kültüne güvenmiyorum , biri hala feodal din eksenli örflerden medet umarken diğeri burnunun dikine gidip doğayla didişiyor .
    Neo o ne diğeri .

    1. Ben genelde bu duruma 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar süregelmiş olan üniversite kültürünü örnek veriyorum. O zamana kadar Avrupa’daki üniversitelere neredeyse sadece erkekler gidiyordu ve bilimin ve felsefenin de zirve yaptığı dönem bu oldu, bu yükselişin ve geleneğin çöküşü kadınların da üniversitelere girmesiyle aynı zamana denk geldi. Hani çocuk saçma bişeyi değişik olduğu için çok ister “oğlum hayır! tadı hiç sandığın gibi güzel değil onun, beğenmeyeceksin biliyorum!” dersin ama hayvan gibi zırlamaya devam eder alman için, sen de alırsın ama bi kaç ısırık alıp “baba, ben bunu hiç beğenmedim öeeğğ” der ya kadınlar şu an aynı öyle.

  3. Seçilen kişilerin kişilik yapısı, yetiştikleri sosyo kültürel yapı, eğitim durumu gibi kıstasların manipüle edilmediği ve her iki cins için homojen dağılım olduğuyla ilgili olarak bilgi verebilir misin sayın kadına karşı korku dolu egosuna yenik düşmüş yazar? Neden benim sülalemde kadınlar ve erkekler her iki grup da gayet kollektif ve üretici insanlar acaba? Ama bak bazı gelin ve damatlarımız farklı kültürlerden geldiler. Bunların arasında çalışkan, sorumluluk sahibi olanlar olduğu gibi bi boka yaramayan sorun çıkarıcı gelinlerimiz ve karısının parasını yurt dışı tatillerinde sorumsuzca yemek için yırtınan rezil erkek damatlarımız var. Bu programı hazırlayanlar kasti olarak toplum mühendisliği neticesinde yüksek kültürlü erkekler ve kültür seviyesi düşük topluluğa ait kadınlardan seçmedilerse ne olayım. Bilim adamları ciddiye almaz çünkü örneklem sayısı çok az, ve kendi fikrini öne atmak için sonuçları değiştirmeye yatkın bireyler seçmeleri bilişsel önryargılara neden olacaktır. Cognitive biases konusunu sosyolojik ve psikolojik açıdan incelemeni ve kendi gelişimin açısından aslında bir engel olduğunu idrak etmeni temenni ederim. ( bu arada okul eğitim başarısının uyum ve sorumluluk konusunda bir göstergesi yok. Bbg evi gibi yaşadığım ABD’deki yurttan dolayı biliyorum, kesinlikle aile yapısı ve ahlaki değerlerle ilgisi var.zırtlan sürüsü gibi birbirini deşen gerizekalı erkek grupları olduğu gibi bir araya gelip ekmek yapan, tarhana döken, organizasyon düzenleyen kadın grupları da var. Ve feminist arkadaşın tam bir cahil. Umarım onun da sana hava atabileceği manipülasyon dolu bir program yapılır da sığır sığır birbirinizle uğraşmaktan öte gidemediğiniz tartışmalarla yerinizde sayar durursunuz. Hatta bence evlenin siz, tepkisel düşünceden öteye gidemeyen minik danalar üretin belki içlerinden birisi ne sığır anam babam varmış diye uyandırır sizi.) Medya sığırdır, sığırlaştırır, onlardan zeki değilsiniz, ne gösterirse onu alırsın. Yaşasın 3. Sınıf insanları yönlendiren toplum mühendisliği

    1. Sığır hanım; erkekleri “kültürlü” kadınları da “kültürsüz” seçmeleri savunduğun şeye tamamen ters düşen ve hikaye de anlatılmak isteneni daha kuvvetlendiren bi durum. Aborjinler, samoa yerlileri, masai kabileleri çok daha kültürsüz topluluklar ancak onları o adaya koyduğunda nasıl çok daha iyi organize olup başlarının çaresine baktığını görürsün. Dolayısıyla kültür ve şehirleşme seviyesi yükseldikçe böyle durumlarla başa çıkabilme oranı azalır, yani umarım senin dediğin gibidir durum, bu tezi güçlendirir. Erkekler doğaları gereği aralarında iş birliği yaparak kadınlar ise iyi veya kötü, erkekleri manipüle ederek hayatta kalır(hala böyledir). Orada erkekler hala iş birliği yapabiliyor, ama kadınlar adasında manipüle edecek erkek yok.

  4. Hahhhh! adaya tiki kızları doldur, sonra “kadınlar şöyle, böyle”. Koy bakayım anadolu kadınlarını o adaya neler olacak.

    1. Olay o değil, kadınlar her halükarda erkeklerin yarattığı bir düzende var olabiliyorlar. Anadolu kadını da erkeğin sağladığı düzende ‘anadolu kadınlığı’ yapabiliyor ancak, baştan bir düze kurmuyor. Ona bakarsan o adadki adamların da hiçbiri hergün ava giden odun kesen doğa adamları değil gayet o kadınlar gibi şehir hayatı süren elemanlar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *