İdealizm

Neil Strauss The Game adlı kitabını yazarken, enteresan bir yan başlığı da kitabın sonuna doğru işler. PUA yeteneklerini öğrenen ve daha önce hayallerinde bile göremeyecekleri kadınlarla başarıyı tadan erkeklerin kendi deyimi ile “Sosyal Robot”lara dönüşeceğinden endişelenir. Buradaki fikir önce oyun-suz olan bu gençlerin oyun automatonları haline dönüşmesi, bir senaryoyu papağan gibi tekrarlayarak bunun yanında robot gibi bazı davranışları sergilemesi ve hesaplı ve planlı bir şekilde kadınlara yürümesi.

Korkulan, bu Sosyal Robotların “kendileri olmaması” ve Msystery MEthod, Real Social Dynamics, vb. ile programlanarak başarı elde etmesi ve bu başarı ile daha fazla robotlaşması. Benim bu blogda, SoSuave ve diğer forumlarda deneyimim ise oldukça farklı. Çoğu erkek, kırmızı hap zihniyetine geçiş esnasında inatlar “sadece kendin ol ve doğru kadın hayatına girecek” zihniyetine yapışıp kalıyor.

Erkeklerin Kırmızı Hap farkındalığına karşı güçlü direnci her zaman “numara yapmak” ve ancak sürekli ve daha fazla özel çaba göstermeleri ile kadınlarla belli bir başarı gösterebilecekleri inancıdır. Bu erkekler süresiz olarak olmadıkları biri olmayı istemezler. Bu onlara gerçek görünmez. Ya kadınların sıkı fıkı ilgisine kabul edilmek zorunda olmayı küçümserler ya da “oyunu” sürekli oynamayı imkansız görürler. Hangi şekilde olursa olsun bir kadın tarafından kabul edilebilirlik için değişmek gerekliliğine karşı bir hınç vardır burada. Öyle ya, onların gerçek benlikleri doğru kadın için yeterli olmalıydı.

Bu dinamik, Kırmızı Hap farkındalığını içselleştirme süreci ve oyun hakkında birçok yazı yazdım. Burada değinmek istediğim erkeklerin içlerinde muhafaza ettikleri ve içgüdüsel oyunlarını dayandırdıkları idealizm kökü. Doğrusu, bu Oyun Feminen Zorunluluğun koşullamasının sonucudur ama erkeklerin yapışıp kaldığı idealist aşk kavramı, bu koşullamayı etkili kılan şeydir.

Oyunun Ne?

Daha önce de yazdım, her erkeğin bir Oyunu vardır. Kültürü ve geçmişi ne olursa olsun her erkeğin, kadınların yakın ilgisine ulaşmak için en uygun yaklaşma, etkileşme ve ilerleme adımları konusunda efektif ve en iyi olduğunu düşündükleri bir yöntem vardır. O “oyunun” ne kadar efektif olduğu göreceli birşey ama herhangi bir erkeğe kız arkadaş edinmenin en iyi yolu nedir diye sorsanız, size kendi Oyununu anlatacaktır.

Mavi hap zihniyetindeki erkekler muhtemelen feminen – öncelikli koşullamanın içselleştirdiği “oyunu” papağan gibi tekrarlayacaktır. Sadece Kendin Ol, kadına saygılı davran, onu objeleştirme, olmadığın biri olmaya çalışma, Feminen Buyruğun etkisinden bi haber Mavi Hap erkeğinden duyacağınız geleneklerden sadece birkaçı.

Bu metodolojideki inançlarının çoğu mavi haplı erkeğin kadınların “eğer beraber olmak istiyorsa bir kadına nasıl davranılması gerektiği” konusunda anlattıklarında çıkardığı sonuçlardır. Mavi Hap zihniyetinin karakterize özelliği, kendisini feminen ile özdeşleştirmesidir ve bu özdeşleşmeye karşı her düşünce yanlıştır.

Biraz derine indiğinizde ise, bu Mavi Hap Oyununun, erkeklerin hipergamik potansiyelini doğru değerlendirme zorunluluğu tarafından dayatıldığını görürsünüz. Kadınların bir erkeğin hipergamik potansiyellerini değerlendirmelerine yardımcı olacak herşey, potansiyel olarak onların hipergami amaçlarını optimize edecektir. Sosyal kanıt (social proof) ya da önden-seçilim (pre-selection) erkeğin değerini kadına gösteren bilinçaltı kısa yollarıdır. Erkeklerin “samimiyeti” üzerine kurulu Mavi Hap Oyununun amacı da aşağı yukarı aynıdır – hipergamik değerlendirmeyi daha iyi yapmak. Erkekleri kim ve ne olduklarını açık açık göstermeye koşullandırırsanız, sadece kendileri olmalarını sağlarsanız, onların hipergami gözünde değerini kolayca ölçebilirsiniz.

Burası, çoğu Mavi Hap erkeğinin oyunlarında çuvalladığı yerdir; kim oldukları gizemli değildir, hürmet ve saygıları değersizdir zira çok yaygındır ve onun “sadece ne olduğu”, kadının oyunu beraber oynamak istediği karakter değildir.

Yani en iyi Mavi Hap koşullarında bile, bir erkek feminen tarafından en çok kabul göreceğine inandığı şeyi oynamaktadır. Onun samimiyeti, feminen ile en iyi özdeşleşendir. Mavi Hap / Beta Oyunu aslında sosyal robotlaşmanın çok daha sinsi versiyonudur; senaryo içselleştirilmiş ve oyun erkeğin kendisi olmuştur. Ama şunu da not etmek lazım ki bu samimiyetin kökleri hala erkeğin karşılıklı ve idealist aşk konseptindedir.

Aşk ve Savaş yazısından :

Rahatlamak istiyoruz. Açık ve dürüst olmak istiyoruz. İçinde mücadelenin olmadığı, güç kazandığımız ve dinlendiğimiz güvenli bir cennet istiyoruz. Her zaman tetikte olmamak istiyoruz. Tek istediğimiz bizim temel ve insani ihtiyaçlarımızı anlayan ve bizden esirgemeyen biri ile beraber olmak. Kavgayı be oyunu bir süre de olsa durdurmak.

Buna sahip olmak istiyoruz, bunu çok istiyoruz.

Ama eğer sahip olursak, bir süre sonra bu elimizden kaçıp gidecektir.

Performans Yükü yazısında, erkeğin feminen tarafından kabul görmek için performans göstermesi gerektiğini ele almış ve erkeğin idealist aşkının koşulsuz sevgi merkezinde değil, kadınların hipergami dürtüsünün dayattığı fırsatçı performans isteklerinden azat edilme merkezinde odaklandığını anlatmıştık. Yukarıdaki alıntı, idealist aşkın nasıl da kadının aşkı ve kabulü için performansa gerek duymadan, sığınabileceğin bir liman olması hayali üzerinde kurulduğunu özetliyor.

Tabii burada problem, performans beklentisiz aşkın olabileceği beklentisidir, ama erkeğin idealist doğası hala böyle bir durumun varolabileceğine inanır. Sosyal ölçekte Feminen Buyruk, bu idealde çıkarına kullanabileceği bir yan görür ve hem kadının hem de erkeğin bu tür bir idealize aşk kavramına inanmasını teşvik eder. Ve erkekler, kadın ile erkeğin aşk perspektiflerinin farklılığını bilmeden, kadınların yapabilecek kapasitesi olduğuna inandığı bir aşka inanır. Erkekler hala çok çalışır, imparatorluklar kurar ve servetler edinir, o cennetvari performans beklemeden ömür boyu sığınabilecekleri aşkı kazanmak için.

Fırsatçılık ve İdealizm Evliliği

İki hafta önce yorumlar bölümünde George Weeks tarafından çelişkili olduğuna inandığı bir söylemimi açıklamaya davet edildim : erkeğin idealist aşk kavramının, kadının fırsatçı aşk kavramı ile ortakyaşar (simbiotik) ilişki içinde olduğu.  Bu otistik dikkat çekme çabasına sizi maruz bırakmayacağım ama yine de kadınların ve erkeklerin ayrı, amaca yönelik aşk kavramlarını geliştirmelerine dair açıklamak hissetiğim birkaç noktaya değindi.

Cinslerarası Hiyararşi yazısından :

Bu serinin başlangıcında erkeklerin ve kadınların aşka yaklaşımının sonuçta birbirini tamamladığından bahsetmiştim, bu son modelde bu ikisinin nasıl sarmaş dolaş olduğunu görebiliriz. Bu aşamada biraz garip görünebilir ama sosyal etkiler bu geleneksel tamamlayıcıları dengesizleştirdiğinde, bunların nasıl bir araya geldiğini görürüz.

Bir kadının fırsatçı aşkı bir çiftin ilişkisinin temel paradigması olduğunda, ilişki ve aile artık o kadının hipergamisini optimize etme dürtüsünün dayattığı fırsatçılığın insafındadır. Tam tersi bir erkeğin idealist aşkı dominant çerçeve olduğunda (geleneksel modelde olduğu gibi) kadının fırsatçı aksi taktirde aileyi dengesizleştirip yıkacak karşı bariyer olur.

Heartiste’den:

7. Ev işleri, para, seks ve romantizm konusundaki tartışmalar en çok, kadının kararları verdiği evliliklerde var. Kadının karar verme statüsü, evlilikten memnuniyetsizlik konusunda kadının para kazanma statüsünden daha fazla etkili. Kadınlar evlilikte daha fazla para kazanan kişi olmayı tolere edebilirleken, ilişkide lider olmaktan tiksiniyorlar.

8. Eve ekmek getiren kadınların kocaları ile kavga etme sıklığı, kadının karar vericiliği düştükçe azalıyor. Erkekler için ders : onun iş dışı hayatında dominant güç siz olduğunuz sürece sizden fazla kazanan bir kadınla mutlu bir birliktelik yürütebilirsiniz. Ya da : OYUN EVLİLİK KURTARIR.

Kadının aşk konsepti dominant olduğunda, o ilişki onun fırsatçılığı ve hipergamisinin optimizasyonu amacı ile yönetilecektir. En sonunda arzu edilen geleneksel aşk hiyerarşisi, dominant bir erkeğin yönettiği ve karar verdiği ilişkidir.

George’un kafa karışıklığının temeli de tam burası. Hipergaminin kadını ittiği fırsatçılıkta, erkeğin idealist aşk konsepti onun samimiyet isteğinden ve bunun gerçek olabileceğine inancından kaynaklanır. Erkeğin idealizminin ondan beklenen performans yükünün uzantısı olduğunu iddia edeceğim. Kadınları zihinsel odağına alan Beta perspektifinden, bu yük adil olmayan bir boyunduruktur; zorla boyna geçirilen ve idealinde oyunu değiştirebilse kurtulması gereken. Kendini zihinsel odağı halinde tutan Alfa için ise bu boyundurluk üstesinden gelmesi gereken ve kendisini güçlendirmek için bir fırsat olan bir meydan okumadır. Ama sonuçta ikisi de, bu yükün temsil ettiğinden idealistik olarak daha fazlası olan bir sonuç beklerler.

Böylece erkeğin idealizmi onun güç kaynağı da olabilir, en büyük zayıflığı da. Ve dizginsiz Hipergami fırsatçılığı kadınların erkeklere uyguladığı en kötü kıyımların sebebi olduğundan, Hipergami insan ırkının içinde evrimleştiği taslaktır. Hipergami ne iyi ne de kötüdür, nasıl ele alındığı ve uygulandığına göre iyi veya kötü olur.

Erkeklerin idealist aşk konsepti, kadınların fırsatçı aşk konseptine karşı bir savunmadır. İdealizm Beta zihin yapısından ifade edildiğinde, kadının fırsatçılığı ona egemen olur ve onu zayıflatır. Ama Alfa zihin yapısından ifade edildiğinde, kadının fırsatçılığını ilişki lehine altına alır.

Şartlanmış İdealizm

Blue Valentine filmini örnek olarak kullanırsak, erkek ilişkideki tüm otoritesini ve hırslarını, karısının fırsatçılığının eline teslim etmektedir. Erkek idealist bir şekilde “aslolan tek şey aşk” inancındadır ve kadını mutlu etmekten daha fazla da bir ihtirası yoktur ve “sadece kendisi olmaktadır“. Çünkü şartlanması bunun yeterli olacağını öğretmiştir.  Erkeğin Beta şartlanması onun bariz performanssızlığına rağmen karısının onun idealist aşk konseptini paylaşacağına inandırmıştır. Sonuçta kadın bu sebeple erkeği hor görür. İlişkide bifiil lider kadındır ve erkek egemenlik altında bir birey olmaya (bakılması gereken bir çocuk daha) kayar.

Şimdi bir erkeğin Alfa, niyet dolu, idealizmi onu daha yüksek ihtiraslara ulaştırdığında ve kendi aşk konseptini dominant çerçeve haline getirdiğinde, ve kendisini kendinin zihinsel odağı yaptığında, bunun onu nasıl geleneksel modele götüreceğini görebiliriz.Erkeğin idealizmi bu durumda o nasıl uygun görürse ve uygularsa, öyle uygulanır.

Erkeğin idealist aşk konsepti, sünepe bir Beta zihniyetinden uygulandığında, bir erkeğin en kötü zayıflatıcısı olabilir. Bu idealizm onun yapılan yatırımın kadınca paylaşılıp, karşılığının verileceği beklentisi ile kendini gösterdiğinde, erkeği ezer geçer. Bu ezici bir şekilde bugünkü feminize sosyal öncelikli kültür çerçevesinde idealizmin ifade ediliş biçimidir.

Alfa perspektifinden ise bu idealizm bir Betayı parça parça edebilecek aynı feminen fırsatçılığa karşı bir settir.

Bir zamanlar erkeklerin idealist aşk konseptinin fırsatçı (hipergami merkezli) aşk konseptine göre üstün görülür ve saygı duyulurdu. Bu sosyal kontrol ile ilgili Kötü davranışlar sergileyen kadınlar yazısında değindim.

Bu işin eski okul kitaplarında, (arzu edilirliği olmasa bile) erkeğin çekiciliği onun sağlayıcı rolüne bağlı idi ve erkeğin idealist aşkı cinsler arası ilişkiyi belirlerdi. Centilmenlik, romantizm, geleneksel aşk hiyerarşisi vardı. Ama bunlar eski okul fikirleri, ve ben erkekler gerçek romantiklerdir derken bu aşk-idealizminden bahsediyordum.

Bir zamanlar erkeklerin idealist aşk konseptlerinin onları başarıların doruklarına zorladığı ve bunun sosyal erdem olarak kabul edilip takdir gördüğü zamanlar vardı. Ovid, Shakespeare ve Beatles bu idealizm erkekleri ve toplumu yöneten güç olmasa idi böyle ikonlar olamazlardı. Aynı şekilde kadınların fırsatçı, hipergami-tabanlı aşk konseptleri, aşırı uçlarda acımasız olsa da, hem erkeğin idealist aşkının itici gücü hem de cinsel seçilim için filtre görevi görürdü.

Yeni okul kuralları altında, yani feminen merkezli sosyal düzende, erkek idealizminin gücü, aşk onuru ve bütünlük Feminen Buyruğa hizmet eder hale geldi. Erkeğin idealist aşkı eğer kadının da aynı aşkı paylaştığına inanırsa onun güçsüzlüğü olur. Feminen ile özdeşleşerek feminen olmuş erkek nesilleri ile olan budur. Bunlar kadınlarla erkeklerin aynı olduğunu sanan eşitlikçi yalana inanmış erkek nesilleri. Bu açıdan iki cins de aynı idealist aşk konseptine sahip olmalı ve bu da erkeklerin idealist aşklarının tek başına karşılık bulacağı yanılgısına neden oluyor. Bu da onların kullanılmasına ve kendi kendilerine zarar vermelerine olanak sağlıyor.

Bir erkeğin idealizmi, kadının fırsatçı çerçevesine girip de hala ikisini de aynı aşk konseptine inanması ile onun zayıflığı haline gelir.

Çeviri : İdealism

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.
Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

5 thoughts on “İdealizm”

  1. “Rahatlamak istiyoruz. Açık ve dürüst olmak istiyoruz. İçinde mücadelenin olmadığı, güç kazandığımız ve dinlendiğimiz güvenli bir cennet istiyoruz. Her zaman tetikte olmamak istiyoruz. Tek istediğimiz bizim temel ve insani ihtiyaçlarımızı anlayan ve bizden esirgemeyen biri ile beraber olmak. Kavgayı ve oyunu bir süre de olsa durdurmak.”

    Şu cümleler o kadar doğru ki. Kırmızı Hap ile tanışmış bir erkeğin kuracağı cümleler ancak bu kadar olur. Ben de benzer şeyler düşünüyorum bir zamandır.

    Yaşamayı ben seçmedim, insan olmayı da. Ailemi de, ülkemi de. Erkek olarak doğmayı da, doğduğum çevreyi de. Var olmanın en temel kilometre taşlarını ben seçmedim, bana sorulmadı. Soracak birisi veya bir şey var mıydı ki? Bir zamanlar vardı, neydi o? Tanrı’nın ta kendisi, Tengri, Allah, God, Işık, Enerji her ne ise… Belki de öyledir. Belki de Evren’in ta kendisi, belki de hiçbir şeydir.

    Ancak benim şu genç yaşımda anladığım bir şey var: Ortada bir mücadele var. Bunu reddedemiyorum. Hayatın kendisi kıran kırana bir mücadele. On binlerce sene önceki sabah uyandığında tek amacı çetesi ile geyik avlamak olan atalarımdan farkım sabah işe gidip toplum için değer üretmek, hizmet etmek. Çarkın dişlisiyim. Mücadele etmek zorundayım. Bunu reddedemem. Mantığı ile yaşamaya alışmış biriyim.

    Kadınlar burada artık ufak bir ayrıntı olarak kalıyor hep. Birine adanmak, birine bağlanmak, zamanını ve enerjini, paranı ölene kadar garanti olmayan bir kuruma(evliliğe) adamak mantıklı bir eylem mi? Sorguluyorum. İki seneye yakındır tanıştım tanışalı TRP, MGTOW ve daha nicesiyle… Hayal kırıklığına uğramış ve bunu aşmış biri olarak sorguluyorum halen.

    “Değer mi?”

    Köşende yaşlı, apart bir evde veya üç dört odalı gelenin gidenin olmadığı bir evde yaşlanmak mı yoksa geçmişin gölgesinde her gün boğulan ancak iyi kötü bir aile kurmuş biri olarak ölmeyi beklemek mi?

    Yaşamın kendisi bir ızdırap. Feministlerde zerre kadar utanma ve onları destekleyen Meriç diye adlandırılan o tayfada fındık kadar bilinç yok. Erkek olmak kadın olmaktan kat be kat zor ve değer üretmez, yarışta öne geçmezsen görünmezsin. Toplumun, kadınların hatta ailenin.

    Zor geliyor. Düşündüğüm, kafama takılan her şey benden önce defalarca kez düşünülmüş, üstüne konuşulmuş, fikirler havada çarpıştırılmış ve ezilen erkeklerin ayağa kalkması için bir harita, bir reçete haline getirilmeye çalışılmış, çalışılıyor da halen. Kullanıp kullanmamak kişinin kendisine kalmış, bundan dolayı adı Kırmızı Hap. Ya tavşan deliğinden geçip gider ve acı gerçekleri görüp yol yakınken çektiğin acıdan kurtuluş yolunu bulursun ya da masallar diyarında kısıtlı ömrünü harcarsınız yani mavi hapta.

    Ortada bir mücadele var ve “değer mi” diye soruyor insan.

    İdealizm veya başka şey. Bu siteye yolu düşen, bunları okuyan, çeviriye zaman harcayan hiçbir erkek yoktur ki ilişkileri mutlu geçmiş olsun da bu siteleri bulsun. Hayır, acı çektik, üzüldük, kahrolduk, ağladık, duvarları yumrukladık ve kendimizden nefret ettik. Okudukça ağladık, sonra ağlamamak gerektiğini anladık, hareketlerinde güldük “ulan aklımı s…yim ne adammışım amk” dedik belki de.

    Ayağa kalkmak için bir çare bulduk ancak. Yol belli, yazıda veya başka bir yazıda deniyor ya “yolu öğreniyorlar ancak ya yolda yürümüyorlar ya da harekete geçmiyorlar” diye. Ya yürüyeceğiz ya da uslu uslu başını eğip şikayet etmeden sisteme boyun eğeceğiz. Nedir o sistemler?

    Hipergami, poligami, içgüdüler, hormonlar, CPD, rasyonellik. Bunları biz seçmedik, dünya denen bu gezegen ve şartları bizi buna zorladı. Atalarımızı suçlamak da anlamsız. Belki de binlerce sene sonra çocuklarımız TRP gibi bir şey için bizi minnetle anacaklardır.

    Velhasılı mutluluk bizim elimizde. Ne istediğini bilen, ayakları yere sağlam basan, karar almaktan çekinmeyen, hayatın kararlarla hayat olduğunu ve kaderimizi kendi ellerimizle çizdiğimizi anlamamız gerekiyor.

  2. Kendi benliğimin ve ederimin farkındayım, salt olarak benliğim ve bana ait olanların
    bir kadını etkilerken kriter alınmayacağının farkındayım.

    “Kendin ol” kocaman bir safsatadır, artık buna ufak çocuklar bile inanmıyor.
    Kendin Ol = Benden rol çalmayan, manipüle edebileceğim bir salak ol

    Oyunum nedir? “Kendin ol” dan çok, spontane ve normal herhangi bir arkadaşımla
    nasılsam, kadınlara da öyle davranırım. İlaveten bir ilgi alaka gösterilmesi ya da
    kadınlara uzaylı gibi davranmak, en büyük yanlış. Cinsellik için de değil, gündelik
    hayatta da böyle. Ama bu demek değil ki, hepsine hayvan gibi davranmalıyız: Herkese
    gösterdiğim normal davranışlarımın aynısını gösteririm. Nezaket, ahlak vb şeyler,
    medeni olmaktan gelir.

    Platin kaplı vajinasını bana lütufmuş gibi sunmakta tereddüt eden bir kadının içindeki
    ilkel dürtülere göre kendimi ayarlayamam. Ben ondan daha baskın olan dürtülerimi
    kontrol altında tutabiliyorum. Onun üç kuruşluk bazı dürtüleri neticesinde bana biçtiği
    değer kadar onun gözünde var olacaksam, dahası, onlarca başka adamla beraber bu
    hatunun gözünde kategorize edileceksem, bu durum bana daha adice geliyor.

    Red Pill öğretisi sayesinde eskiden doğru olduğunu bildiğimiz şeylerin feminen propagandasına
    ait deli saçmaları olduğunu biliyoruz. Her insanın özgün veya yapay olarak bir “özü” vardır.
    Kimse kimseye herhangi bişey ispat etmek zorunda değil.

    Sadece huzur istiyorum. Doğrudur; erkeklerin yazılımında sorun çözme, kadınlarınkindeyse
    sorun çıkarma vardır. Aşk veya karşı cinsle olabilecek her türlü etkileşimde huzurlu olmak
    imkansızdır.

    Buradaki posta göre, bu düşünce tarzı her türlü betaya girmektedir.

    Oyunu biliyorum ve oynamak istemiyorum. Erkek ve kadın eşit değildir.

    Yukarıdaki yorumu beğendim. Sadece huzur. Kadınlar olmadan da huzur.

    1. Ne kaliteli insanlar var arkadaş yolu buraya düşen ya. İçsel görüşünüz öyle derin ki aslında. Cok iyi hissediyorum bu yorumları okuyunca

  3. Selah ve Tristan ikinizin yazıları da birbirinden güzel olmuş. Ferhat’ın da söylediği gibi içten ve derinlikli düşünceler bunlar. Öncelikle hepinize teşekkürler.

    Huzur ya da mutluluk meselesine gelince, bu konuda ben de kaybım. Güçlü bir duruş mu yoksa bir kenara çekilip çayla okunan kitap mı insana aradığını verir bilmiyorum. Yalnız Selah’ın bahsettiği şeylere kısmen katılıyorum. Biz seçmedik ama buradayız ve varız. Bu zamanda yaşıyoruz ve en önemlisi bu haldeyiz. Bir şekilde mücadele etmekten başka da fırsatımız yok gibi.

    Mesla ben kırmızı hapı yüzde yüz içselleştirdim diyemem, ama beni gereksiz sosyal zorlanmalardan ve iyi çocuk olmak için harcadığım çabadan kurtardı. Ha bu beni kötü mü yaptı, hayır. Daha iyi birisi yaptı. Bazıları gibi başarı yolunda her şey mübahtır demiyorum hala, tam tersine en ufak hakkın bile yenemeyeceği tataftarıyım her zaman olduğu gibi. Fakat şöyle bir çelişki varmış hayatımda, ki bunu hem yaşadığım hayatsal öfke hem de RedPill sayesinde gördüm sayılır. En ufak hak bile yenmemeli diyen ben, kendi hakkımı öyle yedirmişim ki, kendime öyle zarra vermişim ki bilerek ya da bilmeyerek, kendimle ölümüne çelişmişim meğer. Bunu görmek bile buyik bir adımdı benim için. Yani illa “en geç üç buluşma neticesinde vermedi diye kızı postalamak” RedPill olmuyor. Hatta adı da önemli değil bu akımların bu kadar terimleştirmek de montanlıştırıyor hayatı. Basitçe zararlı olandan kurtulup, faydalı olanı alma çabası bunlar. Zayıf yönünü güçlendirmek, güçlü olanları muhteşem yapmak. Yani hayatın temel ilkesi.

    Ben şu kafadayım : “Çoğu şeyi anlamaya çalışırım, bazılarını özümserim.”

    Kıssadan hisseye bu hipergami,redpill, geleneksel sosyal düzenin bozulması ve feminizm vsvs bunlar geçmişte olmuş türevleri ve gelecekte de olacak benzerleri ile, Müslüm Gürses’in de deyimiyle “hayatın silleleri”. Yahu neden bu tokatlar diye küsmemiz ise yiyeceğimiz tokatları değiştirmiyor. Yada kafamızı kuma sokmamız, bizi kurtarmıyor.

    O tokatları havada tutmayı öğreneceğiz, ya da layığıyla onlardan sıyrılmayı. Belki her ikisi. Ve belki, zamanı gelince bizim de bu saçma düzene atacak bir kaç tokadımız olacak.

    Huzur ve mutluluğa gelince onları bu yolculuğun belli bir yerinde değil de bir çok yerinde bulabileceğimizi biliyorum. Her şeye rağmen.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *