Bir boşanma macerası daha

Selamlar.

Ben Murat. Yaş 32 oldu. 28 yaşında evlendim geçen yıl başlayan çekişmeli boşanma sürecim hâlâ devam ediyor. Hatalarımdan başkaları ibret alır belki diye paylaşmak istedim. Biraz öncesini de anlatacağım, bazı yerlerde bana katılmayabilirsiniz, herkesin hayata bakış açısı ve beklentisi farklıdır.

Yaş 28, memuriyet sebebiyle İstanbul da yaşıyorum o zamanlar, bir yıllık sevgilimi terk edeli bir iki ay olmuş. Kısaca değinmek gerekirse çok iyi biriydi, hasta olduğumda günlerce bana bakardı, gerçekten harika bir anne olur diye geçerdi içimden. Bana atkı örer, ben haksız bile olsam alttan alırdı. Yakından tanıdıkça benim tahammül edemeyeceğim huylarını öğrendim. Mesela otobüste giderken kendisini taciz eden bir adama karşı sessiz kalacak kadar pısırık olması veya bir film artistinden aldığı imzalı fotoğrafı baş ucundan ayırmaması gibi şeyler gözümden düşürmüştü.

Neyse o aralar küçükken tanıdığım ve yengemin akrabası olan, İngilizce dili ve edebiyatı son sınıf öğrencisi bir kızdan bahsettiler. Meğerse çocukluk aşkıymışım, benim haberim yok. Üniversitede tanıdıklardan sordum biraz, kız o güne kadar kimseyle çıkmamış, hem babaannesine de bakmak için o şehre taşınmış.

Onunla bir kahve içtik, çok utangaç ama çocukluk aşkı hâlâ devam ediyor gibiydi, uzaktan uzaktan izlermiş beni. Biraz ısınamadım, annem de karşı çıkınca bu işte hayır olmaz dedim.

Ailem ve çevrem evlen artık deyip duruyordu. Si siz olun otomatikman evleneceem ben moduna girmeyin.

Sonra annem bizim memlekette birinin kızını duymuş da bana haber etti. Pat diye telefonda konuşuyor buldum kendimi, talihsizlik kızın annesi açmıştı telefonu, onlarda izin vermiş oldu kızın benle görüşmesine. Kızla tanıştım 19 yaşında, lise terk, bayan kuaförü. Karşılıklı fotoğraflar atıldı. Kız açık ara diğerlerinden güzeldi. Memlekete gidince buluştuk. Efendim burada aklımın beş karış havada olduğunu söylemeliyim o zamanlar. Şu yaşımla arada dağlar kadar fark var.

Velhasıl kelam 6 ay sonra nişan yaptık. Sonra ben bu kızı bırakacak oldum çünkü fena tartışıyorduk, ailem mani oldu. Üç ay sonra da evlendik. Doğu görevim için şarka geldik ve evi orda kurduk. Bizim evimiz sırtımızda tayinci adamız, çok eşya almayalım dedik. Çok eşya almadık ama kadın kısmının mobilyaya, perdeye, halıya taptığını canlı canlı izledim.

Bir buçuk sene sonra kızım oldu. Kızımı çok seviyorum. Onu görmeye gidiyorum, beraber vakit geçiriyoruz. Bir hafta önce yanına gittim, beraber denize gittik.

Eşimden bahsedecek olursam sadece şunları diyeyim, burdaki tek arkadaşım bir gün sinemaya gidelim diye dışarı çağırdı beni, gittik. Beni evde yalnız bırakıyor diye annesini aramış, kaynana beni aradı, olay büyüdü. Ulan tek arkadaşım var ve yılda bir gün dışarı çıkmışız. Ha bir de yalan olmasın yüzmeye havuza gittik. Burda da aynısı oldu.

Çoğu memleket kadının da bu sorun var galiba, eşinin hobi veya uğraşlarına saygı göstermemek.

Kendisini açık lise sınavına götürdüm, bahçede beklerken telefonun ses kaydını açıp çantasını yanımıza koymuş, annemle beni dinlemek için sonra o ses kaydını annesine göndermiş.

Çok değil iki üç konu vardı problem olan. Çok konuştum, anlattım, hayatımda kimseye anlatmadigim kadar. Hiç bir faydası olmadı.

Düşünürken bile afakanlar basıyor şimdi. Kısaca önce saygı gitti. Diğerleri de kartopu gibi devam etti.

Bu süreçte benim rizam olmadan beş kez babasının evine gitti. ilk ikisi kızım doğmadan. Dördüncüsü tam 3 ay sürdü. Son bir ümit gidip aldım kızımla kendini. Daha da kötü oldu. Sen gelip bizi aldın diyordu, ben minnet etmişim gibi davranmaya başladı. Artık ayrılık çerez muhabbetine döndü ailede.

Bir gün kahvaltıda sakince anlaşmalı ayrılalım dedi. Beraber aile mahkemesine gittik, küçük bi telefon konuşması yaptı. Annesi ile konuşmuş. Bana gelip bağırarak -sen beni gerizekali mi sanıyorsun, kendime 1500, kızıma 1000 lira toplam 2500 tl ayda nafaka istiyorum dedi. Ben de sakince hayır dedim.

Meğer son gitmesinde ailecek boşanma avukatına gitmişler. Avukat da şiddet, ilgisizlik ve evden koyma yazarız hem tazminat hem nafaka alırız demiş. Düzgün olanlari tenzih ediyorum ama çoğu avukat şeref yoksunu.

Adliyeden çıktık, eve geldik. Yukarda hazırlamış olduğu bavullarını indirdi, beni otogara götür gidiyorum dedi. Kızımı bırak git diyemedim kızım çok küçüktü. Baktım taksi çağırıyor. Aldım arabayla babasının evine götürdüm beş saatte. Yolda cirkeflik diz boyu.

Hemen dava açtılar bana. Yalandan iki de şahit bulmuşlar dayak izi gördük diye.

Adi postacı kapıya not bırakmadan dava dosyasını muhtara teslim etmiş. Benim haberim yok. İki hafta olan cevap hakkını kaçırdım. Mahkeme tedbir kararı vermiş, çocuğun geçici velayeti anneye ve ayda 800 tl tazminat. Gerçi cevap hakkını kaçırmasam yine aynı olurdu herhalde. Adalet felan hikaye bunlar.

Aradan geçti üç ay. Sonra nolduysa benim hatun deli gibi pişman oldu. Devamlı aramalar mesaj atmalar. Affet pişman oldumlar ama iş işten geçmişti.

Ben de karşı dava açtım. Avukat mesajları dosyaya ekledi, karşı taraf sizinle barışmak istediğinde, tekrar bir araya gelmek istediğinde bu demek oluyor ki her ne olmuşsa olsun (ağır vakalar hariç) sizi temize çıkarıyor, kusursuz kılıyor hakimin gözünde dedi avukat. Tabi bu nafaka vermemeye yetmez belki tazminattan kurtarır.

Tahmini son iki dava kaldı. Ayda bir kızımı görmeye gidiyorum. Eşimin eski iş yerinde çalışmaya başladığını tespit ettim. Sorduğumda haftasonu yardıma gidiyorum dedi.

Şimdi 32 yaşındayım. 28 yaşında ki kendimle aramda çok fark var ve hayret ediyorum kendime. göre göre bu kuyuya nasıl atladım diye.

Tanıştığımda iyiydi evlenince böyle kötü oldu diye bir şey yok. Herkes tanışınca kendini dünya tatlisi göstermeye çalışıyor ve onun bekar halini görüyorsunuz sadece. O yüzden bazı şeylere karar vermek için en az üç ay tartın. Herşeyden önce kendinizi tanıyın ve sevin. Olaylara baktığınızda önce kendinizin mutluluğunu ve tatminini düşünün. Çok canım cicim olmadan önce. Her derdinizi anlatmayin. Hayata nasıl bakıyor anlayın. Kesinlikle arkadaşlarına bakın, çevresine sorun. Herkes melek gibi anlatabilir. Ailesine iyi bakın. Annesine, babasına, kardeşine nasıl hitap ettiğine bakın. Kırmızı cizgilerinizi soyleyin ve mutlaka istişare edeceğiniz bir buyugunuz olsun, dayı olur vs. Kadının yaradılışının sizden farklı olduğunu unutmayın.

Konuk Yazar : Murat

Share this...
Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Author: Mahmut Abi

Sitenin 30luk Mahmut Abisi ve admini. Kendisini şimdilik sadece buradan ve sitenin twitter hesabından takip edebilirsiniz.

29 thoughts on “Bir boşanma macerası daha”

  1. Velhasıl kelam 6 ay sonra nişan yaptık. Sonra ben bu kızı bırakacak oldum çünkü fena tartışıyorduk, ailem mani oldu.

    Burası çok çok önemli.

    1 – Evlenmeden önce çok fena tartışılan kadın (ya da evlenmeden önce bir problemi olan / kendi problem olan kadın) evlendikten sonra düzelmez, tam tersine artık devletin silahı kafanıza dayanmış olduğu için daha da beter olur.

    2 – Birçok kadın çocuğun psikolojisini ya da geleceğini zerre takmadan problem çıkarmaya devam eder. Yani çocuk da kadını düzeltmez.

    Evlilik öncesi sürekli sorunlar yaşadığınız kadınla asla ama asla evlenmeyin. Bu konuda aileniz de sizin yanınızda değil.

  2. Beni evde yalnız bırakıyor diye annesini aramış, kaynana beni aradı, olay büyüdü.

    Bu olayı nasıl yönettin merak ettim? Normalde ben kaynana böyle bir şey yapsa (benim eski şeytanın annesi tam tersi melekti) “kızının ağzı yok mu bir derdi varsa bana söyler” der suratına kapatırdım.

    1. Kaynanaya kısaca durumu anlatıp ortada bir sorun yok dedim.
      Vay benim kızım şöyle vay benim kızım böyle diye sacmalamaya başlayınca ” biz aramızda hallederiz, böyle küçük meseleler için aramıza girmeyin” dedim.

      Gitmiş kayınbabaya şikayet etmiş. Adam da ikisini bi güzel azarladı.

  3. Mahmut abi iyi günler.Çok düşünmenin maskülenliği zedelediği yönünde tamamlanmamış bi yazın vardı galiba,ya da buna benzer bir şeydi.Merakla bekliyorum

  4. Son paragrafta yazanları yazının kalanıyla uyumsuz buldum. Bence üzerine yeterince düşünmemiş yanlış sonuçlara varmışsın. Bir mantalite değişiminden ziyade başından geçen bir olayı iş işten geçtikten sonra yorumlama olmuş öğüt kısmı. Yani bu adam yine aynı hataları yapmaz dedirtmedin.

  5. Önemli dersler içeren bir yazı olmuş Geçmiş olsun öncelikle

    Yazarın dediği gibi bu işi erkek iyice inceleyip karar vermeli
    Kızın ne halt olduğunu ancak erkek anlayabilir evlilik imzası atılınca iyisiyle kötüsüyle kadına katlanacak olan ERKEKtir

    Hep söylediğim gibi kısa süreli ilişkide fiziksel özelik tip vs önemli olabilir belki de tek kriterdir ama uzun dönemli ilişki evlilik için kızın eğitim seviyesi kültürü çok önemlidir

    Amfinin köşesinde yada iş hayatında kıyıda köşede çalışan eğitimli ama görece hb 5-6 lık kızlara da şans verilmeli

    1. Avukatlara ben de boşandığımda çok saydırdım zamanında. Ama artık kızmıyorum.
      Avukat, kadını dinliyor. Tek taraflı dinlemek zorunda ve inanırsa davayı alıyor. Kadın da avukatına kendi gözünden anlatıyor. Anlatan (Kadın) 1.tekil kişi olduğu için gayet subjektif oluyor olaylar. Avukat; kamera görüntüsü getir, ispatla, diyemeyeceği için ekmek parasını verene inanıyor ve kanunların ona verdiği yetki çerçevesinde kadının yasal olarak alabileceklerini karar verici merci olan mahkemeden talep ediyor. İşi de bunu gerektiriyor zaten.
      Ne var bunda.

  6. Bu yazıyı okudum.
    Tehlike işaretlerini görecek erkek tipi yetiştiremiyoruz maalesef.
    Şunu kafanıza sokun: “Erkek kadının lideridir.”
    Kadının da istediği budur. Her ne kadar hepsi ağızlarıyla söylemeseler de bu böyledir.
    Buradaki liderliği en alt seviyede şöyle düşünün: Bir takım kuruyorsunuz, kaptan seçeceksiniz. Oyunu en iyi oynayan, oyunu kuran, ekibi toplayan, boyu bosu ekipten daha güçlü ve mağlubiyette veya kavgada sorumlukuk ve risk alacak tecrübeli birini takım kaptanı seçeriz. Ve bu seçimde hiç de gocunmayız.
    Ama sen diyorsan ki “Biz daha takımı oluşturup maça başlamadan takım üyesi benimle tartışıyoruz…”
    Sen bir mahalle futbol takımını bile kurmaz ve kaptanlığı kabul etmezsin değil mi. Hem onuruna hem yaptığın işin şanına bunu yediremez reddedersin hem de maç sonu kavga ve mağlubiyet riskini üstlenmezsin, değil mi?
    Aile de; en alt anlamıyla bir takımdır, çetedir, ekiptir, gruptur, ofistir, şirkettir, iş yeridir. Bir önder, bir lider, cami cemaati olsa bir imam gerekir. Tarih boyunca tüm kültür, tüm coğrafya, tüm dinlerde bu, böyledir. Bugün de böyledir. Kadını biraz eşeleyin sizden “Aklı mantığı yerinde, sözü geçen, yiğit, tuttuğunu koparan… bir erkek” ister.
    Mahkemeler bile bu kadar nafakayı, tazminatı, suçu erkeğe neden yüklüyor. Çünkü sen erkeksin.
    Ama bir ilişki içinde kadın veya ailesi hatta toplum (hatta kendi aileniz bile) neden erkeği alta çekmeye çalışıyor?
    Tek cümle ile El cevap: Erkekliğini kullanıp kadını ezme diye, onun her açıdan sana muhtaçlığını (duygusal, fiziksel, sosyal, genelde maddi…) görüp maskünüliteni zorbalığa vurma, diye.
    Biz erkek adamlar ne yapıyoruz.
    Aile kurmadan bizimle tartışanla (ve bunu yüzü katlayıp her saygısızlığı yapanla) devam ediyoruz. Neymiş, düzelirmiş. Sen bir iş kursan, daha iş imzasını bile atmadan seninle tartışanla yola devam eder misin? Hayır, değil mi! Bir de sen; müstakbel ortağının büyük hissedarlı bir ortağı olsan, durum nasıl olur. Yani bir iş kuruyoruz. İş yerini ben satın alıyorum veya kira kontratını ben üstleniyorum. İş yerini ben döşüyorum. Sermayenin yüzde yüzüne yakını benim. Borç ve taaahler bana ait. İş yürümezse muhtemel iflas bana ait ve icra, hapis, cezalar, vekalet ve mahkeme masrafları bana ait. Ve en kötüsü de o güne kadar tüm masraflar ve cirolar (kar demiyorum, zarar ve masraf hariç kalan demiyorum iyi okuyun ele geçen ciro diyorum) eşit bölüşülecek ve ben küçük ortağıma hem tazminat ödeyeceğim hem bir ömür maaşa bağlayacağım. Üstelik küçük ortağımın iş başlamadan ortaya koyduklarını da, önce ve sonra gelen hediyelerle birlikte ona iade edeceğim. Yapmazsam veya yapamazsam hapis cezasına razıyım. Ayrıca bu davalarda haklı bile olsam, aldatıldığımı dolandırıldığımı bile ispat etsem bile peşinen hem yasalar karşısında hem toplum nezdinde suçlu ve onursuz olduğumu kabul ederek bu ortaklığa gireceğim. Tanıklarım geçersiz sayılacak iken onun annesi bile tanık olsa doğru kabul edilecek. Nu şahitliklerin aksinin ispat edilmesi bana ait olacak.
    Yoksa, sonraki ortaklıklarım için bile güvensiz kabul edileceğim.
    Bu işyerinde diğer personel ve paydaşlarımızın (çocuk), ortaklık süresinde yönetimi ve sonrasında selahiyeti bu küçük ortağıma ait iken hem ortaklık süresinde hem sonrasında maddi tazmini ve yasal sorumluluğu bana ait.
    Hatta ve hatta; daha sonra o iş kursa bile ben ona ödeme yapacağım, onun işi benim o anki işimden daha iyi olması istisna. Ve bunun takibi ve ispatı bana ait. Ve benim daha sonraki işimdeki ortağımın ve benim işimizin ortak gelirimiz üzerinden eski ortağıma maaş (nafaka) ödeyeceğim.
    Ve bunlara imza atmadan önce, benimle tartışan, bana kötü davranan, güvensiz ve geçmişi hakkında binde bir bilgim olmayan birine hayran oluyor, kefil oluyor, aşık oluyoruz.
    Bu sitede yazılan erkek adama öğütler, okullarda ders diye okutulmalı.

  7. Çok zengin yakın akrabam , sahibi olduğu bir mağazaya gidip gelirken , kuaförde çalışan bir kız bunun arabasının oldukça pahalı olduğunu falan farketmiş , kafaya koymuş .
    Bir gün gitmiş başını arabaya yaslamış ağlama numarası yapmış, çocuk soruyor neyin var falan işte sonra evleniyorlar .
    Şimdi görüyorum adam evlendiğinden beri çok aşırı mutsuz görünüyor, kadın sürekli para harcıyor, kocası umrunda değil gibi, zaten daha ilk tanışma da araba alma sözü falan almış .
    Yani erkekler güzellikten cilveden özellikle de oyundan çok daha fazla etkileniyor çünkü çekicilik silahı ile oyun oynuyor .

    1. Mavi hapli ve zengin. Cok kotu. Mavi hapli fakir olsan en azindan hicbir kadin seni istemiyor o nedenle tuzaga dusmuyorsun.

    1. Klavyemden aldın kardeşim.

      Uçurumun kenarından döndüğümden beri burada ne zaman bu minvalde yazılar okusam kendimi aşırı derecede şanslı hissediyorum.

    2. Klavyemden aldın kardeşim.

      Uçurumun kenarından döndüğümden beri burada ne zaman bu minvalde yazılar okusam kendimi aşırı derecede şanslı hissediyorum.

  8. Ben hala daha sunu anlayamiyorum dostlar. Ya da henuz idrak edemedim. Gunumuz yozlasmis toplumunda bu sitedeki hayati bilgileri uygulasak bile sansimiz hala %50 degil mi ? Bu durum da bizi evlenmemeye itiyor. Dogru mudur ? Peki bu sonuc Hangi nedenden kaynakliyor. A) kadinlar gercekten kotudur. B) erkekler her zaman icin hata yapma ihtimali olan veya her an tekrar mavi hap durumuna donme potansiyelini iclerinde tasiyan canlilardir.
    Cunku gordugum kadariyla mahmut abi birkac postta evlilik karsiti olmadigini belirtmisti ama ben yavas yavas evlilik karsiti olmaya basliyorum. Cunku twitterda gordugum bir tweet vardi. “Erkekler siz daha durun bakin sizleri daha nelere alistiricaz “ gibi. Bu durum beni dehsete dusurmustu.

    1. Evliliğe karşı olma nedeni anlaşılır bir şey. Ama şunu unutmayın : birçok erkek çocuk ilerde pişman olmayacağı gibi birçok erkek de çocuksuzluğun altında ezilir. Hangi tarafta olduğunuza dikkat edin. İdeal kırmızı haplı erkeğe bakıp “ne evlenecen abi, evliliğe ne gerek var” demek kolay ama tüm 20lerini neredeyse sadece birkaç kere seks yapabilerek geçirmiş ve evlilik dışı seks yapma ihtimali çok az olan adam için evlilik sadece çocuk değil. Gönül isterdi herkes kırmızı haplansın ama burayı okuyanların bile büyük kısmı gereken yolu yürüyemeyecek kadar miskin ve korkak olduğu için mavi haplı kalacak. Bu gerçeği de görmezden gelemeyiz.

    2. Ben de bir kaç ay öncesine kadar senin gibi düşünüyordum.
      “Evlenmeye ne gerek var ya çak geç hangi yaşa gelinceye kadar hayatı yaşa” kafasında biriydim. Biraz düşününce bunun mantıksız olduğunu anladım. KH’lı erkek evlenebilecek kadın’ı tespit edebilir (bknz : düşük dramalı yüksek meziyetli kadın). aksine şans %50 değil %80 dir.
      Gördüğün tweet’lerin çoğu alfa erkekler tarafından istenmeyen kesim.
      Hatta şöyle diyeyim bu kafadan kurtulunca içimden evlenmek bile geçti. (32 – 36 arası güzel bir yaş).
      Çocuğumuzu feminizm saçmalıklarından uzak kh’lı yani gerçek bir erkek yetiştirmek vazifemizdir.

  9. Bu postun kendisi gibi altındaki “Metin” isimli yazarın yazdıkları da çok kıymetli. hepsini not defterime ekledim tekrar tekrar okumak için…

    1. Teşekkür ederim. Ben Nasreddin Hoca’nın damdan düşmüş fıkrasındaki kişiyim. Mahmut, Türk erkeklerine babalarının yapmadığı bir babalık yapıyor. Ben de dilimin döndüğü kadar yazıyorum.
      Neyse size bugün bir boşanma davasına Yargıtay’ın kararınu aynen eklemek istiyorum. Yorumum alttadır.

      Eşe hitap tarzı hakkında Yargıtay kararı
      Yargıtay, eşlerin birbirlerini çağırırken, “Hişttt, heyyy” diye seslenmesini ve ıslık çalarak çağırmasını hem boşanma nedeni saydı, hem de bu şekilde hitap edenlerin tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti
      21 Ağustos 2018 12:20
      Eşe hitap tarzı hakkında Yargıtay kararı
      Habertürk’ten Yasemin Güneri’nin haberine göre, Konya’da yaşayan H.D. eşine karşı açtığı boşanma davasında, eşinin kendisini çağırırken ismini kullanmadığını, bunun yerine “hişt, heyy” diye çağırdığını ve bazen de ıslık çaldığını belirterek boşanma davası açtı. Mahkeme, çiftin boşanmasına karar verirken tazminat talebini reddetti.

      Kararın temyiz incelemesini yapan Yargıtay, kadına uygun miktarda manevi tazminat verilmesi gerektiğine karar vererek davayı bozdu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, verdiği kararda şu görüşleri dile getirdi: “Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi davalı kocanın eşine kaba davrandığı, eşine ismiyle hitap etmeyip ‘hişt, hey veya ıslık çalarak’ çağırdığı anlaşılmaktadır. Kocanın gerçekleşen bu kusurları, davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğindedir. Davacı kadın yararına manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.”

      Bu kararla birlikte eşini kaba bir şekilde çağıranlar aleyhine hem boşanma davası hem de tazminat davası açılabilecek.

      Habertürk
      Yorum: Türkiye çığrından çıktı. Hadi adamın heyt hişt dediğini nereden anladınız. Kamera mı koydunuz.
      Ben söyleyeyim mi. Kadın annesini, kız kardeşini şahit göstermiştir. Erkek de böyle bir şey olmadığına kendi şahitlerini göstermiştir. Kadına pozitif ayrımcılık gereği ve nadide çiçek kadınlar yalan söyleyemeyeceği (!) nedeniyle adama tazminatı bindirmişler.
      Tazminat demek, davayı kaybetmek ve kusurlu olmak demek. Peki bu ne demek? Mahkeme masrafları, karşı tarafın vekalet ücreti, icra ve bilirkişi masraflarının erkek adama yüklenmesi demek.
      EN KÖTÜSÜ BU DA DEĞİL.
      Kusurlu olduğu için bir ömür NAFAKA ödemesi gerekecek. Ta ki kadın tekrar evlenene veya erkekten daha çok maaş alana kadar. Kadının asgari ücret alması bile nafaka ödenmesine mani değildir, diye ictihatlar var. Üstelik kadın asgari ücretten fazla maaş alırsa, iş yerine bir ricası fazla ücretin gösterilmemesine yeter. Bu fazla ücreti veya kadınnın bir işe girdiğini hatta BİRİ İLE EVLEBDİĞİNİ ispat erkeğe aittir. Mahkemelerin böyle araştırma görev ve yetkisi yoktur. Kadın biriyle evlendiğinde veya zina ettiğinde nafaka kesilir, diyor. Ama ahlak polisi kavramı kalktı. Çünkü zina suç olmaktan kalktı. Ev basmak için hakim kararı lazım. İş üstü dışında elinize bir şey de geçmez. Kadın erkek arkadaşlıkları, aynı evde sabaha kadar muhabbetler gayet normal karşılanıyor. Ayılığın (!) lüzumu yok, derler adama. Bir de kadın nikah bile kıymaa öyle yaşar elin adamıyla. Hem de istediği il, köy veya ülkede. Hatta evlense bile nüfusta sizin bilgi alma yetkiniz yok. Gerçek Alfa siker Beta öder, burada ortaya çıkmış olur. Hatta siz de kırmızı haplı olsanız, Alfa olsanız kurtaramazsınız bu akıbetten. Alfa siker Alfa öder, olur. (Mahmut bunu hiç düşünmedin değil mi, ne günlere kaldık.)
      Ben burada kimseyi evlilikten soğutmak peşinde değilim ama gerçekler ortada. Feminizm, beyaz şovalyeler eliyle aileyi ve toplumu yıkıyor. Beta erkeklerin en büyük zararı bu olacak: insanları uçurumdan atmak. Aileyi yıkmak.
      Gelelim bu haberdeki boşanan adama. Ona kimse yardım edemez artık. Kadın diyelim 750 tl nafaka aldı ya. Her sene dava açıp enflasyon oranında artış isteyebilir. Mahkeme de 800 tl yaptı ya. Adam nafaka davasını kaybetmiş sayıldığı için her sene tekrar tekrar mahkeme masrafı, kendi ve karşı taraf vekalet masrafını ödeyecek. Dilerse karşı taraf bu nafaka için ayrı bir daireden icra açabilir ve icra avukat ve icra mahkeme masrafı da alabilir.
      Kötünün sonu yok.

  10. Aslında aille kurmak olarak ele alırsak, evlilik kırmızı hapa son derece uygunn ve hatta olması gereken, çünkü mesela diyoruz ki; kadın çok partnerli olmasın, kabul olmasın da, rastgele ilişkilerle bu ne kadar mümkün?

    erkeklerin erkek, kadınların kadın olarak doğasını yaşamasının daha mutlu edeceğini söylüyoruz, aile kurmadan nasıl olacak?

    Tabbii diğer taraftan son dderece adaletsiz resmî nikah ve boşanma sistemi evlilik karşıtlığının beslendiği ana arguman, ben de zaman zaman şahinleşşiyorum bu konuda, ama; özellikle 30’lu yaşlardayken, 20’li yaşlara göre daha farklı bakıyor bu konulara.

  11. sizden hoşlanan kız, siz arkadaş olup karşılık verince neden kendini ağırdan satmaya başlar. sanki o değil de siz onu istemissiniz gibi naza çekmeye baslar

    1. Genelde senin kiza onceden alfa gibi gorunup kiza karsilik verirken betalasman yuzunden … bu ikilem kizi tereddute sokar.

      Bir baska nedeni de senin tabak olarak en ondeki de olmamandir. 1 numarali tabaktan isik var mi yok mu anlayana kadar bekletilirsin.

  12. Arkadaşlar ben inanmıyorum ki işler yurt dışında böyle!!

    Türk kızı yemin ediyorum çok sorunlu! Kaynanalar da iblis gibi!

    Halin vaktin yerinde olsa gidip Türk kızıyla mı evlenirsin yoksa Gül gibi yabancı kızla mı?

    Sizde çok mu salakça düşünüyorum, yaşım da 30 üstü onu söyliyim, şu kezban kalıbı her kız için

    geçerli değil ama bizimkilerin içinde köşede bir yerde tüm hakkı saklı ciddi bir kezbanlık var! Bir şey

    oldumu bütün taşı maymun gibi fırlatıyorlar hele anaları da akıl veriyorsa linç bitmiyor!

    Bir de şu kamera şakalarını izleyin lütfen bak cidden, bazı ikinci seviye aktörler şimdi şaka

    programları çekiyor, kafede sahte bir kalabalık ile absürd durumlar yaratıp kızların tepkilerini

    ölçüyorlar. Türk kızını biraz daha iyi tanıyabilirsiniz..

  13. Yazıyı okuduktan sonra arta kalan düşüncem: Sanırım bu gidişle Afrika’dan bir siyahiyle evleneceğiz. Böyle şehir nedir, ortam nedir, kalabalık nedir, teknoloji nedir, dedikodu nedir bilmeyen, masum ve mazlum, dış dünyadan doğru düzgün haberi dahi olmayan bir Somali’li veya Nijerya’lı vs. bir kız alacağız, öyle görünüyor. Bu nedir arkadaş 1 değil 2 değil 3 değil. Çevremde evlenip de sorun yaşamayan erkek yok. Ya elbette sorunlar olacaktır zaten aile içinde olur ama sorun dediğimiz şeyleri hepimiz biliyoruz artık. Gerçekten şu ülkenin erkeklerine yazık oluyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *