Bu Kadar da Haksızlık Olmaz ki

3. dalga feminizmin Batılı ülkelerde yaptığı en büyük tahribat, evlilik kurumunu mahvetmesi oldu. Özellikle bazı erkeklerin kabusu haline gelen boşanma mahkemelerinde kadına yapılan pozitif ayrımcılık ve temel hukuk kurallarını hiçe sayarak “suçu sabit görülene kadar suçsuz kabulü” yerine erkekten suçsuzluğunu ispat etmesinin istenmesi, kötü niyetli kadınların eski kocalarının hayatını kabusa çevirmesi ile sonuçlandı. Yazılı olmayan düsturu “kadın kötü olamaz, insan kötü ise erkektir” (kadınlar melektir ya da çiçektir ya) olan bu feminist dünya düzeni Türkiye’ye de hızla sızıyor ve aşağıdaki hikayelere neden oluyor. Kötü niyetli bir kadının erkeğin hayatını ve çocuğunun hayatını mahvedebileceği, çocuğu sadece para için rehin tutabileceği düşünülmüyor bile, annenin kutsal olması gibi bir başka propogandadan belki.

Boşanma kanunları bu şekilde devam ederse hem erkekler, hem de kadınlar büyük zarar görecek. Yakında Batıdaki gibi kar – zarar hesabı yapıp erkekler yığınlar halinde evliliğe sırt çevirecek ve büyük sayıda kadın evlenemeyecek ve çocuk sahibi olamayacak.

3. dalga feminizmin amacı kadınların hayatını iyileştirmek falan değil. O ilk ve ikinci dalga feminizmin amacı idi. Son dalga feminizmin kadınları zerre kadar da düşündüğü yok. Tek amaç, toplumu yıkmak.

Aşağıdaki eski bir hikaye ama hem hikayenin kendisi hem de altında yorumlarda yazanlar ilgi çekici. Karşımızda, ne suç işlerse işlesin ceza almayacağını bilen bir psikopat var ve sırf kadın olduğu için üzerinde de yaptırım yok.

Daha yüzümüzü kimse görmeden kendimizi savunamadan davacının isteği kabul ederek nafaka arttırılmış. Artık 250 lira yerine 500 lira vereceğim. Bazıları ‘’ nasılsa oğluna gidiyor , olsun varsın’’ diyor ama durum öyle değil, Oğlum ne zaman gelse fukara çocuğu gibi giyinmiş oluyor, bir bakışta anlaşılıyor ki bu çocuğun bakımı yok ve ayda 100 lira bile harcanmıyor. Oğlumun ne eğitimi ne de giyimi anne ve babasının yaşam standardına uymuyor . Ben aldığım bütün maaşımı bile versem bu durum değişmeyecek. Para başka yere harcanacak.Oğlum gene bakımsız yaşayacak.Ama hakim bunu bilemeyecek çünkü beni dinlemeyi gereksiz bulmuş.

Aramızda sorunların ilk başladığı zamanlarda eşim kendi yüzünü tırmalayarak yaraladı ve kız kardeşimle benim birlikte bunu yaptığımızı söyleyerek şikayetçi oldu. Kendi kendini yaraladığını gören ve akrabam olmayan 2 kişinin şahitliğine rağmen yargılandım ve 5 yıl süren bir dava sonucunda beraat edebildim.Ben beraat ettim ama kimse çıkıp da ona “sen neden iftira attın, neden mahkemede yalan söyledin” diye sormadı.

Oğlumun velayetinin bana verildiği ve onu sakladığı bir zaman çalıştığı hastaneye gittim ama 5 metre yakınına ulaşamadığım halde gitti ve darp raporu aldı .Sonradan bana söylediğine göre çocuğu vermemek için benden kaçarken omzunu kapıya vurmuş ve bu nedenle ben suçluymuşum. Hakkımda dava açıldı. Darp etmediğimi ispat etmeme rağmen ‘ eşe kötü muamele etmek’ ten ceza almaktan kurtulamadım. Ama ona böyle bir darp raporu alıp mahkemeye vermekten dolayı bir yaptırım uygulanmadı.

Bu olayı görünce bir şikayette daha bulundu ve eşe kötü muamele etmekten bir ceza daha aldım. Kardeşime hakimin söylediği gerekçe ise benim eşime ‘’biz artık hasımız’’ demem. Halbu ki bu söylem ikimizin de bildiği bir yaşanmış olaydan alınmış bir pasajdı ve ikimiz de kullanıyorduk.Anlaşılan benim kaşlarımı çatmam bile kötü muamele için yeterli bir gerekçe olmuştu.

Devamı şurda : Bu kadar da haksızlık olmaz ki.

Yorumlarda ise şöyle hikayeler var :

bu arkadaşın durumuna benzer olayı bende yaşıyorum kısaca anlatıyım 2009 ylında evlenip 1 yıl evli kaldık 18 aylık bir kızımız var eşimle boşanma davamız devam ediyor kızım beni tanımıyor görmüyorki tanısın malesef boşanma davası açan eski eşim diyim eşim demeye dilim varmıyor ama mecburiyetten eşim diyorum 3 defadır yalan beyanlarla hakkımda uzaklaştırmı kararı çıkarttı güya ben kendisini telefonla arayıp seni öldüreceğğim diye tehdit ediyormuşum, kurban bayramında memleketteyken yemek yerken telefonum çaldı arayan polisti güya eşimin annesinin boğazını sıkmışım şikayet etmiş beni ifadeye çağrıyor ben il dışındayım nasıl boğazını sıkarım dedim, bu da yetmiyor gibi kızını görmeye gelmedin hakkında tutanak tutacağz diye polis söyledi o günün akşamı uçakla istanbul adöndüm polisi buldum uçak biletimi gösterdim polisler hakkında suç duyurusunda bulundum ama biliyoruzki kanun güçlüden yanadır polislere birşey olmadı olan bana oldu çünkü polisin tehditlerini ve hakaretlerini telefona kaydetmem suçmuş polis tehdit ederken suç değil bizim tehditi ispatlamamız suç, bu suç duyurusunun üzerine mahkeme hakkımda 6 ay uzaklaştırma verdi telefon dökümlerimde aramadığım ortadayken ve kendi telefonunnda dökümleri ortada olmasına rağmen , karar itiraz ettim mahkeme itirazımı reddetti hemde basit bir gerekçeyle 4320 sayılı kanuna göre ile konularında mahkeme delil aranmaksızın karar veribilir, hemde kanunlarımıza göre müddei iddiasını ıspatla mükellefken kısacası 4 ay oldu kızımı görmeye gidemiyorum ya yine iftira tarsalar üzerime hapis cezası uygulanacak diye memurum 6 aydan fazla hapis yatsam memurluk yanacak, özetle şunu diyorumki ne bu zamanın erkekleriyle evlenilir nede kadınlarıyla 18 aylık kızımı gördüğğüm toplam gün 3 gün kanunlarımızın sayesinde çk zor bu işler yakamı kurtarsam inanın kurban kesecem ama bir türlüde kurtaramıyorum babayım ama babalığı tatmadım tadamıyorum kızım var nüfusta ama gerçekte yokki olsa yanımda olurdu böyle işte tecrübe olarak diyorumki çok iyi düşünün hergün güneş olmuyo hayatımızda

Bu tür olaylar yaşamamak için en önemli tavsiye karşı tarafla kesinlikle iletişime geçmemek. Mümkün olduğunca yalnız kalmayın, size refaket edecek arkadaşlarınız varsa onlarla beraber olun. Çocuğu görmeye asla yalnız gitmeyin.

Yorumlarda bol bol da kadın ikiyüzlülüğü var tabii :

Kendi tarafınızdan çok güzel anlatmışsınız olayı, keşke karşı tarafı da dinleseydik. Bir kadını bu kadar nefret ettirecek ne yaptınız acaba?

Yukarıdaki yorumda sakatlık ilk cümle değil, olayın karşı tarafını dinleme fikri doğru. Asıl problem ikinci cümle. Yani bir kadın eğer böyle davranıyorsa bile, yani adamın dedikleri doğru olsa dahi, suçlu yine erkek. Bu argümanın “bir erkeği tecavüz ettirecek ne yaptınız acaba” iğrençliği ile aynı saçmalık olduğuna dikkat edin.

Şurada elemanın anlattığı kadın olduğunu iddia eden bir yorum var ama hiçbirşey anlatmadan boş sloganlar attığından sahte olma ihtimali oldukça yüksek.

 

Beta erkeğini seviyormuş numarası yapan kadının vücut dili

Çanlar kendisi için çalmaya ve toslanacak duvar ufukta görünmeye başladığında bile bazı kadınlar sıkıcı bir beta bulup onunla yuva kurma fikrinden o kadar tiksiniyorlar ki, “teselli ödüllerini” öldürmeyi bile düşünebiliyorlar.

Kendi hayatlarını kurtarmak adına beta erkeklerin kendisini seviyormuş gibi yapan kadının vücut dilini okumayı öğrenmesi gerekiyor.

“Dedektif DeQuarto Mr. Viafore’un ölümü hakkında ne düşündüğünü sordu. Dedektifin dediğine göre kadının cevabı “sorun yok, ben çoktan geride bıraktım o olayı” idi. “Artık özgür hissediyordu”.

Fakat bu durumdaki bir kadının Mr. Ödeyen Betasına bunu direk söyleme ihtimali azdır. Erkeğin bunu okuyacak yeteneği geliştirmesi lazım, tabii öncelikle bunu görse de kabul etmemesine neden olacak beyin yıkamasından kurtulması gerekir.

Kadınlar vücut dilleri ile bu tür bir duygu ve sevgi yoksunluğunu bağırırlar. Özellikle de bilinç altında tiksindikleri erkekleri kendilerine sokulduğu zaman. Yukaridaki linkteki cinayeti işleyen kadın ve nişanlısının aşağıdaki fotoğraflarındaki gibi :

Adam kendine eğildiğinde geriye eğilme var, uzaklara bakmak var, kollarını göğsünde korunmacı bir şekilde kapamak var.

Kadın ve erkek arasındaki dinamik o kadar çok kadın tarafına kaydı ki, bu tür fotoğraflara sıkça rastlanıyor. Şu aşağıdaki fotoğrafta Marco Rubio ve karısı bu modern dinamiği çok iyi yansıtıyor.

Yoruma gerek yok ama tek resimde o kadar çok şey var ki. Sırıtışa mı ağlarsın, tiksinti ile geriye yaslanmış karısına eğilerek sarılışından mı (o ne sarılışı amk).

Bu aşağıdaki de bonus olsun. Fotoğraftaki iki insan evladı sevgili. Facebookta arkadaşları kızın büyük zenci yarrağı sempatizanı olduğunu ve ikisi ilişkide iken bile  bu zevkini tatmin etmekten (sık sık zencilerle grup seks de dahil) geri durmadığını oğlana ispatlıyorlar. Oğlumuz ne yapıyor. “Hepinizin amk biz konuştuk ve ben onu affettim, bizi kimse ayıramaz diyor” ve dünya alem görsün diye sevdiceği ile aşağıdaki pozu paylaşıyor. Hikaye şurada.

Hatuna sana al 10,000 dolar bu evsiz ve 3 aydır yıkanmamış bir adam sana sarılıp öpecek desen herhalde vücut dili bundan değişik olmazdı.

Bu tip hareketleri sevgilinizde ya da karınızda gördüğünüzde dostlarım, iki seçeneğiniz var.

1 – Korku oyunu (dread game)

2 – Terketmek

Korku oyunu basittir ama bir beta erkeğin bunu yapacak cesareti yoktur genelde. Kadının kalbine bu erkeği kaybedebilirim korkusu salmak anlamındaki korku oyunu, kadınlardaki rekabet korkusunu, erkeğin kendi faydasına kullanmasıdır. Daha önce de belirttiğimiz gibi kadına bu duyguyu vermek için illa başka bir kadın bulmanıza gerek yok. Birçok erkeğin bu duruma düşmesinin sebebi kadını hayatlarının merkezi yapmaları, bir dediklerini iki etmemeleridir. Kadınlar ağızları ile ne derlerse desinler, kendilerini hayatlarının merkezi yapan erkeklerden iğrenirler. Bu nedenle kadına korku oyunu uygulamak için onu hayatınızdan çıkarmanıza gerek yok, onu hayatınızın merkezinden çıkarmanız yeterlidir. Sorunun çok ciddi olmadığı durumlarda örneğin şişman bir kocanın ciddi bir şekilde spor yapmaya başlaması bile yeterlidir. Bu koca ne derse desin kadının bilinçaltı “başkası mı var acep” makinesini aktive edecektir (*).

Terk etmek ise eğer evli ve çocuklu değilseniz daha basittir ama amsalak bir beta, kendi kafasında bu hatundan ayrılırsa sekssiz kalacağına o kadar inanmıştır ki, aklının ucundan geçmez.

Yukarıdaki vücut dili dinamiğinin tersi ise şöyle birşey. Fotoğrafta Rosie Huntington-Whitely ve Jason Stratham var.

Alfa kurt Jason Abimiz burada :

  1. Genç sevgilisinden hafifçe uzağa eğilmiş (bu nedenle kadın hafifçe ona eğilmek zorunda kalıyor),
  2. Kadınının sıkıca kavramış, hoverhand yok
  3. Kafa ve çene hafifçe yukarı doğru açılı (karşılığında kadının başı hafifçe eğik ve sanki erkeğinin sahiplenici bakışlarının altına girmiş gibi)
  4. Kasıklar kadına dayanmış
  5. Göğüs hafifçe kadından öteye dönük ki hem kadının varlığı karşısında rahatlık hem de ona hafif bir mesafeye işaret ediyor

(*) – Bunun tersi de doğru. Eşiniz birden kendini spora vurup, sizi hayatının merkezinden çıkarıyorsa, bunun bir sonraki adama hazırlık olabileceğini düşünme zamanı geldi. Bu durumlarda özel dedektif cidden çok iyi bir yatırım olacaktır.

 

Tinder Elo Puanı (Elo Score)

Erkek Adam kitapları serisinden Erkekler İçin Tinder Rehberi kitabı için tıklayınız.

Tinder nedir, nasıl kullanılır yazımızda Tinder’ın kullanıcılarına bir çekicilik değeri atadığından bahsetmiştik. Tinder bu değere şirket içinde elo puanı (elo score) diyor. Elo puanı satranç dünyasında yıllardır kullanılan bir puanlama sistemi. Bu sistemde iki oyuncunun elo puanı farkı, o iki oyuncunun satranç karşılaşmasında yenme / yenilme ihtimallerini tahmin etmek için kullanılıyor.

Elo puanı aslında bir tinder kullanıcısının ne kadar çekici olduğundan ziyade ne kadar arzu edilir olduğunu gösteren bir puan. Satrançtaki gibi karmaşık ve birçok veriyi hesaba katarak çalışan bir algoritma sonucu hesaplanıyor ama satrançtaki gibi temelde büyük bir oylama sistemi. Bu puanın değeri sizi görüp de beğenenlerin yüzdesi kadar beğenenlerin kendi elo puanlarından da etkileniyor. Örneğin satrançta elo puanı düşük bir oyuncu, elo puanı yüksek bir oyuncuyu yendiğinde, elo puanı düşük oyuncunun puanında ciddi bir artış olurken, aynı düşük puanlı oyuncu, başka düşük puanlı bir oyuncuyu yendiğinde, bu katkı çok az oluyor.

Yani sizin profili beğenen oldukça çekici bir hatunun sizi beğenmesi, çekici olmayan düzinelerce hatunun beğenmesinden daha fazla etkili. Bu açıdan her sağa atma ile size verilen bir oy ama her oy eşit ağırlıkta değil.

Satrançta kullanılan elo derecelendirme sisteminin dağılımı. Tinder da kullanıcılarını derecelendirmek için böyle bir istatistik sistemi kullanıyor ki şirket içinde bu dereceye de elo puanı deniyor.

Peki bu puanın işlevi ne? Basit. Bir kadına tinderı açtığında gösterilecek profiller bu profile göre sıralanıyor. Çekici bir kadını erkeklerin hemen hemen tamamı sağa attığı için, bu kadının uzun listesinde arkalarda olmak, onun sizi muhtemelen hiçbir zaman görememesine neden oluyor.

Bu puanı arttırmak için öncelikle iyi bir tinder profil fotoğrafına sahip olmanız. İkincisi ise tinder nasıl kullanılır öğrenin. Kesin olmamakla aşağıdaki şeylerin de elo puanını arttırmakta yararlı olacağını tahmin ediyoruz :

  1. Herkesi aşırı hızlı bir şekilde sağa atmamak. Bu şekilde şansını arttıracağını düşünen erkekler var ama bunun muhtemelen üç zararı var. Birincisi, birinin bu şekilde hiç seçici olmadan herkesi sağa atması desperation belirtisi ki algoritmaya koymalık bir faktör. İkincisi de Tinder’ın bu tür hesapları “bot olabilir” diye işaretleyip elo değerlerini düşürdüğüne dair söylentiler var ki mantıksız değil. Sizi sola atması yüzde 100 olan hatunları sağa atmak muhtemelen sürekli dünya şampiyonları ile maç yapıp yenilen çaylak satranç oyuncusuna çevirecektir sizi. Puanınızı düşürecektir. Yüzde 40 – 60 arası bir sağa atma oranı tutturun.
  2. Eşleşmeden sonra mesajlaşabiliyor musunuz? Mesaj oyunuzu geliştirin. Eşleşip mesajlaşmanın elo puanına etki ettiği söyleniyor.
  3. Eşleşip de mesaj atmamanın puana negatif etkisi olabilir.

 

En iyimin en azını kocama saklayacağım

Nergis ile (gerçek ismi bu değil) Siberalem’de tanıştık (evet bir zamanlar Siberalem vardır). O zamanlar kırmızı hap yok ama Michael W. adlı bir Pick Up artistin bloğu ve kitabı (45 Dolar verip almıştım bu pdf kitabı ve hayatımın en iyi yatırımlarından biri idi) ile çeyrek kırmızı haplanmışım. Arkadaşlık siteleri sayesinde cinsel devrim yaşıyorum ama dedim ya hap tam değil. Bir sürü seks yapıyorum ama amaç kız arkadaş bulmak. Resmen sekse yan ürün gibi bakıyorum.

Neyse Nergis ile ilişki güzel, seks daha da güzel ama ben ilişkiye tipik alfa başlayıp ilişkide (hayatımın kadını moduna bağlayıp) betalaşma ile devam ettim. Bunu son yapışım da bu olmadı ama neyse. Kırmızı hap öncesi PUA teknikleri ve felsefesi ile daha çok seks yapabiliyorsunuz ama teorik temel olmadığından ne yazık ki, en temelde “aşk” ve “o özel kadın” masalları yerinde duruyor. Yani yeniden düşmek zor değil.

Rollo Tomassi’nin güvenlik ağı dediği bir olgu var. Bir kez hapı yutmanız yeniden betalaşmayacaksınız demek değil ama hap betalık nedenli kazığı yer yemez hemen yeniden toparlanmanızı sağlıyor. Bu deneyim bana bunu çok net göstermişti.

PUA kökenli alfa başlangıcın önünde tamamen feminenleşen bir kız arkadaş ve harika seks sayesinde (ne yapmış olursa olsun öyle oral seks yapan hatunu hala sempati ile anıyorum) Nergis hayatımın kadını olmuştu. Tabii ardından klasik “40 günlük kız arkadaşıma 40 yıllık karım gibi” davranayım yayılışı geldi. Erkeklik yan gelip yatma yeri değil tabii, shit testler yağmaya başladı. İlginçtir ki shit test nedir bildiğimden başlangıçta çok güzel ve eğlenceli şekilde aşıyordum ama o ara işsiz de olmamın etkisi ile hatun sıklıkla çok sıkıldığından bahsetmeye başladı (o zaman mesela, “ben sıkılıyorum Mahmut, eğlendir beni” kadınını hemen terk etmek gerektiğini bilmiyorum ve aşığım bir de).

Neyse bu birgün başka bir şehirde yaşayan eski erkek arkadaşının (ki bizimkini hala unutamamıştı bu meriç) İstanbula geldiğini ve görüşmek istediğini söyledi. Benim hayır görüşmeyeceksin cevabım direk ağız dalaşına gidince “tamam Nergis, tabii ki seni zorla alıkoyamam ama gider görürsen bu ilişki biter, hatta dur bence şimdi bitsin sen rahatça git gör” dedim ve son aylarda birkaç kere olduğu gibi yine ayrıldık. Kıza aşığım (beta mod on) ama çerçeve kontrolü de on. Şimdilik.

Nergis benim kendisini nadasa bıraktığım her olaydan sonra olduğu gibi bir iki gün sonra bana geldi. Benim arkamdan eski erkek arkadaşı ile buluşamayacağını, beni sevdiğini ve erkek arkadaşı olduğumu söyledi. Seks ve İlişkilerin Temel İlkesini ve rütbe sökmeyi de bilmiyorum tabii kabul ettim her seferinde olduğu gibi. Halbuki hatun çoktan Seviye 0’a atılmayı hak etmişti, süresiz olarak. Neyse dahice (!) bir ara yol ile geldi. Sen de gel beraber buluşalım. Hayır dedim ve de demeye devam ederdim ama murfaktan su almaya gidip geri döndüğümde Nergis halının üstünde çıplak yatıyordu ve gece o cevap evet oldu. Abazan mode on. Çerçeve kontrolü off. Aynı hafta 3 hatunla da yatsam (ki kız arkadaş yapınca öyle kaka şeyleri hemen bırakan özünde efendi bir çocuğum – o zaman yaş 27 bu arada) hala kafamda hatunun benimle seks yapmasını “şans” ya da bana bir lütuf olarak algılıyorum.

Böylece hayatımın en absürb buluşmalarından birini yaptım (evet marjinalmişiz). İşin kötüsü elemanı da pek sevdim, zararsız bir meriçti (sandım) ama herif hayvan da yakışıklı (ulan ben de yakışıklıyım ama bu Nergis işte ortanın bir tık üstü. Nasıl bu tip herifleri bağlıyorsa …) Fakat Nergis’in elemana hafif hafif kaydığını da farketmedim değil. Böyle bir shit testte abazanlık yapıp sıfır çeken bendenizin başına sonrasında gelenlerin gelmesi pek anlaşılmaz değil.

Nergis ertesi gün telefonda bana şunu söyledi : “Ben daha 22 yaşındayım, seninle şu yaşadığımız (sıkıcı) hayatı ben 30undan sonra kocamla yaşayacağım. Şimdi eğlenmek, gezmek ve görmek istiyorum (tercümesi cock carousel) ” diye başlayan hipergaminin dibi bir konuşma yaptı ve beni terketti. Sonrasında ise sosyal hesabında”seni yeniden sevmek tarifsiz birşey” gibi birşey paylaşınca bende jeton düştü tabii.

Aşığım ya, hemen hatunla ciddi bir mesajlaşma kavgasına girdim. “Bana bunu nasıl yaparsın”, “hani çocuğumuz olacaktı” (agghhh) diye salıyorum, “sen beni sürekli terk ediyorsun”, “o komşun hatunla yattın biliyorum” (yalan), “seviyorum anla beni” gibi full hamstering / kıvırma içeriği ile cevaplıyor. Bu arada hapı beraber yuttuğumuz bir arkadaş yanımda. Kızın attığı mesajı gösterip “buna ne yazılır lan şimdi?” diye sorunca :

Arkadaş : “Abi hatun senle ayrılmadan muhtemelen eski erkek arkadaşıyla yatmış, senin bu hatunu hemen o telefondan sonra NEXT etmen lazımdı. İki saattir efendi çocuk oldun yazışıyorsun. Yani, kes burda yazma bir daha”.

Ben : “Olur mu lan buna birşey yazayım sonra …”

Arkadaş : “Olur abi. Neden olmasın?”

Ben : “Evet lan neden olmasın.”

Hatunla mesajlaşmayı orda bıraktım. Birden bire. Ertesi gün telefon ve sosyal medya ile ulaşma çalışmalarını ise bloke ettim. Bir süre uğraştıktan sonra zaten o da vazgeçti. Rollo Tomassi’nin güvenlik ağı dediği şey bu. Hatun kazık atınca “aşk acısı” denilen bok çukuruna düşmüyorsun. Benim o ani NEXT’imden 2 ay sonra hatun tamamen aklımdan çıktı. 6 ay sonra da hatun bir anda karşıma çıktı. Eski erkek arkadaşı olan heriften 1 ay geçmeden yine ayrılmış. O gün hala bir miktar kızgın olduğumdan canım çekmedi ama 2 sene sonra bir daha karşılaştığımızda tek gecelik seks yaptık. Seks yaptıktan sonra aklına kız arkadaşım olup olmadığını sormak geldi ve ben de var deyince bir daha seks yapmadık.

Fakat kendisi Facebook’ta arkadaş listeme yeniden girdi. Helal olsun, dediğini de yaptı. 30una kadar “kendini keşfetti”, en iyisinin her zerresini partilerde kocası olmayacak adamlarla yedikten sonra 30unda müzmin beta bir elemanla evlendi ve şimdi sürekli canı oğlu ile fotoğraflarını paylaşıyor. Eleman hiçbir fotoğrafta yok ama biliyoruz ki fotoğraflardaki hayat tarzının yüzde 100ünü ödüyor.

 

Çerçeve (The Frame) nedir?

Frame (çerçeve), the red pill camiasında çokça karşılacağınız ve bizim de burada sıklıkla kullandığımız bir kavram. Kırmızı hapın modern psikolojiden ödünç alıp, kadın – erkek dinamiklerine uyguladığı “çerçeve” kavramı yine de hemen herkesin sıklıkla yanlış anladığı bir olay. Peki nedir frame? “Çerçeveyi muhafaza et (maintain the frame)” ısrarı neden?

Çerçeve, dar anlamda bir kişinin kendisini (kendi ilke, ihtiyaç ve isteklerini) zihinsel dünyasının merkezine koymasıdır. Örneğin bir karar alırken başka insanların görüşlerini dinlese de, sonuçta kararda kendi ilke, ihtiyaç ve isteklerini en önemli görerek karar vermesidir.

Bu durumda çerçeveyi muhafaza / kontrol etmek demek kişinin dış etkenlere rağmen kendisini merkezde tutması demektir. Çerçeve kontrolü(frame control) için en önemli şey öncelikle kişinin ne istediğini bilmesidir (çerçevenin kurulması). Bunun ardından ise bir amacı ve yol planı olmalıdır, çerçeveyi muhafaza etmek genelde bununla ilgilidir.

Çerçeve, daha geniş anlamda ise bir kişinin gerçekliğidir (reality) ya da dünya görüşü.

Kadın – erkek ilişkilerinde frame her zaman ilişki dinamiğinde kimin gerçekliği içinde etkileştiğinize işaret eder. Kadın ve erkek gerçekliği (ilişkiden beklenti, ihtiyaçlar ve altta çalışan bilinçaltı algoritmaları) farklıdır ve farklı gerçeklikler yaratır. Buna bir de her kişinin kendi geçmişi ve eğilimlerinin farkını eklerseniz, ikili ilişkilerde çok farklı iki çerçeve ile karşılaşırsınız. Ama temel kural şudur (erkek açısından),

Siz herhangi bir anda ya kendi çerçeveniz içinde ya da kadının çerçevesi içinde hareket ediyorsunuzdur.

“Sevdikleri” kadını göklere çıkaran erkeklerin ortak özellikleri (ki günümüz feminen dünyasında bu erkekler tüm kadın milletini göklere çıkarır), kadının çerçevesini olabilecek tek çerçeve olarak kabul etmişlerdir. Bu adamlar genelde hayatları ile ilgili bir karar alırken kendi gerçekliklerini bir kenara atıp, kadının gerçekliğinde kararlar verirler. Kadınları ise böyle bir zorunluluk hissetmezler.

Hayatındaki kadının kendi öyle seçtiği için “özel” olduğunun ve daha da önemlisi hipergaminin farkında olan bir erkek ise çerçeveyi koruma konusunda daha başarılıdır. Genel olarak çerçeve kontrolü için ön şart aslında bir erkeğin, hayatındaki kadının hayatının merkezi ve amacı değil, yoldaşı olduğunu anlamasıdır.

Bir erkeğin eğer bir kadınla ilişkiye girecekse ilk dikkat etmesi gereken şey, bağlılık sözü vermeden önce kendi çerçevesinin ilişkinin temel çerçevesi olacağını garantilemesidir. Tabii ki arada çevçeve dengesi kadın – erkek arasında gidip gelecektir ama toplamda ilişkinin teması erkek tarafından belirlenmeli ve şekillenmelidir.

Yukarıdaki son paragraf genelde yanlış anlaşılır zira çerçevenin güç ile pek alakası olmamasına rağmen çerçeve güçmüş gibi algılanır ve böylece çerçeve kontrolü kafada zorbalık gibi canlandırılır. Fakat burada zorlama veya zorbalık yoktur. Her kadın, doğru adamın gelip kendi çerçevesi ile hayatına yön vermesini arzular. İkincisi ise çerçeve, duygusal ya da fiziksel şiddet veya duygusal manipülasyon ile değil, bir duruş alıp onu korumakla sağlanır ve korunur.

Biraz örnek verelim.

Örnek 1

Saha Raporu – 30luk abi, 20lik iki hatun, iki farklı oyun, iki farklı sonuç Kadının çerçevesine girilen birinci örnekte sonuç sıfır. İkinci örnekte ise mutlu son.

Örnek 2

Erkek : Akşam birşeyler yemeye gidelim mi?

Kadın : Olur ama sadece arkadaş olarak.

Erkek : (Bu kızı tavlamam lazım mentalitesi ile) Hımmm … Tamam … Akşam alıyorum seni o zaman.

Açıklama : Erkek kadının çerçevesine girdi. Güçlü uydu erkek adayı.

Erkek : Akşam birşeyler yemeye gidelim mi?

Kadın : Olur ama sadece arkadaş olarak.

Erkek : Ona söz veremem ama iyi vakit geçireceğine emin ol.

Kadın : Kikiki … Tamam.

Açıklama : Erkek çerçevesini korudu. Kızla seks ihtimali devam ediyor.

Örnek 3

Kadın : Akşam buluşalım mı?

Erkek : Bu akşam spor salonu günüm.

Kadın : Ama spor salonu diye diye bana zaman ayırmıyorsun … dırdır da vır vır. Gitme işte bugün bana gel … 

Erkek : Hayır, yarın görüşürüz.

Açıklama : Erkeğin misyonunda spor yapmak var. Kadın için bundan ödün verecek değil. Çerçevesini koruyor. Dırdıra ve akşam kadınla seksin cazibesine boyun eğmiyor.

Örnek 4

Tabak : Biz neyiz Mahmut?

Erkek : İnsanız Nejla.

Tabak : Öyle değil ya Mahmut. Yani bizim ilişkimiz ne, adını koymadık da? Neyiz biz, ne yapıyoruz?

Erkek : Birbirimizden hoşlanıyoruz, beraberken iyi vakit geçiriyoruz. 

Tabak : Ben bunun adını koymak istiyorum. (Erkeği ilişki çerçevesi sınırlarına çekme atağı)

Erkek : Ben buna henüz hazır değilim.

Tabak : Ben böyle devam edemem …

Erkek : Ben edebilirim.

Tabak erkeği terk eder. Çerçeve korunur.

Açıklama : Erkeğin çerçevesi kendi isteği olan tabak çevirme üzerine. Kadın ise onu feminen-faydacı, tek kişilik ilişkiye çekmeye çalışıyor. Erkek, çerçeveyi koruyor. Fakat çerçeveniz kızla ilişki ise böyle davranmayın tabii ki.

Örnek 5

Saha Raporu – Çerçeveyi korumak Çerçeve, beta bir erkeğe abartı gelecek bir hareketle korunuyor ama hatun sonrasında kedi oluyor.

Örnek 6

Saha Raporu – Nükleer Shit Test Yukarıdaki aynı eleman çerçeveyi korumuyor ve havasını alıyor.

Örnek 7

Kız : Mahmut birşey diyeceğim ama kızmayacaksın.

Erkek : Söyle

Kız : Eski erkek arkadaşımdan bahsetmiştim ya, Samet. O buluşmak istedi. Arkadaşça …

Erkek : Eee?

Kız : Buluşabilir miyim?

Erkek : Hayır.

Kız : Ama Mahmut sen çok geri kafalısın ya. Arkadaşça diyorum hangi devirde yaşıyoruz.

Erkek : Hayır dedim Nejla.

Kız : Ya beni böyle kısıtlayamazsın ben özgür bir kadınım.

Erkek. Sen beni yanlış anladın Nejla. Tabii ki seni zorla alıkoyamam. İstediğini yapmakta özgürsün.

Kız : Yani buluşabilir miyim?

Erkek : Buluşabilirsin ama benim kız arkadaşım olarak değil. Sen nasıl istediğini yapmakta özgürsen ben de istediğimi kabul edip etmemekte özgürüm. Eğer eski erkek arkadaşınla buluşursan, beni de ilerde arkadaşça buluşacak eski erkek arkadaşlar listesine eklersin.

Açıklama : Erkeğin realitesi klasik maskülen. Eski erkek arkadaşla buluşmaya izin yok. Kadın ise onu feminen / feminist realiteye çekmeye çalışıyor. Moderniz, hangi devirdeyiz ekolü. Erkek çerçeveyi sağlam tutuyor, toplumda baskın çerçeve kadının bahsettiği olsa da.

Buradan Rollo Tomassi’nin 1. Demirden Kanununa geliyoruz :

“Çerçeve” herşeydir. Her an, bilinç altında kimin çerçevesi içinde olduğunun farkında ol. Çerçeveyi hep kontrol et ama kontrolün sende olduğunu asla farkettirme.

Kadın – erkek ilişkilerinde kural şudur : ilişki içinde iken ya kendi çerçevendesindir ya da kadının çerçevesindesindir. Birçok modern evlilikte veya uzun süreli ilişkide erkek maalesef kadının çerçevesine çekilmiş vaziyettedir. En basit aktivitelere katılmak için karıcıklarından izin almaları gereken köcişler, kadının çerçevesine hapsolmuş erkeklerdir.

Kadının erkeği kendi çerçevesine çekme dürtüsü, istekten ziyade bir testtir. Erkeğin bu çerçeveye girmesi ise kadını mutlu değil, mutsuz eder. Kadının çerçevesine giren bir erkek, aldatılma tehlikesi ile karşı karşıya kalır zira, kadın kendi çerçevesini (karısı için bile) bozmayacak bir erkek arar ve eğer bu erkek kocası değil ise, bu erkeği başka erkeklerde arar.

….

İlişkiyi, bir kadının yönetmesine ve domine etmesine asla izin vermeyin. Eğer bir kadın sizin çerçevenize girmiyorsa, o kadınla uzun süreli ilişkiden veba gibi kaçın. Eğer eskiden beta iken uyanmaya başladıysanız, kadınınızı kendi çerçevenize çekin. Çekemiyorsanız, terkedin.

 

 

 

 

50sinden sonra evlenmek

Babamın kendinden iki yaş küçük bir arkadaşı var. Duran Amca. Babamla aynı liseden mezun olduktan sonra babam imkansızlıktan askere ve işhayatına yol alıyor, Duran Amca ise üniversiteye. Sonra aynı şirkette çalışmaya başlıyorlar. Babam klasik olarak 20lerinde evleniyor ve 30 yaşına 2 çocuk babası olarak giriyor. Duran Amca ise ben kendimi bildim bileli bekardı. Bir kez babama Duran Amca evlenemedi mi diye sorduğumda (Duran Amca 40ına geliyordu o zaman) babam “keşke ben de onun yaşadığı hayatı yaşasaydım da ben de evlenemeyeydim” cevabını almıştım. Ne dediğini tam anlayamamıştım. Sonra tabii kafam bastı olaya.

Duran Amca ben 26, kendisi 52 yaşında iken çocuk istediğine karar verdi ve 25 yaşındaki kız arkadaşı ile evlendi. Hemen ertesi sene de çocuk yaptı.

Bunu tavsiye olarak anlatmıyorum, ben 40ında bile yeni doğan veya küçük çocuk için enerjim olacağını sanmam, 50lerinde bunu hayal bile edemiyorum. Ben genç kadınla evlenirim ve çocuğu tamamen ona bırakırım diyen “kazak erkek”lere kötü haberlerim var. Geleneksel olarak küçük çocukla baba oyun oynar. Hiç ev işi ve çocuk bakımı yapmasanız bile (ki bi devirde pek mümkün ve adil değil) oyun da oldukça enerji isteyen birşey. İşten eve gelip o yorgunlukla sadece TV izlemek isterken dakikalarca “baba dünyada kaç tane balık var” tadında soru cevaplamak, çizim yapmak ve sonra kendini yerde atçılık oynarken bulmak öyle yaşanmadan anlaşılacak birşey değil.

Fakat erkeğin cinsel pazar değeri ve çocuk yapabilme kabiliyeti, eğer kendini yıpratmak için özel çaba harcamamış ise 50lerinde de devam eden birşey. Bu nedenle bizim üzerimizde kadınların üzerlerinde hissettikleri biyolojik baskının aynısı yok. Gerçi Türkiye’deki gelenek baskısı da az değil ama yine o da kadına yapılan kadar çok değil.

Bu nedenle erkekler için ideal evlilik yaşı yazımızda bahsettiğimiz planı takip etmeniz zor değil. Fakat yine Duran Amcaya dönecek olursak (a) kendisi bir şirketin en tepesine yakın ve gayet zengin biri idi ve (b) kilolu biri olmasına rağmen 50lik tipik Türk emmisi tipinden oldukça uzaktı ve (c) erkek egemenlik hiyerarşisinin tepelerinde ve karakter olarak tam bir alfa kurttu.

Kız da para avcısı falan da değildi. Yani tamam Duran Amcanın kaynaklarının hiç etkisi olmamış olamaz ama diğer kadınlarn kaynak hırsından daha fazla değildi.

Duran Amca evlenip çocuk sahibi olduktan sonra felç geçirdi ve sonra bir süre yaşadıktan sonra 60 demeden vefat etti ama bunun sebebi muhtemelen şişmanlığı ve aşırı stresli iş yaşamıydı. Kız da son ana kadar adamla evli kaldı bu arada.

 

Continue reading “50sinden sonra evlenmek”

Alfa vücut dili ve vücut dilinin önemi

Şimdi anlatacağım hikaye benim aslında kafamda bu siteyi kurma fikrini yeşerten birkaç olaydan biridir. Zira uzun süredir 20’li yaşlarda erkeklerle sosyal aktivite yapmıyorken, iş ve mekan değişikliği nedeniyle bu yaş grubu ile sosyal aktiviteye başladım. İlk gözlemlediğim, bu yaş grubunun kadın – erkek ilişkilerinin dinamiğinden habersiz olduğu idi ki ben bu gözlemimden önce yeni neslin, internet sayesinde bizden daha iyi olacağını varsayıyordum.

Neyse olay şu : 26 yaşında Türk bir genç ile iş için yurt dışındayız. Gece eleman ile Türkiye’de pavyona denk gelebilecek bir yere gittik. Bizi götüren adam, yerli olduğundan gittiğimiz yer turistlere yönelik değil. Neyse kızlardan iki tanesi İngilizce biliyormuş. Ben geç vardığımdan yaşça daha büyük (26) ve oldukça güzel olan hatun genç arkadaşa verilmiş. Bana da 19 yaşında oldukça güzel vücutlu, idare eder tipli bir kız kaldı.

Neyse oturduk, konuşuyoruz, eğleniyouz. Bir 15 dakika geçti. Genç adam bana eğilip sordu :

Eleman: “Abi bu bana verdikleri hatun öyle yarım metre mesafede oturuyor. Bir de seninkine bak!”

Tam bunu dediğinde manzara şuydu : Eleman koltuğun ucunda, bacaklar kapalı, öne eğilmiş oturuyor. Kadın da koltuğun diğer ucuna doğru aynı pozisyonda. Bana verdikleri kız ise neredeyse kucağımda, kıkırdayarak bana meyve yediriyor.

Ben : “Abi öyle oturursan tabii gelmez kucağına.” (Aslında kızda problem var sanıyordu).

Eleman : “Nasıl, ne demek istiyorsun?”

Ben : “Bana baksana. Benim gibi otur.”

Ben o anda klasik erkek oturuşundayım. Koltuğun ortasında, geriye yaslanmışım, bacaklar görece açık, bir elim kızın poposunda (bu kısmı kızın mesleğinden, buluşmalarda yapmayın :)), diğer kolum geride açık. Hatun ise neredeyse kucağımda ve bana eliyle meyve yediriyor.

Eleman: “Nasıl?”

Neyse elamanın anlamadığını görünce tarif ettim. Bizden başka kimse Türkçe bilmediği için rahatça anlattım :

Ben: “Kız istemeye gitmiş mahçup damat gibi oturma öyle. Geriye yaslan. Bacaklarını aç. Kollarını da aç. Kızın üstünden geçirmene gerek yok. Sadece açıl betam açıl. Kız kucağına gelir.”

Çocuk dediğimi yaptı. Göz ucuyla ikisini seyrediyorum. Gerçekten de 5 dakikaya kalmadan kız azar azar bunun kucağına geldi ve kucağına monte oldu. Az önce yarım metre ötesinde durduğu adamın kucağında onu meyve ile beslemeye başladı.

Şimdi bu hikayedeki kadınların işi zaten o diye karşı çıkabilirsiniz ama asıl bu gerçek, olayı daha da dramatikleştiriyor. Alfa erkek oturuşu göstermeyen adama, işi zaten gelip kucağına oturmak olan kadın bile yanaşmıyor daha doğrusu yanaşamıyor! Ve aynı adam sadece duruşu ile ikili dinamiği değiştiriyor.

Bu dinamik özellikle ilk buluşmalarda önemlidir. Eğer kızla yan yana oturabileceğiniz bir yer seçerseniz ve eğer aranızdaki elektrik o gece beraber oturacak kadar da iyi ise alfa duruşu ve beta duruşu tamamen iki farklı sonuca gidecektir. Bu tabii yüzde 100 değil ama eğer yukarıdaki alfa duruşunu sergilerseniz kız yavaş yavaş kucağınıza sokulur ki sayısız kere deneyimlememe rağmen bu hareketi, hala küçük ve şaşkın bir tebessümle izliyorum. 1 saat içinde öpüşmeye gidecek bir geceyi, sadece beta oturuşu ile “iyi çocuktu ama ne bileyim bir şey eksikti”ye götürebilirsiniz.

Arkadaşın kendisi zaten bu vücut dilini öğrendiğinden beridir ilk buluşmalarda çok daha başarılı olduğunu anlattı. Sonradan önerdiğim birçok kişiden de aynı geri bildirimi aldım.

Peki tersi olan beta oturuşu nedir? Genel olarak kapalı ve sıkılgan oturuş. Şurada ise beta vücut dilinin cidden aşırı bir hali var.

Bana sorularınızı uygun yazı altında sorabilirsiniz, benimle görüşme ayarlayabilirsiniz ya da ilişkiler setimize bakabilirsiniz.

Beta vücut dili – Dibin dibi

Bir kadınla yan yana otururken vücut diliniz aşağıdaki fotoğraftaki erkeğinkine benziyorsa ve buluştuğunuz kız da fotoğraftaki gibi bir oturuyorsa, o buluşmayı hemen orda sonlandırın zira sonrasından bir şey çıkaramazsınız.

Nerden başlasak bilemedim. Oğlumuz olabilecek tüm belli başlı beta vücut dili hareketlerini topluca sergilemeyi başarmış.

Elemanın yanlışları (belli başlıları en azından);

  • öne eğilmiş
  • eller önünde kapalı ve daha kötüsü apış arasını kapıyor
  • aşağı eğik bakışlar
  • sanki osurduğu için özür diliyor gibi bir duruş

Kadın (Tomi Lahren) bilinçsizce ve otomatik olarak verdiği “benden uzak dur” duruşu :

  • geriye yaslanış,
  • eller ve ayaklar vajinayı komple kapamış
  • aradaki mesafeyi arttırmak için koltuğun olabilecek en dip köşesine çekilmiş
  • osuruk kokusu almış gibi bir bakış

Erkek (Ben Saphiro’nun avukatı) burada çok kötü bir duruş sergiliyor ve Tomi de aşırı hevesli bir adayın karşısında her güzel kadın nasıl tepki verirse öyle tepki veriyor – tüm vücudu ile değerli yumurtalarını vasatın altındaki spermlerin pisletmesinden koruma pozisyonuna giriyor.

Peki avukat bey nasıl oturmalıydı? Mad Man duruşunu canlandırın kafanızda : Babasının malı gibi koltuğa yayılmalı, kollarını ve bacaklarını açarak, geriye (kadının olduğu yönün tersine, arkasına yaslanarak), baş dik ya da hafifçe arkaya doğru (çene yukarı doğru) ve gülümsemeden. Eğer bu alfa erkek duruşunu benimserseniz kadının otomatik tepkisi daha feminen bir duruş almak olacaktır. Siz geriye yaslandıkça kadın size eğilir, siz gülümsemedikçe o gülümser (kendinden esirgediğiniz gülüşü kapmak için) … onu hafif eleştirel bir gözle süzerseniz, o bakışların altında utangaçlaşır  …

Tabak Teorisi – Tüm Yazılar

Bu siteyi ilk yayına açtığımızda, bizce Manosphere‘in en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi’nin The Rational Male bloğunun altın yazılarını Türkçe’ye çevirerek, İngilizce bilmeyenlerin de kullanımına açmak öncelikli amaçlarımızdan biri idi. Geçen gün, bu yazıların en önemli serisi olan Tabak Teorisini çevirmeyi tamamladık.

Rollo Tomassi bizim yıllardır ucundan köşesinden bilip de bir türlü şöyle doğru düzgün dile getiremediğimiz şeyleri çok güzel toparlayan birisi. Ben mesela tabak teorisini okuyana kadar daha genç arkadaşlara olayı “arkadaşlar, erkeklik istatistik işidir, tek kadına takılı kalmanız, özellikle genç iseniz doğanıza aykırı” diye anlatmaya çalışırdım. Pek kötü bir anlatım değil ama mesela bunun bolluk / yokluk zihniyeti ile alakasını, opsiyonların bir erkeğin temel kuvvet kaynağı olduğunu, bu zihin yapısının erkeklerin taklit etmeye çalışacağı şeylerin aslınd doğal olarak yapılmasını sağlayacağını falan ya aklımın ucundan geçirmezdim ya da anlatamazdım.

Neyse sözü uzatmayalım. Serinin yazıları şurada. Okuyun, The Red Pill’e asıl ihtiyacı olanlara, yani henüz daha keşfetmemişlere, okutun.

Rollo Tomassi : Kırmızı Hap camiasının en önemli figürlerinden biri olan Rollo Tomassi'nin The Rational Male kitabı her erkeğin okuması gereken başucu eseri. Oldukça popüler olan The Rational Male bloğunun da sahibi de olan Rollo, The Rational Male - Preventive Medicine (Volume 2) ve The Rational Male - Positive Masculinity: Positive Masculinity (Volume 3) adlı kitapları ile ilk kitabındaki fikirleri daha da geliştirdi. Rollo Tomassi'yi burada Rollo Tomassi etiketinde de takip edebilirsiniz.

Tinder’da kadın erkek çekicilik seviyeleri ve beğenme oranları

Erkek Adam kitapları serisinden Erkekler İçin Tinder Rehberi kitabı için tıklayınız.

Tinder’da neden eşleşme olmuyor yazımızda bahsettiğimiz fenomenle ilgili başka ilginç bir grafik çıktı karşımıza. Grafik aşağıda. Tinder ile ilgili yapılan bir çalışma, erkeklerin tinder’da aldıkları çekicilik (attractiveness) seviyesini şöyle hesaplamış :

attractiveness%=16.8*ln(like%)+52.3

Çalışma şu sonuca varmış :

Çekicilik konusunda erkeklerin alttaki yüzde 80’i, kadınların alttaki yüzde 22’si için rekabet ederken, kadınların tepedeki yüzde 78’i, erkeklerin tepedeki yüzde 20’si için rekabet ediyor.

“Kadınların (female) kendi çekicilik (attractiveness) seviyelerine göre beğendikleri (like) erkek (male) çekicilik seviyeleri.

Yalnız buna bir not ekleyeyim : Erkeklerin önemli bir kısmı hiçbir kriter olmadan, eleme yapmadan, hatta resme bile bakmadan like yapıyor, muhtemelen onlar bu verileri bozuyor bir miktar.