Kendi gözlemim … Biraz yaşanmışlıkla gelen tecrübe. Genç arkadaşlarıma tavsiye

Arkadaşlar bir zamanlar alfa bir erkek olmak için özellikle çabalıyordum. Ama ölümcül derecede önemli bir detayı atladığımı fark ettim. Gerçekten alfa karaktere sahip olmak ile alfa gibi davranmak arasında dağlar kadar fark var. Ve bu bizim kendimizi kandırmamızdan ileriye geçmeyen bir yanılgıdan ibaret. Ve bu siteye spam kategorisine düşen TCMA okuyup gaza gelen o kadar çok ergen var ki beni en çok güldüren konulardan bir tanesi de budur. Sizi manipüle edip, NLP tekniklerini kullanarak, bir sabah uyandığınızda altın vuruşu yapıp alfa olacağını zanneden genç nesillerle doldurdu bu ortamları bu adam. Lütfen rica ediyorum sizden bu tür saçmalıklara kendiniz kaptırıp da sağda solda kendinizi küçük düşürmekten vazgeçin. Alfa olmak çok değişken bir kavram bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Kadınlarla olan ilişkisi ise çoğunlukla umursamaz, muhtaç olmayan ve bolluk mentalitesine sahip olmaktan geçiyor. Ama bakın şu detay çok önemli bu 3 özelliğe gerçekten sahip değilseniz, o zaman ben böyle davrandım ama yine kızlar benimle ilgilenmiyor diye psikolojinizi bozmanız olasıdır. Çünkü bu özelliklere sahip olmadığınız için moraliniz bozuluyor. Sadece taklitten ibaret, inanın ortamlarda çok kolay fark ediliyorsunuz. Sadece alfa gibi davranmaya çalışan ezik bir beta olarak algılanıyorsunuz.

Size en büyük önerim alfa karakter özelliklerini taklit etmekten vazgeçip gerçekten o karakterin verdiği özellikleri kendinize katmayı amaçlayın. Redpill öğretilerine değinecek olursak; burada paylaşılanları kendinize yararlı bir bilgi olarak almanızdır. Ama kafaya takmamanızdır.
Kendimden örnek vermem gerekirse eskiden bırakın sokakta kadınlarla tanışıp konuşmayı, sigaramı yakmak için yabancı bir erkekten bile çakmak istemeye utanırdım. Ama zamanla kendime kattığım, alfa karakter özellikleri olan cesaret ve özgüven oldu. İnanın bana bir kadını elde edebilmenin en etkin yolu gerekli özgüvene ve cesarete sahip olmaktan geçiyor. Tabii ki diğer konular da önemsiz demek değil bu. Pastanın tamamı cesaret ve özgüven ise geriye kalan detaylar çilek ve kremadan ibaret.

Epavar Man

Alfanın Kökeni

Rational okuru Jeremiah oldukça sık sorulan bir soruyla gelmiş:

“Rollo. Benim sorum şu : alfa özelliklerinin genetik mi yoksa öğrenilmiş mi olduğunu düşünüyorsun? Modern erkeklerin yüzde kaçı sence alfa özellikleri gösteriyor ve bu erkeklerin yüzde kaçı bu özelliklere hep sahipti ve yüzde kaçı sonradan öğrendi? Feminizm tüm erkekleri ilk süt dişleri çıktıktan itibaren yatırmış sikiyorken hala “doğal” alfaların olduğuna inanmak çok zor.

Daha önce de belirttiğim gibi alfa “özü” öyle çoğu erkeğin kendi anlayışına göre kavradığı gibi öznel bir kavram değil. Bu mütevazi blog yazarına göre “alfa” bir zihin yapısı, demografi değil. Erkek camiası belki sonsuza kadar alfayı alfa yapan özellikler nedir diye tartışacak ama bana göre çoğunlukla, alfa zihin yapısının etkisi üzerinde hemen herkes hemfikir.

Bunu aklımızda tutalım ama bana göre bir erkek alfa mı doğar yoksa alfa zihin yapısına sonradan mı şekillenir sorusu oldukça güzel bir soru.

Aslında bu, psikolojinin birçok düşünce akımına sokuşturduğu klasik “doğuştan mı, öğrenilmiş mi?” sorusu.  Bir özellik kalıtsal, biyolojik, çevresel etkilerle mi şekillenir yoksa öğrenilmiş, sosyal doktrin ile empoze edilmiş ya da kültürün dayattığı birşey midir? Ve tabii aynı şekilde klasik bir başka çekişme de bazı insanların herşeyin sadece bir taraftan etkilendiğini söylemesi, her özelliğin az ya da çok iki taraftan da etkilenmesine rağmen.

Tomassi okulu psikoloji sağlam bir şekilde davranışçılık üzerine otursa da, dışsal etkenlerin içsel eğilimleri sonradan modifiye edebileceğini göz önüne almak önemli.

Bunları göz önünde bulundurarak Alfanın kökeni hakkında benim perspektifim şu :biyoloji Alfa’nın başlangıç noktasını belirliyor, bu noktadan sonra ona ne olacağını ise erkeğin çevresi belirliyor. Daha iyi bir kelime bulamadığım için “alfa enerjisi” diyeceğim, çeşitli derecelerde ve biyolojik olarak erkeğin başlangıç paketinde belirlenen birşey; buradan itibaren, sosyal geri besleme ile bu enerji erkeğin yetiştirilişi sırasında ya rafine edilip geliştiriliyor ya da erkeğin sosyal çevresi tarafından kısıtlanıp bastırılıyor.

Ben sanat okulunda iken üzerimde en çok etkisi olan öğretmenlerimden biri bana şöyle demişti : “iki tip sanatçı vardır : doğuştan gelen bir içsel sanatçı ruhu ile ödüllendirilenler ve bu doğuştan gelen sanatçılığa sahip olmayan ama sanat için büyük bir tutku besleyerek sanatlarında iyi olanlar. Gerçek üstadlar, doğal yetenek ile tutkudan gelen itkiyi birleştirebilen insanlardır.” Bütün yaratıcılık gerektiren çalışmalarında bu modeli referans aldım ama bu modelin sanat dışına da uygulanabileceğini düşünüyorum.

Kendini Yetiştirmiş Alfa

Roosh’un Doğal Yetenek Miti yazısında, “Alfalığı Öğrenme Teorisi” konusunda mükemmel bir analiz var. Burada anlatılmak istenen, Alfa davranışlarının ve sonuçta kadınlarla başarıya etkisinin, deneye yanıla öğrenilen bir davranışlar kümesi olduğu.

Doğal yeteneğin ne olduğu konusunda beni hemfikir olmaya zorlarsanız, doğal yetenek bir seks dahisidir derim – herhangi bir oyun eğitimi olmamasına rağmen diğer erkeklerden çok daha fazla sayıda kadınla beraber olabilen biridir. 12 DVDlik setleri ya da bir düzine erkekle beraber PUA seminerlerini izlememiş bir erkek. Bu erkeğe bakıp, “bu adam otomatik olarak hatun götürüyor, adam hatun götürmek için doğmuş!”

Ama durum böyle değil. Bu işin kitabını okumamış olması onun oyununu çok sayıda kadın üzerinde deneyerek sizin gibi deneye yanıla öğrenmediği anlamına gelmez. Bu onun avranışlarının farkında olmadan ve davranışlarını özellikle ayarlamadan hareket ve taktiklerini adım adım geliştirmediği anlamına gelmez. O da sizin gibi denedi ve yanıldı, neyin çalışıp neyin çalışmadığını anlamak için o da sizin gibi yürümelerinin sonuçlarını değerlendirdi.

“Doğal yetenek” yürüme verilerini Excel’e girecek kadar takıntı yapmamış olabilir, ama o da ne yaptığının bilincinde idi. O da çekiciliğin ardındaki mekanizmayı anlayan ve bunu isteğine göre açıp kapayabilen biri. O da kadınlardan pozitif tepki alan espri anlayışını ve hikaye anlatma sanatını öğrendi. Onunla ilgili en son söyleyebileceğiniz şey, onun dünyaya otomatik olarak kadın sikme yeteneği ile doğduğu.

Roosh’un burada araştırdığı şey temel davranışsal psikoloji terimi – makro-psikolojik dinamiklerden mikro-psikolojik şemalar, maksatlı ya da bilinçaltında, çıkarımsal deneme yanılma yönetimi ile geliştirilir. Farkında olsanız da olmasanız da,  herkesin belli ölçüde bir Oyunu vardır. Bildiğiniz her erkeğin, kendisine bir kadınla cinsel ilişkiye gitmeye yardımcı olduğuna inandığı davranışsal ve zihinsel tavırları vardır. En kötü mavi haplı betanın bile bir kadınla nasıl birlikte olabilineceğine dair bir fikri vardır.

Bu Oyun protatipi, sizin anaokulunda karşı cinsle ilk etkileşime girdiğiniz 5 yaşınızdan, kırmızı hapı keşfettiğiniz güne kadar sürekli deneme – yanılma yönetimi halindeydi. Ve siz resmi Oyunu adapte ettikten sonra öğrendiğiniz yeni bilgilerle eski davranışlarınızı ve zihinsel yapınızı modifiye etmeye devam edeceksiniz. Aslına bakarsanız, PUA camiası, erkek camiası (manosphere)  ve onların türlü türlü permitasyonları en ham halleri ile bu davranış modifikasyonu için deneme – yanılma deneyi ve bilgi geribeslemesi temelli bir meta – çabadır.

Bazıları için bu öğrenme süreci diğerlerine göre daha kolaydır. Yine Roosh’dan :

Onun sizin aklınızı başınızdan alma sebebi genetik değil, sizden çok önce olaya başlamış olması. Özel bazı nedenlerle seks oyunu dünyasına sizden yıllar önce atlamış olması; etrafının kikirdeyen öğrenci kızlarla çevrili olduğu bir zamanda başladığı için şanslı olması. Siz daha ilk yürümenizi yaparken o çoktan yüzlerce kadın üzerinde oyununu pratik etmişti.

Bu yazdıklarıyla davranışsal bakış açısından hemfikir olsam da, bu nokta benim Roosh’un teorisinden ayrılmaya başladığım yer. Alfa bir erkeğin Alfa statüsüne gelişiminde, herşeyi tamamen öğrenilmiş davranışa indirgeyemeyeceğimiz kadar çok biyolojik ve çevresel belirleyici var. En basit ve gözlemlenebilir şey, genetik olarak daha yakışıklı ve fiziksel olarak daha arzulanır bir erkeğin Alfa Oyunu geliştirme fırsatları, olarak daha az yakışıklı ve seksi bir erkeğin eline geçen fırsatlardan istatistiki olarak çok daha fazla olacaktır. Teoride, avantajlı fiziksel özelliklere sahip bir erkek , davranışları gözden geçirip çıkarım yapmaya “daha erken başlamış” olacaktır zira bu erkek, onun fiziksel özelliklerine doğal olarak çekilen kadınlar tarafından daha sık cesaretlendirilecektir.

Ne yazık ki tüm bunlar, davranış geliştirme sürecinin izole bir ortamda geliştiğini varsayıyor. Erkeğin Alfa statüsü davranışları gelişimini destekleyen ya da köstekleyen (kelimenin gerçek anlamı ile) bir dünya dolusu çevresel faktör ve değişken var. Roosh buna değinmiş:

Bu noktada şunu söyleyebilirsiniz, “ama böyle doğuştan yetenekler var. Mozart mesela!”

Çağdaşları ile karşılaştırırsak, Mozart’ın olağanüstü şeyler başarmış biri olduğunu kimse inkar edemez. Ama onun gelişim sürecinin de zamanı için oldukça olağanüstü olduğu unutulur. Mozart, müzik eğitimine 4 yaşından önce başlamıştı, aynı zamanda yetenekli bir besteci olan babası, ünlü bir müzik öğretmeni idi ve keman kullanımı hakkında ilk kitaplardan birini yazmıştı. Dünyaca ünlü diğer besteciler gibi Mozart’da uzman olarak doğmamıştı, uzmana dönüşmüştü.

Bu örnekte doğal ve doğuştan yetenek yok değil ama çevrenin bir insanın davranışsal gelişimini ve sonunda kişiliğini geliştirecek ya da kısıtlayacak şekilde bir rol oynadığını göstermesi açısından iyi bir örnek. Mozart örneğinde bir başarı öyküsü görüyoruz (bir sanat üstadı); doğal bir yeteneğin dış faktörlerce desteklenerek cesaretlendirildiği ve tam potansiyeline ulaştığı bir örnek. Mozart doğal yetenek ve ideal çevre konusunda doğru karışım idi ve bu da ona “erken başlama” avantajını verdi.

Jeremiah, “feminizm tüm erkekleri ilk süt dişleri çıktıktan itibaren yatırmış sikiyorken hala “doğal” alfaların olduğuna inanmak çok zor” diye ağlıyor ve tabii ki bu da Alfa statüsü geliştirmeyi köstekleyen, negatif bir çevreye örnek. Örnek çok ama davranış psikolojisi açısından feminizasyonu, feminen buyruğa daha iyi uymaları için erkeklerin doğal dürtü ve eğilimlerinin planlı uygulanan davranış modifikasyonları ile törpülenmesi olarak görebiliriz. Erkekler, herşeyi kapsayan fem – merkezli gerçeklikte sosyalleştikçe, “doğal alfayı” aykırılık olarak görmeye başlarız.  İçinde bulunduğumuz meta-çevreye rağmen bu adamlar, içsel bir yetenek ya da dışsal bir gelişim ile bir şekilde kendilerini Alfa haline geliştirmeyi başarmışlardır.

Doğal Alfa

Corey Worthington’u Alfalığın zirvesine örnek gösterdiğimde birçok kişi benim kredibilitemi sorgulamıştı. Alfanın “erkeklerin bilge lideri” anlamına gelmesi gerektiğini düşünen erkekler, anlaşılır şekilde, Corey’in umursamaz Alfa kasıntılarından rencide olmuştu. Başında da belirttiğim gibi “Alfa Özellikleri” tartışmasının biteceği yok ama hem erkek camiasında hem de psikolojide, muhtemelen testosteron ile ateşlenen ve kendini insan erkeklerinde gösteren bir Alfa dürtüsü mevcut.

Kimsenin 5 yaşında sağlıklı bir oğlan çocuğuna nasıl Alfa davranmasını öğretmesine gerek yok, o bunu kendi başına kavrayabilir. Çeşitli durumlarda bu minik Alfalar çevrelerini keşfetmeye, risk almaya, neyin çalışıp neyin çalışmadığını denemeye, sonuçları kendisine zarar verecek ya da kendisini yok edecek olsa da çalıştığını düşündüğü şeyleri uygulamaya isteklidirler. Bu kendisini tek teker bisiklet sürme denemeleri ya da babasının bilgisayarını kurcalama olarak gösterebilir, ama bu ham ve rasyonel olmayan özgüven, Alfa kasıntıları, çeşitli derecelerde de olsa erkek olmanın kendine has bir durumudur.

Yetişkinlerin yapabilme kapasitesi olan soyut düşünce ile engellenmemiş bir oğlan çocuğu (bu kapasite 3 yaşından 21 yaşına kadar gelişir) Alfadır ve hep öyle olacaktır. O, kimseyi takmayan bir Alfadır ve onun içindeki Alfayı dize getirip onu acınası bir betaya çevirmek ve varlığını garanti altına almak için feminen buyruk, bir dünya sosyal koşullamanın bastırmasına ihtiyaç duyar. Tam da bu nedenle dünyanın Alpha Buda /Corey Worthingtonlarının ham, sorumsuz, bastırılamaz, vurdum duymaz Alfa enerjisi bizi bu kadar rencide eder.

Tüm Oyun teorisi, PUA teknikleri, hatta feminene hizmet eden “Adam Ol” çığlıkları ya da erkeğin Alfa erkek davranışını ve kafa yapısını taklit etmesini teşvik eden diğer şeyler, aslında altan alta bir erkeği, 5 yaşındayken sahip olduğu Alfa enerjisine geri döndürmek amacındadır.

Çeviri : The Origin of Alpha

Tüm sorumluluğu üstüne alma

Daha önce yazdığım Disiplin eşittir özgürlük yazısı oldukça ilgi çekti. Bu yazının başlığının kaynağı olan kitabın yazarı Joko Willink‘in üzerinde durduğu bir başka konu da sorumluluk almak.

Hayat size ne getirirse getirsin, erkek adam olup kendi hayatınızın yüzde 100 sorumluluğunu almanız gerekir. Başınıza gelenleri kontrol edemeyebilirsiniz ama başınıza gelenlere vereceğiniz tepkiyi kontrol edebilirsiniz. Çoğu insan gibi özellikle başa gelen kötü şeyler için başkalarını suçlayıp bahaneler üretebilirsiniz. Bu şekilde “ağlamayı” her istediğinizde yapabilirsiniz ama olaylara böyle tepki vererek hem sizin için önemli olan insanların saygısını kaybedersiniz hem de hiçbir şey kazanmazsınız.

Bu tür bir bahane üretme ve mızmızlanma, egonun fazlaca büyük olmasından kaynaklanır. Zırlayıp duran kırık egonuzu pohpohlamak yerine ise kendi hayatınızın sorumluluğu kabul edip,  harekete geçebilirsiniz :

  • Benim yaptığım hangi tercihler beni bu noktaya getirdi?
  • Benim yapmam gereken ama yapmadığım hangi tercihler beni bu noktaya getirdi?
  • Bundan sonra yaptığım ama yapmam gereken neleri yapmayı bırakmalı, yapmadığım ama yapmam gereken neleri yapmaya başlamalıyım?

Gulak Takımadaları kitabının yazarı Aleksandr Soljenitsin, inanmış bir komunist olmasına rağmen Stalin’i eleştirdiği bir-iki kişisel mektubu yüzünden kendisini Sovyetlerin korkunç toplama kamplarında bulunca (Gulag), kitabında bol bol anlattığı ve orada olmalarını zilyon tane dış etkene bağlayan komunistlerin aksine, kendine şöyle bir ödev vermiş ve yapmış : “Bugüne kadar yaptığım tüm önemli kararları hatırlayacağım ve bu kararların mı beni buraya getirdiğini, eğer öyle kararlar vermesem nerede olabileceğimi analiz edeceğim”. Üstad tabii ki orada olma sebebinin kendi kararları olduğunu, en çok da kendi kişisel kriterlerine göre doğru olmadığını bildiği halde verdiği ve doğru olduğunu bildiği halde vermediği kararlar nedeniyle o cehenneme düştüğünü anlıyor. Bu hesaplaşma ile dönüşen Soljenitsin, sefil bir zekten (Rusça’da makhumun argosu), tüm Sovyetler Birliğini yıkacak olan kitapları yazıyor (ki Gulag Takımadalarını hapiste iken kafasından ezbere yazıyor ve sonra kağıda döküyor).

“Bazen, iyi insanların başına kötü şeyler gelebilir.
Neden bilmiyorum ama hayat adil değil.
Hastalıklar ve kazalar kurbanlarının “iyi insanlar” olmasını zerre kadar önemsemiyor. Hiçbir mantıkları, gerekçeleri veya acımaları yok.
Ve bildiğiniz en iyi insan bile şeytanın pençelerinde can verebilir.
Ve bu konuda elinizden hiçbir şey gelmez.
Peki, elinizden ne gelir?
Öfkelenmek mi, hüsrana uğramak mı, insanlara bağırıp çağırmak mı?
Kime bağırıp çağıracaksınız? Olumsuzluk çukuruna spiraller çize çize dalacak mısınız? Korkunç durumun nasıl hissettiğinizi ve durumu nasıl idare ettiğinizi dikte etmesine izin mi vereceksiniz?
Yere mi düşeceksiniz?
Yıkılacak mısınız?
Yoksa yere çakılıp tuzla buz mu olacaksınız?

Ya da yönetecek misiniz?
Bu durumla cesaret ve azimle yüzleşecek misiniz?
Ben derim ki : Yönetmeyi seçin.
Ayağa kalkın. İnsanların yön bulmak için baktığı kişi olun.
Darbeyi ve olumsuzluğu gögüsleyin.
Ateşi üstünüze çekin – evet üstünüze.
Müfrezedeki askerlerden birinin taktik olarak diğer takım arkadaşlarına hareket şansı vermek için açığa çıkıp düşman ateşini üstüne çektiği gibi. Ya da takımın düşmanın yerini belirlemesi için. Ama dediğim bu : ateşi üstünüze çekin. O acıyı bana getirin.

Başkaları başedemezken ben bununla başa çıkabilirim.
Kötü şeyler olurken ben tek iyi şey olacağım ve dimdik ayakta durup, sırt dayanabilecek kişi olacağım. Etrafımdakileri ben cesaretlendireceğim.
Ve bu pozitif tutum yayılacak. Ve savaşacağız. Ve savaşıp kazanacağız. Çarpışmayı olmasa da savaşı kazanacağız.
Zira bizim yüreğimiz asla teslim olmayacak.

Ve bu da asıl zaferdir. Dik durmak, en kaçınılmaz yenilginin karşısında bile dik durmak.
Ayakta kalmak ve savaşmak.”

Önemli kararlar verirken duygularınızı bir kenara bırakın

Kendinizi sabote etmek ve büyük başarılar elde edememek istiyorsanız, duygularınızın kararlarınızı dikte etmesine izin verin! Eğer büyük başarılar kazanmak, efektif bir lider olmak istiyorsanız, önemli kararlarınızı verirken, kendinizi duygulardan soyutlayın.

Örneğin, performansı düşük bir çalışanınızı işten çıkarmanız gerekiyor ama bu konuda kötü hissediyorsunuz ve bunu yapamıyorsunuz. Önce bu elemanın performansını yükseltmek için yapabileceğiniz herşeyi yapmalı, onu motive etmelisiniz. Ama hala düzelme yoksa … elemanı işten çıkarmak zorundasınız.

Ya da canınız sıkkın diye, bugün sabah 6’da kalkmak istemiyorsunuz. Yapmayın, canınızın sıkıntılı olmasının bir önemi yok. Kalkın.

Önemli kararlar verirken, mantığa göre karar vermelisiniz, duygularınıza göre değil. Duygularla savaş kazanamazsınız, iş kuramazsınız ya da dünyayı değiştiremezsiniz. Bunları ancak mantık ile ve ısrarlı çalışma ile yapabilirsiniz

Gündüzleri kazanırsanız, günü kazanırsınız

Eğer gün boyu disiplinli olmak istiyorsanız, sabah erken kalkmalısınız. Gece vardiyası çalışan biri olmadığınız sürece, bundan kaçış yok. Sabah, herkes kalkmadan uyanıp yatağı terk etme disiplinini gösteremiyorsanız, günün geri kalanında da kendinizden disiplin beklemeyin.

Alçakgönüllü olun

Disiplinli olmayı başaran, zayıflıklarınızı yenen ve kararlarını duygularından ayırabilen bir insanı bekleyen en büyük tehlike kibirli biri haline gelmektir. Sırf belli bir başarı elde ettiniz diye ne herşeyi bilir hale gelirsiniz ne de başkalarından birşey öğrenme ihtiyacı olmayan biri olursunuz.

Herşeyi kavradığınızı düşündüğünüz gün, daha iyiye gelişmeyi bırakırsınız. O gün, düşüşünüzün başlangıcıdır ki, bu sefer oldukça tepede olduğunuzdan, yere çakılışınız fazlaca gürültülü ve can acıtıcı olur.

Benim kırmızı hap hikayem

Şuan 20 yaşındayım. Kırmızı hapla tanışalı 1.5 sene oluyor. Tanışma hikayem ise bir çok insan gibi, hard-core betalık içeren 1 seneyi aşkın bir ilişki sonucu boynuzlanma.

Ben bu ayrılık döneminde sürünürken, arkadaşımın bir şey buldum deyip bana theycallmealpha.com sitesini atmasıyla red pill kavramını duydum ilk. Daha sonra ekşi sözlükte skeptico‘nun entrylerini keşfetmemle devam etti. İngilizce bilmediğim için orjinal hiç bir yazıyı okuyamıyordum. Bilgim çok fazla kısıtlıydı ama skeptico sayesinde en azından temellerini, neler yapmam gerektiğini öğrenmeye başlamıştım. Sonra diğer yazarları keşfetmem ile süreç hızlandı. En son da Erkekadam’ı keşfettim. İçerikleri gördüğümde çok sevinmiştim çünkü okuyamadığım yazıları çeviriyorlardı.

Aslında istediğim kızları etkileyip onlarla beraber olabiliyordum fakat işi sekse götürme oranım çok düşüktü sevişmenin ötesine geçemiyordum çoğu zaman. Uzun süreli ilişkileri yürütmeyi süre olarak başarsam da her zaman betalaşıyordum, shit testlerde hep çakıyordum. Feminen masallara çoğu cinsim gibi bende kanmıştım. Kızlar dışında, hayat amaçlarım da zayıftı, kendimi geliştiriyordum fakat yetersizdi. Vizyonum dardı.

Kırmızı hapla lisenin son sınıfına başlamadan önceki yaz ayında tanıştım. Ortalamanın çok altı kalitede bir lisede okuyodum ve bir sene sınıfta kalmıştım. İte kaka hiç bir şey öğrenmeden lise sona kadar gelmiştim. Bunları o an fark etmiştim ve ilk hedef olarak kendime üniversiteyi kazanmayı koydum. Dershane, özel ders vs. gibi opsiyonlarım yoktu ailemin durumundan ötürü ama kırmızı hapta bir erkeğin sızlanmasına, suçu başkasına atmaya yer yoktu. Bende youtubeda bana yardımcı olabilecek eğitim kanallarını belirleyip, 10 aylık bir çalışma planı çıkardım kendime. Ailem dahil hiç kimsenin benden bir umudu yoktu, okuldaki hocaların hepsi benden bir halt olmayacağından hem fikirdi. Test çözdüğümü gördüklerinde gülüyorlardı. Aldırış etmedim ve ham 30 bin sıralama yaptım. İstediğim çoğu üniversite ve bölüme puanım yetiyordu, okulumdaki herkesi sollamıştım. O bana gülenler, ailem hepsinin saygısı bana birden yükseldi. Bu benim ilk zaferim oldu. Tabi o dönem sınava hazırlanırken öğrendiğim az buçuk bilgi ile de 6-6,5 puan falan sayılabilecek bir kızı 1 seneliğine sınav stresi, kafa boşaltma, rahatlama gibi ihtiyaçlarım için düzenli seks için elimde bulundurmuştum. Bu da uzun süreli bir ilişkide hep dominant olup, her şeyi elimde tuttuğum, yönettiğim ilk ilişki ve kız olmuştu.

Üniversiteye geçtiğimde artık diğer eksikliklerimi kapatmaya yöneldim. Giyim tarzımdan, konuşmama, davranışlarıma, düşünce yapıma, bakış açıma, vizyonuma, kariyer hedeflerime kadar her şeyi değiştirip en iyi hale getirmek için çalışmaya başladım. Okulda uygulama birimlerinden birinde mesleğimle alakalı çalışıp, az da olsa para kazanıyorum. Dış görünüşüme verdiğim önemle, işimde ki başarıyla hem hocalarımın hem okuldakilerin saygısını kazandım.

Düzenli olan bir ilişkim var şuan her zaman olmasa da %80 olarak istediğim şekilde ilerliyor. Tabak çevirmeyi de ihmal etmiyorum bu sırada. Hayatımın merkezine kendimden, hedef, değer ve amaçlarımdan başkasını koymuyorum. Bana bir şey katmayacak şeylerden uzak duruyorum. Bunları yaptıkça da istediğim her şey ayağıma geliyor. Kendini iyi hissetmek nedir, özgüven nedir, özsaygı nedir bunları öğrenmek hayatıma çok büyük şeyler kattı.

Hala çok fazla eksiğim olduğunu biliyorum. kırmızı hapı sadece kız tavlamak için okumadım hiç bir zaman. Okusaydım da başarılı olamazdım eminim ki, çünkü o bilgiler senin donanımınla hayata geçip işe yaracak şeyler bence. Bildiğimden emin olduğum tek bir şey var ki, 1.5 sene gibi bir sürede beni getirdiği nokta çok çok fazla. Umarım o hapı tamamen sindirebilirim bir gün.

Çok dağınık ve gereksiz şeyler yazmış olabilirim, iyi bir yazı olmamış olabilir. Sadece sizinle paylaşmak istedim. Bu siteye emek veriyorsunuz ve az da olsa emeğinizin karşılığını aldığınızı bilmeniz için yazdım. Teşekkür ederim bütün yazarlara ve siteyi kuran herkese, minnettarım.

Konuk Yazar

Disiplin eşittir özgürlük

Çoğu insan kendisini geliştirmek için yapabileceği o tek değişimi arıyor. Hayallerini gerçeğe dönüştürecek o tek değişim. Fişten çekilmek ve kırmızı hap öğretisini öğrenmek, böyle bir değişim gibi görünebilir.

Fakat hayatınızı istediğiniz hale getirmek, sizi kafanızdaki potansiyel kişiye çevirmek için gerekli şey sadece bir tane değil. Ya da 10 veya 100 tane şey değil. Bu hızlıca koşup aşabileceğiniz bir yol değil ve maalesef kısa yol da yok.

Meditasyon sizi oraya ulaştırmayacak, ya da mucize bir hap. Sadece kırmızı hapı okumak ve zihninizde evirip çevirmek örneğin sizi daha maskülin bir erkek yapmayacak.

Daha iyiye evrilmek baş koymanız; gün-gün, hafta-hafta, ay-ay vermeniz gereken bir savaştır. Bu savaş tembelliğe, zayıflığa, nefsinize yenik düşmeye karşı hiç durmayacak olan bir savaştır.

Bu savaş, disiplin gerektirir. Çok çalışma ve kendini adama gerektirir. Erken kalkmanızı, geç yatmanızı ve bu ikisi arasındaki her dakika disiplinli bir şekilde çok çalışmanızı gerektirir. Hem de HER GÜN!

Eğer daha iyiye evrilmek istiyorsanız, bunun kısa yolunu aramayı bırakın. Hemen disiplin ve çok çalışma savaşına girişin. Kırmızı hapı bilgisayar başında okuyarak ve yazarak mı yutmaya uğraşıyorsunuz? Yapmayın. Bu fiziksel bir savaş. Hergün saat 6’da kalkmanızı, 11’de yatmanızı ve aradaki zamanda ağırlık kaldırmanızı, işinize ve daha fazla kazanmaya odaklanmanızı gerektiren bir savaş. Eğer bilmiyorsanız disiplinli bir şekilde İngilizce öğrenmenizi, eğer İngilizce biliyorsanız üçüncü bir dili öğrenmeye başlamanızı gerektiren bir savaş. Hergün, hayatınızın her anında dominant ve maskülin konuşmaya ve davranmaya çalışmanızı gerektiren, kadınlar tarafından reddedilme korkunuzu aşmak için oyunu pratik etmenizi gerektiren bir savaş.

<<Motivasyon
Motivasyon hakkında fazla endişelenmeyin.
Motivasyon kaypaktır. Arada gelir gider.
Motivasyon güvenilmezdir ve hedeflerinizi başarmak için motivasyona bel bağlarsanız yarı yolda kalırsınız. (*)

Her sabah kalkmak ve işe
koyulmak için motive olmayı beklemeyin. Sırtınızı motivasyona dayamayın.
Sırtınızı disipline dayayın. Ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.

Yani :

KENDİNİZİ YAPMAYA İTİN.

Bunu da disiplinle yaparsınız.

Herkes iş yapmadan amaçlarını elde ettirecek mucize hapı arar.
Fakat böyle birşey yok.

Hayır.

Çok çalışmak zorundasınız.
Çizgiyi tutmak zorundasınız.
İşleri yapmak zorundasınız.
Yani hemen çalışmaya başlayın.
Disiplinli olun. Disiplinin kendisi olun.

BAŞARIN.

Hepsi bu.

Joko Willink >>

Yorgunluk, isteksizlik, yarın yaparım abicilik asıl düşmanlarınız. Feminizm, hipergami, vs … Bunlar tembelliğin, motivasyonsuzluğun ve işleri ertelemenin yanında hiçbir şey değiller.

<<  Artık yok.

Artık bahaneler yok.
Artık “yarın yaparım” yok.
Artık “bir seferlikten birşey olmaz” yok.
Artık kendi nefsimin zayıflıklarını kabullenmek yok.
Artık kolay yolu konuşmak yok.
Artık zihnimi işgal eden sağlıksız ve verimsiz düşüncelere  boyun eğmek yok.

Hayır!

Artık yok.
Artık doğru zamanı beklemek yok.
Artık kararsızlık yok.
Artık daha fazla yalan yok.
Artık zayıflık yok.

Hayır!

Artık yok.
Şimdi güçlü olmanın zamanı.
Ve güç ile, kararlılık ile, mutlak bir disiplin ile
Olmak istediğim kişiye dönüşeceğim.
Ve ancak o dönüşüm tamamlandığında oturup
Artık yok diyeceğim

Joko Willink >>

Kendinizi hergün istisnasız sabah saat 6’da o yataktan kaldıracak disiplini elde etmediğiniz sürece başarılı olma şansınız yok. Haftanın 3 – 4 günü salona gidip ağırlık kaldırmadıkça başarılı olma şansınız yok. Hergün bilgisayar oyunlarına, internette sörf yapmaya, film veya dizi izlemeye, pornoya saatlar ayırdıkça gelişme şansınız yok. Bu alanlarda disiplini ele alacak kadar maskülin değilseniz, gidip kızlara yürümenin pek bir faydası yok.

<< Hergün

Bu yarı – zamanlı bir iş değil.
Bu mesaiyi bitir ve artık evine git işi değil.
Bu, haftasonu tatil yaptığınız bir iş değil.

Hayır.

Bu işte haftasonu tatili diye birşey yok.
Bu hergün yapmanız gereken bir iş : Hergünün Pazartesi olduğu bir iş.
Ve bu hoşunuza gitmeyebilir.

Ben? Ben buna bayılıyorum.
Benim için hergün yeni bir başlangıç.
Yeni bir gün.
Yeni bir hafta.
Hayata yeni bir başlangıç.
Kapıdan erkek gibi çıkıp, güne acımasızca saldırmak ve sahip olmak için yeni bir fırsat.

Bugün kelleler alacağım.
Baskı kuracağım.
Saldıran taraf benim.

Tabii ki yorulacağım.
Dayak yiyeceğim hatta nakavt olup yere serileceğim.
Kötü günlerim de olacak.

Ama DURMAYACAĞIM.

Joko Willink >>

Disiplin eşittir özgürlük nereden çıktı diyeceksiniz. Burada yazdıklarım emekli komando Jocko Willink’in felsefesi ve disiplin konusunda yazılmış en iyi kitaplardan biri olan Discipline Equals Freedom: Field Manual kitabının konusu. İngilizce biliyorsanız mutlaka okuyun. Bilmiyorsanız öğrenin ve sonra bu kitabı okuyun. Kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda teori var ve ikinci kısımda ise pratik. Joko, ikinci kısımda, bu konuda ne yapacağını ve nereden başlayacağını bilemeyenler için çok sağlam bir yapılacaklar listesi veriyor.

Gerçi Joko’nun oldukça sağlam podcastlarını dinlerseniz, kitaptaki çoğu şeyin orada anlatıldığını göreceksiniz.

(*) – Motivasyon neden kaypaktır nasıl disiplinli olunur yazısında değindik.

Bolluk zihniyetinin dorukları

Farkettim de, alfa aşağı, alfa yukarı konuşuyoruz ama etten kemikten alfalara pek örnek vermiyoruz. Bugünden başlayarak açığı kapatalım ve hatta bugün iki tane verelim. Amerika’da maçlarda kiss cam (öpücük kamerası) diye bir olay var. Çiftlere odaklandı mı, çiftler büyük ekranda çıkıyor ve öpüşmeleri bekleniyor.

Aşağıdaki abinin ise bolluk zihniyetinin tepe noktalarındaki hareketi de bizi kopardı. Hatunu da koptu. Abinin başındaki alfa oturuşuna dikkat edin :

  • kızın beklentilerine meydan oku
  • cazibeli serseri ol
  • sıkıcı bir beta / efendi çocuk olma

Arada bu kiss camlere böyle elemanlar çıkıyor. Bir de dondurmasını hatundan cengaverce koruyan aşağıdaki alfa elemana bakın.

Hatun elemanın dondurmasından kaşıklamaya çalışıyor ama eleman dondurmayı çekince kaşık havada kalıyor. Hatun hemen surat yapıyor ama eleman kıza bakmıyor bile. Tüm dikkati oyunda. Kız bir atak daha yapıyor ama eleman dondurmasını yine başarı ile kaçırıyor. Eleman yine hatunun sormaya bile yeltenmeden “hakkı” saydığı bir kaşık dondurmayı geri çekiyor. Özür yok, kızgınlık yok. Dikkatle bakarsanız elemanın suratında belli belirsiz bir sırıtış var.

Hatunun suratındaki “bana bunu yaptığına inanamıyorum, ben bir kızım” bakışına dikkat edin. Eleman sonrasında hatuna dondurmadan tattırıyor ama dikkat edin o kaşıklama anında bile hatuna bakmıyor.

Eleman gayet eğleniyor. Kız da. Standart iyi çocuk kadınına böyle birşeyi yapmayı aklından bile geçiremez ama aslında bu tür kötü çocuk anları kadınların çok hoşuna gider. Bu çift viral olduktan sonra beraber televisyona çıkmışlardı ve “bu olay bizim için hiç önemli birşey değil ama olay oldu” demişlerdi.

Sizin için önemli olmayabilir birader fakat şu kısacık video ortalama iyi çocuğa kadın – erkek ilişkisi dinamiği konusunda beta akım medyada çıkan binlerce taviyeden daha fazla bilgi veriyor.

Video İngilizce ve çevirmeye üşendim ama medyaya neden beta akım dediğimi bu videodaki spikerler çok iyi gösteriyor. Biraz ingilizce biliyorsanız “she”‘nin kadın için, “he”nin erkek için kullanıldığını bilirsiniz. Adamlar neredeyse tamamen “she” diyor ve aslında tamamen kızın tepkilerine odaklanmış ve beta perspekstifinden “kadının suratındaki ifadeye bak, eve gidince başın dertte diyor” yorumları yapıyorlar. Adamın perspektifi yok tabii. Feminizasyon o kadar derine işledi ki, bu videoda yorum yapan adamların kendilerini ışık hızıyla kadınla özdeşleştirmeleri ( yani kadınlaştırmaları) neredeyse hiç kimseye garip gelmiyor.

Ortalama bir beta erkek bu elemanın bir ayı olduğunu ve eve gidince dırdır yiyeceğini düşünür. Oysa kırmızı hapı yutmuş bir erkek o gecenin nasıl duvardan duvara bittiğini tahmin etmiştir 😀

Bu iki adamın da ortak özelliklerine dikkat :

İkisi de kız arkadaşlarından onay aramayan tipler

İki erkek de sosyal baskıya boyun eğmiyor

İki erkek de ne kızın ne de toplumun bu antika hareketlerini nasıl değerlendireceğini umursamıyor

İkisi de sonuçtan bağımsız (bolluk zihniyeti ile olur ancak)

 

Biz Şimdi Neyiz?

Alfa erkek hakkında birçok tanımlama var. The Red Pill camiasındaki herkes alfa erkeği farklı şekillerde tasvir ediyor. Tam olarak şu ya da bu, denilen ortak bir alfa erkek tanımı yok. Güç ve otorite sahibi olma, liderlik etme, sözünü geçirebilme gibi herkesin hemfikir olduğu bazı özellikler var ama bunlar da tam olarak alfa erkeği tanımlamıyor. Bazıları alfa erkeğin superman gibi iyi bir karakter olduğuna inansa da, bazıları joker gibi pisliğin teki olduğunu düşünüyor. Bunlardan ikincisi bana daha uygun geliyor. Alfa dediğimiz adamın, elinde alışveriş poşetleriyle zile bastığını, ” hanım, bugün ne yemek yaptın? ” dediğini düşünemiyorum. Alfa erkek, kadınların hayranlığını kazanan sonra da işini gördükten sonra onlara tekmeyi basan, serseri ruhlu, pislik bir heriftir. Sadece kendini düşünür. Acı vermeyi sever. Bu yüzden dark triad dediğimiz şey, adeta onun karakterini oluşturur. Toplumdaki güç dengesini kendi lehine bozar ve istediğini elde etmek için her türlü kötülüğü diğer insanlara reva görür. Sanırım, Cengiz Han bu tanıma cuk diye oturuyor. Zevk ve sefa dolu hoyrat yaşamında fethettiği coğrafyayı kan gölüne çevirip sayısız suç işlemesine rağmen imparator olarak saygıyla anılıyor. Adına belgeseller yapılıyor, tarih kitapları adamdan gururla bahsediyor. Mesela, Hitler’i düşünün. Milyonlarca insanın kaderi, dudaklarının arasında. Bu adamın zamanında yaşasaydınız, otoritesine saygı duymaktan başka çareniz kalmayacaktı. Güç dengesini nasıl kurduğuna bakın: Alfa> sistem> toplum. Ben şahsen böyle bir adamın otoritesi altında yaşamak istemezdim.

İyi de, ne yapalım yani? Bir erkeğin bu noktada yapabileceği en iyi şey, Alfa olmaktan ziyade kendi değerini yükseltmeye çalışmak olmalıdır. İş yerinde eksikliği hemen hissedilen, değerli biri, evde güçlü, otoriter, saygı duyulan bir baba, arkadaşları arasında sözü geçen bir adam… Diğer türlü kendinizi tabutta ya da hapiste volta atarken bulabilirsiniz. Sistem, onu altüst edip kendinize göre ayarlayacağınızı bildiği için kendini güvence altına almış ve sizi elemek adına ciddi çalışmalar yapmıştır. Alfa olmak suç işlemeyi gerektirir çünkü yasalar onun karşısında konumlanmıştır. Sisteme düşman olmak yerine, mevcut sistemin avantajlarını, yelkenleri şişiren bir rüzgar gibi kullanıp yol almak gerektiğini düşünüyorum. Red Pill’i almış bir adamın beta olmasına imkan yok. Alfa olması da eğer ciddi bir travma yaşamamışsa çok zor. Bu adamın yapması gereken, karısına iyi bir eş, kardeşine iyi bir abi, annesine iyi bir evlat, topluma yararlı, değer yaratan bir birey olmak.

İnsan hayatı bir yolculuktur. Bu yolculukta eğer ders alabilirsen tecrübeler altın değerindedir.  Red Pill sana bu tecrübeleri nasıl değerlendirmen gerektiğini söyler. Kafandaki soru işaretlerini giderir. Alfa widow’dan, hipergamiden, slut shaming’den bahseder. Bu kavramlar hayatidir.

Peki biz şimdi neyiz?

Biz, çocukluğumuzdan beri betaize edilerek yetiştirilmiş, maskülen özellikleri törpülenmiş erkekleriz. Kafamızdaki soru işaretleri bizi gerçeği aramaya itti ve Red Pill ile tanıştık. Hayatımızın birçok alanında yüzümüze vurulan gerçeklikleri reddettik. İyi hissetmek için kendimize yalanlar söyledik. Vaktimizi boşa harcadığımız da oldu ama artık her şeyin farkındayız. Kurşunlarımızı doğru yere harcıyoruz. Hiçbir şeyin bizi yıpratmasına izin vermiyoruz ve erkek olmanın hakkını vermeye çalışıyoruz.

Uzaktan alfa

Sözlerinin Erleri yazısında, Tristan rumuzlu okurun şu yorumu üzerine birkaç şey yazmak istiyorum zira bu çok yaygın bir durum :

“Hocam bendeki sıkıntı çoğu zaman şu: Böyle fırıldak hatunlar, istedikleri ilgiyi veya alakayı gördükleri andan itibaren hemen pasif-aktif bekleyen konumuna alıyorlar kendilerini. Sonra da etraftaki bir başka erkekte aynısını deniyorlar. Bir tür ego tatmini herhalde.”

Ben de şöyle bir yorum ile bu konuya açıklık getirmeye çalıştım :

“Hocam o sıkıntı bizim e-mail ile en çok soru aldığımız sıkıntı. Maalesef genellikle hatunların fırıldaklığı ile ilgili değil. Hatunların istedikleri ilgi ve alakayı görmeleri ertesi pasif – aktif olmalarından ziyade olan maalesef şu : Uzaktan cool ve alfa görünen birçok erkek, elinde çok opsiyon yok iken bir kız ilgi gösterince o kız karşısında betalaşır. Heyecanlanır, fazla ilgi gösterir, duruşu – sesi pasifleşir falan.

Burda ego tatmini de vardır ve bazen hatunlar fırıldaktır muhakkak ama asıl olan maalesef benim dediğim dinamik. Unutma, kadınlar erkeklere göre çok daha fazla sıklıkta tabak çevirir (onların farkı az bir kısmı hariç kadınlar tabaklarıyla paralel yatmazlar, bir tabak esas oğlan olur diğerleri Plan B) ve sen ilgi karşısında betalaşırsan, betalaşmayan öne geçer.

O yüzden ya opsiyonlarını arttıracaksın ya da yapamadığın zaman (ki çoğu zaman durum budur) opsiyonların varmış gibi davranacaksın.”

Tristan’un şu devam yorumu üzerine bir yorum atıyordum ama uzun uzun yazınca bunu ayrı bir post yapmaya karar verdim. Dediğim gibi bu çok yaygın bir şey ve bu konuda çok e-posta alıyoruz:

Burada yapılması gereken şey, başta takındığın tavrı takınmak mıdır? Öyleyse pek başarılı olmuyorsun, çünkü başta neysem, kendimi bozmuyorum. Çoğunlukla reddedilmekten çok, kızlar sıkılıp gidiyor. Etrafta tabak çok nasılsa.

Uzaktan size ilgi gösteren kızın sizin onun ilgisini farkedip iletişime geçmenizin ardından size ilgisini kaybetmesi çok yaygın bir durumdur. Özellikle tipi ve fiziği iyi ama içten toy erkeklerin sık olarak başına gelir. Hatta bu gençlerin bir kısmı için olay şöyle gelişir : sikerim bu ilişkileri deyip yalnız kalmaya çalışırken bir kız çıkar erkeğe ilgi gösterir ya da erkeği ilişkiye çeker (bunun bir başka yaygın versiyonu da erkeğin yalnız iken alfa olup, ilişkide beta olmasıdır) ama bu erkek iletişimde / ilişkide kızı hemen ONEitis yapar ve betalaşır ve ilişkiden ağzı yanar yine. Bu döngü devam eder.

Kızların sıkılıp gitmesine gelelim. Bu genellikle erkeğin işi bir üst seviyeye taşıyıp olayı hızlıca bağlayamaması ile olur (bazen de başka bir erkeğin çok daha şanslı ve hızlı olması ile). Genç ve güzel kadınların çevresinde, çevirebilecekleri çok tabak vardır ama bu tabakların çoğu uydu erkektir. Burada erkeklerden farklı bir dinamik olsa da (aşağıda değineceğiz) kadınların bu meriç sürüsünü hayal güçleri ile lehlerine kullanma yeteneklerinden alınacak dersler yok değildir. Aslında bu meriçlerin çoğu alternatif olmasa da (bir meriç kadına, çok şişman ve bakımsız bir kadın erkeğe nasıl görünüyorsa öyle görünür) ve meriç olmayan erkek az bulunur olsa da kadınlar bu erkeklerin hepsi alternatifmiş gibi hissedip “aman elimi sallasam ellisi” diye kendilerini gazlayabilirler.

Ama burada hiç unutmamanız gereken nokta, kadınlar ve erkekler arasındaki çok önemli bir ayrım.

Kadınların ilişkilerde ödül birimi ilgidir, erkeklerin ise seks.

Kadın sekse erkek kadar ihtiyaç duymaz (bunun aksini iddia edenler size yalan söylüyor ve bu konuda sıradaki bir yazı), erkeğin ilgiye kadın kadar ihtiyaç duymaması gibi. Bu nedenle kadının çevresinde dönen uydu erkekler (seks almadan yakın ilgi veren erkekler), erkeğin elinin altında tuttuğu fuckbuddy kadınlara (ilgi almadan seks veren kadınlar) denktir. Bu nedenle uydusu olan kadınların ( eşittir güzel kadınlar) tatmin seviyesi, fuckbuddysi olan erkek tatmin seviyesindedir. Eğer bir erkeğin düzenli pompaladığı ya da pompalama ihtimali olan kadınlar olsa idi (uydu erkekler kadar yaygın değiller ve bu da erkeklerin hanesine yazılacak bir utançtır) onun egosu da tepelerde olurdu. Fakat tabii ki çoğu erkeğin böyle bir lüksü yok. Kötüsü, uydu erkek sayısı hızla artıyor ve özellikle sosyal medya ile kadınların bu ego şişmesi kronikleşti.

(NOT : İşte tam bu yüzden ilginize karşılık vermeyen kızı hemen bırakın. Toplam kadın egosunu şişiren sürüye katılıp işleri daha da zorlaştırmayın)

Burada yapılması gereken şey, başta takındığın tavrı takınmak mıdır?

Burada yapılması gereken ilk şey, tabak çevirmektir. Erkekler, opsiyonları kadar güçlüdür ve uzaktan alfa erkeklerin kadın ilgisi ile betalaşma sebebi ellerinde opsiyon olmadığı için ilgi gösteren kadına çölde su muamelesi yapmalarıdır.

Tabak çevirme ile ilgili yanlış anlaşılan birşey var. Tabaklarınızla yatıyor olmanız gerekmez. O çeşit tabak çevirmek daha iyi ama elinizde tek bir opsiyon yokken bile birden 2 – 3 kadın bulup yatmaya nasıl başlayacaksınız ki? Hele bunu yapamayacağınız yerleşim yerlerinde. Şuradaki kırmızı haplı çocuk gibi opsiyon sayısını yüksek tutmak, opsiyonlardan ilgisi az olanları hemen düşürmek ve kadından karşılığını görmeden ona ilgi vermeyerek diğer kadınlara daha açık olmak da tabak çevirmektir. Yalnızken alfa ve kız görünce beta olan erkekler, mavi haplı çocuklardır genelde.

Yani birincisi, fiziksel olarak olmasa bile zihinsel olarak tabak çevirmek, kadın ile elinizdeki kartları eşitleyecektir. Eğer kızdan başka opsiyonununuz yoksa şu an en hızlı yapabileceğiniz şey bu kız ile olmazsa olmaz psikolojisine girmektir (ama bunu kıza karşı adım atmama bahanesi olarak kullanmayın).

İkincisi, muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızdaki asil kanda mevcut mu diye düşünmeniz lazım. Testosterondan bahsediyorum. Genç erkeklerin testosteron seviyeleri genellikle acınacak seviyelerde ve bu eksiklik hem onların bir kadına dominant ve çerçeveyi korur bir şekilde yürüme dürtülerini baltalıyor hem de kadınlar testosteron yüküne olumlu tepki verdiklerinden kadınlar tarafından çekici bulunma ihtimalini azaltıyor :

  • Eğer düzenli olarak gyme gitmiyorsanız ve ağırlık kaldırmıyorsanız,
  • Yediğinize içtiğinize dikkat etmiyorsanız (özellikle de aşağı doğru bakınca göbeğinizden pipinizi göremiyorsanız emin olun testosteron seviyeniz çok çok kötü durumda),
  • Uykunuz düzenli değilse,
  • Hayatta bir iş / sanat / zanaat hırsınız yoksa,
  • Porno ve mastürbasyon tam gaz ise,
  • Televizyon ve bilgisayar karşısında saatlerinizi harcıyorsanız,

işiniz yaş. Bunu ikinci yazdım ama aslında hem ilk başta yapmanız gereken şey testosteron dostu bir yaşama geçmek hem de bunu yapmamak için bahaneniz çok çok az. Genelde fiziksel bir engeliniz yoksa bunları yapmamanın suçu size ait. Eğer daha bu temel taban yok ise tavsiyemiz rahip modu.

Ve üçüncüsü evet, burada yapılması gereken şey dominant davranışları ve çerçeveyi kızla iletişimde bilinçli bir şekilde devam ettirmektir. Uzaktan alfa görünüp, yakından betalaşmamaktır. Erkekler bunu zilyon şekilde yaparlar :

  • Kızla konuşurken fazla gülümsemek,
  • Fazla konuşmak ki özellikle ara ara olacak sessizlikleri idare edecek yüreğe sahip olmadığı için sürekli konuşmak,
  • (Sanki kimse kendinden böyle birşey istiyor gibi) kıza kötü çocuk / azgın teke olmadığını göstereyim derken zararsız bir tavşan gibi görünmek
  • Kendisi ilgili çok şey anlatarak kızın hayalgücü ve gizem ihtiyacını baltalamak
  • Kendi çekiciliğinden emin olmadığı için cool konuşmalara, ilginç konularda engin bilgisini gösterme vs. gibi gereksiz kasıntılara girişmek (özellikle başında konuşmayı hafif tutmak gerekirken),
  • Shit testleri geçememek (bkz. standard shit testler )
  • Göz teması kuramamak,
  • Kızın her dediğini onaylamak,
  • Kıza karşı çıkamamak, karşı fikir belirtememek,
  • beta vücut dili,
  • Kızı ONEitis yapmak,
  • Kızla ilgili hayaller kurmak ve kızla ilgili fazla düşünmek,
  • Kızı takip etmek (özellikle sosyal medyada ki betanın dibi bir davranıştır)
  • Bir kız ilgi gösterince radardaki diğer kızları hemen unutmak ve radarı komple kapamak
  • Kızdan başka opsiyonunun olmadığını açık açık kıza göstermek (örneğin kızı sürekli mesajlamak ve aramak, kıza bir mesaj atmak ve kız hemen cevap vermeyince ardından “yanlış birşey mi attım?”, “neredesin” gibi bir mesajla takip etmek, …)
  • vs … vs …

Bunlar çerçeveyi ve dominantlığınızı kızın ayaklarının altına attığınız anlamına gelir. Bunları yaptınız mı, kız sizi uzaktan yanlış anladığını ve aslında bir beta olduğunuzu anlar ve sizden hemen sıkılır. Erkeklerin yüzde 90%i böyledir zaten ve böyle elinin altında bir sürü erkek vardır, neden sizden sıkılmasın ki!

 

Algılanan statü ve cinsel pazar değeri

Statünün, paranın ve karizmanın nasıl algılandığının, erkeğin cinsel pazar değeri üzerindeki etkisini gösteren bir deney var aşağıda. 37 yaşındaki Peter’ın önce doğal hali kadınlara gösteriliyor ve sonra da bir stilist tarafından daha nüfuslu biri gibi giyindiği zamanki hali.

Türkçe altyazılı.

 

Burdan hemen klasik “kadınlar paraya gelir abi” çıkarımı yapacaklara (ki belgeselde de bu ima var), sayılara dikkat etmelerini öneririm. Adamın ilk halinden, ikinci haline geçişinde kadınların tahmin ettiği gelir seviyesi artışı sadece yüzde 25. Ama adamın ortalama çekiciliğindeki artış yüzde 70!

Kadınlar paraya gelir sığlığı ile ilgili Skeptico Parayla her kadının elde edilebilmesi adlı güzel bir yazı yazmış. Hala okumadıysanız (neden?) gidin okuyun. Kadınları etkilemek için elbet bir asgari gelirinin olması lazım ama benim kişisel görüşüm Peter’ın giyimi, daha bakımlı ve karizma olmasının kadınların gözünde Peter’ı çekici bulmalarına etkisi (cinsel pazar değerindeki artış) paradan ziyade (sadece yüzde 25 artıyor), statü. Bence zıplayan çekiciliğin sebebi bu.

Saha Raporu – 50 öpücük bir la pompa

Hatunla internette tanıştık. Kısa bir yazışmadan sonra bir yerlerde ikimiz de müsait olunca buluşmak üzere anlaştık. Normalde 30 yaş üstü hatunlarla pek takılmam ama bana spor olarak direk dansı tercih ettiğini söyleyince ilgimi çekti ve numaralarımızı aldık.

Aradan 20-25 gün geçmişti ve bir anda aklıma geldi ve yazdım.  Hatun yakında olduğunu ve kısa da olsa goruşebilecegimizi söyledi. 15 dakika sonra anlaştığımız yere geldim. Karşımda dudakları hafif silikonlu, sarışın bir bomba vardı. Hiç istifimi bozmadan selamlaştık ve içeri geçtik.

Hemen alfa erkek pozunu alıp hatunun yanına oturdum. Birkaç dakikaya kalmaz ellerim omuzlarında idi. Güzelliğini çok övüyordu, belli ki uyduları çok iltifat ediyordu. Ben ise hergün gördüğüm birşey bu havasında takılmaya devam ettim. Çok güzel yemek yaptığımı ve onun içinde özel birşeyler hazırlayabileceğimi söyledim. Eğer  beğenirse karşılığında özel bir dans istediğimi söyledim. Evine bırakırken dudaklarının tadına baktım.
Anlaştığımız gün öncesi bana beni hiç tanımadığını ve bende kalamayacağını söyledi. Ama ikna ettim bu akşam görüşelim dedi. Ben de bu akşam başka planlarım var deyip reddettim. Gece bana gece klubünde olduğunu ve istersem gelip biraz takıldıktan sonra bana gidebileceğimizi söyledi  bende bunda bir “beta oder”  durumu gördüğüm için whatsapp mesajını okuyup cevap vermedim. Ertesi gün goruşmemize 2 saat kala türlü bahaneler uydurup bana gelmeyi reddetti. Ben de ona açıkça “yeterince kadınım var, senin olgun bir kadın olduğunu ve daha derin bir ilişki kurabiliriz diye düşünmüştüm ” dedim. O da hadi sinemaya gidelim dedi. Yine tavrımı koydum, “senin istediğin seyleri yapmak zorunda değilim. Eğer gerçek bir erkekle olmak istiyorsan kuralları ben koyarım” dedim. Hatun mesajlarımı çok uzun aralıklarla okuyor ve okuduktan sonrada biraz daha bekleyip cevap veriyordu. Son mesajımın üzerinden 1 saat geçmişti artık başka alternatiflerle plan kurmaya baslamışken bana sex shop ürünü omuz askılarını aşağı indirdiği bir hizmetçi kıyafetiyle fotoğraf gönderip ona yakışıp yakışmadığını sordu ve ekledi “çok rahat bir elbise, tenime değmesinden çok haz aldığım bir kumaşı var”. Ben de “eh işte fena değil” diye cevap verdim. Zoruna gitmiş olacak ki üzgün  smile lar atmaya başladı ve “demek beğenmedin” dedi. Ben de ” bana tam boy fotoğraf gönder, bu şekilde gözüm yanlış yerlere kayıyor” dedim ve en sevdiğim şeytan smilemi gönderdim. Oda “evet galiba elbiseyi gölgeledim”dedi. Daha sonra telefonda biraz konuştuk. Ben çerçevemi ona kabul ettirmeye kararlıydım. Bu tür hatunlar için burada Türklerin yarattığı bir deyim var: “yedir-içir dobriy vecer (iyi aksamlar) . Ceza oyununu seçtim.  Bana “kızgınlığın geçti mi?” Diye sorunca ben de ” sana ceza kestim, ödersen affederim. Cezan bana 50 öpücük.. ” hoşuna gitti. “Nereyi öpecegimi kendim mi seçeceğim?” Diye sordu ve ekledi “eğer 50 defa seni farklı yerlerinden öpersem bu gece sinemada bitmez”. Ama şartımı kabul etti.

Arabaya biner binmez dudağına öpücüğü kondurup.”kaldı 49″ dedim ve bütün film boyunca saydım. Film çıkışı bana gidiyoruz diye emri-vaki yaptım. Yine biraz mırıldadı ama ben yolu kendi evime doğru cevirdim. Kararlılığımı görünce itirazı kesti. Ve şart saymaya başladı. Ben de sadece bakıp sinsice bir gülüş attim :).

Eve varınca hemen dudaklarına yapıştım ve kucaklayıp yatağa görürdüm. Hatun tam bir porno yıldızı gibiydi. Dik, sert ve iri göğüsler(silikon sandım ama doğal olduğunu söyledi ve ameliyat izi yoktu ) incecik bir bel. Yuvarlak ve sert bir popo. Direk dansı yaptığı için geniş ve güçlü omuzlar ve harita gibi bir sırt. Sert ve uzun bir la pompa sırasında şarıl şarıl orgazm oldu. Pozisyon değiştirmek istediğini söyleyip ayağa kalktı ve ellerini duvara koyup arkasını döndü. Bende kalkıp poposuna bir şaplak attım ve “şimdilik bu sana yeter. Söz dinlemeyi öğrendiğinde seni ödüllendirecegim” dedim ve banyoya gittim. Şimdi iş seyahatindeyim ve hatun bana evdeki bütün fantazi koleksiyonunu tek tek fotoğraflayıp heyecanla bekliyor.

Yeni tabagima hoşgeldin diyin 🙂

Konuk Yazar : Ed